Dikkat Dağınıklığını Önleme Yolları

Gerek yetişkinlerin gerek çocukların en önemli problemlerinden biri dikkat dağınıklığıdır. Dikkat dağınıklığı olan kişi işine yoğunlaşmakta, hatırlaması gereken bir bilgiyi hatırlamakta, yeni bilgiler öğrenmekte zorlanır. Hatırlama konusunda zorluk yaşandığında, yeni öğrenilen bilgiler kısa bir süre içerisinde unutulduğunda dikkat dağınıklığı denen durum söz konusu olur. Dikkat dağınıklığının birçok sebebi vardır. Ancak günümüzde en büyük sebeplerden biri teknolojinin gelişmesidir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her işimizi teknolojik aletlerle halleder olduk ve hafızamızı kullanmayı önemli oranda ihmal ettik. Böylelikle hafızamız da bizler gibi tembelleşti ve bilgileri kendinde depolama konusunda güçlük çekmeye başladı.
Dikkat dağınıklığını önlemenin birçok yolu vardır. Ancak buna geçmeden önce kişide öncelikle algı bozukluğunun olup olmadığının bilinmesi gerekir. Çünkü bir kişide algı bozukluğu varsa mutlaka dikkat dağınıklığı da vardır. O yüzden öncelikle kişinin algı durumuna bakmak gerekir. Eğer kişide algı bozukluğu yoksa dikkat dağınıklığı egzersizleriyle durum toparlanmaya çalışılabilir. Eğer bir bilgiyi unutmak istemiyorsanız, o bilgiye dikkat kesilmeniz gerekmektedir. Çünkü hafızaya bir bilgi girdiğinde bu bilginin kalıcılığı 30 sn sürer. Bu durumun ortadan kalkıp bilgiyi öğrenmek ve hatırlamak istiyorsanız dikkatli olmanız gerekir. Örneğin; yeni birisiyle tanıştıktan bir ay sonra aynı kişiyle karşılaştığınızda o kişinin ismini hatırlayamayabilirsiniz. Ancak yeni tanıştığınız kişiyi, tanıştığınız anda sevdikleriniz arasından birisiyle karşılaştırma veya bağdaştırma yapsaydınız bu kişinin ismi hafızanıza kazınacak ve bir ay sonra o kişiyi gördüğünüzde ismini rahatlıkla hatırlayabilecektiniz. Yine benzer bir örnek vermek gerekirse, patronunuz size mutlaka yapmanız gereken bir iş verseydi ve sizin bu işi unutmamanız gerekseydi, yapmanız gereken hafızanıza işi yapmadığınız takdirde patrondan işiteceğiniz azarı aşılamaktır. Böylelikle patronunuzun olumsuz tavrı sizi etkileyecek ve sürekli olarak o işi yapmayı hatırlayacaksınız.
Arkadaşlarınızla birlikte oynayacağınız basit oyunlarla da hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Örneğin bir nesneye bir dakika boyunca bakın, inceleyin. Daha sonra nesnenin üzerini örterek kapatın. Sırayla nesnenin özelliklerini saymaya başlayın. Eğer anlamakta zorluk çektiğiniz bir konu varsa konuyu bir kağıda özetleyerek kapınıza asabilirsiniz. Böylelikle odaya her giriş çıkışınızda notu görür ve okursunuz. Kısa bir süre içerisinde hafızanız bu konuyu anlayacaktır.
 

2015 Yaz Modası

Erkekler İçin Yaz Modası

Moda dendiği zaman her ne kadar akla ilk olarak bayanlar gelse de bu konuda erkekleri de unutmamak lazım. Genel olarak giyimine dikkat eden kesimde bayanın ağırlıkta olduğu bilinse de bu kural artık yıkıldı diyebiliriz. Zamanla erkekler de giyimlerine bayanlar kadar dikkat etmeye ve modayı takip etmeye başladılar. En az bayanlar kadar onlar için de şık ve güzel görünmek önemli hale geldi. Peki, 2015 yaz modasında giyimine dikkat eden erkekleri neler bekliyor? Bu yazıda 2015 yaz mevsiminin erkekler için moda alanından bahsedeceğiz.
Öncelikle bu yazın en çok ilgi gören renklerinden olan beyazla başlayalım. 2015 yazında birçok erkek giyim koleksiyonunda beyaz tonların ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Erkeklerin daha uygun kombinler yapabilmeleri için beyaz renk, çok uygun bir renktir. Erkeklerin vazgeçilmezi blazer ceketleri unutmamak lazım. Her sezon olduğu gibi bu sezon da blazer ceketler 2015 yaz modasının en çok ilgi gören parçalarından olmayı başardı. Özellikle şık giyimden hoşlanan erkeklerin tercihi blazer ceketten yana olabilir. Pastel tonların genellikle bayanlar tarafından tercih edildiği söylense de aslında bu artık günümüzde doğru değil. Bayanlar kadar erkeklerin de tercihi pastel renklerden yanadır. Böylelikle 2015 yaz modasında da pastel tonlarda ceketler, tshirtler, ayakkabılar ve pantolonlar görebilmek mümkün hale geldi. Ayrıca çizgi modasının erkek giyimde de etkisini unutmamak lazım. Modayı takip eden birçok erkek, çizgilerin kıyafetler üzerindeki hakimiyetini fark edeceklerdir.
Hiçbir zaman modası geçmeyen denim 2015 yaz erkek modasında da yerini aldı. Erkeklerin en çok tercihi olan denim kumaş, hem şık hem de spor bir görünüm kazanmalarına yardımcı oluyor. Ayrıca bir erkeğe en çok takışan parçanın takım elbise olmasından dolayı 2015 yaz modasında özellikle mavi renkte takım elbiselerin ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. Kravat konusunda da artık daha ince kravatların moda olduğunu söylemekte fayda var. Yazın gelmesiyle birlikte erkekler de pantolonları dolaplarına kaldırdı diyebiliriz. Özellikle bermuda şortlar yaz mevsimlerinde erkeklerin en çok tercih ettiği parçalardan biridir. 2015 yaz modasında da yine bermuda şortların büyük ilgi gördüğünü söyleyebiliriz.
 

Kusursuz Makyajın Sırları

Kadınların en sevdiği şeylerden biri makyaj yapmaktır. Makyaj sayesinde yüzünüzdeki kusurları örterek var olan güzelliğinizi ortaya çıkabilirsiniz. Her kadın az çok makyaj yapar. Ancak makyaj yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Zira her makyaj yapan kadın güzel olacak diye bir şey yoktur. Önemli olan size en çok yakışan makyajı ve doğru makyajı yapmaktır. Bunu yapabilmek için de dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Bu yazıda bunlardan bahsedeceğiz.
Makyajın en güzel şekilde görünmesini istiyorsak pürüzsüz bir cilde sahip olmamız gerekir. Ancak her kadının böyle bir şansı yoktur. Neyse ki fondöten sayesinde kusursuz bir cilde sahip olmak mümkün. Ancak burada fondöten seçimine dikkat etmek gerekiyor. Cildinizin rengine en uygun olan fondöteni tercih etmelisiniz. Böylelikle cildiniz makyaj için hazır hale gelecektir. Fondöteni sürerken parmak uçlarınızı kullanın, böylelikle doğal bir görünüm elde edersiniz. Ayrıca fondöteni sürmeye başlarken az miktarda sürerek başlayın. Gereğinden fazla sürerseniz bu hoş bir görüntü oluşturmayacaktır. Makyaj için vazgeçilmez sayılabilecek bir ürün olan pudra kullanmayı ihmal etmeyin. Pudra sayesinde sürmüş olduğunuz fondöten de kalıcı olacaktır. Ayrıca pudra yüzünüzün matlaşmasını sağlayarak hoş bir görüntü oluşturur. Cildiniz her zaman canlı görünmeyebilir. Bunun için size yardımcı olacak ürün allıktır. Doğru bir allık kullanımı ile yüzünüze canlılık ve neşe katabilirsiniz. Allığı sürerken gülümsemeniz ve allığı yanağınızın üst kısmına uygulamanız gerekir. Cildinizin rengine uyacak bir allık kullanmaya özen gösterin.
Gelelim bakışlara. Daha yoğun ve anlamlı bakışlara sahip olmak istiyorsanız bunu rimel sayesinde yapabilirsiniz. Kirpiklerin belirginleştirilmesi bakışlarınızın daha canlı olmasını sağlayacaktır. Bu yüzden rimel kullanmayı sakın ihmal etmeyin. Rimeli ilk önce üst kısımdaki kirpiklerinize sürün. Rimelin kirpiklerinizde uzun süre kalması için kirpiklerinizin kuru ve temiz olmasına dikkat edin. Ayrıca eğer lens kullanan biriyseniz önce lensinizi takın, ondan sonra rimelinizi sürün. Göz çevresine bulaşan rimel lekelerini biraz bekledikten sonra pamuk yardımıyla temizleyebilirsiniz. Makyajı tamamlayacak olan son nokta rujdur. Eğer ruju doğru uygularsanız kusursuz bir makyajı tamamlamış olursunuz. Dudak tipinize ve cilt renginize en uygun ruju kullanmaya dikkat edin.
 

