Erken Doğumunun Belirtileri Nelerdir?

Erken Doğumunun Belirtileri Nelerdir?

Doğum olayının 36. haftası tamamlanmadan önce başlamasına erken doğum tehdidi olayın bebeğin doğumuyla sonuçlanmasına ise erken doğum adı verilir. Erken doğan bebeklerde vücut organları özellikle akciğerler tam olarak gelişmemiştir. Bebeklerin neden erken doğdukları hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Bu olayın birden çok sebebi olabilir. En önemli neden çoğul gebelik olabilir. Bunun yanında rahim içinde ve dışında oluşan enfeksiyonlar, birden fazla gebelikler, amniyon sıvısının fazla olması, rahmin yapısal bozuklukları, rahim iç tabakasında olan kanamalar, genetik etkenler ve doğuma neden olan fizyolojik mekanizmanın erken başlaması gibi faktörler erken doğumda rastlanılan en sık nedenlerdir.
Bazı anne adayları erken doğum riskini taşımaktadır. Bu anne adayları arasında; yaşı 17’nin altında ve 35 yaş üstünde olanlar, çoğul gebelik yaşayanlar, daha önceki doğumlarında düşük veya erken doğum yapmış olanlar, bazı sistemik ve enfeksiyon hastalığı olan kadınlar, fiziksel veya ruhsal bir stres geçirenler, kilosu düşük olan anneler, sigara içenler, hamileliğinde vajina kanaması olanlar, tekrarlayan düşük olayları, rahimlerinde şekil bozuklukları olan kadınlar, rahim ağzından doğuştan gelen yapı bozuklukları veya rahim ağzından ameliyat olanların rahim ağzında yetersizliğinin olması, hamilelik döneminde karından ameliyat olanlar, rahimde miyomları olan, ağır işlerde çalışanlar, stres ve yoğun bir çalışma temposu olanlar ve düşük sosyo ekonomik düzeyde bulunan kadınların erken doğum yapma riskleri öbür kadınlara oranla daha fazladır.

Belirtiler ve Tedavisi

Kadının doğum sancıları başladığı zaman rahimde bir açılma olur. Eğer bu açılma yok ise bu durum erken doğum tarifine uymaz. Erken doğumda sancılar düzenli olur ve rahim ağzında değişiklik meydana gelir. Kasılmalar bazen anne adaylarında kendini ağrı ile belli ederken bazı anne adaylarında hiçbir ağrı görülmez. Diğer belirtiler arasında; pelviste dolgunluk hissi olması, regl ağrısına benzer ağrılar olması, bir türlü geçmeyen bel ağrıları, vajinal akıntıda çoğalma olması veya akıntının niteliğinde değişiklikler olması, ishal ile birlikte ortaya çıkan bağırsak krampları bulunur. Anne adayında erken doğum sinyalleri alınıyorsa öncelik olarak hem anne hem de bebeğin sağlık durumları değerlendirilir. Acil doğum gerektiren doğumlar dışında tıbbi tedavi ile erken doğum durdurulabilir ya da geciktirilebilir. Anne adayı yatak dinlenmesine alınır ve damar yolundan sıvı takviyesine başlanır. Eğer anne adayında kasılmalar azalırsa ve rahim ağzında herhangi bir değişiklik yoksa anne adayı sıkı takip altına alınır. Yalnız bütün alınan önlemlere rağmen kasılmalar devam ediyorsa ve ilk kontrolde rahim ağzında herhangi bir değişiklik saptandıysa tokoliz adlı bir ilaç verilerek rahim kasılmaları durdurulmaya çalışılır. Bu ilaç rahim açıklığı 4 santimin altında olan hastalara uygulanır. Kasılmalar gerekli tıbbi tedaviler uygulandıktan sonra tamamen durursa anne adayı bu konuda bilgilendirilir ve evde izlemeye alınır. 36. gebelik haftasından sonra kullanılan ilaçlara son verilir. Alınan tüm önlemlere rağmen kasılmalar durmaz ise doğum eylemi başlayabilir.
 

Yüz Dolgusu Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Yüz Dolgusu Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Cilt dolgusu, ciltte bulunan ince ve derin kırışıklıkları ortadan kaldırmak, sarkmalara engel olmak, yara izlerini yok etmek, ciltte bulunan çukurları temizlemek, ince olan dudakları kalınlaştırmak, dudakları şekillendirmek ve elmacık kemiğini şekillendirmek için cilt altına yapılır. Yüz dolgusu yapıldıktan sonra kişi daha genç bir görünüm elde eder. Yüzdeki yorgun ifade yüz dolgusu sayesinde ortadan kalkar. Yıllar geçtikçe ciltte elastik lif, kolajen lif, yağ tabakası ve hyaluronik asitte azalma olur. Buna bağlı olarak ciltte kırışıklıklar ve sarkmalar meydana gelir. Özellikle bu kırışıklıkların ve sarkmaların görüldüğü yerler göz, dudak etrafı, çene, boyun, burun ve alın bölgeleridir.
Yüzün alt tarafında meydana gelen sarkma ve kırışıklıkların giderilmesinde yüz dolgusu başarılı bir şekilde uygulanır. Ağız bölgesinde bulunan dudağa dolgu daha çok dudağın dolgun ve genç görünmesi için dolgu enjeksiyonu uygulanır. Bu yöntem ciltte meydana gelmiş olan derin yara ve sivilce izlerini yok etmekte de kullanılabilir. Yüz dolgusu sırasında kırışıklık, iz ve sarkmaların olduğu bölgelerin altında bulunan derideki çöküklük giderilir. Uygulanan alana dolgunluk sağlayarak etki eder. Uygulanan bölgede ki kırışıklıklar ve çukurlar dolgu maddesinin sayesinde azalır ya da kaybolur. Bazı durumlarda uygulanan dolgu maddesi cildin kolajen maddesini arttırıcı etki yapmaktadır. Dolgu maddeleri ince bir iğne yardımıyla küçük miktarlarda sorunlu olan bölgeye yani kırışıklık bölgesine veya dudaklara yapılır. Dolgu işlemi 20 – 30 dakika arasında sürmektedir. Uygulamadan sonra kişi normal hayatına dönüş yapabilir. Dolgunun kalma süresi kişiden kişiye değişiklik gösterse de genel olarak süresi 8 – 18 ay kadardır. Uygulama bittikten sonra bölgede geçici olarak şişlik, kızarıklık, morluk ve hassasiyet oluşabilir. Görülen bu yan etkiler kısa sürede ortadan kalkar. Morluklara kapatıcı kullanılabilir. Özellikle morluklar ileri yaşlarda daha fazla olur çünkü damarlar zayıflar. Bu durumu arnika ya da K vitamini kremler sürerek giderebilirsiniz. Uygulamadan önce parasetamol dışında kalan ağrı kesicilerden aspirin ve kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmamalıdır. Yüz dolgusu yaptırdıktan sonra iki gün boyunca ağır sporlar yapılmaz. Sırt üstü yatmak iyi gelecektir. Aşırı sıcak banyo yapmaktan kaçınmalıdır. Yüze hafif şekilde masajlar yapılabilir. Uygulamadan sonra buz uygulamak iyi olacaktır.
Yüz dolgusu ile şu bölgeler üstünde iyileşmeler sağlanır. Yüzdeki sarkmalar, burun kanatlarından dudak köşelerine kadar inen kırışıklıkların giderilmesinde. Ağız kenarından çeneye kadar uzanan sarkma çizgilerini düzeltmede, elmacı kemiklerini daha belirgin hale getirmek için, asimetrik dudakların düzeltilmesinde, dudaklara şekil vermede ve onların hacminin arttırılmasında. Dudak çevresinde bulunan kırışıklıkların giderilmesinde, sivilceleri ve yara izlerini yok etmede, alın çizgilerini, kaş arasında bulunan çizgileri yok etmede, kaşa şekil vermede ve burun kaldırma yapılır. Dolgu işlemi; hamile ve emziren anneler, bağışıklık sistemi hastalığı olan kişiler, cilt enfeksiyonu ya da iltihabı bulunan kişiler, hyaluronik aside karşı alerjisi olanlar, kan sulandırıcı ilaç alanlar ve gerçek üstü beklentileri olan kişilere uygulanmaz.

Cildimiz Neden Kurur?

Cildimiz Neden Kurur?

