40’tan fazla ülkede Türk mühendislerin ürünleri tercih ediliyor
Türk mühendislerin çalışmalarıyla büyüyen Arma Kontrol, 11 yılda 40’tan fazla ülkede 3 binin üzerinde projede yer almayı başardı. Türki Cumhuriyetler ve Ortadoğu’nun yanı sıra Avrupa’da da tercih edilen Arma Kontrol’ün 2018’deki hedefi ise Afrika’da büyümek.
2006 yılında kurulan Türkiye’nin güvenlik endüstrisinin bir kolu olan geçiş kontrol sistemleri sektöründeki öncü markalarından Arma Kontrol, bugün 40’tan fazla ülkede 3 binin üzerinde proje tarafından tercih edilmeyi başardı. Kısa sürede yakalanan başarıyı değerlendiren Arma Kontrol CEO’su Koray Kartal; ‘’ Kurulduğumuz ilk günden bu yana Ar-Ge’ye ciddi yatırımlar yaptık. Tamamı Türk mühendislerin tasarladığı geçiş kontrol ürünleri ve bariyer sistemlerini Türkiye’de üreterek dışa bağımlılığımızı minimum seviyeye getirdik. Daha sonrasında da bu ürünlerin kalitesinin dünyanın birçok ülkesinde fark edilmesini sağladık. Bugün 40’tan fazla ülkede Arma Kontrol ürünlerini görebilirsiniz. Hedefimiz önümüzdeki yıl yurtdışına daha da ağırlık vererek ihracat yaptığımız ülke sayısını artırmak’’ dedi.
“Nijerya, Kenya, Gana, Somali ve Togo’da projelerimiz devam ediyor” İlk ihracatını Azerbaycan’a gerçekleştiren daha sonra da Türki Cumhuriyetlerin yanı sıra Ortadoğu, Avrupa, Asya ve Amerika’daki projelerde yer alan Arma Kontrol’ün 2018 yılında hedefinde Afrika kıtası yer alıyor. Afrika kıtasının kendileri için önemli bir pazar olacağını belirten Kartal sözlerine şöyle devam etti; “Bölgenin güvenlik anlamında ciddi bir ihtiyacı var. Güvenlik yatırımları tüm dünyada olduğu gibi Afrika’da da giderek artıyor. Biz de Arma Kontrol olarak tüm dünyada kalitesiyle dikkat çeken patentli ürünlerimizle bu pazarda yerimizi alacağız. Geçiş kontrol sistemleri sektöründe dünyanın ilk 10 firması arasına girme hedefimizde Afrika da bizim için önemli bir rol oynuyor. Bölgede Road Blocker ve Mantar bariyer sistemleri bilinmediği için bugüne kadar böyle bir çözüm ihtiyacı hiç ortaya çıkmamış. Bugün Nijerya, Kenya, Gana, Somali, Togo’da projelerimiz devam ediyor. 2018 yılında da bölgedeki diğer ülkelerde yeni projelerimiz artarak devam edecek.”
“Birçok sektörde bu başarıyı yakalayacak kapasitedeyiz” Bugüne kadarki başarılarının yerli üretim ve Türk mühendisler sayesinde olduğunu belirten Arma Kontrol CEO’su KorayKartal;“Yerli mühendisler tarafından üretilen güvenlik ürünlerimiz dünyanın birçok ülkesinde tercih ediliyor. Bugüne kadar imza attığımız 12 patentli ürünümüz hem kalite hem de işlevsellik açısından kimseden aşağı kalmıyor, aksine daha da kaliteli ürünler üretiyoruz. Güvenildiği ve doğru planlandığı takdirde ülkemizin birçok sektörde bu başarıyı kolaylıkla yakalayacak kapasitede olduğuna inanıyorum” dedi.
Road Blocker ve Mantar Bariyer sistemlerinde uzmanlaşan Arma Kontrol, Roma’da gerçekleşen çarpışma testinden başarıyla çıkan ve P1 derecesi almaya hak kazanan ilk Türk firma özelliğine sahip.
Çanta denilince akla önemli olan tarzımızı yansıtacak olan modellerin olmasıdır. Her bayan her çantayı kullanacak diye bir kural asla yoktur. Çünkü her bayanın stili ve tarzı farklıdır. Örneğin; çalışan bayanlar genelde el çantası tarzında ya da daha resmi bir görüntü veren çantaları tercih ederken, küçük çocuğu olan anneler ise daha geniş ve sportif çanta modellerini tercih eder. Bununla beraber orta yaş üstü bayanlarımızın daha sade ve koyu renkler tercih ederken, genç bayanlar ise enerjik ve renkli çantalar kullanırlar. İşte tamamen her farklı tarza hitap eden ve her mekanda kullanabileceğiniz modeller sunan Bambi, çanta modelleriyle de dikkat çekmektedir.
Sıradanlığın çok daha ötesinde size özel olarak bir imaja kavuşmak için ise yarım düğmeli ve hakim yaka olarak tasarlanan modelleri yakından inceleyebilirsiniz. İçinde bulunduğumuz sezonun aranan gömleklerinden olan kamuflaj desenliler de tercih listenize yani reyonlarıma eklenmiştir.
İster kamuflaj farklılığını tüm gömleğinizde görmek isteyin ya da parçalı olarak kısmi çalışma şeklinde… Göğsü kamuflaj detaylı, önü kamuflaj detaylı ve komple kamuflaj desenli alternatifleri ile birlikte gömlek seçenekleri sizlerle.
Bambi çanta modelleri, özel geceler için tasarlanmış modellerin yanı sıra günlük kullanım içinde çok özel çanta modelleri vardır. Örneğin; günlük kullanım için siyah askılı ve zımba baskılı çantalar olabilir. Gece içinse daha parlak, şık deri çanta modelleri olabilir. Hepsi Bambi çanta modellerinde yer alıyor. Altmışa yakın çanta modeli olduğundan dolayı aradığınız çanta modelini bulacağınız düşünüyoruz.
Her yaştan bayanımız için mutlaka çanta vardır. Fiyatlarına gelirsek, hepsi uygun fiyatlarda olup her bütçeye uygun modeller elbette vardır. Hatta çantanıza uygun bir ayakkabı da Bambi markasından almanız mümkündür. Bambi çanta modellerinden oluşan güzel bir koleksiyonu siz değerli takipçilerimize sunacağız. İşte bu güzel Bambi bayan çanta modelleri:
Gelin Çantası Modelleri
Gelin çantaları bu sene evlenecek bayanlarımız için alışveriş yapılacak olan aksesuardır. Gelin çantaları genelde evlenen çiftin altınlarını koyduğu kese olarak alınsa da aslında artık bu tarz gelin çantalarının artık demode olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü altınları koymak için başka çanta alıp, gelin çantası olarak daha şık modellerden tercih yapabilirsiniz. Hatta düğün sonrası da gelin çantanızı şık bir elbise ile kullanma imkanınız olacak ve rafa kaldırmamış olacaksınız. Aksi halde ileride kullanmayacağınız bir gelin çantası yüklü miktarda para vermekte mantıklı olmayacaktır. Fakat torba şeklinde yani kese şeklinde gelin çantası modellerini seviyorsanız bu modellerden de oluşan gelin çantalarını sizlere sunacağız.
Suhneva Çanta Modelleri
Suhneva giyimden sonra çanta modelleri ile bizleri karşılıyor. Bayanlar için vazgeçilmez olan çantalar Suhneva kalitesiyle buluşunca ortaya şık modeller çıkmıştır. Özellikle şık ve güzel giyinmek isteyen bayanlarımızın adresi de çanta modellerinde Suhneva markası olacaktır. Resimlerden de görebileceğiniz gibi tam da bayanlarımızın istedikleri çanta modelleridir.
Çanta modeli seçerken öncelikle ihtiyacınız olan çantalardan yana tercih yapınız. Örneğin; bir geceye davetli iseniz ve bu davete şık gitmek istiyor ve mağaza mağaza dolaşacak kadar vaktini yoksa o halde Suhneva sanal mağazasında alışveriş yapabilir ve en şık çanta modellerini kendiniz için bulup, alabilirsiniz. Çünkü hepsi şık ve tam da bayanlarımızın tarzına ışık tutmak amacıyla üretilmiş.
Oldukça kaliteli olan Suhneva çanta modelleri bayan el çantalarıdır. Bu çantalara ek olarak omuz çantaları da vardır. Çoğu çantanın sap kısmı kısadır. Ağırlıklı olarak yılan derisi görünümlü çanta modelleridir. Tesettür giyiminize de uyumlu olacaktır. Renk olarak genelde koyu renklerde üretilmiştir. En düşük 39 TL den başlayıp, 59 TL ye kadar Suhneva çanta modelleri vardır. Kapıda ödeme kolaylığı vardır. Kredi kartı ile ödemede mevcuttur. Beğenmediğiniz ürünü en geç 7 gün içinde iade edebilme şansınız vardır. Güvenli alışveriş yaptığınız için sorun olmayacaktır. Diğer bütün ürünler, görmek için Suhneva sitesini ziyaret edebilirsiniz. İşte sizler için bazı Suhneva çanta modellerinden bulduğumuz resimler bunlardır:
Armine Çanta Modelleri
Armine çanta modelleri birbirinden şık ürünleriyle yine karşımıza çıkıyor. Bilindiği üzere tesettür markası olan Armine sadece kıyafette değil aksesuar olan çantalardan güzel ve kaliteli ürünler sunmaya devam ediyor. Armine çanta modelleri kaliteli çanta modelleri olup uzun yıllar rahatça kullanabilirsiniz.
Çantalarda bozulma yıpranma gibi olaylar kolay kolay olmayacaktır. Zaten resimlerde de gördüğünüz zaman kalitesini kolayca fark edeceksiniz. İster gece olsun ister gündüz kullanabileceğiniz tarzda çok çantalar vardır. Bayan el çantası dediğimiz kısa saplı çantalar ağırlıktadır. Daha çok pastel renkler ağırlıktadır. Krem, lacivert, bordo, kahverengi gibi. Tabi açık renklerde mevcuttur. Mavi, pembe, yeşil, beyaz gibi.
Armine çanta modellerinin hepsi yeni sezon çanta modelleridir. Yaz ayı için hazırlanmış bu çantalar bayanlarımızın en çok tercih ettiği çantalardan yola çıkarak hazırlanmış. Pardesülerinizle, kıyafetlerinizle uyumlu mutlak çanta bulacağınızı düşünüyoruz. Her yaştan bayanımız kendine uyacak çantaları rahatlıkla temin edebilir. Örneğin; gençlerimiz için uzun saplı küçük çanta modellerini öneriyoruz. Aşağıda mavi renkte zincir saplı çanta olabilir ya da pembe renkte çanta onlara uyacaktır.
Orta yaş bayanlarımıza ise bir, altı, yedi, sekiz, on bir, on dört gibi çantalar olabilir. Diğer çanta modellerini orta yaş üstü bayanlarımız kullanabilir. Fiyatları ise genellikle 40 TL üzerindedir. Bazı modellerinde ise 100 TL ye yakındır. İşte bu güzel Armine çanta modellerimiz ise şu şekilde bayanlarımıza sunulmuştur:
Siyah Çanta Modelleri
Siyah çantalar her bayanın çantaları arasında bulunana ya da çanta alışverişi yaparken ilk önce düşündüğü renk arasında yer alır. Çünkü siyah hayatımızda sık kullandığımız renktir. Spor giyimde, abiye kıyafetlerimizle kombine etmek mümkündür. Hem yazın hem de kışın bu renk çanta modellerini rahatlıkla kullanma imkanınız vardır.
2013 yılında da her zamanki gibi çanta modelleri yenilendi. Siyah çanta modellerine birçok markada yer verdi. Tabi hem günlük hem de gece kullanacağınız siyah çanta modelleri de yenilendi. Özellikle bu sen ok moda zımba modelli siyah çantalar yaz ayları içinde kullanılmaktadır. Omuza takılan, elde taşınan portföy çantalar, sırt çantaları derken model çeşidi uzayıp gitmektedir. Her yaş gurubu ve mekana göre siyah çantalar üretilmektedir.
Siyah çanta modelleri her markanın ve üretimcinin belirlediği fiyat göre satılmaktadır. 7.5 TL ye kadar çantaları, çanta satan mağazalarda rastlayabilirsiniz. Bununla beraber eğer marka takıntınız varsa bu fiyatların artacağına emin olun. Fakat şöyle bir durum var eğer çok fazla çanta değiştiren biriyseniz çok da fazla para harcamanıza gerek yoktur. Çünkü sürekli çanta değiştirdiğinizden dolayı çantalarınız kolay yıpranmaz. Fakat az çantaya sahipseniz ve sürekli çanta değiştirmeyi sevmiyorsanız o zaman biraz daha kaliteli modelleri tercih ediniz. Çünkü kalitesi modeller kolayca yıpranacak ve tekrar tekrar çanta almak zorunda kalacaksınız. İşte sizin için hazırladığımız siyah çanta modelleri site linkleri:
Aksesuar denilince akla gelen cüzdanlar çantalarımızın vazgeçilmezidir. Birçok bayan cüzdan kullanır. Cüzdan kullanırken de elbette hem kullanım açısından hem de görünüş açısında güzel modeller kullanırlar. Bundan dolayı her bayan kendi sevdiği tarzda cüzdan kullanmak istediğinden her markanın farklı cüzdan çeşitleri bulunur.
Örneğin; Adidas markası spor cüzdan modelleri üretirken Farklı markalar daha klasik tarzda cüzdan modelleri üretmektedir. Gençler(13-19 yaş aralığı) daha çok spor cüzdanlardan tercih ediyorlar. Onlar genelde bu yaşlarda spor giyinmekten hoşlandıkları için bunu her aksesuarlarına yansıtıyorlar. 20′li yaş sonrası, orta yaş ve orta yaş üstü bayanlarımız ise genelde klasik daha şık deri, parlak tarzda bayan cüzdanları kullanıyorlar.
2017 bayan cüzdan modelleri deri, parlak ve şık modellerden oluşuyor. Her kişi bütçesine ve zevkine uygun modellerden yana tercih yapıyor. Büyük ve kullanışlı olanbayan cüzdanlar daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Fakat çanta olarak her zaman küçük çantalardan yana tercih yapıyorsanız küçük bayan cüzdan almanızda fayda vardır. Çünkü büyük bayan cüzdanlar çantanızda fazlaca yer kaplayıp sizi rahatsız edebilir. Eğer büyük çanta kullanıyorsanız büyük cüdan önerebiliriz. Böylece elinizi çantanıza her attığınızda kolayca cüzdanınızı bulursunuz. Özellikle anneler için büyük cüzdan öneririz. Çünkü çantalarında o kadar çok eşya taşıyorlar ki küçük cüzdanları bazen bulmakta zorlanıyorlar. 2017 bayan cüzdan modellerini merak edenler bayanlarımız var ise onlara uygun birkaç modelleri sizlere sunacağız:
Bayanlar her zaman kendi isteklerine göre seçim olanakları sunarak bayanların bu konudaki seçimleri yaparak bayanların ilgisini çekerek kendi isteklerine göre farklı oranlar kurarak kendi isteklerine seçim olanakları sunabilir. Bayanlarımızın her zaman isteklerine göre seçim olanakları sunarak kendi isteklerine göre farklı tasarımları bir arada buluşturur bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre kendi tarzlarını yansıtarak bayanların bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine seçim sunarlar bayanlar bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre kombin oluşturur.
Massimo Dutti çanta koleksiyonu bayanların ilgi odağı olarak birbirinden farklı seçimleri bir arada buluşturur. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre değişiklik gösterir. Massimo Dutti tüm çantalar için tıklayın
Bayanlarımıza her zaman kendi isteklerine seçim olanakları sunarlar bayanlarımızın isteklerine seçim olanakları sunarlar bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine onay vermektedir. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olması bayanların ilgisini çekmesine neden oluyor. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri ile bu konudaki seçimleri isteklerine göre uyarlar bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine uygun olmalıdır.
Bayanlarımızın her zaman isteklerine göre seçim olanakları sunarak bayanlara bu konuda kendi isteklerine seçim sunmaları gerekir. Massimo Dutti Çanta Çeşitleri bayanların ilgisini çekerek kendi isteklerine göre farklı seçimler yaparak farklı tasarımları bir arada buluşturur şimdi isterseniz sizleri resimlerle baş başa bırakayım.
Yeni Sezon Nina Ricci Çantalar
Bayanlarımızın her zaman isteklerine göre seçim olanakları sunan ve bu durumu kendi istek ve arzularına göre uyarlama yapan bir durumda kendi isteklerine göre seçim olanakları sunmasına neden oluyor. Her bayan kendini şık ve zarif göstermek için birbirinden değişik yollar seçiyor ve bu durum onların kombin oluşturmasında farklı yollara sebep oluyor.
