En Yüksek Kaliteye Erişmek İçin Protan Ürünlerini Seçin

Sektörünün önde gelen isimlerinden biri olan Protan aynı zamanda dünya standartlarında uluslararası bir tedarikçi olma özelliğini de taşımaktadır. Çatı sistemleri ve PVC membran  üretimi yapmakta olan Protan, 1972 yılından bu yana en kaliteli çatı kaplamalarını ve membranları tedarik etmeye devam etmektedir. Protan çevre dostu tek çatı kaplama malzemelerini Türkiye’deki modern ve yenilikçi fabrikalarında en yüksek kalite standartlarının sağlanması konusundaki benzersiz hassasiyeti ile geliştirmekte ve üretmektedir.

 

Protan, kalitesi dünya standartlarında tescilli bir marka olarak; ürünlerini dünya genelinde büyük ölçekli sanayi yapılarından su yapılarına, tünellerden yeşil çatı projelerine kadar binlerce projede kullanıma sunmaktadır. Norveç merkezli bir endüstri grubu olan Protan sentetik membran teknolojisinde dünya lideri olarak kabul edilir. Sektöründe 80 yılı aşkın bir deneyime sahip olan Protan Türkiye içerisinde yapmış olduğu modern ve yeni yatırımıyla; küresel pazarların ihtiyaçlarını karşılayacak yenilikçi, tüm iklim koşullarına uygun çözümler içeren çatı, tünel membranları, temel, çatı sistemleri, teknik tekstil ürünleri, tünel ve maden havalandırma sistemleri geliştirmekte ve tedarik etmektedir.

 

Doğru Membran Seçimi İle Yalıtım Uygulamalarının Performansını Artırabilirsiniz

 

Termoplastik poliolefin esaslı bir karışım olan TPO membran bitki köklerine, güneş ışınlarına ve atmosfer koşullarına karşı dayanıklılığının yanı sıra üst düzeydeki yırtılmalara, delinmelere ve aşınmalara karşı direnci ile de dikkat çeken en yüksek performanslı yalıtım ürünlerinden biridir. Uzun hizmet ömrü sunan yeni bir teknolojik ürün olan TPO membran, sıcak hava kaynaklarıyla dikiş yapılarak uygulanabilir. Çatı ve su yalıtımı sektöründe hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olan TPO membran, kullanımı sıklıkla tercih edilen bir su yalıtım örtüsü olma özelliğini taşımaktadır. TPO membranların sık tercih edilmesinin ve pazar payının giderek artmasının altında yatan en önemli nedenin uzun süre dayanıklılık özelliği olduğu kabul edilir.

 

TPO membran ısı kaynağının kullanılması ile son derece kolay bir şekilde birleştirilebilen bir yalıtım ürünüdür. Aynı zamanda mekanik sabitleme özelliği sayesinde beton ve özellikle de hafif metal çatılarda serbest serilerek kullanılması mümkündür. Geniş rulo ebatlarıyla üretilen TPO membranın hızlı ve ekonomik uygulama imkanı vardır. TPO membran donatı malzemelerinden dolayı yüksek boyutsal kararlılığa ve yüksek yırtılma direncine sahip bir üründür. Yüksek yansıtıcılık özelliği olduğu için TPO membran yapıların enerji sarfiyatının azaltılması konusunda da önemli bir rol oynar.

 

Protan Turkey tarafından müşterilerinin ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılamak amacıyla titizlikle geliştirilen TPO membranın kimyasal analizlerinde toksik hammaddelerin bulunmaz. TPO membran bu nedenle kaynaklanma esnasında duman salınımına yol açmaz. Buna ek olarak çatıdaki yaşlanma ömrü boyunca da herhangi bir kimyasal salınım gerçekleştirmez. Bu özellikleri nedeniyle TPO membran doğa ve çevre dostu bir yalıtım malzemesi olarak değerlendirilir.

 

Hazır paneller, hafif metal çatılar, betonarme teras çatılar, bahçe ve otopark terasları TPO membranların kullanım alanları arasında sayılabilir. Bunlara ilaveten balast ya da yeşil/bahçe çatılarının altındaki gevşek döşenmiş sistem ve mekanik olarak sabitlenmiş sistem gibi farklı çatı uygulama tekniklerinde, TPO membranların kullanılması tercih edilebilir.

Protan Sektörde Çıtayı Yükselten Marka Olarak Kabul Edilir 

Son derece geniş kullanım alanına sahip bir diğer izolasyon malzemesi olan FPO/TPO  membran aşınmaya karşı dayanıklılığı ile ön plandadır. FPO/TPO  membran yüksek ve ani ısı değişimleri söz konusu olduğunda dahi boyutsal stabilitesini koruyabilme özelliğine sahiptir. FPO/TPO  membran özel olarak tasarlanmış bir hammaddenin kullanımıyla üretilmekte olup herhangi bir katkı içermemesi nedeniyle yapısal olarak özelliklerini kaybetmesi söz konusu değildir. FPO/ TPO  membran, içeriğinde klorür ve plastifiyan bulunmadığı için doğa dostu yalıtım malzemelerinden biri olarak kabul edilir.

 

FPO/TPO  membranların, suyun betonun yapısal bütünlüğünü tehlikeye atmasını önlenmesi amacıyla beton kaplama gibi birçok farklı uygulamada kullanılması mümkündür. Ayrıca korozyonun önemli olduğu suya batırılmış ürünlerde de FPO/TPO  membran kullanılması avantajlı olabilir. FPO/TPO membran Protan Turkey tarafından müşterilerinin farklı ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla sunulan en yüksek kaliteye sahip su yalıtım ürünlerinin başında gelmektedir. FPO/TPO membran uygulama kolaylığı, güvenilirliği ve uzun ömürlülüğü konusunda alternatif ürünlere oranla çok daha verimli olup bu özelliklerinden dolayı kullanıcıların ilk tercihi olarak pazar payını artırmaya devam etmektedir.

 

Protan Türkiye’nin web sitesini ziyaret etmek için: https://protanturkey.com/

Yelken Kulübü Nedir ?

Öncelikle yelken sporu nedir kısaca sizlere açıklamaya çalışalım. Yelkenli dediğimiz tekneler ile hem doğa ile iç içe olacaksınız hem de zorlu şartlarda heyecanlı mücadeleler vereceksiniz. Yelken sporu sporcuların fiziksel yeteneklerinin yanında zihinsel yeteneklerini de sınamaktadır. Yelken sporu nedir ve yelken sporu nasıl yapılır daha detaylı bilgiler öğrenmek istiyorsanız size ilk tavsiyemiz bir yelken kulübüne üye olmanızdır. Peki, yelken kulübü nedir ? Yelken kulüpleri sizlere neler sunar?

 

Türkiye’ de yelken sporuna ilgi son yıllarda hızla artmaktadır. Oldukça popüler olan yelken sporu fiyat olarak aslında sanıldığının aksine düşük bütçeyle de yapılabilmektedir. Elbette bütçeniz dahilinde kullanacağınız ekipmanların kalitesi ve imkanları değişiklik gösterecektir. Yelken kulüpleri sizler için yelken sporu nasıl yapılır detaylı bir eğitim sunar. Bir anlamda amatör denizciler yetiştirir. Her kulübün sunduğu olanaklar farklılık gösterse bile genel olarak kulüpler; geziler, sosyal etkinlikler ve tesisler ile üyelerine çeşitli imkanlar sunar.

 

Türkiye Yelken Federasyonu (TYF)

Kısa adı TYF olarak bilinen Türkiye Yelken Federasyonu, tescilli kulüpler ile bu kulüplerin sporcu teknik kadro gibi paydaşlarına hizmet sunmaktadır. Ticari hayatta varlığını sürdüren yelken eğitici kurumları da federasyondan hizmet alırlar. TYF’ ye göre yelken kulübü nedir ? Federasyona göre sporcu yetiştirmek kulüplerin ana hedefi olmalıdır. Ve kulüpler her zaman faaliyet koşullarına sadık kalmalılardır. Federasyon özellikle çocukların sağlıklı gelişimi ve gençlerin spora katılımını üst seviyeye çıkarmak adına yelken kulüpleri ve diğer yelken sporu paydaşları ile yakın temas halindedir.

 

Ülkemizde yelken sporunun gelişimine ve popülerlik kazanmasına önemli katkılar sağlayan TYF’ in en önemli üyelerinden İstanbul Yelken Kulübü hakkında da kısaca bilgi verelim. Yelken sporuna ilk kez başlama heyecanı yaşayan 6-17 yaş aralığındaki sporseverlere kapılarını açıyor. İki haftalık bir eğitim periyodunda temel yelken eğitimi veriliyor. İleri seviye eğitimler için ise katılımcıların kararlı olarak bu sporu devam ettirme arzusunda bulunması gerekiyor. Kulüp tesisinde sporcu kampüsü, spor salonu, panoramik teras ve tekne parkı gibi imkanlar sizleri bekliyor.

Noter Yeminli Tercüme

Noter yeminli tercüme, yeminli tercümesi yapılan evrakların noterliklerce tasdik edilmesi işlemidir. Günümüzde resmi kurumlarda gerçekleştirilen uluslararası pek çok işlem için belgelerin tercümesine noter tasdiki yapılması gerekmektedir.

Noter Yeminli Tercüme Talep Edilen İşlemler…

Vize için bazı ülkeler tarafından belli başlı belgelerin yeminli tercümesinin ardından bağlı bulunulan noterliklerce onaylanması talep edilmektedir. Vatandaşlık, ikamet ve oturma izni gibi süreçler için de yine ülkeden ülkeye değişmekle birlikte istenen evraklar için noter tasdiki gerçekleştirilmektedir.

Evlilik işlemleri, bankacılık işlemleri ve şirket kuruluş işlemleri de noter yeminli tercüme hizmetine ihtiyaç duyulan işlemler arasındadır.

Vekaletname, imza sirküleri, muvafakatname, pasaport, diploma, transkript, aile cüzdanı, sicil gazetesi gibi belgeler tüm bu işlemler için sıklıkla tercüme edilmektedir.

Noter yeminli tercüme işleminde tercüme ücretinin dışında noter tasdik ücreti de ödemeniz gerekmektedir. Dolayısıyla belgelerinizde bir hata ile karşılaşmanız durumunda geri dönüşü bulunmamaktadır. Noter yeminli tercüme konusunda uzman bir tercüme bürosu noter tasdik gerektiren tüm tercüme süreçlerinizi kolaylaştırmaktadır.

Noter Yeminli Tercüme Taleplerinizde Okeanos…

Okeanos Tercüme, kurulduğu günden bu yana kaliteli ve güvenilir noter yeminli tercüme hizmeti vermektedir. Okeanos ile noter tasdiki yaptırdığınız evraklarınızda herhangi bir sıkıntı yaşama olasılığınız oldukça düşüktür. Çünkü Okeanos Tercüme, EN15038 Hizmet Kalite Standartları doğrultusunda çalışmalarını gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda tercüme projeniz belirli bir organizasyon ve işbirliği içerisinde tercüme edilmektedir. Tercüme işlemi gerçekleştirilen metin editör ve kontrolör ekibimiz aracılığıyla tekrar gözden geçirilmektedir. Böylelikle hata payı sıfıra inmektedir.

Okeanos Tercüme, müşterilerine profesyonel hizmet vermek adına kadrosunu mütercim tercümanlık mezunu kişilerden oluşturmaktadır. Sahip olduğumuz tercüman kadromuzun her birinin belirli bir uzmanlık alanına sahip olması projenizin hitap ettiği sektöre ilişkin süreci hızlandırmaktadır. İngilizce başta olmak üzere Arapça, Fransızca, Almanca, Farsça, İspanyolca vb. pek çok dilde profesyonel hizmet verilmektedir.

Noter yeminli tercüme fiyatları tercüme büromuz tarafından karakter sayısı ve yeminli tercüman kaşe ve imzasının resmiyetinden dolayı sayfa sayısı üzerinden belirlenmektedir. Müşteri bütçesi her zaman düşünülmekte buna uygun olarak fiyatlar düzenlenebilmektedir.

Noter yeminli tercüme hizmetleri ile ilgili olarak daha detaylı bilgiye ulaşmak için info@okeanostercume.com.tr adresine e-posta gönderebilirsiniz.  Ayrıca www.okeanostercume.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz. 0212 221 45 21 veya 0553 910 31 32 numaralı hatlarımızdan da bizlere ulaşabilirsiniz.

Lido – How To Do Nothing

Yönetmenliğini Riley Robbins’ın yaptığı  Prodüksiyonu Brian Vilim’e ait olan How To Do Nothing adlı parçamız Lido dan geliyor.

Lido – How To Do Nothing – Şarkı Sözleri

It’s been a really long summer
And I could really need
Something, something, something
Something you got
I should of never told you that
You’re the only one who done it right the first time
The first time, every single night I thank
Thank God, I thank God, thank God
You taught me how to decorate my mind with new colors
That I’ve never seen before
If you think you really need something different
Nothing else matters, matters
Nothing is better than this
I’d go two thousand miles for a weekend
Forty-eight hours, no sleeping
Gotta make sure that we eating
Probably think that I’m creeping
Told me that you’re running out of time
Speeding down a highway of yellow lights
Thank you for teaching me
How to do nothing
How to watch trains go by your bedroom window
Think I might move to Chicago
‘Cause I really think I need
Something, something, something
Something you got
You the one who told me to always look for the helpless
You must be looking at me all wrong
If you think I want the money back
I swear that I could give you that
To hold it over your head
If you think you really need something different
Nothing else matters, matters
Nothing is better than this
I’d go two thousand miles for a weekend
Forty-eight hours, no sleeping
She like it better in the deep end
Probably think that I’m tweaking
Said she trying to enjoy your prom
Speeding down a highway of yellow lights
Thank you for teaching me
How to do nothing
How to watch trains go by your bedroom window

Kandilli Rasathanesi – Bir bölgede deprem aktivitesinin artması ne anlama gelir?