Sağlıklı Saçlar

Özellikle bayanlar için saçlar çok önemlidir. Özel günlerde veya normal günlük yaşamda her bayan ayna karşısına geçer ve saçını şekillendirir, güzel görünmesi için çaba sarf eder. Güzel bir kombinin, hoş bir makyajın tamamlayıcısı saçlardır. Ancak saçların güzel görünmesi için sağlıklı olması gerekir. Genellikle yıpranmış saçları ne kadar şekillendirirseniz şekillendirin, kötü bir görüntüye yol açacaktır. Bu yüzden siz de sağlıklı ve güzel saçlara sahip olmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. Bu konuda bilgi alabilmek için bu yazıya göz atmakta fayda var.
Sağlıklı saçlara sahip olabilmek için ilk olarak dikkat edilmesi gereken nokta, saça uygulanan ürünlerin kalitesidir. Ucuz ürünler kullanarak saçlarınızın kepeklenmesine ve dökülmesine sebep olabilirsiniz. Bu yüzden kullandığınız ürünlerin kaliteli ve olabildiğinde doğal olmasına özen gösterin. Ayrıca sprey ve boya benzeri kullanılan ürünler sonra saçlar hassaslaşır. Eğer siz de boyalı saçlara sahipseniz, saçınız için daha da dikkatli ve özenli olmanız gerekir. Bakımlarınızı düzenli olarak yapmanız, boya ve spreyden saçlarınızın göreceği zararı en aza indirecektir. Saçlarınızı yıkarken suyun ılık olmasına dikkat edin. Çok fazla sıcak veya çok fazla soğuk su saçları yıpratır ve kırıkların artmasına neden olur. Ayrıca saç dökülmelerine de yol açabilir. Çok fazla ısı farkları saçların şekillenmesini de zorlaştırır. Saçınızı kuruturken de fön makinesini saçlarınıza çok yaklaştırmamanız gerekir. Fönün sıcaklığının da yine saça zarar vermeyecek derecede ayarlanmasında fayda vardır.
Saçların şekillendirilmesi için kullanılan düzleştirici benzeri ürünler saçlara ciddi anlamda zararlar vermektedir. Bu yüzden bu ürünlerden olabildiğince uzak durun. Saçlarınızı yakan bu ürünler, koparak dökülme şikayetlerinizin de artmasına sebep olacaktır. Bazı bayanlar saçlarının kabarık olmasından rahatsız olurlar ve genellikle saçlarını toplarlar. Ancak saçlarınızı çok sıkı bir şekilde toplamamaya özen göstermeniz gerekir. Aksi takdirde saç dipleri zorlandığı için zarar görür ve saçlarınız kopar. Çok fazla güneş altında kalmamaya özen gösterin. Düzenli olarak kuaföre gidin ve saçlarınızın yıpranan kısımlarını kestirin. Böylelikle saçlarınız daha sağlıklı olacak ve çok daha kısa bir süre içerisinde uzayacaktır.
 

Sağlıklı ve Güzel Bir Cilt Mümkün mü?

Hepimiz güzel ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak isteriz. Bunun için kozmetik ürünlerine bol miktarda para harcarız. Ancak bunu yapmadan da güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak mümkün. Cildimize düzenli olarak bakım yaparsak hayal ettiğimiz görünüme kavuşmasını sağlayabiliriz. Dikkat etmemiz gereken pek çok nokta vardır. Önemli olan, bu yapmamız gerekenleri aksatmadan düzenli olarak uygulamak.
Sağlıklı bir cilde kavuşma konusunda suyun rolü çok önemlidir. Vücudumuzun %70\’ini oluşturan su, vücudumuzun tüm organları için gerektiği gibi cildimiz için de gereklidir. Bu yüzden gün içerisinde su tüketimine özen göstermeliyiz. Yüzümüzü her sabah kalktığımızda yıkıyoruz. Yıkadığımız suyun ılık olmasına özen göstermeliyiz. Çok soğuk veya çok sıcak su cildimize zarar verebilir. Ayrıca cildin yıkanması kadar nemlendirilmesi de önemlidir. Cildinizi sık sık nemlendirin, cilt tipinize uygun bir nemlendirici kullanın. Cildinize nemlendirici kremler uygulamak için kırışmasını beklemeyin, genç yaştan itibaren bunu alışkanlık haline getirin. Kadınlar makyaj yapmayı çok severler. Makyaj sayesinde ciltlerindeki kusurları kapatırlar. Ancak makyaj cildi gün boyu yorar. Bu yüzden en geç akşam yatmadan önce makyajınızı mutlaka çıkarmanız gerekmektedir. Aksi takdirde gözenekleriniz gece boyu tıkanacaktır ve cildinizde sivilce benzeri istenmeyen şeylerin çıkmasına neden olacaktır. Ayrıca kullandığınız makyaj malzemelerinin kalitesi de cildinizin sağlığı açısından çok önemlidir. Bu yüzden ucuz makyaj malzemelerini tercih etmeyin.
Uyku, vücudumuzun kaybettiği gücü toplamasına yardımcı olduğu gibi cildimize de iyi gelmektedir. Düzenli bir uykuyla cildinizin sağlığını koruyabilirsiniz. Vücudunuza zarar verecek alışkanlıklardan uzak durarak yine cildinizin sağlığının korunmasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin; cildinizin sağlıklı olmasını istiyorsanız kesinlikle sigaradan uzak durmalısınız. Aksi takdirde zamanla cildinizde lekeler oluşabilir. Pek çok kişinin cildinde sivilce ve siyah nokta oluşumu vardır. Ancak insanlar genellikle bu sivilce ve siyah noktaları sıkarlar ve ciltlerinde kırmızılık kalmasına neden olurlar. Cildinizin zarar görmemesi için sivilce ve siyah noktaları kontrolsüzce sıkmamanız gerekir. Bu konuda bir uzmandan yardım almanız daha doğru olacaktır. Cildinizi yıkarken dairesel hareketlerle yıkamaya özen gösterin. Cildinizi sert bir şekilde ovalamak, cildinize iyi gelmeyecektir.
 

Doğum Sonrası Depresyon Belirtileri nelerdir?

Doğum sonrası depresyon sıklıkla görülebilen bir rahatsızlıktır. Özellikle doğumdan sonraki ilk 4 hafta içerinde görülme ihtimali daha yüksektir.Bu durum  sadece anneyi etkilemekle kalmaz bebekle anne arasında kurulacak iletişimin bozulmasını da etkiler.
Doğum sonrası depresyon aniden ortaya çıkan bir durum değildir.Hamilelik biyolojik, psikolojik ve sosyal bir süreçtir.Anne adayları hormonlarında etkisiyle çok hassas bir dönemden geçmektedir.Anne adayının eşiyle iletişimi, anneliğe hazır oluşluk düzeyi, anne adayının kendi çocukluk deneyimleri,anne-babasıyla ilişkisi, hamilelik süreci gibi bir çok faktör etkilidir.Özellikle eş ile olan iletişim ve yakın çevre desteği doğum sonrası süreci etkilemektedir.
Belirtileri nelerdir?

  • Fazla ya da az uyuma
  • Etrafında olup bitene ilgisizlik
  • Suçluluk duygusu
  • İştah azalması ya da artması
  • Üzgün ve çökkün bir duygu durumu
  • Huzursuz olmak
  • Dikkati toplamada güçlük çekmek
  • Ölüm ve intihar düşüncesi

Eğer bu belirtilerin bir kısmı doğum sonrasında belli bir süre devam ederse mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.
Peki doğum sonrası depresyonu önlemek için neler yapılabilir?

  • Anne ve baba adayları kendilerini hazır hissettiklerinde çocuk sahibi olmaya karar vermelidirler.
  • Baba adayı hamilelik sürecinde eşine anlayışlı olmalı, anne adayının duygu değişimlerine sabırla yaklaşmalıdır.
  • Hamileliğin getireceği zorluklara karşı çiftler birlikte hareket etmelidir.
  • Özellikler doğum sonrası ilk bir iki ay, baba bebeğin bakımıyla olabildiğince yakından ilgilenmeli, annenin yükünü hafifletmelidir.
  • Eğer anne bebeğin bakımıyla ilgili kendini yetersiz hissedip kaygılanıyorsa yakın çevreden yardım alınmalıdır.

