PEDİATRİ NEDİR? Pediatrist nedir

Pediatri çocuklarla ilgilenen bilim dalıdır. Kişi doğduğu andan ergenliğe girdiği ana kadar çocuk olarak kabul edilebilir. Yaş sınırlaması açısından hukuki açıdan farklılıklar olsa da tıbbi açıdan kişinin çocukluk çağından çıkması ergenliğe girmesi ile ilişkilidir.

Çok geniş bir yaş grubunu kapsaması açısından pediatri oldukça zorlu bir bilim dalıdır. Çoğu zaman kendisini ifade edemeyen hasta grubuyla ilgilenmektedir. Gerek yeni doğan bebekler gerekse henüz kendini ifade edemeyen yaş grupları da dâhil olmak üzere çok geniş bir yelpazede hizmet veren bir daldır.

Yaş grubunun yanı sıra erişkinler için geçerli olan tüm dallar “pediatrik” olarak nitelendirilerek çocukluk çağı için ayrı bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. Pediatrik kardiyoloji bilim dalı çocukların kalp problemleri ile ilgilenen bir daldır. Pediatrik onkoloji çocuklarda gözlenen tümörlerle ilgilenen bir daldır. Bunun gibi pek çok örnek verilebilmektedir.

    Pediatri insanoğlunun üremeye başladığı ilk zamanlardan beri içgüdüsel olarak da hissedebildiği bir bilgi birikiminin neticesinde oluşturulmuş bir bilim dalıdır. Bir kadının gebe kalması ile birlikte bebeğin takibine başlanır ve devamında doğumundan sonra ergenliğe kadar bu bilim dalının ilgi alanına girmektedir.

“Konjenital” olarak ifade edilen doğuştan gelen hastalıkların çözümlenmesi için yapılacakları pediatrik bilim belirler. Basit küçük lekelerden ciddi boyutlu anomalilere kadar gidebilen bir hastalık grubu söz konusudur. Doğum başlı başına bir mucizedir ancak sağlıklı bir bebeği dünyaya getirmek görülecek en büyük mucizelerin başında gelir. Gebelik ve doğum süreci gerek anne gerekse bebek için ciddi sıkıntılara yol açabilmektedir.

Ebeveynlerin çocukları konusunda çok hassas olması çoğu zaman yapılan işlemler sırasında sorunlara sebep olabilmektedir. Ancak yalnızca duygusal yaklaşımla ne yazık ki objektif karar vermek mümkün değildir. Bu nedenle pediatrik bilimlerde öncelikle çocukların sağılığı göz önünde bulundurulmalıdır.

ROMATİZMA NEDİR, SEBEPLERİ NELERDİR?

Vücudumuzda hareketi sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bunları birbirine bağlayan bağlarda, ağrı, şişlik, şekil bozukluğu, hareket kısıtlılığı gibi ortaya çıkan sorunlara genel olarak romatizma denir.

 Romatizma tek bir hastalık değildir, 200’den fazla çeşidi vardır. Romatizması bulunan hastalar doktora genel olarak eklem/kas ağrısı şikayetiyle başvururlar. Romatizmanın genel olarak belli bir sebebi bulunmadığı gibi, yaş, cinsiyet, aileden gelen genler, çevresel koşullar, çeşitli enfeksiyonlar ve bilemediğimiz bazı durumlar romatizmanın ortaya çıkmasını ciddi anlamda tetikleyebilir.

            ROMATİZMA HASTALARI NELERİ YAPMALI, NELERİ YAPMAMALI

Romatizma hastaları ağrı ve şiş durumu olduğu zaman istirahat etmelidir. Özellikle ağrı ve şiş bulunan bölge fazla yorulmamaya gayret edilmelidir. Üzün süre hareketsiz kalınmamalı, doktor tavsiyesi ile çeşitli egzersizler yapılmalıdır. Romatizma hastaları için yiyecek olarak belli bir kısıtlama olmamakla birlikte, düzenli ve sağlıklı beslenmeli, kilolarına dikkat etmelidirler. Şişmanlık eklem yükünü arttıracağından ağrıları fazlalaştıracaktır. Romatizmalı hastalar aşırı sıcak ve aşırı soğuktan sakınmalıdırlar.

            ROMATİZMAYA İYİ GELEN YİYECEKLER

Romatizmalı hastalar için önerilen ve hepimizin de çok iyi bildiği iki çeşit yiyecek vardır. Bu yiyeceklerden birisi gencinden yaşlısına herkesin yemesi gereken  yumurtadır. Çünkü yumurta içerdiği sülfür ile kas ve eklem yapısını mümkün mertebe  güçlendirmektedir. Bu hastalar için önerilen bir diğer yiyecek ise balıktır. Balıkta bulunan Omega yağının iltihaplı romatizma hastalarına iyi geldiği bilinmektedir.

Spor Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Her erkek, vücudunun güzel görünümlü olmasını ister. Spor yapmak hem zihinsel hemde fiziksel yönde bizi olumlu etkiler. Yeterli ve doğru bir şekilde nefes alabilmemizi sağlayan sporun, bünyemize ve fiziğimize oldukça yararı vardır. Vücudumuzun erken yaşlanmasını önlemek için, düzenli olarak spor yapmamız gerekmektedir.

  1. Spor Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kilo aldığımız zaman veya bazı sağlık sorunlarından kurtulabilmemiz için spor yapmamız önerildiğinde, hemen bir spor salonuna yazılırız. Salonlarda yaptığımız karmaşık sporların ne kadar bize etkisi vardır? Sanıldığının aksine karmaşık sporlar yapmak bize istenilen yararı sağlamaz. Araştırmalara göre, düzenli ve aynı tempoda belli spor dallarında uğraşmamız gerekir. Günlük 35-45 dakika yürümek, spor salonlarında yaptığımız, karmaşık hareketlerden daha yararlıdır. Spor yaparken toksinlerin, terleme yoluyla dışarı atılması vücudumuzda su kaybına neden olur. Bu yüzden belli aralıklarda ve az miktarda su tüketmemiz şarttır.

  1. Spor Yapmanın Faydaları Nelerdir?

Spor yapmak, fiziksel gelişimimiz ve zihinsel gelişimimiz için oldukça önemlidir. Alabileceğiniz nefes miktarını maksimuma yükselterek, gün içerisindeki yorgunluklarınızı azaltabilirsiniz. Spor yapan insanlar, soğuk ortamlara girdikleri zaman diğer insanlara göre ortama daha çabuk alışır. Sağlık açısından bize olumlu katkıları olan spor ‘un, kalp krizi riskini azalttığı görülmektedir. Kanınızdaki yoğunlaşmaları azaltarak, kan akışınızı hızlandırır. Kalbinizin kanı daha hızlı pompalamasına yardımcı olarak, daha az yorulmanızı sağlar.

Erkeklerin spor yapması, kendilerine olan güveni artırmaktadır. Araştırmalara göre, erkekler spor yaptıktan sonra, kendilerini daha güçlü hissettiklerini söylemişlerdir. Spor yapmak derinizi daha sık pürüzsüz kılacaktır. Yaşlanmalardan kaynaklanan deri büzüşmesi ve derinin sarkması, spor yapanlarda daha az görülmektedir. Sporu karmaşık yapmak yerine, düzenli bir şekilde yaparak bir çok sağlık sorunlarından ve fiziksel görünüşümüzü daha düzgün kılabiliriz.

Az Pişmiş Yiyecekler Tüketerek Formda Kalın 

 

Bir yiyeceğin içindeki vitamini ve minerali korumanın en iyi yolu, o yiyeceği az pişirmek veya çiğ tüketmektir. Bir sebzenin kaynar suda pişirilmesiyle birlikte, sebzenin vitamininin %30-75’i arası suyun kendisine gitmektedir. Sebzenin kaynatıldığı suya biraz tuz ilave edilmesi bu oranı bir miktar düşürmüş olsa bile, %50 C vitaminin suya aktarılması hiç bir şekilde engellenemez. Eğer, sebzeyi pişirme şekli olarak, buharda pişirme usulünü tercih ederseniz, bu oranı  %10-20’ye kadar düşürmeniz mümkün olacaktır. Kızgın bir tavada, bir miktar çevirerek pişirerek az pişmiş, kıtır kıtır şekilde yerseniz ise, besin değerini önemli ölçüde korumuş olursunuz.

Kişinin, besinlerini bu şekilde besin değerlerini koruyarak tüketmesi, onu sağlıklı ve formda tutmaktadır. Yemek yemek, doğru usullerle gerçekleştirildiği zaman, zevke ve sağlığa dönüştürülebilir. Bir çok kişi bunu severek yapar ve çoğu zaman ölçüyü kaçırır. Sonrasında ise önemli sağlık sorunlarıyla baş etmek zorunda kalabilir. Bunun önüne geçebilmek için sizde mutlaka, az pişmiş yiyecekler yiyerek formda kalın.

Bebeklerde İşitme Kaybı

Bebeklerde işitme kaybı yaşanması, doğumda karşılaşabileceğiniz sıkıntılı durumlardan bir tanesidir. Özellikle bebekler söz konusu olduğu zaman, anlaşılabilmesi güçleşen işitme kayıpları, gözlenmesi güç bir durum olduğundan ötürü, bebekte  bir takım konuşma ve dil gelişimi geriliğine yol açabilmektedir. Yeni doğan bir bebeğin işitme kaybıyla dünyaya gelmesi binde bir ile, binde üç arasında yaşanmaktadır. Bu oranla yeni doğan bebek yoğun bakım ünite bölümlerinde daha sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Ailede çocukluktan kalma işitsel kayıpların olması, annenin hamilelik esnasında bir takım ilaçları kullanması, anne ve baba arasında akrabalık, doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması veya solunum zorluğu yaşaması, doğduğunda kilosunun 1,5 kilodan az olması, doğduğunda yeni doğum yoğun bakım ünitesinde kalması gereken durumların görülmesi, doğum sonrasında sarılık değerlerinin fazlalığı, doğduğunda kulak şeklindeki bazı anormalliklerinin fark edilmesi, bazı ateşli hastalıklar geçirmesi, bebeğe verilen bir takım ilaçları kullanması bu işitme kayıplarına sebep olabilir. Bu durumlardan birinin veya bir kaçının bebeğinizde görülmesi, bebeğinizin risk altında olan kişilerden olduğunu göstermektedir.

Bebeklerde işitme kaybı nın olup olmadığının erken tanısının konulabilmesi için, Yeni doğan İşitme Tarama Programı yürütülmektedir. Bu amaçla yeni çocuklar doğduğunda ilk 24 saat içerisinde, işitme tarama testi yapılır. Uygulanan testlerin isimleri, Uyarılmış Otoakustik Emisyon ve İşitsel Beyinsapı Cevabı’dır. Bu testler tek olarak veya beraberce uygulanabilmektedir. İşitme taramasında iki farklı şekil kullanılmaktadır. Bunlar testler TEOAE (Transient Otoacouistik Emissions) ve DPOAE (Distortion Product Otoacouistik Emissions)’dir.