Bayanlarımız her zaman kendisini şık ve zarif göstermek ister bunun içinde birbirinden farklı yollar seçerek kendi tarzlarını yansıtmak isterler bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olması ve bu durumu kendi isteklerine göre farklı seçimler yapabilir. Bayanlarımızın her zaman isteklerine göre seçim olanakları sunarak birbirinden farklı tarzları bir arada buluşturuyor Nina ricci çantalar bayanların ilgi odağı olma yolunda ilerliyor.
Birbirinden farklı seçimler yaparak kendi tarzlarını yansıtmak isteyen bayanların son dokunuş olarak çanta ve ayakkabıdan yararlanırlar bayanların bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı olup birbirinden farklı olanaklar sunarak bayanların ilgisini çekmeyi başarıyor. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olması ve bu durumu kendi isteklerine göre uyarlaması gerekiyor.
Yeni sezon Nina ricci çantalar bayanların birbirinden farklı seçimler yapmasına yardımcı oluyor. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olması ve bu durumu kendi seçimleri ile elde etmesi bayanların bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olmasına neden oluyor. Bayanlarımızın bu konudaki resimleri altta paylaştım inceleyebilirsiniz. https://www.ninaricci.com/
Bayanların Vazgeçilmezi Reed Krakoff Çantalar
Yaz ayı geldi havalar iyice ısındı ve bayanlarımızın artık yeni kombin oluşturmalarının zamanı geldi bunun içinde birbirinden güzel tasarımları bir arada buluşturarak kendi isteklerine göre uyarlaması ve bu durumu kendi isteklerine göre seçmesi gerekiyor. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olması ve kendilerine en uygun kombin oluşturması için birbirinden farklı markaları bir arada buluşturarak kombin oluştururlar bayanların vazgeçilmezi reed krakoff çantalarbayanların ilgisini çekmeyi ve birbirinden farklı seçimler yaparak kendi tarzlarını yansıtması bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre uyarlaması gerekiyor.
Her bayan kendisine has tarzı ile birbirinden farklı seçimler yaparak kendi isteklerine göre çeşitli çanta ve ayakkabılardan yardım alarak kombinlerine zenginlik katarlar bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre uyarlaması ve kendisine en uygun seçimi yapması gerektiğini düşünüyorum bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olmasına neden oluyor.
Reed krakoff çanta çeşitleri bayanların ilgi odağı olma yolunda ilerliyor diyebilirim birbirinden şık çanta tasarımları ile çok farklı tasarımları gözler önüne sermesi ve kombin oluşturmak isteyen bayanların ilgi odağı olması bu durumu daha da çok geliştiriyor.
Bayanlarımızın yaz ayının gelmesi ve yeni sezonun açılması ile birlikte birbirinden güzel tasarımları bir arada buluşturması bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre uyarlaması gerektiğini düşünüyorum.
Kendi isteklerimize göre farklı yatırımlar yapmaları ve bu durumu kendi isteklerine göre uyarlamaları gerektiğini düşünüyorum. Bayanlarımızın her zaman isteklerine göre farklı seçim olanakları sunmaları ve kendi isteklerine göre kombin etmek için çantalardan yardım almaları 2017 reed krakoff çanta çeşitlerine bir göz atmalarını tavsiye ederim şimdi lafı fazla uzatmadan resimlere geçebiliriz.
Salvatore Ferragamo Çanta Çeşitleri
Bayanlarımızın her zaman isteklerine göre farklı seçimler yaparak kendi tarzlarını yansıtması ve bu durumu kendi isteklerine göre farklı kombinler oluşturarak kendi isteklerine göre seçim olanakları sunar ve bu durumdan kendi yararlarına göre fayda çıkarırlar bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklılıklar gösterebilir.
Salvatore Ferragamo çanta çeşitleribirbirinden güzel tasarımları ile bayanların ilgi odağı olma yolunda birbirinden farklı seçimler yaparak bayanların ilgisini çekerek kendi tarzlarını yansıtabilir ve her zaman isteklerine göre seçim olanakları sunabilirler. Bayanlarımızın bu seçimleri her zaman isteklerine göre farklı olanaklar sunması ve kendisine seçim hakkı vermesi bayanların bu konudaki seçimlerini her zaman ön planda tutmasına yol açar bayanlarımızın bu konudaki seçimlerini şimdilik pas geçelim.
Geçelim de nereye kadar bayanlarımızın seçimleri her zaman ayakkabıya uygun modeller bularak kendi tarzlarını yansıtması ve bu durumu kendi isteklerine göre uyarlaması gerekiyor. Bayanlarımızın bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklı oranlarda olması ve bu durumu kendi istek ve arzularına göre uyarlaması gerekiyor.
Salvatore ferragamo 2017 çantaları bayanların ilgi odağı olma yolunda ilerlemeye devam ediyor hepsi birbirinden güzel ve parlak renklerin bir arada buluşması ile birlikte bayanların ilgisini çekerek kendi seçimlerini yapabilirler bu konudaki seçimleri her zaman isteklerine göre farklılıklar gösterebilir şimdi resimlere geçebilir ve birbirinden farklı seçimler yapabiliriz.
Türkiye’nin en büyük ve en çarpıcı fikir platformu MARKA Konferansı, 18 yıldır iş dünyası ve liderlerinin ihtiyaçlarına rehberlik yapmaya devam ediyor. Bu yıl 13-14 Aralık 2017 tarihlerinde Hilton İstanbul Bomonti’de gerçekleşecek olan MARKA 2017, 18 yaş ruh halini ve kendini 18 yaşında hissetme duygusunu MARKA deneyimine taşıyacak. Büyük bir yıldızlar geçidi sunan MARKA 2017’de, iki gün boyunca başarıları ile dünya gündemine damga vurmuş, sanat dünyasının yıldızlarından iş dünyasının liderlerine; dünyaca ünlü psikanalistlerden bilimadamlarına; önemli girişimcilerden akademisyenlere çok özel 62 konuşmacıyı 40’ın üstünde seansta en çarpıcı içerikleriyle ağırlayacak. MARKA Konferansı her yıl olduğu gibi bu yıl da iş dünyasının yakın geleceğini şekillendirecek doğru yol haritalarını sunmaya hazırlanıyor.
Lider konferans kuruluşu Yürekli tarafından, grafiğini hep yükselterek büyük bir istikrarla 18 yıldır düzenlenen ve tam 16 yıldır Yapı Kredi World’ün ana sponsorluğunu üstlendiği MARKAKonferansı, bu yıl insan yaşamında çok belirgin bir dönüm noktası olan “18 yaş halini” konferans deneyimine taşıyor.
İnsana ve hayata dokunan bilginin değerine hep inanan ve daha önce tüketilmemiş içerikleri iş dünyasına ilham verecek bir özenle tasarlayıp ilk kez izleyicileriyle buluşturan MARKA Konferansı, bu yıl da gündemde dalga etkisi yaratacak seanslarla 18 yaş ruh halinden ilham alarak geleceği yeniden tasarlayacak.
18 Yaş Ruh Halini Yansıtan Konferans
MARKAKonferansları’nın yaratıcısı, Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör,MARKA 2017’nin altını çiziyor: “MARKA konferansına duyulan ilgi ve heyecan 18 yıldır hep zirvede; bu özelliğimizle sürdürülebilirlik ve istikrar konusunda iş dünyasına örnek olmayı başardığımıza inanıyorum. 18 yaşın hiçbir yaşa benzemeyen bambaşka bir özelliği var. İnsan yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri… Bu yıl 18 yaş ruh halini ve kendini 18 yaşında hissetme duygusunu MARKA deneyimine taşıdık. Çok büyük fırsatlarla dolu olduğuna inandığımız 2018 yılı için iş dünyasını bu özel deneyimle hazırlayacağız. Tıpkı 18 yaşında genç bir insanın hissettiği gibi özgürlüğe, bağımsızlığa, olgunluğa sağlam adımlar atarken cesaretle ve umutla geleceğe koşma enerjisi ve motivasyonu aşılayacağız; tüm MARKA 2017 katılımcılarının bu duyguyla geleceklerine bakmalarını sağlayacağız.”
Eşsiz Konferans Deneyimi: Sahne Teknolojisi, Gösteri Anlayışı ve 15 Dakikalık Dinamik Seanslar
MARKA Konferansları, içerik dizaynını önceliklendirdiği kadar, bilgi ve fikirlerin sunulduğu formatı da önemseyen bir fikir platformu. Her zaman olduğu gibi geleceği şekillendirme gücü ve bunu sağlayan etkili içeriği MARKA Konferansları’nın değişmeyen karakteri. Türkiye’nin en güçlü fikir platformu olarak bilinen MARKAKonferansları, içerik küratörlüğünde dikkat ve seçicilikle yürüten bir disipline sahip. MARKAKonferansları’nın bir diğer özelliği de konuşmacıların kendilerine verilen ön bilgilendirme doğrultusunda, MARKA seyircisi için özel olarak geliştirdikleri sunumlarla katılmaları. Konuların seçimi kadar, seçilen konulara yaklaşım farkı da MARKAKonferansı’nı ayrıştırıyor. Öte yandan, 15 dakikayla sınırlı olan seanslar, konferansın büyük bir dinamizm ve süreklilik içinde geçmesini sağlıyor. MARKA 2017 seansları yine unutulmayacak sürpizlerle dikkat çekecek.
MARKA 2017’nin Gündeminde ‘SANAT’ Var!
MARKA 2017, dünyanın en büyük sanat otoritelerini MARKA sahnesinde buluşturarak iş dünyasının dikkatini sanat alanına ve sanat-iş dünyası işbirliklerine çekiyor. Dünyaca tanınan sanat önderleri MARKA 2017’de unutulmaz seanslarla ilham verecek. Dünyanın en büyük sanat fuarı Frieze’in kurucusu Matthew SLOTOVER, günümüzde dünyada öne çıkan sanat dinamiklerini ve iş dünyası-sanat ilişkisinin dengelerini anlatacak. SAHA Çağdaş Yaşamı Destekleme Girişimi Yönetim Kurulu Başkanı Füsun ECZACIBAŞI, sanatçı Ali KAZMA ile aynı sahneyi paylaşarak,sanata ve sanatçıya bağımsız bir saha açma yolculuğunu anlatacak, sanatı tüketmenin değil üretmenin önemine dikkat çekecek.
MARKA 2017’nin en çok dikkat çekecek başlıklarından biri de, uluslararası çağdaş sanatçı, film yönetmeni; Palanga Besi, Sanat ve Mimari Çiftliği Projesi’nin yaratıcısı Kutluğ ATAMAN’ın, “Saç Saça Baş Başa, Türkiye’de Sanatçı Olmak” başlıklı seansı olacak.
Tasarım ve Moda Dünyasının En Tanınmış Liderleri MARKA 2017’de!
MARKA 2017 dünyaca ünlü moda ve tasarım liderlerini de ağırlayacak. Uzakdoğu’da trendlere yön veren, moda dünyasının büyük divası, Vogue China’nın kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Angelica CHEUNG, dünya ticaretinin en cazip pazarı Çin pazarına girecek lüksmarkalara danışmanlık veren önemli bir isim. MARKA 2017’de, Y Kuşağı’nı Çin’de neyin farklı kıldığını ve bu kuşağa nasıl ulaşılabileceğini anlatacak. MARKA 2017’nin dikkat çeken konuşmacılarından biri de Chalayan markasının yaratıcısı Hüseyin ÇAĞLAYAN, ünlü tasarım yazarı Emily KING’in moderatörlüğünde; “Genişletilmiş Alanda Moda” başlığıyla teknoloji ve sihrin nasıl buluştuğunu anlatacak. Moda dünyasının tanınmış liderlerinden, GQ İngiltere Genel Yayın Yönetmeni Dylan JONES ve İngiliz Moda Konseyi İcra Kurulu Başkanı Caroline RUSH, bu yıl da aynı sahneyi paylaşarak izleyiciyi David Bowie’nin eşsiz hayatına dair büyülü bir yolculuğa çıkaracaklar. MARKA 2017’nin önemli konuşmacılarından bir de London Design Museum direktörü Deyan SUDJIC. Tasarım konusunu işleyerek hayata nasıl taşınabileceğine dair kafa yoran ve bununla ilgili projeler geliştirerek tasarıma yön veren bir dahi olan SUDJIC, MARKA 2017’de teknolojiye uyum sağlayan tasarımları ve geleceği tasarlarken teknolojinin rolünü anlatacak.
Global Rekabet Gücü İçin Yapay Zeka ve Teknoloji
MARKA 2017, dünyanın gözünü diktiği konulardan biri olan ‘Yapay Zeka’yı da mercek altına alacak. Yapay zeka alanında önemli çalışmalar yapan, PrismaLabs’in kurucusu ve CEO’su, Rus teknoloji lideri ve bilimadamı Alexey MOISEENKOV, MARKA 2017’nin öne çıkan konuşmacılarından biri olarak, yapay zeka alanında doğru yatırımlar yapılması adına Türk iş dünyasının önünü açmak için önemli açıklamalar yapacak. MARKA 2017’nin öne çıkan konuşmacılarından bir diğeri de, sosyal girişimciliğe 18 yaşında adım atan, bugün ise 25 yaşında dünyanın en büyük şirketlerinin sosyal medya stratejilerini yöneten, dünyanın en büyük sosyal pazarlama ajansı Social Chain’ın CEO’su Steven BARTLETT. BARTLETT, 2018’de sosyal medyaya damga vurmanın sırlarını MARKA sahnesinde yapacağı sosyal medya şovuyla kanıtlayacak. Sabancı Üniversitesi Finans Kürsü Başkanı ve ekonomist Özgür DEMİRTAŞ, gazeteci ve televizyon sunucusu Ahu ÖZYURT moderatörlüğünde, “Gelecek Beklenilenden Daha Hızlı Gelecek” başlığıyla teknolojik atılıma çok büyük bir hızla adapte olmanın gerekliliğine ve ülkemizin rekabet gücündeki etkisini anlatacak.
MARKA 2017’de Türkiye’den Yıldızlar Geçidi
Sıra dışı format ve yaklaşımlarla en ilham verici seansları dizayn etmesiyle tanınan MARKAKonferansları, bu yıl da sanat ve gösteri dünyasının ünlü isimleriyle unutulmayacak seanslara imza atacak. İzleyiciler, televizyonda dijital atılım ve Türk dizilerindeki dönüşümün sırlarını, ünlü oyuncular Seranay SARIKAYA ve Ozan GÜVEN’den dinleyecekler. Şarkılarıyla herkesin hayatında kalıcı izler bırakmaya devam eden büyük popstar, eşsiz müzisyen, besteci, söz yazarı ve prodüktör Kenan DOĞULU, gazeteci Nevşin MENGÜ moderatörlüğünde sohbet ve müzik dolu bir seansla MARKA 2017’ye damgasını vuracak. Türkiye’nin en büyük mizah dehası ünlü komedyen Cem YILMAZ, sinema ile arasındaki tutkulu ilişkiyi ve ortak değerimiz olan Yeşilçam’ın, kendisi için anlamını MARKA 2017’de çok özel bir seansla anlatacak.
