Evrenin Kaderini Gizleyen “Karadelikler”


cuma mesajlar

Bir nötron senedızının, çekirdek(yürek) kütlesi, 2.5Mg(güneş kütlesi)ni aşarsa, senedız, kendi kütlesel çekimine karşı koyamayacaktır. Yıldızın, çok kilolarını atması amacıyla, ne yakıtı, ne de kütlesel çekime karşı koyacak kuvveti olacaktır. Bu Chandraskher sınırına benzer, Landau-Oppenheimer-Volkov sınırı olan, kritik bir kütledir. Bu kritik kütleyi aşan senedız, kendi merkezine doğru, çökmeyi ve ezilmeyi sürdürecektir. Bu çöküşle beraber, etrafa uyguladığı kütlesel çekim kuvveti artarken, uzay -vakit eğriliğinin de, artmasını sağlar. Yıldız büzüldükçe, yüzeyindeki kütlesel çekim kısmı güçlenir. Yıldızdan kaçıp kurtulma sürati da, gittikçe artar. Öyle ki sonucunda, ışığın dahi kaçamayacağı, sınır sürate ulaşır. İşte bu, karadelik diye tanımladığımız uzay-vakit eğriliğinin, edebiyete yaklaşan bir bölgesidir. Karadelikler, maddenin, resmen ezilerek, yok bulunduğu görünmez noktalardır. Karadelikden ışık kaçamazsa, fiziksel hiçbir şey kaçamaz. Karadelikler, senedızların ölümünün bir sonucudur. Tüm bu süreçlerde, ‘genel göreceliğin kütlesel çekim yasası’ ve ‘özel göreceliğin bu fiziksel evrende, hiçbir şeyin ışıktan süratli gidemeyeceği yasası’ hâkimdir. Genel görelik yasasına göre, kütlesi olan her cisim, evreni(uzay-vakitı), eğip-bükmektedir. Karadelikler, çok büyük kütleli senedızlar oldukları amacıyla, uzay-vakitte, resmen dipsiz bir kuyu meydana getirmektadırlar. Karadelikler, büyük kütleli senedızların son halleri ve karanlık maddenin, düşünülebilecek en karanlık biçimleridir. Doğrudan gözlenmeleri, olası değildir.

Kendisinden, ışık dahi kaçamadığı amacıyla gözlenemezler. Adeta, bir kozmik sıkı denetim bulunmaktadır. Karadelik civarında, uzay-vakitte, öyle bir bölge bulunmaktadır ki, bu bölgedeki hadiselardan, ışık bile kaçamaz. Karadelik, bir tuzak yüzeydir. Bu yüzeyden içeriye, bir kez girerseniz, geriye dönüş yoktur. Karadelikler, uzaytozu parçacıklarından, ışık fotonlarından, dev senedızlara kadar, denk geldiği her şeyi yutan; resmen dev kozmik bir süpürge, ya da vakumlardır.
Dev Kütleli Karadelikler

Evren de en çok tespit edilen karadelikler, Güneşten aşağı yukarı 10 kat büyük senedızlardır. Samanyolu merkezinde tespit edilen karadelik, 2.6milyon Güneş kütlesi büyüklüğündedir. Aynı şekilde, Andromede gökadasının, merkezindeki karadeliğin kütlesinin de, 10milyon Güneş kütlesi bulunduğu, ön görü ediliyor. Bu dev kütleli karadelikler, gökada oluşurken, gaz bulutlarının, yoğun merkeze çökmesiyle, meydana çıkar.’Kaymak deneyi’nde bulunduğu gibi, merkezde büyük kütleli senedızlar yer alır. Gaz molekül bulutları, kendi yoğun merkezine çökerken, burkulma ve dönme oluşturur. Bu merkezi topak, merkez çevresinden çaldığı, gaz ve parçacıklarla daha da büyür. Ayrıca, ‘her gökadanın merkezinde, büyük kütleli karadeliklerin var bulunduğu’, düşünülmektedir. Bu hal, gerektiğince anlamlıdır. Hatta Samanyolu galaksisinde, bir milyardan daha çok, karadelik bulunduğu sanılmaktadır.

