TURİZM

Akdeniz’in İncisi Antalya’da Yaz Tatili
İster her şey dahil sistemli lüks bir otel, ister tam pansiyon bir motel, ister oda kahvaltı bir pansiyon, ister ultra lüks bir tatil köyü, ister çadır ve karavan kamp tatilini seçin, ama tercihiniz mutlaka Akdeniz Bölgesi özellikle de Antalya olsun. Türkiye’nin en güzel denizi, doğa manzarası, en temiz plajları, en yoğun turist bulunan yeri ve yeşil alanları en güzel yerlerinin başında Antalya ve ilçeleri gelir. Torosların esintisi ile en güney kıyıların güneşi yüzünüze vururken kızgın kumlarda güneşlenirken buz gibi içeceğinizi yudumlayıp ortamın tadını çıkarın. Sokaklarında ve çarşılarında ufak gezintiler, kameranızla yakaladığınız sevimli anlar, zihninize güzel anılar koymanızı sağlar. Meyve ve çiçek bahçelerini gezip eve dönmeden taze ve doğal ürünleri satın almak sevdiklerinizi de sizi de sevindirecek. Her bölgenin bir değerlisi varsa, Akdeniz’in incisi de Antalya’dır şüphesiz. Eğlenceli hayatı gece ve gündüz sizi büyüler. Sezonluk apart daireler de iyi bir tatil seçeneğidir. Su sporları ve doğal güzellikleri ile neşenize neşe katın.
Mavi Turla Akdeniz Tatili
Yurt içi veya yurt dışı Akdeniz ve Likya turları tüm tatilcileri özel ayrıcalıkları ile karşılıyor. Erken rezervasyon yaptıranlar ise büyük avantaj sahibi oluyor. Akdeniz’in büyülü koylarında masmavi ve berrak sularında o muhteşem tatil zevkini herkes hak ediyor. Ölüdeniz, Fethiye, Akyaka, Rodos, diğer tüm Yunan adaları, Bodrum, Antalya, Manavgat, Kaş, Kemer, Side gibi tüm güney sahillerinde unutulmaz dakikalar sizi ve ailenizi bekliyor. Arkadaşlarınızla tatil planlıyorsanız yine tur animasyonları, yüzme molaları, keyifli bölge gezileri, alışveriş noktaları ve damak tadınıza hitap eden güneye özel lezzetler ile bu tatil paketleri uygun fiyatları ile sizi memnun edecektir. Ilık rüzgara karşı tekne ile mavi turda saçlarınız dalgalanırken gözlerinizi kapatıp doğa ile baş başa kalın ve çiçek kokularını içinize çekin. Dalış yaparak Akdeniz’in su altı güzelliklerini keşfedin. Bolca fotoğraf çekerek anı ölümsüzleştirin. Tüm yılın stresini üzerinizden bu harika mavi tur ile atın. Caretta carettaları yerinde görün ve dost canlısı güney halkı ile bütünleşin.
Mavi Turla Ege Tatili
Gelin bu yaz kendinize bir iyilik yapın. Ege’nin turkuvaz renkli denizinde muhteşem bir mavi yolculuğa çıkın ve tüm yılın stresini üzerinizden atın. Birçok turizm firmasının erken rezervasyon kampanyalarını kaçırmayın ve siz de sevdiklerinizle bu harika ve unutulmaz tatil yolculuğunda yerinizi alın. Ege’nin altın kumsallarında güneşin tadını çıkarın ve masmavi buz gibi derin sulara kendinizi bırakın. Çeşme, Kuşadası, Didim, Bodrum, Marmaris, Ayvalık, Fethiye, Ölüdeniz, Datça gibi pek çok noktayı kapsayan veya sadece birkaç tatil beldesini kapsayan birbirinden renkli mavi tur paketlerinden dilediğinizi seçin. Otel konaklamalı, tekne turları ve ulaşım dahil geniş konseptleri ile bu tur tatilleri size keyif verecek ve anılarınızda hoş bir yer kaplayacak. Ege’yi baştan sona keşfetmek ve fotoğraflamak adına kaçırılmaz ve ideal bir fırsat. Önemli tarihi ve kültürel yapıları gezebilir, molalarda çarşılarda yorgunluk kahvesi içip ufak tefek alışverişler yapılabilir. Yüzme noktaları eşsizdir ve özellikle teknedeyken farklı koyların tadını çıkarmak gerekir. Bu yaz unutulmaz bir tatil için mavi turla ege tatiline çıkın.
 

Güçlü ve Güzel Tırnaklar İçin Formüller

Güçlü ve Güzel Tırnaklar İçin Formüller
Güzellik ve bakım tam kapsamlı olursa anlamlı olur ve göz doldurur. Kolay tırnak kırılmalarına sararmalara ve çatlamalara karşı önlem alınabilir. Haftada birkaç dakikalık tırnak bakımı ile harika tırnaklarınız ellerinize anlam katacaktır. Tırnaklara kimyasal ürünlerin temas etmesini önleyin. İş yaparken eldiven kullanın. Limon ve gliserin ile ara sıra parmak diplerinizi ve tırnaklarınızı ovun. Nemlendirici sürmeyi ve eldiven içinde ellerinizi bekletmeyi unutmayın. Ayak tırnaklarınız için dar ve rahatsız ayakkabı giymeyin. El ve ayak tırnaklarınızı çok derinden kesmeyin. Tırnaklarınızı çok fazla gereksiz yere uzatmayın. Mutlaka düzenli beslenin ve vitamini dengeli bir beslenme planı benimseyin. Tüm vitaminleri besinlerden ve takviyelerden alın. Bol su tüketin. El ve ayakları yıkayınca mutlaka havluyla güzelce kurulayın. Havalandırın ve ayaklara pamuklu çorap giyin. Omega 3 asitlerini balık, fındık ve cevizden alın. Süt için ve kalsiyum tüketin. Nişastalı su ve limon kabuğu ile tırnakları ovmak iyi bir besleyicidir. Tırnakları güçlendirir, kırılmaları önler ve harika bir görünüm verir.

Saçların Çabuk Uzaması İçin Formüller

Saçların Çabuk Uzaması İçin Formüller
Tıpkı cilt gibi saçlar da bakım ve özen bekler. Saç derisine düzenli bakım maskeleri uygulayarak saçlarınızı hızlı bir şekilde uzatabilir aynı zamanda sağlıklı olmalarını sağlayabilirsiniz. Kına, yoğurt, limon suyu ve yumurta ana malzemeler. Bu karşımı saç derisine uygulayıp bir bone takın. 1 saat sonra saçlarınızı şampuanlayın ve iyice durulayın. Diğer maskelerde kullanılan malzemeler de yine saç derisini güçlendiren ve kırılmayı durdurup sağlıklı uzamaya yardımcı besin değerlerini içeren çörek otu, susam otu, avokado, soya yağı, keten tohumu yağı, elma suyu, engele otu, badem yağıdır. Saçlarınızı her gün tarayın ve kırıkları düzenli olarak aldırın. Saç derisine parmak uçları ile masaj yapın. Saçlarınızı öne doğru atıp tersten masaj yapın ve çok fazla şekillendirici malzeme ve sıcak aletleri kullanmayın. Saçınızı çok fazla boyatmayın ve kimyasallara maruz bırakmayın. Güneşte çok kalmayın ve şapka takın. Denize çok fazla saçlarınızı temas ettirmeyin. Saçların hava alması ve kirin sürekli atılması gerekir. Sağlıklı adımlarla saçlar kolayca uzatılır.
 