MARKA 2017’nin Örnek Sosyal Sorumluluk Projesi
MARKA Konferansları, birçok alanda olduğu gibi yıllardır sosyal sorumluluk projelerindeki yaratıcı yaklaşımlarıyla da markalara örnek olmayı hedefliyor. Bu yıl MARKA Konferansı yine çok özel bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor ve 18. yılında, 18 yaşından küçük kızların evlenmesine engel olmayı hedefleyen bir projeyle izleyicisiyle buluşuyor. Konferans katılımcılarının tümünün, parçası olarak katkı sağlayabileceği projede UNICEF’le işbirliği yapan MARKA 2017, “18. yaşımızda, 18 yaşından küçük kızlar evlenmesin” mesajı vererek kız çocuklarının eğitimlerine devam etmesini destekleyecek. Kız çocuklarının erken yaşta evlenmelerinin önüne geçip eğitim almalarına olanak sağlayan proje hakkında Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör bilgi verdi: “Türkiye’yi eğitimli kızların geliştireceğine inanıyoruz. MARKA 2017’nin sosyal sorumluluk projesi için UNICEF’le işbirliği yaptık. Aylardır üstünde çalışıyoruz. MARKA 2017 içinde Dükkan 18 adında bir mağaza açıyoruz. Bu mağazanın tüm ürünleri PSC tarafından tasarlandı. MARKA Konferansı’nın 18. yaşına özel limited edition ürünler satışa sunulacak. Ürünlerin tüm üretim giderlerini markamız Stepevi üstlendi, bu sayede Dükkan 18’in tüm geliri UNICEF’in “Kızlara Söz Ver” kampanyasına bağışlanacak. UNICEF, Türkiye’de kamu ortaklarıyla birlikte 18 yaşından önce evliliklerin engellenmesi ve kız çocukların eğitime devamının desteklenmesi için çalışıyor. Bu yıl biz de tüm MARKA 2017 katılımcılarıyla bu projenin parçası olabildiğimiz ve katılımcılarımıza bu amaç için bir destek fırsatı verebildiğimiz için mutluyuz. Bu projenin iletişim yaklaşımıyla ve tüm tasarımıyla ilham vermesini, örnek olmasını diliyoruz. ”
MARKA 2017’den 15 Aralık’ta Gençlere Özel MARKA Konferansı
Yıllardır üniversite öğrencilerine vermekte olduğu eğitim desteğini son üç yıldır büyüten ve başka bir seviyeye taşıyan MARKA Konferansı, iş dünyasına sunduğu deneyimi tüm ihtişamıyla öğrencilere taşıyor. Onlara bilgi, fikir ve ilham verirken kalite anlayışlarını da yükseltmeyi hedefleyen MARKA Gençlik Konferansı “Youth Event” bu yıl 15 Aralık 2017, Cuma günü düzenleniyor. Öğrencilerin olağanüstü bir ilgi gösterdikleri programda, bu yıl gelen yoğun talep nedeniyle iki kez kontenjan arttırımı yapıldı. Üniversite öğrencilerinin www.biletino.com sitesinden kayıt formu doldurarak ücretsiz katılabildiği konferans için belirlenen 500 kişilik kontenjan, kayıtlar çok hızlı dolduğu için önce 750’ye, birkaç hafta sonra da 1000’e çıkarıldı. Katılım önceliğini, 1000 kişilik kontenjan dolana dek başvurularını yapan öğrencilere tanıyacak olan MARKAGençlikKonferansı için kayıtlar devam ediyor.
MARKA Konferansları’nın Üçüncü Kitabı Çıktı
Her yıl çok büyük bir dikkatle hazırlanan ve güncelliğini koruyan içeriğini bir yıl sonra kitaplaştırarak kalıcı hale getiren MARKA Konferansları’nın üçüncü kitabı çıktı. MARKA 2016’nın çok ses getiren tüm içeriğini Türkçeleşmiş olarak okumak isteyenler için yeni kitap, MARKA 2017 alanında Dükkan 18 projesi içinde satışa sunulacak.
MARKA Konferansı’nın 18 Yıldır Değişmeyen Moderatörü; BJ CUNNINGHAM
Tüm konuşmacıların en fazla 15 dakika sahnede kaldığı dinamik akışıyla da dinleyicilerde ilgi uyandıran MARKA Konferansı’nın moderatörlüğünü, 18 yıldır olduğu gibi bu yıl da marka filozofu olarak anılan BJ Cunningham üstlenecek. Programda yer alan sürpriz isimleri kimi zaman son güne kadar saklı tutmasıyla bilinen MARKA Konferansı’nın bu yılki son dakika sürprizleri de heyecan ve merakla bekleniyor.
Yürekli tarafından 18 yıldır düzenlenen MARKA Konferansı, 13-14 Aralık tarihlerinde Hilton İstanbul Bomonti’de gerçekleştirilecek. Konferansa katılmak isteyenler için kayıtlar, markaconference.com adresinde devam ediyor.
Megayat üretiminde dünya üçüncüsü olan Türkiye’de yat sektörünün yıllık ortalama 450 milyon Euro ticari hacmi koruduğu belirtiliyor. Yılda ortalama yüzde 20 büyüyen ve dünyada en çok ziyaret edilen altıncı ülke olan ülkemiz için teknenin, lüks olmaktadan çıkıp yaşam sitili haline geleceğini gösteriyor.
Ortalama bir yelkenlinin fiyatı, lüks araba fiyatı olan 100 bin euro’ya karşılık geliyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 100 bin euro’ya karşılık gelen 50 bin lüks araba satılırken, yelkenli satın alanların yok denecek kadar az olduğu belirtiliyor.
Avrupa ülkeleri örneğinde; Norveç’te 6 kişiye bir tekne, İtalya’da 98 kişiye bir tekne düşerken, 8 bin 333 kilometre kıyı şeridine sahip ülkemizde 900 kişiye bir tekne düştüğü belirtiliyor.
Deniz ve tekne tutkunluğunun arttığı İstanbul’ da lokasyonu ve marina özelliği ile Yakuplu’ nun yıldızı parlıyor. Yakuplu’ da konumlu West İstanbul Marina, yatçılar için yeni bir rota ve bağlanma noktası oluyor.
DENİZİSTANBUL’ ın kıyı şeridinde yer alan West İstanbul Marina, İstanbul’ un en ileri teknolojik marinası olma özelliğini taşırken mavi bayraklı sahil ve plajı tatil keyfi sunuyor.
Hızlı erişim ağları, planlanan metro hatları ve TEM – E5’e erişim kolaylıkları bölgesel “ yerleşim/yaşam ” tercihine önemli avantaj sağlıyor. Yakın gelecekte planlanan deniz taksi / otobüsü gibi deniz erişim olanaklarının devreye girmesi bölgeyi İstanbul Avrupa yakasının sahil aksında “ Bakırköy’den Yeşilköy’e “ yerleşim alanlarına rakip olmaya aday gösteriyor.
Bu özellikler, bölgeyi İstanbul’da en fazla prim yapan alan noktasına eriştiriyor.. Özellikle Yakuplu Sahil aksında; arsa değerleri 1.000-$’ lar seviyesinde değerlendiriliyor.
Yakuplu sahil bandı; planlanan AVM’leri, Turizm alanları, Ofisleri, Eğitim ve sağlık kurumları ile bölgenin “ trend noktası “ olma yolunda hızla ileriyor.
Bölgenin artan popüleritesi son zamanlarda; nitelikli konut yatırımlarını beraberinde getiriyor.
Denizle iç içe bir yaşam tercihinin yatay yerleşim modeli ile başarı ile uygulandığı YAKUPLU’ da Yerli ve Yabancı “ yatırım ve yerleşim “ talepleri hızla artıyor. Denizsiz bir İstanbul düşünemeyenlere önerim YAKUPLU gayrimenkul fırsatlarını değerlendirmeleri olacaktır.
Türkiye’de son yıllarda gerek vakıf gerekse devlet üniversitelerinin sayılarında ciddi bir artış yaşandı.
2008 yılında alınan yeni üniversitelerin kurulması kanunuyla birlikte Türkiye’nin her ilinde en az bir devlet üniversitesi bulunma zorunluluğu geldi. Türkiye’de 2015 yılı itibariyle 190 üniversite var. Bu artışın beraberinde getirdiği diğer ihtiyaç ise “barınma”. Gayrimenkul sektörü bu talebi sonunda fark etti ve harekete geçti. Bazı durumlarda talep doğru algılandı ve başarılı çalışmalar oldu. Fakat genellikle var olan yapılar yurda çevrilmeye çalışıldı, apart, rezidans ve pansiyon tarzı uygulamalar giderek yaygınlaştı. Çünkü bunlar uygun maliyetli, maliyeti sebebiyle daha karlı ve yönetilmesi, kontrolü kolay olan uygulamalardı. Sayıları arttı, arttıkça kalite düştü, talep azaldı ve öğrenciler için barınma hizmeti sunmak, yurtçuluk yatırımı gözden düştü.
Ve artık, bir yurt inşasından ziyade nitelikli bir yaşam alanı sunmak ön plana çıkmaya başladı. Öğrenciler artık sadece barınacakları bir mekandan ziyade keyifle zaman geçireceği bir yurtta kalmak istiyor.
Özellikle öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun eğitim gördüğü İstanbul’da yurt sayısı yetersiz, talebi karşılayamıyor. Son 2-3 yıldır profesyonel gayrimenkul sektör temsilcileri, bilinçli yatırımcılar nitelikli öğrenci yurtlarına yönelmiş durumda. Yeni inşa edilen yurtlara her gün bir yenisi ekleniyor. Uygun lokasyonda ve profesyonel bir anlayışla yönetilecek yurtlar, yerli ve yabancı yatırımcıları da cezbediyor.
Bu yurtlar için üniversitelerin yoğun olarak yapılandığı her yer potansiyel taşıyor. Önemi henüz tam olarak anlaşılamamış olan öğrenci yurtları, orta vadede yatırımcıların gözdesi diyebiliriz. Ortalama 3-5 yıl kadar yatırımın geri dönüşü olması da cazip geliyor. Fakat tekrar etmek gerekiyor ki, sadece binayı inşa etmek yeterli değil. Bu alanda var olan talebi canlı tutabilmek için öğrencilerin beklentilerine göre nitelikli hizmet vermek şart. Mevcut talebin en fazla % 30’u kadar bir arz söz konusu ve vasıflı öğrenci yurtları konusunda ciddi bir pazar açığı var.
Bizde yeni yeni farkındalık oluşturan nitelikli yurt işletmeciliği Avrupa ülkelerinde ön planda… Bu alanda yurt dışında büyük bir gelişim söz konusu. Özellikle Fransa ve İsviçre’nin gerek yurt yapıları gerek işletmesi ile çok iyi olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerde yurt işletmeciliği üniversitede okutulan bir eğitim dalı. Son yıllarda yurtlarda trend, renkler ve çevrecilik üzerine… Özellikle de çevreci yurt binaları çok ilgi görüyor. Türkiye’de de ihtiyacın artmasıyla birlikte yatırımlar hız kazanırken, hizmet kalitesi de dünya ile yarışır hale gelecektir. Gideceğimiz daha çok yolumuz var. Her ilde bir üniversitemiz var. Başta İstanbul olmak üzere öğrenciler için kampüs yakınında olan her yer yurt yatırımı için uygun. İnşaat alanında gösterdiğimiz başarıyı hizmet alanında da desteklersek bu konuda çok daha hızlı yol alabilir ve başarılı çalışmalar görebiliriz…
Kentsel dönüşüm kavramı son yıllarda oldukça popüler bir hale gelmiştir. Bu süreçte gayrimenkulü olan kişilerin oldukça fazla beklentileri oluşmuştur.
Binaların yenileneceği ve ciddi kazançların sağlanacağı bir sistemden bahsedilmektedir. Kentsel dönüşüm uygulamalarının bu kadar popüler olmasının temel nedeni 31.05.2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 6306 sayılı yasadır. 2012 tarihinden önce çok sayıda kentsel dönüşüm uygulaması yapılmakta olup uygulamalar genelde kamu kurumları tarafından gerçekleştirilmekteydi. Şu anki uygulamalarda şahışlarda başvuru yaparak binalarının yenilenmesini isteyebilmektedir.
6306 sayılı yasa çok sayıda yenilikler getirmiştir. Riskli yapı, rezerv yapı alanı, riskli alan vb. kavramlarla tanışmamıza neden olmuştur. Uygulamalarda en çok karşımıza çıkan kavram riskli yapı kavramadır. Buna göre binasının olası bir depremde yıkılacağını ön gören ilgisi tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığının lisanslandırdığı kuruma binanın riskli olup olmadığına dair rapor hazırlatabilmektedir. Çıkan sonuçta bina riskli ise binanın yenilenmesi gerekmektedir. Bu süreçte çeşitli muafiyetlerden yararlanma olanağı bulunmaktadır. Yapı ruhsatı harçından muafiyet, kira yardımı, faiz indirimi gibi çeşitli durumlardan istifade edilebilinir. Bu sayede binaların daha hızlı yenilenmesinin yolu açılıcaktır.
Kentsel dönüşüm uygulamalarında rastlanan en büyük sorunlardan biri imar planlarında yıkılan binanın aynısını yada daha fazla inşaat alanına sahip yapıların inşaa edilememesidir. Örnek vermek gerekirse 100 m2 lik 6 daireden oluşan binamızın yıkıp tekrar yaptığınızda güncel planlara göre 100 m2 lik 3 daire inşaatına izin verildiğini kabul edersek bu durumda daire sahiplerine yıkılan binanın aynısını veya daha fazla alanlı bina yapılamadığından kentsel dönüşüm uygulamalarının önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Bu gibi durumlarda imar artışına gidilmesi gerekmektedir. Birden fazla parsel birleştirilerek (tevhid) edilerek ortaya çıkan daha büyük parselde inşaat alanı artışı yoluna gidilebilir.
İnşaat sektörünün oldukça fazla alt kolu bulunmaktadır. Bununla birlikte çok sayıda sektörü beslemektedir. Kentsel dönüşüm inşaat sürecini hızlandırarak ekonomiye pozitif yönlü katkı sağlamaktadır. İnşaat firmaları yurt içinde kazandığı deneyim ve tecrübe ile yurtdışında çok sayıda ihale alarak projeler yapmaktadır. Bu durum inşaat sektöründe bir ekolün oluşmasına neden olmaktadır.
Kentsel dönüşüm olumlu yönlerinin yanında çeşitli olumsuz yönleride bulunmaktadır. Kısaca değinmek gerekirse, dönüşüm uygulamaları altyapı ve üstyapı faaliyetleri ile bir bütündür. Yani siz kentsel dönüşüm ile yüksek katlı bir bina inşaatı yapıyorsanız bu inşaatın yanında yolları genişletmeniz, katlı yollar inşaa etmeniz, metro gibi toplu ulaşım hatları ile projelerin ulaşabilirliğini sağlamanız gerekmektedir. Fakat uygulamalarda yüksek yoğunluklu binalar yapılmasına rağmen ulaşımı ve çevreyi koruyan önemler alınmasında eksiklikler bulunmaktadır. Bu durum kentsel dönüşümü rantsal dönüşüm haline getirmektedir.
Bu durumu çeşitli örneklerle pekiştirmek istiyorum. Kentsel dönüşüm sürecinde 100 dairelik riskli yapının bulunduğu bir alana plan tadilatı yaparak 1000 dairelik bir site yapıldığını düşünelim. Eğer bu siteye toplu ulaşım sistemi veya ilave yollar yapılmazsa bölgede trafik yoğunluğunun artmasına neden olacaktır. Bu gibi durumlar maalesef kentsel dönüşüm uygulamalarından dikkate alınmamaktadır. Yaşanabilir şehirler oluşturulması için yeni yeşil alanların oluşturulması ve ulaşımın sorunlarının minimuma indirilmesi gerektedir. Eğer bu unsurlar sağlanırsa kentsel dönüşüm amacına ulaşıcaktır.
Son olarak, dönüşüm sürecinde milyarlarca dolarlık getiriden bahsedilmektedir. Bu süreçte yerinizi alabilmeniz için süreci çok iyi takip edilerek bu konuda uzmanlaşma eğitimlerini almanız gerekmektedir. Proje analizi, imar durumu tespiti, tapu mevzuatı, kentsel dönüşüm hukuku vb. konularda temel bilgilere sahip olmanız gerekmektedir. Yazımın yararlı olması dileğiyle bol kazançlı günler dilerim.
Merhabalar bu yazımda gayrimenkul sektöründe daha çok kazanmanın yolları hakkında küçük ipuçlarını sizlerle paylaşacağım.
Sektörde çalışan veya sektöre yeni giriş yapmak isteyenlerin dikkat etmesi gereken ve çoğu zaman unutulan bazı konular vardır. Her geçen gün yapılaşmanın arttığı ve küresel bir sektör haline gelen emlak piyasasında uzman kişilere daha çok ihtiyaç duymaktadır. Sektörün oldukça büyük ekonomiye sahip olmasından dolayı hemen hemen herkesin yatırım yapmak isteği bir alan haline gelmiştir. Sektörde çok sayıda oyuncu bulunmakta olup bunlardan bazıları alıcı, satıcı, yatırım danışmanı, gayrimenkul danışmanı, proje geliştirici, finansör, değerleme uzmanı, teknik uzmanlar, mühendis, mimar, avukat, bilirkişi, kamu kurumları, yabancı fonlar vb. birçok oyuncu sektörün daha fazla büyümesine sebep olmaktadır. Sektör milyar dolarları bulan işlem hacmi ile ülke ekonomisine büyük katkıda bulunmaktadır. Bu pastadan daha fazla pay alabilmek için dikkate edilmesi gerekenler aşağıda belirtilmiştir.
1.Yeterli Eğitime Sahip Olabilme Gayrimenkul çok sayıda disiplini içinde barındırmaktadır. Bu disiplinlerden bazıları teknik, pazarlama, hukuk ve vergidir. Örneğin bir arsa satışı sürecinde ilgili kurumdan temin edilecek imar planı ve plan notları analizinin yapılması, tapuda satış sırasında çıkabilecek şerhlerin analizi, boş arsa üzerine geliştirilecek proje ile getiri hesabı, vergi ile ilgili mevzuat ve satış sürecinde yapılacak sunumlar hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olmayan kişilerin satış sonuçlandırmada başarı oranları düşmektedir. Her geçen gün yeni uygulamaların olduğu gayrimenkul sektöründe devamlı eğitim alarak satış ivmenizi arttırabilirsiniz.