Ciltte meydana gelen kuruluğun birçok sebebi olabilir. Bunlar arasında yanlış kullanılan makyaj malzemeleri, cilt hastalıklarının olması ve diğer sebepleri sayabiliriz. Kuruyan ciltlerin daha fazla kuruyup kötü bir görüntü vermesini engellemek için bazı önlemler almak gerekir. Yapılan cilt maskeleri cildin kurumasını önlemek için en uygun yöntemlerdir.
Yaş ilerledikçe vücut deformasyona uğrar. Bu durumdan ciltte nasibi alır. Ciltte pullanmalar meydana gelir ve cildin yağ salgısında azalma görülür. Bundan dolayı yağsız kalan ciltte kurumalar ortaya çıkar. Ciltte oluşan kurumalar çeşitli hastalık ve rahatsızlıktan da kaynaklanıyor olabilir. Özellikle bir cilt hastalığı olan sedef ve egzama ciltte kurumaya neden olabilecek hastalıklardan birkaçıdır. Ciltte kurumaya neden olan bir diğer neden ise cildi aşırı ve sık olarak yıkamaktır. Yüzün çok sık aralıklar ile yıkanması nem dengesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturacaktır. Özelliklede cildin sıcak su ile yıkanması veya sıcak suya aşırı maruz kalması cildin daha hızlı bir şekilde kurumasını sağlayacaktır. Tiroit bezlerinde bir problem yaşayan insanların ciltlerinde de kuruma görülür.
Rüzgârlı havalarda devamlı dışarıda olmak ve soğuk havaya maruz kalmak cildin kurumasında bir başka etkendir. Aşırı derecede yapılan makyajlar ve yatmadan önce temizlenmeyen makyajlar cilt gözeneklerinin tıkanmasına neden olduklarından cilt kuruluğuna davetiye çıkartırlar. Soğuk havalarda cilt nasıl kuruma yapıyorsa sıcak havalarda da güneş ışınları cilt kuruluğuna neden olmaktadır. Özellikle menopoz dönemine giren bayanlarda cildin nem oranında düşüş olduğundan ciltte kurumalar ortaya çıkar. Vücuttan fazla suyun atılması için kullanılan ilaçlarda cilt kuruluğuna neden olabilmektedir. Yüzme sporu ile ilgilenen sporcularda da cilt kuruması görülebilir. Çünkü havuzda bulunan klor cilt için zararlıdır. Ciltte oluşan kuruluğu anlamak oldukça basittir. Eğer cildinize dokunduğunuz zaman elinize pullanma ve sertlik geliyorsa sizde cilt kuruması ile karşı karşıyasınız demektir. Cilt kuruluğunu doğal yöntemler ile aşabilirsiniz ama cilt kuruluğu tıbbi bir durumdan kaynaklanıyorsa ilk olarak bu sorunun çözümü yapılmalıdır.
Nemlendirici kremler kullanmak cilt kuruluğunda tercih edilen en etkili yöntemdir. Nemlendirici krem cildin rahatlamasına neden olacak ve cilt yumuşacık olacaktır. Gün içerisinde cildinizin aşırı miktarda su ile temasından kaçınınız. Çünkü her cilt yapısında yağ bulunur. Fazla miktarda su bu yağın aşınmasını sağlar ve bu aşınma yüzünden ciltteki yağ oranı azalır. Azalan yağ sonuç olarak ciltte kurumaya neden olur. Ellerinizi yıkarken ve duş almaya karar verdiğiniz zaman ılık suyu tercih ediniz. Sıcak su cildin kurumasını hızlandıracaktır. Makyajınızı yatarken mutlaka temizleyiniz. Böylelikle cildiniz hava alacaktır. Yatarken makyajınızı temizledikten sonra yüzünüzü nemlendirici sürünüz. Cildinizin aşırı miktarda kurumasını istemiyorsanız cildinizi fazla soğuklardan koruyunuz. Günde en az 2 litre su tüketmeye özen gösterin.

Manikür Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Manikür Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Bir kadının bakımlı ve güzel ellere sahip olması doğru manikür yaptırmasından geçer. Manikür yaptırırken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Bu noktaları yerine getirdiğiniz zaman hem güzel tırnaklara sahip olmuş olursunuz hem de sağlık açısından herhangi bir problem yaşamamış olursunuz. Manikür için önemli noktaları sizin için araştırdık.
Manikür yaptırmak için steril aletler ve hiç bire değmemiş havlu olması şarttır. Temizlik manikür işleminin en önemli adımıdır. Manikür için hazırlanmış, granül sabun içeren ve sıcaklılığı yaklaşık 30 derece olan suda, eller yumuşaması için bekletilir. Ellerin yumuşaması için 5 dakika yeterli olurken ayaklar için bu süre daha fazladır. Manikür işlemine başlarken ilk olarak tırnak dibi açılmalıdır. Uzamış ve maniküre hazır etlerin tırnaktan ayrılması gerekir. Bundan dolayı etler yumuşadığı için kesilmeye hazır duruma gelir. Tırnak etlerini çok derin kesmemeye dikkat ediniz. Parçalı kesimden ziyade etin tırnaktan çıkarılması bir seferde olmalıdır. Bu işlemi yaparken kullanılan makasın oldukça temiz olması gerekir. Tırnak etlerinin bir uzman tarafından kesilmesi oldukça önemlidir. Tırnakları törpülerken çok sert darbeler yapmaktan kaçınmalıdır. Yanlış törpüleme sonucu tırnakta çatlamalar ve kırılmalar meydana gelir. Tırnak törpüleme işlemine tırnağın orta yerinden başlanılır. İleri geri yumuşak ama seri hareketler ile tırnak törpülenir. En son tırnak yanları düzenlenir. Tırnak yanlarının çok sivri olmamasına dikkat edilmelidir. Bu durum özellikle ayak tırnaklarında batığa neden olur. Evde törpüleme yaparken metal törpü yerine tahta törpüler kullanmanız önerilir. Tırnağınızı küt yapmak isterseniz ortadan başlayarak törpülemeniz gerekmektedir. Küt tırnakların kullanımı ince uzun parmaklarda ve tırnak yapısı geniş ellerde daha iyi olmaktadır. Yuvarlak törpü yapmak için törpüleme işlemi yanlardan başlamalıdır. Yuvarlak tırnaklarda ağırlık yan taraflara verilir. Ortalar hafif sivrileştirilir. Bu model daha ziyade tırnak boyu kısa ve tombul olan ellerde güzel olur. Çünkü yuvarlak tırnak modeli parmakları her zaman uzun gösterir ve bu tırnaklarda koyu renk oje kullanmak daha kolay olur. Fransız manikür yaptırmak isteyenler tırnaklarını küt olarak törpülemiş olmalıdır.
Tırnak etlerini temizledikten ve tırnakları törpüledikten sonra ellere bakım yapılmalıdır. Tırnaklar havluya sürülerek kalan tortuların temizlenmesi sağlanır. Bu işlemden sonra el yüzeyine peeling uygulanır. Özellikle kış aylarında yapılan peeling kuruyan cildin canlanması için oldukça önemlidir. Peeling işleminden sonra manikürün suyuyla peeling malzemeleri temizlenir. Daha sonra cildi nemlendirme aşaması geliyor. Nemlendirici krem cilde masaj yapılarak sürülür. Tırnaklara oje sürmek için ise tırnak üstleri alkol ile temizlenir.

Tırnak Kırılmasını Nasıl Önleriz?

Tırnak Kırılmasını Nasıl Önleriz?

Tırnaklar kadınlar için oldukça önem taşır ve tırnaklarda oluşan bir kırık kadınlar için tam bir kâbustur. Peki, öyleyse tırnaklar neden kırılır? Bunun cevabını aşağıdaki yazımızda bulacaksınız.
Saç kırıklarında olduğu gibi tırnaklarda meydana gelen kırıklarda birtakım sağlık sorunlarının habercisidir. Bundan dolayı tırnakların kırılmalarını engellemek için ilk olarak sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Sağlıklı beslenme sayesinde tırnaklarımız güçlenir ve beslenir. Tırnaklarda oluşan kırılmaların en büyük sebeplerinden bir tanesi kalsiyum eksikliğinin olmasıdır. Bundan yola çıkarak A ve C vitamini içeren besinleri yeterince vücudumuza almamız gerekmektedir. Ayrıca vücutta su eksikliğinin olması da tırnakların kırılmasına neden olmaktadır. Günde en az sekiz bardak su içilmesi tırnak sağlığı açısından son derece önemlidir. Fazla uzamış olan tırnakların temizlenmediği zaman kırılması normal bir süreçtir. Bundan dolayı tırnakların haftada bir defa kesilmesi veya törpülenmesi gerekir. Tırnaklara fazla miktarda kimyasal kullanılması tırnakların direncinde düşüşe sebep olmaktadır. Bunun için tırnaklara kullanılan aseton miktarı sınırlı sayıda olmalıdır. Tırnaklarımızın kırılmasını engellemek için ilk yapmamız gereken onları güçlendirmeye yönelik tedbirler almaktır. Sağlıklı ve düzenli beslenme tek başına yeterli olmaz. Bunun yanında evde kendinizin hazırlayacağı tırnak bakım kürleri size oldukça fazla yardımcı olacaktır. Size vereceğimiz bazı kürler ile tırnaklarınızı güçlendirebilirsiniz.
Bir tas ılık suyun içine 1 tatlı kaşığı limon suyu ekleyin. Daha sonra buna 1 çorba kaşığı tuz, 1 çay kaşığı zeytinyağı ve 1 çay kaşığı sirke koyunuz. Daha sonra ellerinizi yaptığınız bu karışımın içine sokunuz ve ellerinizi karışımın içinde tutabildiğiniz kadar tutunuz. Bu karışımı uygulamayı düzenli olarak her akşam tekrar ederseniz belli bir zaman sonra tırnaklarınızın güçlendiğini fark edeceksiniz. Ayrıca tırnaklarınızın çabuk uzaması için de bu karışımı uygulayabilirsiniz. Diğer başka bir kür ise tırnakların badem yağı ve limon suyu ile ovulmasıdır. Tırnaklarınıza tarif edilen şekillerde bakım yaparsanız kısa bir süre sonra tırnaklarınızın güçlendiğini göreceksiniz. Birde tırnaklarda oluşan ve hoş görünmeyen beyaz lekeler vardır. Tırnaklarda oluşan bu lekelerin çoğu zaman vitaminsizlikten oluştuğu düşünülür ama bu lekelerin vitaminsizlikle bir ilgisi bulunmamaktadır. Tırnaklarda oluşan beyaz lekelerin oluşmasının en büyük nedeni vücutta oluşan çinko eksikliğidir. Çinko, vücuda yeterli miktarda alınmadığı zaman tırnak problemleri yanında yaraların geç iyileşmesine, sancılı bir regl dönemi geçirilmesine, akne, büyüme ve gelişme gibi problemlerin ortaya çıkmasına neden olur.

Dil Neden Şişer?

Dil Neden Şişer?

Dil şişmesi çeşitli hastalıklar ve bozukluğun olduğu anlamına gelmektedir. Bir dilde şişme ciddi bir alerjik reaksiyonda da kaynaklanıyor olabileceği gibi dilin ısırılmasından da kaynaklanıyor olabilir. Glossit adı verilen bir hastalıkta dilde şişmeye neden olabilir. Bu hastalığa bakteri, maya ve virüs enfeksiyonlar yol açabilir. Böyle bir durumda dilde şişlik ve renk değişimi en belirgin özelliktir. Dilde şişmeye neden olabilecekler arasında ayrıca tahriş edici ve sıcak yiyeceklerin yenmesi, fazla baharatlı besinler yenmesi ve sigara ve alkol kullanılması sayılabilir. Ağız içinde oluşan enfeksiyonlarda dilde şişmenin olmasına neden olabilir.

