E-Gameshow geliyor!

Oyun yazılım fuarı E-Gameshow geliyor !
“Yaşamın sırrı oyunda gizli” düsturuyla yola çıkan E-Gameshow, dijital oyun konusunda yaratıcı bir fikri ya da projesi olan ve bunun için desteğe ihtiyacı olan amatör ya da profesyonel kişi, kurum ya da kuruluşlar ile bu alana yatırım yapmayı düşünen girişimcileri bir araya getirmeyi hedefliyor.
Fuar Hangi tarihte gerçekleşecek ?
– 20-24 Mayıs 2015
Fuar nerede gerçekleşecek ?
– Ankara Congresium ATO Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı
Katılımcılar E-Game Show 2015 Oyun Yazılım ve Donanımları Fuarı’nda, yeni teknolojiler, mobil ve sosyal bilgisayarlar, video oyun konsollarının yanı sıra taşınabilir tüm sistemleri de görüp inceleyebilecekler.
Oyunları seviyoruz 🙂 Tüm oyunlar ile ilgili gelişme yapmaya çalışan kişilere burdan teşekkürlerimi sunuyorum. Ben sylwia. İyi günler dilerim. Kendinize iyi bakın.
 

Google'da çalışmak için neler gerekiyor?

Merhaba sevgili okuyucularım. Google‘de çalışmak ister miydiniz ? Emin misiniz ? Bence bu biraz zor. Hangi okulu okuduğunuz farketmez. Nereden mezunsunuz farketmez.
Peki Google nasıl çalışan alıyor?
Google , çalışanlarını alırken sizlere bir kaç soru yöneltiyor. Bu soruları doğru cevaplamalısınız.
Peki bu sorular hangileri ? (Sadece bazılarıdır)
1. Bir okul otobüsüne ne kadar golf topu sığar?
2. Seattle’daki tüm camları sildirmek için ne kadar para ödemeniz gerekir?
3. Bir ülkede çiftler erkek çocukları olana kadar çocuk yapmaya devam ederler. Bu ülkede kızların erkeklere oranı nedir?
4. Chigago’da kaç piyano çalan kişi vardır?
5. San Fransisco için bir tahliye planı hazırlayabilir misiniz?
6. Gün içinde akrep ve yelkovan kaç kez üst üste gelir?
7. Bir korsan gemisinin kaptanısınız ve ganimetin nasıl bölüneceğini oylamanız gerekiyor. Eğer mürettebatınızın yarısından fazlası sizin önerdiğiniz şekilde hazineyi paylaşırsa siz öleceksiniz. Nasıl hem hayatta kalır hem de hazineyi istediğiniz gibi paylaşabilirsiniz ??
Peki bu sorularn cevapları nelerdir ?
1. 660 bin top.
2. 10 dolar
3. ½
4. Fermi paradoksunu içeren bu sorunun yanıtı 125.
5. Bu soruya soruyla karşılık vermek gerekiyor. “Nasıl bir doğal afet için tahliye planlıyorsunuz?”
6. 22 kez
7. Oylama yapmadan hazinenin yüzde 51’ini mürettebatınız arasında paylaşırsınız.
Şimdi hala katılmayı düşünüyor musunuz ? Sanırım ben vazgeçtim 🙂
Kendinize iyi bakın , iyi günler.
 

GTA 5 para kazandırdı mı?

 GTA 5 Bir ayda ne kadar para kazandırdı ?
Merhaba okuyucularım ben Shlwia. Gta5 i ne kadar sevdiğinizi biliyorum. Bende sizler gibi bilgisayara çıkmasını dört gözle bekliyorum. Oyun gerçekten ilk çıktığından çok daha gelişmiş. Kazandığı paranın hakkını sonuna kadar veren bir oyun. Peki ne kadar kazanıyorlar ?
Öncelikle bu rakamların resmi rakamlar olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Araştırma şirketlerinin yayınladığı raporlara körü körüne inanmamak gerek, fakat genelde yanılmadıklarını da belirtelim.
RockStar Games’a 31 milyon 800 bin dolar kazandırmış. Yayınlanan raporun ikinci sırasında ise Call of Duty: Adwanved Warfare, 23 milyon dolar gelirle bulunuyor.
Satışların %70 i ps4 ve xbox dan yapılmış. Yeni teknolojilere çabuk ayak uyduruyoruz sevgili okurlar 🙂 İnşallah en kısa zamanda GTA5 inize kavuşursunuz. Kendinize iyi bakın. Sonraki makalemde görüşmek üzere.

E klavye geliyor

Q ve F klavyeden sonra E klavye geliyor
Boğaziçi Üniversitesi’nde Doç. Dr. Ekşioğlu önderliğinde 3 senedir üzerinde çalışılan “E” klavye için TÜBİTAK destek çıktı. 
Üniversiteden gelen habere göre Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Azası Doç. Dr. Mahmut Ekşioğlu öncülüğünde yapılan bu çalışma için patent alınma evresine gelindi.  Proje sahibi Ekşioğlu , projenin amacının klavyenin en kolay şekilde kullanılmasını sağlamak şeklinde açıkladı. Ekşioğlu, harflerin parmak kapasite ve hareketlerine göre en uygun dağılımı yazım performansını artırırken, sıhhat ve konfor açısından daha rahat kullanım sağladığını dile getirdi. 
Ekşioğlu bunlardan farklı olarak konuşmasına şu şekilde devam etti ;
“Parmakların ikili kombinasyonları konusunda deneyde iki tuşa ardı ardına basmak için geçen vasati müddetleri ölçtük. Ayrı olarak Türkçe’deki harf ve harf çiftlerinin ardışık kullanım sıklıklarını belirledik. Bu verileri geliştirdiğimiz optimizasyon modelimizde girdi olarak kullandık. Modelin çözümü ile ele geçirdiğimiz 152 klavye yerleşiminden en iyi 3 aday klavye yerleşimini, 2’si deneysel 3 ayrı doğrulama testine tabi tuttuk, F ve Q klavyelerle performans ve sağlık kıstası açısından karşılaştırdık. Bu testlerden birinde sensörlerle donanmış bir çift ‘hareket yakalayıcı data eldiveni’ kullandık ve tendon hareket mesafelerini ölçtük. E klavye, tipik bir Türkçe metni, F ve Q klavyeden ehemmiyetli derecede daha az tendon hareketi ile yazmayı sağladı. Tendon hareket miktarı fazlalığının el-bilek kas iskelet hastalıkları için bir riziko teşkil ettiği bilinmektedir. E klavye, optimizasyon neticeleri ve Dvorak klavye tasarım ilkelerine göre karşılaştırma, tendon hareket deneyi ve yazım hızı deneylerinde F ve Q klavyeden daha başarılı bulundu.”
Benim şahsi fikrim çok tutmayacağı yönünde fakat inşallah yanılırım tabii ki. Sonraki makalemizde görüşürüz. Kendinize iyi bakın.

Facebook'ta Ölen kullanıcıların hesapları miras kalacak

Facebook’tan sürpriz yenilik. Ölen kullanıcıların hesapları sahipsiz kalmayacak

Facebook… Gün geçmiyor ki yeni bir yenilik çıkarmasın. Artık Facebook denildiğinde ne olursa olsun şaşırmıyoruz. İşte Facebook‘tan ilginç bir yenilik daha.

Artık kullanıcılar profil ayarlarından hesaplarını öldüklerinde kime miras bırakacaklarını seçebilecekler. Evet yanlış duymadınız. Siz öldükden sonra mirascınız hesabınıza erişim sağlayabilecek. Fotoğraflarınızı , durumlarınızı arşivleyebilecek. Mesaj konusunda ise siz öldükden sonra mirascınız sizin adınıza takipçilerinize son bir mesaj atabilecek. Aynı zamanda profil fotoğrafınızı değiştirebilecek ve arkadaşlık isteklerinizi yönetebilecek. Fakat sizin özel mesajlarınızı okuyamayacak.

Şuan sadece ABD için geçerlidir.

ABD kullanıcıları şuanda bu özellikden yararlanabiliyor. Yakında bizim içinde gelmesi muhtemel.

Bir sonraki makalemizde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Yüzünüze uygun saç modelleri 2015

Kilolu bayanların tercih etmesi gereken saç modelleri hangileridir ?

Merhaba bayanlar. Nasılsınız diye soracağım fakat bu makaleye yolunuz düştüyse sanıyorum ki durumunuz pek iç açıcı değil. Ah şu fazla kilolar. Tüm hayatınızı olumsuz yönden etkiliyor biliyorum. Sevdiğiniz yemeklerden vazgeçmek durumunda kalıyorsunuz. Yetmezmiş gibi kıyafetlerinizi seçerken ki özgürlüğünüzüde malesef elinizde alıyor.

Bence hemen üzülmeyi bırakın. Eminim zayıflayabilirsiniz. Hazır gazıda almışken bir yerden başlamak gerekir değil mi ? 🙂 Nereden başlayalım ? Bence tepeden başlayalım. Saçlarınızı ele alalım. Aynanın karşısına geçin ve saçlarınıza bakın. Sizce o saçlar size uygun mu ? Sanıyorum ki uygun olsa burada işiniz olmazdı. Hayatınızda değişimlere başlamalısınız.

Bu makalemde size bir kaç saç örneği göstereceğim. Bu göstereceğim saç modellerinden kendinize uygun olanını bulabilirseniz yaşadınız. Gözle görülür anlamda sizi olduğunuzdan daha zayıf göstereceğine söz veriyorum. Hadi… Size uygun saç modelini bulalım.

Esmer güzeli misiniz ? Evetse bu modeli deneyebilirsiniz. Saçlarınız yüz hatlarınızı daha kapatacağı için olduğundan daha zayıf bir yüze sahip olabilirsiniz. Tombiş yüzünüz biraz da olsa rahatlayacaktır 🙂

Olmadı mı ? Bu değil mi ? Peki başka modellere bakalım ozaman.

Böyle bir modele ne dersiniz. Çok hoş değil mi ? Karar kıldıysanız hemen deneyin derim. Güzel bir topuzla yüzünüzü saklayabilirsiniz.

Buda olmadıysa sanırım karar vermekte zorlanıyorsunuz. Yada esmer değilseniz gelin birde başka saç modellerine bakalım. Sarışın bayanlarımızı unutmak olmaz tabii ki . 🙂

Fotoğrafta da görüldüğü gibi ünlü ve tatlı hanım kızımızın yüz hatları yuvarlak. Kabul etmek gerekiyor aslında kilolu. Fakat bu güzelliğine hiç etki etmemiş. Çünkü saç seçimi harika. Saçları kendini öne çıkarıyor ve yüzdeki kilo etkilerini geride bırakıyor. Sizce de güzel değil mi ?

Gelelim seçmemeniz gereken saç modellerine. Eğer aşağıdaki fotoğraftaki gibi bir topuz yaparsanız yüzünüzü çok ön plana çıkarırsınız. Buda sizi kilolu gösterecektir.

Bunun yerine aşağıdaki gibi bir topuz seçmelisiniz. Saçlarınız yüzünüzün önüne gelecek şekilde bir topuz yaparsanız çok daha iyi bir seçim olacaktır.

Evet bayanlar gelelim son sözlerimize. Tekrar dediğim gibi sakın ama sakın üzülmeyin. Kimsenin sizi üzmeye hakkı yok. İnatçı kiloların bile. Bu makaleyi okuduysanız ve dediklerimi uyguladıysanız biryerden başlamışsınız demektir. Hadi hayatınızı değiştirmenin vakti. Kendinize iyi bakın. Başka makalalelerde görüşmek üzere.

 

İslamofobi En Çok Hangi Ülkelerde Görülür?

İslamofobi
Islam dini ve müslümanlara karşı oluşturulan bir önyargı olan islamofibi akımının sözcük anlamı \’islam korkusu\’dur. Başka bir ifade ilele müslüman toplumlara karşı geliştirilen ayrımcı, kinci ve düşmanca bir zihniyettir. Alınan bu düşmanca tavrın temel sebebi, Batılı ve Avrupa insanlarının, müslümanların barbar ve acımasız topluluklardan oluştuklarına inanmalarından ileri gelmektedir.
Ilk kez, 1991 yılında kullanılan İslamofobi kelimesi, 11 eylül saldırıları ile gündeme oturmuş ve daha sık kullanılmaya başlanmıştır.
En Çok Hangi Ülkelerde Görülür?
Islamofobi olgusunun en çok rastlantı ülkelerin başında Almanya yer almaktadır. Almanya\’yı izleyen diğer devletler ise İsrail, İngiltere, Fransa, Portekiz ve diğer Avrupa ülkeleridir. Bu duruma en ılımlı yaklaşan Avrupa ülkesi ise İsveçdir.

Birbirinden şık ve güzel hırka tunik çeşitleri

2015 Tesettüründe Hırka Tunikler, Özellikle mevsim geçişi dönemlerinde tesettürlü hanımların çok fazla rağbet gösterdiği hırka tunikler, birbirinden farklı model ve markalarla vitrinlerde yerini almış durumda. Bu birbirinden şık ve güzel hırka tunik çeşitleri ile ilkbahara iddialı bir şekilde “Merhaba” diyeceksiniz.
Bu yıl, öne çıkanların başında katlı modeller geliyor. Bu modeli ilkbaharın soğuk günlerinde dahi rahatça kullanabilirsiniz. Aynı zamanda çok zarif bir görüntü oluşturan hakim yaka tunik hırkalar da 2015 hırka tunik modelleri arasında yerini almaktadır.
Bele oturan ve etek kısmı kloş olan hırka tunik modeller ise pek de bulmayan bayanlar için bir numara. Bu kloş hırka tunikler, özellikle göbek bölgenizi harika bir şekilde kamufle ediyor ve istenmeyen görüntülerin dışa yansıması ne engelliyor.

Hidrosel, Hidrosel Belirtileri, Hidrosel Tedavisi

Hidrosel
Bir erkek hastalığı olarak tanımlanan hidrosel, testislerin etrafında sıvı birikmesi şeklinde görülmektedir. Doğum öncesi ve erişkin hidrosel üzere 2 çeşittir.
Doğumsal hidrosel, doğum öncesi dönemde oluşmaktadır ve çocuk 1 yaşına gelene kadar kendi kendine iyileşmekte ve bir daha tekrar etmemektedir. Erişkin hidroser ise nadiren görülen bir vaka olup, 40 yaşın üzerindeki yetişkin erkeklerde rastlanmaktadır.
 Hidrosel Belirtileri
Göz ve elle kolay bir şekilde hissedilebilen hidroser hastalarının pek çoğunda şişlik dışında bir şikayete rastlanmaz. Ağrı ve hassasiyete de neden olmamaktadır.
 Hidrosel Tedavisi
Tek başına görülmesi durumunda genellikle cerrahi bir tedavi gerektirmez ve kendiliğinden iyileşme gösterir
Fıtık beraberinde .görülmesi durumunda, fıtık kendi kendine iyileşemeyeceğinden ameliyat gerekmektedir.

