Sosyal medya takipçi ve izlenme satın almanın birçok farklı yolu vardır. Bunları internetten satın alabilir veya bu amaçla çeşitli uygulamaları kullanabilirsiniz. Sosyal medya, işletmeler için güçlü bir pazarlama aracı haline geldi. Uygun takipçiler ve beğeniler olmadan sosyal medyada fark edilmek zordur. İşte bu noktada sosyal medya hizmeti devreye giriyor. İşletmelerin sosyal medyadaki varlıklarını artırmalarına yardımcı olmak için çok çeşitli seçenekler sunarlar.
Aynı zamanda şahsi profiller için de aynı durum söz konusudur. Sosyal medya için sunulan hizmetler çok uzun süreden beri piyasada bulunuyor ancak sosyal medyanın artan popülaritesi nedeniyle son birkaç yılda önemli bir artış görmüştür. Bu hizmetler profillere beğeniler, takipçiler, görüntülemeler ve daha fazlası gibi çeşitli seçenekler sunarak sosyal medyadaki varlıklarını artırmalarına yardımcı olur.
Sosyal Medya Hizmetlerine Neden İhtiyaç Duyulur?
Sosyal medya hizmet sağlayıcıları hedef kitlenizi büyütmenize, müşterilerle etkileşim kurmanıza, marka bilinirliğini artırmanıza ve olası satışlar oluşturmanıza yardımcı olmak gibi çok çeşitli avantajlar sağlar. Hesabınızda sosyal medya hizmetlerini kullanmanın birçok yolu vardır. Bunları bir etkileşim aracı veya bir reklam platformu olarak kullanabilirsiniz. Sosyal medya hizmetleri, sosyal medya hesabınızı büyütmenin harika bir yoludur.
Markanızı yönetmenize ve yeni kitlelere ulaşmanıza yardımcı olma yeteneğine sahiptirler. Sosyal medya hizmeti, sosyal medya hesabını büyütmek isteyen herkes için uygundur. İster bir ürünü, ister kişisel bir markayı tanıtmak isteyin, yeni kitlelere ulaşmanıza yardımcı olabilirler. Pazarlama yardımı arayan küçük işletmeler ve sosyal medyayı bir pazarlama aracı olarak kullanmak isteyen daha büyük işletmeler için de yararlıdır.
Instagram Beğeni ve Takipçi
Kullanıcıların Instagram beğenilerini ve takipçilerini almasının birçok yolu vardır, ancak sizin için en iyisinin ne olacağını bilmek önemlidir. Instagram’da ideal hedef kitlenizi nasıl bulacağınız konusunda tavsiyeler alabilirsiniz. Bu da bu platformda beğeni ve takipçi alırken hangi stratejiyi kullanmanız gerektiğine karar vermenize yardımcı olacak. Instagram, insanların fotoğraf ve video paylaştığı bir sosyal medya platformudur.
Dünya çapında bir milyardan fazla aktif kullanıcıya sahiptir. Birçok kişi Instagram’ı işletmesini, markasını veya ürünlerini tanıtmak için kullanır. Aynı zamanda popüler olmak için sık kullanılır. Instagram beğenilerini ve takipçilerini almak, profilinizin görünürlüğünü artırmanın iyi bir yoludur. Ancak, beğeni ve takipçi kazanmak kolay değildir, çünkü onları elde etmek için doğru kurallara uymanız gerekir. Crovu sosyal medya seçenekleri ile bu süreç hızlı ve kolay olabilir.
Facebook Beğeni ve Takipçi
Beğeni aldığınızda, insanların gönderilerinizi beğenme ve sizi takip etme olasılığı daha yüksektir. Takipçi aldığınızda, insanlar profilinizin takip edilmeye değer olduğunu görür ve hesabınızdaki diğer gönderileri de takip edebilirler. Facebook beğenileri ve takipçileri edinmenin avantajlarından bazıları şunlardır: artan katılım, artan marka adı farkındalığı, artan web sitesi trafiği, marka değerinde artış vb. Facebook günümüzün en popüler sosyal medya platformudur. Sosyal medyada yükselmeye başlamak için de en önemli şeydir. Bir profilin başarısı büyük ölçüde sahip oldukları Facebook beğeni ve takipçi sayısına bağlıdır. Facebook beğenileri ve takipçileri edinmenin ana avantajı, bir marka veya işletme için daha fazla görünürlük elde etmeye yardımcı olmasıdır. Daha fazla beğeni ve takipçi ile, markanız veya işletmeniz etrafında organik büyümeye yol açabilecek bir topluluk oluşturmak daha kolay hale gelir. Crovu sitesini ziyaret ederek bu konuda daha fazla bilgi ve hizmet alınabilir.
Tiktok Beğeni ve Takipçi
Gönderilerinizde daha fazla takipçi veya görüntüleme almanın hızlı ve kolay bir yolunu arıyorsanız, TikTok görüntüleme satın almak sizin için en iyi seçenektir. Bunları toplu olarak satın alabilirsiniz ve sahte veya spam içerikli olmayacağı garanti edildiğinden çalışması garanti edilir. Gönderilerinizin doğru hedef kitle tarafından görülmesini sağlamanın kolay bir yolu olarak gösterilebilir.
Crovu, kullanıcıların gönderilerine beğeni, görüntüleme ve takipçi satın almalarını sağlayan bir sosyal medya platformudur. Tiktok görünümleri satın almak, profilin platformda daha fazla görünürlük kazanmaları için harika bir yol olabilir. Beğeniler ve görüşler sahte olsa da, platformda bir izleyici kitlesi oluşturmaya yardımcı olabilirler.
Youtube Abone ve İzlenme
İçeriğiniz için bir hayran kitlesi oluşturmaya başlayabilmek için Youtube aboneleri ve görüntülemeleri satın almak iyi bir fikirdir. Daha fazla kişinin videolarınızı izlemesine ve kanalınıza abone olmasına yardımcı olacaktır. Bu aynı zamanda videolarınız için daha fazla görüntüleme almanıza yardımcı olacak ve bu da videolarınızın doğru kitle tarafından görülme ve Youtube’da popüler olma şansını artıracaktır. Youtube aboneleri ve görüntülemeleri satın almak, kanalınızın popülaritesini artırmanın ve zamanla bundan kaynaklanan doğal büyüme ile gelir elde etmenin harika bir yoludur.
Sosyal Medya Etkileşimi Almak Kullanışlı Mıdır?
Sosyal medya hizmetleri satın almak, her büyüklükteki profil için faydalı olabilir. Aynı zamanda işletmeler için de faydalıdır. Marka imajlarını korurken yeni kitlelere ulaşmalarına yardımcı olacaktır. Crovu sitesini ziyaret ederek birçok farklı sosyal medya hizmetinden yararlanabilirsiniz.
Avrupa’nın En İyi Uluslararası Öğrenci Zirvesi ödülüne layık görülen ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) ilk uluslararası öğrenci zirvesi olma özelliğini de taşıyan Global Opportunities in Business and Investment (GOBI) 11 Nisan’da kapılarını açıyor. Dünyanın dört bir yanındaki öğrencilere ve iş dünyasına ulaşacak olan etkinlik, “İnsanı Yeniden Tanımla” sloganıyla alanında çok sayıda uzman ismi ağırlayacak. Etkinliğin her adımı online olarak da yayınlanacak.
Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri tarafından 13 yıldır “Bu Bir Hayal Ürünüdür!”mottosu ile dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara ev sahipliği yapan Global Opportunities in Business and Investment (GOBI)etkinliği için geri sayım başladı. Ulusal ve uluslararası bir organizasyon olmasıyla da bilenen GOBI, evrensel konularda rehber olmayı, onlara yeni fırsatlar sunmayı amaçlayarak bu yıl “İnsanı Yeniden Tanımla!” sloganıyla kapılarını aralıyor. Dünyanın dört bir yanında iş dünyasının ve akademik çevrenin yakın takibinde olan etkinlik, alanında çok sayıda profesyonel ismi ağırlayarak sektörel gündemin nabzını tutacak.
ETKİNLİK ONLİNE OLARAK DA İZLENEBİLECEK
Etkinlik 11-12-13 Nisan 2022 tarihlerinde İTÜ Maçka Fakültesi Mustafa Kemal Amfisi’nde hibrit bir şekilde gerçekleştirilecek etkinliğe İTÜ ağırlıklı olmak üzere İstanbul’un çeşitli lise ve üniversitelerinden katılım olacak. Etkinliğin her adımı aynı zamanda online şekilde dünyanın dört bir yanından da canlı olarak izlenebilecek.
ALANINDA PROFESYONEL ÇOK SAYIDA İSİM KATILACAK
Alanında profesyonel ve birçoğu C-Level olan isimler etkinliğe online ya da fiziki katılımlar gerçekleştirecek. Yaklaşık 40 dakika civarında sürecek oturumlarla İnovasyon, Değerler, Evrensellik, Teknoloji, Değişim, Potansiyel, Etki, Evrensellik, Zorluk, ve İnsan temaları üzerinde duracak. Canlı yayın ekibi 3 gün boyunca zirvenin tüm oturumlarının gobistanbul.com adresinden takip edilebilmesini sağlayacak.
Zirvede Kaliforniya Üniversitesi Profesörü Daniel Kammen, Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler, Migros Up Grup Müdürü Dr. Ayşegül Özkavukcu, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü Başkanı & İTÜ Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Özsoy, Yazar & Yönetmen Mu Tunç, DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, Van Horne CEO’su Fesih Zeki Mert, Brandistanbul PR Ajansı Başkanı Hatice Kumalar ve Vizyon Stratejisti Elif Çetin gibi alanında profesyonel çok sayıda isim evrensel konuları işleyecek.
İster yeni bir ürün ortaya çıkartmış olun, ister e-ticaret sitesi kurun, isterseniz ikinci el bir ürünü satmaya çalışın, bu rehberimizde gelirinizi maksimize edecek bir fiyatı nasıl belirlemeniz gerektiğini öğreneceksiniz.
Bir ürünün fiyatının tüketici açısından tercih edilebilir olması, yalnızca ekonomik mekanikler ile değil, psikoloji ile de ilgilidir. Daha açık söylemek gerekirse, insan beyninin rakamsal verileri algısı, rakam kombinasyonlarının oluşturduğu duygusal tepkiler, en az ekonomik süreçler kadar etkilidir. Bilişsel, davranışsal ve nörolojik psikoloji dalları, bu konularda yardımımıza koşup, nasıl tüketicinin kabul edeceği bir fiyatı belirlememiz gerektiği konusunda çok net yöntemler gösteriyorlar.
Bu rehberimiz epey uzun olacağı için, hem okumanızı kolaylaştırmak, hem de aradığınızı bulmanızı sağlamak adına dört parçaya bölmeyi uygun gördük.
Birinci bölümde uygun bir fiyatın nasıl belirleneceğini, ikinci bölümde müşterinin bu fiyata karşı olan algısının nasıl yönetileceği, üçüncü bölümde tüketicinin nasıl satın almaya motive edileceğini ve nihayet dördüncü bölümde gelirinizi nasıl mümkün olan en yüksek seviyeye çıkartabileceğinizi ele alacağız.
Bölüm 1: Fiyat Belirleme
Büyük şirketlerin avantajlı oldukları bir konu var: Olabilecek en üst düzey fiyat araştırma araçlarına veya hizmetlerine ulaşabilirler ve ürünlerinin pazardaki optimum fiyatını bu araştırmalar sayesinde bulabilirler. Küçük işletmelerin ise böyle bir lüksleri yok.
Neyse ki psikoloji bilimi imdadımıza yetişiyor.
Davranış ve bilişsellik üzerine yapılan araştırmalar, bazı fiyatların diğerlerinden daha efektif olduğunu gösteriyor. Tam olarak kesin optimum fiyatı bulamasanız bile, küçük ancak çok önemli sonuçları olan değişiklikler ve ayarlamalar yaparak, fiyatlarınızın tesirini en üst seviyeye çıkartabilirsiniz. Hem de hiç bir harcama yapmadan.
Bu bölümde, insan beyninin rakamsal değerleri nasıl işlediğini göreceğiz.
Cazibeli Fiyatlar
Son bir kaç on yıldır pazarlamacıların “cazibeli fiyatlar” dediğimiz bir yöntemi kullandıklarını fark etmişsinizdir. Bunlar sonu ,99; ,95 gibi küsuratla biten fiyat rakamları.
Gumroad, böyle rakamların nasıl dönüşüm oranları getirdiğine dair bir araştırma yapmış. Bütün araştırmanın sonucunu aşağıdaki gibi bir tek tabloda özetleyebiliyoruz.
Soldaki sütun fiyatı, sağdaki ise dönüşüm oranını gösteriyor. Bariz bir biçimde sonu ,99 ile biten fiyatlar, diğerlerine oranla daha çok dönüşüm oranı sağlıyorlar, tabi kendi fiyat aralıkları içerisinde. Bu yüzden çoğu pazarlamacı, bir ürüne fiyat belirleyeceği zaman fiyatın ,99 rakamları ile bitmesine dikkat eder. Ancak, burada bir püf noktası var: Virgülden sonrasına değil, öncesine dikkat etmek.
Soldaki Rakamı Bir Azaltın
Böyle cazibeli fiyatlandırmanın en çok işe yaradığı durumlar, sağdaki değil, soldaki rakamın değişmesi. 3,80 TL ile 3,79 TL arasında gözle görülebilir bir fark olmayacaktır. Ama, 3,00 TL ile 2,99 TL arasındaki bir kuruşluk fark çok büyük bir farktır.
Peki neden? Neden ilk örnekteki bir kuruşluk fark hiç bir şey değiştirmezken, ikinci örnekteki bir kuruşluk fark satışları patlatır? Bunun sebebi, beynimizin rakamsal değerleri işleme yöntemindedir.
İnsan beyni rakamları o kadar hızlı (ve bilinç dışı) işler ki, daha rakamı okumayı bitirmeden beynimizin rakamsal değer konusunda üç aşağı beş yukarı bir fikri olur.
2,99 TL rakamsal değerinin beyinde işlenmeye başlanması, gözümüz 2 rakamını gördüğü anda başlar. Bu yüzden beyin, daha sonra gelen rakamları “2” skalası içerisinde değerlendirirken, 3,00 TL fiyatı “3” rakamı skalasında değerlendirilecektir. Bu durum, beynimizin algılamaya çalıştığı her şey için bir şablon arama eğiliminden kaynaklanır ve bu şablon arama eğilimi genetiktir. Bu yüzden fiyatı algılamaya başlayan insan beynini daha en baştan “2” rakamsal değer şablonuna göre bir algılama yapması konusunda yönlendirmiş oluyoruz.
İşi biraz daha kolaylaştırmak için ayrıca, virgülden önce gelen rakamı daha büyük veya sonra gelen rakamı daha küçük yazabilirsiniz. Aşağıdaki gibi:
Ancak çok da abartmayın; bu sefer de tüketiciler onları kandırmaya çalıştığınızı düşüneceklerdir. Örnek:
Fiyatlarda Akıcılığı Sağlamak
Fiyatınızdaki rakamları belirlerken, aynı zamanda beyinin akıcı bir şekilde işlem yapabilmesini sağlamalısınız. Buna basitçe işlem akıcılığı denir. Beyinin bir bilgiyi ne kadar kolay işlemden geçirdiğini belirtir.
Bu işlem akıcılığını göz önünde bulundurarak, bir fiyatın nasıl olması gerektiği konusunda çıkarımlar yapabiliriz. Şimdi, duruma uygun ve akıcı olarak algılanabilen bir fiyatın nasıl belirleneceğine bakalım.
Yeterli Seviyede Rakam Yuvarlama
Önemli durumlardan birisi, fiyatınızın ne kadar yuvarlak olduğudur. Örneğin 100 TL’lik bir fiyat etiketi beynimiz tarafından çabucak algılanabilirken, 98,76 TL için anlık da olsa zorlanırız.
Bu iki durumdan herhangi birisi daha çok satış yaratabilir mi? Araştırmacılar yaratabileceğini düşünüyor.
Wadhwa ve Zhang yaptıkları araştırmada yuvarlak rakamlı fiyatların, duygusal olarak yapılan alışverişlerde daha çok işe yaradığını tespit etmişler. Tüketici bir fiyatı hızlı ve rahat olarak algılayabiliyorsa, bu onlara “daha doğru” geliyor.
Araştırmacılar aynı zamanda, bu durumun tam tersinin de doğru olduğunu buldular. Tüketiciler, yuvarlak olmayan rakamlı fiyatları algılamak için beynimiz daha fazla zihinsel kaynak kullanıyor. Bu fiyatlar da, tüketiciler mantıkları ile alışveriş yaparlarken daha doğru geliyor.
Ancak, alışveriş içeriğiniz tamamen duygusal bazlı olsa bile, yine de 100, 5000 gibi çok yuvarlak rakamlardan kaçınmanız gerekiyor. Çünkü tüketiciler bu rakamların yapay olarak oluşturulduğunu, yani gerçek fiyatın üzerinde, satıcı tarafından kafadan atılmış rakamlar olduğunu düşünüyorlar. Bu konudaki bir araştırmayı da Janiszewski ve Uy yapmış.
Peki, o zaman yuvarlamayı nerede ve nasıl kullanacağız? Aslında olay çok basit: Sıfır rakamını kullanmadan yuvarlayın. Sıfırların kullanılmaması konusunda biz de daha önce bir makale yazmıştık: Ürün Fiyatlandırmasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Örneğin duygusal ürünler veya alışveriş süreçleri için aşağıdaki görseldeki fiyat çok daha iyi sonuç verecektir:
Mantıksal ürünler veya alışveriş süreçleri için ise aşağıdaki görseldeki fiyat daha iyi sonuç verecektir:
Daha Az Heceli Rakamlar Seçin
Beyinlerimiz, fonetik olarak daha uzun hecelerden oluşan rakamları daha uzun sürede ve zorlanarak işlemden geçirir. Bir rakamsal değeri işlemek için daha “çok” beyin gücü kullandığımızda, bu beynimiz için fiyatın da “çok” olduğunu zannedilmesine yol açar.
Tersinden düşündüğümüzde, daha az hece içeren rakamlar kullandığımızda, beyinlerimiz bu rakamları algılamak için daha az zihinsel işlem yapacaklar ve rakamların kendileri de daha azmış gibi algılanacak.
Ancak, rakamları genellikle sesli okumuyoruz. Bu yüzden kaç heceden oluştuklarının bir etkisinin olmaması gerekiyor, değil mi?
Araştırmalara göre, değil; rakamları sesli okumasak bile kaç heceden oluştukları beyinlerimiz için büyük fark yaratıyor. Çünkü beyin, yazılı olan bir şeyin ne olduğunu algılayabilmek için önce şekillerini, sonra da bu şekillerin dilimizde ne anlama geldiğini çözmek zorunda. Bu ikinci aşamada, siz sesli okumasanız bile beynimiz, rakamın dilimizdeki karşılığını buluyor ve ancak rakamın ne olduğunu böyle algılayabiliyor. 1992 yılında yapılan araştırmalar neticesinde Dehaene kesin olarak bu sonuca ulaşmış.
Bu algılama işleminin nasıl gerçekleştiğini kendiniz de test edebilirsiniz: Kendi ana dilinizde yazılmış bir yazıya bakın ve yazıyı OKUMAMAYA çalışın. Okumaya engel olamadığınızı göreceksiniz. Beynimiz yazılı bir sembol gördüğü anda bunu dil filtremizden geçirir ve bunu engellemek için yapabileceğimiz hiç bir şey yok (prefrontal korteksinizi kesip çıkartmak hariç, tavsiye etmiyoruz).
Rakamsal olarak aynı uzunlukta olan iki fiyatı ele alalım: 27,82 TL ve 28,10 TL. İlk fiyat 8 heceli iken, ikinci fiyat 5 heceli. Ve garip bir şekilde tüketiciler, bu fiyatları başka fiyatlar ile bir arada gördüklerinde, daha az heceli fiyatın, matematiksel olarak aslında daha yüksek olsa da, değerinin daha düşük olduğunu algılıyorlar ve bu durum ciddi şekilde satın alma kararlarını etkiliyor. Ayrıca buradan da, matematiksel büyüklük ile beynimizin “algıladığı” büyüklüğün birbirinden tamamen farklı şeyler olduğu çıkarımını da yapıyoruz.