Nedenleri

Vücudun verdiği alerjik tepkiler dil ve boğaz bölgesinde kendisini şişlik olarak belli eder. Bu belirtiye ek olarak hapşırma, öksürük, solunum yollarında tıkanma, kaşıntı ve kızarıklık gibi belirtiler görülür. Bazı olaylarda dil aşırı miktarda şişer ve boğazı tıkadığından solunum engellenir. Alerji nedeniyle oluşan belirtiler vücudun bir bölümünde ya da tamamında ortaya çıkabilir. Öpüşme hastalığı olarak da bilinen mononükleoz kişiye tükürük yoluyla bulaşır. Bulaşan virüs kişide uzun bir süre yorgunluk hissi olarak belirti verir. Kişi virüsü hayatı boyunca taşır. Virüs, bazen aktif bazen de uyku dönemine geçer. Öpüşme hastalığının diğer belirtileri arasında yorgunluk, ateş, dilde şişme ve boğaz ağrısı vardır. Hasta dinlenince belirtiler hafifler. Ateşin düşmesinde ve boğaz ağrısının geçmesinde ilaçların alınması gerekiyor.
Dil kanserinin zamanında teşhis edilip tedavisi yapılmadığı zaman kişinin ölümüne neden olabilir. Dil şişmesi belirtisi dışında ağız içinde meydana gelen bir uyuşma, kanama, ağrı, dilin üstünde kırmızı lekelerin oluşması, lenf bezlerinin şişmesi, kulak ağrıları ve beyaz lekeler gibi belirtiler görülebilir. Yalnız bu belirtiler enfeksiyonlarda dâhil olmak üzere birçok hastalığın işareti olabilir. Bunun için doktora gidilmesi gerekiyor. Teşhis için fiziksel muayenenin ardından biyopsi de istenebilir. Dil iltihaplanması dilde şişmeye ve boğaz ağrılarına neden olur. Dil iltihaplanmasının diğer nedenleri arasında; oral herpes adlı viral ya da bakteri kökenli enfeksiyonlar, mantar, demir eksikliği anemisi, sigara, baharatlı yiyecekler veya sıcak gıdalar yenmesi bulunmaktadır. İltihaplanan dilde renk değişiklikleri olur, kişide konuşma ve yutkunma güçlüğü meydana çıkar ve dilin rengi solabilir. Eğer dilde şişlik sık bir şekilde ortaya çıkıyorsa ve uzun bir süre devam ediyorsa bu durumda hiç vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Dil şişmesinin nedeni öğrenilip hemen tedaviye başlanılmalıdır.

Kaşlarımız Neden Dökülür ve Tedavisi

Kaşlarımız Neden Dökülür ve Tedavisi

Her 100 kişiden 1’nde görülen kaş dökülmesi fazla önemsenmeyen bir durumdur. Tıbbi adı kaş madarozisi’dir. Kaşlardaki ani azalma ve dökülme için kullanılır. Kaşlardaki dökülme sebebine göre kalıcı ve geçici olabilir.

Nedenleri

Kaş dökülmesinin sorununa çare bulmak ve onu tam olarak çözmek için altında yatan nedeni bilmek gerekir. Kaş dökülmesinin en yaygın nedenleri arasında şunları sayabiliriz. Kaşlardaki dökülmenin ilk nedeni fazla kaş aldırma ve kaş boyası kalemi ve tozunun aşırı miktarlarda kullanılmasıdır. Kaşlara şekil vermeye çalışırken kaş aldırmanın kalıcı olarak eksilmeye yol açtığı bilinmelidir. Bundan dolayı kaş aldırma olayını ancak çok gerekli olan durumlarda yapmanız en uygun hareket olacaktır. Kaşlarınıza kaş kalemi uygularken de kaşlarınıza fazla baskı uygulamaktan kaçının çünkü yapacağınız fazla baskı kaşlarınızın dökülmesine neden olacaktır. Kaş dökülmesinin bir diğer nedeni ise yeterli şekilde beslenmemektir. Gıdalardan yeterli miktarda besin maddelerini alamayan kişilerde saç, kıl ve kaşların büyümesi için ortam oluşmaz.
Protein, vitamin ve mineral eksikliği kaş dökülmesine neden olduğu gibi saç ve vücut kıllarının da dökülmesinde etkendir. Sülfür minerali de kaşlar için önemli bir maddedir. Vücuda yeterli miktarda alınmadığı zaman kaş dökülmesi görülür. Tiroit yetersizliği kaş ve saç dökülmesinin nedenlerinin başında gelmektedir. Tiroit yetmezliğinin belirtileri arasında kronik yorgunluk, kabızlık, kilo alma, cilt kuruluğu ve genel bir zayıflık durumu gelmektedir. Kaş dökülmesi olayı ise daha sonraları görülür. Egzamanın bir başka türü olan atopik dermatit gibi deri hastalıkları da kaş dökülmelerine neden olabilir. Böyle bir durumda kaşıntılı ve kızarıklık olur. Eğer hastalık göz etrafındaki deriyi etkilerse iltihaplanma, şişkinlik ve kaş dökülmesi görülür. Cildi aşırı hassas olan kişiler kozmetik ürün kullandıkları zaman durum daha da kötüleşebilir. Kemoterapi gibi kanser tedavileri sırasında kaş ve saç dökülmeleri görülür. Kişi ilaçları almaya başladıktan 2 hafta sonra saçlarda ve kaşlarda dökülmeler olur. En çok cilt kanseri hastaları etkilenir.
Saçkıran hastalığı da sadece saçlarda değil kaş, sakal ve vücut kıllarında dökülmeye neden olan bir hastalıktır. Kaş bölgesini bir yere çarpmak ya da o bölgeye darbe almakta kaşlarda dökülmeye neden olabilir. Cilt beni ve siğil gibi oluşumlar kaşların doğal büyüme düzenini sekteye uğrattıkları için kaşların dökülmesine sebep olabilmektedir. Bazı tür antidepresan ilaçlar ile tansiyon ilaçları kaşların dökülmesine neden olmaktadır. Mantar enfeksiyonları kafa derisinde ve kaş kısmında ortaya çıkabilir. Bu durum saçların ve kaşların dökülmesine neden olabilir. Kaşıntıya neden olan bitler de kaşların dökülmesine neden olabilir. Hansen halk arasındaki adı ile cüzam hastalığı kaş dökülmesinin bir başka nedenidir. Bu hastalık günümüzde çok nadir olarak görülmektedir. Bu hastalığın nedeni bir bakteridir ve göz etrafındaki cildi de etkileyerek kaşların dökülmesine neden olur.

Tedavisi

Tedavide ilk aşama kaş dökülmesine neden olan durumu bulup ortadan kaldırmaktır. Eğer kaş dökülmesine makyaj malzemeleri neden oluyorsa ya bu malzemeleri kullanmayı bırakacaksınız ya da kullanımını çok aza indireceksiniz. Başka hastalık ya da problemlerden şüphe ediyorsanız o zaman uzman bir doktora başvurmanız gerekmektedir. Cildinizde atopik dermatit hastalığı var ise o zaman cilde zarar veren cilt bakım ürünlerinden ve sabunlarından uzak durmalısınız. Saçkıran hastalığından dolayı kaş dökülmesi yaşıyorsanız kortikosteroid iğnelerini kaşların döküldüğü yerlere uyguladığınız zaman kaşlar yeniden çıkmaya başlayacaktır. Kaş foliküllerinin güçlenmesini sağlayarak onların tekrar çıkmasına neden ürünler kullanabilirsiniz. Tiroit yetmezliğinden muzdarip olan kişiler hormon tedavisi ile bu hastalıklarından kurtulabilirler. Bunun yanında kaş dökülmeleri de son bulacaktır. Bu saydıklarımız herhangi bir sonuç vermez ise kaş ekimi yöntemini deneyebilirsiniz. Bunun yanında hiçbir şeye para vermeden doğal yöntemler ile de kaş dökülmesini engelleyebilirsiniz.
 
 

Uçuğun Nedenleri ve Tedavisi

Uçuğun Nedenleri ve Tedavisi

Genellikle dudak ve ağız çevresinde kendisini kaşıntı ile belli eden uçuklar içi sıvı dolu kabarcıklar şeklinde çıkar ve sonra patlayarak yara görünümünü alırlar. Uçuk, ağrı ve acı verir. Yemek yemeği, konuşmayı ve gülmeyi zorlaştırırlar. İyileşmeleri için en az birkaç haftanın geçmesi gerekir. Uçuklara virüsler neden olur. Uçuğun oluşmasına neden olan virüslere tıp dilinde “ Herpes Simpleks Virüsleri “adı verilmektedir. Soğuk algınlığı ve stres uçuk virüsünü harekete geçirir. Yalnız ağız bölgesinde ve yüz bölgesinde ortaya çıkan uçuğun temel nedeni çok büyük bir ihtimalle küçükken uçuk virüsünün kapılmış olmasıdır.
Bu virüsten tamamen kurulmak ne yazık ki mümkün değildir ama uçuğun çıkmasını önlemek için bazı önler alınabilir. Uçuk oluştuktan sonra bunun zaman içinde tekrar çıkma olasılığı oldukça yüksektir. Bazı kişilerde uçuk, yıl içerisinde 2 veya 3 defa çıkabilir. Fakat uçuk virüsü kapmış olan bazı kimselerde uçuk hayatları boyunca bir defa görülür. Bunun yanında virüsü taşıdığı halde hiç uçuk çıkmayan insanlarda vardır. Virüs bu tür insanlarda uyku durumundadır. Virüs, sinir hücrelerinde uykuya geçtikten sonra yaşam boyu hiç aktif hale gelmeyebilir. Uçuk virüsünün ayrı şekillerde sınıflandırılan 8 türü vardır. Uçuk virüsleri en çok tükürük ve yakın temas yoluyla bulaşırlar. Virüsü taşıyan kimsenin tükürüğünden, ortak kullanılan eşyalardan ya da cinsel ilişki sonucu bulaşabilir. Virüsün bulaşması için ortada uçuğun olması gerekmiyor. Bundan dolayı da kişi önlem almada zorlanıyor. Birçok insan virüsü zaten çocukken kapmıştır. Örneğin küçük çocukları öpme ya da onları sıkarak sevmek uçuk virüsünün bulaşması için yeterli bir nedendir. Öpüşmek, çatal, bıçak, kaşık, makyaj malzemeleri ve tıraş bıçağı gibi malzemeleri ortak kullanmak virüsün bulaşması için yeterli olmaktadır. Uçuk virüsü kolay bulaşan bir virüstür.

