Bilge Kağan’dan Mektup


‘Türk halkının Bilge Kağanı olarak kut sahibi olsam da, Tanrı insanoğlunu ölümlü kıl­dığı için, babam Ilteriş “Kağan, kardeşim Kültigin gibi gün geldiğinde ben de öleceğim. İlimde öldüğüm gün adıma büyük bir tören düzenlenecek. Ardımdan yas tutulacak: Ötüken de cenaze mumları dikilecek, cins cins atlar, altınlar ve gümüşler getirilip hediye olarak bırakılacak. Ölümümden sonra üzerinde sözlerimin olduğu bir yazıt da dikilecek. ‘Eminim ki yazıttaki sözlerimi okuyacaksın; o zaman kağanlığımızdan, tarihimizden neler neler öğreneceksin. Yazıtlardaki sözlerime verdiğin önem kadar sana yaşayışımızı anlatacağım bu mektuptaki söz­lerime de önem vereceğini biliyorum.

Büyük nücadelelerle Türk halkını toplayıp, kardeşim Kültigin ve vezirim Tonyukuk ile yurdumuzda düzeni sağladık. Dağlardan ovalara seferler yaptık, savaştan savaşa koştuk, durduk. Ok, yay, kargı hep yanımızdaydı. Memleket tuttuğumuz bu topraklarda türlü güç­lükle karşılaş tıklama huzuru sağlamakjçin hiç yılmadık: Düşman her zaman vardı ve hep ola­caktı. Senin ülkenin düşmanları da asla tükenmeyecek, düşmanlarının dört tarafta hep var olacağını asla unutma.

Susuz topraklarda, çorak arazide yaşamak elbette ki güçtür, hayvanlarımızla kışın kış­lağımızda, yazın yaylamızda daha rahat yaşadık: “Bozkır gecesinin dayanılmaz soğuğunu, gündüzünün de yakıcı sıcaklığını hep aynı yerdegörmekjjerine, kışın ovada daha sıcak, yazın da yaylada daha serin olmak, hem bizim hem de hayvanlarımız için daha yararlıdır. “Bize kucak_açan doğa; suyuyla, toprağıyla kutsaldır, hayvanlarımız başlıca geçim kaynağımız, en önemli malımızdır. Sütünden ve yününden yararlandığımız keçi, koyun, sığır, develerimiz nereye gideceksek bizimledir. “Bizi bozkırdan bozkıra, savaştan savaşa ulaştıran atlarımız, yorulmak.nedir bilmezler. “Evlatlarımız daha küçücükken at üstündedir, ölünceye dek at­larıyla yaşam sürerler.

‘Yaşadığın topraklarda şimdi bile yazları hayvanlarıyla yaylalara giden insanları gör­düğünde neden şaşarsın kil Bu gelenek^ uzun yollar kat ettiği gibi yıllar boyunca da devam etmiş önemli bir özelliğimizdir.

“Evimiz de hayvanlarımız gibi kışlaktan yaylaya bizimle gider. Sanırsınız ki çadırları­mızı kurmak zordur. Hiç olur mu? yaylada ve kışlada yerleşilecek yer yurt nasıl belliyse, ça­dırlarımızın kuruluşu da öyle düzen içindedir. Kaçılan hep doğuya açılır, üstü keçe yününden kanlanır. Çadır kurmayı ailenin her bireyi bilir, kurulurken de yardım eder.

Yaşama tarzımızdan dolayı büyük eşyalara sahip olamasak^da değer verdiğimiz her nes­neyi süsledikı yaşadığımız topraklarda yaptıklarımızı bıraktık. Sutlarımıza demirden koşum takımları yaptık mızraklarımızın saplarına nakışlar işledik. Usta marangozların, demir­cilerin yaptıkları eşyalarda, hatunların ve kızların koyun yününden ilmek^ilmek^dokuduğu halılarda farklı farklı motifler vardır.

Töresiyle yaşayan halkım, adaletli ve yiğit yöneticileriyle hep barış ve uyum içindedir. Erkek evlatlar, şüphesiz bey; kız evlatlar da hatun olsun diye büyürler. Her biri elbette ki bü­yüdüğünde de “Türk töresine bağlı yaşar. Türk beyleri ve halkı, töresini bıraktığında başlarına neler gelebileceğini her zaman bilememiştir. Zenginlikten yoksulluğa, tokluktan açlığa düş­tüklerinde hep o huzurla yaşadıkları günleri özlemişlerdir. Düşman karşısında kanları ırmak, olup aktığında, kemikleri dağ olup yığıldığında, adları sanları kaybolduğunda ancak, anla­mışlardır.

Bilirim, şimdi siz bizim yaşadığımız gibi yaşamazsınız, miatta önem verdikleriniz bize 529 göre çok farklıdır. Sana bu sözlerimi okuduğunda bunlar sana hem ilginç hem de eskiden kalan sözler gibi gelecektir. Bizim yaşantımızı güçlükler içinde geçmiş gibi düşünebilirsin. Oy­saki zor olan yaşam değil, birlik.içinde kalabilmektir bilmez misin?

“Hereye gidersen git; gördüklerin, öğrendiklerin ve değerlerinle gidersin kızım. Ama ge­leneklerinden vazgeçersen, “sen”, sen olur musun? Seni sen yapan değerleri nereye gidersen git daima koru. Zaman artıkjıizim zamanımızdakigibi değil. Mücadele ettiğiniz şeyler   artık değişiktir. “Evleriniz, yemekleriniz, eşyalarınız, alıp verdikleriniz, yapıp ettikleriniz bile bizden başkadır. Elbette ki aramızdaki yılların ve yolların çokluğu kadar başkalıklar da artmıştır, yıllar ve yollar bizi birbirimizden ayırsa da yazıttaki sözlerimi okuyan herkes ne dediğimi anlayabilir. “Türklerin adı; yiğitliği, dürüstlüğü, kararlılık dolu ruhu, Tanrı’nın onlara verdiği güçle ayakta kaldı.

Özgür, kararlı, geçmişine değer veren ve geltceğine umutla bakansın. “Diline, “Türkçene benliğine sahip olduğun gibi sahip ol; gelecek neslini de öyle yetiştir, yaşamın boyunca hep kutlu olasın kızım. Adın da, yapıp ettiklerin de yaşamından uzun yaşasın dilerim.

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bilge Kağan’dan Mektup