Sanat için Sanat

Sanat için Sanat

Geçmişten günümüze kadar süren bir tartışmadır, sanatın toplum için mi yoksa sanat için mi olduğu. Bu
durum günümüzde hala tartışılmaktadır. Tarihi çok eskiye dayanan sanat, bütün toplumlarda farklı
yapıtlarla oluşum kazanmıştır. Burada önemli olan sanatın ne için ve neden yapıldığıdır. Sanatçı aşık olur,
aşık olduğu kişiye ise şiirle, türküyle, resimle aşkını dile getirir. Bu anlatımların içerisinde toplum yoktur.
Sanatçı tamamen özgün ruh haliyle duygularını sevgisiyle birleştirip ortaya koymuştur. Bir resmi
yaptıktan sonra bu eseri günümüzün galerilerine veya eski toplumlarda alışveriş için tek adres olan pazar
yerlerinde satışa sunarsak, yaptığımız sanatı satmış oluruz. Bir eserimizi satarsak, toplum anladığı gibi
yorumlayabilir, belki de yapılış amacımızın çok dışında yanlış anlaşılma ve yorumlamalar olabilmektedir.
Yanlış anlaşılmalara sanatçının gözünden bakalım.

Toplumdaki Sanatçı

Sanat toplumda çok geniş bir alana yayılır. Yemek yaptığımızda bile onu bir sanat eserine çevirebilirsiniz.
Duygu, his, düşünceden oluşan hamur her zaman gerçek tadı verir. Resim yapan bireyi ela alalım.
Ressam doğada bir resim yapmak ister, elinde bir fırça önünde bir tuval ve karşısında doğa manzarası
vardır. Kuşların muhteşem sesleri, bin bir çeşit çiçekler, şekilli değişik meyve ağaçları vardır. Baktığımızda
her şey yerli yerindedir. Fakat bu sanatı yapacak sanatçı yok ise oradaki güzel duran dağ, kokulu çiçekler,
öten kuşlar kendilerine güzellerdir. Doğa yürüyüşüne çıkan farklı iki insana, gördüğü manzarayı
yorumlamasını isterseniz, kişilerden biri dağ ve taş gördüğünü söyleyip geçiştirirken, bir diğeri ise dağın
kıvrımlarını fark edip, bir nesneye bile benzetebilir. Kimi sevdasına benzetebilir, kimisi sevdalısına. Dağ
aynı dağ ise, çiçek aynı çiçek ise neden insanlar farklı yorumlamaktadırlar? Doğayı farklı yorumlayan bu
iki insanı tuvalin önüne koyarsak kim daha güzel resim yapar? Ya da ikisinin de ortaya koyacağı resimler
sanat eseri midir? Hangisi sanatçıdır? Ortada sanatçı var mıdır? Birisi baktığı en ufak noktayı binlerce
cümleyle anlatan, diğeri ise baktığında somut şeyler dışında bir şey göremeyen yorumlayamayan
kişilerdir. Herkes resim yapabilir. Kimisi resmetmek istediği doğaya, yıllardır çocuk bekleyen anne ve
babaların, bebeklerine baktığı aşktaki duyguyla bakarken, kimisi bir şey göremez. Sanatçı doğaya aşktır,
aslında her şeye aşıktır. Aşka duyduğu hislerin kelimelere dökülmüş halidir fırça darbeleri. Sanatçı
sanatıyla iç içedir. Herhangi bir nesneyi istediği gibi yansıtabilmektedir tuvallerine. Toplum da, aşkını dile
getirebilen, kendinden de bir şeyler bulduklarını düşündükleri sanatçıları sevmektedir. Bu sanatçıların
eserlerini beğenmektedirler. Kendilerini içinde bulmadıkları hiçbir şeyi kolayca sevemez toplum. Buda bir
çok sanat eserinin anlanmamasına ve sanatçı unvanı verilmemesine neden olmaktadır. Sanat, illa
toplumun beğenmek zorunda olduğu bir şey değildir. Bir kişinin el emeğiyle yapılmış, kendince çeşitli
duyguları ifade edebilen her şeydir sanat.

Para İçin Toplumun İsteklerinde Kaybolan Sanat

Bazı insanlar sadece para kazanmak için resim yapmakta, şarkı söylemektedirler. Asıl amaçları toplumun
istediği biri olmaktır. Toplumun istediği biri oldukları zaman iyi gelir elde edebileceğini bilen, sanatçı
ruhundan çok ticaretçi ruhlu kişiler olabilmektedir. Böyle insanların ne çizdikleri, ne yazdıklarının bir
önemi yoktur. Onları yansıtıp yansıtmamalarının da önemi yoktur. Toplumdaki geniş kitleyi yansıtmaları
yeterlidir. Bu düşünceye sahip insanlarda, toplumun istediklerini yaptıkları için güzel eserler ortaya
koyabilmektedirler. Ben toplum için yapılan sanata sanat değildir demiyorum. Sadece bu durumun
sanata ağır geldiğini savunuyorum. Böyle olmaması gerektiğini savunuyorum. Sanatın en içten
duyguların ürünü olarak dışavurumunu seviyorum. Aksi halde muhasebe kayıtlarını girmekle, bir şarkı
sözü karalamak arasındaki farkı göremez oluyorum. Muhasebe yapmak büyük emek gerektiren, herkesin
harcı olmayan bir iştir. Fakat sanat statüsünde değildir. Tek amacı para kazanmak olan kişinin toplum
adına bir şeyler karalaması, sanat eseri olsa da sevdiğim ve yapılması gereken bir yöntem olduğunu
düşünmüyorum. Şunu da belirtmeliyim ki, sanatını tamamen kendi istediği gibi yapan, bilginin
toplumdan saklanmasına inanmadığı için toplumla paylaşan insanlara saygım sonsuzdur. İki durumdaki
sanatçı bana göre birbirinden çok farklıdır. Ama bu farkı ayırmak ne kadar kolaydır orası bilinmez.
Sanatın sanatçıya et ve kemik olması için, sanatın sanat için yapılması gerektir. O zaman gerçek olan
sanatçı ortaya çıkacaktır. Sanat her zaman sanat içindir ve sanat için kalması gerekir. Ancak bu şekilde
kalırsa, sanat ölümsüzleşir.

Safranlı Safranbolu

Safranlı Safranbolu

Eşim ve ben, bu yaz diğer tatillerimizden daha farklı bir yerlere gitmek istedik. Tatil rotamızın
yönünü egenin sularından bambaşka yere çevirmeyi kafamıza koymuştuk. Kriter belirlemeye başladık.
Hem doğayla iç içe olmak hem de zamanda yolculuk yapmak istiyorduk. Hem sakin olsun diyor, hem
de insan yüzü görmek istiyorduk. Kriterlerimiz kafa karıştırıcı olsa da, daha önce görmediğimiz bir
yere gitmeye kararlıydık. Birkaç arkadaşımızın tavsiyesi üzerine, Safranbolu’ya gitmeye karar verdik.
Bulmacalarda ne zaman ahşap evler denilse hemen Safranbolu evleri diye cevaplardık da gerçeğini
görecek olmak bizde heyecanı doruğa çıkartmıştı.
Karabük yoluna girdik bir kere. Şehre yaklaştıkça yeşille dolu yaylalar bizi çoktan büyülemişti bile. Yol
kenarındaki akarsular, yaylalar ve otlanan hayvanlar sanki hepsi birer reklam filminden çıkmış gibi
gerçek ve natüreldi. Doğayı bekliyordum ama bu kadar doğallık bizi mest etmişti. Safranbolu
otogarına geldikten sonra bir taksi çevirip, önceden rezervasyon yaptırdığımız otelimize gittik. Biz
Cinci Han Otelini tercih etmiştik. Hangi taksiciye sorsanız biliyor zaten. Taksici arkadaş bizi yüz liraya,
Safranbolu’da ki araçsız ulaşımın mümkün olmadığı tarihi mekanları gezdirebileceğini söyleyip kartını
verdi. İtiraf etmeliyim ki başta taksicinin bu teklifi yapmasını garipsedik ve bizi kandırmaya çalıştığını
düşündük. Cinci Han oteline girer girmez zamanda yolculuk planımızı gerçekleştirdiğimizi anladım.
Han, 1400-1500 yılları arasında o dönemin padişahının hocalığını yapan Cinci Hoca tarafından
yaptırılmış. Aynı zamanda bu hocanın yaptırdığı birde hamam var fakat çok kalabalık olduğundan
giremedik. Cinci Han\’ın odaları, daha önce hiç rastlamadığım şekildeydi. Tamamen taştan yapılmış
oda yuvarlak kubbe şeklinde tavanıyla bana göre oldukça ürkütücüydü. Hanın içini gezmek için orada
konaklıyor olmanıza gerek yok. Çok küçük bir ücret karşılığında dileyen herkes Cinci hocanın hanının
gizemli odalarını gezebiliyor. Ertesi gün, Safranbolu’da ki yapıları gezdik. Bahçesinde güneş saati olan
camii o kadar eski bir yapı ki hayran kaldık. Özellikle çarşısını çok sevdik. Kırk sekiz tane dükkan var bu
çarşıda. Hepsi de küçük tahta barakalardan oluşuyor. Dar sokakları geçişlerde kafa karıştırsa da,
gerçek bir tarihi eser burası. Hepsi el emeği olan ürünleri gördükçe hangisini alacağımızı şaşırdık.
İnsanları çok samimiydi. Dar sokaklardan geçerken bir kadın, safranlı kolonyasını öneriyor, az
ilerleyince bir erkek safranlı lokum ikram ediyor, biraz daha ilerleyince kapının önüne oturmuş
teyzeler ahşapları boyuyordu. Safranbolu’ya gerçekten hayran kaldık. Akşam yemeğimizi dışarda daha
yöresel yemeklerle değerlendirmek istemiştik. Bunun için esnaftan öneriler almadık değil tabii. İlk
olarak piruhi sipariş ettik. Bildiğimiz mantı gibi aslında ama daha büyük üçgen parçalar düşünün ve
içinde peynir var ve üzerine harika bir tereyağı döküp servis ediyorlar. Ardından yayım denilen bizim
tabirimizle erişte olan, üzerine ceviz ve tereyağı ilavesi ile servis edilen yemekten istedik. Gerçekten
oda harikaydı. Etli sarmalarını söylemiyorum bile. İçecek olarak kızılcık şerbeti istedik. Hayatımda hiç
kızılcık şerbeti içmemiştim. Hatta kızılcık şerbeti isminin sadece deyimlerde kullanıldığını
düşünüyordum. Soğuk bakır bardaklarda getirilen kızılcık şerbetinin bağımlısı oldum. Yemek fiyatları
ciddi anlamda çok ucuz. Fiyatları duyduğumuzda çok şaşırdık. Safranbolu’dan gidene kadar düzenli
olarak kızılcık şerbeti içmeye ve bu yemekleri yemeye devam ettik. Ertesi gün hükümet konağına
gittik. Panorama gibiydi çok beğendik. Ben özellikle eski bilgisayarları sergiledikleri ve başlarına
yazdıkları komik atasözlerini çok beğendim. Birkaç kişiye görmemiz gereken yerleri sorduk. Kristal
teras, bulak mağarası, ince su kemeri ve Yörük köyünü görmeden kesinlikle gitmememizi söylediler.
Oraya ulaşım bizi ilk gün bırakan taksicinin de dediği gibi sadece araçlaymış. Bizim aracımız yoktu. Bu
yüzden ertesi gün taksiciyle anlaşma yapmaya karar verdik. Turumuzu yarına bıraktığımız için o gün
Safranbolu’nun içindeki her yeri bitirmek istiyorduk. Bizde hıdırlık tepesine çıktık. Safranbolu’yu
tepeden izleyebileceğiniz muhteşem bir yer. Kesinlikle hıdırlık tepesine çıkıp, karadut şerbeti
içmelisiniz. Hıdırlık tepesinin kocaman bir bahçesi var. İlk gördüğümde saray bahçelerini anımsadım.
Safranbolu kültür mirası olduğu için gerçekten çok iyi bakıyorlar. Hıdırlık tepesinden indikten sonra,
eski değirmen diye adlandırdıkları yeri tarif ettiler. Eski değirmen yürüyecekler için çok uzak ve kafa
karıştırıcı. Bolca kaybolmaların ardından eski değirmeni bulduk. Gitmeden önce bir değirmen
göreceğimi hayal etmiştim ama göremedik. Dev kayaların ortasına yapılmış bir yerdi burası. Çok
beğendik ama yanından akan dere katlanılamayacak şekilde kötü kokuyordu. Safranbolu’nun atıkları
oraya dökülüyormuş. Bu konuda belediye bir çalışma başlatacakmış. Bu zamana kadar başlatmamış
olmalarına şaşırdık açıkçası. Safranbolu’nun bağlar gazozunu o kötü kokuların içinde içmeye çalıştık.
Normal gazozlara oranla daha şekerli ama güzel bir tadı vardı. Kokuya daha fazla dayanamayınca geri
dönüş yoluna geçtik. Dönüş yolunda yağmurunda yağması ile birlikte dar sokakların arasında
kaybolduk ve çarşıyı bir türlü bulamadık. Kapıların önlerinde oturan teyze veya amcalara yönümüzü
sorduk ama hepsi farklı bir yön gösterdi. Kayboldukça kaybolduk. Harika evleri görünce iyi ki
kaybolmuşuz dedik tabi ki. Eğer Safranbolu’ya giderseniz, eski değirmen dönüşü kaybolmanızı önemle
tavsiye ederim. Harika konaklar var. Konakların kapılarında kimlerin yaşadığı ile ilgili bilgiler ve
resimler var. Kendimi o yıllarda hissettim. Kapıyı çalsam sanki onlar açacak ve ağırlayacaklar gibiydi.
Uzun yürüyüşün ardından sırılsıklam olmuş bir şekilde çarşıyı bulduk. Cinci Han taştan yapılma bir
yapıydı. Çok güzeldi ama Safranbolu’ya gelmişken ahşap evlerde kalmamak büyük ayıp olacaktı.
Bizde, Asmalı Konak adı verilen çarşıdaki başka bir ahşap konağa gittik. Odaları çok şirindi. Giysi dolabı
gibi tahtadan bir kapı vardı. Eşyalarımı koymak için kapıyı açtığımda, oranın aslında giysi dolabı değil
de, banyo olduğunu gördüğümde çok şaşırdım. Ahşap evlerinde banyolar giysi dolabı gibiymiş.
Odamızı çok beğendik. Mis gibi ahşap kokuyordu ama yürürken çok ses çıkartıyorlardı. Tabii olacak o
kadar dedik. Çünkü kaldığımız yer dört yüz yılın üzerindeki bir yapıydı. Restorasyon çalışmaları
UNESCO’nun belirlediği kurallara göre, gerçekliğini bozmadan yapılmış. Konağa yerleştikten ve
kurulandıktan sonra, akşam kahvemizi çarşıda gezerken gördüğümüz meydan kahvecisinde içmeye
karar verdik. Çarşının hemen ortasında çok şirin bir tane yer var. Mutlaka görürsünüz. Meydana
masalar atmışlar harikaydı. Dışardaki masalardan biri kaptık ve közde kahve istedik. Közde kahveyi
meydana kurulmuş taş ocağın üzerinde gözümüzün önünde yapıyorlardı. Kahve ile birlikte içinde
damlasakızı parçası olan su ve Osmanlı şerbeti getiriyorlar. Kural şöyleymiş, bir yudum su ardından
kahve ve sonrasında Osmanlı şerbeti. Tepsinin yanına da harika bir not yazıp getiriyorlar. Ayrıca, canlı
müzik oluyor. Eski parçalar çalınıyor. Kendimi Rumların yaşadığı eski zamanlarda gibi hissettim.
Dikkatimi çeken şey ise, dükkanını kapatan esnaf o kahveye geliyor, birbirleriyle gülüşüp sohbet
ediyor, şarkıya eşlik ediyorlardı. Böylesine samimi bir kasaba ya hayallerde ya da filmlerde olur
sanıyordum. Kahveden ve insanlarından çok memnun ayrıldık. Sabah çok erken bir saatte duraktaki
herhangi bir taksiciyle anlaşıp, bulak mağarasına gitmek için yola koyulduk. Bulak mağarasına giren ilk
ziyaretçilerdik. Çok uzun bir mağaraydı. Sular, duvarlara resim çizmişti adeta. Kesinlikle görmeniz
gereken bir yer. Oradan çıktıktan sonra, ince su kemerine gittik. Uzun bir kanyondu burası. İki türlü
inişi vardı. Biz giderken birini, gelirken bir diğerini tercih ettik. Böylelikle iki tarafı da görmüş olduk.
Eşim doğacı olarak en çok burayı beğendi. Muhteşem bir yerdi. Çeşit çeşit kuşlar, kelebekler
uçuşuyor, ağaçlar mis kokuyordu. Çok beğendik ve buradan ayrılmak istemedik. Dönüş yolu biraz
yorucuydu. Ama bunu düşünüp, belirli aralıklara merdivenlerin başına tahta sandalyeler yapmışlardı.
Onları ayrı bir beğendim. Kanyonun piknik için bir alanı var. Şahsi arabalarla gidenler kesinlikle piknik
yapmalı. Kanyondan gönülsüzce çıktıktan sonra az ilerideki kristal terasa gittik. Kristal teras, doğal bir
yapı değil elbette. Turist çekebilmek için yapılmış bir yer. Girişler ücretli elbette. Ama Safranbolu’da
her şey gerçekten çok ucuz. Kristal terasa girmenin bir kişi sınırı var. En fazla otuz kişi girebiliyor ve en
fazla on dakika kalabiliyorsunuz. Sabah çok erken bir saatte gittiğimiz için kimse yoktu. Yine ilk biz
girdik. Teras camdan ve uçurumun üstündeydi. Zemine baktığınızda yüzlerce metre aşağısını
göremiyordunuz bile. Yükseklik korkusu olanlar kesinlikle gitmemeli. Kenarlıklara yaklaştığınızda ister
istemez bir başınız dönüyor. Çok fazla yüksek ve her adımımızda cam yaylanıyor. Bunu bilinçli olarak
yaptıklarını söyleseler de, pek güvenemedik ve hemen çıktık. Yine de görülmesi gereken bir
manzaraya sahip. En son durağımız olan Yörük Köyüne doğru yola koyulduk. Taksicide bu sırada tur
rehberimiz oldu ve yolda gördüğümüz tarihi evler hakkında bilgiler verdi. Yörük köyü aslında
bildiğimiz köydü. Çok az kişi vardı. Bir tane gezi evi bulduk ve içini gezdik. Gezi evi de ücretli tabii.
Sonra en çok tavsiye edilen Yörük Köyü gözlemelerinden yemek için açık olan bir yere girdik. Çok tatlı
bir teyze karşıladı bizi ve patatesli gözlemelerimizi hemen yanımızda yaptı. Bol tereyağlı, mis kokulu
ve aşırı lezzetli gözlemelerden ikişer hatta üçer tane yedik. Yörük Köyünde eski çamaşırhane varmış
orayı görmemizi önerdiler ama çok fazla yağmur yapıyordu gidilmiyordu. Bizde çamaşırhaneyi
görmeden dönüş yoluna geçtik. Yörük köyünden yanımıza patatesli gözlemeler kar kalmıştı. Ertesi
gün dönecektik. Gezeceğimiz yerde kalmamıştı. Ne yapsak diye düşünürken, bir mekanın camında
Safranlı çay yazısını okuduk. Çok merak ettik ve içtik. Sarı bir çay ve belirli bir tadının olduğunu
söyleyemem. Yine de biz beğendik ve Safranbolu’ya gidiyorsanız, safranlı çayını içmelisiniz.
Çarşısındaki ahşap dükkanlardan kendimize el emeği güzel şeyler satın aldık. Her esnafla ayrı ayrı
sohbet edip hayat hikayelerini dinledik. Demirciler çarşısından kendimize güzel süs eşyaları satın
aldık. Sevdiklerimize de tabi ki meşhur Safranbolu evleri şeklinde gece lambaları hediye edeceğiz.
Bizim için en önemlisi de her köşeyi döndüğümüzde ısrarla lokum ikram eden kişiden safranlı lokum
almak oldu. Ayrıca safranlı sabun ve kolonyada satın aldık. Valizimi doldurup dönüş yoluna geçtik.
Biz Safranbolu’yu çok beğendik. Gezilecek görülecek muhteşem bir yer. Zamanda yolculuk yapmak
isteyenlerin ilk duraklarından birisi olmalı Safranbolu. İnsanları, evleri, yiyecekleri, eşyalarıyla
gerçekten tarihi bir miras. Buraya geldiğimiz için hiç pişman olmadık. Belki egenin serin sularını
atamadık bu yaz kendimizi ama zamanda yolculuk yaptık. UNESCO’nun koruma altına almasının
sebebini gittiğinizde göreceğinize eminim. Gideceklere tavsiyelerimiz, arabanızla gitmeniz rahat
ulaşım için büyük avantaj olacaktır. Son olarak közde kahve içmeden de gelmeyin.

