İş Fikirlerinde Doğru Bütçe Analizi Yapmak

İş Fikirlerinde Doğru Bütçe Analizi Yapmak

Genelde iş fikirlerinde yapılan en büyük hata bütçe konusu olmaktadır. Zira çoğu kişi bütçe konusunda genel mantık doğrultusunda hareket etmekte, fikre odaklanmaktadır. Fikir her ne kadar öncelikli kriter olsa da, eğer bütçe konusunda her açıdan doğru analizleri yapmazsanız gireceğiniz ülke, piyasa size sadece zarar getirecektir. Peki, bu tip durumlarda doğru bütçe analizi için nelere dikkat etmek gerekir?
1) İlk aşamada sizin ürünü net olarak ne kadarlık bir masraf ile satın alacağınızı bilmeniz gerekir. Tüm masraflar, vergi ve benzeri unsurlar dahil olarak ürünün bir tanesi size ne kadara gelecek?
2) Ürünün satışı aşamasında ne gibi giderler var? Net olarak toplamda gidebilecek tüm giderleri tek tek bilmeniz gerekiyor.
3) Ürünü alış, ürünü satış ve tüm giderler hesaplandığında sizin net karınız ne kadar olacak? Çalışan masrafları ve diğer tüm unsurları bu aşamada göz önünde bulundurmalısınız. Bu sayede size kalacak olan net ücreti bilebilirsiniz.
4) İşin kârlılığı kadar sürekliliği de önem arz eder. Bu bağlamda satacağınız ürün ya da hizmet size en kötü ihtimalde ne kadar süre o düzende kazanç getirebilir? Bu soruya cevap vermeniz o girişim hakkında gelecek planlaması yapma konusunda büyük önem taşımaktadır.
5) Bütçe konusunda kötü senaryolarınızı önceden hazırlamanız lâzım. Satışlar dilediğiniz gibi gitmezse ne yapacaksınız? Bütçeniz ne kadar yeterli? Hangi durumlarda işinizi büyütmek için ek bütçe bulacaksınız? Bulacağınız ek bütçe için kaynağınız ne olacak? Bu temel unsurlar gelecek için büyük önem taşımaktadır.
6) Bütçenizin yeterlilik süresi nedir? Satış pazarlama konusunda fiyatlandırmanız ne şekilde olacak? Bu sorular ise işe yön verme noktasında ilerleyen süreçte sizlere hazır olmanızı sağlayarak kolaylık sağlayacaktır.
Sizler de artık bir girişime adım atarken yukarıda ki temel noktalar üzerinden hareket edebilir ve bütçe konusunda daha net bir sonuca varma olanağı elde etmiş olursunuz. Unutmayın bütçe bir girişimin en temel noktasıdır ve dikkat edilmesi gerekir. Tabii bütçe konusunda sadece para olması durumu şeklinde bakmamak lâzım. Zira paranız olabilir ama doğru bir bütçe plânlaması yapmazsınız. Haliyle bir noktadan sonra sadece para kaybetmekten öteye gidemezsiniz.

Hamilelik Döneminde Havuz mu Deniz mi?

Hamilelik Döneminde Havuz mu Deniz mi?

Hamileyken tatile giden bir çok anne adayının en çok sorduğu soruların başında bu soru yer alıyor. Deniz mi girmeli yoksa havuza mı? İki türlü verilebilecek cevap olması, uzmanların dahi bazen farklı noktalarda ayrılmalarına neden oluyor. Fakat yapılan son araştırmalara göre net bir cevap bu soru için artık verilebilecek.

Deniz, Havuza Oranla Daha Sağlıklı

Havuz, genelde su devir daimi konusunda daha geri plânda kalıyor. Üstelik alanın dar olması bakteri ve virüslerin daha hızlı bir şekilde yayılmasına yardımcı oluyor. Bir diğer önemli nokta ise, havuzda ki su tatlı su. Haliyle bir çok bakteri için daha elverişli bir ortam söz konusu oluyor. Fakat deniz bu şekilde değil. Tuzlu olması büyük avantaj, daha geniş bir alana sahip ve su devir daimi daha fazla. Doğal olarak bakteri yayılması daha zorlu bir hale geliyor. Bu nedenle uzmanların yoğun bir kısmı hamileyken denize girilmesinin daha uygun olacağını dile getiriyor.

Bu Noktaları İhmal Etmeyin

Hamilelik döneminde denizi tercih etmiş olmanız sizi tüm tehlikelerden kurtarmış olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle denizde yüzerken de bazı temel unsurlara dikkat etmeniz gerekmektedir. Bu unsurlar şu şekildedir;
– Asla su yutmamanız lâzım. Vücuda deniz suyu girmesi halinde herhangi bir mikrop riskini direkt olarak vücuda almış olursunuz.
– Açılma konusunda çok dikkatli olmalısınız. Asla uzun süreli açılma denemeleri içerisinde olmamalısınız.
– Su içerisinde fazla durmak haliyle çok hareket etmek, özellikle de sürekli kulaç atarak yüzmek gibi durumlardan mutlaka kaçınmalısınız.
– Her zaman yanınız da biri olmalı. Asla tek başınıza deniz girmeyin. Zira en ufak sorunda size yardım edebilecek birisi hemen yanınızda bulunmalı.
Unutmayın her ne kadar tatil yapmak, güneşin ve denizin tadını çıkarmak çok önemli, eğlenceli olsa da biraz işi de geri plânda devam ettirmek gerekir. Aksi halde bir çok farklı sorun yaşamanız kaçınılmaz olur. Ayrıca çocuk gelişimi anne karnında başlayacağı için yanlış beslenme tuz tüketimi gibi bir çok konu vücut içerisin de istenmeyen sorunların oluşmasına kısa süre içerisin de neden olacaktır.

Kıskanmak Yerine Örnek Almak

Kıskanmak Yerine Örnek Almak

Yapılan araştırmalar dahi kadınların kıskanma konusunda erkeklere oranla çok daha önde olduğunu açıkça gösteriyor. Özellikle de kadının başka bir kadını kıskanması sıkça görülen durumlardan birisi olarak görülüyor. Fakat tüm bu genel durumlar arasında kendisini kontrol altında tutabilen ve kıskanmak yerine örnek alarak her farklı kadında kendisini bir adım daha öne çıkarabilen kadınlarda var. İşte, bu yazımızda sizlere bu kadınlardan ve yapmış olduklarının ne kadar doğru, etkili olduğundan bahsetmeye gayret edeceğiz. Nitekim bu şekilde bir hareket sizi her farklı kadında daha fazla geliştirecektir.

Nasıl Giyiniyor, Nasıl Kombin Yapıyor, İş Hayatında Nasıl?

Ofise girdiniz ve karşınızda size rakip olabilecek bir kadın var. Daha çok dikkat çekiyor, daha güzel giyiniyor… Bu tür durumda ona karşı tavır almayın, ondan uzak durmayın. Aksine iç dünyasına ne kadar çok girerseniz, onu ne kadar daha iyi tanırsanız yaptıklarını, kombin mantığını ve giyim zevkini de almış olursunuz. Tabii bu sadece bir kadın için geçerli. Ertesi gün iş konusunda sizden daha ön plânda olan bir kadın ile karşılaşabilir, toplantının tam ortasında onu deliler gibi kıskanmaya başlayabilirsiniz. İşte, aynı işlemi diğer örnekte ki kombin konusunda olduğu gibi burada da yapmalısınız. Böylelikle iş konusunda da ciddi bir geri bildirim alabilirsiniz. Bu şekilde kıskanıp kaçmak yerine her kadından ilgisi olduğu alana göre bilgi alabilir, kendinizi daha özel bir birikim ile hazırlama şansına sahip olabilirsiniz.
Bazı durumlarda ise hem kıskanmak, hem de gerçekten karşı tarafı kullanmak gerekebilir. Özellikle de ortada bir erkek söz konusu ise. İlk olarak onun adımlarını ve fikirlerini iştirak etmelisiniz. Akabinde bu fikirleri daha da geliştirmiş bir şekilde ondan hemen önce harekete geçirmelisiniz. Diğer örneklerin aksine bu tür durumlarda hem kıskanç yaklaşmak, hem bilgi edinmeye çalışmak daha mantıklı olacaktır.
Unutmamalısınız ki tüm bu aşamalarda her zaman gelecek odaklı hareket etmek birinci önceliğiniz olmalıdır. Bu sayede atacağınız her adımda, elde edeceğiniz başarılı sonuçta geleceğiniz içinde önemli bir katkı sağlamış olursunuz.