Paris: Romantizm, Aşk, Moda ve Sanat Kenti…

Dünya turizmin başkenti olan Paris, Fransa’nın başkentidir. Avrupa’nın en popüler yerlerinden biri olan şehrin nüfusu yaklaşık olarak 12 milyonu bulmaktadır. Şehir, Seine Nehri kıyısında kurulmuştur. Işıklar ve âşıklar kenti olarak bilinmektedir.
Paris şehrinin tarihi Keltlere kadar uzanmaktadır. Daha sonrada birçok topluluk burada hüküm sürmüştür. Kurulduğundan bu yana Roma imparatorluğu, Hıristiyanlık ve Vikingler gibi birçok topluluğun yerleşkesi olan bu güzel şehir 18. yüzyılın sonlarında altın günlerini yaşamaya başlamıştır. Roma İmparatorluğu zamanında şehirde Hıristiyanlığın etkileri daha fazla görülmeye başlanmıştır. Ortaçağ zamanında ise Atilla, Charlemagne ve Vikingler şehri şekillendirmiştir. Bu dönemlerden kalan birçok eser şehri zenginleştirmektedir.
Paris şehri kültür, refah ve felsefe alanında ki atılımlarını 18. yüzyılın başından itibaren gerçekleştirmiştir. Fransız Devrimi’nden sonra zor günlerini geride bırakan şehir 2. Dünya Savaşı süresince de zor dönemler yaşamıştır. Şehir, eski görkemli günlerine 21. yüzyılda tekrar kavuşmuştur. Kötü günlerini geride bırakan şehir, aşk, romantizm, sanat, moda, yemek ve mimari alanında elit bir dünya kenti olmayı başarmıştır. Paris’te farklı kültürlere ait birçok topluluk görebilirsiniz. Şehir bu özelliğini dışarıdan aldığı göçlere borçludur.
Tarih, kültür, moda, sanat, mimari, yemek ve tasarım gibi konuları bünyesinde toplayan Paris, UNESCO dünya tarih mirası listesinde yer almaktadır. Kenti her yıl yaklaşık olarak 45 milyon kişi ziyaret etmektedir. Eiffel kulesi, Şanzelize, Seine Nehri, Notre Dame Katedrali, Louvre Müzesi ve daha birçok tarihi ve sanat eserleri bu Avrupa’nın ünlü şehrinde bulunmaktadır.

Gezilecek Yerler

Dünyada en çok ziyaret edilen şehirlerin başında gelen Paris’te dünyaca ünlü yapılar, galeriler ve müzeleri gezmek mümkündür.

Eiffel Kulesi

Dünyada bilinen en ünlü anıtların başında gelmektedir. Paris şehrinin simgesi olan bu anıt, kentin hemen hemen her yerinden görülebilmektedir. Kule, 324 metre uzunluğunda ve 10.100 ton ağırlığında bulunmaktadır. Kule, Gustave Eiffel tarafından dünya fuarı anısına inşa edilmiştir. Kule, 3 kattan meydana gelmiştir. Eiffel Kulesi inşa edildikten kısa bir zaman sonra yıkılacaktı ancak telgraf anteni olarak kullanılmasından dolayı bu yıkım işleminden vazgeçilmiştir. Yapı, eşsiz bir Paris manzarasına sahiptir. Kuleye ister merdivenle ister asansör ile çıkınız. Kuleye, kuzey, batı ve doğu ayaklarından asansör kullanarak, güney ayağından da sadece ikinci kata kadar merdiven ile çıkılabilmektedir. Kulenin son katına çıkabilmek için ayrı bir asansöre binmek gerekmektedir.
Eiffel Kulesi yapıldığı zaman bazı mimar ve sanatçılar bu yapıya karşı çıkmışlardır. Bu kulenin Paris’in sanat yapısına gölge düşürdüğünü söyleyen bazı kimseler vardı. Ama kule günümüzde şehrin simgesi haline gelmiştir ve onsuz bir Paris şehri düşünmek adeta imkânsız bir durum olmuştur. Yapının uzunluğu 324 metredir ve 81 katlı bir binaya eşittir. Kule ziyaretleri katlara göre farklılık göstermektedir. Kule yılın her günü ziyarete açıktır.

 
Louvre Müzesi

 

Ülkenin en büyük müzesi olan Louvre’da ortaçağ’dan 19. yüzyıla kadar olan dönemdeki eserleri görebilirsiniz. Müze, 8 kısımdan oluşmaktadır. Louvre Müzesi, 1793 yılında açılmıştır ve her yıl yaklaşık 6 milyona yakın ziyaretçisi olmaktadır. İlk açıldığı zaman genellikle kilise ve soylulara ait eşyalar sergilenmiştir. Napolyon zamanında sergilen koleksiyon biraz daha zenginleşmiştir ve müzenin ismi “ Musee Napolyon “ olarak değiştirilmiştir. Napolyon’un Waterloo’da yenilmesi üzerine müzenin adı yine “ Louvre “ olarak çevrilmiştir. Koleksiyonda bulunan bazı eserlerde sahiplerine geri gönderilmiştir.
Müze, şehrin batı kesiminde inşa edilmiştir. 60.600 metre kareden fazla alan kaplayan Louvre Müzesi Sein Nehri’ne yakındır. İçinde 35.000’e yakın sanat eserini barındırır. Müzenin bulunduğu yer Louvre Palacadır. Burası II. Philip döneminde 12. yüzyılda inşa edilmiş bir kaledir. Müze, 3 ayrı kanattan oluşmaktadır. Louvre Müzesinin en eski kısmı Sully kısmıdır. Bu kısımda Fransız resimleri, Mısır eserleri, Afrodit heykeli ve müzenin üstüne kurulduğu kalenin kalıntıları yer alır. Richelieu kısmında ortaçağ’dan 19. yüzyıla kadar olan dönemdeki resim çalışmaları, Philip Pot’a ait mezar, Ortadoğu’ya ait eserler ve Hammurabi kodu sergilenmektedir. En kalabalık ve en son bölüm ise Denon’dur. Bu bölümde Roma ve Etrüsk eserleri ve diğer eserler sergilenmektedir.

Notre Dame Katedrali

Paris’te en çok ziyaret akınına uğrayan yerlerden bir tanesidir. 12. yüzyılda tasarımı yapılan katedral 14. yüzyıla kadar tamamlanamamıştır. Roma Katolik kiliselerinden birisidir. Katedral günümüzde aktif olarak hizmet vermektedir. Gotik mimarinin başyapıtlarından bir tanesi sayılan katedral, 0 noktası olarak kabul edilir. Katedralde heykeller, resim, tarih, mücevher, mobilya ve edebiyat koleksiyonlarını görebilirsiniz.
Katedralin inşası uzun sürmüştür. Bunun da en büyük nedeni tasarımının genişletilmesidir. Katedralin uzunluğu 128 metredir. Kulelerinin yükseklikleri 69 metredir. Katedralin birçok etkileyici penceresi bulunmaktadır. Kuzeyde kalan pencere 13. yüzyıl yapımıdır ve işlemeleri oldukça dikkat çekmektedir.
Gotik mimarisinin en güzel örneği olan bu yapı şehir merkezinde yer alan “ İle de la Cite “ adlı bir adanın üzerinde bulunmaktadır. Notre Dame Katedrali her zaman şehrin dini merkezi olarak kabul görmüştür. Dini törenler sırasında katedral ziyaret edilmemektedir. Katedral turu ücretsizdir.

Zafer Takı

Louvre Müzesi ile Grande La Defense Takı arasında bulunan Zafer Takı Paris’in sembollerindendir. Yapımına Napolyon’un emri ile başlanılmıştır. Takın yapılmasında ki amaç Napolyon’un Fransız imparatoru olarak zaferlerini taçlandırmak istemesidir. Zafer takı, 45 metre genişliğinde ve 50 metre yüksekliğini bulmaktadır. Yapı, Roma’da buluna Titus Takı’na benzetilmeye çalışılmıştır.
Zafer Takı ünlü Şanzelize Caddesi’nin son bölümünde yer alır. Burada her zaman yanan ve hiç sönmeyen bir ateş bulunur. Bu ateş 2. Dünya Savaşında şehit olan Fransızları anmak için yakılmaktadır. Özellikle Zafer Takı’nın üst kısmında Almanlara karşı mücadele veren Fransız askerlerinin figürleri dikkat çeker. Zafer Takı trafiğin en yoğun olduğu bir yerde bulunmaktadır.

Sacre Coeur

Paris’in en çok turist ağırlayan yeri olan Sacre Coeur Bazilikası Montmartre Tepesi’nde bulunmaktadır. Hz İsa’nın kutsal kalbine adanan Sacre Coeur, Roma Katolik kilisesi ve küçük bazilikasıdır. Şehrin en yüksek yerinde bulunur. Dini ve politik bir öneme sahip olan kilise, Hz İsa’ya ithaf edilmiştir. Ayrıca II. imparatorluk için de ayrı bir önem taşımaktadır. Bazilikanın içinde bu yapımın sırasında emeği geçen kardinal ve piskoposlara ait mezarlar bulunur.
Montmartre Tepesi’nin denizden yüksekliği 129 metredir. Bu tepe çok eski zamanlardan beri kutsal bir yer olarak kabul edilmiştir. Burada birçok tapınak ve kilise yapılmıştır. Yıkılan yapıların yerine yenileri yapılmıştır. Sacre Coeur’da bu yeni yapılan yerlerden birisidir. Bazilikanın proje yapımında, söz sahibi olan kişiler yer alarak, projeyi meclise onaylatmışlardır. Bu yeri yaparlarken ki amaçları Hıristiyan adetlerine uygun büyük bir mekân yapmaktı. Bazilika’ya dünyanın en büyük saat kulelerinden biri eklenmiştir. Kule, 83 metredir. Bu yükseklik ile Eiffel Kulesi’nden daha yüksektir ve şehrin simgelerinden biridir.

Şanzelize

Paris şehri başta olmak üzere dünyanın en ünlü caddelerinden biri olan Şanzelize, Paris’e gelip de görülmesi gerek en önemli yerlerden biridir. XIV. Louis’in bahçıvanı tarafından Tuileries Bahçesi manzarasının genişlemesi amacıyla yaptırılmıştır. Cadde de 18. yüzyılın sonlarına doğru bir genişleme çalışması yapılmıştır. Günümüzde Şanzelize Caddesi Concorde Meydanı’ndan Zafer Takı’na kadar uzanır.
Şanzelize Caddesi’nin uzunluğu 2 kilometre 70 santimdir. Gece ve gündüz istediğiniz zaman harika yürüyüşler yapabilirsiniz. Şanzelize Caddesi ismini Yunan Mitolojisindeki “Kutsal Ölünün Yeri” ’nden almaktadır. Bütün önemli kutlamalar bu cadde üzerinde yapılır. İnsanlar yeni yıla bu cadde üzerinde girer, 14 Temmuz askeri geçişler hep bu caddede yapılır. Her türlü kutlama için bu cadde seçilir. Bu cadde üzerinde dünyaca ünlü moda markalarını bulabilirsiniz. Bunun yanında sinema, tiyatro, restoran ve kafelerde de harika vakit geçirebileceğiniz bir caddedir.

Concorde Meydanı

Paris’in en bilinen ve en büyük meydanı olan Concorde, Şanzelize’nin doğu tarafında yer almaktadır. Bu meydanın bir diğer özelliği de Fransız Kralı XVI. Louis, Marie Antoinette ve diğer birçok ünlü kişinin giyotinle idam edildiği meydan olmasıdır.
Paris şehrinin en büyük meydanı olan Concorde Meydanı sekiz hektarlık bir alanı kaplar ve sekizgen şeklinde yapılmıştır. Meydan, Tuileries ile Şanzelize arasında yer alır. 1763 yılında Fransa Kralı XV. Louis önemli bir hastalığı yenmiştir. Bunun üzerine bunu kutlamak için bir heykel yapılmıştır. Daha sonraları bu heykelin çevrelenmesi için bir meydan yapılmasına karar verilmiştir. Ortaya Concorde Meydanı çıkmıştır. Bu meydan XV. Louis’in yeri olarak bilinmektedir. Buraya dikilen heykel 1792 yılında meydana gelen Fransız devrimi sırasında “ Özgürlük ” adı verilen bir heykel ile değiştirilmiştir.
Meydana eklenen giyotinde 1119 insan canından olmuştur. Bu meydanda giyotinle ile ölüme mahkûm edilen hem Fransa’da hem de dünya da birçok önemli insan olmuştur. Meydanın devrimden sonra birçok ismi olmuştur. En son ismi ise günümüzde kullanılan Concorde Meydanı’dır. Meydanın dört bir yanında Fransa’nın şehirleri sembolize eden heykeller bulunmaktadır. Meydan da bulunan obelisk, Luxor Tapınağı’ndan gelmiştir. Bu obelisk Fransa Kralı XVI. Louis’in idam edildiği yere yerleştirilmiştir. Uzunluğu 23 metredir ve ağırlığı 230 tonu bulmaktadır. Concorde Meydanı 84.000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Concorde Meydanı birçok tarihi olaylarda başrol oynamıştır.

Palas Royal

 

  1. yüzyıl tarihinden kalma bir saraydır. Kardinal Richelieu tarafından yaptırılmıştır. İlk zamanlarda bu yerin kumar oynatan kafelere ev sahipliği yaptığı bilinmektedir. Günümüzde bu yapı Danıştay ve resmi ofisler olarak hizmet vermektedir.

Saray ziyarete açık olmadığı için gezemezsiniz. Ancak avlu ve bahçe kısımlarını görebilirsiniz. Cour d’Honneur olarak bilinen avlu kısmında Daniel Burren tarafından yapılan devasa bir heykel yer alır. Heykel, 280 adet siyah ve beyaz sütundan meydana gelmiştir. Ayrıca adı Jardin du Palais Royal olan bir bahçede bulunmaktadır. Ortada bir çeşme vardır. Palais Royal’de bulunan her galerinin son kısmında bir tiyatro bulunmaktaydı.

Montmarte Tepesi

Paris şehrinin en ünlü tepesidir. Şehrin bütün güzelliğini bu tepeden izleyebilirsiniz. Bu tepeyi en güzel Montmartre’nin minik treni ile gezebilirsiniz. Tren ile bu bölgeyi baştan sona kadar geziyorsunuz ve geziniz 40 dakika sürüyor.
Tepe, Paris’in kuzeyinde ve 18. bölgede bulunmaktadır. Montmarte Tepesi ressamlar tepesi olarak da bilinmektedir. Tepe üzerindeki en ünlü eser ise Sacre Couer Bazilikası’dır. Tepenin yüksekliği 1300 metreyi bulmaktadır. Birçok sokak sanatçısı eserlerini burada vücuda getirmektedir. Burada sokak sanatçılarına bir portrenizi yaptırabilirsiniz. Bu tepede geçmişten günümüze kadar birçok sanatçının stüdyosu yer almaktadır. Bu sanatçılardan bazıları arasında Pablo Picasso, Dali, Van Gogh vardır.

Madeleine Kilisesi

Paris’te gezilmesi gereken yerlerden bir tanesi de bu kilisedir. Bu kilise bir Yunan tapınağıdır. Normalde yapı bir kilisedir. St. Mary Magdelene’ye ithaf edilmiştir. Yapımına 1764 yılında başlanılmıştır. İlk olarak tapınak olarak inşa edilmiştir ama devrimden sonra kilise olarak hizmet vermiştir. Kilisenin içinde bir org bulunmaktadır.

Orsay Müzesi

Paris’te bulunan bu Devlet Müzesi Seine Nehri’nin sol tarafında yer alan eski bir tren garı olarak bilinmektedir. Bu müzede çoğunluk olarak Fransız sanatına ait heykeller, mobilyalar, resimler ve fotoğraflar sergilenir.

Grand Palais

Paris’te 1900 dünya fuarı için inşa edilen sarayın en büyük özelliği çatısının camdan yapılmış olmasıdır. Cam çatısı ile şehrin en ünlü yerlerinden biri olmuştur. Bina tasarlanırken klasik öğelerin yanında demir ve cam da sanat malzemeleri olarak yapıda kullanılmıştır. Günümüzün en büyük cam ve demir yapısıdır. Sarayın yapılması sırasında 9,400 ton çelik, 15,000 metrekarelik bir cam ve yaklaşık olarak 5,000 metre kare demir kullanılmıştır. Yapının dış tarafı taş, mozaik ve heykellerden oluşmaktadır. Saray, çok uzun bir zamandır sergi ve büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmıştır. Şuan yapının büyük salon bölümünde modern sanat eserleri sergilenmektedir.