Beynimiz bir hesap makinesi değil, biyolojik bir organdır. Bu yüzden beynin ölçü birimi onluk sistemdeki matematiksel değerler değil, bir işlemi yaparken harcadığı enerji ve zaman miktarıdır. Beynin algılama sürecinde harcadığı enerjiyi ve zamanı ne kadar azaltırsak, algılanan şeyin “büyüklüğü” de o kadar az olacaktır.
Türkçe’de duruma baktığımızda, yukarıdaki kurallara göre her zaman tek hece ile söylenebilen rakamları ve sayıları kullanmak, fiyatlandırma konusunda daha avantajlı olacaktır. Bunların bir kısmını aşağıda listeledik:
1, 3, 4, 5, 10, 40, 100, 1000
Bütün bu kurallara uyarak yaratacağınız fiyat etiketlerini aşağıdaki yorumlara yazmayı unutmayın!
Bölüm 2: Tüketicinin Fiyat Algısını Yönetme
İkinci bölümümüzde, bütün bu kriterleri ve insan beyninin algılama özelliklerini dikkate alarak tasarladığımız fiyatımızı, tüketiciye nasıl kabul ettirebileceğimizi ve algısını nasıl yönetebileceğimizi göreceğiz.
Dünya üzerinde bildiğimiz her şey, algılarımız sonucunda oluşur. Bir şeyi “bilmek” için öncelikle onu algılamamız gerekir. Neyi nasıl algıladığımız da edindiğimiz bilgi üzerinde etkili olur. Fiyat da böyledir, yalnızca bir algı sorunudur.
Bu da bizler için iyi haber demek oluyor. Bir fiyatın yüksek mi yoksa düşük mü olduğunu kesin olarak belirten hiç bir değişmez doğa kanunu yok. Bir fiyatın yüksek ya da düşük olması tamamen algılamamız ile ilgili.
Bu bölümde yararlandığımız kaynaklar:
Pricing Experiments You Might Not Know, But Can Learn From — Peep Laja
What Does a Persuasive Pricing Page Look Like?— David Moth
Bir fiyat gördüğünüzde beyniniz bu fiyatı milisaniyeler içerisinde algılayıp, düşük mü yoksa yüksek mi olduğunun kararını verir. Bu kararı verirken birbirinden farklı bir çok faktörün etkisi olduğunu ve bunun tümünü kontrol altında tutmanın mümkün olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak, beyin bir fiyatın düşük mü yoksa yüksek mi olduğunu belirlerken, her seferinde standart bir prosedürü izler; her zaman, herkeste.
Beyin bir fiyatı gördüğü anca, öncelikle o ürüne ödemeyi beklediği bir referans fiyat belirler. Bu referans fiyat daha önce benzer ürünlerin alışverişlerinde verilen ücretin ortalaması ile, rakip şirketlerin teklif ettiği fiyatların bir bileşkesinden oluşur. Yani beyin, belli bir ürün için daha önce gördüğü tüm fiyatların bir ortalamasını alır diyebiliriz. Beynin gördüğü yeni fiyat bu referans fiyattan yüksekse çok, düşükse az olarak algılanır.
Bu algıyı değiştirmenin üç yolu vardır. Birincisi, kendi fiyatınızı olduğundan daha düşük göstermek, ikincisi beynin oluşturması muhtemel referans fiyatı daha yukarı çekmek, üçüncüsü ise sizin fiyatınız ile tüketicinin beynini referans fiyatı karşılaştırması yaparken araya girmek.
Biz öncelikle size ilk yolu anlatacağız.
Fiyatınıza Farklı Gözden Bakın
Yukarıda bahsettiğimiz gibi, ilk yapabileceğiniz, müşterinin sizin fiyatını daha düşükmüş gibi algılaması ve referans fiyatı ile sizin daha düşükmüş gibi görünen fiyatı karşılaştırması. Böylece sizin fiyatınız referans fiyatın altında kalacağı için daha düşükmüş gibi görünecektir. Bu strateji, beynimizin sayıları işlemedeki tembelliğinden yararlanıyor.
Adaval ve Monroe’nun 2002 yılında yazdıkları makaleden doğrudan bir alıntı yapalım:
“… bir ürünün fiyatı hafızaya tam sayısal değerler olarak yazılmaz, bunun aksine daha genel (ör: ‘yüksek’, ‘düşük’, vs.) olarak kaydedilir. Bu yüzden kişiler tekrar anımsamaya çalıştıklarında, rakamsal fiyat kendi orijinal bağlamından etkilenir.” (sayfa 585)
Böyle bir hafıza işleyişine sahip olan beyin ile, kişilerin aslında ne hatırladığına müdahale edebilirsiniz. Bunu yapmanın en kolay yolu da, fiyatınıza daha düşük bir rakamsal değer vermek. Bunu yapabilmenin de bazı yolları var.
Kargo Ücretini Ayrıca Yazın
Eğer ürünlerinizi online satıyorsanız, kargo fiyatınızı toplam fiyata dahil etmeseniz iyi olur.
Fiyatınızı “parçalara” ayırdığınızda, müşteriler gerçek toplam fiyatı değil, ürününüzün ana fiyatını referans fiyatları ile karşılaştıraaklardır (Morwitz, Greenleaf, & Johnson, 1998). Böylece sizin fiyatınızın referans fiyatlarının altında kalma olasılığı artar.
Hossain and Morgan (2006) bunu eBay açık arttırmalarında test etmişler. Müzik CD’leri üzerine kurulan açık artırmalar ile bazı farklı teklif verme yapıları bulmuşlar:
Bazı açık artırmalar çok düşük bir açılış fiyatı ve kargo ücreti listelemişler. (0,01 dolar ürün ve 3,99 dolar kargo)
Bazı açık artırmalar kargo ücreti göstermeden yüksek açılış fiyatı listelemişler. (4 dolar, ücretsiz kargo)
Sonuç olarak çok düşük ürün fiyatı listeleyip üzerine ayrıca kargo ücreti ekleyen açık artırmalar hem daha çok gelir getirmekle kalmamış, ayrıca bu açık artırmalara daha da çok kişi katılmış. Clark ve Ward da 2002 yılında Pokémon kartları ile benzer bir deney yapıp aynı sonuca ulaşmışlar.
Sonuç olarak ürününüzü 18 TL ve Kargo bedava olarak listeleyeceğinize, 14 TL + 3,99 TL kargo ücreti olarak listeleyin.
Taksitli Ödemeler Alın
Tüketicilerin ürününüzü küçük taksitler ile almaları, büyük ve tek bir fiyata göre avantaj yaratacaktır.
415 TL’lik bir ürün sattığınızı varsayalım. Bunu 415 TL yerine, her biri 83 TL’lik 5 taksitte satarsanız, müşterinin fiyat algısı ile oynayabilirsiniz. 83 TL ile 499 TL arasında çok fark var. Bu fark, teklifinizi çok daha cazip bir hale getirecektir.
Ancak insanları aptal sanmayın. Herkes 83 TL ile 499 TL karşılaştırmasının doğru bir karşılaştırma olmadığını bilir.
Neyse ki, bu hiç bir şey değiştirmiyor. Beynimiz referans fiyat ile karşısındaki fiyatı bilinçaltında karşılaştırdığı için (Muzumdar & Sinha, 2005) sizin verdiğiniz fiyatın beynin karşılaştırma süzgeçinden başarıyla geçme ihtimali daha yüksektir. Tabi ki 83 TL’lik fiyatı etikete yazmanız gerekiyor. 415 TL’yi 5 taksitte ödeyin demeyeceksiniz; tam ters, 5 taksitte 83 TL ödeyin diyeceksiniz. Yabancı bir siteden örnek:
Günlük Harcamadan Bahsedin
Aynı şekilde, benzer bir algıyı fiyatınızı günlük harcamalar olarak göstererek te sağlayabilirsiniz. Önceki örneğimizdeki fiyata bakacak olursak, aylık 83 TL’lik bir harcama aslında günlük 2,76 TL olacaktır. Etikete böyle yazabilirsiniz: 2,76 TL / Gün
Bu yöntemin adına “günlük kuruşlar” (pennies-a-day) diyebiliriz. Bu yöntem zamanında oldukça uzun uzadıya araştırılmış ve tüketicinin zihninde kesin olarak daha düşük bir fiyat algısı yarattığı anlaşılmıştır (Gourville, 1998)
Yalnız, hala normal fiyatınıza odaklanmanız gerekiyor. Basitçe, fiyatın günlük karşılığından da bahsedin. Böylece gösterdiğiniz düşük rakam, tüketicilerin algısını aşağı seviyeye çekecektir. Yine yabancı bir siteden örnek:
Fiyatınızı her zaman günlük bir orana çekemeyebilirsiniz. Basitçe taksit yapamayabilirsiniz, gereksiz küsurlu bir fiyat ortaya çıkabilir veya birinci bölümde bahsettiğimiz kurallara uymayabilir. Bu durumda, günlük fiyatı başka bir şeyler, örneğin bir bardak çay fiyatıyla karşılaştırabilirsiniz. Bunun da iyi ve işe yarayan bir yöntem olduğu araştırmalar ile (Gourville, 1999) tespit edilmiştir. Örneğin, günlük 2,76 TL diyeceğinize, “2 çay parası” da diyebilirsiniz.
Bölüm 3: Rakamsal Algı Yönetimi
Önceki fiyatlandırma ve müşteri algısını yönetme stratejimizde, rakamsal konumlandırmanın insanların fiyat algısını nasıl etkilediğini gördük. Şimdi, rakamları küçültmek haricinde, nasıl, nereye ve ne boyutta yazdığınızla da büyüklük algısını nasıl yönetebileceğinizi göreceğiz.
Bütün bunları anlatırken hep bilimsel araştırmalara bağlı kaldığımız için, yine bir araştımayı ele alalım. Oppenheimer, LeBoeuf ve Brewer’ın 2007 yılında yayınladıkları bir akademik makalede, kişilere uzun bir çizgiye kıyasla kısa bir çizgi çizmeleri istenildiğinde, rakamsal algılarının değiştiği gözlemlenmiş.
Eğer tükticilerin fiyatınızı düşük olarak algılamalarını istiyorsanız, fiyat ile ilgili her şeyi bu düşük (veya küçük) algısına uydurmanız gerekiyor. Şimdi farklı başlıklar altında bunun nasıl yapılabileceğini inceleyelim.
Fiyatı Sol Alt Köşeye Yazın
Eğer bir fiyatın (aslında herhangi bir rakamın) olduğundan daha küçük veya düşük değerdeymiş gibi algılanmasını istiyorsanız, etiketin, sayfanın, bölümün, bölgenin veya bu fiyatı her nereye yazıyorsanız oranın sol tarafına dayayarak yazın.
Kulağa çok garip geliyor ama, binlerce yıllık kültürümüzün, doğduğumuzdan beri beynimize dikte ettirdiği bazı kavramlar sonucunda gerçekten sola dayalı rakamları sanki olduğundan daha düşük bir değerdeymiş gibi algılıyoruz.
Beynimizin buna benzer çok daha fazla algı “önyargıları” var. Örneğin “yüksek” veya “yukarı” kavramları ile ilgili olan şeyler bize hep daha “iyiymiş” gibi gelir. Bu yüzden diğer “şeylere” göre daha yukarıda olan “şey” bize daha iyi, doğru, fazla, zengin gelir. Yüksek binaların en tepesine konulan devasa şirket isimlerini ve logolarını hatırlayın.
Aynı şekilde, bir rakam dizisinin sağa doğru uzaması, o rakam dizisinin otomatik olarak daha büyük değerli algılanmasına yol açar.
Bu yüzden rakamları sola dayamak, bulundukları alanın sağ yanında daha az yer kaplayacakları için beyin tarafından otomatik olarak daha düşük değerliymiş gibi algılanacaktır.
Coulter ise, 2002 yılında tam olarak bizim konumuz olan, fiyatın etiketin (veya sunulduğu bölgenin) neresine yazıldığında beynin bu fiyatı nasıl algıladığına dair bir araştırma yapmış; buradan ulaşabilirsiniz.
Araştırma sonucunu bir tek grafik ile çok kısaca özetlemek gerekirse:
Araştırma sonuçları çok net. Fiyat, etiketin veya sergilendiği alanın sol alt köşesindeyse, tüketici tarafından daha düşükmüş gibi algılanıyor. Çünkü hem “sol”, hem de “aşağı”kavramları beynimizde “azlık” ile ilişkilendiriliyor. Tabi, yazı sistemleri sağdan sola olan alfabelerde bu durumun tam tersi geçerli.
Küçük Yazı Karakterleri Kullanın
Küçük rakamlarla yazılmış bir fiyatın, büyük rakamlar ile yazılmış bir fiyata göre değer olarak sanki daha küçükmüş gibi algılanacağı insan zekasına hakaretmiş gibi gelebilir ancak maalesef durum bu şekilde. Bu yöntem, küçük rakamlar ile yazdığınız bir fiyatın yanında referans olarak büyük rakamlar ile yazılmış bir fiyatı da verdiğinizde daha da işe yarar hale geliyor.
Örneğin:
Yani, yalnızca işlevi değil, boyu da önemlidir.
Laflarınıza Dikkat Edin
Fiyatın yer aldığı bölüme herhangi bir şey yazacaksanız, hangi kelimeleri kullandığınıza çok dikkat edin. Rehberimizin en başlarında da belirttiğimiz gibi beynimiz herhangi bir şeyi algılamaya çalışırken şablonlar kullanır ve fiyatın yazılı olduğu bölümü bir bütün olarak ele alır. Yani fiyatın yakınlarında bir yerlerde “Yüksek parformans!” gibi bir ibare kullanmaktan kaçının. Bunun yerine “Düşük bakım masrafı!” gibi düşük, alçak, az, sıfatlarını kullanmak her zaman daha iyidir. Kullanılan kelimeler, fiyatın değer algısını da değiştirecektir.
Büyük Rakamlarda Belirginlik Önemlidir
Belirginlikten kastımız nedir? Rakamın, küsuratlı olması ve uzun bir hesaplama sürecinden sonra ortaya çıkmış gibi görünmesi.
Thomas, Simon, and Kadiyali 2007 yılında yaptıkları bir araştırmada 27 bin gayrimenkulün fiyatını karşılaştırmışlar ve ortaya, kesin olarak belirtilen fiyatlara müşterilerin daha fazla para verdikleri çıkmış. Örneğin 350.000 TL yerine 362.798,76 TL gibi.
Bu gerçeğin iki sebebi var. Birincisi, rehberimizin daha önceki bölümlerinde de belirttiğimiz gibi, gayrimenkul alımı mantık ile yapılan bir alışveriştir. Bu tür alışverişlerde yuvarlak rakamlardan çok, küsurlu rakamlar daha iyi sonuçlar veriyor. Çünkü rakamın hesaplanmasının ardında da mantıklı bir yöntem olduğunu, dolayısıyla kandırılmadığımızı varsayıyıoruz. Bu tür rakamlara, mantıklı alışverişler yaparken daha çok güveniyoruz.
Bir diğer sebebi ise alışkanlıklarımız, daha doğrusu rakamsal tembellik alışkanlığımız. Çok büyük ve küsuratının aslında pek bir şey değiştirmeyeceğini düşündüğümüz sayıları yuvarlama eğilimindeyiz.
Mesela yolda bir otomobil gördüğünüzde “Bu rahat 60 bin lira eder” diye düşünürsünüz. Ancak yanınızdaki arkadaşınız size o otomobilin fiyatının 67 bin 865 lira olduğunu söylerse, belli ki işin uzmanıdır. Yani beynimiz otomatik olarak bu kadar yüksek bir rakamı küsuratlı olarak verebilen birinin, o konuda uzman olduğunu düşünür.
Bu durumun tam tersi de geçerlidir. Rakamsal tembelliğimizin devreye girmediği zamanlar, yani sayıları küsuratlarıyla verebildiğimiz zamanlarda genellikle düşük sayılardan bahsederiz. 113 gibi. Böyle bir küsurat beynimizin rakamsal algısını yormaz. Bu yüzden küsuratlı rakamları beyinlerimiz daha düşük, daha doğru ve daha güvenilir olarak algılamaktadır.
Bölüm 4: Referans Fiyat Oyunları
Daha önceki bölümlerimizde hep müşterinin “sizin” fiyatınızı algılamaları üzerinden gittik ve bunu nasıl yönetebileceğinizi gösterdik. Şimdi, müşterinin daha sizin fiyatınızı görmeden aklında oluşturduğu “referans fiyat” algısı ile nasıl oynayabileceğinizi göstereceğiz. Bunun için iki farklı taktik vardır.
Taktik 1: Pazarlığa yüksek ve kesin bir fiyat ile başlayın
Bütün esnaflık ile uğraşanlar bilirler ki, pazarlığa yüksek bir fiyat ile başlarsanız, sonunda daha çok gelir elde etme ihtimaliniz artar. Bu kural herhalde parayı icat eden Lidyalılar’dan beri değişmemiştir. Ancak yalnızca deneyime değil, bilimin ne söylediğine de bakmak lazım. Başlangıç fiyatının yüksek olması hem satıcıya hem müşteriye bir kerteriz noktası sağlar ve sonuçlanacak fiyat genellikle bu noktaya daha yakın olur.
Ancak, “pazarlığa” yalnızca yüksek bir fiyat ile başlamanız yetmez, belirgin, küsuratlı bir fiyat ile de başlamanız gerekiyor. 2008 yılında Janiszewski ve Uy yaptıkları bir araştırmada müşterilere, bir plazma televizyonun fiyatını söyleyip, televizyonun gerçekteki fiyatını tahmin etmelerini istemişler. Fiyatları 4998, 5000 ve 5012 dolar olarak vermişler (tabi ki bir fiyat söylendiğinde diğer fiyatları söylemiyorlar). Araştırmanın sonuçları aşağıdaki tabloda:
Müşterilere daha küsuratlı rakamlar söylendiğinde 4998 ve 5012 gibi, televizyonların fiyatını daha yüksek, yuvarlak bir rakam verildiğinde 5000 gibi, daha düşük tahmin ettiler. Buradaki sonuçlar tabi ki binlerce müşteri tahmininin ortalamaları. Müşteri tahmini, aynı zamanda müşterinin fiyat beklentisi demektir.
Peki, neden böyle oluyor? 2002 yılında Thomas ve Morwitz‘in yaptıkları akademik çalışmada, zihnimizin nasıl şablon oluşturduğu anlatılıyor. Zihnimizde her şey şablonlar halinde duruyor, buna fiyat ölçeğimiz de dahil. Biz de bu şablon ve ölçeklere göre değerlendirmelerde bulunuyor ve algılanan fiyatı kendimize göre değiştiriyoruz. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, bu değiştirmeyi (ayarlamayı diyelim) ne kadar yaptığmız, aynı zamanda ölçeğin çözünürlüğü ile de ilgili. Örneğin 5012 rakamının dahil olduğu bir ölçekte, belli ki rakamlar birer birer artıyorlar. Oysa 5000 rakamının dahil olduğu bir ölçekte rakamlar pekala yüzer yüzer, hatta biner biner değişiyor da olabilir. Beynimiz “Bu fiyat fazla, aslında 3 birim daha az olması lazım” diye düşündüğünde, bu birimin aslında ne kadarlık bir şey olduğunu, açılış fiyatının küsuratı belirliyor.
Normal bir e-ticaret satışında pazarlığa girişmeniz çok zor, ancak internet üzerinden açık artırmalar tam olarak bütün bu kuralları içeriyor. Kamins, Dreze ve Folkes‘un 2004 yılında yaptıkları akademik araştırma da bunu doğruluyor. Ürünün tavan fiyatını, yani ödendiği takdirde hemen alınmasını sağlayan fiyatı ne kadar yukarıda (tabi ki mantık sınırları ölçüsünde) ve ne kadar küsuratlı tutarsanız, müşteriler her zaman sizin belirlediğiniz fiyata daha yakın tekliflerde bulunuyorlar.
Taktik 2: “Rastlantısal” olarak daha yüksek fiyatlar gösterin
Bir fiyat etiketinin civarında bulunan kelimelerden nasıl etkilendiğimizi gördük. Yüksek fiyatlar görmek ise, hemen yukarıda okuduğumuz gibi bizi daha yüksek fiyat beklentisine sokuyor. Peki, acaba bir fiyatın yanında, ürünler alakasız olsa bile daha yüksek fiyat etiketleri koysak, müşteri ürününüze daha yüksek fiyat ödemeyi kabul eder mi, veya ürününüzü normalden düşük fiyatta olarak algılar mı?