Yorgunluğunuzun Nedenleri Bunlar Olabilir

Yorgunluğunuzun Nedenleri Bunlar Olabilir

Yorgunluk genelde bazı temel sebeplere bağlıdır ve bu sebeplerin doğrultusunda sürekli artarak devam eder. Bu nedenle yorgunluğuna sebep olan unsurları bilmeniz ve hayatınızın genelinde bu noktalara dikkat etmeniz daha dinç olmanız hususunda sizlere büyük katkı sağlayacaktır.

Yetersiz Uykuya Bağlı Yorgunluk

Uyku insan vücudu için geçerli olan en temel unsurdur. Eğer uyku yeterince alınmazsa ya da düzenli değilse, rahat değilse ciddi anlamda yorgunluğa neden olacaktır. Bu bağlamda sağlıklı ve yorgun olmayan bir yaşam için mutlaka uyku düzeni sağlamanız ve her gün düzenli bir şekilde uykunuzu almanız gerekmektedir.

Beslenme Konusunda Yanlışlıklar

Besin ihtiyacı yeterli oranda karşılanamayan vücut, yorgunluk belirtileri gösterecek ve sağlık açısından da sorunların oluşmasına neden olacaktır. Bu nedenle yorgun olmayan bir vücut için mutlaka düzenli beslenmeye dikkat etmelisiniz.

Normalin Üstünde Kafein Tüketimi

Kafein günlük bazda sürekli olarak tüketilirse vücutta bir noktadan sonra enerji yerine yorgunluğa neden olacaktır. Bu nedenle günlük kafein tüketimini dengelemek ve mümkünse bir süre kafein tüketmemek yorgunluğun giderilmesine yardımcı olacaktır.

Yoğun Çalışma Temposu

Sürekli bir çalışma hali içerisinde olmak, iş dışında da gene iş odaklı yaşamak, ek iş yapmak gibi durumlar vücutta ciddi yorgunluk sorunlarına neden olmaktadır.
Yukarıda ki temel unsurların yanı sıra, aşırı besin tüketimi ve diyabet gibi sorunlar, bazı temel hastalıklarda vücutta yorgunluğa neden olmaktadır. Ayrıca bazı hastalıkların vücutta kronik yorgunluğa neden olması da sıkça görülen bir durumdur.

Bayanlar İçin 2015 Yaz Modası ve Şık Görünme Tüyoları

Bayanlar İçin 2015 Yaz Modası ve Şık Görünme Tüyoları

Sonunda beklenilen mevsim olan yaz geldi ve havalar ısındı. Bu sıcak havalarda giyilecek kıyafetler de bir önceki mevsime göre elbette değişti. Ancak bir de moda konusu var. Her yıl yaz modası değişiyor ve bayanlar modayı takip etmek için çaba sarf ediyor. Yazın gelmesiyle birlikte genel olarak canlı renkler tercih ediliyor.
2015\’te bayanlar için modanın ipuçlarını öğrenmek isteyenler bu yazıya göz atabilirler. Bu yaz en çok tercih edilen desenlerden biri pötikaredir. Bu desen, hem şık hem de spor kıyafetlerde kullanılabilen ve pastel renklerle karşımıza çıkan bir desendir. Canlı renklerle birlikte kullanıldığında ortaya çok hoş giyimler çıktığı için 2015 modasında yerini aldı. Gelelim vazgeçilmez bohem stiline. Hemen hemen her mevsim ve modada bohem stilinin izlerine rastlamak mümkündür. Bu yüzden 2015 yaz modasında da bohem rüzgarlarının estiğini görebiliriz. Genellikle günlük kıyafetlerde kullanılan bu stil, artık şık ve gece giyebileceğiniz kıyafetlerde de yerini almış durumda. Uzun zamandır devam eden bol pantolon modası, 2015 yaz modasında da etkilerini sürdürmeye devam ediyor. Bol pantolonların yaz mevsimlerinde tercih edilmesinin en önemli sebebi rahat olması ve terletmemesidir. Ayrıca bol pantolonlarla rahat kombinler de yapılabilir. Ancak yeni sezonda bol pantolonlardaki boy kısalmasını da dikkate almak gerekir. Birçok kıyafet detayında süete rastlamak mümkün. Süet detayının kullanılması kıyafetlere ayrı bir hava katıyor. Her mevsim karşımıza çıkan denim kumaşlar 2015 yaz modasında da büyük ilgi görüyor.
Yaz mevsiminin kıyafetler üzerindeki en canlı etkisi çiçek desenleridir. Gün geçtikçe çiçek desenlerine olan ilgi artıyor ve bu deseni artık hemen hemen her kombin parçasında kullanıyoruz. Bu yüzden 2015 yaz modasında da çiçek desenli ürünler oldukça dikkat çekiyor ve tercih ediliyor. Bu yılın yaz modasının değişikliklerinden biri de kıyafetlerde püskül kullanılmasıdır. Eskiye oranla püsküle olan ilgi daha da artmış durumdadır. Ayrıca bu yaz bayanlarda askeri üniformaları andıran kıyafetlere de rastlanmaktadır. Bunun nedeni bayanların militer stili git gide beğenmelidir diyebiliriz. 2015 yaz modasında en sık tercih edilen renkler ise lacivert, beyaz ve sarıdır.

Şık Görünme Tüyoları

Bayanlar günlük hayatta kıyafetlerine ve aksesuarlarına çok dikkat ederler. Çünkü elbette her bayan şık ve güzel görünmek ister. Bunun için de ayna karşısında saatlerce vakit harcar ve giyeceği kıyafeti özenle seçer. Aksesuarlarını da kıyafetine göre uyarlamaya özen gösterir. Şık görünmenin en önemli kurallarından biri kusurları örmektir.
Hiçbir bayan kusursuz değildir. Mutlaka her bayanın hoşuna gitmeyen bir görüntüsü vardır. Bunu örtebildiğiniz takdirde şık görünmek sizin için de mümkün hale gelecektir. Ancak şık görünmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde çok şık ve güzel görünebilirsiniz. Bu yazıda bu hususlardan bahsedeceğiz. Kıyafetleriniz dolabınızda her zaman derli toplu bir halde bulunmalıdır. Böylelikle tüm kıyafetlerinizi rahatça görebilir ve bulabilirsiniz. Ayrıca kıyafetlerinizin temiz olmasına dikkat etmeniz gerekir. Aksi takdirde kirli bir kıyafet ne kadar doğru bir kombin yaparsanız yapın, üzerinizde hoş durmayacaktır. Bu yüzden giysilerinizin yıpranmamasına ve temiz olmasına dikkat etmelisiniz. Güzel ve şık görünmek için pahalı kıyafetler almanıza gerek yok. Yeter ki sizin vücudunuz için en uygun olan kıyafetleri bulun ve tercih edin. Fazla kilolarınızdan rahatsızsanız ve fazlalıklarınızı örtmek istiyorsanız fazla detaylı kıyafetleri giymemeniz gerekir. Çünkü çok fazla detaya sahip olan giysiler sizi olduğunuzdan daha kilolu gösterecektir. Daha düz renk ve sade tasarımda kıyafetleri tercih ederek fazla kilolarınızı kapatabilirsiniz. Kilonuz fazla olduğu halde dar olan pantolonları giymekten hoşlanıyorsanız hiç dert etmeyin. Pantolonunuz ne kadar dar olursa olsun üzerinize giyeceğiniz bol bir bluz yardımıyla kombininizi tamamlayabilirsiniz. Belden yukarı kısmınızın görüntüsünden hoşlanmıyorsanız v yaka bluzlar giymeye özen gösterin. Eğer göbeğiniz varsa ve görüntüsünden rahatsız oluyorsanız dar ve çok fazla detayı bulunan kıyafetler tercih etmemeniz gerekir. Boyunuz kısaysa ve bundan rahatsız oluyorsanız üstünüze uzun bluz ve etek giymemeniz gerekmektedir. Çünkü bu tür kıyafetler sizi olduğunuzdan daha da küçük gösterir.
Kilonuzu gizlemek için yine bol pantolonlar tercih edebilirsiniz. Özellikle ispanyol paça pantolonlarla yapacağınız kombinler hoş duracaktır. Takılarınızı, çantanızı ve ayakkabınızı mümkün olduğunca kıyafetlerinizle uyumlu seçin. Böylelikle siz de şık ve güzel görüneceksiniz.
 

Hamile Kalmanın Kolay Yolu Nedir?