Vaka Ufku

Schwarzschild yarıçapı, karadeliğin kritik yarıçapını gösterir. Schwarzschild yarıçapındaki üç ebatlı yüzeye, karadeliğin hadise ufku denir. Vaka ufku, kendisinden kaçılması olası olmayan, bir uzay-vakit bölgesidir. Karadeliği çevreleyen bir zar gibidir. Kendini hadise ufkun da bulan rastgele bir cisim, kaçamaz ve dış dünyayla etkileşim kuramaz. Vaka ufku, Karadelik den kaçmaya çabalayan ışığın, uzay-vakitte izlediği yoldur. Aynı süratle hareket eden radyo dalgaları da, hadise ufkundan kaçamazlar. Karadeliğin hadise ufkunun yarıçapı, kütlesiyle doğru orantılıdır. Güneş kütlesi kadar kütleye sahip bir karadelik amacıyla, kritik yarıçap, aşağı yukarı 3km dir. Yaklaşık 10Mg (güneş kütlesi) kadar olan bir senedızın, Schwarzschild yarıçapı ise, 30km civarındadır. Aynı şekilde, Dünya’nın karadeliğe dönüştüğünü varsayacak olursak, hadise ufku, 9mm den daha az olacaktır.

İki karadelik çarpışır ve çekirdek kaynaşmasıyla, tek bir karadelik oluşursa; bu karadeliğin hadise ufkunun kısmı, bu iki karadeliğin, hadise ufuklarının alanları toplamından daha büyüktür. Karadeliğin kütlesindeki değişiklikle, hadise ufkunun kısmı arasında, bir temas mevcuttur. Karadelik tekilliği, hadise ufkunun tam merkezindedir. Adeta hadise ufkunun merkezinde, bir noktadır.

Karadelik Tekilliği

Roger Penrose ve Hawking, gerçekleştirdikleri ortak çalışmalarda, ‘genel görelik kuramı’ na göre; karadeliğin içersinde, edebiyete yakın yoğunlukta, bir ‘tekillik ve uzay vakit eğriliği’ bulunduğu, meydana kondu. Bir karadeliğin merkezi, uzay -vakitte, bir ‘tekil nokta’dır. Bu, sürenin başlangıcındaki; ‘büyük patlamaya’ benzer. Fakat karadeliğe düşen bir madde ve astronot amacıyla, sürenin başlangıcı değil, sürenin sonudur. Bu karadelik tekilliğinde, fizik yasalarını ve bu yasalara dayanarak, geleceği ön görü etmek imkânsızdır. Bu tekillikte, madde gibi, vakitte son bulmaktadır. Vaka ufkunun dışında tespit edilen bir kimseye, buradan ne ışık ne de diğer bir şey ulaşamayacaktır. Hiçbir parçacık, hem de fotonlar, ışık ışımasını meydana getiren parçacıkların kendileri de, bu kütlesel çekime tabii olduklarından, dışarı kaçamazlar. Ne karadeliğin hadise ufkuna giren bir gök cismi ya da parçacık, nede karadeliğe dönüşen senedıza ait parçacık, bundan sonra karadeliği terk edemez. Burada, karadelik sıkı denetimü hâkimdir. Karadelik kara değildir, ama gözükmez.

Genel görelik denklemlerinin, birtakım çözümlerine göre, astronot, tekillikten geçerek, evrenin diğer bir bölgesine ulaşabilir. Uzay gezileri amacıyla karadelikler, potansiyellere sahiptir. Aksi halde, diğer senedızlara ve galaksilere ziyaretin khadise bir anlamı, yoktur. Karadelik tünelleri, evrenin diğer köşelerine, yolculuk gerçeklştirmeyi olası kılabilir. Bir karadeliğin merkezi, uzay-vakitte, bir ‘tekil nokta’dır. Genel görelik teorisine göre, ‘kurt deliği’ adı verdiği bu tür noktaların, uzay-vakita bir köprü-tünel olma olasılığı, söz hususudur. İnsanoğlu, karadelikler ve kurtdelikleri ile erişilmez evrenlere ulaşabileceğini bekliyor. Kuramsal olarak, bu yolların, kestirme yollar bulunduğu öngörülüyor.
Acaba Dünyalılar; ‘insan’ ya da ‘cin’, karadelik tünellerini kullanarak, yolculuk yapabilirler mi? Bir karadeliğin amacıylae atlarsanız, parçacıklara ayrılırsınız. Acaba bu parçacıklar, diğer bir evrene ya da bir köşesine taşınarak, meydana çıkmanız olası mü?