Dekolte Bölgesi Kırışıklıkları Nasıl Önlenmektedir 

Belli bir yaştan sonra vücudunun hemen her yerinde olduğu gibi dekolte bölgesinde de kırışıklıklar meydana gelmektedir. Özellikle, dekolte bölgesi açık kıyafetler giyen bayanlar, bu bölgelerinde oluşan kırışıklardan oldukça rahatsızlık duymaya başlarlar. Dekolte bölgesi ilerleyen yaşın etkisiyle, güneş ışıklarının etkisiyle veya nemsizlik gibi nedenlerle kırışabilmektedir.

Dekolte bölgesi kırışıklıkları nasıl önlenmektedir incelediğimiz zaman, bir takım ana başlıklarla karşılaşırız. Öncelikle, dekolte bölgesi boyunla ilişik olduğu için, dik durmak bu bölgenin kırışmaması için çok önemlidir. Boynunuzu sürekli eğik halde tutarsanız, zaman içerisinde bu bölgenizde kırışmalar görülecektir. Normal bir şekilde oturduğunuzda, televizyon izlerken veya bilgisayar kullanırken buna dikkat etmeniz gerekmektedir. Duruşunuz düzgün, baş ve omzunuzda dik bir şekilde oturma pozisyonu almanız icap etmektedir.

Dekolte bölgesi kırışıklıklarında, yatış şeklinizde önemlidir. Yastığınızın yüksekliği, yatış şekliniz ve sürekli yatar pozisyondayken çarşafların izinin vücudunuzda bıraktığı izler zamanla dekoltede kırışıklığa sebep olur. Bunu önlemek için, uyuyacağınız zaman, boyun eğilmeden anne karnındaki şeklinizi almanız yarar sağlayacaktır. Yastık olarak ta, saten yastık kullanmanız, izlerin oluşmasına mani olacaktır. Visko yastık tercihinde bulunmanızda hem rahat yatmanızı sağlar, hem de dekolte kırışıklığına mani olur.

Ayrıca parfüm alırken, cildinize uyumlu parfümü seçmeye özen gösterin ve dekolte bölgenize sıkmamaya gayret gösterin. Bu dekolte bölgenizde izlerin ve lekelerin oluşumunu engelleyecektir. Bütün bunlara dikkat göstermeniz, bu anlamda size büyük fayda sağlayacaktır.

Başarılı Bir Emzirme Nasıl Olmalıdır

Bir anne bebeğini, doğumu takip eden ilk saat içerisinde emzirmeye başlamalıdır. Emzirme esnasında annenin rahat bir pozisyonda olması gerekmektedir. İlk haftalarda uzun süren emzirme zamanları geçirileceği için, annenin oturabileceği rahat bir koltuk, ayağının ve kolunun altına destek hazırlığı yapılmalıdır. Emzirme esnasında başarılı bir pozisyon olması doğru şekilde emzirmenin de sırrı olmaktadır. Bebek emzirilirken, tüm vücudunun anneye dönük olması ve anneyle göbek göbek bulunması şarttır.

Başarılı bir emzirme nasıl olmalıdır?

Parmaklar göğsün kahverengi kısmına değdirilmeden , dört parmak altta, baş parmak ise üstte kalacak şekilde tutulur. Bebeğin ağzı açılarak, aranması için üst dudağına dokunulur ve o ağzını iyice açana kadar göğüs ucuyla dokunulmaya devam edilir. Göğsün ucu ve areolanın geniş kısmı bebeğin ağzına sokulmalıdır. Bebeğin ilk kavraması esnasında, anne acı hissedebilir. Fakat ritmik emme başladıktan itibaren acı hissinin kaybolması gerekmektedir. Hala acı duyulmaya devam ediyorsa kavramada bir hata yapıldığı anlamına gelmektedir ve çatlak oluşmasını önlemek için, bebeği ayırıp tekrar doğru pozisyonu almasını sağlamak gerekmektedir.

Emzirme sürelerini bebekler belirler. En başlarda emzirme düzene girene kadar, iki göğüsle sırayla emzirilmesi icap etmektedir. Bebeklerin emme süresi genel olarak 10-20 dakika boyunca sürebilmektedir. Bebeğin göğüsten ayrılması icap ettiği zamanlar, ağzının kenarında parmak yavaşça damağına götürülür ve dudaklar gevşetilerek memeden ayrılması sağlanır. Göğüs değiştirildiği sırada memeden ayrılan çocuğun mutlaka gazının çıkarılması gerekmektedir. Anne sütü emen bebeklerin ilk günler çok yoğun şekilde gazları olmaz. Fakat süt artmaya başladıkça gazda artacaktır.

Her emzirme işlemi sırasında bebek, mutlaka iki göğüsten birden emzirilmelidir. Anne dilerse hangi göğüste kaldığını unutmamak için, sutyeninin kopçasına çengelli iğne tarzı bir şey takarak, kafa karışıklığını önleyebilir.

Şok Diyet

 

 

 

Şok diyet adı verilen kısa sürede zayıflamayı hedef alan diyetler her ne kadar başarı duygumuzu tatmin etse de aslında metabolizmamıza büyük zarar veriyor ve sağlığımız için tehlike taşıyor.

Kısa sürede kiloda hızlı düşüş aslında geçici bir başarıdır. Çünkü kaybettiğimiz kilolar bizim vermek istediğimiz yağlar değil su ve kaslardan ibarettir. Bedenimiz yeteri besini almadığı için gerekli enerjiyi ilk başta karaciğerde ve kaslarımızda bulunan glikojen adı verilen şekeri yakıyor. Daha sonra ise sağlığımız için büyük önem taşıyan kaslarımızı enerjiye dönüştürüyor.

Kilo vermemiz için elbette aldığımız kalori harcadığımız kaloriden az olmalı. Yani diyetimizde enerji açığı bulunmalı. Yalnız bunu sağlıklı bir biçimde belli bir oranda yapmamız gerekli. Bu oran günlük harcadığımız kalorinin %10 – %30 arasında olmalı. Daha fazla kalori kesersek metabolizmamız zayıflar. Günlük gereken kalorimizi hesaplamak için birçok sitede hesaplama araçları vardır. Bunları kullanarak size gereken ortalama kaloriyi hesaplaya bilirsiniz.

Şok diyetlerin en temel yan etkileri olarak baş ağrısı, ishal, halsizlik bulantı söyleye biliriz. Diyet yapan, zayıflayan kişiler hemen sonuca ulaşmak ister. Bunun içinde şok diyetler çok ilgi çekici olabiliyor. Ancak zayıflamak isteyen kişilere şunu söyleye biliriz. Hızlı ama sağlıksız seçimler yerine daha uzun süreli ama kalıcı kilo vermek için sabretmemi z gereklidir.  Metabolizmamızın dengesini bozan yağ yerine kas ve su kaybettiren şok diyetler yerine size daha sağlıklı daha kalıcı zayıflama yöntemleri önereceğiz. Yazılarımız takip edin. Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

 

Diş Ağrısına Ne İyi Gelir?

 

Diş Ağrısı hangi durumlarda olur

 

Diş ağrısının en önemli sebeplerinden birisi tabi ki, diş çürümesidir. Bunun yanında farklı sebepler de diş ağrısına sebep olmaktadır. Bunlara diş minesinde olan aşınmalar, diş etlerindeki iltihaplanma, diş taşının oluşması ve bu gibi sebepleri göstere biliriz. Diş ağrısı oluştuğu zaman günlük rutinimizi çok kötü etkileye biliyor. Hatta bazen işten veya okuldan kalmamıza neden ola biliyor. Ne yazık ki, böyle durumlarda ilk başvurmamız gereken kişi bir diş doktoru olsa da, bunu sürekli erteleyebiliyoruz. Bu durumda dişi ağrısını geçirecek farklı yöntemlere başvuruyoruz. Bu yöntemlerden bir kaçını sizin için derledik.

Diş ağrısına ne iyi gelir sorusuna cevap olarak aşağıdaki pratik çözümleri uygulayabilirsiniz:

  • Halk çok yaygın olan ağrıyan dişin üzerine ağrıkesici ilaçlar koyulması pek de iyi bir yöntem değildir. Şöyle ki, uzmanlar bu konuda dikkatli olmamızı öneriyor. Ağrıkesici ilaçların bir süreliğine diş ağrısını geçirdiği doğrudur. Ne yazık ki, uzun vadede ilaçların içinde bulunan farklı kimyasallardan dolayı diş etimiz daha çok zarar görmektedir. Ve bu ilerleyen dönemlerde ağrıyı ikiye katlamış olacaktır. Bu sebeple bu yöntemi denememenizde yarar vardır.
  • Bütün yöntemlerin başında tabi ki, ilk başta dişlerimizin iyice temizlenmesi duruyor. Çünkü, diş aralarında kalan yiyecek parçaları ağrıya neden olmaktadır. Dişlerimizi diş ipi ile temizlemeli ve dişlerimiz uygun olan diş fırçası ve diş macunu ile fırçalamalıyız.
  • Dişlerimizi güzelce temizledikten sonra, bir su bardağı suya 1 çay kaşığı tuz ekliyoruz ve karıştırıyoruz. Bu suyla belli aralıklarla ağzımızı çalkalıyoruz. Tuz yerine sirke de kullanıla bilir. Tuz ve ya sirke bakterilerin temizlenmesi görevini yerine getiriyor. Bir nevi dezenfekten gibi düşünebilirsiniz.
  • Diş doktoruna gitmeden ağrıkesici kullanıla bilir. Eğer diş etinde iltihaplanma varsa o zaman antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Dişinizle bastırdığınızda acı fazlalaşıyorsa o zaman diş etinizde iltihaplanma vardır demektir.
  • Diş çürüklerinde karanfil eski zamanlardan kullanılan bir yöntemdir. Kuru karanfil ve ya karanfil yağını enfeksiyonun karşısının alınması için kullanabilirsiniz. Çünkü karanfilin içindeki maddeler bakterilerin azalmasına neden olacaktır. Aynı zamanda karanfilin konduğu yerde uyuşukluk da hissedeceksiniz. Bu ağrının bir miktar azalmasına sebep olacaktır.
  • Şiddetli ağrılarda buz uygulaması kısa süreli de olsa ağrının şiddetini azaltacaktır.
  • Çok uygulanan bitkisel çözümlerden birisi de, ağrıyan diş etine sarımsak koyulmasıdır. Sarımsağın bakterileri öldürme özelliği vardır.
  • Çok fazla yaygın olmayan çörekotu kullanımı ağrının hemen azalmasına sebep olmasa da, uzun süreli kullanırsanız ağrıya sebep olan bazı sebeplerin ortadan kalkmasında yardımcı olacaktır. Ayrıca çörekotunun vücudumuz için çok farklı yararları vardır. Bunların başında bağışıklık sistemini güçlendirmesi geliyor.
  • Bitkisel kür olarak buğday çimi suyunu hazırlaya bilirsiniz. Buğday çimi suyu doğal bir antibiyotiktir. Bakteri çoğalmasının karşısını alır, diş ağrısının azalmasına yardımcı olur.
  • Bitkisel bir çözüm olarak zerdeçaldan hazırlanmış bir kürü kullanabilirsiniz. Zerdeçalı suyla yoğurup hamur haline getiriyorsunuz. Ve ağrıyan bölgeye uyguluyorsunuz.
  • Farklı bir bitkisel çözümü de denemekte fayda var. Sirkenin içine defneyapraklarını atarak kaynatıyoruz. Belli aralıklarla gargara yaparak dişlerimiz temizliyoruz. Diş ağrısını azaltacaktır.
  • Yarım bardak kaynayan suya yarım tatlı kaşığı kadar ada çayı koyuyoruz. 20 dakika kadar demlenmesini bekliyoruz. Ilıdıktan sonra gargara için kullanabilirsiniz.
  • Bitkisel çözümlere başka bir öneri olarak nane kullanabiliriz. Küçük bir kavanoza su koyuyoruz. İçine naneyi küçük-küçük doğrayarak ekliyoruz. Birkaç gün bekletiliyoruz. Pamuğu bu suda ıslayıp ağrıyan dişin üzerinde tutuyoruz. Ağrının hafiflediğini göreceksiniz.
  • Maydanozu doğrayıp eziyoruz ve ağrıyan dişe masaj yaparak sürüyoruz. Bu da diş ağrısının azalmasına sebep olacaktır.