 

2 yaş sendromu

2-2,5 Yaş Krizi

2-6 yaş bebeklikten çocukluğa geçilen bir dönemdir.Bu dönemde çocuk yavaş yavaş anne babadan uzaklaşmaya, bağımsızlaşmaya başlar.Anne-babasından ayrı olarak fikirleri gelişmeye başlar ve bu durum çocuğu daha fazla özgürleşmeye yönlendirir.Bu evrede temel alışkanlıkların da yapı taşları oluşmaya başlar.
2 yaşındaki çocuk açık biçimde bağımsız olmak ister.İnatçı davranabilir, istediğini yapamayınca öfke nöbetleri geçirebilir.Bir çok şeyi kendi kendine yapma konusunda ısrarcı davranır.Çocuk bu dönemde yapabildiklerinin farkına varır ve daha fazla şeyi kendi başına yapmaya çalışır.”Ben yapacağım.” cümlesini sık sık duyabilirsiniz bu dönemde.
Bu dönemde çocuk olumsuz, ısrarcı, isyankar,dengesiz ve kararsızdır.Engellendiğinde kızar, yap denileni yapmaz, yapma denileni yapar.Her şeyi kendi yapmak ister ve yardım istemez.”hayır”, “istemiyorum”, “yapmayacağım” gibi sözcükleri sık sık kullanır.Bu dönemde benim çocuğum ne kadar huysuz, geçimsiz,inatçı gibi şeyler düşünebilirsiniz.Ama tüm bu anlattıklarım doğal ve geçici bir dönemin belirtileridir.Bu yüzden kaygılanmanıza gerek yok.Çocuğunuz kendi kimliğini kazanmanın, özgürleşmenin, kendi başına bir şeyler yapabildiğini göstermenin savaşını  veriyor.Ebeveynler olarak size düşen bu dönemde çocuğunuzla etkili bir iletişim kurarak onu almaya çalışmak ve onu desteklemektir.

Neler yapılabilir?

  • Bu dönemin doğal ve geçici olduğunu unutmayınız ve olabildiğince sabırlı davranmaya çalışınız.
  • Çocuğunuzun öfke ve tersliklerini mümkün olduğunca görmezden geliniz.
  • Çocukla inatlaşmaya girmeyiniz.Çocuğun dikkatini başka bir yöne kaydırarak gerginliği yok edebilirsiniz.
  • Çocuğunuza sınır koyarken gerekçeleri anlayacağı bir şekilde açıklayınız.
  • Bağımsızlık çabasını, tek başına bir şeyler yapma isteğini destekleyiniz.

 

Bebeklerde Zatürreenin Belirtileri ve Tedavisi

Bebeklerde Zatürreenin Belirtileri ve Tedavisi
Akciğerlerin enfeksiyon kapması sonucu oluşan zatürreeye bakteriler, virüsler, parazit ve mantarlar sebep olabilmektedir. Bebeklerin bağışıklık sistemi zayıf olduğundan bebeklerde zatürree durumlarına rastlanılabilir. Hastalığın başlangıç aşamalarında üst solunum yollarında buna burun ve boğazda dahildir enfeksiyon oluşur. Bebeğin boğazında tahriş bulunuyorsa ve en az iki günden bu yana geçmeyen bir soğuk algınlığı oluşmuş ise bu durum zatürreenin belirtileri olabilir.
Belirtileri
Zatürreenin atakları kısa bir zaman aralığında da görülebilir, günlerce de sürebilir. Soğuk algınlığı ile zatürreenin belirtileri birbirine oldukça fazla benzer. Bundan dolayı anne eve babalar zatürree belirtilerini soğuk algınlığının belirtileri ile karıştırabilir. Eğer anne bebeğinde iştah kaybı, bebeğin dışarı mukus atmasına neden olan öksürük nöbetleri, sinirli hareketler ve vücudun genelinde bir rahatsızlık görüyorsa bebeği doktora götürmelidir. Bu saydığımız belirtiler hafif belirtilerdir. Birde bunların yanında daha şiddetli zatürree belirtileri baş gösterebilir. Böyle belirtiler görüldüğü zaman hemen doktor müdahale etmelidir. Bu belirtiler arasında; ateşin yükselmesi, öksürükle birilikte gelen mukusa kan ve iltihap eşlik etmesi, gün içerisinde normal miktardan daha az sıvı tüketilmesi, tırnak ve dudaklarda rengin maviye dönmesi, nefes alırken sesin hırıltılı bir şekilde çıkması ve nefes alırken derinin kaburga kemiklerinin arasına girmesi gibi durumlardır.
Nedenleri
Bebeklerin bağışıklık sisteminin zayıf olması onları hastalıklara karşı daha savunmasız bir duruma getirir. Bağışıklık sistemi güçlü olmayan bebeklerde zatürreenin görülme olasılığı oldukça yüksektir. Erken doğan bebekler, kalbinde ve akciğerinde problem olan bebekler ile başka enfeksiyon kapmış olan bebeklerin zatürree mikrobunu kapmaları diğer bebeklere oranla daha fazladır.
Teşhisi
Bebek hastalarda hastalığın teşhisi 3 farklı aşamada konulmaktadır. İlk adımda doktor, dinleme cihazı ile bebeğin akciğerlerini dinleyecektir ve akciğerlerde sıvı oluşumunun olup olmadığını kontrol edecektir. Bunun yanında bebeğin nabız atışlarını da kontrol edebilir. Tanının ikinci aşaması olarak doktor, bebeğin göğüs X – ray görüntüsünü isteyecektir. Bu görüntü ile hastalığın akciğere ne kadar zarar verdiği görülecektir. Doktorunuz bebekte bir şeylerden şüphelenirse bu testi sizden isteyecektir. En son aşama ise kan ve mukus testleridir. Bu testler ile hastalığa neden olan mikroorganizma hakkında bilgi edinilecektir.
Tedavisi
Hastalığın türü hastalığın şiddetine göre değişiklik gösterecektir. Belirtiler hafif seyrediyorsa evde tedavisi mümkündür. Eğer belirtiler şiddetli bir şekilde görülüyorsa o zaman tedavi için hastaneye gidilmelidir. Bebeğin yakalandığı zatürree bakteri kaynaklı ise antibiyotik tedavisi uygulanır. Virüs kaynaklı ise antibiyotikler tedavide herhangi bir sonuç vermeyecektir. Yalnız bebeğin bağışıklık sistemi belli bir süre sonra hastalığın belirtilerinin ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Hastanede tedavisi yapılan bebeklere antibiyotik damla şeklinde verilir ve susuz kalmadıklarından emin olunur. Bebek nefes almada zorluk çekerse oksijenin normal düzeye gelmesi için oksijen maskesi kullanılır. Bebeklere ilaçları tam zamanında ve atlanılmadan verilmelidir. Böylelikle hem bebek hızlı bir şekilde iyileşme gösterir hem de aile bireylerinin bu hastalığa yakalanma riskleri en aza düşmüş olur. Öksürük zatürree hastalığının en belirgin özelliklerinden bir tanesidir ve bebeklere zor anlar yaşatabilir. Bebek öksürürken ağzından mukus gelebilir. Böyle bir durumda bebeğin mukusu tükürmesini sağlayın. Eğer bebek bunu yapamayacak kadar küçük ise ağzındakini çıkarması için hafifçe sırtına vurunuz. Geceleri bebek uyurken boynunun altına yastık koymak mukusun boğazda kalmasını engelleyecektir. Bu tıbbi yardımların yanında birde evde bakım için yapılacak bazı önlemler vardır. Bu önlemler arasında şunları sayabiliriz. Bebeğe su ya da süt formatında bol miktarda sıvı verin. Bebeği mümkün olduğunca dinlendirin. Bebeğin tırnak ve dudaklarında renk değişimi var ise onu hemen doktora götürün. Çünkü bu durum bebeğin yeterli derecede oksijen almadığının göstergesidir. Bebekte göğüs ağrısı bulunuyorsa ılık kompres uygulaması yapın ya da göğüs üzerine ısıtıcı yastık koyun.
 

ENZA MOBİLYA VE NEFES KESEN KÖŞE TAKIMI

 
ENZA MOBİLYA VE NEFES KESEN KÖŞE TAKIMI
Mobilya köşe takımlarının değişik varyasyonlar ve fonksiyonel kullanıma olanak tanıyan yapılarında özellikle 2015 yılında çok önemli atılımlar gerçekleştirilmiştir. Enza mobilya bu konuda öyle bir köşe takımı gerçekleştirmiştir ki fonksiyonel kullanımı çok uygun olan bu takım, uzanma koltukları, başınızı yaslayacağınız başlıklar, kollar ve hatta sehpa olabilen sırt kısmı ile inanılmaz derecede bir güzelliği insanlara sunmuştur. Genelde deri kullanımının ön plana çıktığı bu takımlarda, rengi ve modeli ile uyumlu kumaşlarında kullanılması sonucunda gerçekten muazzam bir görüntünün ortaya çıktığını söylemek mümkün olacaktır. Görüntü bir yana en önemli konular rahatlığında aynı şekilde Enza mobilya köşe takımı sayesinde ortaya konduğu görürken, inanın görselli yedek attığı zenginlik sizi çok etkileyecektir. Salonunuza ya da oturma odanıza çok güzel yakışacak olan bu takımın her türlü fonksiyon kullanımları detaylı incelenmiş ve ortaya konmuştur.

Sahur Yapmak Gerekir mi?