Doğal Kaş ve Kirpik Bakımı

Doğal Kaş ve Kirpik Bakımı
Yüz hatlarının güzelliği genel görünümüne yansır ve özellikle gözlerin ifadesi güzelliğe güzellik katar. Kendi kendinize yapacağınız doğal bakımlarla gözleri çevreleyen ve güzelliğe önemli artısı olan kirpik ve kaşların harika görünmesini sağlayabilirsiniz. Kaş ve kirpikleriniz seyrek ve kısa tüylü ise bitkisel yağlar ile onlara masaj yapıp besleyin. Cilde iyi bakarsak bu etki kaş ve kirpiklere de yansır. Gece makyajı çıkarıp yüzün her yerini temizleyin ve nemlendirici sürün. Bir diş sarımsağı ikiye bölün ve kaşların üzerinde birkaç dakika gezdirin. Yarım saat bekledikten sonra da badem ve hint yağını kaş ve kirpiklere sürün. Kuruyunca yatın ve sabah ilk etkileri fark edin. Maskara çubuğunu yıkayıp kuruladıktan sonra bu karışıma batırıp kirpiklerinize de böyle uygulayın. Bu tip doğal yağlar tüy dökmeden aksine kökleri güçlendirerek çabuk uzamayı ve dolgunlaşmayı sağlar. Sarımsak da güçlü formülü ile bir güzellik desteğidir. Bu işlemi genelde akşamları yatmadan önce yapın. Kirpikleri yıkamaya gerek yok, kaşları sabah biraz yıkayın.

Cilt Morlukları Nasıl Giderilir?

Cilt Morlukları Nasıl Giderilir?
Cilt yapısına göre bazı etkenlere hassasiyet gösterebiliriz. Ciltte oluşan morluklar, göz altında, boyunda, dekolte bölgesinde, vücudun herhangi bir yerinde görülebilir. Kan birikmesi sonucu ciltte ve tırnaklarda morarmalar görülür. Morluk görülen yere biberiye yağı sürüp biraz bekleyin. Birkaç saat sonra morluklarda azalma görülür. Çinko asit ve vitaminleri de kullanmayı ihmal etmeyin. Yüzdeki morluklar için un, zeytinyağı ve balı karıştırıp morluğun üzerine güzelce bir bez yardımı ile sarın. Yine siyah zeytinin çekirdeğini çıkarıp etini ezip bu bölgeye sarmak da faydalı olacaktır. Boyundaki morluklara buzlukta bekletilen bir kaşığı gezdirip daha sonra diş fırçası ile hafif masaj yapmak iyi gelir. Göz altı morlukları için de, 2 poşet papatya çayını demlendikten ve soğuttuktan sonra göz altına bastırıp biraz bekletin. Lavanta çayı ve yaprakları da göz morluklarını geçirir. İyi beslenmek ve yeteri kadar uyumak da morlukları önlemek adına önemlidir. Patates püresini tülbende sarıp gözlerde bekletmek de morlukları alır. Papatya, ıhlamur ve rezene bitkileri de çay olarak kullanılabilir.

Dişlerin Daha Beyaz Olması İçin İpuçları

Dişlerin Daha Beyaz Olması İçin İpuçları
Diş beyazlatma deyince akla ilk gelen iki ürün karbonat ve çilektir. Haftada bir veya iki kez bir çileği ezip püre haline getirip dişlerinizin üzerine sürün hatta diş fırçası ile sürülebilir. Bir müddet sonra dişlerin kendiliğinden renginin açıldığını ve parladıklarını göreceksiniz. Karbonatı zeytinyağı ve limon suyu ile karıştırıp dişlerinizi bu karışımla fırçalayın. Bu da oldukça garanti bir yöntemdir. Haftada 1 kez de bunu yapabilirsiniz. Üstelik ağız bakterilerinden de kurtulacaksınız. Karbonatın en iyi alternatifi sofra tuzudur. Tuzla dişlerinizi ovabilirsiniz. Diş beyazlatan bu öneriler aynı zamanda diş taşını, bakterileri ve iltihabı da önler. Ağzı tamamen temizler ve nefes kokusunu önler. Tuz ve sirke karışımı da çok etkili bir diş beyazlatma yöntemidir. Havuç, salatalık ve brokoli gibi sebzeler de dişleri güzelce temizler. Adaçayını dişleri fırçaladıktan sonra gargara olarak kullanın. Gliserin de dişleri aydınlatır. Adaçayı tarçın ve karbonat karışımı ile her gece gargara yapın ve bir haftada etkisini görün.

Kafeinin Sağlığa Etkileri

Kafeinin Sağlığa Etkileri
Tüm kahve türleri, çay ve kola gibi ürünlerde kafein bulunur. Kafein kimilerine göre yararlı kimilerine göre de zararlıdır. Doğada bitkilerin meyvelerinde bulunan bir madde olan kafein yiyecek ve içeceklerde doğal yollarla da bulunur, katkı maddesi olarak da eklenebilir. En bilinen özelliği uyarıcı olmasıdır. Kafeini hafifletip kullanmak daha doğru. Örneğin kahveyi sütlü içmek, çayı meyveli veya bitki çayı içmek, sütlü çikolata yemek gibi. Stres ve yüksek tansiyon hastalığını bir arada yaşayanlar kahve tüketmemeli. Ancak kahve tansiyon hastalığına sebep de değil. Dinç ve uyanık kalmayı sağlıyor. Kan damarlarını genişletiyor, kalp ritmini artırıyor. İdrara sık çıkmayı sağlıyor. İdrara çıkma problemi olanlara faydalı. Sürekli tüketilince kesinlikle bağımlılık yapıyor. Özellikle kahve tiryakilerine dikkat. Parkinson gibi zihinsel hastalıkları önlüyor. Fazla kafein tüketimi baş ağrısı da yapabilir. Huzursuzluk, stres, uykunun ertelenmesi, bazen kadınsal ve cinsel sorunlar da yapabilir. Kafeinin yararlı ve zararlı etkileri bünyeden bünyeye değişir. Kalp hastalığı yapmaz ancak ritim sorunlarına yol açabilir. Dikkatli tüketmek gerekir.
 