Place de la Bastille

Meydan 1789 Fransız Devrimi’nin en önemli simgelerinden bir tanesidir. Meydanın önemi, 14 Temmuz 1789 yılında halkın ayaklanarak Bastille Hapishanesini basması ve buradaki mahkûmları serbest bırakması olayından gelmektedir. O zamanlar bu meydan da yer alan hapishane Fransız Devleti’nin mutlak hâkimiyetini simgeleyen bir kale olduğundan devrim gerçekleştiği sırada yerle bir edilir. Devrimden sonra meydanın tam ortasına bir anıt dikilir ve anıt Fransız devrimini simgeler.
Günümüzde meydanda konserler ve benzeri olaylar düzenlenir. Meydanın yapımı 1803 yılına dayanmaktadır. Meydan da bir de fil şeklinde bir çeşme göze çarpar. Bu çeşmenin ünlü yazar Victor Hugo’nun ünlü esri “ Sefiller “ kitabında adı geçen çeşme olduğu söylenmektedir.

Sainte Chapelle

Ortaçağ mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan bu şapel, IX. Louis tarafından yaptırılmıştır. Bu yapının yapılmasında ki amaç çok değerli olan dini hazinelerin saklanmasını sağlamaktır. O zamanlarda şapel “ Cennete Merdiven “ diye adlandırılmıştır ve mimari açıdan oldukça muhteşem bir şapeldir.
Gotik mimarinin en güzel ve en önemli örneklerinden biri olan şapelin uzunluğu 36 metredir. Genişliği 17 metre, yüksekliği ise 42,5 metreyi bulmaktadır. Şapel, Fransız Devrimi sırasında zarar görmüştür ve bundan dolayı da bazı önemli eserler kaybolmuştur. Kaybolan eserlerden bulunanlar günümüzde Notre Dame Katedrali’nde bulunmaktadır.
Şapel, alt ve üst olmak üzere iki kısımdan oluşur. Üst şapelde kullanılan mimari özellik Gotik tarzının en güzel örneğini yansıtmaktadır. Bu bölüm kral, ailesi ve arkadaşlarına aittir. Pencereler uzun ve işlemeli yapılmıştır ve İsa heykelleri vardır. Şapelin alt bölümü ise Meryem Ana’ya adanmıştır. Bu bölümde krala ait eşyalar bulunmaktadır. Şapel, gerek dini olsun gerek mimari açıdan olsun inşa edildiği zamandan bu güne kadar günümüze gelen sayılı eserler arasında yer almaktadır. Eğer 13. yüzyıl mimari eserlerini merak ediyorsanız burayı mutlaka gezmenizi tavsiye ederiz.

Tour Montparnesse

210 metre uzunluğunda olan bu gökdelen 1969 – 1972 yılları arasında yapılmıştır. 2011 yılına kadar Paris şehrinin en yüksek binası olarak unvanını korumuştur. Gökdelenin 56. katında bir gözlem kulesi vardır. Paris’i buradan panoramik olarak görebilirsiniz. Hava açık olduğu zaman 40 kilometreye kadar varan bir alanı rahatlıkla görebilirsiniz.

Ne Zaman Gidilmeli?

Paris, dünyada en çok ziyaret çeken yerlerden biri olmasına rağmen kişiler yine de en güzel mevsim hakkında bilgi sahibi olmak isterler. Temmuz ve Ağustos ayları en sıcak aylar olduğundan çoğunluk kesim tarafından bu aylarda Paris ziyaret için en kötü dönemdir. Şehri gezip görmek için gidilecek en uygun zaman olarak Nisan – Haziran ile Eylül – Kasım aylarının uygun olduğu düşünülmektedir. Aralık ayını da gezilecek dönemler arasına alabilirsiniz. Aralık ayı yılbaşı dönemine denk geldiğinden ayrıca bir rağbet görmektedir.

 
Konaklama

Şehir, konaklama konusunda oldukça fazla seçenek sunan bir şehirdir. Her yıl binlerce turistin gezmeye geldiği şehirde konaklama yapabileceğiniz birçok tesis bulunmaktadır. Konaklama da dikkat edeceğiniz en önemli nokta zamanlamadır. Yaz döneminde konaklama fiyatları oldukça yüksektir. Bundan dolayı konaklama için kalacağınız oteli ne kadar erken ayarlarsanız sizin için o kadar iyi olacaktır.
Paris şehrinde dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli nokta ise kalacağınız otelin konumudur. Şehirde yeraltı treni ağı oldukça gelişmiştir. Metro ağı ile şehrin her tarafına oldukça rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz. Bundan dolayı seçeceğiniz otel ne kadar metro ağına yakın ise sizde o kadar rahat edeceksiniz demektir.
Şehirde oldukça fazla, 2000’den fazla otel bulunmaktadır. Bunlar arasında hem ekonomik hem de iyi bir otel bulmak oldukça zordur. Bundan dolayı kendinize iyi ve ekonomik bir yer bulmak için iyi bir şekilde araştırma yapmanız gerekmektedir.

Yemek

Paris, yemek kültürü bakımından oldukça zengin bir menü sunuyor. Menülerin zenginliği ve kalitesi göz doldurmaktadır. Dünya mutfakları içinde kendine haklı bir yer edinmiştir. Güne başlangıç yemeği olan kahvaltıda genel olarak kruvasan, kahve ve meyveden oluşan bir menü vardır. Öğle yemeği ise diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ayaküstü hızlı bir şekilde yeniyor. Yemeğe uzun saatler harcanan öğün ise akşam yemekleridir.
Paris’te domuz eti ve ürünlerini içermeyen yiyeceklerin servis edildiği yerlerde bulunmaktadır. Oldukça zengin bir yemek kültürüne sahip olan Paris şehri vejetaryenler içinde seçenekler sunan bir yerdir. Fransız yemeklerinde genellikle et kullanılır ama vejetaryen yemeklerde sunan yerler bulunmaktadır.
Paris mutfağı yöresel yemekler açısından da oldukça zengin bir menü sunmaktadır. Paris’te kahvaltıda genellikle kruvasan yenir. En ünlü hamur işleri arasında spiral şeklinde olan ve içinde üzüm olan Pain au Raisin ve içinde çikolata bulunan Pain au Chocolat bulunmaktadır. Diğer yemekler arasında ise; salyangoz, küçük parça etler şeklinde servis yapılan Steak Tartare, omlet, soğan çorbası, şarap sosu ile tatlandırılan et yahnisi, şarap içinde pişirilen tavuk yemeği, ördek ile yapılan yemekler, kabuklu deniz ürünlerinden midye ve istiridye, biftek ve patates kızartması ile oldukça zengin çeşitleri ile salatayı sayabiliriz. Tatlı olarak ise; krema ve vanilya ağırlıklı Iles Flottantes, mevsim meyveleri ile birlikte pişirilen Clafoutis, yumurtanın akı ile yapılan ve şehrin en ünlü tatlısı olan Macarons, neredeyse dünyanın her yerinde yenilebilen bir yiyecek olan dondurma, çikolata ve çoğu zaman tatlı olarak servis edilen sıcak çikolatayı sayabiliriz.

Alışveriş

Paris, alışveriş denince ilk akla gelen dünya kentlerindendir. Özellikle modanın merkezi kabul edilen şehir birçok dünya markasını bünyesinde toplamıştır. Gerçekten alışveriş yapmayı seven biriyseniz Paris tam sizin istediğiniz bir şehirdir. Şehir sadece giyim konusunda değil yemek, şarap ve modern sanat gibi birçok farklı alanda size oldukça fazla seçenekler sunmaktadır.
Paris şehri her bütçeye hitap edebilen bir dünya şehridir. Eiffel kulesini sembolize eden anahtarlıklar, Mona Lisa figürlü ürünler, magnetler, kupalar, t – shirtler, şallar, çanta, kalem her yerde olan klasikleşmiş hediyelerdir. Bu ürünlerin dışında modanın kalbinin attığı bir yer olan Paris’ten giysi almamak olmaz. Bunların yanında yiyecek, içecek, kozmetik ve parfüm alışverişleri de yapabilirsiniz. Şehir gurmelerin yeri olarak bilinmektedir. Makaron adı verilen küçük tatlılar oldukça bilinmektedir. Dünyada ün salmış olan şarap ve peynir çeşitlerini kesinlikle kaçırmamalısınız. Çikolata, ekmek, bal, Fransız baharatları, hardal, reçel ve tereyağı şehirden alabileceğiniz hediyelerin yiyecek bölümünü oluşturmaktadır.
Şehirde özellikle kadın giyiminin sınırı bulunmuyor. Dünyaca isim yapmış bütün mağazaları bu şehirde bulabilirsiniz. Elbiseler, iç giyim, çantalar, aksesuarlar ve daha başka kategorilerde kendinize uygun mutlaka giysi bulabilirsiniz. Paris, dünyanın en pahalı şehirlerinin başında gelmektedir. Paris’te barınma, içme ve yeme oldukça pahalıdır.

Eğlence

Paris’te istediğiniz zaman dışarı çıkabilirsniz. Hiçbir zaman dışarı çıkmak için saat geç değildir. Dışarıya geç saatlerde çıkmak isterseniz şehirdeki caz kulüplerini gezebilirsiniz. Bunun yanında eğlencenin doruk noktalarını yaşamak isterseniz Le Lido, Crazy Horse Salaon ve Les Folies Bergere gibi yerlere gidebilirsiniz. Bu yerler Paris’in en önde gelen kabare yerleridir. Kabarelerde görkemli şovlar seyredebilirsiniz.
Opera merakınız var ise size tavsiyemiz Opera Garnier ve Opera de La Bastille’dir. Tiyatrodan hoşlanıyorsanız Theatre du Chatelet, Comedie Française ve Theatre de La Ville size önerebileceğimiz yerlerdir. Şunu size özellikle belirtmek isteriz. Paris Şehri’nin birçok eğlence yerlerinde kesin bir şekilde kılık kıyafet zorunluluğu bulunmaktadır. Bundan dolayı yanınıza mutlaka uygun yedek bir kıyafet almanız gerekecektir.
Genç kesimin yoğun olduğu yerlerden biri olan Place de Bastille bölgesinin kuzeydoğu bölümünde geceler oldukça hareketlidir. Özellikle Club Barrio Latino’ya gitmenizi öneririz. Burası 4 katlı hem bar hem gece kulübü olarak kullanılmaktadır. Mekânın birinci ve üçüncü katlarında Latin müziği dinleyip, dans edebilirsiniz. İkinci kattaki restoranda Latin yemekleri yedikten sonra dördüncü katta gece kulübünde eğlencenin tadına varabilirsiniz. Yeni ve modern barlara takılmak isterseniz size Le Marais bölgesini önereceğiz. Ayrıca burası Fransız burjuvazisinin de uğrak yeridir. Gece hayatının yoğun yaşandığı bir diğer mekân ise Rue Mouffetard’dır. Burada kafe, bar ve caz kulüplerini bulabilirsiniz.
Port de Tolbiac gece hayatının kalbidir ve Sein Nehri kıyısında bulunur. Elektro, Funk, Groove, Latin, Caz, Soul, Hip Hop ve diğer müzikleri ve etkinlikleri izleyebilir ve dinleyebilirsiniz.

Ulaşım

Dünyaca ünlü bir şehir olan Paris, ulaşım olanakları bakımından da son derece uygundur. Uluslar arası tüm hava yolu şirketlerinin tümüne yakınının Paris’e direkt uçuş seferleri bulunmaktadır. Bunun yanında kara ve tren yolları da Paris hattından geçmektedir. Dünyada oldukça fazla ziyaret edilen bir şehir olduğundan ulaşım olanakları da oldukça çeşitlidir. Örnek vermek gerekirse; İngiltere’den Paris’e oldukça kolay ve çabuk bir şekilde tren ile gelebilirsiniz. İngiltere’nin yanında diğer komşu ülkeler olan Almanya ve Belçika’ya da trenle gidip gelebilirsiniz. Uluslar arası ulaşımda tren tercih edilse de otobüste uygun bir ulaşım aracıdır. Paris içinde ulaşımda otobüs, tramvay ve metro ağı oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Özellikle de metro ağı hem geniş hem de oldukça gelişmiştir.
Paris’e havayolu ile gelmek isterseniz kullanabileceğiniz 2 tane havaalanı bulunmaktadır. Bunlardan ilki olan ve Paris’in en büyük havalimanı olma özelliğini elinde bulunduran Charles de Gaulle Havalimanıdır. Burası Roissy Havalimanı olarak da bilinmektedir. Bu havaalanı sadece ülkenin değil bütün Avrupa’nın en işlek mekânıdır. Havalimanının 3 adet terminali bulunmaktadır. Havalimanında fazla oturma yerleri bulunmamaktadır. Bu havalimanından Paris’e gitmek için birden fazla ulaşım olanakları bulunmaktadır. Bu ulaşım araçları arasında tren, roissybus, otobüs, gece otobüsü ve taksi vardır.
İkinci havalimanı ise Orly Havalimanıdır. Şehrin güneybatı bölümünde bulunmaktadır. Havalimanına genellikle charter uçuşlar düzenlenmektedir. Şehir merkezine ulaşım ise oldukça kolaydır. En çok kullanılan ulaşım araçları arasında tren ve orlybus gelmektedir.
Şehre tren ile de gelebilirsiniz. Paris, birçok Avrupa ülkesine oranla daha köklü, hızlı, dakik ve rahat bir ulaşım ağına sahiptir. Tren ulaşımında yerel trenler, yataklı vagonlu trenler, gece trenleri ve hızlı trenler gibi seçenekleri tercih edebilirsiniz. Paris şehrinde 6 adet uluslararası tren istasyonu bulunmaktadır.
Şehrin içindeki ulaşım için ise birçok alternatif ulaşım olanaklarını seçebilirsiniz. Özelliklede şehrin sahip olduğu rahat ulaşım ağı olan metro ağı ile rahat bir şekilde şehirde gezinti yapabilirsiniz. Metronun yanında tramvay, otobüs, bot ve taksi gibi ulaşım araçlarından birini de kullanabilirsiniz.