Bu sorunun kısa cevabı: Evet, işe yarar.
Uzun cevaba geçelim. Nunes ve Boatwright, 2004 yılında tam olarak bu durumu test etmişler. İşlek bir yolda tezgah açıp, müzik CD’si satmışlar. Yan taraftaki tezgahta gömlek satan adam da, gömleklerin fiyatını her 30 dakikada bir 10 dolar veya 80 dolar olarak değiştirmiş.
Tahmin edin ne oluyor? Gömleklerin fiyatı 80 dolarken, CD bakan müşteriler, CD’lere daha çok para vermeyi kabul ederlerken, gömleklerin fiyatı 10 dolarken CD’lerin fiyatı müşterilere fazla geliyor.
Eğer bir e-ticaret sitesinde ürün satıyorsanız, satmak istediğiniz esas ürünün etrafına hiç bir ilgisi olmasa bile bazı yüksek fiyatlar ürünler yerleştirmek, esas ürününüzün fiyatının düşük algılanmasına yol açıyor.
Evet, beynimiz bu kadar kolay kandırılabiliyor; acı ama gerçek.
Bölüm 5: Referans Fiyatı Maksimize Etmek
Hemen önceki bölümümüzde, esas ürününüzün fiyatının etrafına yüksek fiyatlı başka ürünler yerleştirdiğinizde, algılanan fiyat büyüklüğünün düşeceğini gördük.
Aslına bakarsanız, yalnızca fiyat değil, satmak istediğiniz ürünün fiyat etiketinin etrafına başka ne rakam koyarsanız koyun bu algılanan büyüklüğü değiştiriyor.
2003 yılında Ariely, Loewenstein ve Prelec yaptıkları akademik araştırmada bir çok farklı ürünler gösterip (kablosuz klavye, iyi kalite şarap, Belçika çikolatası gibi), eğer fiyatlarıı sosyal güvenlik kayıt numaralarının (bizdeki vatandaşlık numarası gibi) son iki hanesi kadar dolar olsaydı satın alış almayacaklarını sormuşlar. Basit bir Evet / Hayır cevabının ardından araştırmacılar, müşterilerin bu ürünleri kaç dolara almak isteyeceklerini, yani müşterinin biçtiği değeri sormuşlar.
Ortaya inanılmaz bir sonuç çıkmış. Sosyal güvenlik numaraları daha büyük olanlar, ürünlere daha yüksek fiyat biçmişler. Tablo aşağıda:
Yani araştırmanın sonucuna göre, daha önce gördüğümüz rakamlar, daha sona gördüğümüz rakamların büyüklük algısını değiştiriyor. Bu rakamların da illa bir fiyat olmaları gerekmiyor, herhangi bir rakam olabilirler. Benzer ama daha kurnaz bir araştırma ise Adaval and Monroe tarafından 2002 yılında yapılmış. Bu araştırmada müşterilere, farkında olmadıkları rakamlar gösterildikten sonra (bir tek film karesine gizlenmiş vs.) bazı ürünlerin fiyatları gösterilmiş ve yüksek rakamlar gören kişiler, fiyatları daha düşük algılamışlar. Yani sonuç aynı. Daha önce büyük rakamlar görmek, fiyat algımızı etkiliyor. İnsan beyninin bu özelliğini, çok basit bir şekilde kullanabilirsiniz. Aşağıdaki örnek gibi:
Önceki Ürünlerinizin Fiyatlarını Yükseltin
Eğer daha önce olan bir ürününüzün yeni ve daha pahalı bir versiyonunu çıkartıyorsanız, fiyatlandırmayı nasıl yapmalısınız?
Çoğu şirket, genellikle pazardan yavaş yavaş çekmek için eski ürünlerinin fiyatlarını düşürürler. Şaşırtıcı bir şekilde bu aslında yanlış olan uygulama.
Yine bilimsel makalelere bakalım. Baker, Marn ve Zawada, 2010 yılında yayınladıkları araştırma sonuçlarında eski ürünlerin fiyatlarının yükseltilmesi gerektiğini dile getiriyorlar. Çünkü eski ürünlerin fiyatını yükselttiğinizde, müşterinin beynindeki referans fiyat algısını da değiştirmiş, yükseltmiş oluyorsunuz. Böylece yeni ve daha pahalı ürününüz, fiyat olarak daha tercih edilir oluyor.
Tam tersini yaptığınızda, yani eski ürünlerin fiyatlarını düşürdüğünüzde kendinizi aslında başarısızlığa yönlendiriyorsunuz, çünkü müşterinin referans fiyat algısını düşürerek, yeni ürünün fiyatının çok daha yüksek algılanmasına (dolayısıyla potansiyel olarak daha az satmasına) yol açıyorsunuz.
Türkiye’de mobil penatrasyonun artmasıyla markalar mobil ticarete yönelik çalışmalarını da artırmaya başladı.
Bu alana şimdiye kadar çok fazla yatırım yapmayan; ama yapmayı planlayan ya da yeni yeni çalışmalara başlayanların mobille ilgili dikkat etmeleri gereken bazı noktalar bulunuyor. Mobil ticaret için optimizasyon önerilerine geçmeden önce mobil konusunda halen tereddütte olanlar için Türkiye pazarına yönelik bazı verileri paylaşalım.
Türkiye’deki mobil internet kullanıcıları günde ortalama 7.5 saati mobil cihazları üzerinden internete girerek geçiriyor ve akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 95’i kendi yaşadıkları bölgelerindeki bilgilere ulaşmak için cihazlarını kullanıyor. Bu kullanıcıların yüzde 92’lik bir bölümü ise ürün araştırması yapmak için akıllı telefonlarını kullanırken, yüzde 63’lük bir kısmı ise cihazlarıyla alışveriş yapıyor.
Bu veriler doğrultusunda kullanıcılar bilgi edinmek ve ürün araması yapmak için akıllı telefonlarına sıkça başvuruyorlar ve bu kullanıcıların neredeyse yarısına yakın bir kısmı akıllı telefonlarıyla internet üzerinde alışveriş yapıyor. Kullanıcıların satın alma eyleminden çok ürün bilgisi almak ve ürün karşılaştırması için şirketlerin sayfalarını ziyaret etmesi de markaların mobil konusunda bir takım adım atmaları konusunda harekete geçiriyor.
Mobile uyumlu internet sitesi
Bugüne kadar birçok farklı yazımızda da mobile uyumlu internet sitelerinin üzerinde durduk. Tüketicilerin çoğunlukla telefonları üzerinden sitelerde ürün aradıklarından veya ürün karşılaştırması yaptıklarından yukarıda da bahsettik. Tüketiciler akıllı telefonlarından alışveriş yapmasalar dahi beğendikleri ürünleri, daha sonra bilgisayarları üzerinden satın alıyorlar.
Bu nedenle internet sitenizin mobil cihazlar uyumlu olması sayesinde bu tüketicilerin rahat bir şekilde sitede dolaşmalarını ve ürün incelemesi yapmalarını sağlayabilirsiniz. Mobil üzerinde kendi profilleriyle giriş yaptıklarında sepete attıkları ürünleri kaydederek, PC üzerinden giriş yaptıklarında kullanıcıları satışa yönlendirebilirsiniz. Böylelikle kullanıcılar tekrar ürün aramakla uğraşmadan doğrudan satışa yönlenebilirler.
Mobile uyumlu görsel kullanımı
Mobile uyumlu sitelerle beraber mobile uyumlu görsel kullanımı da oldukça önemli. Site içerisindeki görseller, mobil cihazlarda da görülebiliyor olması gerekli. Tablet veya akıllı telefonların ekran çözünürlükleri ve boyutları bilgisayarlardan farklı olduğu için, internet sitenize bir görsel eklediğiniz mobil sitede aynı şekilde görünmeyebilir.
Bu görsellerin boyutları, ekranın çözünürlüğü ve büyüklüğüyle doğru orantılı bir şekilde büyüyüp küçülmeli. Böylelikle kullanıcılar akıllı telefon ya da tabletlerinden sitenizi ziyaret ettiklerinde ürünlerin küçük de olsa görsellerini görebilirler. Diledikleri zaman kullanıcılar resimlerin üzerine tıklayıp resimlerin büyük hallerini de görebilmeliler.
Mobil site yüklenme hızını düşürün
Mobil internet kullanıcılarının en çok sorun yaşadıkları noktalardan biri de mobil internet sitelerinin yüklenme hızı. Mobil internet bağlantı hızının çok yüksek olmaması ve zaman zaman çekmeme sorunlarından dolay mobilde geç açılan internet siteleri kullanıcılar tarafından terk ediliyor. Bu nedenle özellikle ana sayfa ya da yönlendirdiğiniz landing page’lerde açılma hızının birkaç saniye olmasına dikkat edin.
Bilgisayar kullanıcılarının yüzde 57’si 3 saniye içinde açılmayan internet sayfalarını terk ettiklerini belirtiyor ve mobil kullanıcılarda da benzer bir durumun görüldüğünü söylemek mümkün.
Mobil sitenizin yüklenme hızını düşürmek geri dönüşüm oranlarınızda gözle görülür bir artış olmasını sağlayabilir. Bu nedenle üzerinde durmanızda yarar var.
Mobilde ödeme sayfalarınızı iyi optimize edin
Mobil cihazlarda kullanıcıların alışveriş yapmama sebeplerinden biri de ödeme işlemi sayfalarının rahat bir kullanımı olmaması. Ödeme sayfalarını mümkün olduğunca basit bir hale getirmek ve adım sayısını mümkün olduğunca azaltmak kullanıcıların bu sorununu çözebilecek bir adım olabilir.
Bunlara ek olarak mobil ödeme sayfalarında dokunmatik ekran klavyelerini de ödeme işlemlerinin ve doldurulacak bilgilerin türüne göre ayırmanız gerekiyor. Böylelikle kullanıcılar klavye geçişlerini de azaltabilirler ve kullanıcı deneyimleri olumlu bir şekilde etkilenmiş olur. Detaylı bilgi için aşağıdaki rehberi okuyabilirsiniz.
Green Card ABD sınırları içinde rahat bir şekilde yaşamak isteyen kişiler içi bulunmaz bir nimettir. Türkçe karşılığı yeşil kart olarak bilinen kart sizlere pek çok avantajı beraberinde getirecektir. Green Card almanın yolları şu şekilde sıralanabilir;
Çekiliş yoluyla,
Yatırım,
Evlilik,
Kişiler yukarıdaki yollarla yeşil kart sahibi olabilirler. Yeşil kart sahibi olmak kişilere Amerika’da güzel bir hayat sağlayacak ve kaliteli bir yaşam olanağı sağlayacaktır. Çekiliş yoluyla alınan Green Card en çok tercih edilen yaklaşımlar arasındadır. Fakat çekiliş yoluyla Green Card alımı tamamen şansa bağlıdır. Bu yüzden işinizi garanti altına almak istiyorsanız yatırım ve evlilik yolunu tercih edebilirsiniz.
Evlilik Yoluyla Green Card Alımı!
Kişiler Amerikalı kişilerle tüzel evlilikler yaparak Green Card alabiliyorlar. Fakat burada dikkat edilmesi gereken en nihai konu evliliğinizin gerçekçiliğidir. Gerçekçi bir evlilik yapmanız gerekiyor. Denetleme kurulları evinize gelerek eşinizle bir arada yaşayıp yaşamadığınızı denetlerler. Eğer ki formalite bir evlilik yaparsanız Green Card başvurunuz olumsuz olarak sonuçlanır ve aynı zamanda bazı yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Yatırım Yoluyla Green Card Alımı!
Yatırım yoluyla Green Card alımı oldukça kolay ve hızlı bir işlem olarak biliniyor. Kişiler ABD sınırları içinde şirket sahibi olarak veya arsa satın alarak kolaylıkla Green Card sahibi olabiliyorlar. Green Card sahibi olmak sizlere birçok açıdan avantajlar sağlayacağı gibi her türlü koşulda işlemler yapabilmenize olanaklar tanıyacaktır. Kişiler yatırım yoluyla yeşil kart sahibi olmak istiyorlarsa ciddi meblağlarda yatırımlar yapmaları gerekiyor. Yapacakları büyük yatırımlarla çok kolay ve hızlı bir şekilde Green Card sahibi olabilirler.
Green Card Almanın Avantajları Nelerdir?
Green Card kişilere ABD sınırları içinde sınırsız oturum izni hakkı sağlar, böylelikle Amerika’da rahat bir şekilde hareket edebilmenize olanaklar sağlar. Green Card almanın en önemli avantajı kişilere potansiyelli bir oluşum sağlamaktadır. Kişiler bu kartları alarak aktif pozisyonda bir şekilde Amerika sınırları içinde rahat bir yaşam alanına kavuşurlar. Bunun yanında alacağınız Green Card sizlere tüzel bir hizmet ayrıcalığı sağlayacaktır.
Green Card Almanın Püf Noktaları Nelerdir?
Green Card almak isteyen kişilerin belli başlı püf noktalara dikkat etmeleri gerekiyor. Bu püf noktalar arasında en önemlisi yaştır. 18 yaşının altındaki kişilerin Green Card başvuruları 2022 olumsuz olarak sonuçlanır. Dolayısıyla kişilerin 18 yaşında olmaları şarttır. Bunun yanında lise dengi bir okuldan mezun olmakta başvurularda istenilen püf noktalar arasındadır. Lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının Green Card çekilişinde şansları %5 ile %7 arasında daha fazladır. Aynı zamanda çekilişe eşinizle beraber katılmanız sizlere avantajlar sağlayacağı gibi her alanda da aktif bir oluşum imkanını sizlere sunmayı başaracaktır. Green Card alarak siz de Amerika’da ayrıcalıklı bir yaşam alanına kavuşabilirsiniz.
Kavuşmak bir bilete bakar. Sende hemen Bilet Dükkanı uygulamasını indir ya da biletdukkani.com’a gir, ucuz uçak biletini hemen al! Apple Uygulama indir
Londra Uçak Bileti
Londra’da; Buckhingam Palace, Big Ben, Piccadily Circus, London Eye, London Bridge ve müzeleri mutlaka ziyaret edilmeli.
İki bin yıl önce Romalılar tarafından kurulmuş, XXI. yüzyılda dünyanın en önemli iş, moda, müzik ve finans merkezlerinden biri olan Londra’da on beş milyona yakın insan yaşamakta.
Thames nehrinin ikiye böldüğü, kelime olarak manasının akan nehir olduğu düşünülen, 143’ten fazla kayıtlı park ve bahçenin olduğu bu yeşil şehirde üç yüzden fazla farklı dil konuşuluyor.
Londra, Kuzey Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri olarak beş ayrı havaalanına ev sahipliği yapıyor.
Bunların içinde en büyükleri, özellikle uluslar ve kıtalar arası uçakların indiği Heatrow ve Stansted. Bu iki büyük havaalanını, kısa mesafe uçuşların çoğunlukta olduğu Gatwick, Luton ve London City Airport takip ediyor.
Pegasus uçuşunuzla Stansted Havaalanı’na iniş yaptınız. Stansted’den 15 dakikada bir kalkan trenler, 46 dakikada şehrin merkezindeki Liverpool Caddesi’ne varıyor.
Şehir merkezine ulaşım için otobüs, uzun sürdüğü için önerilmeyen, ama mümkün olan bir yöntem.
30 dakikada bir kalkan Terravision A5 40 dakika sonrasında; National Express A9 bir saatlik bir yolculuk sonunda şehre ulaşmanızı sağlıyor.
Heatrow’dan Şehre Yolculuk
15 dakikada bir kalkan tren Heatrow Express 15 dakikada Paddington İstasyonu’na varıyor. Üstelik içerisinde internet de olduğu için her türlü işinizi halledebiliyorsunuz.
Dilerseniz önceden www.heathrowexpress.com sitesinden yerinizi ayırtabilir, ya da trene binmeden, makinelerden kredi kartınızla biletinizi alabilirsiniz.
Heatrow-Londra arasında metroyla ulaşım da mümkün. İlk metro 05:02, son metro 23:35’te kalkıyor.
Londra’da Gezilecek Görülecek Yerler
Kraliçe Elizabeth’in sarayından, British Museum’a, Big Ben kulesinden Trafalgar Meydanı’na… Londra’da görülecek çok fazla müze, dolaşılacak sayısız sokak var.
Buckingham Palace
Saray Kraliçe Elizabeth’in Londra’daki evi. 1837’den beri kraliyet ailesi burada yaşar. Kraliyet koleksiyonundan örneklerin sergilendiği Queens Gallery, özel günlerde kullanılan el arabalarının bulunduğu Royal Mews ve bazı salonları halka açık. Günde iki kez yapılan asker değişim törenini izlemek şart.
Trafalgar Square
Adını, Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının, Fransız ve İspanyol donanmalarını yendiği Trafalgar Savaşı’ndan alan Londra’nın bütün kutlamalarının, büyük konserlerin yapıldığı ana meydanından şöyle bir yürüyüp geçmeden dönmek olmaz.
Baku Uçak Bileti
Bakü; Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkentidir. İstanbul’dan 1800 km uzaklıkta yer alan ve Kafkaslar’ın en büyük şehri ünvanına sahip olan bu kent; adını Farsça ”Büyük Rüzgar” anlamına gelen ”Bad-ı Kübra” dan almaktadır.
Sanayi, ticaret ve kültür merkezi olan bu şehir; aynı zamanda bir liman kenti olmasıyla da doğudaki benzerlerinden ayrılır.
Bakü de uluslararası uçuşlar için Haydar Aliyev havalimanı kullanılmaktadır, üçlü kodu ”GYD” dir, şehrin 20 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. İstanbul’dan Bakü’ye uçuş süresi yaklaşık 2 saat 40 dakikadır.
İstanbul’dan Türk Havayolları, Pegasus, Azerbaycan Havayolları, ayrıca Ankara’dan Azerbaycan Havayolları’nın Bakü’ye direkt seferleri mevcuttur.
Bakü Gezilebilecek Yerle
Bakü’nün kent merkezi 12. Yüzyılda yapılan yüksek surlarla çevrili Icheri Sheher olarak adlandırılan tarihi bölümüdür. Modern ve yüksek yapılar ile Bakü’nün modern yüzüne tanıklık edeceksiniz. İslam, Avrupa ve Sovyet mimarisinin esintilerini bu şehirdeki yapılarda görebilirsiniz. Kent merkezini oluşturan tarihi bölüm Icheri Sheher UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır ve içerisinde 50’den fazla mimari eser bulunmaktadır.
Shirvanshakhs Sarayı, Synyg Gala, Kız Kulesi bu bölümde yer alan başlıca önemli eserlerdendir. Shirvanshakhs Sarayı, Bakü’nün Şirvan Şahları’na başkentlik yaptığını belirten etkileyici bir eserdir. Kız Kulesi de yine bu bölümde yer alan büyüleyici bir anıttır. Bu anıt gökyüzünden bakıldığında Q şeklinde görünmektedir. Bakü’nün en önemli caddesi ise Targovaya Caddesi’dir. Cadde üzerinde önemli taş yapılar, ünlü mağazalar bulunmaktadır.
Bakü’de görülmesi gereken önemli bir nokta da Surakhanı yerleşim alanının 30 km kuzeydoğu tarafında bulunan Ateshgah Tapınağı’dır.
Frankfurt Uçak Bileti
Genelde adı kitap ya da otomobil fuarıyla anılan Frankfurt, Almanya’nın fuar şehri ve finans merkezi olarak tanınır. Frankfurt’un yıl boyunca dünyanın dört bir yanından misafir ağırlamasının tek sebebi elbette yalnızca fuarlar değil.
Tarihi, özgün mimarisi, kültürü de burayı Almanya’da en çok ziyaret edilen şehirlerden biri haline getiriyor.
Frankfurt, Main Nehri kıyısı boyunca konumlanmış müze, sanat galerileri ve tarihi yapılarıyla gotik mimarinin en güzel örneklerini barındırıyor.
Şehir aynı zamanda dünya edebiyat tarihinin en önemli ustalarından Johann Wolfgang von Goethe’ye de ev sahipliği yapmış; Goethe en ünlü eserlerinden bazılarını burada yazmıştır.
İkinci Dünya Savaşı’nda hasar gören şehirde yıkılan binaların yerine gökdelenler yapılmış. Eski ve yeni yapıları bir arada oluşuyla meydana gelen zıtlığın da kendi içinde bir ahengi var.
