KİTAP OKUMAK NEDEN ÖNEMLİDİR

 KİTAP OKUMAK NEDEN ÖNEMLİDİR

Hepimiz ilkokuldan itibaren kitap okumanın ne kadar faydalı olduğunu öğretmenlerimizden, ailemizden yani çevremizden duymuşuzdur. Bu kadar faydalı olmasına rağmen Türkiye de pirinç okuma sayısının kitap okuma sayısından fazla olduğunu biliyor muydunuz? Kitap okumanın insanı devamlı geliştirdiğini ve üst insan olma yolunda adım attırdığı gerçeğini inkar edemeyiz.
Kitaplar insanların kültür ve bilgi akımının en büyük destekçisidir. Hayatımızın vazgeçilmez parçalarından biri olması gereken kitaplar başarının tek anahtarı olduğu gibi tüm kapıları da geliştirdiği zekalar sayesinde açmaktadır. Osmanlı tarihine bakacak olursak padişahların başarılarının kitap okumaktan geçtiğini görebilirsiniz. Bugün malesef insanlar bilgileri hazır olarak internetten alarak kitaplardan araştırmaya gerek duymamaktadır. İlerleyen teknoloji buna imkan vermemekte ve insanları yanlış yönlendirmektedir.  İnsanlar internete dahi sosyal ağlar ve oyun için uğramaktadır. Kitap okuyarak bilgi edinme işi insanlara zaman kaybı olarak gelmektedir çünkü internet tek bir kelimeyle dahi insanların ihtiyacını karşılamaktadır. Bu da kitap okuma hevesini ve algısını günden güne düşürmektedir. Oysa sayfalarca ansiklopediler ve kitaplar insanların ufkunu genişleterek daha çok şey öğretmektedir.  Gelişmiş toplumları incelerseniz kitap okuyarak kademe atladıklarını görebilirsiniz.  Kitap okuyan bireylerin algı oranı diğerlerine oranla %60 daha fazladır. Okuyan insanlar her zaman üretebilirler ve böylece beyin devamlı çalışarak kendini geliştirmiş olur. Bir evde televizyon ve internet olması kitap okumanın önüne geçmektedir. Çünkü bilgisayar da ve televizyonda vakit geçirmek kitap okumaya oranla daha kolay faaliyetlerdir. İnsanlar kolay varken zoru tercih etmemektedir.  Kitap okuma alışkanlığı ilk önce aile de başlamaktadır. Anne ve babanın kitap okumayı vakit kaybı olarak değerlendirmesi çocuğu da yanlış yönlendirerek kitap okuma alışkanlığından uzaklaştırmaktadır. Burada ilk görev anne ve babalara düşmektedir.  Kitap okuyan insanların algı düzeyi yükselerek konsantrasyon gücü artmaktadır. Algı ve konsantrasyon gücünün artması bireyleri iş ve okul hayatında başarıya götürmektedir. İnsanların bazıları nerede nasıl oturması gerektiğini iyi bilir. Aynı zamanda girdikleri ortamlarda bilinçli ve doğru konuşarak karşı tarafı büyük oranda etkileyebilmektedir. Bunun sebebi ise karşıt ve aynı düşüncede kitapların okunması ve öğrenilmesidir. Okumanın insanı yoran özelliği olduğuna inanılır. Oysa okumak insanı rahatlatarak akıcı bir şekilde düşünebilmesini ve konuşmasını sağlamaktadır. Sonuçta insanlar kelimeler ile düşünürler ve bunları çevrelerine yansıtırlar. Ruhu yücelten okumak dünya görüşünüzün değişmesini ve beklide bir şeyleri değiştirmenizi sağlar. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimler de ve kurduğu Türkiye Cumhuriyetin de kitapların ona sağladığı bilgilerden faydalandığı inkar edilemez. Gün içerisinde sadece 1 saatinizi kitap okumaya ayırırsanız hayatınızda ve düşünceleriniz de ne kadar farklılık olduğunu kısa süre içerisinde görebilirsiniz. Kitap okumaya karar verdiyseniz size zıt düşünceleri içeren kitapları da baş ucunuza koymalısınız. Her zaman kendi düşünceleriniz ile birebir aynı kitapları okursanız kendinizi geliştiremezsiniz. Unutmamanız gereken şey kendinizi değiştirmenizin yolunun kitap okumaktan geçtiğidir.

TRAFİK KURALLARINA NEDEN UYMALIYIZ

TRAFİK KURALLARINA NEDEN UYMALIYIZ

Trafik kuralları bir ülkenin düzenini ve insanların can sağlığını güvence altına alan kuralladır. Bu kuralların ne kadar önemli olduğu çoğu insan tarafından idrak edilemese de hala okullarda dahi insanlara aşılanmaya çalışılmaktadır. Son yıllar da ülkemizde olan kazaları da göz önünde bulunduracak olursak bu konunun üzerine daha fazla düşülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Trafik kuralları insanların ve diğer canlıların yollar üzerindeki durumunu belirleyen düzendir. İnsanlar yol üzerinde araçlar ile birlikte düzensiz bir şekilde hareket ederse ortaya kazalar ve ölümler çıkmaktadır. Sadece yayaların ve araçların karşılıklı olarak dikkat etmesi yetmez.  Aynı zamanda araçlarında karşılıklı olarak trafik kurallarını benimsemesi ve dikkat etmesi çok önemlidir. Zira araçların birbiri ile çarpışması sonucu verilen canlar çok daha fazladır. Sadece araçların değil yayaların da uyması gereken bazı kurallar vardır. Sokaklarda ve caddeler de direksiyon hâkimiyetini kaybeden ve alkollü araç kullanan pek çok araç bulunmaktadır. Bu araçların bize zarar vermesini önlemek için daima yaya kaldırımlarını kullanmamız gerekmektedir. Yaya geçicini kullanarak karşı tarafa geçmeli ve sağımıza solumuza çok dikkat etmeliyiz. Trafik polisleri daima trafiği düzenlemek için vardır ve trafik polislerin var olduğu her alanda trafik kurallarına daha çok dikkat etmeliyiz. Aksi taktir de boyumuzu aşacak trafik cezalarına çarptırılabiliriz. Eğer bir yere taşıtlar ile gideceksek durdurduğumuz otobüslere hareket halindeyken binmemeliyiz. Taşıtlara asılırsanız en ufak bir harekette ağır hasarlar alabilirsiniz. Bazı insanlar yoldan kalabalık şekillerde geçmektedir. Bu şekilde trafik sıkışmakta bazı durumlarda da hareket eden arabalar kaza yapmaktadır. Trafik lambaları da trafiğin düzenlenmesi için çok önemlidir. Eğer trafik lambaları kırmızı yanıyorsa karşıdan karşıya geçmemeliyiz.  Yol üzerinde asla oyun oynamamalıyız ve kalabalık olan trafiklerde özellikle çocukları yanımızda sürüklememeliyiz.  Bugün uygar toplumlar da toplumsal düzenin sağlanmasının yolu bu kurallara önem verilmesi ve uyulmasından geçmektedir. Bu toplumlar yayaların ev araçların haklarını daima koruyarak ilerlemektedir. Bizler de can sağlığımızı ve başkalarının can sağlığını düşünüyorsak bu kurallara uymalıyız ve çevremizdeki insanların da uymalarını sağlamalıyız. Trafik kurallarına uyulması hayat kurtarır. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız.

Antalya Alışveriş Merkezleri

Antalya Alışveriş Merkezleri

Özellikle yaz aylarının uğrak ve kalabalık şehirlerinden Antalya turizm cenneti de olduğu için alışveriş hacmi geniştir. Yazlık yerlerde bulunan irili ufaklı dükkan ve butiklerin yanı sıra şehir merkezinde onlarca büyük alışveriş merkezi var. Lara’da Akkapark, Shemall ve Laura, Alanya’da Alanyum AVM, Altınova’da Deepo Outlet merkezi, Kepez’de Metro Grup, Muratpaşa’da Terracity, White World Center AVM gibi büyük merkezler mevcut. Alışverişi her sektör için buralarda yaşayabilir, yeme içme eğlence salonlarında günü geçirebilirsiniz. Artık birçok alışveriş merkezinin bir web sitesi var. Gitmeden ulaşım hakkında bilgi alabilir, sinema saatlerine buradan göz atıp, mağaza listesine bakabilir ve eğlence planları yapabilirsiniz. Sahil kesiminin hoşuna gidecek yazlık ilçelerinde yer alan mağazalar elbette turistik açıdan daha önemlidir. Bu gibi yerlerde bu tarz dükkan ve mağazalar sadece sezonluk çalışır ve gelir elde eder. Antalya ülkemizin büyük bir turizm köşesi olmakla birlikte alışveriş turizmi için de hacmi büyük bir kenttir. Yabancı turistler burada ülkeye büyük oranda döviz bırakır.

Başkent Ankara’da Alışveriş

Başkent Ankara’da Alışveriş

Başkent olduğu için dünyanın da önemli isim ve markalarının sergilendiği büyük alışveriş merkezleri ve sergi gösteri salonlarına sahip Ankara’da alışveriş çok hareketli bir etkinliktir. Her kesime hitap eden emekliler, iş sahipleri ve öğrencilerin yoğunlukla yer aldığı kentte sayısız alışveriş noktası var. Açık havada doğayla iç içe yer alan shopping centre Ankara Shopping Fest kapsamında her sene capcanlı geçiyor. Festivale katılan mağaza ve zincirleri, cadde aktiviteleri, ilçeler, etkinlik ve kampanyalar web sitelerinde belirtiliyor. Program kapsamında alışveriş keyfinin yanı sıra yerli yabancı sanatçıların gösteri, konser, oyun ve şovları ile söyleşileri de şehre renk katıyor ve aynı zamanda bütçeye getiri sağlıyor. Ev eşyalarından elektroniğe kişisel bakım ürünlerinden kozmetik ve giyime, yiyecek içecekten hobi oyuncak alanına kadar sayısız alanda mağaza ve dükkan bu etkinliklerde yer alıyor. Kızılay, Ulus, Çankaya, Yenimahalle ve pek çok ilçede cadde etkinlikleri yapılıyor. Bunları takip edip senelik eğlencelere katılmak ve ailecek güzel vakit geçirmek mümkün.