Kaynak: https://blog.biletbayi.com/paris-gezilecek-yerler.html

Kıbrıs’ta Mükemmel Bir Tatil İçin Yapmanız Gerekenler

Kıbrıs’ta Mükemmel Bir Tatil İçin Yapmanız Gerekenler
Hayalinizde kurduğunuz bir tatili Kıbrıs’ta yaşabilirsiniz. Denizin güzelliği, lüks oteller, sunulan kaliteli hizmetler ve eğlenceli geceler. Hepsi sizi bekliyor. Yalnız geçireceğiniz bu güzel tatilin tadını çıkarmak için bazı noktalara dikkat etmeniz gerekiyor. Burada önemli olan nereye ve nasıl gideceğiniz değildir. En önemli nokta hangi otelde konaklama yapacağınızdır. Kıbrıs’a uygun fiyatta uçak bileti aldıktan sonra uygun otel fırsatları satın alarak istediğiniz bir tatile kavuşabilirsiniz. Oldukça iyi indirimli fiyatlardan faydalanarak tatilinizi çok iyi bir fiyata getirebilirsiniz. Erken dönem rezervasyonlarının nimetlerinden faydalanmanız sizin yararınıza olacaktır. Tatilin en uygun fiyatlı olanını seçerken kaliteli olmasına da dikkat etmelisiniz.
Kıbrıs Tatilini Nereden Alabilirsiniz?
Casino otelleri ile ün salmış olan Kıbrıs’ta eğlence sadece gece değil tüm gün boyunca devam etmektedir. Burada 24 saat boyunca açık olan casinolar, hizmet kalitesinden ödün vermeyen oteller ve muhteşem güzellikteki plajlar sizi misafir etmekten oldukça memnun kalacaktır. Kıbrıs’a bir gezi düşünüyorsanız tatilinizi mutlaka erken rezervasyon seçeneklerinden almalısınız. Bu konuda size en iyi bilgiyi internette yapacağınız araştırma verecektir.
Kıbrıs’a uçakla da gitmek size oldukça pahalıya gelecektir. Bu durum sizin bütçenizi biraz zorlayacaktır. Bunun çözümü de erken tatil almak gibi erken bilet rezervasyonu yaptırmaktır. Şirketlerin ucuz bilet sattıkları dönemleri takip ederek sizde kendinize ekonomik hatta ucuz gelen uçak bileti alabilirsiniz.
Kıbrıs’ta Konaklama
Kıbrıs’a gittiğiniz zaman orada kalmak için birçok yer bulabilirsiniz. Kıbrıs’ta isterseniz şehir içi otellerde isterseniz lüks otellerde konaklama yapabilirsiniz. Bütçenize ve beğeninize hitap eden birçok oteli olan Kıbrıs’ın özellikle bu konaklama konusunda en zengin yeri Girne’dir. Girne’de tek başınıza ya da ailecek çok güzel bir tatil geçirebilirsiniz. Girne’deki oteller farklılıkları, konumları ve casinoları ile özel olduklarını hemen gösterirler.
Kıbrıs’ta nerde kalırsanız kalın mutlaka tarihi yerleri gezmek için kendinize zaman ayırın. Bunu da en güzel Kıbrıs turlarına katılarak yapabilirsiniz. Başkent Lefkoşa’da şehir içi otelleri bulabilirsiniz. Kıbrıs’ta lüks baş döndürmektedir. Kıbrıs’ta yerli turistten çok yabancı turist ve öğrenciler çoğunluktadır. Kendinizi otele hapsetmeden gezilmesi gereken yerleri gezmenizi tavsiye ederiz. Girne, Lapta, Ozanköy, Lefkoşa ve Magosa size gezmek için tavsiye edeceğimiz birkaç yerdir.
Kıbrıs, kaleleri ile ünlüdür. Bu kaleleri içine girip görmenizi öneririz. Magosa’da bulunan kapalı Maraş bölgesini mutlaka gezmenizi tavsiye ederiz. Bu bölge eskiden çok ünlü bir tatil beldesiymiş. Burası savaş döneminden kalma ve içinde hiç kimseler yaşamıyor. Otelleri oldukça lüksmüş ve dünyaca ünlü plajlara sahip bir yermiş. Burasını hiçbir şekilde bozulmamış halde görmek sizi hayrete düşürecektir.

Floransa, Rönesans’ın Doğum Yeri

Floransa, Rönesans’ın Doğum Yeri
İtalya’nın Toscana Bölgesi’nin başkentidir. Şehir mimari, sanatsal ve kültürel açıdan bir mücevher olarak kabul edilmektedir. Ortaçağın en önemli ticaret ve finans merkezi olarak tarihte önemli rollerde bulunmuştur. Avrupa’nın siyasi, kültürel ve ekonomik olarak en önemli şehirlerinden biri olan şehir pek çok ünlü sanatçının da yetiştiği yerlerden biridir.
Ortaçağın modern dünyaya armağan ettiği en güzel şehirlerinden biri olan Floransa, Arno Nehri’nin ikiye böldüğü ve Toscana Bölgesi’nin en büyük ve en güzel kentidir. Dünya tarihinin oluşmasında şehir oldukça büyük bir öneme sahiptir. Yaşadığımız modern dünyanın temellerinin atıldığı bir dönem olan Rönesans devriminin doğum yeri Floransa’dır. Dünyayı, düşünceleri ve eserleri ile etkilemiş olan Machiavelli, Dante, Leonardo da Vinci, Alighieri ve Michelangelo gibi sanatçıların doğduğu ve yetiştiği yer Floransa şehridir. Medici hanedanı zamanında şehir ünlü sanatçıların eserleri ile süslenmiştir. Aynı dönemde kentte Rönesans dönemine ait birçok mimari eserler yapılmıştır. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz. Küçüklüğümüzden bu yana hikâyelerden tanıdığımız Pinokya’da bu şehirde doğmuştur.
Ne zaman gidilmeli?
İtalya bir Akdeniz ülkesi olduğundan doğal olarak Floransa’da da Akdeniz iklim özellikleri görülecektir. Floransa, bir nehir yatağında kurulmuştur ve kuzeyi ile güneyi dağlar ile çevrilidir. İtalya’ya bir gezi yapmayı düşünüyorsanız bu ülkeyi ziyaret için en uygun zamanlar Nisan – Haziran ile Eylül ayının sonu ve Ekim aylarıdır. Ağustos ayı en yoğun aylardandır ayrıca çok sıcak bir ay olduğundan çoğu yerler kapalı olmaktadır. Bunun yanında Paskalya dönemine rastlayan Ekim ayı sonunda da birçok yer çalışma saatlerini azaltmaktadır. Kasım ve Şubat aylarında aşırı soğuklardan dolayı bazı otel ve restoranlar açık değildir. Bundan dolayı ülkeye gitmeden önce hangi mevsimin size uygun olup olmadığı konusunda karar vermeniz sizi istenmeyen sürprizlerden koruyacaktır.
Floransa şehrinin bulunduğu yerde birden fazla farklı kısımlar bulunduğu için farklı iklim ve hava koşulları bulunmaktadır. Hava sıcaklığı genellikle ılımandır. Yalnız kent bir vadi yatağına kurulduğundan hava ikliminde değişiklikler devamlı olabilmektedir. Kentte en sıcak aylar genellikle Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Ağustos ayı oldukça sıcak geçtiğinden kentte birçok yer kepenk kapatır. Bundan dolayı bu ayda Floransa şehrine gitmeyi düşüyorsanız bu durumu göz önüne almanız gerekiyor. Haziran ve Eylül ayları havanın ılıman olduğu zamanlardır. Şehirde en soğuk ay Aralık ayıdır. Kasım ayı en çok yağış olan ay olmasına rağmen Ekim, Aralık ve Nisan ayları da yağışlı olmaktadır.
Floransa kentini gezmek için en uygun mevsim olarak ilkbahar ve sonbahar kabul edilmektedir. Bu mevsimlerde sıcaklar insanı bunaltmaz ve ziyaretçi sayısı o kadar fazla değildir. Temmuz ve Ağustos ayları hem çok sıcak aylardır hem de şehir oldukça kalabalık olmaktadır. Eğer şehri kışın ziyaret etmek gibi bir düşünceniz bulunuyorsa o zaman uygun ay olarak Ocak ayını söyleyebiliriz. Bu dönemde sıcaklık ortalama 5 derece ve yağışta fazla olmamaktadır.
Gezilecek Yerler
Şehirde gezilecek yerler arasında birçok sanat ve müzeler bulunmaktadır. İtalyan Rönesans’ının merkezi olan bu şehirde dünyaca ünlü birçok yapı bulunmaktadır. Kent çok kısa bir dönem İtalya Krallığı’nın başkenti olmuştur. Floransa, Arno Nehri’nin etrafında kurulmuştur. Şehirde sanat ve müze eserlerinin yanında köprüler ve meydanlarda oldukça dikkat çekmektedir. Şehrin en önemli özelliği ise bu güzel yapıların hepsinin birbirine bir yürüme mesafesinde olmasıdır.
Floransa Katedrali
Kentin en güzel sembollerin biri olan katedral, gotik tarzında inşa edilmiştir. Katedral, Santa Repata Kilisesinin bulunduğu alan üstüne yapılmıştır. Eserin yapımına 13. yüzyılda başlanılmıştır. Yapının en dikkat çekici yeri kubbesidir. Kubbe, Rönesans döneminden kalma harika bir eserdir. Kubbe, 464 basamaklıdır. Katedralin dış kısmında pembe, beyaz ve yeşil mermer kullanılmıştır. İç kısmının mimarisi ise çok sadedir. Mozaikleri görülmeye değer.
Katedralde dikkat çeken bir başka yer ise hemen girişte bulunan saattir. 15. yüzyılda yapılan saat günümüzde hala çalışmaktadır. Ünlü sanatçı Giorgio Vasari’nin ünlü freskleri ( Kıyamet Günü ) bu katedraldedir. Bu katedral şehrin dininin kalbidir. Zaman içinde katedrale bir vaftizhane eklenmiştir. Katedrale giriş ücretsizdir ama girmek için biraz beklemeniz gerekiyor.
Vecchio Sarayı
Sarayın ismi “ Eski Saray “ anlamına gelmektedir ve günümüzde hala Floransa Belediye Binası olarak kullanılmaktadır. 1302 yılında kale görünümünde yapılan saray günümüzde ortaçağ görünümünü hala muhafaza etmektedir. Saray, 13 ve 14. yüzyıllarda din adamlarının yaşadıkları yer olarak yapılmıştır. 15. ve 16. yüzyılda saraya büyük bloklar, galeri ve Signoria Meydanına bakan bir kule yapılmıştır. Ünlü aile Medici ailesine ev sahipliği yapmıştır. 19. yüzyılda Temsilciler Meclisi ve Dış İşleri Bakanlığı yeri olarak da hizmet etmiştir.
Güzel sanatlara ait birçok eseri burada görmeniz mümkündür. Ana kapının dış kısmında kentin simgelerinden olan ve Michelangelo’nun eseri olan “ David “ heykeli sizi karşılar. Rönesans dönemine ait heykel ve resimleri de sarayda görme olanağınız vardır. Saray, yılbaşı, Paskalya, 15 Ağustos ve Noel zamanlarında ziyarete kapalıdır.
Signoria Meydanı
Kentin en önemli meydanlarından birisidir. Meydanın zengin bir görünüme sahip olmasının nedeni bölgede bulunan heykellerdir. Heykeller antik Rönesans dönemini temsil etmektedir. Bu heykeller arasında ünlü heykeltıraş Michelangelo’nun “ David “ heykelinin bir kopyası da bulunmaktadır. Bu heykelin yanında Bandinelli’in “ Herkül ve Cacu “ ve Ammannati’nin “ Nettuno “ adlı çalışmaları da yer almaktadır.

  1. yüzyıldan bu yana Floransa politika hayatının merkezi konumunda olan meydan birçok zaferlerde ev sahipliği yapmıştır. İtalya’nın modern sanatında önemli yerler tutan heykel ve resimleri burada görebilirsiniz.