Bir deprem fırtınası, ufak bir bölgede, genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasındaki bir süre içinde meydana gelen çok sayıdaki depremden oluşur. Bir fırtına oluşturan deprem gurubunda hiçbir deprem, büyüklük bakımından, diğerlerine göre, belirgin olarak, ön plana çıkmaz. Deprem fırtınalarının bir ana deprem ile bir ilişkisi de yoktur. Deprem fırtınalarının, çoğunlukla, küçük ve orta büyüklüklerdeki depremlerin meydana geldiği derinliklerde, kayaların içindeki kirik, çatlak gibi gözeneklerde yer alan akışkanların çevrelerine uyguladıkları basıncın artması sonucu meydana geldikleri gözlenmektedir.

Deprem fırtınaları, oluşacak bir ana depremin mutlak bir habercisi olarak kabul edilmemelidir. Nitekim Türkiye’nin birçok yöresinde bu tanıma uygun geçici deprem aktiviteleri gözlenmekte ve belirli bir süre sonra da bunlar kaybolmaktadır. Bu aktiviteler yakın yerleşim alanlarında hissedildiği taktirde, bir öncü aktivite olup olmadığı konusunda şüphe ve söylentilerin ortaya atılmasına yol açmakta ve hakla olarak o yörede yaşayanları tedirgin etmektedir. Ancak herhangi bir deprem yoğunlaşmasının, bir öncü aktivite mi, yoksa bir süre sonra kaybolacak geçici bir deprem fırtınası mi olduğunu belirlemek çok zordur. Genel olarak bakıldığından Joe-termal bir alanda oluşan, baskın bir kırılma yönü ve türüne sahip olmayan, daha önceden belirlenmiş aktif bir fay zomu üzerinde olmadığı bilinen yoğunlaşmaların, geçici bir aktivite olma ol asiliği daha yüksektir.

Deprem fırtınalarından tamamen farklı bir tür olan öncü ve artçı depremler ise, kendilerinden belirgin olarak daha büyük olan bir ana deprem ile zaman ve yer bakımından siki bir ilişkiye sahiptir. Hemen hemen her büyük bir depremin ardından, mutlaka bir artçı deprem aktivitesi ortaya çıkmışsa da, öncü depremler çok daha seyrek olarak gözlenmiştir. Türkiye’deki örneklerden yola çıkılacak olursa, özellikle normal atımlı faylanma içeren büyük depremlerin bazılarında (ör. 1995 Dinar Depremi), yörede ‘öncü aktivite’ olarak nitelendirilebilecek deprem yoğunlaşmaları gözlenmiştir. Ancak bu gözlemleri genellemek zordur. Nitekim 2001-3 yılları arasında Denizli, Milas-Güllük, Kula-Sığacık gibi yörelerde aktivitenin zaman zaman arttığı görülmüş, ancak hiçbirisinin ardından (bugüne kadar) büyük bir deprem izlenmemiştir. Yanal atılımlı büyük depremlerde öncü deprem aktivitesi örnekleri daha da az gözlenmiştir.

Öncü deprem etkinliği, zaman zaman ‘öncü deprem fırtınası’ olarak da adlandırılır. Bu tür depremlerin oluşumunda da yüksek gözenek basıncının rol aldığına inanılmaktadır; ancak, oluşumları için düşünülen mekanizma olağan deprem fırtınalarınınkinden farklıdır. Deprem fırtınaları arasında ‘öncü’ ahirimi yapma girişiminde bulunabilmek için, bu fırtınaların, çeşitli jeolojik özellikleri nedeniyle, önceden, aday olarak belirlenmiş yerlerde meydana gelmeleri ve fırtınadaki depremlerin şayi-büyüklük ilişkilerinin ayrıntılı olarak incelenebilmiş olması asgari zorunluluktur. Gelecekte, bilimsel araştırmaların gelişmesi ile birlikte, öncü deprem fırtınaları belki de büyük bir depremin önceden kestirilmesinde potansiyel bir ipucu olarak düşünülecektir. Ancak, günümüz bilgi ve teknolojileri ile bunu belirlemek şimdilik imkansızdır.

27 Eylül Son Dakika Depremler

son dakika depremler

Otomatik Çözümler    Haritada Göster     Harita (Google)     Veri Toplama ve Değerlendirme

Boğaz Turları – Yemekli Boğaz Turu

Boğazda yemeğe gitmek her zaman insanın aklına lüks bir organizasyon gibi gelir. Oysaki boğazda yemek yemeniz için cebinizdeki bütün parayı vermenize gerek yok. Boğazda çok hoş mekanlar ve fiyatları çok uygun lüks yerler bulmanız mümkün. Manzara muhteşem yemekler muhteşem ve fiyatlar süper uygun. Hisarın üst kısımlarına kalan Doğa Tepe size önerebileceğim en gözde yerlerden birisidir. Manzaraya doyulmayan tepede yemeklerinizi yiyin ve çaylarınızı için keyif süper. Bunun içinde çok para harcamanıza gerek yok dediğim gibi fiyatları çok çok uygun. Hem manzarası mükemmel hemde yedikleriniz gerçekten lezzetli gitmek için acele edin kesinlikle sizlerde çok beğeneceksiniz.

Eminönü Balık Keyfi

Eminönüne gidip balık yemeden tekne turu yapmadan dönmek olmaz. Meşhur Mısır çarşısı gezilir Yeni Cami ziyaret edilir ardından dinlenmek için balıkçıların teknesine varılır. Şöyle deniz kenarına taburelerden oluşan oturaklara oturup ekmek arası balık keyfini çıkarmak gerekir. Eminönüne gidipte bu yerlere uğramadan dönmeyin. Balıklarınızı yanında şalgam sularınızı için ve denizin maviliğinin tadını çıkarın ardından birde boğaz turu yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum
Bu gezme size çok  pahalı olmayacak boğaz turu, balık ekmek ve diğer geziler size 20 tl bile etmez. İstanbulda gidilecek en önemli yerlerden ve en güzel yerlerdendir Eminönü. Mutlaka gezmenizi öneriyorum. Birde boğaz turu yapın ve günün yorgunluğunu boğaz da turlarken sıcak taze demlenmiş çaylarınızı yudumlayarak çıkarın.

Boğaz Serinliği

Sıcak havaların başlamasıyla herkez kendini boğazın serin sularında esen rüzgara bırakmalı. Havalar ısındıkça tekne turu yapma şansınız artmaktadır. En güzel serinleme ve keyifle gezme yolu boğazda tekne turu yapmaktır. Boğaz turu yaparken serinleyebilirsiniz. Boğaz turu, tekne turu, boğazda yat kiralama gibi bir çok seçim şansınız da vardır. turu fiyatları günübirlik turda sadece tur ücreti çok uygun fiyattadır. Boğaz turu yapmak isterseniz size yakın olan sahil kıyısına gidin ve ordan tekne ile boğaza doğru sefere çıkın.Boğaz turu yaparken yanınızda yiyecek ve içecekte evinizden götürebilirsiniz.

Baltalimanı Sarayı

Şimdiki zamanda baltalimanı kemik hastanesi olarak kullanılmakta oysa eski tarihine dönüp baktığımızda bir çok anlatşmalara ev sahipliği bir çok Sultananında yaşadığı yer olduğu görmekteyiz. Cumhiriyetten sonra hastaneye çevrilen Baltalimanı Sarayı Osmanlı zamanında Fatma Sultan ve eşi Galip Paşa evlendikten sonra Baltalimanı sarayında yaşamışlarıdr. Galip paşan vefat ettikten sonra Fatma sultan o sarayda kapalı kaldı ve vefat ettikten sonra sarayda bakımsızlıktan yosunlar tutmaya başlamıştı. Cumhuriyetten sonra saray Tarım Bakanlığına verildi ve en son olarakta Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Şimdi kemik hastanesi olarak kullanılan Baltalimanı hastanesi kemik üzerine İstanbulda en gelişmiş ve uzman olan hastane halini almıştır.

Boğaz İçi Köprüsü

Boğaziçi köprüsü ilk yapılan köprü olduğu için halk arasında 1. köprü olarak adlandırılır. Daha sonrasında Fatih Sultan Mehmet köprüsü yapılmıştır bu köprüyede 2. köprü olarak halk arasında söylenir. Boğaz içi köprüsü 20. yüzyılın ikinci döneminde İstanbul hızla geliştiği dönemde Asya ve Avrupa arasında hızlı bir trafik artışı yaşandığı için Boğaza köprü yapılması mecburi olmuştur. Köprü inşaatına 1970 yılında başlanarak adım atıldı. Boğaz köprüsünün inşaatı 3 yılda tamamlandı ve 29 Ekim 1973 yılında Cumhuriyetin ilanın 50. yıl dönümünde trafiğe açılmıştır. Boğaz içi köprüsü 1978 yılından bu yana yaya trafiğine kapatılmıştır. O muhteşem heybetli görüntünün kısa bir mazisini paylaşmak istedim gerçketen çok etkileyici o yıllardan bu zamana uzanan boğaz trafiği hızla artış göstermiştir.

İzmir İş ve İşçi Bulma Sistemi

Özel istihdam bürosu elemanonline.com.tr İzmir iş ilanları ile tüm ilçelerden cazip iş fırsatları sunuyor. Meslek seçimlerine ve statülere göre iş ilanı seçebilir, online başvuru avantajı ile tek tıkla başvuru oluşturabilirsiniz.

Türkiye’nin en geniş kapsamlı iş ve işçi bulma sistemi olarak faaliyet gösteren site, İŞKUR izniyle ve İş Kanunları mevzuatlarına uygun şekilde hizmet vermektedir. DB Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketi olarak İstanbul merkez ofisiyle, tüm yurttan ve tüm ilçelerden çok özel iş fırsatları sunuluyor.

İzmir İş İlanlarında Cazip Fırsatlar

Sektörel iş arama sistemi ile meslek ve donanımlarınıza göre iş ilanlarını değerlendirebilirsiniz. Aday Giriş sistemi ile dijital platform üzerinden hizmet veren site, ücretsiz üyelik seçeneği ile Türkiye’nin her kentinden iş fırsatlarını güncel olarak sunuyor.

Vasıflı elemanlar, vasıfsız elemanlar, tam donanımlı personeller veya kariyer fırsatı arayanlar için hemen her sektörden çok cazip iş fırsatları, günlük olarak sunuluyor. İzmir iş ilanları başvuru işlemleri için www.elemanonline.com.tr sistemine üyelik olmak gereklidir. Sonrasında CV oluşturarak, tüm iş ilanlarını online değerlendirebilir, online başvuru ile konforlu başvuru sağlayabilirsiniz.

Türkiye’den En Şahane İş Fırsatları

Firma kayıt sistemi ile ücretsiz üyelik sağlayan Elemanonline sistemi, 313 binden fazla üye firması ile her güne özel iş fırsatları sunuyor. Özel kurum ve kuruluşlar, yepyeni işletmeler ve eleman arayan tüm platformlar için ücretsiz iş ilanı yayınlama fırsatı sunuluyor.

Ülkenin en kapsamlı sistemi olan Eleman Online iş ve işçi bulma konusunda profesyonel hizmetleriyle, lider bir markadır. Üstelik sadece İzmir’den değil tüm şehirlerden iş ilanları ve ilçelere göre iş ilanı değerlendirme opsiyonlarıyla, kolay kullanılabilir menü sunuluyor.

İş Başvurusu Nasıl Yapılır?

Elemanonline sistemine giriş yapmanız, üyelik oluşturmanız ve donanımlarınız ile Cv oluşturmanız yeterlidir. İsterseniz kayıtlı cv ile istediğiniz tüm firmalara hızlı başvuru yapabilir, sistem üzerinde kayıtlı üyelik yaparak, nitelikli firmaların sizi değerlendirmesini sağlayabilirsiniz.

Pozisyonlara göre iş ilanları, çalışma şekline göre iş ilanları, sektörel iş ilanları gibi farklı kategorilerden arama yapabilir, filtreleme özelliğini kullanarak hızlı ve kolay şekilde iş ilanlarını değerlendirebilirsiniz. Üstelik mail kayıt sistemiyle, size en uygun iş fırsatlarında ve ilgi alanlarınıza göre iş tekliflerinden haberdar olabilirsiniz.

Elemanonline İletişim Sistemi

Güvenlik görevlisi, kasiyer, sekreter, mühendis, öğretmen, pazarlama ve satış temsilcisi, mimar, bilgisayar- bilişim, tekstil ve metal sanayi, gıda ve kozmetik iş alanları, emlak, gayrimenkul, sağlık ve otomotiv gibi tüm sektörlerden iş başvurularını değerlendirebilirsiniz.

Sistemin çift yönlü avantajı ile yine tüm sektörlerde iş ilanları oluşturabilir, aradığınız özelliklere göre personel alımı yapabilirsiniz. Güvenilir platform özellikleriyle, kesintisiz erişim ve kesintisiz iletişim desteği elemanonline’da sunuluyor.

Destek@elemanonline.com.tr mail destek sisteminden dilediğiniz her an erişim sağlayabilir, tüm konularda bilgi alabilirsiniz. Sisteme ayrıca 0216 410 6600 numaralı çağrı merkezinden erişebilirsiniz.

Yargıtay Dosya Sorgulama

Yargıtay, Adliye mahkemelerince verilen kararların incelemeye alındığı mercidir. Yerel mahkemelerce verilmiş kararı temyiz başvurusu yapıldığı takdirde, onama ya da bozma yetkisine sahip olan en yüksek mahkemedir.

