Profesyonel SEO Uzmanı ve E-ticaret uzmanıyım. https://yemlihatoker.com web adresim aracılığı ile SEO hakkında yanlış bilinen gerçekleri bildirmek ve SEO'yu öğrenmek isteyen herkese yardımcı olmaya çalışıyorum.
Uzay çağının en büyük fenomenlerinden biridir kendi işini kurmak deyimi. Üniversitede tanışan 2-3 arkadaş, bulunduğu işten memnun olmayan ya da daha büyük oynamak isteyen bir çalışan, bu hayalin peşinden koşabilir. Bu noktada aşılması gereken ilk engel girişiminizi hayata geçirecek fikirdir. Diyelim ki fikri de buldunuz ve e-ticaret ekosistemine dahil olmaya karar verdiniz.
Peki çıkacağınız bu zorlu yolu ne kadar tanıyorsunuz?
Belki de henüz duymadığınız ama cevaplamanız gereken sorular neler? Yeni başlayanlar için e-ticarette hangi sorular önceliğe sahip?
1. Hangi E-Ticaret Türünde Yer Almalıyım? 2. Girişimime Destek Olacak Birilerini Nasıl Bulabilirim? 3. Pazar ve Rakipler Hakkında Ne Biliyorum? 4. Tüketiciler Benden Ne Bekliyor? 5. Sitemin Tanıtımını Nasıl Yaparım?
Hangi E-Ticaret Türünde Yer Almalıyım?
Tabi ki fikriniz sizi şekillendirecek ama online alışverişin iş modellerine hakim olmak girişiminizi doğru limana yönlendirmenizi sağlar. E-ticaret türlerini 5 ayrı başlıkta inceleyebiliriz; Şirketler arası e-ticaret anlamına gelen Business to Business (B2B), şirket ürünlerini tüketiciyle buluşturan Business to Consumer (B2C), tüketiciler arası köprü oluşturan Consumer to Consumer (C2C), henüz çok yaygın olmasa da tüketiciden şirkete ürün satan model, Consumer to Business (C2B) ve bir şirket ağının içinde şirketin çalışanlarına özel ürün ve hizmet sunduğu Business to Employee (B2E).
Girişimime Destek Olacak Birilerini Nasıl Bulabilirim?
Ailenizden ya da arkadaşlarınızdan girişiminizi karşılayacak ekonomik gücü sağlayamıyorsanız diğer sorulara geçmek için bu zor olanını cevaplamanız gerek. Çünkü fikriniz ne kadar iyi olursa olsun finansal tabanı oturtmadan ilerleyemezsiniz. Bu konuda düzenlenen yarışmalar, devlet teşvikleri ve uluslararası fonlar mevcut. Bu seçenekler size belirli bir finansal destek sağlayacaktır fakat girişiminizin ihtiyacı olanı daha fazlası ise gitmeniz gereken yatırımcı türleri; melek yatırımcı ya da risk sermayedarları olacaktır. Ayrıca birinci derece finansör rolü oynamasa da, yatırımcı ve girişimci arasındaki köprü vazifesini sağlayan kuluçka merkezleri, girişiminize hayat veren adreslerden biri olabilir.
Pazar ve Rakipler Hakkında Ne Biliyorum?
Pazarlama stratejilerinizden, satacağınız ürünün fiyatına kadar bilmeniz gereken her şey aslında bu sorunun cevabında gizli. İster dikey (internet üzerinden sadece belli bir kategoride ürün satmak) ilerleyin, isterseniz ürün segmentiniz çok geniş olsun; rakiplerinizin dağıtım ağlarına, ürün fiyatlarına, pazar paylarına ve tüketici demografik bilgilerine hakim olmanız markanızı konumlandırmanız gereken alanı daha rahat bulmanızı sağlayacaktır. Hatta sizinle aynı hizmeti sunan fiziki mağazaları da dikkate almanız gereklidir. Küçük bir örnekle açıklayalım; e-ticaret sektöründe özel alışveriş sitesi olarak yer almak istiyorsanız, Trendyol, Hepsiburada, Gittigidiyor ve N11 gibi sitelerin yaptıkları ve yapmadıkları sizi yakından ilgilendirmelidir. Sonuçta tercih ettiğiniz iş ağındaki büyüklerle aynı ürünü satıp, aynı stratejide ilerlerseniz, farklılaşamazsınız.
Tüketiciler Benden Ne Bekliyor?
”Müşteri istediği renkte arabayı satın alabilir, renk siyah olduğu sürece” Bu, Henry Ford’un tüketicilerin farklı renkte araba istemeleri üzerine kurduğu efsane cümle. Tabi Ford, bu cümleyi ağzından çıkardığı yıllarda ondan başka araba satan kişi ya da şirket yoktu ve o ürettiği arabalar için siyahtan başka renk tercih etmiyordu. Tüketicilerin ne istediğini tamamen üreticilerin ve şirketlerin belirlediği bir dönem muhtemelen bir daha gelmeyecek. O yüzden e-ticaret sitenizi kurmadan potansiyel tüketicilerinizin sizden neler bekleyeceğini bilmek hayati önem taşır.
Sorunun cevabına gelirsek, ilk izlenim önemlidir; sitenizin tasarımı görsel anlamda çok iyi olmakla beraber sade, basit ve anlaşılır olmalı. Online mağazanızı ziyaret etmek isteyen biri site açılırken çok fazla beklememeli; ekmek almaya girdiğimiz bir bakkalın kapısını açmak için 20 saniye uğraştığınızı düşünsenize, aç gezmeyi tercih edebilirsiniz. Sitenizden ürün satın almaya karar veren müşterinize dilediği gibi ödeme yapma imkanı verin. Kredi kartının yanı sıra PayPal ve BKM Express gibi ödeme seçenekleriyle birlikte kapıda ödeme fırsatı tanıyın. Satış bitti, işlem tamam diye düşünmek hiçbir zaman marka sadakati getirmeyecektir. Bu yüzden satış sonrasında müşterilerinizin sorunlarını çözmek için gerekirse 7/24 hazır olun.
Sitemin Tanıtımını Nasıl Yaparım?
Aslında çok kolay bir soru, verin en çok izlenen 4-5 kanalın prime time reklam kuşağına tanıtımınızı; satış ve üye sayınızda patlama yaşayın! İşin kinayesi bir yana, televizyona çıkacak kadar pazarlama ve reklam bütçesi ayırabilmenizin oranı yeni bir girişim olduğunuzu da düşünürsek, milyonda bir. Bu sebeple belirleyeceğiniz pazarlama stratejileri, alternatif kanallar üzerinden olacaktır. E-posta pazarlamasını tercih edip, tüketicilerinize basın bülteni, kampanya bilgileri hatta eğlenceli içerikler gönderebilirsiniz. Affiliate pazarlama da kullanmanız gereken bir başka seçenektir. Büyük trafik hacmine sahip siteler üzerinden satış, kayıt ya da aksiyon amaçlı vereceğiniz reklam, bütçeleme açısından yeni girişimler için idealdir. Doğru bir şekilde yapılan Google Ads kampanyaları da göz ardı edilmemeli.
Bütün bunlarla beraber, literatürde kendinden yeni yeni söz ettirmeye başlayan sosyal alışveriş terimi e-ticaret sitelerine büyük bir ipucu niteliğinde. Sosyal medya kanalları üzerinden alışverişi tanımlayan bu terim, sosyal medya pazarlamasının elzem bir seçenek olduğunun da göstergesi. Sosyal medya ile ilişkisi günden güne artan kullanıcıların, e-ticaret sitenize sosyal ağlar aracılığıyla üye olabilmesi (sign in) doğru bir farklılaşmadır. Ayrıca değişen tüketici trendleri mobil ticaret ve sosyal medya ilişkisini güçlendirmekle beraber sitelerin mobil cihazlara entegrasyon önemini de arttırmaktadır.
Kaspersky Lab’ın dünyanın her yerinden BT çalışanlarıyla gerçekleştirdiği bir ankete göre e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik (%48) ve finansal hizmet sektöründe (41%) faaliyet gösteren şirketlerin neredeyse yarısı geçtiğimiz yıl içinde hedefli saldırılar, uygulama güvenlik açıkları ve diğer biçimlerde siber suçlar nedeniyle farklı türlerde finansal bilgi kaybına uğradılar.
Bu iki iş sektörü bu benzerliği paylaşıyor olsa da güvenlik teknolojilerine karşı tavırları birbirinden farklı: E-ticaret/çevrimiçi perakendecilik segmentinin sadece %53’ü “dolandırıcılık önleme yazılımlarının güncel olmasını sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını” belirtiyor ve bu oran genel dünya ortalamasının %10 altında. Çevrimiçi tüccarların bütün bir iş modeli ödeme işlemlerini temel alıyor olsa da dolandırıcılık önleme yazılımlarına yatırım yapmaya karşı bu umursamazlık bir güvenlik vakasında iş kayıplarına yol açacak gibi görünüyor.
Finansal hizmetler segmenti, finansal verilerin korunmasına yönelik daha olumlu ve proaktif bir yaklaşıma sahip: Bu kurumların %64’ü “dolandırıcılık önleme yazılımlarının güncel olmasını sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını” söylüyor. Buna ek olarak, e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik segmentinin %46’sına karşılık finansal hizmet sağlayıcılarının %52’si finansal işlemlerin güvenliğini sağlamak için yeni teknolojilerden faydalanmak istediklerini belirtiyor.
Müşterinin sistemi yerine kendi sisteminin güvenliği düşünülüyor
Kaspersky Lab’ın anketinde, ciddi bir veri kaybı vakası yaşayan şirketlere ayrıca, bu vakanın sonrasında müşterilerini korumak için attıkları adımlar da sorulmuş. Farklı yaklaşımlarına karşılık hem e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik hem de finansal hizmetler sektörleri ek güvenlik önlemleri almak için benzer adımlar atmış. Finansal hizmet kuruluşlarının /88’i ve e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik kuruluşlarının %78’i tarafından alınan en yaygın önlem “müşteri işlemleri için güvenli bağlantılar sağlamak”. Finansal hizmet sağlayıcıları e-ticaret / online perakendecilere göre mobil cihazlar için uzman çözümler sunmaya daha fazla odaklanmış durumda (%75’e karşılık %56).
Genel olarak hem finansal hizmet sağlayıcıları hem de e-ticaret / online perakendeciler için bir veri ihlalinin ardında en nadir olarak alınan önlem ise müşterilerine, birinci sınıf internet güvenliği yazılımlarının ücretsiz veya indirimli sürümlerinden sağlamak. Her iki sektörün de müşterilerinin sistemlerini korumaya almaya yatırım yapmak yerine kendi sistemlerinin güvenliğine yatırım yapmaya daha hevesli olduğu görülüyor.
Son olarak, bir veri ihlalinin ardından uç noktalar için uzman dolandırıcılık koruması benimseme oranlarının finansal hizmetlerde %71 ve e-ticaret / online perakendeciler için %62 kadar yüksek olmasına karşılık, madalyonun diğer yüzündeki rakamlar da oldukça dikkate değer. Bu rakamlar her iki sektörden şirketlerin yaklaşık üçte birinin, veri ihlali vakasının ardından finansal verileri çalınmış olsa dahi halen bir finansal güvenlik yazılımına yatırım yapmamış olduğunu gösteriyor.
Yüzme hazuzları insanların yüzdüğü, eğlendiği, güzel vakit geçirdiği, dinlendiği, çelik veya beton yapılardır. Havuz suyu; klorlanmış ve arıtılmış şebeke sularından, kuyulardan sağlanır.Bu yüzdendir ki, kullanacağımız havuz suyunu ilk haliyle korumak için kimyasal ürünler kullanılmalıdır. Fakat havuz suyuna sadece kimyasallar vermek yeterli değildir.
Havuz yapımında önemli olan;
*Havuzun boyutu: Havuz alanı büyüdükçe m2 başına düşen maliyet oranı azalır.
*Havuzun derinliği: Hiçbir sınırlama yoktur.
*İşletim sistemi : Taşmalı ve skimmerli havuz yapılabilir.
Taşmalı havuz: Kirlilikler suyun üst kısmına yani yüzeyine ve bunun altındaki katmanlara çıkarlar. Bu yabancı maddeler üstten taşırma sağlanarak,kanallar yardımıyla en kestirme yoldan sisteme geri yollanır.
Taşan su savaklara, yani taşma kanallarına, sonrasında taşma ana arterine ve buradan da denge arterine geçer. Denge arterine geçen su ise fokulasyon, filtrasyon, ph düzenleme ve klorlama yapılarak tekrar havuza gönderilir.
Skimmerli havuz: Yüzey sıyırıcılı anlamına gelen sistemdir. Kullanımı az olan havuzlar için daha avantajlıdır. Bu sisteme göre yüzeydeki kirli suyun, birçok değişik sistemden emilmesi esasına dayanır. ‘Skimmer’ bu işte kullanılan malzemenin ismidir. Filtre tesisinin emişi doğrudan skimmera bağlandığı için bu sistemde denge deposu yoktur. Yüzme havuzlarında yüzeydeki kirliliğin filtre edilmesi, emilmesi için skimmer tekniği gayet uygundur ve düşük maliyetlidir.
*Kaplama: Liner veya cam mozaik olarak kaplanabilir. Prefabrik yüzme havuzu sitemi için ise seramik, cam mozaik gibi malzemeler kaplamada kullanılabilir.
*Yapım süresi: Klasik betonarme perdeyle inşa edilen orta boy havuzun betonarme perde imalatı süresi, 10-15 gün civarındayken, prefabrik havuz sistemi ile yapım 1 gün kadar sürmektedir.
Yüzme Havuzları ile İlgili Püf Noktaları
Eğer evinizde veya bahçenize uygun alanınız ve bu önemli tadilat işini göze alabiliyorsanız, sahip olacağınız bir yüzme havuzu ile birlikte rahatlama ve eğlence dolu saatlerinizi artırmanız mümkün. Ancak bu işe karar verdikten sonra ilk kazmayı vurmadan önce istediğiniz ve ihtiyacınız olan şeyleri kesin şekillerde belirlemeniz gerekmektedir.
İç mekanda yaptıracağınız bir yüzme havuzu evinizin içinde de dış bir bölgesinde de yaptırsanız büyük bir inşaat faaliyeti gerektirir. Eğer aklınızda kapalı bir havuz binası var ise, ne kadar derecede suya ve diğer sistemlere ihtiyaç duyacağından emin olmanız gerekmektedir.
Yüzme havuzları genel olarak iki temel çeşide sahiptir. Bunları seviye açısından yer üstü ve yerle eşit seviyede olarak değerlendirebiliriz. Yapımında bir çok farklı malzeme kullanılan bu havuzlarda bazı malzemeler diğerlerinden daha fazla bakıma ihtiyaç duyarlar. Bazı temel çeşitlere bakacak olursak :
-Fiberglas malzeme önceden kazılmış bir çukur içine tek parça halinde montelenen havuz küvetlerinde kullanılır. Yüzeyinde genellikle yosun tutmayan bu malzeme yine de zaman içinde yenilenmeye ihtiyaç duyar.
-Plasterle kaplanmış beton malzemeler zaman içinde diğerlerinden daha çok aşınma ve yıpranma gösterebilir. genellikle 7 yıldan sonra yeniden kaplama yapılması gereklidir.
-Agrega kaplama ise normal kaplamalı betonların biraz daha kalitelisidir. Gömülü çakıllarla çevrelenmiştir.
-Karo malzeme ile kaplı betonlar diğer kaplama malzemelere göre daha az bakıma ihtiyaç duyar.
Havuz bakımı
Düzenli bir havuz bakımı için haftada 4 ila 8 saat arası ayırmamız gereklidir. Temel bakım malzemeleri olarak vakumlu temizleyici, fırçalar, su test kiti ve yaprak süpürücü gibi malzemeleri gösterebiliriz. Bunların yanında temilik için çeşitli kimyasallara ihtiyaç duyarsınız.
Çamurlu ve renklenmiş havuz suyu bazı organizamaların, kimyasalların veya kirlerin suya karışmış olduğunu gösterir; tıkalı filtreler bakım için ekstra para harcatırlar.
Zaman içinde oluşan yosunlar ise diğer bir problemdir. Bunlardan kurtulmak için 2 yol tercih edilir. Biri yoğun kimyasal maddeler ile mücadele etmek, diğeri de kahverengi, yeşil veya siyah küçük lekeler görülmeye başlandığı anda havuz suyunun değiştirilmesidir.
Eğer açık alanda bir havuza sahipseniz, yapanız gereken bir diğer bakım işi de kış hazırlığıdır. Suyun donma tehlikesine karşı borulara ve giriş yerlerine konulacak antifirizlerle donma ile buralara gelecek zarar engellenir.
Havuz özellikleri
Çoğu geniş havuzlar kendi ısıtma sistemlerine sahiptirler. Havuz sahipleri sıcak aylarda bu sistemleri kapatarak tasarruf ederler.
Filtre sistemleri havuzun içindeki suyu daime temiz tutarlar. Ancak yanlış yapılabilecek ayarlamalar suda zararlı kimyasal hareketlenmelere izin verir. Bunları kontrol edebilmek için suyun kalitesini test eden cihazlar bulunmaktadır.
Çocuklarınızın düşmesini engelleyecek bazı havuz kenarlıkları da önemli havuz aksesuarlarındandır. Bununla beraber açık havuzların kış aylarında üstünün kapanması da faydalı bir sistemdir. Otomatik olarak kapanan kapak sistemleri de hem yaz hem kış için idealdir.
*Havuz sirkülasyon pompası: Havuz bakımının en önemli parçalarından birisidir. Havuz sirkülasyon pompası, havuz filtresinden daha önemli bir bakım elemanıdır. Çünkü havuz suyunun filtresiz devir daimini sağlayan bir eleman olarak görev yapar. Katı ve büyük parçacıklı pisliklerin temizlenmesi için ihtiyaç duyulan bir sistemdir. Görevi ise, katı pisliklerin tutulmasını sağlayan filtre sisteminden ayrı olarak, suyun daimi temiz kalmasını sağlamasıdır. Suyun tam anlamıyla temiz kalması için günde en az dört kez devir daim olması gerekmektedir.
*Havuz Filtresi: Görevini en iyi şekilde yapan filtre; katı atık, bakteri ve yosunların temizliğini, kirlerin arınmasını sağlamaktadır. Kum filtreler en büyük parçaları, kartuş filtreler ise biraz daha küçük parçaların temizlenmesinde görev alır. Filtre pompasını günde 8-12 saat çalıştırarak istediğimiz sonucu elde edebiliriz. Ancak,iyi filtre sağlamak istiyorsak filtrenizi kimyasal temizleme malzemeleriyle sezon boyunca 2 veya 3 kez bakımının yapılması gerekmektedir.
*Havuzun Temizliği
Birçok yüzme havuzunda sirkülasyonunun olduğu veya hiç olmadığı birkaç alan mevcuttur. Bu alanlar,bakteri ve yosunların büyümesine gayet elverişli kısımlardır. Bu kısımlar,suyun yeşil veya daha bulanık görünmesine neden olabilir. Bu sebepledir ki 1hafta boyunca en az bir kez havuzun duvar ve dibinin, vakum veya fırça ile temizliği yapılmalıdır.
*Test Etmek: Havuz suyunuzu test yaptırmak havuzun içindeki bakterilere karşı koruma sağlar. Havuz suyunun berrak görünmesi aldatıcı olmamalıdır. Pek çok ciddi problem havuz suyunun kristal berraklığında olduğu zamanlarda ortaya çıkmıştır.