Anne ve Çocuk

Anne ve Çocuk

Anne ve bebek arasındaki ilişki anne çocuğu ilk hissetmeye başladığı anda başlar. Gebeliğin 4 üncü haftasından sonra artık iki kişilik beslenilmeye başlanır ve vucut için alınan besinler neredeyse 2 katına çıkarılır ve tabiki anne beslenmesine çok dikkat etmeli ve mümkün olduğu kadar vitaminleri nizami biçimde almalıdır. Gebelik ilerdedikçe anne bebeğini hissetmeye ve istemeyerekte olsa duygusal bağ kurmaya başlar.doğuma kadar devam eden bu süreçte anne adayları hem beslenmesine dikkat etmek zorunda hemde gerekli egzersizleri yaparak normal doğum yapacak anneler için doğumu kolaylaştıran kriterleri gerçekleştirirler.
Tabiki doğum anne ve bebeğin tanıştığı gündür. Anne normal doğumlarda doğum esnasında yüksek miktarda oksitosin salgılamaktadır. Bu hormonun salgılanmasının amacı anne ve çocuk arasında bir bağ kurulşmasının sağlanmasıdır. Erkeklerde bu hormon o zamanlarda salgılanmadığından baba adayları çocuklarını ilk kez kucakladığında hiçbir duygu hissetmemektedirler. Oksitosin hormonu beynin ilkel bölümünde salgılanır ve hipofiz bezinde depolanır. Sevdiklerinizle vakit geçirdiğinizde, sevişme anında, ve mükemmel derecede eğlendiğiniz zamanlarda bu hormon salgılanmaktadır.
Anne bebeğin doğumundan sonra özellikle anne sütüne önem vermek zorundadır. Çünkü bebeğin bağışıklığını güçlendirecek birçok metaryel sadece anne sütünde bulunmaktadır. Ebevenler çocukların aşı zamanlarına dikkat etmeli ve bebeğin beslenmesine çok dikkat etmelilerdir. Ayrıca yeni doğan bir bebek 300 den fazla kemik ile doğar. Normal bir yetişkin insanda 240 civarı kemik sayısı bulunmaktadır. Çocuk gerekli, kemik kaynaşmasını sağlayana kadar çok dikkat edilmeli ve bebek ile yapılacak fiziksel aktivitelerde özellikle anneler emzirirken çok dikkatli olmalılar.
Bebek 6 ay olana kadar sadece anne sütü ile beslenmeli ve 6 aydan sonra takviye mamalarla beslenebilmektedir. Annelerin tabiki çocukların gelişimini tamamlayabilmeleri için 2 yaşına kadar anne sütünü kesmemeleri gerekmektedir.
 

Film, Hitchcock, sinema, Sinema filmleri

Sinema

Sinema filmlerini sevmemin en büyük nedeni usta bakış açısı ve her zaman yenilikçi olmasından dolayı Alfred hitchcocktur. Zamanında çektiği gerilim ağırlıklı gilmler ile hala adından söz ettiren efsane yönetmen. Kariyerindeki filmlere göz atacak olursanız filmleri zamanın ötesinde çekilmiş ve hepsi kurgu yönüyle daha önce sinemada işlenmemiş olduğunu gösteriyor. Hitchcock un bu yaklaşımı sinemanın da gelişmesini sağlamıştır. Sinema ödüllerinden yana şansız olan yönetmenin bir çok filmi imdb top 250 listesine girmiştir.Şu an amerika ve dünya sinemasında çekilen filmlerin feyz aldığı filmlerin büyük bir çoğunluğunu alfred hitchcock çekmiştir. Özellikle gerilim ve korku filmlerinde öncü olan yönetmen bir çok filmin yapımcılığını da üstlenmiştir.
Hitchcock en kuşkucu filmlerini kendisinin ‘McGuffin’ dediği ve aslında hiçberşey olmayan bir şey üzerine kuruyor. Filmlerden sonra belki aradaki müzik belkide bir yerde saklanmiş ve ses çıkaran bir zanlı seyirciyi her ne kadar ürkütsede filmin sonunda o sesi açıklamayarak korku öğesini saklamış ve temeli hiçbir şey olan korkunun üzerine kurmuştur.
Hitchcock korku filmlerinde asıl önemli olanın tedirgin bekleyiş olduğunu söyler ve mcguffin nin nerden geldiğini bir röportajında anlatır.Bunu filmde geçen bir sahne ile anlatalım. Bir filminde ise trende kaybolan bir kadaın ısrarla ve aynı tonda bir ıslık melodisi çalar ve bu melodi sinema seyircisine önemliymiş gibi gösterilir. Film bittiğinde ise o melodinin aslında sadece seyirciyi filme bağlı tutmak olduğu gözükür tabiki o zamanlarda bu anlaşılamıyordu. Böyle kendisinin adını verdiği mcguffin i tam anlamıyla başarmış olmaktadır.
Hitchcock filmlerini sadece mcguffin fikri ile üretmeye devam ediyor.geri kalan hikayeyi kurgusal olarak tam ayarlayamasa da en büyük başarısını 1960 yılında mcguffin ile öyküyü kaynaştırması sonunda mükemmelliğe ulaştı ve size tavsiye edebileceğim gerilim filmlerinin anası olarak kabul edilen Psycho filmini çekti.
Filmde çalınan 40.000 dolarlık bir para var ve filmde bu konu üzerinde yoğunlaşmamız isteniyor . Kurgu o kadar sağlam yapılmış ki bizleri tamamen hikayenin içine alıyor. Ancak olayların örgüsü sadece bizi olayların geçtiği Bates hoteline sokmak olduğunu görecekler. Filmin sonunda ise çoğu izleyici paranın ne olduğu akıllarına bile gelmeyecek. Filmin sountrackları biraz insanı bunaltsada film kendi kategorisinde ilk olma özelliği taşımaktadır.Filmin Hitchcock gözünde başarıya ulaştığı bir röportajında geçmektedir. Ünlü duş sahnesinin çekimleri mükemmel olması istenmiş ve bu yüzden yaklaşık 70 kamera kullanılmış ve defalarca aynı sahne çekildi. Sahnenin mükemmel olana kadar süren çekimler yaklaşık bir hafta kadar sürdü.Ünlü duş sahnesinin izleyiceler arasında yarattiği ilk etkide ünlü bir yıldızın filmde öldürülmesinden sonra sinema salonunda ağlayanların , sinemadan ayrılanların olduğunu belirtmektedir. Film yıldızının öldürülmesini fazla bulan seyirciler ve filmden dolayı büyük tepkiler alan hitchcock bu filmi sanat kariyerinin zirvesi olarak görmektedir.
 

Yerli Diziler

Yerli Diziler

Herkesin bir dizisi vardır değil mi? Ya yerli ya da yabancı, çoğumuzun kendini inatla bağladığı bir dizi vardır. Ancak yerli dizilerin durumu son yıllarda vahim bir hal aldı. Hem başlayan diziler birkaç bölümden sonra kalkıyor hemde doğru düzgün bir dizi ekranlara gelmiyor. Hele yaz dizileri. Hepsi de birbirinin aynısı. Olay birkaç genç arasında geçiyor. Eli yüzü düzgün, sempatik gençlerimiz her zaman bir aşk üçgenin içinde cirit atıyor. Bazen bir erkek iki kadın; bazen de bir kadın iki erkek… Bu üç kişinin tüm yaşadıkları yerli dizilerin başlıca konusu. Aman sevenler ayrılmasın! Üçüncü kişi mutlaka araya girer. Ya sevenlerimizden biri onla olmak zorunda kalır ya da ona acıdğı için kaderine boyun eğer ve sevmediği kişiye nikahı basar. Çoğu zaman da nikah salonu basılır ve nikah gerçekleşemez. Ayrıca son zamanlar bir reyting olayı çıktı. Kimsenin göremediği bu reyting makinesi, hangi dizinin kaldırılması gerektiğiyle ilgili kararlar verebiliyor. Bazen de umulmadık bir yapımı göklere çıkarıyor. İşte böyle olunca da onlarda kişinin ekmek kazandığı bir dizi, sürpriz bir şekilde ekranlara veda ediyor.  Oyuncular da bu durumdan çok şikayetçi. Düşünsenize bir gün çok ünlüsünüz başka bir gün içine girecek dizi bulamıyorsunuz. Ya da bir diziye başlıyorsunuz iki gün sonra dizi iptal. Hiçbir açıklama yok, sadece izlenmediğini öğreniyorsunuz. İşte böyle bahanelerle yerli diziler hem tekrara düşüyor hemde daha ilk bölümlerde ekrandan kalkıyor.