Eskiden Yargıtay’a gitmiş bir dava ile ilgili bilgi almak randevu sistemiyle gerçekleşmekteydi. Bir dosyaya ulaşmak aylar sürerdi. Günümüzde ise bu işlemi internet üzerinden Yargıtay dosya sorgulama sistemini kullanarak yapmanız mümkün. E-Devlet üzerinden kullanılan bu sistem sayesinde, Yargıtay’a giden dosyalarınızı inceleyebilir ve son durumlarıyla ilgili bilgi edinebilirsiniz.

Yargıtay dosya sorgulama sistemi

Yargıtay dosya sorgulama sisteminden yararlanmak için; https://www.turkiye.gov.tr/yargitay-dava-sureci-sorgulama linkinden faydalanabilirsiniz. Linki tıkladığınızda karşınıza çıkan sayfa, sizden kimlik doğrulama isteyecektir.

Kimlik doğrulama

Kimlik doğrulama için, T.C. kimlik numaranızı ve E-Devlet şifrenizi sisteme girmeniz yeterli olacaktır. E-Devlet şifresi olmayan kişiler, kendilerine en yakın postaneye bizzat giderek 2 TL karşılığında bu şifreyi alabilirler. Yargıtay dosya sorgulama sistemi size dosyanızın son durumu ile ilgili bilgiyi dakikalar içinde edinme kolaylığı sağlar. Sistem yalnızca sisteme giren kişinin davasını sorgular. Bir başkasının dava durumu ile ilgili bilgi vermez. Aynı zamanda sistem, adli sicil durumunuzu görmenize de olanak tanır.

 

Yargıtay’daki süreç kayıt, arşiv, ön inceleme, inceleme ve postalandı şeklinde işlemektedir. EğerYargıtay kararı bozduysa dosya adliyeye geri dönecektir. Bu durumda yeni duruşma günü size tebliğ edilecektir. Bezende mahkeme kararında ısrarcı davranır. Bu duruda dosya tekrar Yargıtay’a gidecektir.

Yargıtay Mahkemesi

Yargıtay, adli mahkemelerce verilen kararların, hukuk kurallarına uygunluğunun denetlendiği yüksek yargı ve temyiz mahkemesidir. Ayrıca ticaret mahkemeleri, hukuk mahkemeleri ve ceza mahkemelerinin denetiminden sorumludur. Adli mahkemelerce verilen kararların, ülke genelinde eşitliği ve hukuka uygunluğunu sağlar. Adli mahkeme hakimlerinin yasaları uygulamada yorum kriterinin nasıl olması gerektiğine yol gösterir. Mahkemeler kararlarında daha önceki Yargıtay kararlarını göz önünde bulundururlar.

Yüksek yargı mahkemesinin kuruluşu olarak 1868 yılı kabul edilir. Daha eski tarihli fetvahane yüksek yargı ya da temyiz mahkemesi olarak kabul edilmez. Yargıtay’ın günümüzdeki görevlerini yerine getirmek amacı ile Osmanlı’da, Divan-ı Ahkamı Adliye 8 Mart 1868 yılında dönemin padişahı Sultan Abdülaziz’in fermanı ile kurulmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1935 yılında Temyiz Mahkemesi adını alarak Ankara’da faaliyete geçmiştir. 1983 yılında çıkarılan 2797 sayılı kanun ile günümüzdeki yapısına erişmiştir.

Günümüzde temyiz mahkemesi yapısal olarak, Birinci Başkanlık, Birinci Başkan Vekili, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Ceza Daireleri, Hukuk Daireleri, Kurullar, Büyük Genel Kurul, Başkanlar Kurulu, Birinci Başkanlık Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu, Genel Sekreterlik, Cumhuriyet Savcıları, Tetkik Hakimleri ve Genel Sekreter Yardımcıları ile 1000’e yakın birinci sınıf hakim ve savcılardan oluşmaktadır. Tüm bu üyelerin seçimi ve ataması Adalet Bakanı başkanlığında HSYK’nın daireleri tarafından gerçekleştirilir. Ceza ve hukuk kurulları, aynı bölge mahkemeleri ya da faklı bölge mahkemeleri arasında karara bağlanmış davalar veya cezaların uyuşmazlıkları, kesin içtihat(bir önceki mahkeme kararları) uyuşmazlığı, hukuk ve ceza daireleri arasındaki uyuşmazlıkları kesin karar bağlamakla görevlidir. Büyük genel kurul, hukuk ve ceza genel kurullarının uyuşmazlıklarını karara bağlamak, tüm başkanlık ve kurul üyeleri ile kanun ile belirlenmiş üyeleri seçmek ve Yargıtay iç yönetmeliklerini yapmakla görevlidir. Başkanlar kurulu, hukuk ve ceza daireleri arasında iş bölümü yapmak, Birinci Başkanlık Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu ve Yönetim Kurulu kararlarına yapılan itirazları karara bağlamak gibi görevleri üstlenir.

 

Yargıtay ve Yargıtay Dosyaları

Yargıtay’ın yüksek yargı organı olarak ilk görevleri arasında, adli mahkeme kararlarını inceleme veya mahkeme kararlarına yapılan itirazları değerlendirme ve kesin karara bağlama ile görevlidir. Aynı şekilde Askeri Yargıtay askerlik hizmetleri ile ilgili mahkeme kararlarının incelenmesi, mahkemelerin denetlenmesi ve temyiz gereği son kararı verme ile görevlidir.

Yargıtay Dosya Sorgulama İçin Tıklayın

Yargıtay’a temyiz edilen dosyaların bazı aşamalardan geçmesi sebebi ve yoğunluktan ötürü gecikmeler yaşanabilmektedir. Yerel mahkemelerden Yargıtay’a gelen hukuk dava dosyaları esas numarası ile ön incelemeye tabi tutulur. Ön incelemeyi ilgili tetkik hâkimliği yapar. Dosya ön inceleme sonucunda ilgili birime yönlendirilir. Duruşmalı olarak tetkik hâkimliğinden ayrılan dosya, duruşma memurluğuna gelir. Burada duruşma memuru dosyaya, duruşma tarihi ve saati verir ve tebligat yapılabilmesi için tebligat memurluğuna gönderir. Tebliğ memuru dosyadaki gerekli hazırlığı yapar ve sırasını beklemek üzere tevzi memurluğuna teslim edilir. Tevzi memuru sırası gelen dosyayı konu ile ilgili tetkik hâkimine gönderir. Dosyanın tetkiki ve müzakeresi sonrasında, müzakere ile dosya karara bağlanır. Karar memurluğuna giden dosya, karar numarası alır. Karar numarası alan dosya, ilam memurluğuna gelir, ilamı yazılır ve yazı işleri müdürlüğüne teslim edilir. Yazı işleri ilamlı gelen dosyanın ilamını kontrol eder. Onaylama işleminden sonra dosya posta memurluğuna verilir. Posta memuru dosyayı kapatır ve ilgili mahkemeye gönderir.

E-devlet ile yargıtay dosya sorgulama

Yargıtay’a temyiz edilen ceza davalarının işlemi, hukuk davaları ile aynıdır. Sadece ceza davalarında bazı farklılıklar vardır. Ceza dava dosyası yerel mahkemelerden önce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Savcılık dosyayı kabul eder ve tebliğ kayıt numarası ile kaydeder. Dava dosyasının takibi artık bu numara üzerinden yapılır. Dosyanın sırası gelene kadar başsavcılık arşivinde bekletilir. Sırası gelenler ilgili cumhuriyet savcısına tevzi edilir. Yargıtay cumhuriyet başsavcısı dosyanın incelenmesini müteakip, tebliğ name ile Yargıtay ceza dairesine gönderir. Artık bundan sonra hukuk dava dosyaları ile aynı bürokratik düzen işler. Tüm Yargıtay dosyaları ilgili dairelerin iş yüklerine göre farklı zamanlarda sonuçlanır.

Tüm Yargıtay dosyaları hakkında kişisel olarak E-Devlet sistemi ile bilgi edinilebilir.

 

Hızla büyüyen OTC pazarı EXPOMED ile yeni pazarlara açılmaya hazırlanıyor

Türkiye’deki reçetesiz ilaç pazarı, yapılan son araştırmalara göre 5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Toplam ilaç sektörünün yaklaşık yüzde 26’sını üstlenen bu pazar, ciddi bir büyüme potansiyeline sahip olmasıyla ilaç firmalarının da gündemini oldukça meşgul ediyor. 2013’ten 2016 yılına %17 büyüyen pazarın 2019 yılında dünya çapında 29 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması öngörülüyor. Avrasya Bölgesi’nin ve Türkiye’nin lider medikal fuarı Expomed, bu farkındalıkla OTC (reçetesiz ürünler) alanını bünyesine dâhil ederek, pazarın hedeflerine ulaşmasında önemli bir görev üstleniyor.

Hem ulusal hem de uluslararası firmaların son 5 yıldır yoğun olarak yatırım yaptığı OTC, yani reçetesiz ilaç pazarı, her geçen yıl büyümesini sürdürülebilir kılma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Gün geçtikçe ilaç listesi de genişleyen pazarın, toplam ilaç sektörünün yaklaşık yüzde 26’sını üstlendiği öngörülüyor. Bu farkındalıkla EXPOMED, OTC sektörünün tüm yeniliklerini 80’in üzerinde ülkeden gelen ziyaretçilerle buluşturarak pazarın ihracat ağını genişletmeyi hedefliyor.

EXPOMED Fuarı kapsamında Salon 6 ve 7 fuayede yer alacak OTC Alanı ile vitaminlerden sağlıklı yaşam ve diyet ürünlerine kadar geniş bir ürün yelpazesini fuar ziyaretçileriyle buluşturacak.  Orta Doğu, Balkanlar ve Afrika başta olmak üzere büyüyen yeni pazarlardan EXPOMED’e gelen OTC ürünler ile ilgili distribütörler, toptancılar, eczacılar, Ar-Ge uzmanları ve bilim insanları bu alanda katılımcılar ile ikili görüşme gerçekleştirecek.

Bu yıl 22-25 Mart 2018 tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek medikal cihaz, ekipman ve teknolojilerin sergilendiği, medikal trendlerin ve bilimsel etkinliklerin takip edildiği Avrasya’nın lider fuarı EXPOMED; 4 gün boyunca sağlık sektöründeki en yeni teknolojilerin, AR-GE ve inovasyon harikası ürünlerin sergileneceği bir platform olarak göze çarpıyor. Ortopedi ve Sarf Malzemeleri, Elektro Medikal Ekipman ve Medikal ve Laboratuvar Teknolojileri ile Hastane Yapı ve Tıbbi Tesis Yönetimi olmak üzere 3 temel ürün grubuna göre ayrılan salonlarda ziyaretçilerini bekleyen fuar; yerli ve yabancı sektör profesyonellerini bir araya getirme hedefiyle gerçekleştiriliyor.

Sevgililer Günü’nde Victorinox’tan şık hediyeler

Şubat’ı anlamlı kılan Sevgililer Günü’ne az bir zaman kaldı. Sevgilinize veya eşinize hediye arayışında zorlanıyorsanız Victorinox bu konuda size birbirinden şık çözümlerle sesleniyor. Orijinal hediye alternatifleri bulunan Victorinox, Sevgililer Günü’nde hem sizi hem de sevgilinizi mutlu edecek.

Victorinox’un Sevgililer Günü’nde hediye arayışında olanlara ilk çözümü, markanın amiral gemisi konumunda bulunan çakıları oluyor. Geniş renk skalası bulunan Victorinox çakılar, 33 farklı fonksiyona kadar çıkıyor. Ömür boyu saklanacak ve işlevselliği kaybolmayacak bir hediye olan Victorinox çakılar Sevgililer Günü’nde sevgiliniz ya da eşiniz için uzun ömürlü en ideal hediye alternatifleri arasında yer alıyor.

 

Kadınlar için özel tasarlandı


Victorinox çakılarının kadın kullanıcılar için yeniden dizayn edilmiş hali SwissCard eşinizin her zaman yanında taşıyacağı hediye olacak. Kredi kartı boyutunda olan SwissCard; büyüteç, cam törpü, cetvel, cımbız, kürdan, makas, toplu iğne, iki farklı tornavida, tükenmez kalem ve iki farklı boyutta yıldız tornavida fonksiyonlarına sahip. SwissCard kullanışlı ve şık bir hediye alternatifi olarak da dikkat çekiyor.

 

Sık seyahat edenlere özel
Çakı ve bıçak üreticisi kimliğiyle öne çıkan ve tüm dünyada kullanılan Victorinox, şık ve kullanışlı valizleri ile de dikkat çekiyor. Red Dots ödüllü Victorinox Spectra 2.0 valizler Sevgililer Günü’nde seyahat edecekler için farklı ve kullanışlı bir hediye arayışında olanlara özel seçenekler sunuyor. Çift bölmeli valiz, geniş alanında eşyaları taşırken, daha küçük eşyaları ön bölmesinde bulunan işlevsel gözlerde muhafaza ediyor. Kırmızı, siyah, krem, gri, lacivert ve beyaz renk seçenekleri bulunan Spectra 2.0, sık seyahat edenlerin tüm yükünü taşıyor.

https://www.swissarmy.com/us/en

KEMAL HAMAMCIOĞLU’NUN GÜÇLÜ KALEMİ ile METİN AKDÜLGER’İN

Kaleme aldığı oyunlar ve kitaplarla büyük ilgi gören Kemal Hamamcıoğlu’nun güçlü metniyle, Metin Akdülger’in tek kişilik olağanüstü performansı “Baldan Karanlık” oyununda bir araya geliyor. TOY İstanbul’un çok beğenilen yeni oyunu “Baldan Karanlık”, yüreğinize derinden dokunacak hikâyesiyle 20 Ocak Cumartesi akşamı TOY İstanbul’da!

