İlk Bebek Banyosu Nasıl Yaptırılır?

Endişeli ve panik bir haldesiniz çünkü ilk kez anne oldunuz ve bebeğinize ilk kez banyo yaptıracaksınız. Öncelikle bebek göbek bağı 2 hafta boyunca her gün alkollü bir bezle silinmelidir. Bebek bezi bu kısma sokulmamalıdır. Kordon bölgesinin kuru kalması şart, banyodan sonra ilk iş burayı iyice kurulamaktır. Önce malzemeleri eksiksiz bir şekilde yanınıza getirin. En uygun sıcaklık ise 22-24 derecedir. Ortam bu aralıkta olmalıdır. Banyo havlusu, şampuan ve sabun, banyo lifi, küvet, vücut losyonu, bebe yağı, bebek bezi, 2 adet giysi, sıcak su ve temiz su kabı gereken malzemelerdir. Bebeğiniz ne zaman uzun süreli uyuyorsa bu zamandan bir süre evvel banyosunu yaptırın ve mutlaka rahat olsun. Banyo suyu 37 ila 39 derece arası olmalıdır. Ilık su dolu küvette rahat yıkanır. Önce onu soyun ve onunla konuşun. Sağlam bir şekilde onu iki elinizle tutun. Önce yavaşça sabunlayın başını şampuanlayın ve bezle köpürterek bastırmadan ovun. Durulayın yağlayın ve kurulayıp sarın. Hemen giydirin.

Bebek Masajı Nedir?

Yeni doğan ve ilk aylarında olan bebeklere bebek masajı yapılır. Fiziksel ve psikolojik gelişimleri için bu önemlidir. Bu dönemde bebeklerin en gelişmiş duygusu dokunmadır. Onlarla ilk andan itibaren iletişim kurmanız önemlidir. Buna sevgiyle ve bebek masajıyla başlayabilirsiniz. Çocuğun çevresini algılamasında da oldukça etkili bir yöntemdir. Bebekler böylece çevresiyle ilgi ve iletişim kurmaya başlar. Rahatlatır ve sağlık verir. Kan dolaşımı hızlanır, kas iskelet sistemi gelişir, gaz çıkarılmış olur. En sessiz ve rahat bölgeye bebeğinizi getirin. Oda ısısını ayarlayın ve çevre şartlarını ideal düzene getirin. Hafif bir aromatik müzik açılabilir. Bebek tokken ve uyku zamanına yakın bir zamanda her gün düzenli olarak masaj yapılmalıdır. Ellerinizi yıkayın ve takılarınızı çıkarın. Rahat olduğu anda masaja başlayın. Onunla göz teması kurulmalıdır. Beşik pozisyonunda veya dizlerinizin üstünde onu yatırabilirsiniz. Eller masaj yağıyla yağlanır ve o alıştıkça hızlanabilir ellerinizle bastırabilirsiniz. Her bölge yavaşça ovulur, aynı anda onunla konuşun ve şarkı söyleyin, onu öpün ve ona gülün.

Çeşme ve Alaçatı Bijuterilerinde Son Moda

Mavi, yeşil ve beyaz temalı yazlık tatil beldelerimizden, Ege’nin incisi Çeşme ve Alaçatı’da her sene moda akımı yaşanıyor. Özellikle genç bayanlarda birbirinden şık, farklı ve iddialı kombinler adeta yarışa geçiyor. Peki bu 2015 sezonunda yazlıkçılarda bijuteri yani takı aksesuar modası nasıl? Son dönemlerin popüler deri bileklikleri burada da oldukça revaçta. Kalın ve çapa simgeli deniz yıldızı motifli modeller ön planda. Ve yine doğal taş mucizesi peşimizi bırakmıyor. Uğurlu taşınızı öğrenin ve takınızı seçin. Birbirinden zarif ve şık günlük ve geceye uygun takılar göz dolduruyor. Alaçatı sokakları ve caddelerinden onlarca bijuteri ve hediyelik eşya dükkanı var. Renkli cam ve tahta boncuklardan tüylü, taşlı, motifli, oyalı ve farklı kolyeler kıyafetinize uygun şekilde vitrinlerde sizi bekliyor. Yazın esnaflara en çok kazandıran işlerden biri bu. Kadınlar her zaman süse ve şıklığa önem verir. Saç aksesuarları ve renkli eşarplar bandana, kemer ve fular olarak kullanılabilir. Alaçatı’da siz de güzel olun.

İzmir’in Alışveriş Trendleri

Ülkemizin en yoğun ve popüler kentlerinden Ege’nin incisi İzmir ilinde binlerce alışveriş merkezi bulunuyor. İzmir’in güzel kadınları tabirine de bu yakışır elbette. Giyim kuşam, bijuteriler, aksesuarcı ve butikler, ev eşyaları, özel ve elektronik eşyalar, yiyecek dükkanlarına kadar her alanda alışveriş imkanı var. Agora AVM bilinen en uğrak alışveriş merkezlerinden biri. Birkaç ilçede de var. Sohbet edip yeme içme bölümlerinde oturmak, sinema eğlence katında hoş vakit geçirmek ve bolca alışveriş yapmak için buralar ideal. Yaz aylarında dışarıdan da gelen insanlarla adeta kalabalıkta zirveye ulaşıyor İzmir. Özdilek, YKM, Palmiye AVM, D&R ve Ege Park alışveriş merkezleri merkezi konumda ve herkesin tercih ettiği yerlerden. Optimum Outlet ve Balçova Agora gençlerin yoğun ilgisini çekiyor. Çocuk, erkek ve kadın giyiminde birçok marka ve mağaza bulunuyor buralarda. Mücevher, saat ve takı dükkanları da yine mevcut. Kozmetik, elektronik, ev eşyaları, kitap müzik bölümleri de var. Her İzmirli alışverişi sever ve trendleri asla kaçırmaz. Yazlık stantlar da Ege’ye özgü zevklerle dolu.

ÇOCUKLARDA EĞİTİM

Eğitim kişinin belli bir sürece kadar bir şeyleri kazancına erişebilmek için geçirdiği süreçtir, öğrenim ise kişinin ömrü boyunca kendisini sürekli geliştirmesidir. Eğitimin sonu gelir fakat öğrenimin asla sonu gelmez.
İnsanlar yaşadığı her an boyunca sürekli yeni bir şeyler öğrenirler. Öğrendikleri her şey iyi yada kötü bizi bir adım ileri taşır. Kimi zaman tecrübe öğreniriz kimi zaman ders alırız. Birey yaşadığı sürece öğrendiği şeylerden davranışlarında değişmede yaratabilir veya daha önce hiç yapmadığı şeyleri yapmaya da başlayabilir. Çocuklar 7 yaşına kadar ailede eğitim görürler.

Çocuğun 3 ile 5 yaş arasında oynadığı oyunlar onun fiziksel açıdan ve sosyal açıdan gelişimini sağlar. Oynadığı oyunlar onun yaratıcılığını geliştirir ve yavaş yavaş paylaşmayı öğrenir. Eğitimde çocuğun örnek aldığı kişiler genellikle anne baba ve kardeşlerdir. Çocuk olmasını istediği kişiler gibi davranır ve bu davranışlar yavaşça karakterin oluşumunda etkili olur. Okul çağında çocuk  sınıfta arkadaşlarını ve öğretmenlerini örnek alır. Çünkü onlarla sürekli iç içedir. Okul ortamı çocuğun gelişiminin büyük oranda ilerlediği bir ortamdır. Bu süreçte çocuğunuzu takip etmeniz gerekmektedir. Ayrıca çocuk kendisine karşı yapılan her türlü davranışı kayıt altında alır. Bazen çocuklarımızın çok hırçın veya çok sessiz olmasından şikâyetçi oluruz. Oysa çocuk yaşadığı iyi kötü her şeyi içinde bastırır ve bu durumda kendine savunma mekanizması oluşturur.