Bütün bunlar ağrının giderilmesinde geçici çözümlerdir. Şiddetli ağrıları azaltmak için uygulayabilirsiniz. Ama mutlaka diş doktoruna görünmekte yarar vardır.

Yirmilik Diş Ağrısı

YİRMİLİK DİŞ AĞRISI VE YAPILMASI GEREKENLER

 

Yirmilik dişler hakkında merak ettiğiniz birçok bilgiyi bu makalede bulabilirsiniz. Çoğu zaman doktorlara yirmilik dişler hakkında çeşitli sorular yöneltiyor. Diş çıkarma döneminde oluşan ağrılar, ameliyat ve sonrası, yirmilik diş ağrısına ne iyi gelir?

Azı dişleri olarak 15 yaşımızdan sonra çıkan dişlere yirmilik dişler derler. Bazen yirmilik dişlerin dışarı çıkması için uygun alan olmadığında çenede gömülü kalırlar. Bu dişlerin çekilip çekilmemesi konusunda bazen fikir ayrılıkları oluşuyor. Bu konuda diş hekimine danışmamız en mantıklı yoldur. Eğer yirmilik dişlerinizde her hangi ağrı sızı yoksa ve damakta yerleşimi normal şekildeyse bu dişi çektirmemize gerek yoktur. Ama az önce anlattığımız gibi, diğer dişlerimizi rahatsız edecek derecede baskı yapıyorsa çektirmek daha uygundur. Eger damakta gömülüyse o zaman ameliyatla alınması gerekebilir.

Yirmilik diş Ağrısını nasıl geçirebiliriz?

Yirmilik dişler diğer dişlerimize göre çürümeye daha yatkındır. Bu dişler damakta en sonda yerleştiği için fırçalanma zamanı tam temizlenme mümkün olmayabiliyor. Aynı zamanda diş ipi kullanmak da zor olduğundan diş arasında kalan yemek parçacıkları diş çürümesini tetikliyor. Damakta gömülü dişlerde sorun olduğunda diğer dişlerin de çürümesini sebep ola biliyor. Yirmilik dişlerde ağrı oluştuğunda geçici çözüm olarak diş doktorunuzun önerdiği ağrı kesicini kullanabilirsiniz. Ama bu ağrılardan tamamen kurtulmanın tek yolu yirmilik dişleri çektirmektir. Doktorlar yirmilik dişleri erken yaşta diş doktoruna göstermeyi ve eğer sorun varsa çektirmeyi öneriyor. Çünkü bu dişleri 15-22 yaş arasında çekmek çok daha kolaydır. Daha ileri yaşlarda bir takım yan etkilerin oluşması muhtemeldir.

Ağız Kokusundan Kurtulmanın Yolları

Sağlığımıza zarar gelmemesi için uzmanların önerilerine uymamız ve kulaktan dolma bilgilerle hareket etmememiz çok önemlidir. Bir araştırmaya göre ağız ve diş sağlığı konusunda maalesef Türkiye ülkeler arasında son sıralarda geliyor. Halk arasında yaygın olan çok yanlış bilgiler ve önem vermediğimiz küçük detaylar aslında ağız ve diş sağlığımızı kaybetmemizde büyük etkenler. Uyguladığımız, doğru bildiğimiz aslında kendi sağlığımıza zarar verdiğimiz yanlışlar nelerdir.  Bunları aşağıda sıraladık:

  • Yemek yedikten az sonra dişleri fırçalamayın

Yemek yedikten az sonra dişlerimizi fırçalarsak yiyeceklerdeki asitler ağzımızda dağılıyor ve diş minesinin zayıflamasına neden oluyor. Dişlerimizi yemek yedikten minimum 1 saat sonra fırçalamamız gereklidir.

  • Dişlerimizi fırçalarken diş macununu suyla ıslatmak doğru değil

Çoğumuz dişlerimizi fırçalarken diş macununu diş fırçasının üzerine koyduktan sonra suyla ıslatıyoruz. Bu doğru bildiğimiz yanlışlardan bir tanesi. Suyla ıslanan diş macunu içindeki etken maddesini kaybeder ve daha az yararlı olur. Aynı zamanda diş macunu fazla miktarda kullanmanın yararı yoktur. Sadece bezelye büyüklüğünde bir miktar kullanmamız yeterli olacaktır. Çünkü, diş macununun en önemli görevi diş fırçalamayı kolaylaştırmaktır ki, bunun için de küçük bir miktar yeterlidir.

  • Çok uzun süre fırçalarsam daha beyaz ve sağlıklı dişlere sahip olacağım düşüncesi yanlıştır

Doğru bildiğimiz yanlışlardan birisi de budur. Çok fazla ve sert bir şekilde fırçalama daha çok bakterini öldürmemize yardımcı oluyor. Son araştırmalar 2 dakikadan fazla fırçalamanın zaman kaybından başka bir şey olmadığını gösteriyor. En doğru uygulama dişleri günde iki kere 2 dakika sürecek şekilde yumuşak bir fırça ile sert olmayacak şekilde fırçalamak, bunun yanında diş ipi ile diş aralarındaki yemek parçalarından düzenli olarak temizlemektir. Eğer sigara veya çay, kahve çok tüketiyorsanız o zaman diş fırçalandıktan sonra dilinizi de fırçalamanız ağız kokusunu azaltacaktır.

  • Arıtıcı yiyecekler kullanmak ağız sağlığımız için önemlidir

Elma, pişmemiş havuç, mısır patlağı ve kerevizi yemek sırasında kullanırsanız doğal diş fırçası görevini yerine getirecektir ve dişlerinizin temizlenmesine yardımcı olacaktır.

  • Suya elma sirkesi katılarak yapılan gargara da uzmanların önerileri sırasındadır

Sabahları elma sirkesi katılmış suyla gargar yaptıktan sonra dişleriniz fırçalamanız, dişlerdeki lekelerin ortadan kalkmasına, dişlerin daha beyaz olmasına ve ağızdaki bakterilerin azalmasına yardımcı olacaktır.

  • Ağız kokusundan şikâyetçi olanlara güzel bir öneri “kahve çekirdeğini çiğnemek”                                                                                                      Ağız kokusu çok rahatsız edici ve insanı psikolojik olarak kötü yönde etkileyen bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Ağız kokusu hem ağız ve dişle alakalı sorunlardan hem de farklı dâhili hastalıklardan dolayı olabilir. Ağız ve diş aralarında olan bakterilerin sülfürlü bileşikleri kötü kokuya neden olur. Ağız kokusundan kurtulmak için kahve çekirdeğini çiğnemek etkili bir çözüm ola bilir. Çünkü, kahve çekirdeği sülfürlü bileşikleri ortadan kaldırır.
  • Leziz bir keşif olan kakao hakkında

Kakao çekirdeğinde olan antibekteriyal bileşenler çikolatanın dişlere zarar vermesini engelliyor. Buna kıyasla şekerler dişlerdeki çürüklerin esas nedenidir. Meyve sularındaki asit seviyesinin yüksek olması da dişlere zarar veriyor. Süt ve süt ürünlerindeki, laktoz da diş çürüklerine neden olmaktadır. Yalnız laktoz içermeyen sütler de mevcuttur.

  • Yemek yedikten sonra peynir yemek

Meyve suyu, şerbetli tatlılar, şekerler, muz, karamel ve bu gibi yemekler dişde çürük oluşmasını tetikliyor. Bu yiyeceklerden sonra peynir yemek ve ya süt, ayran içmek şekerden dolayı oluşan asidin zararlı etkisini azaltır. Ph seviyesini dengelediğinden dişlerde koruyucu tabaka oluşturur.

Diş Fırçası Ve Diş Macunu Seçimi

Diş fırçasını nasıl seçmeliyiz:

Dişlerimizin bakımında birçok farklı etkenler vardır. Diş fırçası ve diş macunu seçimi de bu etkenler arasında. Diş fırçalının farklı çeşitleri vardır. İnce telli ve kalın telli diş fırçaları, düz ve ya arka dişleri temizlemekte kolaylık sağlayan eğimli diş fırçaları, son zamanlarda çok tercih edilen elektrikli diş fırçaları mevcuttur. Diş fırçasını seçerken ilk başta onun ağzın bütün bölgelerine ulaşabileceğine dikkat etmek gereklidir. Fırça telleri doğal ve ya yapay olabiliyor. Doğal kılla yapılmış olanlar kısa zamanda yıpranıp parçalanabiliyor. Bu sebeple daha çok yapay telli diş fırçaları tercih edilmelidir. Diş hekimleri diş fırçası seçerken ne çok sert ne de çok yumuşak, orta sertlikteki diş fırçası seçmemizi öneriyor. Önemli noktalardan biri de diş fırçasını en az 3 ayda bir değişmemiz gerektiğidir.

Diş macunu seçiminde dikkat etmemiz gereken noktalar:

Diş macunun da flüorit olması olmazsa olmazlardandır. Çünkü flüoridin diş çürüklerinin karşısını aldığı uzmanlar tarafından kanıtlanmış gerçektir.   Diş macununu fazla kullanmaya gerek yoktur. Bezelye tanesi büyüklüğünde olması yeterlidir. Aynı zamanda diş macununu diş fırçasına yerleştirdikten sonra suyla temas ettirmenize gerek yoktur. Çünkü suyla temas eden diş macunu içerdiği birçok etken maddeni kaybedebiliyor. Diş macununda olan partiküller ne kadar çok büyük olursa dişlerimizde o kadar çok aşınmaya sebep ola bilir. Dişleri beyazlatıcı özelliği olan diş macunları dişlerimizde fazla aşınmaya nede olabiliyor. Bu nedenle elimizden geldiği kadar bu tür diş macunlarını seçmemeliyiz.