 

Kemal Hamamcıoğlu’nun yazıp yönettiği “Baldan Karanlık”ta Metin Akdülger, 70 dakika boyunca olağanüstü bir performans ve çarpıcı bir oyunculuk sergiliyor. TOY İstanbul’un kendi prodüksiyonu olan ikinci oyunu “Baldan Karanlık”; bir köpeğin hikâyesi üzerinden insanın, doğaya ve insana yaptıklarının nedenini sorguluyor.

Tiyatroseverler tarafından yoğun ilgi ve büyük bir beğeniyle takip edilen “Baldan Karanlık” izleyenleri, çok iyi bildikleri ama unutmayı seçtikleri yollardan geçerken, kaybolanların hikâyelerine ortak olmaya davet ediyor. İnsanın, doğaya ve insana yaptıklarının nedenini sorgulayan oyun, insana kim olduğunu hatırlatan içten anlatımıyla da izleyenleri sarmalıyor.

“Baldan Karanlık”, “Ah gözleri…” diyenlerin iç çekişlerini kayıp ormanlara sayıklıyor. Ahları devirirken, kışları yaza döndürüyor gücü güçsüz kalmış dallarıyla… Karanlık eski karanlık mı, yeni mi yoksa bu karanlık?  Karanlıktan gelen ordan buraya, burdan oraya mı sever hep? Sevmek burdan oraya, ordan buraya mıdır hep? Ballı ağaç… Ahh ballı ağaç… Geri gelecek! Biliyorum… Buramı da sever misin?

Koreografisini Yasemin Erkan’ın, ışık tasarımını Ayşe Ayter’in, yönetmen yardımcılığını Dilara Pamuk’un üstlendiği oyunun kostümleri ise tasarımcı Aslı Filinta Demir’in imzasını taşıyor. Oyunda Onur Alagöz ışık operatörü, Tayfun Karataş ise ışık teknisyeni olarak görev alıyor.

20 Ocak 2018, Cumartesi akşamı saat 20.30’da sahnelenecek tek perdelik “Baldan Karanlık” oyununa ait biletler, Biletix’ten ve her gün 13.00’ten itibaren açık olan TOY İstanbul gişesinden temin edilebilir. Oyuna gelenlerin,  sokak hayvanları için mama getirmesini rica eden “Baldan Karanlık” ekibi oyun sonrasında mamaları, barınaklara ve ormana terk edilen hayvanlara götürüyor.

 

Adres:  Maçka Gmall – Harbiye, Kadirgalar Cad.No:3 34367 Maçka/İstanbul

Tel:      +90 212 970 28 69

Bilgi için:

             biletix.com

info@toyistanbul.com

toyistanbul.com

facebook.com/toyistanbul

instagram.com/toyistanbul

twitter.com/toy_istanbul

Arma Kontrol’ün yeni rotası Afrika

40’tan fazla ülkede Türk mühendislerin ürünleri tercih ediliyor

Türk mühendislerin çalışmalarıyla büyüyen Arma Kontrol, 11 yılda 40’tan fazla ülkede 3 binin üzerinde projede yer almayı başardı. Türki Cumhuriyetler ve Ortadoğu’nun yanı sıra Avrupa’da da tercih edilen Arma Kontrol’ün 2018’deki hedefi ise Afrika’da büyümek. 

2006 yılında kurulan Türkiye’nin güvenlik endüstrisinin bir kolu olan geçiş kontrol sistemleri sektöründeki öncü markalarından Arma Kontrol, bugün 40’tan fazla ülkede 3 binin üzerinde proje tarafından tercih edilmeyi başardı. Kısa sürede yakalanan başarıyı değerlendiren Arma Kontrol CEO’su Koray Kartal; ‘’ Kurulduğumuz ilk günden bu yana Ar-Ge’ye ciddi yatırımlar yaptık. Tamamı Türk mühendislerin tasarladığı geçiş kontrol ürünleri ve bariyer sistemlerini Türkiye’de üreterek dışa bağımlılığımızı minimum seviyeye getirdik. Daha sonrasında da bu ürünlerin kalitesinin dünyanın birçok ülkesinde fark edilmesini sağladık. Bugün 40’tan fazla ülkede Arma Kontrol ürünlerini görebilirsiniz. Hedefimiz önümüzdeki yıl yurtdışına daha da ağırlık vererek ihracat yaptığımız ülke sayısını artırmak’’ dedi.

“Nijerya, Kenya, Gana, Somali ve Togo’da projelerimiz devam ediyor”
İlk ihracatını Azerbaycan’a gerçekleştiren daha sonra da Türki Cumhuriyetlerin yanı sıra Ortadoğu, Avrupa, Asya ve Amerika’daki projelerde yer alan Arma Kontrol’ün 2018 yılında hedefinde Afrika kıtası yer alıyor. Afrika kıtasının kendileri için önemli bir pazar olacağını belirten Kartal sözlerine şöyle devam etti; “Bölgenin güvenlik anlamında ciddi bir ihtiyacı var. Güvenlik yatırımları tüm dünyada olduğu gibi Afrika’da da giderek artıyor. Biz de Arma Kontrol olarak tüm dünyada kalitesiyle dikkat çeken patentli ürünlerimizle bu pazarda yerimizi alacağız. Geçiş kontrol sistemleri sektöründe dünyanın ilk 10 firması arasına girme hedefimizde Afrika da bizim için önemli bir rol oynuyor. Bölgede Road Blocker ve Mantar bariyer sistemleri bilinmediği için bugüne kadar böyle bir çözüm ihtiyacı hiç ortaya çıkmamış. Bugün Nijerya, Kenya, Gana, Somali, Togo’da projelerimiz devam ediyor. 2018 yılında da bölgedeki diğer ülkelerde yeni projelerimiz artarak devam edecek.”

“Birçok sektörde bu başarıyı yakalayacak kapasitedeyiz”
Bugüne kadarki başarılarının yerli üretim ve Türk mühendisler sayesinde olduğunu belirten Arma Kontrol CEO’su Koray Kartal; “Yerli mühendisler tarafından üretilen güvenlik ürünlerimiz dünyanın birçok ülkesinde tercih ediliyor. Bugüne kadar imza attığımız 12 patentli ürünümüz hem kalite hem de işlevsellik açısından kimseden aşağı kalmıyor, aksine daha da kaliteli ürünler üretiyoruz. Güvenildiği ve doğru planlandığı takdirde ülkemizin birçok sektörde bu başarıyı kolaylıkla yakalayacak kapasitede olduğuna inanıyorum” dedi.

Road Blocker ve Mantar Bariyer sistemlerinde uzmanlaşan Arma Kontrol, Roma’da gerçekleşen çarpışma testinden başarıyla çıkan ve P1 derecesi almaya hak kazanan ilk Türk firma özelliğine sahip.

Güvenlik sektörünün devleri Dubai’de bir araya geliyor

Güvenlik ve yangın sektöründeki profesyonelleri bir araya getiren Intersec 2018 fuarı, dünyanın dört bir yanındaki sektör temsilcilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Sektörün önde gelen temsilcilerinin yer alacağı fuarda Türkiye’den Arma Kontrol de Türk mühendislerin tasarladığı yeni sistemlerini tanıtacak.

Güvenlik sektörünün en prestijli fuarlarından Intersec kapılarını Dubai’de açıyor. 129 ülkeden gelen 1000’i aşkın katılımcı ve 30.000’i aşkın ziyaretçi sayısıyla dünya çapındaki en büyük fuarlardan olan Dubai Intersec 2018, aynı zamanda geniş kapsamlı uluslararası bir ticaret platformu özelliğine sahip. Sektördeki firmaların hedef kitlelerini tek bir çatı altında bir araya getiren fuar, 21-23 Ocak tarihleri arasında Dubai Uluslararası Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşecek.

Ticari Güvenlik, Akıllı Ev, Bilgi Güvenliği, Yangın ve Kurtarma, Güvenlik ve Sağlık, iç güvenlik, Çevre ve Fiziksel Güvenlik gibi geniş kapsamlı çözümlerin sergileneceği fuarda Türkiye’den de Arma Kontrol yer alacak. Kurulduğu günden bu yana 40’tan fazla ülkeye ihracat yapan Arma Kontrol, son olarak İtalya’da aldığı P1 sertifikalı Road Blocker ve Mantar bariyer sistemlerini tanıtacak.

Türk mühendislerin başarısı global arenada sergileniyor
Patentinin elinde olduğu Teleskopik Road Blocker sistemiyle İtalya’da düzenlenen çarpışma testinden P1 derecesiyle geçen Arma Kontrol, Türk mühendislerin başarısını Dubai Intersec 2018 fuarında tanıtacak. Uluslararası fuarda ilk kez görücüye çıkacak Teleskopik Road Blocker sisteminin yanında, mantar bariyer sistemleri de sergilenecek. Roma’da gerçekleşen çarpışma testiyle 7,5 tonluk bir kamyonun saatte 65 km hızla çarptığı testi yüksek başarıyla tamamlayarak P1 derecesi almaya hak kazanan Arma Kontrol, bu başarıya sahip olan ilk Türk firması.

Dubai Intersec 2018’in sektör için çok önemli bir platform olduğunu söyleyen Arma Kontrol CEO’su Koray Kartal; ‘’Arma Kontrol olarak her yıl belirli seviyede büyüme gerçekleştiriyoruz. Büyümemizde uluslararası fuarların önemi çok büyük. İhracat ağımızı bu gibi önemli fuarlarla genişletiyoruz. Dubai Intersec, sadece bulunduğu Ortadoğu bölgesinin değil global arenada da önemli bir konumda. Biz de Arma Kontrol olarak Dubai Intersec’e bu yıl üçüncü kez katılıyoruz. Hedefimiz doğrultusunda ileriki yıllarda düzenlenecek olan Dubai Intersec fuarlarında da yer almayı planlıyoruz’’ dedi.

Hedef dünyanın en büyük 10 firmasından biri olmak
Yeni ürünlerini Ortadoğu pazarına Intersec 2018’de tanıtacaklarını söyleyen Kartal sözlerine şöyle devam etti. “Sektörde dünyanın en büyük 10 firmasından biri olmayı hedefliyoruz. Şu an için 40’ın üzerinde ülkeye Türk yapımı ürünlerin ihracatını gerçekleştiriyoruz. Katıldığımız uluslararası fuarlarla bu sayıyı daha da artırmayı hedefliyoruz” dedi.

18. MARKA KONFERANSI İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI!

Türkiye’nin en büyük ve en çarpıcı fikir platformu MARKA Konferansı, 18 yıldır iş dünyası ve liderlerinin ihtiyaçlarına rehberlik yapmaya devam ediyor. Bu yıl 13-14 Aralık 2017 tarihlerinde Hilton İstanbul Bomonti’de gerçekleşecek olan MARKA 2017, 18 yaş ruh halini ve kendini 18 yaşında hissetme duygusunu MARKA deneyimine taşıyacak. Büyük bir yıldızlar geçidi sunan MARKA 2017’de, iki gün boyunca başarıları ile dünya gündemine damga vurmuş, sanat dünyasının yıldızlarından iş dünyasının liderlerine; dünyaca ünlü psikanalistlerden bilimadamlarına; önemli girişimcilerden akademisyenlere çok özel 62 konuşmacıyı 40’ın üstünde seansta en çarpıcı içerikleriyle ağırlayacak. MARKA Konferansı her yıl olduğu gibi bu yıl da iş dünyasının yakın geleceğini şekillendirecek doğru yol haritalarını sunmaya hazırlanıyor.

 

Lider konferans kuruluşu Yürekli tarafından, grafiğini hep yükselterek büyük bir istikrarla 18 yıldır düzenlenen ve tam 16 yıldır Yapı Kredi World’ün ana sponsorluğunu üstlendiği MARKA Konferansı, bu yıl insan yaşamında çok belirgin bir dönüm noktası olan “18 yaş halini” konferans deneyimine taşıyor.

 

İnsana ve hayata dokunan bilginin değerine hep inanan ve daha önce tüketilmemiş içerikleri iş dünyasına ilham verecek bir özenle tasarlayıp ilk kez izleyicileriyle buluşturan MARKA Konferansı, bu yıl da gündemde dalga etkisi yaratacak seanslarla 18 yaş ruh halinden ilham alarak geleceği yeniden tasarlayacak.

 

18 Yaş Ruh Halini Yansıtan Konferans

 

MARKA Konferansları’nın yaratıcısı, Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör, MARKA 2017’nin altını çiziyor: MARKA konferansına duyulan ilgi ve heyecan 18 yıldır hep zirvede; bu özelliğimizle sürdürülebilirlik ve istikrar konusunda iş dünyasına örnek olmayı başardığımıza inanıyorum. 18 yaşın hiçbir yaşa benzemeyen bambaşka bir özelliği var. İnsan yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri… Bu yıl 18 yaş ruh halini ve kendini 18 yaşında hissetme duygusunu MARKA deneyimine taşıdık. Çok büyük fırsatlarla dolu olduğuna inandığımız 2018 yılı için iş dünyasını bu özel deneyimle hazırlayacağız. Tıpkı 18 yaşında genç bir insanın hissettiği gibi özgürlüğe, bağımsızlığa, olgunluğa sağlam adımlar atarken cesaretle ve umutla geleceğe koşma enerjisi ve motivasyonu aşılayacağız; tüm MARKA 2017 katılımcılarının bu duyguyla geleceklerine bakmalarını sağlayacağız.”