Ozon Terapisi

Ozon Terapisi
Son yıllara göre alternatif tıp yöntemlerinin başında ozon terapisi yer alıyor.
Ozon Terapisinin Ne Gibi Faydaları Vardır?
Son yıllara göre Ozon Terapi alternatif tıp yöntemlerinin başında yer alıyor. Stresten kansere, iktidarsızlığa, yaşlılığa çare oluyor. ABD’de bu tedaviye yıl içerisinde 3 milyar doları geçen paralar harcanıyor. Ozon terapi sporcular için doping olarak kullanılıyor. Yaşlanmayı engellemek için en çok erkeklerde kullanılıyor. Erkeklerdeki cinsel rahatsızlıklarda dolaşımı sağladığı için kullanılıyor. Ayrıca bağışıklık sistemini de kuvvetlendirir. Terapinin bir seansı yarım saat sürmektedir. Seanslardan sonra yorucu işlerden uzak durmak gerekir. Pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır.
Ozon Nedir Nelerden Korur?
Ozon (O3) 3 oksijen atomundan oluşan bir gaz çeşididir. Sabit olmayan bir bileşen olduğu için oksijene (O2) dönüşür. Renksiz ve değişik kokusu vardır. Yunancada Tanrının Notası anlamına gelir. İlk kez 1840 yılında ismi Christion Friedrich Schonblen olan Alman bir kimyacı tarafından bulundu. Bakteri ve virüsleri yok etmesi ve güçlü bir ayrışmaya sahip olmasından dolayı su arıtma tesislerinde bakteri öldürücü olarak kullanılmaktadır.
Türkiye’de çok bilinmediği için birkaç klinik tarafından kullanılmaktadır. Yurt dışında çok pahalı bir yöntemdir. Türkiye’de ve Dünyada her geçen gün yaygınlaşmaktadır.
Ozon Kanserden Korunmayı Sağlar
Almanlar tarafından 1. Dünya Savaşında bulunmuştur. Kan yıkama yöntemi olarak adlandırılan Ozon Terapi senede en az 5 seans yaptırılarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser gibi ölümle sonuçlanan hastalıklara yakalanma riskini azaltır.
Stres Nedeniyle Oksijensiz Kalıyoruz
Yaşamımızı devam ettirebilmemiz için oksijene ihtiyacımız vardır.Fakat yaşamımızda bazen beynimizde ve vücudumuzda oksijen azalabiliyor.
Hayat mücadelesi, iş, ailesel ve kişisel sıkıntılar, hazır gıdalar, çevre kirliliği, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklar, yanlış beslenme ve yaşam şeklimiz, hareketsizlik, hastalıklar vb. strese neden olan etkenlerden bazılarıdır. Bir de bunlara yaşlanma süresini de eklediğimiz zaman vücudumuzun oksijene daha fazla ihtiyacı oluyor. Oksijenimiz az olduğunda vücudumuzdaki fonksiyonlarda aksamalar oluyor. Ozon terapisi iste tam bu nokta da devreye girerek gerekli olan oksijeni vücudumuzun almasını sağlıyor.
Pek çok ülkede (Almanya, ABD, İngiltere gibi ) özel hastanelerde ozon tedavisi yapılmaktadır. Yaklaşık 8 bin doktor Almanya’da ozon tedavisini yapmaktadır.
Kanser Tedavisinde Tamamlayıcı Etkisi Vardır
Düşük dozlarda “majör otohemoterapi” veya”minorotohemoterapi”  adı verilen hastadan kan alma işlemi ile ozon kullanılarak kanser hastasına kan geri verilir. Aktif hale getirilmiş oksijenin bağışıklık sistemini uyararak en ince damarda bile esnek olarak hareket etmesini sağlıyor. Anemi gibi kanla ilgili rahatsızlığı olanlarda uygulanmıyor.
Ozon terapisi, zayıf bağışıklığı olan herkeste etkilidir. Bu gaz ciltten emilerek alındığı zaman yaşlanmaya neden olan etkenleri oksijeni artırarak engelliyor. Kireçlenmelerde, sporcuların enerjisini artırmada, ameliyattan sonraki halsizliği gidermekte yararlıdır.Şeker hastalarında açık yarasının kapatılmasında da kullanılır.
Ozon Sauna Nedir  Yararları Nelerdir?
Toksin atıcı, sindirim ve dolaşım düzenleyici, Selülit giderici, cildi sıkılaştırıcı ve güzelleştirici etkisinin yanı sıra en önemlisi performanslı zayıflamayı sağlamasıdır.
Sarkık vücutlar, selülit gibi etkenleri ortadan kaldırmak için kullanılır.
Derinin 4-6 cm altına ısı verilerek terapi yapılıyor. Buharlı saunaya göre daha fazla terleme ile toksinleri ve yağları dışarı atar.
Isının etkisi ile açılan gözeneklerden emilerek lenfe, kana ve yağ dokusuna ulaşır. Lenf toksinlerden arınmayı sağlar. Cildi temizler, kan dolaşımını hızlandırır ve kasları gevşetir.

  1. Zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.
  2. Kan dolaşımının hızlanmasıyla zayıflamayı sağlar.
  3. Toksinler böbrek yoluyla değil vücuttan atılır ve böbreğe faydalıdır.
  4. Ozon bakteri ve virüs kaynaklı birçok hastalığa karşı vücudumuzu korur.
  5. Hayatımızda önemli olan hormonal görevleri aktif hale getirerek sağlıklı çalıştırır.
  6. Yorgunluğu yok eder.
  7. Ağrıya sebep olan ödem ve toksinlerin ısı ve oksijen yardımıyla yok edilmesini sağlar.
  8. Birçok mikroba bakteriye karşı vücudumuzu korur.
  9. Bakteri, mantar gibi hastalıklara neden olan organizmaları öldürür.
  10. Ölü hücreleri dökerek genç ve sağlıklı hücrelerin gelmesini sağlar.
  11. Selülit gibi kötü görünümlerin oluşmasını engeller.
  12. Kansere neden olan önemli etkenlerin giderilmesinde koruyucu yararı vardır.
  13. Beyini geliştirir.
  14. Depresyon gibi ruhsal bozuklukları azaltır.

Ozon Sauna Kimlere Uygulanmalıdır?
Ozon terapinin faydalarını isteyen herkese yapılabilir. Hastalığı veya herhangi bir sağlık sorunu olması şart değildir. Sağlıklı insanda yaptırabilir.
Ozon Sauna Kimlere Uygulanmamalıdır?
Uygulanmaması gereken özel bir neden yoktur.  Ancak  hipertiroid ve konjenital favizm de dikkatli olmakta yarar vardır. Kalp hastalarında ise düşük ısı ile uygulanması daha doğru olacaktır.
 
 

Üveit

Üveit
 
Oldukça farklı bir yapıya sahip olan göz kendi içinde bir çok tabakaya ayrılır. Genel olarak en iç kısımda retina tabakası bulunur, bu tabakanın dışında ise gözü tutan ve şekli veren 2 tabakanın da oldukça hayati önemi bulunmaktadır. Göz damarlarının bulunduğu orta tabakaya üvea denir. Gözü besleme gibi önemli bir görevi olan bu tabakada oluşan hastalığa da üveit adı verilmiştir. Her hangi bir parazitin bu bölgeye yerleşmesi ile devam eden rahatsızlık erken teşhis edilmez ise körlüğe kadar gidebilecek sorunlar ile karşılaşabilirsiniz.
 
Üveit hastalığı halen tam olarak hangi etken ile vuku bulduğu kanıtlanamamıştır. Her hastalıkta olduğu gibi gözde meydana gelen üveit içinde bazı belirtiler hastalık öncesinde size haber verir. Gözünüze gelen parlak ışıklara aşırı duyarlılık, çevrenizdeki objeleri ve nesneleri tam görememe ya da bulanık görme, gözlerde dıştan içe doğru yayılan kızarma bu hastalığın ilk belirtileridir. Ancak en önemli belirtisi gözlerde aşırı yaşarma ve akıntıdır. Akıntı ile başlayan bir göz probleminiz varsa hiç vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun.
 
Üveit tedavisi için kullanılan damlalar görme kalitenizi oldukça düşürür bu nedenle taşıt kullanmanız oldukça riskli olacaktır. Parlaklığa çok maruz kalmamak için sürekli güneş gözlüğü kullanmak da gözünüz için oldukça faydalıdır. Tedavi sürecinde sürekli hastanın kontrol altında tutulması ve ilerlemeye bağlı ilaç tedavisinde değişiklik yapmak hastalığın daha erken iyileşmesine yardımcı olur.
 
 
Üvea, Üveit hastalığı, Üveit tedavisi

Şaşılık, şaşılık sorunu

Gözlerde meydana gelen görsel sıkıntının biride şaşılıktır. Gözlerin birbirlerine göre faklı yönlerde olması şeklinde başlayan bu rahatsızlık bazı kişilerde günün bazı saatlerinde olmasına karşın bazılarında ise süreklilik arz eder. Kız ya da erkekte görülme sıklığı farklı olmamakla birlikte bu rahatsızlığın kız erkek artımı yoktur. Kayıtlara göre görülme sıklığı %4 seviyelerinde olan bu göz hastalığının nedeni hala tam olarak bilinmiyor.
 
Yeni doğan bebeklerde gelişim sürecinin 3 ayı tamamlaması sonrası tamamen belirgin hale gelen şaşılık fark edildiği anda doktora gösterilmelidir. Muayene de yapılacak bazı testler ve kontroller sonucu belirlenir. Sorun belirlendikten sonra çözüm yöntemleri arasından en uygunu seçilerek tedavi süreci başlar. Tedavi yöntemleri şaşılık derecesine göre değişir. Bazı şaşılık derecelerinde günün belirli zamanlarında doktorun belirlediği göz egzersizleri yapmak yeterli olurken, başka metotta ise iki görmeyi azaltan prizma şeklindeki gözlükleri kullanması sağlanır.
 