Bir kadın kolay hamile  kalabilmek için yumurtlama gününü takip etmelidir. Takvim yöntemi olarak adlandıracağımız bu yöntem, adetin birinci gününden bir sonraki adetin birinci gününe kadar hesaplanması ve çıkan gün sayısından 14 günün çıkarılması ile bulunur. Tabii ki yumutlama gününün de her ay aynı günde olacağının bir garantisi yoktur. Bu nedenle yumurtlama günlerine yakın olan iki, üç gün öncesi ve iki üç gün sonrasında ya da o haftada çiftlerin daha sık, düzenli bir şekilde ilişkiye girmeleri gerekir. Bunun yanı sıra cinsel ilişkide çok bilimsel olmamakla birlikte klasik misyoner pozisyonu dediğimiz kadının altta erkeğin üstte olduğu pozisyonun tercih edilmesi, daha çok canlı sperm hücresinin rahimde uzun süre kalmasını sağladığı için gebelik şansını bir miktar arttırabilir. Yine ilişki sonrasında kadının vajinal duş almamaı ve 20-30 dakika süre ile yatarak istirahat etmesi de gebelik ihtimalini arttırabilir.
Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin İlişkiye Girme Sıklığı Ne Olmalıdır?
Bebek sahibi olmak isteyen çiftler oldukça düzenli bir şekilde, ortalama olarak haftada 2 defa cinsel ilişkiye girmelidir. Tabii ki de 3 ya da 3ten fazla ise gebe kalabilme ihtimali daha fazla olacaktır. Ya da haftalık ilişki sayısı 1’in altında ise gebe kalma ihtimali de bir o kadar düşüktür. Ama aslında en önemlisi bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin özellikle yumurtlama günlerine yakın dönemde ilişkiye girmeleridir.
Hangi Yiyecekler Hamile Kalmayı Kolaylaştırır?
Aslında hamile kalmayı kolaylaştıran bir bitkisel kür ya da besin grubu yoktur. Ancak hamile kalmayı planlayan bir anne adayının ağırlık vermesi gereken bir takım besin grupları vardır. Özellikle protein ağırlıklı, proteinden zengin bir diyetin hücresel büyümeyi, gelişmeyi kolaylaştırdığı bilindiğinden bol bol protein tüketilmesi gerekir. Bunun yanı sıra folik asit adı verilen vitaminin eksikliği gebelik sırasında bebekte çok ciddi bir anomalinin oluşmasına sebep olduğundan bu eksikliğin giderilmesi adına gebelikten iki ay öncesinden başlayarak gebeliğin ilk 3 ayında da devam etmek üzere anne adayının folik asit alması tavsiye edilmektedir. Hamile kalmak için anne adayının düzenli bir beslenme alışkanlığı oturtması da büyük önem taşır.

Yağ Yakımını Hızlandıran Yiyecekler

Her zaman forma girmek ve formumuzu korumak adına düzenli spor yapmaktan bahsediyoruz. Fakat bu işin bir de beslenme kısmı var. Diyet yapmak ve kulaktan dolma bilgilerle yanlış beslenmek sonunda büyük sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bundan dolayı da forma girmek için diyet yapmak yerine sağlıklı beslenmeyi tercih etmek en doğrusu. Kilo vermek için sağlıklı beslenmek adına hangi besinlerin vücuttaki yağları yaktığını bilmekte de yarar var. Yağ yakımını hızlandıran iki şey var. Bunlardan biri spor yapmak diğeri de yağ yakımını hızlandıran besinler tüketmek. Yazımızda size önereceğimiz besinler sindirim sisteminizin daha hızlı çalışmasını sağlıyor. Bu nedenle de yağ yakımınız hızlanıyor. İsterseniz o besinleri sıralayalım.

-Zencefil

Zencefilin faydaları arasında tok tutmaya yardımcı olması, metabolizmayı hızlandırması, iştah kesici yağ yakımını kolaylaştırıcı olması sayılabilir. Bu nedenle de hem diyetinize yardımcı hem de sağlıklıdır. Size önerimiz yemeklerden önce mutlaka bir bardak zencefil çayı için. Bu sayede daha az yemek yersiniz.

-Tarçın

Tarçının tok tutmaya yardımcı bir yiyecek olduğu herkes tarafından bilinir. Aynı zamanda tarçının kan şekerini düzenleme özelliği de vardır. Bu özelliği sayesinde kilo vermenize ekstradan yardımcı olmaktadır. Yarım kaşık tarçını bir bardak sıcak suyun içerisine koyun ve her gün için. Bu sayede yağ yakımınız hızlanacaktır. Çubuk ya da toz tarçın ile bu çayı kolayca hazırlayabilirsiniz.

-Badem

Temel besleyici maddeler bakımından zengin olan badem, sağlıklı yiyecekler listesinde en üst sıralarda yer alıyor. E ve B vitamini bakımından da zengin olan Bademin içerisinde çoklu doymamış yağ asdi de bol miktarda bulunmaktadır. Badem eskiden yağlı gıda olarak düşünülüyordu ancak zaman içerisinde yapılan araştırmalar sağlıklı bir yiyecek olduğunu ortaya çıkardı. Badem özellikle ara öğünlerde tüketildiğinde uzun süre tokluk hissi yapıyor.

-Greyfurt

Şu anda mevsimi değil ama mevsiminde mutlaka greyfurt tüketmekte fayda var. İnositol adlı maddeyi içinde bulunduran greyfurt doğal yağ yakıcı olarak bilinmektedir. Aynı zamanda greyfurtun içinde bulunan o acı tat metabolizmayı hızlandırarak yağların daha kolay parçalanmasını sağlıyor.

-Ananas

Biz Türk toplumu olarak ananas tüketmeye çok alışık değiliz. Hem de pahalı bir meyve olduğu için herkes tüketemiyor. Ama yine de biz faydalarından bahsedelim. Ananasın boğaz ağrısından selülite kadar bir çok şeyde faydası vardır. En önemli etkilerinden biri de ödem attırıcı olmasıdır. Ananası acıktığınız her an tüketmenizde hiçbir zarar yoktur.

-Ahududu

Ahududu için sadece sıfır kolestrol bile demek yeterlidir. Potasyum ve sodyum bakımından zengin olan ahududunun içerisinde aynı zamanda A, C, B, E ve K vitaminleri yer alır. Tam bir antioksidan deposu olan Ahududu, sindirimi kolaylaştırır ve kilo vermeye yardım eder.

-Acı Baharatlar

Herkes acı yiyemez. Ama bilinen bir gerçek var ki acı baharatlar kilo vermeye çok yardımcı olur. Acı baharatlar vücutta terlemeye neden olur. Bu sayede de vücuttaki toksinler atılır. Her zaman yemeklerde acı baharat kullanmaya özen gösterin. Ancak midenize dokunuyorsa uzak durun. Acı baharatlar sayesinde midenizdeki kan akışı hızlanır ve sindirim daha kolay hale gelir.

-Maydanoz

Kilo vermek ve yağ yakmak için en çok önerilen besinlerden biri olan maydanoz idrar söktürücü ve metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de vardır. Aynı zamanda maydanoz vücuttaki fazla suyun ve ödemin atılmasına da yardımcı olur.
Elbette yağ yakmaya yarayan sağlıklı besinler bununla sınırlı değil. Bunlar ilk akla gelenler. Ama bence bilinçsiz diyet yapmak yerine bu besinlerden faydalanmakta yarar var.

Orucu Kaza Gerektiren Durumlar

  • Oruca niyet etmeyerek gündüz yemek içmek.
  • Ramazan orucu dışında başka bir orucu bozmak.
  • Toprak, kağıt, pamuk, çakıl taşı, un, çiğ hamur gibi yenilip içilmesi normal olmayan şeyleri bilerek yiyip içmek.
  • Makattan ilaç kullanmak.(Fitil vb.)
  • Buruna ilaç çekmek.
  • Kulağa yağ, ilaç damlatmak.
  • Genize bile bile duman çekmek.(Sigara,nargile gibi keyif verici dumanların çekilmesi durumunda kefaret gerekir.)
  • Boğaza kaçan kar tanesini , yağmur damlasını istemeyerek yutmak.
  • Sahur vakti geçtikten sonra , geçmedi sanarak yemek yemek.
  • İftar vakti gelmeden, geldi sanarak yemek yemek.
  • Unutarak yiyip içmek orucu bozmaz yanlız sonrasında orucun bozulduğunu zannederek bile bile yemek kazayı gerektirir.
  • Abdest alırken hata ile boğaza su kaçması.
  • Kendi isteğiyle az da olsa kusmak.
  • Mastürbasyon ile meni gelmesi.

Bebek Davranışları

6 Aylık Bebek Neler Yapabilir?

Destekli bir şekilde tutulduğunda başını dik tutabilir.
Sırtı desteklenecek şekilde oturabilir,başını sağa sola çevirerek çevresini kontrol edebilir.
Hareket ederken dengesini sağlar, sırtını dik tutabilir.
Her şeyi ağzına götürerek dış dünyayı tanımaya çalışır.
Ba-ba, ce- ce, ma-ma gibi tek heceli sesler çıkarmaya başlar.
Çevresindeki kişileri ayırt ermeye başlar ve tanıdığı kişilere gülümser.
8. aydan itibaren yabancı kişilere karşı çekingen tavırlar sergiler.
Eğlenirken, keyifliyken çığlıklar atar.
Gördüğü nesneleri almak için uzanır, tutmak için tüm elini kullanır.
Tanıdığı kişilerin yanında sakinleşir.
Tanımadığı kişilerin kucağına gitmek istemez, huzursuz olur.
Bilinçli, bilerek yaptığı yeni davranışlar edinir.
Yüzükoyun yatırıldığında önündeki oyuncağa ulaşmak için uğraşır, uzanmaya çalışır.
Tabanlarından destek verilirse sürünmeye çalışır.
 