 

Eşsiz Konferans Deneyimi: Sahne Teknolojisi, Gösteri Anlayışı ve 15 Dakikalık Dinamik Seanslar

 

MARKA Konferansları, içerik dizaynını önceliklendirdiği kadar, bilgi ve fikirlerin sunulduğu formatı da önemseyen bir fikir platformu. Her zaman olduğu gibi geleceği şekillendirme gücü ve bunu sağlayan etkili içeriği MARKA Konferansları’nın değişmeyen karakteri. Türkiye’nin en güçlü fikir platformu olarak bilinen MARKA Konferansları, içerik küratörlüğünde dikkat ve seçicilikle yürüten bir disipline sahip. MARKA Konferansları’nın bir diğer özelliği de konuşmacıların kendilerine verilen ön bilgilendirme doğrultusunda, MARKA seyircisi için özel olarak geliştirdikleri sunumlarla katılmaları. Konuların seçimi kadar, seçilen konulara yaklaşım farkı da MARKA Konferansı’nı ayrıştırıyor. Öte yandan, 15 dakikayla sınırlı olan seanslar, konferansın büyük bir dinamizm ve süreklilik içinde geçmesini sağlıyor. MARKA 2017 seansları yine unutulmayacak sürpizlerle dikkat çekecek.

 

MARKA 2017’nin Gündeminde ‘SANAT’ Var!

 

MARKA 2017, dünyanın en büyük sanat otoritelerini MARKA sahnesinde buluşturarak iş dünyasının dikkatini sanat alanına ve sanat-iş dünyası işbirliklerine çekiyor. Dünyaca tanınan sanat önderleri MARKA 2017’de unutulmaz seanslarla ilham verecek. Dünyanın en büyük sanat fuarı Frieze’in kurucusu Matthew SLOTOVER, günümüzde dünyada öne çıkan sanat dinamiklerini ve iş dünyası-sanat ilişkisinin dengelerini anlatacak. SAHA Çağdaş Yaşamı Destekleme Girişimi Yönetim Kurulu Başkanı Füsun ECZACIBAŞI, sanatçı Ali KAZMA ile aynı sahneyi paylaşarak, sanata ve sanatçıya bağımsız bir saha açma yolculuğunu anlatacak, sanatı tüketmenin değil üretmenin önemine dikkat çekecek.

 

MARKA 2017’nin en çok dikkat çekecek başlıklarından biri de, uluslararası çağdaş sanatçı, film yönetmeni; Palanga Besi, Sanat ve Mimari Çiftliği Projesi’nin yaratıcısı Kutluğ ATAMAN’ın, “Saç Saça Baş Başa, Türkiye’de Sanatçı Olmak” başlıklı seansı olacak.

 

Tasarım ve Moda  Dünyasının En Tanınmış Liderleri MARKA 2017’de!

 

MARKA 2017 dünyaca ünlü moda ve tasarım liderlerini de ağırlayacak. Uzakdoğu’da trendlere yön veren, moda dünyasının büyük divası, Vogue China’nın kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Angelica CHEUNG, dünya ticaretinin en cazip pazarı Çin pazarına girecek lüksmarkalara danışmanlık veren önemli bir isim. MARKA 2017’de, Y Kuşağı’nı Çin’de neyin farklı kıldığını ve bu kuşağa nasıl ulaşılabileceğini anlatacak. MARKA 2017’nin dikkat çeken konuşmacılarından  biri de Chalayan markasının yaratıcısı Hüseyin ÇAĞLAYAN, ünlü tasarım yazarı Emily KING’in moderatörlüğünde; “Genişletilmiş Alanda Moda” başlığıyla  teknoloji ve sihrin nasıl buluştuğunu anlatacak. Moda dünyasının tanınmış liderlerinden, GQ İngiltere Genel Yayın Yönetmeni Dylan JONES ve İngiliz Moda Konseyi İcra Kurulu Başkanı Caroline RUSH, bu yıl da aynı sahneyi paylaşarak izleyiciyi David Bowie’nin eşsiz hayatına dair büyülü bir yolculuğa çıkaracaklar. MARKA 2017’nin önemli konuşmacılarından bir de London Design Museum direktörü Deyan SUDJIC. Tasarım konusunu işleyerek hayata nasıl taşınabileceğine dair kafa yoran  ve bununla ilgili projeler geliştirerek tasarıma yön veren bir dahi olan SUDJIC, MARKA 2017’de teknolojiye uyum sağlayan tasarımları ve geleceği tasarlarken teknolojinin rolünü anlatacak.

 

Global Rekabet Gücü İçin Yapay Zeka ve Teknoloji

 

MARKA 2017, dünyanın gözünü diktiği konulardan biri olan ‘Yapay Zeka’yı da mercek altına alacak. Yapay zeka alanında önemli çalışmalar yapan, PrismaLabs’in kurucusu ve CEO’su, Rus teknoloji lideri ve bilimadamı Alexey MOISEENKOV, MARKA 2017’nin öne çıkan konuşmacılarından biri olarak, yapay zeka alanında doğru yatırımlar yapılması adına Türk iş dünyasının önünü açmak için önemli açıklamalar yapacak. MARKA 2017’nin öne çıkan konuşmacılarından bir diğeri de, sosyal girişimciliğe 18 yaşında adım atan, bugün ise 25 yaşında dünyanın en büyük şirketlerinin sosyal medya stratejilerini yöneten, dünyanın en büyük sosyal pazarlama ajansı Social Chain’ın CEO’su Steven BARTLETT. BARTLETT, 2018’de sosyal medyaya damga vurmanın sırlarını MARKA sahnesinde yapacağı sosyal medya şovuyla kanıtlayacak. Sabancı Üniversitesi Finans Kürsü Başkanı ve ekonomist Özgür DEMİRTAŞ, gazeteci ve televizyon sunucusu Ahu ÖZYURT moderatörlüğünde, “Gelecek Beklenilenden Daha Hızlı Gelecek” başlığıyla teknolojik atılıma çok büyük bir hızla adapte olmanın gerekliliğine ve ülkemizin rekabet gücündeki etkisini anlatacak.

 

MARKA 2017’de Türkiye’den Yıldızlar Geçidi

 

Sıra dışı format ve yaklaşımlarla en ilham verici seansları dizayn etmesiyle tanınan MARKA Konferansları, bu yıl da sanat ve gösteri dünyasının ünlü isimleriyle unutulmayacak seanslara imza atacak. İzleyiciler, televizyonda dijital atılım ve Türk dizilerindeki dönüşümün sırlarını, ünlü oyuncular Seranay SARIKAYA ve  Ozan GÜVEN’den dinleyecekler.  Şarkılarıyla herkesin hayatında kalıcı izler bırakmaya devam eden büyük popstar, eşsiz müzisyen, besteci, söz yazarı ve prodüktör Kenan DOĞULU, gazeteci Nevşin MENGÜ moderatörlüğünde sohbet ve müzik dolu bir seansla MARKA 2017’ye damgasını vuracak. Türkiye’nin en büyük mizah dehası ünlü komedyen Cem YILMAZ, sinema ile arasındaki tutkulu ilişkiyi ve ortak değerimiz olan Yeşilçam’ın, kendisi için anlamını MARKA 2017’de çok özel bir seansla anlatacak.

 

MARKA 2017’nin Örnek Sosyal Sorumluluk Projesi

 

MARKA Konferansları, birçok alanda olduğu gibi yıllardır sosyal sorumluluk projelerindeki yaratıcı yaklaşımlarıyla da markalara örnek olmayı hedefliyor. Bu yıl MARKA Konferansı yine çok özel bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor ve 18. yılında, 18 yaşından küçük kızların evlenmesine engel olmayı hedefleyen bir projeyle izleyicisiyle buluşuyor. Konferans katılımcılarının tümünün, parçası olarak katkı sağlayabileceği  projede UNICEF’le işbirliği yapan MARKA 2017, “18. yaşımızda, 18 yaşından küçük kızlar evlenmesin” mesajı vererek kız çocuklarının eğitimlerine devam etmesini destekleyecek. Kız çocuklarının erken yaşta evlenmelerinin önüne geçip eğitim almalarına olanak sağlayan proje hakkında Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör bilgi verdi: “Türkiye’yi eğitimli kızların geliştireceğine inanıyoruz. MARKA 2017’nin sosyal sorumluluk projesi için UNICEF’le işbirliği yaptık. Aylardır üstünde çalışıyoruz. MARKA 2017 içinde Dükkan 18 adında bir mağaza açıyoruz. Bu mağazanın tüm ürünleri PSC tarafından tasarlandı. MARKA Konferansı’nın 18. yaşına özel limited edition ürünler satışa sunulacak. Ürünlerin tüm üretim giderlerini markamız Stepevi üstlendi, bu sayede Dükkan 18’in tüm geliri UNICEF’in “Kızlara Söz Ver” kampanyasına bağışlanacak. UNICEF, Türkiye’de kamu ortaklarıyla birlikte 18 yaşından önce evliliklerin engellenmesi ve kız çocukların eğitime devamının desteklenmesi için çalışıyor. Bu yıl biz de tüm MARKA 2017 katılımcılarıyla bu projenin parçası olabildiğimiz ve katılımcılarımıza bu amaç için bir destek fırsatı verebildiğimiz için mutluyuz. Bu projenin iletişim yaklaşımıyla ve tüm tasarımıyla ilham vermesini, örnek olmasını diliyoruz. ”


MARKA 2017’den 15 Aralık’ta Gençlere Özel MARKA Konferansı

 

Yıllardır üniversite öğrencilerine vermekte olduğu eğitim desteğini son üç yıldır büyüten ve başka bir seviyeye taşıyan MARKA Konferansı, iş dünyasına sunduğu deneyimi tüm ihtişamıyla öğrencilere taşıyor. Onlara bilgi, fikir ve ilham verirken kalite anlayışlarını da yükseltmeyi hedefleyen MARKA Gençlik Konferansı “Youth Event” bu yıl 15 Aralık 2017, Cuma günü düzenleniyor. Öğrencilerin olağanüstü bir ilgi gösterdikleri programda, bu yıl gelen yoğun talep nedeniyle iki kez kontenjan arttırımı yapıldı. Üniversite öğrencilerinin www.biletino.com sitesinden kayıt formu doldurarak ücretsiz katılabildiği konferans için belirlenen 500 kişilik kontenjan, kayıtlar çok hızlı dolduğu için önce 750’ye, birkaç hafta sonra da 1000’e çıkarıldı. Katılım önceliğini, 1000 kişilik kontenjan dolana dek başvurularını yapan öğrencilere tanıyacak olan MARKA Gençlik Konferansı için kayıtlar devam ediyor.

 

MARKA Konferansları’nın Üçüncü Kitabı Çıktı

 

Her yıl çok büyük bir dikkatle hazırlanan ve güncelliğini koruyan içeriğini bir yıl sonra kitaplaştırarak kalıcı hale getiren MARKA Konferansları’nın üçüncü kitabı çıktı. MARKA 2016’nın çok ses getiren tüm içeriğini Türkçeleşmiş olarak okumak isteyenler için yeni kitap, MARKA 2017 alanında Dükkan 18 projesi içinde satışa sunulacak.

 

MARKA Konferansı’nın 18 Yıldır Değişmeyen Moderatörü; BJ CUNNINGHAM

Tüm konuşmacıların en fazla 15 dakika sahnede kaldığı dinamik akışıyla da dinleyicilerde ilgi uyandıran MARKA Konferansı’nın moderatörlüğünü, 18 yıldır olduğu gibi bu yıl da marka filozofu olarak anılan BJ Cunningham üstlenecek. Programda yer alan sürpriz isimleri kimi zaman son güne kadar saklı tutmasıyla bilinen MARKA Konferansı’nın bu yılki son dakika sürprizleri de heyecan ve merakla bekleniyor.

 

Yürekli tarafından 18 yıldır düzenlenen MARKA Konferansı, 13-14 Aralık tarihlerinde Hilton İstanbul Bomonti’de gerçekleştirilecek. Konferansa katılmak isteyenler için kayıtlar, markaconference.com adresinde devam ediyor.

 

 

Bilgi için: ​ markaconference.com

​            facebook.com/markakonferansi

​            twitter.com/markakonferansi

​            instagram.com/markakonferansi

Marinalı yerleşim modeli Yakuplu’da

Megayat üretiminde dünya üçüncüsü olan Türkiye’de yat sektörünün yıllık ortalama 450 milyon Euro ticari hacmi koruduğu belirtiliyor. Yılda ortalama yüzde 20 büyüyen ve dünyada en çok ziyaret edilen altıncı ülke olan ülkemiz için teknenin, lüks olmaktadan çıkıp yaşam sitili haline geleceğini gösteriyor.

Ortalama bir yelkenlinin fiyatı, lüks araba fiyatı olan 100 bin euro’ya karşılık geliyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 100 bin euro’ya karşılık gelen 50 bin lüks araba satılırken, yelkenli satın alanların yok denecek kadar az olduğu belirtiliyor.

Avrupa ülkeleri örneğinde; Norveç’te 6 kişiye bir tekne, İtalya’da 98 kişiye bir tekne düşerken, 8 bin 333 kilometre kıyı şeridine sahip ülkemizde 900 kişiye bir tekne düştüğü belirtiliyor.

Deniz ve tekne tutkunluğunun arttığı İstanbul’ da lokasyonu ve marina özelliği ile Yakuplu’ nun yıldızı parlıyor. Yakuplu’ da konumlu West İstanbul Marina, yatçılar için yeni bir rota ve bağlanma noktası oluyor.

DENİZİSTANBUL’ ın kıyı şeridinde yer alan West İstanbul Marina, İstanbul’ un en ileri teknolojik marinası olma özelliğini taşırken mavi bayraklı sahil ve plajı tatil keyfi sunuyor.

Hızlı erişim ağları, planlanan metro hatları ve TEM – E5’e erişim kolaylıkları bölgesel “ yerleşim/yaşam ” tercihine önemli avantaj sağlıyor. Yakın gelecekte planlanan deniz taksi / otobüsü gibi deniz erişim olanaklarının devreye girmesi bölgeyi İstanbul Avrupa yakasının sahil aksında “ Bakırköy’den Yeşilköy’e “ yerleşim alanlarına rakip olmaya aday gösteriyor.