Pitti sarayı
1457 yılında Pitti ailesi tarafından yaptırılan saray, Floransa şehrinin en büyük mimari yapısıdır. 16. yüzyıldan itibaren sarayda Medici ailesi hüküm sürmüştür. Saraya bir avlu ile iki yan bölüm eklenmiştir. 18. yüzyıla gelindiği zaman ise ön tarafta bulunan kapıya iki kanat daha eklenmiştir. Pitti Sarayı’nda şehrin en önemli müzeleri yer alır.
Palatine Galerisi 1. katta yer alır ve bu katta 16. ve 17. yüzyıla ait önemli resim çalışmalarını görebilirsiniz. Yine aynı katta 19. yüzyıla ait olan tasvirlerin bulunduğu Royal Apartments bulunur. Silver Museum zemin katta yer alır. Burada Medici ailesine ait değerli eserler sergilenir. Modern Sanat Galerisi ise son katta bulunur. Bu galeride 19 ve 20. yüzyıla ait resimler bulunur. Bunların yanında sarayın içinde Porselen Müzesi ile Kostüm Galerisini de görebilirsiniz.
Basilica di Santa Croce
İtalya’nın ünlü şahsiyetlerinden Galileo, Michelangelo, Machiavelli, Dante ve diğer birçok ünlü ismin mezarının bulunduğu bir kilisedir. Bazilika içindeki sanat eserleri eşsizdir. Bazilika, Fransiskan düzeni için 1294 yılında tekrar yapılmıştır. Burası genelde Floransa’nın önde gelen kişilerinin bulunduğu anıt mezar yeri olarak kullanılır.
Dış kısmına 1863 yılında ilave bir mermer eklenmiştir. Bazilika, Santa Croce Meydanına bakmaktadır. Bu meydan ortaçağ giysileri ile oynanan futbol oyununa ev sahipliği yapmaktadır. Bazilika içinde ki sanatsal zenginlik görülmeye değer. 1380 yılı Gaddi’nin yapımı olan freskler Kutsal Hac hikâyesini anlatır. Bardi ve Peruzzi adlı şapellerde bulunan ve Giotto yapımı olan güzel freskler St. Francis ve St. John’u resmetmektedir.
Ponte Vecchio
Arno Nehri üzerinde yer alan en ünlü ve en eski köprüdür. Şehrin simgelerinden biri olan köprü kentteki 6 köprüden sadece bir tanesidir. Uffizi Sarayı ile Medici Sarayını birbirine bağlayan köprü bilindiği üzere Romalılar zamanında taştan inşa edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nda zarar görmeyen tek köprü olan bu yapı Almanlar tarafından şehre giriş ve çıkışları engellemek için kullanılmıştır. Köprü, 13. yüzyıla kadar tek olma özelliğini korumuştur.
Köprüde birçoğu mücevher dükkânı olan birçok dükkân bulunur. Geçmişleri Medici ailesinin zamanına kadar dayanır. Eskiden başka yapılar varmış ama bu yapıların yerine 16. yüzyılda kuyumcu ve mücevher dükkânları yapılmıştır. Dükkânların kepenkleri tahtadan yapılmıştır.
Giotto’nun Çan Kulesi
Şehrin ve çevresinin 360 derece panoramik yapısını izlemek için en ideal yerdir. Kuleye varmak için 414 basamağı çıkmanız gerekiyor. Çan kulesi Floransa katedraline ait bir parçadır. Giotto tarafından Gotik mimari tarzında yapılmıştır. Kule, zengin bir mimari yapı ile mermer süslemelere sahiptir. Kulenin yapısı kare şeklindedir. Kule, 5 seviyeden oluşmaktadır. Dört dik köşe ve buralardan geçen dört yatay hat bulunur.
Michelangelo’nun Davut Heykeli
Ünlü sanatçının en bilinen eserlerinden bir tanesidir. Rönesans çağının baş eserlerinden olan heykel 5.17 metre uzunluğundadır. Sanatçının Davut heykeli mermerden yapılmış çıplak bir erkeği tasvir etmektedir. Heykel, İncil’de bulunan Davut karakterini temsil etmektedir. Signoria Meydanı’nda heykelin bir kopyası bulunmaktadır.
 Santa Maria Novella
Kilise, Floransa tren istasyonu yanında bulunmaktadır. Mimari yapısında Gotik stili kullanılmıştır. Şehrin en önemli sanat eserlerini bünyesinde barındırır. Kilisede Masaccio’nun eseri olan “ Baba –Oğul – Kutsal Ruh “ üçlüsü adlı yapıtını da görebilirsiniz. Kilisenin avlusunda erken Rönesans döneminden kalma freskler ile kaplı İspanyol Şapel’de görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. Manastır kısmının dış yüzü mermerdir. Dış yüzünün alt kısmı Roma stilinde yapılmıştır.
Boboli Bahçeleri
Pitti Sarayı’nın arkasında bulunan ve muhteşem heykellerin bulunduğu bahçelerdir. Burası 16. yüzyılda saray ile birlikte Medici ailesi tarafından alınmıştır. Boboli, Bahçelerini Rönesans bahçeleri haline getirmek için oldukça büyük çaba harcamıştır.
Museo dell’Opera del Duomo
Duomo’da bulunan bu katedral müzesi 13. yüzyılda katedral ve çan kulesinin gözetlenmesi amacıyla yapılmıştır. Daha sonra bu amacın dışında da Duomo ve vaftizhaneden alınmış olan önemli eserlerin korunmasında kullanılmıştır. Eserler arasında San Giovanni’nin Vaftizi de bulunmaktadır. Gotik stili heykellerin sergilendiği güzel bir müzedir.
San Lorenza Bazilikası
Ünlü sanatçı Michelangelo ile birlikte anılan çok güzel bir kilisedir. Bu kilisede Lorenzo ve Medici’nin mezarları için yaptığı heykeller ile Laurenzia Kütüphanesi’nde bulunan mimari örnekleri görebilirsiniz. Bazilikanın ön tarafı hiçbir zaman tamamlanamamıştır.
Medici Şapeli
San Lorenza Kilisesi’ne ait bir şapeldir. San Lorenza, Medici zamanının resmi kilisesiydi. Şapel, üç bölümden oluşmaktadır. İlk kısımda hanedan üyelerinden olan ama fazla önem taşımayan kişilerin mezarları bulunur. 6 adet büyük Medici Dükü’nün mezarları ise Prenses Şapeli’nde bulunmaktadır. Son bölüm ise ünlü heykeltıraş Michelangelo tarafından yapılmış olan ve Medici’nin büyüklüğünü gösteren kısımdır. Yapının beyaz duvarları ve iç tasarımında Brunelleschi’nin stili göze çarpmaktadır.
Uffizi Müzesi
Bu müzenin kapısından kuyruk hiç eksik olmaz. Dünyanın en güzel ve en önemli müzelerinden bir tanesidir. Müzede Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Caravaggio, Goya ve Boticelli gibi daha birçok ünlü sanatçının eserlerini görebilirsiniz. Müzenin içindeki en önemli ve en çok ilgi gösterilen eser ise Botticelli’nin “ The Birth Of Venus “ eseridir.
Aziz San Giovanni Baptisteri
Burası bronz kapıları ile ünlü bir vaftizhanedir. İç dizaynında kullanılan ve 13. yüzyıla ait mozaikler şehirde bulunan tek ortaçağ mozaikleridir. Şehirde bulunan en önemli yapılardan bir tanesidir. Şehirdeki en eski binalardan bir tanesidir. Vaftizhanenin yapılış tarihi hakkında kesin bir tarih bilinmese de Mars için MÖ 4. ve 5. yüzyılda Roma tapınağının kalıntıları üzerine yapıldığı düşünülmektedir. İlk olarak 9. yüzyılda küçük bir bazilika şeklindeymiş. Daha sonra Floransa vaftizhanesi haline getirilmiştir. Floransa’daki bütün Katolik aileler 19. yüzyıl sonuna kadar burada vaftiz edilmiştir.
Konaklama
Floransa şehri Avrupa’nın en güzel tarihi yerlerinden bir tanesidir. Kentin bilinen tarihinin ilkçağlara kadar uzandığı söylenmektedir. Bundan dolayı şehirde tarihi açıdan oldukça zengin eserler bulunmaktadır. Ayrıca şehir doğa tutkunları açısından da oldukça zengin bir konuma sahiptir. Yukarıda ki durumlardan dolayı şehirdeki otel ve konaklama tesisleri önem kazanmaktadır. Gidilen bir yerde konaklamanın ne kadar önemli bir durum teşkil ettiğini düşünürsek sizde bu şehre ziyarete gitmeden önce konaklama sorununuzu çözmeniz sizi olası sürprizlerden koruyacaktır.
Yemek
Floransa mutfağında hem dünya yemeklerini hem de İtalyan kültürüne ait yemeklerin hepsinin tadına bakabilirsiniz. Floransa mutfağında Roma ve Yunan mutfağının izlerini görebilirsiniz. Şehrin yemek kültürünün gelişmesinde her zaman kendisini geliştirmiş olması ve sağlıklı yemekler sunmasının büyük etkisi olduğunu söyleyebiliriz. 15. yüzyıl ile birlikte meydana gelen Rönesans her şey gibi mutfağı da etkilemiştir. Bu dönemde kentin mutfak kültürü daha sofistike bir özellik taşıyordu.
Ülkenin ve Floransa mutfağının özel ve lezzetli olmasını sağlayan ana öğe sızma zeytinyağı kullanımıdır. Zeytinler Toscana bölgesinde yetiştirilir ve zeytinler işlendikten sonra Floransa yemeklerini süsler. Yemekler restorandan restorana farklılıklar göstermektedir. Akşam yemeği için birçok alternatif yerleriniz bulunmaktadır. Bu mekânların birçoğunda bölgede yetiştirilmiş olan doğal ve lezzetli ürünleri yiyebilirsiniz. Yemeklerin yanında içecek olarak genel olarak su tercih edilmektedir. Suyun dışında yerel şaraplarında tadına bakmanızı tavsiye ederiz.
Florasan’da ağırlıklı olarak sebze, et, ekmek, zeytinyağı ve peynir tüketilmektedir. Burada dünya mutfağının yanında kentin kendine ait özel yöresel yemeklerinden de tadabilirsiniz. Bu yemeklerin içinde birçok çorba çeşidi, aperatif, ana yemekler ve tatlılar bulunmaktadır. Yöresel yemeklere örnek olarak çorbalardan; soğan çorbası, et suyu, başlangıç yemekleri arasında soğuk dilimlenmiş et yemeği, zeytinyağı ile hazırlanmış taze sebzeler, kızartılmış ekmek ile servis yapılan tavuk ciğeri, ton balığı ile hazırlanmış fasulye yemeği, zeytinyağı ile pişirilen ekmek, peynir ve fasulye ile hazırlanan salata, ana yemekler arasında lazanya, tuzsuz ve taze ekmek ile yapılan ekmek salatası, kızartılmış yumurta, enginarlı pay, en popüler yöresel yemeklerinden biri olan domuz pirzolası, tatlılardan kestane ile yapılan kek, çikolatalı profiterol, tatlı börek ve üzümlü ekmeği verebiliriz.
Alışveriş
Floransa şehri alışveriş konusunda farklı seçenekler sunan bir şehirdir. Tasarım ürünlerini görmek için ilk tercih edilecek kentlerden birisidir. Yalnız tasarım ürünlerini alırken sokak satıcılarına dikkat ediniz. Çünkü sizi sahte ürün konusunda kandırabilirler. Alımları şehirde suç sayılmaktadır. Mağazalar pazar ve pazartesi sabahı kapalı olmaktadır. Kentte alışveriş yaptıktan sonra vergi iadesi talebinde bulunabilme hakkınız vardır. Alışverişlerinizde birçok noktada kredi kartı kullanımı vardır ama yine de yanınızda nakit para bulundurmanız iyi olacaktır.
Floransa şehrinden sevdiklerinize birçok hediye alma alternatifleriniz bulunmaktadır. Şehirde dünyaca ünlü markaları bulabileceğiniz gibi İtalya ve şehrin kendisine aitte çeşitli özgün hediyelik eşyalar alabilirsiniz. Deri ürünler, giyimler, el yapımı ürünler, şarabıyla ünlü bir yer olan Toscana’nın şarabını, takı ve antika ürünlerini sevdiklerinize alabilirsiniz. Bu hediyelik eşyalar dışında kupalar, t – shirtler ve anahtarlık gibi hediyelerde alabilirsiniz.
Floransa kenti fazla büyük olmadığından alışveriş yerleri de birbirlerine yakın mesafede bulunmaktadır. Şehrin alışveriş konusunda ki en önemli noktası Duomo olarak bilinir. Floransa’da bulunan lüks tasarımcıların adresi Via Tornabuoni’dir. Kentte kurulan sokak pazarlarından ve bit pazarlarından değişik ve orijinal hediyelikler alabilirsiniz. Ayrıca yılbaşı zamanlarında Noel pazarları kurulur. Bu pazarlar hem yerli halk hem de buraya gelen turistler tarafından oldukça fazla rağbet görmektedir.
Floransa, alışveriş yapılacak kadar zengin bir seçeneğe sahip değildir. Şehir merkezinde fazla miktarda alışveriş merkezi bulunmuyor ama şehir dışında bulunan outlet merkezlerine gidebilirsiniz. Outlet merkezleri biraz şehir merkezine uzak kalmaktadırlar.
Eğlence
Eğlence ve gece hayatından hoşlanan biri iseniz Floransa yaz kış size hitap edebilecek bir kenttir. Bu şehirde dünyanın her yanından gelen öğrenciler bulunduğundan bu durum gece hayatını da etkilemektedir. Özellikle de yaz aylarında nehir kıyısında ki Lido’yu size tavsiye ederiz. Gece hayatının yoğun bir şekilde yaşandığı yerlerin başında Piazza della Signoria gelmektedir. Central Park Clup hem halkın hem de turistlerin uğrak yeridir. İlkbahar ve yaz aylarında açıktır. Twice Clup daha çok genç yetişkinlerin ve öğrencilerin takıldığı bir mekândır.
Ulaşım
Şehir, ulaşım açısından gerek şehir içi gerek ülke içi gerekse de ülkeler arası birçok seçenek sunmaktadır. Floransa şehrinde ulaşım düşündüğünüzden daha kolaydır. Şehir içi ulaşımında tercih edebileceğiniz ulaşım araçlarından otobüs, tramvay, taksi, özel araç, bisiklet ve yürümeyi örnek olarak verebiliriz. Özellikle yürüme şehir için oldukça revaçta olan bir seçenektir. Bunun nedeni ise şehir merkezinde birçok yerin uzaklığı birbirine yürüme mesafesindedir. Ülkenin diğer şehirlerinden buraya gelmek için değişik ulaşım seçenekleri mevcuttur. Özellikle de Milan ve Roma gibi büyük şehirlerden buraya tren ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Şehre ülke dışından gelmeyi düşürseniz o zaman seçeceğiniz en kolay ve en rahat ulaşım yolu hava yolu ile ulaşım olacaktır. Birçok Avrupa ülkesinden Floransa kentine direkt uçuşlar bulunmaktadır. Bunların dışında çevre ülkelerden Floransa’ya tren yolu ile rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Uçak seferleri Floransa’nın Peretola havaalanından yapılmaktadır. Floransa Peretola havaalanı şehir merkezine 5 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Havaalanından kent merkezine ulaşım birkaç yoldan sağlanmaktadır. Bu ulaşım araçlarından en çok tercih edileni ise Fly By Bus araçlarıdır. Diğer ulaşım araçları arasında taksi ve araba bulunmaktadır. Ülke içinden Floransa içine ulaşımda en çok tercih edilen ulaşımların başında hızlı trenler gelmektedir. Roma, Venedik ve Milano gibi önemli ve büyük şehirlerden kentte gün boyunca tren seferleri olmaktadır. Hızlı trenler ile yapılan yolculukları bölgesel trenler ile de yapabilirsiniz.
Şehir fazla büyük olmadığı için kentte bulunan turistik yerler birbirlerine bir yürüyüş mesafesindedir. Eğer gezi boyunca kalacağınız otel şehir merkezinde olursa gezi boyunca toplu taşıma araçlarına fazla ihtiyacınız olmayacaktır. Eğer ben yürümek istemiyorum diyorsanız o zaman size tramvay ve otobüs ulaşım araçlarından birini kullanmanızı tavsiye edeceğiz. Otobüsler şehir içinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Orta büyüklükte bir şehir olan Floransa’yı bisiklet ile de gezebilmeniz mümkündür. Bisiklet ile şehri gezmek tercihlerin başında gelmektedir.
Floransa şehri İtalya’nın en pahalı kentlerinden birisidir. Ucuz mekânlar olmasına rağmen şehir genelde pahalıdır. Turistik mekânların çevrelerinde fiyatlar oldukça yüksektir. Bundan dolayı alışveriş yapmaya karar verdiyseniz ara sokakları tercih etmeniz bütçenizi fazla sarsmayacaktır. Kent, genelde güvenlidir ama turistlere karşı yapılan yankesicilik ve dolandırıcılığa karşı siz tedbirli olunuz.
 

Maske Tarifi

Hücre Yenileyici Maske Tarifi
Hücre yenileyici maske sayesinde cildiniz ölü hücrelerden temizlenmekte ve tıkalı gözenekler ortadan kalkmaktadır. Cildin gözenekleri tıkalı olduğu zaman cilt nefes alamaz ve kişi kendisini yorgun hisseder. Hücre yenileyici maskeyi evinizde yaparak cildinize uyguladığınız zaman tıkalı gözeneklerin açılmasından dolayı hücreler nefes alarak kendisini yenileyecek ve cildinizde ferahlık ve canlılık hissedeceksiniz. Cilt hücrelerinizin yenilenmesini istiyorsanız bir tane bıldırcın yumurtasını ince olarak rendelenmiş veya ezilmiş salatalık ile iyice karıştırın. Bu karışımı göz çevreniz hariç bütün yüzünüze uygulayın. 20 dakika sonra yüzünüzü yıkayın. Bu maskeyi yüzünüze haftada iki defa uygulamanız yeterli olacaktır. Cildinizde herhangi bir hassaslık bulunuyorsa maskenin bekletme süresini azaltabilirsiniz. Hücre yenileyici maske sayesinde cildiniz ölü hücrelerden temizlendiği için cildiniz canlı, parlak ve pürüzsüz olacaktır. Bu maskeyi ayrıca cilt lekelerini yok etmede de kullanabilirsiniz.
Maske Tarifi

  • Badem yağı ( 1 yemek kaşığı )
  • Zeytinyağı ( 1 yemek kaşığı )
  • Gül yağı ( 1 yemek kaşığı )
  • Çinko oksit kremi ( 1 yemek kaşığı )

Yukarıda yazılı olan malzemelerin hepsini karıştırın. Ardından karışımı yüzünüze uygulayın. Karışımı cildinizde 20 dakika beklettikten sonra önceden demleyip ılık hale getirdiğiniz papatya çayı ile yüzünüzü yıkayınız. Bu kürü haftada bir defa yüzünüze uygulayınız. Cildiniz temizlenerek sağlıklı ve bakımlı bir görünüm alacaktır. Cildiniz, bu kür sayesinde nefes alacaktır.
Kişi dışarı çıktığı zaman hava kirliliği, tozlar, dumanlar, arabaların egzozlarından çıkan gazlar, karbon monoksit ve diğer zararlı maddeler cilde yapışır. Sabun ve su ile yüzünüzün görünen temizliğini sağlamış olursunuz ama gözeneklerinizin içine giren mikropları temizleyemezsiniz. Siyah nokta olarak bildiğimiz ölü hücreler ve kir meydana gelir. Günlük kullandığınız temizlik malzemelerinin yanında yüzünüzün ölü hücrelerden temizlenmesi için yüzünüze peeling yaptırmanız gerekmektedir ya da peeling özelliği veren maskeler ile cildinize bakım yaptırmalısınız. Bu bakımı haftalık olarak cildinize yaptırmalısınız. Bu sayede cildiniz genç, sağlıklı ve daha canlı gözükecektir. Cildinize göstereceğiniz bakım ve özen sayesinde vücudunuzun da sağlığını korumuş olacaksınız. Kendinizi zinde ve sağlıklı hissedeceksiniz. Kırışıklıklar ve sarkmalar ile daha geç tanışacaksınız. Cilt lekeleri azalacak ve hücreler aktif hale geldiği için yaşlanmada bir gecikme olacaktır.