Bazı ileri düzey şaşılık problemlerinde iğne veya ameliyat uygulaması da yapılabilir. Enjeksiyon tedavisinde bazı göz kaslarına uygulanan kas katılaştırma işlemi ile gözlerdeki kaymanın azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılması sağlanabilir. Ameliyat düzeyinde olan rahatsızlıklarda ise gözlerde oluşan ağrıların önüne geçilebilir.
 
Genel olarak şaşılık sorunu hipermetropi rahatsızlığı olan hastalarda daha fazla görünürken, uzağı göremeyen gözlerde daha az gözlemlenmiştir. Dışarıdan alınan her hangi bir vitamin ya da besinin şaşılık üzerine hiç bir etkisi yoktur.
 
 

Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu) nedir

Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu) nedir
 
Bilindiği gibi göz içerisinde oldukça yoğun görme hücreleri vardır. Bu görme hücrelerinin yoğunlaştığı bölge olan sarı nokta yani makula lutea, gözdeki işlevsellik bakımından en önemli bölgedir diyebiliriz. Gözlerimizin net ve oldukça keskin bir görünüm elde edebilmesi bu bölgeye bağlıdır. Sarı nokta şeklinde adlandırılan bölgede bulunan görme hücreleri yaş ilerledikçe işlevselliğini yitirir ve buna bağlı bulanık görme, orta noktayı tam görememe veya görmede düzen bozukluğu şikâyeti baş gösterir. Bu tür şikayetlerin yoğunlaşması sonucu yapılan muayenelerde genellikle sarı nokta hastalığı teşhisi konur.
 
Makula dejenerasyonu şeklinde isimlendirilen bu rahatsızlığın temel nedenleri kalıtımsal etkiler ve yaşın ilerlemesi olarak kayıtlara geçse de hala tam olarak neden oluştuğu bilinmiyor.  Ancak çalışma ortamlarında ultraviyole ışına çok maruz kalan ya da güneşli bölgelerde yaşayan insanlarda bu rahatsızlığın daha fazla görüldüğü yapılan çalışmalarda kanıtlandı.
 
Sarı nokta hastalığı kendi içinde kuru tip ve yaş tip olarak adlandırılan farklı tiplere ayrılır. Oldukça yüksek oranda kuru tip rahatsızlığına yakalanan vakalar olsa da %10 luk bir değerde de olsa yaş tip sarı nokta rahatsızlığına yakalanan vakaları da görmek mümkün. Kuru tip görme bozukluğu olan hastalarda çok fazla görme kaybı olmasa da bazı hastalarda eğer erken tedavi yapılmaz ise yaş tipe geçme riski vardır. Retina bölgesinde meydana gelen yaş tip sarı nokta hastalarında görme kaybına varan sorunlar ile karşılaşılabilir.
 
Makula dejenerasyonu, makula lutea, Sarı nokta

Progresiv & Bifokal Gözlük Nedir

Progresiv & Bifokal Gözlük Nedir
 
Gözlük kullanan kişilerin genel problemlerinden bir tanesi de uzağı ve yakını görebilmek için kullanılan uzak yakın gözlükleridir. İki farklı gözlüğü yanlarında taşımak ve yakın uzak değişikliğini yapmak oldukça zor ve zahmetli bir hal alır. Bu sorunu bilen göz hastalıkları uzmanlarının ve gözlük camlarında kullanılan yüksek teknolojinin bir araya gelmesiyle gelişen gözlükler bu duruma bir son verdi.
 
Bilindiği gibi gözlüklerin uzak ve yakındaki cisimleri odaklayabilmesi için gözlük camlarının, netleştirmek istediğiniz uzaklığa göre değişmesi gerekir. Ancak yeni teknoloji de aşağıda yazılı olan iki farklı cam teknolojisi ile bu durum ortadan kaldırmak mümkün.
 
Progresiv Gözlük
 
Progresif gözlük adı verilen teknoloji ile artık uzaktaki ya da yakındaki cisimleri görebilmek için iki gözlüğe gerek kalmıyor. Mikron hassasiyetinde iş yapan makineler ile üretilen bu camlar oldukça hassas geçişler ile görüntü kalitenizi arttırmakta. Camın belirli ölçülerde bölümleri ayırarak yapılan bu işlemde bazı nesneleri görebilmek için odaklama da yapmaya gerek kalmıyor. Camın alt kısmının daha içbükey olması yakını görebilmek için tasarlanmış olup, üst kısmı ise uzağı görebilmek için tasarlanmıştır.
 
Bifokal Gözlük
 
Bikofal gözlük camlar ise progresif camlara göre daha biraz daha görsellik bakımından aşağıda kalıyor. Aynı mantık üzerine yapılmış olan bu Bikofal cam teknolojisi keskin bir şekilde uzak ve yakın görme değişkenliğini hissettirmekte. Camın üst kısmı uzağı, alt kısmı ise yakını gösteriyor. Geçişler ise oldukça sert ve belirgin.
 
Progresif gözlük, Bikofal gözlük, progresif

Yakını Görememe (presbiyopi)

Yakını Görememe (presbiyopi)
 
Yaş ilerledikçe gözlerde de bütün vücutta olduğu gibi bazı sıkıntılar ve görme kayıpları olabilir. Bu gibi durumlar insanlar tarafından doğal karşılanmaktadır. Genellikle 40 yaşının üstünde gözlerde meydana gelen esneklik kayıplarında göz yakındaki bir cismi ya da bir yazıyı tam anlamıyla odaklayamayarak bulanık görür. Gözün bu şekilde yaştan dolayı görme yetisindeki azalmaya presbiyopi adı verilir. Bu göz rahatsızlığı ileri yaşlarda olduğu için yaşlı göz diye de tabir edilir.
 
Bazı göz hastalarında genç yaşlarda hipermetrop rahatsızlığı olmasına karşın bu rahatsızlığın farkına varmadan günlerini sıkıntısız geçirebilirler. Ancak yaşın ilerlemesi ile birlikte çıkacak olan bu piresbiyopi görme sorunu bu tür hastalar için daha zor ve zahmetli bir alışma süreci demektir. Bu tür hastaların tedavisi lazer yöntemi ile yapılabildiği için bu sorundan kurtulmak onlar için biraz daha kolay olur.
 
Piresbiyopi adı verilen rahatsızlıktan kurtulmanın bir başka yolu ise hastaların muayene sonrası uygulanabilirliğine bakıldıktan sonra yapılan multifokal diye adlandırılan göz içi mercek tedavisidir. Göz içine yerleştirilen özel mercek yardımı ile göz bebeğinde karşılaşılan bu problem sorunsuz şekilde çözülebilir. Ayrıca yeni teknoloji ile gelişmiş olan tedavi yöntemleri ise Intracor diye tabir edilen tedavi yöntemidir. Oldukça basit ve hiç bir riski olmayan bu yöntemde özel makineler ile göz merceğine oldukça düşük lazer ışını etki eder. Mikron düzeyinde yapılan bu etki ile gözde küçük su kabarcıkları oluşturulur ve gözün bu sayede görme özelliği yeniden sağlanır. Bu yönteme benzeyen bir başka metot ise Supracor şeklinde adlandırılır. Oldukça basit olan bu yöntemde de hasta öncesinde muayene edilir.
 
 
Presbiyopi, hipermetrop rahatsızlığı
 
 

Oküloplasti, göz estetiği, estetik operasyon

Yaş ilerledikçe gözlerde meydana gelen görme bozukluğunun haricinde, göz kenarlarında ve yuvalarında kırışıklıklar meydana gelir. Bu görünümden kurtulmak isteyenler için çalışan oküloplasti adı altındaki tıp bilimi insanları, cerrahi müdahaleler ya da botoks ile eski doğal görünümlerine getiriyor. Bu tür bir müdahaleye girmeden önce nasıl bir görünüm istediğiniz ve uygulanmasını istediğiniz bölgeyi doktorunuza oldukça ayrıntılı şekilde anlatmanız sizin müdahaleden sonra beklediğiniz sonucu almanız için oldukça faydalıdır.
 