0–2 Aylık Bebek Neler Yapabilir?

Heyecanlandığında kollarını sallar ve tekmeler atar.
5-6. haftalardan sonra insanlara gülümsemeye başlar.
Elini ağzına götürüp parmaklarını emmeye çalışır.
4. haftadan sonra ayakları yere değecek şekilde tutulduğunda basma hareketini yapmaya çalışır, gövdeyi dikleştirir ve otomatik olarak ileri doğru adım atma hareketi yapar.
Anneyi gözleriyle takip eder.
Ağlayarak dikkati kendine çekmeye çalışır.
Uyurken ya da hareketsiz durumdayken ellerini genellikle yumar ve parmaklarını sıkıca kapatır.
Seslere tepki verir.
Yakınında konuşan kişilere ya da sesin geldiği yöne doğru yüzünü döner.
Yüzükoyun konumda yatırıldığında başını kaldırmaya çalışır, yana çevirir.
0-1 aylık  dönemde bebek ağlayarak çevresiyle iletişim kurmaya çalışır.Bu yüzden bebek ağladığında ihtiyaçlarının giderilmesi önemlidir.
1-2 aylık dönemde sesleri taklit etmeye başlar.
 

Şık Görünme Tüyoları

Bayanlar günlük hayatta kıyafetlerine ve aksesuarlarına çok dikkat ederler. Çünkü elbette her bayan şık ve güzel görünmek ister. Bunun için de ayna karşısında saatlerce vakit harcar ve giyeceği kıyafeti özenle seçer. Aksesuarlarını da kıyafetine göre uyarlamaya özen gösterir. Şık görünmenin en önemli kurallarından biri kusurları örmektir.
Hiçbir bayan kusursuz değildir. Mutlaka her bayanın hoşuna gitmeyen bir görüntüsü vardır. Bunu örtebildiğiniz takdirde şık görünmek sizin için de mümkün hale gelecektir. Ancak şık görünmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde çok şık ve güzel görünebilirsiniz. Bu yazıda bu hususlardan bahsedeceğiz. Kıyafetleriniz dolabınızda her zaman derli toplu bir halde bulunmalıdır. Böylelikle tüm kıyafetlerinizi rahatça görebilir ve bulabilirsiniz. Ayrıca kıyafetlerinizin temiz olmasına dikkat etmeniz gerekir. Aksi takdirde kirli bir kıyafet ne kadar doğru bir kombin yaparsanız yapın, üzerinizde hoş durmayacaktır. Bu yüzden giysilerinizin yıpranmamasına ve temiz olmasına dikkat etmelisiniz. Güzel ve şık görünmek için pahalı kıyafetler almanıza gerek yok. Yeter ki sizin vücudunuz için en uygun olan kıyafetleri bulun ve tercih edin. Fazla kilolarınızdan rahatsızsanız ve fazlalıklarınızı örtmek istiyorsanız fazla detaylı kıyafetleri giymemeniz gerekir. Çünkü çok fazla detaya sahip olan giysiler sizi olduğunuzdan daha kilolu gösterecektir. Daha düz renk ve sade tasarımda kıyafetleri tercih ederek fazla kilolarınızı kapatabilirsiniz. Kilonuz fazla olduğu halde dar olan pantolonları giymekten hoşlanıyorsanız hiç dert etmeyin. Pantolonunuz ne kadar dar olursa olsun üzerinize giyeceğiniz bol bir bluz yardımıyla kombininizi tamamlayabilirsiniz. Belden yukarı kısmınızın görüntüsünden hoşlanmıyorsanız v yaka bluzlar giymeye özen gösterin. Eğer göbeğiniz varsa ve görüntüsünden rahatsız oluyorsanız dar ve çok fazla detayı bulunan kıyafetler tercih etmemeniz gerekir. Boyunuz kısaysa ve bundan rahatsız oluyorsanız üstünüze uzun bluz ve etek giymemeniz gerekmektedir. Çünkü bu tür kıyafetler sizi olduğunuzdan daha da küçük gösterir.
Kilonuzu gizlemek için yine bol pantolonlar tercih edebilirsiniz. Özellikle ispanyol paça pantolonlarla yapacağınız kombinler hoş duracaktır. Takılarınızı, çantanızı ve ayakkabınızı mümkün olduğunca kıyafetlerinizle uyumlu seçin. Böylelikle siz de şık ve güzel görüneceksiniz.

Çocuklar İçin Sağlıklı Beslenmenin Önemi

Geleceğimizin umudu olan çocuklar bizler için çok önemlidir. Anne babalar, çocuklarının mutluluğu ve sağlığı için ellerinden geleni yaparlar. Onların mutsuz olmalarını asla istemezler. Hastalıklardan korunmaları için her zaman dikkatli ve özenli davranmaya çalışırlar.

Çocukların mutlu ve sağlıklı bir hayat sürdürebilmeleri için sağlıklı bir şekilde beslenmeleri çok önemlidir. Eğer sizler de çocuğunuzun sağlıklı beslenmesini istiyorsanız ve nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenmek istiyorsanız bu yazıya göz atabilirsiniz. Dört besin grubunda bulunan gıdalardan çocuklarımızın yeterli miktarda alabilmeleri, onların sağlıklı beslenmeleri açısından çok önemlidir. Her öğünde çocuğunuza süt, yoğurt, ekmek, meyve, et, tavuk vb. gıdaları yedirmeye çalışın.

Çocukların kemik ve diş gelişimleri açısından büyük önem taşıyan süt, yoğurt, peynir gibi besinleri mutlaka her gün yedirilmesi gerekir. Ayrıca anne babalar, çocukların olası hastalık risklerine karşı gelebilmeleri ve daha dirençli bir vücuda sahip olabilmeleri için sebze ve meyve tüketimine özen göstermeleri gerekir. Öğrenciler için onları güne en güçlü şekilde başlamalarını sağlayan öğün kahvaltıdır. Kahvaltının bu önemi nedeniyle çocuklarınıza mutlaka kahvaltı yaptırın. Aksi takdirde okulda dinlediği dersten verim alamayacaktır. Dikkati daha kolay dağılacak ve hafif bir baş ağrısı başlayacaktır. Bu yüzden çocuklarınızın her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığını kazanmalarına dikkat etmelisiniz.

Kahvaltıda özellikle protein yönünden zengin besinleri tüketmesine özen gösterin. Çocuklar gün boyu fiziksel ve zihinsel olarak aktif olurlar ve enerji sarf ederler. Kaybettikleri enerji ve gücü toparlayabilmeleri için gün içerisinde ara öğünleri ihmal etmemeleri gerekir. Çocuklarınızın tükettiği besinlerin hijyen açısından uygun olup olmadığını mutlaka denetlemelisiniz. Özellikle dışarıda açık havada satılan ve fast food tarzı yiyecekler çocuğunuzun sağlığını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Bu yüzden çocuklarınıza okulun çevresindeki açık yerlerden yiyecek almamalarını söylemelisiniz. Ayrıca kantinden yapacakları alışverişlerde seçecekleri besinlere de dikkat etmelisiniz.

Çocuğunuza süt veya ayran gibi içecekleri tüketirken son kullanma tarihlerine bakmalarını söylemelisiniz. Çocuğunuzun ders çalışırken veya başka bir işle uğraşırken açlık hissi başladığında tükettiği besinlere dikkat edin. Çocuklarınızın çok fazla şekerli besinler tüketmelerine engel olun. Bunlar çocuklarınızın sağlığını olumsuz yönde etkileyebilen yiyeceklerdir.