Aşırı Bağlanma

Aşırı Bağlanma

Bazı insanlar vardır ki onlara aşk yaramaz. Aşırı derecede bağlanarak kendini ve karşısındakini harap eder. Bu tip insanlar hem sürekli üzgündür hem de sürekli umutlu… Önce umut eder sonra da istediğini alamayınca bunalıma girer. Bu tip insanlarla ilişki yaşamak sabır gerektirir. Sizi hayattan soğutabilirler. Aşırı bağlanma sorunu yaşayan bir kişi sürekli mesaj atar, sürekli iletişim halinde olmak ister. Çünkü kendi hayatından geçmiştir. Sürekli karşısındaki insanın hayatına dahil olmak ister. Her derdini paylaşır. Sevdiği insan onu başından kovunca da küplere biner. Asla reddedilmekten hoşlanmaz. Bu tip insanladan ayrılmak ayrı bir sorundur. Çünkü tam olarak ayrılamazsınız. Bağlanmaya çok yatkın insanlar kendini üzecek şeylerden korunmalıdır. Aşırı bağlanan bir insanla tanışırsanız sakın onla sevgili olmayın. İlişkinizi çekilmez hale getirir ve ayrılmanıza da izin vermez. Eğer ayrılırsanız, ya size ya da kendine zarar vermekle tehdit edebilir. Çevrenizde böyle insanlar varsa onları tedavi edilmeye teşvik edin. Aşırı bağlama sorununun içinde birtakım psikolojik bozukluklar olduğunu, ileri safhalara giderse sorun çıkabileceğini sakın unutmayın. Bizler duygusal varlıklarız. Her an hayatımızdan çıkabilecek birine bağlanmak bizim sonumuz olabilir. Kimseye kendimize verdiğimiz değerden fazlasını vermemeliyiz. Eğer yaparsak ömürmüz boyunca mutsuz ve huzursuz oluruz. Aşırı bağlanma problemimiz varsa bir uzmandan yardım alabiliriz. En azından bir uzmanla konuşursak anlattıklarımızın aslında bir dert olduğunu kavrayabiliriz. Dertlerimizden kurtulmak için de çabalamamız gerekir.

Ateizm ve Deizm

Ateizm ve Deizm

Ateist olmakla deist olmak arasında fark vardır. Ateizmde bir tanrının varlığı ve onun tüm dinleri reddedilir. Deizmde ise bir tanrının varlığına inanılır ancak dinler reddedilir. Yani tanrının var olduğuna ama ortadaki dinleri tanrının göndermemiş olduğuna inanılır. Ateizmde bir tanrı yoktur ve asla var olmamıştır. Evren sonsuzdur ve kimse evreni yaratmamıştır. Ateist insanlar Adem ile Havva\’ya da inanmazlar. Ateist ve deistlerin çoğu evrim teorisine inanırlar. Evrim teorisi, biz insanların maymundan geldiğimizi öne sürer. Semavi dinlerin herhangi birine gönülden bağlı olan insanlar evrim teorisine inanmazlar. Deist insanlar evreni yaratan bir tanrı olduğuna inanırlar. Ama dinler insan uydurmasıdır ve tanrıyla ilgisi yoktur. Ateistler gibi tanrıyı tamamen reddetmezler.

Hayatı Kolaylaştırmak

Hayatı Kolaylaştırmak

Ev hanımları ve ev işi yapan bayanlar için vakit kazandıracak bilgiler vardır.
Bazen çaresiz kaldığımız durumlarda aklımıza bile gelmeyecek kadar kolay bilgiler günü kurtarabilir. Aliminyum kapları kararmaması için sirke ve suyla yıkayabilirsiniz. Bulaşık makinenizi ara sıra sirke ve limonla yıkarsanız, makine daha temiz olur ve koku yapmaz. Bazen de bulaşık makinenizin deterjan gözüne sadece limon tuzu koyarak çalıştırın. Bu makinenizin filtresinde ve gider borularındaki yağları çözecektir. İçi kireç bağlayan çaydanlığınızı da limon tuzuyla ya da patates kabuklarıyla kaynatabilirsiniz. Evde veya açık alanlarda sineklerden kurtulmak için bütün bir limonun her yerine karanfil saplayın. Bu sinekleri uzaklaştıracaktır. Kararan koltuk altları için pirinç yağı kullanın. Bu hem terlemeye hemde kararmaya iyi gelecektir.

Süt Ürünlerinin Sağlığa Yararları

Süt Ürünlerinin Sağlığa Yararları

Süt ürünleri sağlığımıza çok faydalıdır.
Hem diyet yaparken hemde günlük öğünlerde bol bol tüketmek bize faydalı olacaktır. Gündüzleri süt ürünleri, hem zayıflamaya yardımcı olur hemde tok tutar. Geceleri yatmadan süt içmek rahat bir uyku çekmenize yardımcı olur. Kahvaltıda tüketilen süt ise çocuklar için doyurucu olur. Yoğurdun faydaları da saymakla bitmez. Yoğurt kemiklere iyi gelir ve zayıflamaya yardımcı olur. Yoğurt karın bölgesi yağlarını eritmeye yardımcı olur. Diyetisyenler diyet listelerine her öğün yoğurt yazar. Hem diyetin güçten düşürmemesi için hemde yağ yakıcı özelliği yoğurdu diyet dostu yapar. Ülkemizde bol bol tüketilen yoğurdun içeceği, tatlısı, sarımsaklısı… yapılır. Yoğurt ve süt neredeyse tüm yiyeceklerde kullanılır. Özellikle süt, tatlıların baş tacıdır. Sütlü tatlılar her zaman vazgeçilmezdir. Hem daha hafif olur hem daha sağlıklı. Sütlü tatlılar şerbetli tatlılara göre daha lezzetli olur. Süt ürünlerinden peynir de hem çeşitliliğiyle hemde lezzetiyle her öğünde tüketilebilir. Peynir kalsiyum yönünden en yüksek besinlerdendir. Bazı insanlar kokusuna dayanamaz ama peynir tüketimi her yaşta zorunludur. Peynir tüketmeyen insanların kemikleri ve dişleri güçlü olmaz. Bol bol peynir tüketen çocukların kemik gelişimi iyi olur. Kemikleri sağlam olan insanlar hem daha sağlıklı hem de daha dinç olurlar. İleriki yaşlarda kemik erimeleri ve omur ilik eğrilmelerine önlem olarak çocuk yaşlardan itibaren bol bol süt ürünü tüketilmesi gerekir.

MUTLU İLİŞKİNİN SIRLARI

PARTNERİNİZE SEVGİNİZİ BELİRTİN
Gerek \”seni seviyorum\” diyerek gerekse kendi yöntemleriniz doğrultusunda sevdiğinizi partnerinize belirtin. Sevdiğimi zaten biliyor diyerek köşeye çekilmek olmaması gereken bir durumdur. Bunu hissetmek ve duymak partnerinizin hoşuna gidecek ve bir süre sonra bu büyülü duyguyu oda size yaşatacaktır.  Partnerinizle karşılıklı mutlu olmak ilişkinin en önemli yapı taşıdır.
BİRBİRİNİZİ DİNLEYİN
Yeri geldiğinde sıcacık bir sevgili yeri geldiğinde en samimi kanka yeri geldiğinde de en sıkı dost olmayı başarın. Partnerinize sırdaş olarak yettiğinizi ve bir başkasına ihtiyaç duymadığınızı belli edin. Bu sayede birbirnizle olan  iletişimi sağlamış olacak sevgi bağını kuvvetlendireceksiniz.
\”BİZ\” OLUN
Özellikle gelecek için plan yaparken \”ben\” merkezli olmak yerine \”biz\” olmalısınız. Plan yaparken cümlelere ben kelimesi ile başlamak karşınızdaki tarafından bencilce algılanabilir. Dolayısıyla planlarınızı birlik beraberlik açısından yapmanız bencil olmadığınızı ve gelecekte de beraber olmak istediğinizi belirtecektir.
KIYAS YAPMAYIN
Kesinlikle partnerinizi bir başkasıyla kıyaslamayın. Bu onu beğenmediğiniz ve yeterli bulmadığınız anlamına gelecektir. Kendini yeterli görmemesi onu üzmekle kalmayıp kendi olmasınında önüne geçecektir. Sonuçta alışık olmadığınız tanımadığınız bir insana dönüşmesini yol açarak hem ilişkinizi hem sizi hemde partnerinizi yıpratacaktır. Onu olduğu gibi kabul edip hatalarıyla , yanlışlarıyla sevmeye çalışmanız gerek.
BİRLİKTE YATAĞA GİDİN
Partnerinizle aynı evde kalıyorsanız onunla birlikte yatağa girin ve yine onunla birlikte yataktan çıkın. Ayrı uyumamaya özen gösterin. Eğer erken kalması gerekiyorsa sizde onunla birlikte yataktan çıkın. Gereken durumlarda onu kapıya kadar yolcu edin. Bu davranışlar aranızdaki sevgiyi arttıracak ve size olan bağlılığını büyük oranda etkileyecektir. Kısacası onu önemsediğinizi hissetmesini sağlamış olacaksınız.
ARKADAŞLARINIZLA VAKİT GEÇİRİN
Birbirinizden ayrı bir hayatınız daha olmalı. Bu paha biçilmez özlem duygusunu yaşamanızı sağlayacaktır. Partnerinizden ziyade arkadaşlarınızla da vakit geçirin. Hayatınızın büyük kısmı birbirinizin olsun ancak kendinizi arkadaş çevrenizden tamamen soyutlamayın.
ORTAK İLGİ ALANI OLUŞTURUN
Ortak zevkler , ortak ilgi alanları yine aranızdaki bağı güçlendirmenin en önemli etkenleri arasında. Özellikle günümüzde partnerler iş hayatının verdiği tempo dolayısıyla kişilerin birbirleriyle zaman geçirmesi oldukça kısıtlı bir hal almakta. Dolayısıyla ortak ilgi alanları birbiriyle daha çok vakit geçirmenize olanak sağlayacaktır. Örneğin birlikte sabah sporu yapın. Birlikte terleyin veya yürüyüşlere çıkın. Spor yapmak endorfin hormonu sağlayarak mutlu olmanızı sağlar. Bu durumu sevdiğiniz insanla beraber yapacağınızı düşünürsek mutluluk her ikinizi içinde iki katına çıkacaktır.
SORUMLULUKLARI BİRLİKTE OMUZLAYIN
Ortak olarak sorumlulukları paylaşmak , tüm yükü birlikte omuzlamak her ikinize de iyi gelecek. Evliyseniz hatta çocuk sahibiyseniz bu konu daha hassas bir hal almaktadır. İlişkilerde sorumlulukları tek başına üstlenen kişiler daha çok yorulur ve yıpranır. Bu durum bazı sorunların temeli niteliğinde olabilmektedir.
İLETİŞİM KURUN
İletişim problemi günümüzde bir çok ilişkinin temel sorunu. Kişiler sorunlarını birbirlerine lansetmede sıkıntıya düşüyor. Kimi zamanda içine atar çözüme kavuşturduğunu sanıyor. Ancak bilmiyorlar ki ilişkinin ve kişilerin yıpranmasında iletişimin rolü büyük. Gerek empati kurarak gerek hataların farkına vararak gerekse yapıcı tutum sergileyerek iletişim kurmak gayet kolay.
PARTNERİNİZİ ÖNEMSEYİN
Çiflerin yüzde yüz uyum içinde olması beklenemez. Mutlaka bazı ayrımlar söz konusu olacaktır. Bu ayrımlarda karşınızdakinin zevkleri , duygularını ve düşüncelerini önemseyin. Unutmayın ki sizin için önemsiz olan karşınızdaki için çok önemli olabilir. Bunu göz ardı etmeden mutlu bir ilişkinin temeline katkı sağlayabilirsiniz.
PARTNERİNİZİN AKLINIZDAN GEÇENLERİ OKUMASINI BEKLEMEYİN
Problemle karşılaşıldığında veya üzücü bir durum olduğunda partnerinizin zihninizden geçenleri okumasını beklemeyin.  Özellikle kadınlar bu hataya çok sık düşer. Erkeklerin de tahammülsüz olmasının etkisiyle bu durum partnerler arasında huzursuzluğa yol açacaktır.
MÜKEMMELİYETÇİ TAVRI BİR KENARA ATIN
Daha mükemmel bir ilişki isteğinden kurtulun. Partneriniz sizi seviyorsa ve onunla mutlu vakit geçirebiliyorsanız sizden daha mükemmeli yok demektir. Başka ilişkilere özenerek zaten var olan mutluluğunuzu ziyan etmeyin.
KÜÇÜK SÜRPRİZLER YAPIN
Monotonlaşan ilişkide sürprizler de yok olup gitmesin. İlişkinizi taze tutmak sebebiyle küçük sürprizleri sakın ihmal etmeyin. Özellikle kadınlar her daim tüm sürprizlere açıktır. Sürprizler aranızdaki bağı kuvvetlendirecek kadar etkilidir.
PARTNERİNİZİN AKRABALARI HAKKINDA OLUMSUZ ELEŞTİRİ YAPMAYIN
Özellikle kan bağı olan akrabalara yapılan eleştiriler doğa gereği hoş karşılanmaz.  Kişiler akrabalarına yapılan eleştiriyi kendi üstlerine alarak bunu büyük bir problem haline getirir. Dolayısıyla bu gibi konularda daha sessiz kalmaya özen gösterin.