Nitekim Kur’an da ki Hızır meselesi, işlemişe ve geleceğe yolculuk amacıyla enteresan bir örnektir. Aynı şekilde ‘cinler’in, ‘İkinci Sema’nın sınırlarına kadar, yolculuk gerçekleştirdikleri, burada, ‘İkinci Sema’dan ‘dinleme’ gerçekleştirme isterken kovuldukları, açık bir şekilde, ifade edilmektedir. ‘Cinler’in ‘İkinci Sema’nın sınırlarına yaklaşmaları amacıyla, gidiş-geliş toplam süre; milyarlarca sene, yolculuk yapmaları gerekiyor. Bunun ise, karadelikler olmadan başarılması, olası gözükmüyor. ‘Cinler’in ne süratlerı, nede hayat süreleri, Ku’ran ifadeleriyle, muhkem olan bu yolculuğu yapmaya, yetmez. Fakat, yolculuk gerçekleştirdikleri da kesin.

Karadelikler, uzay ve vakitte yolculuk amacıyla, potansiyeller içermektedir. Fakat, genel görelik denklemlerinin çözümleri, gerektiğince kararsız gözükmektedir. Karadelik sıkı denetimüne, hala büyük bir umut bağlanmaktadır. Çıplak tekillik, işlemişe yolculuk amacıyla, potansiyel bir kapı olarak, görülmektedir. Bilim-kurgu yazarlarına, çok cazip gelen bu alan, gerçekte, gerektiğince tehlikelidir. Böyle bir kuvveti elde eden bir Dünyalının, neler yapabileceğini, ön görü etmek, güç değildir. Fakat bu tür bir yol, henüz kapalı gözükmektedir.

Gerçekte, karadeliğe düşen astronot, ayaklarından çekilerek, evvelce iplik gibi uzayacaktır. Astronotun, karadelikten kurtulması amacıyla, ışıktan daha süratli hareket etmesi gerekir. Adeta astronot, ‘iplik’, karadelikte, ‘iğnenin deliği’ olmuştur. Sonuçta, birkaç saniye içerisinde, paramparça olacaktır. Öyleki, astronot, bu tekillikte, moleküllere; molekül, atomlara ve atomlarda, çekirdeklere parçalanacak. Hatta çekirdekleri ve bütün atom altı parçacıkları da, parçalanacak ve ezilecektir. Neredeyse ezilmenin sonu yoktur. Yıldızlar, galaksiler ve evreni bekleyen sonda budur. Sadece madde değil, uzay-sürenin kendiside, bu akıbetten kurtulamayacaktır. Bu tekillikte, bilgi de yok olmaktadır.’Bilginin korunduğu’ fizik prensibi gibi, diğer fizik yasları da, burada işlememektedir.

Bir karadeliğin amacıylae atlarsanız, parçacıklara ayrılırsınız. Acaba bu parçacıklar, diğer bir evrene ya da bir köşesine taşınarak, meydana çıkmanız olası mü? Gerçek vakitte, bir karadeliğe düşen astronotun, atom altı parçacıklarının işlemiş tarihleri, bu tekillikte yok olur. Fakat bu parçacıkların, ‘sanal vakit’daki tarihleri devam eder. Yani, diğer bir evrende, ‘sanal’ olarak meydana çıkabilirler mi? Elbette henüz, karadelikler yoluyla, uzayda yolculuk gerçekleştirme, pekte güvenilir görünmüyor.

Dönen Karadelikler

Karadelikler, kendi eksenleri çevresinde dönerler. Madde, karadeliğin içersinde, sarmal(burgulu) bir yol izler. Dönen karadelikler, çok daha süregelen olmakla beraber, dönmeyen karadeliklerde bulunmaktadır. Aynı şekilde elektrik yükü olan, olmayan karadeliklerden söz edebiliriz. Karadelik oluşurken, senedızın kütlesi dönüyorsa, bu dönme, karadeliğe miras kalır.

1967 de, Werner İsrael, dönmeyen karadeliklerin, çok khadise yapıda bulunduğunu gösterdi. Karadeliğin çapının, kütlesine bağlı, tam bir küre bulunduğu kanıtlandı. Roy Kerr ise, dönen karadelikleri tanımlayan, çözümler elde etti. Büyüklükleri ve biçimleri, yalnızca kütlelerine ve süratlerine bağlı olan Kerr karadelikleri, sabit bir süratle dönmekteydiler. Dönme sürati sıfırsa, karadelik tam bir küre biçiminde olacaktı. Daha sonra, Carter, Hawking ve Robinson, dönen karadelikler amacıyla, Kerr çözümünü sağladılar.