2.Alışkanlıklarınızı Bırakın
Bazı durumlarda alışkanlıklarımız bizi olumsuz etkileyebilir. Gayrimenkul sektöründe herkesin kendine göre bildiği bazı doğruları vardır. Çoğu zaman bildiğimiz bu doğruların yanlış olduğunu kabul etmekte zorlanırız. Özellikle bu durumu alışkanlık haline getirdiysek alışkanlığımızdan ayrılmamız oldukça zordur. Örnek vermek gerekirse uzun süreler sözleşme yapmadan çalışan bir gayrimenkul danışmanı sözleşme ile çalışan kurumsal bir firmada iş yaşamına devam ettiğinde sözleşmeli çalışma konusunda sıkıntılar yaşayabilmektedir. Başka bir örnek vermek gerekirse tapu senedinde yazan alanın daire alanı olduğunu ya da kamulaştırma bedelinin tapu kütüğünde yazan değer üzerinde verileceği gibi yanlış ve eksik bilgileri değiştirmek bazı durumlarda oldukça zor olmaktadır.
3.Sonuç Odaklı Çalışabilme
Gayrimenkul sektöründe yüksek getiri hedefleyen kişilerin mutlaka sonuç odaklı çalışması gerekmektedir. Gayrimenkul danışmanı satış yaptığında, inşaat firması yapıyı tamamladığında, değerleme uzmanı raporu sonuçlandırdığında, finansör krediyi müşteriye kullandırdığında, alıcı ve satıcı resmi senede imza atması sonucunda para akışı meydana gelmektedir. Bu sebepten sektörde sonuç odaklı çalışarak getiriler maksimum seviyeye çıkarılabilir.
4.Motivasyon
Yukarıdaki maddede sektörde sonuç odaklı çalışmanın öneminden bahsettik. Sonuca giden yolda önümüze çok sayıda engeller çıkabilmektedir. Bunlardan bazıları alıcı ve satıcı arasındaki anlaşmazlıklar, tapuda taşınmaz üzerindeki olumsuz şerhler, imar planlarında yaşanabilecek olumsuzluklardır. Bu gibi durumlarda yeterli bilgiye sahip uzmanlar tarafından motivasyonu kaybetmeden pratik çözümler ile sonuçlandırılabilir. Motivasyonun daha yüksek olmasının temel anahtarı eğitimdir. Bu sayede süreç yönetimi konularına daha hakim olabilirsiniz.
5.Global Bakış Açısı Gayrimenkul sektörü kendisi ile birlikte yüzlerce alt dalı ilgilendirmektedir. Çok sayıda insanın geçim kaynağını oluşmaktadır. Yapılaşmanın oldukça yoğun olduğu günümüzde farklı türde gayrimenkul projeleri karşımıza çıkmaktadır. Daire alanlarında azalma olmasına rağmen sosyal tesis alanlarındaki çeşitlilik sayesinde kullanıcılar daha keyifli zamanlar yaşamaktadır. Daha önceki dönemlerde kalabalık aileler yerini daha küçük nüfusa sahip ailelere bırakmıştır. Toplum yapısında yaşanan değişikliklerden dolayı gayrimenkul projelerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu süreçte değişimi takip eden global bakış açısına sahip kişiler yaşanan değişim ile sektörde yerini daha sağlamlaştıracaktır.
6.Bölge Seçimi
Sektöre yeni giriş yapacak kişilerin veya beklediği getiriyi elde edemeyenlerin en çok sıkıntı yaşadığı konuların başında bölge seçiminin yanlış yapılmasıdır. Bilindiği gibi çok fazla tipte gayrimenkul türü bulunmakta olup bunların başında arsa, arazi, konut, bina, dükkân, ofis, otel gibi farklı tipte gayrimenkuller gelmektedir. Çalışma bölgesinin doğru seçimi kazanç arttırmak için oldukça önemlidir.
7.Sistemli Çalışma
Sadece gayrimenkul sektörü için değil her alanda başarı elde edebilmek için sistemli çalışmak gerekmektedir. Bir anda başarı gelmesi ve gayrimenkul sektöründe çok kazanılacağının düşünülmesi hayal kırıklığından başka bir şey getirmez. Bu sebepten her yılın başında o sene içindeki yapmak istediğiniz hedefleri belirleyerek sistemli bir şekilde çalışmanız gerekmektedir.
Saygılarımla
Son zamanlarda devamlı artış gösteren gayrimenkul fiyatları yaşanan siyasi gelişmeler, faiz oranlarındaki yükselme, konut rezervinin her geçen gün artması ve döviz kurundaki dalgalanmalar sonucu kısmi olarak talebin azalmasına neden olmuştur.
Yabancı sermaye ve yaşanan göç dalgası gayrimenkul satış ve kiralamalarda değer artışlarına neden olmuştur. Belli doyuma ulaşan piyasada son zamanlarda fiyatlarda sabitlenme hatta bazı bölgelerde fiyatlarda düşüşler görülmektedir. Finansal piyasalara entegrasyonu tamamlanmamış gayrimenkul sektöründe detaylı değer analiz yapabilmek aslında oldukça zor bir durumdur. Gayrimenkul sektöründe çok sayıda değer kavramı karşımıza çıkmaktadır.
Bunların başında ipotek değeri, sigorta değeri, pazar değeri, kurtarılabilir değer, yatırım değeri, getiri değeri, vergi değeri, tasfiye değeri ve acil satış değeri gelmektedir. Bu kadar gayrimenkule dayalı değer kavramı hakkında analiz yapmak çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir. Piyasada en çok kullanılan değerin başında pazar değeri gelmektedir. Uluslararası değerleme standartlarına (UDES) göre pazar değeri, bir mülkün uygun bir pazarlamanın ardından birbirinden bağımsız istekli bir alıcıyla istekli bir satıcı arasında herhangi bir zorlama olmaksızın ve tarafların herhangi bir ilişkiden etkilenmeyeceği şartlar altında, bilgili, basiretli ve iyi niyetli bir şekilde hareket ettikleri bir anlaşma çerçevesinde değerleme tarihinde el değiştirmesi gereken tahmini tutardır.
Kısaca piyasada birbirinden bağımsız istekli bir alıcıyla istekli bir satıcı arasında herhangi bir zorlama olmadan yapılan satış sonucu oluşan değer pazar değeridir. Gayrimenkul fiyatlarındaki artış ve azalış analizleri yapılırken pazar değerine ulaşmak oldukça zordur. Satış esnasında tapuya tescil edilen değer, ekspertiz raporu sonucunda çıkan değer, ilgili belediyeden temin edilen rayiç değer ve piyasada alıcı ile satıcının arasında anlaştığı değerler aynı değildir. Bu durum gayrimenkul fiyatlarındaki artış oranlarının hesaplanmasında karmaşaya neden olmaktadır. Fiyat analizlerinin daha kolay yapılması için tapu müdürlüklerinde yapılan her satış için bir değerleme raporu hazırlanması sonucunda güncel fiyatın tapu kütüğüne tescil edilmesi ile bölgesel analizlerin daha kolay yapılmasının yolu açılacaktır.
Gayrimenkul fiyatlarının son senelerde artmasının en önemli sebeplerinin başında Avrupa ve Asya ülkeleri ile kıyaslandığından fiyatların göreceli olarak düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum küresel bir piyasa haline gelen pazarda yeni yatırımlar ile fiyatların artmasına neden olmaktadır. Bu duruma birde yurtdışı kaynaklı göç dalgası eklendiğinde durdurulamaz artışın en önemli nedenlerinden biri haline gelmiştir. Talebin artması fiyatlarında artmasına sebep olmuştur. Bu süreçte geçmiş dönemlere göre daha sınırlı değer artışları olacağı kanaatindeyim. Daha önceki bölümlerde belirttiğim gibi değerlerde düşmeler yada sabitlenmeler görülecektir.
Bu süreç aslında gayrimenkul yatırımı için oldukça uygun bir zamandır. Fiyatların durağanlaştığı bir ortamda yapılan yatırımlar ileriki süreçte değerlerin artması ile kazancın daha fazla olmasına neden olacaktır. Yatırım yaparken fiyat analizinin yapılamasının yanında mutlaka teknik analizlerinde yapılması gerekmektedir. Yatırım yapılacak gayrimenkulün tapu incelemesi, imar plan analizi, getiri oranlarının hesabı, varsa projeye uygunluğu, bölge teknik altyapı olanakları ve diğer yasal incelemelerin detaylandırılarak uygun alım işlemi gerçekleştirilmelidir. Doğru yapılan gayrimenkul yatırımı her koşulda diğer piyasa ürünlerine göre daha çok kazanç getirecektir. Bu süreçte bölgeye hâkim uzmanlarla çalışmak zamanınızın ve paranızın daha değerlenmesine sebep olacaktır.
Emlak yatırımı diğer yatırım araçlarına bakıldığında genellikle uzun vadede daha çok kazandıran bir yatırım türevidir. Ancak doğru zamanda almak, doğru zamanda satmak, doğru yerden almak gibi temel kabulleri olan bir konudur.
Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi istikrarsızlık, döviz kurlarındaki yükselme, yakın coğrafyalarımızdaki savaşlar ve buna bağlı olarak dış ticaretteki açmazlar emlak piyasalarını olumsuz etkiliyor.
Benim emlak yatırımına bakışım ; yatırımın sütün kaymağını almak gibi olması gereğidir. Biraz açıklamak gerekirse bu durum ; bireylerin, şirketlerin kazandıkları kârların bir kısmını ileride kendilerini mutlu edecek bir emlak yatırımına bağlaması ile mümkün olabilir.
Oysa yaklaşık son on yıldır durum öyle mi, değil… Herkes işini gücünü bıraktı, inşaatçı/gayrimenkul geliştirmeci oldu. Her sokakta bir bina yıkılıyor, yeni inşaatlar yapılıyor. Bir evden iyi para kazanan yatırımcı ; üçüncüsünü, beşincisini, onbeşincisini alıyor veya bir inşaat şirketi kuruyor. İyi de ülkede uluslararası markalar çıkmıyorsa, üretilen ürünler dünyada bilinir/aranır değilse, uluslararası kabul görmüş Türk vatandaşları artmıyorsa ; inşaat ekonomisi sürdürülebilir değildir bence …
Peki tüm bu durumları dikkate aldığımızda orta ölçekli yatırımcı, bir zamanların popüler deyimiyle ortadirek ne yapmalı ??? Bence acelesi yoksa satmamalı, borcu/kredisi varsa beklemeden satmalı … Alıcı içinse acelesi yoksa çok gezmeli az beğenmeli.
Bazı istisnalar da yok değil ; Boğazda, Nişantaşı’nda, Bağdat Caddesi’nde her zaman satılık yer bulamazsınız. Bugünkü piyasa şartlarında “biraz da kanarak satın almalı …” Çünkü buralarda piyasalar iyiyken kimse yerini satmaz …
Kim ne düşünüyorsa işi gücü rast gitsin diyelim ; Çünkü zor günlerden geçiyoruz …
Durumu idare ederek, yan paslarla geçirilen bir yıl. Yani uluslararası ve bölgesel ekonomik gelişmeler karşısında hiçbir yeni strateji üretilmeksizin sadece günlük aç kapa politikalarla geçen koca bir yıl.
Genel ekonomiyi bir yana bırakırsak, gayrimenkul ve inşaat sektörüne baktığımızda tablo şudur. İnşaat sektörü milli gelirin %10’unu sağlayan bir sektör. Kullanılan malzemeler 250 üretim kolunda yerli sanayiciyi çalıştırıyor. Niteliksiz iş gücünün çalışabileceği bir sektör olduğu için genç istihdamına da büyük oranda katkı yapıyor. Konut satışları bu yılın ilk kısmında iyi gitti ama belirsizlik ortamı yeni yatırımları durma noktasına getirdi. Pek çok inşaat ve gayrimenkul yatırım şirketiyle beraber çalıştığımız için durumlarını biliyor ve iyimser olamıyoruz. Ekonominin %10’nun etkileyen bir sektörün tabiî ki Devlet tarafından izlenerek, yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi gerekiyor. Bu açıdan ilk olarak inşaatın ve imarın kurallarının koyulduğu yasa ve yönetmelikler çıkarılırken sektörün gelişmesi yönünde katkı sağlayacak şekilde düzenlenmesi ve sektörün talepleri doğrultusunda belirlenmesi gerekiyor.
istanbul binalar
Yine vergiye ilişkin düzenlemeler yapılırken gayrimenkul yatırımlarının, inşaatın ve istihdamın önü açılması gerekiyor. Ek olarak çevre ülkelerdeki karışıklık sebebiyle o ülkelerin yatırımcılarını ve sermayesini güvenli bir liman olarak ülkemize çekmek için yabancı yatırımcıya özgü özel teşviklerin çıkarılması önemli bir başka konu. Ayrıca ülkemizdeki depreme dayanıksız, kaçak ve ruhsatsız konut stoğunun en az üçte biri olan 6.7 milyon konutun yenilenmesi için ve kentlerimizdeki çirkin ve çarpık kentleşmeyi önlemek için kentsel dönüşüm adı verilen bir proje başlattık. Yirmi yıllık kentsel dönüşümün 1.5 trilyon lira bütçesi var. Bunun finansmanı için yerli ve yabancı yatırımcıya ihtiyaç bulunuyor. Finansmanın sağlanması için ise ülkenin huzurlu ve yatırım ortamının güvenli olması gerekiyor.
İnşaat ve gayrimenkul sektörünün önünü açmak ve ekonomide büyümeyi sağlamak için gayrimenkul yatırımcıları kendi işlerini yaparken bir yandan da Devletten çalışmalar bekliyor. 2012 sonunda başlayan kentsel dönüşüm çalışmalarında 6306 sayılı Kanunda uygulamada çıkan aksaklıkların çözülmesi için değişiklik gerekiyor; yine gayrimenkul yatırımlarının geleceğini belirleyen İmar Kanununda değişiklik hazırlıkları 2014 yılından beri rafta bekliyor. GYODER, İNDER, KONUTDER gibi Sektörün lider sivil toplum kuruluşları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üst yöneticileri ile toplantılar yaparak, bu kanun değişiklik tasarılarını inceleyip görüşlerini de Devlete ulaştırmıştı.
Gayrimenkul sektörünün önünün açılmasına ve bu yolla ekonomiye katkı sağlamaya yarayacak yasal değişikliklerin esası şuydu: Öncelikle inşaat ruhsatı ile elde edilen yapılaşma hakkı “kazanılmış hak” olarak korunacaktı. Danıştay’ın inşaat ruhsat iptali ve iskanı alınıp bitirilmiş yapıların yıkımı kararları karşısında; bu yasal korumaya Anayasal bir düzenleme ile de güvence sağlanacaktı. Kısaca “inşaat ruhsatına yapılaşma güvencesi” adını verdiğimiz bu düzenleme yerli ve yabancı gayrimenkul yatırımcılarına güven içinde yatırım yapma olanağı verecekti. Hatırlarsınız 2007’de Dubaili Şeyh Mahkdum’un şirketine İETT arazisi satılmış ve kısa bir süre içinde imar planları iptal edilmişti. Şirket teminatını yakarak bu işten vazgeçmişti. Yine silüet tartışmaları sonucu Zeytinburnu’ndaki 16/9 Kulelerinin imar planları iptal edilmiş ve insanların içinde oturduğu binaların yıkılması için kararlar çıkmıştı. Ağaoğlu’nun Bakırköy 46 projesi de imar planlarının iptali sonucu benzer akibete uğramıştı. Bu gibi yüzlerce örnek var. İmar planlarının mahkeme kararlarıyla iptali sonucu veya belediyelerin imar planlarını sonradan değiştirmesi sonucu; imar planlarına güvenerek, inşaat m2 hesabı yapan, buna uygun fizibilite sonucu arsayı alan bir şirket bir anda felaketle karşılaşabiliyor. Hele bir de projede satışlar başlamışsa daire ve işyeri alanlar da mağdur kervanına katılıyorlar.
inşaat
Yine İmar Kanununda yapılacak bir değişiklikle; özel kişi ve şirketlerin elinde bulunan arsalara yapılaşma izni verilmeyerek, okul alanı, park, sosyal donatı alanı gibi kamusal sınırlamalar getiren imar planlarına karşı bu arsaların üzerindeki yapılaşma tutukluluğunu kaldıracak olan “imar hakkı transferi” olanağı da getirilecekti. İmar hakkı transferi, özellikle tarihi ve kültürel alanlar ve sit alanlarındaki yapılarda emsal binalarda olduğu gibi üst katlar için verilmeyen yapılaşma hakkının başka alanlarda kullanılmasının yolunu açacak idi. Kısıtlanan yapılaşma hakkının başka alanlarda kullanılmasıyla tarihi ve kültürel değeri olan yapılar ve alanların korunması da gerçekleşecek. Buradaki bina ve arsa sahiplerinin mağduriyetine son verilecek.