Disleksi

Disleksi Belirtileri ve Tedavisi
Bir öğrencinin herhangi bir öğrenme, duyma ve zihin açısından bir problemi olmadığı halde okuma ve yazmada zorluk çekiyorsa bu durumda ilk olarak disleksiden şüphelenmelidir. Bu bozukluk okumada öğrenme güçlüğü ile kendini belli eder. Bu bozuklukta kişide okuma ve okuduğunu anlamada problemler vardır. Bu rahatsızlığın zihinsel yetersizlik ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Zekâ ile herhangi bir ilişkisi yoktur. Disleksi rahatsızlığı zekâ düzeyi oldukça yüksek olan kişilerde de görülebilmektedir. Hatta bu kişiler özel yeteneklere dahi sahip olabilirler. Disleksi problemi yaşayan çocuklar genellikle okumaktan hoşlanmaz. Tüm uğraşılara rağmen ders çalışmak istemezler. Nedeni ise çocuğun okuma sırasında birtakım sorunlar yaşamasıdır. Çocuk, bu konuda arkadaşlarından geri kaldığı için utanç duyar ve kendisini suçlu hissetmeye başlar.
Disleksi Sebepleri
Disleksi 2 çeşide ayrılır. Bunlardan ilki gelişimsel olarak ortaya çıkan ve travmaya bağlı olarak oluşan disleksilerdir. Doğuştan oluşan disleksi kalıtımsal olabilir. Disleksi, doğum öncesinde, sonrasında ve doğum anında bazı komplikasyonlardan oluşabilir. Çeşitli varsayımlar ortaya atılsa da disleksi bozukluğunun nedeni ve tedavisi hakkında herhangi bir bilgi yoktur.
Disleksi Belirtileri
Disleksi bozukluğunda çocukta öğrenme ve okuma güçlüğü bulunmaktadır. Hastalık, dâhilerin hastalığı olarak bilinmektedir. Hastalık sırasında beynin çalışması etkilenmektedir ve sonucunda bazı kalıtsal sorunlar ortaya çıkmaktadır. Hastalıkta erken teşhis oldukça büyük önem taşımaktadır. Disleksi hastalığının görülen bazı belirtileri vardır. Bu belirtiler arasında şunları sayabiliriz. Çocuk konuşmada zorlanır ya da geç konuşur. Yeni öğrendiği kelimeleri kullanırken zorlanır. Sözcüklerin kafiyelerinde takılır. Kafiyeleri kolay bir şekilde bulamaz. Okuma sırasında zorlanır. Problemleri çözmede zorlanır. Duyduğu şeyleri algılamada problem yaşar. Kendisine verilen görevleri yerine getirmede zorlanır ve görevleri sıralamada güçlük çeker. Yeni bir dil öğrenirken ve onu yazarken sorun yaşar. Kendisine yapılan şakaları anlamada problem yaşayabilir. Zamanı yönetmede sorunlar yaşar. Sesli okumalarda zorlanır. Hikâye ve roman özetlerini çıkartırken zorluk çeker. Günlük hayatta bir kimseye verdiğini sözleri unutabilir.
El becerisi gerektiren işlerde yetersiz kalabilir. Bir yere gideceği zaman yön bulmada şaşırmalar meydana gelebilir. Oldukça aceleci ve sabırsız olabilirler. İşitsel ve görsel çalışmalarda zorlanırlar. Karşısındaki kişinin söylediği karmaşık cümleleri algılamada sorunlar yaşarlar. Kendisine verilen işaretlenmiş olan talimatları anlamada problemler yaşanabilir. Bir yerde sabit duramaz ve dikkat toplamada bir bozukluk vardır. Telefon edeceği zaman sayıları tersten tuşlarlar ya da rakamların yerlerini karıştırırlar. Zihinden hesap yapmada sorunlar yaşarlar.
Disleksi Tedavisi
Disleksi bozukluğu olan bir çocuk dikkatli bir şekilde gözlenmelidir. Zamanında teşhis edilen bir disleksi hastalığı tedavisine zamanında başlanılmasını sağlar. Hastalık, yapısal bir bozukluktan kaynaklandığı için tedavi ile bu hastalığın ortadan tam olarak kaldırılması mümkün değildir. Burada sabırlı olmak ve eğitim ve öğretim alanında çocuğa yol göstermelidir. Böyle bir hastalığı olan çocukların eğitimi sağlıklı çocuklar ile beraber yapılmamalıdır. Bunun yanında ders programları da farklı olmalıdır. Disleksi hastalığı olan çocukların ders programları özel hazırlanmalı ve onların algılayabilecekleri şekilde olmalıdır. Bunun için özel eğitim veren okullarda eğitim görmesi çocuğun hem fiziksel hem ruhsal gelişimi için en sağlıklısıdır. Sınıf, duygusal açıdan güvenli olmalıdır. Çocuğun benlik duygusu ile güvenin gelişmesine yardım edilmelidir. Bu tür çocuklarda dikkat eksikliği olduğundan sık bir şekilde dikkatleri takip edilmelidir. Hastalığın tedavisinde seçilecek olan öğretmenin önemi oldukça büyük önem taşır. Sabırsız ve çok bağıran bir öğretmen bu tür hastalığı olan çocuklarda ters etki yaratarak onların hayata küsmelerine neden olabilir. Çocuk, kendisine olan özgüvenini kaybeder. Çok sık aralıklar ile okuma alıştırmaları yapılmalıdır. Çalışma sırasında çocuklar okunan yazıyı parmakları ile takip etmelidir. Yazıları takip etmek dikkat eksikliğini azaltmakta yardımcı olacaktır. Günlük dersleri yapmaya başlamadan önce bir önceki günün dersleri bir kere gözden geçirilmelidir. Bunun nedeni ise hastalıkta çabuk unutmanın olmasıdır. Bu durumdan dolayı öğrenilen konuların devamlı olarak hatırlatılması gerekir.

Yunan Diyeti

Yunan Diyeti Nedir?
Yunan diyeti bir başka deyişle Akdeniz diyetinin temeli tamamen doğal ve doğal kaynaklardan beslenme esasına dayanmaktadır. Tüm yeşillikler doğadan alınıyor. Hayvansal gıdalardan alırken de hepsi doğal olmalıdır. Yani burada diyetin ana teması işlenmiş gıdaların tüketilmesi yasaktır. Besinler doğal, düzenli ve dengeli tüketildiği zaman yaptığınız diyet değil dengeli beslenme oluyor.
Zeytinyağı: Akdeniz beslenmesinde önemli bir yer tutan zeytinyağı diyet yağı olarak kullanılmaktadır. Vücudun zeytinyağı tüketmemesi düşünülecek bir durum değildir. Tabii ki zeytinyağı tüketilecektir ama burada önemli olan tüketilen miktardır. Vücudumuz yağ yakabilmek için bu yağa ihtiyaç duyar. Bu yağ sayesinde metabolizma hızlanır.
Yoğurt: Doğal olarak kullanılan yoğurt diyetten çok sağlık için önem taşımaktadır. Evde yaptığınız yoğurt sayesinde hem tok olacaksınız hem de kan şekeriniz dengede olacaktır. Sindirim sistemi yani bağırsaklar için gerekli olan bakterilerin korunmasını sağlar. Beslenmenizde mutlaka yoğurt olmalıdır.
Sebzeler: Yaz ve kış mevsimine ait sebzeleri kesinlikle sofranızdan eksik etmeyiniz. Sebzeleri hem çiğ olarak hem de doğru pişirme yöntemlerini kullanarak tüketiniz. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmede, sindirim ve dolaşım sisteminin düzenli çalışmasında oldukça önemli bir yere sahiptirler. Bunun yanında sebzeler antioksidan, vitamin ve mineral açısından da oldukça zengindirler.
Baklagiller: Taze veya kuru olarak tüketilmesi tavsiye edilen baklagiller özellikle sindirim sistemi için bakterilerin dengelenmesinde oldukça önem taşımaktadırlar. Mercimek, nohut ve fasulye gibi baklagilleri her daim tüketin.
Deniz Ürünleri: Vücutta yağ yakma hormonların düzenlenmesini sağlayan deniz ürünleri metabolizmanın da hızının artmasına neden olmaktadırlar. Deniz ürünlerini ızgara şeklinde tüketmeniz tavsiye edilir. Yüksek oranda omega 3 yağ asitleri bulunmaktadır.
Tahıllar: Aslında tüketilmesi gereken bir besin zinciri olmasına rağmen günümüzde işlemlerden geçtiği için pek fazla tüketilmesi tavsiye edilmemektedir. Yelpaze geniş ama işlenerek farklı ürünler ortaya çıktığı ve sağlık için yararlı olmadığından önerilmemektedir. Siz, tam tahıllı ekmek tüketin.
Baharatlar: Her zaman mutfaklarımızda bulunan ve gerektiği zaman yemeklerimizde kullandığımız baharatlar doğru bir şekilde kullanıldıkları zaman metabolizmanın hızlanmasında, sindirim sisteminin rahatlamasına, kan şekerinin dengeye gelmesine ve şekerli besinlerin vücuda alınmamasında etkili olmaktadır.
Meyveler: Meyvelerde doğal olan şeker, posa, lif, vitamin, mineral özelliklede vücuttaki demir emilimi için gereklidir. Meyvelerin daha çok bütün olarak yenilmesi tavsiye edilmektedir.
Kahve Çay: Kahve ve çay fazla alınmadığı zaman metabolizmanın hızlı çalışmasına faydası vardır. Kan şekerinin dengede durmasına yardım eder. Bu içecekleri günde 3 fincandan fazla tüketmemek gerekir.
Yunan diyetinde fazla et tüketimi bulunmaz. Yalnız protein almak isterseniz yumurta ve tavuk eti tüketebilirsiniz. Bu diyette özellikle dikkat etmeniz gereken nokta yediğiniz yiyeceklerin miktarlarıdır.

Barselona

Barselona: Yılın Her Mevsimi Gidilebilen Bir Şehir
Katalonya bölgesinin en büyük şehri olan Barselona ispanyanın ikinci büyük şehri olarak karşımıza çıkmaktadır. Kozmopolit bir özelliği sahip olan şehrin nüfusu bir buçuk milyon olmasına rağmen devamlı turist akınına uğradığından her zaman kalabalıktır. Şehir, 2000 yıllık bir tarihe sahip olarak ilk dönemlerde Roma yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Katalan şehri, açık pazarları, restoranları, müzeleri, kafeleri, kiliseleri ve görülmesi gereken yerleri ile ün salmıştır. Şehir, gotik ve modern mimari örnekleri bir arada görebileceğiniz ender yerlerden bir tanesidir.
Barselona şehrinin Neolitik dönemlere kadar uzanan bir geçmişi bulunmaktadır. Barselona, Romalılar tarafından kurulmuştur. Şehirde dönemlere göre Vizigotlar, Fransızlar, Müslümanlar ve Hıristiyanlar gibi farklı topluluklar yaşamlarını sürdürmüştür.
Ne Zaman Gidilmeli?
Şehirde Akdeniz iklimi özelliklerine ait bir iklim görülmektedir. Bu kente gitmek için en uygun zamanlar Nisan, Haziran, Eylül ve Kasım aylarıdır. Bu dönemlerde havalar ne sıcak ne de çok soğuk olmadığından şehri gezmek için en ideal zamanlardır. Normalde şehir uygun hava şartlarından dolayı her mevsim ziyaret edilebilmektedir. Güneş ile özdeşleştirilen bir şehir olan Barselona güneşin en etkin olduğu zaman ağustos ayında ziyaret için pek uygun ay değildir. Bu ayda havaların oldukça sıcak olması ve birçok mağazanın kapalı olmasından dolayı gezi için öbür ayları daha cazip kılmaktadır ama yinede bu ayda turist sayısı fazlaca olmaktadır. Sadece kültür gezileri yapmak ve denize girmek istemiyorsanız sizin için en uygun zaman Ocak ve Şubat ayları diyebiliriz. Bu dönemlerde hava ılımandır. Nisan ile Mayıs, Ekim ile Kasım ayları arasında yağış olma ihtimali oldukça yüksektir. Yalnız gezmek için en çok tercih edilen ay Mayıs ayıdır.
Gezilecek Yerler
Barselona, her yaştan kesime hitap edebilecek bir şehir olarak oldukça zengin bir koleksiyona sahiptir. Müzeleri ve dünya çapında tanınmış mimar Gaudi’nin eserlerini zevkle gezebilirsiniz.
Fundació Antoni Tápies: Kültür merkezi ve müze olarak kullanılan bu yapı ünlü yapı ressamı Antoni Tapies’in çalışmalarına adanmıştır. Müzenin içinde Tapies’e ait resimler bulunmaktadır. Ayrıca burada sempozyum ve film gösterileri gibi çeşitli aktivitelere de katılabilirsiniz.
Hospital De Sant Pau: Bu hastane günümüzde hala hizmet vermektedir. Bu hastaneyi farklı kılan özellik mimari açıdan bir baş yapı olmasıdır. Bazı yenileme çalışmaları yapılmış olsa da hastane önemini yitirmemiştir. Hospital De Sant Pau UNESCO’nun dünya tarihi mirası listesinde yer almaktadır.
Plaça Del Rei: Bu meydanın yapımı 14. yüzyıl tarihine dayanmaktadır. Şehrin en eski meydanlarından bir tanesidir. Bu meydanı ünlü kılan gotik tarzı binaları ve 16. yüzyıldan kalma izleme kulesidir. Meydanda birçok ortaçağ binası yer almaktadır. Bunlar arasında Salo Tinel Salonu, Santa Agatha Şapeli gibi yerleri sayabiliriz. Plaça del rei meydanı daha önceleri Barselona kontlarının yaşadıkları yerler ile sınır komşuluğu da yapmıştır.
Sagrada Familia: Barselona kentinde yer alan kentin simgesi olan bir kilisedir. Yapı, Gaudi’nin harika bir görsel eseridir. Mimar, bu kilisenin inşası için ömrünü harcamıştır. Mimarının zamansız ölümü yapının bir süre durmasına neden olmuştur. Eser, tam olarak tamamlanmamıştır ama şehrin en çok ziyaret edilen en ünlü tarihi eserlerinden biri olmuştur. UNESCO tarafından dünya tarih mirası listesine alınmıştır. Özellikle yapının dış yüzeyinin mimarisi oldukça göz alıcıdır. Yapımı yaklaşık olarak 100 yıl önceye dayanmaktadır. Çevredeki tepelerin yüksekliği ile kilisenin uzunluğu aşağı yukarı birbirine eşittir. Bundan dolayı yapının yüksekliği ve iç kısmı oldukça etkileyicidir. Kilisenin duvarları 360 derece cam ile çevrilidir. Bu camlar üzerinde doğa figürleri bulunmaktadır.
Barselona Katedrali: İnşası 13. ve 15. yüzyıla dayanan katedral, gotik tarzında yapılmıştır. Katedralin büyük bir çoğunluğu 14. yüzyılda tamamlanmıştır. Çevresinde bulunan Roma ve Ortaçağdan kalma eserler hemen dikkat çekmektedir. Katedralin ön yüzünde Neo Gotik stili göze çarpar. Bu özellikle 19. yüzyıl Katalan kiliselerinde oldukça yaygın bir özelliktir. Çatısında hem yerel hem de mitolojik figürler dikkat çekmektedir. Katedral, daha önceden inşa edilen bir şapelin üzerinde bulunmaktadır. Katedralin iki tane şapeli ve beş koridoru bulunuyor. Yapının doğu kısmında 9 tane şapelin bağlantı noktası bulunur. Katedralin koro tarafında şövalyelere ait elbiseler vardır. yapıda bulunan şapellerden bir tanesinde Lepanto savaşında kullanılmış olan gemiden bir haç bulunmaktadır. Yapının geçidinde 13 beyaz renkte geyik figürü bulunmaktadır.
Plaça De Catalunya: Bütün sokakların başladığı bir meydandır. Şehir merkezinde bulunan meydan çeşmeleri ve heykelleri ile ün salmıştır. Meydan 50.000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Ayrıca meydan güvercinleri ile de meşhurdur. Plaça Del Catalunya Meydanı oval şeklindedir ve ağaçlar ile çevrilidir. Heykeller meydana gelişigüzel olarak yerleştirilmiştir. Bu heykellerden en tanınanı ise Katalan hükümetinin eski başkanının heykelidir. Meydan da diğer bir ünlü heykel ise bir kadın heykelidir. Heykel, Enigma Tanrıçası adını taşımaktadır ve meydanda ki havuzun ortasında yer alır.
Santa Maria Del Mar: Barselona’nın gotik tarzında yapılmış bir başka kilisesidir. Yapı, 14. yüzyıldan kalmadır ve deniz kenarında bulunmaktadır. Kilise, renkli camları ile ünlüdür. Bu camlar 15. ve 18. yüzyıllardan kalmadır. Yapının içine dar sokaklardan ulaşılmaktadır. İçi aydınlık ve ferah bir görünüm verir. Tam bir bazilika stilinde yapılmış olan yapının üç adet koridoru bulunuyor.
Picasso Müzesi: Müze, gerek sanat gerek mimarisi açısından görülmesi gereken bir sanat eseridir. Müzede 20. yüzyılın en ünlü sanatçılarından birisi olan Picasso’nun eserleri sergilenmektedir. Sanatçının müze içinde 3500’den fazla eseri sergilenmektedir. Burada sanatçının en değerli eserleri bulunmaktadır. Müzede ki en değerli eserlerden bazıları İlk Arkadaşlık ile Bilim ve Hayırseverlik adlı eserlerdir.
Plaça Reial: La Rambla yanında yer alan meydan 19. yüzyılda yapılmıştır. Meydan, Meksika’da bulunan Plaza Garibaldi baz alınarak yapılmıştır. Bu meydanı buluşma yeri olarak kullanabilirsiniz.
Torre Agbar: Barselona’da bulunan 38 katlı bir gökdelendir. Gökdelenin kapladığı alan 50.693 metrekareyi bulmaktadır. Yapının içinde 30.000’ e yakın ofis vardır. Yapının inşasında ileri teknolojinin nimetlerinden faydalanılmıştır. Şehrin yeni ikonik sembolü sayılan bu gökdelenin yüksekliği 144 metreyi bulmaktadır. Gökdelenin şekli Montserrat Dağı örnek alınarak yapılmıştır. Gökdelen oval şeklindedir ve sütunlar üzerine oturtulmuştur. Gökdelenin dış yapısında farklı renkler bir arada kullanılmıştır.
Kristof Kolomb Heykeli: Yüksekliği 60 metreyi bulunan heykel La Rambla’da yer almaktadır. Kolombus’un Amerika’yı ilk defa ziyaret etmesi şerefine yapılmıştır.
 