Özgüven eksikiği ve giderilmesi

Özgüven eksikiği ve giderilmesi

Özgüven kişinin kendine ve kararlarına yanlışıyla doğrusuyla güvenmesidir. Bu bağlamda özgüven eksikliği de kişinin kendine ve kararlarına güvenmemesinden kaynaklanan yanlızlık ve kötü hissetme duygudur. Özgüven eksikliği olan kişiler kendilerini çabucak ele verir. Gerek iş hayatında gerekse evlilikte çekingen ve hareketsiz tavırları sayesinde bunu kolayca anlamak mümkündür.
  Özgüven eksikliği yaşayan bireylerin davranışlarında bir çok farklılık söz konusudur. Utangaçlık , köşede kalma isteği , haklarını savunamamalarına karşın gelişen öfke, başarısızlığın getirdiği yenilgi özgüven eksikliği yaşayan bireylerin hayatlarının kısa özetidir aslında. Özellikle evlilik hayatında eşlerinden gelecek olan herhangi bir davranışı çok farklı boyutlarla algılayıp alınganlık yaparlar. Bunun dışında ev haricinde yaşadıkları olumsuzluğu eve taşıyarak yine evliliğe zarar vermiş olurlar.
  Özgüven eksikliği yaşanmış olumsuzluklara bağlı olarak kendini gösterebilir. Bu bağlamda özgüven eksikliğine neden olan etkenler :
Aileden veya yakın akrabalardan güvenilen ve sevilen birini kaybetme
  • Herhangi bir işte yaşanılan başarısızlığa bağlı ypğun yenilgi duygusu
  • Olayları abartarak daha vahim halde görme
  • Aile veya arkadaş baskısı
  • Acımasızca yapılan öz eleştiriler
  • Fiziksel kusurlar şeklinde sıralanabilir.
Özgüven eksikliği uzun dönemde başka psikolojik rahatsızlıkları da beraberinde getirecektir. Bu sebeple özgüven eksikliği mevcutsa bir an önce giderilmelidir. Özgüven eksikliğini gidermenin yolları :
  • Yakın olduğunuz gerçekçi hedefler belirleyin. Böylece başarısızlık riskini en aza indirmiş olursunuz.
  • Başarısızlık durumu söz konusu ise bunu bir fırsata çevirin ve ders çıkarın.
  • Kendinizi sevin. Herşeyiyle kendinizle barışık olun.
  • Başarılarınızı boş geçirmeyin, gerekirse kendinizi ödüllendirin
  • Negatif duygulardan arının. Daha pozitif ve ılımlı yaklaşımlar sergileyin
  • Zayıf yönlerinizi bir kenara bırakıp güçlü yönlerinize ağırlık verin. Kendinizi motive etmek amacıyla güçlü yönlerinizi düşünün
  • Başarılı sonuçlar elde ettiğinizde şans demeyin. Emeklerinizin ve kendinizin farkına vardın.
  • Hayatınızda veya kendinizde bazı değişikler yapın. Örneğin tarzını değiştirin. Kendinizi daha iyi hissedeceğiniz yollara başvurun.
  • Düşüncelerinizi savunun. Haksızlık karşısında susmayın. İçinizde biriktirdiğiniz her olumsuzluk sizi strese ve mutsuzluğa yöneltecektir. Buna izin vermeyin.
  • En az diğer insanlar kadar sizde önemlisiniz. Başkalarının düşüncelerini önemsemeyi bir kenara atarak hayır kelimesini hayatınıza sokun.
  • Bencillik seviyesine taşmamak suretiyle hayatınız BEN merkezli olsun.
Bu ve buna benzer durumlara dikkat ettiğiniz takdirde özgüven problemini ortadan kaldırmış olacaksanız. Ancak bazı problemler yaşamaya devam ediyorsanız uzman yardımına başvurmanızda fayda vardır.

BURCUNA GÖRE KADINLARI ETKİLEME YOLLARI

Astronomi, hayatımızın içinde olan bilimdir. İlgilenmiyorum diyenlerin bile burçlarıyla ilgili birkaç bilgiyi söylediğini görürüz.
Burçlar bize karşımızdaki kişiyi tanımamızda ipuçları verir. Tabiki sadece güneş burcuyla hareket etmemek gerekir. Her kişi doğduğunda, doğum haritasında gezegenlerin yeri farklıdır. Bu gezegenler ve açıları doğum haritasında ayrıntılı görülmektedir. Yükselen burç, alçalan burç, ay burcu gibi birçok ayrıntı vardır ve bunların hayatımızda etkileri görülmektedir. Birini yeni tanıyorsanız burcunu mutlaka sorarsınız. Burçlara inanmayan bir kısım insan olsa da astrominin bir bilim olduğunu unutmamak gerek. Burçlar hakkında  bileceğiniz bilgiler her zaman işinize yarayacaktır. Bayanların dikkatini çekmek o kadar kolay değildir. Hoşlandığınız bayanın burcunu öğrenin ve burcuna göre neler yapabileceğinizi yazımızda okuyun.