Diş fırçalarken kullanabileceğimiz farklı teknikler.

Diş fırçalarken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta bütün dişlerimizin fırçalandığından emin olmaktır. Üst çene dişleri ayrı alt çene dişleri ayrı fırçalanmalıdır. Sırasıyla ön taraf, iç taraf ve en sonda ise arka dişlerimiz fırçalanmalıdır. Dişlerle diş fırçası arasında 45 derece açı olması ve her taraf için 20-25 kez tekrar yapılmalıdır. Diş fırçalama işlemi bittikten sonra dili de fırçalamalıyız. Bunun için yeni diş fırçalarının arka tarafında dil temizliği için yumuşak bir bölüm var. Bununla dil temizliğimizi yapıyoruz. En sonda bol suyla ağzımızı çalkalıyoruz. Diş ipi kullanmak diş çürüklerinden korunmak için en önemli ağız bakım aracıdır. Her akşam yemeğinden sonra diş ipiyle dişler arasında kalan yemek parçalarını temizlemek diş sağlığımız için olmazsa olmazlardandır.

Halk arasında diş macununun sivilcelere iyi geldiği söylentisi var. Bu tür bilgilere güvenerek, derinizde enfeksiyonların çoğalmasına, kalıcı zararlara ya da leke oluşumuna neden olabilirsiniz. Deride alerjik tepkiler görülebilir.

Sağlıklı Dişlere Sahip Olmak İçin Yapılması Gerekenler

Ağız sağlığımız ve diş sağlığımız vücut sağlığımız için büyük önem taşımaktadır. Bunun için sağlıklı dişlere sahip olmak çok önemlidir. Sadece diş fırçalamak dişlerimizin sağlam olmasına yetmiyor. Dikkat etmemiz gereken birçok başka noktalar da var. Uzmanlar aşağıdaki konulara dikkat etmemiz gerektiğini söylüyor.

  • Türk toplumu olarak çay bizim alışkanlığımız haline gelmiştir. Aynı zamanda gün içerisinde iş yerinde veya evde verdiğimiz kahve molası, zararlı atıştırmalıklar, fazla içilen hazır meyve suları, şeker ve tatlılar ağızdaki asit seviyesinin yükselmesine neden olmaktadır. Asit seviyesinin yüksek olması ise diş çürümelerini hızlandırmaktadır. Çay veya kahve kullanımını kısıtlamalı, aynı zamanda sağlığımız için bu ürünleri şekersiz kullanmaya dikkat etmeliyiz. Aynı zamanda süt ve süt ürünleri tüketimini de artırmak hem dişlerimiz hem de vücut sağlığımız için çok büyük faydalar sağlamaktadır.

 

  • Sigara alışkanlığımızdan kurtulmak kolay olmasa da önceliğimiz olmalı. Çünkü sigara kullanımı ağız kokusu, ağız kuruluğu gibi küçük sorunlardan başka ağız kanseri gibi ileri derece hastalıklara da sebebiyet vermektedir. Sigara bırakmada zorluk yaşayanlar sigara bırakma hatlarını kullana bilirler. Bununla birlikte sigarayı bırakmak için ilk başta bunu başaracağına, çok da zor olmayacağına kendi inandırmak gerekledir.

 

  • Ağız bakımında sadece diş fırçalamak yeterli değildir. Diş ipi kullanımını ihmal etmemeli, her gün yatmazdan önce diş aralarını yemek kırıntılarından temizlemek için kullanmalıyız.

 

  • Dişleri fırçalamak ne kadar önemliyse doğru fırçalamak da o kadar önemlidir. Küçük yaşlardan yani ilk dişlerimiz çıkmaya başladığı andan dişler fırçalanmalıdır. Günde en az iki kere olmakla, iki dakika sürede, doğru seçilmiş diş fırçası ve diş macunu ile dişler fırçalanmalıdır. Dişleri fırçalarken, diş macununu ıslamaya gerek yoktur. Diş fırçası 3 ayda bir değişilmeli, yapay telli diş fırçası almaya dikkat edilmelidir.

 

  • Ana öğünler dışında çok fazla olan tatlı tüketimini azaltmalı, tatlıları öğünler zamanı yemeye dikkat etmeliyiz.

 

  • Yemeklerden sonra su içmek ağızdaki asit seviyesini dengelediğinden buna önem vermekte fayda var. Su yerine süt de içile bilir. Süt su görevini yerine getirmekle beraber dişteki kalsiyum oranını yükseltiyor. Yemekleri peynirle bitirmek de aynı görevi yerine getiriyor.

 

  • Sakız kullanımı da dişlerimize zarar vermektedir. Bu yüzden elimizden geldiğince kısıtlamalı, şekersiz sakızları tercih etmeliyiz. Kuruyemiş, şerbetli tatlılar yedikten sonra ağzımızı dikkatlice temizlemeliyiz. Yani bu yiyeceklerin fazlalıklarının diş aralarında kalmamasına dikkat etmeliyiz.

 

  • Meyve suyu yerine meyve yemek diş sağlığımıza faydalı olmaktadır. Çiğ sebze tüketimi de dişlerin mekanik temizliğini sağlamakla birlikte içerdiği çeşitli vitaminler diş etleri için önem kesp etmektedir. Sert meyve sebzeler ön dişlerimiz için beyazlatma görevini de yerine getiriyor. Elma, havuç tüketimini artırmak öneriler arasındadır.

 

  • Peynir içeriğinde olan kalsiyum fosfat ağız boşluğundaki asit seviyesini azaltıyor, ayrıca bakterilerin çoğalmasını önlüyor ve dişlerdeki kalsiyum seviyesini yükselmesine yardımcı oluyor.

 

  • Yer fıstığı, kakao da dişler için yararlı yiyeceklerdendir.

 

  • karbonatla diş beyazlatma yöntemini kullanabilirsiniz

 

  • Kepek de dişlerde olan bakterilerin asit oluşturmasını azaltan maddeler olduğundan, kepekli undan yapılmış ekmek ve un mamullerini kullanmakta fayda vardır.

Kaplama diş ve çeşitleri

Bazen dişlerimize yeterince iyi bakmadığımızdan, doğru beslen-mememiz den ya da genetik sebeplerden dolayı dişlerimizde çürükler oluşa bilir. Çürükler için kanal tedavisi yapılarak dolgu işlemi uygulana bilir. Bazense çürük çok ilerlemiş olduğundan kaplama dişlere ihtiyaç duyulur.

 

Kaplama diş nedir?

Çeşitli sebeplerle çürümüş ya da zarar görmüş dişlerinizin yeniden size kazandırmak amacıyla yapılan bir uygulamadır. Kaplama dişler için kullanılan malzemelerde porselen ve zirkon gibi maddeler vardır. Bu maddeler aşınma ve kırılma gibi durumlara karşı dayanıklıdır. Bu yüzdendir ki, kaplama dişler çok tercih edilen diş tedavisi yöntemlerinden biridir. Kaplama dişlerin tek dezavantajı ise metal kaplama yapıldığında oluşan morluklardır. Köklerde bu morlukların oluşma sebebi ise diş etinin çekilmesidir. Diğer çeşit kaplama dişlerde ise böyle bir sorunla karşılaşmazsınız.

Kaplama dişin yapımı nasıl olur?

Diş minesinde herhangi çeşitli etkenlerden oluşan aşınma ve çürükler dolayısıyla dişlerin yeniden kaplanmasına ihtiyaç duyulur. Bu işlemin başlangıcı tabi ki, kalıp oluşturmaktır. Hastanın diş şeklinin kalıbını çıkardıktan sonra laboratuvarda bu kalıba uygun suni dişler üretilir. Suni dişler hastanın ağzında ilk başta deneniyor. Eğer herhangi bir sorun çıkmazsa kron dişleri yerine uygun bir maddeyle sabitliyoruz. Diş kökünü tabi ki, önceden çürüklerden temizleyerek tamamen sağlıklı duruma getiriyoruz. Ve üstüne yapay dişleri sabitliyoruz. Buna kaplama diş deniyor. Bütün bu işlemler yürütülürken lokal anestezi uygulanıyor. Ağrı duymamak için kullanılan iğnelerin kalitesi bu durumda çok önemlidir.

Kaplama dişin hangi çeşitleri vardır?

Lamina diş kaplamaları nedir?

Lamina diş kaplamaları iki farklı maddenden yapılıyor. Bunlar porselen ve kompozitdir. Eğer diş eksikliğiniz varsa o zaman bu tür kaplamaları kullanmanızı önermiyoruz. Kompozit maddesinden üretilen kaplama dişler fiyat olarak ucuzdur. Ama bu dişleri uzun süreli kullanamayacağınızı bilmeniz gereklidir.

Metal destekli diş kaplamaları nedir?

Bu kaplamalar yapılırken dişe lokal anastezi yapılır. Ardından hava basıncı ile çalışan aletle diş bütün taraflarından küçültülür. Kişiye özel hazırlanan metal üzerine kaplı porselen diş ufaltılan dişin üzerine takılır. Bu dişlerin dezavantajı ilerde diş köklerinde oluşacak morluklardır. Bu sebeple ön dişlerde çok tercih edilmemektedir.

Zirkonyum diş kaplaması nedir?

Diş kaplamaları içerisinde kıyaslama yapılırsa metal destekli diş kaplamalarına göre zirkonyum kaplamalar kırılmalara daha dayanıklıdır. Aynı zamanda görüntü olarak da, diğer kaplamalarla kıyasta daha doğal görünüme sahiptirler. Metal destekli kaplamada söylediğimiz gibi, diş eti çekilmelerinde herhangi bir morarma söz konusu değildir. Arka dişlerde dayanaklı olması açısından, ön dişlerde ise estetik olması açısından daha çok tercih edilmektedir.

Porselen diş kaplaması nedir?

Tamamı porselenden oluşan diş kaplamasıdır. Porselenin zarifliği sebebiyle ön dişlerde kullanımı estetik açıdan güzel görüntü sunmaktadır. Diş kaplamasında kullanılan yapıştırıcılarla diş üzerinde yapıştırılır. Arka dişlerde çok tercih edilmemesinin sebebi baskıya fazla dayanıklı olmayışıdır. Bu yüzden dişlerinin çoğunu kaybetmeyen hastalarda daha çok tercih ediliyor

Diş Hekimliği Taban Puanları

Diş doktoru nedir?

Diş doktoru diş, dudak ve ağızı kapsayan ağız boşluğu ve etrafındaki dokuların doktorudur. Bu mesleğe sahip olmak istiyorsanız,5 yıllık lisans eğitimi alarak diş hekimi diploması almalısınız. Son yıllarda bazen bu eğitimi almadan da mesleği icra edenler var. Yalnız böyle bir eğitim almadan ve diş hekimi diplomasına sahip olmadan diş doktorluğu yapmak son tasarlanan “tebabetin icrası” kanununa göre hapisle sonuçlanacak bir suçtur.