Her çocuk uyurken, oynarken ve otururken onlarca hayal kurar ve bu hayallerin içerisinde kendini yaşatır. Çevresinde kendisine gösterilmeyen davranışları düşünceleriyle hayal gücünde kurar. Küçükken ailesinden baskı gören dayak yiyen azarlanan ve toplum içinde küçük düşürülen çocuklar büyüdükten sonra ister istemez çevresiyle uyumsuz bir hal alır. Kendini küçük görür ve bir şeyleri başaramayacağına inanır. Çocuklarınıza sen yapamazsın cümlesini kullanmayın. Onlarla her zaman bir yetişkin gibi sohbet etmeye çalışın. Çocuk böylece kendini iyi hissedecek ve öz güvenini geliştirecektir. Çocukların sorularına ona kızmadan alay etmeden cevap verin böylece çocuk soru sormaktan çekinmeyecek merak ettiği her şeyi öğrenebilecektir. Çocukları eleştirmeyin. Çünkü onlar sizin eserinizdir.
Ne ekerseniz onu biçersiniz unutmayın.

MAKLUBE YEMEĞİ NASIL YAPILIR

Sofraların en lezzetli yemeklerinden biri olan maklube yapımı kolay ve yemesi çok keyiflidir. Hafta da bir kez sofralarınızı şenlendirmek istiyorsanız maklube yemeğini deneyebilirsiniz. Maklubeyi yapmak için et veya tavuk kullanabilirsiniz. Yaparken çok zorlanmayacağınız bu yemek genel de kış aylarında tercih edilmektedir.

Maklube yemeği yapmak istiyorsanız içerisinde kullanacağınız et ya da tavuk miktarına siz karar vermelisiniz. Öncelikle bir tahta üzerinde eti kuşbaşı şeklinde doğruyoruz. Tencere içine boşalttığınız etleri birkaç damla yağ içerisinde kavurmaya başlıyoruz. Suyunu çekene kadar kavurmaya devam ettiğimiz etlerin üzerine iki tane soğanı küçük küçük doğrayıp atıyoruz. Aynı zamanda ayıklamış olduğunuz pirinçleri suda yıkayarak süzüp bir tabağa alabilirsiniz. Üzerine patates koymak isteyenler varsa patatesi de yuvarlak bir şekilde kesip hazırda bulundurmalısınız. Eğer içine patates koyacaksanız kızgın bir yağda patatesleri kızartın ve kullanacağınız tencereyi istediğiniz yağ ile yağlamaya başlayın. Maklubenin en alt tabakası henüz kızarmamış patatesten oluşmalı.

Öncelikle en dibe patatesleri dizerek üzerine de etleri dökün. Etlerin üzerine pirinci ekleyerek dilerseniz tereyağı ile lezzet katabilirsiniz. Pirincin üzerine de daha önceden kızarttığınız patatesleri dizip domates ve biber ile renklendirebilirsiniz. Göz kararınca su eklediğiniz yemeğin kapağını kapatarak pişmesini bekleyin. Yanında yiyeceğiniz salata için yeşilliklerinizi doğramaya başlayabilirsiniz. Yemeğiniz tam olarak piştikten sonra büyük bir tepsinin etrafına tencereyi ters çevirerek kalıp olarak çıkartın. Hazırladığınız salatayı da tepsinin etrafına hoş görünecek şekilde dizebilirsiniz. Afiyet olsun.

Anne Sütünü Arttırma Yolları

Emzirme dönemi çocuk ve anne için çok önemli bir dönemdir. Anne, hamilelik sırasında aldığı tüm kiloları emzirme döneminde verebilir. Çünkü: Anne sütünün oluşturabilmesi için vücut çok fazla kalori yakmaktadır.
Emzirme dönemi, çocuk doğduktan ilk yarım saat içerisinde anne sütü verilerek başlamaktadır. Bu ilk yarım saat içerisinde verilen süt çok önemlidir. Çünkü: Bebeğin ilk aşısı sayılmaktadır.

Sütüm Çocuğuma Yetiyor mu ?

Sütünüzün çocuğunuza yetip yetmediğini çok kolay anlayabilirsiniz. Çocuğunuz günde 5-6 kez bezini pisletiyor ise anne sütü çocuğa yetiyor demektir. Ayrıca çocuğunuz ağırlık artışı normal bir şekilde devam ediyorsa sorun yok demektir.
Hamilelikten Sonra Diyete Başlamalı mıyım ?
Emzirme döneminde anneler beslenmelerine dikkat etmelidir. İlk 2-3 ay içerisinde diyet yapmamaları gerekmektedir. Çünkü: Süt oluşumu sırasında harcanan enerjinin 3/2 si günlük tüketimden geri kalan ise depodan alınır.

Anne Sütünü Neler Arttırır ?

* Gün içerisinde yeterli miktarda sıvı tüketilmelidir. Ortalama 3 litre sıvı tüketmelisiniz. Bu tükettiğiniz sıvı içerisinde 9-10 bardak su olmalıdır. Geriye kalan sıvıyı ise süt, ayran ve organik yeni sıkılmış meyve sularından alabilirsiniz.
* Kansızlık sorunu yaşıyorsanız öğünlerden önce veya sonra açık çay içmelisiniz.
* Bebek ne kadar emerse sütünüz o kadar artacaktır. Bebeğiniz uyurken bile süt emebilir, emmesini engellemeyin.
* Bebeklerinizi gece emzirmeniz süt artmasını sağlar.
*Emzirmeden sonra sıvı almaya özen gösterin. Su olabilir, taze sıkılmış meyve olabilir.
* Zararlı maddeler kullanılmamalıdır. Alkol, sigara, kahve, aşırı gazlı içecekler, uyuşturucu tarzı maddeler ve içecekler tüketilmemelidir. Bunlar sütün üretilmesinde zarar verir ve oluşumunu engeller.
* Günlük protein ihtiyacınızı karşılamalısınız. Yumurta, süt ürünleri, balık ve tavuk gibi besinler tüketerek protein alabilirsiniz.
* Sebze tüketimine önem verin. Sezonun sebze ürünleri günlük olarak tüketmeye çalışın
Kalsiyum içeren besinleri günlük olarak almaya çalışın. Bunlar; Süt ürünleridir.
* Stresten uzak durun ve kendinizi gün içerisinde çok fazla yormayın. Stres ve yorgunluk süt oluşumunu olumsuz etkiler.
* Bebekleriniz acıktığında ve susadığında ağlamaya başlarlar. Ağladıklarında emzirmelisiniz. Ek besin takviyesini erken yapmayınız.
* Bebeklerinizi emzirmeye 2 yaşına kadar devam edebilirsiniz.

Anne Sütünü Arttıran Bitki Çayları Nelerdir ?

Anne sütünü artıran birçok bitki çayı bulunmaktadır. Bu bitki çayları arasından bazılarını yaparak içebilirsiniz. İçmeden önce bu bitki çaylarını doktorunuza sormanızı tavsiye ediyoruz. Belki bu bitki çayları başkalarına yarasa da size yaramayabilir. Sormakta yarar olacaktır.
* Keçi sedefi arttırmaktadır.
* Çemen otu arttırmaktadır.
* Rezene arttırmaktadır.
* Amber çiçeği arttırmaktadır.
* Isırgan otu arttırmaktadır.
* Funda yaprağı arttırmaktadır.
* Dereotu arttırmaktadır.