Ramazan ayının başlamasıyla insanların günlük alışkanlıkları birden değişir. Ramazan ayı girmeden insanları bir koşturmaca alır. Yemekler için toplu alışverişler yapılır. Buzdolapları doldurulur, hatta insanların normalde her gün yemedikleri gıdaların tüketiminde bile bir artış olur. Bütün gün aç kalınınca konuşulan konuların bile genelde odak noktası yemek içmek olur. İftar olması ile hazırlanan o özenli ve çeşitli yiyeceklere birden bir saldırı olur. Kısa sürede ne var ne yok yenilir içilir ve arkasından midede hazım problemleri, şişkinlikler, ani uyku basmaları gibi şikayetler ortaya çıkar. İftarda aşırı yemenin getirdiği rahatsızlık ile kişiler gece uyumadan önce 1 bardak su içer niyetlenir ve sahura kalkmadan tekrar oruç tutulmaya çalışılır. Durum böyle olunca herhangi sağlık problemi olmayan bir insanda bile çeşitli problemler ortaya çıkar. Ki çoğu insanın da kendinde olan sağlık problemlerinden habersiz yaşadığı gerçeğini de göz önüne alırsak; sahura kalkılmadan gece yenilenle tutulmuş bir oruç ve fazladan yemek yemeden geçen aşağı yukarı 6 saat (akşam 23:00 da uyuduğumuzu varsayarak hesapladım) vücutta var olan fakat kendini gizlemiş olan hastalıkların bize kendini göstermesine, besinsiz ve uzun süre sonunda iyice güçsüz kalan vücudun dayanamayıp düşmesine sebep olacaktır. Ayrıca sağlık yanının haricinde sahura kalkmak bir gerekliliktir, çünkü vücuda iyi bakmak onu yeterince beslemek tıpkı temiz tutmak gibi bir gerekliliktir ve çoğu kaynağa göre oruca niyetin bir şartı, bir şeklidir ve sahurun oruçta önemli bir yeri vardır. Sevabı ayrıca değerlidir.
 

Ramazanda Vücut Nasıl Etkilenir?

Ramazan ayının gelmesiyle her gün oruç ile ilgili yüzlerce soru gündeme geliyor. Müslüman alemi en çok da vücudun oruçtan nasıl etkilendiğini merak ediyor. Sağlıklı ve dirençli bireylerin oruç tutması diğer kişilere göre daha kolaydır. imsak vaktinde sağlıklı ve dengeli bir şekilde gerekli vitaminleri alarak beslenmek önümüzdeki uzun süren oruçlu vakitlerin daha rahat geçmesini sağlayacaktır.
2 saat açlığa dayanamayan insanların oruçlu iken 10 saatten fazla yemeden içmeden durmaları bizleri şaşırtabilir. Burada devreye beyinsel fonksiyonlar giriyor. Diyetisyenlerin sürekli beynimizle ilgili söylemlerini yinelemekte fayda olacaktır. Oruçluyken beyine iman gücüyle ‘aç değilsin’ mesajı gider ve yemek yerken de ‘doydun’ mesajını beynimize göndererek midemize girecek fazla yiyecekleri engellemiş oluruz.
Mide uzun süren açlık durumuna kısa saatler sonra tepkisiz kalıp direnç göstermeye başlar. Vücudumuzun bu durumda kendi kendini dinlendirdiğini hissederiz nasıl ki sabah uyandığımız zaman uykuda geçirdiğimiz vakitlerde midemizde bizi rahatsız edecek bir durum yoksa aynı şey olur.Sahura kalkıldığı vakitte mutlaka su içmeyi unutmayın. Yaz sıcaklarında gün içinde vücut sürekli ter ile su kaybeder. Günde içilmesi gerekli olan 3 litre sudan 1 litresini sahura ayırın ve iftardan imsağa kadar sürekli kendinize su takviyesi yapın.
Doktorların Ramazan için tavsiyelerini dikkate alın ve tok tutan protein kaynağı haşlanmış yumurtayı menülerinizden eksik etmeyin. Ayrıca kan ve enerji değerini ayarlayan vücuda gerekli bir meyve olan Müslüman alemince önemli hurmayı hiç bir menünüzden eksik etmeyin.

Eski Bayramlar

Ramazanın gelmesiyle birlikte 30 gün sonrasının yani bayramın düşüncesi de kapladı içimizi. Eskisi kadar heyecanlı mıyız peki? İşte burası biraz tartışılır. Yeni nesil gençlerimiz için ve eskileri hatırlayıp şöylece bir iç çekmek isteyenler için bu yazımda eski bayramları işleyeceğim. Bakarsınız birilerinin kalbinin yine öylece çarpmasına beklide o zamanlar gibi hazırlanmasına sebep oluruz. Şimdi biraz hatırlayalım bakalım nasıl oldu bayram öncesi ve sabahı…
Bayrama iki üç gün kala başlardı telaş. Haftalar öncesinden kurulsa da çarşılar adet olmuş ya illa o son günlerde çıkardık bayram alışverişine. Sıra sıra dizilmiş şekerciler, boş şişeleri doldurtmak için sıra beklediğimiz o keskin kokulu kolonya dükkanları. Artık o kolonyalarda bulunmuyor sanki yada biz öyle güzel hissedemiyoruz kokuları. Neyse şekerler kolonyalar alınır güzelce şık şekerliklere doldurulur, özel misafirler için durumu olmayan evlerde sınırlı sayıda lokum alınır ve anneler tarafından saklanırdı. Bizde bayram gelmeden daha orucu açar açmaz lokumu aramaya koyulurduk. Sonra varsa durumumuz yeni kıyafetler alınır yoksa en temizleri seçilip günler öncesinden dolaba ütülü yerleştirilirdi. Ve bayram sabahına kadar her gün denenir ve tekrar yerine asılırdı. Arefe günü (bayramdan önceki son gün) erkek çocukları babalarla birlikte berbere gidilir- ki o berberler sabaha kadar açık kalır, sıraya girilir güzelce bayram tıraşları olunur ve çırağa bahşiş vermek adeti yerine getirilirdi. Sonra kültüre göre gençler toplaşıp hamamlara gider ya da evlerde banyolar yapılır, sabah beklenmeye başlanırdı. Bayram sabahı babalarla namaza gidilir sonra bayramlaşılır, ve sırasıyla önce mezarlar sonra yaşayan akrabalar birer birer ziyaret edilir komşularla bayramlaşılırdı. Ve eğlenceler gezmeler meydanlarda kutlama şenlik havaları. Ömrümüzün bitmesini istemediğimiz zamanlarıydı. Şimdi nerde o eski bayramlar.

Emziren Anneler Oruç Tutmalı mı?

Emziren Anneler Oruç Tutmalı mı?
Ramazan ayı, niyet oruç ve iyilik ayı. insanların birbirlerine kötülük etmeden kardeşçesine aynı lokmadan paylaştığı aynı sofradan yemek yediği mübarek günler. Bu günlerde takip edilen bir çok kadın platformunda annelerin en çok sorduğu soruların başında gelen ’emzirirken oruç tutma’ meselesi oldukça kafaları karıştırmaktadır. Dinimizce hamile ve emziren annelerin oruç tutmaları uygun görülmemektedir. Bunların ayet ve hadislerle ispatı söz konusu edilebilir. Anne sütünün çoğu sudan oluşmaktadır. Emziren anneler bu sebepten dolayı kaybettikleri şu ihtiyacını tekrar su içerek yerine koymalıdır. Aksi olduğunda anne hem kendine hem de bebeğine yeterli bir şekilde bakamamaktadır. Ramazanın yaz mevsimine denk gelmesiyle su ihtiyacının daha fazla olması da birbirine orantılı olarak ilerleyen bir süreçtir. Hem terleme yoluyla hem de emzirmeyle kaybedilen su annenin vücudunda dengesizliklere yol açabilir. Buna açlık ve yeterli besin maddelerini alamamakta eklenince anne vücudu sağlıklı süt üretimini de yapamayacak duruma gelebilir. Aynı şekilde hamilelikte de bebek anne karnında su dolu bir kese içerisinde yaşamaktadır. Anne adayı sürekli su tüketmeli ve vücudun su dengesini yitirmemeye özen göstermelidir. Çünkü anne karnında ki bebek için kesedeki suda azalma büyük risk erken hatta sakat doğum nedenlerindendir. Ayrıca hamilelikte düzenli ve sık beslenme bebeğin gelişmesi ve anne adayının onu taşıyabilecek fiziksel güce sahip olması için mutlak gereklidir.  Bu sebeple emziren annelerin ve hamilelerin oruç tutması önerilmez hatta sakıncalıdır. Günahı sevabı düşünecek olursanız unutmayın öncelikle sağlığınız ve bebeğinizin sağlığı, onu gerekli şekilde dünyaya getirmek ve yaşaması için çabalamak size en büyük sevaptır. Çünkü cennet annelerin ayakları altındadır.