Diş hekimliği fakültesini bitirmişseniz artık ağız, diş, dudak ve etraf dokularındaki sorunlara bütün müdahileleri yapmaya hak kazanmış oluyorsunuz. Diğer bir seçim olarak da diş hekimliğinin 8 farklı uzmanlık dallarından birini seçerek sadece o dalda uzmanlaşa bilirsiniz.

Diş doktorluğu genel olarak iki önemli dala sahiptir. Bunlar Preklinik ve Temel branşlardır.

2014-2015 yılında Üniversite tercihi yapacaksanız ve Diş hekimliği fakültesini seçmeyi planlamışsanız o zaman sizin için bir araya getirdiğimiz Diş hekimliği fakültesi Taban ve tavan puanları aynı zamnda diş hekimliği fakültesi 2014 YGS LSY sınavı yerleştirme başarı sırlamasını aşağıdaki tablodan inceleye bilirsiniz. Bu sonuçlar 2014 Üniversite yerleştirme puanlarının sonuçlarına göre hazırlanmıştır. 2015 YGS ve LYS girerek tercih yapacak olanlar bu puanlara göre karar vermeleri daha uygun olur.

2014-2015 DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ TABAN PUANLARI VE BAŞARI PUANLARINA GÖRE SIRALAMA AŞAĞIDAKİ TABLODADIR:

Üniversite Adı Programın Adı Puan Türü Kont. En Küçük Puanı En Büyük Puanı
Yeditepe Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (İngilizce) (Tam Burslu) MF-3 5 491,31474 521,29351
Şifa Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 4 471,17809 479,51681
Bezm-i Alem Vakıf Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 12 459,63476 515,37381
Hacettepe Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 134 458,6059 519,89455
İstanbul Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 175 455,08977 495,52072
İstanbul Medipol Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 10 452,37541 458,52589
Başkent Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 3 451,76512 453,62141
Marmara Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 144 451,54413 470,48977
Ege Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 154 451,19349 474,69312
Biruni Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 6 450,47416 453,73272
Ankara Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 180 450,43322 458,34829
Gazi Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 123 449,89742 461,01093
Başkent Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%50 Burslu) MF-3 1 449,72196 449,72196
İstanbul Aydın Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 5 449,66243 451,23322
Akdeniz Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 52 449,49584 462,71401
Eskişehir Osmangazi Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 52 449,40032 457,35063
Kocaeli Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 77 448,58368 459,137
Yeni Yüzyıl Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 6 448,40853 449,62862
İzmir Katip Çelebi Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (İngilizce) MF-3 52 447,92119 451,15182
Çukurova Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 88 447,69999 488,38545
Okan Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 6 447,2924 453,33438
İstanbul Aydın Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%75 Burslu) MF-3 1 447,26068 447,26068
Selçuk Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 113 447,22407 466,737
Erciyes Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 93 446,61578 458,25545
Adnan Menderes Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 21 445,6698 450,61395
Abant İzzet Baysal Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 82 445,48056 449,49191
Gaziantep Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 62 445,26844 451,16854
Başkent Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%25 Burslu) MF-3 2 445,18112 446,93279
Necmettin Er. Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 62 444,99306 460,95032
Ondokuz Mayıs Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 103 444,90005 451,93505
Bezm-i Alem Vakıf Diş Hekimliği Fakültesi (%50 Burslu) MF-3 12 444,5919 458,01667
Süley. Dem. Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 93 444,49873 507,66949
İnönü Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 68 444,06127 451,03177
İstanbul Aydın Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%50 Burslu) MF-3 1 443,96752 443,96752
K.T.Ü Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 93 443,52593 451,27408
Kırıkkale Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 82 443,00049 449,06104
Ordu Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 36 442,33861 444,63203
Mustafa Kemal Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 52 442,20046 451,38856
Bülent Ecevit Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 52 442,12217 448,4442
Dicle Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 98 441,5892 458,23222
Cumhuriyet Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 82 441,5881 456,04535
Gaziosmanpaşa Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 41 441,0469 446,88609
Atatürk Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 123 440,79563 452,11553
R.T.E Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 41 440,63832 442,51421
İstanbul Medipol Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%50 Burslu) MF-3 10 440,36222 444,32488
Yüzüncü Yıl Üni. Diş Hekimliği Fakültesi MF-3 52 440,30267 459,79754
Şifa Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%50 Burslu) MF-3 4 438,87495 443,45074
Yakın Doğu Üni Diş Hekimliği Fakültesi (Tam Burslu) MF-3 10 438,38706 442,30413
Bezm-i Alem Vakıf Diş Hekimliği Fakültesi (%25 Burslu) MF-3 12 431,01424 443,67445
Başkent Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Ücretli) MF-3 24 423,92874 443,70383
Okan Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%50 Burslu) MF-3 15 422,66476 442,11955
Akdeniz Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (KKTC Uyruklu) MF-3 1 422,16008 422,16008
Eskişehir Osmangazi Üni. Diş Hekimliği Fakülesi (KKTC Uyruklu) MF-3 2 415,9393 429,34361
Şifa Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Ücretli) MF-3 32 413,30045 437,91473
İstanbul Aydın Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%25 Burslu) MF-3 1 413,21043 413,21043
Bezm-i Alem Vakıf Diş Hekimliği Fakültesi (Ücretli) MF-3 24 411,62738 430,06511
İstanbul Medipol Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%25 Burslu) MF-3 80 405,64859 432,34749
Ondokuz Mayıs Üni. Diş Hekimliği (KKTC Uyruklu) MF-3 2 405,19117 413,88972
Biruni Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (%25 Burslu) MF-3 54 389,90964 436,14459
Yeditepe Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (İngilizce) (Ücretli) MF-3 45 389,34603 437,68821
İstanbul Aydın Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Ücretli) MF-3 42 373,85341 402,79022
Okan Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Ücretli) MF-3 39 366,24029 418,73752
Yeni Yüzyıl Üni. Diş Hekimliği Fakültesi (Ücretli) MF-3 54 356,62979 392,16853
Yakın Doğu Üni Diş Hekimliği Fakültesi (Ücretli) MF-3 100 318,06872 398,0245

 

Diş Hekimliği Fakültesi Kontenjanları 2014 2015, Diş Hekimliği Fakültesi Bölümü Taban Diş Hekimliği Fakültesi Puanı 2014, Puanları 2014 2015, Diş Hekimliği Fakültesi Başarı Sırası 2014 2015, Diş Hekimliği Fakültesi Bölümü Olan Üniversiteler, Diş Hekimliği Fakültesi Bölümü İçin Kaç Puan Gerekir, Diş Hekimliği Fakültesi YGS LYS Taban ve Tavan Puanları 2014, Diş Hekimliği Fakültesi Bölümü Hangi Üniversitelerde Var, Diş Hekimliği Fakültesi Puan Türü

Diş teli nedir? Ne işe yarar? Hangi durumlarda diş teli önerilir?

Diş teli ortodontiye ait olan çenemizdeki, dişimizdeki, yüzümüzdeki şekil bozukluklarını düzeltmek için dişlere uygulanan araçlardır. Bu işlem gerektiği zaman ertelemezsek çocuklarda ilerde oluşacak çene gelişimindeki aksaklıklar halledilebilir. Dişlerdeki farklı sorunlar, şekil bozuklukları, çarpıklıklar ise daha ileri yaşlarda bile diş teli takılarak zamanla iyileşme sağlanabilir. Çocuklarda bu tip sorunlar olduğu zaman yedi dokuz yaş arasında hiç ertelemeden kontrole götürülmelidirler. Eğer ki sorunun üzerine zamanında giderseniz iyileşme süreci daha kolay ve daha kısa zamanda olacaktır.

Diş teli hangi yöntemle takılmaktadır?

Sabit olan diş teli için en önemli parçası brakettir. Braketler birçok farklı firmalar tarafından üretilmektedir. Aynı zamanda braketler 3 farklı malzemeden de üretilebilir. Kullanılan malzemeler: porselen, metal ve kompozittir. Daha çok metal malzemeden üretilen braketler tercih edilmektedir. Porselen braketler ise daha çok diş telinden utanan çocuklarda tercih edilmektedir. Çünkü diş renginde olduğundan çok fark edilmez. Braketlerin iki çeşidi vardır. Birincisi dişlerin ön kısmına yerleştiriliyor, ikincisi ise dişerin arka kısmına yapıştırılıyor ki buna da lingual braket diyorlar. İlk üçüncü onuncu günler arasında braketlere alışmakta zorluk çekile bilir. Hafif ağrı ve sızlama ola bilir. Belli bir süreden sonra bu ağrılar geçecektir ve braketlere de 10 gün sonra alışılmaya başlayacaktır.

Diş teli ve braketler ne için yararlıdır?

Diş teli ve braketler daha çok çocuk yaşlarında görülen diş çarpıklıkları ve çenenin şekil bozukluklarında tercih edilmektedir. Diş telleri ortalama bir, bir buçuk yıl içerisinde diş çarpıklıklarını ve çene bozukluklarını gidermektedir. Eğer bu süre uzarsa o zaman tedavi sürecinde yapılması gerekenler yapılmamıştır demektir. Dişlerdeki bütün aralıklar, boşluklar kapandıktan sonra tedavi bitmiş sayılır. Yetişkin yaşta da bu işlem uygulanarak dişlerdeki düzensizlikler halledilebilir.

Bebeklerin her süt dişlerinin aşağısında kalıcı dişleri yerleşmektedir. Süt dişleri döküldükçe yerine kalıcı dişler gelir. Eğer bu süreçte sorunlar olursa o zaman kalıcı dişler damak içerisine doğru ve ya farklı yönlerde büyüyecektir. Bu zaman doktorlar ortodontik tel kullanılmasını öneriyor. Takılan diş telleri diş büyüklüğünü, uzunluğunu ve genişliğini değiştirmemektedir. Eğer dişler genetik olarak küçükse dişin büyümesine hiçbir etki göstermemektedir. Sadece çarpıklık ve dişler arasında mesafe genişliği olan kişilerde kullanılmaktadır. Ve diş telini 6-7 yaşlardan sonra kullanmak önerilmektedir.

Diş teli kullanan kişilere bazı öneriler

 Diş teli takıldıktan sonra ağız ve diş temizliğinin önemi daha da artmaktadır. Her türlü yemek yemekte serbestlik verilmesine rağmen yapışkan olan yemeklerden uzak durulması gerekmektedir. Öyle besinler tüketildiğinde diş tellerine yapışarak rahatsızlık verdiği ve hatta braketlerin kopmasına neden olduğu için önerilmiyor. Böyle bir durumda teller yerinden gevşediği için aralarında bakteri oluşa bilir. Doğru temizlik kurallarına uyulmadık ta, oluşan bakteriler dişlerin çürümesini tetikleyebilir.

Ortodonti nedir?