Hem görsel hem de kültürel anlamda gezilmesi görülmesi gereken önemli dünya şehirlerinden biridir Frankfurt.
Almanya’nın diğer şehirlerine göre nispeten daha ılıman bir iklime sahip olan şehirde yazlar genelde güneşli geçerken, kışlar sert geçer.
Bu yüzden şehrin tadını çıkararak dolaşmak için en iyi zaman yaz ya da bahar aylarıdır.
Frankfurt uçak biletinizi satın aldıktan hemen sonra şehirde rahat bir ulaşım için araç kiralama hizmetinden faydalanabilirsiniz.
Eğer gideceğiniz yerler şehrin merkezinden çok uzak değilse çoğu yere yürüyerek de ulaşabilirsiniz. Çünkü Frankfurt şöhretine karşılık oldukça küçük bir şehir.
Daha uzak noktalar için raylı sistem şehirdeki en iyi çözüm.
Frankfurt metrosunun ve tren hattının yaygın bir ağa sahip olması, bu şehirde ulaşımı sorun olmaktan çıkarıyor.
Tüm toplu taşıma araçlarında kullanabileceğiniz bir günlük bilet edinirseniz bütün gün istediğiniz yere aynı bileti kullanarak yolculuk yapabilirsiniz.
Frankfurt’ta Gezilecek Görülecek Yerler
Frankfurt küçük bir şehir olmasına rağmen gezip görmeniz gereken yer sayısı oldukça fazla.
Özellikle sanata ilgi duyuyorsanız Main Nehri boyunca konumlanmış olan sanat galerileri sizi çok mutlu edecek.
Müze ve tarihi eserler yönünden de oldukça zengin olan Frankfurt, sanata ve tarihe değer veren bir şehir. Ayrıca yıl içinde farklı zamanlarda birçok festival ve fuar da düzenleniyor.
Bu yüzden Frankfurt’ta sıkılmanız ya da yapacak bir şey bulamamanız pek mümkün değil.
Frankfurt Kitap Fuarı
Özellikle ekim ayı içerisinde bir seyahat planınız varsa Frankfurt Kitap Fuarı’na uğramadan dönmemelisiniz.
Dünyanın en büyük fuarlarından biri olan Frankfurt Kitap Fuarı eğer profesyonel değilseniz, yani sadece okuyucuysanız son iki gün sizlere kapılarını açıyor.
Alte Oper
Almanya’nın en önemli opera salonlarından biri olan Alte Oper Frankfurt’ta bulunuyor. İsterseniz burada opera dinleyebilirsiniz.
Ancak bir opera dinlemeseniz de Rönesans stili bu eski opera binasını görmeden gitmeyin. Opera binası önündeki parkta yürüyüş de yapabilirsiniz.
Biletimi nasıl satın alabilirim?
Web sitemizden, Mobil uygulamalarımızdan kredi kartınla veya 0850 241 1923 numaralı Çağrı Merkezimizi arayarak biletini satın alabilirsin.
PNR numarası nedir? PNR numarası ile nasıl işlem yapabilirim?
Açılımı, Passenger Name Record olan PNR; yolcu ismi kaydı anlamına gelir. Daha önce rezervasyon yaptırdığın veya satın aldığın uçuşunla ilgili işlemleri kolayca gerçekleştirmeni sağlar.
PNR Numarası ve soyadın ile sorgu yaparak daha önce rezervasyon yaptırdığın veya satın almış olduğun uçuşun detaylarını görüntüleyebilir, rezervasyonu tamamlanmış uçuşlarını satışa çevirebilirsin
Online check-in işlemi nedir, nasıl yapabilirim?
Bilet Dükkanı üzerinden online check-in işlemini yaptırmak için ”Online Check-in” alanına ”Rezervasyon Kodu (PNR)” ile ”Yolcunun Adı” ve ”Yolcunun Soyadı” alanlarını doldurduktan sonra ilgili havayolunun online check-in sayfasına yönlendirilerek işlemini kolayca tamamlayabilirsin.
Mobil check in nedir?
Mobil check-in, yolcunun biletlenmiş olan uçuşlarını yapmak üzere havaalanına gelmeden check-in işlemlerini mobil cihazlar üzerinden yapabilmelerine olanak sağlayan özelliktir. Yolcular bu sırada koltuk seçimi de yapabilirler. Bu işlem sonunda yolcular biniş kartı yerine kullanılan bir barkod temin etmiş olurlar ve bu barkodları biniş kapılarındaki cihazlara okutarak uçaklarına binebilirler. Bu hizmetten yararlanmak isteyen yolcular sadece kabin bagajları ile uçabilirler. Kabin bagajı dışında bagaj teslimi yapılacak ise check in yapılmış olsa dahi kontuara gidilmesi gerekir.
Uçak bileti alırken izleyeceğim yol nedir?
Bilet işlemi yaparken “Nereden” kısmına uçağa bineceğin şehri, “Nereye” kısmına ise gitmek istediğin şehri girmen gerekiyor. (Unutma, bazı şehirlerde birden fazla havalimanı bulunduğu için, ineceğin havalimanını kontrol etmende fayda var.) Dönüş tarihin şimdiden belliyse, “Dönüş” butonuna tıklayarak, dönüş yapacağın şehri seçebilirsin. Uçak bileti alacağın tarih ve detayları son kez kontrol edip, “Ara” butonuna basabilirsin. Filtreleme alanından; aktarma, gidiş saatleri, havayolları, bagaj, havalimanları, uçuş süresi ve fiyata göre filtreleme yapabilirsin. Sana en uygun uçuşu listeden seçerek, kişisel bilgilerini gireceğin bölüme devam edebilirsin. Ödeme ekranına ulaştıktan sonra gerekli alanları doldurup bilet işlemlerini tamamlayabilirsin.
Uçak bileti bilgisi SMS olarak geliyor mu?
Uçak biletini başarılı bir şekilde aldıysan ve iletişim bilgilerini eksiksiz bir şekilde girdiysen; gerekli bilgilendirmeleri ve bilet detaylarını SMS ile kısa sürede sana göndermiş olacağız.
Biletimi iptal etmek istiyorum.
Bilet iptalleri hava yolu firmalarının kuralları çerçevesinde yapılmaktadır. Biletini iptal edebilmen için 0850 241 1923 numaralı çağrı merkezime ulaşarak iptal isteğini gerçekleştirebilirsin.
Bilet indirimi nasıl alabilirim?
Bilet indirimi yakalamak için tüm iletişim izinlerini verebilir, App Store ve Play Store üzerinden uygulamamızı yükleyebilir; kampanya ve duyurularımızdan anında haberdar olabilirsin.
Havalimanı otopark ücretleri Ne kadar?
Havalimanı otopark ücretleri, havalimanı işletmelerinin belirlediği fiyatlar üzerinden tahsil edilmektedir. İstanbul’da ortalama 24 saatlik otopark kullanımı ise; 50-65₺ arasında değişiklik göstermektedir.
Bavul güvencesi nedir?
Uçuşunuz sonrasında bavulunuzla ilgili yaşadığınız sorunlarda, ilk yapmanız gereken ilgili hava yolu firmasının kayıp eşya ofisini ziyaret etmek olmalıdır. Bazı durumlarda ilgili hava yolu firmalarının yer hizmetleri için iş birliği yaptığı birimler üzerinden de bu ziyareti gerçekleştirebilirsin. Bagajında fark ettiğin bir hasarı rapor tutarak bildirmen, sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayacaktır.
Bavul ağırlık bilgileri uçuşa göre değişiyor mu?
Bavul ağırlık bilgileri almış olduğunu bilet sınıfına göre değişmektedir. Her yolcu farklı sınıflamalara göre belirlenmiş bagaj hakkını kullanabilir. Uçuşun öncesinde bilet işlemleri ekranında bagaj hakkını öğrenebilir, ek bagaj hakkı satın alabilirsin.
Havalimanında kaybolan bavulumu nasıl bulurum?
Hava yolu şirketine bagajını teslim ettikten sonra bagajın kaybolursa kayıp eşya bürosuna giderek talepte bulunabilirsin.
Son Eklenen Yazılardan;
Gümüşhane Gezi Rehberi
Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Gümüşhane de antik zamanlarda birçok medeniyetin yaşadığı en özel şehirlerimizden bir tanesi. Harşit Çayı’nın sınırladığı ve vadi yatağına kurulmuş olan bu şehirde, Karadeniz havasını solumak mümkün. Devamı için tıklayınız: https://www.biletdukkani.com/blogs/gezilecek-yerler/guemueshane-gezi-rehberi
Hakkari Gezi Rehberi
Hakkâri, ülkemizin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan, İran ve Irak ülkelerine sınır komşusu olan bir ilimizdir. Ülkemizin en yüksek bölgelerinden birisi olan şehrin neredeyse tamamı dağlarla çevrilidir. Devamı için tıklayınız: https://www.biletdukkani.com/blogs/gezilecek-yerler/hakkari-gezi-rehberi
Günümüzde insanlar boş vakitlerinde bir yerlere seyahat etmek yeni yerler görmek isterler. Ancak bu süreçte nereye seyahat edebilecekleri konusunda zaman kaybı yaşayabilirler. Bu kararsızlığı kısa sürede giderebileceğiniz platformlardan biri olarak Gezilinki karşımıza çıkar. Gezilinki sitesi adeta bir gezi bilgilendirme platformu olarak nitelendirilebilmektedir. Yurtiçi veya yurtdışı seyahatlerde gidebileceğiniz yerler hakkında bilgilendirmeler yapılmaktadır.
Kısa süreli veya uzun süreli olarak gitmek istediğiniz yerler için fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken şey Gezilinki.com adresine erişim sağlamaktır. Böylece etkinlikler, festivaller veya değerlendirebileceğiniz alternatif gezi fikirlerini görüntüleyebilirsiniz. Bilgilendirici metin içeriklerinin yanı sıra görsel eklentiler de siteye yer almaktadır. Bu sayede tek bir mecra üzerinden gitmek isteyeceğiniz yerler hakkında fikir alabilirsiniz.
Gezilinki Yurtiçi Gezileri Hakkında
Yurt dışında gözü olmayanlar veya yurt genelinde seyahat planı yapmayı düşünenler için sitede yurt içi geziler için ayrı bir kategori vardır. Bu kategori içerisinde Türkiye’nin her bölgesi adına ayrı bir alt kategori hazırlanmıştır. En güncel bilgileri bulabileceğiniz kısımda Türkiye genelinde seyahat edebileceğiniz şehirler belirtilmektedir. Bu şehirlerdeki yemek kültürü, özel ve tarihi dokular, müzeler ve çok daha fazlası aktarılmaktadır. Bunun yanı sıra yaz veya kış tatili, kültür gezisi gibi planlamalara uygun yerler de belirtilmektedir.
Eğer yurt içinde bir kaçamak planlıyorsanız, öncesinde mutlaka Gezilinki sitesine göz atmalısınız. Bu sayede siteden gitmeyi planladığınız yer hakkında detaylı bilgiler edinerek tatil rotanızı da oluşturabilirsiniz.
Yaz Tatili İçin Gidebileceğiniz Yerler
Koca bir kışın ardından keyifli bir yaz tatili için ülke genelinde tercih edilen birçok şehir vardır. Bu şehirler arasında ise Antalya gelmektedir. Antalyada gezilecek yerler oldukça geniş bir skalaya yayılmaktadır. Bu kapsamda Eğer Antalya’ya gitmeyi düşünüyorsanız, Gezilinki sitesinden bu alanda bilgi alabilirsiniz. Sitede Antalya’da gidip görebileceğiniz yerler, tadabileceğiniz yemekler ve tüm güzel sahiller açıklanmaktadır.
Görselleriyle birlikte gitmeyi planladığınız yerler için belirtilen açıklamaları okuyabilirsiniz. Böylelikle seyahat edeceğiniz süreç zarfında tüm durumlara karşı kendinizi hazırlamış olursunuz. Bu bakımdan değerlendirildiğinde Gezilinki sitesi oldukça başarılı bir bilgilendirici gezi rehberi platformu oluşturmaktadır.
E-ticaret’e başlarken satılacak bir mal ve web sitesi yeterli olarak görülüyor. Web sitesini ücretsiz olarak kurup açabiliyoruz, malı da konsinye* olarak aldığımız zaman hiç bir masrafımız olmuyor. Başlarken bu gazı alıyoruz, daha sonrasında işin bu kadar basit olmadığını yavaş yavaş öğreniyoruz. Tabi ki öğrenme maliyeti oldukça yüksek olabiliyor.
Öncelikle e-ticaretin normal ticaretten bir eksiği olmadığını kavramak gerekiyor. Nasıl normal ticarete bir başlangıç maliyeti varsa e-ticarette de aynı maliyetler söz konusu. Daha önce e-ticaret veya ticaret konusunda bir tecrübeniz yoksa öncelikle biraz tecrübe edinmeniz gerekiyor. Bunun için önereceğim ise düşük maliyetli yerlerde ürününüzü satmaya çalışmanız.
Gittigidiyor.com, sahibinden.com gibi pazar yerlerinde ürününüzü satmaya başlarsanız bir çok deneyim elde etmiş olursunuz. Ürünü satmak için nasıl bir fiyatlandırma yapacağınız, nasıl bir başlık, nasıl bir fotoğraf kullanacağınız, açıklamalarda neler yazmanız gerektiği gibi çok önemli ayrıntıları burada öğrenebilirsiniz. Bu tarz sitelerde bunları öğrenmenin maliyeti sizin için oldukça düşük olacaktır, herhangi bir yazılım maliyeti olmadan burada ürün satmaya başlayabilirsiniz. Normal ticarette pazarda seyyar olarak satış yapmaya benziyor. Ürünleri sattıkça kazandığınız parayla tekrar ürün alarak işinizi büyütebilirsiniz.
2. Adım: Pazarda Dükkan Açmak
İlk aşamayı geçtiğinizi düşünüyorsanız, bahsettiğim tarzda sitelerde kendinize ait mağazalar kiralamaya başlayabilirsiniz. Burada da mağaza ve ürün yönetimini daha doğru bir şekilde öğrenebilme şansı yakalıyoruz. Ürün sayısı arttıkça bunu yönetmek, satışlara göre reaksiyon vermek gerekebilir. Mağaza yönetmek 2-3 ürün satmaktan çok daha zor bir süreç. Bu süreçte pazarda kendimize ait bir alan kiralamaya benziyor. Bu aşamada kendi web sitemizi açıp burada ki mağaza adresimize yönlendirebiliriz. Yavaş yavaş kendi markamızı da bu sayede oluşturabiliriz.
Müşterilerimiz oluşmaya başladıysa, müşteri yorumlarımız da başlamış demektir. Kimisi hizmetimizden memnun kalacak, kimisi de memnun kalmayacaktır. Bunlara karşı tavırlarımızı da bu aşamada geliştirmiş oluruz. Bu tarz sistemlerde kullanıcı yorumları çok önemli olduğu için müşteri ilişkilerini öğrenebilmek için çok uygun yerler olduğunu düşünüyorum.
3. Adım: Mağaza İçerisinde Dükkan Açmak
Bilgi birikimi ve müşteri deneyimi kazandık, satmak için ürünlerimiz de var. Fakat henüz bir dükkan açmak için erken olduğunu düşünüyorsak. Bu aşamada hazır olarak açılmış mağazaların içerisinde kendi dükkanımızı oluşturabiliriz. Bu aşamada ürün bizden alınsa da ödemeler ortak bir noktadan yapılır, biz de paramızı komisyonu düşüldükten sonra orası üzerinden alırız. Trendyol, N11 ve Hepsiburada gibi yapıların içerisinde bu şekilde yer alabiliriz. Buralarda ürünlerimizi de tanıtma şansı yakalamış oluruz. Kiraları mağazaya göre oldukça düşüktür.
4. Adım: Franchise Mağaza
Artık kendi mağazamızı açma zamanımız geldi. İşi öğrendik, ürünü tedarik edebiliyoruz, müşteriye en güzel şekilde sunabiliyoruz. Bunun için kendi mağazamızı açmaya karar veriyoruz. Fakat herhangi bir mağazacılık deneyimimiz yok, vitrin nasıl oluşturulur, yerler nasıl döşenmeli, tabela nasıl olmalı, stantlar nereye gelmedi gibi bir çok soruya yanıt veremiyoruz. Bu nedenle hazır bir çözüme yöneliyoruz, burada iki seçeneğimiz var ya ücretsiz olan bir paket seçmek veya düşük bir ücret karşılığında bir yerden hazır paket yazılım almak. Aslında burada ücretsiz yazılım kullanmak eşten dostan duyduğun bilgiye göre mağazayı kendinin oluşturmasına karşılık geliyor. Paket yazılım ise franchise yöntemi ile hazır kurulu olan bir sistemi mağazamıza entegre etmeye benziyor. Bu aşamada hangi yolu seçersek seçelim artık bizi zor bir süreç bekliyor. Çünkü artık tanıtım olayları, reklam olayları da bizim sorumluluğumuzda.
5. Adım: Mağaza
Franchise sistemi ile veya eşten dosttan duyduğunuz bilgilerle mağazanızı oluşturdunuz. Bir süre sonra daha iyi çözümler aramaya başladınız. Franchise sisteminde renkleri değiştirememek veya stant yerlerinin sabit kalması gibi sorunlarla boğuşurken satış performanslarınız düşmeye başladıysa. Artık tamamen kendi çözümünüze doğru adım atmaya başlayabilirsiniz. Bu aşamada her şeyi kendiniz yapacağınız için diğer aşamalara göre en zor adım burası. Artık tamamen yalnızsınız, bu aşamada atacağınız her adım işletmenizin kaderini belirliyor. Onun için yanınıza bu işten anlayan kişileri bulmak ve bunları iyi bir şekilde yönetmeye başlamanız gerekiyor. E-ticaret yazılım çözümünü kendiniz mi yazacaksınız yoksa bunu dışardan bir ekibe yaptırıp sürekli destek mi alacaksınız bunun kararını vererek başlamak gerekiyor. Daha sonrasında ise öncesinde ki ticaret deneyimlerinizi harmanlayıp e-ticaret sitenizi hayata geçirebilirsiniz.
Uzay çağının en büyük fenomenlerinden biridir kendi işini kurmak deyimi. Üniversitede tanışan 2-3 arkadaş, bulunduğu işten memnun olmayan ya da daha büyük oynamak isteyen bir çalışan, bu hayalin peşinden koşabilir. Bu noktada aşılması gereken ilk engel girişiminizi hayata geçirecek fikirdir. Diyelim ki fikri de buldunuz ve e-ticaret ekosistemine dahil olmaya karar verdiniz.
Peki çıkacağınız bu zorlu yolu ne kadar tanıyorsunuz?
Belki de henüz duymadığınız ama cevaplamanız gereken sorular neler? Yeni başlayanlar için e-ticarette hangi sorular önceliğe sahip?
1. Hangi E-Ticaret Türünde Yer Almalıyım? 2. Girişimime Destek Olacak Birilerini Nasıl Bulabilirim? 3. Pazar ve Rakipler Hakkında Ne Biliyorum? 4. Tüketiciler Benden Ne Bekliyor? 5. Sitemin Tanıtımını Nasıl Yaparım?
Hangi E-Ticaret Türünde Yer Almalıyım?
Tabi ki fikriniz sizi şekillendirecek ama online alışverişin iş modellerine hakim olmak girişiminizi doğru limana yönlendirmenizi sağlar. E-ticaret türlerini 5 ayrı başlıkta inceleyebiliriz; Şirketler arası e-ticaret anlamına gelen Business to Business (B2B), şirket ürünlerini tüketiciyle buluşturan Business to Consumer (B2C), tüketiciler arası köprü oluşturan Consumer to Consumer (C2C), henüz çok yaygın olmasa da tüketiciden şirkete ürün satan model, Consumer to Business (C2B) ve bir şirket ağının içinde şirketin çalışanlarına özel ürün ve hizmet sunduğu Business to Employee (B2E).
Girişimime Destek Olacak Birilerini Nasıl Bulabilirim?
Ailenizden ya da arkadaşlarınızdan girişiminizi karşılayacak ekonomik gücü sağlayamıyorsanız diğer sorulara geçmek için bu zor olanını cevaplamanız gerek. Çünkü fikriniz ne kadar iyi olursa olsun finansal tabanı oturtmadan ilerleyemezsiniz. Bu konuda düzenlenen yarışmalar, devlet teşvikleri ve uluslararası fonlar mevcut. Bu seçenekler size belirli bir finansal destek sağlayacaktır fakat girişiminizin ihtiyacı olanı daha fazlası ise gitmeniz gereken yatırımcı türleri; melek yatırımcı ya da risk sermayedarları olacaktır. Ayrıca birinci derece finansör rolü oynamasa da, yatırımcı ve girişimci arasındaki köprü vazifesini sağlayan kuluçka merkezleri, girişiminize hayat veren adreslerden biri olabilir.