İftar Menüsü Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

İftar Menüsü Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Genel olarak kaygımızdır özellikle ev hanımları için ‘’bu gün ne pişirsem’’ sorusu. Eğer ki bir iftar menüsü hazırlıyorsak bu daha da önem kazanıyor. Öyle ki; pişireceğiniz yemeğin lezzetliliği elbette önemli olmakla beraber, doyurucu, hazmı kolay ve mideyi yormayacak türden besinler seçilmesi gerekiyor. Şöyle ki sahurdan iftar saatine kadar besin almıyoruz, mide tembelleşiyor ve birden bire yemekle karşılaşınca hele ki ağır bir yemek yada çok kuru bir gıda tercih edilirse bir anda tökezliyor ve kramplar, sancılar, bulantılara yol açabiliyor. Bu yüzden en hafif aynı zamanda da en besleyici olan besinleri seçmeliyiz. Gelelim menüye; ilk olarak olmazsa olmazımız hem oruç açarken daha sevaba geçen hem de uzun süre boş kalmış vücudun sindirimini rahatlatacak olan su ile başlamalıyız. Çünkü vücudun besin tüketebilmesi için yani biyolojik olarak enzimlerin çalışması için suya ihtiyacı vardır. Ne kadar susamış olsak bile aç karnına çok fazla su içmemiz doğal olarak mümkün olmayacaktır. Bu noktada ise yine çok katı olmayan fakat sindirimi ve boğazdan geçmesi kolay olacak ayrıca da mideyi rahatsız etmemesi için az yağlı mümkünse yağsız bir çorba tercih edebiliriz. Bunlardan sonra ara ara dinlenerek ana yemeğe geçebiliriz. İftarda en çok dikket etmemiz gereken konu budur aslında. İftar sofrası uzun sürmeli, yemekler yavaş yavaş arada sohbet edilerek, dinlenerek tüketilmeli. Ana yemeklerde de yine çok ağır olmayan şeyleri seçmeye özen göstermemizde fayda olur ki sahurda şişkinlik yapmasın ve yine bolca meyve, varsa tatlı şerbetli şeyler tüketmeliyiz. Çünkü aç kalan bünyede şeker düşer bunu asla unutmamalıyız. Burada da özellikle ramazan klasiği güllacı öneririm. Afiyet olsun.

Oruç Hangi Besin İle Açılmalıdır?

Oruç Hangi Besin İle Açılmalıdır?
Peygamber Efendimiz Aleyhisselam orucunu hurma ile açtığı ve hurmanın bereketli olduğunu belirttiği birçok hadisi şerifinde bahsetmiştir. Hurmanın olmadığı durumlarda orucu suyla açmanın ve suyun insan vücudunu temizletip rahatlatacağını da belirterek yine Hadislerinde yer vermiştir. Hurmanın ve suyun olmadığı durumlarda ateş dokunmamış bir şeyle oruç açılmasını bir diğer Hadisi şeriflerinde belirtmiştir.
Hurmanın bir meyve ve besin oluşu ilk tercih sebebidir. Hurma düzensiz olan bağırsakları çalıştırabilir, düşmüş kan şeker düzeyini normal seviyeye getirebilir, enerji ve güç verir. Suyun tercih edilme sebebi de vücudu temizler, vucüttaki eksilmiş su ihtiyacının ilk fırsatta giderilmesi sağlar. Öncelik olarak suya yer verilmesi aç olan mideye su içirilerek önce rahatlamasını sağlamaktır. Boş mideye giren ağır yemekler mideyi uzun süre rahatsız edebilir.
İftarı hurma ve su bulamadığınızda ateş değmemiş bir meyve ya da sebze ile açmakta yarar vardır. Örneğin zeytin çoğu insan tarafından kolaylıkla ve uygun bulunduğundan her iftarda oruç açmak için tercih edilmektedir. Orucumuzu tutmaya başlarken ve bozarken de niyet ederek ve dilek dileyerek orucumuza başlamalı ya da sonlandırmalıyız. Hurmanın ve suyla açmanın sünnet olduğunu unutmamalıyız. Su içeceğimiz zaman suyun oda sıcaklığında olmasına özen göstermeliyiz. Çünkü çok sıcak ya da çok soğuk bir bardak su bütün gün boş duran midemize birden gireceğinden rahatsızlık verebileceği durumlarla karşılaşabiliriz.

Oruç Anne Sütünü Etkiler mi?

Oruç Anne Sütünü Etkiler mi?
Yenidoğan ve en az 2 yaşına kadar bebek beslenmesinin ana öğünü olan anne sütü bebeğin neredeyse  tüm yaşamı boyunca alması gereken besin değerleri, bağışıklık, gelişim, kemik yapısı, boy yapısı ve psikolojiye kadar uzanan birçok yararının yanı sıra ilk 6 ay gelişmekte olan bebek midesinin sindirim açısından en kolay ihtiyaç duyduğu sıvı besin öğesidir.
Emziren annelerin günlük alması gereken besin değerleri bebeğinin gelişim olarak ihtiyaç duyduğu maddelerdir. Nasıl ki hamilelik döneminde aşermek adı altında canımızın çektiği bir besin aslında anne karnındaki bebeğin ihtiyaç duyduğu vitamini veren bir besindir. Böylece bebeğin emmeye başladığı an itibariyle sütün memede uyarılması ile aslında bebeğin ihtiyaç duyduğu vitaminler vücuduna doğru hareket etmektedir.
Yeterli besinleri , yağı, proteini, vitamini ve karbonhidratı alabilen anne için bebeğinin gelişimi ideal ölçüde ilerler. Kilo alımı ve boy gelişimi yaşıtlarıyla orantılıdır. Emziren annelerin oruçlu olması da gün içinde bu değerleri alamayıp yeterli sıvıdan vücudu ve bebeği mahrum bırakmak anlamına gelir ki imanı güçlü her kadın aslında oruç tutmak isterken bir yandan da bebeklerine niyetlidir. Aslında emziren anneler annelik görevlerini yerine getirirken 2 – 2,5 yıl boyunca çoğu yiyecekten kendilerini uzak tutup (örn turşu, acı, tuzlu vb.) oruçlu gibidirler. Sıvı kaybeden annenin gün içinde sürekli su içerek bebeğine olan bu görevini yerine getirmesi de kaliteli süt üretimini etkileyeceğinden dinimizce de emziren annenin oruç tutması uygun görülmemiştir.

Sahur Sofrası Nasıl Olmalı?

Sahur Sofrası Nasıl Olmalı?
Uzmanların her sene uyarılarda bulunmak için haberlere çıktığı bu Ramazan ayının ilk günlerinde mevsim sıcaklarının ağırlaşmaya başlamasıyla birlikte daha dikkatli olunması gerektiğinin altını çokça çizmektedirler. 30 gün süren ve bu sürenin hepsini oruçlu olarak geçirmek Müslüman Alemi için önemlilik derecesi yüksek olan bu Mübarek aylarda elimizden geldiğince beslenme konusunda kış mevsimine göre bilinçli beslenmeye özen göstermeliyiz.
Öncelik olarak oruç tutulan günü normal bir günmüş gibi görerek iftar ile sahur arasına bir öğün daha eklemek suretiyle günü üç öğünle tamamlamalıyız. Sahura kalkılmadan tutulan oruç açlık süresini daha fazla uzatacağından dolayı fazla süren açlık durumlarında kan şekeri ve vücut metabolizması yüksek derecede etkileneceğinden bir takım rahatsızlıklara sebep olabilme ihtimali göz önünde bulundurulacağından tavsiye edilmemektedir.
Sahura kalkmak demek sonrasında yeniden yemek yenildikten sonra uyku haline dönmek demektir bir bakıma. Bu açıdan düşünüldüğünde sahur yemeğiniz az yağlı ve baharatlı hamur işlerinden arınmış sağlıklı bir menü olmalı. Genel olarak uzmanların tavsiye ettiği ve yine bütçeyi de fazla sarsmayacak olan kahvaltı tercih edilmelidir. Kahvaltı menünüzde mutlaka süt ve süt ürünlerine yer verilmeli ayrıca protein açısından zengin olan yumurtayı haşlanmış olarak yemek uzun süre vücuda tokluk hissi vereceğinden dolayı tavsiye edilmektedir. Yine vücudun su ve tuz ihtiyacını karşılamak için tuzlu ayran tercih edilmeli bunu her öğünde tüketmeyi alışkanlık haline getirilmelidir.

Oruç Baba Kimdir? Ramazan Ayında Oruç Baba Ziyaretleri

Oruç Baba Kimdir? Ramazan Ayında Oruç Baba Ziyaretleri
Oruç Baba İstanbul’un fethi yıllarında yaşamış ve fetih için savaşmış, savaş esnasında Ramazan ayında orucunu ekmek ve sirke ile açmış bu yüzden onu ziyarete gelen insanların oruçlarını ekmek ve sirke ile açtığı görülmektedir. İstanbul’un fethinin yaşandığı yıllarda kendi de bir asker olarak diğer savaşan askerlere su ve yemek tedarik etmiş olması onun herkesçe büyük bir insan olduğu ve rivayete göre de derviş olarak adlandırıldığı günümüze kadar gelmiştir.
Daha önceki yıllarda tv ve radyo kanallarının fazlaca haber etmemesi ile gündeme çok gelmemiş olan Oruç Baba Tv’ye çıkmasıyla birlikte dilek dilemek isteyen, orucunu ve niyetini türbede açmak isteyen ve dilek dileyip dileği gerçekleşenler için bir nevi Ramazan aylarında ilk gidilecek türbeler arasında yer almıştır.
Ramazan ayında oruç açmak için tercih edilen Oruç Baba türbesine gelen insanlar genellikle onun orucunu açtığı gibi ekmek ve sirke ile yemeğe başlamaktadırlar. Yalnızca Allah’a dua edip Allah’tan yardım ve dilek istemenin gerçekliğine inanan imanlı insanlar genelde Türbelere gidip topluca edilen duaların kabul olacağına inandıkları için bu tür yerleri tercih etmektedirler. Yoksa çoğu insan bilir duanın sadece Peygamber efendimize salavat ederek Allah’tan istemenin en doğru olduğunu. Oruç Baba’nın bir şekilde o zamanlarda yaşamış güzel, iyi niyetli ve yardımsever bir insan olarak sadece Ramazan ayını beklemeden yolumuz ne zaman düşerse bir Fatiha suresi okuyarak ruhunu rahatlatmalıyız.