Böylece kütlesel çekimin yönetmekte bulunduğu çöküşün sonucunda, karadelik, bir dönme hareketi kazanır. Bu karadeliğin büyüklüğü ve biçimi, çökerek onu meydana getiren senedızın, kimyasal yapısına değil, yalnızca kütlesine ve dönme süratina bağlı olacaktır. Karadelik, çöken senedızın, diğer bir özelliğini taşımaz. Yani, bunun anlamı, senedızın, yapısal bilhassarinin kaybbulunduğudur. Çöken senedızın, nasıl bir senedız bulunduğu, mühim değildir.

Sonuç olarak karadelik, yalnızca kütle, açısal moment ve elektrik yükü bilhassariyle tanımlanan, kararlı bir hale geçer. Karadeliğin bu son halundan dhadiseı, ‘karadeliğin saçı yoktur’ önermesi, çok sarfedilen bir deyim olmuştur. Bu şu demektir ki, senedızın kütlesel çöküşünde, çok miktarda bilgi kaybından dhadiseı, karadelik ‘kel’ kalmıştır. Bu son hal, senedızın, madde ve anti madde yapılı, küresel ya da düzensiz şekilli bulunduğundan bağımsızdır. Sonuçta karadelikler, çok detaylı senedız yapılarının çöküşünden, meydana çıkmış olabilir.

Karadelik Radyasyonu

1974 de Hawking, ‘karadelik ışıması’nı öngördü. Buna, ‘Hawking radyasyonu’ da denir. Karadelik, dışarıya ışık kaçırmıyordu, ama radyasyon yayıyordu. Penros’un kanaat deneyi ise, karadeliğin, kendi ekseni çevresinde dönme enerjisinin bir bölümünü, dışarıya aktaracağını öngörüyordu.

Karadelik, derli toplu bir süratle parçacık yayar. Karadelik, yüzey kütlesel çekimiyle orantılı ve kütleyle ters orantılı bir sıcaklıkta, bir sıcak nesne gibi, parçacık üretip, yayar. Bu, sonlu bir sıcaklıkta, ısıl denge, demektir. Nasıl oluyor da, hadise ufkunun içersinden, hiçbir şey, dışarıya kaçamayacağı halde, karadelik, parçacık yayınlar gözüküyor? Yahut radyasyon, karadeliğin kütlesel çekim kısmından, nasıl kaçıp kurtuluyor? Bunun cevabı, belirsizlik ilkesinin, parçacıkların, ufak bir mesafe amacıyla, ışıktan daha süratli ilerlemesine, izin vermesidir. Bu hal, parçacıkların ve radyasyonun, hadise ufkundan çıkmalarına ve karadelikten kaçıp kurtulmalarına imkân verir. Fakat karadelikten kaçan şey, amacıylae düşen şeyden değişik olacaktır. Yalnızca enerji aynı olacaktır.

Kuantum mekaniği, sıksık olarak, çiftler halunda maddeleşen, ayrılan ve yine bir araya gelen ve biri birini yok eden ‘sanal’ parçacık ya da anti-parçacıklardan söz eder. Sanal parçacıklar, ‘gerçek’ parçacıklar gibi, bir parçacık detektörüyle algılanamazlar.Fakat, dhadiselı tesiri ölçülebilir. Proton, nötron, elektron, kuvark vs. bütün bu gerçek parçacıkların, anti-parçacıkları(sanal-melekut) mevcuttur. Fotonun, anti-parçacığı ise kendisidir. Gerçek parçacıklar artı enerjiye, sanal parçacıklar eksi enerjiye sahiptir.

Bir çift parçacıktan birisi, karadeliğe düşerken, ötekini hadise ufkunun sınırında, yalnız bırakabilir. Yalnız kalan parçacık ya da anti-parçacık, ötekinin arkasından, karadeliğe de düşebilir ya da kaçıp kurtuladabilirde. Dışardan bakan bir gözlemci, onu, karadeliğin çıkardığı ‘radyasyon’ olarak görür.

Karadeliğe, anti-parçacığın düştüğünü varsayarsak, bu sanal parçacık, vakit içersinde geriye gidecektir. Bu karadelikten çıkan ve vakit içersinde geriye giden, bir parçacık olarak düşünülebilir. Parçacık, anti-parçacık birleşmesiyle, maddeleşme adımına gelince, kütlesel çekim kısmı, ona çarpar ve vakitte ileriye doğru yol alır.