Online Alışverişte Kampanyalar

Online Alışverişte Kampanyalar

Morhipo, Markafoni, Trendyol ve Limango gibi onlarca online alışveriş sitesi var. İlk üyeliklere 10 TL, 20 TL gibi bonus imkanları da veriyorlar. Bu ilk hediye çekinizi ilk alışverişinizde kullanabilirsiniz. Morhipo 100 lira üzerindeki harcamalarda ilk üyelerine özel 10 lira hediye çeki sunuyor. Bunun dışında Trendyol en çok kampanya seçeneği ile şu sıralar ilgi çekiyor. Birçok ünlü markada büyük indirimler söz konusu. 125 lira üzerinde kargo bedava. Trendyol Elite üyesi de olunabilir. Bir kotayı aştığınızda anında sürpriz indirim kuponları ve hediye çekleri kazanabilirsiniz. Doğum gününüze özel senede bir kere, kadınlara özel 8 Mart’ta ve diğer belirlenen özel günlerde hesabınıza hediye lira yükleyen online sistemler de var. Kredi kartlarına özel nakit tek taksitte indirimler ve birkaç aya taksitlendirme gibi kampanyalar da mevcut. Mail listesi ile arkadaş davet edip üye yaparak da yani üye getirerek deAlışverişte Kampanya bazı sitelerde bonus kazanılabilir. Bilinen ve tanınmamış birçok sistemde bu kampanyalar uygulanıyor. Size alışverişin keyfini çıkarmak kalıyor.

Kardeşe Hediye Alışverişi

Kardeşe Hediye Alışverişi

O sizin hayattaki en yakınınız aynı anne ve babadan doğdunuz aynı karında büyüdünüz. Kardeşinize özel günlerde hediye almak güzeldir. Hediye alışverişi için birkaç önerimiz var. Kardeşiniz küçük yaşta ise oyuncak ve oyun alınabilir. Erkek çocukları video oyunları ve pilli araba, helikopter gibi maket oyuncaklara da bayılır. Kız çocukları peluş oyuncaklar ve barbi bebekleri çok sever. Her iki cins de boyama takımları ve resimli kitapları çok sever. Kardeşiniz yetişkin ise sevdiği şeyleri hobilerini veya ilgilendiği işten yola çıkarak neleri sevip ihtiyacı olduğunu bilirsiniz. Dijital fotoğraf makinesi alabilir onunla özel anlarınızı çekebilirsiniz. Veya fotoğraf hobisi varsa yine bu hediye uygundur. Bütçeniz yüksek ise tablet bilgisayar, cep telefonu ve değerli bir mücevher ya da saat alınabilir. Bedenini biliyorsanız zevkine uygun bir giysi alınabilir. Çok sevdiği çok istediği şeyleri takip ettiyseniz hediye bulma işiniz kolaylaşır. Alışverişe çıktığınızda satıcıya da danışabilirsiniz. İsmi yazan bir bileklik, çalışıyorsa kalem defter, kitap ve evcil hayvan da diğer seçenekler.

SALON DEKORASYONU

  SALON DEKORASYONU

Salon bir evin en önemli yaşama alanıdır. Akşam eve geldiğimiz zaman zamanımızın çoğunu koltuklarımız da oturarak televizyon karşısında geçiririz. Misafirimiz geldiği zaman onları salonda karşılarız ve ikramlarımızı da salonda yaparız. Kısacası bir evin dekore edilirken en çok özen gösterilmesi alan salonlardır.
Salon dekorasyonun da güzel sonuçlar elde edebilmek için uyulması gereken bazı püf noktalar vardır. Elbette herkesin eşya zevki, renk zevki ve dekor zevki farklıdır fakat tüm bunlar gelişigüzel yapılırsa ortaya pek de hoş görüntüler çıkmaz. Doğru ve şık dekorasyonlar ile insanlara zevkinizi ve tarzınızı yansıtabilirsiniz. Salon dekorasyonunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kullanacağınız mobilyaların birbirine uyum göstermesidir. Renk uyumunu gerçekleştirmek istiyorsanız yere sereceğiniz halının, duvara asacağınız perdenin, kullanacağınız büyük ya da küçük aksesuarların mobilyalarınızın rengiyle tamamlanması gerekmektedir. Fakat herkes evinde halı kullanmaz. Halı kullanmayacaksanız yere uyguladığınız döşemelerin rengi ile eşyalarınızın renginin uyum göstermesine dikkat etmeniz gerekmektedir. Salona dekorasyonu için kullanmak isteyeceğiniz mobilyaların rengi koyu ise halılarınızı ve perdenizi açık renkte seçebilirsiniz. Özellikle koyu mobilyalara beyaz, krem rengi ve şampanya rengi çok yakışacaktır. Eğer mobilyalarınızı açık renkte tercih ediyorsanız yine mobilyalarınıza uygun açık renk yastıklar ve açık renkte hoş aksesuarlar ile tamamlayabilirsiniz. Çiçekleriniz ve abajurlarınız da rengârenk salonunuza çok yakışacaktır. Salon dekorasyonu yapılırken iki ana yol vardır. Bunlar klasik salon dekorasyonları ve modern salon dekorasyonlarıdır. Modern salon dekorasyonları klasik salon dekorasyonlarına göre daha çok tercih edilmektedir. Şehirlerde çalışan insanlar evlerin dekorasyonu konusu ile çok fazla ilgilenemediklerinden modern salon dekorasyonuna yönelmektedir. Eğer modern salon dekorasyonuna sahip olmak istiyorsanız karşınıza birden çok mobilya çıkacak demektir. Renkli ayrıntıları seviyor olabilirsiniz fakat salon dekorasyonunda daha çok kahve’nin açık ve koyu tonları, bej ve gri renkler tercih edebilirsiniz.  Modern görünümlü salonların başköşelerinde köşe koltukları ile karşılaşabilirsiniz. Desen ve çizgiler haricindeki detaylar bu koltukların görünümünü bozabilmektedir. Modern salonlarda farklı dokunuşları ancak kullanacağınız aydınlatmalar ile sağlayabilirsiniz. Klasik salon dekorasyonu tercih edecekseniz renk ve şekillerin karışması tam da size göre. Önemli olan sizin zevklerinizi ve tarzınızı dekorasyonda da konuşturmanızdır.

VÜCUT YAPISINA GÖRE GELİNLİK TERCİHİ

  VÜCUT YAPISINA GÖRE GELİNLİK TERCİHİ

Evlilik çağına gelen her genç kızın hayali üzerine yakışacak bir gelinlik giymektir. Gelinlik evliliği simgelediği gibi zarafeti ve şıklığı da simgelemektedir. Bazı insanların vücut yapısını tanımamasından dolayı gelinlik seçerken zorlandığı bir gerçektir. Eğer vücut yapınızı tanıyorsanız nasıl bir gelinlik tercih etmeniz gerektiğini de iyi bilirsiniz. Şimdi sizlere vücut yapınıza göre hangi gelinlikleri giymeniz gerektiğinden bahsedelim.
İnsanların gözünü kamaştıracak kadar güzel olmak için çok güzel bir yüze ya da çok güzel bir fiziğe ihtiyacınız yoktur. Bu sadece gelinlik için değil başka kıyafetler içinde böyledir. Eğer vücudunuzu tanıyorsanız göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahip olabilirsiniz. Aynı zamanda seçtiğiniz gelinlik ile kusurlu yanlarınızı gizleyebilir ve istediğiniz hattınızı vurgulayabilirsiniz. Armut tipli vücuda sahip olan bayanlar genel olarak ince belli, geniş kalçalı ve dar omuzlu olurlar. Bu vücut tipine sahip bayanların göğüs kısmı genelde küçüktür. Armut tipli vücutlar dar omuzlara sahip olduğu için omuzlar ile kalça arasındaki dengeyi sağlamak yarım kollu gelinliklere düşmektedir. Yarım kollu gelinlikler ile omuzlarınızı geniş gösterebilirsiniz. Eğer göğüsleriniz küçükse ve büyük göstermek istiyorsanız katmanlı göğüs modeline sahip olan gelinlikleri tercih edebilirsiniz. Çoğu kadın köprücük kemiklerini beğenmemektedir. Elbette bunu da kapatmanızın yolu vardır.  Köprücük kemiklerinizi kapatmak istiyorsanız straplez bir gelinlik alarak üzerini tül ve dantel gibi detaylar ile süsleyebilirsiniz. V yaka gelinliklerden kesinlikle kaçınmalısınız. Yarım balık modelli gelinlikler ile yuvarlak kalçalarınıza olan dikkati dağıtabilirsiniz. Kum saatli bir vücut yapısına sahipseniz orantılı bir tipiniz var demektir. Kum saatine benzeyen vücutlar hemen hemen tüm modelleri şık bir şekilde üzerlerinde taşıyabilirler. Özellikle balık modelli gelinlikler sizin için oldukça idealdir. Balık modelli gelinlikleri ise tek omuzlu detaylar ile tamamlayabilirsiniz. Taş detaylı kemerler de bu detaya çok yakışacaktır. Kum saatine benzeyen vücutlar düz gelinliklerden kesinlikle kaçınmalıdır. Elma tipli vücutlarda kalçalar, bel ve göğüs orantısı birbirine yakındır. Bu vücutların karın bölgesinde çok rahat bir şekilde yağ birikmektedir. Göğüsleriniz büyükse bunu kamufle etmek için pek bir şey yapmanıza gerek yoktur.  Sizin için önemli olan bel kısmını gizlemektir.  Göğüs bölgenizi ön plana çıkaran gelinlikleri korse yardımı ile kullanabilirsiniz.  Göğüs ve belin orta kısmına kemer aksesuarı takarak uzun boylu ve şık görünebilirsiniz. Bu şekilde ince belli ve zarif bir görüntü de yakalamış olacaksınız.  Tüm bu güzellikleri A şeklinde gelen gelinlik modelleri ile yakalayabilirsiniz. Burada önemli olan ayrıntı kabarık olan gelinliklerden uzak durmanız gerektiğidir. Aynı zamanda saten kumaşlar hatlarınızı ortaya çıkaracağı için satenden de kaçınmalısınız. Atletik vücutlarda da gelinlik tercihi kadınsı modellerden oluşmalıdır.  Yani saten kumaşlardan yapılan dökümlü gelinlikler tam da size göre. Fenimen işlemeler bu gelinliğe çok yakışacaktır. Doğru tercihler yapabilmeniz için vücudunuzu gerçekten tanımanız gerekmektedir.