Oruçluyken Burun Spreyi Kullanmak Orucu Bozar mı?

Oruçluyken Burun Spreyi Kullanmak Orucu Bozar  mı?
Oruçluluk halinde 5 vakit namaz kılarak sevap üzerine sevap elde etmek kadar manevi yönü oldukça fazla olan ne olabilir ki? Oruçlu bir kimsenin manevi ihtiyacından bir diğer de namaz kılmaktır. Namaz 5 vakit yapılması gereken ve her vakitte de ayrı ayrı abdest alınarak yapılan bir ibadet şeklidir. Her abdest alışımızda burna ve ağzımıza üçer defa olmak şartıyla dolu avcumuzla götürülen su oruçlu iken de yapılması gerekir. Burnumuza ya da ağzımıza aldığımız suyu içimize çekmeyiz ve yutmayız. Durum böyle olunca herhangi bir rahatsızlık anında Burun spreyi kullanımı durumunda sehven genzimizden boğazımıza giden bir sprey damlası orucu bozmak için yeterli bir ölçü değildir. Diyanet tarafından da belirtildiği gibi bir damlanın herhangi bir hükmü yoktur.  Buna benzer vücudumuzdan midemize kadar gitmeyen ve midemize gidene kadar türlü yollarla vücudumuzdan atılan göz damlası da burun spreyi gibi orucu bozmaya etken olan kusurlu hallerden birisi değildir. Yine vücudu yıkarken ağza ve burna  orucu bozmaya yetecek miktarlarda mideye sıvı madde ulaşmadığı sürece yıkanmanın orucu bozmadığı açıklanmıştır. Ayrıca her ne kadar burun spreyi kullanacak kişi rahatsızlığından dolayı kullandığını var sayaraktan orucu tutmasına engel bir hastalık olmadığı sürece burun spreyini istediği şekilde kullanmalı fakat oruç tutmasına engel olup olmadığı konusunu da mutlaka doktoruna danışmalıdır.

Tok tutan 10 besin

Tok tutan besinler, kan şekerini hızlı yükseltmek yerine daha yavaş ve dengeli yükselmesini sağlayabilecek besinlerdir. Bunlar öncelikle posalı besinlerdir. Yani beyaz ekmek yerine tam buğday çavdar ekmekleri daha lif içeriği yüksek sebzeler, meyveler, ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohum grupları.

Sağlıklı beslenme ve tok tutma açısından bir diğer grup olarak da protein kaynaklarını gösteririz. Et, tavuk, balık, gibi ana yemeklerde kullandığımız proteinler tokluğu uzun süre korurken yanlarına eklenecek; süt, yoğurt, ayran gibi süt-kalsiyum gruplarıdır, protein içerikleri sayesinde de  tokluğu usun süre korumaya yardımcıdırlar. Bu besin kaynakları, dengeli beslenmeye de yardımcı olmaktadırlar.

“Çok çabuk acıkıyorum”. “Çok iştahlıyım”. Diyorsanız ise çok az yiyerek daha fazla tokluk hissi uyandırma sağlamak istiyorsanız ise “Tok tutan besinler” Listemizi Şöyle Sıralayabiliriz.

Tok Tutan Birkaç Besin Türü:

  • Yulaf Ezmesi
  • Yumurta ( diyet yapanlar için de iştah hormonunu düşürmektedir)
  • Tarçın
  • Kara Buğday ( Yemeklerin yanında normal ekmek yerine kullanılırsa tokluk hissini uzun süre koruyabilmekte)
  • Badem ( İçerdiği Yağ oranı nedeni ile tokluk hissini korur)
  • Salata ( Daha az porsiyon yemek yiyerek ve daha fazla tokluk hissi uyandırmaktadır)

 

Ucuz Tatil İçin Püf Noktalar

Ucuz Tatil İçin Püf Noktalar
İnsan ne kadar kazanırsa kazansın bütçesi kısıtlıdır. Ama yapılacak küçük bir araştırma sayesinde sizde diğer insanlar gibi istediğiniz yerleri ve ayırdığınız para bütçeniz ile gezebilirsiniz. Sadece bazı noktalara dikkat etmeniz gerekecektir. Biz sizin için dikkat edilmesi gereken noktaları araştırdık ve sizin için aşağıda sıraladık. Bir göz atarak bilgi sahibi olabilirsiniz.
Gezmeye karar verdiğinizde hiçbir şey sizin gözünüzü korkutmasın. İnternet elinizin altında ve ayrıntılı bir araştırma yapın. Birçok şirket indirimli uçuşlar yapıyor. Bunlardan yararlanabilirsiniz. Bayramlarda ve özel günlerde seyahat etmek yerine şirketlerin indirimli günlerini takip ederseniz uçak biletlerinizi yarı yarıya ucuza getirebilirsiniz. Gideceğiniz yerlere sezon dışında giderseniz ulaşım, konaklama, yeme ve içmede oldukça indirim elde etmiş olursunuz. Ayrıca kalabalıktan kurtulup daha sakin bir şekilde tatil yapmış olursunuz. Tur şirketlerine gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını sorgulayın ve ona göre hareket edin. Kendiniz mi gezerek yoksa tur ile mi gezerek daha karlı oluyorsunuz bunun muhasebesini yapınız. Kendinize çizdiğiniz gezi rotasında ara ulaşımları iyi planlamayı sakın unutmayın. Eğer mümkün olursa yolculuğunuza birkaç tane gece yolculuğu ekleyerek tasarruf edebilirsiniz. Turizm şirketlerinin promosyonlarını takip ederseniz oldukça avantajlar elde edebilirsiniz. Seyahatlerinizde oda, kahvaltı ve konaklama dâhil yerine her şey dâhil seçenekli tatilleri tercih ediniz. Böylelikle fazla para ödemek zorunda kalmayacaksınız. Tatil deyince her zaman otellerde konaklamayı anlamayın. Örneğin size yakın yerleri, tatil beldelerini işinizden bir hafta izin alarak güzelce gezebilirsiniz. Sıra dışı bir tatil ve her gün başka bir koyda konaklamak istiyorsanız size tavsiyemiz karavan kiralamanızdır.
İster kendiniz ister tur ile tatile çıkın mutlaka turizm şirketlerinin indirimli ve promosyonlu günlerini takip etmeyi unutmayın. Özel ve önemli günlerin dışındaki zamanlarda seyahat edin ve masraflarınız yarı yarıya azalsın.

Deri Eşyaların Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Deri Eşyaların Bakımı Nasıl Olmalıdır?
En lüks ve aynı zamanda en kullanışlı malzemelerden bir tanesi olan derinin kendine has dokusal farklıkları vardır. Deri eşyaların uzun ömürlü olması için bazı önemli noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu noktalara dikkat ettiğiniz sürece deri eşyalarınız ilk günkü gibi güzelliğini ve parlaklığını koruyacaktır.
Deri, tamamen doğal ve lifsiz bir yapıya sahiptir. Bundan dolayıdır ki yıkama işlemi yapılmaz. Nappa deri ürününüzü kullandığınız sıklığa göre haftada bir ya da ayda bir hafif nemli bez ya da sünger ile silip kurulayınız. Yalnız bu temizlik nubuk ve süet giysileriniz için geçerli değildir. Eğer deri takımınız var ise örneğin etek – ceket ve pantolon – ceket gibi temizlikte solma durumunu göz önüne alarak renklerinin eşit olması için her ikisini de birlikte temizliğe veriniz. Deri ürünlerin formunu korumak için ceplerini boşaltınız. Onları omuzları destekleyen geniş askılara asınız ve askıdan düşmemesine dikkat ediniz. Deri giysilerin kırışıklıkları genelde askıdayken açılır. Evde deri giysilerinizi ütülerken ütüyü en düşük ısıya ayarlayınız. Deri üzerinde yanmayı ve parlamayı engellemek için ürünün üstüne kalın bir pamuklu kumaş koyun ve kumaşın üzerinden buhar vermeden hızlı bir şekilde ütüyü geçirin. Deri, doğal bir ürün olduğu için hava almak ister. Bunun için deri eşyalarınızı hava alan kılıflar içinde, sıcak olmayan ve ılık olan yerlerde saklayınız. Boyun bölgesinde bir eşarp kullanılması özellikle süet ve nubuk ürünlerinde boyun bölgesinin vücut yağından lekelenmesi önlenecektir.
Deri ürünlerinin temizlikleri de cinslerine göre farklılık gösterecektir. Süet ve nubuk ürünler hariç yağlı bazlı lekelerde lekeyi temizlemek için kuru temiz bir bez ile deri üzerinde bulunan yağı alınız. Su kesinlikle kullanmayınız. Derilerde su geçirir. Deri ürünleri doğru bir şekilde kuruttuğunuz zaman kar ve yağmur suyunda herhangi bir zarar görmezler. Islak ve nemli deriyi doğal kurumaya bırakınız. Saç kurutma makinesi ya da kalorifer gibi sıcak olan yerlerden uzak tutunuz. Fazla ısı ve nem derinin doğal yağlarına zarar verir. Deri ürünlerini doğrudan güneş ışığı alan yerde bırakmayınız. Renginde solmalar meydana gelebilir. Üzerinizde deri bir ürün bulunuyorken saç spreyi ya da parfüm sıkmaktan kaçınınız.