*Havuz Suyu Kimyası: Havuz suyunda kullanılan kimyasallar ise gerçekten önemli bir basamaktır. Kullanılan dezenfektan seviyesi ve bunların sabit tutulması gerçekten önemlidir. Bunlar için tabletler ve yavaş çözülen klor çubukları kullanılmalıdır. Havuz,devreye girdikten sonra veya ayda bir kez şoklama yapılması da gereklidir. Şoklama ile bulanık su görünümüne neden olan maddeleri, havuz kokusunu veya göz kızarıklıklarına neden olan maddeleri yok eder. Yosun öldürücü kimyasal madde çözeltisini haftada bir kullanmak havuz suyu için önemli olacaktır. Havuz suyu dengesini sağlayan maddeler ise dezenfektanların görevini doğru yapabilmesi için önemlidir. Havuz suyunun ph ı yükseldiğinde bulanıklık artabilir, havuz suyunun ph nın düşmesi ise havuz suyu ortamında çamurlaşmaya neden olabilir.
Havuzun yapımı bilgi, kalite ve deneyim gerektirmektedir. Genel olarak bir kez inşa edilen ve kalıcı olarak kullanılan yapılar olması sebebiyle, firmanın iyi seçilmesi, referanslarının tatmin edici olması ve kullanılan malzemelerin yüksek kalitede olması, gerçekten hassas bir konudur.
Yüzme Havuzu Bakımı Hangi Aralıklarla Yapılır ?
Genellikle yüzme ve serinleme amaçlı olarak kullanılan havuzlar daha küçük boyutlarda park veya bahçelerde dekorasyon amaçlı olarak da kullanılabilirler. İçerisindeki suyun devir daim yapmasını amaçlayan bir sisteme sahip ve denizler gibi kendini temizleme imkanına sahip olmayan bu sistemlerin düzenli olarak bakımının yapılması gerekir. Buna göre havuzlarınızın aylık ve yıllık bakımında kullanabileceğiniz 4 temel kimyasal vardır. Bu kimyasalları doğru bir şekilde kullanmanız gerekir. Her gün ph değeri ve klor değeri ölçülmelidir. Ph değeri yüksek çıkarsa ph düşürücü kullanılmalıdır.
Havuzlarınız genelde klorlu olduğu için toz klor kullanabilirsiniz. Eğer havuzunuzda yosunlaşma var ise mutlaka yosun giderici kimyasalını kullanmanız gerekmektedir. Havuz kenarları temizlenmelidir. Havuz kenarlarındaki ızgaralar kirlenmiş ise bunları temizlemeniz gerekir.
Eğer otomatik dezenfeksiyon sistemi yok ise havuzların günlük bakımında kullandığımız temel araç ph ve klor ölçerdir. Ölçtüğünüzde ph değeri yüksek çıkıyorsa ph düşürücü kullanmanız gerekir. Havuz dibinin hergün süpürülmesi gerekir. Havuz etrafının da temiz olması gerekir. Havuz suyu kirlendiği zaman ise hemen değiştirilmesi gerekir.
Türkiye’deki havuzlar da genelde klorlu havuzlardır. Çok az havuzda ozon takviyeli dezenfeksiyon yapılmaktadır. Havuz bakımında sağlık bakanlığından onaylı dört temel kimyasallar vardır. Bunlardan birinci temel madde PH dengeleyicidir. Bunun için de genelde ph düşürücü kullanılıyor.
Çünkü ph genellikle yükselme eğilimi gösteren bir su parametresidir. İkinci temel madde klordur. Kloru toz olarak kullanabilirsiniz. Suya katıldığı takdirde sağlığa hiç bir zararı yoktur. Üçüncü temel madde yosun gidericidir. Sıvı olarak suya katılıyor. Dördüncü temel maddemiz ise sıvı topaklayıcısıdır. Bu madde ufacık olan, gözle çok zor görülebilen partikülleri bir araya getirip kum filtresine takılmalarını sağlıyor. Böylelikle daha berrak bir su elde ediliyor.
Kaliteli ve keyifli bir ev yaşamı için en önemli gereken detaylardan birisi de ortam sıcaklıklarının dengeli şekilde etki edebilmesidir. İnsanların yaşadıkları iç mekanlarda konforlu bir yaşam sürebilmeleri için yaşadıkları mekanın 20 ile 22 derece sıcaklıkta ve yüzde 50 bağıl nem oranına sahip olması gerekir. Dış cephe mantolama da bu standartları yaşam mekanları içerisinde tutmaya yardımcı olan ve binanın etrafına uygulanan bir işlemdir. Yaklaşık 10 yıldır ülkemizde kullanılmaya başlanan bu sistem 2000 yılı itibariyle yapı denetim firmaları aracılığıyla zorunlu hale getirilse de kullanılan ürünlerin sadece yasaya uygunluk amaçlı uygulanması sonucu resmiyette var olan ancak bir işe yaramayan mantolamalı evler inşa edilmeye başlanmıştır.
Evlerindeki yalıtımla ilgili eksikleri gidermede yardımcı olmak için birçok şirket müşterilerine indirim fırsatları sunmaktadır. İşinde ehil, güvenebileceğiniz şirketler ile indirim koşullarını da konuşarak izolasyon işleminden önce bir ödeme planı çıkartılması daha sonra oluşabilecek sorunları önlemek için gereklidir.
Isı izolasyonu her ev için gerekli olan bir parçadır. Profesyonelce yapılan bir izolasyon yaz kış evinizin ısısını ve enerjisini sabit tutacaktır. Bu da tasarruf etmenizi sağlayarak size uzun vadede büyük oranda avantaj sağlayacaktır. Isı yalıtımı yapmaya karar verdiğiniz anda bunun maliyeti kafanızı kurcalayabilir. Maliyeti belirleyen birkaç farklı faktör vardır.
Herhangi bir yalıtıma başlamadan önce evinizin ne derece enerji kaybettiğini tespit etmeniz gerekir. Bu izolasyon, işinde ehil firmalarca yapılan bir işlemdir. Bunu etkileyen faktörler ise evinizin yaşı, duvarlarınızın sağlamlığı ya da evinizin bulunduğu bölge gibi şeylerdir. Eğer evinizin enerji kaybı değeri tespit edilmeden ısı yalıtımı işlemi yapılırsa izolasyon işleminden tam olarak verim alamayabilirsiniz. Aynı zamanda evinizdeki duvarların her biri aynı durumda olmayabilir. Yalıtım firmaları size herhangi bir duvarınız için ısı yalıtımına başlamadan önce başka bir işlem gerektiğini söyleyebilir. Elbette böyle bir durumda izolasyon işleminin maliyetinde değişiklik olacaktır.
Mantolama Fiyatı Ne Kadardır ?
Farklı mantolama malzemeleri farklı fiyatlara sahiptir. Mantolama malzemelerinin fiyatı bir nevi kalitesini de belli edecektir. Ancak yüksek fiyatlar sizi korkutmamalıdır. Çünkü her zaman bu işte ehil olan kişiler tarafından uzun vadede tasarruf sağlaması için, kaliteli bir dış cephe ya da iç yalıtım yaptırılması önerilir. Bunun için sizlerin yapması gereken yalıtım işlemi konusunda güvenebileceğiniz, profesyonel bir firma ile çalışmaktır. Yaptıracağınız yalıtım, kışın ısınmak yazın ise serinlemek için kullandığınız elektronik ya da doğalgaz faturalarınıza yansıyacaktır.
Eğer eviniz birden fazla kata sahipse ve siz bütün eve yalıtım yaptırmanın sizin için pahalı olacağını düşünüyorsanız en çok kullandığınız kata ya da katlara yalıtım yaptırmak isteyebilirsiniz. Ancak bölgelere göre farklı gereksinimler ortaya çıkabilir. Örneğin; eğer çatı katına yalıtım yaptırmaya ihtiyacınız varsa çatı katınızın havalandırmasını da düşünmek zorundasınız. Elbette bu maliyeti arttıracaktır fakat ısı yalıtımı ve havalandırmanızı yaptırdıktan sonra çatı katları için kullanılan ve genel bir tabir olan çatınızın basık havasından kurtulacaksınız ve belki de yalıtımdan sonra evinizde en çok kullanacağınız yer çatı katınız olacaktır.
BTCHaber ve Black Studio iş birliği ile #Metaverse dünyasını deneyimlediğimiz Metaverse Kulübü’nün ilk bölümü günün en popüler konusu ile yayında!
Bu akşam 20:45’de oynanacak Galatasaray – Barcelona maçının yorumlayan Melis Hazal Karagöz ve Uğur Karakullukçu bu sefer bizlere metaverse evreninden sesleniyor.
Kriptomeda, kripto paralar, blokzincir, merkeziyetsiz uygulamalar gibi paranın geleceğini kapsayan içerikler sağlayan Coinkolik.com, kripto para ve blokzincir ile ilgili en son haberleri okurlarıyla buluşturan BTCHaber.com ve YouTube kanalı BTCHaber TV‘de sektör ekseninde farklı ilgi alanlarına hitap eden programlar ile kripto para dünyasının kütüphanesi olarak konumlandırılan CoinBilgi.net sitelerinin yayınını yapan bir medya kuruluşudur.
Bu kılavuzda yer alan kurallar, kılavuzun yayım tarihinden sonra yürürlüğe girebilecek yasama, yürütme ve yargı organları kararları ile değiştirilebilir. Bu durumda izlenecek yol Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenir ve kamuoyuna duyurulur.
Bu kılavuz, “Millî Eğitim Bakanlığı Önceki Öğrenmelerin Tanınması, Denklik ve Ölçme Değerlendirme İşlemleri ile İlgili Usul ve Esaslara İlişkin Yönerge” hükümleri doğrultusunda hazırlanmıştır.
MEM Müdürlükleri, e-sınava başvuran adaylar ve sınav görevlileri bu kılavuzda yer alan hükümleri kabul etmiş sayılırlar.
Bu kılavuz, yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.
TANIMLAR VE KISALTMALAR
Aday
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavlarına başvuran kişi,
e-Mesem
Mesleki eğitim merkezi programı uygulayan kurumların eğitim, öğretim ve yönetimle ilgili iş ve işlemlerin elektronik ortamda yürütüldüğü ve bilgilerin muhafaza edildiği sistem
e-Sınav
Basılı evrak kullanılmaksızın, sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin her türlü işlemin elektronik ortamda yapıldığı sınavlar
e-Sınav İzleme
Merkezi
e-Sınav merkezlerinde güvenliği sağlamak amacıyla sınav salonlarına ait ses ve görüntülerin izlendiği, Genel Müdürlük bünyesindeki merkez
e-Sınav Merkezi
e-Sınav salonlarının bulunduğu merkez
e-Sınav Randevu
Sistemi
e-Mesem üzerinden e-sınav merkezi seçildiğinde en yakın tarihe sınav randevusu verilen sistem
e-Sınav Salonu
Özel olarak hazırlanmış bilgisayar sistemleri ile görüntü ve kayıt sistemlerinin bulunduğu, e-sınav uygulamasının yapılacağı salon
e-Sınav Yazılımı
e-Sınav uygulamasının yapıldığı web tabanlı, güvenlikli ağ üzerinde çalışan elektronik modül
Genel Müdürlük
MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü
MEM
Sınavlarla ilgili aday işlemlerinin e-Mesem üzerinden yürütülmesinden sorumlu Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı mesleki eğitim merkezleri ile mesleki eğitim merkezi programı uygulayan okul/kurum
MEB
Millî Eğitim Bakanlığı
MTEGM
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü
1. GENEL AÇIKLAMALAR
Kalfalık ve Ustalık Teorik e-Sınavı, “Millî Eğitim Bakanlığı Önceki Öğrenmelerin Tanınması, Denklik ve Ölçme Değerlendirme İşlemleri ile İlgili Usul ve Esaslara İlişkin Yönerge” hükümlerine göre, 3308 sayılı “Mesleki Eğitim Kanunu”nda belirtilen alan ve dallarda belge başvurusu yapan adaylara yönelik yapılan teorik sınavları kapsar.
Usta Öğreticilik Sınavları, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 10.06.2020 tarihli ve 11 sayılı kararı ile kabul edilen İş Pedagojisi Kurs Programına göre açılan İş Pedagojisi Kursu sınavlarını kapsar.
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavları; e-Sınav başvuruları, adaylar tarafından MEM müdürlükleri üzerinden yapılabilecektir.
Başvuruların MEM müdürlüklerince kabul edilmesi neticesinde adaylar, kendilerine ait T.C. kimlik numarası ile e-sınav ücretini yatıracaklardır.
Başvurusu onaylanan ve e-sınav ücretini yatıran adaylar için en yakın sınav tarihi ve saati, esınav randevu sisteminde tanımlanacaktır.
Adaylar, e-sınav ücretini yatırdıktan sonra MEM müdürlüklerinden e-sınav giriş belgelerini alabileceklerdir.
e-Sınav giriş belgesinde adayın e-sınav randevusu ile kimlik bilgileri, sınava gireceği e-sınav merkezi (il/ilçe), bina, salon ve adres bilgileri yer alacaktır.
e-Sınavda, basılı evrak kullanılmaksızın sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin tüm işlemler elektronik ortamda gerçekleştirilecektir.
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavları, e-sınav salonu bulunan merkezlerde, e-sınav randevu sisteminde belirlenecek tarih ve saatlerde yapılacaktır. Adaylar, kayıtlı oldukları ve başvurularının onaylandığı MEM müdürlüklerinin bulunduğu ilde e-sınava katılacaklardır.
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavları Genel Müdürlük tarafından e-sınav salonu açılan merkezlerde, “e-Mesem” üzerinden onaylanan başvurular dikkate alınarak belirlenecek tarih ve saatlerde yapılacaktır.
Adayların Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavlarına katılabilmeleri için aday bilgilerinin doğru ve eksiksiz olarak MEM müdürlükleri tarafından e-Mesem sisteminde tanımlanmış ve onaylanmış olması gerekmektedir.
MEM müdürlüklerince sisteme yüklenen adaylara ait fotoğrafın son 6 (altı) ay içinde çekilmiş, renkli ve biyometrik olması zorunludur.
Mazereti nedeniyle e-sınava giremeyen adaylar sınav hakkını kullanmış sayılır.
Kalfalık ve ustalık e-sınavları, alan/dalların alan ortak dersleri ile dal derslerindeki öğrenme kazanımlarından, usta öğreticilik e-sınavı ise İş Pedagojisi Kurs Programında yer alan öğrenme kazanımlarından çoktan seçmeli olarak hazırlanacak toplam 50 soru üzerinden tek oturumda yapılır.
Bu kılavuzda yer alan kurallar, kılavuzun yayım tarihinden sonra yürürlüğe girebilecek yasama, yürütme ve yargı organları kararları ile değiştirilebilir. Bu durumda izlenecek yol Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenir ve kamuoyuna duyurulur.
Bu Kılavuz 12 Aralık 2007 tarih ve 26728 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun hükümleri, 29/5/2013 tarihli ve 28661 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği, 2016 Eylül tarih ve 2708 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Merkezî Sistem Sınav Yönergesi hükümleri
doğrultusunda hazırlanmıştır.
MTSK e-sınava başvuran kursiyerler, ilgili kurum ve kuruluşlar ve sınav görevlileri bu
Kılavuzda yer alan hükümleri kabul etmiş sayılırlar.
Bu Kılavuz yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.
TANIMLAR VE KISALTMALAR
Kursiyer
e-Sınava başvuran kişi,
Aday
Sınav randevusu alan ve sınava katılan kişi,
e-Sınav
Basılı evrak kullanılmaksızın, sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin her türlü işlemin elektronik ortamda yapıldığı sınavlar,
e-Sınav İzleme Merkezi
e-Sınav merkezlerinde güvenliği sağlamak amacıyla sınav salonlarına ait ses ve görüntülerin izlendiği, Genel Müdürlük bünyesindeki merkez,
e-Sınav Merkezi
e-Sınav salonlarının bulunduğu merkez,
e-Sınav Randevu Sistemi
Tarih tercihi yapılmaksızın uygun olan en yakın tarihe sınav randevusu verilen sistem,
e-Sınav Salonu
Özel olarak hazırlanmış bilgisayar sistemleri ile görüntü ve kayıt sistemlerinin bulunduğu, e-sınav uygulamasının yapılacağı salon,
e-Sınav Yazılımı
e-Sınav uygulamasının yapıldığı web tabanlı, güvenlikli ağ üzerinde çalışan elektronik modül,
Genel Müdürlük
Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
Özel MTSK
Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu,
MTSKS
Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri e-Sınavı,
Özel MTSK Modülü
Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Modülü,
GENEL AÇIKLAMALAR
Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı kara yollarında seyreden araçları kullanacak sürücü kursiyerlerine yönelik, teorik ve uygulama sınavlarını kapsamaktadır. e-Sınav; basılı evrak kullanılmaksızın sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin her türlü işlemin elektronik ortamda yapıldığı sınavlardır. Genel Müdürlük tarafından e-sınav salonu açılan merkezlerde, belirlenen tarih ve saatlerde “Özel MTSK Modülü” üzerinden yapılan başvurular dikkate alınarak yapılmaktadır.
Kursiyerler, kayıtlı oldukları Özel MTSK Müdürlüğünün bulunduğu ildeki e-Sınav merkezlerinde sınava girecektir.
Özel MTSK müdürlüğüne kayıt yaptırarak sorumlu olduğu derslerin eğitimlerini tamamlayan tüm kursiyerler e-sınav başvurusu yapar. e-Sınava katılmak için kursiyer bilgilerinin doğru ve eksiksiz olarak e-Sınav randevu sistemi ile belirlenen başvuru tarihleri arasında, Özel MTSK Modülüne girilmiş olması gerekmektedir.
e-Sınav başvurusunda bulunup randevusu onaylanan kursiyer, mazeretini belgelendirmek kaydıyla randevu sistemi tarafından belirlenen e-Sınav tarihinden en az 4 (dört) gün önce randevusunu değiştirebilir. Gerekli görüldüğü takdirde sınav randevusu değiştirme şartları Genel Müdürlük tarafından yeniden belirlenebilir. e-Sınav randevusu olan ve sınava girmeyen kursiyer 1 (bir) sınav hakkını kullanmış sayılır.
Mazereti nedeniyle e-sınava giremeyen kursiyer hakkında, 29/5/2013 tarihli ve 28661 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği hükümlerine göre işlem yapılır. Mazeret belgelerinin doğruluğundan kursiyer, sisteme bilgilerin doğru işlenmesinden Özel MTSK müdürlüğü ve kursun bağlı bulunduğu il/ilçe milli eğitim müdürlüğü sorumludur. Sınav hakkı biten kursiyerin dosyası kapandığı için Özel MTSK müdürlüğüne yeni kayıt yapılması gerekmektedir.
Kursiyer, katıldığı e-sınav uygulamasında başarısız olması durumunda en erken 15 (on beş) gün sonra, en geç 45 (kırk beş) gün içinde randevu alarak sınava girmek zorundadır. Randevu başvurusu kursiyerin başarısız olduğu tarihten 1 (bir) gün sonra başlatılacaktır. Randevu tarihi 15 (on beş) gün sonrasına verilebilecektir.
Sisteme girilen kursiyere ait fotoğraf, İçişleri Bakanlığı (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü) ile paylaşıldığından, fotoğraf girişinin dikkatlice yapılması, sisteme girilecek olan fotoğrafın son 6 (altı) ay içinde çekilmiş, renkli ve biyometrik olması gerekmektedir. Fotoğrafların uygun şekilde sisteme yüklenmesinden ve hatalı yükleme sonucu oluşabilecek durumlardan, kursiyer ve kurs müdürlükleri ile il/ilçe milli eğitim müdürlükleri eşit oranda sorumlu olacaklardır.
e-Sınava girecek kursiyerler sertifika türlerine göre; “M”, “A1”, “A2”, “A” ,“B1”, “B” ve “F” sertifika sınıfı türlerine ait;
İlk Yardım
Trafik ve Çevre
Araç Tekniği Ø Trafik Adabı derslerinden sorumlu olacaktır.