Bebeklerde İştahsızlık Ve İştahsızlığın Çözümleri

Ebeveynlerin en çok rahatsız olduğu konulardan biriside çocuklardaki iştahsızlık durumudur. Öncelikle iştahsızlık nedir bunun tanımıyla başlayalım: İştahsızlık beslenme olayında yaşanılan isteksiz olma ve yememe isteğinin olması durumudur. Çocukların dörtte birinde görülen bir rahatsızlıktır bu durum. Aslında şu konuya da değinmek istiyorum çoğu anne babanın iştahsız dediği çocukları aslında iştahsız değildir. Nasıl diye soracak olursanız anne baba kendilerinin uygun gördüğü kadar besini tüketmediği çocuğa istahsız teşhisini koyuyorken iştahsız olma durumu gerekli besinler alınmadığı zaman ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.

İştahsızlığın bir sürü nedeni olabilir. Bunlardan bazıları çocukların beslenme şekilleri, yanlış besin seçimi ve aile içindeki ortam olabilir. Eğerki bu iştahsızlık sorunu önemli bir hale gelmişse sorun tam olarak belirlenmeli ve ona göre tedbirler alınmalıdır.

İştahsızlık çocuklarda bazı sorunlarıda beraberinde getirmektedir. İlk olarak tam olarak beslenemeyen bir çocuğun gelişimide tam anlamıyla gerçekleşmez.Çocuklarda gelişim iki türlüdür: Birincisi kilo olarak artıştır ki bu tamamiyle beslenmeye bağlıdır. Bir diğeride boy artışıdır ve buda tam anlamıyla olmasa bile kısmen kilo artışıyla doğru orantılıdır. Çocukların herşeyi yeme gibi bir özelliği yoktur. Örneğin bir çocuk peynir yemiyordur sizde bu peynirden gelen eksikliği kökleri aynı olan yoğurtla tamamlayabilirsiniz.

İştahsız çocuklarla ilgili sizede düşen bazı şeyler var. Şimdi bunlara değinelim…
– Yemekleri mümkün olduğunca aynı saatte yedirin ve yeme süreside aynı olsun.
– Çok yemek yedirmekten kaçının. İhtiyacı kadar yemesi kafidir.
– Yemek yerken çocuğunuzla konuşun ilgisini dağıtmadan yemeğini yedirmeye çalışın.
– Atıştırmalık ve abur cubur olarak nitelendirilen yiyecekleri mümkün olduğunca az tutun.
– Çocuğunuzun iştahlı olduğu öğünü bulun ve o öğünde aşırıya kaçmadan protein ve karbonhidrat takviyesini en üst seviyede tutun.
– Yemekleri ılık yedirmeye çalışın.
– Geceleri uyumadan önce birşeyler yedirin. Daha çok kalori ağırlıklı yiyeceklere özen gösterin…

Çocukluk Dönemi Aşıları ve Zamanları

Çocuklarda bağışıklık sistemi zayıf olduğu için bebeklik çağından itibaren belirli dönemlerde aşı takviyesi yapılır. Bunun amacı çocuğunuzu dışarıdan gelen etkenlere karşı korumak ve bağışıklık sistemini güçlendirmektir. Çocuklardaki ufak rahatsızlıklarda; Örneğin hafif ateş ve hafif nezle gibi durumlarda aşı yapılabilir. Bu durumlarda aşı yapılmasının çocuğunuza bir zararı olmamaktadır. Çocuklara yapılan aşıların dozlarıda küçük olduğu için pek yan etkisi yoktur. En büyük yan etkisi aşının yapıldığı yerdeki kızarıklıktırki buda geçici bir durumdur ve kısa bir süre içerisinde kızarıklık kaybolur. Şimdi bu aşılara değinelim…

BCG Aşısı: Bir diğer adıyla verem aşısıdır. WHO yani Dünya Sağlık Örgütü’nün bildirisine göre ülkemizde çocuklara iki doz olarak uygulanır. İlk aşı doğumdan sonraki dönemde 4.aya kadar olan zamanda diğer doz ise 4-6 yaş arasında uygulanır. Eğer tüberkiloz hastalıgı ailedeki fertlerden birinde varsa yada daha önce bu hastalığı geçirmişse bu aşının süresi daha da öne çekilebilir.

Karma Aşı: Karma aşı denilen aşı aslında difteri, boğmaca ve tetanoz aşılarının birleşmesiyle oluşan aşı türüdür.Bu aşı çocuklar 7 yaşına gelmeden önce 5 doz olarak çocuklara uygulanır. Bu 5 dozun ilk 3 dozu henüz bebeklik dönemindeyken yani çocuklar 1 yaşını doldurmadan uygulanmalıdır.

Polio Aşısı: Türkçe karşılığı çocuk felci aşısıdır. Ülkemizde ilk olarak 1999 yılında çocuk felci görülmüştür ve o günden sonra ülkemizde bu aşı 5 doz olarak çocuklara uygulanmaktadır.

Hepatit B Aşısı: Bu aşı ise ülkemizde 0-18 ay aralıgındaki cocuklara 3 doz olarak uygulanmaktadır. Küçük yaşta hepatit aşısı yapılmayan kişilere hangi yaşta olurlarsa olsunlar bu aşının yapılması önerilir.

Grip aşısı: Ülkemizde her yıl yüzbinlerce insanın yaptırdığı grip aşısının aynısıdır. Çocuğunuzun yaşına göre uygun dozu eczane veya doktordan temin edebilirsiniz.

Suçiçeği Aşısı: Bu aşının ciddi bir yan etkisi yoktur.1 yaşından sonraki çocuklara tek doz olarak uygulanır…

Evde Cilt Bakımı Nasıl Yapılır ?

Yüz bakımı yapmak için yüzlerce markanın ürettiği yüzlerce ürün bulunuyor fakat yüzünüzün güzel görünmesi için bunların hiç birine gerek yok. Vücudumuz canlı bir sisteme sahip , biz nasıl sigara, çay,kahve gibi alışkanlıklar ediniyorsak cildimizde bir süre sonra bu tür takviyelere bağımlı hale gelir ve bir süre sonra bu cildiniz yıpratmaya başlar.Eğer yüzünüzün daha bakımlı olmasını istiyorsanız yazıyı okumaya devam edebilirsiniz,fakat yüzünüzde zaten büyük oranda kırışıklıklar ve sivilceler oluşmuş ise bunları bir sonraki yazımızda bulabilirsiniz.

Yüz bakımında en önemli unsurlardan bir tanesi ‘ Önce yüzünüzü tanıyın.’. Yüzünüzün yağlı mı kuru mu olduğunu tespit etmelisiniz. Yağlı olduğu durumlarda bitkisel sabunlarla yüzünüz yağlandığı anda yıkamalı ve temizlemelisiniz.Yağsız olduğunu düşünüyorsanız ek bir yıkama yapmanıza gerek yok günlük yüz yıkaması yeterli olacaktır.

İkinci önemli unsurumuz ise beslenme. Genel sağlığa büyük etkisi olduğu gibi yüzünüz canlı kalmasını da büyük oranda etkileyen unsurlardan bir tanesidir beslenme. Bol su ve hormonsuz meyveler tüketmek yüzünüzün çok daha iyi bir görüntüye kavuşmasına yardımcı olacaktır.Sigara,çay ve kahve tüketimini indirebiliyorsanız sıfıra indirmek, yapamıyorsanız veya yapmak istemiyorsanız en aza indirmeye çalışın seçim sizin. Tabi bunlar sürekli yapmanız gereken etkisini uzun sürede gösteren fakat kalıcı olacak çözümlerdir.