6306 sayılı Kanunda ortaya çıkan Danıştay kararları doğrultusunda riskli alanlar için özel düzenleme yapmak gerekiyor. Şu an alınmış olan 160 adet riskli alan kararının çoğu Danıştayın iptali tehlikesi ile karşı karşıya. Danıştay 10-15 riskli alan kararının yürütmesini durdurdu, bazı kararları da iptal etti. Riskli alan kararına güvenerek hak sahipleri ile anlaşma imzalayan belediyeler, onlara her ay kira yardımı yapan Bakanlık, belediyelerle anlaşma imzalayan inşaat şirketleri Danıştay kararları ile sonu belirsiz bir sürece evriliyor. Kentsel dönüşüm iki sistem üzerine kurulu. Biri binaların tek tek yenileme sistemi olan riskli yapı sistemi. Diğeri de bir mahalle veya semtte genel olarak zemin yapısı veya üzerindeki yapılar sebebiyle riskli olan alanların toptan yenilenmesi için riskli alan sistemi. Danıştay iptal kararlarında “riskli alanda yer alan yapıların tek tek riskini tespit edin sonra riskli alan kararı alın” diyor. Riskli alan mantığında böyle bir şey olamaz. Binaları tek tek tespit edip yenileyeceksem riskli alana gerek yok, riskli yapı olur o zaman diyoruz. Riskli alanda zaten depreme dayanıksız genel bir yapılaşma var, ayrıca %70 oranında kaçak ve ruhsatsız bir yapılaşma olduğundan tek tek binalarla uğraşılmasın diye riskli alan kararı alınıyor. Öte yandan mahalledeki binaları yenilerken yeni boş alanlar yaratalım, sosyal donatı alanları oluşturalım diye riskli alan sistemi getirilmişti. Ama maalesef riskli alan kavramı Danıştay tarafından anlaşılamıyor. Bu yüzden yasal bir değişiklik yapılarak riskli alanlarda kentsel dönüşümün önünün açılması gerekiyor.
Kentsel dönüşüm algısı son bir yıllık süreçte bozuldu. Böyle bir seferberliğin 20 yıl için sürdürülebilmesi için Hükümetin ve Bakanlığın bu politikayı sahiplenerek, uygulamada çıkan aksaklıkları ve hak kayıplarını derhal düzelterek, halka kentsel dönüşümü anlatmanın ve benimsetmenin iletişimini sürdürmesi gerekiyordu. Uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların çözülmesi için çalışmalar yavaşladı. Risk tespit raporlarına yapılan itirazlar altı ay sürüyor. Kentsel dönüşüm iletişimi çalışmaları da son bir yılda durdu. Bu da kentsel dönüşümü olumsuz olarak algılamayı öne çıkardı. Bu sahipsizlik ve algı ortamında mahkemeler de kentsel dönüşümü işlemez hale getiren kararlar vermeye başladılar. Tek tek binaların yerinde yenilenmesi için lisanslı kuruluşlar tarafından alınan karotlar laboratuarda incelendikten sonra verilen riskli yapı kararı, itirazla komisyonlarda yeniden incelenip “bu yapı risklidir” kararı kesinleştikten sonra; (üstelik apartmandaki on beş kişi bir projede anlaşmışken) “bu çürük binada bugün deprem olursa insanlar ölebilir” diye binaların tahliyesi ve yıkım için Devletçe alınan kararlara karşı “üç m2 fazla yer alayım, bana biraz daha para verilsin” diye işi geciktirmek için, onaltıncı kat malikince dava açılmaktadır. Ancak açılan davalarda mahkemeler, ortada hukuka aykırılık yönünde bir açıklık ve delil olmadan, ortada çürük olduğu kesinleşmiş bir bina varken “yazıktır şimdi milleti yerinden etmeyelim, otursunlar orda, bu arada bir bilirkişiye dosyayı yollayalım, rapor gelince seneye bakarız” diyerek yürütmenin durdurulması kararı verebiliyorlar (açıkça hukuka aykırı işlemlere verilen yürütmenin durdurulması kararlarını ve veren hakimleri tenzih ederim). Düşünün yarın bir deprem olsa ve yürütmeyi durdurdukları, boşalttırmadıkları ve yıktırtmadıkları binada insanlar ölse, hakim dostlarımız mı sorumluluğu alacak? Mal kayıplarını ceplerinden mi ödeyecekler? Üstelik yürütmenin durdurulması kararını alan kişi, başlıyor yeniden m2 ve para pazarlıklarına. Can güvenliği ne olacak? Apartmanda uzlaşan karşı taraftaki on beş kişiyi bu tabut binada yaşamaya mecbur bırakmanın sorumlusu kimdir? Bu sonuçlar yargının kentsel dönüşüm algısının sonucudur.
Netice olarak 2015 yılını bitiriyoruz. Seçim ve koalisyon tartışmaları ile yaklaşık altı ayımız geçti. Yeni seçim ve hükümet kurulmasıyla bir altı ay da bu şekilde geçecek. Ülkede huzurumuzu bozan ve canımızı yakan, şehit haberleriyle evlere ateş düşen bir ortam var. Bunun üzerine bir de ekonomik kriz gelirse perişan oluruz. Turizm, sanayi, tarım sektörleri gibi gayrimenkul ve inşaat sektörünün önünün açılıp bir an önce ekonomik olarak büyümemiz gerekiyor. Önümüzde ülke ekonomisini %10 oranında etkileyen gayrimenkul ve inşaat sektörünün önemli sorunları var. Bunlar için bir hükümete ve işleyen bir meclise ihtiyacımız var. Zaman kaybetmeyelim artık. Koalisyonu ve uzlaşmayı başaramadık, bari şu seçimi uzatmadan bir an önce yapıp, hızla hükümet kurulmasını sağlayalım. Birlikte ve beraberce.
İstanbul’un kuzey ve doğudaki en uç noktaları olan Hadımköy ve Tuzla’da son iki yıldır inşa edilen birbirinden kapasiteli ve iddialı konut projeleri sıra sıra uzanarak her iki noktayı adeta kapladı.
Yeni İstanbul bu iki noktada büyük değer kazanacak. Bu projeler yalnızca konut ihtiyacına yanıt vermekle kalmayıp, fabrika ve lojistik alanlarının dönüştürülmesiyle inşa edilen yeni lojistik ve üretim alanları ihtiyacını doğuruyor. Hadımköy, İstanbul çıkışının en önemli ve en bakir noktası. Askeri alanların boşaltılmasıyla elde edilen ve Bahçeşehir’e hemen komşu lokasyonda yapılan 4 dev proje, bu bölgeyi İstanbul Avrupa Yakası’nın en gözde lokasyonu haline getirecek. 6500’ü aşkın konutun yer alacağı bu projelerin hemen arkasında, Deliklikaya mevkii olarak bilinen bölgede inşa edilecek Avrupa’nın en büyük botanik parkı ile Bahçeşehir çıkışı, İstanbul’un en modern ve doğal yaşam merkezi haline gelecek.
Öyle ki maketten satışlarda 345.000 TL’den başlayan 2+1 daire satış bedelleri şimdiden 380.000 TL’ye çıktı. Ön bölümde yer alan ticari alanların satışı ise 3 saatte tamamlandı. En erken teslimlerin bu yıl sonunda gerçekleştirileceği projelerde ticari üniteler 2 ay sonra teslim edilecek. Bölgenin yolları da hızlı bir çalışmayla şimdiden tamamlandığı için bu nokta İstanbul’un en hızlı yükselen değeri olacaktır.
Anadolu Yakası’nın en uç noktası olan Tuzla ise bambaşka bir çehreye kavuşuyor. Öyle ki gerek kentsel dönüşüm çalışmaları ve parsellerin birleştirilmesi ile elde edilen büyük alanlarda gerekse eski fabrkaların yıkılmasıyla inşa edilen alanlar dev projelere ev sahipliği yapıyor. Tuzla, Anadolu Yakası’nın en hızlı yükselen yeni değeridir. Evora projesi ile başlayan hızlı gelişim bugün Aydınlı’dan Tepeören’e kadar Formula Country, Tepe Park, Arkeon Evleri gibi toplamda 15’e yakın projenin inşasıyla adeta yeniden şekillendi. Eski fabrika ve lojistik alanların kaydırılmasıyla bu üretim ve depolama alanları için yeni ve bakir bölgelerin değerlendirilmesini ve dünün bakir alanlarının büyük değer kazanmasını sağladı. Öyle ki örneğin Balçık köyündeki sanayi imarlı arsa fiyatlarının metrekaresi 1000 TL’den başlıyor…
Bugün Özgürlükİçin.com sitesi olarak, Pardus kullanıcılarının gerek kamunun gerekse özel İnternet sitelerine erişim ve bu sitelerden sunulan hizmetleri alma konusundaki sorunlarını dile getirmek ve bu sitelerin Pardus kullanıcıları tarafından da hizmet alınabilir hale gelmesi için ilk kampanyamızı düzenliyoruz!
İlk kampanyamızı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları‘nın İnternet sitesindeki Bilet Satış Rezervasyon servisine erişim sorunları konusunda düzenliyoruz. Bu kampanyadaki nihai hedefimiz bu servise olan erişim sorununun gerek Pardus üzerindeki tarayıcılar gerekse diğer işletim sistemleri üzerindeki tarayıcılar tarafında giderilmesi ve Microsoft Windows&İnternet Explorer tekelinin kırılmasıdır.
Özgürlükİçin.com topluluğu olarak Topluluk Bildirgemizde belirttiğimiz amaçlar doğrultusunda bu kampanyayı düzenliyoruz. Tren biletlerini özgürce alabilmek isteyen bütün üyelerimizi, kardeş özgür yazılım topluluklarını ve bütün özgür yazılım severleri bu kampanyaya davet ediyoruz!
Haydi hep beraber çufçuflayalım!
Kampanyaya katılmak için aşağıdaki örnek mektup metnini kullanarak TCDD’nin ilgili e-posta servislerine, faks numaralarına veya adresine posta ile gönderebilirsiniz.
Kime: TCDD Beyaz masa byhim@tcdd.gov.tr Tel: (0.312) 309 05 15 / 1408 Faks: (0.312) 312 62 47
Konu: TCDD İnternet Bilet Satışı Servisine Erişim Sorunu
Sayın İlgili,
Bu mektubu size göndermemin nedeni, TCDD’nin çevrimiçi bilet servisinden Microsoft Internet Explorer tarayıcısı dışında hizmet alamıyor oluşumdur.
Ülkemizin en köklü kurumlarından olan TCDD günümüzde birçok atılım yapmakta ve yurttaşlarımızın ulaşım imkanlarını artırmak için en modern demiryolu ulaşım teknolojilerini kullanarak ülkemizi modern demiryolu ağlarıyla donatmaktadır.
Buna rağmen, TCDD’nin en önemli İnternet servislerinden biri olan bilet satış uygulaması maalesef bu yeniliklerin gerisinde kalarak, yurttaşlarımızı eski, güvensiz ve dünyaca kabul edilen internet standartlarına uymayan bir İnternet tarayıcısına mahkum bırakmaktadır.
Maalesef TCDD İnternet Bilet satış uygulaması sadece Microsoft İnternet Explorer tarayıcısının 5.0 ve üzeri sürümlerinde çalışmaktadır, bu tarayıcı dışındaki diğer tarayıcılar ile İnternet bilet satış servisinizden hizmet alınamamaktadır
Bu doğrultuda aşağıdaki hususlara dikkatinizi çekmek isterim:
Bu sorun, İnternet sitenizin Microsoft Internet Explorer harici tarayıcıları ve Microsoft Windows işletim sistemi dışındaki işletim sistemleri üzerinde çalışan tarayıcıları desteklememesinden kaynaklanmakta, İnternet sitenizi kodları W3C(WorldWideWeb Consortium)[1] standartlarına uymadığından yaşanmaktadır. Web Sitenizin kodlarının W3C standartlarına uygun olup olmadığını ve kodlamalarındaki hataları W3C validator[2]’den kolayca kontrol edebilirsiniz. Standartlara uyan ve Microsoft Windows dışı işletim sistemlerindeki(Linux&Mac&BSD) tarayıcılar ile görüntülenebilen bir İnternet sitesi, bu sistem ve tarayıcıları kullanan yolcuların yaşadığı aksaklıkları giderecek ve yolcularınız olarak memnuniyetimizi de üst düzeye çıkaracaktır.
Kamu kurumlarınca sunulan hizmetlerde kullanılan bilgi teknolojisi altyapılarının Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi[3]’nde belirtilen standartlara uyumlu olmayan unsurları, bütçe imkanları ve öncelikler çerçevesinde en kısa zamanda bu esaslara uyumlu hale getirilmesi 28 Şubat 2009 tarih 27155 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2009/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde[4] belirtilmiş bir amir yükümlülüktür. Ayrıca bu konuda daha önce yayımlanan 2007/4[5] sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde belirtilen Kamu Kurumları İnternet Sitesi Kılavuzu[6] belgesindeki 3.1.1 Tarayıcılar maddesine dikkatinizi çekmek isterim. Bunun dışında konu ile ilgili diğer genelgeleri[7] de dikkatinize sunarım.
Microsoft Internet Explorer tarayıcısı birçok kullanıcı tarafında eski, güvensiz, hantal ve standartlara uymayan bir tarayıcı olması nedeniyle tercih edilmemektedir. Mevcut kanı bilgisayar kullanan herkesin bu tarayıcıyı kullandığı gibi yanlış bir algıdadır. Oysa gelişen tarayıcı pazarında istatistiki verilere bakıldığında, Microsoft Internet Explorer tarayıcısının pazar payı dünyada %43 oranındadır. Ülkemizde bu oran Mayıs 2011 tarihi itibarı ile %60,4 seviyesindedir ve bu oran ilgili istatistik sitesinden görüleceği üzere[8] hızla düşmektedir. 2010 yılında %75’lik oranında kullanılan bu tarayıcının bir yılda kaybettiği %15’lik oran bu maddede bahsettiğim tercih değişikliklerinin nedenlerini ispat etmektedir. Bu durumda TCDD İnternet bilet servisi tercihlerini daha hızlı, daha güvenli, ve standartlara daha uygun İnternet tarayıcılarından yana kullanan yolcularına maalesef hizmet verememektedir. Yolcularının %40’lık kesimine İnternet üzerinden bilet satışı hizmetinin sunulamaması hem bir hizmet eksikliği hem de TCDD için bir itibar kaybı olarak görülmektedir.
Microsoft Windows işletim sistemi üzerinde kullanılan tarayıcıların yanı sıra, GNU/Linux işletim sistemlerini konusuna da dikkatinizi ayrıca ve özellikle çekmek isterim. Microsoft Windows işletim sisteminin tekelci ve kapalı sistemine karşın, TÜBİTAK Bilgem tarafından geliştirilen Pardus GNU/Linux[9] işletim sistemi ülkemizde en çok tercih edilen işletim sistemlerinden biridir. Pardus yüzbinlerce kullanıcıya ve 30.000 üzerinde kayıtlı topluluk üyesine sahip bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Pardus, Kamu kurumları ve özel sektör için geliştirilen Kurumsal[10] bir sürüme de sahiptir. Pardus Kurumsal sürümünü kullanan kurum ve kuruluşları buradan görebilirsiniz[11]. Bu doğrultuda gelişmesi ülkemiz için çok önemli olan bu işletim sistemi ve bu sistem üzerinde çalışan tarayıcıların desteklenmesinin ayrıca önem ve özen gösterilmesi gereken bir konu olduğunu bilgilerinize sunarım.
Çalıştığınız sistemi değiştirmek veya sisteminizdeki bir bilgisayara Windows dışı bir işletim sistemi kurmadan da İnternet Siteniz ile ilgili gerekli kullanılabilirlik testlerini bilgisayarınıza çeşitli ücretsiz programlar(“Oracle Virtualbox” vb*)[12] aracılığı ile İnternet’ten indirebileceğiniz ücretsiz “Pardus 2011 Kurulan” DVD[13] imajı ile sanal bir işletim sistemi kurarak mevcut sisteminizde gerçekleştirebileceğinizi, ve bunun size ek bir maliyet getirmeyeceğini de ayrıca belirtmek isterim. Veya diğer bir alternatif olarak sisteminize hiçbir kurulum yapmadan İnternet’ten ücretsiz indirebileceğiniz “Pardus 2011 Çalışan DVD”ile gerekli kullanılabilirlik testlerini gerçekleştirebilirsiniz.