Balık burcu kadını

duygusaldır ve evinde zaman geçirmekten hoşlanır. Sıcak ve samimidir. Sezgileri kuvvetlidir ve hayal gücü çok yüksektir. Melankolik bir yapısı vardır. Olumsuz bir durumdan çok çabuk etkilenebilir. İletişimi sever, hayallerini anlatmaya bayılır. Sevgiye çok önem verir ve kıskançtır. Sürekli sevildiğine ikna olmak ister ve karşıdakinin sevgisini sorgular. Sahip olduklarını kaybetmek istemezler. Kolay kolay ev değişikliği yapamazlar. Eşyalara, insanlara bağlıdırlar. Evlerinin duvarlarını bile bir başka görürler. Sanata düşkünlerdir. Çevresi tarafından beğenilmeyi çok önemserler. Çok sert bir mizacınız varsa balık burcuyla anlaşmanız zorlaşacaktır. Balık burcu bir bayanı etkilemek istiyorsanız samimi ve içten olmalısınız. Ilımlı bir yapınız olmalı. Romantik erkekler balık kadınını çok etkiler. Ona şiirler okuyun, şarkılar söyleyin, sahilde mumlar yakın. Balık burcu kadını kıskançtır ve kıskanılmak ister. Çok hareketli, maceracı bir erkek balık kadınını korkutur. Hayalinde bir erkek profili oluşturmuştur ve onun dışına çıkmaz. Açık olun, duygularınızı net ifade edin. Balık kadını mutlaka sizi fark edecektir.
Kova kadını
zekasıyla dikkat çeker. Realist bir yapısı vardır. Bir şeyi görmek istediği gibi, olduğu gibi görür. Özgür olmak olun için önemlidir. Sıkıntıya gelmez. Aklına eseni yapmak ister. Bireysel kararlar alır. Erkekler için zor kadınlar tabiri kova kadınına uygundur diyebiliriz. Kova kadınına göre marka giyinmek kalitedir. Modayı takip eder, son moda kıyafetleri giymeyi sever. Süsüne düşkündür ve dikkat çekmek hoşuna gider. Sıradışı kararlar almak onun işidir. Denenmemişi denemek ister. Yeni şeyler öğrenmeyi sever ama bunu yaparken bile ben biliyordum zaten demeyi eksik etmez. Maddi konuları çok kafaya takmaz. Para harcamayı sever. Cimri bir erkekseniz kova kadınının dikkatini çekmezsiniz. Mızmız, sürekli şikayet eden kişiler kova kadınına göre değildir. Kova kadınını sıkmayın, onu değiştirmeye çalışmayın. Kıskançlık onu daraltacaktır ve sizden uzaklaşacaktır. Onunla yeni fikirlere açık olun. Maceracı ruha sahip erkekler kova kadınına çok uygundur. Sanatla ilgilenin ve kova kadınıyla bir kursa gitmeyi planlayın. Adrenalin ağırlıklı aktiviteleri sevip sevmediğini sorun ve böyle bir organizasyona beraber katılın.
Oğlak kadını
için güven çok önemlidir. İş ortamında da özel hayatında da kendini güvende hissetmek ister. Maddi ve manevi güveni için gelecekle ilgili plan yapar. Planlı ve proğramlı olmak onun hayatının anlamıdır. Ani çıkan problemler onu rahatsız edebilir. Karmaşadani belirsizlikten nefret eder. İlk bakıldığında sert ve ketum bir görüntüsü vardır ama tanıdıkça o sert kabuğunun altındaki yumaşak yüreğini görebilirsiniz. Biraz çaba harcamanız gerekir. Sabırlı olan oğlak kadınının kalbini eline alacaktır. Sorumluluklarını bilen oğlak kadını evini ve yuvasını çok sevecektir. Erkekte olgunluk, güven ve ciddiyet arar. Cıvık hareketler yapan biri oğlak kadınını rahatsız edecektir. Kendine güvenen, ayakları yere basan, güçlü erkekler hoşuna gider. Oğlak kadınının yanındaysanız, onun kadar güçlü olmanız şart. Kıskanç olan oğlak kadını hayatındaki erkekten şüphelenirse sonuca varmak için uğraşacaktır. Kanıtlanabilir belgeler bulduğunda da asla affetmez. Oğlak kadınını bastırmaya, sindşrmeye çalışmayın. Bunu hissederse kendini kanıtlamak için güç savaşına girebilir. Geleceğe dair planlarınızı oğlak kadınının yanında söyleyin. Güvenliğe önem verdiğinizi hissettirin. Ilımlı olmaya çalışın ve onunla iddalaşmayın.
Yay kadını
demek eğlence demektir. Maceracıdır, gezgindir, felsefiktir. Yeni yerler keşfetmek hoşuna gider. Girişkendir, yeni şeyler öğrenmek onun hayatını heyecanlı kılar. Kısıtlanmayı sevmez, özgür olmak ve özgür hissetmek için sıradışı şeyler yapabilirler. Yeni fikirler üretirler. Sürekli bir değişim söz konusudur. Çok sakin bir tavırdayken birden sinirlenebilirler ve tepki gösterebilirler. Duurumlara ve olaylara göre değişken yapıdalardır. Evde çok fazla zaman harcamayı sevmezler, dışarıda bir hayat vardır ve gerçek hayat odur. Evlerinin dağınık olduğunu görebilirsiniz. Düşündüğünü hemen söyler ve sonrasında alacağı tepkiyi pek düşünmez. Yay kadınıyla bir hayat geçirmek istiyorsanız çok kuralcı olmamalısınız. Onu kıskanarak sıkmamalısınız. Duygu değişimlerine sabır göstermelisiniz. Onunla birlikte sırt çantanızı alıp hiç görmediğiniz yerleri keşfetmelisiniz. Geleceğe dair planlarınız onu pek etkilemeyecektir. Zamanın ne göstereceğini yaşamak ister. Yay kadınıyla psikolojik konuşmalar yapın. Sanatsal etkinliklere katılın. Kıskançlık krizlerine girmeyin. Aşık olduğunuzu direkt söyleyin. Özgür ruhlu erkekler hoşlarına gidecektir.
Akrep burcu kadını
sezgileri çok kuvvetlidir. Tutkulu bir aşk yaşamayı tercih eder. Cinsel uyum onun için önemlidir. Ten uyumuna dikkat eder ve karar vermesinde bu konu çok etkilidir. Bu yüzden akrep kadınını etkilemek istiyorsanız parfüm seçiminde çok özenli olmalısınız. Güzel bir kokuyu hemen farkederler ve sizi gözlem altına almaya başlarlar. Kararlı tavrı vardır, sevdiği kişiyi kolay kolay bırakmazlar. Güçlü olduklarını göstermek hoşlarına gider. Çok sıradan bir ilişki onu sıkacaktır. Çok tutkulu bir ilişki yaşamalıdır. Hayatındaki erkeğin ona deli aşık olmasını ister. Güçlü bir yapısı olduğu için güçlü erkeklerden hoşlanırlar. Onlara göre, bir erkek geleceğe dair planlar yapmalıdır ve maddi manevi güvenliği sağlamalıdır. Aşkınızı doyasıya gösterin ancak yeri geldiğinde de bir duruş sergileyin. Herşeye tamam demeyin. Fikriniz çok değişmemeli, kararlı adımlar atmalısınız. Ben senin yanındayım cümlesini çok kullanın. Ona her konuda destek olmanızdan çok etkilenecektir. Akrep burcu kıskanılmayı da kıskanmayı da çok sever. Bazen kıskançlık tartışmaları ilişkiyi daha tutkulu hale getirebilir.
Terazi kadını,
fiziksel olarak çok dikkat çekicidir. Estetik görüntüsü herkesi cezbeder. Uzun boyları vardır. Dengeli ve huzurludur. Lüksü sever ve bulunduğu ortamda rahat olmak ister. Gezmeyi sever ve sosyal arkadaşlıklardan hoşlanır. Çevresinde onu beğenen birkaç kişi olsun ister. Birilerinin onu farketmesi ve onunla ilgilenmesi özgüvenini arttırır. Duygusal yapısının yanında mantıklı yanını da kullanır. Evde pek vakit geçirmez ve izin günlerinde hemen dışarıya kaçarlar. Arabalarına binip nereye gittiklerini bilmeden seyahat yapabilirler. Eğer bir terazi kadınını etkilemek istiyorsanız ona bolbol iltifat edin. Çok estetik durduğunuzu ifade edin. Ellerinin ve saçlarının güzelliğinden bahsedin. Eleştiriye çok açık olmayan terazi kadını yererek etkileyeceğinizi düşünmeyin. Çok duygusal erkekler ona itici gelecektir. Duygusal ama bir o kadar da mantıklı erkek modeli çizin. Romantik oalcaksanız denenmemiz birşeyler yapın. Klasik romantizm hareketleri ona sıradan gelecektir. Çok hareketli biri değilseniz terazi kadını yanınızda sıkılabilir. Sosyalleşin ve bir yerlere gidin. Arkadaşlarınızla buluşun ve bol muhabbet yapın. Beraber dışarda vakit geçirin. Evdeyseniz o söylemeden siz hadi dışarı çıkalım deyin. Hemen gözleri parlayacaktır.
Başak kadını,
detaycı ve titizdir. Analiz gücü çok fazladır. Gözlem yapmayı ve olayları en ince ayrıntısına kadar düşünmeyi sever. Maddi olarak güvende olmak ister. Çalışmayı sever vepara biriktirir. Çok modern gözükseler de gelenekçi tavırları vardır. Mahremiyeti çok fazla dile getirmeyi sevmez. Özel kalması gereken şeyler varsa bu asla dile getirilmemelidir. Dürüst ve sadıktır ve hayatındaki kişiden de bunu bekler. Şüphelendirmeye çalışırsanız en büyük hatayı yaparsınız. Çok küçük bir olayı bile günlerce açıklamak zorunda kalabilirsiniz. Net ve ne istediğini bilen bir erkek olun. Başak kadını zekasına çok güvenir. Onun zekasıyla ilgili espiriler yapmayın. Bir konuda ona danışmanız onu mutlu edecektir. Ruhu okşanacaktır ve size daha samimi yaklaşacaktır. Gleceğe dair planlarınız olsun ve bunu başak kadınıyla paylaşın. Çok duygusal tavırlar onu sıkacaktır. Daha elle tutulacak cümleler duymak isteyecektir. Aklına yatacak cümleler kurun, kalbi ona eşlik edecektir. Cimri erkek olmayın ama çok savruk da olmayın. Huzursuz olduğu zamanlarda olumlu yaklaşın ve ona güven verin.
Aslan kadını,
kıyafetlerine dikkat eder. Bakımlı olma çabasındadır. Bir yere girdiğinde dikkat çekmek ister. Lüks yaşamı sever ve para harcamaktan hoşlanır. Özgürlüğüne düşkündür, çok fazla sıkıntıya gelemez. Canını sıkan bir durum olduğunda buranın krali benim der gibi efelenir. Kin güder ve kolay kolay affetmez. Aslan kadının arkadaşı sayılıdır, çevresinde çok fazla kalabalık göremezsiniz. Aslan burcu kadını gururludur, haksız olduğunu görse dahi geri adım atmaz. Aslan kadınını etkilemek istiyorsanız onun gururunu okşayın, sürekli övün. Aslan kadını başka kadınlarla kıyaslanmayı sevmez ve hep bir numara olmalıdır. Başka kadınlarla kıyaslarsanız çok rahatsız olacaktır. Kıskanç erkek modeli aslan kadınına göre değildir. Özgürlüğünün kısıtlandığını hissettiğinde sizden uzaklaşacaktır. Eleştiriye açık olduklarını söyleyemeyiz, eleştirmeyin. Sert yapılı erkekler dikkatini çekse de ona emreden bir erkeği sevemez. Tam tersi kendisi yönlendirmek ister. Onun yönetme isteğine anlayış göstermelisiniz. Dürüst olun ve net cümleler kullanın. Sizden uzaklaştığını hissediyorsanız çok fazla oralı olmayın. Daha da üstüne gitmeniz sizden iyice soğutacaktır. O sizi seviyorsa geri dönecektir. Sabırlı olun.
Yengeç kadını
tam bir anaç diyebiliriz. Evde vakit geçirmeye, çiçeklerini sulamaya, hayvanları beslemeye bayılır. Onun için huzur, evindedir. Sıcaktır ve evcimendir. Alıştıkları şeyleri kolay kolay bırakamazlar. Ev değiştirirken, yeni eşya alırlarken eskilerinden vazgeçemezler. Sezgileri kuvvetli olduğundan duygularıyla hareket ederler. Ne hissediyorlarsa arkasından giderler. Maddi ve manevi olarak huzuru ararlar. Çocuklara bayılırlar. Gelenek ve göreneklere önem verirler. Yengeç burcu kadını kıskançtır. Biraz utangaçtır ama yeterli desteği alırsa kabuğundan çıkar. Yeter ki kendini güvende hissetsin. Yengeç kadını duygusal ve romantik erkeklerden hoşlanır. Onu sevin ve arada şiirler okuyun. Kıskandırarak ilgisini çekmek istiyorsanız dikkatli olun çünkü bunu unutmayacaktır ve ara ara size hatırlatacaktır. Nereye gittiğinizi, ne yaptığınızı, yanınızda kimin olduğunu sürekli soran bir kadın haline dönüştürürsünüz. Yengeç kadınına samimi ve sıcak olun. Onu eleştirmeyin ve davranışlarını sorgulamayın. Alışkanlıklarını bırakmayacağı için onu vazgeçirmek için baskı yapmayın. Konuşmak istmediği konular olabilir, zorla öğrenmeye çalışmayın. Sevgiyle yaklaşın, sevgiyle yaklaşacaktır.
İkizler kadını
kabına sığmaz. Zekidir ve yeni bilgi öğrenmeye bayılır. Bazı konularda araştırma yapar ve birçok alanda birşeyler bilmek ister. Kahkaha atmayı sever, hareketlidir, maceracıdır. Fikirleri değişkendir, aklına eseni yapar. Bakımlıdır ve bakımlı olan erkekleri çekici bulurlar. Spor yaparlar. Kendi sağlığına dikkat eden erkek isterler. İkizler kadını çok duygusal değildir. Duygusal zamanları vardır ancak bu yönlerini görmeniz çok kısa sürecektir. Arkadaşları onların bölünmez parçaları gibidir. Arkadaşları azaldığında kendini kötü hisseder. Çevresinde çok insan olmalıdır ve onu sevmelilerdir. Küs kalamazlar. Çok farklı karakterde insanlar hayatındadır. Keşfetmeyi seven ikizler kadını, gizemli kişilerin karakterini çözmeye çalışır. Eğer ikizler kadınını etkilemek istiyorsanız gizemli tavırlar içinde olmalısınız. Sizi tam tanıdığını asla düşünmemeli. Siz kaçtıkça o sizi takip edecektir. İkizler kadını konuşmayı çok sever. İyi bir dinleyici olmalısınız. O konuşmalı, siz severek dinlemelisiniz. Dinler gibi yaparsanız hemen farkedecektir ve tepki verecektir. İkizler kadınıyla çılgın zamanlar geçirmelisiniz. Evde vakit geçirmek onlara göre değildir. Eğnemeye gidin, yeni yerler gezin, yeni yemekler tadın. Saatlerce sabit kalabilen ve sakinliği seven biriyseniz ikizler kadını size uygun olmayacaktır. Duygusal erkekler onlara göre değildir. Onu kaybetmemek için gözyaşı dökmeniz çok yanlış bir yöntem olacaktır, onu kaybettiniz demektir.
Boğa kadını,
kendine çok güvenir. Güçlü bir karakteri vardır. Çok zayif olmasalar da fiziklerine dikkat ederler. Ağır ve emin adımlar atarlar. Çalışmayı seven boğa kadını geleceğini düşünür. Geleceğinin maddi olarak güvende olması için para biriktirirler. İşlerinde bir tık ileri gitmeye çalışırlar. Hırslı ve tuttuğunu koparan özelliktedirler. Çok samimi ve vıcık vıcık bir ilişki onlara göre değildir. Duygularda ve düşüncelerde ciddiyet ön plandadır. Boğa kadınını etkilemek için sakın süslenmiş cümleler kurmayın. Hayalperest tavırlar içinde olmayın. Cümleleriniz gerçekçi ve dürüst olmalı. Kadınlar espiri yapan erkeklere sıcak baksalar da çok fazla komik olmaya çalışmak boğa kadınını sizden uzaklaştırabilir. Ne istediğini bilen, güçlü, kendinden emin erkekler tercihleridir. Boğa kadını çok kıskançtır. Eğer güven oluşturamazsanız, kıskançlık krizleri geçirebilir. Kıskandığında da sert tepkiler verebilir. Boğa kadınına omzuma yaslanın demek yerine, ellerini tutun ve öpün. Hayatında güçlü erkek istese de ona üstünlük sağlamaya çalışan bir erkekle mutlu olmayacaktır. Fiziğe önem veren boğa kadını kilo aldığınızı yada kendisinin kilo aldığını farkeder ve sürekli bundan şikayet eder. Kusursuzluk onun için önemlidir. Para akzanın ve geleceğe yatırım yapın. Bunu da arada boğa kadınına dile getirin.
Koç kadını
cesur tavırlarıyla bilinir. Maceracıdır ve aklına eseni yapar. Sonunu pek düşünmez. Sonunda kötü sonuçla karşılaşsa bile yaptığımdan asla pişman olmaz. İnatçıdır ve hırslıdır. Net ve dürüst tavırları vardır. Karşısındaki erkekten de bunu ister. Gizemli erkeklere bayılırlar. Koç kadınını etkilemk için herşeyinizi hemen ortaya sermeyin. Bekleyin ve onun sizi çözmesine fırsat verin. Koç kadınını eleştirecekseniz yüzüne net bir şekilde söyleyin. Küsme, kendini çekme gibi tepkiler verirseniz sizden soğuyacaktır. Kıskanç olan koç kadını çok kısıtlanmayı sevmez. Kıskanarak onu boğmamalısınız. Koç kadını, kendi kararlarını kendi alan erkeklerden hoşlanır. Onun için annenize bile rest çekmeniz, onun size aşık olması için yeterlidir. Güçlü erkek ister ancak kendinden güçlü erkekler de onu korkutur. Partneriyle tartışmak onun için ilişkiyi heyecanlandıran bir durumdur. Onunla yürüyüşe çıkın, bazı spor dallarına yazılın. Göğüs kısmı yapılı erkekleri severler. Bir erkeğin yanında güvende hissetmelilerdir. Koç kadınının hedefleri vardır, aşkı unutup sadece işle ilgilendikleri dönemler vardır. Koç kadınına aşıksanız onun hedeflerini önemseyin ve hedeflerine destek verin. Başarısını alkışlayın. Seni evimin karısı yapacağım gibi cümeller sakın kullanmayın. Tartıştığınızda onun düşüncelerini dinleyin ama son noktayı erkek olarak siz koyun. Kendisinin yönetilmesine sinir olan koç kadını  böyle bir durumda size hayranlık duyacaktır. Sizi kıskanır ama başka kadınların ilgisini çekmeniz hoşuna gider. Koç kadınını övün ve onu şımartın.

SİYAH NOKTALARI YOK ETMEK İÇİN MASKELER

SİYAH NOKTALARI YOK ETMEK İÇİN MASKELER

Siyah noktalar, görüntü olarak çok rahatsızlık veren bir durumdur.
Yağlı ve geniş gözeneklere sahip ciltlerde çok sık görülür. Cildin günlük temizliğini ihmal ederseniz siyah nokta sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Gün içerisinde bir sürü dumana, toza maruz kalırız. Hergün temizlememize rağmen işyerimizdeki masamız her gün yeniden tozlanır. Bu kadar toz içinde yaşıyorsak cildimizin de kirlenmesi çok normaldir. Cildimize yapışan tozlar eğer temizlenmezse gözenekleri doldururlar ve siyah  nokta olarak karışımıza çıkarlar. Siyah noktaları sıkmak geçici çözüm olsa da gözenekleri sıkıştırmadan ve  günlük cilt temizliği yapmadan bu rahatsızlığın önüne geçemeyiz. Siyah noktalarınız oluştursa korkmayın, bunu doğal maskelerle ortadan kaldırabilirsiniz.
Siyah noktaları yok etmede etkili yöntem kil maskesidir.
Kil maskesi birçok kozmetik firmalar tarafından üretiliyor. Kil maskesini kendiniz yapmak istiyorsanız kil tozunu bir kaseye dökün. İçine bir iki damla elma sirkesi ekleyin. Biraz da su ekleyerek krem kıvamında bir karışım oluşturun. Bu karışımı çeneden başlayarak alna doğru sürün. 20 dk bekletin ve elinizi ılık suyla ıslatın, peeling yapar gibi cildinizi hafif sürtün. Bunu yaparken cildinizi tahriş etmeyin. Yüzünüzü tamamen temizleyin. Siyah noktaların temizlendiğini göreceksiniz.
Siyah noktaları yok etmek için bal ve tarçından yararlanabiliriz.
Tarçın peeling uygulamalarında çok kullanılan bir baharattır. Kan dolaşımının hızlanmasını sağlar ayrıca güzel bir koku yayar. Bal, antiseptiktir yani mikropları öldürme özelliği vardır. Cildi besler ve cilt sorunlarını düzeltir. Yarım yemek kaşığı balı bir kaseye dökün. Yarım çay kaşığı tarçınla iyice karıştırın. Tarçının oranıyla oynamamalısınız. Tarçın bir baharattır ve çok kullanıldığında cildinizi yakabilir. Elinizi yıkayın, elinizi hazırladığınız karışıma batırın ve siyah noktaların olduğu bölgelere sürün. Dairel hareketler yapın ve hafifçe bastırın. Bu işlemi karışım bitene kadar uygulayın. 5 dk kadar bekledikten sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın. Bunu günde bir yada iki kere yapabilirsiniz. Yatmadan önce yapsanız daha çok faydasını görürsünüz.
Siyah noktaları yok etmede yapacağınız diğer maske seçeneği de yumurta akı maskesidir.
Yumurta akı cildinizi temizler ve gözeneklerinizin sıkışmasına yardım eder. Yumurta akını biraz yoğurtla karıştırıp kullanabilirsiniz. Sadece yumurta akı kullanacaksanız, yumurtanın akını iyice köpürtmeniz gerekir. Köpürttükten sonra siyah noktaların olduğu bölgeye sürün ve ellemeyin. 15 dk kadar bekletin, kendisi kuruyacaktır. Yumurta akı sürdüğünüzde çok fazla mimik yapmamaya çalışın. Yumurta akı kuruyunca isterseniz ılık suyla temizleyin isterseniz kabuk gibi sorun. Bu maskeyi haftada iki kere yapabilirsiniz.
Karbonatın dezenfekte etme özelliğini biliyoruz.
Bakterilerin yok edilmesinde kullanılır ve doğanın bize sunduğu bir nimettir. Yarım çay kaşığı karbonat ile bir tatlı kaşığı yoğurdu karıştırın. Karbonat kabaracaktır ve köpüklü bir hal alacaktır. Elde ettiğiniz karşımı siyah noktalarınıza sürün. Bir süre bekleyin ve ılık suyla yıkayın. Yaptığınız her maskeyi ılık suyla yıkamalısınız. Bunun sebebi ise soğuk suyun cildin nemini azaltmasıdır.