Karadelik küçüldükçe, sanal parçacığın, gerçek parçacık olmadan evvelce, alacağı yol kısalacaktır. Ve bu türlikle, karadeliğin, parçacık yayınlama sürati artacak ve görünen ısı meydana çıkacaktır. Karadeliğin yaydığı parçacıklar, karadeliğin kütlesi azaldıkça, süratle çoğalan bir ısısı gösteren, ısıl spektruma sahip olacaktır. Sonuçta, karadeliğe düşen iki eş parçacıktan, biri içerde kalırken, öteki dışarı kaçacak ve karadelik buharlaşması yaşanacak ve karadeliğin kütlesi, azalacaktır.

Örneğin, elektron, kütlesel çekim namacıylaiyle, karadeliğin amacıylae çekilecek, pozitron(anti-elektron) kaçacaktır. Bu süreçte, karadeliğin sahip bulunduğu elektriksel yükün ufak bir bölümü, yok olacak ve dönme momentinin çok az bir bölümü de, dışarı taşınacaktır. Böylece karadelik, enerji kaybedecektir.

Kısaca ifade edecek olursak, bir karadelik parçacık ve radyasyon yayarken, kütlesi ve büyüklüğü, derli toplu olarak azalacaktır. Bu, daha çok parçacığın, dışarıya tünel açmalarını khadiselaştıracaktır. Böylece süratli bir radyasyon ya da karadelik buharlaşması yaşanacaktır. Fakat, büyük bir karadelikler amacıyla buharlaşma süresi, gerektiğince uzun olacaktır. Güneş kütlesi kadar kütlesi olan bir karadelik, aşağı yukarı 1066 sene yaşayacaktır. En sonucunda, karadeliğin, kütlesel çekim kısmı, o derece azalmış olacaktır ki, karadelik, bundan sonra kendini, bir arada tutamayacaktır. Fakat, bir karadeliğin, buharlaşmasının en son aşaması, o derece süratle ilerler ki, şaşırtıcı bir patlamayla son bulur.

Karadelikler Ve Bebek Evrenler

“O vakit, karadeliğin amacıylae düşen nesnelerin ya da bir uzay gemisinin, akıbeti ne olur?” diye soran Hawking, kendi sorusuna şu şekilde yanıt verir:
“Benim son çalışmalarıma göre; yanıt, düşen nesnelerin, bebek evrene gittikleridir. Evrenimiz, bu türlikle diğer bir evrene dallanır. Bu bebek evren, yine, bizim uzay-vakit bölgemize katılabilir. Bu ise, meydana gelen ve daha sonra buharlaşan bir diğer karadelik ve karadeliklerden uzay gezisine açılmış bir kapı gibi görünür. Yalnızca ideal bir karadeliğe doğru, uzay geminizi yöneltirsiniz. Oldukça büyük olan bir uzay gemisi olsa daha iyi olur. O vakit, nereye gideceğinizi seçemezseniz de, bir diğer delikten yine meydana çıkmayı umarsınız.

Fakat galaksiler arası yolculuk planında, bir eksiklik var. Karadeliğe düşen parçacıkları alan bebek evrenlerde, sanal vakit söz hususudur. Sanal vakit, bilim-kurgu gibi gelebilir, ama bu iyi tanımlanmış, bir matematiksel kavramdır. Gerçek vakitte, karadeliğe düşen bir astronotun, akıbeti kötü olur. Başındaki ve ayağındaki kütlesel çekim arasındaki farkla, çekilerek iplik gibi uzar ve parçalara ayrılır. Vücudunu meydana getiren parçacıklar bile, hayatta kalamaz. Gerçek vakitteki işlemişleri, bir tekillikte sona erer. Fakat astronotun parçacıkları, sunulan parçacıklar olarak, yinedan meydana çıkarlar. Böylece bir anlamda astronot, evrenin diğer bir bölgesine taşınır. Fakat meydana çıkan parçacıklar, pek çok astronota benzemezler. Karadeliğe düşen birisi amacıyla parola;’sanal düşün’ olmalıdır. Bebek evrenler, uzay gezisi amacıyla, çok faydalı olmasa da, ‘birleşik teori’ bulma girişimi açısından, mühim neticeler doğurur. Pek çok kimse, bebek evrenler üstünde çalışmaktadır. Bu alan, çok heyecanlı çalışmalara yol açmıştır.”

Mini Karadelikler

Evrenin çok erken evresindeki düzensizliklerin çökmesiyle, meydana çıkan ufak kütleli karadelikler olabilir. Kütleleri, Güneş’ten daha ufak olan karadelikler, mini karadeliklerdir. Büyük patlamayla yaratılan madde, proton ve elektron gibi herkezin bildiği biçimlere ek olarak, mini karadelikler biçiminde de, meydana çıkmış olabilir.