ÇİL NEDİR VE NASIL OLUŞUR

 ÇİL NEDİR VE NASIL OLUŞUR

Çevreniz de çoğu insanın yüzüne bakarsanız az ya da çok miktarda çil olduğunu görebilirsiniz. Hemen hemen hepimizin yüzünde çil çıkması olasıdır.  Çil oluşumunun neden olduğunu merak ediyorsanız öncelikle cilde neyin renk verdiğini iyi bir şekilde bilmeniz gerekmektedir.
İnsanlar farklı farklı tenlere sahiptir ve herkesin ten rengi birbirinden farklıdır. İnsanlarda bulunan melaninin miktar olarak herkeste farklı olması derilerin renk değişimi yaşamasına sebep olmaktadır. Yani her insanın deri rengi farklıdır ve bunun sebebi melanin miktarının değişiklik göstermesidir. Doğada bulunan kertenkele be bazı türlere mensup olan balıkların zaman zaman renk değiştirdiğine şahit olabilirsiniz. Bu renk değişimine sebep olan melanindir ve melaninin görevi yalnızca renk değişimi değildir. Yaz aylarında uzun süre güneş etkisinde kalan insanların güneşin zararlı etkilerinden korunmasını da sağlamaktadır. Özel hücreler epiderminin en alt kısmında yayılarak melanini oluştururlar. Epidermi ise derinin ince dış kısmıdır. Cilt üzerinde belirli alanlarda yoğunlaşan hücreler cilt lekelerini oluşturmaktadır. Dikkat ederseniz çillerin sarı renkte olduğunu görebilirsiniz. Sarı renkte olmasının sebebi de melanindir. Bazı insanlar da çil var bazılarında neden yok diye düşünürseniz bunu genetik olarak da algılayabilirsiniz. Kısaca belirtmek gerekirse cildin rengini veren melanin aynı zamanda çil oluşumunda da önemli bir rol oynamaktadır. Teniz beyaz ya da sarı olan insanlar da çili sıkça görebilirsiniz. Güneşin altında olması gerekenden uzun durmak çil oluşumuna anında ortam yaratmaktadır. Çil çoğu insana kimlik gibi yapışırken ve mutluluk verirken kimi insanlarda da büyük bir problem gibi görülmektedir.  Eğer çillerinizden rahatsızlık duyuyorsanız bunlardan nasıl kurtulurum sorusunun yanıtını arıyorsunuz demektir. Çillerden elbette ebediyen kurtulamazsınız fakat onların kısa süre için geçmesini sağlayabilirsiniz. Güneş ışınının altında gereğinden fazla kalmayarak ve doktorunuzun gözetimi altında çil tedavisi olarak çilleri uzun bir süre ortadan kaldırabilirsiniz. Çil için gerekli olan ürünler genellikle kozmetiklerdir. Kozmetik ürünler ile çillerin geçmesi ya da renklerinin az da olsa azaltması amaçlanmaktadır. Çillerin geçmesi için yapılan çalışmaların işe yarayabilmesi için onu tetikleyen güneş ışınlarına son derece dikkat edilmesi gerekmektedir. Gelişen teknoloji çillerin geçmesi için çözümleri atlamamış ve pek çok tedavi yöntemi üretilmiştir. Bu yöntemlerden en etkilisi ise lazer ile tedavidir.  Lazer ile çillerin tedavi edilmesi daha çok sarı ve beyaz tenli insanlar da sonuç verir ancak koyu tenlere sahip olan insanların da bu tedavi yöntemini denemesi gerekmektedir. Çillerin lekelerinin azaltılması için üretilen kremler az sonuç verse de deneyebilirsiniz.  Son zamanlarda kimyasal peelingler de çillerin geçirilmesi için kullanılmaktadır.  Aynı zamanda cildi soyarak geçirilen dermabrazyon da bu tedavi sürecinde etkili olabilmektedir. Söylediğim gibi çillerinizden ebediyen kurtulmanın kesin bir yolu yoktur fakat siz kendinize ne kadar dikkat ederseniz ve doğru tedavi olursanız o kadar başarılı sonuçlar alabilirsiniz.

Dudak Çatlamasının Sebepleri ve Tedavisi

Dudak Çatlamasının Sebepleri ve Tedavisi

Dudak çatlaması genel olarak kuru havalarda ve rüzgâra karşı uzun süre maruz kalan kişilerde ortaya çıkan bir durumdur. Dudaklarda cilt gibi yağ bezeleri yoktur bundan dolayı da kolay bir şekilde çatlayıp, kururlar.

Sebepleri

Dudaklar kuru ve çatlak olduğu zaman doğal olarak kişi onları nemlendirmek için yalar ama dudaklar yalandıktan kısa bir süre sonra tekrar kurur. Çünkü tükürüğün buharlaşması dudaktan daha fazla nem kaçmasına neden olur ve dudaklar önceki durumlarından daha kuru bir hal alır. Dudakları ısırma ve çiğnemede aynı etkiye sahip olduğundan bu tür hareketlerden uzak durulmalıdır. Dudaklarda oluşan çatlamanın bir diğer sebebi olarak vücudun susuz kalmasını gösterebiliriz. Eğer kişi gün içerisinde yeterli miktarda su içmez ise diğer bütün vücut hücreleri gibi dudaklarda da kuruma olacaktır. Nemsiz kalan dudaklar kuruyup çatlayacaktır. Güneş ışığı sayesinde dudaklardaki nem buharlaşır ve dudakta çatlamaya neden olur. Bundan dolayı güneşli havalarda dudaklara nemlendirici kullanmak gerekir. Nezle ve grip olunduğu zaman kişinin burnu tıkandığından ağızdan nefes almak zorunda kalır. Dudakların üzerinde oluşan devamlı hava akımı dudakların kurumasına ve çatlamasına neden olur. Uyku apnesi rahatsızlığı olanlar ile aşırı horlayan kişilerde de aynı nedenden dolayı dudak çatlaması görülür. Diş macunlarında bulunan sodyum loril sülfat bileşeni dudaklarda kuruluğa ve çatlamaya neden olur. Eğer dudak çatlamasından dolayı şikâyetiniz var ise diş macununuzu değiştirmeniz doğru bir davranış olacaktır. Turunçgillerde bulunan asitte dudakları tahriş eder.
Bazı şeker ve diş macunlarının yapımında kullanılan sinnamat bileşenleri de dudakta tahrişe neden olup onların kurumasına neden olabilir. Aşırı miktarda A vitamini tüketmekte dudaklarda çatlamaya neden olabilir. Yiyecekler aracılığıyla A vitaminini vücuda çok miktarda almak imkânsızdır ama besinlerin yanında takviye alınıyorsa o zaman A vitamini vücuda fazla alınabilir. Bunun yanında B2, B3 vitaminleri ve çinko eksiliğinin olması da dudak çatlamasına neden olabilir. Kobalt ve nikel maddelerine alerjisi olan kişilerde dudak çatlamalarına rastlanılabilir. Eğer kişi aşırı miktarda B12 vitamini takviyesi alırsa kobalt alerjisi gelişebilir. İncir ve boya maddeleri de kişide alerjiye sebep olarak dudaklarda çatlamaya neden olabilir. Sivilce ve kırışıklık tedavisi için alınan ilaçlar, bazı tansiyon ilaçları ve vertigo tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar dudaklarda çatlamaya neden olabilir. Bağışıklık sistemi hastalıkları dudakların güneşe karşı hassas olmasına neden olduğundan dudak çatlaması görülebilir. Sedef hastalığı, tiroit bezlerinin yetersiz çalışması, şeker hastalığı, down sendromu, perleş ve kilitis gibi hastalıklarda dudaklarda çatlamaya neden olabilmektedir.

Dudak Çatlaması İçin Ne Yapılır?

Dudak çatlamasının tedavisi altta yatan sebebe göre değişir. Dudak çatlamasını uzun zamandır çekiyorsanız ve bir türlü bu durumdan kurtulamıyorsanız uzman bir dermatologa başvurmanız gerekiyor. Dudak çatlamasına iyi geldiği düşünülen bazı doğal yöntemler vardır. Bu yöntemlerden bazıları şunlardır. Ruj, yağlı yapısından dolayı çatlakları nemlendirir. Herhangi bir yan etkisi olmadığından çatlaklar geçene kadar kullanılabilir. Şeker sayesinde dudaklarda bulunan ölü dokuların temizlenmesini sağlayabilirsiniz. Bunun için 2 tatlı kaşığı şeker ve 1 tatlı kaşığı balı karıştırın ve bu karışımı dudağınıza sürün. Birkaç dakika sonra dudaklarınızı hafif bir şekilde ovalayarak ölü dokuların dökülmesini sağlayın. Daha sonra da ılık bir su ile dudaklarınızı yıkayın. Bal hem çok iyi bir nemlendiricidir hem de iyileştirici bir özelliğe sahip bir besindir. Ayrıca balın antibakteriyel özelliği de bulunmaktadır. Günde birkaç defa balı dudaklarınıza sürebilirsiniz. Gül yaprakları sayesinde hem dudaklarınız nemlenecek hem de dudakların doğal rengini korumuş olursunuz. Zeytinyağı, Hindistan cevizi ve Hint yağı doğal nemlendiricilerdir. Bunlardan herhangi birini günde birkaç defa dudaklarınıza sürebilirsiniz. Aloe vera kreminin iyileştirici özelliği dudak çatlamasında da etkilidir. Bol miktarda su içiniz. Vücut sistemlerinin normal bir şekilde çalışması için suyun vücuda yeterli miktarda alınması gerekir. Dilimlediğiniz salatalıkları dudağınızı üstünde 15 – 20 dakika bekletin ve daha sonra dudaklarınızı ılık suyla yıkayınız.
 

Erken Doğumunun Belirtileri Nelerdir?

Erken Doğumunun Belirtileri Nelerdir?

Doğum olayının 36. haftası tamamlanmadan önce başlamasına erken doğum tehdidi olayın bebeğin doğumuyla sonuçlanmasına ise erken doğum adı verilir. Erken doğan bebeklerde vücut organları özellikle akciğerler tam olarak gelişmemiştir. Bebeklerin neden erken doğdukları hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Bu olayın birden çok sebebi olabilir. En önemli neden çoğul gebelik olabilir. Bunun yanında rahim içinde ve dışında oluşan enfeksiyonlar, birden fazla gebelikler, amniyon sıvısının fazla olması, rahmin yapısal bozuklukları, rahim iç tabakasında olan kanamalar, genetik etkenler ve doğuma neden olan fizyolojik mekanizmanın erken başlaması gibi faktörler erken doğumda rastlanılan en sık nedenlerdir.
Bazı anne adayları erken doğum riskini taşımaktadır. Bu anne adayları arasında; yaşı 17’nin altında ve 35 yaş üstünde olanlar, çoğul gebelik yaşayanlar, daha önceki doğumlarında düşük veya erken doğum yapmış olanlar, bazı sistemik ve enfeksiyon hastalığı olan kadınlar, fiziksel veya ruhsal bir stres geçirenler, kilosu düşük olan anneler, sigara içenler, hamileliğinde vajina kanaması olanlar, tekrarlayan düşük olayları, rahimlerinde şekil bozuklukları olan kadınlar, rahim ağzından doğuştan gelen yapı bozuklukları veya rahim ağzından ameliyat olanların rahim ağzında yetersizliğinin olması, hamilelik döneminde karından ameliyat olanlar, rahimde miyomları olan, ağır işlerde çalışanlar, stres ve yoğun bir çalışma temposu olanlar ve düşük sosyo ekonomik düzeyde bulunan kadınların erken doğum yapma riskleri öbür kadınlara oranla daha fazladır.