Dikkat Dağınıklığını Önleme Yolları

Gerek yetişkinlerin gerek çocukların en önemli problemlerinden biri dikkat dağınıklığıdır. Dikkat dağınıklığı olan kişi işine yoğunlaşmakta, hatırlaması gereken bir bilgiyi hatırlamakta, yeni bilgiler öğrenmekte zorlanır. Hatırlama konusunda zorluk yaşandığında, yeni öğrenilen bilgiler kısa bir süre içerisinde unutulduğunda dikkat dağınıklığı denen durum söz konusu olur. Dikkat dağınıklığının birçok sebebi vardır. Ancak günümüzde en büyük sebeplerden biri teknolojinin gelişmesidir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her işimizi teknolojik aletlerle halleder olduk ve hafızamızı kullanmayı önemli oranda ihmal ettik. Böylelikle hafızamız da bizler gibi tembelleşti ve bilgileri kendinde depolama konusunda güçlük çekmeye başladı.
Dikkat dağınıklığını önlemenin birçok yolu vardır. Ancak buna geçmeden önce kişide öncelikle algı bozukluğunun olup olmadığının bilinmesi gerekir. Çünkü bir kişide algı bozukluğu varsa mutlaka dikkat dağınıklığı da vardır. O yüzden öncelikle kişinin algı durumuna bakmak gerekir. Eğer kişide algı bozukluğu yoksa dikkat dağınıklığı egzersizleriyle durum toparlanmaya çalışılabilir. Eğer bir bilgiyi unutmak istemiyorsanız, o bilgiye dikkat kesilmeniz gerekmektedir. Çünkü hafızaya bir bilgi girdiğinde bu bilginin kalıcılığı 30 sn sürer. Bu durumun ortadan kalkıp bilgiyi öğrenmek ve hatırlamak istiyorsanız dikkatli olmanız gerekir. Örneğin; yeni birisiyle tanıştıktan bir ay sonra aynı kişiyle karşılaştığınızda o kişinin ismini hatırlayamayabilirsiniz. Ancak yeni tanıştığınız kişiyi, tanıştığınız anda sevdikleriniz arasından birisiyle karşılaştırma veya bağdaştırma yapsaydınız bu kişinin ismi hafızanıza kazınacak ve bir ay sonra o kişiyi gördüğünüzde ismini rahatlıkla hatırlayabilecektiniz. Yine benzer bir örnek vermek gerekirse, patronunuz size mutlaka yapmanız gereken bir iş verseydi ve sizin bu işi unutmamanız gerekseydi, yapmanız gereken hafızanıza işi yapmadığınız takdirde patrondan işiteceğiniz azarı aşılamaktır. Böylelikle patronunuzun olumsuz tavrı sizi etkileyecek ve sürekli olarak o işi yapmayı hatırlayacaksınız.
Arkadaşlarınızla birlikte oynayacağınız basit oyunlarla da hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Örneğin bir nesneye bir dakika boyunca bakın, inceleyin. Daha sonra nesnenin üzerini örterek kapatın. Sırayla nesnenin özelliklerini saymaya başlayın. Eğer anlamakta zorluk çektiğiniz bir konu varsa konuyu bir kağıda özetleyerek kapınıza asabilirsiniz. Böylelikle odaya her giriş çıkışınızda notu görür ve okursunuz. Kısa bir süre içerisinde hafızanız bu konuyu anlayacaktır.
 

2015 Yaz Modası

Erkekler İçin Yaz Modası

Moda dendiği zaman her ne kadar akla ilk olarak bayanlar gelse de bu konuda erkekleri de unutmamak lazım. Genel olarak giyimine dikkat eden kesimde bayanın ağırlıkta olduğu bilinse de bu kural artık yıkıldı diyebiliriz. Zamanla erkekler de giyimlerine bayanlar kadar dikkat etmeye ve modayı takip etmeye başladılar. En az bayanlar kadar onlar için de şık ve güzel görünmek önemli hale geldi. Peki, 2015 yaz modasında giyimine dikkat eden erkekleri neler bekliyor? Bu yazıda 2015 yaz mevsiminin erkekler için moda alanından bahsedeceğiz.
Öncelikle bu yazın en çok ilgi gören renklerinden olan beyazla başlayalım. 2015 yazında birçok erkek giyim koleksiyonunda beyaz tonların ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Erkeklerin daha uygun kombinler yapabilmeleri için beyaz renk, çok uygun bir renktir. Erkeklerin vazgeçilmezi blazer ceketleri unutmamak lazım. Her sezon olduğu gibi bu sezon da blazer ceketler 2015 yaz modasının en çok ilgi gören parçalarından olmayı başardı. Özellikle şık giyimden hoşlanan erkeklerin tercihi blazer ceketten yana olabilir. Pastel tonların genellikle bayanlar tarafından tercih edildiği söylense de aslında bu artık günümüzde doğru değil. Bayanlar kadar erkeklerin de tercihi pastel renklerden yanadır. Böylelikle 2015 yaz modasında da pastel tonlarda ceketler, tshirtler, ayakkabılar ve pantolonlar görebilmek mümkün hale geldi. Ayrıca çizgi modasının erkek giyimde de etkisini unutmamak lazım. Modayı takip eden birçok erkek, çizgilerin kıyafetler üzerindeki hakimiyetini fark edeceklerdir.
Hiçbir zaman modası geçmeyen denim 2015 yaz erkek modasında da yerini aldı. Erkeklerin en çok tercihi olan denim kumaş, hem şık hem de spor bir görünüm kazanmalarına yardımcı oluyor. Ayrıca bir erkeğe en çok takışan parçanın takım elbise olmasından dolayı 2015 yaz modasında özellikle mavi renkte takım elbiselerin ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. Kravat konusunda da artık daha ince kravatların moda olduğunu söylemekte fayda var. Yazın gelmesiyle birlikte erkekler de pantolonları dolaplarına kaldırdı diyebiliriz. Özellikle bermuda şortlar yaz mevsimlerinde erkeklerin en çok tercih ettiği parçalardan biridir. 2015 yaz modasında da yine bermuda şortların büyük ilgi gördüğünü söyleyebiliriz.
 

Kusursuz Makyajın Sırları

Kadınların en sevdiği şeylerden biri makyaj yapmaktır. Makyaj sayesinde yüzünüzdeki kusurları örterek var olan güzelliğinizi ortaya çıkabilirsiniz. Her kadın az çok makyaj yapar. Ancak makyaj yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Zira her makyaj yapan kadın güzel olacak diye bir şey yoktur. Önemli olan size en çok yakışan makyajı ve doğru makyajı yapmaktır. Bunu yapabilmek için de dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Bu yazıda bunlardan bahsedeceğiz.
Makyajın en güzel şekilde görünmesini istiyorsak pürüzsüz bir cilde sahip olmamız gerekir. Ancak her kadının böyle bir şansı yoktur. Neyse ki fondöten sayesinde kusursuz bir cilde sahip olmak mümkün. Ancak burada fondöten seçimine dikkat etmek gerekiyor. Cildinizin rengine en uygun olan fondöteni tercih etmelisiniz. Böylelikle cildiniz makyaj için hazır hale gelecektir. Fondöteni sürerken parmak uçlarınızı kullanın, böylelikle doğal bir görünüm elde edersiniz. Ayrıca fondöteni sürmeye başlarken az miktarda sürerek başlayın. Gereğinden fazla sürerseniz bu hoş bir görüntü oluşturmayacaktır. Makyaj için vazgeçilmez sayılabilecek bir ürün olan pudra kullanmayı ihmal etmeyin. Pudra sayesinde sürmüş olduğunuz fondöten de kalıcı olacaktır. Ayrıca pudra yüzünüzün matlaşmasını sağlayarak hoş bir görüntü oluşturur. Cildiniz her zaman canlı görünmeyebilir. Bunun için size yardımcı olacak ürün allıktır. Doğru bir allık kullanımı ile yüzünüze canlılık ve neşe katabilirsiniz. Allığı sürerken gülümsemeniz ve allığı yanağınızın üst kısmına uygulamanız gerekir. Cildinizin rengine uyacak bir allık kullanmaya özen gösterin.
Gelelim bakışlara. Daha yoğun ve anlamlı bakışlara sahip olmak istiyorsanız bunu rimel sayesinde yapabilirsiniz. Kirpiklerin belirginleştirilmesi bakışlarınızın daha canlı olmasını sağlayacaktır. Bu yüzden rimel kullanmayı sakın ihmal etmeyin. Rimeli ilk önce üst kısımdaki kirpiklerinize sürün. Rimelin kirpiklerinizde uzun süre kalması için kirpiklerinizin kuru ve temiz olmasına dikkat edin. Ayrıca eğer lens kullanan biriyseniz önce lensinizi takın, ondan sonra rimelinizi sürün. Göz çevresine bulaşan rimel lekelerini biraz bekledikten sonra pamuk yardımıyla temizleyebilirsiniz. Makyajı tamamlayacak olan son nokta rujdur. Eğer ruju doğru uygularsanız kusursuz bir makyajı tamamlamış olursunuz. Dudak tipinize ve cilt renginize en uygun ruju kullanmaya dikkat edin.
 