Bu özellikler, bölgeyi İstanbul’da en fazla prim yapan alan noktasına eriştiriyor.. Özellikle Yakuplu Sahil aksında; arsa değerleri 1.000-$’ lar seviyesinde değerlendiriliyor.

Yakuplu sahil bandı; planlanan AVM’leri, Turizm alanları, Ofisleri, Eğitim ve sağlık kurumları ile bölgenin “ trend noktası “ olma yolunda hızla ileriyor.

Bölgenin artan popüleritesi son zamanlarda; nitelikli konut yatırımlarını beraberinde getiriyor.
Denizle iç içe bir yaşam tercihinin yatay yerleşim modeli ile başarı ile uygulandığı YAKUPLU’ da Yerli ve Yabancı “ yatırım ve yerleşim “ talepleri hızla artıyor. Denizsiz bir İstanbul düşünemeyenlere önerim YAKUPLU gayrimenkul fırsatlarını değerlendirmeleri olacaktır.

Sektörün yeni gözdesi…

Türkiye’de son yıllarda gerek vakıf gerekse devlet üniversitelerinin sayılarında ciddi bir artış yaşandı.

2008 yılında alınan yeni üniversitelerin kurulması kanunuyla birlikte Türkiye’nin her ilinde en az bir devlet üniversitesi bulunma zorunluluğu geldi. Türkiye’de 2015 yılı itibariyle 190 üniversite var. Bu artışın beraberinde getirdiği diğer ihtiyaç ise “barınma”. Gayrimenkul sektörü bu talebi sonunda fark etti ve harekete geçti. Bazı durumlarda talep doğru algılandı ve başarılı çalışmalar oldu. Fakat genellikle var olan yapılar yurda çevrilmeye çalışıldı, apart, rezidans ve pansiyon tarzı uygulamalar giderek yaygınlaştı. Çünkü bunlar uygun maliyetli, maliyeti sebebiyle daha karlı ve yönetilmesi, kontrolü kolay olan uygulamalardı. Sayıları arttı, arttıkça kalite düştü, talep azaldı ve öğrenciler için barınma hizmeti sunmak, yurtçuluk yatırımı gözden düştü.

Ve artık, bir yurt inşasından ziyade nitelikli bir yaşam alanı sunmak ön plana çıkmaya başladı. Öğrenciler artık sadece barınacakları bir mekandan ziyade keyifle zaman geçireceği bir yurtta kalmak istiyor.

Özellikle öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun eğitim gördüğü İstanbul’da yurt sayısı yetersiz, talebi karşılayamıyor. Son 2-3 yıldır profesyonel gayrimenkul sektör temsilcileri, bilinçli yatırımcılar nitelikli öğrenci yurtlarına yönelmiş durumda. Yeni inşa edilen yurtlara her gün bir yenisi ekleniyor. Uygun lokasyonda ve profesyonel bir anlayışla yönetilecek yurtlar, yerli ve yabancı yatırımcıları da cezbediyor.

Bu yurtlar için üniversitelerin yoğun olarak yapılandığı her yer potansiyel taşıyor. Önemi henüz tam olarak anlaşılamamış olan öğrenci yurtları, orta vadede yatırımcıların gözdesi diyebiliriz. Ortalama 3-5 yıl kadar yatırımın geri dönüşü olması da cazip geliyor. Fakat tekrar etmek gerekiyor ki, sadece binayı inşa etmek yeterli değil. Bu alanda var olan talebi canlı tutabilmek için öğrencilerin beklentilerine göre nitelikli hizmet vermek şart. Mevcut talebin en fazla % 30’u kadar bir arz söz konusu ve vasıflı öğrenci yurtları konusunda ciddi bir pazar açığı var.

Bizde yeni yeni farkındalık oluşturan nitelikli yurt işletmeciliği Avrupa ülkelerinde ön planda… Bu alanda yurt dışında büyük bir gelişim söz konusu. Özellikle Fransa ve İsviçre’nin gerek yurt yapıları gerek işletmesi ile çok iyi olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerde yurt işletmeciliği üniversitede okutulan bir eğitim dalı. Son yıllarda yurtlarda trend, renkler ve çevrecilik üzerine… Özellikle de çevreci yurt binaları çok ilgi görüyor. Türkiye’de de ihtiyacın artmasıyla birlikte yatırımlar hız kazanırken, hizmet kalitesi de dünya ile yarışır hale gelecektir. Gideceğimiz daha çok yolumuz var. Her ilde bir üniversitemiz var. Başta İstanbul olmak üzere öğrenciler için kampüs yakınında olan her yer yurt yatırımı için uygun. İnşaat alanında gösterdiğimiz başarıyı hizmet alanında da desteklersek bu konuda çok daha hızlı yol alabilir ve başarılı çalışmalar görebiliriz…

Kentsel dönüşümde son durum

Kentsel dönüşüm kavramı son yıllarda oldukça popüler bir hale gelmiştir. Bu süreçte gayrimenkulü olan kişilerin oldukça fazla beklentileri oluşmuştur.

Binaların yenileneceği ve ciddi kazançların sağlanacağı bir sistemden bahsedilmektedir. Kentsel dönüşüm uygulamalarının bu kadar popüler olmasının temel nedeni 31.05.2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 6306 sayılı yasadır. 2012 tarihinden önce çok sayıda kentsel dönüşüm uygulaması yapılmakta olup uygulamalar genelde kamu kurumları tarafından gerçekleştirilmekteydi. Şu anki uygulamalarda şahışlarda başvuru yaparak binalarının yenilenmesini isteyebilmektedir.

6306 sayılı yasa çok sayıda yenilikler getirmiştir. Riskli yapı, rezerv yapı alanı, riskli alan vb. kavramlarla tanışmamıza neden olmuştur. Uygulamalarda en çok karşımıza çıkan kavram riskli yapı kavramadır. Buna göre binasının olası bir depremde yıkılacağını ön gören ilgisi tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığının lisanslandırdığı kuruma binanın riskli olup olmadığına dair rapor hazırlatabilmektedir. Çıkan sonuçta bina riskli ise binanın yenilenmesi gerekmektedir. Bu süreçte çeşitli muafiyetlerden yararlanma olanağı bulunmaktadır. Yapı ruhsatı harçından muafiyet, kira yardımı, faiz indirimi gibi çeşitli durumlardan istifade edilebilinir. Bu sayede binaların daha hızlı yenilenmesinin yolu açılıcaktır.

Kentsel dönüşüm uygulamalarında rastlanan en büyük sorunlardan biri imar planlarında yıkılan binanın aynısını yada daha fazla inşaat alanına sahip yapıların inşaa edilememesidir. Örnek vermek gerekirse 100 m2 lik 6 daireden oluşan binamızın yıkıp tekrar yaptığınızda güncel planlara göre 100 m2 lik 3 daire inşaatına izin verildiğini kabul edersek bu durumda daire sahiplerine yıkılan binanın aynısını veya daha fazla alanlı bina yapılamadığından kentsel dönüşüm uygulamalarının önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Bu gibi durumlarda imar artışına gidilmesi gerekmektedir. Birden fazla parsel birleştirilerek (tevhid) edilerek ortaya çıkan daha büyük parselde inşaat alanı artışı yoluna gidilebilir.

İnşaat sektörünün oldukça fazla alt kolu bulunmaktadır. Bununla birlikte çok sayıda sektörü beslemektedir. Kentsel dönüşüm inşaat sürecini hızlandırarak ekonomiye pozitif yönlü katkı sağlamaktadır. İnşaat firmaları yurt içinde kazandığı deneyim ve tecrübe ile yurtdışında çok sayıda ihale alarak projeler yapmaktadır. Bu durum inşaat sektöründe bir ekolün oluşmasına neden olmaktadır.
Kentsel dönüşüm olumlu yönlerinin yanında çeşitli olumsuz yönleride bulunmaktadır. Kısaca değinmek gerekirse, dönüşüm uygulamaları altyapı ve üstyapı faaliyetleri ile bir bütündür. Yani siz kentsel dönüşüm ile yüksek katlı bir bina inşaatı yapıyorsanız bu inşaatın yanında yolları genişletmeniz, katlı yollar inşaa etmeniz, metro gibi toplu ulaşım hatları ile projelerin ulaşabilirliğini sağlamanız gerekmektedir. Fakat uygulamalarda yüksek yoğunluklu binalar yapılmasına rağmen ulaşımı ve çevreyi koruyan önemler alınmasında eksiklikler bulunmaktadır. Bu durum kentsel dönüşümü rantsal dönüşüm haline getirmektedir.

Bu durumu çeşitli örneklerle pekiştirmek istiyorum. Kentsel dönüşüm sürecinde 100 dairelik riskli yapının bulunduğu bir alana plan tadilatı yaparak 1000 dairelik bir site yapıldığını düşünelim. Eğer bu siteye toplu ulaşım sistemi veya ilave yollar yapılmazsa bölgede trafik yoğunluğunun artmasına neden olacaktır. Bu gibi durumlar maalesef kentsel dönüşüm uygulamalarından dikkate alınmamaktadır. Yaşanabilir şehirler oluşturulması için yeni yeşil alanların oluşturulması ve ulaşımın sorunlarının minimuma indirilmesi gerektedir. Eğer bu unsurlar sağlanırsa kentsel dönüşüm amacına ulaşıcaktır.

Son olarak, dönüşüm sürecinde milyarlarca dolarlık getiriden bahsedilmektedir. Bu süreçte yerinizi alabilmeniz için süreci çok iyi takip edilerek bu konuda uzmanlaşma eğitimlerini almanız gerekmektedir. Proje analizi, imar durumu tespiti, tapu mevzuatı, kentsel dönüşüm hukuku vb. konularda temel bilgilere sahip olmanız gerekmektedir. Yazımın yararlı olması dileğiyle bol kazançlı günler dilerim.

Gayrimenkul sektöründe daha çok kazanmanın 7 yolu

Merhabalar bu yazımda gayrimenkul sektöründe daha çok kazanmanın yolları hakkında küçük ipuçlarını sizlerle paylaşacağım.

Sektörde çalışan veya sektöre yeni giriş yapmak isteyenlerin dikkat etmesi gereken ve çoğu zaman unutulan bazı konular vardır. Her geçen gün yapılaşmanın arttığı ve küresel bir sektör haline gelen emlak piyasasında uzman kişilere daha çok ihtiyaç duymaktadır. Sektörün oldukça büyük ekonomiye sahip olmasından dolayı hemen hemen herkesin yatırım yapmak isteği bir alan haline gelmiştir. Sektörde çok sayıda oyuncu bulunmakta olup bunlardan bazıları alıcı, satıcı, yatırım danışmanı, gayrimenkul danışmanı, proje geliştirici, finansör, değerleme uzmanı, teknik uzmanlar, mühendis, mimar, avukat, bilirkişi, kamu kurumları, yabancı fonlar vb. birçok oyuncu sektörün daha fazla büyümesine sebep olmaktadır. Sektör milyar dolarları bulan işlem hacmi ile ülke ekonomisine büyük katkıda bulunmaktadır. Bu pastadan daha fazla pay alabilmek için dikkate edilmesi gerekenler aşağıda belirtilmiştir.

1.Yeterli Eğitime Sahip Olabilme
Gayrimenkul çok sayıda disiplini içinde barındırmaktadır. Bu disiplinlerden bazıları teknik, pazarlama, hukuk ve vergidir. Örneğin bir arsa satışı sürecinde ilgili kurumdan temin edilecek imar planı ve plan notları analizinin yapılması, tapuda satış sırasında çıkabilecek şerhlerin analizi, boş arsa üzerine geliştirilecek proje ile getiri hesabı, vergi ile ilgili mevzuat ve satış sürecinde yapılacak sunumlar hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olmayan kişilerin satış sonuçlandırmada başarı oranları düşmektedir. Her geçen gün yeni uygulamaların olduğu gayrimenkul sektöründe devamlı eğitim alarak satış ivmenizi arttırabilirsiniz.

2.Alışkanlıklarınızı Bırakın
Bazı durumlarda alışkanlıklarımız bizi olumsuz etkileyebilir. Gayrimenkul sektöründe herkesin kendine göre bildiği bazı doğruları vardır. Çoğu zaman bildiğimiz bu doğruların yanlış olduğunu kabul etmekte zorlanırız. Özellikle bu durumu alışkanlık haline getirdiysek alışkanlığımızdan ayrılmamız oldukça zordur. Örnek vermek gerekirse uzun süreler sözleşme yapmadan çalışan bir gayrimenkul danışmanı sözleşme ile çalışan kurumsal bir firmada iş yaşamına devam ettiğinde sözleşmeli çalışma konusunda sıkıntılar yaşayabilmektedir. Başka bir örnek vermek gerekirse tapu senedinde yazan alanın daire alanı olduğunu ya da kamulaştırma bedelinin tapu kütüğünde yazan değer üzerinde verileceği gibi yanlış ve eksik bilgileri değiştirmek bazı durumlarda oldukça zor olmaktadır.

3.Sonuç Odaklı Çalışabilme
Gayrimenkul sektöründe yüksek getiri hedefleyen kişilerin mutlaka sonuç odaklı çalışması gerekmektedir. Gayrimenkul danışmanı satış yaptığında, inşaat firması yapıyı tamamladığında, değerleme uzmanı raporu sonuçlandırdığında, finansör krediyi müşteriye kullandırdığında, alıcı ve satıcı resmi senede imza atması sonucunda para akışı meydana gelmektedir. Bu sebepten sektörde sonuç odaklı çalışarak getiriler maksimum seviyeye çıkarılabilir.