Belirtiler ve Tedavisi

Kadının doğum sancıları başladığı zaman rahimde bir açılma olur. Eğer bu açılma yok ise bu durum erken doğum tarifine uymaz. Erken doğumda sancılar düzenli olur ve rahim ağzında değişiklik meydana gelir. Kasılmalar bazen anne adaylarında kendini ağrı ile belli ederken bazı anne adaylarında hiçbir ağrı görülmez. Diğer belirtiler arasında; pelviste dolgunluk hissi olması, regl ağrısına benzer ağrılar olması, bir türlü geçmeyen bel ağrıları, vajinal akıntıda çoğalma olması veya akıntının niteliğinde değişiklikler olması, ishal ile birlikte ortaya çıkan bağırsak krampları bulunur. Anne adayında erken doğum sinyalleri alınıyorsa öncelik olarak hem anne hem de bebeğin sağlık durumları değerlendirilir. Acil doğum gerektiren doğumlar dışında tıbbi tedavi ile erken doğum durdurulabilir ya da geciktirilebilir. Anne adayı yatak dinlenmesine alınır ve damar yolundan sıvı takviyesine başlanır. Eğer anne adayında kasılmalar azalırsa ve rahim ağzında herhangi bir değişiklik yoksa anne adayı sıkı takip altına alınır. Yalnız bütün alınan önlemlere rağmen kasılmalar devam ediyorsa ve ilk kontrolde rahim ağzında herhangi bir değişiklik saptandıysa tokoliz adlı bir ilaç verilerek rahim kasılmaları durdurulmaya çalışılır. Bu ilaç rahim açıklığı 4 santimin altında olan hastalara uygulanır. Kasılmalar gerekli tıbbi tedaviler uygulandıktan sonra tamamen durursa anne adayı bu konuda bilgilendirilir ve evde izlemeye alınır. 36. gebelik haftasından sonra kullanılan ilaçlara son verilir. Alınan tüm önlemlere rağmen kasılmalar durmaz ise doğum eylemi başlayabilir.
 

Yüz Dolgusu Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Yüz Dolgusu Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Cilt dolgusu, ciltte bulunan ince ve derin kırışıklıkları ortadan kaldırmak, sarkmalara engel olmak, yara izlerini yok etmek, ciltte bulunan çukurları temizlemek, ince olan dudakları kalınlaştırmak, dudakları şekillendirmek ve elmacık kemiğini şekillendirmek için cilt altına yapılır. Yüz dolgusu yapıldıktan sonra kişi daha genç bir görünüm elde eder. Yüzdeki yorgun ifade yüz dolgusu sayesinde ortadan kalkar. Yıllar geçtikçe ciltte elastik lif, kolajen lif, yağ tabakası ve hyaluronik asitte azalma olur. Buna bağlı olarak ciltte kırışıklıklar ve sarkmalar meydana gelir. Özellikle bu kırışıklıkların ve sarkmaların görüldüğü yerler göz, dudak etrafı, çene, boyun, burun ve alın bölgeleridir.
Yüzün alt tarafında meydana gelen sarkma ve kırışıklıkların giderilmesinde yüz dolgusu başarılı bir şekilde uygulanır. Ağız bölgesinde bulunan dudağa dolgu daha çok dudağın dolgun ve genç görünmesi için dolgu enjeksiyonu uygulanır. Bu yöntem ciltte meydana gelmiş olan derin yara ve sivilce izlerini yok etmekte de kullanılabilir. Yüz dolgusu sırasında kırışıklık, iz ve sarkmaların olduğu bölgelerin altında bulunan derideki çöküklük giderilir. Uygulanan alana dolgunluk sağlayarak etki eder. Uygulanan bölgede ki kırışıklıklar ve çukurlar dolgu maddesinin sayesinde azalır ya da kaybolur. Bazı durumlarda uygulanan dolgu maddesi cildin kolajen maddesini arttırıcı etki yapmaktadır. Dolgu maddeleri ince bir iğne yardımıyla küçük miktarlarda sorunlu olan bölgeye yani kırışıklık bölgesine veya dudaklara yapılır. Dolgu işlemi 20 – 30 dakika arasında sürmektedir. Uygulamadan sonra kişi normal hayatına dönüş yapabilir. Dolgunun kalma süresi kişiden kişiye değişiklik gösterse de genel olarak süresi 8 – 18 ay kadardır. Uygulama bittikten sonra bölgede geçici olarak şişlik, kızarıklık, morluk ve hassasiyet oluşabilir. Görülen bu yan etkiler kısa sürede ortadan kalkar. Morluklara kapatıcı kullanılabilir. Özellikle morluklar ileri yaşlarda daha fazla olur çünkü damarlar zayıflar. Bu durumu arnika ya da K vitamini kremler sürerek giderebilirsiniz. Uygulamadan önce parasetamol dışında kalan ağrı kesicilerden aspirin ve kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmamalıdır. Yüz dolgusu yaptırdıktan sonra iki gün boyunca ağır sporlar yapılmaz. Sırt üstü yatmak iyi gelecektir. Aşırı sıcak banyo yapmaktan kaçınmalıdır. Yüze hafif şekilde masajlar yapılabilir. Uygulamadan sonra buz uygulamak iyi olacaktır.
Yüz dolgusu ile şu bölgeler üstünde iyileşmeler sağlanır. Yüzdeki sarkmalar, burun kanatlarından dudak köşelerine kadar inen kırışıklıkların giderilmesinde. Ağız kenarından çeneye kadar uzanan sarkma çizgilerini düzeltmede, elmacı kemiklerini daha belirgin hale getirmek için, asimetrik dudakların düzeltilmesinde, dudaklara şekil vermede ve onların hacminin arttırılmasında. Dudak çevresinde bulunan kırışıklıkların giderilmesinde, sivilceleri ve yara izlerini yok etmede, alın çizgilerini, kaş arasında bulunan çizgileri yok etmede, kaşa şekil vermede ve burun kaldırma yapılır. Dolgu işlemi; hamile ve emziren anneler, bağışıklık sistemi hastalığı olan kişiler, cilt enfeksiyonu ya da iltihabı bulunan kişiler, hyaluronik aside karşı alerjisi olanlar, kan sulandırıcı ilaç alanlar ve gerçek üstü beklentileri olan kişilere uygulanmaz.

Cildimiz Neden Kurur?

Cildimiz Neden Kurur?

Ciltte meydana gelen kuruluğun birçok sebebi olabilir. Bunlar arasında yanlış kullanılan makyaj malzemeleri, cilt hastalıklarının olması ve diğer sebepleri sayabiliriz. Kuruyan ciltlerin daha fazla kuruyup kötü bir görüntü vermesini engellemek için bazı önlemler almak gerekir. Yapılan cilt maskeleri cildin kurumasını önlemek için en uygun yöntemlerdir.
Yaş ilerledikçe vücut deformasyona uğrar. Bu durumdan ciltte nasibi alır. Ciltte pullanmalar meydana gelir ve cildin yağ salgısında azalma görülür. Bundan dolayı yağsız kalan ciltte kurumalar ortaya çıkar. Ciltte oluşan kurumalar çeşitli hastalık ve rahatsızlıktan da kaynaklanıyor olabilir. Özellikle bir cilt hastalığı olan sedef ve egzama ciltte kurumaya neden olabilecek hastalıklardan birkaçıdır. Ciltte kurumaya neden olan bir diğer neden ise cildi aşırı ve sık olarak yıkamaktır. Yüzün çok sık aralıklar ile yıkanması nem dengesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturacaktır. Özelliklede cildin sıcak su ile yıkanması veya sıcak suya aşırı maruz kalması cildin daha hızlı bir şekilde kurumasını sağlayacaktır. Tiroit bezlerinde bir problem yaşayan insanların ciltlerinde de kuruma görülür.
Rüzgârlı havalarda devamlı dışarıda olmak ve soğuk havaya maruz kalmak cildin kurumasında bir başka etkendir. Aşırı derecede yapılan makyajlar ve yatmadan önce temizlenmeyen makyajlar cilt gözeneklerinin tıkanmasına neden olduklarından cilt kuruluğuna davetiye çıkartırlar. Soğuk havalarda cilt nasıl kuruma yapıyorsa sıcak havalarda da güneş ışınları cilt kuruluğuna neden olmaktadır. Özellikle menopoz dönemine giren bayanlarda cildin nem oranında düşüş olduğundan ciltte kurumalar ortaya çıkar. Vücuttan fazla suyun atılması için kullanılan ilaçlarda cilt kuruluğuna neden olabilmektedir. Yüzme sporu ile ilgilenen sporcularda da cilt kuruması görülebilir. Çünkü havuzda bulunan klor cilt için zararlıdır. Ciltte oluşan kuruluğu anlamak oldukça basittir. Eğer cildinize dokunduğunuz zaman elinize pullanma ve sertlik geliyorsa sizde cilt kuruması ile karşı karşıyasınız demektir. Cilt kuruluğunu doğal yöntemler ile aşabilirsiniz ama cilt kuruluğu tıbbi bir durumdan kaynaklanıyorsa ilk olarak bu sorunun çözümü yapılmalıdır.
Nemlendirici kremler kullanmak cilt kuruluğunda tercih edilen en etkili yöntemdir. Nemlendirici krem cildin rahatlamasına neden olacak ve cilt yumuşacık olacaktır. Gün içerisinde cildinizin aşırı miktarda su ile temasından kaçınınız. Çünkü her cilt yapısında yağ bulunur. Fazla miktarda su bu yağın aşınmasını sağlar ve bu aşınma yüzünden ciltteki yağ oranı azalır. Azalan yağ sonuç olarak ciltte kurumaya neden olur. Ellerinizi yıkarken ve duş almaya karar verdiğiniz zaman ılık suyu tercih ediniz. Sıcak su cildin kurumasını hızlandıracaktır. Makyajınızı yatarken mutlaka temizleyiniz. Böylelikle cildiniz hava alacaktır. Yatarken makyajınızı temizledikten sonra yüzünüzü nemlendirici sürünüz. Cildinizin aşırı miktarda kurumasını istemiyorsanız cildinizi fazla soğuklardan koruyunuz. Günde en az 2 litre su tüketmeye özen gösterin.