CİLT BEYAZLATMADA PİRİNÇ MASKESİ

CİLT BEYAZLATMADA PİRİNÇ MASKESİ

Hepimiz farklı tenlerde farklı tonlarda yaratıldık.
Cildimizin güzel görünmesi ve parlak olması bizim sağlıklı olduğumuzun göstergesidir. Yaz ayında güneş ışınlarına daha çok maruz kalırız. Güneş koruyucu kullanmayı unutursak cildimizde güneş lekeleri oluşur. Yaz aylarında çıkan çillerle de karşılaşabiliriz. Böyle bir durumda cilt beyazlatıcı kozmetik ürünlerinden yararalanırız. Lakin bazı cilt beyazlatıcı kremlerin civa içerdiğini biliyoruz. Civa, vücuda girdiğinde bazı deformasyonlar yaşatabilir. Çok uzun kullanıldığında da daha büyük sorunlar yaratabilir. Cilt beyazlatıcı kremler alırken mutlaka içeriğini incelemelisiniz. Evde doğal yöntemlerle cilt beyazlatmak da mümkün. Mutfağımızda bulunan gizli kahramanlarından biri pirinçtir. Pirinçle yapılan cilt beyazlatma maskelerini anlatalım.
Pirincin cilde birçok faydası vardır.
Cildinizde yaralar varsa bunların geçmesinde etkilidir. Pirinç, cilde elastikiyet verir ve cilt kırışıklıklara karşı dürenç oluşturur. Yüzünüz hassassa, kaşınıyorsa yada egzama gibi cilt problemleriniz varsa pirinçten yararalanabilirsiniz. Yağlı ciltteki fazla yağı alır ve cildin yağ nem oranını dengeler. Cildin kirlerden kurtulmasını sağlayacaktır. Pirinçte Paba vitamini bulunur. Bu vitamine doğal güneş koruyucu diyebiliriz. Cildimizin canlılığı için c vitamini gereklidir ve pirinç c vitamini oluşmasına yardımcıdır. Alantoin ve ferulik asit içerdiği için güneş ışınlarının zararlarını azaltır. Güneş ışınlarını gören cilt kendini korumak için melanin üretmeye başlar bu da güneş lekelerine neden olur. Güneşe çıkmadan önce pirinç maskesi yapın ve güneşin kötü etkilerinden cildinizi koruyun.
Pirinç suyunu cilt beyazlatmada kullanabiliriz.
Bir su bardağı pirinci bir kaseye koyun. Ilık suyla pirinci ıslatın ve karıştırmaya başlayın. Pirincin beyaz suyunun çıktığını göreceksiniz. Bunu birkaç dakika yapmaya devam edin. Daha sonra suyu başka bir şişenin içine koyun. Pirinç suyunu hergün yatmadan önce pamukla yüzünüze sürün. Yüzünüzü kurulamayın ve kendi kendine kurumasını bekleyin. Bunu hergün uygulayın. Bir süre sonra cldinizin beyazladığını göreceksiniz. Yağlı bir cildiniz varsa pirinç unuyla güzel bir maske yapabilirsiniz. Bir kasenin içine bir yemek kaşığı pirinç unu koyun. Krem kıvamına gelene kadar su ekleyin. Pirinç ununa biraz mısır unu da ekleyebilirsiniz. Krem kıvamına gelen karışımı cildinize sürün. Çeneden alna doğru sürmek daha yararlı olacaktır. Maskenizi 20 dk bekletin. Daha sonra ılık suyla cildinizi temizleyin. Bu maskeyi yatmadan yarım saat önce yaparsanız daha güzel sonuçlar alabilirsiniz. Haftada iki defa bu maskeyi uygulayabilirsiniz.
Kuru cildiniz varsa pirinç maskenizi biraz farklı şekilde uygulamalısınız.
Eğer kahve öğütme makineniz varsa pirinçleri toz haline getirebilirsiniz. Makineniz yoksa hazır pirinç unundan yararlanabilirsiniz. Pirinç ununun içine biraz süt ekleyin. Pirinç unu krem kıvamına gelene kadar bu işlemi tekrarların. Karışımı yüzünüze sürerek yarım saat yakın bekleyin. Ilık suyla yüzünüzü yıkayın. Hassas cildiniz varsa pirinç maskesine bal ilave ederek bu maskeyi rahatlıkla kullanabilirsiniz. Pirinç unu, bal ve biraz su karıştırılır. Cilde sürülür ve 15 dk bekletilir ve ılık suyla cilt temizlenir. Haftada bir kere bu uygulama yapılır. Unutmayın, pirinç maskesini mutlaka temiz bir cilde uygulamalısınız.

KOÇ BURCU ÖZELLİKLERİ

KOÇ BURCU ÖZELLİKLERİ

Koç burcu insanı otoriter , hareketli ve aceleci bir yapıya sahiptir. Oldukça dobra bir yapısı olan koç burcu insanı çevresinde çoğu zaman kırıcı olarak nitelendirilir. Dobra  olmalarında aceleci tavırlarının etkisi büyüktür. Çünkü koç burcu insanı düşünmeden hareket edip daha sonra hatalarının farkına varır. Buna karşın inatçı ve otoriter yapısı özür dilemesine ve pişmanlık hissini belirtmesine engel niteliktedir. Dikkatleri çok kolay dağılır ve çabuk sıkılırlar. Genel ifade ile gerginlik ön plandadır. Koç burcu insanı sıkıya gelemez.
  • Koç burcu insanlarının enerji seviyeleri oldukça yüksektir. Mutlu oldukları zaman etrafa pozitif enerji yaymada bir numaradırlar.
  • Kolay sinirlendikleri için onlara karşı yaklaşımda daha hassas olmak gerekir. Kin tutmamalarına karşın kırıcı olabilirler. Eğer koç burcu insasanın huyuna giderseniz güler yüzlü ve sevecen tavırlarıyla asla kaybetyeceğiniz bir dost kazanmış olursunuz.
  • Koç burcu insanı kesinlikle maddiyatçı değildir. Dolayısıyla paraya önem verdikleri söylenemez. Bu sebepten oldukça cömert ve bonkör olan koç burcu insanıyla asla sıkıntıya düşmezsiniz.
  • Koç burcu insanı ortamda bulunan en popüler kişidir ve iki koç insanının bir arada olması gerginlliğe ve otorite kavgasına neden olabilir. Bu sebepten koç burcu kendisiyle bir çok ortak özellik taşıyan ve daha ziyade zarif özellikler sergileyen aslan burcu ile büyük bir uyum içindedir.
  • Oldukça etkileyici olan koç burcu insanı insanların zihinlerinde ne olup bittiğini az çok çözmüştür. Dolayısıyla çabucak dikkatleri başka yöne çekebilir ve insanları istediği yöne doğru çekebilir.
  • Biraz bencil olan koç burcu insanı Ben merkezli yaşar. Sürekli övgü bekleyişindedir ve dinlenilmekten çok haz eder. Böylesine zeki ve enerji dolu bir insanı dinlerken sıkılmak zaten mümkün değildir.
  • Haklı veya haksız olsun koç burcu erkeği çabuk öfkelenir. Onunla zıt görüşlere sahipseniz oldukça çekingen davranmanız da fayda var. Çünkü koç burcu insanı kendini bir şekilde haklı çıkaracak ve tezini çürütecektir.
  • Özgüven noktasında sınır tanımaz. İnsanların ne düşündükleri onun için hiç bir şey ifade etmez.
  • Koç burcu insanı özgürlüğüne çok düşkündür. Kıskanılmaktan kesinlikle nefret ederler. Sadece çok değer verdiği insanlara karşı bir miktar toleranslı davranabilir ancak koç burcunun birine ççok değer vermesi uzun zaman alır.
  • Koç burcu insanı hedefleri doğrultusunda her yola başvurabilir. İstediğini elde edene kadar asla durmaz. Yeter ki aklına koysun!
  • Koç burcu insanı yapacağı işleri planlar ama her defasında ihmalkar davranışlar sergileyerek bir çok planını iptal etmek zorunda kalır. Dikkatsiz ve düşüncesiz tavırlar içerisine giren koç burcu ihmalkarlığı nedeniyle yaşadığı olumsuzlukların bedeli her ne ise onu öder, asla kaçmaz.
  • Koç burcu insanı ön planda olmaya alışkın olduğu için içine kapanık değildir. İçin kapanık olmamasının bir diğer nedeni ise savaşçı ve zeki olmasıdır. Bu uğurda karşısındakileri kırıp dökmekten asla çekinmezler.
  • Koç burcu erkeği işini önemsemez. Bu konuda daha çok hobi gibi yaklaşımlar sergiler. Paraya düşkün olmamasından dolayı bu davranışlar içerisinde olduğu düşünülmektedir.
  • Koç burcu insanı aşk hayatında da otoritesini devam ettirir. Bundan dolayı ilişkisinde bazen çelişki söz konusu olabilmektedir. Bunun dışında koç burcu insanı çekici ve etkileyicidir. Yeri geldiğinde sevgisini yeri geldiğinde öfkesini ön planda tutar. Koç burcu insanıyla beraberseniz ona güvenebilirsiniz. Ancak sabırlı olmanızda fayda var.
Koç burcu insanının olumlu yönleri : güvenilirlik , yüksek pozitif enerji , cesur , atılgan, tutkulu ve hırsı olmasıdır.
Koç burcu insanının olumsuz yönleri : otoriter , inatçı , meraklı , bencil , tembel ve kendi doğruları olması gibi olumsuz yönleri vardır.
Koç burcu ünlüleri : Evliya Çelebi , Neşe Karaböcek, Kayahan , Fatih Sultan Mehmet , Nurgül Yeşilçay , Okan Bayülgen , Cem Karaca , Erol Evgin , Russel Crowe , Charlie Chaplin, Adolf Hitler , Mariah Carey

 

Medusa

Medusa

Medusa üç kız kardeşten biriydi.
Bu kardeşler Gorgo’lardı. Bu kardeşlerin en güzeli ve en tanınanı Medusa adındaki kızdı. Kardeşleri kanatlı birer ölümsüzdü. Ama Medusa ölümlüydü. Güzelliğiyle nam salan Medusa’nın gene güzelliği yüzünden başı derde girecekti. Efsaneye göre denizler tanrısı Poseidon Medusa’ya aşık oldu ve onu kaçırdı. Kaçırıp götürdüğü yer de savaş tanrıçası Athena’nın mağarasıydı. Bunu duyup çok sinirlenen Athena, Medusa’yı lanetledi. Medusa’ yı, saçları yılandan, dişleri sivri ve ona bakan herkesi taşa çeviren bir yaratık haline getirdi. Athena’nın bunu yapmasının nedeni sadece mağarasına girilmesi değildi. Medusa’nın dillere destan güzelliyle Athena’ya meydan okuması da sebeplerden biriydi. Athena biraz da kıskançlık yapmıştı. Sonra Medusa’nın adı korku salan Gorgoya çıktı. Güzelliği başına bela olan Medusa’yı türlü tehlikeler bekliyordu. Uzak diyarlarda meydana gelen bir aşk, Medusa’nın sonu olacaktı. Bir efsane yüzünden kral babası tarafından sürülen Danae’ ye aşık olan, Seriphos Adasının kralı Polydektes Medusa’nın sonu olacak görevin ilk adımını atacaktı. Polydektes, Danae’nin oğlu Perseus’ u ortadan kaldırmak için ona Medusa’nın başını getirme görevi verir. Polydektes, Perseus’ un bu görevi başaracağına ihtimal vermediği için ona bu görevi vermiştir. Ama Perseus başaracaktır. Haberci tanrı Hermes ve Athena ona yardımcı olur. Athena değerli kalkanını Perseus’a verir ve bu kalkanı kullanarak Medusa’nın sadece yansımasına bakması konusunda Perseus’ u uyarır. Perseus Athena’nın sözünü dinleyerek Medusa’nın başını, sadece yansımasına bakarak keser. Medusa’nın kesilen başından akan kanlardan, kanatlı at Pegasus çıkar.

Düşünmek

Düşünmek, insancıl bir eylemdir. Düşünmeyen bir insan, cansız bir nesne kadar yüzeyseldir. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve neler yaptığımızı düşünmeliyiz. Düşünmektir, bizi diğer canlılardan ayıran. Düşünen ve sorgulayan insan, insanların en hayırlısıdır. Böyle insanlar, zamanla gelişerek hem topluma hemde kendine yararlı olur. Bir insana iyilik yapmak için ona, hazıra konmak yerine kendi kendine yetmeyi öğretin. Kendi kendine yeten bir insan her işin üstesinden gelir. Düşünen bir kişi sürekli kendini geliştirir. Bol hafıza teknikleriyle zihnini taze tutan bireyler, ileriki yaşlarda zihin rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltır. Düşünen bir insan hayatı sorgular. Hayatın getirilerini, yarar ve zararlarını, neyin fayda getiren iş olduğunu daha iyi kavrar. Düşünen birey her zaman doğru kararlar verir.

Vahşet Filmleri

Vahşet filmleri korku filminin bir dalıdır. Ama vahşet filmlerinde aşırı derecede kan gövdeyi götürür. Dalaklar böbrekler havada uçar. Çok uç noktalarda cinayet sahneleri vardır. Böyle filmlerde başroldeki oyuncuların üstü başı kıpkırmızıdır. Oyuncular sürekli ağlayıp çığlık çığlığa koşturular. Sonunda ya bir kişi hayatta kalır ya da herkes ölür. Bu tarz filmlere en güzel örnek testere serisidir. Testere serisinde, düşünsek aklımıza gelmeyecek ölüm sahneleri vardır. Gerilim ve mide bulantısının üst düzeyde olduğu bir filmdir. Ama hayranları için bir klasik haline gelmiştir. Vahşet filmlerinde ani korkutmalar yerine uzun süreli işkence ve katliam sahneleri hakimdir. Vahşet filmleri de korku filmleri gibi az ışıklı şekilde çekilir. Bu tarz filmler genellikle bir seri katil etrafında döner.