Yılan Burcu

Bir önceki yeni burçlar yazımda bahsettiğim gibi, dünya dönme ekseninin otuz derece batıya kayması nedeniyle burçların da değiştiği ve bu nedenle yeni burçlar oluştuğunu ve onüçüncü burcunda yılan burcu olduğunun tamamen spekülatif haberler olduğundan bahsetmiştik. Peki bu yılan burcu nedir? Yılan burcu nun özellikleri nelerdir? Çoğu yerde yılancı burcu olarakta geçen yılan burcu, aslında çin astrolojisinde yer alan bir burçtur.

Yılan Burcu Özellikleri

Genellikle sessiz ve etkileyici kişilerdir. İşlerini dolaylı yollardan halletmeyi isterler ve bu nedenle hiçbir hedefe doğrudan gitmezler. Yılan burcu insanı ile anlaşmak ve ona yaklaşmak zordur. İlişki kurulması özellikle ikili ilişklerde zor bir karaktere sahiptir. Yılan burcu insanları etkilemeye çalışmaktan hoşlanır. Büyülü bir düşünce yapısı ve davranışı vardır. Yılan burcu iyi yaşamak, iyi yemekler yemek, kaliteli markalar giyinmek gibi istekleri vardır. Para, lüks ve zerafet yılan burcu için vazgeçilmezdir. Yılan burcu nasihat dinlemekten hoşlanmaz. Sadece kendi sezgileri ile hakret ederler. Enteresan sohbetlerin olduğu sosyal ilişkilerden haz alırlar. Yılan burcu özgüveni yüksek, farklı düşüncelere açık kişilerdir. Bir problemin çözümüne farklı açılardan bakabilir. Sorunların çözümünde kararlı ve hızlı davranırlar.
Yılan burcu genelde az konuşur; fakat çok düşünür.Genelde düşünmeden konuşmayı tercih etmez. Kızdıkları zaman tepkileri ölümcül olabilir. Yılan burcu birine zarar verecek olursa yavaş ve hissettirmeden bunu yapar. Kesinlikle kindardırlar. Amaçlarına ulaşmak için, planlı ve hesaplı biçimde, sağduyuyla ve türlü oyunlarla davranabilirler. Başarana kadar hedeflerinin/amaçlarının peşinde koşarlar.
Yılan burcu Bir ilişkiyi bırakıp kaçmaya eğilimlidir.  Utangaç olmalarına rağmen, özellikle yılan burcu kadınları ilişkilerinde anaç, koruyucu, duygusal, özverili ve yoğundurlar.  Harbi sevebilirler, hatta severken kendilerini kaybedebilirler. Ancak yılan burcu ihtiyatı hiçbir zaman elden bırakmaz. Fırsat bulduğu anda suçluluk hissi duymadan ihanet edebilir. Takdir edilmekten, ruhlarının okşanmasından ve hoşlanırlar ve idol olmak isterler. Çok kıskançtırlar.

Yılan Burcu Kadını

Yılan burcu kadını güvenli ortamları sever. Güvene herkesten çok ihtiyaç duyar. Yılan burcu kadını genellikle tembeldir ve kendisini geliştirmek, okumak araştırmak yerine hazıra konup, kendini geliştirebilecek ve yetiştirebilecek bir erkek arar. Yılan burcu kadını tutkulu ve arzulu bir kadındır. Yılan burcu kadını hırslıdır. Ancak hırslı ve zekidir.Ancak çalışkan değildir ve zekasını kullanmaktan hoşlanmaz. Yılan burcu kadını etrafına entellektüel olarak görünmek hoşlanır ve bunu da başarır. Genel özellikleri tembel, kendine düşkündür ve alıngandır.

Yılan Burcu Erkeği

Yılan burcu erkeği nazik ve stratejiktir. İkişlilerinde mesafelidir. Herkese nasıl davranması gerektiğini iyi bilir. Yılan burcu erkeği aşka düşkündür  ve sıkı bir şekilde duygusallık yaşayan bir erkektir. Ciddi ilişkiler söz konusu olduğunda çok ilerleyemez korkak davranabilir. Yılan burcu erkeği  kolay kolay insanlara güvenmez. Zengin olmak ve kaliteli bir yaşam yaşamak ister. Yılan burcu erkeği çoğunlukla pratiktir. Uyumlu, tahammül sınırları olan ve kararlı bir yapıdadır. Sanata ve sanat düşkündür yılan burcu erkeği. Duygulara önem verir.

Toprak Gurubu Burçlar

Toprak Gurubu Burçlar

Toprak gurubu burçlar hangileridir? Toprak gurubu burç özellikleri? Toprak gurubunun genel özellikleri.
Astroloji de boğa burcu, oğlak burcu ve başak burcu toprak gurubu burçlar olarak bilinmektedir. Toprak gurubu burçlar maddi ağırlığı fazla olan, yani maddeye önem veren ve fiziki anlamda hareketli görünen burçlardır. Toprak gurubu burçlar aynı zamanda çabuk algılayan, pratik, kararlı, kendini kontrol etme gücü çok yüksek olan burçlardır. Toprak gurubu burçlar aynı zamanda koruyucu ve himayecidir.

Toprak gurubu burçlar kin tutmazlar yani kötülüğü bile unutan bir zeka ölçüsüne sahiptir bu burç gurubu. Toprak gurubu burçlar genel olarak maddeyi iyi kullanma yeteneğine sahiptirler. Yani maddi varlıkları iyi kullanma yeteneğine sahiptirler, bu arazi de olabilir, toprakta, para da olabilir. Bu özellik Oğlak burcunda daha baskındır. Toprak gurubu burçlar aynı zamanda sabırlıdırlar. Toprak gurubu burçlar dan başak burcunda özellikle detaylara çok önem verme ve detaylarda takılı kalma sorunu mevcuttur. Toprak gurubu burçlar dan boğa burcunda da çoğaltma isteği daha baskındır. Elindeki şeyin çoğalmasını ister. Örneğin, bir evi varsa, başka bir evi daha olsun ister. Toprak gurubu burçlar dan oğlak burcunda ise, organizasyon ve örgütlenme özelliği baskındır. Örgütlenmeyi iyi becerir.

Toprak gurubu burçlar genelde pratik zekaya sahiptirler ve karşılaştıkları fırsatları gayet iyi bir şekilde değerlendirebilir, başarılı sonuçlar elde edebilirler. Toprak gurubu burçlar dengeli ve mantıklıdırlar. Toprak gurubu burçlar sevdiklerine arkadaşlarına ve dostlarına çok bağlıdırlar. Uzun süreli arkadaşlıklardan/ilişkilerden hoşlanırlar. Toprak gurubu burçlar iradelidirler, aldıkları kararı sonuna kadar uygulamak ister ve asla vazgeçmezler. Toprak gurubu burçlar kincidirler ve kolayca affetmezler. Duygusal ve çok hassas bir yapıları vardır. Toprak gurubu burçlar olaylar karşısında tedbirli ve hayata bakış açısı olarak tutucudurlar. Toprak gurubu burçlar bu bağlamda gelenek ve göreneklerine son derece bağlıdırlar. Toprak gurubu burçlar ince ruhlu ve anlayışlıdırlar.

Su Gurubu Burçlar

Su gurubu burçlar hangileridir? Su gurubu burç özellikleri? Su gurubunun genel özellikleri.
Su gurubu burçlar; yengeç burcu, akrep burcu ve balık burcu dur. Su gurubu burçlar öncelikle sezgisel yönleri güçlü olan burçlardır. Su gurubu burçlar sezgisel oldukları kadar, duygusaldır. Enerjiktirler ancak bu enerjikleri duygusal yöndedir. Su gurubu burçlar pasif bir yapıda olup, içe dönüktürler. Biraz korkak daha doğrusu ihtiyatlı davranışlar sergilerler. Su gurubu burçlar kendine göre çok ritmiktir. Kendine özgü bir ritimleri vardır. Başkasıyla paylaşmayı sevmezler. Su gurubu burçlar duygusal yapıları ve hassas oluşlarıyla dikkat çekerler. Hisleri o kadar derindir ki, çevresindeki insanların niyetini ve düşüncelerini kolayca sezebilirler.