Pazar ve Rakipler Hakkında Ne Biliyorum?
Pazarlama stratejilerinizden, satacağınız ürünün fiyatına kadar bilmeniz gereken her şey aslında bu sorunun cevabında gizli. İster dikey (internet üzerinden sadece belli bir kategoride ürün satmak) ilerleyin, isterseniz ürün segmentiniz çok geniş olsun; rakiplerinizin dağıtım ağlarına, ürün fiyatlarına, pazar paylarına ve tüketici demografik bilgilerine hakim olmanız markanızı konumlandırmanız gereken alanı daha rahat bulmanızı sağlayacaktır. Hatta sizinle aynı hizmeti sunan fiziki mağazaları da dikkate almanız gereklidir. Küçük bir örnekle açıklayalım; e-ticaret sektöründe özel alışveriş sitesi olarak yer almak istiyorsanız, Trendyol, Hepsiburada, Gittigidiyor ve N11 gibi sitelerin yaptıkları ve yapmadıkları sizi yakından ilgilendirmelidir. Sonuçta tercih ettiğiniz iş ağındaki büyüklerle aynı ürünü satıp, aynı stratejide ilerlerseniz, farklılaşamazsınız.
Tüketiciler Benden Ne Bekliyor?
”Müşteri istediği renkte arabayı satın alabilir, renk siyah olduğu sürece” Bu, Henry Ford’un tüketicilerin farklı renkte araba istemeleri üzerine kurduğu efsane cümle. Tabi Ford, bu cümleyi ağzından çıkardığı yıllarda ondan başka araba satan kişi ya da şirket yoktu ve o ürettiği arabalar için siyahtan başka renk tercih etmiyordu. Tüketicilerin ne istediğini tamamen üreticilerin ve şirketlerin belirlediği bir dönem muhtemelen bir daha gelmeyecek. O yüzden e-ticaret sitenizi kurmadan potansiyel tüketicilerinizin sizden neler bekleyeceğini bilmek hayati önem taşır.
Sorunun cevabına gelirsek, ilk izlenim önemlidir; sitenizin tasarımı görsel anlamda çok iyi olmakla beraber sade, basit ve anlaşılır olmalı. Online mağazanızı ziyaret etmek isteyen biri site açılırken çok fazla beklememeli; ekmek almaya girdiğimiz bir bakkalın kapısını açmak için 20 saniye uğraştığınızı düşünsenize, aç gezmeyi tercih edebilirsiniz. Sitenizden ürün satın almaya karar veren müşterinize dilediği gibi ödeme yapma imkanı verin. Kredi kartının yanı sıra PayPal ve BKM Express gibi ödeme seçenekleriyle birlikte kapıda ödeme fırsatı tanıyın. Satış bitti, işlem tamam diye düşünmek hiçbir zaman marka sadakati getirmeyecektir. Bu yüzden satış sonrasında müşterilerinizin sorunlarını çözmek için gerekirse 7/24 hazır olun.
Sitemin Tanıtımını Nasıl Yaparım?
Aslında çok kolay bir soru, verin en çok izlenen 4-5 kanalın prime time reklam kuşağına tanıtımınızı; satış ve üye sayınızda patlama yaşayın! İşin kinayesi bir yana, televizyona çıkacak kadar pazarlama ve reklam bütçesi ayırabilmenizin oranı yeni bir girişim olduğunuzu da düşünürsek, milyonda bir. Bu sebeple belirleyeceğiniz pazarlama stratejileri, alternatif kanallar üzerinden olacaktır. E-posta pazarlamasını tercih edip, tüketicilerinize basın bülteni, kampanya bilgileri hatta eğlenceli içerikler gönderebilirsiniz. Affiliate pazarlama da kullanmanız gereken bir başka seçenektir. Büyük trafik hacmine sahip siteler üzerinden satış, kayıt ya da aksiyon amaçlı vereceğiniz reklam, bütçeleme açısından yeni girişimler için idealdir. Doğru bir şekilde yapılan Google Ads kampanyaları da göz ardı edilmemeli.
Bütün bunlarla beraber, literatürde kendinden yeni yeni söz ettirmeye başlayan sosyal alışveriş terimi e-ticaret sitelerine büyük bir ipucu niteliğinde. Sosyal medya kanalları üzerinden alışverişi tanımlayan bu terim, sosyal medya pazarlamasının elzem bir seçenek olduğunun da göstergesi. Sosyal medya ile ilişkisi günden güne artan kullanıcıların, e-ticaret sitenize sosyal ağlar aracılığıyla üye olabilmesi (sign in) doğru bir farklılaşmadır. Ayrıca değişen tüketici trendleri mobil ticaret ve sosyal medya ilişkisini güçlendirmekle beraber sitelerin mobil cihazlara entegrasyon önemini de arttırmaktadır.
Kaspersky Lab’ın dünyanın her yerinden BT çalışanlarıyla gerçekleştirdiği bir ankete göre e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik (%48) ve finansal hizmet sektöründe (41%) faaliyet gösteren şirketlerin neredeyse yarısı geçtiğimiz yıl içinde hedefli saldırılar, uygulama güvenlik açıkları ve diğer biçimlerde siber suçlar nedeniyle farklı türlerde finansal bilgi kaybına uğradılar.
Bu iki iş sektörü bu benzerliği paylaşıyor olsa da güvenlik teknolojilerine karşı tavırları birbirinden farklı: E-ticaret/çevrimiçi perakendecilik segmentinin sadece %53’ü “dolandırıcılık önleme yazılımlarının güncel olmasını sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını” belirtiyor ve bu oran genel dünya ortalamasının %10 altında. Çevrimiçi tüccarların bütün bir iş modeli ödeme işlemlerini temel alıyor olsa da dolandırıcılık önleme yazılımlarına yatırım yapmaya karşı bu umursamazlık bir güvenlik vakasında iş kayıplarına yol açacak gibi görünüyor.
Finansal hizmetler segmenti, finansal verilerin korunmasına yönelik daha olumlu ve proaktif bir yaklaşıma sahip: Bu kurumların %64’ü “dolandırıcılık önleme yazılımlarının güncel olmasını sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını” söylüyor. Buna ek olarak, e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik segmentinin %46’sına karşılık finansal hizmet sağlayıcılarının %52’si finansal işlemlerin güvenliğini sağlamak için yeni teknolojilerden faydalanmak istediklerini belirtiyor.
Müşterinin sistemi yerine kendi sisteminin güvenliği düşünülüyor
Kaspersky Lab’ın anketinde, ciddi bir veri kaybı vakası yaşayan şirketlere ayrıca, bu vakanın sonrasında müşterilerini korumak için attıkları adımlar da sorulmuş. Farklı yaklaşımlarına karşılık hem e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik hem de finansal hizmetler sektörleri ek güvenlik önlemleri almak için benzer adımlar atmış. Finansal hizmet kuruluşlarının /88’i ve e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik kuruluşlarının %78’i tarafından alınan en yaygın önlem “müşteri işlemleri için güvenli bağlantılar sağlamak”. Finansal hizmet sağlayıcıları e-ticaret / online perakendecilere göre mobil cihazlar için uzman çözümler sunmaya daha fazla odaklanmış durumda (%75’e karşılık %56).
Genel olarak hem finansal hizmet sağlayıcıları hem de e-ticaret / online perakendeciler için bir veri ihlalinin ardında en nadir olarak alınan önlem ise müşterilerine, birinci sınıf internet güvenliği yazılımlarının ücretsiz veya indirimli sürümlerinden sağlamak. Her iki sektörün de müşterilerinin sistemlerini korumaya almaya yatırım yapmak yerine kendi sistemlerinin güvenliğine yatırım yapmaya daha hevesli olduğu görülüyor.
Son olarak, bir veri ihlalinin ardından uç noktalar için uzman dolandırıcılık koruması benimseme oranlarının finansal hizmetlerde %71 ve e-ticaret / online perakendeciler için %62 kadar yüksek olmasına karşılık, madalyonun diğer yüzündeki rakamlar da oldukça dikkate değer. Bu rakamlar her iki sektörden şirketlerin yaklaşık üçte birinin, veri ihlali vakasının ardından finansal verileri çalınmış olsa dahi halen bir finansal güvenlik yazılımına yatırım yapmamış olduğunu gösteriyor.
Yüzme hazuzları insanların yüzdüğü, eğlendiği, güzel vakit geçirdiği, dinlendiği, çelik veya beton yapılardır. Havuz suyu; klorlanmış ve arıtılmış şebeke sularından, kuyulardan sağlanır.Bu yüzdendir ki, kullanacağımız havuz suyunu ilk haliyle korumak için kimyasal ürünler kullanılmalıdır. Fakat havuz suyuna sadece kimyasallar vermek yeterli değildir.
Havuz yapımında önemli olan;
*Havuzun boyutu: Havuz alanı büyüdükçe m2 başına düşen maliyet oranı azalır.
*Havuzun derinliği: Hiçbir sınırlama yoktur.
*İşletim sistemi : Taşmalı ve skimmerli havuz yapılabilir.
Taşmalı havuz: Kirlilikler suyun üst kısmına yani yüzeyine ve bunun altındaki katmanlara çıkarlar. Bu yabancı maddeler üstten taşırma sağlanarak,kanallar yardımıyla en kestirme yoldan sisteme geri yollanır.
Taşan su savaklara, yani taşma kanallarına, sonrasında taşma ana arterine ve buradan da denge arterine geçer. Denge arterine geçen su ise fokulasyon, filtrasyon, ph düzenleme ve klorlama yapılarak tekrar havuza gönderilir.
Skimmerli havuz: Yüzey sıyırıcılı anlamına gelen sistemdir. Kullanımı az olan havuzlar için daha avantajlıdır. Bu sisteme göre yüzeydeki kirli suyun, birçok değişik sistemden emilmesi esasına dayanır. ‘Skimmer’ bu işte kullanılan malzemenin ismidir. Filtre tesisinin emişi doğrudan skimmera bağlandığı için bu sistemde denge deposu yoktur. Yüzme havuzlarında yüzeydeki kirliliğin filtre edilmesi, emilmesi için skimmer tekniği gayet uygundur ve düşük maliyetlidir.
*Kaplama: Liner veya cam mozaik olarak kaplanabilir. Prefabrik yüzme havuzu sitemi için ise seramik, cam mozaik gibi malzemeler kaplamada kullanılabilir.
*Yapım süresi: Klasik betonarme perdeyle inşa edilen orta boy havuzun betonarme perde imalatı süresi, 10-15 gün civarındayken, prefabrik havuz sistemi ile yapım 1 gün kadar sürmektedir.
Yüzme Havuzları ile İlgili Püf Noktaları
Eğer evinizde veya bahçenize uygun alanınız ve bu önemli tadilat işini göze alabiliyorsanız, sahip olacağınız bir yüzme havuzu ile birlikte rahatlama ve eğlence dolu saatlerinizi artırmanız mümkün. Ancak bu işe karar verdikten sonra ilk kazmayı vurmadan önce istediğiniz ve ihtiyacınız olan şeyleri kesin şekillerde belirlemeniz gerekmektedir.
İç mekanda yaptıracağınız bir yüzme havuzu evinizin içinde de dış bir bölgesinde de yaptırsanız büyük bir inşaat faaliyeti gerektirir. Eğer aklınızda kapalı bir havuz binası var ise, ne kadar derecede suya ve diğer sistemlere ihtiyaç duyacağından emin olmanız gerekmektedir.
Yüzme havuzları genel olarak iki temel çeşide sahiptir. Bunları seviye açısından yer üstü ve yerle eşit seviyede olarak değerlendirebiliriz. Yapımında bir çok farklı malzeme kullanılan bu havuzlarda bazı malzemeler diğerlerinden daha fazla bakıma ihtiyaç duyarlar. Bazı temel çeşitlere bakacak olursak :
-Fiberglas malzeme önceden kazılmış bir çukur içine tek parça halinde montelenen havuz küvetlerinde kullanılır. Yüzeyinde genellikle yosun tutmayan bu malzeme yine de zaman içinde yenilenmeye ihtiyaç duyar.
-Plasterle kaplanmış beton malzemeler zaman içinde diğerlerinden daha çok aşınma ve yıpranma gösterebilir. genellikle 7 yıldan sonra yeniden kaplama yapılması gereklidir.
-Agrega kaplama ise normal kaplamalı betonların biraz daha kalitelisidir. Gömülü çakıllarla çevrelenmiştir.
-Karo malzeme ile kaplı betonlar diğer kaplama malzemelere göre daha az bakıma ihtiyaç duyar.
Havuz bakımı
Düzenli bir havuz bakımı için haftada 4 ila 8 saat arası ayırmamız gereklidir. Temel bakım malzemeleri olarak vakumlu temizleyici, fırçalar, su test kiti ve yaprak süpürücü gibi malzemeleri gösterebiliriz. Bunların yanında temilik için çeşitli kimyasallara ihtiyaç duyarsınız.
Çamurlu ve renklenmiş havuz suyu bazı organizamaların, kimyasalların veya kirlerin suya karışmış olduğunu gösterir; tıkalı filtreler bakım için ekstra para harcatırlar.
Zaman içinde oluşan yosunlar ise diğer bir problemdir. Bunlardan kurtulmak için 2 yol tercih edilir. Biri yoğun kimyasal maddeler ile mücadele etmek, diğeri de kahverengi, yeşil veya siyah küçük lekeler görülmeye başlandığı anda havuz suyunun değiştirilmesidir.
Eğer açık alanda bir havuza sahipseniz, yapanız gereken bir diğer bakım işi de kış hazırlığıdır. Suyun donma tehlikesine karşı borulara ve giriş yerlerine konulacak antifirizlerle donma ile buralara gelecek zarar engellenir.
Havuz özellikleri
Çoğu geniş havuzlar kendi ısıtma sistemlerine sahiptirler. Havuz sahipleri sıcak aylarda bu sistemleri kapatarak tasarruf ederler.
Filtre sistemleri havuzun içindeki suyu daime temiz tutarlar. Ancak yanlış yapılabilecek ayarlamalar suda zararlı kimyasal hareketlenmelere izin verir. Bunları kontrol edebilmek için suyun kalitesini test eden cihazlar bulunmaktadır.
Çocuklarınızın düşmesini engelleyecek bazı havuz kenarlıkları da önemli havuz aksesuarlarındandır. Bununla beraber açık havuzların kış aylarında üstünün kapanması da faydalı bir sistemdir. Otomatik olarak kapanan kapak sistemleri de hem yaz hem kış için idealdir.
*Havuz sirkülasyon pompası: Havuz bakımının en önemli parçalarından birisidir. Havuz sirkülasyon pompası, havuz filtresinden daha önemli bir bakım elemanıdır. Çünkü havuz suyunun filtresiz devir daimini sağlayan bir eleman olarak görev yapar. Katı ve büyük parçacıklı pisliklerin temizlenmesi için ihtiyaç duyulan bir sistemdir. Görevi ise, katı pisliklerin tutulmasını sağlayan filtre sisteminden ayrı olarak, suyun daimi temiz kalmasını sağlamasıdır. Suyun tam anlamıyla temiz kalması için günde en az dört kez devir daim olması gerekmektedir.
*Havuz Filtresi: Görevini en iyi şekilde yapan filtre; katı atık, bakteri ve yosunların temizliğini, kirlerin arınmasını sağlamaktadır. Kum filtreler en büyük parçaları, kartuş filtreler ise biraz daha küçük parçaların temizlenmesinde görev alır. Filtre pompasını günde 8-12 saat çalıştırarak istediğimiz sonucu elde edebiliriz. Ancak,iyi filtre sağlamak istiyorsak filtrenizi kimyasal temizleme malzemeleriyle sezon boyunca 2 veya 3 kez bakımının yapılması gerekmektedir.
*Havuzun Temizliği
Birçok yüzme havuzunda sirkülasyonunun olduğu veya hiç olmadığı birkaç alan mevcuttur. Bu alanlar,bakteri ve yosunların büyümesine gayet elverişli kısımlardır. Bu kısımlar,suyun yeşil veya daha bulanık görünmesine neden olabilir. Bu sebepledir ki 1hafta boyunca en az bir kez havuzun duvar ve dibinin, vakum veya fırça ile temizliği yapılmalıdır.
*Test Etmek: Havuz suyunuzu test yaptırmak havuzun içindeki bakterilere karşı koruma sağlar. Havuz suyunun berrak görünmesi aldatıcı olmamalıdır. Pek çok ciddi problem havuz suyunun kristal berraklığında olduğu zamanlarda ortaya çıkmıştır.
*Havuz Suyu Kimyası: Havuz suyunda kullanılan kimyasallar ise gerçekten önemli bir basamaktır. Kullanılan dezenfektan seviyesi ve bunların sabit tutulması gerçekten önemlidir. Bunlar için tabletler ve yavaş çözülen klor çubukları kullanılmalıdır. Havuz,devreye girdikten sonra veya ayda bir kez şoklama yapılması da gereklidir. Şoklama ile bulanık su görünümüne neden olan maddeleri, havuz kokusunu veya göz kızarıklıklarına neden olan maddeleri yok eder. Yosun öldürücü kimyasal madde çözeltisini haftada bir kullanmak havuz suyu için önemli olacaktır. Havuz suyu dengesini sağlayan maddeler ise dezenfektanların görevini doğru yapabilmesi için önemlidir. Havuz suyunun ph ı yükseldiğinde bulanıklık artabilir, havuz suyunun ph nın düşmesi ise havuz suyu ortamında çamurlaşmaya neden olabilir.
Havuzun yapımı bilgi, kalite ve deneyim gerektirmektedir. Genel olarak bir kez inşa edilen ve kalıcı olarak kullanılan yapılar olması sebebiyle, firmanın iyi seçilmesi, referanslarının tatmin edici olması ve kullanılan malzemelerin yüksek kalitede olması, gerçekten hassas bir konudur.
Yüzme Havuzu Bakımı Hangi Aralıklarla Yapılır ?
Genellikle yüzme ve serinleme amaçlı olarak kullanılan havuzlar daha küçük boyutlarda park veya bahçelerde dekorasyon amaçlı olarak da kullanılabilirler. İçerisindeki suyun devir daim yapmasını amaçlayan bir sisteme sahip ve denizler gibi kendini temizleme imkanına sahip olmayan bu sistemlerin düzenli olarak bakımının yapılması gerekir. Buna göre havuzlarınızın aylık ve yıllık bakımında kullanabileceğiniz 4 temel kimyasal vardır. Bu kimyasalları doğru bir şekilde kullanmanız gerekir. Her gün ph değeri ve klor değeri ölçülmelidir. Ph değeri yüksek çıkarsa ph düşürücü kullanılmalıdır.
Havuzlarınız genelde klorlu olduğu için toz klor kullanabilirsiniz. Eğer havuzunuzda yosunlaşma var ise mutlaka yosun giderici kimyasalını kullanmanız gerekmektedir. Havuz kenarları temizlenmelidir. Havuz kenarlarındaki ızgaralar kirlenmiş ise bunları temizlemeniz gerekir.
Eğer otomatik dezenfeksiyon sistemi yok ise havuzların günlük bakımında kullandığımız temel araç ph ve klor ölçerdir. Ölçtüğünüzde ph değeri yüksek çıkıyorsa ph düşürücü kullanmanız gerekir. Havuz dibinin hergün süpürülmesi gerekir. Havuz etrafının da temiz olması gerekir. Havuz suyu kirlendiği zaman ise hemen değiştirilmesi gerekir.
Türkiye’deki havuzlar da genelde klorlu havuzlardır. Çok az havuzda ozon takviyeli dezenfeksiyon yapılmaktadır. Havuz bakımında sağlık bakanlığından onaylı dört temel kimyasallar vardır. Bunlardan birinci temel madde PH dengeleyicidir. Bunun için de genelde ph düşürücü kullanılıyor.