Bitkisel Çaylar ve Kullanım Alanları

Bitkisel Çaylar Ve Kullanım Alanları Hakkında Bilgiler

Zencefil Çayı
Zencefil anavatanı tropik ülkeler olan toprak altında rizom denilen sürünücü bir gövde yapısına sahip bitkilerdir. Bunlar kurutulmuş halde ya da taze halde yurt dışından ithal edilerek kullanılır. Zencefilin iki önemli özelliği bulunmaktadır. İlk olarak anavatanı olarak ifade edilen tropik ülkelerde hemen hemen her hastalığın tedavisinde kullanılan zencefil bizim ülkemizde daha çok ısıtıcı olarak ve sindirim sistemindeki bozuklukları giderici olarak kullanılmaktadır. Nu yüzden hem taze olan formlarını hem de kuru olan formlarını kullanabiliriz. Soğuk algınlığından örnek verilecek olursa biraz batıcı bir tada sahip olan zencefili kaynar suyun içine atıp birkaç dakika beklettikten sonra süzülerek içilebilir. Acı tadın gelmemesi için çayın içine bir miktar bal da katılabilir. Bu karışım soğuk algınlığına iyi gelir.
Rezene Çayı
Rezene maydanozgillerden bir bitkidir ve Türkiye’de doğal olarak yetişir. Rezene aşırı yemek tüketimi sonucu oluşan veya herhangi bir sebepten ötürü bağırsaklarda oluşan bir gazın giderilmesinde kullanılan yegâne bitkilerdendir. Ve yine bu bitkinin meyveleri kurutularak havada toz haline getirilerek kullanılır. Ve %2 oranında hazırlanması gereken bu çay kaynar su konulduktan 10 dakika demlenir ve ardından süzülür. Bir veya birden fazla bitkiyle karıştırılabilir ancak en doğrusu tek veya 2 bitkiyle karıştırmaktır. Bitkilerin bir araya geldiklerinde verecekleri reaksiyon bilinmeden bir karışım yapılmamalıdır. Uzun süreli kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur yemeklerle ya da yemekten sonra da kullanımı mevcuttur. Gaz oluşumu aşırı üreyen bakterilerin besin maddelerin üzerinde yaptığı değişimler olduğu için rezene rahatça atılmasını sağlar ve bakterilerin üremesini önler.
Papatya Çayı
Papatya ülkemiz çapında 700 çeşidi olan bir bitkidir. Papatya adı altında piyasada pek çok türünün satıldığını görüyoruz. Aralarında zararlı olanı çok yok ama faydasız olan ve kişilerde alerji etkisi yaratan maddeler taşıyan türleri vardır. Dolayısıyla papatya dendiği zaman yalnızca ‘Mayıs Papatyası’ kastedildiğini bilmek gerekir. Mayıs papatyasını diğer papatyalardan ayıran şey şudur: çiçek kısmındaki sarı kısmın yukarı kalkık olması ve dikey kesildiği takdirde içinin boş olması gerekmektedir.  Eğer ki papatya çayından yarar görülmesi isteniyorsa bu papatyanın kullanılması gerekmektedir. Öncelikle papatyayı topluyoruz ve ardından havadar ve gölgeli bir yerde kurutuyoruz. Ardından toz formuna getirildikten sonra yine %2’lik bir oranda tıbbi çay hazırlanarak kullanılır. Duygusallığın baskın olduğu durumlarda ve sindirim sistemi hastalıklarında kullanılır.
Biberiye Çayı
Akdeniz’de yetişen Türkiye’de de oldukça fazla bulunan çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları oldukça ufaktır ve bu yapraklar kurutulduktan sonra kullanılır. kullanım alanı oldukça geniş olan biberiye oldukça değerlidir. Tıbbi çay olarak değerlendirilmesinin yanında bu bitkiden elde edilen esans haricen romatizmada etkilidir. Aynı zamanda çay olarak kullanımda ise sindirim sistemi rahatsızlıklarında oldukça faydalıdır. Aynı zamanda biberiye koku alıcı bir özelliğe sahiptir. Biberiye uçucu yağ bakımından zengindir ancak çak fazla kaldığı zaman bu özelliğini kaybeder. Dolayısıyla en fazla 2 ay raf ömrü vardır. Aynı zamanda yapraklarını güneş almayan kapalı kaplarda saklanması gerekir.
Adaçayı
Adaçayı vücuda oldukça yararlı bir bitkidir. Ülkemizde doğal yolardan elde etmesi mümkün olan bir bitkidir. Faydalarını sayacak olursak soğuk algınlığına oldukça iyi gelir. Antiseptik bir etkisi vardır. Sindirimi kolaylaştırır ve sakinleştirici bir etkisi vardır. Çayı hazırlanırken bu bitkinin yaprakları kullanılır. Örneğin 20 gram adaçayı yaprağı alındığında üzerine 100 ml kaynar su koyulması gerekir. Adaçayı kaynatılmaz demlenir. 15 dakika kadar demlendikten sonra süzülüp içilir. Aynı zaman soğuk algınlıklarında başka kullanım şekli de vardır. Tıbbi çay haline geldikten sonra soğumasının ardından sirke ve balla karıştırılarak gargara yapılırsa boğazdaki enfeksiyona oldukça iyileştirici etki sağlar. Aynı zamanda da içilirse de sindirim sistemini rahatlatıcı ve iyileştirici etkisi vardır.
Kuşburnu Çayı
Kuşburnu Türkiye’de yaygın olarak bulunan yabani gülün tam olgunlaşmış olan meyve tablalarına verilen isimdir. Kuşburnu aslında bir meyve değildir. İçerisine dikkatli bakıldığı takdirde ortasında bulunan oval yapının içinde bulunan sert kıllarla çevrili olan yapı meyveleridir. Bu kısımlar bitkiden çıkarıldıktan sonra kalan turuncu ve etli kısım kuşburnu olarak adlandırılır. Çiğ olarak veya kurutulduktan sonra direkt yemek en yararı olanıdır. Ancak kurutulduktan sonra kaba toz haline getirilip tıbbi çay olarak tüketmekte mümkündür. Kullanılma nedenlerinden biri yoğun olarak c vitamini içermesidir. C vitamini vücudun direncini artırır. Bu sırada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. C vitamini oldukça hassas bir vitamindir ve çok çabuk okside olur. Bu yüzden bu tıbbı çayın hazırlanmasında metal gereçlerin kullanılmasından kaçınmak gereklidir.
Sinameki Çayı
Sinameki özellikle kabızlık için kullanılan bir bitkidir. Bu bitki Türkiye’de yetişmemekte ve ithal olunmaktadır. Tek başına kullanılması halinde bazı sakıncaları var. Kişilerde sancılar meydana getirebilir. Kişinin vücudunda farklı tesirler yapabileceği için fazla kullanımında kişi vücudunda sancılara neden olacaktır. Bu sebepten ötürü kabızlık yaşayan kimseler son seçenek olarak sinamekiyi tercih etmelilerdir. Bunun yerinde sabah kalktıklarında bir yemek kaşığı zeytin yağ ılık su ve hareketle sorunlarını çözebilirler.
Ekinezya Çayı
Ekinezya Kuzey Amerika’nın yerli bir türüdür. Aslında bu türlerin sayısı 9 kadardır. Kızılderililer bu bitkiyi birçok hastalık tedavisinde oldukça fazla kullanmışlardır. Şimdi yapılan araştırmalarda da bu bitkilerin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve bu yolla da bir çok hastalığın tedavisinde de işe yaradığını göstermiştir.
Yasemin Çayı
Yasemin çok güzel kokulu tırmanıcı bir bitkidir. Bu bitkinin çiçekleri son derece sakinlik veren çiçeklerdir. Kurutulmuş formda bu çiçeklerden yapılan çaylar sakinlik verici olarak kullanılır. Ancak abartı miktarda hastalıkların tedavisinde başlı başına kullanılacak bir bitki değildir. Fakat güzel kokusundan ötürü bir başka tıbbi çayın kokulandırılmasında kullanılabilir. Piyasada yasemin adı altında pek çok bitki satılmaktadır. Ancak halk arasında yaygın olarak kullanılan yasemin beyaz çiçekli ve hoş kokulu olanıdır.
Ihlamur
Ihlamur soğuk algınlığına karşı çok etkili olan bir bitkidir. Yalnız halk arasında ıhlamur kaynatmak diye bir deyim vardır. Ancak bilinmesi gereken bir şey vardır ki ıhlamur kaynatılmaz. Ihlamur ağacında açan çiçekler toplanır. Havadar bir yerde kurutulduktan sonra çok fazla eskimeden kullanımdan hemen önce bir havanda toz haline getirilir ve ardından üzerine kaynar su ilave edilerek 10 dakika demlendikten sonra kullanılır. İki biçimde ıhlamur satışı yapılmaktadır. Birincisi yeşil yaprak ve çiçek kurusuyla olanıdır. İkincisi ise sadece çiçek olanıdır. En doğrusu çiçek olanı içmektir. Çünkü yeşil yaprağın kaynamasının ardından salınan maddeler çiçekteki yararlı maddeleri bağlayarak vücuda hiçbir yararının olmamasına neden olur. İçinde yumuşatıcı etkide maddeler vardır. Güzel kokusundan ötürü sakinlik verici maddeler vardır. Ve terletici özellikte olan maddeler vardır.
Isırgan otu çayı
Türkiye’de yetişmekte olan 4 tür mevcuttur. Hangisi olursa olsun bunlar etken madde bakımından birbirlerine oldukça yakındır. Bunların toprak üstü kısımları çiçek açmadan önce toplandığında veya köklerin halk arasında kullanımı görülmektedir. Bazen de tohumlarının özellikle bal içinde ezilerek kanser tedavisinde kullanıldığı da rastlanmaktadır. Bu çayın içilmesi kişide element eksiklikleri varsa bunların giderilmesine yardımcı olacaktır.

Çocuklarda Anne Bağımlılığı Nedir?

Çocuklarda Anneye Olan Aşırı Bağımlılık
Her birey dünyaya geldiğinde gerek fiziki özelliklerinden olsun gerek his dünyası olsun her koşulda anneye bağlım olarak dünyaya gelir. 9 ay boyunca anne vücudunda yer alan bebek doğumdan sonra da bu düzenin devam etmesini ister ve her an annesiyle temas halinde bulunma ihtiyacı hisseder. Ayrıca yeni doğan bebek anneden süt emme durumunda olduğu için açlığını gidermek için annesinden sürekli süt emmek ister. Bu durum gayet olağandır.
Anne İle Çocuk Arası Bağımlılık Ne Zaman Azaltılmalıdır?
Bebek büyüdüğünde ve kendini ifade etme yetisi kazandığında bu bağımlılık bir miktar azaltılmalıdır. Bunun sebebi ilerde yaşanabilme ihtimali olan sorunların önüne geçilmesidir. Bu ayrışmanın tam olarak gerçekleşmediği durumlar vardır. Bu durumlarda çocuk anne ile yan yana olmadığı zamanlarda olağan üstü bir kaygı duyarak huzursuzluklar yaşar. Kendini güvende hissetmez ve çevresine olumsuz tepkiler gösterir. Ortalama 2 yaşına gelindiği sıralarda anne ile çocuk etkileşiminin azaltılması gerekmektedir.
Bağımlılık Göstergeleri Nelerdir?
Bu durumda çocuk normal şartlar altında kendini güvende hissettiği ortamlarda dahi annesinin yokluğunu fark ettiği an güven duygusunu kaybeder ve huzursuzlukla beraber kaygı duygusunu yaşar. Panik havası tüm vücudunu esir alan çocuk hırçınlıklar yaparak kaygısını belli eder. İki yaş ve üzeri çocuklarda bu semptomların görülmesi anneye olan aşırı bağımlılığın göstergesidir. Tanıdığı insanların yanında kısa süreli dahi olsa kalmak istemez.

Kadınlığın Simgesi Östrojen Hormonu

Östrojen Nedir?
Östrojen başlı başına kadınlık hormonu olarak da adlandırılabilir. Bir kadının cinsi özelliklerinin ortaya çıkması için gerekli olan bir hormondur. Erkeklerde de azami miktarda bulunan bu hormon kadınların üreme çağından itibaren oldukça fazla üretilir. Örneğin kadınlarda göğüs oluşmasının gerçekleşmesi için östrojen hormonuna gerek vardır. Adet döngüsünün gerçekleşmesinin başrolünde östrojen hormonu yer alır. Azlığı veya çokluğu halinde ciddi hastalıklara yol açabildiği için kadınların bu hormona oldukça dikkat etmesi gerekmektedir. Vücutta farklı formlarda bulunan bu hormon doğal yollarla da vücuda alınabilir.
Östrojen hormonunda oluşan azalma kadınlarda menopoza kadar yol açar. Erken yaşta menopoz çağın çok rastlanan durumlarından biridir ve oldukça sıkıntılı geçer. Eğer ki vücutta östrojen hormonu eksikliği varsa bu eksiklik doğal yollarla giderilebilir. Önemli olan doğal yöntemlere aşikâr olmak ve onları tanımaktır.
Doğal yoldan östrojen almanın pek çok yolu vardır ve bu yollardan birisi de soya tüketmektir. Soya tüketimi aynı zamanda meme kanseri riskini oldukça azaltır. Doğal östrojen içerikli olan besinleri baştan aşağı sıralarsak;
Soya fasulyesi, Anason,  Maydanoz, Adaçayı, Civanperçemi, Çuha çiçeği yağı ve Kızılderili otudur. Adaçayının içeriği sayesinde menopoz zamanı oluşan şikâyetler en aza indirilir. Bunlar nelerdir derseniz geceleri yoğun miktarda terleme ve ateş basmasına engel olucu özellikleri vardır.
Civanperçemi bir o kadar menopoz etkisi savar bir yapıya sahiptir. Doğal östrojen içerenlerin arasında bulunan anason hem menopoz etkilerini absorbe eder hem de hazımsızlık çekenlere sinir bozukluklarına ve gaz kolit gibi rahatsızlıklara birebir etkisi vardır. Maydanoz ise içerdiği doğal östrojen sayesinde menopoz etkilerine birebirdir.
Ayrıca östrojen dış görünüşü oldukça etkiler. Kadınsal hatlarını kaybetmek istemeyen kişiler oldukça bu hormonlarını beslemelilerdir. Doğal yöntemlerin çaresiz kaldığı alanlarda bir hekime başvurulmalıdır ardında hekimin uygulayacağı tedavi aksatılmadan devam ettirilmelidir.
Östrojen Fazlalığı
Yumurtalık faaliyetlerinin yerinde olmayışı ve düzeninden aykırı hareket etmesi Östrojen fazlalığına yol açar. Bu fazlalık vücutta olumsuz etkilere neden olur. Polikistik over denilen bu rahatsızlık düzensiz yumurta oluşumu ve kısırlığa neden olabilir. Yumurtalıklar östrojen hormonunu fazla salgılarsa kadın vücudunda şişmanlamalar meydana gelir ve armut tipi bir vücut oluşumu görülür. Bacak ve kalça bölgesinde orantısız yağlanma başlar.
Östrojen fazlalığı oldukça zararlı sonuçlar doğurabilir. Bunlardan birisi de kanser hücrelerini harekete geçirmesidir. İster doktor tedavisi şeklinde alınsın ister vücut kendi kendine aşırı salgılama yapsın fark etmeden bu hücreleri uyarabilir ve kansere yol açabilir.
Rahim kanseri ve meme kanserinin direkt olarak tetikleme yeteneğine sahip olan bu hormon aynı zamanda vücutta aşırı yağlanmaya da sebebiyet verir. Aşırı yağlanma sonucu vücutta az miktarda bulunan testosteron hormonu da östrojene çevrilir ve yağ dokusu neredeyse iki katına çıkar. Ne kadar yağ oluşumu olursa o kadar östrojen oluşu olur ve bu böyle döngü olarak devam eder.
Yağ miktarında artış olan vücutta su ve tuz depo edilmeye başlar ve böylelikle ödemler oluşur. Yüz hatlarında yuvarlaklaşmalar görülür ve aynı zamanda vücudun sık kullanılır uzuvları olan el ve ayaklarda şişmeler oluşur. Kişinin günlük hayatta sürekli rahatsız ve şiş hissetmesine neden olur.
Östrojen hormonunun dengesine oldukça önem verilmelidir. Azlığı ve çokluğu vücutta oldukça büyük yankılar bulabilir. Akciğerlere kan pıhtısı sıçrayabilir ve safra kesesinde taş oluşumu gerçekleşebilir. Hem kilo artışının sebebiyet verdiği hem de hormon fazlasının sebebiyet verdiği tansiyon artışları meydana gelebilir. En az 6 ayda bir hormonel kontroller yapılmalıdır.