Güneş ışınları da yüze büyük oranda zarar vermektedir, fakat kişiye, ten rengine vb bir çok unsura göre değişebilir bu etken. Bazı ciltlere çok kısa zamanda gelen ışınlar cildi kötü etkiler bu durumda yaz aylarında dikkat edilmeli ve koruyucu kremler kullanılmalıdır. Fakat yüzünüze çok ciddi bir şekilde etki etmiyorsa kesinlikle bu kremlere başvurmanıza gerek yok. Her zaman doğallıktan yana olun.

Penis Pompası Nedir ?

Penis pompaları doğal ve zararsız bir şekilde penis büyütme tedavisinde kullanılan en etkili üründür. Bir mekanizmaya sahip olan penis pompaları vakum haznesi ve pompadan oluşmaktadır. Vakum haznesine yerleştirilen penise vakum işlemi uygulanarak daha fazla kan pompalanması sağlanır ve düzenli kullanımla kalıcı bir uzama elde edilir. Kısa penis boyunun pek çok cinsel soruna davet çıkardığı araştırmalarca gözlenmiştir. Erken boşalma ve ereksiyon problemi yaratan kısa penisler cinsel ilişkide hem sizin hem partnerinizin mutlu bir birliktelik yaşaması önündeki en büyük engeldir. Ortalama penis boyunun yanı sıra bayanların da tercih ettiği ve tatmin olduğu bir penis boyu ortalaması bulunmaktadır. Bu rakam 17- 18 cm civarındadır.

Bu verilere göre erkeklerin yarısından fazlası bu ortalamanın çok altında kalmaktadır. Hem cinsel sorunlarınızı çözmek ve mükemmel bir cinsel ilişki yaşamak hem de partnerinizi memnun etmek istiyorsanız ortalama bir penise sahip olmanız gerekmektedir. Penis boyunuz kaderiniz değildir ve onu uzatıp geliştirmek sizin elinizde. Düzenli egzersizler ve penis pompası sayesinde 6 ay gibi kısa bir sürede 6 cm uzama gerçekleştiren penis pompaları, penis büyütücü ürünler içerisinde en çok tercih edilen ürünlerden olmuş ve kullanıcılarını memnun etmiştir. Sağlığa zararı ve hiç bir yan etkisi olmayan penis pompaları prostat kanserini de engellemektedir.

Bu nedenle doktorların prostat kanseri ile karşı karşıya gelme riski olan hastalarına önerdiği tedavi yöntemlerinden biri olan penis pompalarını güvenle kullanabilirsiniz. Hiç bir risk taşımayan penis pompalarını düzenli bir şekilde kullandığınız takdirde kesin sonuç alacak ve istediğiniz penis boyunu elde edebileceksiniz. Kimyasal ve tıbbi maddelerle karşı karşıya kalmadan güvenli ve sağlıklı bir penis büyütme tedavisi için uzman sitelerden biri olan penis pompalarını tavsiye ediyor.

Ev Yapımı Yüz Maskesi

Cilt bakımını güzellik salonlarında uzmanlar eşliğinde yapmayı herkes ister fakat bu her zaman mümkün olmayabilir. Bunu yapamamanız cildinizin bakımsız kalacağı anlamına gelmez. Evde yapacağınız yüz maskeleriyle de bu açığı kapatmanız mümkün.

Evde yapılan yüz maskeleri genelde elinizin altında bulunan malzemelerden oluşur ve bunları aramak için ek bir çaba sarf etmenize gerek yoktur. Fakat bazı yüz maskelerinde kullanılan bitkisel malzemeler evinizde olmayabilir bu malzemeleri de herhangi bir aktardan kolayca temin edebilirsiniz. Maskeleri kullanmadan önce içinde bulunan malzemelere karşı alerjinizin olmadığından emin olun. Bunun için önce aldığınız malzemeleri küçük bir bölgede test edin.

Evde Yapılan Temizlik Maskesi

Yarım limonu keserek bir kaba iyice sıkın. Başka bir kaba 1 paket kuru mayayı boşaltın ve üzerine 2 yemek kaşığı ılık su ekledikten sonra mayayı macun kıvamına gelene kadar karıştırın. Daha sonra yavaş yavaş limonu üzerine dökün, limonu dökerken de karıştırmaya devam edin. Maskeyi yüzünüze sürmeden önce yüzünüzü yıkayın ve durulayın. Maske 15-20 dakika arası yüzünüzde kaldıktan sonra yıkayabilirsiniz.

Yüz Beyazlatıcı Maske

Soyulmuş yarım salatalığı blendera atın .Salatalık son halini aldıktan sonra 2 yemek kaşığı aloe vera suyu ekleyin ve bu karışıma yarım dilim limon suyu, 1 yemek kaşığı yoğurt ekledikten sonra tekrar blenderdan geçirin. Daha sonra 1-2 yemek kaşığı kil atıp tekrar karıştırın ve maskeniz hazır hale gelsin. Maskeyi yüzünüze iyice dağıtın ve kalın bir tabaka haline gelmesini sağlayın. 15-20 dakika arası beklettikten sonra ılık su ile yıkayın.

Akne Gideren Yüz Maskesi

2 kap taze çileği blenderden geçirin , üstüne yarım kap yoğurt döktükten sonra iyice karıştırın ve yüzünüze uygulayın.25-35 dakika geçtikten sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın.

Bebeklerde Zeka Gelişimi İçin Neler Yapılmalı?

Bir bebek daha anne karnındayken bir şeyler öğrenmeye başlar. Annesinin neler hissettiğini onun duygularını hisseder ve etkilenir. Dünyaya gözlerini açtıktan sonra zeka gelişimi daha da hızlanır ve gün geçtikçe yeni şeyler keşfetmeye başlar. Bebeklerin zeka gelişimlerinde anne ve babalara önemli görevler düşmektedir. Seslerle, hareketlerle, mimiklerle sizde çocuğunuzun zeka gelişimine önemli katkılarda bulunabilirsiniz. Tabi ki de en önemli faktör onunla sık sık zaman geçirmeniz ve onu sevdiğinizi her fırsatta dile getirmenizdir.

Bebekler doğduğu andan itibaren sürekli zaman geçirdiği kişilere güvenir ve onlardan gelen duyguları hissederler. Tatbiki çocuğunuzla geçirdiğiniz bu zamanı en yararlı şekilde kullanmakta sizin elinizde. Çocuğunuzla konuşurken sürekli göz temasında bulunmaktan kaçınmayın. Bu onun cesaretlenmesinde etkili olacaktır. Çocuğunuzla beraber sizde çocuk olun. Onunla oyunlar oynayın yakınlığınızı hissettirin. Oyun oynarken kullandığınız araçları ve oyuncakları çocuğunuza bir bir anlatın ve tekrarlayın. Sizin ağzınızdan çıkan her sözcüğü çocuğunuz dikkatli bir şekilde dinlemektedir. Buda çocuğunuzun dikkatinin ve zihninin daha iyi çalışmasına olanak sağlar. Etrafınızdaki her şeyin çocuğunuzun zekasının gelişmesinde etkili olduğunu unutmayın. Ani sinirlenmeler ve ses tonundaki yükselmelerden çocuğunuz olumsuz bir şekilde etkilenebilir.