Su gurubu burçlar oldukça hırslı ve ihtiraslıdır, ancak duygularını gizleme konusunda da oldukça ustadırlar. Dışa dönük, arkadaş canlısı bir profil ortaya koysalar bile kendi içlerinde bambaşka dünyaları vardır. Su gurubu burçlar iç dünyalarını kolayca dışa açmazlar. Onları tanımak için zaman gerekir. Adeta kapalı bir kutu gibi davranırlar. Su gurubu burçlar için romantizm ve aşk çok önemlidir. Su gurubu burçlar aşık olduklarında iyi ve sadık bir sevgili/eş olurlar. Dünya sanki sevdikleri kişinin etrafında döner. Su gurubu burçlar sezgileri gelişmiş kişilerdir. İnsanların davranışlarını, nasıl bir düşünce içinde olduklarını anlayabilirler. Çevreleriyle sıkı ve etkin ilişkiler içindedirler . Su gurubu burçlar sosyal anlamda oldukça faaldirler ve ışıltılı kişilikleriyle hemen fark edilirler. İyi bir dostlukları/arkadaşlıkları vardır. Dolayısıyla arkadaş çevreleri çok geniş olur. Su gurubu burçlar aynı zamanda yardım severdirler. Sevdikleri için yapmayacakları fedakârlık yok gibidir.

Su gurubu burçlar hayatı ve sorunları epey ciddiye alırlar ve bu durum kendilerini yıpratmalarına neden olur. Genelde hayalperest bir yapıdadırlar. Baskı altında olmaktan ve kısıtlanmaktan hiç hoşlanmazlar. Özgürlükleri onlar için çok önemlidir. Su gurubu burçlar keskin bir zekaya sahiptir ve kavrama yetenekleri oldukça gelişmiştir. Su gurubu burçların aile bağları kuvvetlidir. Su gurubu burçlar cinsel yönden de arzuludurlar. Maddiyata ve lüks yaşamaya eğilim içindedirler. Sahip olmak istedikleri hemen her şeye hırslarıyla ulaşmaya çalışırlar. Manevi hayatları da oldukça çeşitlidir. Su gurubu burçlar sadık, sevimli ve sevecen bir tutum içindedirler. Gayet sempatik ve enerji dolu davranışlarıyla dikkat çekerler. Su gurubu burçlar kendisine yapılanı kolay kolay unutmazlar. Yani hafızaları son derece kuvvetlidir. Olaylardan kolayca etkilenir ve kolay bir şekilde de etkisinden kurtulamazlar.

Su gurubu burçlar başladıkları bir işi sonlandırmak isterler ve yarım bırakmaktan hoşlanmazlar. Bir konuda başarılı olmak için tüm enerjilerini sarf ederler. Su gurubu burçlar idealisttirler, idealleri peşinde bir ömür boyunca koşabilirler. Neşeli ve eğlenceli dış görünüşlerine rağmen kimi zaman karamsar bir ruh sergiler ve uzunca bir süre bu durumdan kurtulmakta zorlanırlar, hatta başaramazlar. Su gurubu burçlar merhametlidirler. Gelişkin bir vicdanları vardır. Su gurubu burçlar mantıklarından çok, duygularıyla hareket ederler, duygularını yoğun bir şekilde yaşarlar. Son derece konuşkandırlar. Su gurubu burçlar ayrıca azimli ve inatçıdırlar. Bu bağlamda ikna kabiliyetleri oldukça gelişmiştir. Su gurubu burçlar espritüeldirler ve hayata pembe gözlüklerle bakmaya çalışırlar.

Burç Tarihleri için linke tıklaya bilirsiniz!

Hava Gurubu Burçlar

Hava gurubu burçlar hangileridir? Hava gurubu burç özellikleri? Hava gurubunun genel özellikleri.
Hava gurubu burçlar; ikizler burcu, kova burcu ve terazi burcu dur. Hava gurubu burçlar genel olarak bakıldığında halk arasında en çok korkulan üç burçtur 🙂 Terazi burcu pek o kadar olmasa da, ikizler burcu ve kova burcundan insanlar biraz çekinirler. Hava gurubu burçlar, hava elementinden oluşmuştur dolayısıyla hava, ateş ve suyun birleşiminden oluştuğu kabul edilir bu yüzden ikisi de Merkür ile simgelenir.

Hava gurubu burçlar bireysel iletişime açık bir guruptur. Kişisel ilişkileri iyi becerirler ve çok yönlüdürler. Özellikle ikizler burcunda bu daha baskındır. Terazi burcu ise daha dengelidir özellikle insan ilişkilerinde dengeleyici, uzlaştırıcı bir yapı sergiler. Hava gurubu burçlar işle ilgili konularda gayet detaycı ve sorumluluk sahibidirler. Karşılaştıkları sorunların çok kısa sürede üstesinden gelir, pratik çözümler üretmeyi becerirler. Hava gurubu burçlar hayata karşı sürekli iyimser bakarlar.

Hava gurubu burçlar kolay sıkılan bir yapıdadırlar. Sürekli aynı şeyle ilgilenmek istemezler, bu onları sıkar. Hava gurubu burçlar emir almaktan, özellikle özgürlüklerinin kısıtlanmasından hoşlanmazlar. Aşırı duygusal olmamalarına karşın, çoğu zaman alıngan ve kırılgan bir yapıdadırlar. Hava gurubu burçlar sevdiklerine ve dostlarına oldukça önem verirler. Son derece fedakardırlar ve iyilik yapmaktan zevk duyarlar. Hava gurubu burçlar çevresindeki insanları yönlendirmeyi iyi becerirler. İnce ruhlu ve estetik olduklarından sanata yatkındırlar. Tekdüzelikten asla hoşlanmazlar ve sürekli bir farklılık yaratma arayışındadırlar. Hava gurubu burçlar için arkadaşlıklar ve dostluklar çok kıymetlidir. İnsan ilişkileri onları adeta hayata bağlar. Değişik fikirler ortaya atmakta ve değişik bakış açıları ile yeni yaklaşımlar geliştirmekte ustadırlar. Hava gurubu burçlar çoğu zaman mükemmeliyetçilikleri nedeniyle hemen hiçbir şeyi kolayca beğenmezler ve sürekli her şeyin en iyisini, en güzelini, en estetiğini isterler.

Maddiyat hava gurubu burçlar için önemli olmasına karşın, kendilerini savurganlıktan alıkoyamazlar. Bir şeyi beğenirlerse, onun için elindeki avucundakini vermeye hazırdırlar zira kolay beğenmezler. Hava gurubu burçlar sabit fikirli asla değillerdir. Yeniliklere ve yeni ortamlara rahatça adapte olurlar. Hava gurubu burçlar duygu ve düşüncelerini dile getirirken kimi zaman alaycı bir dil kullanabilirler. Çıkarcı asla değillerdir, çıkar ilişkileri içinde olmazlar. Hava gurubu burçlar emek ve çabalarının karşılığını mutlaka almak isterler. Nazik ve kibardırlar dolayısıyla bu yaklaşımlarıyla kısa sürede çevrelerindekilerin beğenileri kazanır ve takdir edilirler.

Ateş Gurubu Burçlar

Ateş gurubu burçlar hangileridir? Ateş gurubu burç özellikleri? Ateş gurubunun genel özellikleri.
Ateş grubu burçlar : Koç burcu, Aslan burcu ve Yay burcu du. Ateş grubu burçlar canlı, hareketli ve enerjiktirler. Girişimci ruhlu ve yerinde duramayan bir yapıdadırlar. Ateş grubu burçlar çok çabuk heveslenip çok çabuk da sıkılabilirler. Çok yönlü ve beceriklidirler. Ateş grubu burçlar emir almaktan çok emir vermekten hoşlanır ve yönetmekten ve liderlik etmekten vasıfları nedeniyle keyif alırlar. Ateş grubu burçlar hırslı ve idealisttirler. Bir şeyi akıllarına koyduklarında mutlaka yapar ve başarılı sonuçlar alırlar. Ateş grubu burçlar girdikleri her ortamda hemen dikkat çeker ve çevrelerindeki insanları etkilemek isterler ve bunu da becerirler. Ateş grubu burçlar tez canlı ve acelecidirler. İstedikleri hemen anında olsun isterler ve elde ettikten sonra da gayet kolay ve hızlı bir şekilde sıkılabilirler. Ateş grubu burçlar sürekli yeni ve farklı hedeflere ulaşmaya çalışırlar.

Ateş grubu burçlar yönlendirilmekten ve yönetilmekten hoşlanmazlar çünkü lider ruhludurlar. Tepkilerini gayet kolay bir şekilde dışa vurur ve kendilerini çok net bir şekilde ifade ederler. Ateş grubu burçlar davranışlarıyla kendilerini anlatabilme becerisine sahiptirler. Ateş grubu burçlar cesur ve korkusuz bir şekilde risk alabilirler. Özgürlüklerine son derece düşkündürler ve kısıtlanmaktan asla haz etmezler. Ateş grubu burçlar kısıtlandıklarını hissettikleri ortamlardan hemen uzaklaşırlar ve sıkılırlar.

Ateş grubu burçlar baskı altında olmaktan hoşlanmazlar. Kendi içlerinde huzursuz olmalarına karşın, huzursuz hissettikleri ortamlarda kalmaya dayanamazlar. Ateş grubu burçlar yeni fikirler, yeni planlar geliştirmek konusunda son derece başarılıdırlar. Olayları kolayca analiz ederler ve mantıklı sonuçlar elde ederler. Ateş grubu burçlar yaratıcıdırlar ve kültürel açıdan oldukça etkindirler. Yaptıkları işi eksiksiz yapar ve kendilerinden başarıyla söz ettirirler.

Exit mobile version