Casa Mila: Gaudi’nin diğer bir ünlü yapısı da Casa Mila’dır. Kapladığı alan 100 metrekareyi bulmaktadır. İki tane avlusu bulunur. Bu özelliğinden dolayı yapının her tarafı güneş ışığından yararlanmaktadır. Binada tasarım ya da renk aramayın. Çünkü yapı tamamen doğal taşlardan inşa edilmiştir. Yapının en çok dikkat çeken yeri çatısıdır. Çatıdaki bacalar sürrealist tarzda yapılmıştır. Bacalar, küçük heykeller şeklindedir ve ya tek olarak veya toplu olarak yapılmıştır. Eserin diğer ismi de La Pedrara’dır. İnşa edilen en büyük sivil binalar arasındadır. Yapıda geleneksel mimari özellikler kullanılmamıştır. Tavan ve sütunlarının ağırlıkları birbirinden farklılık gösterir. Avlulardan biri oval bir diğeri ise yuvarlaktır.
Yemek
Zengin yemek seçenekleri ile karşımıza çıkan Barselona şehrinde yeme ve içme kültürün en önemli özelliğidir. Özellikle de dışarıda yenen yemekler her zaman özel bir aktivite olarak değerlendirilmektedir. Barselona mutfağında daha çok Akdeniz esintileri görülmektedir. Sebze, balık, deniz ürünleri, zeytinyağı ve et birçok yemeklerde kullanılır. Şehirde bulunan bazı restoranlar pazar ve pazartesi günleri kapalı olduğu için yemek yeri seçerken bunu dikkate almanızı öneririz. Dünya mutfağının lezzetli yemeklerini Barselona’da kolaylıkla tadabilirsiniz. Yalnız İspanyol ve Katalan kültürüne ait yemeklere öncelik tanımanızı tavsiye ederiz.
Şehirde öğlen yemeği yemeğe karar verdiğinizde menü size fix bir şekilde sunulmaktadır. Yani menü başlangıç, ara sıcak, ana menü ve tatlı şeklinde önünüze gelmektedir. Bu tür menülerden yemek için 14.00 – 16.00 saatlerini seçmeniz gerekmektedir. Barselona şehrinin hemen hemen her köşesinde ağzınızın tadına uygun bir yer bulmanız mümkündür. Şehrin bazı yerleri restoran ve kafeleri ile ün salmıştır. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse; balık çeşitleri ve tapas ile nam salmış Barceloneta, Eixample, Bari Gotic, El Born ve Plaça Catalunya verilebilecek birkaç örnektir.
Dünyanın hemen hemen her yerinde rastlayabileceğiniz bir kahvaltı türü olan kıtasal kahvaltı çeşidine Barselona’da da rastlayabilirsiniz. Kahvaltıda içecek olarak genellikle sütlü ya da sade kahve sunulmaktadır. Şehrin en önemli öğünü öğle yemeğidir. Menüde 3 veya 4 çeşit yemek bulunur. İspanya’nın en ünlü mezeleri tapastır. Birçok farklı türü bulunmaktadır. Şehirde çeşme suyu yerine Aqua Water kullanılmaktadır. Kahve oldukça fazla tüketilmektedir. İçecekler dışında tatlılarda bu yöreye özgü olan Batut veya Batido olarak da bilinen sütlü bir içeceği deneyebilirsiniz.
Akdeniz ve Katalan mutfağına ait bütün lezzetli yemekleri Barselona şehrinde yeme olanağınız mevcuttur. Yemeklerde et, balık, deniz mahsulleri, zeytinyağı ve baklagiller oldukça fazla kullanılmaktadır. En ünlü aperatiflerinin başında Pa Amb Tomaquet gelmektedir. Bu yiyecek dilimlenmiş ekmeğin üzerinde domates, sarımsak, zeytinyağı ve tuz olarak servis edilmektedir.
Alışveriş
Barselona şehri alışveriş konusunda da oldukça zengin seçenekler sunmakta. Şehir, özellikle kadın ve erkek giyimi ile ön plana çıkmaktadır. Çoğu mağaza pazar günleri kapalıdır. İspanyol ve Katalan kültürünü yansıtan birçok hediyelik eşya almak mümkündür. Deri ceketler, kemer, ayakkabı ve çantalar, cüzdan gibi kaliteli eşyaları burada bulabilirsiniz. Tabaklar, kupa, mum ve süs eşyalarının üzerinde Gaudi stilini görebilirsiniz. Ünlü futbol kulübü Barça’ya ait süs eşyaları, sokak sanatçılarının el yapımı ürünleri, şehrin simgesi olan Katalan eşeği örnekli birçok ürün alınabilir. Ramblas çevresinde el yapı hediyelik eşyalar bulunur. Yiyecek ve içecek konusunda dünyanın ilk beşinde yer alan şehirden İspanyol sosisi, peynirlerin tüm çeşitlerini ve Katalan sosisini alabilirsiniz.
Ulaşım
Barselona, ulaşım konusunda oldukça fazla seçenek sunmaktadır. Metropolitan şehir özelliğinden dolayı ulaşım ağı oldukça fazla gelişmiştir. Şehirde ulaşımda kullanılan birçok bilet bulunmaktadır. İstediğiniz yere kolaylıkla ulaşabilirsiniz. En çok kullanılan ulaşım araçları arasında uçak, araba, tren ve bot bulunmaktadır. Şehir içindeki ulaşımı farklı şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir. Yalnız bu şirketlerin bağlı olduğu ana toplu taşıma şirketi bulunmaktadır.
Barselona şehrine hava yolu ile ulaşmak isterseniz aşağı yukarı büyük hava yolu şirketlerin hepsi uçmaktadır. Uçuşlar Barselona’nın uluslar arası havaalanından gerçekleşmektedir. Havaalanı Avrupa’nın en büyük havaalanlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Havaalanı, şehrin 13 km güneyinde bulunmaktadır. 2 tane terminali bulunmaktadır. Havaalanına ortalama yılda 30 milyon yolcu gidip gelmektedir. Havaalanından şehre gitmek için birden fazla seçenek mevcuttur ama bunlar arasında en çok tercih edilenleri tren ve Aeurobus havaalanı otobüsleridir.
Şehir içinde de ulaşımda birçok alternatif bulunmaktadır. Barselona, Avrupa’nın ulaşım konusunda ki en zengin şehirlerinin başında gelmektedir. Metro ve tramvay ağı ile şehrin birçok yerine rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Otobüs ve taksilerde ulaşımda tercih edilebilir. Diğer yandan bütün turistlerin tercih ettikleri bir ulaşım yöntemi olan Barselona Bus Turistic otobüsleri bulunmaktadır. Bu otobüsler ile şehrin bütün turistik yerlerine kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
Konaklama
Turistik gezilerde oldukça fazla tercih edilen bir şehir olan Barselona, konaklama açısından da diğer Avrupa şehirlerine göre daha ucuzdur. Metro ağının gelişmiş olmasından dolayı konaklama merkezde toplanmıştır. Metroya yakın yerlerde konaklamanız gideceğiniz yerlere çabuk ulaşmanız açısından daha uygundur.

Koroner Anjiyo Nedir ve Nasıl Yapılır?

Koroner Anjiyo Nedir ve Nasıl Yapılır?
Kalbi besleyen damarların ( koroner damarlar ) görüntülenmesi işlemine koroner anjiyo denilir. Diğer bir deyişle kalbi besleyen damarların röntgeni çekilir. Anjiyo işlemi lokal anestezi ile yapılır. Hasta uyanıktır ama ağrı duymaz. İşlem uzunluğu 15 dakikadır. Yapılan anjiyo yöntemine göre kişi işlemden sonra 30 dakika ile 6 saat arasında yatmalıdır, sonrasında ayağa kalkabilir. Koroner anjiyo, kalp damarlarının durumunu öğrenmek için kasık veya kol damarından girilerek yapılmaktadır. Başka damarlardan girilerek yapılması çok nadirdir. Giriş yapılacak yere lokal anestezi yapılır ve damarın içine bir kılıf yerleştirilir. Damar kılıfından içeri sokulan kateter kalbi besleyen damarlara ulaşır. Kateter kanalıyla koroner damarlara boya verilerek damarların filmi çekilir. İşlem bittikten sonra damar kılıfı çıkartılır. Kanamayı durdurmak için 15 – 20 dakika baskı uygulamak gerekir.
Koroner anjiyo türleri
Anjiyo türlerinden hangisinin yapılacağı işleme göre değişiklik gösterecektir. Bu duruma doktor ve hasta ile birlikte karar verecektir.
Koldan Anjiyo: Giriş el bilek damarından yapılır. Böyle bir giriş hastanın rahatı açısından daha iyidir. Koldan anjiyo yaptıktan sonra hasta hemen ayağa kalkabilmektedir. Ayrıca bilek damarına bağlı oluşacak bir sorunun ortaya çıkma ihtimali de oldukça düşüktür. Bu işlemin tek dezavantaj yönü; karmaşık olan balon – stent işlemlerinin bilek damarından yapılamamasıdır.
Kasık Anjiyo: Kasık damarından yapılan işlem sonrasında hasta en az 6 saat yatmalıdır. Bu işlem damardan anjiyoya göre daha zahmetlidir ve daha fazla problem ortaya çıkmaktadır. Kasık anjiyonun avantajı bazı kompleks balon stent işlemlerinin kasıktan yapılmasıdır. Hastanın işlemin ardından 30 dakika sonra ayağa kalkabilmesi için doktorun damar giriş yerini kapatması gerekmektedir.
Koroner Anjiyo Riskleri
Koroner anjiyonun en önemli risklerinden bir tanesi ölüm oranın binde 2 ve diğeri ise binde 1 olan inme olmasıdır. Binde 5 oranında da kasıkta veya kolda kanama ve başka problemlerin ortaya çıkmasıdır. İleri derecede kalp ve damar hastalığı olan kişilerde böyle tehlikeler ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı bu işlemi yaptırmadan önce doktorunuzdan bilgi almalı ve ona göre karar vermelisiniz.
Kişinin kalp ve damar hastalığının olduğuna şüphe götürmez bulgular var ise koroner anjiyo yapılır. Bu işleme karar vermeden önce kişinin efor testine, ekokardiyografi ve kalp sintigrafisine bakılmalıdır. Bu testler sonucunda kişide ciddi bir kalp damar hastalığı düşüncesi varsa anjiyo yapılmalıdır. Kalp krizi geçirmiş olan kişilerde, açık kalp ameliyatı ya da büyük bir damar ameliyatı geçirmiş olan hastalara da koroner anjiyo yapılabilir. Ritim bozukluğu ve kalp yetmezliği kişide kalp damar hastalığını düşündürüyorsa bu kişilerde koroner anjiyo yaptırabilir.
 