Çocuğunuzun zeka seviyesini arttırmaya yönelik bu uygulamaları yaparken sizin de dikkat etmeniz gereken unsurlar var tabi. Çocuğunuzun karnı tok ve uykusuz olması durumunda bu çalışmalar daha iyi sonuç verecektir. Çünkü çocuğunuzun aklında yemek yada uyku varken verimli çalışması olması olanaksızdır.

Bebekler Neden Ağlar ve Ağlama Sebepleri

Bebek denince akla ilk gelen şeydir aslında ağlamak. Bebeğiniz ağlarken aslında sizinle iletişime geçiyor. Bir sorununun olduğunu size söyleme çalışıyordur. Kısacası bebekler acıktığında altını kirlettiğinde her durumda ağlarlar. 3 ayı geçen bebekler ise dış dünyayı artık daha iyi bildiği için bu sorunlarının yanında birde ilgi istedikleri için ağlamaya başlarlar. Eğer ki bebeğinizin karnı tok altı temiz ve yine de ağlıyorsa yüzünde de kızarmalar meydana gelmişse bunun sebebi de bebeğinizin gazının olmasıdır. Bahsettiğimiz gibi bebeğinizin ağlaması gayet normal bir olaydır ama bebeğiniz ağlarken öksürüyorsa kusuyorsa ve ishal gibi durumları varsa mutlaka bir doktora başvurmanızı öneririz.

Bebeklerde karınlarını doyurduktan sonra tokken bir miktar kusma ve kusarken de ağlama olayı görülebilir. Bu normal bir durumdur. Yeni doğan bebekler her anne sütünden sonra sarı bir şekilde geri çıkarabilir aldığı sütü. Buda gayet normal bir olaydır ve endişelenilmemesi gerekmektedir.

Bebeklerde ağlamanın bir başka nedeni ise ilk başlarda bahsetiğim gibi ilgisizlikte olabilir. Bebekler ilgisizliği hissettikleri zaman öfkeyle ağlarlar. Öfkenin yanı sıra korkma gürültü ve anne babanın rahatsızlık durumlarından bile ağlayabilmektedirler. Bu gibi sebeplerden dolayı ağlayan çocuklara yapılacak en iyi şey yanınızda olduğunu hissettirmek ve sıcak bir öpücük olabilir.

Genel olarak bebeğinizin ağlamasının normal bir olay olduğunu söyledik ama ağlama nöbetlerine karşıda dikkatli olmanızı öneririm. Nedir bu ağlama nöbeti? Çocuğunuz uzun bir süre(2 saat veya daha fazla) ağlıyorsa ve bu ağlama olayını günde en az 2 defa yapıyorsa mutlaka bir doktora gösterin. Önemli birşey olabilir…

Bebekler Nasıl Yıkanmalıdır, Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bebeklerin bağışıklık sistemi zayıftır. Bunun içinde başta temizlik olmak üzere bazı şeylere dikkat edilmedir. Bazı bebeklerde banyo olayı tam bir eziyet haline gelirken bazıları ise suyu sever ve çıkmaz istemezler. Banyoyu zevkli hale getirmek aslında sizin elinizde olan bir şey dir.

Bebekler narin yapıda oldukları için çok kolay üşümektedirler ve ısı kaybettiklerinde hastalanma riskleri yüksektir. Bu yüzden banyo süresini maksimum olarak 10 dakika olarak tutmalıyız. Banyo suyunun sıcaklığı ise en az 18 derece ve en fazla 23 derece olarak ayarlamalıyız. Daha az veya daha fazla sıcaklıktaki su bebeğinize ilerleyen dakikalarda zarar verebilir. Suyun sıcaklığına ilk olarak kendiniz bakmadan çocuğunuzu yıkamaya başlamayın. Emin olduktan sonra bebeğinizi küvete ya da leğene oturtabilirsiniz. Eğer sert bir zemin varsa bebeğinizin cildinin direk yere temasını engellemek için zemine bir havlu koymanız sizin yararınıza olur.

Bebeğinizi yıkarken başının ve özellikle kulaklarının suya temasından kaçının. Eğer kulağa su kaçırılırsa çocuğunuz ciddi derecede rahatsız olacaktır. Banyoyu yavaşça ovalayarak masaj şeklinde yapın. En son başını yıkamayı kesinlikle unutmayınız. Bu olay bebeğinizin en az derecede üşümesini sağlayacaktır. Yıkadından sonra bebeğinizi giydirmeden önce iyice havluyla durulayın. Hatta ilk kurulamadan sonra başka bir kuru havluya sarmanız ve bir iki dakika beklemeniz çocuğunuzun daha az üşümesine ve hastalık riskini en aza indirmesinde etkili olacaktır. Çocuğunuzu giydirdikten sonra uyutmanız ise onu tamamen rahatlatacaktır.

Çocuklarda Kulak Enfeksiyonu Ve Basit Çözümler

Çocuklarda ara ara görülen kulak ağrıları ve kulak enfeksiyonları gerek ebeveynlerin gerekse de çocukların canını sıkmaktadır. Çocuklar yaşadıkları acıdan anne baba ise çocuklarının bu durumu karşısında kötü duruma düşerler. Şimdi size söyleyeceğimiz bir kaç küçük yolla bu kulak enfeksiyonlarından basitçe kurtulabilirsiniz.

Büyükçe bir kaba kaynar suyu koyun. Kap kesinlikle plastik olmamalıdır. İçine okaliptüs veya lavanta yağı damlatın. 3-4 damlayı geçmemesine dikkat edin. Daha sonra çocuğunuzun kulağına bu suyun buharına uzaktan temas ettirin. Enfeksiyonun ve sorunun azaldığını göreceksiniz.

Yarım bardak suyu karanfil ile kaynatın. Daha sonra gazlı bir bezi bu suya batırın ve cocugunuzun kulağına koyun. Sakın içe doğru ittirmeyin bu bezi! Buradaki esas amaç enfeksiyonun çekilmesi olayıdır. Bez durduğu yerden enfeksiyonu çekecektir.

Halk arasında kompres olarak bilinen tabirde işe yarayan bir olaydır. Bir beze sıcak su damlatarak kulağa koyun. Sıcak bez enfeksiyonu çekecektir. Bunu her enfeksiyonda defalarca uygulayabilirsiniz.

İlginçtir ama biberonla beslenen çocuklarda emme yoluyla beslenen çocuklara göre daha fazla kulak enfeksiyonuna kapıldığı görülmüştür. Çocuğunuzun kulak enfeksiyonuna kapıldığını fark ettiğinizde 3-4 damla emmesi sonucunda enfeksiyonda azalmanın olacağı biliniyor.

Tabikide bunların hepsi hastalığı geçirici şeyler değil tamamiyle azaltıcı etkenlerdir. En güvenli yol doktora başvurmak ve doktorun vereceği ilaçları veya damlaları harfiyen uygulamaktır.

Bebeklerde Uyku Düzeni Nasıl Olmalı?

Çocuklarda gelişimi sağlayan en önemli faktör hiç kuşkusuz uykudur. Bebeklerin gelişimi büyük bir çoğunlukla uyku durumunda gerçekleşmektedir. Uyku beyin ve vücut gelişimini etkileyen en önemli faktördür. Büyüme hormonları en çok uyku esnasında salgılanmaktadır. Uykusuzluk problemi yaşayan çocukların vücut ve beyin gelişiminde sıkıntı çektikleri kanıtlanmış bir olaydır. Yeni doğan bir bebeğin beyni erişkin bir insan beyninin yüzde otuzu kadar olup zamanla uykunun getirdiği büyüme hormonuyla beynin çalışma oranı ve büyüklüğü de değişmektedir.