Yüz çevresinde meydana gelen yaşlılık belirtileri zaman içinde yüz ifadenizde istemediğiniz önemli değişikliklere yol açar. Örneğin kaşlarınızda meydana gelen yaşlılık belirtileri sizi mutsuz ya da sinirli gösterirken, göz kapağının üstünün kırışıklığı ise sizi olmadığınız halde yorgun gösterir. Bu tür yüz ifadelerinizi değiştirmek isterseniz oküloplasti bilim dalı çareniz olacaktır diyebiliriz. Yapılacak müdahalelerin oldukça uzman kişiler tarafında yapılması da en önem verilecek kuraldır.
 
Her estetik tedavi sonrası olduğu gibi göz estetiği öncesi ve sonrasın da yapılması ve uyulması gereken bazı kurallar vardır. Bunlardan en önemlisi estetik operasyon sonrası çok fazla güneşe maruz kalmamak ve kesinlikle dışarı çıktığınızda güneş gözlüğü kullanmaktır. Göz altı torbalarınızın büyümesini istemiyorsanız uyurken yüz üstü uyumaktan vazgeçin, yerçekiminin etkisi ile göz torbalarınız olduğundan daha hızlı büyür.
 
Kullanacağınız her türlü yüz kremlerine ekstra özen gösterin ve onaylı kremleri kullanın, oldukça hassas olan gözaltı deriniz için size uygun kremi dermatologlara başvurarak alın.
 

Nöro Oftalmoloji

Nöro Oftalmoloji
 
Bilindiği gibi sinir sistemi insanların her türlü organını veya uzvunu kontrol edebilmesi için yaratılmış bir sistemdir. İstemli ya da istemsiz tüm hareketlerimiz beyne sinir sistemi sayesinde gelir ve beyinden alınan komut ile hareket eder.
 
Gözlerde de sinir sisteminin etkisi ile görme ve göz hareketleri oldukça muntazam şekilde yapılır. Ancak bazı sinir sistemi rahatsızlıklarında, gözlerde oluşan şekil bozuklukları ve ya çift görme gibi problemlere rastlanabilir. Bu tür sorunlar için kurulan Nöro Oftalmoloji bölümü göz sinir sistemi rahatsızlıklarını tedavi edebilmek için kurulmuştur. Göze giden damarlar da tıkanma sorunu geçici görme kayıplarına yol açtığı gibi tedavi edilmez ise görme duyusu tamamen kaybedilebilir.
 
Sarı nokta ve katarakt benzeri göz rahatsızlıkları erken fark edilmediklerinde gözlerde bulunan sinirlere etki eder ve sinirlerin üzerine gelen baskı sonucu da hayati önem taşıyan bir çok organınıza zarar gelebileceği gibi hayati tehlikeye de girebilirsiniz.
 
Nöro Oftalmoloji bölümü gözlere gelen ani görme bozuklukları veya kayıpları, gün ve gün artan görme kayıpları, göz kaslarının zayıflaması ile gözde meydana gelen şaşılık, aynı şekilde gözleri koruyan kapaklarda dengesiz hareketler ve herhangi bir kaza da göze alınan darbelerde müdahale için eğitim almış doktorların oluşturduğu bir tıp bilimidir. Eğer gözleriniz de sizin de burada yazılan rahatsızlıklara yakın bir sorununuz varsa en kısa zaman da Nöro Oftalmolojiye başvurmanız gerekir.
 
Nöro Oftalmoloji bölümü, Nöro Oftalmoloji
 
 
 

Miyopluk Nedir

Miyopluk Nedir
 
Gözlerde kalıtımsal etkiler ile meydana gelen göz küresinin ön ve arka kısmının uzaması sonucu miyop göz rahatsızlığı meydana gelir. Kalıtımsal olan bu rahatsızlıkta hasta uzaktaki nesneleri ya da yazıları bulanık görürler. Ayrıca küçük çocuklarda oldukça hızlı ilerleyen bu durum eğer erken tanı ile fark edilmez ise görme yetisi oldukça zayıflar. Miyop göz rahatsızlığına yakalanan kişilerin yakındaki bir nesneyi görebilmesi oldukça kolay olmasına karşın uzağı görebilmesi zordur. Bu nedenle gözleri kısarak bakma ve ekranlı araçları çok yakından kullanma, gibi hareketlerde bulunan kişiler miyop göz rahatsızlığına sahiptir diyebiliriz.
 
Gözde meydana gelen fiziksel değişiklikler sonucu ortaya çıkan bu rahatsızlık, göze gelen yansımaların retinanın önünde kesişmesi ile gerçekleşir.  Bu yanlış kesişimin nedeni ise gözün ön ve arkasının uzaması sonucu gerçekleşir. Gözlük ya da lens kullanımı ile görme yetisinde düzelme olsa dahi hastalığın ilerlemesine ya da sabit derecede kalmasına etki etmez. Hastalık kalıtımsal olarak hangi değere gelecek ise o değere geldikten sonra yavaşlar ya da tamamen durur.
 
Doktorların ve uzmanların önerisi her 6 ayda bir gözlerinizi kontrol ettirmenizdir. Göz kontrollerinde erken tanı her zaman size oldukça faydalı sonuçlar elde ettirir. Özellikle gözlerinde miyop ya da hipermetrop sorunu olan ebeveynler, küçük çocuklarını doktora götürmekte gecikmemeliler erken tanı ile gözlerde oluşabilecek sorunların önüne geçilebilir ve tedavi yöntemleri bulunabilir aksi halde çocukları senelerce gözlük ya da lesn kullanmak sorunda kalabilir.
 
Miyop göz, lens kullanımı, miyop göz rahatsızlığı

LAZER AMELİYATI NEDİR? NASIL YAPILIR?

LAZER AMELİYATI NEDİR?  NASIL YAPILIR?
     Lazer ameliyatı halk arasındaki göz çizdirme, modern tıp dünyasının günümüz insanlarına sunmuş olduğu bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yönteminde amaç gözümüzün gördüğü yani algıladı ışınların dogru noktada toplanmasını sağlamaktır. Göz net bir şekilde görebilmesi için ışınlar belli odak noktalarında toplanır. Bu notalarda kaymalar olduğunda miyop, hipermetrop, astigmat gibi görme bozuklukları ortaya çıkar. Lazer ameliyatı ile bu görme kusurları ortadan kaldırılır. Yani bozuk olan göz derecesi sıfırlanmış olur. 0,5 dereceye kadar olan numaralar gözlük gerektirmeyen numaralardır. Lazer ameliyatı ile gözlük kullanmayı gerektirmeyecek bir numara elde edilmeye çalışır.
Bu göz çizdirme ameliyatları hastayı sıkmayacak ama onun yararına yapılması gereken bazı işlem basaklarından ibarettir. Her tedavi yönteminde olduğu gibi bu ameliyatların yapımından önce hastanın genel sağlık durumunun ameliyata için uygun olup olmadığına bakılır. Daha sonra göz yapısı incelenir ve yapılacak işlemlere uygunluğu belirlenir. Kişi ve göz yapısı tedaviye uygunsa yapılacak lazer tedavi yöntemine göre işlemler uygulanır. Yapılan işlemler çok kısa sürmekte ve herhangi bir kanama olmamaktadır. Çünkü lazer ameliyatı göz içerisinde damar bulunmayan bölge olan korneada yapıldığından ameliyat esnasında bir kanama olmamaktadır.
Hastalara ameliyat sırasında rahat etmeleri için bir sakinleştirici verilmektedir. Bazı hastaların ameliyat sırasında gözünü kaçırmamak için kendini kasmaları gereksizdir. Çünkü lazer ameliyatında cihaz göz bebeğine odaklanır ve onu takip eder yani gözü yanlışlıklada olsa kaçırmanın bir zararı olmamaktadır. Ameliyat öncesinde de göz uyuşturulduğu için kişi bir agrı ya da sızı çekmemektedir.