Uçuğun Çıkma Sebebi Nedir?

Uçuğun ana sebebi virüslerdir. Stres, uçuğa neden olabilir yalnız vücudunuzda uçuk virüsü var ise bu durum gerçekleşir. Vücuda girmiş olan virüs her zaman aktif konumda değildir. Virüs pasif durumdadır ve bağışıklık sistemi zayıf düştüğü zaman aktif konuma geçer. Ara sıra uçuğun çıkmasına neden olan sebeplere gelince ise bunları şöyle sıralayabiliriz. Bayanların regl dönemleri, ağır şeker hastalığı, aşırı miktarda alkol tüketmek, vücuda fazla miktarda A vitamini almak, enfeksiyonlar, güneşte fazla kalmak, hamilelik, anemi, farklı kişiler ile cinsel birliktelik yaşamak. Stres ve uykusuzluk çekmek. Virüsün etkilendiği bölgenin yaralanması. Vücut direncinin düşmesine sebep olan ateşli hastalıklar geçirmek. Yetersiz bir şekilde beslenmek, yorgunluk ve yüksek ateş, AIDS, egzama, ciddi derecede oluşan yanıklar, kemoterapi tedavisi ve organ nakli tedavisinde kullanılan ilaçlar uçuk virüsünü tetikleyebilir.

Tedavisi

Uçuğun kesin bir tedavisi yoktur. Virüs, vücuda bir kere girdikten sonra ömür boyu orada kalır. Yalnız zaman içinde ilk zamanlara göre daha az sıklıkla uçuk çıkabilir. Doktor muayenesi ile en uygun tedavi seçilebilir. Uçuk için evde uygulanabilecek bazı yöntemler vardır. Bunlar arasında; belirtiler hissedilir hissedilmez uçuğun çıkacağı yere hemen uçuk kremi sürülmelidir. Erken davranmak uçuğun daha çabuk iyileşmesine neden olur. Uçuğun üstüne soğuk veya sıcak kompres yapabilirsiniz. Genital bölgede çıkan uçuklar sırasında pamuklu iç çamaşırını tercih etmeli ve dar giysiler giymekten kaçınmalısınız.
 

Vazelinin Yararları ve Kullanım Alanları

Vazelinin Yararları ve Kullanım Alanları

Vazelinin yararları oldukça uzun bir zamandır bayanlar tarafından bilindiği için vazelin, bayanların güzellik sırları arasında yer almaktadır. Kişisel bakım alanında geniş bir kullanım alanına sahip olan vazelin oldukça yararlı bir kozmetik malzemesidir. Cildin korunmasında önemli bir yere sahip olan vazelin düzenli bir şekilde kullanıldığı zaman ciltteki problemleri ortadan kaldırır. Cildin nem ihtiyacını karşılamada büyük bir öneme sahip olan vazelini ılık duş sonrası cildinize uygulayabilirsiniz. Masaj şeklinde yapılacak olan hareketler sayesinde cildin neme doyması sağlanır. Yumuşak ellere sahip olmak istiyorsanız vazelini haftada 1 veya 2 defa ılık süt ile birlikte ellerinize sürünüz.
Yürüyüşe çıkmadan önce bayanlara ayaklarına vazelin sürmeleri önerilir. Bunun en önemli sebebi ise yürüyüş sonunda ayakların istenilen bir şekilde beslenmesi ve rahatlamış olmasıdır. Bunun yanında ayakları çok sık oranda kuruyan bayanlarında ayaklarına vazelin sürmeleri ayakların nemlenmesi için önemlidir. Yalnız ayaklarınıza vazelin sürdükten sonra pamuklu çorap giymeyi ihmal etmeyin. Nasırlar için etkili bir yöntem olan vazelin kullanılması sırasında ayaklar belli bir süre ılık su içinde bekletildikten sonra masaj yapılarak uygulanmalıdır. Bunun sonucu olarak nasırlar yumuşayacak ve ayaklar rahatlayacaktır. Vazelin sayesinde tırnaklarınızın kırılmasını ve ellerinizin çatlamasını önlersiniz. Özellikle kış aylarında tırnaklarınızın üzerine bir kat vazelin sürün ve elinize giyeceğiniz pamuklu bir eldiven ile geceyi geçirin. Bu sayede tırnaklarınız yumuşacık olacaktır. Kuru ve elektrik yapan saçların bu durumlarının önüne geçmenin en güzel yolu vazelin kullanmaktır. Avucunuzun içine bir miktar vazelin alın ve bunu saçlarınıza yediriniz. Vazelin sayesinde saç uçlarının kırılması engellenecek ve elektriklenme ortadan kalkacaktır. Dalgalı ve dağınık kaşları düzenlenmek için vazelin kullanabilirsiniz. Bunun yanında vazelini kirpiklerinize de uygulayabilirsiniz. Vazelin sayesinde kaşlarınız gün boyunca mükemmel bir görüntü verecektir. Çatlamış, kurumuş ve sertleşmiş ciltlere uygulayacağınız vazelin cildi nemlendirip anında yumuşamasını sağlayacaktır.
Gece yatmadan önce gözaltına vazelin sürebilirsiniz. Bu sayede kırışıklıkları ve ince çizgilerin önüne geçmiş olursunuz. Az miktarda toz allığını vazelin ile birlikte cildinize uygulayabilirsiniz. Dudaklarınıza sürdüğünüz vazelini diş fırçası ile fırçaladığınız zaman dudakları ölü deriden arındırmış olursunuz. Vücudunuza parfüm sürmeden önce o bölgeye az miktarda vazelin sürün. Bu durum parfümün kalıcılığını arttıracaktır. Kirpiklere bir pamuk yardımıyla sürülecek olan vazelin sayesinde kirpikleriniz daha canlı ve parlak görünecektir.

Makyaj İle Sivilceler Nasıl Kapanır?

Makyaj İle Sivilceler Nasıl Kapanır?

Ciltte bulunan sivilceler kişinin makyaj yapma isteğini ortadan kaldırmak istese de her sorun gibi bu sorununda bir çözümü vardır. En basit yöntemlerden bir tanesi makyaj yaparak yüzdeki sivilceleri kapatmaktır. Sanıldığının aksine makyaj, sivilceli ciltlerin en büyük kâbusu değildir. Makyajı doğru bir teknik ile yaparsanız sivilceli cildinizde harikalar yaratabilirsiniz.
Makyaj ile sivilce kapama işlemine geçmeden önce cildin makyaja hazır bir duruma getirilmesi gerekir. İlk olarak cildinizdeki yağı, kiri ve lekeleri ortadan kaldırmak için yağsız bir jel ile güzelce temizleyin. Ardından alkolsüz bir tonik ile üzerinden geçiniz. Cilt temizleme işleminden sonra cildinize yağsız bir nemlendirici ya da güneş kremi uygulayın. Böyle yaparak cildinizin yapısını dengelemiş olacaksınız. Bunun arkasından cildinize yağsız bir fondöten uygulayın ve fondöteni parmak uçlarınız ile cildinize hafif bir şekilde dağıtın. Fondöteni güzel bir şekilde cilde yedirdikten sonra cilde bir ton koyu kapatıcı uygulamanız gerekecek. Kapatıcı ile sivilcelerin olduğu yere tampon uygulayarak parmak uçlarınız ile sivilceleri kapatın. Daha sonra cildinize sürdüğünüz kapatıcının bir ton açık renginde bir kapatıcı ile cildinize pudra uygulayın. Böylelikle cildinize sürdüğünüz fondöten daha sabit ve gün boyunca kalıcı olacaktır.

Sivilceli Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?

Yağlı ve sivilceli ciltler kesinlikle her gün uygun bir sabun ile temizlenmeli ve akabinde iyi bir nemlendirici ile nemlendirilmelidir. Ciltte bulunan sivilcelerin temizlenmesi sırasında çok sert darbelerden ve sert temizleyici kozmetiklerden kaçınınız. Aksi durumda sivilcelerin dağılması yaygınlaşır. Düzenli bir şekilde cilt, sabah ve akşam yıkanmalıdır. Kullanılan cilt temizleyicilerinin cildin dengesine uyumlu olmasına dikkat ediniz. Cilt temizleyicilerin kesinlikle PH derecelerinin 5.5 olduğundan emin olunuz. 3 ya da 4 gün ara ile cilde yağlı ciltler için özel olarak hazırlanmış maskelerden uygulayarak genel bir bakım uygulayabilirsiniz.
Sivilceli bir cilt yapısına sahipseniz gün boyunca makyajlı durmaktan kaçınınız. Cilde uygulanan kapatıcı ve fondöten ciltteki gözeneklerin daha hızlı bir şekilde kapanmasını sağlayarak cildin nefes almasını engeller. Bu durum ise sivilcelerin artmasına neden olur. Sivilceli cilde makyaj yaparken yumuşak dokunuşlar uygulayın. Mümkünse fırça ile makyajınızı yapın. Her makyajdan sonra makyaj malzemelerinizi temizleyerek bir sonraki makyaja hazır hale getirin. Sivilceli bir cilde uygulanacak olan makyaj ürünleri kesinlikle yağsız olmalıdır. Yağlı makyaj malzemeleri cildin yağ oranının daha fazla artmasına neden olacaktır. Makyaj yaparken dikkati gözlerinizde toplamaya özen gösteriniz. Çünkü bu sayede sivilceleriniz fazla dikkat çekmeyecektir ve kendinizi daha iyi hissedeceksinizdir.