Ortodonti çarpık diş, alt ve üst çenedeki şekil bozuklukları ve bu gibi sorunların tedavisini uygulayan diş hekimliğinin branşlarından birisidir. Diş çarpıklığı bulunan kişilerde diş ve ağız bakımının yapılması zorlaşıyor. Diş fırçalanırken diş araları yeterince temizlenmediğinden dolayı ağızda bakteriler oluşuyor bu da diş eti hastalıklarına, diş çürüklerine ve nihayetine dişin kaybedilmesine kadar uzayabiliyor. Bütün bunların olmaması için sorunun kökünden halletmekte yarar vardır. Yani diş çarpıklıkları ve çene bozuklukları varsa mutlaka ortodontik tedavi gerektiren durum var demektir. Ortodontik işlemler uygulandıktan sonra bir buçuk iki yıl içerisinde diş çarpıklıkları ve çene sorunları halledilmiş olacaktır. Bütün bu sorunlarla ilgilenen ve tedavisini uygulayan diş helimine ise ortodontist deniyor.

Ortodonti tedavisine ne zaman başvurmamız gerekiyor?

Ortodonti tedavisine gerek olup olmadığını anlamak için, diş hekimini baş vurmanız gerekmektedir. Doktorlar sizi muayene ederek çene veya dişlerde herhangi uygulama gerektiren durum olup olmadığına karar veriyorlar. Muayene sırasına röntgen filmlerinin de çekilmesine gerek duyula bilir. Muayene sırasında önemli noktalar nelerdir:

  • Overbite: üst dişlerimiz alt dişlere kıyasla daha öndeyse
  • Underbite: alt dişlerimiz ön dişlere kıyasla daha öndeyse
  • Crossbite (çapraz kapanış):alt ve üst dişlerimiz bir birinin üzerine kapanıyorsa
  • Openbite (açık kapanış):alt ve üst çenede olan dişlerin kapanma sırası ardışık değilse
  • Orta hat kayması:üst çene ön dişleri ile alt çene ön dişlerin orta kısmı üst üste gelmiyorsa
  • Çarpıklık:çenede yeteri yer olmadığından dolayı dişlerin düzgün dizilememesidir
  • Boşluklar bulunması:Dişleri çektirdikten sonra, uzun süre yeri boş kalırsa boşluklar oluşur. Ya da genetik olarak boşlukların olması

Ortodontik tedavi nedir, nasıl uygulanır, hangi işlemler vardır?

Çenenin şeklini ve büyüklüğünü kontrol etme, dişleri güçlendirmek ve s. için yapılacak tedavi yöntemi sabit ve hareketli olmakla iki gruba bölünür. Dişlerin ve çenenin durumuna göre tedavi seçilir, dişe ve çeneye hafif kuvvet uygulayarak yapılır.

Sabit uygulamalar nedir?

Braketler nedir? : ortodonti uygulamaları içerisinde en çok tercih edilen uygulama braket tellerinin takılmasıdır. Buradaki amaç, dişlerin üstüne takılmış braket ve ondan geçirilen tel dişlere baskı uyguluyor. Ve zamanla dişler uygulanan kuvvetten etkilenerek. Çarpıklıklar gideriliyor. Bu uygulama az sorunlu dişlerde birkaç ayda etkisini gösteriyor. Bazense sorunun derecesine göre 2 yıla kadar uzaya biliyor.

Braketler kullanılırken düzenli diş hekimine kontrole gidilir. Ve gerektiğinde ayarlamalar yapılarak dişleri düzgün şekillendirmek mümkün olabiliyor. Çocuk yaşlarda diş çarpıklıklarını gidermek için takılan braketler daha ilgi çekici olsun diye renkli ve ya tamamen şeffaf olarak üretiliyor.

Özel sabit uygulamalar nedir? :

çocuk yaşlarda bazı durumlarda parmak emme alışkanlıkları olabiliyor. Bu alışkanlığı unutturmak için apareyler bantlar kullanılarak dişe yapıştırılır. Bu yöntem beslenmeyi zorlaştırdığı için en son çare olarak düşünülmelidir.

Sabit yer tutucular nedir?: eğer çocuğumuz süt dişlerini zamanından önce kaybetmişse o zaman kalıcı dişler çıkana kadar, dişlerin çarpık büyümemesi için sabit yer tutucular uygulanır. Bu uygulma  kalıcı dişler çıkana kadar devam ettirilir.

Hareketli uygulamalar nedir?

Alignerlar (braketsiz tedavi) nedir: dişlerin çarpıklıklarını giderip düzgün yerleşmesini amaçlayan tedavi yöntemleridir. Braket ve tel yerine alignerlar uygulanır. Bu uygulamada beslenme, ağız bakımı zamanı çıkarılması gerekiyor.

Hareketli yer tutucular nedir? : Erken süt dişi kaybında uygulanan sabit yer tutucular görevini yerine getiriyorlar. Damağın üzerine yerleştirilmiş akrili baz ve dişlerin arasına dolan tellerden oluşmaktadır.

Çenenin şeklini yeniden düzeltmek için kullanılan apareyler nedir?: Çene şeklini düzeltmek için kullanılan bir cihazdır. Bu cihaz alt çene ve süt çeneye yerleştirilen splint cihazıdır.

Kampanya: TCDD Web Bilet Servisi

Bugün Özgürlükİçin.com sitesi olarak, Pardus kullanıcılarının gerek kamunun gerekse özel İnternet sitelerine erişim ve bu sitelerden sunulan hizmetleri alma konusundaki sorunlarını dile getirmek ve bu sitelerin Pardus kullanıcıları tarafından da hizmet alınabilir hale gelmesi için ilk kampanyamızı düzenliyoruz!

 

İlk kampanyamızı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları‘nın İnternet sitesindeki Bilet Satış Rezervasyon servisine erişim sorunları konusunda düzenliyoruz. Bu kampanyadaki nihai hedefimiz bu servise olan erişim sorununun gerek Pardus üzerindeki tarayıcılar gerekse diğer işletim sistemleri üzerindeki tarayıcılar tarafında giderilmesi ve Microsoft Windows&İnternet Explorer tekelinin kırılmasıdır.

Özgürlükİçin.com topluluğu olarak Topluluk Bildirgemizde belirttiğimiz amaçlar doğrultusunda bu kampanyayı düzenliyoruz. Tren biletlerini özgürce alabilmek isteyen bütün üyelerimizi, kardeş özgür yazılım topluluklarını ve bütün özgür yazılım severleri bu kampanyaya davet ediyoruz!

Haydi hep beraber çufçuflayalım!

Kampanyaya katılmak için aşağıdaki örnek mektup metnini kullanarak TCDD’nin ilgili e-posta servislerine, faks numaralarına veya adresine posta ile gönderebilirsiniz.

 

İletişim kurulacak birim:

Beyaz masa: byhim@tcdd.gov.tr Tel: (0.312) 309 05 15 / 1408 Faks: (0.312) 312 62 47

 

Kullanılacak talep mektubu örneği:

 

Talep Mektubu

Kime: TCDD Beyaz masa
byhim@tcdd.gov.tr Tel: (0.312) 309 05 15 / 1408 Faks: (0.312) 312 62 47

Konu: TCDD İnternet Bilet Satışı Servisine Erişim Sorunu

 

Sayın İlgili,

 

Bu mektubu size göndermemin nedeni, TCDD’nin çevrimiçi bilet servisinden Microsoft Internet Explorer tarayıcısı dışında hizmet alamıyor oluşumdur.

Ülkemizin en köklü kurumlarından olan TCDD günümüzde birçok atılım yapmakta ve yurttaşlarımızın ulaşım imkanlarını artırmak için en modern demiryolu ulaşım teknolojilerini kullanarak ülkemizi modern demiryolu ağlarıyla donatmaktadır.

Buna rağmen, TCDD’nin en önemli İnternet servislerinden biri olan bilet satış uygulaması maalesef bu yeniliklerin gerisinde kalarak, yurttaşlarımızı eski, güvensiz ve dünyaca kabul edilen internet standartlarına uymayan bir İnternet tarayıcısına mahkum bırakmaktadır.

Maalesef TCDD İnternet Bilet satış uygulaması sadece Microsoft İnternet Explorer tarayıcısının 5.0 ve üzeri sürümlerinde çalışmaktadır, bu tarayıcı dışındaki diğer tarayıcılar ile İnternet bilet satış servisinizden hizmet alınamamaktadır

Bu doğrultuda aşağıdaki hususlara dikkatinizi çekmek isterim:

  1. Bu sorun, İnternet sitenizin Microsoft Internet Explorer harici tarayıcıları ve Microsoft Windows işletim sistemi dışındaki işletim sistemleri üzerinde çalışan tarayıcıları desteklememesinden kaynaklanmakta, İnternet sitenizi kodları W3C(WorldWideWeb Consortium)[1] standartlarına uymadığından yaşanmaktadır. Web Sitenizin kodlarının W3C standartlarına uygun olup olmadığını ve kodlamalarındaki hataları W3C validator[2]’den kolayca kontrol edebilirsiniz. Standartlara uyan ve Microsoft Windows dışı işletim sistemlerindeki(Linux&Mac&BSD) tarayıcılar ile görüntülenebilen bir İnternet sitesi, bu sistem ve tarayıcıları kullanan yolcuların yaşadığı aksaklıkları giderecek ve yolcularınız olarak memnuniyetimizi de üst düzeye çıkaracaktır.
  2. Kamu kurumlarınca sunulan hizmetlerde kullanılan bilgi teknolojisi altyapılarının Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi[3]’nde belirtilen standartlara uyumlu olmayan unsurları, bütçe imkanları ve öncelikler çerçevesinde en kısa zamanda bu esaslara uyumlu hale getirilmesi 28 Şubat 2009 tarih 27155 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2009/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde[4] belirtilmiş bir amir yükümlülüktür. Ayrıca bu konuda daha önce yayımlanan 2007/4[5] sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde belirtilen Kamu Kurumları İnternet Sitesi Kılavuzu[6] belgesindeki 3.1.1 Tarayıcılar maddesine dikkatinizi çekmek isterim. Bunun dışında konu ile ilgili diğer genelgeleri[7] de dikkatinize sunarım.
  3. Microsoft Internet Explorer tarayıcısı birçok kullanıcı tarafında eski, güvensiz, hantal ve standartlara uymayan bir tarayıcı olması nedeniyle tercih edilmemektedir. Mevcut kanı bilgisayar kullanan herkesin bu tarayıcıyı kullandığı gibi yanlış bir algıdadır. Oysa gelişen tarayıcı pazarında istatistiki verilere bakıldığında, Microsoft Internet Explorer tarayıcısının pazar payı dünyada %43 oranındadır. Ülkemizde bu oran Mayıs 2011 tarihi itibarı ile %60,4 seviyesindedir ve bu oran ilgili istatistik sitesinden görüleceği üzere[8] hızla düşmektedir. 2010 yılında %75’lik oranında kullanılan bu tarayıcının bir yılda kaybettiği %15’lik oran bu maddede bahsettiğim tercih değişikliklerinin nedenlerini ispat etmektedir. Bu durumda TCDD İnternet bilet servisi tercihlerini daha hızlı, daha güvenli, ve standartlara daha uygun İnternet tarayıcılarından yana kullanan yolcularına maalesef hizmet verememektedir. Yolcularının %40’lık kesimine İnternet üzerinden bilet satışı hizmetinin sunulamaması hem bir hizmet eksikliği hem de TCDD için bir itibar kaybı olarak görülmektedir.
  4. Microsoft Windows işletim sistemi üzerinde kullanılan tarayıcıların yanı sıra, GNU/Linux işletim sistemlerini konusuna da dikkatinizi ayrıca ve özellikle çekmek isterim. Microsoft Windows işletim sisteminin tekelci ve kapalı sistemine karşın, TÜBİTAK Bilgem tarafından geliştirilen Pardus GNU/Linux[9] işletim sistemi ülkemizde en çok tercih edilen işletim sistemlerinden biridir. Pardus yüzbinlerce kullanıcıya ve 30.000 üzerinde kayıtlı topluluk üyesine sahip bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Pardus, Kamu kurumları ve özel sektör için geliştirilen Kurumsal[10] bir sürüme de sahiptir. Pardus Kurumsal sürümünü kullanan kurum ve kuruluşları buradan görebilirsiniz[11]. Bu doğrultuda gelişmesi ülkemiz için çok önemli olan bu işletim sistemi ve bu sistem üzerinde çalışan tarayıcıların desteklenmesinin ayrıca önem ve özen gösterilmesi gereken bir konu olduğunu bilgilerinize sunarım.
  5. Çalıştığınız sistemi değiştirmek veya sisteminizdeki bir bilgisayara Windows dışı bir işletim sistemi kurmadan da İnternet Siteniz ile ilgili gerekli kullanılabilirlik testlerini bilgisayarınıza çeşitli ücretsiz programlar(“Oracle Virtualbox” vb*)[12] aracılığı ile İnternet’ten indirebileceğiniz ücretsiz “Pardus 2011 Kurulan” DVD[13] imajı ile sanal bir işletim sistemi kurarak mevcut sisteminizde gerçekleştirebileceğinizi, ve bunun size ek bir maliyet getirmeyeceğini de ayrıca belirtmek isterim. Veya diğer bir alternatif olarak sisteminize hiçbir kurulum yapmadan İnternet’ten ücretsiz indirebileceğiniz “Pardus 2011 Çalışan DVD”ile gerekli kullanılabilirlik testlerini gerçekleştirebilirsiniz.