Anne Sütü Mucizeleri

Anne Sütü Mucizeleri
Bir bebek dünyaya geldiğinde o bebek için gerekli olan tüm vitamin ve minareler o bebeğin ihtiyacı olacak kadar anne sütü bünyesinde mevcuttur. Aynı zamanda süt çıkışı tek bir delikten değil birden çok delikten dışarı çıkarak hem emiş süresini kısaltır hem de bebeğin açlık duyusunu yatıştıracak miktarda süt akar. Ayrıca göğüs büyüklüğü süt üretiminde belirleyici bir etken değildir. Küçük göğüslerde büyük göğüslere nazaran daha çok üretim yapabilmektedir. Bir anne bebeğine süt üretebilmek için günde yaklaşık 1000 kalori harcar ve vücutta düşkünlük yaşamaması için vücuduna aldığı kalori miktarını ayarlaması gerekir.
Anne Sütü Doğal Bir İlaçtır
Faydaları sıralandığında oldukça uzun bir listenin sizleri beklediği anne sütü doğum yapan kadının sadece bebeğini değil kendi vücudunu da iyileştiriyor. Bir bebek için gerekli olan tüm maddeleri bulunduran anne sütü bağışıklık sisteminde yarattığı güçlendirici etkisi ile hastalıklardan korumaya, sindirim sisteminde yaptığı iyileştirici etkisiyle mikroplara savaş açıyor. Bebek vücudunun 6 ay boyunca koruma kalkanı olan bu sıvı bir lütuftur.
Bebek Geliştikçe Sütte Gelişiyor
Her an büyüme gelişme konusunda oldukça büyük yollar kat eden bebeğin büyükçükçe ihtiyaç duyduğu besinlerde artıyor. Fakat günlük emişler baz alındığında bebek anne sütünü emmeye başladığı anda yağ miktarı daha az ve sindirime yardım edici incelikte olan bir süt akışı gerçekleşiyor. Daha sonra emme miktarı arttıkça sütün yoğunluğu da artıyor.

Günümüz İnsan Ve Komşuluk İlişkileri

Komşu Komşunun Külüne Artık Muhtaç Değil Mi?
Gelişen mimari, yaşanılan başkalaşmalar, fikir ayrılıkları ve daha bir sürüsü insan ilişkilerinde eski tadı vermez oldu artık. Hakim olan düşünce hep ‘Kimse bana dokunmasın, hayatıma karışmasın, ben de kimseye karışmayayım.’ Oldu ve yoldan geçen her insan sinirli her insan düşünceli ve birbirine merhaba demekten aciz oldu. Bugün çekinmeden bir komşunuza gidip 1 bardak süt isteyebilir misiniz? Acaba benim hakkımda ne düşünür, beni yargılar mı, beni tersler mi diye düşünmez misiniz? Dahası siz gideceğiniz komşunun aslında o size gelince düşüneceklerinizi düşünmesinden korkmaz mısınız?
Tüm bu soruların yanıtları kendi kişisel ilişkilerinizde gizlidir. Ah o eskiler diyip klişe bir cümle tamamlamak elbette ki istemem ancak yeri gelince 1 ekmeğin yarısını paylaşan insanlara ne oldu? Kim ve neyi düşünerek bu kadar çıkar düşkünü bir hale gelindi? Yargılama kavramı aynı bina içindeki insanlara da mı bulaştı? Hep görünmez duvarlar örülmeye başlandı. Kim kimi ne amaçla kolluyor, kim kime ne amaçla 1 bardak su veriyor hep bunun altında bir şey aranmaya başlandı. Dostluklar hep uzaklarda aranmaya ve küreselleşmek istenirken aslında daha da yobaz bir hale gelindi. Kapı komşumuza günaydın demek halini hatırını sormak bu kadar zor olmamalıydı. Teknoloji alanında gelişirken sosyal alanında bu kadar yozlaşmak acizlikten öte değildir. İki arkadaş bir araya geldiğinde ilk önce nasılsın demeyi unuttu ve bunun yerine hadi bir selfie çekelim de instagrama atalım demeye başladı. O fotoğrafla gerçek dostlara sahip olduğunuza kalpten inanıyor musunuz?
Kendinizi sorgulamaya başlarken bugün ne giysem ya da twitter’a ne yazsam diye düşünmeyin. Ben nerede hata yapıyorum da bu kadar yalnızlığa itildim diyin. Kimseyi yalnız olmadığınıza inandırmak zorunda değilsiniz ancak kendinizi yalnız olmadığınıza inandırmalısınız. Buna inandırırken de kendinizi asla kandırmamalısınız. Bugün kendinize bir iyilik yaparak şu an evdeyseniz bir kalıp kek yapın ve komşunuza ikram edin. Göreceksiniz ki sizin kadar onun da buna ihtiyacı olacaktır. Başınız sıkıştığında çalacak bir kapınız olduğunu bilin. Hayatta her şeyin de karşılıklı olmadığını da. Beklentilerinizi alçak tutmadıkça bir şeyler elde edemezsiniz. Yalnızlığınızı paylaşmayı öğrenin.
Yaşlı insanlar hep anlatır durur önceden şöyle yapardık böyle yapardık diye, anlatırken bile içleri heyecan dolar. Onları dinlerken bizler hayal edemediğimiz için sıkılır ve anlam veremeyiz. Anlattıkları olaylarda hep bir dostları bir komşuları dahil olur işin içine. Eskiden var olan ‘komşuluk’ kavramını bilmeyen biz hor görürüz bu hikayeleri. Abartı bile gelir hatta. Anneannemiz başlar anlatmaya… Bir gün çok işim vardı yetişemiyordum da komşum yardıma yetişti diye. Nasıl olurda bir komşu başka bir komşunun işini halleder ki diye geçer içimizden. Sosyal ağlarda tanımadığımız insanları benimseyip onları takip ettiğimizi unutur ‘olur mu anneanne sende abartıyorsun biraz’ diye cevabı yapıştırırız. Bilmiyoruzdur çünkü o samimiyetin ne olduğunu. Soğuk dört duvarlardan başka komşuluk eden yoktur bize.
Sizce de insanlık körelmedi mi? Duygu düşünce hassaslığı hep mantıkla yer değiştirmedi mi? Mantığa uygun hareket etmek elbette önemli. Peki ya kalp? Hisler ne olacak hiç düşündünüz mü? Sorular sorular sorular… Hep cevabını bildiğimiz ama asla sesli olarak dillendirmediğimiz sorular. Gelin bu gidişata bir son verelim ve herkes kalbinin içini süpürsün ve insanlık tertemiz olsun. Eskinin yeri elbette dolmaz ama yeniden bir düzen kuralım. Olmayacak bir hayali değil, sanal kavramları değil dostluğu tutalım.

Enstrüman Kültürü

Keman Enstrümanının Kökeni
Eski zamanlarda yay kullanımının yoğun olduğu zamanlarda insanlar yayın gerilmesi üzerine okun sıçraması sırasında çıkardığı sesi fark etmeleri üzerine bu seslerin artmasını sağlamışlardır. Sırasıyla litra ve bandura çalgıları daha sonra ise keman ailesin oluşmasında baş çeken Fidel ve rebek çalgıları ortaya çıkmıştır. Keman gerçek anlamda gelişimini 1700’lü yıllarda İtalya’da yaşamıştır. Ünü oldukça yayılan bu enstrüman Osmanlı sadrazamlarının bile ilgisini kazanmış bir alettir.
Keman Türleri
Keman enstrümanını sınıflandırmada pek çok etken rol oynayabilir. Ancak sınıflandırmaya boyutlarından başlanabilir. Tam, yarım, üç çeyrek ve çeyrek olmak üzere boyutlarına göre sınıflanan bu kemanlarda kullanılmak istenen yaş grubuna göre uygun keman çeşitleri vardır. Belli bir yaşın altındaki çocuklara yarım veya çeyrek keman tavsiye edilirken ergenlik dönemi ve üzeri için tam ve üç çeyrek kemanlar tavsiye edilir. Aynı zamanda yapılış şekli olarak incelendiğinde fabrikasyon keman ve el yapımı keman olarak da incelenmesi mümkündür. Maddi açından düşünüldüğünde el yapımı kemanlar biraz pahalı olsa da fabrikasyon kemanlarda değişiklikler yapılarak olumlu sonuçlar elde edilebilir.
Keman Seçiminde İncelikler
Keman seçerken dikkat edilmesi gereken ilk şey kemanın boyutudur. Ayrıca en çok dikkat edilmesi gereken konu telleridir. Çünkü kemandan ses çıkması tellere bağlı bir olaydır. Sesin kalitesi keman için belirleyici etkendir. Yay seçimi keman kadar önemlidir. Yayda atkuyruğundan elde edilen kıllar tercih edilmelidir.
Tuşların Ahengi Piyano
La notasından do notasına kadar içerisinde sesleri barındıran bu aletin çalışma prensibi bir tuşa basıldığı anda kaldıraçlı sistenler sayesinde kademli olarak üstelere kadar ulaşan tepki son olarak bir tokmak neticesiyle en yukarda bulunan çeliğe çarparak ses titreşimlerini oluşturuyor. Notların kalınlığına göre çelik telin kalınlık ölçüsü değişiklikler gösteriyor. Örneğin en kalın nota olan La notasının teli en kalın Do notasının teli ise en ince teldir.
Piyano Çeşitleri
İki çeşit piyano vardır. Bunların ilki kuyruklu piyonudur ve ikincisi ise konsol piyanodur. Konsol piyanolar ev için imal edilen piyanolardır. Kuyruklu piyanolar konser salonlarında dinleyiciye kalabalık bir topluluğa ses verebilecek kapasitede çok yüksek volüme sahip piyanolardır. Konsol piyanolar daha az volüm içerir. Ekonomik açıdan incelendiğinde kuyruklu piyanolar konsol piyanolarına göre daha pahalıdır. Mekân uygun ve bütçe açısından da sorun yaşamayan profesyoneller kuyruklu piyanoları tercih edebilirler.
Piyano Çalmaya Kaç Yaşında Başlanmalıdır?
Piyanoya başlamak için 6 ila 7 yaşları uygundur. Eğer ki aileler çocuklarını profesyonel anlamda piyona çalmaya yönlendirecekse bu yaşlarda başlanan bir eğitim oldukça olağandır. Erken yaşlarda piyanoya başlamak eklem esnekliği açısından oldukça elverişlidir ve yatkınlık fazladır. Fakat profesyonel olarak ilgilenilecekse 12-13 yaşından sonra geç kalınmış demektir. Konservatuar eğitimi alması planlanan bir çocuk tam zamanlı eğitim yani ilköğretim 6. Sınıftan itibaren başlamaktadır.
Ud Enstrümanı Nedir?
Ud enstrümanı perdesiz, mızraplı ve telli bir enstrümandır. Klasik Türk müziği ailesinin Davudi sesi olan yani bass frekanslarını veren bir çalgıdır. Farabi tarafından icat edilmiştir. Farabi ise Arap asıllıdır. Fakat Türkmenistan doğumlu olduğu için Arap sazı mı Türk sazı mı olduğu bir şaibedir. 950’li yıllarda icat edilmiştir. Arap kökenli bir isme sahiptir. 11 ve 13. Yy.lardaki haçlı seferleri sayesinde ud Avrupalılarla tanışmıştır.
Ud Türleri
İki çeşit ud vardır. Bunlardan ilki Zenne Ud olarak adlandırılan Türkçe karşılığı hanım udu olan bu enstrümanlar erkek udlarına nazaran daha az yapraklı olan udlardır. Erkek udları 21 yapraklı olurken hanım udları 19 yapraklıdır. Bunun nedeni ise hanımların kol boyları daha kısa olduğu için yaprak sayısı daha az tutulmuştur. Normal erkek udlarının haznesi biraz daha büyükçedir. Ud enstrümanı birçok ağaçtan yapılır. Göğüs kısmı kesinlikle ladin olmalıdır. Sırtı maun pelesenk ceviz veya abanoz gibi ağaçlardan yapılır. Klavyesi ise abanoz olmalıdır.
Ud Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Fabrikasyon udlar değil kesinlikle el yapımı udlar tercih edilmelidir. Dikkat edilecek baş unsurlardan birisi ön yüzün ladinden yapılmış olması ve klavyenin abanoz olmasıdır. Akort ederken burguların rahat işlemesi gerekir. Çıkardığı sesin kesinlikle bass frekansı olması gerekmektedir. Tüm bunların yanında ud enstrümanı hafif olmalıdır. Ayrıca tellere vurulduğu vakit gelen sesi göğüs kısmında hissedilmesi gerekmektedir.

Exit mobile version