Ciltte Su Toplanması Neden Olur ve Tedavisi

Ciltte Su Toplanması Neden Olur ve Tedavisi

Deri üzerinde meydana gelen su toplanması çeşitli sebeplerden dolayı ortaya çıkar. İlgili alanda meydana gelen sıvı birikmesi vücudun kendisinin ürettiği fizyolojik sıvıdır. Deri tabakası alt ve üst tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Üst deri ölen derilerden oluşur ve kan damarı ile sinir bulunmaz. Alt deri ise üst derinin tam tersidir. Su toplanması iki tabaka arasında oluşur.

Ciltte Su Toplanması Nedenleri

Ciltte su toplanmasına birden fazla neden etken olabilir. Bu etkenlerin bazıları travmaya bağlı olarak meydana gelir. Bazı su toplamalar deri hastalığından dolayı oluşur. Bunun yanında güneş yanıklarından veya doğrudan yanıklardan dolayı oluşan su toplamalar da vardır. Su toplamasının tedavisi de su toplamasının çeşidine göre değişiklik gösterir. Başlangıçta su toplaması iltihapsız bir sıvı birikimidir. Bu su normal olarak bir fizyolojik sıvıdır. Su toplaması bir darbe sonucu ortaya çıktıysa süresi uzun olabilir. Güneş yanığından ortaya çıkan su toplaması birkaç saat içinde kendisini gösterir. Doğrudan oluşan yanıklarda da su toplaması birkaç saat içinde kendini belli eder. Su toplaması tedavi edilmediği zaman bazı yan etkiler görülebilir. Bu nedenlerin dışında başka nedenlerden dolayı da su toplaması oluşabilir. Bunlar arasında; ayağı rahatsız eden ayakkabılardan sürtünme sonucu oluşan su toplamalar, böcek sokmaları, suçiçeği ve zona hastalığı, çiçek, uçuk, bakterilere bağlı oluşan enfeksiyonlar, toplardamar tıkanması veya kalp yetmezliğinden oluşan ödemler, kimyasal madde tahrişi ve kaşıntılı egzama hastalığıdır.

Ciltte Su Toplanması Tedavisi

Deride su toplandığı zaman bunu kendiniz tedavi etmek yerine bir uzmana başvurmanız daha uygun olacaktır. Uzman suyu dağıtır ve alkol ile o yeri temizler. Bunun ardından ciltte su toplanmasını nedenine bağlı olarak tedavi eder ve ona göre ilaç yazar. Bunun yanında evde de bazı tedavi yöntemleri uygulayabilirsiniz. Eğer su kabarcıkları patlamamış ise onları patlatmayın. Açık şekilde olan kabarcıkları bol su ve sabun ile deriye zarar vermeden yıkayınız. Temizlediğiniz su kabarcığının üzerine antibiyotik özelliği olan bir krem sürünüz ve üzerine gevşek bir bandaj yapınız. Kabarcıkları patlatacak aktivitelerden uzak durunuz. Eğer kabarcığı patlatmak zorunda iseniz o zaman steril olan bir enjektör yardımıyla kabarcığın içini boşaltabilirsiniz. Kabarcığın içini boşalttıktan sonra üzerine antibiyotik özelliği olan merhem sürünüz.
 

Yüz Lekeleri Nasıl Kapanır?

Yüz Lekeleri Nasıl Kapanır?

Cilt lekeleri ya hava sorunlarından kaynaklanır ya da ciltteki bazı sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bayanlar için hoş bir durum değildir. Bu lekelerin gizlenmesi için yapılan bakımlar kişiye uzun bir süre yanıt vermeyebilir. Cilt üzerinde meydana gelen pigment bozuklukları moral bozmaya birebirdir. Yaz aylarında özellikle güneş ışınları cildi oldukça fazla yormaktadır. Güneş ışınlarının direkt olarak cilde temasından dolayı cilt lekeleri oluşabilir. Bu durumun azda önüne geçebilmek için güneşe çıkmadan önce güneş kremi kullanmayı alışkanlık haline getirmelidir. Bu kremlerin koruyucu faktörleri 50 faktör olabilir. Bunun dışında ciltte oluşan lekeler sivilcelerden sonra kalmış olan akne lekeleri de olabilir. Lekelerin ortaya çıkması genel olarak kırmızı renkte olmaktadır. Esmer bir tene sahip olan kişilerin sivilce lekeleri kahverengindedir.
Lekelerin renklerinin görünmemesi ve cildin tek bir renk olması için makyaj yapımına başlamadan önce kapatıcı olarak kullanılan özel makyaj malzemeleri vardır. Yeşil kapatıcılar kırmızı renkte olan akne lekelerini kapatmak için kullanılır. Sivilce lekelerinin üzerine sürülen bu renk kapatıcılar kırmızı renginin zıttı olduğundan sivilce lekelerinin saklanmasını sağlar. Kapatıcıyı ufak darbeler ile yüze uyguladıktan sonraki işlem fondöten sürme işlemidir. Lekelerin gizlenmesi için kullanılan kalın dokulu fondötenler lekelerin daha da fazla ortaya çıkmasına neden olur. Cilt üzerinde fondöten aynı yapıda kalmaz. Belli bir süre sonra cilt, fondöteni kusabilir. Bu durumda yüzdeki lekelerin olduğu gibi ortaya çıkmasına sebep olabilir. Alta sürülecek olan bir kapatıcı sayesinde lekelerin uzun bir süre görünmemesini sağlayabilirsiniz.
Güneş lekelerini kapatmak için sarı rengin alt tonlu kapatıcıları kullanılmalıdır. Sarı tonlu kapatıcılar ile açık kahverengili olan bu lekeler kapatılabilir. Yalnız bu işlem dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Cilt ile bütünleşmesi sağlanmalıdır. Kapatıcının dikkatli bir şekilde uygulanması yüze sürülecek olan fondötenin daha iyi oturması açısından son derece önemlidir. Fondöteni sürdükten sonra bir pudranın yardımıyla cilde yapılan makyaj sonlandırılmalıdır. Makyajın yapılamayacağı durumlarda cilt üzerine herhangi bir makyaj malzemesinin sürülmemesi gerekiyorsa o zaman cilt lekeleri ortaya çıkar. Yalnız bu lekeleri ufak hareketler ile süreceğiniz hafif bir pudra yardımıyla saklayabilirsiniz. Özellikle yaz aylarında ağır yapılı makyaj malzemeleri tercih edilmez. Lekelerin saklanması için pudra kullanımı en avantajlı olanıdır. Fondötenler pudralara göre daha iyi kapatıcılardır.

YANGIN MERDİVENİ VE KULLANIMI

YANGIN MERDİVENİ VE KULLANIMI

Yangın merdiveni deprem, sel, terör ve yangın gibi afetler sırasında bina içerisinde bulunan insanların dışarı kaçışı için tasarlanan can kurtarma aracıdır. Yangın merdiveni sayesinde insanlar olası bir afet sırasında can sağlığına zarar gelmeden dışarı çıkabilmektedir. Yıllardır çeşitli şekillerde tasarlanan yangın merdivenleri Türkiye de 2002 yılında çıkarılan yangın merdiveni yönetmeliğince güvence altına alınmış ve üretim yapan firmaların da uyması gereken kurallar bildirilmiştir.
Türkiye de yaşanan doğal afetlerde yüzlerce insan canından olabilmektedir. Bunun sebebi ise inşa edilen binaların olası bir afetten kaçacak şekilde tasarlanmamasıdır. Bugün birçok şehirde yüksek katlı binalarda hala yangın merdiveni bulunmamaktadır. Özellikle İstanbul gibi şehirlerde on iki katlı binalarda çıkan yangınlar ve verilen canlar hala yangın merdiveninin öneminin yeterince algılanmadığını gözler önüne sermektedir. Binalarda kat sayısı ne olursa olsun yangın merdiveni bulunmak zorundadır. İstanbul gibi büyükşehirlerde hızlı kentleşme neticesinde evlerin iç içe olduğuna şahit olabilirsiniz. Üç katlı binalarda çıkan yangınlar binaların iç içe olmasından dolayı yan taraflara rahatlıkla sıçramakta, bu durumdan maddi ve manevi zarar görülmektedir. Yangın merdiveni bulunan binalar da bile doğru tercihler yapılmamaktadır. Yangın merdiveni yönetmeliği bu durumda devreye girerek hangi binalara ne tür merdivenler yapılması gerektiği konusunda firmaları uyarmıştır. Bugün yüksek katlı binalarda Z tipi yangın merdiveni kullanılmakta ve bu merdivenler binaların iç kısmına monte edilmektedir. Bina içerisinde kişi sayısı elli ile yüz kişi arasındaysa o binada iki tane yangın merdiveni ve ona oranla iki tane çıkış kapısı bulunmalıdır.  Çıkış kapılarında yangın esnasında kilit problemi yaşanabileceğinden otomatik kilit kullanmalıdır. Aynı zamanda Z tipi yangın merdivenlerinin bina boşluklarına yapılmamasına dikkat edilmelidir. Kat sayısı üç ve üçten az olan binalar da ise dairesel yangın merdiveni kullanılmaktadır. Dairesel yangın merdivenleri binaların dış kısmına monte edilmektedir.  Yağmur, kar ve dolu gibi iklim olaylarına maruz kalan dairesel yangın merdivenleri çabuk yıprandığı için bakımı aksatılmamalıdır. Bakımı yapılmayan yangın merdivenleri insanların binalardan çıkışı esnasında devrilerek daha büyük sorunlara yol açabilmektedir. Aynı zamanda yangın merdivenleri yangına yüz yirmi dakika dayanıklı olmalıdır. Yangın merdivenlerinin basamak yüksekliği 17,5 cm ve basamak genişliği 25 cm olmalıdır. Basamaklar da insanların kayıp düşmeyeceği malzemeler kullanılmalıdır. Siz de binalarınıza yangın merdiveni yaptıracaksanız firmalar da fiyat araştırması yaparken yüksek fiyatlara iyi yangın merdiveni bulacağınız yanılgısına kapılmayınız. Yangın merdiveni fiyatı ile kalitesi her zaman doğru orantı göstermemektedir. Önemli olan yangın merdiveninde kullanılan malzemelerin ve işçiliğin kalitesidir. Firmalar bu konu üzerine eğitim sertifikası almış işçiler ile çalışmalı ve gelişen teknolojiyi her daim takip etmelidir. Çevreniz de yangın merdiveni olmayan bina, iş hanı, otel, restoran, AVM vb alanlar görürseniz şikâyet etmekten asla çekinmeyiniz. Felaketin ne zaman nerede karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. Sizde bu felaketlere maruz kalmak istemiyorsanız önleminizi önceden almalısınız.