Konjonktivit

Bir çok insan gözlerde meydana gelen kaşıntı ve kızarıklığı pek önemsemez, hiç bir şey yapmadan geçmesini bekler. Ancak gözlerde meydana gelen kızarıklık gözünüzde bir iltihaplanmanın olduğunu gösterir. Bu iltihaplanmaların bir kısmı kısa sürede geçse de bir kısmının geçmesi oldukça uzun zaman alır. Tıp dilinde bu iltihaplanmaya konjonktivit adı verilir. Bir birinden farklı çeşitleri olan bu hastalık uygun şekilde tedavi edilmez ise gözlerde ağrı ve kanlı sulanma belirtileri gösterir. Göz içinde konjoktiva adında gözü çevreleyen bir zar bulunur. Bu zarın görevi gözün içini sürekli ıslak tutmak ve göze gelen yabancı malzemeleri ürettiği salgı ile uzaklaştırmaktır. Konjonktivit iltihaplanması oluştuğunda bu tabakada olan göz damarları daha kalınlaşır ve belirginleşir.
 
Konjonktivit göz hastalığına yakalanmaktan korunabilmenin yollarını araştırmak sağlık açısından oldukça yararlıdır. Çünkü Konjonktivit iltihaplanmasının hangi çeşidine yakalanırsanız yakalanın büyük ihtimal ile size hastalık sonrası bir kusur kalacaktır. Bu nedenle rüzgâra ve güneş ışığına çok maruz kalmamalısınız bu fiziksek etmenler gözlerinizin içindeki sıvının kurumasına sebebiyet vereceğinden oldukça sakınılması gereken etkenlerdir. Çeşitli kimyasallar ve sigaranın olduğu yerlerde çok bulunmamalısınız. Bunların yanında kişisel hijyen kurallarına da uymanız gerekir. Düzenli olarak ellerinizi yıkamak ve lens kullanıyorsanız lenslerin hijyenik olarak saklanmasını sağlamanız bu hastalığa yakalanma riskinizi azaltır.
 
Oldukça bulaşıcı olan bu rahatsızlığı geçiren insanların kişisel temizlik malzemelerini ve kullandıkları havlu ya da kağıt peçeteleri başkalarının kullanmasını engellemek için çok dikkatli olmalıdır. Hava yoluyla da geçebilen bu rahatsızlığı geçirenlerin tiyatro veya sinema gibi çok insanın olduğu yerlere gitmemesi de hastalığın yayılmasını engelleyici tedbirdir.
 
 

KEMİK GÖZLÜKLERİN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI

KEMİK GÖZLÜKLERİN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI
Kemik gözlük özellikle gözlüğünü çok sık çıkartıp takan kişiler için oldukça avantajlıdır. Çünkü gözlük her çıkartıp takmada azda olsa yamulur bu anlamda kemik gözlük diğer gözlük çeşitlerine göre daha avantajlıdır. Kemik gözlük kullanımı daha rahattır. Çünkü çerçevesiz bir gözlük kadar dikkat gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Kemik gözlüğü ilk alırken kullanılmış olam malzemeyi kaliteli seçerseniz gözlüğün dayanıklılığı o derece artar ve rahat kullanım sağlar.
Kemik gözlüklerin avantajlarından birisi göz numarasının büyük olmasından dolayı buna paralel olarak kalınlaşan gözlük camının bu çerçevelerle gizlenmesi ve daha ince görünmesini sağlamasıdır. Kemik gözlükler diğerlerine göre daha ağır olacağından burun ekartmanı iyi ayarlanmalı ve iz yapmayacak olmasına özen gösterilmelidir. Çünkü ekartmanı iyi ayarlanmamış gözlükte burun kenarında yaralar oluşabilir, sürekli düşebilir ya da ço fazla sıkabilir ki bu da baş ağrısına sebep olur. Yani kemik gözlüklerin avantajı ve dezavantajı kişinin gözlük seçine bağlıdır. Yüz hatlarımıza ne kadar uygun gözlük seçersek bizim için o kadar avantajlı olur. Çerçevesiz gözlükten kemik gözlüğe geçenlerin büyük çoğunluğu kemik gözlüğün dayanıklı olmasından dolayıdır. Estetik görünüm her iki çeşit içinde kişiye bağlı olarak değişse de dayanıklılık anlamında kemik gözlükler açık ara avantajlıdır.

KATARAKT NEDİR?

KATARAKT NEDİR?
Katarakt zamanla göz merceğinin işlevsel olarak  saydam olmasını engelleyen bir göz rahatsızlığıdır. Özellikle çevremizde gördüğümüz yaşlıların en çok şikayetçi olduğu rahatsızlıklardan birisidir. Bu rahatsızlık gözde sürekli bir pusulanma hissini oluşturur. Yeni doğan bebeklerde, ilkokul yaşlarında ya da yaşlılarda görülebilmektedir. Yani hayatın her döneminde bu rahatsızlıkla karşılaşma ihtimalimiz vardır. Ancak her yaşa göre bu rahatsızlığın bir nedeni vardı. İlerleyen yaşlardaki katarakt yaşlılıkla ilişkilendirlebiliyor ancak yeni doğan bir bebekte katarakt ortaya çıktığında fark edilmez ve tedavi edilmezse kör olma ihtimali yükseliyor. Günümüzde insanlar bu göz rahatsızlıklarını çok fazla duyuyor ama gerekli özeni göstermekte sıkıntı yaşıyor. Katarakt bir hastalığın komplikasyonu olarakta ortaya çıkabilir.
Katarakt günümüzde oldukça basit ameliyatlarla çözülebilen bir rahatsızlıktır. Ameliyat olmaya karar vermek kişinin kendi istediğine bağlıdır. Ancak doktorların tavsiye ettiği zaman kataraktın başladığı ilk dönemlerde bu ameliyatı yapmaktır. Çünkü ne kadar erken bir ameliyat yapılırsa elde edilecek olan sonuç o kadar daha iyi olacaktır. Özellikle katarakt denilince onunla birlikte anılan ilk tedavi yöntemlerinden birisi fako yöntemidir. Bu yöntemin en büyük faydalarından biri hastalığın olgunlaşmasını beklemeye gerek olmadan tedaviye başlanabiliyor olmasıdır.

Kamra Inlay Tedavisi

Kamra Inlay Tedavisi
 
Yaşlılık ile ilerleyen göz problemleri ile ilgili bir çok bilim dalı çalışmalarını sürdürüyor. Öyle ki seneler geçtikçe yapılan ameliyatlar ve uygulanan tedavi yöntemleri de teknoloji ile oldukça kolaylaştı. Ameliyatların süresi ve riskleri de azaldığı gibi yapılan ameliyatlar sonrası hasta kısa zaman içinde taburcu olabilmekte. Yeni teknoloji ile presbiyopi hastaları da eski gözlüksüz ve lenssiz günlerine geri dönebilecek. Kamra Inlay Tedavisi tabiri ile adlandırılan metotta oldukça kısa süren bir ameliyat ile gözün içerisine oldukça hafif bir tabaka yerleştirilir. Yerleştirilen bu özel tabaka gözle görülemeyen bir küçüklükte olduğu için sizin günlük faaliyetlerinizde sizi asla etkilemez. Yapılacak olan ameliyat 3-5 dakika sürdüğü gibi hasta yarım saatlik bir gözlemden sonra taburcu edilir.
 
Kamra Inlay metodu göz lensine ya da göze her hangi bir kesik ve yakma işlemi yapılmadan gerçekleştirilir. Yakını göremeyen göz lensinin konumu değiştirilerek göze gelen ışıkların kırılma açısı değişir. Buna bağlıda göreceğimiz görüntüleri bulanık görmeyiz. Oldukça basit bir mantık ile yapılan ameliyat sonrası hasta eski günlerindeki gibi görmeye devam eder. Ayrıca eğer gözünüzde uzağı görememe gibi bir problemde varsa aynı ameliyat ile birlikte bu problemlerden de kurtulabilirsiniz. Göze hiç bir şekilde bıçak ya da yanık tedavisi uygulanmadığından iltihaplanma ya da mikrop kapma gibi bir riskiniz de olmaz. Lokal anestezi ile yapılan ameliyatta hasta acı çekmediği gibi ameliyat sonrası sadece biraz batma ve sulanma probleminden sonra göz tamamen eski sağlıklı günlerine geri döner.
 