Kıl Batıklarını Giderme Yöntemleri

Kıl Batıklarını Giderme Yöntemleri
Ağda veya epilasyon aleti ile yapılan alımlar neticesinde bacaklarda batıklar oluşmaktadır. Bu durum birçok kadının ortak sorunudur. Estetik görünüm açısından bacaklara gölge düşüren bir durumdur. Önlem alınmadığı takdirde bacaklarda lekelenmelere ve yaralara sebep olabilir.
Epilasyon işlemi sırasında yapılan hatalar batık oluşmasının başlıca sebebidir. Bunun yanında elektrikli epilasyon aleti kullanmakta batık oluşumunu sağlamaktadır. Bunun sebebi ise elektrikli epilasyon aletleri kılları her yönde alabilmektedir. Üst üste birkaç defa jilet kullanılması da kişide batık olmasına neden olur. Bazen batık oluşumu kişinin cildiyle de yakından ilgilidir. Çünkü her epilasyon kullanımı ve ağda sonrasında bütün kadınlarda batık oluşacak diye bir kural yoktur. Bacaklarda meydana gelen batıkları yok etmede en etkili teknik kuru kese yapılmasıdır. Bu teknik ile bacaklarda oluşan batıklardan en kısa sürede kurtulursunuz ama cildiniz zarar görür. Özellikle de hassas bir cilde sahipseniz o zaman bu kuru kese yöntemini kesinlikle yapmayın. Batıklar ile baş etmenin diğer bir yolu ponza taşıdır. Ponza taşı ile hafif bir şekilde ve deriyi rahatsız etmeyecek şekilde kese yapınız. Banyo sırasında orta sertlikte bir kese ile ölü ciltleri alıp, bacaklarda batıkların oluşmasına izin vermezsiniz. Cilt için uygun nemlendirici yağlar kullanılarak cilt yumuşatılır. Böylelikle kılların ciltten rahatça çıkması sağlanır. Bacaklarda ki batıklar için kullanılabilecek en uygun yağlar biberiye ve gül yağlarıdır. Kıl köklerine doğrudan etki ederek ve kıl yoğunluğunu arttıran badem ve susam yağlarını tercih etmeyiniz.
Ağdadan sonra cildinize süreceğiniz herhangi bir nemlendirici krem ciltteki tahribatı azaltacak ve bacaklarda batıkların oluşumunu engelleyecektir. Ağda yaptıktan sonra cildinize tüy azaltıcı losyon ya da serum sürünüz. Çünkü bu tür malzemelerin içinde kılları yumuşatan maddeler bulunmaktadır. Batıklardan tamamen kurtulmak istiyorsanız size önerebileceğimiz en etkili yöntem lazer epilasyon yöntemidir.
Batık Oluşumu Nasıl Önlenir?
Kıllarınız çok uzun olduğu zaman ağda yapmaktan kaçınınız. Çünkü uzun kıllar çekilirken kırılır. Ağda yaptıktan sonra tüy azaltıcı losyon veya krem kullanın. Böyle bir uygulama zaman içinde tüylerin azalmasına sebep olur ve batık riski en aza iner. Bacaklara haftada en az 2 – 3 defa peeling yapılmalı. Bu sayede ciltteki ölü deri atılır ve batık oluşumu engellenir. Duş sırasında kese yaparken orta sertlikte bir kese kullanın. Elektrikli epilasyon aletleri yerine mümkünse alternatif epilasyon tekniklerini tercih edin. Kıllarınızı ağda ile alabiliyorsanız kılların çıkış yönünde alınmasına dikkat ediniz. Bacaklarınıza düzenli bir şekilde yapacağınız peeling ve nemlendirme işlemi batık oluşumunu büyük ölçüde azaltacaktır.

İşlenmiş Gıdaların Sağlığa Zararları Nelerdir?

İşlenmiş Gıdaların Sağlığa Zararları Nelerdir?
İşlenmiş gıdaların tatları güzel, her yerde bulabilirsiniz ve en önemlisi hazırlanması çok basit. Bu tür gıdalar bugünün yaşam koşullarına en uygun gıdalardır. Zamanı olmayanlar ve hızlı yaşanlar için en kolay yemek grubudur. Tüketilmesi ve hazırlanması kolaydır. Yalnız bu yiyecek grubu hayatımıza özellikle de sağlığımıza hiçbir şey katmıyor. Tam tersi sağlığımızdan çok şey alıp götürüyor ve ciddi hastalıkların oluşumuna zemin hazırlıyor.
İşlenmiş gıdaların en önemli özelliği bağımlılık yapmaları ve bundan dolayı kişinin fazla yemesine sebep olmasıdır. İşlenmemiş gıdalarda yağ, protein, lif, karbonhidrat ve su bulunmaktadır. Gıdalar işleme girdikten sonra bu besin değerlerini kaybeder. Çok işlenmiş ya da daha konsantre hale getirilmiş gıdalar tüketmek kişilerde dopamin hormonun salgılanmasını sağlayabilir. Bu ise bağımlılık yapar. Gıda besin içeriği açısından fakir olur ama kişiye verdiği yeme zevki had safhadadır. Gıda bağımlılığı sırasında yediğiniz gıdanın daha lezzetli olduğunu düşünürsünüz. Bu durum kendinizi daha iyi hissetmenize yol açar ve sizde tekrar yeme isteği uyandır. Böylece bağımlı hale gelirsiniz. İşlenmiş gıdalarda bulunan fazla fruktozlu mısır şurubu, şeker ve MSG maddeleri kilo alımı ve şişmanlık ile yakından ilgilidir. İşlenmiş gıdalar yüzünden vücutta dengesiz bir eko sistem ortaya çıkar. Bunun sonucu olarak da sindirim sisteminde birtakım problemler ve bazı yiyeceklere karşı aşırı istek duyma durumları meydana gelir. Vücudumuzda bulunan yararlı bakterilerde doğal gıdalar yendiği zaman yaşamlarını sürdürür yapay gıdalar onların ölmesine neden olur. İşlenmiş gıdaların besinleri birbiri ile uyumluluk göstermez. Örnek olarak pizzayı ele alalım. Pizzanın içinde peynir, et ve hamur vardır. Bu besinler birbiri ile uyumlu olmadığından sağlığımızı tehdit eder. İşlenmiş gıdaların üretiminde kullanılan gıdalar ücret ve besin olarak en ucuz olanlarıdır. Kullanılan yağ rafine yağdır. Bu yağlar kalbi, beyni, hormonları ve vücudun diğer organlarına zarar verir. Organik ve işlenmemiş yağları tercih etmek en doğru olanıdır. İşlenmiş gıdaların üzerinde yer alan etiketler çoğu zaman tüketicinin yanılmasına neden olur. Birçok üretici firma besinlerde şeker olmadığını iddia etse de gıdalarda yüksek oranda fruktozlu mısır şurubu olarak bilinen agav bulunur. İşlenmiş gıdaların aşırı tüketilmesi kanser hastalıklarına davetiye çıkarmaktadır. Aşırı derecede işlenmiş gıdalar tüketmek kişinin yanlış beslenmesine ve uzun dönemde kısırlığa neden olmaktadır.
Dengeli beslenmek ve sağlıklı olmak yediğimiz yiyecekler ile yakından ilgilidir. Kolay ve pratik diye işlenmiş gıdalar seçmek sağlığımızı riske atmaktır. Sağlıklı bir yaşam ve sağlıklı bir nesil için yediğimiz ve içtiğimiz gıdalara ve içeceklere çok dikkat etmeliyiz.

Hızlı Tırnak Uzatmak İçin Öneriler

Hızlı Tırnak Uzatmak İçin Öneriler
Tırnakların uzamasına yardımcı olan ana etken sudur. Bunun için tırnakları devamlı olarak nem ve sıvı kürleri ile beslemek gerekir. Tırnaklar kadınların vücutlarında en çok dikkat ettikleri yerlerden biridir. Tırnakların bakımlı ve güzel olması kadın güzelliğinin bir parçasıdır.
Tırnakların törpülenme şekli onların uzamasında etkili bir rol oynamaktadır. Tırnakların kare şeklinde törpülenmesi onların kısa bir süre sonra kırılmasına ve uzamamasına neden olur. Tırnakların yuvarlak törpülenmesi onların fazla kırılmasını engelleyecek ve uzamaları kolaylaşacaktır. Bunun yanında tırnakların belli aralıklar ile törpülenmesi tırnak uzamasını çabuklaştırmaktadır. Törpüleme işlemi tırnak kenarlarından ortaya doğru ve aynı yöne doğru olmalıdır. Manikür yaptırırken tırnak etlerinin geri doğru itilmesi tırnakların daha hızlı uzamasında bir diğer etkendir. Tırnaklarınızı havalandırmayı ihmal etmeyin. Tırnaklarınızda devamlı oje olması tırnakların hava almasını engelleyecektir. Bu durumda tırnakların yavaş uzamasına neden olacaktır. Hafta bir iki gün tırnaklarınızı doğal bırakın ve hava almasına izin verin. Tırnaklarınıza aseton kullanımını azaltın. Devamlı olarak oje kullanıp daha sonra onları aseton ile çıkarmak tırnakların kurumasına neden olur ve tırnaklar kat kat soyulup kırılır. Tırnaklarınıza aseton kullandıktan sonra onları bol su yıkamalısınız ve ardından onlara nemlendirici sürmelisiniz. Gün içerisinde yapılan işler nedeniyle tırnaklar çabucak kırılmaktadır. Özellikle ev işlerinde tırnaklarınızı ve ellerinizi korumak için koruyucu eldiven kullanmanız doğru bir davranış olacaktır. Çok sık aralıklar ile ellerinizi yıkamaktan sakınınız. Çünkü fazla su tırnakların kurulmasına ve ardından kırılmasına neden olur. Vücut metabolizmasının normal şekilde çalışması ve hücrelerin yenilenmesi için gerekli olan mineral, vitamin, protein ve yağların yeterli miktarda vücuda alınması gerekir. Yalnız diyet sonucu yetersiz besin alımından dolayı kişide tırnak gelişimi sekteye uğrayabilir. Bol su içilmesi tırnakların uzaması için elzemdir. Tırnaklarınızı nemden mahrum etmeyiniz. Günde en az bir defa olmak üzere tırnaklarınıza ve ellerinize nemlendirici sürünüz. Tırnaklarınız ince ve çabuk kırılıyorsa onlara besleyici cilalar sürebilirsiniz. Ayrıca cilanın yanında tırnakları besleyen badem yağı ve zeytinyağı gibi doğal ürünlerden de yararlanabilirsiniz.
Yukarıda saydığımız etkenler tırnaklarınızın sağlıklı ve hızlı bir şekilde uzamasına yardımcı olacaktır. Bu öneriler sayesinde sizde istediğiniz tırnaklara kavuşacaksınız.

El Bakımı İçin Önemli İpuçları, Ellere Bakım Nasıl Yapılır?

Ellere Bakım Nasıl Yapılır?
Bakımlı ellere sahip olmak isteyen bayanlar en az haftada bir defa olmak üzere ellerine manikür yaptırmalıdır. El bakımı için manikür gereklidir ve bunu alışkanlık haline getirmeniz gerekir. Ellere yapılan bakım sayesinde ellerdeki kırışıklıklar, çatlama ve soyulma sorunları ortadan kalkacaktır. El bakımı ile ilgili size bazı bilgiler vermek istedik.
El Bakımı İçin Önemli İpuçları
Gece yatmadan önce mutlaka elleriniz el kremleri ile masaj uygulayın. Eğer el kreminiz yoksa ya da bitmiş ise bu sefer ellerinize vazelin sürün. Eldiven ile yatmak ellerinizin daha yumuşak olmasını sağlamasının yanında el çatlaklarınıza da iyi gelir. Ellere masaj yapmak kan dolaşımını hızlandırdığı için kılcal damar oluşumunu azaltır. Avuç içiniz ile ellerinize masaj yapabilirsiniz. Bu arada avuç içlerinize de masaj uygulamayı ihmal etmeyin. Gliserin ile salatalık suyunu karıştırarak ellerinize sürebilirsiniz. Zeytinyağı ile misket limon suyunu karıştırarak ellerinize masaj yaparak sürünüz. Alerji probleminiz bulunmuyorsa gliserin, misket limon ve domatesi karıştırdıktan sonra yatmadan önce ellerinize sürebilirsiniz. Bal ve portakal suyu ile yapacağınız masaj ellerinize oldukça iyi gelecektir. 5 damla gül suyu, 1 çorba kaşığı limon suyu ve gliserini güzelce karıştırın. Yatmadan önce karışımı ellerinize sürünüz. Ellerinizin çatlamaması için  ½  limon suyunu ve 1 çorba kaşığı şekeri karıştırın. Daha sonra bu karışımı ellerinize sürün. Evde temizlik yaparken deterjanları çıplak eller ellemeyin. Mutlaka ellerinize eldiven kullanın.
Sizlerde pamuk gibi ellere sahip olabilirsiniz. Tek yapmanız gereken bazı noktalara dikkat etmektir. Masrafsız ve zahmetsiz şekilde istediğiniz yumuşak ellere sahip olabilirsiniz.

Bu otomobil 3D yazıcıyla üretildi

ocal Motors firmasının geliştirdiği 3 boyutlu baskı teknolojisi ile üretilen elektrikli otomobil ‘Strati’ satışa sunuldu. Mikro fabrikalarda 44 saatte basılan üretilen araç 80 kilometre hıza ulaşıyor. Pahalı ve karmaşık bir fabrikada robot teknolojisi, tonlarca metal, emek, zaman ve para harcayıp yeni bir otomobil geliştirmek yerine Local Motors, otomobillerini mikro fabrikalar kullanarak bunu 3 boyutlu yazıcılar iye yapmaya karar verdi.
ocal Motors firmasının geliştirdiği 3 boyutlu baskı teknolojisi ile üretilen elektrikli otomobil ‘Strati’ satışa sunuldu. Mikro fabrikalarda 44 saatte basılan üretilen araç 80 kilometre hıza ulaşıyor. Pahalı ve karmaşık bir fabrikada robot teknolojisi, tonlarca metal, emek, zaman ve para harcayıp yeni bir otomobil geliştirmek yerine Local Motors, otomobillerini mikro fabrikalar kullanarak bunu 3 boyutlu yazıcılar iye yapmaya karar verdi.
ocal Motors firmasının geliştirdiği 3 boyutlu baskı teknolojisi ile üretilen elektrikli otomobil ‘Strati’ satışa sunuldu. Mikro fabrikalarda 44 saatte basılan üretilen araç 80 kilometre hıza ulaşıyor. Pahalı ve karmaşık bir fabrikada robot teknolojisi, tonlarca metal, emek, zaman ve para harcayıp yeni bir otomobil geliştirmek yerine Local Motors, otomobillerini mikro fabrikalar kullanarak bunu 3 boyutlu yazıcılar iye yapmaya karar verdi.
ocal Motors firmasının geliştirdiği 3 boyutlu baskı teknolojisi ile üretilen elektrikli otomobil ‘Strati’ satışa sunuldu. Mikro fabrikalarda 44 saatte basılan üretilen araç 80 kilometre hıza ulaşıyor. Pahalı ve karmaşık bir fabrikada robot teknolojisi, tonlarca metal, emek, zaman ve para harcayıp yeni bir otomobil geliştirmek yerine Local Motors, otomobillerini mikro fabrikalar kullanarak bunu 3 boyutlu yazıcılar iye yapmaya karar verdi.

Apple Bu Çeyrekde 46 Milyon İPhone Satabilir

Piper Jaffray’in Apple’ın için mali rehberliğini  yaptığı analiz raporunda önümüzdeki çeyrek için satışların artıracağı tahmininde bulundu.
Apple bu çeyrek 46 Milyon İPhone satmayı hedefliyor bu hedefini ise geçen seneki son çeyreğindeki 35 Milyonluk satışından alıyor.
Mali rehberliğinin analizine dayanan Apple Nisan ile Haziran ayları  arasında 46 Milyonu İPhone satışını hedefliyor.
Apple bu analizlere çok güveniyor olabilir ama borsadaki durumlar Apple’ın satışında büyük bir rol oynayabilir.Bu durumun cevabını önümüzdeki çeyrek hep beraber izleyeceğiz.

Wolfenstein: The Old Blood sistem gereksinimleri açıklandı

Wolfenstein: The New Order’dan sonra seriye gelecek yeni oyun olan The Old Blood için sistem gereksinimleri açıkladın.Eğer The New Order’ı sorunsuz oynamışsanız büyük ihtimal The Old Blood’u da sorunsuz oynayacaksınız gibi görünüyor.Oyun için gerekli donanım özellikleri şöyle sıralanmış:
Minimum Gereksinimler:
CPU: Intel Core i5-2500 yada AMD FX-8320
RAM: 4GB
Ekran Kartı: Nvidia GeForce GTX 560 yada AMD Radeon 6870 with 1GB VRAM
Tavsiye edilen Gereksinimler:
CPU: Intel Core i7 yada AMD FX-8350
RAM: 8GB
Ekran Kartı: Nvidia GeForce GTX 660 yada AMD Radeon R9 280 with 3GB VRAM

Ayrıca her türlü 38 GB depolama alanı ve bir internet bağlantısına ihtiyacınız olacak.Wolfenstein: The Old Blood’un 1 Mayısda ön yüklemeye açılması ve 5 mayısda oynanabilir olması bekleniliyor.

Exit mobile version