ANNE ADAYLARI NASIL BESLENMELİDİR

ANNE ADAYLARI NASIL BESLENMELİDİR

Annelik her kadının yaşamı boyunca arzuladığı kutsal bir vazifedir. Bir bebeği dünyaya getirmeden önce yani karnınızdayken ne kadar iyi bakarsanız doğum yaptıktan sonra sağlıklı ve sıhhatli olduğunu görebilirsiniz. Bebeğinizin gelişimini tamamladığı o kritik süreçlerde siz de yediğiniz ve içtiğiniz her şeye özen göstermeli ve dikkat etmelisiniz. Bu sadece bebeğinizin sağlığı için değil sizinde sağlığınız için oldukça önemlidir. Nasıl beslenmeniz gerektiğini bilmiyorsanız doktorunuza danışarak doğuma kadar gözetim altında kalabilirsiniz.
Anne adayları her insanın yaptığı gibi kahvaltı öğününü asla kaçırmamalıdır. Kahvaltı da yediğiniz peynir, yumurta, bal vb. sağlıklı yiyecekler gün içerisinde yediğiniz çoğu besinden daha önemlidir. Özellikle yumurtanın anne sütü ile hemen hemen eşdeğer olduğunu biliyor muydunuz? Aşırıya kaçmamak şartı ile organik yumurtalar yiyebilirsiniz. Kahvaltı sonrasında devamlı açlık hissi hissediyorsanız ara ara istediğiniz besinleri az miktarda tüketebilirsiniz. Bu şekilde hamilelikte fazla kilo alımına dur diyerek ideal kilonuzun fazla dışına çıkmamış olursunuz. Ara ara az öğünler almak aynı zamanda kan şekerinizin dengelenmesini de sağlamaktadır. B vitaminin bile yerini alabilecek zengin içeriği ile anne adaylarının tüketmesi gereken tam tahıllı ekmek ve bulgur gibi ürünler bebeğinizin ve sizin sağlığınız için oldukça idealdir. Pilav yemek istiyorsanız pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih etmelisiniz. Hamilelik süreci içerisinde gerginlik hissediyorsanız badem tüketebilirsiniz. Uygun dozda badem tüketimi bebeğinizin beyin gelişimi için önemli bir kuruyemiştir. Et, tavuk ve balık gibi ürünleri yemeği seviyorsanız haftanın en üç gününde deniz balığı yiyebilirsiniz. İyottan daha zengin içeriği ile bebeklerin zekâ gelişiminde önemli rol oynayan deniz balıkları imkân oldukça yenmelidir. Hamile olan bayanlarda sıkça rastlanan problemlerden bir tanesi de demir eksikliğidir. Besinlerinizin arasında az yağlı et ve kuru baklagiller varsa bu öğünlerin yanında C vitamininden daha zengin olan yiyeceklere de yer verilmelidir. Özellikle ödem oluşumu hamilelikte sıkça rastlanan sorunlar arasındadır. Bu nedenle anne adaylarının aşırı tuzlu ve aşırı şekerli yiyeceklerden uzak durması ve bolca su tüketmesi önemlidir. En önemli nokta ise hazır gıdalardan uzak durulması gerektiğidir. Hazır meyve suyu yerine meyvelerin olduğu gibi yenmesi anne adayına vitamin takviyesi yapılması açısından ve lif açısından önemlidir. Hamile bayanların folik asit ihtiyacının karşılanması ve kalsiyum takviyesinin yapılması açısından yeşil sebzeler tüketilmesi ve bu sebzelerin organik olması gerekmektedir. Kabızlık sorunu ise bayanları çok rahatsız eden ve şişkinlik hissi veren bir problemdir. Buna çözüm olarak her öğün içerisinde salata ve sebze yenmesi ve bolca su tüketilmesi gerekmektedir. Tabi ki de süt, yoğurt gibi gıdaların alınması gözden kaçırılmamalıdır. Bağışıklık sistemine güç veren yoğurt günde üç porsiyon kadar tüketilmelidir. Alkol ve kafein den uzak durulmalı onun yerine besleyici bitki çayları tercih edilmelidir. Hamilelik esnasında alınan kilolardan uzak durmak istiyorsanız diyet gibi zararlı çözümler yerine sağlıklı beslenmeyi deneyebilirsiniz. Bu şekilde bebeğinizi ev kendinizi koruyabilirsiniz.
 
 

ETKİLİ KONUŞMA NASIL YAPILIR?

 ETKİLİ KONUŞMA NASIL YAPILIR

Konuşma eylemi insanın kendini başkalarına ifade edebilmesi, duygu ve düşüncelerini aktarabilmesi için önemlidir. Pek çok insan nerede nasıl konuşması gerektiğini bilirken pek çok insan da tam tersi olarak etkileşim kurmakta zorluk çekmektedir. Eğer insanlar ile etkili bir şekilde konuşabiliyorsanız kendinizi koruyacak en etkili silahı elinize aldınız demektir. Burada silah kelimesi ile etkili iletişimin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istedim.
İnsanlar arasındaki tartışmalar, kırgınlıklar, dostluklar ve sevgiler her zaman için karşılıklı iletişime dayanmaktadır. İnsanlar ile diyalog kurarken aslında söyleyeceğimiz cümleleri tamamlayan en önemli eylem o kelimeleri nasıl söylediğimizdir. Eğer karşınızdakini etkileyecek kadar güzel konuşmak istiyorsanız konuşma tarzınıza da dikkat etmeniz gerekmektedir. Çok bilgili bir insan olsanız bile hangi cümleyi hangi zamanlarda kullanmanız gerektiğini bilmiyorsanız ifade karışıklığına neden olabilirsiniz. Özellikle kesin cümlelerden kaçınmanız sizin kaba ve başkalarının düşüncesine saygısızlık yapan bir insan olmaktan çıkarır. Öncelikle karşınızdaki insanın ne söylediğini anlamalı ve o kişiyi dinlemelisiniz. Ne kadar iyi bir dinleyici olursanız anlam kargaşalarını önleyerek daha mantıklı cevaplar verebilir ve dinlenen bir kişi olmaya hak kazanırsınız. Her zaman karşınızdaki insana değer verdiğinizi hissettirmeli ve kendinizi devamlı övmemelisiniz. Bu şekilde davranmak sadece karşı tarafa değil kendinize olan saygınızın da göstergesidir. Konuştuğunuz cümlelere sizin inancınız yoksa kendinizi hemen ele verirsiniz ve eliniz ayağınız birbirine dolanır ve samimi olmazsanız insanların gözünde yapmacık damgası yiyebilirsiniz. Bir konu hakkında bilginiz olmadığı zaman kendinizi ortaya atmanız en ufak bir soruda ters köşe olmanıza neden olur. Bu gibi durumlarda karşınızdaki insanı dinlemeniz ve fikir sahibi olmanız mantıklı bir davranış olacaktır. Ağzınızdan çıkan her kelime karşınızdaki insanın algısını ve size bakış açısını değiştirecektir. Kullandığınız kelimeleri doğru ve etkili bir şekilde söylemeniz çok önemlidir. Uzun konuşmalar karşınızdaki insanın sıkılmasına nende olacağından konuşma esnasında cümlelerinizi olabildiğince kısa tutmanız önemlidir. Sohbetin dışında kalıyorsanız konuya atlamalı ve sadece size sorulan sorulara yanıt vermelisiniz. Bu şekilde karşınızdaki insana boş yere konuşmadığınızı göstermiş olursunuz. Aynı zamanda nasihat içeren konuşmalar kendinizi insanlardan üstün gördüğünüzü yansıttığı için bu davranıştan kaçınmanız gerekmektedir. Kelime dağarcığınız ne kadar geniş olursa kurduğunuz her cümlede farklı bilgiler aktarabilir ve tarzınızı ortaya çıkarabilirsiniz. Her insana karşı nabza göre şerbet verme algısı vardır. Fakat doğru konuşmalar her insanı dize getirecek kadar etkilidir. Eğer konuya hakim oturaklı cümleler kullanırsanız konuya hakim olmuş olursunuz. ‘’Uzun cümleler kuramıyorum’’ diyorsanız cümlelerinizi mantıklı ve kısa tutabilirsiniz. Etkili konuşmanın en önemli püf noktalarından bir tanesi de ses tonudur. Ses tonu da çok önemli bir silahtır. Dalgın, yorgun, korkak, özgüven sahibi ve mutlu olduğunuzu yansıtmak için ses tonunuz size eşlik etmektedir. Göz temasını sürekli kurmaya özen gösterirseniz karşı tarafın dikkatini üzerinize çekmeyi başarabilirsiniz. Etkili konuşma hayatın her alanında gereklidir ve önemlidir. Bunu yapamıyorsanız eğitimini alabilirsiniz.