Özel MTSK’ya kayıtlı olan kursiyerlere Motorlu Taşıt Sürücü Belgesi Tablo-1’de gösterilen belge sınıfı ve araç cinsine göre düzenlenmektedir.
e-Sınav Uygulamasıyla İlgili İşlemler İçin,
Millî Eğitim Bakanlığı
Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü
21/01/2012 tarihli ve 28180 sayılı resmi gazetede yayımlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri gereğince merkez ve taşra teşkilatımızda boş bulunan mühendis, mimar, şehir plancısı, avukat, kimyager, biyolog, tekniker ve teknisyen unvanlı kadrolarına unvan değişikliği suretiyle atanabilme şartları aşağıda belirtilmiştir.
Mühendis
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Mimar
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Şehir Plancısı
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Avukat
1) Hukuk fakültesinden mezun olmak. 2) Avukatlık ruhsatına sahip olmak.
Kimyager
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Biyolog
Kadro unvanının gerektirdiği mesleki eğitimi almış olmak.
Tekniker
En az iki yıl süreli mesleki veya teknik yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Teknisyen
Endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi ve/veya dengi diğer teknik liselerin ilgili bölümlerinden mezun olmak.
mlerinden mezun olmak.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında çalışıyor olmak.
Asli memurluğa atanmış olmak.
SINAV BAŞVURUSU VE SINAV ÜCRETİ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Unvan Değişikliği Sınavı ön başvuruları
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından https://kariyerkapisi.cbiko.gov.tr adresi üzerinden toplanmıştır.
Sınava girecek adaylar sınav ücreti olarak 675 TL’yi (altıyüzyetmişbeş Türk Lirası KDV dâhil), 23-30 Mart 2022 (saat 23.59’a kadar) tarihleri arasında; MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi hesabına; https://odeme.meb.gov.tr adresinden tüm bankaların kredi kartıyla veya T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası ve Türkiye Halk Bankasının ATM, mobil bankacılık ya da internet bankacılığı üzerinden yatırılabilecektir. Tahsilat esnasında adaylardan talep edilen T.C. Kimlik No ve telefon numarasının adaya ait olması ve güncel telefon numarası bildirmesi zorunludur.
Aday, sınav ücreti yatırma işlemi için bankaya herhangi bir havale ücreti ve benzeri gider ödemeyecektir.
Adaylar, sınav ücretini yatırdıktan sonra, 23-30 Mart 2022 tarihleri arasında www.meb.gov.tr internet adresinden başvuru yapacaklardır. Başvuru yapmayan adaylar ücretlerini yatırmış olsalar dahi sınava alınmayacaklardır.
Başvuru koşullarını taşımadığı halde sınav ücretini yatıran adaylar veya başvuruları geçerli olduğu halde sınava girmeyen, başvurusu geçersiz sayılan, sınava alınmayan, sınavdan çıkarılan, başarılı olamayan, sınavı geçersiz sayılan ve birden fazla sınav ücreti yatıran adayların yatırdıkları ücret iade edilmeyecektir.
Sınav ücretini yatıran ve başvuru kaydını tamamlayan adayın başvurusu gerçekleşmiş olacaktır.
SINAV TARİHİ, SAATİ VE YERİ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Unvan Değişikliği Sınavı 24 Nisan 2022 Pazar günü saat 10.00’da 81 il e-Sınav Merkezinde yapılacaktır.
SINAV GİRİŞ BELGESİ
Adaylara ait sınav giriş belgeleri 18 Nisan 2022 tarihinde www.meb.gov.trinternet adresinden yayımlanacaktır
SINAV KONULARI VE SORU DAĞILIMLARI
Sınavda sorulacak sorulara ait konu başlıkları:
1-Mühendis, Mimar, Şehir Plancısı, Avukat, Biyolog, Kimyager
S.NO
1
KONU ADI
T.C. Anayasası (Birinci kısım ile İkinci Kısmın Birinci ve İkinci Bölümleri)
SORU
SAYISI
3
2
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
3
3
İnsan Hakları ve Demokrasi
3
4
Etik Davranış İlkeleri
3
5
Genel Yetenek (Sayısal)
3
6
5543 Sayılı İskân Kanunu
2
7
2985 sayılı Toplu Konut Kanunu
2
8
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
2
9
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
2
10
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu
2
11
1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 97 ila 126 ıncı maddeleri
20
12
657 Sayılı Devlet memurları Kanunu (Ödevler ve Sorumluluklar, Genel Haklar, Yasaklar, Disiplin)
5
TOPLAM
50
2-Tekniker
S.NO
KONU ADI
SORU
SAYISI
1
5543 Sayılı İskân Kanunu
3
2
2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu
3
3
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
3
4
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
3
5
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu
3
6
1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 97 ila 126 ıncı maddeleri
20
7
657 Sayılı Devlet memurları Kanunu (Ödevler ve Sorumluluklar, Genel Haklar, Yasaklar, Disiplin)
15
TOPLAM
50
3-Teknisyen
S.NO
KONU ADI
SORU
SAYISI
1
5543 Sayılı İskân Kanunu
3
2
2985 sayılı Toplu Konut Kanunu
3
3
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
3
4
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
3
5
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu
3
6
1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 97 ila 126 ıncı maddeleri
20
7
657 Sayılı Devlet memurları Kanunu (Ödevler ve Sorumluluklar, Genel Haklar, Yasaklar, Disiplin)
15
TOPLAM
50
SINAVIN UYGULANMASI
Grup No
Grup Adı ve Soru Sayısı
Sınav
Merkezi
Sınav
Saati ve
Süresi
Cevap
Seçenek Sayısı
1
Mühendis, Mimar, Şehir Plancısı, Avukat, Biyolog, Kimyager / 50 Soru
81 İl
e-Sınav
Merkezi
SAAT:
10.00
60 dk.
4 (dört)
2
Tekniker / 50 Soru
3
Teknisyen/ 50 Soru
Adaylar sınava, sınav giriş belgesi ve üzerinde T.C. kimlik numarası yer alan geçerli kimlik belgelerinden birisi (Nüfus cüzdanı/T.C. kimlik kartı, sürücü belgesi, geçerlik süresi devam eden pasaport) ile gireceklerdir. Sınav giriş belgesi ve geçerli kimlik belgesi yanında olmayan adaylar sınava alınmayacaktır.
Nüfus cüzdanlarını değiştirmek için Nüfus Müdürlüklerine başvuru yaparak, nüfus cüzdanları Nüfus Müdürlüklerince alınan adaylar, Nüfus Müdürlüklerince kendilerine verilen fotoğraflı, barkodlu-karekodlu T.C.geçici kimlik belgesi ile sınava alınabilecektir.
Kullanımı doktor raporu ile belirlenen hasta veya engellilere ait cihazlar (işitme cihazı,insülin pompası, kan şekeri ölçüm cihazı ve benzeri) hariç sınava gelirken yanlarında; çanta, cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan cihazlar ve kulaklık, kolye, küpe, bilezik, yüzük (alyans hariç), broş ve benzeri eşyalar ile her türlü elektronik ve/veya mekanik cihazlarla, depolama kayıt ve veri aktarma cihazları, databank sözlük, hesap makinesi, kâğıt, kitap, defter, not defteri vb. dokümanlar, pergel, açıölçer, cetvel vb. araçlar, ruhsatlı veya resmi amaçlı olsa bile silah ve silah yerine geçebilecek nesneleri bulunan adaylar sınav binasına alınmayacaktır.
Koronavirüs tanılı veya temaslısı olan aday/adaylar olması durumunda, Sağlık Bakanlığı Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde yer alan ‘Covıd-19 Kapsamında Kurum ve Kuruluşlar Tarafından Ölçme/Değerlendirme Amaçlı Yapılan Yazılı Sınavlarda (Ulusal Sınavlar Hariç) Alınması Gereken Önlemler’ doğrultusunda işlem yapılacaktır.
Sınav sonuç bilgileri 16 Mayıs 2022 tarihinde meb.gov.tr ve/veya http://odsgm.meb.gov.tr internet adreslerinden yayımlanacaktır.
ENGELLİ ADAYLAR SINAV UYGULAMASI
Engelli adaylar, engelleri ile ilgili sürekli kullandıkları araç–gereç ve cihazları kendilerinin getirmesi kaydıyla sınavda kullanabilecektir.
Ayrıca Tip 1 diyabet (şeker hastası), astım, tansiyon ve epilepsi hastalıklarından dolayı sürekli ilaç kullanan adaylar diğer adaylarla birlikte salonlara yerleştirilecektir. Adayın başvurusu ve sağlık raporu doğrultusunda sınav komisyonlarınca gerekli tedbirler alınacaktır.
Tip 1 diyabet (şeker hastası) hastalığı olan adayların yanlarında kutu meyve suyu veya paket içindeki karbonhidrat içeren gıdaları bulundurmalarına ve ani hipoglisemi (şeker düşmesi) durumunda bunları tüketmelerine ve kan şekeri ölçüm cihazı ile kan şekerini ölçmelerine izin verilecektir. Ayrıca bu adayların hiperglisemi (şeker yükselmesi) durumunda oluşabilecek yoğun tuvalet ihtiyacının salon gözetmeninin eşliğinde giderilebilmesi için izin verilecektir.
SINAVIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Sınav değerlendirme grup numarası aşağıdaki tabloda belirtildiği gibidir:
Grup No
Grup Adı
1
Mühendis, Mimar, Şehir Plancısı, Avukat, Biyolog, Kimyager
2
Tekniker
3
Teknisyen
Değerlendirme 100 puan üzerinden yapılacaktır, yanlış cevaplar doğru cevap sayısını etkilemeyecektir. Sınavda 60 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacaktır.
Sınavda her soru eşit puan ağırlığına sahip olacaktır.
Cevap anahtarında hata olması ve bu hususun Merkez Sınav Kurulu kararı ile belirlenmesi sonucunda, soru/sorular iptal edilmeyecek, hatalı olan soru/soruların doğru seçenekleri dikkate alınmak suretiyle değerlendirmeye bu soru/sorular dâhil edilecektir.
Değerlendirme sırasında Merkez Sınav Kurulu kararı veya yargı mercileri tarafından iptaline karar verilen soru/sorular değerlendirme dışı bırakılarak geçerli soru/soruların puan değerinin yeniden hesaplanması suretiyle puanlama yapılır.
SINAV İTİRAZLARI
Adaylar, sınav sorularına ve uygulamasına ilişkin itirazlarını, sınavın tamamlanmasından itibaren, sınav sonuçlarına ilişkin itirazlarını ise sonuçların ilan edilmesinden itibaren 5 (beş) takvim günü içinde; T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası ve Halk Bankası şubelerinden herhangi birine kendisine ait T.C. kimlik numarası ile KDV dâhil 30 (otuz) TL itiraz ücreti yatırarak e-İtiraz Modülü (https://eitiraz.meb.gov.tr) üzerinden yapacaklardır. Adaylar belirlenen itiraz süresi dışında itiraz başvurusu yapamayacaklardır. Dilekçe ve faksla yapılan itirazlar dikkate alınmayacaktır.
İtirazlara yönelik tüm sonuçlar adaylara ÖDSGM tarafından bildirilecektir.
Başvurusu ya da sınavı geçersiz sayılan, sınava girmeyen, sınava alınmayan ya da sınavdan çıkarılan adayların bu konuyla ilgili itiraz başvuruları dikkate alınmaz.
İLETİŞİM VE DUYURU
Sınavla ilgili bilgilendirmeler ve iletişim için adaylar;
Millî Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezi “444 0 632”
0 (312) 413 32 64- 66
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü için 0 (312)
Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda eğitimde fırsat adaletini sağlamak, okullar arasındaki başarı farklılıklarını azaltmak, öğrencilerin çok yönlü gelişimlerini fiziksel, sosyal-duygusal ve akademik programlar ile desteklemek amacıyla hazırladığı yaz tatili dönemi boyunca tüm ülkede uygulanacak programın adıdır. https://ozgurlukicin.com/teknoloji-haberleri/mebbise-nasil-giris-yapilir-mebbis-modulleri-nelerdir/
‘’Telafide Ben de Varım’’ programı hangi tarihler arasında gerçekleştirilecektir?
“Telafide Ben de Varım” Programı yaz uygulaması 5 Temmuz-31 Ağustos 2021 tarihleri arasında ülke genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm eğitim kurumlarında gerçekleştirilecektir.
5 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasında gönüllülük esasına göre ülke genelinde tüm öğrenci, öğretmen ve veliler kendilerine özel hazırlanacak programdan istemeleri halinde yararlanabilecektir.
’Telafide Ben de Varım’’ Programı Kurgusu Nasıldır?
Telafide Ben de Varım” Programı öğrenci, öğretmen ve veli olmak üzere üç alt programdan oluşmaktadır.
Öğrenci, öğretmen ve veli programlarının her biri çeşitli temalar üzerinden faaliyet ve etkinlikleri hazırlanmıştır.
‘’Telafide Ben de Varım’’ öğrenci programı içeriğinde neler vardır?
Öğrencilere ilgi alanları doğrultusunda beceriler kazandırmak, yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek; evrensel, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, doğa ve çevre bilinci vb. konularda farkındalık oluşturmak amacıyla fiziksel, sosyal duygusal ve akademik gelişim alanlarında eğitim faaliyetleri yapılır.
‘’Telafide Ben de Varım’’ veli programı içeriğinde neler vardır?
Velilere ilgi alanlarına yönelik beceriler kazandırmak, çocukları ile etkili ve verimli zaman geçirmelerini sağlamak, okul aile etkileşimini ve iletişimini artırmak, çocukların bilişsel, sosyal duygusal gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla hayat boyu öğrenme ilkesi doğrultusunda bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif eğitim faaliyetleri yapılır.
’Telafide Ben de Varım’’ öğretmen programı içeriğinde neler vardır?
Öğretmen ve okul yöneticilerinin sürekli mesleki ve bireysel gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif eğitim faaliyetleri yapılır.
Bakanlık tarafından hazırlanan öğretmen programları hem yüz yüze hem de online olabilecek ve MEBBİSTEN başvuruları alınacaktır.
Aynı zamanda okullar, ilçe ve il müdürlükleri de hazırlayacaklar.
‘’Telafide Ben de Varım’’ programı içeriklerine nereden nasıl ulaşacağım?
Öğrenci, öğretmen ve veli programlarının her biri için örnek faaliyet ve etkinlikleri içeren içerikler hazırlanmış ve web sayfasına yüklenmiştir.
Okullar planlarını buradaki içeriklerden yararlanarak oluşturur.
Diğer hususlar
“Telafide Ben de Varım” Programı kapsamında düzenlenen eğitim faaliyetlerinde öğrenci, öğretmen ve velilerden bu kapsamda hiçbir ad altında ücret talep edilemez.
Bu Program kapsamında yürütülen kişisel veri işleme faaliyetlerinde, 24/03/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ilgili mevzuatta yer alan usul ve esaslara uyulması zorunludur.
Program hazırlıkları hangi tarihler arasında gerçekleştirilecektir?
15 Haziran – 21 Haziran 2021: Bu tarihler aralığında tüm okullar temel hazırlıklarını yaparak plan girişlerini sisteme gireceklerdir.
21 Haziran – 2 Temmuz 2021 : Bu tarihler aralığında planlama, başvuru ve diğer hazırlıklar yapılacaktır.
Tüm süreçler Valiliklerin koordinasyonunda il millî eğitim müdürlükleri ve okullar tarafından gerçekleştirilecektir.
Telafide Ben de Varım Programı web sayfasının incelenmesi
“Telafide Ben de Varım” Programı ile ilgili yönerge, uygulama esasları, içerik ve faaliyetlerine: https://telafidebendevarim.meb.gov.tr web adresinden ulaşılabilmektedir.
Öncelikli olarak tüm okullarımızdan bu siteyi incelemesini ve programa hakim olmasını bekliyoruz.
Bu programlara ilişkin planları kim hazırlayacak?
“Telafide Ben de Varım” Programı için Bakanlık yada İl Müdürlüğünden bir plan gelmeyecektir.
Her okul, Bakanlığın belirlediği ana temalar alt temalar çerçevesinde fiziki/coğrafi şartları, sosyal imkânları ve iş birlikleri doğrultusunda öğrenci, veli, ve öğretmen uygulama planlarını kendi okulları için kendileri hazırlayacaklardır.
Planlarını oluştururken nereden yararlanacaklardır?
https://telafidebendevarim.meb.gov.tr web sayfasında her üç programa ilişkin örnek faaliyet ve etkinlikler tasarlanmış ve web sayfasına yüklenmiştir.
Web sayfasında hem programların uygulama esasları hem de içerikleri mevcuttur.
Okullar planlarını buradaki içeriklerden yararlanarak oluşturur.
Okullar planlarını hazırlarken nelere dikkat edecekler?
Okullar öğrenci, öğretmen ve veli programına ilişkin bakanlıkça belirlenen temalara ve alt temalara bağlı kalarak;
İsterlerse bakanlığın hazırladığı etkinlik ve faaliyetleri kullanabilirler.
İsterlerse kendileri okullarına özgü etkinlik ve faaliyet tasarlayıp kullanabilirler.
Okulların kendi tasarladıkları etkinlikler için bir plan ve yönerge yazacak mı?
Okullar yerel faaliyetler için etkinlik plan ve yönergesi hazırlaması gerekiyor.
Kaydolan yerel etkinlikler ilçe ve il tarafından kontrol edilerek uygun bulunursa onaylanacaktır.
Okullar bu planları ne zaman hazırlayacaklar?
Planlama ve hazırlıklar; 15 Haziran- 21 Haziran 2021 tarihleri arasında Valiliklerin koordinasyonunda il millî eğitim müdürlükleri ve okullar tarafından gerçekleştirilir.
Başvurular ve Diğer Hazırlıklar; 21 Haziran- 2 Temmuz 2021 tarihleri arasında Valiliklerin koordinasyonunda il millî eğitim müdürlükleri ve okullar tarafından gerçekleştirilir.
Okullar planlarını yaparken öğrenci kontenjanları nasıl belirlenecektir?
Eğitim faaliyetinin açılabilmesi için en az 12 (on iki) kişilik öğrenci grubunun oluşması gerekir.
Ancak özel eğitim öğrencilerine açılacak faaliyetlerde alanın özelliği gereği sayı sınırlaması
Okullar en az 12 kişilik gruplar halinde şartlarına göre toplam kabul edebilecekleri öğrenci kontenjanlarını kendi belirler.
Örnek Plan Hazırlığı Önerisi
Okullar planlarını hazırlarken örnek bir plan veya çerçeve programı gelmeyecek. 5 Temmuz – 31 Ağustos arasında ki zaman planlarını kendileri yapacaklar.
Bu nedenle planlarını yaparken seçecekleri etkinliklerin kazanım saatlerini belirleyerek haftalık 30 saat olacak ve 5 Temmuz – 31 Ağustos arasında ki 38 işgününü kapsayacak şekilde hazırlamalı.
Örnek Plan Hazırlığı Önerisi
Halk oyunları faaliyetini 76 saat olarak belirledi. Günlük 2 saat olarak planladığı bu faaliyet 38 iş gününe tekabül eder. Bu durumda okul her güne 2 saat halk oyunları faaliyeti koymuş olacak.