Manikür Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Manikür Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Bir kadının bakımlı ve güzel ellere sahip olması doğru manikür yaptırmasından geçer. Manikür yaptırırken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Bu noktaları yerine getirdiğiniz zaman hem güzel tırnaklara sahip olmuş olursunuz hem de sağlık açısından herhangi bir problem yaşamamış olursunuz. Manikür için önemli noktaları sizin için araştırdık.
Manikür yaptırmak için steril aletler ve hiç bire değmemiş havlu olması şarttır. Temizlik manikür işleminin en önemli adımıdır. Manikür için hazırlanmış, granül sabun içeren ve sıcaklılığı yaklaşık 30 derece olan suda, eller yumuşaması için bekletilir. Ellerin yumuşaması için 5 dakika yeterli olurken ayaklar için bu süre daha fazladır. Manikür işlemine başlarken ilk olarak tırnak dibi açılmalıdır. Uzamış ve maniküre hazır etlerin tırnaktan ayrılması gerekir. Bundan dolayı etler yumuşadığı için kesilmeye hazır duruma gelir. Tırnak etlerini çok derin kesmemeye dikkat ediniz. Parçalı kesimden ziyade etin tırnaktan çıkarılması bir seferde olmalıdır. Bu işlemi yaparken kullanılan makasın oldukça temiz olması gerekir. Tırnak etlerinin bir uzman tarafından kesilmesi oldukça önemlidir. Tırnakları törpülerken çok sert darbeler yapmaktan kaçınmalıdır. Yanlış törpüleme sonucu tırnakta çatlamalar ve kırılmalar meydana gelir. Tırnak törpüleme işlemine tırnağın orta yerinden başlanılır. İleri geri yumuşak ama seri hareketler ile tırnak törpülenir. En son tırnak yanları düzenlenir. Tırnak yanlarının çok sivri olmamasına dikkat edilmelidir. Bu durum özellikle ayak tırnaklarında batığa neden olur. Evde törpüleme yaparken metal törpü yerine tahta törpüler kullanmanız önerilir. Tırnağınızı küt yapmak isterseniz ortadan başlayarak törpülemeniz gerekmektedir. Küt tırnakların kullanımı ince uzun parmaklarda ve tırnak yapısı geniş ellerde daha iyi olmaktadır. Yuvarlak törpü yapmak için törpüleme işlemi yanlardan başlamalıdır. Yuvarlak tırnaklarda ağırlık yan taraflara verilir. Ortalar hafif sivrileştirilir. Bu model daha ziyade tırnak boyu kısa ve tombul olan ellerde güzel olur. Çünkü yuvarlak tırnak modeli parmakları her zaman uzun gösterir ve bu tırnaklarda koyu renk oje kullanmak daha kolay olur. Fransız manikür yaptırmak isteyenler tırnaklarını küt olarak törpülemiş olmalıdır.
Tırnak etlerini temizledikten ve tırnakları törpüledikten sonra ellere bakım yapılmalıdır. Tırnaklar havluya sürülerek kalan tortuların temizlenmesi sağlanır. Bu işlemden sonra el yüzeyine peeling uygulanır. Özellikle kış aylarında yapılan peeling kuruyan cildin canlanması için oldukça önemlidir. Peeling işleminden sonra manikürün suyuyla peeling malzemeleri temizlenir. Daha sonra cildi nemlendirme aşaması geliyor. Nemlendirici krem cilde masaj yapılarak sürülür. Tırnaklara oje sürmek için ise tırnak üstleri alkol ile temizlenir.

Tırnak Kırılmasını Nasıl Önleriz?

Tırnak Kırılmasını Nasıl Önleriz?

Tırnaklar kadınlar için oldukça önem taşır ve tırnaklarda oluşan bir kırık kadınlar için tam bir kâbustur. Peki, öyleyse tırnaklar neden kırılır? Bunun cevabını aşağıdaki yazımızda bulacaksınız.
Saç kırıklarında olduğu gibi tırnaklarda meydana gelen kırıklarda birtakım sağlık sorunlarının habercisidir. Bundan dolayı tırnakların kırılmalarını engellemek için ilk olarak sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Sağlıklı beslenme sayesinde tırnaklarımız güçlenir ve beslenir. Tırnaklarda oluşan kırılmaların en büyük sebeplerinden bir tanesi kalsiyum eksikliğinin olmasıdır. Bundan yola çıkarak A ve C vitamini içeren besinleri yeterince vücudumuza almamız gerekmektedir. Ayrıca vücutta su eksikliğinin olması da tırnakların kırılmasına neden olmaktadır. Günde en az sekiz bardak su içilmesi tırnak sağlığı açısından son derece önemlidir. Fazla uzamış olan tırnakların temizlenmediği zaman kırılması normal bir süreçtir. Bundan dolayı tırnakların haftada bir defa kesilmesi veya törpülenmesi gerekir. Tırnaklara fazla miktarda kimyasal kullanılması tırnakların direncinde düşüşe sebep olmaktadır. Bunun için tırnaklara kullanılan aseton miktarı sınırlı sayıda olmalıdır. Tırnaklarımızın kırılmasını engellemek için ilk yapmamız gereken onları güçlendirmeye yönelik tedbirler almaktır. Sağlıklı ve düzenli beslenme tek başına yeterli olmaz. Bunun yanında evde kendinizin hazırlayacağı tırnak bakım kürleri size oldukça fazla yardımcı olacaktır. Size vereceğimiz bazı kürler ile tırnaklarınızı güçlendirebilirsiniz.
Bir tas ılık suyun içine 1 tatlı kaşığı limon suyu ekleyin. Daha sonra buna 1 çorba kaşığı tuz, 1 çay kaşığı zeytinyağı ve 1 çay kaşığı sirke koyunuz. Daha sonra ellerinizi yaptığınız bu karışımın içine sokunuz ve ellerinizi karışımın içinde tutabildiğiniz kadar tutunuz. Bu karışımı uygulamayı düzenli olarak her akşam tekrar ederseniz belli bir zaman sonra tırnaklarınızın güçlendiğini fark edeceksiniz. Ayrıca tırnaklarınızın çabuk uzaması için de bu karışımı uygulayabilirsiniz. Diğer başka bir kür ise tırnakların badem yağı ve limon suyu ile ovulmasıdır. Tırnaklarınıza tarif edilen şekillerde bakım yaparsanız kısa bir süre sonra tırnaklarınızın güçlendiğini göreceksiniz. Birde tırnaklarda oluşan ve hoş görünmeyen beyaz lekeler vardır. Tırnaklarda oluşan bu lekelerin çoğu zaman vitaminsizlikten oluştuğu düşünülür ama bu lekelerin vitaminsizlikle bir ilgisi bulunmamaktadır. Tırnaklarda oluşan beyaz lekelerin oluşmasının en büyük nedeni vücutta oluşan çinko eksikliğidir. Çinko, vücuda yeterli miktarda alınmadığı zaman tırnak problemleri yanında yaraların geç iyileşmesine, sancılı bir regl dönemi geçirilmesine, akne, büyüme ve gelişme gibi problemlerin ortaya çıkmasına neden olur.

Dil Neden Şişer?

Dil Neden Şişer?

Dil şişmesi çeşitli hastalıklar ve bozukluğun olduğu anlamına gelmektedir. Bir dilde şişme ciddi bir alerjik reaksiyonda da kaynaklanıyor olabileceği gibi dilin ısırılmasından da kaynaklanıyor olabilir. Glossit adı verilen bir hastalıkta dilde şişmeye neden olabilir. Bu hastalığa bakteri, maya ve virüs enfeksiyonlar yol açabilir. Böyle bir durumda dilde şişlik ve renk değişimi en belirgin özelliktir. Dilde şişmeye neden olabilecekler arasında ayrıca tahriş edici ve sıcak yiyeceklerin yenmesi, fazla baharatlı besinler yenmesi ve sigara ve alkol kullanılması sayılabilir. Ağız içinde oluşan enfeksiyonlarda dilde şişmenin olmasına neden olabilir.

Nedenleri

Vücudun verdiği alerjik tepkiler dil ve boğaz bölgesinde kendisini şişlik olarak belli eder. Bu belirtiye ek olarak hapşırma, öksürük, solunum yollarında tıkanma, kaşıntı ve kızarıklık gibi belirtiler görülür. Bazı olaylarda dil aşırı miktarda şişer ve boğazı tıkadığından solunum engellenir. Alerji nedeniyle oluşan belirtiler vücudun bir bölümünde ya da tamamında ortaya çıkabilir. Öpüşme hastalığı olarak da bilinen mononükleoz kişiye tükürük yoluyla bulaşır. Bulaşan virüs kişide uzun bir süre yorgunluk hissi olarak belirti verir. Kişi virüsü hayatı boyunca taşır. Virüs, bazen aktif bazen de uyku dönemine geçer. Öpüşme hastalığının diğer belirtileri arasında yorgunluk, ateş, dilde şişme ve boğaz ağrısı vardır. Hasta dinlenince belirtiler hafifler. Ateşin düşmesinde ve boğaz ağrısının geçmesinde ilaçların alınması gerekiyor.
Dil kanserinin zamanında teşhis edilip tedavisi yapılmadığı zaman kişinin ölümüne neden olabilir. Dil şişmesi belirtisi dışında ağız içinde meydana gelen bir uyuşma, kanama, ağrı, dilin üstünde kırmızı lekelerin oluşması, lenf bezlerinin şişmesi, kulak ağrıları ve beyaz lekeler gibi belirtiler görülebilir. Yalnız bu belirtiler enfeksiyonlarda dâhil olmak üzere birçok hastalığın işareti olabilir. Bunun için doktora gidilmesi gerekiyor. Teşhis için fiziksel muayenenin ardından biyopsi de istenebilir. Dil iltihaplanması dilde şişmeye ve boğaz ağrılarına neden olur. Dil iltihaplanmasının diğer nedenleri arasında; oral herpes adlı viral ya da bakteri kökenli enfeksiyonlar, mantar, demir eksikliği anemisi, sigara, baharatlı yiyecekler veya sıcak gıdalar yenmesi bulunmaktadır. İltihaplanan dilde renk değişiklikleri olur, kişide konuşma ve yutkunma güçlüğü meydana çıkar ve dilin rengi solabilir. Eğer dilde şişlik sık bir şekilde ortaya çıkıyorsa ve uzun bir süre devam ediyorsa bu durumda hiç vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Dil şişmesinin nedeni öğrenilip hemen tedaviye başlanılmalıdır.

Kaşlarımız Neden Dökülür ve Tedavisi

Kaşlarımız Neden Dökülür ve Tedavisi

Her 100 kişiden 1’nde görülen kaş dökülmesi fazla önemsenmeyen bir durumdur. Tıbbi adı kaş madarozisi’dir. Kaşlardaki ani azalma ve dökülme için kullanılır. Kaşlardaki dökülme sebebine göre kalıcı ve geçici olabilir.