4.Motivasyon
Yukarıdaki maddede sektörde sonuç odaklı çalışmanın öneminden bahsettik. Sonuca giden yolda önümüze çok sayıda engeller çıkabilmektedir. Bunlardan bazıları alıcı ve satıcı arasındaki anlaşmazlıklar, tapuda taşınmaz üzerindeki olumsuz şerhler, imar planlarında yaşanabilecek olumsuzluklardır. Bu gibi durumlarda yeterli bilgiye sahip uzmanlar tarafından motivasyonu kaybetmeden pratik çözümler ile sonuçlandırılabilir. Motivasyonun daha yüksek olmasının temel anahtarı eğitimdir. Bu sayede süreç yönetimi konularına daha hakim olabilirsiniz.

5.Global Bakış Açısı
Gayrimenkul sektörü kendisi ile birlikte yüzlerce alt dalı ilgilendirmektedir. Çok sayıda insanın geçim kaynağını oluşmaktadır. Yapılaşmanın oldukça yoğun olduğu günümüzde farklı türde gayrimenkul projeleri karşımıza çıkmaktadır. Daire alanlarında azalma olmasına rağmen sosyal tesis alanlarındaki çeşitlilik sayesinde kullanıcılar daha keyifli zamanlar yaşamaktadır. Daha önceki dönemlerde kalabalık aileler yerini daha küçük nüfusa sahip ailelere bırakmıştır. Toplum yapısında yaşanan değişikliklerden dolayı gayrimenkul projelerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu süreçte değişimi takip eden global bakış açısına sahip kişiler yaşanan değişim ile sektörde yerini daha sağlamlaştıracaktır.

6.Bölge Seçimi
Sektöre yeni giriş yapacak kişilerin veya beklediği getiriyi elde edemeyenlerin en çok sıkıntı yaşadığı konuların başında bölge seçiminin yanlış yapılmasıdır. Bilindiği gibi çok fazla tipte gayrimenkul türü bulunmakta olup bunların başında arsa, arazi, konut, bina, dükkân, ofis, otel gibi farklı tipte gayrimenkuller gelmektedir. Çalışma bölgesinin doğru seçimi kazanç arttırmak için oldukça önemlidir.

7.Sistemli Çalışma
Sadece gayrimenkul sektörü için değil her alanda başarı elde edebilmek için sistemli çalışmak gerekmektedir. Bir anda başarı gelmesi ve gayrimenkul sektöründe çok kazanılacağının düşünülmesi hayal kırıklığından başka bir şey getirmez. Bu sebepten her yılın başında o sene içindeki yapmak istediğiniz hedefleri belirleyerek sistemli bir şekilde çalışmanız gerekmektedir.
Saygılarımla

Gayrimenkul fiyatlarında son durum

Son zamanlarda devamlı artış gösteren gayrimenkul fiyatları yaşanan siyasi gelişmeler, faiz oranlarındaki yükselme, konut rezervinin her geçen gün artması ve döviz kurundaki dalgalanmalar sonucu kısmi olarak talebin azalmasına neden olmuştur.

Yabancı sermaye ve yaşanan göç dalgası gayrimenkul satış ve kiralamalarda değer artışlarına neden olmuştur. Belli doyuma ulaşan piyasada son zamanlarda fiyatlarda sabitlenme hatta bazı bölgelerde fiyatlarda düşüşler görülmektedir. Finansal piyasalara entegrasyonu tamamlanmamış gayrimenkul sektöründe detaylı değer analiz yapabilmek aslında oldukça zor bir durumdur. Gayrimenkul sektöründe çok sayıda değer kavramı karşımıza çıkmaktadır.

Bunların başında ipotek değeri, sigorta değeri, pazar değeri, kurtarılabilir değer, yatırım değeri, getiri değeri, vergi değeri, tasfiye değeri ve acil satış değeri gelmektedir. Bu kadar gayrimenkule dayalı değer kavramı hakkında analiz yapmak çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir. Piyasada en çok kullanılan değerin başında pazar değeri gelmektedir. Uluslararası değerleme standartlarına (UDES) göre pazar değeri, bir mülkün uygun bir pazarlamanın ardından birbirinden bağımsız istekli bir alıcıyla istekli bir satıcı arasında herhangi bir zorlama olmaksızın ve tarafların herhangi bir ilişkiden etkilenmeyeceği şartlar altında, bilgili, basiretli ve iyi niyetli bir şekilde hareket ettikleri bir anlaşma çerçevesinde değerleme tarihinde el değiştirmesi gereken tahmini tutardır.

Kısaca piyasada birbirinden bağımsız istekli bir alıcıyla istekli bir satıcı arasında herhangi bir zorlama olmadan yapılan satış sonucu oluşan değer pazar değeridir. Gayrimenkul fiyatlarındaki artış ve azalış analizleri yapılırken pazar değerine ulaşmak oldukça zordur. Satış esnasında tapuya tescil edilen değer, ekspertiz raporu sonucunda çıkan değer, ilgili belediyeden temin edilen rayiç değer ve piyasada alıcı ile satıcının arasında anlaştığı değerler aynı değildir. Bu durum gayrimenkul fiyatlarındaki artış oranlarının hesaplanmasında karmaşaya neden olmaktadır. Fiyat analizlerinin daha kolay yapılması için tapu müdürlüklerinde yapılan her satış için bir değerleme raporu hazırlanması sonucunda güncel fiyatın tapu kütüğüne tescil edilmesi ile bölgesel analizlerin daha kolay yapılmasının yolu açılacaktır.

Gayrimenkul fiyatlarının son senelerde artmasının en önemli sebeplerinin başında Avrupa ve Asya ülkeleri ile kıyaslandığından fiyatların göreceli olarak düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum küresel bir piyasa haline gelen pazarda yeni yatırımlar ile fiyatların artmasına neden olmaktadır. Bu duruma birde yurtdışı kaynaklı göç dalgası eklendiğinde durdurulamaz artışın en önemli nedenlerinden biri haline gelmiştir. Talebin artması fiyatlarında artmasına sebep olmuştur. Bu süreçte geçmiş dönemlere göre daha sınırlı değer artışları olacağı kanaatindeyim. Daha önceki bölümlerde belirttiğim gibi değerlerde düşmeler yada sabitlenmeler görülecektir.

Bu süreç aslında gayrimenkul yatırımı için oldukça uygun bir zamandır. Fiyatların durağanlaştığı bir ortamda yapılan yatırımlar ileriki süreçte değerlerin artması ile kazancın daha fazla olmasına neden olacaktır. Yatırım yaparken fiyat analizinin yapılamasının yanında mutlaka teknik analizlerinde yapılması gerekmektedir. Yatırım yapılacak gayrimenkulün tapu incelemesi, imar plan analizi, getiri oranlarının hesabı, varsa projeye uygunluğu, bölge teknik altyapı olanakları ve diğer yasal incelemelerin detaylandırılarak uygun alım işlemi gerçekleştirilmelidir. Doğru yapılan gayrimenkul yatırımı her koşulda diğer piyasa ürünlerine göre daha çok kazanç getirecektir. Bu süreçte bölgeye hâkim uzmanlarla çalışmak zamanınızın ve paranızın daha değerlenmesine sebep olacaktır.

Yatırımcı ne yapmalı?

Emlak yatırımı diğer yatırım araçlarına bakıldığında genellikle uzun vadede daha çok kazandıran bir yatırım türevidir. Ancak doğru zamanda almak, doğru zamanda satmak, doğru yerden almak gibi temel kabulleri olan bir konudur.

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi istikrarsızlık, döviz kurlarındaki yükselme, yakın coğrafyalarımızdaki savaşlar ve buna bağlı olarak dış ticaretteki açmazlar emlak piyasalarını olumsuz etkiliyor.

Benim emlak yatırımına bakışım ; yatırımın sütün kaymağını almak gibi olması gereğidir. Biraz açıklamak gerekirse bu durum ; bireylerin, şirketlerin kazandıkları kârların bir kısmını ileride kendilerini mutlu edecek bir emlak yatırımına bağlaması ile mümkün olabilir.
Oysa yaklaşık son on yıldır durum öyle mi, değil… Herkes işini gücünü bıraktı, inşaatçı/gayrimenkul geliştirmeci oldu. Her sokakta bir bina yıkılıyor, yeni inşaatlar yapılıyor. Bir evden iyi para kazanan yatırımcı ; üçüncüsünü, beşincisini, onbeşincisini alıyor veya bir inşaat şirketi kuruyor. İyi de ülkede uluslararası markalar çıkmıyorsa, üretilen ürünler dünyada bilinir/aranır değilse, uluslararası kabul görmüş Türk vatandaşları artmıyorsa ; inşaat ekonomisi sürdürülebilir değildir bence …

Peki tüm bu durumları dikkate aldığımızda orta ölçekli yatırımcı, bir zamanların popüler deyimiyle ortadirek ne yapmalı ??? Bence acelesi yoksa satmamalı, borcu/kredisi varsa beklemeden satmalı … Alıcı içinse acelesi yoksa çok gezmeli az beğenmeli.

Bazı istisnalar da yok değil ; Boğazda, Nişantaşı’nda, Bağdat Caddesi’nde her zaman satılık yer bulamazsınız. Bugünkü piyasa şartlarında “biraz da kanarak satın almalı …” Çünkü buralarda piyasalar iyiyken kimse yerini satmaz …
Kim ne düşünüyorsa işi gücü rast gitsin diyelim ; Çünkü zor günlerden geçiyoruz …

Beklentiler…

Durumu idare ederek, yan paslarla geçirilen bir yıl. Yani uluslararası ve bölgesel ekonomik gelişmeler karşısında hiçbir yeni strateji üretilmeksizin sadece günlük aç kapa politikalarla geçen koca bir yıl.

Genel ekonomiyi bir yana bırakırsak, gayrimenkul ve inşaat sektörüne baktığımızda tablo şudur. İnşaat sektörü milli gelirin %10’unu sağlayan bir sektör. Kullanılan malzemeler 250 üretim kolunda yerli sanayiciyi çalıştırıyor. Niteliksiz iş gücünün çalışabileceği bir sektör olduğu için genç istihdamına da büyük oranda katkı yapıyor. Konut satışları bu yılın ilk kısmında iyi gitti ama belirsizlik ortamı yeni yatırımları durma noktasına getirdi. Pek çok inşaat ve gayrimenkul yatırım şirketiyle beraber çalıştığımız için durumlarını biliyor ve iyimser olamıyoruz. Ekonominin %10’nun etkileyen bir sektörün tabiî ki Devlet tarafından izlenerek, yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi gerekiyor. Bu açıdan ilk olarak inşaatın ve imarın kurallarının koyulduğu yasa ve yönetmelikler çıkarılırken sektörün gelişmesi yönünde katkı sağlayacak şekilde düzenlenmesi ve sektörün talepleri doğrultusunda belirlenmesi gerekiyor.

istanbul binalar

Yine vergiye ilişkin düzenlemeler yapılırken gayrimenkul yatırımlarının, inşaatın ve istihdamın önü açılması gerekiyor. Ek olarak çevre ülkelerdeki karışıklık sebebiyle o ülkelerin yatırımcılarını ve sermayesini güvenli bir liman olarak ülkemize çekmek için yabancı yatırımcıya özgü özel teşviklerin çıkarılması önemli bir başka konu. Ayrıca ülkemizdeki depreme dayanıksız, kaçak ve ruhsatsız konut stoğunun en az üçte biri olan 6.7 milyon konutun yenilenmesi için ve kentlerimizdeki çirkin ve çarpık kentleşmeyi önlemek için kentsel dönüşüm adı verilen bir proje başlattık. Yirmi yıllık kentsel dönüşümün 1.5 trilyon lira bütçesi var. Bunun finansmanı için yerli ve yabancı yatırımcıya ihtiyaç bulunuyor. Finansmanın sağlanması için ise ülkenin huzurlu ve yatırım ortamının güvenli olması gerekiyor.

İnşaat ve gayrimenkul sektörünün önünü açmak ve ekonomide büyümeyi sağlamak için gayrimenkul yatırımcıları kendi işlerini yaparken bir yandan da Devletten çalışmalar bekliyor. 2012 sonunda başlayan kentsel dönüşüm çalışmalarında 6306 sayılı Kanunda uygulamada çıkan aksaklıkların çözülmesi için değişiklik gerekiyor; yine gayrimenkul yatırımlarının geleceğini belirleyen İmar Kanununda değişiklik hazırlıkları 2014 yılından beri rafta bekliyor. GYODER, İNDER, KONUTDER gibi Sektörün lider sivil toplum kuruluşları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üst yöneticileri ile toplantılar yaparak, bu kanun değişiklik tasarılarını inceleyip görüşlerini de Devlete ulaştırmıştı.