Birinci ayındaki bir bebek günde ortalama 16 saat uyumaktadır. Bu uyku süresince ise en az 5 kez uyanmaktadır. Uykunun bölünmesi olayı çocuğunuzun 6.aya gelmesine kadar devam etmektedir. Bu süreden sonra çocuğunuz kesintisiz uykuya başlar ve uykusu bölünmeden uyuyup uyanır. Uyku süresi her bebeğe göre değişen bir olaydır. Bazı çocuklar günde 20 saate kadar uyuyabiliyorken bazı bebeklerde bu saat 8 saate kadar düşebilir.

Bebeğinizin rahat uyuması için neşeli ve sakinse uyutmayı deneyin. Sırt üstü uyuyan çocuklar daha rahat ve daha zinde olmaktadırlar. Bunun yanısıra bebeğinizi 6.ayına kadar yanınızda uyutmaya yanınızda yatırmaya özen gösterin. Bu aydan sonra odasını ayırabilirsiniz. Bebeğiniz az uyuyorsa horlama ve sık sık uyanma problemleri varsa bir doktora gösterin. 1.5 yaşından sonra bebeklerinizin gündüz uykusunu tek sefere düşürün. 2 yaşından sonra ise günde bir kez ve 1 saat gibi bir süreye bölerseniz sizin ve çocuğunuzun yararına olur

Sağlıklı Bir Bebek Nasıl Olmalıdır ?

Yeni doğan bir çocuğun sağlıklı olduğunu anlayıp anlamamanın birkaç yolu vardır. Bunlara değinmek istiyorum bu yazımda. Hepimizin dikkatini çekmiştir aslında ilk söyleyeceğim olay: Yeni doğan bir çocuğun kafası oldukça büyüktür. Bu normal bir durumdur. Yetişkin bir insanın kafası vücudunun sekizde biri iken yeni doğan bir çocuğun vücudunun dörtte biri oranlarındadır. Kafanın büyük olması dolayısıyla yüzünün şiş olmasına da yol açar.

Henüz yüz yapısı tam olarak gelişmediği için çene kemiği de ufaktır. Varlığını zor hissedersiniz. Ortalama üç ve üç buçuk kilogram civarlarında bir ağırlığı olmalıdır çocuğun. Boy ise kırk beş ve elli santimetre aralığında ise idealdir. Eğer ki çocuğunuzda bu özellikler veya bu özelliklere yakın özellikler bulunuyorsa çocuğunuzun sağlıklı olduğu kanısına varabilirsiniz.

Çocuğunuzun sağlıklı olarak doğması birazda annesinin elinde olan bir olaydır ve bu unutulmamalıdır. Çocuğunuz karnınızdayken beslenmesi ve gelişimi tamamiyle size bağlıdır. Sağlıklı bir annenin sağlıklı bir çocuğu olur. Hamile iken annenin kendine dikkat etmesi ve iyi beslenmesi gereklidir. Kırmızı et balık ve tavuk gibi yiyecekler B vitamini içerdiğinden dolayı hamilelikte mutlaka tüketilmesi gerekir. Bunun yanında C vitamini içermesinden dolayı turunçgiller ve diğer meyvelerde bolca tüketilmelidir. Bunun yanı sıra baklagillerdende gerekli olan folik asit alınmalıdır. Çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi sizin elinizdedir.

Çocuklarda Ateşin Yükselmesi ve Yapılması Gerekenler

Henüz yeni doğan bir çocuğun bağışıklık sistemi olgunlaşmadığı için çok sık ateşlenme vakaları görülebilir. Çocuklardaki ateş çıkması olayının sebebi su eksikliği bile olabilir. Ateş düştüğü gibi hemen inebilir. Bu tamamen çocuğunuzun bünyesiyle alakalı bir olaydır. Bunun yanında aşırı beslenme sonrasında vücut proteinleri yakamadığı için ateş olarak bünyede etkisini gösterebilir.

Ateş durumu olağan bir durum olduğu gibi yüksek ateş ise daha tehlikeli bir durumdur. Çocukta kalıcı ve geçici etkiler bırakabilmektedir. Bu etkilerden bazıları iştahsızlık yorgunluk baş ağrısı ve uykuda düzensizlik gibi bazı sorunlardır.
Çocukların ateşinin olup olmadığını varsa da kaç derece olduğunun anlamanın en iyi yolu makattan ölçüm yapmaktır. Büyüme çağındaki çocuklarda ise ağız ve koltuk altı ateş almak için idealdir.

Eğer ki çocuğunuzda ateş seviyesi gereğinden fazlaysa aşağıdaki işlemleri yapmanızı öneririz…
1-Yüksek ateş durumunda mutlaka doktora danışın.
2-Yüksek ateş durumu mevcutsa çocuğun üstündeki fazla giysiler çıkarılmalı gerekirse tamamen çıkartılmalıdır.
3-Sirkeli su veya soğuk su ile ıslatılan bir bezle çocuğun vücudu silinmelidir.
4-Tekrar hatırlatalım mutlaka doktora başvurun…

Bebeklerde İlk Ay ve İlk Ay Gelişimi

Bebeğiniz gözlerini dünyaya açtığı ilk andan itibaren bir şeyler öğrenme isteğiyle doludur. Etrafındaki her şey ona ilgi çekici gelmektedir. Günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirmelerine rağmen bu ilk ayda öğrendikleri şey oldukça fazladır bebeklerde. İlk ay bebeklerin neler yapabileceklerine değinelim.

– Çocukların ilk yaptıkları hareket başlarılını kaldırmaktır. Bu hareketlerini el ve kollarını kullanabildikleri fark etmeleri ve en son ayaklarını kullanabildiklerini anlaması izlemektedir.

– Bebekler yakınlarındaki cisimleri net olarak görebilmektedirler. Yani duyu organları yavaş yavaş çalışmaya başlamıştır; kokuları fark ederler ve insan sesini diğer canlıların ve cansızların seslerinden ayırt edebilirler.
– Eller ilk ay oldukça yumuktur. Hafifçe bir açıklık dikkatinizi çekebilir.
– İlk ayda hapşırma ve hıçkırık olayları oldukça sık görülebilir bu gayet doğal bir olaydır paniklemeyin.
– Bebeğinizle bu ay oldukça sık konuşmaya çalışın. Ağzınızdan çıkan her lafı dinlediğini unutmayın.
– İlk ay çok sık banyo yaptırmanıza gerek yoktur.
– İlk ay içerisinde hepatit B aşısının iki dozunu yaptırmayı unutmayın.

Bebeklerde Kusma Normal midir ?

Bebeklerde kusma normalmidir? Neden bebekler kusar bu soruların yanıtlarını vererek aklınızdaki soru işaretlerini kaldıracağız…

Öncelikle şuna değinmek isterizki bebeklerde kusma son derece normal bir olaydır. Bir bebek her zaman kusabilir. Henüz bağışıklık sistemi ve sindirim sistemi yerine oturmadığından dolayı bebeklerde kusma olayı çok sık görülebilir. Panik yapılmamalıdır. Bebekler özellikle yemeklerden sonra fazla besini kusarak dışarı atarlar. Yemeklerden sonra ardı ardına 2-3 defa kusma olayı görülebilir.