Diyelim ki 24 saatlik bir müze gezisi planı yaptı. Okul haftada bir gün 3 saat olacak şekilde plana koyduğunda etkinlik haftada bir gün 3 saat olarak 8 haftaya yaymış olacak.
Okullar kendi yerel etkinliklerini giriş yaparken nelere dikkat edecekler?
Okullar kendilerine özgü faaliyetler için web sayfasında yeni etkinlik/faaliyet ekle kısmından ekleyecekler.
Yeni eklenen faaliyete ilişkin kazanım, amaç, saat, işleyiş, irtibat bilgisi gibi bilgileri ayrıntılı yazması gerekiyor.
İlçe ve il bu bilgilere göre faaliyetin yapılmasına onay vereceklerdir.
Teknolojinin hayatımıza olan olumlu etkisi gün geçtikçe yükseliş gösteriyor. Daha önceki yıllarda hayal bile edemediğimiz işleri bugün kolayca yapmamızı sağlayan ve bize farklı alternatif yolları açan online devrim ticarete bakışımızı da değiştiriyor.
İşletmenizi günümüzün şartlarına uyarlamak veya ne zamandır hayalini kurduğunuz, planlarını yaptığınız işi başlatmak için de teknoloji emrinizde.
Hızlanan yaşam, daralan zaman ve artan rekabetle birlikte, e- ticaret hem alıcı hem satıcı için büyük fırsatlar yaratıyor. Tabii sağladığı rahatlığın yanında özellikle satıcı tarafında riskler de barındırıyor. Peki bu riskleri bertaraf ederek, e-ticarete en başarılı şekilde başlamak için izlemeniz gereken adımlar neler?
İşte başarıya giden 10 adım:
Başarılı ve işlevsel bir e-ticaretin temelinde, sistemli hazırlanmış, kullanıcı odaklı, müşteriyi yormayan, hızlı çalışan ve güvenli bir yapı olmalı. Bu yapıyı planlarken her adımın üzerinden dikkatlice geçmeli, ihtiyacınız olan yapı için doğru ortakları seçtiğinizden emin olmalısınız. Bu adımları 10 maddede toplayabiliriz.
Başlıyoruz: Herkesin dikkatini çekecek o “ürün” ne?
Yaşadığımız dünyada fikir artık her şey. İyi bir fikriniz varsa en önemli adımı attınız demektir.
Fikriniz size başta çok parlak görünebilir ama güzelliğinin yanında e-ticaret için de uygun olduğundan emin olmalısınız. İnsanların online alışveriş alışkanlıklarına uygun, talep yaratacak ürün veya ürünler seçin. Şu an hali hazırda var olan işletmenizi büyütmek için bu adımı atıyorsanız sattığınız ürün online alışveriş yapmak isteyen kitleyi heyecanlandıracak mı bunun cevabını arayarak işe başlayabilirsiniz. E- ticaretiniz için ürünlerinizi çeşitlendirebilir ya da içlerinden sadece belli kalemleri seçebilirsiniz.
Vitrininizi her zaman dikkat çekici tutmalısınız
Satış yapacağınız alanın tasarımının, kullanıcı dostu yapısının en az bir mağazanın vitrini kadar önemli olduğunu unutmayın. Müşterileriniz içeri girdikleri an alışverişe devam etmek ve yeniden gelmek istemeliler. Vitrininizi sürekli yeni ve dikkat çekici tutmanın yollarını aramalısınız. En popüler ürünleri ve kampanyaları öne çıkarırken, aradığı ürünü kolayca bulmanın da müşterileri her zaman memnun ettiğini unutmayın. Sitenin renklerini tasarımını ürününüzün doğasına uygun olarak seçin. Ürünlerinizi en ayrıntılı ve güzel görünecek şekilde sergilediğinizden emin olun. Müşterinin dikkatini çekecek ayrıntılara yer verin. Unutmayın bir mağazada ürünü eline aldığında yaşadığı deneyime en yakın deneyimi sağlamanız çok önemli.
e-Fatura ve e-Arşiv kullanarak kendi işinizi kolaylaştırın
e-Ticaret müşterileriniz kadar sizin de hayatınızı kolaylaştırmalı. Kendinizi yeni bir dükkân açıyor gibi düşünün, tüm zamanınızın geçeceği bir yerde konforunuzu da düşünmek zorundasınız. İşte bu noktada e- ticarette de sizi yormayacak bir yönetim paneline ihtiyacınız var. Bu panelin yanı sıra güvenli tutarlı ve kesintisiz fatura girişi sağlayacak sizi olası hatalardan koruyacak e-Fatura sistemini tercih etmelisiniz. e- Fatura GİB’in belirlediği standartlarda elektronik ortamda düzenlenen, kâğıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahip faturadır. Satış ve faturalama gibi süreçlerinizi dijital ortama taşıyarak ödeme ve tahsilat süreçlerinizde hızınızı ve veriminizi artırır ve maliyetlerinizi de büyük ölçüde azaltır. İşinizi kolaylaştıracak bir başka ürün de e- Arşiv uygulaması. Tüm faturalarınızın elektronik ortamda oluşturulması, muhafazası, ibrazı ve raporlanmasını kapsayan bu uygulamayla işinizi garantiye alabilir siz pazarlamaya ve işletmenizi geleceğe taşımaya vakit ayırabilirsiniz.
Yazılımınız en az ürününüz kadar sağlam olmalı
Satışı yapılacak olan ürün grubu, adedi, pazarlama ihtiyaçları gibi konular üzerine konumlandırılan farklı hazır e-ticaret paketleri, en küçüğünden büyüğüne kadar bütün işletmeler için e-ticarete başlamayı kolaylaştırıyor. Önemli olan işinizin yapısına uygun, ileride eklemeler yapmaya da açık yazılımı seçebilmek.
En önemli adım güvenlik
e-ticaretin kolaylığı ve rahatlığının yanında insanların kafasında yarattığı bir soru işareti var o da güvenlik. Güvenlikle ilgili önyargıyı yok etmediğiniz sürece ürününüz ne kadar iyi olursa olsun potansiyel alıcınıza ulaşamazsınız. Bu sebeple yatırımınızda önemli bir payı güvenliği güçlendirmeye ayırmalısınız.
Ödeme sisteminizi belirlerken hedef kitle alışkanlıklarını göz önünde bulundurun
Çevrimiçi ödeme sistemlerinden kredi kartı ile satış yapmak istiyorsanız bankalara sanal POS başvurusu yapmanız, alternatif ödeme sistemleri ile (PayU, BKM Express vb.) havale ve EFT ile satış yapmak istiyorsanız gerekli hesaplarınızı oluşturmanız ve bankalarda şirket bilgilerinizle bir hesap açtırmanız gerekiyor. Bunlar işin prosedürleri ama en önemlisi hedef kitlenizin hangi ödeme sistemine daha yakın olduğunu araştırarak işe başlamalısınız. Belki sizi başta zorlayacak ama alternatifleri ne kadar çeşitli tutarsanız geri dönüşü o kadar iyi olacaktır.
“Lojistik ve depolama” son adım olmamalı
Ulaştırma işi size en son adım gibi görünebilir ama müşterilerin satın aldıkları ürünlerin ellerine ulaşma süreci şikâyete en açık konulardan biri. Bu sebeple fiyattan tutun, ürünün teslim zamanının kaç gün olması gerektiğine kadar sorun yaratabilecek birçok konuyu seçtiğiniz kargo firmasıyla birlikte planlamadan e-ticarete adım atmayın. Seçtiğiniz firma sizin yol boyunca en önemli ortağınız olacak unutmayın. İşin ne kadar büyüyeceğini, ihtiyacınızın ne kadar genişleyeceğini öngörerek işin başında depolamayla ilgili en uygun çözümü bulmanız da en az ulaşım kadar önemli. Depolayamadığınız bir ürünü satamazsınız da.
Sosyal medya hem dostunuz hem düşmanınız
e-ticaret müşterileri sosyal medyayı da aktif kullanma alışkanlığına sahipler. Özellikle alışveriş konusunda iyi ve kötü yorumlarını asla sakınmayan bir kitleyle karşı karşıyasınız. Kötü yorumları bertaraf edebilmek için size en çok müşteri sağlayacak adımı sosyal medyayı es geçmeniz kabul edilemez. İşletmenizi mutlaka sosyal medya yönetimiyle beslemelisiniz ama bu sırada gelebilecek her türlü kötü yoruma karşı kriz planınızı oluşturduğunuzdan, gelebilecek sorulara cevaplarınızı hazırladığınızdan olduğundan emin olmalısınız.
Doğru anda, doğru yerde, doğru kelimeyle yer alın
e- ticaret sitenizi doğru anahtar kelimelerle arama motoruna tanıtmayı unutmayın. Arama motorları sitenizin içinde geçen kelimelere göre indeksleme yapar ve müşterilerinizin doğru aramayla size hemen ulaşmasını sağlar. Sizi kimin, neyi ararken bulmasını istiyorsanız tanımlamayı bu şekilde yapın. Yine aynı şekilde Google’a reklam verirken tüketicinin ürününüzü ne şekilde arayabileceğini mutlaka göz önünde bulundurun ve seçeneklerinizi çoğaltın.
Müşterilerinize küçük sürprizler yapmayı unutmayın
Satış yaparken güler yüzün, iyi tezgahtarların ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Peki e- ticarette bunun karşılığı ne? Müşterilerinizi memnun edecek minik dokunuşlar ve dönemsel kampanyalar yaparak bu güler yüz etkisini online dünyada da yaşatabilirsiniz. Her şeyden önce en çok dikkat çekecek kampanyalarınızı vitrine yani sitenin girişine koymayı unutmayın. Ücretsiz kargo imkânı, ilk alışverişe verilecek indirimler, arkadaş davetiyle gelen bonus puanlar gibi onları memnun edecek adımlar atmak kısa zamanda daha sadık bir kitle elde etmenizi sağlayacak.
Bütün bu adımları planladıktan sonra gönül rahatlığıyla e-ticaretin kolay, karlı ve fırsatlarla dolu dünyasının tadını çıkarabilirsiniz. Bol satışlar!
Dünyanın en yaşanabilir ve güzel şehirleri başlığı taşıyan listeler farklı farklı kaynaklarda sıklıkla karşımıza çıkıyor. Bunlardan bazılarında Türkiye‘den de şehirler görüyoruz ama nedense pek inanasımız gelmiyor bu duruma. Güvenilir ve gerçekçi bir liste de 2015 yılı sonunda İngiltere‘de yayınlanan Monocle dergisi tarafından hazırlandı.
Monocle dergisinin yayınladığı dünyanın en yaşanabilir şehirleri endeksi (The Most Liveable Cities Index) listesinde yer alan 25 şehir; yaşam kalitesi gözetilerek belirlenmiş. Sıralamayı oluşturan yaşam kalite endeksiyse güvenlik, suç oranı, ekonomik veriler, ulaşım, iklim, çevre duyarlılığı, şehir mimarisi ve planlaması, sağlık sistemi, uluslararası bağlantılar, iş dünyasına erişim, insan hakları ve özgürlükler gibi kriterler değerlendirilerek hesaplanmış.
Bu 25 şehrin birçoğu sadece yaşanılabilirlik açısından değil, tatil keyfi açısından da yüksek potansiyele sahip. Dolayısıyla tatil için bu şehirlerin hangisini seçerseniz seçin harika zaman geçirebilirsiniz.
İşte dünyanın en yaşanılabilir ve güzel şehirleri:
PORTLAND – ABD
Oregon Eyaleti’nde yer alan Portland ABD’nin incisi gibi.
Portland, ABD‘nin Oregon eyaletinde yer alan en büyük şehir. Dört mevsim boyunca yağış alan şehrin dört bir yanı yeşilliklerle dolu ve gerek şehir yönetiminde gerekse şehir halkında çevre duyarlılığı çok yüksek. Gül yetiştiriciliğine ayrı bir önem veriliyor ve her sene Gül Festivali (Rose Fest) düzenleniyor. Portland’ın, daha doğrusu Oregon eyaletinin, en ilginç özelliklerinden biri tüketim vergisinin olmaması. Nüfusun yaklaşık 600.000 olduğu Portland’da yaşam standartları da bir hayli yüksek.
BARCELONA – İSPANYA
Barcelona’nın işlek limanı şehrin köklü geçmişini yansıtan izler taşıyor.
İspanya‘nın ikinci büyük şehri Barselona / Barcelona, Katalonya Özerk Bölgesi‘nin göbeğinde yer alıyor ve ülkenin Akdeniz kıyısındaki en önemli limanı ve ticaret merkezi konumunda. Kendine özgü kültürüyle farklılaşan şehir, modernist bir bakış açısıyla düzenli ve uyumlu şekilde planlanmış ve inşa edilmiş. Yumuşak Akdeniz ikliminin hakim olduğu Barselona 5 milyona varan nüfusuyla Avrupa‘nın 6. büyük metropolü olarak gösteriliyor.
OSLO – NORVEÇ
Oslo’da beton yapılar doğal yaşam alanlarıyla iç içe olduğundan şehir yaşantısı boğuculuktan uzak.
Norveç‘in başkenti ve aynı zamanda en büyük şehri olan Oslo, dünyanın en pahalı şehirleri arasında gösteriliyor. Dünya küresinin kuzeyinde yer almasına karşın, Atlas Okyanusu‘ndan gelen Golfstrim sıcak su akıntısının etkisiyle nemli ve ılık bir iklime sahip. Bu da şehri Norveç ekonomisinin beşiği haline getirmeye yetiyor. Oslo pek çok araştırmaya göre Avrupa‘nın yaşam kalitesi ve standartları en yüksek ilk üç şehrinden biri.
CENEVRE – İSVİÇRE
Son dönemlerde CERN deneyleriyle ünlenen Cenevre, Avrupa’nın önemli şehirlerinden biri.
İsviçre‘nin Zürih şehrinden sonraki en yüksek nüfuslu ikinci şehri olan Cenevre aynı zamanda Cenevre Kantonu‘na da başkentlik ediyor. Nüfusunun yarısına yakını yabancılardan oluşan tam anlamıyla küresel bir şehir Cenevre. CERN yüksek enerji fiziği laboratuvarına, Birleşmiş Milletler‘in Avrupa‘daki merkezine, Dünya Sağlık Örgütü‘ne (WHO) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi‘nin merkezine ev sahipliği yaptığı yetmezmiş gibi, küresel bir finans merkezi olma özelliği de taşıyor.
HAMBURG – ALMANYA
Hamburg, Avrupa’nın en büyük ikinci limanına sahip.
Almanya‘nın ikinci büyük şehri olan Hamburg, aynı zamanda Avrupa Birliği‘ndeki en büyük 6. metropoldür. Almanya’nın dünyaya açılan kapısı olarak da gösterilen şehir, Almanya’nın en büyük limanına sahip. Rotterdam‘ın ardından Avrupa’nın en büyük ikinci limanına sahip olan Hamburg, bu açıdan dünyada da 9. sırada yer alıyor. Ticaret ve hizmet sektörüyle Almanya’nın en büyük sanayi şehirlerinden biri; havacılık sektöründe ve uçak üretiminde dünyanın en büyük 3. şehri konumunda. Kimya, makina, gemi inşaat ve bankacılık sektörleri de şehir ekonomisinde önemli bir paya sahip. Elbette halk da şehrin bu ekonomik büyüklüğünden nasibini almış, 2013’te kişi başına düşen ulusal gelir 53.600€ gibi olağanüstü bir seviyeye ulaşmış.
AMSTERDAM – HOLLANDA
Amsterdam Avrupa’nın en çok turist alan şehirlerinden biri, çünkü olağanüstü güzel!
Hollanda‘nın başkenti Amsterdam 17. yüzyıldan kalma yapılarıyla, Avrupa‘daki en köklü kent dokularından birini barındırır. Bu tarihi yapılar merkezde yer alan Dam Meydanı‘nı (Dam Square) çevreleyen iç içe geçmiş ay biçimindeki kanallarla birlikte şehrin karakteristiğini oluşturur. Bisikletler şehri olarak nam salan Amsterdam, şehir planlamacılığı ve belediyecilik açısından adeta ders niteliğindedir. Avrupa’nın en çok ziyaret edilen 5. şehri olan Amsterdam her yıl 4 milyondan fazla turist alır. Amsterdam Havalimanı (Amsterdam Airport Schiphol) Hollanda’nın en büyük, Avrupa’da 4. en büyük, dünyanın 10. en büyük; yılda 44 milyon kişiyi ağırlamasıyla da dünyanın en kalabalık 3. havalimanıdır.
HONG KONG – HONG KONG
Hong Kong, Asya’nın en büyük serbest pazarı ve limanı; en işlek ticaret, endüstri ve turizm merkezi…
1 Temmuz 1997 tarihine kadar Birleşik Krallık‘a (United Kingdom) bağlı bir sömürgeyken, bu tarihten itibaren Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özerk bir eyalet olan Hong Kong; Hong Kong Adası, Kowloon Yarımadası ve 235 kadar küçük adadan meydana gelir. Özellikle Birleşik Krallık himayesi döneminde çok iyi bir şehir planlamasıyla, modern bir şekilde inşa edilen şehir bugün dünyanın en önemli ve kalabalık metropollerinden biri; aynı zamanda Asya‘nın en büyük serbest pazarı ve limanı, en işlek ticaret, endüstri ve turizm merkezidir.
LİZBON – PORTEKİZ
Avrupa’nın en renkli başkentlerinden biri olan Lizbon, tıpkı Roma ve İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuş.
Portekiz’in başkenti ve en büyük şehri olan Lizbon, Atlantik Okyanusu kıyısında yer alır ve ılık Akdeniz iklimi etkisindedir. Lizbon’da sıcaklık kışın en soğuk zamanlarında bile nadiren 5°C altına düşer. Lizbon şehrini de içine alan Lizbon Metropolitan Bölgesi, Avrupa Birliği ortalamasının üzerindeki refah düzeyi ile Portekiz’in en zengin kesimidir; Portekiz Gayri Safi Milli Hasılasının %45’ini tek başına üretir. Avrupa’nın en renkli başkentlerinden birisi olan Lizbon, tıpkı Roma ve İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuştur.
AUCKLAND – YENİ ZELANDA
Yeni Zelanda’nın “kıymetlisi” Auckland, şehir merkezinde de kırsalda kesimlerinde de yüksek yaşam standartları sunuyor.
Auckland, 1.5 milyona yaklaşan nüfusuyla, Yeni Zelanda‘nın en kalabalık şehridir. Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri listelerinde her zaman kendine yer bulan bu güzel şehir; Yeni Zelanda’nın ana giriş kapısı, ticaret ve endüstri merkezidir. Geniş kumsalları, limanları, alış-veriş imkânları, gece eğlenceleri ile metropolit bir şehir kültürü sunar. Rengarenk doğal yaşam alanları ile doğa ve macera tutkunları için bir cazibe merkezidir. Az bulunan pahalı ve leziz deniz yemekleri içeren Yeni Zelanda mutfağı, dünyanın en iyi ve en taze mutfakları arasındadır. Kültürel ve sanatsal etkinlikler açısından bir hayli zengin olan Auckland, aynı zamanda Avrupa‘nın en kozmopolit şehirlerinden biri.
MADRİD – İSPANYA
Madrid, Avrupa’nın ruhu olan az sayıdaki şehirlerinden biri.
İspanya‘nın başkenti Madrid; İstanbul, Londra, Berlin ve Paris‘ten sonra Avrupa‘nın en en kalabalık beşinci şehri olma özelliğine sahiptir. Güncel nüfusu 4 milyondan fazla olan Madrid, zengin tarihi varlıklarının yanında canlı bir kültür ve sanat merkezi olarak da önem taşır. Ülke ekonomisinde ağırlık kazanarak bugünkü refah seviyesine ulaşması yakın dönemlerde gerçekleşmiş olsa da; Madrid büyük ölçüde bankacılık ve sigortacılığa dayanan ekonomisi, ulaşım ağının merkezi konumnunda bulunması ve turizm gelirleriyle çok kısa sürede dünyanın en yaşanabilir şehirleri arasına girmeyi başarmıştır.