Ülkemizin öncü bir kurumu olmanıza yakışır şekilde, en kısa zamanda sistemlerinizi ve İnternet servislerinizi son teknoloji ürünü tarayıcılar ve işletim sistemlerine uyumlu bir hale getirmenizi diliyorum.
İşbu talep mektubunu ile belirttiğim hususlar doğrultusunda, sitenizi W3 standartlarına uygun ve Microsoft Windows&Internet Explorer dışındaki sistemlerden de erişilebilir,görüntülenebilir ve üzerinde bütün kullanıcı işlemlerini sorunsuz yapılabilir olarak iyileştirmenizi talep ediyorum
Bilgilerinizi ve gereğini saygılarımla arz ederim,
Hewlett-Packard (HP), şu an artık devam etmediği Palm cihazları ve dokunmatik tabletleri için oluşturduğu webOS sisteminin kodlarını açacağını duyurdu. Firma, “iyi, şeffaf ve parçalnamdan uzak kapsayıcı bir yönetim” arayan yatırımcıların aktif katılımını hedeflediğini belirtti.
Ancak şimdilik projenin, var olan bir vakıf ya da yeni bir oluşuma bağışlanıp bağışlanmayacağı hakkında bir açıklama yapılmadı. HP ayrıca, kodlar açıldığında, kullanılacak lisans hakkında da bir açıklama yapmayarak, bir açık kaynak lisansına sahip olacağını söylemekle yetindi.
HP ayrıca, ENYO uygulama çatısının ve aynı zaman içinde çatının kullanıcı çalışma bileşenlerinin de yakın gelecekte kodlarının açılmasının planlandığını belirtti. HP’nin CEO’su Meg Whitman açık kaynak duyurusunda, webOS’un tepeden tırnağa mobil, bulut bağımlı ve ölçeklendirilebilir tek işletim sistemi olduğunu belirtti.
Linux tabanlı webOS, uygulamarında HTML, CSS ve JavaScript kullanıyor. Synergy sistemi ile Yahoo, Gmail, Facebook, Linkedin ve diğer posta sunucuları ile entegre olabiliyor. HP, bu yılın başlarından beri, webOS kullanan tablet bilgisayar ya da palm cihazı üretmiyor. Şu anda da webOS kullanan cihazları satan bir satıcı bulunmuyor.
Pardus Kurumsal 2.1 sürüm çalışmalarının başlayacağı haberi üzerine, bir süredir beklediğimiz sürüm takvimi açıklaması, nihayet Pardus geliştiricilerinden Semen Cirit tarafından geliştirici listesine atılan sürüm takvimi ile belli oldu. Kararlı sürümü 2012 yılının Şubat ayında çıkacak olan Kurumsal 2.1 için sürüm takvimi şu şekilde:
PiSi‘ye paket imzalama desteği geliyor. Böylece sisteme güvenilmeyen paketlerin kurulması engellenmiş olacak. PiSi hakkında diğer yenilikler ise taşınabilir ortamların depo olarak kullanılabilmesi ve paket kurulumu sırasında kullanıcıya kurulacak paketin lisansının gösterilmesi ve onay beklenmesi olarak gösteriliyor.
COMAR‘a servis çıktıları için paralel çalışma desteği geliyor. Ayrıca hav komutunun daha kullanışlı olması, kayıtların geliştirilmesi, ağ durumu denetimi gibi iyileştirmeler de yeni özellikler arasında gösteriliyor.
Ahenk’e sistem olayları kaydı, kullanıcı yönetimi, LDAP desteği, hesap ve izin yönetimi, Gosa entegrasyonu gibi yenilikler geliyor.
PTSP‘ye USB disk, webcam, yazıcı, ses, akıllı kart gibi destekler eklenecek.
YALI‘ya ağ üzerinden çoklu kurulum modu geliyor. Bunun yanında otomatik kurulum, ilk sistem açılışı, kurtarma modu da düşünülen özellikler arasında.
Sunucu olarak Pam, Bacula, Nagios, Cacti depolarda yerini alacak.
Linux Kullanıcıları Derneği (LKD) ve Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu (YUCOMP) tarafından ilki geçen yıl düzenlenen Özgür Web Teknolojileri Günleri adlı etkinliğin ikincisi, bu yıl 14-15 Ekim tarihlerinde, Yeditepe Üniversitesi 16 Ağustos Yerleşkesinde gerçekleştirilecek.
Özgür Yazılım A.Ş. , SuSE, OBSS, symturk sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan etkinliğin programı, etkinliğin resmi sitesinde şu şekilde yer alıyor:
14 EKİM CUMA
Salon 1
Salon 2
Atölye
10:00-10:45
Büyük Kurumlarda Özgür Yazılım Kullanımına Giriş
Mahir Aşut
OpenKM Özgür Doküman Yönetim Sistemi
Samed Beyribey
Linux VPS’ler ile Ölçeklenebilir Mimariler Tasarlanması – 1
Kerem Erciyes
11:00-11:45
Java EE 6 Teknolojileri – 1
Hakan Uygun
Drupal 7 İçerik Yönetim Sistemi
Tugay İltuş
Linux VPS’ler ile Ölçeklenebilir Mimariler Tasarlanması – 2
Kerem Erciyes
12:00-13:00
Java EE 6 Teknolojileri – 2
Hakan Uygun
Symturk Sponsor Sunumu: Fortify ile Güvenli Yazılımlar
Burak DayıoğluWordPress ile Site Oluşturma
Özlem Özgöbek
Özgür Haritacılık Atölyesi – 1
Orkut Murat Yılmaz
13:00-14:00
ARA
14:00-14:45
Sitenizi WordPress’e Nasıl Göç Ettirebilirsiniz?
Recep Kırmızı
Özgür Yazılımlar ile Statik ve Dinamik Kod Güvenliği Analizi
Emre Evren Yalçın
Özgür Haritacılık Atölyesi – 2
Orkut Murat Yılmaz
15:00-15:45
Web Uygulamalarında Veri Çıkarılması, Dönüştürülmesi ve Yüklenmesi (ETL)
Volkan Uygun
Güvenli Kod Geliştirme ve Kaotik Yaşam Döngüsü
Bünyamin Demir
Java EE 6 ile Uygulama Geliştirme – 1
Hakan Uygun
16:00-16:45
SCRUM ile Yazılım Projesi Yönetimi
Gökhan Bayraktar
Web Uygulama Güvenlik Testleri
Fatih Özavcı
Java EE 6 ile Uygulama Geliştirme – 2
Hakan Uygun
15 EKİM CUMARTESİ
Salon 1
Salon 2
Atölye
10:00-10:45
Play! Framework
Fehmi Can Sağlam & Umut Fikret Gürkavcu
Özgür Yazılımlarla Tanışma
Onur Küçük
Gelişmiş Git ve Gitosis Kullanımı – 1
Gökhan Bayraktar
11:00-11:45
PrimeFaces – Yeni Nesil JavaServer Faces
Çağatay Çivici
Web Uygulamalarının Sunucularda Koşturulması
Doruk Fişek
Gelişmiş Git ve Gitosis Kullanımı – 2
Gökhan Bayraktar
12:00-13:00
Ruby on Rails
Erek Göktürk
OBSS Sponsor Sunumu: Graymound Uygulama Geliştirme Platformu ile Hızlı Yazılım Geliştirme
Hüseyin ErgünTekir ÖnMuhasebe Yazılımı
Merve Yalçın & Deniz Korkmaz
JBoss/Seam ile Öğrenci Bilgi Sistemi Geliştirilmesi – 1
Melih Sakarya
13:00-14:00
ARA
14:00-14:45
Django nedir, yenir mi?
Cihan Okyay
Wikipedia Özgür Ansiklopedi
Tahsin Ozun
JBoss/Seam ile Öğrenci Bilgi Sistemi Geliştirilmesi – 2
Melih Sakarya
15:00-15:45
Google Native Client nedir, ne işe yarar?
Salim Sarımurat
DITA ile Uygulama Belgeleri Hazırlamak
Adil Akbaş
Kebab Project ile Web Uygulamaları Geliştirme – 1
Onur Özgür Özkan & Tayfun Öziş Erikan
16:00-16:45
HTML 5
Erek Göktürk
Scala ve Fonksiyonel Programlama Dilleri
Bora Gönül & Cihan Demir
Kebab Project ile Web Uygulamaları Geliştirme – 2
Onur Özgür Özkan & Tayfun Öziş Erikan
Etkinliğe katılmak için herhangi bir ücret ve kayıt gerekmezken, katılmak isteyenler için Taksim’den üniversiteye servis kaldırılacaktır. Etkinlik hakkında ayrıntılı bilgiye, etkinliğin resmi web sitesinde erişilebilir.
Pardus ve özgür yazılım dünyası için sevindirici haber günün sonunda TeknoKedi‘den geldi. Eğitim dünyamız için önemli ve kapsamıyla büyük bir proje olan Fatih Projesi Tercihini Pardus’dan yana kullanmaya karar verdi. Teknokedi’nin yayınladığı haberin içeriği şöyle ;
Fatih Projesi, aylar önce ortaya çıkan, ismini her yerde duymaya başladığımız, devletin eğitim sürecinde reform niteliğindeki değişimin adı. Yaklaşık 3 milyar TL’ye mal olacak projenin hedefi, eğitim-öğretim sistemini teknolojik altyapı ile güçlendirmek.
Üç yılda tamamlanması planlanan projeyle 42 binokuldaki 620 bin dersliğe; on binlerce dizüstü bilgisayar, projektör cihazları, 40 bin civarında çok amaçlı fotokopi makinesi ve akıllı tahtalar dağıtılacak.
Okullardaki bilgisayar odalarını kaldıracak olan proje, sınıfları birer teknoloji merkezi haline getirmeyi amaçlıyor. Karatahta yerine bilgisayarla bağlantılı özel kalemli akıllı tahtalar (smartboard) kullanılarak yapılan eğitim sayesinde, öğrenciler bilgileri tahtadan direk bağlantı sayesinde kendi bilgisayarına alabilecek.
Fatih Projesi’nde “İstikamet” Pardus
Çok değil, geçen hafta Fatih Projesi’ni ihale şartnamesinde Microsoft’un kapalı ve sahipli teknolojilerinin şart koşulmasını eleştirmiş, Hindistan’da bu işlerin yerel kaynaklar kullanılarak nasıl yürütüldüğünü detaylı bir şekilde anlatmıştık.
Biz bu eleştirileri getiren tek İnternet sitesi değiliz elbette… Başta Özgürlükİçin portalı olmak üzere, Türk özgür yazılım camiasının pek çok bileşeni ve bilişim öğretmenleri bu duruma itirazlarını sık sık yükseltiyordu.
Bugün aldığımız ve iki ayrı bakanlığın yanı sıra Başbakanlık’tan da doğrulattırdığımız haber, son derece sevindirici: Fatih Projesi’nin ihale şartnamesinden Microsoft Windows çıkartılarak, Pardus‘un adı konmuş durumda!
TÜBİTAK BİLGEM bünyesinde geliştirilen Linux tabanlı işletim sistemi Pardus’un adı, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Ulaştırma Bakanlığı’na iletilen yeni ihale şartnamesinde yer alıyor. Fatih Projesi, Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde oluşturulan “Evrensel Hizmet Fonu“ndan yararlanacağı için, ihale süreci Ulaştırma Bakanlığı tarafından yönetilecek. Türkiye’de bilgi toplumunun geliştirilmesine katkı sağlamak ve bilgisayar okur-yazarlığı da dâhil olmak üzere bilgi teknolojilerini yaygınlaştırmak amacıyla Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde kurulan “Evrensel Hizmet Fonu”, Fatih Projesi ihalesi için 820 milyon TL’lik bir destek sağlayacak.
Neden Pardus?
Ulusal bağımsızlık, güvenlik ve tasarruf amacıyla, TÜBİTAK BİLGEM bünyesinde geliştirilen Pardus, bugüne dek son kullanıcı ve kurumlara yönelik pek çok sürüm çıkarmış bir Linux dağıtımı. Milli Savunma Bakanlığı’ndan RTÜK’e pek çok büyük kurumda kullanılan Pardus, teknolojik düzeyde rüştünü çoktan ispat etmiş bir ürün.
Özgür yazılıma dayanan bir işletim sisteminin, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük eğitim projesinde tercih ediliyor olması, gurur verici bir gelişme. İşin bir de, sadece ihale aşamasında” yüz milyonlarca TL’ye varan tasarruf yanı var.
Uluslararası yazılım tekellerinin iştahını uzun süredir kabartan bu ihalede, Türk yazılım mühendislerinin ortaya çıkardığı bir Linux dağıtımının kullanılması; eğitim sistemini “şirket bağımlılığından” kurtaracak, Türkiye’nin kendi eğitim teknolojilerini üretir bir noktaya taşıyacak.
Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu karardan dolayı kutluyor, bu yeni ihalenin başına bir “yol kazası” gelmemesini umut ediyoruz!
Linux Kullanıcıları Derneği(LKD) ve Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu”nun işbirliğiyle geçen yıl ilki düzenlenen Özgür Web Teknolojileri Günleri, 14-15 Ekim 2011 tarihlerinde yine Yeditepe Üniversitesi’nde düzenlenecek. Etkinliğin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da özgür yazılım meraklılarından bilişim çalışanlarına, web tasarımcılardan öğrencilere değin oldukça geniş bir yelpazedeki katılımcı profilinden yoğun ilgi görmesi bekleniyor.
Özgür yazılımla ilgilenen herkesin yakından bildiği gibi, LKD on yıldan uzun bir süredir ülkemizin her yerinde özgür yazılımların bilinirliğini ve kullanımını artırmak için onlarca seminer düzenlemesinin yanısıra, yılda birkaç kez düzenlenen büyük etkinliklerde de biz özgür yazılım kullanıcılarının bir araya gelmesini sağlıyor. Özgür Web Teknolojileri Günleri de, bu etkinlikler arasında özgür yazılımlar ile özgür yazılımların geliştirilmesi ve yaygınlaşmasında çok büyük payı olan web teknolojilerinin bir araya geldiği en büyük etkinlik olarak öne çıkıyor. İki gün süren etkinlik boyunca, konuşmacılar bir tanesi bilgisayar laboratuvarı olmak üzere üç farklı salonda eşzamanlı olarak web alanındaki birbirinden farklı ve ilgi çekici özgür yazılım uygulamalarını, programlama dillerini, geliştirme altyapılarını ve ilgili diğer konulardaki tecrübelerini dinleyicilere aktarıyorlar.
Geçen yıl düzenlenen ilk Özgür Web Teknolojileri Günleri’nde sunum yapan 40’ın üzerinde konuşmacı, 34 farklı konu başlığı sunarak katılımcıların merak ettikleri birçok konuda bilgilenmelerini sağlamışlar ve birçok katılımcıyı da yepyeni konularla tanıştırmışlardı. Benzer şekilde dopdolu bir içeriğe sahip olmasını beklediğimiz Özgür Web Teknolojileri Günleri 2011 için de oturum önerileri alınmaya devam ediliyor.
Etkinlikte seminer, atölye çalışması, kısa bildiri ve çalışma toplantısı olmak üzere dört farklı oturum çeşidi bulunuyor. Bu oturum türlerinden birini düzenleyerek etkinliğe katkı vermek isteyenler için hâlâ zaman bulunuyor. Başvurmak isteyenler, düzenlemek istedikleri oturumla ilgili bilgileri etkinliğin Etkin Katılım Çağrısı‘nda belirtildiği şekilde program-kurulu at ozgurwebgunleri.org.tr e-posta adresine 1 Eylül 2011 tarihine kadar gönderebiliyorlar.
Eğer Açılış Ekranı karşınıza gelmiyorsa BIOS üzerinden ilgili medyanın boot özelliği kapalı olabilir. Bu durumda BIOS üzerinden CD/USB boot özelliğini aktif etmeniz gerekmektedir. Eğer bu özelliği nasıl aktif edeceğinizi bilmiyorsanız, Özgürlükİçin’deki Kurulum Öncesi BIOS Ayarları yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.
Açılış Yöneticisi menüsünde birkaç seçenek bulunmaktadır:
Pardus 2011: Pardus kurulum aracı olan YALI’yı açarak kuruluma başlamanızı sağlar. Parantez içerisinde yazan bilgi işlemci mimarisidir. “i686” yazıyorsa 32bit, “x86_64” yazıyorsa 64bit Pardus kurulumudur.