Hastalık zamanlarında bu kusma olayı daha da sıkı olabilir. Günde 4-5 defa veya daha fazla kusma olayları normaldir. Bebeğinizin kusmuğunda dediğimiz gibi besin artıkları mevcuttur. Biran önce çocuğun üzerinden temizlenmeli ve cocugun cildinin tahriş olmasını hemen engellenmelidir.
Bebeğinizin kusmasını engellemek için çok fazla yemek yedirmemeye özen gösterin. Yedirdiğiniz yemekten sonra çocuğu çok fazla sallamayarak ve sırt üstü yatmasını engelleyerekte kusmasını bir nebzede olsun azaltabilirsiniz. Sorularınız varsa bu konu altından sorarsanız elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışırız…

Beden Dilini Doğru Kullanmak

Bir kadın için beden dili oldukça önemlidir. Hem daha çekici görünmek adına, hem de kendinizi daha net bir şekilde ifade etmek adına sizlerde beden dilinizi daha profesyonel bir şekilde kullanabilirsiniz. Tabii beden dilini kullanmanın oldukça hassas bir konu olduğunu asla unutmamalısınız. Zira beden dili kullanımında yapılacak en ufak hata, bir çok farklı yanlış anlaşılmaya neden olabilir. Bizlerde bu şekilde yanlış anlaşılmalara izin vermeden doğru bir beden dili kullanımı için sizlere bazı öneriler hazırladık.

1) Temel Nokta: Doğru Gülümseme

Beden dilinin en büyük silahı gülümsemektir. Eğer doğru bir şekilde gülümser, bu silahı en doğru şekilde kullanırsanız her ortamda pozitif bir etki yaratmanız kaçınılmaz olur. Tabii sürekli bir gülümseme ile hareket etmek yanlış olacaktır. Bu nedenle gündelik yaşamda hafif gülümseme ile hareket etmeli, iş hayatı ve özel hayat gibi alanlarda ise duruma, karşınızda ki kişi ya da kişilere göre gülümsemeye dikkat etmelisiniz. Zira bu tür durumlarda sürekli gülümsemek alaycı biri olduğunuz izlenimini sizlere verebilir.

2) Duruşunuz Çok Önemlidir

Beden dilinin bir diğer önemli silahı ise duruştur. Duruşunuz her zaman için dik ve kendinden emin olmalıdır. Haksız olduğunuzu bildiğiniz anlarda dahi dik bir duruş pozisyonunda olursanız, karşı tarafın sizi ezmesi, üzerinize gelmesi zorlaşır. Özellikle iş hayatında duruş çok önemlidir. Hem çekici, hemden kendinden emin bir karakter sergilemek için mutlaka dik bir görüntü sunmanız gerekir. Bu konu ile ilgili yapılan bir çok araştırma, hiç bir bilgisi olmasa dahi; kendinden emin, dik ve bilgili bir şekilde görünen kişilerin, çok bilgisi olan ama daha pasif duran kişilere oranla daha çok dinlendiğini, dikkate alındığını açık bir şekilde gösteriyor.

3) Karşınızdakini Dinlemeyi Unutmayın

Beden diliniz karşınızda ki kişiyi dinlemeniz konusunda da ipuçları verir. Eğer siz karşınızda ki kişiyi, onu dinlediğiniz konusunda inandırabilirseniz, size olan saygısı daha farklı olacaktır. Çünkü dinlediğiniz ve değer verdiğiniz kişilerin size karşı olan bakış açıları da bu yönde olur. Aksi halde sadece konuşan ve karşısında ki kişiyi dinlemeyen biri olmanız, onun fikirlerine saygı göstermediğiniz anlamına gelir. Üstelik sadece dinlemek ile yetinmeyip, aynı zamanda karşınızda ki kişi ile söylemleri üzerine münâkaşa edebilirseniz daha sağlıklı bir yapı içerisinde iletişim sağlamanız mümkün hale gelecektir. Dinlemek, bilgeliğin de en büyük göstergesi olarak bilinir. Bir kişi dinlemeyi ve dinlediğini anlayarak cevap vermeyi biliyor, karşısında ki kişi ne diyecek olursa olsun onun kendini ifade etmesini sağlayacak ortamı yaratabiliyorsa, hemen her insan ile çok rahat bir şekilde iletişim içerisine girmesi de mümkün olur. Buda toplumun her noktasında, her kesimden insan ile ihtiyacınız doğrultusunda sorunsuz bir şekilde iletişim sağlamanız adına sizlere büyük bir katkı sağlar.

4) Giyiminiz Beden Dilinizi Yansıtır

Giyim, beden dilini daha rahat bir şekilde kullanmanız konusunda sizin en büyük silahınızdır. Eğer doğru bir giyimi, ortama göre tercih ederseniz herhangi bir sorun yaşamadan kendinizi daha net ifade edersiniz. Zira beden dilini tamamlayan en temel unsur, saç tıraşından giyime kadar bir çok temel faktördür. Bu temel faktörleri doğru bir şekilde değerlendirme şansına sahip olursanız en kısa süre içerisinde etkileşim daha rahat olacaktır.

5) Sohbet Akışında Beden Dili

Beden diliniz, karşınızda ki kişinin daha önce söylediği konuları yeterince dinleyip dinlemediğinizi ele verir. Eğer siz karşınızda ki kişiyi dinlemeye ve anlamaya önem verirseniz, onun sohbet dahilinde ki konular arası geçişlerini anlarsınız. Böylelikle ileri sohbetlerde vücut dili ile onu daha önce net bir şekilde dinlediğinizi ve anladığınızı ona hissettirebilirsiniz.
Unutmayın, beden dili ile gerek iş hayatında gerekse de özel hayatınızda her zaman başarılı bir birey olabilirsiniz. Zira beden dili bir insanın kendini ifade etme aşamasında kullanabileceği en büyük silahtır. Tabii şunu da asla aklınızdan çıkarmayın, eğer beden dili doğru ve bilinçli bir şekilde kullanılmaz ise ancak sizlere zarar verecektir. En ufak bir aşırı hareket ya da konuşmaya uygun olmayan bir beden hareketi, karşı tarafın sizi yanlış anlamasına neden olabilir. Sitemizden bu konu ile ilgili güncel olarak ara bilgiler elde edebilirsiniz.

Evlilik İçin Gerçekten Hazır Mısınız?

Çoğu kadının evlilik konusunda yeterince bilinçli olmaması, ne yazık ki boşanma oranlarının da artmasına neden oluyor. Zira bir çok kadın evlenme aşamasında doğru hareket etmiyor, gerekli plânları bilinçli bir şekilde yapmıyor. Bir noktadan sonra evlilik için seçtiği kişi ile sorun yaşamaya başlıyor ve bu sorunlar boşanmaya kadar gidebiliyor. Bu tür durumların önlenmesi için her kadının evlenmeden önce bazı temel sorulara kendi içerisinde cevap vermesi büyük önem taşımaktadır.

Doğru Kişi Olduğundan Emin Misiniz?

İlk sorunuz her zaman için bu olmalıdır. İlk bakışta her erkek sizin için doğru kişi olarak görünebilir. Zira ilk bakışta sadece dış görünüş sizi tatmin eder ve ilk görünüş aslında oldukça yanıltıcıdır. Unutmamalısınız ki sadece dış görünüşe göre hareket etmeniz, sizleri bir çok farklı sorunla karşı karşıya bırakır. Bu nedenle karşınızda ki kişinin doğru kişi olduğuna ancak onu tam olarak tanıdığınız da, sizinle hangi yönlerinin uyumlu olduğuna ve hayatta ki geleceğe yönelik bakış açısına bakarak karar vermelisiniz.