Ülkemizin öncü bir kurumu olmanıza yakışır şekilde, en kısa zamanda sistemlerinizi ve İnternet servislerinizi son teknoloji ürünü tarayıcılar ve işletim sistemlerine uyumlu bir hale getirmenizi diliyorum.

İşbu talep mektubunu ile belirttiğim hususlar doğrultusunda, sitenizi W3 standartlarına uygun ve Microsoft Windows&Internet Explorer dışındaki sistemlerden de erişilebilir,görüntülenebilir ve üzerinde bütün kullanıcı işlemlerini sorunsuz yapılabilir olarak iyileştirmenizi talep ediyorum

Bilgilerinizi ve gereğini saygılarımla arz ederim,

Chromium 17 Geldi

WebKit tabanlı Chromium’un 17. sürümü, tarayıcının beta kanalında yayınlandı. Geliştiriciler 17.0.963.26 sürüm numaralı bu yeni Chromium’da hız ve güvenlik olmak üzere iki önemli özelliğin iyileştirilmesine yoğunlaşıldığını söylüyor.

Chromium’un daha hızlı olmasını sağlamak için internet sayfaları kullanıcı daha adresi yazmayı bitirmeden arkaplanda yüklenmeye başlıyor. Kullanıcının giriş tuşuna basmasından sayfanın tamamen yüklenmesine geçen zamanı daha da kısaltmak için Chromium kullanıcının ziyaret etmesi olası sayfaları ön tarama işlemine tabi tutuyor. Google’da yazılım mühendisi olarak çalışan Dominic Hamon‘a göre bu, sayfaların anında görüntülenmesini sağlıyor.

Chromium’un 17. sürümüyle birlikte Güvenli Tarama teknolojisi indirilmek istenen çalıştırılabilir dosyaları analiz ederek kullanıcılara kötü niyetli yazılımlara karşı önlem almada yardımcı olması için genişletildi. Böylece kullancı güvenli olmayan bir yerden dosya indirmeye çalıştığında Chromium kullanıcıya bu dosyayı indirmenin iyi bir fikir olmadığına dair bir uyarı mesajı gösterecek.

Chromium’un 17.0.963.26 sürümü Fatih Arslan tarafından Pardus’un SVN ve Git depolarına eklendi.  Arslan ayrıca Google+ üzerindeki girdisi üzerinden Pardus 64 bit için bir ikilik paketi de ilgilenenlerle paylaştı.

Akademik Bilişim 2012

Üniversitelerin Bilişim, İnternet ve ilintili konularındaki uzmanlarını bir araya getiren bu yıl 14.sü yapılan Akademik Bilişim Konferansı 1-3 Şubat’ta Uşak Üniversitesi’nde yapılıyor. Konferans, İnternetin tetiklediği değişimin sancılarını ve çalkantılarını anlamaya ve ona bir cevap oluşturmaya çalışmaktadır. Konferansın ana teması Sosyal Ağlar, Yeni Medya ve Demokrasi’dir. Geniş kitleler sosyal ağlarda örgütlemekte, rejimleri sarsmakta, yer yer devirmeye vesile olmaktadır. İnternet’in temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı bireyleri öne çıkartmakta, hiyerarşik olmayan ve ağ yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak öne çıkartmaktadır. İnternetle somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, üniversitelerin konumunu; teknoloji politikalarını, ar-ge, inovasyon, ömür boyu eğitim gibi kavramları yeniden tanımlamaya zorlamaktadır.

Bu konferanslar bilişime bulaşmış; üreten, kullanan, yöneten tüm üniversite topluluklarına ev sahipliği yapmaya çalışıyor. Bilgisayar, Bilişim, Enformatik bağlantılı bölümlerin yanında, kütüphaneciler, medikal bilişimciler, tarımsal bilişimciler, mekansal bilişimciler, bilişim hukukçuları, inşaat bilişimcileri, eğitim bilişimcileri de konferansın doğal katılımcılarıdır. İnternet ve Bilişim yaşamın her boyutunu etkilediği için, kamu yönetimi, siyaset, iletişim, pazarlama, sosyoloji, psikoloji, ekonomi gibi sosyal bilimcilerin de bu konferansın doğal katılımcıları olduğunu düşünüyor ve onları da aramıza katılmaya davet ediyoruz. Konferans meraklı tüm yurttaşlarımıza açık ve ücretsizdir.

Akademik Bilişim Konferansı, yapıldığı şehri bir Bilişim Fırtınası ile sarsmaya çalışmaktadır. Lise öğrencilerine ve öğretmenlerine yönelik İnternet ve açık kaynak etrafında bir sohbet toplantısı, kamu çalışanlarına yönelik bir e-devlet paneli, yurttaşlara yönelik güvenli internet, KOBİ’lere yönelik e-ticaret etkinlikleri yapmaya çalıştıklarımız arasında. Yerel TV ve radyolar kanalıyla şehri bir bilişim ve internet fırtınasıyla sarsmak fırsat bulduğumuzda gerçekleştirdiğimiz bir eylemdir. Konferansın parçası olarak 30-40 firmanın katıldığı bir Bilişim Fuarı da var.

Konferans öncesinde ve konferans sırasında çeşitli seminerler ve kurslar var. Konferans öncesinde, 28-31 ocak tarihlerinde 4 gün 5 konuda yoğun, makine başında kurslar var. Kurslar üniversite ve kamu çalışanlarını hedeflemekle birlikte her yurttaşa açıktır ve ücretsizdir. Kursiyerler ve konferans katılımcıları üniversite yurtlarında kalabilecekler. Kursiyerleri mümkünse kendi bilgisayarlarını getirmelerini, ve hazırlıklı gelmelerini öneririz. Kurslar Linux Sistem Yönetimi, Güvenlik, PostgreSQL, Libreofis ve Python hakkındadır. Bu kursları ve yazın yaptığımız Linux Kampı ile üniversitelerde ve kamuda bilişim sistemlerini yönetimde etkinliği ve tasarrufu hedefliyoruz. Bu kursları ve seminerleri insan kaynaklarına yatırım olarak düşünüyoruz. Linux Sistem Yönetimi kursu Linux ve özgür yazılımlarla internet servisleri güvenilir, güvenli, etkin yürütmeyi hedeflemektedir. Güvenlik kursu 2 parçadan oluşmakta; web Uygulama Güvenliği Tubitak Bilgem tarafından verilmektedir. İkinci parçada Özgür Yazılımlarla Saldırı Teknikleri anlatılacak, bir başka deyişle kendi sisteminizi nasıl koruyacağınız, ücretsiz özgür yazılımlara nasıl yapılacağı anlatılmaktadır. PostgreSQL ticari ürünlerle yarışabilecek, çok büyük veritabanlarını çalıştıran, platform bağımsız, özgür bir veritabanı yönetim sistemidir. Bu kurs, veritabanı temellerinden başlayarak, büyük bir bankanın veritabanını işletecek ve performansı düzenleyecek kavramları anlatacaktır. Pratik, makina başında gerçek yaşamdan örneklerle işlenecek ve ileri seviyedeki PostgreSQL ile devam edecektir. LibreOfis tüm ofis uygulamalarını kapsayan bir özgür yazılımdır. LibreOfise geçen kurumlara ciddi bir tasarruf sağlayacaktır. Python ise oldukça yeni ama yetenekli bir programlama dilidir. Nesne temelli, web, sistem yönetiminde ve bilimsel uygulamalarda gittikçe yaygınlaşan bir dildir. Cep telefonları ve tabletlerde kullanılan Android için yazılım geliştirme bir diğer kurs. Kursiyerlerin ab2012.usak.edu.tr üzerinden kayıt omasını rica ediyoruz.

 

Konferans Öncesi Kurslar : 28-31 Ocak

 

Güvenlik Linux Sistem Yönetimi PostgreSQL LibreOfis/

OpenOfis

Python Android
28/01/12 Uygulama Güvenliği Linux Sistem Yönetimi PostgeSQL’e Giriş LibreOfis/

Openofis

Python Android
29/01/12 İleri PostgreSQL Özellikleri
30/01/12 Özgür Yazılımlarla Saldırı Yöntemleri
31/01/12 PostgreSQL’de Performance

 

Kurslar herkese açık ve ücretsizdir. Öncelik Üniversite Bilgi İşleminedir. Katılmak isteyenler, kendi masraflarını üstlenmek durumundadır. Kursiyer üniversitedeki yurtlarda 7 TL ücretle kalabilecekler. http://ab2012.usak.edu.tr/üzerinden kursa kayıt olmalıdır. Kursa katılacakların kendi dizüstü bilgisayarlarını yanlarında bulundurmaları ve üzerinde en az bir linux dağıtımı kurulu olması önerilir.