Sistemi Sabit Diskten Aç: Sisteminizde yer alan ilk sabit disk üzerinden bilgisayarı çalıştırarak bilgisayarınızda zaten kurulu olan işletim sistemini çalıştırmanızı sağlar.
Bellek Testi: Bilgisayarınızda bulunan bellekleri test etmeniz ve muhtemel hataları görmenizi sağlar.
Donanım Bilgisi: Bilgisayarınızdaki donanımlar hakkında detaylı bilgi verir.
Bunun yanı sıra açılış ekranının alt kısmında da fonksiyon tuşlarıyla kullanılabilen açılış seçenekleri vardır. Bunların ne olduğunu ve ne işe yaradığını aşağıdaki listede görebilirsiniz:
F1 (Yardım): Açılış Yöneticisi (Grub) ile ilgili yardım almanızı sağlar.
F2 (Dil): Kurulumun hangi dilde olacağını seçer. Bu kurulum dili aynı zamanda sistemin ana dili olacaktır. Pardus kurulumdan itibaren 9 farklı dili destekler.
F4 (Grafik yapısı): Boot esnasında ekran kartınızla ilgili bir sorun olduğu taktirde bu seçeneklerle sorununuzu düzeltebilirsiniz.
F5 (Çekirdek ayarları): Değişik çekirdek ayarlarını içerir. Bazı sorunlarda ya da bazı özel gereksinimlerde işe yarar.
Pardus kurulumu için kullanılan araç özgün bir Pardus teknolojisi olan YALI’dır. YALI adını “Yet Another Linux Installer” cümlesinin ilk harflerinden alıyor. YALI’nın amacı hızlı ve kolay bir şekilde Pardus’u bilgisayarınıza kurmaktır. Kurulum işlemi için YALI öncelikle bilgisayarınıza ve yapılandırmanıza ilişkin bilgileri sizden alır ve daha sonra kurulum aşamasına geçer.
YALI ilerleme ve ayarlamalar dışında üç düğmeye daha sahiptir. İlki bilgisayarı kapatma düğmesidir. Bu düğme, eğer kurulumu iptal etmek istiyorsanız bilgisayarı kapatmaya ya da yeniden başlatmaya ya da kurulum ayarlarında bir hata yaptıysanız YALI’yı yeniden başlatmanızı sağlıyor. İkinci düğme Sürüm Notları içindir. Bu düğme, kurmakta olduğunuz Pardus sürümü hakkında detaylı bilgi vermektedir. Üçüncü düğme, başlığın yanındaki soru işareti, Yardımı Göster işlevini yerine getirir. Yardım, kurulum esnasında her aşamada size o aşama hakkında temel bir bilgi vermektedir.
Kurulumun ilk adımı lisans onaylamasıdır. Pardus, özgür bir lisans olan GPL (Genel Kamu Lisansı) kullanmaktadır. Bu lisans kullanıcıya pek çok hak vermektedir. Çoğu insan lisansları okumadan onaylar ve ilerler. Ama size ufak bir tavsiye; kısa bir zaman ayırarak bu lisansı okuyunuz. Böylece Pardus’un size katacağı avantajları ilk etapta fark edeceksiniz.
Lisansı onayladıktan sonra karşınıza kurulum ortamı kontrolü gelmektedir. Bu bölüm çoğu zaman es geçilse de aslında çok önemli bir noktadır. Çünkü Pardus üzerinde çıkabilecek sorunlardan pek çoğu kurulum kaynağının (DVD, USB…) arızalı olmasıyla ilgili olabilir.
Bu aşama sayesinde kurulum esnasında ya da kurulumdan sonra oluşabilecek muhtemel sorunları önceden belirlemeniz ve alacağınız zararı en aza indirmeniz sağlanır. Eğer kurulum kaynağınız hasarlıysa daha düşük bir hızda (örneğin 8x’te) DVD’nizi yazabilirsiniz. Eğer yine aynı hatayı alıyorsanız yeni bir kalıp indirebilir ya da DVD Gönder ile bir CD isteyebilirsiniz.
Bundan sonraki ekran klavye ayarlarıdır. Burada hem klavyenizin doğru çalışıp çalışmadığını test edebilir, hem de farklı bir klavye tipi kullanıyorsanız onu ayarlayabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken tek şey karşınızdaki listeden size en uygun klavye düzenini seçmek.
Klavye düzeni de bittikten sıra sonra saat ayarlarına gelmektedir. Bu bölüme normal şartlarda dokunmanıza gerek yoktur ama ihtiyaç duyarsanız tarihi, saati ve bulunduğunuz yeri düzenleyebilirsiniz. Zaman dilimi seçmek için yalnızca listeye bir göz gezdirmek yeterlidir. Ayrıca bilgisayarınızın saati hatalıysa onu da bu ekrandan düzeltebilirsiniz. Yaptığınız ayarlar donanım saatinizin ayarlarını da güncelleyecektir.
Şimdi sırada çok önemli bir adım var. Disk bölümlendirmesi, tüm Pardus kurulumu esnasındaki en hayati bölümdür. Eğer burada en ufak bir hata bile yapılırsa, sizin için çok önemli olan verilerinizi kaybetme olasılığınız vardır. Bu yüzden, eğer önemli bir veriniz varsa mutlaka yedeğini almanız gerekmektedir.
YALI, disk bölümlendirmesi konusunda size üç yöntem sunar. İlk ikisi otomatik bölümlendirme seçenekleridir:
Diskin tamamını kullan: Mevcut diskinizin içindeki her şey silinerek, diskin tamamına Pardus kurulur.
Kullanılan sistemi küçült: Mevcut verilerinize zarar vermeden, diskte Pardus için yeterli büyüklükte bölüm açar ve Pardus bu bölüme kurulur.
Boş alanı kullan: Pardus kurulumu için diskteki boş bölüm kullanılır.
Kendi düzenini yarat: Disk bölümlendirmesini elle yapılandırmanıza izin verir.
İkinci ve Üçüncü seçenek basit bir kullanım sağlar. Ama daha detaylı bir biçimlendirme ya da zaten hazır olan bir disk bölümünü biçimlendirmek istiyorsanız dördüncü seçeneği, yani “Kendi düzenini yarat” seçeneğini seçmelisiniz. Bu seçeneği seçtikten sonra ileri tuşuna bastığınızda sizi bir disk tablosu karşılayacaktır. Bu disk tablosunda tüm diskleriniz ve tüm disk bölümleriniz yer almaktadır. Bu ekranda işlem yaparken kazayla yanlış bölümü biçimlendirebilirsiniz. O yüzden biraz daha dikkatli davranmalısınızdır. Ama genellikle sıralama şöyledir: Windows’taki C bölümü tablodaki ilk diskin ilk bölümüdür. D ise ilk diskin ikinci bölümü, ya da ilk disk tek bölümse de ikinci diskin ilk bölümüdür. Ama eğer ilk bölüm oldukça ufak geldiyse gözünüze, bu büyük ihtimalle bilgisayar üreticinizin koyduğu kurtarma bölümüdür. Bu bölümün Windows üzerinden erişimi olmadığından görememişsinizdir. Ama YALI üzerinde görmüşsünüzdür. Böyle bir durumda ikinci disk bölümü C diskinizdir.
Size örnek bir tablo verelim. Bilgisayarınız yeni alınmış bir dizüstü bilgisayar. Kendi içerisinde kurtarma bölümü var. 250 GB boyutunda bir sabit diskle birlikte geliyor ve Windows üzerinde iki bölüm var: C ve D. C’de Windows’unuz kurulu. Ama siz çift sistem kuracaksınız. Yani Pardus’unuzu D’ye kuracaksınız. Böyle bir durumda disk tablonuz şöyle olacaktır:
Yaklaşık 10 GB boyutlarında bir bölüm. Bu sizin kurtarma bölümünüzdür. Windows hasarlarında bu bölüm kurtarma yapar. Not: Dosya sistemi genelde NTFS’tir ama değişik bir şey de çıkabilir.
Yaklaşık 100 GB boyutlarında bir bölüm. Bu bölüm sizin C diskinizdir. Dosya sistemi NTFS’tir
Yaklaşık 130-140 GB boyutlarında bir bölüm. Bu bölüm sizin D diskinizdir. Dosya sistemi büyük ihtimalle NTFS’tir.
Sizin bu durumda seçeceğiniz disk bölümü üçüncü bölümdür. İsterseniz kullanacağınız bölümün boyutunu da Yalı’dan değiştirebilirsiniz.
Yalı, disk bölümünü kullanmak için birkaç yol sunar. Bunlar aşağıdaki gibidir:
Pardus Sistem Dosyaları (“/”): Bu seçenek Pardus’un kurulacağı disk bölümü olduğunu belirtir. Bu bölüm zorunludur. Dosya sistemi öntanımlı olarak EXT4 olarak ayarlıdır. Ama özel ihtiyaçlar için başka dosya sistemleri de seçilebilinir. Ama EXT4 aralarında, normal bir kullanıcı için en verimli seçenektir. Bu bölümdeki tüm veriler ilk önce silinir.
Kullanıcı Dosyaları (“/home”): Bu bölüm isteğe bağlı bir bölümdür. Kullanıcı dosyalarının sistem dosyalarından ayrı olmasını sağlar. Bunun size katacağı avantajlardan başlıcası, sistemin kurulu olduğu bölümde bir arıza meydana gelirse kullanıcı dosyalarınızın zarar görmesini önlemesidir.
Evet, bu disk bölümünü biçimlendir seçeneğini işaretlerseniz o disk bölümündeki tüm veriler silinir. Ama işaretlemezseniz olduğu gibi kalır. Pardus kurulum dosyaları ve takas alanının yer alacağı bölümlerde bu işlem zorunludur.
Sil düğmesiyle o an işaretli olan disk bölümünü ve içindekileri silebilirsiniz.
Gerekli işaretleme ve boyutlandırmanın ardından OK düğmesine tıkladığınızda o disk bölümü için yapılmasını istediğiniz işlemler kaydedilir ama henüz uygulanmamıştır. Eğer bölümlendirmeyi beğenmezseniz ya da hata yaptığınızı düşünürseniz Sıfırla diyerek diskiniz üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan önceki tabloya geri dönebilirsiniz bu sayede. İşlemleri bitirdikten sonra ileriye basarak disk tablosundan çıkabilirsiniz. Ama hâla değişiklikler diskinize uygulanmamıştır. Sadece neler yapılacağı belirlenmiştir. İşlemlerin hepsi kurulum başlayınca yapılacaktır.
Bu adımdan sonra Sistem Yükleyicisi (Grub) nereye kurulacağı belirlenebilir. Bilgisayarınızda birden fazla işletim sistemi varsa, açılış esnasında aralarında seçim yapmanızı sağlayan şeydir Sistem Yükleyicisi. Normal şartlarda bu bölümdeki ayarlara dokunmanıza gerek yoktur. Normal ayarlar, çoğu kullanıcı için en ideal ayarlardır. Ama bazı kullanıcılar Sistem Yükleyicisi’nin başka bir diskin başına kurulmasını ya da Pardus’un kurulu olduğu disk bölümünün başına kurulmasını isteyebilir. Hatta ve hatta kurulmamasını bile isteyebilir. Ya da diğer işletim sistemlerinin listeye eklenmemesini isteyebilir. Böyle durumlar için bu ekran vardır. Ama genellikle bu bölüme dokunmanıza gerek kalmaz.
Sistem Yükleyicisi ayarları da bittikten sonra en nihayetinde kurulum özeti karşımızda. Bu özet, ayarladığımız tüm ayarlar ve disk bölümlendirmelerinin bize kontrol etmemiz için gösterilmesidir. Eğer yanlış bir şey olmadığına eminsek Kuruluma Başla diyerek artık kuruluma geçebiliriz.
Yaklaşık 20 dakika süren kurulum süresince size Pardus hakkında küçük bilgilendirmeler gösterilecektir. Bu esnada da paketleriniz bilgisayara kurulacaktır.
Kurulum ekranında iken fonksiyon tuşlarını (F6, F7) biraz kurcalarsanız, Pardus geliştiricilerinin sizi 20 dakikalık da olsa sıkıntıdan kurtarmak için koyduğu ufak sürprizi görebilirsiniz ;).
Pardus 20011’yi çalıştırma ve sisteme giriş
Tüm bu işlemler bittikten sonra ileri düğmesine son bir kez tıkladığınızda Pardus CD’niz kendiliğinden çıkacaktır.
CD’yi yuvadan çıkarttıktan sonra Sistemi Yeniden Başlat düğmesine tıklayarak bilgisayarınızı yeniden başlatabilirsiniz.
Karşınıza çıkan Sistem Yükleyicisinden Pardus’unuzu seçerek Pardus’u açarak, kalan son ayarları tamamlayabilirsiniz.
Kullanıcı yaratmak için, sadece alanları doldurmanız yeterli. Bu alanlar şunlardır:
Gerçek İsim: Kendi adınızdır. Örneğin: Göktuğ Korkmaz. Bu bölüm sistemin sizin gerçek adınızı bilmesini sağlar. Bunun katacağı birkaç avantaj vardır. Ama bu alan zorunlu değildir.
Kullanıcı Adı: Bu bölüm kullanıcı adınızdır. Örneğin: Ryuk. Sisteme giriş yaparken bunu yazarsınız ya da kullanıcınızla ilgili bir işlemde bu devreye girer. Ayrıca gerçek isminizi girdiğiniz esnada sizin adınıza uygun bir kullanıcı adı üretilmeye çalışılır. Ama bunu beğenmezseniz kendi istediğiniz kullanıcı adını da belirleyebilirsiniz.
Parola ve Parola (Tekrar): Sisteme giriş yaparken kullanacağınız paroladır. Ancak Linux işletim sistemlerinde her kullanıcının bir parolası vardır. Dolayısı ile bu alan da zorunludur.
Kullanıcı yarattıktan sonra her Linux sisteminde gerekli olan bir kullanıcı için, yani yönetici kullanıcısı (root) için parola belirlemeniz gerekmektedir. Bu kullanıcı, sistemde tam yetkisi olan ve her tür ayara dokunmanızı sağlayan, ve asla ama asla unutmamanız gereken bir paroladır. Eğer unutursanız önemli bir anda boşlukta kalabilirsiniz.
Aynı ekran üzerinden bilgisayarınızın adını da belirleyebilirsiniz. Bu bilgisayar adı, bağlı olduğunuz ağda kendini belirtecektir.
Yapmış olduğunuz son ayarlamaların özeti, uygulanmadan hemen önce gösterilir. Pardus 2011’i kullanmak için sabırsızlanıyorsanız, hemen İleri’ye tıklayın! 🙂
Hepimizin merakla ve heyecanla beklediği Pardus 2011 sürümünün yaklaştığı şu günlerde, geliştiricilerimizden bir haber geldi. Eski takvime göre bugün Pardus 2011 RC sürümünün duyurulması bekleniyordu.
Sabah saatlerinde Pardus Duyuru listesine atılan bir e-posta, bu heyecanlı bekleyişin biraz daha süreceğini gösterdi.
Pardus 2011 sürüm takviminde, geliştiricilerimizin kontrol edemeyeceği ve bazı önemli özgür yazılım bileşenlerinden kaynaklanan sebeplerden dolayı bir değişiklik gerçekleşti. Pardus 2011 sürüm yöneticilerinden Gökçen ERASLAN‘ın attığı e-posta, bu değişikliğin sebeplerini ayrıntılarıyla açıklıyor.
Daha güncel ve daha kararlı bir Pardus
“Öntanımlı olarak kullandığımız en önemli uygulamalar olan Firefox ve LibreOffice’in kararlı sürüm tarihlerindeki kayma ve belirsizlikleri, ayrıca daha fazla donanım desteği ve yenilik getirecek olan yeni çekirdek sürümünün tahmini çıkış tarihini göz önüne alarak, Pardus 2011 sürüm tarihlerinde değişiklik yapmaya karar verdik.
Bildiğiniz gibi Firefox 4.0 sürümü geçtiğimiz günlerde 2011 başına ertelendi ve Pardus 2011 Alfa ve Beta sürümlerinde kullanıcılarımıza deneme fırsatı verdiğimiz tarayıcının daha eski bir sürümünü Pardus 2011’e dahil etmek istemedik. Buna ek olarak açık kaynak dünyasında bir ivme yaratan, OpenOffice projesini temel alarak, kodları ve geliştirme süreciyle daha özgür ofis uygulamaları sunan LibreOffice projesinin de kararlı hale gelmesi için biraz daha zaman gerekiyor. Ayrıca, Pardus 2011’e henüz 3. sürüm adayı duyurulmuş olan en güncel çekirdeği de dahil etmek istiyoruz.