Kamra Inlay metodu, Kamra Inlay

FASET (ÇERÇEVESİZ) GÖZLÜKLERİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI

FASET (ÇERÇEVESİZ) GÖZLÜKLERİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
Gözlük kullanan kişilerin şikayetçi oldukları ya da kulandığı gözlükten memnun kaldıkları bellir önemli noktalar vardır. Yeni gözlük kullanımına başlayacak olan bir kişi gözlük kullanan kişilere alacağı gözlük hakkında sorular sorduğunda bu noktalardan hareketle cevaplar alır. İşte çerçevesiz gözlüklerin avantaj ve dezavantajlarını bu noktalar belirlemektedir. Kullanıacak olan gözlük eğer çerçevesiz olacaksa en büyük avantajı hafif olması olacaktır. Çünkü çerçevesi gözlükler dışardan bakıldığında ilk anda belli olmayabilir. Ancak kullanılacak olan gözlüğün derecesi ne kadar büyürse camın kalınlığı da büyüyeceği için göz numarası çerçevesiz gözlük seçimini etkiler. Çerçevesiz gözlüklerin dezavantaklarından birisi çok hafif olmasına bağlı olarak oynamanın fala olmasına neden olur. Örneğin kişi yolda yürürken bir anda koşması gerektiğinde gözlük her adımda burun üzerinde zıplama yapabilir.
Çerçevesiz gözlüklerin dezavantaklarından birisi de çok kolay yamulma yapabilmesidir. Çerçevesiz gözlük kullanacak kişinin gözlüğe hassas davranması gerekir. Eğer bir gözlükte çerçeve yoksa kazara bir düşmede kırılma, çatlama ya da herhangi bir noktasında parçalanma meydana gelebilir. Çerçevesiz gözlüklerin avantajlarından birisi ise burunda iz yapmamasıdır. Gözlük kullanan kişilerin gözlüklerini çıkardıklarında burun üstlerinde gözlük izi bulunmaktadır. İşte bu iz gözlüğün ağırlığına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Çerçevesiz gözlük alacak olan kişiler gözlükte kullanılan malzemeye dikkat etmelidirdir. Sağlam ve hafif olması gözlüğün avantajlarını arttırmaktadır.

Belgrad Hakkında…

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vizesiz ziyaret edebildiği ülkelerden birisi olan Sırbistan’ın başkenti Belgrad; güzel yemekleri, misafirperver halkı, gece hayatı ve ucuzluğu ile son zamanlarda gözde bir destinasyon haline geldi.
Belgrad, sahip olduğu ılıman kara iklimiyle dört mevsim gidebileceğiniz bir yer. Kuru havasından olsa gerek Ocak ayında hava sıcaklığı eksilere kadar düşerken, Temmmuz ve Ağustos aylarında güneşin altında yakıcı bir sıcağa sahip olabiliyor. En fazla yağışı Mayıs ve Haziran aylarında alıyor. Belgrad’ın tarihi şehir merkezi olan Stari Grad bölgesinde kalmalısınız. Çok sayıda hostel bulunan bu bölgede görmek isteyeceğiniz hemen her yer yürüme mesefasinde olacaktır. Yatakhaneli otel fiyatları gecelik 10 Euro’dan başlarken, özel bir odayı 20 Euro’ya bulabilirsiniz. Belgrad’da çok sayıda ucuz otel de bulunuyor.
Kalemegdan’da gün batımı
Belgrad kenti, Tuna ve Sava nehirlerine komşu bir yarım adaya kurulmuş bir kenttir. Belgrad Kalesi ise Romalılar tarafından bu stratejik önemi yüksek olan noktayı korumak için yapılmış. Daha sonraları Slav kavimleri, Bizans, Osmanlı ve Avusturya – Macaristan İmparatorlukları olmak üzere birçok değişik devletlere ev sahipliği yapmış ve hepsinin etkisinde kalmıştır. Belgradlılar konumundan ötürü çok güzel bir manzaraya sahip olan kalelerinin İstanbul Boğazı’ndan sonra dünyanın en güzel manzarasına sahip olduğunu iddia ediyorlar. Kalenin bulunduğu Kalemegdan Parkı koca gününüzü geçirebileceğiniz içinde bir hayvanat bahçeside barındıran oldukça büyük bir alan. Ancak buraya gelmek için en güzel zaman kesinlikle gün batımını tercih etmelisiniz. Çimlere yatıp kitap okuyanları, satranç oynayan yaşlıları; surların üzerinde bira içerek Tuna’nın üzerinde süzülen güneşi seyreden gençleri, kaleyi gezen insanları, spor yapanları ve damat Ali Paşa’nın Türbesi’nde dua okuyan Müslümanları biraraya getiren bir park burası. Kalemegdan’da İstanbul kapija, Zindan kapija, Sahat kula ve Sokollu Mehmet Çeşmesi gibi osmanlı döneminden kalma çok şey ile karşılaşabilirsiniz.
Knez Mihailova Caddesi
Knez Mihailova Caddesini, “BelgradIn İstiklal Caddesi” olarak tanımlarsak doğru olur. Avusturya hakimiyeti döneminde inşa edilen binaların, mağazaların, restorantların ve sokak müzisyenlerinin bulunduğu bu trafiğe kapalı olan cadde, Kalemegdan ile Terazije Meydanı arasında bir yerde bulunur. Caddeye girişlerden birinin bulunduğu Trg Republika (Cumhuriyet Meydanı) ve ortasındaki ata binen Prens Mihailo Heykeli kentin ana buluşma noktasıdır.
Zemun
Zamanında Belgrad’ın batısında ayrı bir kent olmasına rağmen günümüzde Belgrad kendine bağlı bir belediye olan Zemun, bir süre Osmanlı yönetiminde kalmış fakat çoğunlukla Habsburg kontrolünde kalmıştır. Zamanında Sava Nehri’nin doğusunda kalan Belgrad Osmanlı yönetiminde iken, nehrin batısındaki Zemun Avusturyalılar’ın elindeymiş. Türkler Kalegdan’dan Zemun’u gözetlerken, Avusturyalılar da Zemun’daki Hünyadi Yanoş Kulesi’nden Belgrad’ı izlermiş. Avusturya hakimiyeti Zemun’a daha Avrupai bir mimari bırakmış. Eski şehirden Zemun’a gitmek için 704,701,84,17,15 nolu otobüslere Zeleni Venac meydanından binmeniz gerekir. Zemun’un tarihi merkezinde yürüyüş yapıp , deniz kenarındaki balık restorantlarına uğramanız gerek.
Skadarska Sokağı
Paris’teki “bohem” Montmarte Mahallesi’ni andıran Skadalija mahallesi ve de içindeki Skadarska Sokağı pek çok kafe ve restoranta sahip. Arnavut kaldırımı taşlarıyla kaplı olan Skadarska Sokağı geleneksel bir havaya sahip. Tri Şeşira, Dva Jelena, Şeşir Moj, gibi ilginç isimleri olan Belgrad’ın en ünlü restorantları bu sokakta bulunur. Canlı Sırp folk müziği eşliğinde güzel bir yemek için tavsiyemiz Tri Şeşira olacaktır. İçki ve mezeler dahil kişi başı 15 Euro karşılığında geneksel Balkan mutfağını tadabilirsiniz. Yemeklerden söz açılmışken köfte yemekleri cevapi ve pljeskavica üstü kaymak yemelisiniz. Adını ulusal kahraman Karageorge’dan alan Karacorceva, ev yapımı sosis ve kızarmış mısır ekmeği olan proja da diğer denenmesi gereken yemekler arasında yer alır. Stari Grand’da ziyaret edebileceğiniz diğer yerler Sveti Sava Katedrali, Taşmegdan Parkı, Nikola Tesla Müzesi, Mareşal Tito Anıt Mezarı olacaktır.
Ada Cigalija
Kentin eski ve yeni bölümlerini birbirinden ayıran Sava Nehri’nin üzerinde bulunan ada, hafta sonları spor ve pinkik yapmaya gelenleri ağırlıyor. 7 km uzunluğundaki plajı ise; sıcak yaz günlerinde serinlemek isteyenlerle dolup taşıyor.
Gece Hayatı
Sırp usülü meyhanalerde meyve likörü rakija’nın değişik türlerini deneyebilirsiniz. Tavsiye edeceğimiz bir diğer Sırp içkisi de bitki likörü olan pelinkovac olacaktır. Eğer yazın giderseniz Sava nehri kıyısındaki gece klüplerine uğramalısınız. Cuma ve Cumartesi geceleri için rezervasyon yapmak iyi bir seçim olacaktır. Gece hayatı rehberi olarak akıllı telefonunuza Belgrade Going Out isimli uygulamayı indirebilirsiniz. Bu uygulama ile rezervasyon da yapabilrsiniz.