PARİS – FRANSA
Aşıklar şehri Paris sadece turistler için değil, daha yüksek standartlarda yaşamak isteyen yabancılar için de cezbedici.
Aşıklar Şehri olarak bilinen ve Işık Şehir (Ville Lumière) adıyla anılan Paris, Fransa‘nın dünyaca ünlü başkenti; moda sektörüyle, kendine özgü lüks yaşam tarzıyla, tarihsel, sanatsal ve kültürel zenginliğiyle, dünyanın en önemli ve aynı ölçü de popüler şehirlerinden biri. Uluslararası taşımacılığın geçiş noktalarından biri olduğundan dünya ticareti açısından da hayati bir öneme sahip.
KYOTO – JAPONYA
Kyoto’nun renkli bir şehir yaşantısı var ama kırsal kesimi olağanüstü güzelliğiyle insanı büyülüyor.
Kyoto, Japonya‘da nüfusu yaklaşık 1,5 milyon olan tipik Japon şehirlerinden biri. Önceleri (1868’e kadar) Japon İmparatorluğu‘nun başkenti olan Kyoto, günümüzde Kyoto Bölgesi‘nin ve ayrıca Osaka-Kobe-Kyoto metropolitan bölgesinin büyük bir bölümüne başkentlik ediyor. Subtropikal iklim (savan iklimi) etkisindeki şehirde yazlar sıcak ve nemli, kışlarsa epey soğuk ve zaman zaman kar yağışlı. Şehrin önemli kültürel değerlerinden biri olan Eski Kyoto’nun Tarihi Anıtları (Historic Monuments of Ancient Kyoto) UNESCO‘nun Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Japonya’nın televizyon ve film endüstrisinin merkezi olan Kyoto’nun ekonomisinin bel kemiğini ise enformasyon teknolojileri ile elektronik endüstrisi oluşturuyor. Nintendo, Kyocera ve OMRON gibi dev bilişim şirketlerinin merkezleri burada yer alıyor. Turizm, geleneksel japon el sanatları ve geleneksel Japon içkisi Sake‘nin üretimi Kyoto’nun diğer önemli gelir kaynakları.
SİNGAPUR – SİNGAPUR
Singapur’un görkemli şehir manzarası her mevsim apayrı güzellikte.
Singapur Cumhuriyeti, Malay Yarımadası‘nın güney ucunda, ekvatorun 137 kilometre kuzeyinde yer alan bir ada devletidir. Tropikal iklime sahip olan bu şehir devletinde sıcaklık ve nem miktarı yüksektir ve bol bol yağışlar görülür. Mevsimlere göre nem, ısı ve yağış değişikliği oldukça azdır. Nüfusu 6 milyonu bulan şehir nüfusun %74’ünü Çin asıllılar, %13’ünü Malaylar, %9’unu Hint asıllılar ve gerisini de diğer azınlıklar oluşturur. Yaşam kaliteleri yüksek olan Singapurluların sağlık, sosyal ve kültür hayatları oldukça iyidir. Singapur ekonomisinin büyük bir kısmı ticarete dayanır. Bunun yanında ulaştırma, bankacılık, sigortacılık, haberleşme, tamirat ve depolama gibi hizmetlerden de önemli ölçüde gelir elde edilmektedir. Singapur’un önde gelen endüstri dallarıysa gemi yapımcılığı, petrol rafinerileri, elektronik aletler, tekstil, gıda ve kereste endüstrisidir. Turizm ülke için bir diğer önemli gelir kaynağıdır. Balıkçılık da, özellikle son zamanlarda ülke ekonomisine önemli ölçüde gelir sağlamaktadır.
FUKUOKA – JAPONYA
İsmi yaygın olarak bilinmese de Fukuoka gerek Japonya’nın gerekse dünyanın en büyük şehirlerinden biri.
Japonya‘daki Kyushu adasının Fukuoka Bölgesi‘ne başkentlik eden Fukuoka, 1,5 milyonluk nüfusu ile Japonya’nın altıncı büyük şehridir. Kyushu bölgesinin ekonomik merkezi olan Fukuoka’nın en önemli gelir kaynağı hizmet sektörüdür. 2006’da Newsweek tarafından dünyanın en dinamik 10 şehrinden biri olarak gösterilmesinin sebebi Asya‘da turizm, ticaret, deniz ve hava taşımacılığı alanlarında şehrin üstlendiği rolün yükselen bir ivmeyle artıyor olmasıdır. Zengin ve rengarenk kültürel yapısıyla ilgi uyandıran Fukuoka alış-veriş olanakları, enfes yiyecekleri, kolay & rahat ulaşımı, hayranlık uyandıran müzeleri, büyüleyici yeşil alanları, temiz ve güvenli oluşuyla Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri arasında girmeye hak kazanmıştır.
KOPENHAG – DANİMARKA
Kopenhag, Avrupa’nın şiir gibi, büyüleyici ve yüksek yaşam kalitesine sahip şehirlerinden biri.
Kopenhag, ismini København kelimesinden alır. Danca’da Koben “tüccar” ve Havn ise “liman” demektir. Yani şehrin çok eski dönemlerden beri ticaret limanı olma özelliği adına bile yansımış. 10 yy.’da bir balıkçı köyü olarak kurulan Kopenhag; bugün Danimarka‘nın sadece başkenti değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik merkezi haline gelmiştir. Kopenhag borsası Kuzey Avrupa‘nın en büyük finans merkezlerinden biridir. Aynı zamanda dünyanın en çevre dostu şehirlerinden biri olan Kopenhag, en yüksek çevre standartlarına sahiptir. Kopenhag; istikrarlı ekonomisi, zengin eğitim hizmetleri, sosyal güvenlik seviyesinin yüksekliği, modern ulaşım olanakları, sağlıklı çevresi ve daha pek çok yaşam kalitesini yükselten faktöre sahip olduğundan dünyanın en yaşanabilir şehirleri listelerinin vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiş durumdadır.
ZÜRİH – İSVİÇRE
Zürih’in tarihi ve kültürel varlıklarıyla iç içe mimarisi, çok iyi planlanmış şehir yerleşimiyle bir metropolün nasıl olması gerektiğini anlatıyor adeta.
2 milyona yaklaşan nüfusuyla İsviçre‘nin en büyük kenti olan Zürih, aynı adı taşıyan kantona da başkentlik eder. İsviçre’nin ekonomik ve kültürel merkezi olmasının yanı sıra, görece düşük nüfusuna rağmen, dünyanın en önemli ve işlek finans merkezlerinden biri. Çok sayıda finans kuruluşu ve pek çok banka devi burada konuşlanmıştır. Düşük vergi ve teşvik uygulamalarına bağlı olarak deniz aşırı şirketler merkezlerini İsviçre’de kurmayı tercih ederler. Ayrıca İsviçre’nin araştırma ve geliştirme merkezlerinin çoğu yine Zürih’te yer alır. FIFA‘nın merkezine de ev sahipliği yapan, tam anlamıyla küresel bir şehir olan Zürih; yaşam standartlarının çok yüksek oluşuyla, Avrupa‘nın en yaşanabilir ve en zengin şehirler listelerinde her daim yer alır.
MÜNİH – ALMANYA
Müthiş zenginliklere sahip Münih için Oktoberfest buzdağının sadece görünen yüzü.
Bavyera bölgesinin en büyük şehri ve başkenti olan Münih; Berlin ve Hamburg‘dan sonra Almanya‘nın en büyük üçüncü şehri, Avrupa Birliği‘ninse onikinci en büyük şehridir. Almanya’nın en önemli finansal merkezlerinden biri olan ve Frankfurt‘tan sonra en yüksek kişi başına düşen ulusal gelire sahip olan Zürih, yüksek yaşam standartlarıyla birçok göçmenin kalıcı olarak yerleşmek için tercih ettiği bir şehirdir. Almanya’nın teknoloji merkezi olarak gösterilen Münih; Siemens ve BMW gibi çok uluslu dev şirketlerin genel merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Google, Microsoft, IBM ve Intel gibi uluslararası firmaların Almanya ofisleri de yine Zürih’tedir. Her yıl Eylül ayının son haftası ile Ekim’in ilk haftası düzenlenen ve binlerce turistin ziyaret ettiği “Ekim Festivali” (Oktoberfest) adlı bira festivaline ev sahipliği yapar ki bu festival, dünyanın en büyük 10 festivalinden biridir.
HELSİNKİ – FİNLANDİYA
Helsinki içinde olmaktan büyük mutluluk duyacağınız sevimli ve aynı zamanda yaşam standartları hayli yüksek bir şehir.
Finlandiya‘nın nüfus bakımından en kalabalık şehri ve başkenti olan Helsinki ülkenin geçiş yolu olarak konumlandığından; iş, finans, moda, sağlık, eğlence, medya ve kültürel alanlarda ülkenin nabzının attığı yerdir. Rusya, Estonya, İsveç,Somali, Sırbistan, Çin, Irak ve Almanya vatandaşları 130’dan fazla ülke vatandaşına ev sahipliği yapan Helsinki, Finlandiya’nın en fazla yabancı nüfusa sahip şehri. Ayrıca Finlandiya’daki yabancı şirketlerin de %75’i yine bu şehirde yer alıyor. Doğal olarak da Helsinki, halkına başta geniş iş olanakları ve sosyal hizmetler; sağlıklı, güvenli ve yüksek standartlarda yaşam sunarak dünyanın en yaşanabilir şehirleri arasında yerini alıyor.
VANCOUVER – KANADA
Kanada’nın incisi Vancouver, geniş iş olanakları ve yüksek yaşam kalitesiyle yeni ve dört dörtlük bir hayat isteyenlere göz kırpıyor.
Kanada‘nın Britanya Kolombiyası bölgesinde yer alan Vancouver; Batı Kanada‘nın en büyük, ülke genelininse üçüncü büyük metropol şehridir. Farklı farklı uluslardan 5 milyon civarında insanın yaşadığı bu kozmopolit şehir; Hollywood ve New York‘un ardından Amerika‘nın üçüncü büyük film üretim merkezidir. Kanada’nın en büyük endüstri merkezi olan şehir aynı zamanda Kanada’nın en büyük ticari limanına sahiptir. Son yıllarda yazılım geliştirme, biyoteknoloji, havacılık, video oyun geliştirme, animasyon stüdyoları, televizyon ve film endüstrisi alanlarında da önemli bir merkez haline gelmiş olan Vancouver vatandaşlarına dünyada ulaşılabilmiş en yüksek standartlarda yaşama olanağı sunuyor.
STOCKHOLM – İSVEÇ
“Kuzeyin Venedik’i” olarak anılan Stockholm’ün her yıl yüzbinlerce turist tarafından ziyaret ediliyor olması tesadüf değil.
İsveç‘in başkenti Stockholm, 2 milyonu aşan nüfusuyla İsveç’in en büyük şehri. Stockholm, 13. yy.dan beri İskandinavya‘nın kültür, siyaset, medya ve ekonomi merkezi olma özelliğini koruyor. Coğrafi yerleşim açısından adalara ve kanallara yayılmış olduğu için “Kuzeyin Venediği” olarak anılan Stockholm; yapıları, parkları, tarihi ve kültürel merkezleri, yeşil alanları ve eğitim merkezleriyle oldukça ileri bir Avrupa şehri. Her yıl 1 milyondan fazla turist tarafından ziyaret ediliyor olması boşuna değil.
SİDNEY – AVUSTRALYA
Dünyanın en büyük doğal limanına sahip olan Sidney, hemen her açıdan hayranlık uyandırıyor.
Avustralya‘daki en eski yerleşim birimlerinden biri olan Sidney; ülkenin başkenti olmamasına rağmen başta ekonomi olmak üzere her açıdan ülkenin merkezi konumunda. Gerek Avustralya’nın gerekse Okyanusya kıtasının en kalabalık şehri olan Sidney; tarihsel ve kültürel yapıları, dünyanın en büyük doğal limanı sayılan Sidney Limanı ve hayranlık uyandıran sahilleriyle gidilebilecek en güzel turistik şehirlerden biri olarak kabul ediliyor. Haliyle turizm şehrin önemli gelir kalemlerinden biri ama finansal merkez olmasından kaynaklanan pazar ekonomisi Sidney’i farklı endekslere ve araştırmalara göre ekonomik açından en iyi durumda olan ilk 20 küresel şehir arasına sokuyor. Sidney aynı zamanda dünyanın en pahalı ama işçi ücretlerinin de en yüksek olduğu şehirlerden biri.
MELBOURNE – AVUSTRALYA
Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri listesindeki bir diğer Avustralya şehri Melbourne rüya gibi…
Avustralya‘nın Victoria eyaletinin başkenti ve 4 milyonu aşkın nüfusuyla ülkenin ikinci en kalabalık şehri olan Melbourne; gerek Avustralya, gerek Avrupa gerekse Dünya ekonomisi açısından çok önemli bir finans merkezidir. Avustralya’nın en büyük üç şirketine ev sahipliği yapmaktadır: Telstra, BHP Billiton ve National Australia Bank. Avustralya Ticaret Konseyi, Avustralya Sendika Konseyi ve Avustralya Menkul Kıymetler Borsası‘nda işlem gören şirketlerin çoğunluğu Melbourne’da bulunmaktadır. Melbourne ayrıca 2011’de The Economist dergisinin yayınladığı Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri listesinde kültürel zenginlikler, iklim koşulları, asgari standartlarda yaşama maliyeti, sağlık olanakları, suç oranları ve güvenlik gibi sosyal koşullar göz önünde bulundurularak ilk sırada gösterilmiş.
BERLİN – ALMANYA
Almanya’nın ve Avrupa’nın göz bebeği Berlin’de yaşamak bir ayrıcalık.
Almanya‘nın başkenti ve en büyük şehri olan Berlin aynı zamanda bir eyalet-şehir konumunda. 1961’den 1990’a kadar (Komünist) Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmış olan şehri ikiye bölen Berlin Duvarı‘na sonradan “Utanç Duvarı” adı verildi. Duvarın yıkılmasının ardından gerek Berlin gerekse Almanya büyük bir kalkınma sürecine girdi. Bugün Berlin tüm dünya uluslarının imrendiği; kültür, politika, medya ve bilim alanlarında öncülük eden küresel dünya şehirlerinden biri. Berlin ekonomisi büyük ölçüde yüksek teknoloji temelli hizmet sektörüne dayanıyor ve nüfusun yarıya yakını bu sektörde istihdam ediliyor. Son dönemde yapılan yatırımlar şehrin geleceğinde özellikle bilişim sektörünün ağırlık kazanacağını gösteriyor. Teknoloji, elektrtonik, yazılım ve video oyunu geliştirme alanlarından elde edilen gelirlerin hızla arttığı görülüyor. Bunun yanında Berlin; ilaç endüstrisi, biyomedikal mühendislik, biyoteknoloji, inşaat, film, reklamcılık, moda, gösteri sanatları, yayımcılık ve yayıncılık alanlarında da bir hayli gelişmiş durumda. Der Spiegel, Die Zeit, MTV Europe, VIVA, N24, Deutsche Welle, ZDF ve RTL gibi büyük medya şirketlerinin merkezlerine ya da ofislerine ev sahipliği yapan şehir geniş iş olanaklarının yanında, yüksek yaşam standartlarıyla da dünyanın en yaşanabilir şehirleri sıralamalarında üst sıralardaki yerini korumaya devam ediyor.
VİYANA – AVUSTURYA
Viyana, halkına dünyanın en yüksek refah seviyesini sunuyor.
Avusturya‘nın başkenti Viyana, ülkenin 9 şehrinden yüz ölçümü bakımından en küçüğü olmasına rağmen 2 milyonu aşan nüfusuyla en kalabalık şehri. Yüzyıllar boyu Habsburg hanedanının yerleşim yeri olan Viyana, coğrafi konumu ve çoğu imparatorluğa yıllarca başkentlik yapmış olmasından dolayı, gerek mimari gerekse kültürel açıdan Avrupa’nın en zengin şehirlerinden biri. Avusturya’nın ekonomi, kültür ve politika merkezi olan bu köklü şehir; bugün Birleşmiş Milletler‘in resmi 4 merkez temsilciliğinden birine; OPEC, AGİT ve Uluslararası Atom Enerjisi Örgütü gibi önemli kurum ve kuruluşların ise merkez ofislerine ev sahipliği yapıyor. Viyana; Birleşmiş Milletler (UN) tarafından 2013 yılında ortaya konan dünyanın en yüksek refahına sahip şehirleri sıralamasında da birinci olmuş.
TOKYO – JAPONYA
Ve Tokyo… Dünyanın en yaşanabilir şehri!
Ve işte dünyanın en yaşanabilir şehirleri listesinin zirvesine ulaştık. Manocle dergisinin dünyanın en yaşanabilir şehri olarak gösterdiği Tokyo, Japonya‘nın başkenti. Kelime anlamı “Doğu’nun başkenti” olan Tokyo; 600 km²’lik yüz ölçümü, 35 milyonluk nüfusuyla dünyanın en geniş metropol şehri. 2006 yılına kadar dünyanın en pahalı şehri unvanını da koruyan Tokyo halen en pahalı şehirler arasında gösteriliyor. Bu devasa metropol, aynı zamanda büyük bir küresel finans merkezi ve dünyanın en büyük yatırım bankalarıyla sigorta şirketlerinin birkaçının merkezine ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en büyük 500 küresel şirketinden 51’i Tokyo’da. Japonya’nın ulaşım, yayımcılık, elektronik ve yayıncılık endüstrilerinin merkezi de Tokyo. TripAdvisor‘un Dünya Şehir Anketi’nin (World City Survey) tam 6 kategorisinde birinci olmuş. “Hangi kategoriler?” diye soracak olursanız sıralayalım: Halkın Yardımseverliği, Gece Hayatı, Alışveriş, Yerel Ulaşım ve Sokakların Temizliği. 2020 Yaz Olimpiyatları‘na (2020 Summer Olympics) ev sahipliği yapacak olan, hemen her açıdan dünyanın en zengin şehirlerinden biri olan Tokyo’nun dünyanın en yaşanabilir şehri olarak görülmesi kesinlikle tesadüf değil!
Değişen ve gelişen teknolojiyle insanlar hobilerini ve ilgi alanlarını genişletmeye başladılar. Bunların başında ise fotoğrafçılık gelmektedir. Amatör fotoğrafçılık günden güne artan, genellikle gençlerin ilgi duyduğu hobiler arasında yer almaktadır. Gerek telefon kameraları gerekse dijital kameralarıyla insanlar bu hobilerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Peki amatör fotoğrafçılar hangi kameraları kullanmalı, nelere dikkat etmeli?
Günümüz teknolojisi bize bu konuda oldukça çeşit sunmuştur. Değişik markalardaki bu kameralar özellikleri bakımından birbirinden ayrılmıştır. DSLR fotoğraf makinelerini bizlere sunan bilim insanları kolay ve güzel görüntüler için bize imkan sağlamışlardır.
DSLR NEDİR?
Kelimenin Türkçe anlamı, lensi değiştirilebilir dijital fotoğraf makinesi demektir. Çalışma prensibi ise, lense düşen ışık ya da görüntü 45 derecelik açıyla içerisine yerleştirilmiş olan aynaya gelir ve oradan pentaprizmaya yansır. Buradan da bizim gördüğümüz görüntü oluşur. Deklanşöre dokunulduğu anda 45 derecelik açı ile ayna düz pozisyona gelir ve ışık sensörü aydınlanır. Yeteri kadar ışık gelir ise işlemci görüntüyü kayıt alır.