Sağlıklı Saçlar

Özellikle bayanlar için saçlar çok önemlidir. Özel günlerde veya normal günlük yaşamda her bayan ayna karşısına geçer ve saçını şekillendirir, güzel görünmesi için çaba sarf eder. Güzel bir kombinin, hoş bir makyajın tamamlayıcısı saçlardır. Ancak saçların güzel görünmesi için sağlıklı olması gerekir. Genellikle yıpranmış saçları ne kadar şekillendirirseniz şekillendirin, kötü bir görüntüye yol açacaktır. Bu yüzden siz de sağlıklı ve güzel saçlara sahip olmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. Bu konuda bilgi alabilmek için bu yazıya göz atmakta fayda var.
Sağlıklı saçlara sahip olabilmek için ilk olarak dikkat edilmesi gereken nokta, saça uygulanan ürünlerin kalitesidir. Ucuz ürünler kullanarak saçlarınızın kepeklenmesine ve dökülmesine sebep olabilirsiniz. Bu yüzden kullandığınız ürünlerin kaliteli ve olabildiğinde doğal olmasına özen gösterin. Ayrıca sprey ve boya benzeri kullanılan ürünler sonra saçlar hassaslaşır. Eğer siz de boyalı saçlara sahipseniz, saçınız için daha da dikkatli ve özenli olmanız gerekir. Bakımlarınızı düzenli olarak yapmanız, boya ve spreyden saçlarınızın göreceği zararı en aza indirecektir. Saçlarınızı yıkarken suyun ılık olmasına dikkat edin. Çok fazla sıcak veya çok fazla soğuk su saçları yıpratır ve kırıkların artmasına neden olur. Ayrıca saç dökülmelerine de yol açabilir. Çok fazla ısı farkları saçların şekillenmesini de zorlaştırır. Saçınızı kuruturken de fön makinesini saçlarınıza çok yaklaştırmamanız gerekir. Fönün sıcaklığının da yine saça zarar vermeyecek derecede ayarlanmasında fayda vardır.
Saçların şekillendirilmesi için kullanılan düzleştirici benzeri ürünler saçlara ciddi anlamda zararlar vermektedir. Bu yüzden bu ürünlerden olabildiğince uzak durun. Saçlarınızı yakan bu ürünler, koparak dökülme şikayetlerinizin de artmasına sebep olacaktır. Bazı bayanlar saçlarının kabarık olmasından rahatsız olurlar ve genellikle saçlarını toplarlar. Ancak saçlarınızı çok sıkı bir şekilde toplamamaya özen göstermeniz gerekir. Aksi takdirde saç dipleri zorlandığı için zarar görür ve saçlarınız kopar. Çok fazla güneş altında kalmamaya özen gösterin. Düzenli olarak kuaföre gidin ve saçlarınızın yıpranan kısımlarını kestirin. Böylelikle saçlarınız daha sağlıklı olacak ve çok daha kısa bir süre içerisinde uzayacaktır.
 

Sağlıklı ve Güzel Bir Cilt Mümkün mü?

Hepimiz güzel ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak isteriz. Bunun için kozmetik ürünlerine bol miktarda para harcarız. Ancak bunu yapmadan da güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak mümkün. Cildimize düzenli olarak bakım yaparsak hayal ettiğimiz görünüme kavuşmasını sağlayabiliriz. Dikkat etmemiz gereken pek çok nokta vardır. Önemli olan, bu yapmamız gerekenleri aksatmadan düzenli olarak uygulamak.
Sağlıklı bir cilde kavuşma konusunda suyun rolü çok önemlidir. Vücudumuzun %70\’ini oluşturan su, vücudumuzun tüm organları için gerektiği gibi cildimiz için de gereklidir. Bu yüzden gün içerisinde su tüketimine özen göstermeliyiz. Yüzümüzü her sabah kalktığımızda yıkıyoruz. Yıkadığımız suyun ılık olmasına özen göstermeliyiz. Çok soğuk veya çok sıcak su cildimize zarar verebilir. Ayrıca cildin yıkanması kadar nemlendirilmesi de önemlidir. Cildinizi sık sık nemlendirin, cilt tipinize uygun bir nemlendirici kullanın. Cildinize nemlendirici kremler uygulamak için kırışmasını beklemeyin, genç yaştan itibaren bunu alışkanlık haline getirin. Kadınlar makyaj yapmayı çok severler. Makyaj sayesinde ciltlerindeki kusurları kapatırlar. Ancak makyaj cildi gün boyu yorar. Bu yüzden en geç akşam yatmadan önce makyajınızı mutlaka çıkarmanız gerekmektedir. Aksi takdirde gözenekleriniz gece boyu tıkanacaktır ve cildinizde sivilce benzeri istenmeyen şeylerin çıkmasına neden olacaktır. Ayrıca kullandığınız makyaj malzemelerinin kalitesi de cildinizin sağlığı açısından çok önemlidir. Bu yüzden ucuz makyaj malzemelerini tercih etmeyin.
Uyku, vücudumuzun kaybettiği gücü toplamasına yardımcı olduğu gibi cildimize de iyi gelmektedir. Düzenli bir uykuyla cildinizin sağlığını koruyabilirsiniz. Vücudunuza zarar verecek alışkanlıklardan uzak durarak yine cildinizin sağlığının korunmasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin; cildinizin sağlıklı olmasını istiyorsanız kesinlikle sigaradan uzak durmalısınız. Aksi takdirde zamanla cildinizde lekeler oluşabilir. Pek çok kişinin cildinde sivilce ve siyah nokta oluşumu vardır. Ancak insanlar genellikle bu sivilce ve siyah noktaları sıkarlar ve ciltlerinde kırmızılık kalmasına neden olurlar. Cildinizin zarar görmemesi için sivilce ve siyah noktaları kontrolsüzce sıkmamanız gerekir. Bu konuda bir uzmandan yardım almanız daha doğru olacaktır. Cildinizi yıkarken dairesel hareketlerle yıkamaya özen gösterin. Cildinizi sert bir şekilde ovalamak, cildinize iyi gelmeyecektir.
 

Doğum Sonrası Depresyon Belirtileri nelerdir?

Doğum sonrası depresyon sıklıkla görülebilen bir rahatsızlıktır. Özellikle doğumdan sonraki ilk 4 hafta içerinde görülme ihtimali daha yüksektir.Bu durum  sadece anneyi etkilemekle kalmaz bebekle anne arasında kurulacak iletişimin bozulmasını da etkiler.
Doğum sonrası depresyon aniden ortaya çıkan bir durum değildir.Hamilelik biyolojik, psikolojik ve sosyal bir süreçtir.Anne adayları hormonlarında etkisiyle çok hassas bir dönemden geçmektedir.Anne adayının eşiyle iletişimi, anneliğe hazır oluşluk düzeyi, anne adayının kendi çocukluk deneyimleri,anne-babasıyla ilişkisi, hamilelik süreci gibi bir çok faktör etkilidir.Özellikle eş ile olan iletişim ve yakın çevre desteği doğum sonrası süreci etkilemektedir.
Belirtileri nelerdir?

  • Fazla ya da az uyuma
  • Etrafında olup bitene ilgisizlik
  • Suçluluk duygusu
  • İştah azalması ya da artması
  • Üzgün ve çökkün bir duygu durumu
  • Huzursuz olmak
  • Dikkati toplamada güçlük çekmek
  • Ölüm ve intihar düşüncesi

Eğer bu belirtilerin bir kısmı doğum sonrasında belli bir süre devam ederse mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.
Peki doğum sonrası depresyonu önlemek için neler yapılabilir?

  • Anne ve baba adayları kendilerini hazır hissettiklerinde çocuk sahibi olmaya karar vermelidirler.
  • Baba adayı hamilelik sürecinde eşine anlayışlı olmalı, anne adayının duygu değişimlerine sabırla yaklaşmalıdır.
  • Hamileliğin getireceği zorluklara karşı çiftler birlikte hareket etmelidir.
  • Özellikler doğum sonrası ilk bir iki ay, baba bebeğin bakımıyla olabildiğince yakından ilgilenmeli, annenin yükünü hafifletmelidir.
  • Eğer anne bebeğin bakımıyla ilgili kendini yetersiz hissedip kaygılanıyorsa yakın çevreden yardım alınmalıdır.