Nedenleri

Kaş dökülmesinin sorununa çare bulmak ve onu tam olarak çözmek için altında yatan nedeni bilmek gerekir. Kaş dökülmesinin en yaygın nedenleri arasında şunları sayabiliriz. Kaşlardaki dökülmenin ilk nedeni fazla kaş aldırma ve kaş boyası kalemi ve tozunun aşırı miktarlarda kullanılmasıdır. Kaşlara şekil vermeye çalışırken kaş aldırmanın kalıcı olarak eksilmeye yol açtığı bilinmelidir. Bundan dolayı kaş aldırma olayını ancak çok gerekli olan durumlarda yapmanız en uygun hareket olacaktır. Kaşlarınıza kaş kalemi uygularken de kaşlarınıza fazla baskı uygulamaktan kaçının çünkü yapacağınız fazla baskı kaşlarınızın dökülmesine neden olacaktır. Kaş dökülmesinin bir diğer nedeni ise yeterli şekilde beslenmemektir. Gıdalardan yeterli miktarda besin maddelerini alamayan kişilerde saç, kıl ve kaşların büyümesi için ortam oluşmaz.
Protein, vitamin ve mineral eksikliği kaş dökülmesine neden olduğu gibi saç ve vücut kıllarının da dökülmesinde etkendir. Sülfür minerali de kaşlar için önemli bir maddedir. Vücuda yeterli miktarda alınmadığı zaman kaş dökülmesi görülür. Tiroit yetersizliği kaş ve saç dökülmesinin nedenlerinin başında gelmektedir. Tiroit yetmezliğinin belirtileri arasında kronik yorgunluk, kabızlık, kilo alma, cilt kuruluğu ve genel bir zayıflık durumu gelmektedir. Kaş dökülmesi olayı ise daha sonraları görülür. Egzamanın bir başka türü olan atopik dermatit gibi deri hastalıkları da kaş dökülmelerine neden olabilir. Böyle bir durumda kaşıntılı ve kızarıklık olur. Eğer hastalık göz etrafındaki deriyi etkilerse iltihaplanma, şişkinlik ve kaş dökülmesi görülür. Cildi aşırı hassas olan kişiler kozmetik ürün kullandıkları zaman durum daha da kötüleşebilir. Kemoterapi gibi kanser tedavileri sırasında kaş ve saç dökülmeleri görülür. Kişi ilaçları almaya başladıktan 2 hafta sonra saçlarda ve kaşlarda dökülmeler olur. En çok cilt kanseri hastaları etkilenir.
Saçkıran hastalığı da sadece saçlarda değil kaş, sakal ve vücut kıllarında dökülmeye neden olan bir hastalıktır. Kaş bölgesini bir yere çarpmak ya da o bölgeye darbe almakta kaşlarda dökülmeye neden olabilir. Cilt beni ve siğil gibi oluşumlar kaşların doğal büyüme düzenini sekteye uğrattıkları için kaşların dökülmesine sebep olabilmektedir. Bazı tür antidepresan ilaçlar ile tansiyon ilaçları kaşların dökülmesine neden olmaktadır. Mantar enfeksiyonları kafa derisinde ve kaş kısmında ortaya çıkabilir. Bu durum saçların ve kaşların dökülmesine neden olabilir. Kaşıntıya neden olan bitler de kaşların dökülmesine neden olabilir. Hansen halk arasındaki adı ile cüzam hastalığı kaş dökülmesinin bir başka nedenidir. Bu hastalık günümüzde çok nadir olarak görülmektedir. Bu hastalığın nedeni bir bakteridir ve göz etrafındaki cildi de etkileyerek kaşların dökülmesine neden olur.

Tedavisi

Tedavide ilk aşama kaş dökülmesine neden olan durumu bulup ortadan kaldırmaktır. Eğer kaş dökülmesine makyaj malzemeleri neden oluyorsa ya bu malzemeleri kullanmayı bırakacaksınız ya da kullanımını çok aza indireceksiniz. Başka hastalık ya da problemlerden şüphe ediyorsanız o zaman uzman bir doktora başvurmanız gerekmektedir. Cildinizde atopik dermatit hastalığı var ise o zaman cilde zarar veren cilt bakım ürünlerinden ve sabunlarından uzak durmalısınız. Saçkıran hastalığından dolayı kaş dökülmesi yaşıyorsanız kortikosteroid iğnelerini kaşların döküldüğü yerlere uyguladığınız zaman kaşlar yeniden çıkmaya başlayacaktır. Kaş foliküllerinin güçlenmesini sağlayarak onların tekrar çıkmasına neden ürünler kullanabilirsiniz. Tiroit yetmezliğinden muzdarip olan kişiler hormon tedavisi ile bu hastalıklarından kurtulabilirler. Bunun yanında kaş dökülmeleri de son bulacaktır. Bu saydıklarımız herhangi bir sonuç vermez ise kaş ekimi yöntemini deneyebilirsiniz. Bunun yanında hiçbir şeye para vermeden doğal yöntemler ile de kaş dökülmesini engelleyebilirsiniz.
 
 

Uçuğun Nedenleri ve Tedavisi

Uçuğun Nedenleri ve Tedavisi

Genellikle dudak ve ağız çevresinde kendisini kaşıntı ile belli eden uçuklar içi sıvı dolu kabarcıklar şeklinde çıkar ve sonra patlayarak yara görünümünü alırlar. Uçuk, ağrı ve acı verir. Yemek yemeği, konuşmayı ve gülmeyi zorlaştırırlar. İyileşmeleri için en az birkaç haftanın geçmesi gerekir. Uçuklara virüsler neden olur. Uçuğun oluşmasına neden olan virüslere tıp dilinde “ Herpes Simpleks Virüsleri “adı verilmektedir. Soğuk algınlığı ve stres uçuk virüsünü harekete geçirir. Yalnız ağız bölgesinde ve yüz bölgesinde ortaya çıkan uçuğun temel nedeni çok büyük bir ihtimalle küçükken uçuk virüsünün kapılmış olmasıdır.
Bu virüsten tamamen kurulmak ne yazık ki mümkün değildir ama uçuğun çıkmasını önlemek için bazı önler alınabilir. Uçuk oluştuktan sonra bunun zaman içinde tekrar çıkma olasılığı oldukça yüksektir. Bazı kişilerde uçuk, yıl içerisinde 2 veya 3 defa çıkabilir. Fakat uçuk virüsü kapmış olan bazı kimselerde uçuk hayatları boyunca bir defa görülür. Bunun yanında virüsü taşıdığı halde hiç uçuk çıkmayan insanlarda vardır. Virüs bu tür insanlarda uyku durumundadır. Virüs, sinir hücrelerinde uykuya geçtikten sonra yaşam boyu hiç aktif hale gelmeyebilir. Uçuk virüsünün ayrı şekillerde sınıflandırılan 8 türü vardır. Uçuk virüsleri en çok tükürük ve yakın temas yoluyla bulaşırlar. Virüsü taşıyan kimsenin tükürüğünden, ortak kullanılan eşyalardan ya da cinsel ilişki sonucu bulaşabilir. Virüsün bulaşması için ortada uçuğun olması gerekmiyor. Bundan dolayı da kişi önlem almada zorlanıyor. Birçok insan virüsü zaten çocukken kapmıştır. Örneğin küçük çocukları öpme ya da onları sıkarak sevmek uçuk virüsünün bulaşması için yeterli bir nedendir. Öpüşmek, çatal, bıçak, kaşık, makyaj malzemeleri ve tıraş bıçağı gibi malzemeleri ortak kullanmak virüsün bulaşması için yeterli olmaktadır. Uçuk virüsü kolay bulaşan bir virüstür.

Uçuğun Çıkma Sebebi Nedir?

Uçuğun ana sebebi virüslerdir. Stres, uçuğa neden olabilir yalnız vücudunuzda uçuk virüsü var ise bu durum gerçekleşir. Vücuda girmiş olan virüs her zaman aktif konumda değildir. Virüs pasif durumdadır ve bağışıklık sistemi zayıf düştüğü zaman aktif konuma geçer. Ara sıra uçuğun çıkmasına neden olan sebeplere gelince ise bunları şöyle sıralayabiliriz. Bayanların regl dönemleri, ağır şeker hastalığı, aşırı miktarda alkol tüketmek, vücuda fazla miktarda A vitamini almak, enfeksiyonlar, güneşte fazla kalmak, hamilelik, anemi, farklı kişiler ile cinsel birliktelik yaşamak. Stres ve uykusuzluk çekmek. Virüsün etkilendiği bölgenin yaralanması. Vücut direncinin düşmesine sebep olan ateşli hastalıklar geçirmek. Yetersiz bir şekilde beslenmek, yorgunluk ve yüksek ateş, AIDS, egzama, ciddi derecede oluşan yanıklar, kemoterapi tedavisi ve organ nakli tedavisinde kullanılan ilaçlar uçuk virüsünü tetikleyebilir.

Tedavisi

Uçuğun kesin bir tedavisi yoktur. Virüs, vücuda bir kere girdikten sonra ömür boyu orada kalır. Yalnız zaman içinde ilk zamanlara göre daha az sıklıkla uçuk çıkabilir. Doktor muayenesi ile en uygun tedavi seçilebilir. Uçuk için evde uygulanabilecek bazı yöntemler vardır. Bunlar arasında; belirtiler hissedilir hissedilmez uçuğun çıkacağı yere hemen uçuk kremi sürülmelidir. Erken davranmak uçuğun daha çabuk iyileşmesine neden olur. Uçuğun üstüne soğuk veya sıcak kompres yapabilirsiniz. Genital bölgede çıkan uçuklar sırasında pamuklu iç çamaşırını tercih etmeli ve dar giysiler giymekten kaçınmalısınız.
 