Gelecek Plânlarınızda Evliliğin Konumu

Geleceğe yönelik plânlar oldukça uzun vadeli ve karmaşıktır. Aileniz, işiniz ya da yaşamak istediğiniz alanlar hepsi gelecek planları içerisin de yer alıyor. Sadece kişiye göre hareket etmeniz doğru bir evlilik plânlaması yapmanızı önler. Örneğin evleneceğiniz kişiyle nerede yaşayacaksınız? İkiniz de aynı ortamda yaşamaktan, iş konusunda aynı doğrultuda ilerlemekten mutlu olacak mısınız? Evlilik sizin iş konusunda ki ve diğer konularda ki plânlarınızı önlüyorsa bir noktadan sonra mutsuz olmanıza neden olacaktır. Bu nedenle evliliğin, gelecek plânlarınız ile uyumlu olmasına mutlaka dikkat etmelisiniz.

Maddi Açıdan Evliliğe Hazır Mısınız?

İlk aşamada her zaman uyum, kişilik gibi kavramlar gelmelidir. Karşınızda ki kişiyle evlenmek için önce onu tanımalı ve karar vermelisiniz. Fakat maddi konuları da asla unutmamalısınız. Zira maddiyat evliliğin en temel noktalarında birisidir. Evlenme aşamasından, evliliği devam ettirme noktasına kadar her konuda maddi plânlarınızı doğru olarak yapmalısınız. Üstelik bu plânları tek başınıza değil, karşınız da ki kişi yani hayat arkadaşı olarak belirleyeceğiniz kişi ile uyum içerisinde yapmalısınız. Maddi açıdan uyumlu olur ve her aşamayı plânlarsanız, evlilik süresince, evlilik sonrasında problem yaşamadan daha bilinçli bir şekilde hareket edebilirsiniz.

Evlilik Sonrası Gelişmeleri Düşündünüz Mü?

Evlilik, beraberinde birlikte bir yaşamı ve çocuk kavramını hayatınıza sokacaktır. Özellikle de bir aile olabilmek ve bir noktadan sonra çocuk sahibi olmak çok büyük sorumluluk doğuracaktır. Eğer siz bu tür sorumlulukları alabilir, önceden bu tür aile ve çocuk kavramlarına karşı gerekli planları yaparak hareket edebilirseniz bu tür hayatınıza doğrudan etkileyecek olan unsurlara karşı sorunlu bir yaklaşım sergilemezsiniz. Aksi halde plânsız bir şekilde çocuk sahibi olmanız dahi, sizin hayatınız da çok ciddi aksamalara neden olabilir. Örneğin sadece kariyer odaklı hareket eden biri, sadece duygusal bağlamda bir evlilik yapar ve kısa süre içerisin de plânsız bir şekilde çocuk sahibi olursa kariyerinde ciddi sapmalar söz konusu olabilir. Bir kadın olarak bu şekilde ki her türlü evlilik sonrası doğabilecek gelişmeleri önceden plânlamanız hayatınız için büyük önem taşımaktadır.

Aileleri Asla Unutmayın

Bir çok kadın evlendikten sonra ailelerin konumunu pek fazla hesaplamaz. Oysa ki evlilik demek sadece bireysel olarak sizin bir adamla hayatınızı birleştirmeniz değildir. Aynı zamanda iki farklı ailenin de birbiriyle akraba olması, iletişim halinde kalması anlamına gelir. Ailelerin anlaşamaması, başta genel bir huzursuzluk bir noktadan sonra ise sizin aileniz içerisinde huzursuzluk oluşturacaktır. Bu tür huzursuzlukları aileniz ile ilgili önceden kültürel ve sosyal açıdan yapacağınız araştırmalar, ön tanıştırmalar ile rahatlıkla önleme şansına sahip olabilirsiniz.

Yeni Sezonda Kotları Nasıl Giymeliyiz?

Yeni sezonda kadınların kot pantolon giymesi konusunda bir çok önemli detay var. Özellikle de günlük yaşamda salaş bir şekilde kot giymeyi tercih eden kadınlar bu sezon bir hayli dikkat çekecekler. Zira genel anlamda salaş olmak üzere, kot pantolonları sezon süresince bir çok farklı noktada kullanmamız mümkün hale gelecek. Paçaları kıvırarak kot pantolonları kullanma yoluna gidenler için de yeni sezonda bir çok önemli öneri bulunuyor.

Paçaların boyutu önemli değil

Kotunuzun paçaları uzun olabilir, bunu hiç dert etmeyin. Zira paçalarınızı kıvırma modasında daha uzun paçaları kıvırmak daha dikkat çekici olmaktadır. Ufak bir hamle, fakat şık ve kıvrımları ile dikkat çeken bir moda söz konusu. Bu nedenle paçalarınızın boyutunu hiç bir şekilde dert etmeden sizlerde paçaları hemen kıvırıp bu moda akımında yerinizi alabilirsiniz.

Moda akımının yoğun olması, bir çok firmanın pantolonları kıvrılmış bir tasarım ile sunmasına neden oluyor. Eğer bu şekilde tasarım olarak kıvrılmış bir kot satın alırsanız, asla tekrar kıvırma yoluna gitmeden o şekilde kullanın. Zira tekstil dünyasında yapılan makine kıvırmaları ile, sizin üzerine el ile yapacağınız kıvırmalar görüntünün bozulmasına neden olacaktır.

Kıvrılmış kot pantolonlar iş hayatında sizlere hem farklı, hemde dikkat çekici bir görüntü vereceği için toplantılar dahil, bir çok iş ile ilgili alanda gömlek ile bu moda akımını kombin yapabilirsiniz.

Kot Pantolon Giyim Konusunda Farklı 5 Öneri

1) Paçaları kıvırmanın yanı sıra, kot pantolonları artık dar tercih etmeyi bırakmalısınız. Özellikle geçen yılın modasında dar kot pantolonlar bir hayli moda olmuştu. Bu nedenle hemen her yerde dar kotlar ile karşılaştık. Şimdi ise, daha rahat ama geniş olmayan yani normal boylarda kotlar daha popüler olacak. Bu nedenle gardırobunuzu biraz düzenlemeniz gerekebilir.

2) Kotunuzu eskiden olduğu gibi belinize kadar çekmeyin. O modanın akımı her ne kadar iki yıl önce geçmiş olsa da, geçen yılda hafif bir şekilde varlığını devam ettirdi. Ama şimdi hiç bir şekilde göbeğin üstüne kadar çekilmiş kotlar moda olmayacak, aksine itici bir görüntü dahi yaratmış olabilirsiniz istemeden.

3) Kotunuzu t-shirt ve benzeri üst giyim eşyalarının üzerine çıkarmaktan vazgeçin. Kotlar eskisi gibi altta kalmalı ve t-shirt gibi üst giyim malzemeleri kotların üstünde kalmalı. Sürekli kotun içine koymak ve kotu ön plâna çıkarmak sizi rüküş yapabilir.

4) Kot pantolonların desenli olması kadar itici başka bir şey olamaz herhalde. Bu sezonda modacılar bu konuda da gerekli önlemleri almış görünüyorlar. Artık sadece renk bazlı kotları tercih etmelisiniz. Desenli kotlar, tayt gibi bir görünüm oluşturuyor ve onun özel görüntüsünü önlüyor.

5) Kot pantolonunuz mutlaka üst taraf ile kombin olmalıdır. Üst taraf geniş, salaş bir durumda ise kotunuzda ona göre tercih edilmiş olmalıdır. Eğer üst taraf normal ya da dar ise, kotunuz aşırı dar olmayacak şekilde gene üst tarafa göre özel olarak ayarlanmalıdır.

Exit mobile version