1-) Nikon D3100: Yeni görüntü sensörü, görüntü işletme sistemi ve kolayca fotoğraf çekmeyi sağlayan kılavuz modu ile amatör fotoğrafçılar için giriş seviyesi bir fotoğraf makinesidir. Kamera tip DSLR’dir. 14.2 MP görüntü kalitesine sahip olan bu cihaz 1080P HD video kaydı yapabilmektedir. Cihazda gövde üzerinde AF motoru bulunmamakta, bu sayede otomatik netleme görevini lens üzerinden yapabilmektesiniz. Fiyat oalrak da her keseye uygun olabilecek bir teknolojidir. 1200- 1400 TL arasında değişmektedir.
2-) Canon EOS 100D: EOS 100D, her yere götürebileceğiniz kadar küçük ve hafif olan tam özellikli, hassas bir cihazdır. Hayatınızı ölümsüzleştirmek için ideal fotoğraf makinesidir. 16 MP’lik kalitesiyle çekimleriniz daha net ve estetiktir. Bu teknolojiyle Full HD video çekimi yapabilir ve kaydırılabilir menüsü ile kolayca işlemlerinizi halledebilirsiniz. Fiyat aralığa 1200- 1600 arasındadır.
3-) Nikon D700: Hemen hemen her konuda fotoğraf çekim ihtiyaçlarını sorunsuz olarak karşılayacak bir cihz. Ama sadece ihtiyaç için kullanabilirsiniz. Yaptığınız her çekimden zevk almak istiyorsanız ve aza kanaat etmeyen biriyseniz bu cihaz size göre değildir. Diğer cihazlara göre görüntü kalitesi düşük olmakla beraber çekim hızı da yavaştır. 12.1 MP amatör fotoğrafçılık için yeterli bir kalitedir. Ancak azla yetinmeyenler için pek ideal olduğu söylenemez. 16 bit işlem kanalına sahiptir.
4-) Pentax K-50: Yüksek kalitelerde fotoğraf çekimi sağlayan K-50, tozlardan ve de hava koşullarından asla etkilenmiyor. Sağlam gövdesi yapısı ve farklı farklı renkleri dikkat çekiyor. Saniyede 6 kare ile hızlı çekim moduna sahiptir. Giriş seviyesi olmasına rağmen gayet donanımlı bir makinedir. Zorlu hava koşullarına dayanıklı olan bu alet, 120 farklı renk kombinasyonunu bzilere sunuyor. ISO 51200 süper yüksek hassasiyette fotoğraf çekimleri yapan kamerasıyla farklılık yaratmaktadır. Markaya takıntısı olmayanlar için on numara teknolojidir.
5-) Nikon D7100: Etrafınızdaki ışık bu cihaz sayesinde fotoğraf kalitenizi düşürmez. Herhangi bir ışıklı ortamda kalite düşmeden aynı güzellikte fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Amatör fotoğrafçılar için güzel bir cihaz olan D7100 pratik ve hızlı kullanımın bir arada buluşmasıdır. Bu cihazın yetersiz ışık sorunu olduğu bilinmekte ancak bu pek problem olmamaktadır. Çekmiş olduğunuz fotoğraflar bu teknoloji sayesinde hafızalardan hiç çıkmayacak. D7100 24.1 MP çekim kaltesine sahiptir.
3.2 inç LCD ekrana sahiptir ve Nikon marka ürünlerin en çok satılanı durumundadır. Yüksek yoğunluklu 51 noktalı AF sistemi üstün izleme performansı almak için dizayn edilen özne algılama ve çapraz tipli sensörleri çerçevenin ortasındaki en sık kullanılan 15 odak noktası maksimum f/8 diyaframdaki lensler ile tamamen fonksiyonel ve uyumludur. Bu, çeşitli konularda daha hızlı, daha hassas otomatik netlik anlamına gelir.
Beyaz, parlak ve düzgün görünümlü dişlere sahip olmak pek çok kişinin hayallerini süsleyen bir durumdur. Bunun için günümüze kadar birçok farklı yöntem denenmiş olsa da ne yazık ki bilinçsizce uygulanan bazı yöntemler dişlerin zarar görmesine neden olabilmektedir. Kalıcı ve dişte herhangi bir zarara yol açmayan diş beyazlatma yöntemlerinin olmazsa olmazı ise diş beyazlatma jelleridir. Diş beyazlatma solüsyonları ile uygulanan ve son derece etkili sonuçlar alınmasını sağlayan diş beyazlatma İstanbul başta olmak üzere birçok ilimizde ilgi gören uygulamalardan biridir.
Diş beyazlatıcı jeller su içerir ve diş minesine herhangi bir şekilde zarar vermeden dişlerin doğal ve sağlıklı bir beyazlığa kavuşmasında önemli bir rol oynar. Bu sayede hastalar diş hekimi muayenehanesinde ya da diş hekiminin kontrolünde evde gerçekleştirdiği uygulamalarla acısız, konforsuz ve hızlı bir şekilde beyaz dişlere kavuşma imkanından yararlanırlar.
Diş beyazlatıcı jeller su içerdiğinden diş minesinin susuz kalmasını ve çatlamalar meydana gelmesini önler. Gün içerisinde tüketilen yiyeceklerin ve içeceklerin dişlerin boşlukları arasında kalmasına bağlı olarak dişlerde renk değişimi meydana gelebilir. Bu nedenle özellikle diş beyazlatma işlemi sonucunda elde edilen beyazlığın uzun süreli olarak korunabilmesi için dişlerde renk değişikliklerine neden olan beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekir. Bu sayede dişlerde kalıcı beyazlığa ulaşılması mümkün olabilmektedir.
Güzel Gülüşlere Giden Yol Diş Beyazlatmadan Geçer
Bleaching olarak da adlandırılan diş beyazlatma, ofis tipi diş beyazlatma ve ev tipi diş beyazlatma olarak iki farklı yöntemle uygulanabilir. Ofis tipi diş beyazlatma prosedürü diş hekimi muayenehanesinde uygulanırken ev tipi diş beyazlatma prosedürü diş hekiminin kişiye özel hazırladığı plaklar ve diş beyazlatıcı jeller kullanılarak hasta tarafından ev ortamında uygulanır. Hasta özelinde hazırlanan plakların içerisine beyazlatıcı jel sıkılır. Daha sonra plaklar dişlere takılır. Ev tipi diş beyazlatma işleminden etkili sonuçların alınabilmesi için şeffaf plakları belirli bir süre takılması gerekir. Bununla birlikte ofis tipi diş beyazlatma işleminde daha kısa sürede daha etkili sonuçlar alınabilir.
İster ev tipi ister ofis tipi diş beyazlatma yöntemi uygulanacak olsun ilk adım mutlaka hastanın detaylı bir diş muayenesinden geçmesi olmalıdır. Eğer hastanın ağzında çürük ya da diş minesi çatlak olan dişler varsa öncelikle bunların tedavisi gerçekleştirilmelidir.
Diş Beyazlama Sonrası Neler Yapılmalıdır?
Diş beyazlatma uygulaması ile elde edilen sonuçların kalıcılığının sağlanabilmesi için uygulamadan sonra en az 2 hafta; dişlerde renklenmeye yol açabilecek çay, kahve, vişne suyu, kırmızı şarap gibi yiyecekler ve içecekler tüketilmemelidir. Ayrıca sigara ve her türlü tütün ürününün, aşırı salçalı yemeklerin, kırmızı renkli meyvelerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
Aynı zamanda ağız ve diş bakımı düzenli ve doğru bir şekilde uygulanmalıdır. Bunun için dişlerin düzenli olarak fırçalanması, diş ipi kullanılması ve düzenli olarak diş hekimi muayenesine gidilmesi ihmal edilmemelidir. Ofis tipi diş beyazlatma işleminin kalıcılığı 9 ila 12 ay arasında değişiklik gösterebilir. Bu süre içinde kişisel ağız bakımına gereken özen gösterilmeli, yeme içme alışkanlıklarının renklenmeye neden olmayacak yiyecekler ve içecekler tüketilecek şekilde gözden geçirilmeli ve sigara kullanılmamalıdır. Bu sayede diş beyazlatma uygulamasıyla elde edilen sonuçların kalıcılığı uzatılabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde bleaching uygulamasından sonra elde edilen beyazlığın korunmasının kişiye bağlı olduğu söylenebilir.
Bleaching Hakkında Merak Edilenler
Diş beyazlatma daha beyaz görünümlü dişlere sahip olmak isteyen kişiler tarafından sıklıkla tercih edilen bir prosedürdür. Bleaching, uygulama yapılan her hasta özelinde bembeyaz dişlere sahip olma imkanı vermese de hastanın mevcut diş renginden en az birkaç ton açık renklere kavuşmasını sağlar.
Diş renginde çeşitli nedenlere bağlı olarak sararmalar oluştuğu durumlarda diş beyazlatma yöntemine başvurulabilir. Diş beyazlatma diş minesinin iç ve dış renginin değiştirilmesi yoluyla uygulanabilir. Diş beyazlatma prosedürü dişin üzerindeki ya da içindeki kromojenlerin kimyasal olarak bozulmasına neden olur. Diş beyazlatma işleminde kullanılan diş beyazlatma jellerinde en sık hidrojen peroksit olarak bilinen bir etken madde kullanılır. Dişe yayılan hidrojen peroksit kararsız serbest radikaller üretme amacıyla parçalanan oksitleyici bir madde haline gelir. Söz konusu serbest radikaller diş minesinde bulunan organik tuzlar arasında bulunan boşluklarda organik pigment moleküllerine bağlanarak daha az pigmentli bileşenler oluşmasına neden olur. Bu küçük moleküller daha az ışığı yansıtma özellikleri sayesinde beyazlama etkisi sağlar. Uygulanan diş beyazlatma yönteminin başarılı sonuçlar verebilmesi için hasta özelinde diş renklenmesinin türü, yoğunluğu ve yeri doğru bir şekilde tespit edilmelidir.
Dişlerin daha hızlı bir şekilde beyazlamasını sağlayan ofis tipi diş beyazlatma oldukça etkili bir yöntemdir. Bu yöntemde ev tipi diş beyazlatmaya oranla çok daha güçlü diş beyazlatıcı solüsyonlar kullanılır. Ayrıca dişlerin beyazlatılması sürecinin hızlandırılması ve yoğunlaştırılması için ısı, ışık veya her ikisinin kombinasyonu kullanılabilir. Ayrıca blog bölümünde paylaşılan, diş beyazlatma dişe zarar verir mi gibi içeriklerimiz için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Ofis tipi ve ev tipi diş beyazlatma yönteminin yanı sıra beyazlatıcı diş macunlarının, beyazlatıcı jellerin, şeritlerin ve benzeri beyazlatıcı ürünlerin kullanımı da tercih edilebilir.
Altın, savaşlar ve krizler zamanlarında güvenli liman olarak asırlık rolünü oynuyor ve dünyanın her yerinden insanlar birikiyor.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, petrol ve gazdan buğday ve metallere kadar her şeyin fiyatını hızla artırdı. Enflasyon korkularını ateşledi ve küresel büyümeyi tehdit etti. Bu, perakende yatırımcıları Viyana ve Singapur’dan New York’a kadar her yerde, pandemi sırasında ulaşılan rekora yakın, ons başına 2.070,44 dolara yükselen altının her zamanki güvenli limanına yönlendiriyor.
Altın fiyatlarında yılın başından bu yana görülen yaklaşık %10’luk artış, Philoro Edelmetalle GmbH’nin kurucusu Rudolf Brenner gibi altın külçe tüccarları için bir nimete dönüşüyor ve Almanca konuşulan Avrupa’daki mağazalarında artık uzun alıcı kuyrukları var. hiçbir azalma belirtisi göstermeyen çatışmaya devam ediliyor.
Satışları normal seviyesinin üç katına çıkan Brenner, “Ukrayna’da kriz başladığında büyük siparişler gördük” dedi. “İnsanlar her şeyi satın alıyor.”
Benzer hikayeler dünyanın dört bir yanındaki altın bayilerinden çıkıyor. New York’taki Empire Gold Buyers’ın CEO’su Gene Furman, müşterilerinin saat ve mücevher gibi lüks ürünler ticareti yapan %30’unun nakit yerine külçe altın istediğini söylüyor. Singapur’daki Silver Bullion Pte Ltd.’nin kurucusu Gregor Gregersen, Rusya’nın işgalini takip eden ilk haftada altın ve gümüş satışlarının %235 arttığını gördü ve talep o zamandan beri sadece artışa geçti.
Gregersen, “Yatırımcılar, Ukrayna’daki savaşla ilgili en kötü senaryo doğrultusunda düşünüyor ve Singapur gibi güvenli bir yargı bölgesinde fiziksel güvenli liman varlıkları satın almayı ihtiyatlı buluyorlar” dedi.
Artan talep, özellikle batı ülkelerinde fiziksel metal alımı için zaten güçlü bir yılın ardından geliyor. Dünya Altın Konseyi’ne göre, külçe ve madeni paralara olan talep, 2021’de neredeyse on yılın en yüksek seviyesi olan 1.124 tona ulaştı. Bu, kurumsal yatırımcıların fazla düşmediği bir zamanda fiyatları desteklemeye yardımcı oldu.
Fiziksel altın için mevcut yaygara, perakende yatırımcıların metalin favori versiyonlarında kazançlarını artırmak için zaten yüksek primlere neden oluyor, bu da kıtlıklarının bir işareti. Ellerini bir onsluk bir bara almak için, alıcıların spot fiyatın 100 dolara kadar çıkması gerekebilir.
Fiziki külçe komisyonculuğu Goldcore’da primler yaklaşık %25 arttı ve CEO’su Stephen Flood’a göre daha da artması bekleniyor. Ona göre, ana itici güç, ödeme sistemini “siyasallaştıran ve silahlandıran” Rusya’ya yönelik mali yaptırımlarla ilgili endişelerden kaynaklıdır.
Flood, “Metalin elinizin altında olması nihai yedekleme planıdır,” dedi. “Herkes ve anneleri şimdi değerli metallere bakıyor.”
Ama bu tek yönlü bir yol değil. Birçoğu, 2020 yazından bu yana bu kadar yüksek olmayan fiyatlardan yararlanmak için külçelerini, madeni paralarını ve mücevherlerini bayilere geri getiriyor. O zamanlar, karantinalar hafifledikçe ve insanlar altın mağazalarına akın ettiğinden faaliyetlerde ani bir artış yaşandı.
Yine de, Londra’nın tarihi Hatton Garden mücevher mahallesinde J Blundell & Sons’u işleten Ash Kundra’ya göre, şu anda satıcılardan daha fazla altın alıcısı var. Bunu perakende yatırımcılar arasındaki çok daha korkulu ortama bağlıyor.
“2020’de aldığımın yaklaşık %60’ını satın alıyorum” dedi. “Şimdi daha çok satıyorum.”
(Eddie Spence, Yvonne Yue Li ve Ranjeetha Pakiam tarafından bildiriliyor).
Reuters, Dosya paylaşım hizmeti LimeWire’ın insanların NFT’leri satın alabilecekleri bir yer olarak geri döndüğünü yazıyor . 2011 yılında, program yasadışı müzik dağıttığı için müzik endüstrisinden gelen baskının artması üzerine hizmet kapılarını kapatmıştı.
LimeWire’ın yeni versiyonu da yine müziğe odaklanıyor. Site, insanların müzik için dijital tapu satın almalarına izin vermelidir. Şirket, müzik endüstrisi ve diğer şeylerin yanı sıra şarkı ve demo satabilen sanatçılarla ortak olacağını söylüyor.
LimeWire’ın artık Avusturyalı kardeşler Paul ve Julian Zehetmayr tarafından yönetilen yepyeni bir ekibi var. Geçen yıl markanın fikri mülkiyetini satın aldılar. Yeni ekibin Avusturya’daki çalışanlarına ek olarak Almanya ve Birleşik Krallık’ta da çalışanları var.
Kardeşler, gelirin yüzde 90’ını sanatçılara ödemek istediklerini söylüyor. İkili Reuters’e verdiği demeçte , “LimeWire müzik akışının temelini hemen hemen attı” dedi . “Müzik endüstrisine katkıda bulunan bir şeye dönüştürebileceğimiz küçük bir internet tarihi parçası.” Kardeşlerin hedefi ilk yıl bir milyon kullanıcı çekmek.
2000 yılında kurulan LimeWire, insanların yasadışı olarak müzik, film ve dizi paylaşımı yaptığı en büyük programlardan biri haline geldi. Örneğin, dünya çapında 50 milyon kişi her ay bir MP3 veya avi dosyası indirdi.
2006 yılında, LimeWire plak şirketleri tarafından dava edildi. Program, müzik satışlarındaki düşüşten sorumlu tutuldu. Beş yıl sonra, LimeWire kapılarını kapatmak zorunda kalmıştı.
Dünyanın önde gelen oyun firmalarından olan Ubisoft , geçen hafta şirketin bazı oyunlarını, sistemlerini ve hizmetlerini geçici olarak kesintiye uğratan bir siber güvenlik olayı yaşadı. Olayla ilgili ayrıntılar bilinmiyor.
Ubisoft’a göre şu anda oyuncuların kişisel verilerine erişildiğine dair bir belirti yok. Şimdi olay çözüldü ve arızalar giderilmiş durumda.
Şirket, firma içindeki tüm şifreleri sıfırladı. Bunu bir önlem olarak yaptığını bildirdi. Ubisoft çok fazla ayrıntı yayınlamıyor. Örneğin, saldırının sonuçlarının ne olduğu ve arkasında kimin olduğu bilinmiyor.
Ubisoft, çeşitli oyun konsollarında popüler oyunların yayıncısıdır. Örneğin Fransız şirket, Far Cry , Assassin’s Creed ve Watch Dogs gibi oyunları piyasaya sürmüştür.
LG C1, 2022’de şimdiye kadarki favori 4K TV’miz. Amsterdam’daki profesyonel test laboratuvarımızda uzun testler yaptıktan sonra bu sonuca vardık. Samsung, LG ve Philips gibi farklı markaların OLED ve QLED gibi görüntü teknolojilerine sahip yeni ve lüks 12 adet 4K TV’sini inceledik.
Fiyat, izleme deneyimi, kullanılan görüntü teknolojisi ve ses dahil olmak üzere bu test için tüm yönleri inceledik.
Pratik yönlere de baktık. Güç kablosu yeterince uzun mu? Cihazın asılması kolay mı? Ve ekran ne kadar ince? Testlerimiz, Tweakers test laboratuvarı ile işbirliği içinde gerçekleştirilmektedir.
Bu yılın en iyi TV’si: LG OLED55C16LA
Artıları: Çok iyi görüntü kalitesi, mükemmel kontrast, yüksek yenileme hızı ve güzel uzaktan kumanda sayesinde oyuncular ve spor meraklıları için ideal.
Eksileri: Maksimum parlaklık en yüksek değil, HDR10+ desteği yok.
LG C1 popüler bir televizyon dizisidir ve bu 55 inçlik model çok eksiksiz bir görüntü sunar. TV şık bir tasarıma sahiptir ve mükemmel görüntü kalitesi ile iyi ses sunar. Sihirli Kumandası ile kullanımı çok kolaydır, ancak bu sadece televizyon izleyicileri için mükemmel bir cihaz değildir. Görüntü işleme iyi ve LG’nin işletim sistemi olan webOS’u kullanıyor.