Gayrimenkul sektörünün önünün açılmasına ve bu yolla ekonomiye katkı sağlamaya yarayacak yasal değişikliklerin esası şuydu: Öncelikle inşaat ruhsatı ile elde edilen yapılaşma hakkı “kazanılmış hak” olarak korunacaktı. Danıştay’ın inşaat ruhsat iptali ve iskanı alınıp bitirilmiş yapıların yıkımı kararları karşısında; bu yasal korumaya Anayasal bir düzenleme ile de güvence sağlanacaktı. Kısaca “inşaat ruhsatına yapılaşma güvencesi” adını verdiğimiz bu düzenleme yerli ve yabancı gayrimenkul yatırımcılarına güven içinde yatırım yapma olanağı verecekti. Hatırlarsınız 2007’de Dubaili Şeyh Mahkdum’un şirketine İETT arazisi satılmış ve kısa bir süre içinde imar planları iptal edilmişti. Şirket teminatını yakarak bu işten vazgeçmişti. Yine silüet tartışmaları sonucu Zeytinburnu’ndaki 16/9 Kulelerinin imar planları iptal edilmiş ve insanların içinde oturduğu binaların yıkılması için kararlar çıkmıştı. Ağaoğlu’nun Bakırköy 46 projesi de imar planlarının iptali sonucu benzer akibete uğramıştı. Bu gibi yüzlerce örnek var. İmar planlarının mahkeme kararlarıyla iptali sonucu veya belediyelerin imar planlarını sonradan değiştirmesi sonucu; imar planlarına güvenerek, inşaat m2 hesabı yapan, buna uygun fizibilite sonucu arsayı alan bir şirket bir anda felaketle karşılaşabiliyor. Hele bir de projede satışlar başlamışsa daire ve işyeri alanlar da mağdur kervanına katılıyorlar.

inşaat

Yine İmar Kanununda yapılacak bir değişiklikle; özel kişi ve şirketlerin elinde bulunan arsalara yapılaşma izni verilmeyerek, okul alanı, park, sosyal donatı alanı gibi kamusal sınırlamalar getiren imar planlarına karşı bu arsaların üzerindeki yapılaşma tutukluluğunu kaldıracak olan “imar hakkı transferi” olanağı da getirilecekti. İmar hakkı transferi, özellikle tarihi ve kültürel alanlar ve sit alanlarındaki yapılarda emsal binalarda olduğu gibi üst katlar için verilmeyen yapılaşma hakkının başka alanlarda kullanılmasının yolunu açacak idi. Kısıtlanan yapılaşma hakkının başka alanlarda kullanılmasıyla tarihi ve kültürel değeri olan yapılar ve alanların korunması da gerçekleşecek. Buradaki bina ve arsa sahiplerinin mağduriyetine son verilecek.

6306 sayılı Kanunda ortaya çıkan Danıştay kararları doğrultusunda riskli alanlar için özel düzenleme yapmak gerekiyor. Şu an alınmış olan 160 adet riskli alan kararının çoğu Danıştayın iptali tehlikesi ile karşı karşıya. Danıştay 10-15 riskli alan kararının yürütmesini durdurdu, bazı kararları da iptal etti. Riskli alan kararına güvenerek hak sahipleri ile anlaşma imzalayan belediyeler, onlara her ay kira yardımı yapan Bakanlık, belediyelerle anlaşma imzalayan inşaat şirketleri Danıştay kararları ile sonu belirsiz bir sürece evriliyor. Kentsel dönüşüm iki sistem üzerine kurulu. Biri binaların tek tek yenileme sistemi olan riskli yapı sistemi. Diğeri de bir mahalle veya semtte genel olarak zemin yapısı veya üzerindeki yapılar sebebiyle riskli olan alanların toptan yenilenmesi için riskli alan sistemi. Danıştay iptal kararlarında “riskli alanda yer alan yapıların tek tek riskini tespit edin sonra riskli alan kararı alın” diyor. Riskli alan mantığında böyle bir şey olamaz. Binaları tek tek tespit edip yenileyeceksem riskli alana gerek yok, riskli yapı olur o zaman diyoruz. Riskli alanda zaten depreme dayanıksız genel bir yapılaşma var, ayrıca %70 oranında kaçak ve ruhsatsız bir yapılaşma olduğundan tek tek binalarla uğraşılmasın diye riskli alan kararı alınıyor. Öte yandan mahalledeki binaları yenilerken yeni boş alanlar yaratalım, sosyal donatı alanları oluşturalım diye riskli alan sistemi getirilmişti. Ama maalesef riskli alan kavramı Danıştay tarafından anlaşılamıyor. Bu yüzden yasal bir değişiklik yapılarak riskli alanlarda kentsel dönüşümün önünün açılması gerekiyor.

Kentsel dönüşüm algısı son bir yıllık süreçte bozuldu. Böyle bir seferberliğin 20 yıl için sürdürülebilmesi için Hükümetin ve Bakanlığın bu politikayı sahiplenerek, uygulamada çıkan aksaklıkları ve hak kayıplarını derhal düzelterek, halka kentsel dönüşümü anlatmanın ve benimsetmenin iletişimini sürdürmesi gerekiyordu. Uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların çözülmesi için çalışmalar yavaşladı. Risk tespit raporlarına yapılan itirazlar altı ay sürüyor. Kentsel dönüşüm iletişimi çalışmaları da son bir yılda durdu. Bu da kentsel dönüşümü olumsuz olarak algılamayı öne çıkardı. Bu sahipsizlik ve algı ortamında mahkemeler de kentsel dönüşümü işlemez hale getiren kararlar vermeye başladılar. Tek tek binaların yerinde yenilenmesi için lisanslı kuruluşlar tarafından alınan karotlar laboratuarda incelendikten sonra verilen riskli yapı kararı, itirazla komisyonlarda yeniden incelenip “bu yapı risklidir” kararı kesinleştikten sonra; (üstelik apartmandaki on beş kişi bir projede anlaşmışken) “bu çürük binada bugün deprem olursa insanlar ölebilir” diye binaların tahliyesi ve yıkım için Devletçe alınan kararlara karşı “üç m2 fazla yer alayım, bana biraz daha para verilsin” diye işi geciktirmek için, onaltıncı kat malikince dava açılmaktadır. Ancak açılan davalarda mahkemeler, ortada hukuka aykırılık yönünde bir açıklık ve delil olmadan, ortada çürük olduğu kesinleşmiş bir bina varken “yazıktır şimdi milleti yerinden etmeyelim, otursunlar orda, bu arada bir bilirkişiye dosyayı yollayalım, rapor gelince seneye bakarız” diyerek yürütmenin durdurulması kararı verebiliyorlar (açıkça hukuka aykırı işlemlere verilen yürütmenin durdurulması kararlarını ve veren hakimleri tenzih ederim). Düşünün yarın bir deprem olsa ve yürütmeyi durdurdukları, boşalttırmadıkları ve yıktırtmadıkları binada insanlar ölse, hakim dostlarımız mı sorumluluğu alacak? Mal kayıplarını ceplerinden mi ödeyecekler? Üstelik yürütmenin durdurulması kararını alan kişi, başlıyor yeniden m2 ve para pazarlıklarına. Can güvenliği ne olacak? Apartmanda uzlaşan karşı taraftaki on beş kişiyi bu tabut binada yaşamaya mecbur bırakmanın sorumlusu kimdir? Bu sonuçlar yargının kentsel dönüşüm algısının sonucudur.

Netice olarak 2015 yılını bitiriyoruz. Seçim ve koalisyon tartışmaları ile yaklaşık altı ayımız geçti. Yeni seçim ve hükümet kurulmasıyla bir altı ay da bu şekilde geçecek. Ülkede huzurumuzu bozan ve canımızı yakan, şehit haberleriyle evlere ateş düşen bir ortam var. Bunun üzerine bir de ekonomik kriz gelirse perişan oluruz. Turizm, sanayi, tarım sektörleri gibi gayrimenkul ve inşaat sektörünün önünün açılıp bir an önce ekonomik olarak büyümemiz gerekiyor. Önümüzde ülke ekonomisini %10 oranında etkileyen gayrimenkul ve inşaat sektörünün önemli sorunları var. Bunlar için bir hükümete ve işleyen bir meclise ihtiyacımız var. Zaman kaybetmeyelim artık. Koalisyonu ve uzlaşmayı başaramadık, bari şu seçimi uzatmadan bir an önce yapıp, hızla hükümet kurulmasını sağlayalım. Birlikte ve beraberce.

İşte İstanbul’un yeni şehirleri

İstanbul’un kuzey ve doğudaki en uç noktaları olan Hadımköy ve Tuzla’da son iki yıldır inşa edilen birbirinden kapasiteli ve iddialı konut projeleri sıra sıra uzanarak her iki noktayı adeta kapladı.

Yeni İstanbul bu iki noktada büyük değer kazanacak. Bu projeler yalnızca konut ihtiyacına yanıt vermekle kalmayıp, fabrika ve lojistik alanlarının dönüştürülmesiyle inşa edilen yeni lojistik ve üretim alanları ihtiyacını doğuruyor. Hadımköy, İstanbul çıkışının en önemli ve en bakir noktası. Askeri alanların boşaltılmasıyla elde edilen ve Bahçeşehir’e hemen komşu lokasyonda yapılan 4 dev proje, bu bölgeyi İstanbul Avrupa Yakası’nın en gözde lokasyonu haline getirecek. 6500’ü aşkın konutun yer alacağı bu projelerin hemen arkasında, Deliklikaya mevkii olarak bilinen bölgede inşa edilecek Avrupa’nın en büyük botanik parkı ile Bahçeşehir çıkışı, İstanbul’un en modern ve doğal yaşam merkezi haline gelecek.

Öyle ki maketten satışlarda 345.000 TL’den başlayan 2+1 daire satış bedelleri şimdiden 380.000 TL’ye çıktı. Ön bölümde yer alan ticari alanların satışı ise 3 saatte tamamlandı. En erken teslimlerin bu yıl sonunda gerçekleştirileceği projelerde ticari üniteler 2 ay sonra teslim edilecek. Bölgenin yolları da hızlı bir çalışmayla şimdiden tamamlandığı için bu nokta İstanbul’un en hızlı yükselen değeri olacaktır.

Anadolu Yakası’nın en uç noktası olan Tuzla ise bambaşka bir çehreye kavuşuyor. Öyle ki gerek kentsel dönüşüm çalışmaları ve parsellerin birleştirilmesi ile elde edilen büyük alanlarda gerekse eski fabrkaların yıkılmasıyla inşa edilen alanlar dev projelere ev sahipliği yapıyor. Tuzla, Anadolu Yakası’nın en hızlı yükselen yeni değeridir. Evora projesi ile başlayan hızlı gelişim bugün Aydınlı’dan Tepeören’e kadar Formula Country, Tepe Park, Arkeon Evleri gibi toplamda 15’e yakın projenin inşasıyla adeta yeniden şekillendi. Eski fabrika ve lojistik alanların kaydırılmasıyla bu üretim ve depolama alanları için yeni ve bakir bölgelerin değerlendirilmesini ve dünün bakir alanlarının büyük değer kazanmasını sağladı. Öyle ki örneğin Balçık köyündeki sanayi imarlı arsa fiyatlarının metrekaresi 1000 TL’den başlıyor…

Mükemmel İşlev Ve Harika Görsellik Bir Arada Moda Saat

Günümüzde saatlerin işlevi ile beraber, gösterişli bir aksesuar olarak kullanıldığı bir gerçek. Bay bayan herkesin bu konuda seçici ve titiz davrandığını bilmekteyiz. Ve hem işlev
açısından, hem kalite açısından, hemde görsel anlamda tüm isteklere cevap veren lacoste saat tam aradığınız aksesuar
oluyor. En canlı ve değişik renkleri bir arada bulabileceğiniz marka, birbirinden renkli modelleri ile gözlerinizi kamaştıracak. Mekanizması ve kaliteli materyallerin yanı sıra, içinizi
açacak renklerde tasarlanmış modellerini çok seveceksiniz. Canlı, heyecanlı ve özgür ruhların en renkli temsilcisi olarak saat dünyasında yerini alıyor. Her tarzın en olgum temsilcisi
olarak karşımıza çıkıyor. Spor, klasik, çılgın ve daha olgun tarzı olanlar için mükemmel bir tercih. Cesur renkler, kaliteli materyaller bir arada. Bayanlar için beyaz modeller çok fazla
talep görüyor. Marka, taşıdığı timsah simgesini saatler üzerinde de kullanmaktadır. Yaklaşık 90 yıldır dünyada tanınan ve saat sektöründe de çok iyi olan lacoste, şıklığı özgürlükle
bütünleştiriyor. Cesur ve klas tasarımlarla karşımıza çıkıyor. Kararsız kalacağınız tek noktası birbirinden cesur renkleri olacaktır. Aynı anda hem spor, hem klasik olmak isteyenler için,
tamda kendisini bulacağı modeller tasarlanmıştır. En şık zamanlarınız için tercihinizi bu tasarımlardan yana kullanın.
Zamanın en dinamik temsilcisini arayan beylere önerimizdir. Özgür ve spor tarzlı puma erkek saatleri iddialı ve klas
duruşu ile tüm erkeklerin gönlünü fethediyor. Mükemmel bir mekanizmaya sahip ve ayrıca hem sade, hem de şık görünümü sevenler için biçilmiş bir kaftan diyebileceğimiz marka,
kullanışlı, sade, kaliteli materyeller kullanılarak tasarlanmış yıllar geçsede sıkılmayacağınız bir saattir. Ünlü spor markalarından birisi olan puma, saat konusunda da oldukça iddialı
tasarımlara imza atmıştır. Kendini enerjik hisseden erkeklerin, spor görünüme klas bir güzellik katması ile de tercih ettikleri bir markadır. Harika işlev, spor ve hit görünüm,
dayanıklılık ve çekicilik bir arada. Kendine has çizgisinden çıkmadan spor tarzı en harika şekilde yansıtan ve taşıyan marka, her saatinde logosunu çok şık olarak kullanmaktadır.
Sporcuların tutkunu olduğu marka, bu sezon daha canlı ve yepyeni tasarımlarla geliyor.
Geçmiş dönemlerden bu güne kadar en çok evrim geçiren ürünler saatlerdir. Her döneme ayrı mekanizmalar, ayrı modellerle damga vuruyor. Birbirinden kaliteli ve iddialı
markalar saat dünyasında yerini almaktadır. En güzel markaları ve koleksiyonları bir arada bulabileceğiniz https://www.modasaat.com
sizlere em yeni ve en şık koleksiyonları sunmaya devam ediyor. Büyük bir saat şölenini izlemeye hazır olun.  Birbirinden kaliteli saat modellerini, markalarını gördükçe karar
vermekte oldukça zorlanacaksınız. Bay bayan saat çeşitleri, en yeni tasarımlar sizlere özel koleksiyonlar hazırda sizi bekliyor. Sevdiğin markaların en yeni tasarımları burada. Zamanda
yolculuğun en renkli ve canlı adresi ile tamışmaya hazır olun. Hadi o zaman, yolculuk başlasın.

Exit mobile version