Vazelinin Yararları ve Kullanım Alanları

Vazelinin Yararları ve Kullanım Alanları

Vazelinin yararları oldukça uzun bir zamandır bayanlar tarafından bilindiği için vazelin, bayanların güzellik sırları arasında yer almaktadır. Kişisel bakım alanında geniş bir kullanım alanına sahip olan vazelin oldukça yararlı bir kozmetik malzemesidir. Cildin korunmasında önemli bir yere sahip olan vazelin düzenli bir şekilde kullanıldığı zaman ciltteki problemleri ortadan kaldırır. Cildin nem ihtiyacını karşılamada büyük bir öneme sahip olan vazelini ılık duş sonrası cildinize uygulayabilirsiniz. Masaj şeklinde yapılacak olan hareketler sayesinde cildin neme doyması sağlanır. Yumuşak ellere sahip olmak istiyorsanız vazelini haftada 1 veya 2 defa ılık süt ile birlikte ellerinize sürünüz.
Yürüyüşe çıkmadan önce bayanlara ayaklarına vazelin sürmeleri önerilir. Bunun en önemli sebebi ise yürüyüş sonunda ayakların istenilen bir şekilde beslenmesi ve rahatlamış olmasıdır. Bunun yanında ayakları çok sık oranda kuruyan bayanlarında ayaklarına vazelin sürmeleri ayakların nemlenmesi için önemlidir. Yalnız ayaklarınıza vazelin sürdükten sonra pamuklu çorap giymeyi ihmal etmeyin. Nasırlar için etkili bir yöntem olan vazelin kullanılması sırasında ayaklar belli bir süre ılık su içinde bekletildikten sonra masaj yapılarak uygulanmalıdır. Bunun sonucu olarak nasırlar yumuşayacak ve ayaklar rahatlayacaktır. Vazelin sayesinde tırnaklarınızın kırılmasını ve ellerinizin çatlamasını önlersiniz. Özellikle kış aylarında tırnaklarınızın üzerine bir kat vazelin sürün ve elinize giyeceğiniz pamuklu bir eldiven ile geceyi geçirin. Bu sayede tırnaklarınız yumuşacık olacaktır. Kuru ve elektrik yapan saçların bu durumlarının önüne geçmenin en güzel yolu vazelin kullanmaktır. Avucunuzun içine bir miktar vazelin alın ve bunu saçlarınıza yediriniz. Vazelin sayesinde saç uçlarının kırılması engellenecek ve elektriklenme ortadan kalkacaktır. Dalgalı ve dağınık kaşları düzenlenmek için vazelin kullanabilirsiniz. Bunun yanında vazelini kirpiklerinize de uygulayabilirsiniz. Vazelin sayesinde kaşlarınız gün boyunca mükemmel bir görüntü verecektir. Çatlamış, kurumuş ve sertleşmiş ciltlere uygulayacağınız vazelin cildi nemlendirip anında yumuşamasını sağlayacaktır.
Gece yatmadan önce gözaltına vazelin sürebilirsiniz. Bu sayede kırışıklıkları ve ince çizgilerin önüne geçmiş olursunuz. Az miktarda toz allığını vazelin ile birlikte cildinize uygulayabilirsiniz. Dudaklarınıza sürdüğünüz vazelini diş fırçası ile fırçaladığınız zaman dudakları ölü deriden arındırmış olursunuz. Vücudunuza parfüm sürmeden önce o bölgeye az miktarda vazelin sürün. Bu durum parfümün kalıcılığını arttıracaktır. Kirpiklere bir pamuk yardımıyla sürülecek olan vazelin sayesinde kirpikleriniz daha canlı ve parlak görünecektir.

Makyaj İle Sivilceler Nasıl Kapanır?

Makyaj İle Sivilceler Nasıl Kapanır?

Ciltte bulunan sivilceler kişinin makyaj yapma isteğini ortadan kaldırmak istese de her sorun gibi bu sorununda bir çözümü vardır. En basit yöntemlerden bir tanesi makyaj yaparak yüzdeki sivilceleri kapatmaktır. Sanıldığının aksine makyaj, sivilceli ciltlerin en büyük kâbusu değildir. Makyajı doğru bir teknik ile yaparsanız sivilceli cildinizde harikalar yaratabilirsiniz.
Makyaj ile sivilce kapama işlemine geçmeden önce cildin makyaja hazır bir duruma getirilmesi gerekir. İlk olarak cildinizdeki yağı, kiri ve lekeleri ortadan kaldırmak için yağsız bir jel ile güzelce temizleyin. Ardından alkolsüz bir tonik ile üzerinden geçiniz. Cilt temizleme işleminden sonra cildinize yağsız bir nemlendirici ya da güneş kremi uygulayın. Böyle yaparak cildinizin yapısını dengelemiş olacaksınız. Bunun arkasından cildinize yağsız bir fondöten uygulayın ve fondöteni parmak uçlarınız ile cildinize hafif bir şekilde dağıtın. Fondöteni güzel bir şekilde cilde yedirdikten sonra cilde bir ton koyu kapatıcı uygulamanız gerekecek. Kapatıcı ile sivilcelerin olduğu yere tampon uygulayarak parmak uçlarınız ile sivilceleri kapatın. Daha sonra cildinize sürdüğünüz kapatıcının bir ton açık renginde bir kapatıcı ile cildinize pudra uygulayın. Böylelikle cildinize sürdüğünüz fondöten daha sabit ve gün boyunca kalıcı olacaktır.

Sivilceli Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?

Yağlı ve sivilceli ciltler kesinlikle her gün uygun bir sabun ile temizlenmeli ve akabinde iyi bir nemlendirici ile nemlendirilmelidir. Ciltte bulunan sivilcelerin temizlenmesi sırasında çok sert darbelerden ve sert temizleyici kozmetiklerden kaçınınız. Aksi durumda sivilcelerin dağılması yaygınlaşır. Düzenli bir şekilde cilt, sabah ve akşam yıkanmalıdır. Kullanılan cilt temizleyicilerinin cildin dengesine uyumlu olmasına dikkat ediniz. Cilt temizleyicilerin kesinlikle PH derecelerinin 5.5 olduğundan emin olunuz. 3 ya da 4 gün ara ile cilde yağlı ciltler için özel olarak hazırlanmış maskelerden uygulayarak genel bir bakım uygulayabilirsiniz.
Sivilceli bir cilt yapısına sahipseniz gün boyunca makyajlı durmaktan kaçınınız. Cilde uygulanan kapatıcı ve fondöten ciltteki gözeneklerin daha hızlı bir şekilde kapanmasını sağlayarak cildin nefes almasını engeller. Bu durum ise sivilcelerin artmasına neden olur. Sivilceli cilde makyaj yaparken yumuşak dokunuşlar uygulayın. Mümkünse fırça ile makyajınızı yapın. Her makyajdan sonra makyaj malzemelerinizi temizleyerek bir sonraki makyaja hazır hale getirin. Sivilceli bir cilde uygulanacak olan makyaj ürünleri kesinlikle yağsız olmalıdır. Yağlı makyaj malzemeleri cildin yağ oranının daha fazla artmasına neden olacaktır. Makyaj yaparken dikkati gözlerinizde toplamaya özen gösteriniz. Çünkü bu sayede sivilceleriniz fazla dikkat çekmeyecektir ve kendinizi daha iyi hissedeceksinizdir.

Ciltte Su Toplanması Neden Olur ve Tedavisi

Ciltte Su Toplanması Neden Olur ve Tedavisi

Deri üzerinde meydana gelen su toplanması çeşitli sebeplerden dolayı ortaya çıkar. İlgili alanda meydana gelen sıvı birikmesi vücudun kendisinin ürettiği fizyolojik sıvıdır. Deri tabakası alt ve üst tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Üst deri ölen derilerden oluşur ve kan damarı ile sinir bulunmaz. Alt deri ise üst derinin tam tersidir. Su toplanması iki tabaka arasında oluşur.

Ciltte Su Toplanması Nedenleri

Ciltte su toplanmasına birden fazla neden etken olabilir. Bu etkenlerin bazıları travmaya bağlı olarak meydana gelir. Bazı su toplamalar deri hastalığından dolayı oluşur. Bunun yanında güneş yanıklarından veya doğrudan yanıklardan dolayı oluşan su toplamalar da vardır. Su toplamasının tedavisi de su toplamasının çeşidine göre değişiklik gösterir. Başlangıçta su toplaması iltihapsız bir sıvı birikimidir. Bu su normal olarak bir fizyolojik sıvıdır. Su toplaması bir darbe sonucu ortaya çıktıysa süresi uzun olabilir. Güneş yanığından ortaya çıkan su toplaması birkaç saat içinde kendisini gösterir. Doğrudan oluşan yanıklarda da su toplaması birkaç saat içinde kendini belli eder. Su toplaması tedavi edilmediği zaman bazı yan etkiler görülebilir. Bu nedenlerin dışında başka nedenlerden dolayı da su toplaması oluşabilir. Bunlar arasında; ayağı rahatsız eden ayakkabılardan sürtünme sonucu oluşan su toplamalar, böcek sokmaları, suçiçeği ve zona hastalığı, çiçek, uçuk, bakterilere bağlı oluşan enfeksiyonlar, toplardamar tıkanması veya kalp yetmezliğinden oluşan ödemler, kimyasal madde tahrişi ve kaşıntılı egzama hastalığıdır.

Ciltte Su Toplanması Tedavisi

Deride su toplandığı zaman bunu kendiniz tedavi etmek yerine bir uzmana başvurmanız daha uygun olacaktır. Uzman suyu dağıtır ve alkol ile o yeri temizler. Bunun ardından ciltte su toplanmasını nedenine bağlı olarak tedavi eder ve ona göre ilaç yazar. Bunun yanında evde de bazı tedavi yöntemleri uygulayabilirsiniz. Eğer su kabarcıkları patlamamış ise onları patlatmayın. Açık şekilde olan kabarcıkları bol su ve sabun ile deriye zarar vermeden yıkayınız. Temizlediğiniz su kabarcığının üzerine antibiyotik özelliği olan bir krem sürünüz ve üzerine gevşek bir bandaj yapınız. Kabarcıkları patlatacak aktivitelerden uzak durunuz. Eğer kabarcığı patlatmak zorunda iseniz o zaman steril olan bir enjektör yardımıyla kabarcığın içini boşaltabilirsiniz. Kabarcığın içini boşalttıktan sonra üzerine antibiyotik özelliği olan merhem sürünüz.
 

Yüz Lekeleri Nasıl Kapanır?

Yüz Lekeleri Nasıl Kapanır?