55 inç modelini tavsiye etmemize rağmen, bu televizyon 83 inç’e kadar çeşitli boyutlarda mevcuttur. LG, televizyonun arkasını siyah yerine beyaz yaptı; bu, geçen yılki modele göre mutlaka bir gelişme değil. Öte yandan: muhtemelen cihazı duvara asarsınız, böylece beyaz arka kısım görünmez.
Daha ucuz alternatif: LG OLED55A16LA
Artıları: Çok iyi görüntü kalitesi, mükemmel kontrast.
Eksileri: Maksimum parlaklık en yüksek değil, HDR10+ desteği yok, HDMI 2.1 yok.
Yukarıdaki C1 biraz daha lüks bir cihazken, LG A1 üreticinin giriş seviyesi modelidir. Daha az harcayacak, ancak yine de bundan en iyi şekilde yararlanmak isteyenler için iyi bir seçenek. Görüntü iyi, çünkü kısmen OLED daha yüksek kontrast sunuyor.
Televizyon oyun oynamak için uygun ancak çok yüksek bir kare hızı bekleyemezsiniz çünkü 120Hz destekli HDMI 2.1 bağlantı noktası yok. Bu televizyonun sesi de çok iyi değil, ancak bu, ayrı bir ses sistemi kullanılarak çözülebilir.
C1’e çok benziyor – kesinlikle görünüşte – ancak A1’in büyük ve ağır bir ayağı yok, her iki tarafında iki küçük ayak var. Plastikten yapılmışlardır, ancak fırçalanmış metal kaplama sayesinde yine de güzel görünmektedir. Bununla birlikte, iki küçük bacak, tellerden kurtulurken daha büyük bir zorluktur.
Philips 55OLED806/12, 53 kullanıcı tarafından ortalama 4 yıldızla derecelendirildi.
Philips TV’ler, ekranda ne olduğuna bağlı olarak arkadan parlayan ışık olan ambilight nedeniyle popülerdir. Ayrıca Philips, işletim sistemi olarak Android kullanıcıları tarafından oldukça tanınan ve birçok uygulamanın bulunduğu Android TV’yi kullanıyor. Burada ayrıca Play Store’dan uygulamalar indirebilir ve bunları Netflix, Videoland ve Disney+ gibi televizyonunuza yükleyebilirsiniz.OLED 806, saniyede 120 kare hızında 4K görüntüleri görüntülemenize izin verdiği için oyun oynamak için ideal olan iki HDMI 2.1 bağlantı noktasına sahip olma avantajına sahiptir. Ne yazık ki, 120Hz modundaki TV, LG’nin televizyonlarının muzdarip olmadığı bir şey olan görüntü netliğinden biraz ödün veriyor. Bu televizyonun sesi de görüntüsü kadar iyidir ve uzaktan kumanda üzerindeki tuş aydınlatması sayesinde televizyonu daha az aydınlatılmış bir odada kolayca çalıştırabilirsiniz. Ayrıca bir mikrofonu vardır, böylece sesli olarak bir dizi veya film arayabilirsiniz.
Samsung Neo QLED QE55QN95A, 40 kullanıcı tarafından ortalama 4 yıldızla derecelendirildi.
Önerdiğimiz televizyonların çoğu OLED televizyonlar olsa da Samsung’un QN95A modeli ‘qled’ bir model. Demek ki LCD teknolojisiyle çalışan bir televizyon (ayrıca ‘ OLED, QLED, mini-LED ve LCD: hangisi daha iyi? ‘ başlıklı makalemize bakın ) yüksek parlaklıkta. Bu, bu televizyonu çok fazla ışık alan bir oda için ideal kılar. Buna ek olarak, Samsung en son LCD tekniklerini kullanır, böylece geleneksel olarak LCD ile ortaya çıkan birçok sorun artık mevcut değildir. Örneğin, daha az iyi bir kontrast ve hayal kırıklığı yaratan görüş açıları düşünün: bu cihazla bunlar geçmişte kaldı. Bu televizyonun kontrastı çok iyi, ama bunun için de para ödüyorsunuz; bu QN95, karşılaştırılabilir OLED televizyonlardan daha pahalıdır.
Araştırmamız
Bu testte, televizyonların tüm yönlerine baktık: bu fiyat kategorisinde her şey yolunda olmalı. OLED ve QLED gibi modern görüntü teknikleri, iyi ses (her zaman bir soundbar önermemize rağmen), farklı görüntü formatları için destek ve tabii ki akıllı işlevler sayesinde mükemmel bir izleme deneyimi bekliyorsunuz. Ayrıca pratik yönlere de baktık: güç kablosu yeterince uzun mu? Cihazın asılması kolay mı ve ekranı ne kadar ince?
Televizyon nihayet açıldığında bunun hakkında çok fazla düşünmeyebilirsiniz, ancak kurulum sürecini kesinlikle etkileyebilir. Bilmek her zaman iyidir!
Testlerimiz, Tweakers test laboratuvarı ile işbirliği içinde yürütülmektedir . Aşağıdaki videoda Tweakers TV uzmanı Eric van Ballegoie, test laboratuvarının nasıl çalıştığını açıklıyor.
Sağlık sektöründe çalışan personellerin kullandığı tüm giyim ürünleri site üzerinden satışa sunuluyor. Sağlık çalışanları kaliteli ve kendilerine uygun olabilecek tüm ürünlere site üzerinden ulaşabilir. Site tamamen kaliteli ürünleri bir araya getirerek herkesin satın almasını sağlar. Bone gibi birçok giyim ürününde özel kampanyalar yapıyor. Uygun fiyata satın almak isteyenlerin mutlaka tercih etmesi gereken bir sitedir. Hem erkek hem de kadın sağlık çalışanları için birçok farklı model bulunuyor. Kolayca siteye giriş yaparak uygun fiyatta olan ürünleri satın alabilirsiniz. Güvenli ödeme seçenekleriyle herkesin kısa sürede alışveriş yapmasına yardımcı olur.
Özel Desenli Scrubs Modelleri
Sağlık çalışanları daha rahat bir şekilde çalışabilmesi için özel kıyafetler tercih eder. Hem erkek hem de kadın sağlık çalışanları desenli scrubs modellerini kullanır. Herkese uygun olan scrubs modelleri için siteden yardım alabilirsiniz. Sitede birbirinden farklı tasarımlarla hazırlanan scrubs modelleri bulunur. Kolay yöntemlerle satın alarak istediğiniz her modele ulaşabilirsiniz. Özel fırsatları kaçırmamak için siteyi inceleyebilir ve uygun fiyatta giyim alışverişi yapabilirsiniz.
Ameliyat İçin Özel Boneler
Ameliyat esnasında kullanılan giyim ürünlerinin tamamı site içerisinde bulunuyor. Özel bone tercihi yapmak isteyenlerin mutlaka kullanabileceği bir sitedir. Site tamamen sağlık çalışanlarının kullanabileceği ürünlerin satışını yapar. Ameliyata girecek olan hemşire ve doktorlar en güzel ve farklı bonelere sahip olabilir. Siteden kolayca tüm bone modellerini görebilir ve satın alabilirsiniz.
Özel Aksesuarlar
Sağlık çalışanları belirli hijyen kurallarına uymak için bazı aksesuarlar kullanır. Aksesuarlar listesinde maskeler ilk sırada yer alır. Sağlık çalışanlarının tercih edebileceği yüzlerce farklı özel maske türü bulunur.
En Şık Maske Modelleri
Maske satın almak istiyorsanız Medikaldolap.com adresini tercih ederek daha kaliteli ürünlere sahip olabilirsiniz. Site içerisinde her türlü maske modeli yer alır. Kolay sipariş imkanlarıyla istediğiniz her maskeyi satın alabilirsiniz.
Hükümet, bir yandan enerjiyi uygun fiyatlı tutarken ve iklim değişikliği hedeflerini tuttururken, bir yandan da İngiltere’yi Rus gazından vazgeçirebilir mi?
Boris Johnson, kısa süre içinde üç şeyi de gerçekleştiren bir enerji stratejisi üretme sözü verdi.
Bunu başarabilecek mi ve karşılaştığı siyasi engeller neler?
Bazı gazetecilere, Başbakan’ın, kayaların gaz çıkarmak için yeraltında kırıldığı hidrolik kırma konusunda daha fazla araştırmayı teşvik edebileceği konusunda bilgi verildi.
Ancak aksi takdirde, lansman radikal olarak yeni bir politika sunmayacak – daha ziyade mevcut planların hızlandırılması.
Kesin olan bir şey var – yeni kömürle çalışan elektrik santralleri olmayacak.
Ancak Bay Johnson, düşünürken iki yöne çekiliyor.
İş departmanı (BEIS) ve uzmanların çoğu, iklimi korumak için fosil yakıtları kesmeye yönelik mevcut planların İngiltere’yi petrol ve gaz için küresel fiyatların hızla yükselmesine karşı korumaya yardımcı olacağını söylüyor.
Gazlı ısıtma talebini azaltmak için ev yalıtımı için devlet desteği istiyorlar. Elektrikli ısı pompaları gibi alternatiflerin hızla devreye alınması gerektiğini söylüyorlar. Ve yenilenebilir enerji ve nükleerin çok daha hızlı yayılmasını istiyorlar.
Muhafazakâr yorumcular yeni nükleer arzuyu paylaşıyorlar, ancak Birleşik Krallık’ın Birleşik Krallık’ı yakıt fiyatlarındaki artışlardan korumak için hidrolik kırmaya da devam etmesi gerektiğinde ısrar ediyorlar.
Başbakan, kısa vadeden uzun vadeye planlarını duyurmak istiyor.
Örneğin, gaz ve petrol kullanımımızı azaltarak anında ucuz – hatta ücretsiz – sonuçlar elde edilebilir.
Uluslararası Enerji Ajansı , herkesi termostatı bir derece düşürmeye çağırıyor – bu, ısıtma enerjisinden (ve maliyetlerinden) %10’a kadar tasarruf sağlayabilir, diyor.
Yalıtım, başka bir beyinsiz hızlı vuruştur – ve evinizi daha konforlu hale getirir. Bir kapı için bir hava akımı önleyici “sosis” bile, temel taslak geçirmezlikte olduğu gibi küçük bir fark yaratır. Yalnızca kullandığınız odaları ısıtmak kolay bir sonuçtur.
Enerji krizi sırasında karbon emisyonlarını azaltmak için 55mph’lik bir hız sınırı – birçok araba için en verimli çalışma hızı – belirlenebilir. Buna liberter bir Başbakan direnebilir ve her halükarda RAC Vakfı, daha az yolculuk yapmanın ve daha yumuşak bir şekilde frenlemenin ve hızlanmanın daha etkili olacağını söyledi.
Boş çalışmayı önlemek için trenler en yüksek hızlarını azaltabilir ve hizmetler azaltılabilir.
Halk, acil bir ihtiyaç olduğuna ikna edilirse kısıtlamaları kabul edebilir.
Bazı analistler hükümetin yeni gaz kazanları ve ocaklarının satışını hızla durdurmasını istiyor. İthal gazla çalışan kazanların yerini, İngiliz rüzgar çiftlikleri tarafından üretilen elektrikle çalışan elektrikli ısı pompaları alacak.
Bu, talebi anında kesecek, ancak çok az sayıda montajcı ve zayıf bir tedarik zinciri olduğunda ısı pompası kurulumlarında zorlu bir artış gerektirecektir.
Diğerleri, 1970’lerde petrol krizini “Enerjiden tasarruf edin – bir arkadaşınızla banyo yapın” gibi arsız sloganlarla başa çıkmak için kullanılana benzer bir hükümet enerji tasarrufu kampanyası istiyor.
Sarsıntı ve ev fiyatları
Peki orta vade?
İşte burada fraksiyon tartışması devreye giriyor. Birleşik Krallık’ta hidrolik kırılması başladığında, İngiltere’nin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ucuz enerji patlamasını taklit edebileceğine dair büyük umutlar vardı.
Ama sorunlar vardı. Operatörler, kırılma sürecinin etkilerini tahmin edemedi ve komşular küçük çaplı depremler ve ev fiyatlarından şikayet etti. Dahası, jeologlar – Birleşik Krallık’taki şeyl gazının miktarı hakkında değil, onu topraktan çıkarma potansiyelimiz hakkında – şüpheler uyandırmaya başladılar.
Ardından ekonomistler, herhangi bir kırık gazın küresel pazara satılacağı ve böylece İngiltere fiyatlarını zaten fazla düşürmeyeceği konusunda uyardılar.
Gaz devi Centrica’nın eski başkanı, daha önce bir şeyl hayranı olan Iain Conn, BBC Radio 4’ün Today programına şunları söyledi: “İngiltere tedarikinde önemli bir fark yaratabilmek için yeterince kuyu açmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum.”
2019’da hükümet, kırma işlemine bir moratoryum koydu ve 10 No’lu bir bildiride, firmaların önemli sarsıntı olmadan kaya gazı elde edilmesini sağlayana kadar süreceğini söyledi. Resmi çizgi bu – ancak Downing Street sözcüsü hiçbir şeyin göz ardı edilmediğini söyledi.
Başbakan, varsayımsal olarak, fracking lehine olan veya olmayan bir soruşturma ilan edebilir – ancak en azından bazı arka plandaki siyasi baskıyı hafifletebilir.
Rüzgar enerjisi de orta vadede yer alıyor. Karadaki rüzgar enerjisi ucuzdur ve sürekli olarak anketler genel halk tarafından beğenildiğini göstermektedir. Bu, bazı gazetelerin onları “nefret edilen” rüzgar çiftlikleri olarak etiketlemesini engellemedi.
Hükümet daha önce yerel retçilerin baskısına yanıt vermiş ve yalnızca bir protestocunun bir projeyi sonlandırmasına fiilen izin veren kurallar koymuştu.
Operatörler bu kuralların değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.
Açık deniz rüzgar çiftliklerinin şu anda gelişmesi 20 yıl kadar sürüyor. Ancak operatörler, hükümetin rıza veren nakit sıkıntısı çeken yetkililere daha fazla kaynak vermesi halinde yeni türbinlerin sadece iki yıl içinde dönebileceğini söylüyor.
O zaman açık deniz petrol ve gaz operasyonları orta ve uzun vadeli bir bahistir. Üretime başlamaları ortalama 28 yıl alıyor, ancak bunlar da hızlı takip edilebilir.
Kuzey Denizi’nde fosil yakıt bolluğu kalmadı. Birçok stok tükendi ve tüm ürünler zaten dünya fiyatlarında satılacak. Ancak bakanlar, Vladimir Putin’in savaşından önce, çevre üzerinde daha fazla etkisi olan yabancı gazın sıvılaştırılmasından ziyade İngiltere gazını İngiltere işleri ve vergileriyle almanın daha iyi olduğuna karar verdiler.
Bu tartışmalıydı: Uluslararası Enerji Ajansı tüm yeni fosil yakıt operasyonlarını durdurmak istiyor çünkü iklimi mahvetmeye yetecek kadar bulundu.
Peki ya uzun vade?
Fracking talep eden aynı milletvekilleri aynı zamanda yeni nükleer santralleri de destekliyorlar – ancak bunların inşa edilmesinin onlarca yıl sürmesi bekleniyor ve Ukrayna’daki Çernobil reaktöründeki mevcut olay, onay sürecini daha kolay hale getirmeyecek.
Bazı çevreciler, rüzgâr esmediği zamanlarda yenilenebilir enerjiyi karşılamak için nükleer enerjiyi de destekliyor.
Ancak hükümet, halkın korkuları, atık depolamanın olmaması ve – daha da önemlisi – maliyet nedeniyle yakın zamana kadar bunu benimsemedi. Nükleer, megavat saat başına yaklaşık 90 sterlin gelirken, yeni açık deniz rüzgârı bunun yaklaşık yarısı kadardır.
Ancak Tories ve Labour’dan onlarca yıl sonra, rüzgâr açıkça nükleerin yolunu esiyor. Ve Bay Johnson, Sizewell C için yenilenmiş bir baskı ve mini reaktörler için bir destek sunacak . Nükleer meraklıları, İngiltere’nin enerji karışımında önemli bir rol oynamak için bir dizi yeni nükleer bombaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. (Kaynak: BBC)
Huawei UK’nin iki icracı olmayan direktörü, şirketin Ukrayna’daki ihtilaf konusundaki tutumu nedeniyle istifa etti.
BBC, Sir Andrew Cahn ve Sir Ken Olisa’nın, firmanın Rus işgalini hızlı bir şekilde kınama konusundaki başarısızlığının pozisyonlarını savunulamaz hale getirdiğini anlıyor.
Huawei UK, her iki adama da “paha biçilmez rehberlikleri” için teşekkür etti.
BBC News tarafından Huawei’nin Rusya ile iş yapmaya devam edip etmeyeceği sorusuna şirket, “Daha fazla yorum yapmıyoruz” dedi.
Güçlü destek
BBC, her iki yönetmenin de Huawei’nin Ukrayna’nın Rusya tarafından işgalini çabucak kınaması gerektiğini düşündüğünü anlıyor.
Her ikisinin de, bu şirket için karmaşık bir durum olmasına rağmen, firmanın tutumunun Birleşik Krallık yönetim kurulu yöneticileri olarak beklentileriyle çeliştiğini düşündüğüne inanılıyor.
Bir Huawei yetkilisi şunları söyledi: “Sir Andrew Cahn ve Sir Ken Olisa, sırasıyla 2015 ve 2018’de atandıklarında Huawei İngiltere’nin yönetim kuruluna iş ve teknoloji dünyasından önemli deneyimler getirdi.
“Her ikisi de Huawei’nin Birleşik Krallık’a olan bağlılığına güçlü bir destek gösterdi ve en yüksek kurumsal yönetim standartlarının korunmasına yardımcı oldu.”
İstifa haberleri, ABD’nin Çinli şirketleri Rusya’ya teknoloji ihracatı üzerindeki kısıtlamaları ihlal etmemeleri konusunda uyardığı sırada geldi.
Çin, Rusya’nın işgalini kınayan Birleşmiş Milletler kararına karşı çekimser kaldı, ancak hükümeti de son zamanlarda sivillere verilen zarardan son derece endişe duyduğunu söyleyerek askeri harekat hakkında “pişmanlığını” dile getirdi.
Ticaret Bakanı Gina Raimondo, New York Times’a Washington’ın, Rus yaptırımlarına meydan okuyan Çinli şirketlere karşı “yıkıcı” önlemler alabileceğini ve ürünlerini yapmak için gereken ABD ekipman ve yazılımlarının kullanılmasını yasaklayabileceğini söyledi.
Raimondo gazeteye verdiği demeçte, Rusya’nın “kesinlikle yaptırımlarımızı ve ihracat kontrollerimizi aşmaları için diğer ülkelere kur yapacağını” söyledi.
Tehditler, Donald Trump yönetiminin şirketi hükümet onayı olmadan ABD şirketlerinden teknoloji satın almasını yasaklayan “kuruluş listesine” eklediğinde 2020’de Huawei’ye karşı alınan önlemleri yansıtıyor.
ABD hükümeti, o sırada Huawei’nin ulusal bir güvenlik tehdidi oluşturduğuna inandığını ve şirketin bunu şiddetle reddettiğini söyledi.
Ancak kısıtlamalar şirketin kazancını sert bir şekilde vurdu ve onu önemli teknolojilere erişimden mahrum etti.
Yaklaşık 200 ülke, “plastik kriz” konusunda harekete geçmek için uluslararası bir anlaşma üzerinde müzakerelere başlamayı kabul etti.
BM üyeleri, dünya çapında plastik atıkları azaltmak için kapsamlı bir çerçeve geliştirmekle görevlendirildi.