Çünkü ph genellikle yükselme eğilimi gösteren bir su parametresidir. İkinci temel madde klordur. Kloru toz olarak kullanabilirsiniz. Suya katıldığı takdirde sağlığa hiç bir zararı yoktur. Üçüncü temel madde yosun gidericidir. Sıvı olarak suya katılıyor. Dördüncü temel maddemiz ise sıvı topaklayıcısıdır. Bu madde ufacık olan, gözle çok zor görülebilen partikülleri bir araya getirip kum filtresine takılmalarını sağlıyor. Böylelikle daha berrak bir su elde ediliyor.
Kaliteli ve keyifli bir ev yaşamı için en önemli gereken detaylardan birisi de ortam sıcaklıklarının dengeli şekilde etki edebilmesidir. İnsanların yaşadıkları iç mekanlarda konforlu bir yaşam sürebilmeleri için yaşadıkları mekanın 20 ile 22 derece sıcaklıkta ve yüzde 50 bağıl nem oranına sahip olması gerekir. Dış cephe mantolama da bu standartları yaşam mekanları içerisinde tutmaya yardımcı olan ve binanın etrafına uygulanan bir işlemdir. Yaklaşık 10 yıldır ülkemizde kullanılmaya başlanan bu sistem 2000 yılı itibariyle yapı denetim firmaları aracılığıyla zorunlu hale getirilse de kullanılan ürünlerin sadece yasaya uygunluk amaçlı uygulanması sonucu resmiyette var olan ancak bir işe yaramayan mantolamalı evler inşa edilmeye başlanmıştır.
Evlerindeki yalıtımla ilgili eksikleri gidermede yardımcı olmak için birçok şirket müşterilerine indirim fırsatları sunmaktadır. İşinde ehil, güvenebileceğiniz şirketler ile indirim koşullarını da konuşarak izolasyon işleminden önce bir ödeme planı çıkartılması daha sonra oluşabilecek sorunları önlemek için gereklidir.
Isı izolasyonu her ev için gerekli olan bir parçadır. Profesyonelce yapılan bir izolasyon yaz kış evinizin ısısını ve enerjisini sabit tutacaktır. Bu da tasarruf etmenizi sağlayarak size uzun vadede büyük oranda avantaj sağlayacaktır. Isı yalıtımı yapmaya karar verdiğiniz anda bunun maliyeti kafanızı kurcalayabilir. Maliyeti belirleyen birkaç farklı faktör vardır.
Herhangi bir yalıtıma başlamadan önce evinizin ne derece enerji kaybettiğini tespit etmeniz gerekir. Bu izolasyon, işinde ehil firmalarca yapılan bir işlemdir. Bunu etkileyen faktörler ise evinizin yaşı, duvarlarınızın sağlamlığı ya da evinizin bulunduğu bölge gibi şeylerdir. Eğer evinizin enerji kaybı değeri tespit edilmeden ısı yalıtımı işlemi yapılırsa izolasyon işleminden tam olarak verim alamayabilirsiniz. Aynı zamanda evinizdeki duvarların her biri aynı durumda olmayabilir. Yalıtım firmaları size herhangi bir duvarınız için ısı yalıtımına başlamadan önce başka bir işlem gerektiğini söyleyebilir. Elbette böyle bir durumda izolasyon işleminin maliyetinde değişiklik olacaktır.
Mantolama Fiyatı Ne Kadardır ?
Farklı mantolama malzemeleri farklı fiyatlara sahiptir. Mantolama malzemelerinin fiyatı bir nevi kalitesini de belli edecektir. Ancak yüksek fiyatlar sizi korkutmamalıdır. Çünkü her zaman bu işte ehil olan kişiler tarafından uzun vadede tasarruf sağlaması için, kaliteli bir dış cephe ya da iç yalıtım yaptırılması önerilir. Bunun için sizlerin yapması gereken yalıtım işlemi konusunda güvenebileceğiniz, profesyonel bir firma ile çalışmaktır. Yaptıracağınız yalıtım, kışın ısınmak yazın ise serinlemek için kullandığınız elektronik ya da doğalgaz faturalarınıza yansıyacaktır.
Eğer eviniz birden fazla kata sahipse ve siz bütün eve yalıtım yaptırmanın sizin için pahalı olacağını düşünüyorsanız en çok kullandığınız kata ya da katlara yalıtım yaptırmak isteyebilirsiniz. Ancak bölgelere göre farklı gereksinimler ortaya çıkabilir. Örneğin; eğer çatı katına yalıtım yaptırmaya ihtiyacınız varsa çatı katınızın havalandırmasını da düşünmek zorundasınız. Elbette bu maliyeti arttıracaktır fakat ısı yalıtımı ve havalandırmanızı yaptırdıktan sonra çatı katları için kullanılan ve genel bir tabir olan çatınızın basık havasından kurtulacaksınız ve belki de yalıtımdan sonra evinizde en çok kullanacağınız yer çatı katınız olacaktır.
BTCHaber ve Black Studio iş birliği ile #Metaverse dünyasını deneyimlediğimiz Metaverse Kulübü’nün ilk bölümü günün en popüler konusu ile yayında!
Bu akşam 20:45’de oynanacak Galatasaray – Barcelona maçının yorumlayan Melis Hazal Karagöz ve Uğur Karakullukçu bu sefer bizlere metaverse evreninden sesleniyor.
Kriptomeda, kripto paralar, blokzincir, merkeziyetsiz uygulamalar gibi paranın geleceğini kapsayan içerikler sağlayan Coinkolik.com, kripto para ve blokzincir ile ilgili en son haberleri okurlarıyla buluşturan BTCHaber.com ve YouTube kanalı BTCHaber TV‘de sektör ekseninde farklı ilgi alanlarına hitap eden programlar ile kripto para dünyasının kütüphanesi olarak konumlandırılan CoinBilgi.net sitelerinin yayınını yapan bir medya kuruluşudur.
Bu kılavuzda yer alan kurallar, kılavuzun yayım tarihinden sonra yürürlüğe girebilecek yasama, yürütme ve yargı organları kararları ile değiştirilebilir. Bu durumda izlenecek yol Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenir ve kamuoyuna duyurulur.
Bu kılavuz, “Millî Eğitim Bakanlığı Önceki Öğrenmelerin Tanınması, Denklik ve Ölçme Değerlendirme İşlemleri ile İlgili Usul ve Esaslara İlişkin Yönerge” hükümleri doğrultusunda hazırlanmıştır.
MEM Müdürlükleri, e-sınava başvuran adaylar ve sınav görevlileri bu kılavuzda yer alan hükümleri kabul etmiş sayılırlar.
Bu kılavuz, yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.
TANIMLAR VE KISALTMALAR
Aday
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavlarına başvuran kişi,
e-Mesem
Mesleki eğitim merkezi programı uygulayan kurumların eğitim, öğretim ve yönetimle ilgili iş ve işlemlerin elektronik ortamda yürütüldüğü ve bilgilerin muhafaza edildiği sistem
e-Sınav
Basılı evrak kullanılmaksızın, sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin her türlü işlemin elektronik ortamda yapıldığı sınavlar
e-Sınav İzleme
Merkezi
e-Sınav merkezlerinde güvenliği sağlamak amacıyla sınav salonlarına ait ses ve görüntülerin izlendiği, Genel Müdürlük bünyesindeki merkez
e-Sınav Merkezi
e-Sınav salonlarının bulunduğu merkez
e-Sınav Randevu
Sistemi
e-Mesem üzerinden e-sınav merkezi seçildiğinde en yakın tarihe sınav randevusu verilen sistem
e-Sınav Salonu
Özel olarak hazırlanmış bilgisayar sistemleri ile görüntü ve kayıt sistemlerinin bulunduğu, e-sınav uygulamasının yapılacağı salon
e-Sınav Yazılımı
e-Sınav uygulamasının yapıldığı web tabanlı, güvenlikli ağ üzerinde çalışan elektronik modül
Genel Müdürlük
MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü
MEM
Sınavlarla ilgili aday işlemlerinin e-Mesem üzerinden yürütülmesinden sorumlu Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı mesleki eğitim merkezleri ile mesleki eğitim merkezi programı uygulayan okul/kurum
MEB
Millî Eğitim Bakanlığı
MTEGM
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü
1. GENEL AÇIKLAMALAR
Kalfalık ve Ustalık Teorik e-Sınavı, “Millî Eğitim Bakanlığı Önceki Öğrenmelerin Tanınması, Denklik ve Ölçme Değerlendirme İşlemleri ile İlgili Usul ve Esaslara İlişkin Yönerge” hükümlerine göre, 3308 sayılı “Mesleki Eğitim Kanunu”nda belirtilen alan ve dallarda belge başvurusu yapan adaylara yönelik yapılan teorik sınavları kapsar.
Usta Öğreticilik Sınavları, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 10.06.2020 tarihli ve 11 sayılı kararı ile kabul edilen İş Pedagojisi Kurs Programına göre açılan İş Pedagojisi Kursu sınavlarını kapsar.
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavları; e-Sınav başvuruları, adaylar tarafından MEM müdürlükleri üzerinden yapılabilecektir.
Başvuruların MEM müdürlüklerince kabul edilmesi neticesinde adaylar, kendilerine ait T.C. kimlik numarası ile e-sınav ücretini yatıracaklardır.
Başvurusu onaylanan ve e-sınav ücretini yatıran adaylar için en yakın sınav tarihi ve saati, esınav randevu sisteminde tanımlanacaktır.
Adaylar, e-sınav ücretini yatırdıktan sonra MEM müdürlüklerinden e-sınav giriş belgelerini alabileceklerdir.
e-Sınav giriş belgesinde adayın e-sınav randevusu ile kimlik bilgileri, sınava gireceği e-sınav merkezi (il/ilçe), bina, salon ve adres bilgileri yer alacaktır.
e-Sınavda, basılı evrak kullanılmaksızın sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin tüm işlemler elektronik ortamda gerçekleştirilecektir.
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavları, e-sınav salonu bulunan merkezlerde, e-sınav randevu sisteminde belirlenecek tarih ve saatlerde yapılacaktır. Adaylar, kayıtlı oldukları ve başvurularının onaylandığı MEM müdürlüklerinin bulunduğu ilde e-sınava katılacaklardır.
Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavları Genel Müdürlük tarafından e-sınav salonu açılan merkezlerde, “e-Mesem” üzerinden onaylanan başvurular dikkate alınarak belirlenecek tarih ve saatlerde yapılacaktır.
Adayların Kalfalık, Ustalık ve Usta Öğreticilik e-Sınavlarına katılabilmeleri için aday bilgilerinin doğru ve eksiksiz olarak MEM müdürlükleri tarafından e-Mesem sisteminde tanımlanmış ve onaylanmış olması gerekmektedir.
MEM müdürlüklerince sisteme yüklenen adaylara ait fotoğrafın son 6 (altı) ay içinde çekilmiş, renkli ve biyometrik olması zorunludur.
Mazereti nedeniyle e-sınava giremeyen adaylar sınav hakkını kullanmış sayılır.
Kalfalık ve ustalık e-sınavları, alan/dalların alan ortak dersleri ile dal derslerindeki öğrenme kazanımlarından, usta öğreticilik e-sınavı ise İş Pedagojisi Kurs Programında yer alan öğrenme kazanımlarından çoktan seçmeli olarak hazırlanacak toplam 50 soru üzerinden tek oturumda yapılır.
Bu kılavuzda yer alan kurallar, kılavuzun yayım tarihinden sonra yürürlüğe girebilecek yasama, yürütme ve yargı organları kararları ile değiştirilebilir. Bu durumda izlenecek yol Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenir ve kamuoyuna duyurulur.
Bu Kılavuz 12 Aralık 2007 tarih ve 26728 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun hükümleri, 29/5/2013 tarihli ve 28661 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği, 2016 Eylül tarih ve 2708 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Merkezî Sistem Sınav Yönergesi hükümleri
doğrultusunda hazırlanmıştır.
MTSK e-sınava başvuran kursiyerler, ilgili kurum ve kuruluşlar ve sınav görevlileri bu
Kılavuzda yer alan hükümleri kabul etmiş sayılırlar.
Bu Kılavuz yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.
TANIMLAR VE KISALTMALAR
Kursiyer
e-Sınava başvuran kişi,
Aday
Sınav randevusu alan ve sınava katılan kişi,
e-Sınav
Basılı evrak kullanılmaksızın, sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin her türlü işlemin elektronik ortamda yapıldığı sınavlar,
e-Sınav İzleme Merkezi
e-Sınav merkezlerinde güvenliği sağlamak amacıyla sınav salonlarına ait ses ve görüntülerin izlendiği, Genel Müdürlük bünyesindeki merkez,
e-Sınav Merkezi
e-Sınav salonlarının bulunduğu merkez,
e-Sınav Randevu Sistemi
Tarih tercihi yapılmaksızın uygun olan en yakın tarihe sınav randevusu verilen sistem,
e-Sınav Salonu
Özel olarak hazırlanmış bilgisayar sistemleri ile görüntü ve kayıt sistemlerinin bulunduğu, e-sınav uygulamasının yapılacağı salon,
e-Sınav Yazılımı
e-Sınav uygulamasının yapıldığı web tabanlı, güvenlikli ağ üzerinde çalışan elektronik modül,
Genel Müdürlük
Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
Özel MTSK
Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu,
MTSKS
Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri e-Sınavı,
Özel MTSK Modülü
Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Modülü,
GENEL AÇIKLAMALAR
Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı kara yollarında seyreden araçları kullanacak sürücü kursiyerlerine yönelik, teorik ve uygulama sınavlarını kapsamaktadır. e-Sınav; basılı evrak kullanılmaksızın sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin her türlü işlemin elektronik ortamda yapıldığı sınavlardır. Genel Müdürlük tarafından e-sınav salonu açılan merkezlerde, belirlenen tarih ve saatlerde “Özel MTSK Modülü” üzerinden yapılan başvurular dikkate alınarak yapılmaktadır.
Kursiyerler, kayıtlı oldukları Özel MTSK Müdürlüğünün bulunduğu ildeki e-Sınav merkezlerinde sınava girecektir.
Özel MTSK müdürlüğüne kayıt yaptırarak sorumlu olduğu derslerin eğitimlerini tamamlayan tüm kursiyerler e-sınav başvurusu yapar. e-Sınava katılmak için kursiyer bilgilerinin doğru ve eksiksiz olarak e-Sınav randevu sistemi ile belirlenen başvuru tarihleri arasında, Özel MTSK Modülüne girilmiş olması gerekmektedir.
e-Sınav başvurusunda bulunup randevusu onaylanan kursiyer, mazeretini belgelendirmek kaydıyla randevu sistemi tarafından belirlenen e-Sınav tarihinden en az 4 (dört) gün önce randevusunu değiştirebilir. Gerekli görüldüğü takdirde sınav randevusu değiştirme şartları Genel Müdürlük tarafından yeniden belirlenebilir. e-Sınav randevusu olan ve sınava girmeyen kursiyer 1 (bir) sınav hakkını kullanmış sayılır.
Mazereti nedeniyle e-sınava giremeyen kursiyer hakkında, 29/5/2013 tarihli ve 28661 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği hükümlerine göre işlem yapılır. Mazeret belgelerinin doğruluğundan kursiyer, sisteme bilgilerin doğru işlenmesinden Özel MTSK müdürlüğü ve kursun bağlı bulunduğu il/ilçe milli eğitim müdürlüğü sorumludur. Sınav hakkı biten kursiyerin dosyası kapandığı için Özel MTSK müdürlüğüne yeni kayıt yapılması gerekmektedir.
Kursiyer, katıldığı e-sınav uygulamasında başarısız olması durumunda en erken 15 (on beş) gün sonra, en geç 45 (kırk beş) gün içinde randevu alarak sınava girmek zorundadır. Randevu başvurusu kursiyerin başarısız olduğu tarihten 1 (bir) gün sonra başlatılacaktır. Randevu tarihi 15 (on beş) gün sonrasına verilebilecektir.
Sisteme girilen kursiyere ait fotoğraf, İçişleri Bakanlığı (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü) ile paylaşıldığından, fotoğraf girişinin dikkatlice yapılması, sisteme girilecek olan fotoğrafın son 6 (altı) ay içinde çekilmiş, renkli ve biyometrik olması gerekmektedir. Fotoğrafların uygun şekilde sisteme yüklenmesinden ve hatalı yükleme sonucu oluşabilecek durumlardan, kursiyer ve kurs müdürlükleri ile il/ilçe milli eğitim müdürlükleri eşit oranda sorumlu olacaklardır.
e-Sınava girecek kursiyerler sertifika türlerine göre; “M”, “A1”, “A2”, “A” ,“B1”, “B” ve “F” sertifika sınıfı türlerine ait;
İlk Yardım
Trafik ve Çevre
Araç Tekniği Ø Trafik Adabı derslerinden sorumlu olacaktır.
Özel MTSK’ya kayıtlı olan kursiyerlere Motorlu Taşıt Sürücü Belgesi Tablo-1’de gösterilen belge sınıfı ve araç cinsine göre düzenlenmektedir.
e-Sınav Uygulamasıyla İlgili İşlemler İçin,
Millî Eğitim Bakanlığı
Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü
21/01/2012 tarihli ve 28180 sayılı resmi gazetede yayımlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri gereğince merkez ve taşra teşkilatımızda boş bulunan mühendis, mimar, şehir plancısı, avukat, kimyager, biyolog, tekniker ve teknisyen unvanlı kadrolarına unvan değişikliği suretiyle atanabilme şartları aşağıda belirtilmiştir.
Mühendis
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Mimar
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Şehir Plancısı
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Avukat
1) Hukuk fakültesinden mezun olmak. 2) Avukatlık ruhsatına sahip olmak.
Kimyager
Fakülte veya dört yıllık yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Biyolog
Kadro unvanının gerektirdiği mesleki eğitimi almış olmak.
Tekniker
En az iki yıl süreli mesleki veya teknik yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak.
Teknisyen
Endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi ve/veya dengi diğer teknik liselerin ilgili bölümlerinden mezun olmak.
mlerinden mezun olmak.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında çalışıyor olmak.
Asli memurluğa atanmış olmak.
SINAV BAŞVURUSU VE SINAV ÜCRETİ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Unvan Değişikliği Sınavı ön başvuruları
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından https://kariyerkapisi.cbiko.gov.tr adresi üzerinden toplanmıştır.
Sınava girecek adaylar sınav ücreti olarak 675 TL’yi (altıyüzyetmişbeş Türk Lirası KDV dâhil), 23-30 Mart 2022 (saat 23.59’a kadar) tarihleri arasında; MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi hesabına; https://odeme.meb.gov.tr adresinden tüm bankaların kredi kartıyla veya T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası ve Türkiye Halk Bankasının ATM, mobil bankacılık ya da internet bankacılığı üzerinden yatırılabilecektir. Tahsilat esnasında adaylardan talep edilen T.C. Kimlik No ve telefon numarasının adaya ait olması ve güncel telefon numarası bildirmesi zorunludur.
Aday, sınav ücreti yatırma işlemi için bankaya herhangi bir havale ücreti ve benzeri gider ödemeyecektir.
Adaylar, sınav ücretini yatırdıktan sonra, 23-30 Mart 2022 tarihleri arasında www.meb.gov.tr internet adresinden başvuru yapacaklardır. Başvuru yapmayan adaylar ücretlerini yatırmış olsalar dahi sınava alınmayacaklardır.
Başvuru koşullarını taşımadığı halde sınav ücretini yatıran adaylar veya başvuruları geçerli olduğu halde sınava girmeyen, başvurusu geçersiz sayılan, sınava alınmayan, sınavdan çıkarılan, başarılı olamayan, sınavı geçersiz sayılan ve birden fazla sınav ücreti yatıran adayların yatırdıkları ücret iade edilmeyecektir.
Sınav ücretini yatıran ve başvuru kaydını tamamlayan adayın başvurusu gerçekleşmiş olacaktır.
SINAV TARİHİ, SAATİ VE YERİ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Unvan Değişikliği Sınavı 24 Nisan 2022 Pazar günü saat 10.00’da 81 il e-Sınav Merkezinde yapılacaktır.