Cilt lekeleri ya hava sorunlarından kaynaklanır ya da ciltteki bazı sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bayanlar için hoş bir durum değildir. Bu lekelerin gizlenmesi için yapılan bakımlar kişiye uzun bir süre yanıt vermeyebilir. Cilt üzerinde meydana gelen pigment bozuklukları moral bozmaya birebirdir. Yaz aylarında özellikle güneş ışınları cildi oldukça fazla yormaktadır. Güneş ışınlarının direkt olarak cilde temasından dolayı cilt lekeleri oluşabilir. Bu durumun azda önüne geçebilmek için güneşe çıkmadan önce güneş kremi kullanmayı alışkanlık haline getirmelidir. Bu kremlerin koruyucu faktörleri 50 faktör olabilir. Bunun dışında ciltte oluşan lekeler sivilcelerden sonra kalmış olan akne lekeleri de olabilir. Lekelerin ortaya çıkması genel olarak kırmızı renkte olmaktadır. Esmer bir tene sahip olan kişilerin sivilce lekeleri kahverengindedir.
Lekelerin renklerinin görünmemesi ve cildin tek bir renk olması için makyaj yapımına başlamadan önce kapatıcı olarak kullanılan özel makyaj malzemeleri vardır. Yeşil kapatıcılar kırmızı renkte olan akne lekelerini kapatmak için kullanılır. Sivilce lekelerinin üzerine sürülen bu renk kapatıcılar kırmızı renginin zıttı olduğundan sivilce lekelerinin saklanmasını sağlar. Kapatıcıyı ufak darbeler ile yüze uyguladıktan sonraki işlem fondöten sürme işlemidir. Lekelerin gizlenmesi için kullanılan kalın dokulu fondötenler lekelerin daha da fazla ortaya çıkmasına neden olur. Cilt üzerinde fondöten aynı yapıda kalmaz. Belli bir süre sonra cilt, fondöteni kusabilir. Bu durumda yüzdeki lekelerin olduğu gibi ortaya çıkmasına sebep olabilir. Alta sürülecek olan bir kapatıcı sayesinde lekelerin uzun bir süre görünmemesini sağlayabilirsiniz.
Güneş lekelerini kapatmak için sarı rengin alt tonlu kapatıcıları kullanılmalıdır. Sarı tonlu kapatıcılar ile açık kahverengili olan bu lekeler kapatılabilir. Yalnız bu işlem dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Cilt ile bütünleşmesi sağlanmalıdır. Kapatıcının dikkatli bir şekilde uygulanması yüze sürülecek olan fondötenin daha iyi oturması açısından son derece önemlidir. Fondöteni sürdükten sonra bir pudranın yardımıyla cilde yapılan makyaj sonlandırılmalıdır. Makyajın yapılamayacağı durumlarda cilt üzerine herhangi bir makyaj malzemesinin sürülmemesi gerekiyorsa o zaman cilt lekeleri ortaya çıkar. Yalnız bu lekeleri ufak hareketler ile süreceğiniz hafif bir pudra yardımıyla saklayabilirsiniz. Özellikle yaz aylarında ağır yapılı makyaj malzemeleri tercih edilmez. Lekelerin saklanması için pudra kullanımı en avantajlı olanıdır. Fondötenler pudralara göre daha iyi kapatıcılardır.

YANGIN MERDİVENİ VE KULLANIMI

YANGIN MERDİVENİ VE KULLANIMI

Yangın merdiveni deprem, sel, terör ve yangın gibi afetler sırasında bina içerisinde bulunan insanların dışarı kaçışı için tasarlanan can kurtarma aracıdır. Yangın merdiveni sayesinde insanlar olası bir afet sırasında can sağlığına zarar gelmeden dışarı çıkabilmektedir. Yıllardır çeşitli şekillerde tasarlanan yangın merdivenleri Türkiye de 2002 yılında çıkarılan yangın merdiveni yönetmeliğince güvence altına alınmış ve üretim yapan firmaların da uyması gereken kurallar bildirilmiştir.
Türkiye de yaşanan doğal afetlerde yüzlerce insan canından olabilmektedir. Bunun sebebi ise inşa edilen binaların olası bir afetten kaçacak şekilde tasarlanmamasıdır. Bugün birçok şehirde yüksek katlı binalarda hala yangın merdiveni bulunmamaktadır. Özellikle İstanbul gibi şehirlerde on iki katlı binalarda çıkan yangınlar ve verilen canlar hala yangın merdiveninin öneminin yeterince algılanmadığını gözler önüne sermektedir. Binalarda kat sayısı ne olursa olsun yangın merdiveni bulunmak zorundadır. İstanbul gibi büyükşehirlerde hızlı kentleşme neticesinde evlerin iç içe olduğuna şahit olabilirsiniz. Üç katlı binalarda çıkan yangınlar binaların iç içe olmasından dolayı yan taraflara rahatlıkla sıçramakta, bu durumdan maddi ve manevi zarar görülmektedir. Yangın merdiveni bulunan binalar da bile doğru tercihler yapılmamaktadır. Yangın merdiveni yönetmeliği bu durumda devreye girerek hangi binalara ne tür merdivenler yapılması gerektiği konusunda firmaları uyarmıştır. Bugün yüksek katlı binalarda Z tipi yangın merdiveni kullanılmakta ve bu merdivenler binaların iç kısmına monte edilmektedir. Bina içerisinde kişi sayısı elli ile yüz kişi arasındaysa o binada iki tane yangın merdiveni ve ona oranla iki tane çıkış kapısı bulunmalıdır.  Çıkış kapılarında yangın esnasında kilit problemi yaşanabileceğinden otomatik kilit kullanmalıdır. Aynı zamanda Z tipi yangın merdivenlerinin bina boşluklarına yapılmamasına dikkat edilmelidir. Kat sayısı üç ve üçten az olan binalar da ise dairesel yangın merdiveni kullanılmaktadır. Dairesel yangın merdivenleri binaların dış kısmına monte edilmektedir.  Yağmur, kar ve dolu gibi iklim olaylarına maruz kalan dairesel yangın merdivenleri çabuk yıprandığı için bakımı aksatılmamalıdır. Bakımı yapılmayan yangın merdivenleri insanların binalardan çıkışı esnasında devrilerek daha büyük sorunlara yol açabilmektedir. Aynı zamanda yangın merdivenleri yangına yüz yirmi dakika dayanıklı olmalıdır. Yangın merdivenlerinin basamak yüksekliği 17,5 cm ve basamak genişliği 25 cm olmalıdır. Basamaklar da insanların kayıp düşmeyeceği malzemeler kullanılmalıdır. Siz de binalarınıza yangın merdiveni yaptıracaksanız firmalar da fiyat araştırması yaparken yüksek fiyatlara iyi yangın merdiveni bulacağınız yanılgısına kapılmayınız. Yangın merdiveni fiyatı ile kalitesi her zaman doğru orantı göstermemektedir. Önemli olan yangın merdiveninde kullanılan malzemelerin ve işçiliğin kalitesidir. Firmalar bu konu üzerine eğitim sertifikası almış işçiler ile çalışmalı ve gelişen teknolojiyi her daim takip etmelidir. Çevreniz de yangın merdiveni olmayan bina, iş hanı, otel, restoran, AVM vb alanlar görürseniz şikâyet etmekten asla çekinmeyiniz. Felaketin ne zaman nerede karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. Sizde bu felaketlere maruz kalmak istemiyorsanız önleminizi önceden almalısınız.

ANNE ADAYLARI NASIL BESLENMELİDİR

ANNE ADAYLARI NASIL BESLENMELİDİR

Annelik her kadının yaşamı boyunca arzuladığı kutsal bir vazifedir. Bir bebeği dünyaya getirmeden önce yani karnınızdayken ne kadar iyi bakarsanız doğum yaptıktan sonra sağlıklı ve sıhhatli olduğunu görebilirsiniz. Bebeğinizin gelişimini tamamladığı o kritik süreçlerde siz de yediğiniz ve içtiğiniz her şeye özen göstermeli ve dikkat etmelisiniz. Bu sadece bebeğinizin sağlığı için değil sizinde sağlığınız için oldukça önemlidir. Nasıl beslenmeniz gerektiğini bilmiyorsanız doktorunuza danışarak doğuma kadar gözetim altında kalabilirsiniz.
Anne adayları her insanın yaptığı gibi kahvaltı öğününü asla kaçırmamalıdır. Kahvaltı da yediğiniz peynir, yumurta, bal vb. sağlıklı yiyecekler gün içerisinde yediğiniz çoğu besinden daha önemlidir. Özellikle yumurtanın anne sütü ile hemen hemen eşdeğer olduğunu biliyor muydunuz? Aşırıya kaçmamak şartı ile organik yumurtalar yiyebilirsiniz. Kahvaltı sonrasında devamlı açlık hissi hissediyorsanız ara ara istediğiniz besinleri az miktarda tüketebilirsiniz. Bu şekilde hamilelikte fazla kilo alımına dur diyerek ideal kilonuzun fazla dışına çıkmamış olursunuz. Ara ara az öğünler almak aynı zamanda kan şekerinizin dengelenmesini de sağlamaktadır. B vitaminin bile yerini alabilecek zengin içeriği ile anne adaylarının tüketmesi gereken tam tahıllı ekmek ve bulgur gibi ürünler bebeğinizin ve sizin sağlığınız için oldukça idealdir. Pilav yemek istiyorsanız pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih etmelisiniz. Hamilelik süreci içerisinde gerginlik hissediyorsanız badem tüketebilirsiniz. Uygun dozda badem tüketimi bebeğinizin beyin gelişimi için önemli bir kuruyemiştir. Et, tavuk ve balık gibi ürünleri yemeği seviyorsanız haftanın en üç gününde deniz balığı yiyebilirsiniz. İyottan daha zengin içeriği ile bebeklerin zekâ gelişiminde önemli rol oynayan deniz balıkları imkân oldukça yenmelidir. Hamile olan bayanlarda sıkça rastlanan problemlerden bir tanesi de demir eksikliğidir. Besinlerinizin arasında az yağlı et ve kuru baklagiller varsa bu öğünlerin yanında C vitamininden daha zengin olan yiyeceklere de yer verilmelidir. Özellikle ödem oluşumu hamilelikte sıkça rastlanan sorunlar arasındadır. Bu nedenle anne adaylarının aşırı tuzlu ve aşırı şekerli yiyeceklerden uzak durması ve bolca su tüketmesi önemlidir. En önemli nokta ise hazır gıdalardan uzak durulması gerektiğidir. Hazır meyve suyu yerine meyvelerin olduğu gibi yenmesi anne adayına vitamin takviyesi yapılması açısından ve lif açısından önemlidir. Hamile bayanların folik asit ihtiyacının karşılanması ve kalsiyum takviyesinin yapılması açısından yeşil sebzeler tüketilmesi ve bu sebzelerin organik olması gerekmektedir. Kabızlık sorunu ise bayanları çok rahatsız eden ve şişkinlik hissi veren bir problemdir. Buna çözüm olarak her öğün içerisinde salata ve sebze yenmesi ve bolca su tüketilmesi gerekmektedir. Tabi ki de süt, yoğurt gibi gıdaların alınması gözden kaçırılmamalıdır. Bağışıklık sistemine güç veren yoğurt günde üç porsiyon kadar tüketilmelidir. Alkol ve kafein den uzak durulmalı onun yerine besleyici bitki çayları tercih edilmelidir. Hamilelik esnasında alınan kilolardan uzak durmak istiyorsanız diyet gibi zararlı çözümler yerine sağlıklı beslenmeyi deneyebilirsiniz. Bu şekilde bebeğinizi ev kendinizi koruyabilirsiniz.
 
 

Exit mobile version