Bu bileşenlerin daha kararlı hale gelmesi için gereken zaman, kendi araçlarımızın daha fazla test edilmesi amacıyla da kullanılacağı için son aşamada, daha güncel ve daha kararlı bir Pardus sürümü hazırlanmış olacak.
Yeni sürüm tarihleri ise şu şekilde:
Pardus 2011 Beta 2: 2 Aralık 2010
Pardus 2011 RC (Sürüm Adayı): 30 Aralık 2010
Pardus 2011: 20 Ocak 2011“
(…)
Pardus 2011 heyecanının herkesi sardığını biliyoruz. Bu haberin bazı kullanıcılarımızın pek hoşuna gitmeyeceğini de biliyoruz. Ancak kararlı sürüm daha geç çıkacak diye üzülmenize gerek yok çünkü bu süreyi Pardus 2011 için ve daha çok paketin yer aldığı bir yazılım deposu için kullanacağız.
Sürpriz etkinliklerimiz için bizi takip etmeye devam edin :).
zun zamandır merakla beklenen KDE 4.5 sürümü, 10 Ağustos 2010 tarihinde duyuruldu. Bu seferki sürümde, hata ayıklama ve özellik ekleme süreci epey detaylı tutuldu. Bu duyuru, KDE.org sitesinde haber sayfası dışında KDE Development Platform (KDE Geliştirme Ortamı), Plasma ve Uygulamalar şeklinde üç ayrı sayfada yayınlandı.
Görsel sesler
Plasma Desktop (Masaüstü) ve Plasma Netbook arayüzleriyle ilgili binlerce hata bildiriminin düzeltilmesinin yanı sıra, kullanıcıya daha hoş bir masaüstü deneyimi kazandıracak yeni özellikler de eklendi.
Bildiriler yeni bir düzene kavuştu. Artık daha bağımsız bir biçimde çalışan plasma bildiri sistemi mevcut. Bildirimlerin listelenişi birbirinin arkasına geçerek, sadece odaklananın tamamen gösterildiği, şık bir biçime geldi. İşlem çubuklarındaki ilerleme durumu artık bildirim simgesinde de gözüküyor.
Sistem Çekmecesi de yeni ve şık bir arayüze kavuştu. Hem simgeler Plasma ile daha uyumlu bir biçimde gözüküyor hem de gizlenen ögeler yana doğru değil, menü ya da plasma bildirimlerine benzer bir biçimde açılıyor.
Plasma eylemlerini yönetmek hep işkence gibi olmuştur. Artık bu çok kolay. Etkinlik yönetimi, tıpkı plasma programcığı menüsü gibi bir menüyle yapıyor.
Plasma Netbook, bu yeni sürümde hoş bir şekilde elden geçirilmiş. Artık daha kararlı, daha fazla özellik içeren, daha hızlı ve dokunmatik ekranlar konusunda daha yetenekli bir Plasma Netbook sizleri bekliyor.
Kwin’de performans artışlarının yanı sıra eklenen yeni özellikler de mevcut. Öncelikle şeffaf pencere arkaplanı özelliği eklendi. Pencere sıralamayla ilgili yeni özellikler de mevcut. Bu sayede daha ergonomik bir pencere yönetimine sahip olunacak. Sanal masaüstlerinde de sizi çeşitli sürprizler bekliyor.
Oxygen de yenilikler içeriyor. Yeni yapılandırmalar içeren Oxygen’in yanı sıra Aurorare pencere dekorasyonu da pek çok yeni özellik kazandı. Pencere arka planı şeffaflığıyla uyumlu hareket edebiliyor.
Krunner, Plasmoidler ve panelde de birçok yenilik sizi bekliyor. Aygıt Bildirici’nin verdiği hatalar daha sağlıklı veriler içeriyor.
Biraz da diğerleri
Sistem Ayarları’nda da kategorilemeler baştan yapıldı. Artık çok daha kesin ve net bir kategori düzeni mevcut. Genel ve Gelişmiş şeklinde olan iki sekme artık bir arada.
Marble ile artık offline navigasyon da elde etmeniz mümkün. OpenStreetMap ve OpenRouteService sayesinde sahip olunan bu özellik, pek çok kullanıcının yol sorma derdini ortadan kaldıracak.
KDE Games de elden geçti. Yeni bir oyunun yanı sıra var olan oyunlardan bazıları, ilk bakışta da fark edilecek yeni yeteneklere sahip.
KDE Bilgi Merkezi (Kinfocenter) de baştan aşağı yenilendi, artık daha sade ve daha anlaşılır bir arayüze sahip. Gwenview de değişikliklerden nasibini aldı. Yeni ve işlevsel özelliklerinin yanı sıra pek çok kritik hatası kapatıldı. Konqueror da bu elden geçirilmeden nasibini alan uygulamalardan sadece biri.
Yeni KDE sürümüyle ilk göze çarpacak detaylar, işte bunlar :).
Pardus dünyasından haberleri ve özgür yazılım alanındaki son gelişmeleri duyurduğumuz yayınımız Ajans Pardus, 13. bölüme ulaşmanın heyecanını yaşıyor. Ajans Pardus, yine dopdolu bir programla karşınıza geliyor. Gizem BELEN ve Seda AKAY‘ın hazırlayıp sunduğu program, bu hafta sürpriz bir konuğu ağırlıyor. Sadece röportaj için değil, haberlerimizi de bizimle birlikte yorumlamak ve özgür yazılım üzerine konuşmak için Memet Ali ALABORA stüdyomuza konuk oldu.
Bu hafta güzel konularla başlıyoruz yayınımıza. Uzun bir süredir herkesin merakla beklediği Pardus Yaz Stajı sonuçları en sonunda duyuruldu. Öğrencilerin geleceği için çalışmanın ve stajın ne kadar önemli olduğu konusunda bir sohbeti araya koymadan da bırakmıyoruz. Son dönemlerde, sizlerden gelen talepleri de göz önünde bulundurarak Pardus 2009.2 ile ilgili gelişmeleri de vermeye devam ediyoruz. Test deposuna girenler listesinde gördüğümüz güzel bir madde sizleri de heyecanlandıracak gibi duruyor.
Özgürlük İçimizde!
Özgürlükİçin ekibi, geçtiğimiz hafta da yine yollardaydı. 3 günde 4 şehir dolaşan ekibimizin yaşadıkları, eminiz ilginizi çekecek. PardusWiki seferberliklerimizin üçüncüsünü bu hafta içinde tamamladık. Peki, ya Wiki kültürününü özgür yazılım dünyasında kapladığı yerin ve öneminin herkes farkında mı acaba? Bununla ilgili gerçekleştirdiğimiz sohbeti de yayınımızdan dinleyebilirsiniz.
Pardus dünyasını mutlu edecek güzel bir haber vardı elimizde. Ulaştırma Bakanlığı’nın, 30 bin bilgisayar almak için açtığı bir ihalenin koşulları, eminiz sizleri de mutlu edecek. Son olarak da Amerika’dan gelen, sevinsek mi sevinmesek mi bilemediğimiz, İnternet özgürlüğüyle ilgili ilginç bir haber var elimizde.
PardusWiki katkıcıları % 100 başarıyla tamamlanan I. Wiki Seferberliği çağrımızın ardından, II. Wiki Seferberliğini de aynı oranla tamamlayarak önemli bir çalışmanın altına imza attılar.
İlk iki Wiki Seferberliği ile yola çıkarken öncelikli hedef olan Pardus uygulamaları menüsünde yer alan temel yazılımların tümünü belgeleme amacı, gerçekleştirilmiş durumda. Bu iki Wiki Seferberliği sayesinde bugün Pardus ile yeni tanışan bir kullanıcının menüdeki uygulamalar hakkında kolayca bilgi alabileceği ve Pardus ve özgür yazılıma olan yabancılığını atabileceği, düzenli ve kaliteli bir içerik sunan PardusWiki’ye sahibiz.
Henüz yolun başında olsak da, artık iddialı kıyaslamalar yapabiliyoruz. Diğer Linux dağıtımları bir yana, onlarca lira vererek aldığınız pazarın hâkimi kapalı kaynak kodlu “işletim sistemi” kullanıcılarına üzerinde çalışan uygulamalar konusunda bu denli geniş bir yelpazede ve düzende benzer bir Türkçe içerik sunabiliyor mu?
Biraz araştırma yapmanız durumunda, bu sistemin sizi gösterişli grafiklerin altında Türkçe bağlantılarla bünyesindeki İngilizce destek sitelerine aktarması durumunda şaşırmamanızı öneririm.
PardusWiki’nin size ne sunduğunun altını daha iyi çizmek için biraz daha derinlere inelim. Pazar hâkimi firmanın ürünlerinin bilgi sitelerinde karşınıza sadece pazarlamaya yönelik Türkçe içerik sunma politikası olduğunu farkedebilirsiniz. Örneğin Microsoft Windows Türkçe ana sitesinde firmanın ürünü işletim sistemiyle ilgili son derece önemli olan “Windows 7 ile Birlikte Ne Çalışır?” bağlantısını ziyaret ediniz, ya da “Yardım ve Nasıl Yapılır” bağlantısıylabirkaç adım ileriye gitmeyi deneyiniz. Ülkemizde bu denli satış geliri elde eden bir şirketten bedeli karşılığında daha iyi bir hizmet alabilmek gerekirken ortaya çıkan tablo, göstermeye çalıştığımız büyük resmin küçük parçası.
PardusWiki Seferberliklerinden Rakamlar
Wiki Seferberliği’ne ilk başladığımız noktadan bugüne dek kat ettiğimiz yol, geleceğe ümitle bakabilmemiz için güven veriyor. Bu iki Wiki Seferberliğinde aramıza tam 91 yeni katkıcı katıldı, MediaWiki’ye 200’ün üzerinde dosya yüklendi, 181 yeni madde yazıldı ve mevcut maddeler de dâhil 5.000’in üzerinde değişiklik yapıldı.
PardusWiki bu seferberliklerde 4 yeni yönetici kazandı ve yeni yöneticilerin çalışmalarıyla artık PardusWiki geleceğine yönelik yeni planlar ve projeler üretiyor.
I. Wiki Seferberliği’ne belirttiğimiz temel amaç olan Pardus ve Özgür Yazılım konusunda Türkçe içerik ve belgeleme amacı doğrultusunda artık daha emin adımlarla ilerliyoruz. Hedefimiz, sürekli gelişim ile PardusWiki’yi daha ilerilere götürmek. Wiki Seferberlikleri ile yakaladığımız dinamizmi yeni çağrılarımız ile daha verimli kılmak için çeşitli çalışmalar yapmaktayız. PardusWiki’yi geliştirirken, wiki katkıcılarının da kendilerini geliştirebilmeleri sağlayacak iyileştirmeler üzerinde çalışmaktayız. Bu konuda siz değerli kullanıcıların fikirlerini bekliyoruz.
Çok yakında yepyeni bir seferberlikle karşınızda olacağız ve uzun yolculuğumuzda bir adımı daha sizlerle atmak istiyoruz.
Popüler İnternet tarayıcısı Mozilla Firefox 3.6 sürümü resmi olarak ocak ayında yayınlandı, ancak tarayıcılarını bu sürüme yükseltmemiş olan birçok Mozilla Firefox kullanıcısı mevcut.
Sürüm güncelleme sürecinin beklenenden yavaş ilerlemesi üzerine Mozilla geliştiricileri, tarayıcının mevcut güncelleme sistemi ve küçük sürüm güncellemeleri sonrası ilk kullanımda gösterilen sayfalar vasıtasıyla kullanıcılarını 3.6 sürümüne güncelleme yapmaya çağırmaya başladı.
Mozilla Vakfı’nın istatistiklerine göre yeni sürüm, ilk yayınlanma tarihi olan ocak ayından bu yana 100 milyonun üzerinde indirildi. Bu sayı, tarayıcılarını Mozilla Firefox’da bulunan güncelleme sistemiyle güncelleme yapan önemli miktarda kullanıcıyı içermiyor.
Mozilla Firefox, muhtemelen özgür yazılım projelerinin en başarılılarından biri. Mozilla Vakfı, geçen yıl Mozilla Firefox’un 1 milyar indirme sayısını aşmasının ardından kutlama yapmıştı. Mozilla Firefox’un güncel aktif kullanıcı sayısının ise 350 milyon olduğu söyleniyor. Böylesine büyük bir kullanıcı kitlesini son sürüme geçirmek kolay bir iş değil ama Mozilla her seferinde bu işi başarıyor.
Araştırmalar gösteriyor ki; yayınlanışının ardından 21 gün içerisinde kullanıcıların %85’inin yeni sürüme geçmesiyle, Mozilla Firefox güncelleme etkinliğinde yüksek bir orana sahip. Yeni sürüme yükseltme oranları bakımından, daha iyi bir yaygınlığa sahip tek tarayıcı Google’ın Chrome tarayıcısı. Chrome bu yüksek güncelleme oranını arka planda çalışan agresif güncelleme sistemi sayesinde yakalıyor.
Pardus ve Mozilla Firefox 3.6
Mozilla Firefox 3.6 sürümü, Personas adlı yeni tema sistemi sayesinde tek tıkla görünüş değiştirebilme, güncellenmemiş eklentiler için uyarı sistemi, Webde açık yazıtipi (WOFF) desteği, yeni HTML 5 teknolojileri ve daha hızlı Javascript performansı gibi yenilikleri kullanıcılara getiriyor.
Bu haberi okuyan Pardus kullanıcıları eminiz “Pardus’ta bu sürümü görebilecek miyiz?” sorusunu yöneltecek. Burada güzel bir müjde verelim. Geliştiricilerimizden Gökçen ERASLAN, Mozilla Firefox 3.6’yı paketledi ve test süreçleri bu yeni sürüm için işlemeye başladı. Umarız ilk büyük güncellemeyle Mozilla Firefox’un yeni özelliklerine kavuşacağız :).
Google’ın, yazılım geliştirmeyle uğraşan öğrencilere kod yazmaları için olanak sağlayarak açık kaynak camiasına katkı kazandırmayı amaçladığı Google Summer of Code’un (GSoC) 2010 yılındaki programına kabul edilen organizasyonlar belli oldu. Dünyanın dört bir yanından gelen 365 başvurunun arasından seçilen 150 özgür yazılım projesi arasında Pardus da yerini aldı.
Projeler tamamen organizasyonlar gözetiminde uzaktan geliştiriliyor. Geçtiğimiz yıl bu organizasyon kapsamında geliştirilen projelerde öğrencilere yaklaşık 4.000 dolar, mentorlara ise 500 dolar gibi bir ücret veren Google, bu yıl da öğrencilere teşvik edici bir yaz harçlığı sağlamaya devam ediyor :).
Hatırlayacağınız gibi, Pardus’un GSoC 2009’a da kabul edildiğini, geçtiğimiz yıl yine burada duyurmuştuk. 2010 yazı için açıklanan listede Ubuntu, Django, Python, Gnome, Fedora & JBoss (RedHat) gibi güçlü isimlerin yanında Pardus’un da bulunması, önemli ve sevindirici bir gelişme olarak hepimizin yüzünü güldürdü.
2005 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleşen ve bu yıl altıncısı yapılan GSoC; daha fazla açık kaynaklı kod elde edilmesi ve herkesin yararına kullanıma açılmasının yanında, genç geliştiricilerin yaz tatili boyunca kendilerini geliştirmelerini ve açık kaynağa katkı vermeye başlamaları konusunda ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Google Summer of Code, başlangıcından bu yana, 98 ülkeden 2.500’ün üzerinde öğrenciyi bir araya getirdi ve bu öğrencilerle birlikte milyonlarca satır kodu da özgür yazılım camiasına kazandırdı.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Öğrenciler, bugünden itibaren başvuruda bulunmaya başlayabilecek. Bu süre 9 Nisan 20010 Cuma günü son bulacak. Bundan sonra danışman organizasyonlar başvuruları değerlendirecek ve nisan ayı ortasında seçilen öğrenciler ve danışmanları eşleştirilmiş olacak. Gelen tüm başvuruları danışmanlar tek tek oyluyor. Oylama sonunda en çok oy alan öğrencilerden Pardus Projesi’ne ayrılan slot sayısı kadarı seçiliyor. Seçilen öğrenciler 26 Nisan‘da açıklanacak.
GSoC’a Pardus projeleri ile katılmaya hak kazanan öğrenciler, 24 Mayıs‘ta GSoC projeleri için resmi olarak çalışmaya başlayacaklar. Proje sonuçları 23 Ağustos tarihinde açıklanacak.
GSoC 2010 hakkında ayrıntılı bilgiye Google Summer of Code 2010 sitesinden ulaşabilir, Pardus’un GSoC projeleri fikirlerini burada bulabilirsiniz.
GSoC’ta yer almak isteyen tüm öğrencilere şimdiden iyi şanslar ve başarılar dileriz :).