Gerçek Arkadaş İlişkileri

Arkadaş denilince akla, yarenlik, yoldaşlık, sır ortağı, sırtını dayayabileceğin kocaman bir dağ gelir. Bundan iyisi var mıdır? Birincil ebeveynlerinin bilmediği sırlarını arkadaşlar bilir mesela. Ya da sevgilinin görmesini istemediğin en kaba hallerini bilen yine arkadaşlardır. Arkadaşlara ne kadar kardeş gözüyle baksak ta aslında kardeşten daha yakındırlar. Bizden birileridir onlar, elimizde tuttuğumuz aynadırlar. İlkokulda beraber ceza alır, lisede bazen aynı kişiye sevdalanır, sırf dostluğumuz bozulmasın, üzülmesinler diye hoşlandığımız kişilere içimiz yansa da yaklaşma taktikleri verir, sınavlarda kopya heyecanı yaşar, üniversite hazırlık testlerini çözmek için toplanır bilgisayar oyunu oynar, bunaltan hayata meydan okur beraber ilk içki deneyimini yaşar, kötü günlerinde teselli eder, en önemli sınavımıza arkadaşımız hasta diye girmez hep yanında kalırız. Çocukluk arkadaşlarımızdan bazıları hala yanımızdadır. Kimileri sadece anılarda… Bazılarını kızarak anar, bazılarına övgüler bağışlarız. İlkleri paylaştığımız kişileri yıllar sonra resim albümlerimizde gördüğümüzde kimi zaman gelir hatırlamayız bile. Bir zamanlar sonsuza kadar kardeşlik sözü verdiğimiz kişiler kendi yansımamızın içine hapsolup kalmıştırlar.
Adalet terazimizde, hayatımızdan çıkıp giden arkadaşlar daima hatalı olan taraftırlar. Bize yapılmış mutlaka bir kabahat, iftira bulunmaktadır. Hem onlar bir hata yapmamış olsalar yanımızda olurlardı öyle değil mi? Zira onları kendimizden uzaklaştıran asla bizler değiliz.
Adalet terazinizin hiç sizi kayırdığını düşündünüz mü? Ne de olsa size çalışan bir terazi. Daima sizin çıkarlarınızı düşünecektir. Ya karşı tarafın terazisi de onu haklı buluyorsa? Ki muhtemelen bu böyledir. Ne yapacaksınız? Kendi terazinizin doğruluğunu nasıl kanıtlayacaksınız? Eminim kanıtlama çabaları da anlamsız kalacaktır çünkü karşı tarafta mutlaka haklı nedenler bulacaktır. Arkadaşlarımızla ilişkilerimiz gerçeklik düzeyinde başlasa da, ütopik düzeyde devam etmektedir. Zaman geçtikçe ve kendimizi daha yakın hissettikçe gerçeklik düzeyinden çıkar ütopik evrene geçeriz. Onların her anımızda yanımızda olması bize büyük bir güvence ve kötü geçen günlerin ardından sinirimizi boşaltma garantisi verir. Açıkçası sadece bize katlanmalarını bekleriz. Bazı anlar gelir sanki arkadaşlık sözleşmemizde değişmez hükmündeki maddeymiş gibi bize katlanmaları gereksiniminin doğal olduğunu düşünürüz. Çoğu kez bu ve benzeri düşündüğümüz için resim albümlerimizdeki ismini hatırlayamadığımız kişi listemiz fazladır. Çünkü tek taraflı düşünüyoruz. Oysaki onlar, bizim hedef tahtamız oldukları için değil, yansımamız oldukları için yanımızdalar. Böyle durumları yaşamamak için öncelikle empati kurmalı, başta kendimizi olmak üzere dostlarımızı dönüştürmeli, hayali sözleşmemizdeki olmaması gereken dominant maddeleri değiştirmeliyiz. Bunu yaparak hem arkadaşlarımızı hem de kendimizi birbirimize yeniden kazandırmış olur, yapay arkadaşlığımızı kalıcılaştırmış oluruz.
Empati kurduğumuzda yanlış anlaşılmalar ortadan kalkacak, cümlelerimize eskiden olsak diye başlayacağız. Örneğin; eskiden olsak, mutlu bir anımızı paylaşmak için aradığımız arkadaşımız telefonlarımıza yanıt vermeyince muhtemelen bizi önemsemediğini veya ilgi odağı olmaktan çıktığımızı düşünürdük. Şimdi ise, önemli bir işi olabileceğini, kendi hayatıyla ile ilgili çeşitli sebeplerden dolayı yanıtlayamama olasılığının olduğunu veya sadece sonra aramamız gerektiğini düşünür üzerinde durmayız. Bana göre, gerçek arkadaş ilişkileri tüm bu küçük problemlerin çok daha üstündedir. Her lüzumsuz günümüzde yanımızda olandan çok bizi eleştiren, dönüştüren, topluma ve benliğimize kazandıran kişiler gerçek arkadaşlardır. Ve bu kurduğumuz ilişkiler gerçek arkadaş ilişkileridir.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here