Elmas Nedir?

ELMAS VE OLUŞUMU

Dünyada bazı şeyler insanoğlunun gözünde maddi ve manevi paha biçilemez bir değere sahiptir. Bu değerlerden bir tanesi de elmastır. Elmas milyarlarca yıldır yeryüzünün her türlü haline şahit olmuş değerli bir mücevherdir.
Dünya üzerinde en sert madde olarak sayılan elmas doğada çok nadir bulunmaktadır.  Pırlantanın henüz işlenmemiş hali olarak adlandırılan elmasın yaşı dünya üzerinde beklide dinozorlardan da eskidir. Elmasın gökyüzündeki yıldızlardan bile daha eski olduğunu biliyor muydunuz? Elmasın uzun soluklu yolculuğu onun tüm özelliklerini almasına ve değerli bir hale gelmesine yardımcı olmuştur. Elmas yüksek ısının ve basıncın etkisi ile yerkabuğunun alt kısmında kristalleşmeye başlamıştır. Kristalleşen elmaslar yanardağ üzerinde bulunan volkanların yardımı ile yeryüzüne taşınmıştır. Doğanın içerisinde her türlü etkiye maruz kalan elmasın henüz bir bölümü bulunmuştur. Bu gizli ve değerli mücevheri insanlar yüzyıllardır bulmaya çalışmıştır.

Elmaslar insanlar tarafından nasıl bulunuyor ve yeri nasıl tespit ediliyor sorusu pek çok kişinin kafasını kurcalıyor olabilir. Dünya üzerinde ilk olarak elmas arayışı Hindistan bölgesinde başladı. Daha önceki zamanlarda insanlar kısıtlı imkânları kullanarak elmas arayışı içine giriyordu. Bugün gelişen teknoloji ile elmas arayışı kolaylaşsa da doğada az sayıda elmas bulunmaktadır. Bu değerli mücevher jeologlar tarafından dünyanın en soğuk ikliminden çöl iklimine kadar her yerde çıkarılmaktadır. Bir elmas ancak bir oda dolusu toprağın ayıklanması ile bulunuyor ve bulunan tek bir elmasın ufak parçaları mücevher haline dönüştürülebiliyor. Elması diğer mücevherlerden ayıran özelliği ise kesim işlemidir. Kesim işlemi sabır ve sevgi gerektiren bu mücevheri yüzyıllar öncesinde insanlar kesmeden bırakıyordu. Fakat 14. yüzyılda sanatkâr insanlar elmasın ışık saçması ve daha değerli görünebilmesi için farklı kesme yöntemleri aramaya başlamışlardır. O günden bu yana bulunan teknikler hala geliştirilmeye çalışılıyor. Geçmişte pek çok millet elmasa farklı anlamlar yüklemiş ve onun doğaüstü güçlerinin olduğuna inanmıştır. Hiçbir alet ile elmasın kesim işleminin yapılamaması ve üzerine ateş değse de tek bir iz dahi bırakmaması insanların kafasında soru işareti bırakarak hikâyeler yazdırmaya yönlendirmiştir.

Romalılar elmasları yıldızların birer parçası olarak adlandırırken Hintliler ise elmasın tüm kötülükleri ve talihsizlikleri dağıtan bir sihri olduğuna inanırdı. Diğer pek çok kültür de ise şifa taşı olarak adlandırılıyordu. Haliyle üzerine bu kadar anlam kondurulan bu taş insanların gözünde zaman geçtikçe daha değerli bir hale gelmiştir. Bu eşi benzeri olmayan değerli mücevher yüzyıllardır aşkı ve bağlılığı simgelemiş ve nişan, söz, evlilik gibi adımların göstergesi olarak kullanılmıştır. Elmas sahibi olan her insan kendini özel ve farklı hissetmiştir. Bunun sebebi ise hiçbir elmasın birbiri ile aynı olmamasıdır. Doğada her türlü renkte bulabileceğiniz elmasların en nadir bulunan rengi kırmızı elmaslardır. Kırmızı dışında birçok renge sahip olan bu değerli taşa sahip olmak isterseniz elinizde yüzyılları ve doğanın başlangıcından bugüne tek sırdaşını taşıdığınızı unutmamalısınız.

DÜĞÜN ÇORBASI NASIL YAPILIR

DÜĞÜN ÇORBASI NASIL YAPILIR

Düğün çorbası pek çok ilde genelde düğünlerde pişirilen eşsiz lezzetlerden bir tanesidir. Yapımı oldukça kolay olan bu çorba damağınızı şenlendirecek ve bol vitaminli malzemelere sahiptir. Özellikle kış aylarında içimizi ısıtacak olan bu çorbayı daha önce hiç yapmadıysanız hemen yapmaya başlamalısınız. Bu çorbayı pişirirken daha iyi bir lezzet yakalamak istiyorsanız düdüklü tencereyi tercih edebilirsiniz.
Düğün çorbası yapım aşaması diğer çorbaların yapımı kadar kolaydır. Genelde bu çorbayı içen bir daha içmek ister. Damaklarda bağımlılık yaratan bu lezzetli çorbanın tarifi de oldukça kolaydır. Düğün çorbanın ana malzemesi ettir. Kasaptan dana eti, kuzu eti ya da koyun eti alabilirsiniz. Fakat kuzu etinin bu çorbaya daha çok yakışacağının altını çizmek isterim. Kemikli ya da kemiksiz bir şekilde aldığınız etinizi tencerenize koyarak kaynamasını bekleyin. Düdüklü tencerede pişen etler daha kısa zamanda pişmekte ve yumuşacık olmaktadır. Pişen etlerinizi kemikliyse kemiklerinden ayırarak ufak ufak doğrayın. Etlerin doğranma büyüklüğü yine de sizin zevkinize kalmış bir durumdur. Tencerenin içine haşladığınız etin suyunu boşaltırken diğer taraftan da çorbanın terbiyesi için geniş bir kâseye göz kararı unu, bir tane yumurtayı, limon suyunu ve yoğurdu koyarak iyice çırpın. Çırptığınız harcın üzerine yarım bardak soğuk su ilave etmelisiniz.  Doğradığınız etleri ve hazırladığınız karışımı et suyunun içerisine dökerek özleşmesini bekleyin. Tam bir çorba kıvamına geldiği zaman altını kapatıp tabaklara servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

KADINLARDA SAĞLIKLI AYAKKABI SEÇİMİ NASIL OLMALIDIR

KADINLARDA SAĞLIKLI AYAKKABI SEÇİMİ NASIL OLMALIDIR

Ayakkabı bir kadının güzelliğini yansıtan en önemli eşyadır. Ayakkabı seçiminin de her ne kadar estetiğin önemi varsa ayağın rahat etmesinin de büyük önemi vardır. Bugün kadınların birçoğu güzel görünebilmek için ayaklarını rahatsız etmesine rağmen ince ve yüksek topuklu ayakkabılar tercih etmektedir. Yanlış ayakkabı seçimi sadece ayakkabıyı değil psikolojik olarak ruh halinizi de olumsuz yönde etkilemektedir.
İnsanlar da vücudun tüm yükü kaldıran ayaklar sağlık konusunda en son düşünülür hale geldi. Yapılan araştırmalara göre omurgalar ile ilgili çıkan problemlere yanlış ayakkabı tercihleri neden oluyor. Bugüne kadar ideal ayakkabı konusunda bir sürü yazı yazılıp çizilmiştir. Bunları okuyan ve uygulayan hatta okuduğu halde uygulamayan insanlar vardır. Kadınlar için ideal ayakkabı önü yuvarlak ve geniş gelen ayakkabılardır. Topuk yüksekliği 5 ile 10 pont aralığında olan bu ayakkabıların bağcıklı seçilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eğer ayakkabılarınızı önü geniş değil de sivri burun seçerseniz parmak çıkıntılarınızı tetikleyerek ayak parmaklarınız da şekil bozukluklarına sebebiyet verebilirsiniz. Özellikle tunik ve eteklerin altına tercih edilen babetler bel ve diz ağrılarına davetiye çıkarmaktadır. Kas gücü ayakta durmaktan azaldığı için aşağı doğru çöken babetlerin tabanı ayakları yorarak diz ağrılarını ortaya çıkarmaktadır. Bazı babatelerin içerisinde taban kısmında destek bulunduğu için kavis çökmeyeceğinden ağrı gibi sorunlarla karşılaşılmaz.  Parmak arası düz ayakkabılar çoğu zaman babetlerden bile daha tehlikeli olabilmektedir. Özellikle ayak yapısı düz taban olan kişilerde ayak topuğu dışarı doğru döner ve diz ağrısı daha çabuk etkisini göstermeye başlar. Yürüme de bozukluk yaşayan kadınlar çoğu zaman bunun sebebinin parmak arası ayakkabı ya da terlik olduğunu anlamaz. Yüksek topuklu ayakkabı giymeyi seven bayanlara da ciddi uyarılar var. Ayakkabınız da tercih ettiğiniz topuk yükseldikçe beden yükünün bele ve dize toplandığını biliyor muydunuz? Yüksek topuklu ayakkabı kullanımında bel ve diz ağrıları oluştuğu gibi baş parmak çıkıntıları ve ayaklarda şekil bozuklukları da oluşmaktadır. Eğer yüksek topuklu ayakkabılardan vazgeçemiyorsanız ayaklarınız için doktora gitmeniz gerekebilir. Aynı zamanda dolgu topuk ayakkabılar içinde bunu söyleyebiliriz. Satın aldığınız dolgu topuk ayakkabıların önü ile arka kısmının boyu eşit ise çok fazla ayak problemi yaşamazsınız. Ancak dolgu topuklarda da topuk boyutu 15 pontu geçmemelidir. Eğer 15 pontu geçiyorsa yine bel ve diz ağrıları ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Yükselen topuklarda malzemenin sertleştiğini, sertleşen malzemelerde ise sıkıntı yaşandığını bilmeniz gerekmektedir. Ayakkabı seçiminde en önemli nokta ise esneme olup olmadığıdır. Ayakkabıların tahta ve sabo olması ciddi ayak ağrılarını da beraberinde getirmektedir. Siz de ayak yapınızı tanıyarak doğru ayakkabı tercihleri yapabilirsiniz. Her zaman ortopedik  ayakkabılar seçmelisiniz. Ayaklarınızı küçük göstermek için kullandığınız numaraların altında ayakkabılar giyerseniz nasır gibi cilt problemleriyle de karşı karşıya kalabilirsiniz. Ayaklarınızı korumak her zaman için sizin elinizde bunu unutmayın.
 