Kütlesi, ufak bir dağ kadar(1015 gr) olan bir karadelik, 10 milyar seneda, daha ufak kütleli karadelikler ise, çok daha kısa sürede buharlaşırlar. Bu ufak karadelikler, şimdiye kadar buharlaşmış olabilirler. Fakat kütlesi, bundan daha büyük olanların, röntgen ya da gamma ışıması yapmaları beklenir. Şimdilik bu karadeliklerle alakalı incelemeler, netice vermiş değildir. Bunların varlıklarının kanıtı olan tesiri, bugüne kadar gözlemlenememiştir.

Fakat evrenin ilk dönemlerinden miras olarak, her biri bir dağ kütlesinde, ama bir proton boyutlarında olan, çok sayıda mini karadelik kalmış olabilir. Eğer bir mini karadelik keşfedilecek olursa, kesinlikle büyük patlamadan kalmış olacaktır. Çünkü senedızlar, 2.5Mg(güneş kütlesi)den daha ufak kütleli karadelik üretemezler.

Hawking, mini karadeliklerin, çok daha süratli buharlaştığını ve patladığını gösterdi. Bu mini karadeliklerin yarıçapı, 10-13cm, aşağı yukarı bir proton boyutundadır. Ağırlıkları ise, bir protondan, bir milyar ton daha çokdır. Yani, Everest Tepesi’nin ağırlığına eşittir. Bunlar kara değil, on bin megavatlık bir güçle, enerji yayan, resmen beyaz deliklerdi.

Akdelikler

Evrenin başlangıç evresinde, gaz halundayken; gaz kümelerine(bulutlarına) ayrışarak; yoğunlaşıp, gaz topaklanmalarının merkeze çöktüğünü, çökerken bir dönme(burkulma) ivmesi kazandığını ve arkasından da, senedızların ve galaksilerin meydana çıktığını biliyoruz. Uzun bir sürenin sonucunda ise, çok sayıda, büyük kütleli senedızların, kütlesel çekimin tesiriyle küçülerek; beyaz cüceler, nötron senedızları ve karadeliklere dönüştüğü bundan sonra biliniyor.
Galaksilerin merkezlerin de ise, daha büyük senedızlar oluşabileceği amacıyla, en büyük karadelikler, büyük ihtimalle bu merkezlerdedir.

Kümeleşme, bilhassa karadelikler söz hususu bulunduğu vakit, entropideki aşırı artışı gösterir. Entropi, düzensizliğin bir ölçüsü bulunduğuna göre; seyreltik olan gazın, düşük entropiyi, yoğun olan karadeliğin yüksek entropiyi göstermesi, bir çelişki olarak gözüküyor. Kütleçekim tesiri meydana getiren bu tür sistemlerde, ters bir hal söz hususudur.
Karadeliklerin birleşmesinden meydana çıkacak olan karadeliğin, tekillği ve entropisi, kuşkusuz daha büyük olacaktır. Evrendeki bütün karadeliklerin, birleşmesinden meydana çıkacak olan karadeliğin, tekilliği ve entropisi, kuşkusuz edebiyete yaklaşacaktır. Uzay-süreninda, son bulduğu bu tür bir tekillik, evrenin çöküşünde gözlenebilir. Bu aynı vakitte, uzay-vakit tekilliğidir.

Fizik yasaları, vakit simetrisine sahiptirler. Bu yüzden, amacıylae düşenlerin kaçamadığı, karadelikler varsa, o vakit, şeylerin içersinden çıktığı, ama amacıylae düşemediği, diğer nesneler de olmalıdır. Bunlara, ak(beyaz) delikler, denebilir. Bir karadeliğin amacıylae atlayan astronotun, bir diğer yerde, bir akdelikten çıkabileceği düşünülebilir.
Bazı kuramcılara göre, dönen ve elektrik yükü olan karadeliğin, diğer ucunda akdelik bulunmaktadır. Karadeliğe düşen bir şey, diğer taraftan, akdelikten diğer bir uzaya püskürür. Kara ve akdelikleri birleştiren tüneller, ‘kurt delikleri’ olarak adlandırılıyor. Karadelik tekilliğini sahibi olan bu kurt delikleri, vakitte yolculuk tünelleri olarak görülüyor. Işık süratiyla, milyarca seneda gidilebilecek bir galaksiye ya da evrene, çok kısa bir vakitte yolculuk, vaat ediyor. Sıradan, dönmeyen karadeliklerin, kurt delikleri ya olmuyor ya da kararsız oluyor.