Çocuklara Tuvalet Eğitimi

Çocuklara Tuvalet Eğitimini Vermeye Hazır Mısınız?
Yazın gelmesiyle birlikte, çocuklara tuvalet eğitimini vermenin zamanı da gelmiş olabilir. Önemli olan verilecek olan bu eğitime çocuk hazır mıdır? Bu gelişim basamağı sürecinde dikkat edilmesi gereken püf noktaları nelerdir? Uzman Psikolog Şeyma Çavuşoğlu’nun, konuyla ilgili verdiği bilgiler şu şekilde aktarılmaktadır.
Çocuklar Kaç Yaşında Tuvalet Eğitimi Alabilir?
Uzman Psikolog Şeyma Çavuşoğlu: “Araştırmalara baktığımızda genel olarak kız çocuklarının 23 aylıkken, erkek çocuklarının da 25 ay civarında tuvalet alışkanlığı edinme konusuna meraklı hale geldikleri ve fizyolojik olarak da hazır oldukları görülmektedir.” diyerek konuya açıklık getirmektedir. Ayrıca kız çocuklarının 33 aylık olduklarında, erkek çocuklarınınsa 37 aylık olduklarında tuvalet eğitimini tamamlamış olabileceklerini belirtiyor. Uygun olan, çocukların bu yaşlara gelene kadar tuvalet alışkanlıklarını kazanmış olmalarıdır. Ancak çocukların gelişim hızlarının birbirinden farklı olması sebebiyle, birtakım farklılıkların yaşanması da olasıdır.
Tuvalet Eğitimine Başlamanın Sakıncalı Olduğu Durumlar
Tuvalet eğitimi kazandırma süreci, ebeveynler için olduğu kadar çocuklar içinde zorlu bir süreçtir. Kreşe başlanması, memenin kesilmesi, taşınma yada boşanma gibi büyük değişimlerin yaşanması; öncesi yada esnasında bu eğitime başlamak uygun bir zaman değildir. Tuvalet eğitimine başlanması için; çocuğun buna hazır olmasının yanında, zamanlamanın da çocuk için uygun bir dönemde olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü tuvalet alışkanlığını edinmek, kimi çocuklar için daha zor bir görev olabilmektedir. Bu dönemde ebeveynin tutarlı ve sabırlı davranmaya özen göstermesi gerekmektedir.
Tuvalet Eğitimi Sürecinde Dikkat edilmesi Gerekenler
Evdeyken de dışarıdayken de çocuğa tutarlı davranılmalıdır. Yani; ev dışında çocuğun altına bez takıp, evde sadece iç çamaşırı ile gezmesine izin vermek; çocukların aklını karıştıran bir davranış olacaktır. Ebeveyne düşen; tutarlı davranıp, çocuğun sizden ne yönde beklentide olduğunuzu anlamaya çalışması için yardımcı olmalısınız.
Tuvalet eğitiminin kazandırılmaya çalışıldığı dönemde, tabi ki birtakım aksaklıklar ve kazalar yaşanacaktır. Bu durum olağandır. Çocuğun altına kaçırdığı durumlarda, ebeveynin ve ona bakan kişilerin nasıl tepki verdikleri son derece önem kazanmaktadır. Böyle bir durumla karşılaşıldığı zaman kesinlikle sert tepki verilmemeli, yargılayıcı cümleler kurulmaktan kaçınılmalı, çocukta kaygı yaratabilecek olan ”Sana söylemiştim.”, ” Artık büyüdün, bebek gibi altına yapma.” gibi cümleler kesinlikle kullanılmalıdır. Bu tarz söylemler yerine; ”Sorun değil, böyle kazalar olabilir.” yada ”Bugün böyle oldu ama yarın daha dikkatli olalım.” gibi onu cesaretlendiren ve onu kırmayacak cümleler kurmaya dikkat edilmelidir. Bu alışkanlığın kazandırılması aşamasında, cesaretlendirme çok önemli bir faktördür. Unutulmamalıdır ki; hata yapmak insanlar için son derece olası bir durumdur. Özellikle öğrenme süreci hata yapılmadan tamamlanmaz.
Tuvalet Alışkanlığı Edinmenin En Sağlıklı Yolu
Öncelikle yapılması gereken; sık aralıklarla, çocuğa tuvaletinin geldiğini zaman belirtmesi gerektiğinin hatırlatması yapılmalıdır.
Çocuk söylese de söylemese de, sık aralıklarla tuvalete oturtulmalı ve tuvaletini yapması için teşvik edilmelidir.
1 – 2 gün boyunca, saat başı tuvalete oturtulması uygun olacaktır. Zamanla bu aralık uzatılmalıdır. Böylece çocuk, tuvaletinin geldiğini kendisi söylemeye başlayacaktır.
Tuvalet Alışkanlığının Edinilmesine Rağmen Altına Yapma Varsa Ne Yapılmalı?
Çocuğunuz tuvalet alışkanlığını edinmesine rağmen, bir anda altına yapmaya başlarsa; böyle bir durumda, bu duruma neyin sebep olduğu, evin içinde neler olup bittiğinden başlayarak gözden geçirilmelidir.
Tuvalet alışkanlığı  2 – 3 yaşındaki çocukların edindikleri son gelişimsel beceridir. Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında, yaşanan gerileme durumu ‘regresyon’ (Örneğin, 4 yaşında olan bir çocuğun, yaşanmış olan bir sorunun üzerine biranda biberondan süt içmek istemesi gibi, kendisini daha güvende hissettiği , önceki dönemlerine dönme isteği.) en hızlı bu noktada görülebilir. Çocuğunuzun rutin yaşamını bozacak ve onda, önceki dönemlerin güvenliğine dönme isteği uyandıracak olan durumların neler olabileceği dikkatlice gözlemlenmeli, hatta gerekli ise profesyonel bir destek alınmalıdır.
Çocuğunuz Tuvalet Eğitimi İçin Hazır Mı?
Eğer çocuğunuz, aşağıda belirtilen işaretlerin çoğunu gösteriyorsa, tuvalet eğitimine başlamak için zaman gelmiş demektir.
Çocuğunuz, ebeveynlerinin tuvaletini kullanmasıyla ilgilenmeye başladıysa ve sifonu kendisi çekmek için can atıyor ve heyecanlanıyorsa,
Bezi kirlendiği zaman, huzursuz oluyor ve hemen değiştirilmesini istiyorsa,
Düzenli olarak, sabahları yada gün içindeki uykularının ardından altını ıslatmamışsa,
Tuvaleti geldiği zaman haber veriyorsa,
Düzenli ve tahmin edilebilir tuvalet yapma periyodu oluşmuşsa, tuvalet eğitimine başlanması uygun olacaktır.
 

Exit mobile version