 

2 yaş sendromu

2-2,5 Yaş Krizi

2-6 yaş bebeklikten çocukluğa geçilen bir dönemdir.Bu dönemde çocuk yavaş yavaş anne babadan uzaklaşmaya, bağımsızlaşmaya başlar.Anne-babasından ayrı olarak fikirleri gelişmeye başlar ve bu durum çocuğu daha fazla özgürleşmeye yönlendirir.Bu evrede temel alışkanlıkların da yapı taşları oluşmaya başlar.
2 yaşındaki çocuk açık biçimde bağımsız olmak ister.İnatçı davranabilir, istediğini yapamayınca öfke nöbetleri geçirebilir.Bir çok şeyi kendi kendine yapma konusunda ısrarcı davranır.Çocuk bu dönemde yapabildiklerinin farkına varır ve daha fazla şeyi kendi başına yapmaya çalışır.”Ben yapacağım.” cümlesini sık sık duyabilirsiniz bu dönemde.
Bu dönemde çocuk olumsuz, ısrarcı, isyankar,dengesiz ve kararsızdır.Engellendiğinde kızar, yap denileni yapmaz, yapma denileni yapar.Her şeyi kendi yapmak ister ve yardım istemez.”hayır”, “istemiyorum”, “yapmayacağım” gibi sözcükleri sık sık kullanır.Bu dönemde benim çocuğum ne kadar huysuz, geçimsiz,inatçı gibi şeyler düşünebilirsiniz.Ama tüm bu anlattıklarım doğal ve geçici bir dönemin belirtileridir.Bu yüzden kaygılanmanıza gerek yok.Çocuğunuz kendi kimliğini kazanmanın, özgürleşmenin, kendi başına bir şeyler yapabildiğini göstermenin savaşını  veriyor.Ebeveynler olarak size düşen bu dönemde çocuğunuzla etkili bir iletişim kurarak onu almaya çalışmak ve onu desteklemektir.

Neler yapılabilir?

  • Bu dönemin doğal ve geçici olduğunu unutmayınız ve olabildiğince sabırlı davranmaya çalışınız.
  • Çocuğunuzun öfke ve tersliklerini mümkün olduğunca görmezden geliniz.
  • Çocukla inatlaşmaya girmeyiniz.Çocuğun dikkatini başka bir yöne kaydırarak gerginliği yok edebilirsiniz.
  • Çocuğunuza sınır koyarken gerekçeleri anlayacağı bir şekilde açıklayınız.
  • Bağımsızlık çabasını, tek başına bir şeyler yapma isteğini destekleyiniz.

 

Bebeklerde Zatürreenin Belirtileri ve Tedavisi

Bebeklerde Zatürreenin Belirtileri ve Tedavisi
Akciğerlerin enfeksiyon kapması sonucu oluşan zatürreeye bakteriler, virüsler, parazit ve mantarlar sebep olabilmektedir. Bebeklerin bağışıklık sistemi zayıf olduğundan bebeklerde zatürree durumlarına rastlanılabilir. Hastalığın başlangıç aşamalarında üst solunum yollarında buna burun ve boğazda dahildir enfeksiyon oluşur. Bebeğin boğazında tahriş bulunuyorsa ve en az iki günden bu yana geçmeyen bir soğuk algınlığı oluşmuş ise bu durum zatürreenin belirtileri olabilir.
Belirtileri
Zatürreenin atakları kısa bir zaman aralığında da görülebilir, günlerce de sürebilir. Soğuk algınlığı ile zatürreenin belirtileri birbirine oldukça fazla benzer. Bundan dolayı anne eve babalar zatürree belirtilerini soğuk algınlığının belirtileri ile karıştırabilir. Eğer anne bebeğinde iştah kaybı, bebeğin dışarı mukus atmasına neden olan öksürük nöbetleri, sinirli hareketler ve vücudun genelinde bir rahatsızlık görüyorsa bebeği doktora götürmelidir. Bu saydığımız belirtiler hafif belirtilerdir. Birde bunların yanında daha şiddetli zatürree belirtileri baş gösterebilir. Böyle belirtiler görüldüğü zaman hemen doktor müdahale etmelidir. Bu belirtiler arasında; ateşin yükselmesi, öksürükle birilikte gelen mukusa kan ve iltihap eşlik etmesi, gün içerisinde normal miktardan daha az sıvı tüketilmesi, tırnak ve dudaklarda rengin maviye dönmesi, nefes alırken sesin hırıltılı bir şekilde çıkması ve nefes alırken derinin kaburga kemiklerinin arasına girmesi gibi durumlardır.
Nedenleri
Bebeklerin bağışıklık sisteminin zayıf olması onları hastalıklara karşı daha savunmasız bir duruma getirir. Bağışıklık sistemi güçlü olmayan bebeklerde zatürreenin görülme olasılığı oldukça yüksektir. Erken doğan bebekler, kalbinde ve akciğerinde problem olan bebekler ile başka enfeksiyon kapmış olan bebeklerin zatürree mikrobunu kapmaları diğer bebeklere oranla daha fazladır.
Teşhisi
Bebek hastalarda hastalığın teşhisi 3 farklı aşamada konulmaktadır. İlk adımda doktor, dinleme cihazı ile bebeğin akciğerlerini dinleyecektir ve akciğerlerde sıvı oluşumunun olup olmadığını kontrol edecektir. Bunun yanında bebeğin nabız atışlarını da kontrol edebilir. Tanının ikinci aşaması olarak doktor, bebeğin göğüs X – ray görüntüsünü isteyecektir. Bu görüntü ile hastalığın akciğere ne kadar zarar verdiği görülecektir. Doktorunuz bebekte bir şeylerden şüphelenirse bu testi sizden isteyecektir. En son aşama ise kan ve mukus testleridir. Bu testler ile hastalığa neden olan mikroorganizma hakkında bilgi edinilecektir.
Tedavisi
Hastalığın türü hastalığın şiddetine göre değişiklik gösterecektir. Belirtiler hafif seyrediyorsa evde tedavisi mümkündür. Eğer belirtiler şiddetli bir şekilde görülüyorsa o zaman tedavi için hastaneye gidilmelidir. Bebeğin yakalandığı zatürree bakteri kaynaklı ise antibiyotik tedavisi uygulanır. Virüs kaynaklı ise antibiyotikler tedavide herhangi bir sonuç vermeyecektir. Yalnız bebeğin bağışıklık sistemi belli bir süre sonra hastalığın belirtilerinin ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Hastanede tedavisi yapılan bebeklere antibiyotik damla şeklinde verilir ve susuz kalmadıklarından emin olunur. Bebek nefes almada zorluk çekerse oksijenin normal düzeye gelmesi için oksijen maskesi kullanılır. Bebeklere ilaçları tam zamanında ve atlanılmadan verilmelidir. Böylelikle hem bebek hızlı bir şekilde iyileşme gösterir hem de aile bireylerinin bu hastalığa yakalanma riskleri en aza düşmüş olur. Öksürük zatürree hastalığının en belirgin özelliklerinden bir tanesidir ve bebeklere zor anlar yaşatabilir. Bebek öksürürken ağzından mukus gelebilir. Böyle bir durumda bebeğin mukusu tükürmesini sağlayın. Eğer bebek bunu yapamayacak kadar küçük ise ağzındakini çıkarması için hafifçe sırtına vurunuz. Geceleri bebek uyurken boynunun altına yastık koymak mukusun boğazda kalmasını engelleyecektir. Bu tıbbi yardımların yanında birde evde bakım için yapılacak bazı önlemler vardır. Bu önlemler arasında şunları sayabiliriz. Bebeğe su ya da süt formatında bol miktarda sıvı verin. Bebeği mümkün olduğunca dinlendirin. Bebeğin tırnak ve dudaklarında renk değişimi var ise onu hemen doktora götürün. Çünkü bu durum bebeğin yeterli derecede oksijen almadığının göstergesidir. Bebekte göğüs ağrısı bulunuyorsa ılık kompres uygulaması yapın ya da göğüs üzerine ısıtıcı yastık koyun.
 

ENZA MOBİLYA VE NEFES KESEN KÖŞE TAKIMI

 
ENZA MOBİLYA VE NEFES KESEN KÖŞE TAKIMI
Mobilya köşe takımlarının değişik varyasyonlar ve fonksiyonel kullanıma olanak tanıyan yapılarında özellikle 2015 yılında çok önemli atılımlar gerçekleştirilmiştir. Enza mobilya bu konuda öyle bir köşe takımı gerçekleştirmiştir ki fonksiyonel kullanımı çok uygun olan bu takım, uzanma koltukları, başınızı yaslayacağınız başlıklar, kollar ve hatta sehpa olabilen sırt kısmı ile inanılmaz derecede bir güzelliği insanlara sunmuştur. Genelde deri kullanımının ön plana çıktığı bu takımlarda, rengi ve modeli ile uyumlu kumaşlarında kullanılması sonucunda gerçekten muazzam bir görüntünün ortaya çıktığını söylemek mümkün olacaktır. Görüntü bir yana en önemli konular rahatlığında aynı şekilde Enza mobilya köşe takımı sayesinde ortaya konduğu görürken, inanın görselli yedek attığı zenginlik sizi çok etkileyecektir. Salonunuza ya da oturma odanıza çok güzel yakışacak olan bu takımın her türlü fonksiyon kullanımları detaylı incelenmiş ve ortaya konmuştur.

Sahur Yapmak Gerekir mi?