SINAV GİRİŞ BELGESİ
Adaylara ait sınav giriş belgeleri 18 Nisan 2022 tarihinde www.meb.gov.trinternet adresinden yayımlanacaktır
SINAV KONULARI VE SORU DAĞILIMLARI
Sınavda sorulacak sorulara ait konu başlıkları:
1-Mühendis, Mimar, Şehir Plancısı, Avukat, Biyolog, Kimyager
S.NO
1
KONU ADI
T.C. Anayasası (Birinci kısım ile İkinci Kısmın Birinci ve İkinci Bölümleri)
SORU
SAYISI
3
2
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
3
3
İnsan Hakları ve Demokrasi
3
4
Etik Davranış İlkeleri
3
5
Genel Yetenek (Sayısal)
3
6
5543 Sayılı İskân Kanunu
2
7
2985 sayılı Toplu Konut Kanunu
2
8
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
2
9
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
2
10
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu
2
11
1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 97 ila 126 ıncı maddeleri
20
12
657 Sayılı Devlet memurları Kanunu (Ödevler ve Sorumluluklar, Genel Haklar, Yasaklar, Disiplin)
5
TOPLAM
50
2-Tekniker
S.NO
KONU ADI
SORU
SAYISI
1
5543 Sayılı İskân Kanunu
3
2
2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu
3
3
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
3
4
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
3
5
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu
3
6
1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 97 ila 126 ıncı maddeleri
20
7
657 Sayılı Devlet memurları Kanunu (Ödevler ve Sorumluluklar, Genel Haklar, Yasaklar, Disiplin)
15
TOPLAM
50
3-Teknisyen
S.NO
KONU ADI
SORU
SAYISI
1
5543 Sayılı İskân Kanunu
3
2
2985 sayılı Toplu Konut Kanunu
3
3
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
3
4
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu
3
5
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu
3
6
1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 97 ila 126 ıncı maddeleri
20
7
657 Sayılı Devlet memurları Kanunu (Ödevler ve Sorumluluklar, Genel Haklar, Yasaklar, Disiplin)
15
TOPLAM
50
SINAVIN UYGULANMASI
Grup No
Grup Adı ve Soru Sayısı
Sınav
Merkezi
Sınav
Saati ve
Süresi
Cevap
Seçenek Sayısı
1
Mühendis, Mimar, Şehir Plancısı, Avukat, Biyolog, Kimyager / 50 Soru
81 İl
e-Sınav
Merkezi
SAAT:
10.00
60 dk.
4 (dört)
2
Tekniker / 50 Soru
3
Teknisyen/ 50 Soru
Adaylar sınava, sınav giriş belgesi ve üzerinde T.C. kimlik numarası yer alan geçerli kimlik belgelerinden birisi (Nüfus cüzdanı/T.C. kimlik kartı, sürücü belgesi, geçerlik süresi devam eden pasaport) ile gireceklerdir. Sınav giriş belgesi ve geçerli kimlik belgesi yanında olmayan adaylar sınava alınmayacaktır.
Nüfus cüzdanlarını değiştirmek için Nüfus Müdürlüklerine başvuru yaparak, nüfus cüzdanları Nüfus Müdürlüklerince alınan adaylar, Nüfus Müdürlüklerince kendilerine verilen fotoğraflı, barkodlu-karekodlu T.C.geçici kimlik belgesi ile sınava alınabilecektir.
Kullanımı doktor raporu ile belirlenen hasta veya engellilere ait cihazlar (işitme cihazı,insülin pompası, kan şekeri ölçüm cihazı ve benzeri) hariç sınava gelirken yanlarında; çanta, cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan cihazlar ve kulaklık, kolye, küpe, bilezik, yüzük (alyans hariç), broş ve benzeri eşyalar ile her türlü elektronik ve/veya mekanik cihazlarla, depolama kayıt ve veri aktarma cihazları, databank sözlük, hesap makinesi, kâğıt, kitap, defter, not defteri vb. dokümanlar, pergel, açıölçer, cetvel vb. araçlar, ruhsatlı veya resmi amaçlı olsa bile silah ve silah yerine geçebilecek nesneleri bulunan adaylar sınav binasına alınmayacaktır.
Koronavirüs tanılı veya temaslısı olan aday/adaylar olması durumunda, Sağlık Bakanlığı Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde yer alan ‘Covıd-19 Kapsamında Kurum ve Kuruluşlar Tarafından Ölçme/Değerlendirme Amaçlı Yapılan Yazılı Sınavlarda (Ulusal Sınavlar Hariç) Alınması Gereken Önlemler’ doğrultusunda işlem yapılacaktır.
Sınav sonuç bilgileri 16 Mayıs 2022 tarihinde meb.gov.tr ve/veya http://odsgm.meb.gov.tr internet adreslerinden yayımlanacaktır.
ENGELLİ ADAYLAR SINAV UYGULAMASI
Engelli adaylar, engelleri ile ilgili sürekli kullandıkları araç–gereç ve cihazları kendilerinin getirmesi kaydıyla sınavda kullanabilecektir.
Ayrıca Tip 1 diyabet (şeker hastası), astım, tansiyon ve epilepsi hastalıklarından dolayı sürekli ilaç kullanan adaylar diğer adaylarla birlikte salonlara yerleştirilecektir. Adayın başvurusu ve sağlık raporu doğrultusunda sınav komisyonlarınca gerekli tedbirler alınacaktır.
Tip 1 diyabet (şeker hastası) hastalığı olan adayların yanlarında kutu meyve suyu veya paket içindeki karbonhidrat içeren gıdaları bulundurmalarına ve ani hipoglisemi (şeker düşmesi) durumunda bunları tüketmelerine ve kan şekeri ölçüm cihazı ile kan şekerini ölçmelerine izin verilecektir. Ayrıca bu adayların hiperglisemi (şeker yükselmesi) durumunda oluşabilecek yoğun tuvalet ihtiyacının salon gözetmeninin eşliğinde giderilebilmesi için izin verilecektir.
SINAVIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Sınav değerlendirme grup numarası aşağıdaki tabloda belirtildiği gibidir:
Grup No
Grup Adı
1
Mühendis, Mimar, Şehir Plancısı, Avukat, Biyolog, Kimyager
2
Tekniker
3
Teknisyen
Değerlendirme 100 puan üzerinden yapılacaktır, yanlış cevaplar doğru cevap sayısını etkilemeyecektir. Sınavda 60 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacaktır.
Sınavda her soru eşit puan ağırlığına sahip olacaktır.
Cevap anahtarında hata olması ve bu hususun Merkez Sınav Kurulu kararı ile belirlenmesi sonucunda, soru/sorular iptal edilmeyecek, hatalı olan soru/soruların doğru seçenekleri dikkate alınmak suretiyle değerlendirmeye bu soru/sorular dâhil edilecektir.
Değerlendirme sırasında Merkez Sınav Kurulu kararı veya yargı mercileri tarafından iptaline karar verilen soru/sorular değerlendirme dışı bırakılarak geçerli soru/soruların puan değerinin yeniden hesaplanması suretiyle puanlama yapılır.
SINAV İTİRAZLARI
Adaylar, sınav sorularına ve uygulamasına ilişkin itirazlarını, sınavın tamamlanmasından itibaren, sınav sonuçlarına ilişkin itirazlarını ise sonuçların ilan edilmesinden itibaren 5 (beş) takvim günü içinde; T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası ve Halk Bankası şubelerinden herhangi birine kendisine ait T.C. kimlik numarası ile KDV dâhil 30 (otuz) TL itiraz ücreti yatırarak e-İtiraz Modülü (https://eitiraz.meb.gov.tr) üzerinden yapacaklardır. Adaylar belirlenen itiraz süresi dışında itiraz başvurusu yapamayacaklardır. Dilekçe ve faksla yapılan itirazlar dikkate alınmayacaktır.
İtirazlara yönelik tüm sonuçlar adaylara ÖDSGM tarafından bildirilecektir.
Başvurusu ya da sınavı geçersiz sayılan, sınava girmeyen, sınava alınmayan ya da sınavdan çıkarılan adayların bu konuyla ilgili itiraz başvuruları dikkate alınmaz.
İLETİŞİM VE DUYURU
Sınavla ilgili bilgilendirmeler ve iletişim için adaylar;
Millî Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezi “444 0 632”
0 (312) 413 32 64- 66
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü için 0 (312)
Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda eğitimde fırsat adaletini sağlamak, okullar arasındaki başarı farklılıklarını azaltmak, öğrencilerin çok yönlü gelişimlerini fiziksel, sosyal-duygusal ve akademik programlar ile desteklemek amacıyla hazırladığı yaz tatili dönemi boyunca tüm ülkede uygulanacak programın adıdır. https://ozgurlukicin.com/teknoloji-haberleri/mebbise-nasil-giris-yapilir-mebbis-modulleri-nelerdir/
‘’Telafide Ben de Varım’’ programı hangi tarihler arasında gerçekleştirilecektir?
“Telafide Ben de Varım” Programı yaz uygulaması 5 Temmuz-31 Ağustos 2021 tarihleri arasında ülke genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm eğitim kurumlarında gerçekleştirilecektir.
5 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasında gönüllülük esasına göre ülke genelinde tüm öğrenci, öğretmen ve veliler kendilerine özel hazırlanacak programdan istemeleri halinde yararlanabilecektir.
’Telafide Ben de Varım’’ Programı Kurgusu Nasıldır?
Telafide Ben de Varım” Programı öğrenci, öğretmen ve veli olmak üzere üç alt programdan oluşmaktadır.
Öğrenci, öğretmen ve veli programlarının her biri çeşitli temalar üzerinden faaliyet ve etkinlikleri hazırlanmıştır.
‘’Telafide Ben de Varım’’ öğrenci programı içeriğinde neler vardır?
Öğrencilere ilgi alanları doğrultusunda beceriler kazandırmak, yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek; evrensel, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, doğa ve çevre bilinci vb. konularda farkındalık oluşturmak amacıyla fiziksel, sosyal duygusal ve akademik gelişim alanlarında eğitim faaliyetleri yapılır.
‘’Telafide Ben de Varım’’ veli programı içeriğinde neler vardır?
Velilere ilgi alanlarına yönelik beceriler kazandırmak, çocukları ile etkili ve verimli zaman geçirmelerini sağlamak, okul aile etkileşimini ve iletişimini artırmak, çocukların bilişsel, sosyal duygusal gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla hayat boyu öğrenme ilkesi doğrultusunda bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif eğitim faaliyetleri yapılır.
’Telafide Ben de Varım’’ öğretmen programı içeriğinde neler vardır?
Öğretmen ve okul yöneticilerinin sürekli mesleki ve bireysel gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif eğitim faaliyetleri yapılır.
Bakanlık tarafından hazırlanan öğretmen programları hem yüz yüze hem de online olabilecek ve MEBBİSTEN başvuruları alınacaktır.
Aynı zamanda okullar, ilçe ve il müdürlükleri de hazırlayacaklar.
‘’Telafide Ben de Varım’’ programı içeriklerine nereden nasıl ulaşacağım?
Öğrenci, öğretmen ve veli programlarının her biri için örnek faaliyet ve etkinlikleri içeren içerikler hazırlanmış ve web sayfasına yüklenmiştir.
Okullar planlarını buradaki içeriklerden yararlanarak oluşturur.
Diğer hususlar
“Telafide Ben de Varım” Programı kapsamında düzenlenen eğitim faaliyetlerinde öğrenci, öğretmen ve velilerden bu kapsamda hiçbir ad altında ücret talep edilemez.
Bu Program kapsamında yürütülen kişisel veri işleme faaliyetlerinde, 24/03/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ilgili mevzuatta yer alan usul ve esaslara uyulması zorunludur.
Program hazırlıkları hangi tarihler arasında gerçekleştirilecektir?
15 Haziran – 21 Haziran 2021: Bu tarihler aralığında tüm okullar temel hazırlıklarını yaparak plan girişlerini sisteme gireceklerdir.
21 Haziran – 2 Temmuz 2021 : Bu tarihler aralığında planlama, başvuru ve diğer hazırlıklar yapılacaktır.
Tüm süreçler Valiliklerin koordinasyonunda il millî eğitim müdürlükleri ve okullar tarafından gerçekleştirilecektir.
Telafide Ben de Varım Programı web sayfasının incelenmesi
“Telafide Ben de Varım” Programı ile ilgili yönerge, uygulama esasları, içerik ve faaliyetlerine: https://telafidebendevarim.meb.gov.tr web adresinden ulaşılabilmektedir.
Öncelikli olarak tüm okullarımızdan bu siteyi incelemesini ve programa hakim olmasını bekliyoruz.
Bu programlara ilişkin planları kim hazırlayacak?
“Telafide Ben de Varım” Programı için Bakanlık yada İl Müdürlüğünden bir plan gelmeyecektir.
Her okul, Bakanlığın belirlediği ana temalar alt temalar çerçevesinde fiziki/coğrafi şartları, sosyal imkânları ve iş birlikleri doğrultusunda öğrenci, veli, ve öğretmen uygulama planlarını kendi okulları için kendileri hazırlayacaklardır.
Planlarını oluştururken nereden yararlanacaklardır?
https://telafidebendevarim.meb.gov.tr web sayfasında her üç programa ilişkin örnek faaliyet ve etkinlikler tasarlanmış ve web sayfasına yüklenmiştir.
Web sayfasında hem programların uygulama esasları hem de içerikleri mevcuttur.
Okullar planlarını buradaki içeriklerden yararlanarak oluşturur.
Okullar planlarını hazırlarken nelere dikkat edecekler?
Okullar öğrenci, öğretmen ve veli programına ilişkin bakanlıkça belirlenen temalara ve alt temalara bağlı kalarak;
İsterlerse bakanlığın hazırladığı etkinlik ve faaliyetleri kullanabilirler.
İsterlerse kendileri okullarına özgü etkinlik ve faaliyet tasarlayıp kullanabilirler.
Okulların kendi tasarladıkları etkinlikler için bir plan ve yönerge yazacak mı?
Okullar yerel faaliyetler için etkinlik plan ve yönergesi hazırlaması gerekiyor.
Kaydolan yerel etkinlikler ilçe ve il tarafından kontrol edilerek uygun bulunursa onaylanacaktır.
Okullar bu planları ne zaman hazırlayacaklar?
Planlama ve hazırlıklar; 15 Haziran- 21 Haziran 2021 tarihleri arasında Valiliklerin koordinasyonunda il millî eğitim müdürlükleri ve okullar tarafından gerçekleştirilir.
Başvurular ve Diğer Hazırlıklar; 21 Haziran- 2 Temmuz 2021 tarihleri arasında Valiliklerin koordinasyonunda il millî eğitim müdürlükleri ve okullar tarafından gerçekleştirilir.
Okullar planlarını yaparken öğrenci kontenjanları nasıl belirlenecektir?
Eğitim faaliyetinin açılabilmesi için en az 12 (on iki) kişilik öğrenci grubunun oluşması gerekir.
Ancak özel eğitim öğrencilerine açılacak faaliyetlerde alanın özelliği gereği sayı sınırlaması
Okullar en az 12 kişilik gruplar halinde şartlarına göre toplam kabul edebilecekleri öğrenci kontenjanlarını kendi belirler.
Örnek Plan Hazırlığı Önerisi
Okullar planlarını hazırlarken örnek bir plan veya çerçeve programı gelmeyecek. 5 Temmuz – 31 Ağustos arasında ki zaman planlarını kendileri yapacaklar.
Bu nedenle planlarını yaparken seçecekleri etkinliklerin kazanım saatlerini belirleyerek haftalık 30 saat olacak ve 5 Temmuz – 31 Ağustos arasında ki 38 işgününü kapsayacak şekilde hazırlamalı.
Örnek Plan Hazırlığı Önerisi
Halk oyunları faaliyetini 76 saat olarak belirledi. Günlük 2 saat olarak planladığı bu faaliyet 38 iş gününe tekabül eder. Bu durumda okul her güne 2 saat halk oyunları faaliyeti koymuş olacak.
Diyelim ki 24 saatlik bir müze gezisi planı yaptı. Okul haftada bir gün 3 saat olacak şekilde plana koyduğunda etkinlik haftada bir gün 3 saat olarak 8 haftaya yaymış olacak.
Okullar kendi yerel etkinliklerini giriş yaparken nelere dikkat edecekler?
Okullar kendilerine özgü faaliyetler için web sayfasında yeni etkinlik/faaliyet ekle kısmından ekleyecekler.
Yeni eklenen faaliyete ilişkin kazanım, amaç, saat, işleyiş, irtibat bilgisi gibi bilgileri ayrıntılı yazması gerekiyor.
İlçe ve il bu bilgilere göre faaliyetin yapılmasına onay vereceklerdir.
Teknolojinin hayatımıza olan olumlu etkisi gün geçtikçe yükseliş gösteriyor. Daha önceki yıllarda hayal bile edemediğimiz işleri bugün kolayca yapmamızı sağlayan ve bize farklı alternatif yolları açan online devrim ticarete bakışımızı da değiştiriyor.
İşletmenizi günümüzün şartlarına uyarlamak veya ne zamandır hayalini kurduğunuz, planlarını yaptığınız işi başlatmak için de teknoloji emrinizde.
Hızlanan yaşam, daralan zaman ve artan rekabetle birlikte, e- ticaret hem alıcı hem satıcı için büyük fırsatlar yaratıyor. Tabii sağladığı rahatlığın yanında özellikle satıcı tarafında riskler de barındırıyor. Peki bu riskleri bertaraf ederek, e-ticarete en başarılı şekilde başlamak için izlemeniz gereken adımlar neler?
İşte başarıya giden 10 adım:
Başarılı ve işlevsel bir e-ticaretin temelinde, sistemli hazırlanmış, kullanıcı odaklı, müşteriyi yormayan, hızlı çalışan ve güvenli bir yapı olmalı. Bu yapıyı planlarken her adımın üzerinden dikkatlice geçmeli, ihtiyacınız olan yapı için doğru ortakları seçtiğinizden emin olmalısınız. Bu adımları 10 maddede toplayabiliriz.
Başlıyoruz: Herkesin dikkatini çekecek o “ürün” ne?
Yaşadığımız dünyada fikir artık her şey. İyi bir fikriniz varsa en önemli adımı attınız demektir.
Fikriniz size başta çok parlak görünebilir ama güzelliğinin yanında e-ticaret için de uygun olduğundan emin olmalısınız. İnsanların online alışveriş alışkanlıklarına uygun, talep yaratacak ürün veya ürünler seçin. Şu an hali hazırda var olan işletmenizi büyütmek için bu adımı atıyorsanız sattığınız ürün online alışveriş yapmak isteyen kitleyi heyecanlandıracak mı bunun cevabını arayarak işe başlayabilirsiniz. E- ticaretiniz için ürünlerinizi çeşitlendirebilir ya da içlerinden sadece belli kalemleri seçebilirsiniz.
Vitrininizi her zaman dikkat çekici tutmalısınız
Satış yapacağınız alanın tasarımının, kullanıcı dostu yapısının en az bir mağazanın vitrini kadar önemli olduğunu unutmayın. Müşterileriniz içeri girdikleri an alışverişe devam etmek ve yeniden gelmek istemeliler. Vitrininizi sürekli yeni ve dikkat çekici tutmanın yollarını aramalısınız. En popüler ürünleri ve kampanyaları öne çıkarırken, aradığı ürünü kolayca bulmanın da müşterileri her zaman memnun ettiğini unutmayın. Sitenin renklerini tasarımını ürününüzün doğasına uygun olarak seçin. Ürünlerinizi en ayrıntılı ve güzel görünecek şekilde sergilediğinizden emin olun. Müşterinin dikkatini çekecek ayrıntılara yer verin. Unutmayın bir mağazada ürünü eline aldığında yaşadığı deneyime en yakın deneyimi sağlamanız çok önemli.
e-Fatura ve e-Arşiv kullanarak kendi işinizi kolaylaştırın
e-Ticaret müşterileriniz kadar sizin de hayatınızı kolaylaştırmalı. Kendinizi yeni bir dükkân açıyor gibi düşünün, tüm zamanınızın geçeceği bir yerde konforunuzu da düşünmek zorundasınız. İşte bu noktada e- ticarette de sizi yormayacak bir yönetim paneline ihtiyacınız var. Bu panelin yanı sıra güvenli tutarlı ve kesintisiz fatura girişi sağlayacak sizi olası hatalardan koruyacak e-Fatura sistemini tercih etmelisiniz. e- Fatura GİB’in belirlediği standartlarda elektronik ortamda düzenlenen, kâğıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahip faturadır. Satış ve faturalama gibi süreçlerinizi dijital ortama taşıyarak ödeme ve tahsilat süreçlerinizde hızınızı ve veriminizi artırır ve maliyetlerinizi de büyük ölçüde azaltır. İşinizi kolaylaştıracak bir başka ürün de e- Arşiv uygulaması. Tüm faturalarınızın elektronik ortamda oluşturulması, muhafazası, ibrazı ve raporlanmasını kapsayan bu uygulamayla işinizi garantiye alabilir siz pazarlamaya ve işletmenizi geleceğe taşımaya vakit ayırabilirsiniz.