 

Tatil Alışverişinde Nelere Dikkat Edilir?

Tatil Alışverişinde Nelere Dikkat Edilir?

Ailenizle, eşinizle, sevdiğiniz arkadaşlarınızla ya da tek başınıza tatile çıkmadan önce, gruptaki kişilere ve kişi sayısına, mesafeye, gidilecek bölge ve yerin özelliklerine, mevsim şartlarına ve kendi istek ve ihtiyaçlarınıza göre bir valiz hazırlamanız önemlidir. Sonradan unutulan bir şey olmaması için kağıt kalem alarak liste hazırlanmalı ve çantalar birkaç gün önceden hazırlanmalıdır. Dünya genelinde insanlar daha çok yaz tatili yapmayı sever. Bu tercihe göre de, yaz aylarına uygun giyecek ve aksesuarlar, güneş kremleri, plaj malzemeleri vs tedarik edilmelidir. Plajların ve yazlık mekanların en ilgi çekici kişisi olmak için de biraz modayı takip etmekte fayda var. Sezonun trend parçalarını mesela plaj havlusu renk tonları, bikini mayo renk ve modellerini takip etmek, parmak arası terlik, sandalet, akşam yemeği kıyafetlerini hem rahat hem şık seçmek sizi sevindirir. Gittiğiniz her yerde hangi mevsimde olursanız olun hem rahat hissetmek hem şık olmak gerekir. Fotoğraflar kalıcı anılar için çekilir pozlarınız ve tatiliniz harika geçer.
 

Midilli Tatilinde Yapılacaklar Listesi

Midilli Tatilinde Yapılacaklar Listesi

Lesvos adıyla da bilinen Yunanistan’ın en turistik adalarından biri olan Midilli Adası her yıl binlerce turisti ağırlıyor. Bu eğlenceli adada yaz tatili unutulmaz olabilir. Midilli Adası’nda yapılacaklara bir göz atalım. Ayvalık limanından hemen her gün feribot seferleri ile birkaç saatte buraya varılabilir. Merkeze uzak ve yakın oteller ve pansiyonlardan birini seçin. Liman merkezi konumdadır ve çevresinde birçok restoran, cafe, butik, alışveriş merkezi ve eğlence noktası vardır. Hem limanda bir kahve içer hem etrafı tam anlamıyla dolaşmış oluruz. Denize sıfır mekanlar akşam ve gece genelde bara dönüşür. Canlı müzik keyfi başlar. Yunanlılara özel yemekler, sirtaki geceleri ve renkli gece aktivitelerinde çok eğlenilebilir. Hediyelik eşya dükkanlarından hatıra satın almak akşama doğru Rum tavernalarında eğlenmek paha biçilmez. Halk plajları oldukça temizdir ve Ege denizi sizi büyüler. Uzo fabrikasına gidip müzeleri gezmek faydalı olacaktır. Dev çınarın altında mola verin ve beach keyfini sürün. Deniz ürünleri mutfağını es geçmeyin. Ülkemizin Ege yöresini andırır.

Varna Gezisi Tatil Planı

Bulgaristan ideal turizm noktalarından biri ve Varna gibi önemli bir kente sahip. Binlerce Varna turu düzenleniyor ve dünyanın dört bir yanından turistler buraya geliyor. İrili ufaklı her keseye ve zevke uygun otel mevcut ve birçoğunda casino imkanı da var. Türklere yakınlıkları sebebiyle Türk ve Osmanlı mutfağını burada bulabilirsiniz. Ete dayalı yemekler genelde tanıdık lezzetlerdir. Disco, bar ve gece kulüpleri özellikle gençlerin uğrak yerleridir ve sabahın ilk ışıklarına kadar eğlence sürer. Müze ve kültür merkezleri mutlaka görülmesi gereken yerlerdir. Bolca fotoğraf ve video çekin, anı eşyaları satın alın. Merkezdeki alışveriş merkezleri ve süper marketler yeterince uygundur. Eğlence aktivite tarafında ise, adrenalin club adında bungee jumping merkezi, su altı canlıları ve yunus canlı izleme merkezi, dalış noktaları ve kursları, bowling salonları, karting yarış pistleri, yüzme havuzları ve hayvanat bahçesi mevcuttur. Mutlaka bunların hepsini veya birçoğunu deneyin. Eski dönemlere ait mimarisi göze çarpan Varna’da yaz kış seyahatler çok renkli geçer.

Mykonos’da Yapılacaklar ve Görülecekler

Gece hayatı ve dibine kadar eğlence dendiği zaman akla ilk gelen turizm cennetlerinden Mykonos Adası Yunan adalarının cıvıl cıvıl bölümlerinden biri. Bahar ve yaz aylarında tertemiz kum plajları sizi masmavi bir dinlenceye çeker. Arnavut kaldırımlı dar Ege tipi sokakları, beyaz mavi renkteki ev ve cafeleri, bin bir renkli çiçekleri ile huzuru yakalayın. Aro Mera köyünde sakin ve tek başınıza yapacağınız sahil yolculuğu ardından yel değirmenlerini mutlaka görün. Müze ve kiliseler genelde tepelerdedir zirvelere çıkıp buraları gezin ve tepeden tüm güzelliğiyle Ege’yi izleyin. Gün batımını yine tepelerde restoran cafe ve turistik noktalarda izleyin. Ege ve Rum mutfağının zeytinyağlıların, otların ve deniz ürünlerinin tadını çıkarın. Super Paradise çıplaklar kampı ve plajıdır. Buna karşın çok sakin ve mütevazi plajlar da mevcuttur. Tekne turları ile çevre adaları ve koyları mutlaka görün. Buralarda dalış yapın ve bolca yüzün. Avrupa’nın ünlü markaları ve alışveriş imkanları da burada sınırsızdır. Mykonos her daim ılık sıcak ve rüzgarlıdır.

Phuket: Bir Tatil Cenneti

Phuket: Bir Tatil Cenneti

Tayland Bangkok muhteşem bir yer ve Phuket Adası dünyaca ünlü bir turizm cenneti. Burası ülkenin en büyük adası ve çevresinde birçok koy bulunuyor. Bembeyaz kumsalları serin mavi sular tertemiz dupduru karşılıyor. Yeşillikler ve bitkiler çok sayıda. Rengarenk göz dolduran doğal güzellikler, hayvanlar ve hareketli yaşamı ile özellikle yaz aylarında ruha hitap ediyor. Beach partiler ile eğlence klasik gece hayatında da devam ediyor, farklı kültürün getirdiği özelliklerle de size yepyeni deneyimler yaşatıyor. Fotoğraf makinenizi unutmayın. Yerel halkla kaynaşın öykülerini dinleyin. Uzakdoğu’nun gizemini sonuna kadar keşfetmek ve iyi bir tatil yapmak unutulmaz olacak. En çok turist alan bölgelerden biri Phuket. Tarihi kültürel coğrafi turistik ve doğal tüm özellikleri ve nesneleri dikkatle inceleyin. Hepsi size bir şey katacak. Filleri ve bölgeye özgü diğer hayvanları görün fillere binin onlarla zaman geçirin. Değişik mimari yapıları gezin görün buralarda konaklayın. Burada gün batımı da nefistir ve denizin tadını sonuna kadar çıkarın. Phuket yeryüzü cennetidir.

Malezya’yı Keşfedelim

Güney Asya’nın muhteşem ülkelerinden biri olan Malezya’da kısa bir tura çıkalım. Egzotik, gizemli ve maceraperest bir turizm cennetidir öncelikle. Etnik, tarihi ve kültürel mirasının yanında zengin flora, fauna ve coğrafi doğal güzellikleri karşılar sizleri. Büyüleyen atmosferinde yaz kış burayı keşfetmek istersiniz. Çok turist çeken Malezya yıl boyu tropikal iklim şartlarını sunar. Yağmur ormanlarında keşfe çıkmak dalış merkezlerinde su altı güzelliklerini görmek ve sırları yavaşça çözmek ruha iyi gelir burada. Soyuna nadir rastlanan canlılar, dünyanın en büyük kireçtaşı mağarası, etnik kabileleri, renkli ve geniş kültüre sahip halkı ile hep burada yaşasam diyeceğiniz bir ülkedir. Kumsalları sizi adeta davet eder ve berrak sularına kendinizi bırakınca rahatlarsınız. Başkent Kuala Lumpur’u gezmek de ayrı bir şölendir. Yarımada, takımada ve adalar tekne turları ile dolaşılabilir. Tayland sınırındadır ve kolayca çevre ülkelere geçilebilir. Ayrıca Güney Çin Denizi, Singapur, Filipinler ile de komşudur. İç mimarisi göze çarpan ikiz kuleler ve diğer yapıları mutlaka fotoğraflayın. Harika bir anı olacaktır.

Exit mobile version