 

Akademik Bilişim

Yürütme Kurulu

OpenOffice.orgun adı değişiyor!

Geçtiğimiz yıl Oracle firmasının Sun Microsystems şirketini satın almasıyla üzerine Sun Microsystems tarafınan geliştirilen özgür ofis yazılımı OpenOffice.org’un kaderi üzerine tartışmalar başlamıştı. Bu tartışmalar üzerine OpenOffice.org’un özgürlüğü ve kaderinden endişe eden katkıcıları tarafından başlatılan hareket neticesinde kurulan The Document Foundation OpenOffice.org‘u çatallandırarak LibreOffice özgür ofis yazılımını ortaya koymuştu.

Bu gelişmeler üzerine Oracle firması ilk başta OpenOffice.org‘u geliştirmeye devam edeceklerini açıklamıştı. OpenOffice.org topluluğunun projenin gidişatı ile ilgili tartışmaalr üzerine Oracle 1 Haziran 2011 tarihinde OpenOffice.org‘u Apache Foundation (Apache Vakfı)’a devrettiklerini açıklamıştı. Bundan böyle OpenOffice.org Apache Vakfı üzerinden geliştirilecek ve Apache Lisansı üzerinden dağıtılacak ve marka hakları Apache Vakfı’na ait olacaktı.

Hazirandan bu yana yaşanan sessilik üzerine, Apache Vakfı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla, OpenOffice.org projesini kendi deyimleriyle; bir projeyi vakıf bünyesine sokup devralmak için geçiş sürecine yani “Kuluçka” sürecinde çalışmalara devam ettiğini duyurdu. Projenin tıpkı diğer projeler gibi Apache LaboratuarlarındaApache Usülü(Apache Way)” geliştirileceğini belirtildi.

Kuluçka sürecinde, mevcut OpenOffice.org projesinin kaynak kodu, internet siteleri, forumlar, wiki, eklenti siteleri, e-posta listeleri, çeviri platformu vb gibi bileşenlerini Apache Vakfı bünyesinde yeni yapıya aktarılmakta.

Apache Vakfının kuluçka evresindeki çalışmaları ve geçiş işlemleri neredeyse tamamlanmak üzere. Güncel iş listesini bu adresten görebilirisiniz.   Bu sürecin yansıması mı bilinmez ama bir süredir Oracle‘ın OpenOffice.org siteleri aktifliğini yitirmiş ve bakımsız bir halde beklemekte.

Görülen o ki Apache Vakfı bu geçiş sürecini ciddiye almakta ve hali hazırda yoğun olarak süreçleri devam ettirmekte. OpenOffice.org gibi bir projeyi devralmak kolay bir iş değil. Hele karmaşık yapısını ve bugüne kadar atıl kalmış onlarca servisi yeniden aktif bir yapıya dönüştürmek hiç kolay olacak bir iş gibi görünmüyor.

Mevcut süreç devam ederken, Apache Vakfı OpenOffice.org adında da değişikliğe gidiyor; OpenOffice.org’un ‘.org’ kısmı giderken başına Apache ismi geliyor. Projenin yeni adı artık “Apache OpenOffice”.

OpenOffice.org’un çatallanması LibreOffice ve Apache OpenOffice’in en temel farkalrından biri LibreOffice’in GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı Sürüm 3 ile lisanslandığını buna karşılık Apache OpenOffice’in bir copyleft  lisans olmayan Apache Lisansı ile lisanslandığı belirtmeden geçmeyelim. Özgür Yazılım Vakfı’nın bu konu ile ilgili bildirisini buradan okuyabilirsiniz

Apache Vakfı’nın Apache OpenOffice için hazırladığı internet sitesine bu adresten ulaşabilirsiniz. Çalışmaların ve süreci takip etmek için e-posta listelerine göz atabilirsiniz.

Apache Usulü ve OpenOffice.org ile ilgili hazırlanan bir sunumu da buradan izleyebilirsiniz:

 

Kaynaklar:

http://www.taming-openoffice-org.com/newsite/?p=1448

http://www.taming-openoffice-org.com/newsite/?p=1393

https://blogs.apache.org/foundation/entry/the_apache_software_foundation_statement

HP webOS Açık Kaynak Oluyor

Hewlett-Packard (HP), şu an artık devam etmediği Palm cihazları ve dokunmatik tabletleri için oluşturduğu webOS sisteminin kodlarını açacağını duyurdu . Firma, “iyi, şeffaf ve parçalnamdan uzak kapsayıcı bir yönetim” arayan yatırımcıların aktif katılımını hedeflediğini belirtti.

Ancak şimdilik projenin, var olan bir vakıf ya da yeni bir oluşuma bağışlanıp bağışlanmayacağı hakkında bir açıklama yapılmadı. HP ayrıca, kodlar açıldığında, kullanılacak lisans hakkında da bir açıklama yapmayarak, bir açık kaynak lisansına sahip olacağını söylemekle yetindi.

HP ayrıca, ENYO uygulama çatısının ve aynı zaman içinde çatının kullanıcı çalışma bileşenlerinin de yakın gelecekte kodlarının açılmasının planlandığını belirtti. HP’nin CEO’su Meg Whitman açık kaynak duyurusunda, webOS’un tepeden tırnağa mobil, bulut bağımlı ve ölçeklendirilebilir tek işletim sistemi olduğunu belirtti.

Linux tabanlı webOS, uygulamarında HTML, CSS ve JavaScript kullanıyor. Synergy sistemi ile Yahoo, Gmail, Facebook, Linkedin ve diğer posta sunucuları ile entegre olabiliyor. HP, bu yılın başlarından beri, webOS kullanan tablet bilgisayar ya da palm cihazı üretmiyor. Şu anda da webOS kullanan cihazları satan bir satıcı bulunmuyor.

CeBIT 2012 Projelerini Çağırıyor

Dünyanın en büyük bilişim teknolojileri ticari fuarlarından biri olan CeBIT 2012, Almanya’nın Hannover fuar alanında 6 – 10 Mart 2012 tarihleri arasında yapılacak. CeBIT, fuarda ücretsiz fuar alanı için açık kaynak projelerine çağrıda bulundu. Sponsorluğunu Linux New Media ve Deutsche Messe’nin yaptığı çağrıya katılacak açık kaynak projelerinin taşıması gereken koşullar:

– Proje, içeriği ve amaçlarını da içerecek şekilde, fuar katılımcılarına bilgilendirici şekilde sunuma hazır olmalıdır.

– Proje içeriği ve başlıkları, anlaşılır bir biçimde sunulmalıdır.

– Proje fuar standı, fuar boyunca, katılımcılara hizmet etmeye yeterli üyelerce çalıştırılmalıdır.

– Proje standı hazırlanarak, fuar başından sonuna kadar aktif olmalıdır.

– Proje, CeBIT 2012 katılımı hakkında topluluğunu yeterince bilgilendirmelidir.

– Proje, CeBIT 2012 katılımı hakkında fuar katılımcılarına da genel bir bilgilendirme yapmalıdır.

Katılan projeler, Linux New Media tarafından oluşturulmuş, uluslararası bir juri tarafından değerlendirilecektir. Bu jurinin temas kurabileceği bir proje sorumlusu da projenin başında olmalıdır. Ücretsiz fuar alanı için başvuracak olan proje:

– Linux ve açık kaynak ile ilgili ve kendisi ticari olmayan bir proje olmalıdır.

– Aktivitesi ve topluluk desteği de, projenin kendisi kadar belirleyici bir kriter olarak değerlendirilecektir.

– Projenin, iş dünyasında kullanılabilirliği de önemli bir kriter olacaktır.

– Proje yeni ve orjinal olmalıdır.

CeBIT 2012 açık kaynak çağrısına son başvuru tarihi 18 Aralık 2011. Projelerin, buradan başvuru yapıp, kayıt yaptırmaları gerekiyor.

LibreOffice için yeni bir arayüz

LibreOffice’in arayüzünün yenilenmesiyle ilgili uzun zamandır çeşitli tartışmalar sürmekteydi. LibreOffice ve OpenOffice.org’un görünümünün eskidiği ve artık daha modern bir arayüze ihtiyaç duyulduğu herkes tarafından dile getirilmekteydi.

OpenOffice.org projesi, bu konuda Rönesans projesini başlatmış ve bu proje ile OpenOffice.org’un Sunum arayüzünde iyileştirmeler yapmış fakat diğer uygulamalara bu iyileştirmeler yansımamıştı.

Geçtiğimiz yıl, LibreOffice’in OpenOffice.org’dan çatallanmasıyla bu tartışamalar tekrar gündeme gelmiş ve LibreOffice’in tasarım ekibi bu konuyu ele almıştı.

Arayüze yeni bir yaklaşım: Citrus

Citrus, aslında geçtiğimiz yıl Mayıs aylarında ortaya çıkmış bir tasarım projesi. Mirek Mazel tarafından tasarım konusunda yaratıcı fikirler ortaya koymak amacıyla başlatılan proje, geçtiğimiz bir buçuk yılda yavaş yavaş olgunlaşarak bu ay başında ortaya alternatif bir arayüz olarak tartışılmak üzere derli toplu bir şekilde sunuldu.

Citrus, bugüne kadar alıştığımız ve “eskiyen” temel arayüzün yerine, doğal ve kullanım kolaylığı sağlayan bir arayüz getirmeyi hedefliyor. Ayrıca çeşitli yenilikler getirmeyi de ihmal etmiyor.

Citrus arayüzü ile ilgili bazı örnekleri aşağıda görebilirsiniz.

Citrus, kelime işlemci arayüz önerisi:

 

Citrus, menü yerleşimi ve sayfa stillerine bir örnek:

 

Citrus, metin içi düzenleme aracı:

Citrus Fizz:

 

Diğer tasarım örneklerine Citrus projesi ile ilgili internet günlüğünden ve Marek2’nin LibreOffice vikisindeki sayfasından ulaşabilirsiniz.

Citrus için henüz bir karara verilmiş değil, şu anda geri bildirimler ve tartışmalar devam etmekte. Umuyoruz ki bu alternatif ve modern arayüz kısa zamanda uygulama aşamasına geçer.

Ayrıca Mirek Mazen’in Android platformu için hazırladığı LibreOffice arayüzü çalışmalarını da “Zest UI” proje başlığı altında  görebilirsiniz.

 

Daha fazla bilgi için:

Citrus tasarımlarının sunulduğu internet günlüğü:http://clickortap.wordpress.com/

Mirek2’nin LibreOffice Wikisindeki sayfası:http://wiki.documentfoundation.org/User:Mirek2

LibreOffice Tasarım Wiki sayfası: http://wiki.documentfoundation.org/Design

LibreOffice Tasarım Ekibi:http://wiki.documentfoundation.org/Design/Team

LibreOffice Tasarım e-posta listeleri:http://listarchives.libreoffice.org/global/design

 

Kaynak:

http://clickortap.wordpress.com/2011/05/01/citrus-overview/

http://listarchives.libreoffice.org/global/design/msg03313.html

Exit mobile version