Einstein’in kütleçekim denklemlerinin bir özelliği de, vakit içersinde sıksık olmalarıydı. Yani genel görelik teorisinin, karadeliğin amacıylae düşme ve akdelikten çıkmanın çözümleri, mevcuttur. Fakat daha ileri çalışmalarda, bu çözümlerin dengesiz bulunduğu görülmüştür. En ufak etki, karadelikten beyazdeliğe giden, kurt deliğini tahrip edebilir.
Akdelik, hiçbir şeyin amacıylae giremeyeceği, bir tekil noktaydı. Sanal ‘nur noktası’. Karadelik, çekip-yutarken, akdelik, püskürtüp-meydana çıkarıyor. Karadelik yok ederken, akdelik var ediyor.

Sonuç olarak, sürenin yönünü tersine çevirdiğimizde, ‘büyük patlama’yı temsil eden, bir başlangıç uzay-vakit tekilliğinin, kaçınılmaz bulunduğunu görürüz. Bu kez tekillik, bütün maddenin ve uzay-sürenin yok olmasını değil, yaratılmasını temsil eder. Bu bir akdelik tekilliğidir. Bu iki tekillik arasında, tam bir vakit simetrisi bulunmaktadır. Başlangıç türü tekillik (akdelik) ki; bunda, uzay-vakit ve madde yaratılır. Sonuç türü tekillik(karadelik) ki, bunda, uzay vakit ve madde yok olur.

Karadeliklerin Bazı Özellikleri

En khadise karadelik, yalnızca kütlesi doğrulusunda belirlenir. Bu karadelikler amacıyla, kütle, ölçülebilir tek büyüklüktür. Dönen karadelikler ise, kütleye ek olarak, iki özellik doğrulusunda belirlenir: a) açısal momentum ve b) elektrik yükü. Bu büyüklükler, karadeliğin çevresinde dönen parçacıkların, yörüngelerinin araştırılması ile ölçülebilir. Kimyasal yapı ise, belirleyici değildir. Karadeliği meydana getirmek üzere, nasıl bir maddenin çöktüğünün önemi yoktur.
Karadeliklerin, dikkatimizi çeken birtakım bilhassari:

1)Karadeliklerin varlığını, çevrelerindeki gök cisimleri üstündeki tesirinden anlayabiliriz. Kendileri görünmez olan karadelikler, çevrelerinde dönen senedızların süratlerını artırırlar. Karadelik, diğer bir senedızla, bir çift senedız sistemi oluşturuyorsa, tesiri fark edilebilir. Bu halda, kuvvetli x-ışınları ve radyo dalgaları yayarlar. Eğer karadelik, eş senedızına, yeteri kadar yakınsa, evrimleşerek kırmızı dev haluna gelen eş senedızın, atmosferindeki gazların bir bölümü, karadelik doğrulusunda yutulabilir. Bu gazlar, evvelce karadeliğin çevresinde, sarmal hareketlerle, bir disk oluşturarak, karadeliğin yüzeyine düşerler. Gaz düşerken, çok ısınır ve x-ışınları yayar. Adeta, karadelikler, eşlerini soyarlar.

2)Galaksi merkezinde tespit edilen dev karadelikler, etraflarındaki gaz bulutlarına, kuvvetli çekim uygulayarak, büyük bir süratle döndürürler ve kendilerini belli ederler. Bu karadelikler, vakitle çevreden çaldıkları, gaz ve senedız bundan sonralarıyla beslenirler. Buradaki madde, hadise ufkunda kaybolmadan evvelce, çok yüksek sıcaklıklara kadar ısınır.

Galaksi çekirdeklerinde, bir birlerine çok yakın senedızlar, çarpışarak parçkısmırlar. Ve enkazları, karadelik amacıyla, bir besleme kaynağı olur. Merkezdeki canavar, bundan sonra beslenmediğinde, çevresindeki kütle transfer diski, kaybolur ve süper kütleli karadelik, galakside derhal hiçbir iz bırakmaz.

Bu sebeple, süper kütleli karadelikleri, aramak amacıyla, en ideal yerler, yakın galaksilerin çekirdekleridir. Aktif galaksi çekirdeklerinin güç kaynakları, büyük ihtimalle karadeliklerdir. Merkezdeki etkinliğin yakın görüntüsü, radyo yayını fışkırmalarıdır. Fışkırmalarının kaynağı, merkezde, süper kütleli bir karadeliğin varlığıyla açıklanabilir.