Atılan plastiğin yaşam alanlarını yok ettiğine, vahşi hayata zarar verdiğine ve besin zincirini kirlettiğine dair artan bir endişe var.
Destekçiler, hareketi ozon tabakasına zarar veren maddeleri aşamalı olarak kaldıran 1989 Montreal Protokolü’nden bu yana dünyanın en iddialı çevre eylemlerinden biri olarak tanımlıyor.
İklim değişikliğinin Paris Anlaşması’na sahip olması gibi, plastiğin de dünyayı plastik atığı azaltma yolunda belirleyen kendi bağlayıcı anlaşmasına sahip olması gerektiğini söylüyorlar.
Portsmouth Üniversitesi’nden Prof Steve Fletcher, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) plastik konularında danışmanlık yapıyor.
Plastik sorununun uluslararası sınırları ve sınırları kapsadığını söyledi.
Politikaları ne kadar iyi olursa olsun, bir ülke tek başına plastik kirliliğiyle baş edemez” dedi.
Plastiğin toplum olarak bize sunduğu yaygın zorluklarla başa çıkmamızı sağlayacak küresel bir anlaşmaya ihtiyacımız var.”
Ne anlama geliyor?
BM üye ülkeleri, plastiklerin üretimi, kullanımı ve bertarafı için kurallar koyabilecek küresel bir plastik anlaşması hazırlama konusunda uluslararası müzakerelere başlamayı kabul etti . Karar, Nairobi’deki BM Çevre Meclisi toplantısında alındı.
Tekliflerin ön saflarında yer alan Ruanda çevre bakanı Dr Jeanne d’Arc Mujawamariya, müzakerelerin “plastik kirliliğini sona erdirmek için” bir çerçeve oluşturacağı konusunda iyimser olduklarını söyledi.
Koruma amaçlı yardım kuruluşu WWF, kararı ozon tabakasına zarar veren maddeleri aşamalı olarak ortadan kaldıran 1989 Montreal Protokolü’nden bu yana dünyanın en iddialı çevre eylemlerinden biri olarak nitelendirdi.
Kıdemli politika danışmanı Paula Chin, plastik ürünlerin tüm yaşam döngüsünü -üretim ve kullanımın yanı sıra imha etme- ele almanın “plastik musluğu” kapatmanın anahtarı olduğunu söyledi.
“Bir sonraki adım, tüm imzacıların bu çığır açan anlaşmanın vaadini yerine getirmeye hazır olduğundan emin olmak” diye ekledi.
Sonra ne olur?
Dünya liderlerinin, hangi unsurların yasal olarak bağlayıcı olacağı ve anlaşmanın nasıl finanse edileceği de dahil olmak üzere, plastik kirliliği anlaşmasını kabul etmek için 2024’e kadar süreleri var.
Çevre grupları, ulusları plastiklerle ilgili ortak kural ve düzenlemelere bağlı kalmaya teşvik ederken, zararlı ürün ve uygulamaları cezalandıran açık ve güçlü küresel standartlar talep ediyor.
Küresel kuzeyde yaratılan plastik sorunlarla uğraşan küresel güneydeki ülkelere yardım etme baskısı olacak.
Prof Fletcher, “Kimin ödediği ve küresel güneydeki ülkelerin karşılaştıkları plastik kirliliği kriziyle başa çıkmak için kaynaklara sahip olduğundan nasıl emin olacağımız konusunda tartışmalar var” dedi.
Kararı destekleyen Birleşik Krallık hükümeti, anlaşmayı “gerçekten tarihi” olarak nitelendirdi.
Uluslararası çevreden sorumlu hükümet bakanı Lord Zac Goldsmith, “Sadece bir insan ömrü boyunca, küresel okyanusun her bir parçasını plastik kirliliğiyle boğarak küresel çevreye hayal edilemez bir zarar verdik” dedi.
Şimdi bunu iddialı ve geniş kapsamlı bir anlaşmaya dönüştürmek için yapılacak çok şey olmasına rağmen, şimdi bu çirkin sayfayı kapatmaya başlayabiliriz.”
Plastik hakkında gerçekler:
Dünya okyanuslarında beş trilyondan fazla plastik parçası olduğu ve bunların parçalanması yıllar alabileceği düşünülüyor.
Her yıl 400 milyon ton plastik üretiliyor ve bunun %40’ı tek kullanımlık – plastik atılmadan önce yalnızca bir kez kullanılıyor
Her yıl dünya okyanuslarına sekiz milyon tondan fazla plastik giriyor ve bunların çoğu karadan kaçıyor
Tüm plastikler, ya yapılma şekli nedeniyle ya da çok pahalı ya da yapılması zor olduğu için geri dönüştürülemez.
Karadaki veya denizdeki hayvanlar plastikten zarar görebilir. Taşıma poşetlerinde veya gıda ambalajlarında sıkışıp kalabilirler veya plastiği gıda sanabilirler.
90 lı yıllardan bu yana uzaya seyahat yapma hikayeleri ve bir gün yıldızları izlemek için bir uzay gemisine bineceğimiz fikriyle büyüdük . Ancak bu hikayeler, bu yolculukları mümkün kılmak için gereken süreyi, uzay yolculuğunun insanlar üzerindeki olumsuz etkisini ve katlanılacak inanılmaz maliyetleri anlamadan çok önce yazılmıştır.
Geçen hafta Dünya Yetenek Ekonomisi Forumu için bir panelde bunun hakkında konuşuyordum ve ardından insanları uzaya koymanın bir süredir pek mantıklı olmadığı sonucuna vardım.
İlk astronotlar, iyi eğitimli pilotlar olsalar da, temelde sadece Sovyetleri kötü göstermek (ve onlara misilleme olarak Sputnik ile bizi kötü göstermek) için tasarlanmış bir balistik çabanın yolcularıydı. Zaman içinde uzay kapasitesini ilerletiyor olsak da, AI ve Robotik’i çok daha hızlı bir şekilde ilerletiyoruz ve 2050 yılına kadar uzay gibi düşmanca ortamlarda insanlar kadar iyi veya daha iyi performans gösterebilecek ve insanları riske atacak şekilde otonom robotlar üretebilmeliyiz. uzay uçuşu için büyük ölçüde geçmişte kaldı.
Bu hafta uzay yolculuğu hakkında konuşalım – ve haftanın ürünü ile kapatalım: bildiğimiz akıllı telefonlar için sonun başlangıcı anlamına gelebilecek yeni bir AR gözlük seti.
Seyahatin Ticarileştirilmesi: Dünyaya Karşı Uzay
Çoğu zaman, uzayın ticarileştirilmesini tartışırken, kara, deniz ve nihayetinde hava yolculuğunu nasıl geliştirdiğimize geri döneriz. Ancak seyahati ticarileştirmek için yalnızca kısa vadeli gerçek nedenler (ticaret, oturma odası, bağımsızlık) olmadığını, seyahat ettiğimiz her yerde genellikle yaşayabileceğimizi unutuyor gibiyiz. Yakın çevremizde, yalnızca Dünya insan yaşamıyla uyumludur.
“Terminatör” veya “Alien” filmlerinden birini hatırlarsanız, her ikisinde de insanlardan daha iyi performans gösteren androidler vardı. Aslında, neden “Alien” serisinin ikinci bölümünde denizciler zırhlı insanlar yerine savaş droidleri değildi? Sahip oldukları android bile, askeri bir gemi olmasına rağmen, olağandışı bir şekilde zayıf görünüyordu ama yine de ortalama bir insandan daha güçlüydü.
Tüm görev, başarısız olsalar bile asla hayatta olmadıkları için ölme tehlikesi olmayan gömülü yapay zeka ve zırhlı robotlar tarafından gerçekleştirilebilirdi. İzlemek için bu kadar iyi bir film olmazdı ama şu anda ABD sınırlarında devriye gezen robotlarımız var.
Uzayın düşmanca doğasından daha iyi kurtulacak ve uzayı keşfetmek veya endüstrileştirmek için insanlardan çok daha güvenli bir yol sağlayacak bir robotik sistem tasarlayabilir ve inşa edebiliriz.
Bir Uzay Ekonomisi İnşa Etmek
Uzayda kısa vadeli avantajlar turist seyahati değil çünkü henüz gidecek bir yer yok. Bir uzay oteli inşa etsek bile, tüm bu malzemeyi yörüngeye ağır bir şekilde kaldırmanın maliyeti, nispeten küçük yaşam alanlarının ve hem inşa edilen hem de bakımıyla ilgili çok yüksek maliyetlerin birleşimiyle sonuçlanacaktır.
Buna, DNA ve kemik hasarı riskine girmeden önce bile çabayı riskli hale getirecek devasa miktardaki uzay çöplerini, meteorları ve mikro meteorları eklediğinizde, seyahati karşılayabilecek birçok kişi için kabus gibi bir tatil elde etmiş olursunuz.
Bunu deneyecek çok zengin insanlardan oluşan küçük bir grup olabilir. Yine de, bu işi yapmak için en iyi şans, önce uzay madenciliği ve imalatını geliştirmek – sonra uzay otelini inşa etmek – çünkü o zaman çok zenginlerin gitmek isteyebileceği bir yeri daha uygun fiyata inşa edebilirsiniz.
Uzayın ilk ticarileştirilmesi, büyük olasılıkla, işi çok daha güvenli ve insanların yapabileceğinden daha büyük bir ölçekte yapmak için otomatik uzay aracı ve robotları büyük ölçüde kullanacak bir madencilik/üretim çabası olacaktır. Çünkü robotlar, gerektiğinde insanlardan daha güvenli ve daha verimlidir. Özellikle çok tehlikeli ortamlarda çalışmayı düşünürsek.
Bir uzay istasyonu, bir otelden çok yıldızlararası seyahat için bir havaalanı gibi olacaktır ve yalnızca bu son rolde, askıya alınmış animasyon veya ışıktan hızlı seyahat geliştirirsek geçerli olabilir.
Bunları geliştirirken, daha iyi insan/makine arayüzlerini ve insan zihnini yüklemenin yollarını da keşfediyoruz. Sizi yükleyebilirsek, o zaman askıya alınmış animasyon kavramı uygulanabilir hale gelir çünkü kişiliğinizi barındırmak için yeterince büyük bir kalıcı bellek deposu kullanabilir ve ardından onu oraya vardığınızda gideceğiniz yer için tasarlanmış bir gövdeye indirebiliriz.
Uzay Turisti Olmak İstemeyebiliriz
İnsanları uzun süreli turistik seyahatler için uzaya götürmeden çok önce, bizi evden çıkmadan gerçek veya hayali herhangi bir dünyaya inandırıcı bir şekilde yerleştirebilecek metaverse simülasyonları yaratabiliriz. İnsanları başarılı bir şekilde yüklemeden çok önce, sinir sistemimize bağlanabilmemiz ve başka bir yerde olduğumuzu düşünmemiz için zihinlerimizi kandırabilmemiz muhtemeldir.
Daha da yakın vadede, uzayda veya başka bir dünyada olduğumuzu hissettirmek için gelişmiş VR kulaklıkları ve izolasyon bölmelerini kullanabiliriz. Bir uzay istasyonu gibi görünen ve hissettiren LED duvarları olan, ancak hareket tutması da dahil olmak üzere ilgili riskler olmadan yeryüzünde oteller inşa edebiliriz.
Deneyimi daha gerçekçi hale getirmek istiyorsanız, bu LED panelleri gerçek zamanlı yayın yapan bir uydudaki yüksek çözünürlüklü kameralara bağlayabilirsiniz ve görüntü etkileşimli olmadığı için gecikme deneyimi olumsuz etkilemez.
Kendinizi uzaya uçan bir süper kahraman gibi hissettirmek için uzay gemisinin burnuna yerleştirilmiş 360 derecelik bir kameraya gerçek zamanlı olarak bağlandığınızı hayal edin (pencerelerin dikkatinizi dağıtmasına bile gerek kalmazdı).
Çok kısa bir yolculuk için mevcut 250.000$’lık maliyetle karşılaştırıldığında, bir satış sunumunu görmeyi kabul ederseniz maliyetiniz ücretsiz olabilir ya da daha çok bir eğlence parkı gezintisi gibi olabilir, çünkü uçuşun maliyetini her yere yayabilirsiniz.
Kendinize şunu sorun: Tek seferlik kısa bir uzay gezisi ve bir haftalık eğitim için 250.000$ mı, yoksa neredeyse hiç güvenlik riski olmayan ve muhtemelen çok daha fazlasının çok daha iyi bir görünümü olan çok daha uzun bir deneyim için 250$ mı harcamayı tercih edersiniz?
Kendi kendini süren arabalara gelince, onları yapanlar ve kullananlar farklı gezegenlerde yaşıyor gibi görünüyor. Endüstri, tüketicilerin kendilerini gitmek istedikleri yere götüren yatay asansörler istediklerini düşünürken, tüketiciler araba kullanmaktan vazgeçmek istemiyor ve şu anda kendilerini hareket ettirecek bir bilgisayara güvenmiyorlar.
Jaguar, sizi süren arabalara değil, sürdüğünüz arabalara inanan bir şirkettir. Bu nedenle, geçen hafta Jaguar ve Land Rover’ın Nvidia’nın otomatik sürüş için tam teknoloji bütünlüğünü benimseyeceğini duyurması büyüleyici çünkü Jaguar ve Land Rover, sürüş ayrıcalıklarınızı elinizden almak yerine sürüş deneyiminizi geliştirirken sürüşü daha güvenli hale getirmek için bu teknolojiyi kullanacak.
Bu duyurunun otonom otomobillerin geleceği için ne anlama geldiğinden bahsedelim.
Araç Güvenliğinde Gerekli Gelişmeler
Jaguar I-Pace kullanıyorum ve ehliyetimi aldığım ilk günden beri Jaguar hayranıyım ve şoförüyüm. 1973 dolaylarında ilk XKE’mi (bir 1968 Roadster) aldım. Bu arabanın bir sorunu vardı: fren yaparken sola çekme eğilimindeydi ve ben bu sorunu çözmeden önce, sert bir sola dönüşte beni çizginin karşısına çekti.
Başıma gelen en kötü kaza, bir stop lambasında durdurulduğumda ve arkamda bir kadın bir treni izlerken ve ben stereo ile uğraşırken bana 40 mil hızla çarpmaya devam etti. Yaralanmadan arka koltuğa geçtim ama araba mahvoldu.
Yakın zamana kadar arabalar akıllı değildi ve sürücü becerileri ve dikkati en iyi ihtimalle eşit değildi. Günümüz arabalarında tonlarca güvenlik ekipmanı var, ancak insanlar dikkat dağınıklığı, madde bağımlılığı sorunları, yarış, hava durumu, yaş (çok genç veya yaşlı) ve çeşitli başka nedenlerden dolayı hala kazalara karışıyor.
İnsanlar güvenli olmayan bir şekilde araba kullanıyorlar ve en ufak bir hatayla siz, eşiniz, çocuklarınız veya anne babanız aniden trajik bir sonla karşılaşabiliyor. Son yirmi yılda güvenlik alanındaki önemli gelişmelere rağmen durum böyledir.
Daha güvenli olmak için, arabalar yürüyen bilgisayarlar haline geliyor. Ancak otomobil şirketleri, en son model otomobillerde önlenebilir birçok soruna yol açan bilgisayar şirketleri değildir.
Araba Şirketi Sorunu
Arabaları yürüyen bilgisayarlara dönüştürürken, araba şirketleri, Nvidia gibi bilgisayar şirketlerinin on yıllardır rafine ettiği şeyleri yeniden öğrenmeli: gerçek zamanlı yükseltmelerin nasıl yapılacağı, geliştirme sürecinin nasıl hızlandırılacağı, kademeli yükseltmeler için nasıl ücretlendirileceği ve bunların nasıl yapılacağı.
1990’larda, yazılım güncellemeleri bir uyumsuzluk ve çökme kabusuydu. Bugün şeffaflar, büyük sorunlar olmadan gerçekleşiyorlar ve olumsuzdan çok olumlu olarak karşılanma olasılıkları daha yüksek.
Tesla tek başına bunu başardı ve kalite ve tasarım uygulamalarında otomobil endüstrisini geride bırakırken (örneğin, Model X’teki martı kanadı kapıları önlenebilir bir sorundu) yükseltmeler ve ürün geliştirmeleriyle çoğundan çok daha iyisini yaptı. Bu nedenle Tesla teknolojiyi doğru buldu ancak geleneksel otomotiv kalitesi, uyum ve bitiş ve lojistik konusunda yetersiz kaldı (bazı otomobillerin bitmeden teslim edilmesi gerekiyordu).
İhtiyaç duyulan şey, hem araba inşa etme deneyiminin hem de teknoloji yaratma ve yönetiminin avantajlarını sağlayan bir araba şirketi veya ortaklığıdır.
Her iki dünyanın en iyisi
Jaguar ve Nvidia’nın birlikte başlattığı şey, otomotiv ve teknoloji endüstrileri arasında şimdiye kadar görülen en sıkı ortaklıklardan biri.
Nvidia’nın sürücünün yerini almayan sürüş deneyimini geliştirmek için kullanılan tam otonom araç teknolojisi bütünlüğünü benimsenmesidir.
Bu kombinasyon, her ikisi de lüks markalar olarak kabul edilen Jaguar ve Land Rover’ın otomotiv düzeyinde kaliteyle üretilmeye devam edeceğini garanti ediyor. (Jaguar, Tata’nın şirketi Ford’dan satın almasından bu yana Jaguar çok değişti ve Ford, onlara da sahiptiler).
Öte yandan Nvidia, teknoloji uygulaması, güvenilirlik, güncellemeler ve kullanıcı deneyimi ile otomobillerle gelişmiş bir lüks ilişkisi ve teknolojiyle Tesla benzeri bir deneyim sağlamaya yardımcı olacak.
Buna ek olarak, teknolojiyi sürücünün yerini alacak şekilde uygulamak yerine, plan, bir sürücü geliştirmesi uygulamak, arabaların çok daha güvenli olmasını sağlarken, eğer isterse, sürücünün arabayı kontrol etmesine izin vermektir.
Nvidia, gelişmeleri ve teknolojiye bağlı hava yaması ve yükseltme deneyimini ele aldığından ve Jaguar, araç ve sürücü deneyiminin genel kalitesini garanti etmeye devam ederken, sonuç her iki dünyanın da en iyisi olmalıdır. Her iki taraf da en iyi yaptığı şeyi yapmak için bir araya geliyor.
SONUÇ
Arabalar güvensiz olmaya devam ediyor, ancak 2026 model yılına kadar (2025’te sevk edilen arabalarla), Jaguar ve Land Rover, Nvidia’nın kapsamlı yardımıyla, şimdiye kadar pazara giren en gelişmiş sürücü heyecanı ve güvenliği karışımını sunacak.
Şimdiye kadar yola çıkan en güvenli sürücü odaklı aracın doğuşunu bekliyoruz ve buna sadece birkaç yıl kaldı. Jaguar’ın tüm yeni Panthera elektrikli araç serisini ve yeni elektrikli Land Rover modellerini de kapsayacak şekilde tasarlanan bu yeni otomobiller, on yılın sonunda güvenli sürüş deneyimini yeniden tanımlamak için güvenlik ve sürüş keyfi arasındaki dengeyi yeniden kurmalı.
Tamamen kendi kendine sürüş yeteneğine sahip olsalar da, bu arabalar direksiyonlarını kaybetmeyecekler, ancak sürücülerin daha önce hiç görülmemiş bir derecede tam olarak korunmasını sağlamak için çalışarak çoğu kazadan kaçınırken sürüşün keyfini çıkarmamızı sağlıyor. Otomotiv geleceği geliyor ve 2025’te gelecek.