Ramazan ayının başlamasıyla insanların günlük alışkanlıkları birden değişir. Ramazan ayı girmeden insanları bir koşturmaca alır. Yemekler için toplu alışverişler yapılır. Buzdolapları doldurulur, hatta insanların normalde her gün yemedikleri gıdaların tüketiminde bile bir artış olur. Bütün gün aç kalınınca konuşulan konuların bile genelde odak noktası yemek içmek olur. İftar olması ile hazırlanan o özenli ve çeşitli yiyeceklere birden bir saldırı olur. Kısa sürede ne var ne yok yenilir içilir ve arkasından midede hazım problemleri, şişkinlikler, ani uyku basmaları gibi şikayetler ortaya çıkar. İftarda aşırı yemenin getirdiği rahatsızlık ile kişiler gece uyumadan önce 1 bardak su içer niyetlenir ve sahura kalkmadan tekrar oruç tutulmaya çalışılır. Durum böyle olunca herhangi sağlık problemi olmayan bir insanda bile çeşitli problemler ortaya çıkar. Ki çoğu insanın da kendinde olan sağlık problemlerinden habersiz yaşadığı gerçeğini de göz önüne alırsak; sahura kalkılmadan gece yenilenle tutulmuş bir oruç ve fazladan yemek yemeden geçen aşağı yukarı 6 saat (akşam 23:00 da uyuduğumuzu varsayarak hesapladım) vücutta var olan fakat kendini gizlemiş olan hastalıkların bize kendini göstermesine, besinsiz ve uzun süre sonunda iyice güçsüz kalan vücudun dayanamayıp düşmesine sebep olacaktır. Ayrıca sağlık yanının haricinde sahura kalkmak bir gerekliliktir, çünkü vücuda iyi bakmak onu yeterince beslemek tıpkı temiz tutmak gibi bir gerekliliktir ve çoğu kaynağa göre oruca niyetin bir şartı, bir şeklidir ve sahurun oruçta önemli bir yeri vardır. Sevabı ayrıca değerlidir.
 

Ramazanda Vücut Nasıl Etkilenir?

Ramazan ayının gelmesiyle her gün oruç ile ilgili yüzlerce soru gündeme geliyor. Müslüman alemi en çok da vücudun oruçtan nasıl etkilendiğini merak ediyor. Sağlıklı ve dirençli bireylerin oruç tutması diğer kişilere göre daha kolaydır. imsak vaktinde sağlıklı ve dengeli bir şekilde gerekli vitaminleri alarak beslenmek önümüzdeki uzun süren oruçlu vakitlerin daha rahat geçmesini sağlayacaktır.
2 saat açlığa dayanamayan insanların oruçlu iken 10 saatten fazla yemeden içmeden durmaları bizleri şaşırtabilir. Burada devreye beyinsel fonksiyonlar giriyor. Diyetisyenlerin sürekli beynimizle ilgili söylemlerini yinelemekte fayda olacaktır. Oruçluyken beyine iman gücüyle ‘aç değilsin’ mesajı gider ve yemek yerken de ‘doydun’ mesajını beynimize göndererek midemize girecek fazla yiyecekleri engellemiş oluruz.
Mide uzun süren açlık durumuna kısa saatler sonra tepkisiz kalıp direnç göstermeye başlar. Vücudumuzun bu durumda kendi kendini dinlendirdiğini hissederiz nasıl ki sabah uyandığımız zaman uykuda geçirdiğimiz vakitlerde midemizde bizi rahatsız edecek bir durum yoksa aynı şey olur.Sahura kalkıldığı vakitte mutlaka su içmeyi unutmayın. Yaz sıcaklarında gün içinde vücut sürekli ter ile su kaybeder. Günde içilmesi gerekli olan 3 litre sudan 1 litresini sahura ayırın ve iftardan imsağa kadar sürekli kendinize su takviyesi yapın.
Doktorların Ramazan için tavsiyelerini dikkate alın ve tok tutan protein kaynağı haşlanmış yumurtayı menülerinizden eksik etmeyin. Ayrıca kan ve enerji değerini ayarlayan vücuda gerekli bir meyve olan Müslüman alemince önemli hurmayı hiç bir menünüzden eksik etmeyin.

Eski Bayramlar

Ramazanın gelmesiyle birlikte 30 gün sonrasının yani bayramın düşüncesi de kapladı içimizi. Eskisi kadar heyecanlı mıyız peki? İşte burası biraz tartışılır. Yeni nesil gençlerimiz için ve eskileri hatırlayıp şöylece bir iç çekmek isteyenler için bu yazımda eski bayramları işleyeceğim. Bakarsınız birilerinin kalbinin yine öylece çarpmasına beklide o zamanlar gibi hazırlanmasına sebep oluruz. Şimdi biraz hatırlayalım bakalım nasıl oldu bayram öncesi ve sabahı…
Bayrama iki üç gün kala başlardı telaş. Haftalar öncesinden kurulsa da çarşılar adet olmuş ya illa o son günlerde çıkardık bayram alışverişine. Sıra sıra dizilmiş şekerciler, boş şişeleri doldurtmak için sıra beklediğimiz o keskin kokulu kolonya dükkanları. Artık o kolonyalarda bulunmuyor sanki yada biz öyle güzel hissedemiyoruz kokuları. Neyse şekerler kolonyalar alınır güzelce şık şekerliklere doldurulur, özel misafirler için durumu olmayan evlerde sınırlı sayıda lokum alınır ve anneler tarafından saklanırdı. Bizde bayram gelmeden daha orucu açar açmaz lokumu aramaya koyulurduk. Sonra varsa durumumuz yeni kıyafetler alınır yoksa en temizleri seçilip günler öncesinden dolaba ütülü yerleştirilirdi. Ve bayram sabahına kadar her gün denenir ve tekrar yerine asılırdı. Arefe günü (bayramdan önceki son gün) erkek çocukları babalarla birlikte berbere gidilir- ki o berberler sabaha kadar açık kalır, sıraya girilir güzelce bayram tıraşları olunur ve çırağa bahşiş vermek adeti yerine getirilirdi. Sonra kültüre göre gençler toplaşıp hamamlara gider ya da evlerde banyolar yapılır, sabah beklenmeye başlanırdı. Bayram sabahı babalarla namaza gidilir sonra bayramlaşılır, ve sırasıyla önce mezarlar sonra yaşayan akrabalar birer birer ziyaret edilir komşularla bayramlaşılırdı. Ve eğlenceler gezmeler meydanlarda kutlama şenlik havaları. Ömrümüzün bitmesini istemediğimiz zamanlarıydı. Şimdi nerde o eski bayramlar.

Emziren Anneler Oruç Tutmalı mı?

Emziren Anneler Oruç Tutmalı mı?
Ramazan ayı, niyet oruç ve iyilik ayı. insanların birbirlerine kötülük etmeden kardeşçesine aynı lokmadan paylaştığı aynı sofradan yemek yediği mübarek günler. Bu günlerde takip edilen bir çok kadın platformunda annelerin en çok sorduğu soruların başında gelen ’emzirirken oruç tutma’ meselesi oldukça kafaları karıştırmaktadır. Dinimizce hamile ve emziren annelerin oruç tutmaları uygun görülmemektedir. Bunların ayet ve hadislerle ispatı söz konusu edilebilir. Anne sütünün çoğu sudan oluşmaktadır. Emziren anneler bu sebepten dolayı kaybettikleri şu ihtiyacını tekrar su içerek yerine koymalıdır. Aksi olduğunda anne hem kendine hem de bebeğine yeterli bir şekilde bakamamaktadır. Ramazanın yaz mevsimine denk gelmesiyle su ihtiyacının daha fazla olması da birbirine orantılı olarak ilerleyen bir süreçtir. Hem terleme yoluyla hem de emzirmeyle kaybedilen su annenin vücudunda dengesizliklere yol açabilir. Buna açlık ve yeterli besin maddelerini alamamakta eklenince anne vücudu sağlıklı süt üretimini de yapamayacak duruma gelebilir. Aynı şekilde hamilelikte de bebek anne karnında su dolu bir kese içerisinde yaşamaktadır. Anne adayı sürekli su tüketmeli ve vücudun su dengesini yitirmemeye özen göstermelidir. Çünkü anne karnında ki bebek için kesedeki suda azalma büyük risk erken hatta sakat doğum nedenlerindendir. Ayrıca hamilelikte düzenli ve sık beslenme bebeğin gelişmesi ve anne adayının onu taşıyabilecek fiziksel güce sahip olması için mutlak gereklidir.  Bu sebeple emziren annelerin ve hamilelerin oruç tutması önerilmez hatta sakıncalıdır. Günahı sevabı düşünecek olursanız unutmayın öncelikle sağlığınız ve bebeğinizin sağlığı, onu gerekli şekilde dünyaya getirmek ve yaşaması için çabalamak size en büyük sevaptır. Çünkü cennet annelerin ayakları altındadır.

Exit mobile version