Nötron senedızı ve beyaz cüce gibi senedızlar, enerji üretemezler. Nötron senedızlarının, katı bir yüzeyleri var ve bu yüzeyde madde biriktirebiliyorlar. Karadeliklerde bu tür sert bir yüzey yok ve hadise ufkuna giren madde ve ışınım, evreni terk ediyor.

4)Şayet,karadelik meydana getirmek amacıyla çöken madde, net bir elektrik yüküne sahipse, meydana çıkan karadelik de, aynı yükü taşıyacaktır. Benzer şekilde, eğer çöken madde, açısal momente sahipse, meydana çıkan karadelik, dönüyor olacaktır. Hatırlanacağı üzere, bir karadelik, çöken maddenin elektrik yükünü, açısal momentini ve kütlesini hatırında tutarken, bunların dışında her şeyi unutur. Zira bu üçü, uzun erişimli alanlarla bağlantılıdır.

Sonuç: Karadelikler Ne Söylüyor?

1)Sonsuz yoğun ve sayısız ince bir ‘nur’ noktasından, bir ‘nur(akdelik) patlaması’yla yaratılan; yüz milyarlarca galaksi ve her bir galakside, yüz milyarlarca senedızlardan meydana gelen, bu şaşırtıcı evren; çökecektir, ezilerek resmen yok olacaktır. Karadelikler, maddenin ezilerek, ‘sayısız incelmesi’nin açık kanıtlarıdır.

2)Evrenin, başlangıcının(büyük patlama) ve sonunun(büyük çöküş) bulunduğu kanıtlanmıştır. Karadelikler, evrenin ‘büyük çöküşü’nün apaçık delilleri, alametleri ve işaretleridir. Bir bilim adamının söylediği gibi: “Eğer bir senedız, çatırdayarak kendi üzerine çökebiliyorsa, namacıyla bütün evrende çökmesin?”

3)Genişlemekte olan bu şaşırtıcı evren, kütlesel çekimin tesiriyle, geriye dönmeye- büzülmeye başlayacak; resmen bir balonun sönmesi ya da bir kâğıdın avuç içersinde dürülmesi gibi galaksiler, biri birlerine yaklaşmaya başlayacaktır. Bir taraftan, her bir galaksi, kendi merkezlerindeki dev karadelikler doğrulusunda yutulurken, diğer yandan galaksilerin dönüş sürati, gittikçe artacaktır. Sonuçta, milyarlarca galaksi, süper dev karadeliklere dönüşürken; karadelikler, ‘edebiyete yaklaşan süratle’ baş başa istikbal ve hiper dev bir karadeliğe dönüşecektir.

İşte bu, ‘büyük patlama’ya hazır, maddenin, sayısız incelerek, madde olmaktan çıktığı, ‘nur(akdelik) noktası’dır. Sonsuz yoğun, sayısız ince, sıfır ebatlı, sıfır hacimli ve patlamaya hazır ‘nur’ noktası. İşte yaklaşan ‘Saat’ budur. İşte ‘Kıyamet’ den sonra ‘Kıyamet’ budur. İşte bu ‘an’, evrenlerin Rabbi olan Sonsuz Yüce Allah’ın, Gökleri ve Yerleri, yeni baştan yaratacağı ‘an’dır. İşte ‘Kıyamet’in arkasından, beklenilen ikinci ve ‘Son Büyük Patlama’ anı. İşte bu ‘an’da, Cennetler-cehennemler yinedan yaratılacak ve sonsuz kalacaklar.

4)Bilinmelidir ki, karadelikler üstünde oluşturulan incelemeler, yalnızca evrenin başlangıcına ve sonuna değil, fizik yasalarının ve fizik ötesi(sanal-melekût) evrenlerin anlaşılmasına da, ışık tutuyor. Bu incelemeler ilerledikçe, evreni yöneten yasaların, birleşimi ve en khadise durumu olan ‘her şeyin kuramı’; yani kütlesel çekim yasasını, kuantum teorisine bağlayan ‘teori’, acaba meydana çıkacak mıdır? Belkide. Bugün bilim dünyası, ‘altın iyonları’nı çarpıştırarak, ‘yapay büyük patlama’ deneyleri, düzenlemeye çalışıyor. Biz inanıyoruz ki, Allah, ayetlerini, yakın istikbalte, ‘enfüsümüzde ve afakımızda’, apaçık göstermeye, devam edecektir.

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Evrenin Kaderini Gizleyen “Karadelikler”