Yazılımınız en az ürününüz kadar sağlam olmalı
Satışı yapılacak olan ürün grubu, adedi, pazarlama ihtiyaçları gibi konular üzerine konumlandırılan farklı hazır e-ticaret paketleri, en küçüğünden büyüğüne kadar bütün işletmeler için e-ticarete başlamayı kolaylaştırıyor. Önemli olan işinizin yapısına uygun, ileride eklemeler yapmaya da açık yazılımı seçebilmek.
En önemli adım güvenlik
e-ticaretin kolaylığı ve rahatlığının yanında insanların kafasında yarattığı bir soru işareti var o da güvenlik. Güvenlikle ilgili önyargıyı yok etmediğiniz sürece ürününüz ne kadar iyi olursa olsun potansiyel alıcınıza ulaşamazsınız. Bu sebeple yatırımınızda önemli bir payı güvenliği güçlendirmeye ayırmalısınız.
Ödeme sisteminizi belirlerken hedef kitle alışkanlıklarını göz önünde bulundurun
Çevrimiçi ödeme sistemlerinden kredi kartı ile satış yapmak istiyorsanız bankalara sanal POS başvurusu yapmanız, alternatif ödeme sistemleri ile (PayU, BKM Express vb.) havale ve EFT ile satış yapmak istiyorsanız gerekli hesaplarınızı oluşturmanız ve bankalarda şirket bilgilerinizle bir hesap açtırmanız gerekiyor. Bunlar işin prosedürleri ama en önemlisi hedef kitlenizin hangi ödeme sistemine daha yakın olduğunu araştırarak işe başlamalısınız. Belki sizi başta zorlayacak ama alternatifleri ne kadar çeşitli tutarsanız geri dönüşü o kadar iyi olacaktır.
“Lojistik ve depolama” son adım olmamalı
Ulaştırma işi size en son adım gibi görünebilir ama müşterilerin satın aldıkları ürünlerin ellerine ulaşma süreci şikâyete en açık konulardan biri. Bu sebeple fiyattan tutun, ürünün teslim zamanının kaç gün olması gerektiğine kadar sorun yaratabilecek birçok konuyu seçtiğiniz kargo firmasıyla birlikte planlamadan e-ticarete adım atmayın. Seçtiğiniz firma sizin yol boyunca en önemli ortağınız olacak unutmayın. İşin ne kadar büyüyeceğini, ihtiyacınızın ne kadar genişleyeceğini öngörerek işin başında depolamayla ilgili en uygun çözümü bulmanız da en az ulaşım kadar önemli. Depolayamadığınız bir ürünü satamazsınız da.
Sosyal medya hem dostunuz hem düşmanınız
e-ticaret müşterileri sosyal medyayı da aktif kullanma alışkanlığına sahipler. Özellikle alışveriş konusunda iyi ve kötü yorumlarını asla sakınmayan bir kitleyle karşı karşıyasınız. Kötü yorumları bertaraf edebilmek için size en çok müşteri sağlayacak adımı sosyal medyayı es geçmeniz kabul edilemez. İşletmenizi mutlaka sosyal medya yönetimiyle beslemelisiniz ama bu sırada gelebilecek her türlü kötü yoruma karşı kriz planınızı oluşturduğunuzdan, gelebilecek sorulara cevaplarınızı hazırladığınızdan olduğundan emin olmalısınız.
Doğru anda, doğru yerde, doğru kelimeyle yer alın
e- ticaret sitenizi doğru anahtar kelimelerle arama motoruna tanıtmayı unutmayın. Arama motorları sitenizin içinde geçen kelimelere göre indeksleme yapar ve müşterilerinizin doğru aramayla size hemen ulaşmasını sağlar. Sizi kimin, neyi ararken bulmasını istiyorsanız tanımlamayı bu şekilde yapın. Yine aynı şekilde Google’a reklam verirken tüketicinin ürününüzü ne şekilde arayabileceğini mutlaka göz önünde bulundurun ve seçeneklerinizi çoğaltın.
Müşterilerinize küçük sürprizler yapmayı unutmayın
Satış yaparken güler yüzün, iyi tezgahtarların ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Peki e- ticarette bunun karşılığı ne? Müşterilerinizi memnun edecek minik dokunuşlar ve dönemsel kampanyalar yaparak bu güler yüz etkisini online dünyada da yaşatabilirsiniz. Her şeyden önce en çok dikkat çekecek kampanyalarınızı vitrine yani sitenin girişine koymayı unutmayın. Ücretsiz kargo imkânı, ilk alışverişe verilecek indirimler, arkadaş davetiyle gelen bonus puanlar gibi onları memnun edecek adımlar atmak kısa zamanda daha sadık bir kitle elde etmenizi sağlayacak.
Bütün bu adımları planladıktan sonra gönül rahatlığıyla e-ticaretin kolay, karlı ve fırsatlarla dolu dünyasının tadını çıkarabilirsiniz. Bol satışlar!
Dünyanın en yaşanabilir ve güzel şehirleri başlığı taşıyan listeler farklı farklı kaynaklarda sıklıkla karşımıza çıkıyor. Bunlardan bazılarında Türkiye‘den de şehirler görüyoruz ama nedense pek inanasımız gelmiyor bu duruma. Güvenilir ve gerçekçi bir liste de 2015 yılı sonunda İngiltere‘de yayınlanan Monocle dergisi tarafından hazırlandı.
Monocle dergisinin yayınladığı dünyanın en yaşanabilir şehirleri endeksi (The Most Liveable Cities Index) listesinde yer alan 25 şehir; yaşam kalitesi gözetilerek belirlenmiş. Sıralamayı oluşturan yaşam kalite endeksiyse güvenlik, suç oranı, ekonomik veriler, ulaşım, iklim, çevre duyarlılığı, şehir mimarisi ve planlaması, sağlık sistemi, uluslararası bağlantılar, iş dünyasına erişim, insan hakları ve özgürlükler gibi kriterler değerlendirilerek hesaplanmış.
Bu 25 şehrin birçoğu sadece yaşanılabilirlik açısından değil, tatil keyfi açısından da yüksek potansiyele sahip. Dolayısıyla tatil için bu şehirlerin hangisini seçerseniz seçin harika zaman geçirebilirsiniz.
İşte dünyanın en yaşanılabilir ve güzel şehirleri:
PORTLAND – ABD
Oregon Eyaleti’nde yer alan Portland ABD’nin incisi gibi.
Portland, ABD‘nin Oregon eyaletinde yer alan en büyük şehir. Dört mevsim boyunca yağış alan şehrin dört bir yanı yeşilliklerle dolu ve gerek şehir yönetiminde gerekse şehir halkında çevre duyarlılığı çok yüksek. Gül yetiştiriciliğine ayrı bir önem veriliyor ve her sene Gül Festivali (Rose Fest) düzenleniyor. Portland’ın, daha doğrusu Oregon eyaletinin, en ilginç özelliklerinden biri tüketim vergisinin olmaması. Nüfusun yaklaşık 600.000 olduğu Portland’da yaşam standartları da bir hayli yüksek.
BARCELONA – İSPANYA
Barcelona’nın işlek limanı şehrin köklü geçmişini yansıtan izler taşıyor.
İspanya‘nın ikinci büyük şehri Barselona / Barcelona, Katalonya Özerk Bölgesi‘nin göbeğinde yer alıyor ve ülkenin Akdeniz kıyısındaki en önemli limanı ve ticaret merkezi konumunda. Kendine özgü kültürüyle farklılaşan şehir, modernist bir bakış açısıyla düzenli ve uyumlu şekilde planlanmış ve inşa edilmiş. Yumuşak Akdeniz ikliminin hakim olduğu Barselona 5 milyona varan nüfusuyla Avrupa‘nın 6. büyük metropolü olarak gösteriliyor.
OSLO – NORVEÇ
Oslo’da beton yapılar doğal yaşam alanlarıyla iç içe olduğundan şehir yaşantısı boğuculuktan uzak.
Norveç‘in başkenti ve aynı zamanda en büyük şehri olan Oslo, dünyanın en pahalı şehirleri arasında gösteriliyor. Dünya küresinin kuzeyinde yer almasına karşın, Atlas Okyanusu‘ndan gelen Golfstrim sıcak su akıntısının etkisiyle nemli ve ılık bir iklime sahip. Bu da şehri Norveç ekonomisinin beşiği haline getirmeye yetiyor. Oslo pek çok araştırmaya göre Avrupa‘nın yaşam kalitesi ve standartları en yüksek ilk üç şehrinden biri.
CENEVRE – İSVİÇRE
Son dönemlerde CERN deneyleriyle ünlenen Cenevre, Avrupa’nın önemli şehirlerinden biri.
İsviçre‘nin Zürih şehrinden sonraki en yüksek nüfuslu ikinci şehri olan Cenevre aynı zamanda Cenevre Kantonu‘na da başkentlik ediyor. Nüfusunun yarısına yakını yabancılardan oluşan tam anlamıyla küresel bir şehir Cenevre. CERN yüksek enerji fiziği laboratuvarına, Birleşmiş Milletler‘in Avrupa‘daki merkezine, Dünya Sağlık Örgütü‘ne (WHO) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi‘nin merkezine ev sahipliği yaptığı yetmezmiş gibi, küresel bir finans merkezi olma özelliği de taşıyor.
HAMBURG – ALMANYA
Hamburg, Avrupa’nın en büyük ikinci limanına sahip.
Almanya‘nın ikinci büyük şehri olan Hamburg, aynı zamanda Avrupa Birliği‘ndeki en büyük 6. metropoldür. Almanya’nın dünyaya açılan kapısı olarak da gösterilen şehir, Almanya’nın en büyük limanına sahip. Rotterdam‘ın ardından Avrupa’nın en büyük ikinci limanına sahip olan Hamburg, bu açıdan dünyada da 9. sırada yer alıyor. Ticaret ve hizmet sektörüyle Almanya’nın en büyük sanayi şehirlerinden biri; havacılık sektöründe ve uçak üretiminde dünyanın en büyük 3. şehri konumunda. Kimya, makina, gemi inşaat ve bankacılık sektörleri de şehir ekonomisinde önemli bir paya sahip. Elbette halk da şehrin bu ekonomik büyüklüğünden nasibini almış, 2013’te kişi başına düşen ulusal gelir 53.600€ gibi olağanüstü bir seviyeye ulaşmış.
AMSTERDAM – HOLLANDA
Amsterdam Avrupa’nın en çok turist alan şehirlerinden biri, çünkü olağanüstü güzel!
Hollanda‘nın başkenti Amsterdam 17. yüzyıldan kalma yapılarıyla, Avrupa‘daki en köklü kent dokularından birini barındırır. Bu tarihi yapılar merkezde yer alan Dam Meydanı‘nı (Dam Square) çevreleyen iç içe geçmiş ay biçimindeki kanallarla birlikte şehrin karakteristiğini oluşturur. Bisikletler şehri olarak nam salan Amsterdam, şehir planlamacılığı ve belediyecilik açısından adeta ders niteliğindedir. Avrupa’nın en çok ziyaret edilen 5. şehri olan Amsterdam her yıl 4 milyondan fazla turist alır. Amsterdam Havalimanı (Amsterdam Airport Schiphol) Hollanda’nın en büyük, Avrupa’da 4. en büyük, dünyanın 10. en büyük; yılda 44 milyon kişiyi ağırlamasıyla da dünyanın en kalabalık 3. havalimanıdır.
HONG KONG – HONG KONG
Hong Kong, Asya’nın en büyük serbest pazarı ve limanı; en işlek ticaret, endüstri ve turizm merkezi…
1 Temmuz 1997 tarihine kadar Birleşik Krallık‘a (United Kingdom) bağlı bir sömürgeyken, bu tarihten itibaren Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özerk bir eyalet olan Hong Kong; Hong Kong Adası, Kowloon Yarımadası ve 235 kadar küçük adadan meydana gelir. Özellikle Birleşik Krallık himayesi döneminde çok iyi bir şehir planlamasıyla, modern bir şekilde inşa edilen şehir bugün dünyanın en önemli ve kalabalık metropollerinden biri; aynı zamanda Asya‘nın en büyük serbest pazarı ve limanı, en işlek ticaret, endüstri ve turizm merkezidir.
LİZBON – PORTEKİZ
Avrupa’nın en renkli başkentlerinden biri olan Lizbon, tıpkı Roma ve İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuş.
Portekiz’in başkenti ve en büyük şehri olan Lizbon, Atlantik Okyanusu kıyısında yer alır ve ılık Akdeniz iklimi etkisindedir. Lizbon’da sıcaklık kışın en soğuk zamanlarında bile nadiren 5°C altına düşer. Lizbon şehrini de içine alan Lizbon Metropolitan Bölgesi, Avrupa Birliği ortalamasının üzerindeki refah düzeyi ile Portekiz’in en zengin kesimidir; Portekiz Gayri Safi Milli Hasılasının %45’ini tek başına üretir. Avrupa’nın en renkli başkentlerinden birisi olan Lizbon, tıpkı Roma ve İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuştur.
AUCKLAND – YENİ ZELANDA
Yeni Zelanda’nın “kıymetlisi” Auckland, şehir merkezinde de kırsalda kesimlerinde de yüksek yaşam standartları sunuyor.
Auckland, 1.5 milyona yaklaşan nüfusuyla, Yeni Zelanda‘nın en kalabalık şehridir. Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri listelerinde her zaman kendine yer bulan bu güzel şehir; Yeni Zelanda’nın ana giriş kapısı, ticaret ve endüstri merkezidir. Geniş kumsalları, limanları, alış-veriş imkânları, gece eğlenceleri ile metropolit bir şehir kültürü sunar. Rengarenk doğal yaşam alanları ile doğa ve macera tutkunları için bir cazibe merkezidir. Az bulunan pahalı ve leziz deniz yemekleri içeren Yeni Zelanda mutfağı, dünyanın en iyi ve en taze mutfakları arasındadır. Kültürel ve sanatsal etkinlikler açısından bir hayli zengin olan Auckland, aynı zamanda Avrupa‘nın en kozmopolit şehirlerinden biri.
MADRİD – İSPANYA
Madrid, Avrupa’nın ruhu olan az sayıdaki şehirlerinden biri.
İspanya‘nın başkenti Madrid; İstanbul, Londra, Berlin ve Paris‘ten sonra Avrupa‘nın en en kalabalık beşinci şehri olma özelliğine sahiptir. Güncel nüfusu 4 milyondan fazla olan Madrid, zengin tarihi varlıklarının yanında canlı bir kültür ve sanat merkezi olarak da önem taşır. Ülke ekonomisinde ağırlık kazanarak bugünkü refah seviyesine ulaşması yakın dönemlerde gerçekleşmiş olsa da; Madrid büyük ölçüde bankacılık ve sigortacılığa dayanan ekonomisi, ulaşım ağının merkezi konumnunda bulunması ve turizm gelirleriyle çok kısa sürede dünyanın en yaşanabilir şehirleri arasına girmeyi başarmıştır.
PARİS – FRANSA
Aşıklar şehri Paris sadece turistler için değil, daha yüksek standartlarda yaşamak isteyen yabancılar için de cezbedici.
Aşıklar Şehri olarak bilinen ve Işık Şehir (Ville Lumière) adıyla anılan Paris, Fransa‘nın dünyaca ünlü başkenti; moda sektörüyle, kendine özgü lüks yaşam tarzıyla, tarihsel, sanatsal ve kültürel zenginliğiyle, dünyanın en önemli ve aynı ölçü de popüler şehirlerinden biri. Uluslararası taşımacılığın geçiş noktalarından biri olduğundan dünya ticareti açısından da hayati bir öneme sahip.
KYOTO – JAPONYA
Kyoto’nun renkli bir şehir yaşantısı var ama kırsal kesimi olağanüstü güzelliğiyle insanı büyülüyor.
Kyoto, Japonya‘da nüfusu yaklaşık 1,5 milyon olan tipik Japon şehirlerinden biri. Önceleri (1868’e kadar) Japon İmparatorluğu‘nun başkenti olan Kyoto, günümüzde Kyoto Bölgesi‘nin ve ayrıca Osaka-Kobe-Kyoto metropolitan bölgesinin büyük bir bölümüne başkentlik ediyor. Subtropikal iklim (savan iklimi) etkisindeki şehirde yazlar sıcak ve nemli, kışlarsa epey soğuk ve zaman zaman kar yağışlı. Şehrin önemli kültürel değerlerinden biri olan Eski Kyoto’nun Tarihi Anıtları (Historic Monuments of Ancient Kyoto) UNESCO‘nun Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Japonya’nın televizyon ve film endüstrisinin merkezi olan Kyoto’nun ekonomisinin bel kemiğini ise enformasyon teknolojileri ile elektronik endüstrisi oluşturuyor. Nintendo, Kyocera ve OMRON gibi dev bilişim şirketlerinin merkezleri burada yer alıyor. Turizm, geleneksel japon el sanatları ve geleneksel Japon içkisi Sake‘nin üretimi Kyoto’nun diğer önemli gelir kaynakları.
SİNGAPUR – SİNGAPUR
Singapur’un görkemli şehir manzarası her mevsim apayrı güzellikte.
Singapur Cumhuriyeti, Malay Yarımadası‘nın güney ucunda, ekvatorun 137 kilometre kuzeyinde yer alan bir ada devletidir. Tropikal iklime sahip olan bu şehir devletinde sıcaklık ve nem miktarı yüksektir ve bol bol yağışlar görülür. Mevsimlere göre nem, ısı ve yağış değişikliği oldukça azdır. Nüfusu 6 milyonu bulan şehir nüfusun %74’ünü Çin asıllılar, %13’ünü Malaylar, %9’unu Hint asıllılar ve gerisini de diğer azınlıklar oluşturur. Yaşam kaliteleri yüksek olan Singapurluların sağlık, sosyal ve kültür hayatları oldukça iyidir. Singapur ekonomisinin büyük bir kısmı ticarete dayanır. Bunun yanında ulaştırma, bankacılık, sigortacılık, haberleşme, tamirat ve depolama gibi hizmetlerden de önemli ölçüde gelir elde edilmektedir. Singapur’un önde gelen endüstri dallarıysa gemi yapımcılığı, petrol rafinerileri, elektronik aletler, tekstil, gıda ve kereste endüstrisidir. Turizm ülke için bir diğer önemli gelir kaynağıdır. Balıkçılık da, özellikle son zamanlarda ülke ekonomisine önemli ölçüde gelir sağlamaktadır.
FUKUOKA – JAPONYA
İsmi yaygın olarak bilinmese de Fukuoka gerek Japonya’nın gerekse dünyanın en büyük şehirlerinden biri.
Japonya‘daki Kyushu adasının Fukuoka Bölgesi‘ne başkentlik eden Fukuoka, 1,5 milyonluk nüfusu ile Japonya’nın altıncı büyük şehridir. Kyushu bölgesinin ekonomik merkezi olan Fukuoka’nın en önemli gelir kaynağı hizmet sektörüdür. 2006’da Newsweek tarafından dünyanın en dinamik 10 şehrinden biri olarak gösterilmesinin sebebi Asya‘da turizm, ticaret, deniz ve hava taşımacılığı alanlarında şehrin üstlendiği rolün yükselen bir ivmeyle artıyor olmasıdır. Zengin ve rengarenk kültürel yapısıyla ilgi uyandıran Fukuoka alış-veriş olanakları, enfes yiyecekleri, kolay & rahat ulaşımı, hayranlık uyandıran müzeleri, büyüleyici yeşil alanları, temiz ve güvenli oluşuyla Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri arasında girmeye hak kazanmıştır.
KOPENHAG – DANİMARKA
Kopenhag, Avrupa’nın şiir gibi, büyüleyici ve yüksek yaşam kalitesine sahip şehirlerinden biri.
Kopenhag, ismini København kelimesinden alır. Danca’da Koben “tüccar” ve Havn ise “liman” demektir. Yani şehrin çok eski dönemlerden beri ticaret limanı olma özelliği adına bile yansımış. 10 yy.’da bir balıkçı köyü olarak kurulan Kopenhag; bugün Danimarka‘nın sadece başkenti değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik merkezi haline gelmiştir. Kopenhag borsası Kuzey Avrupa‘nın en büyük finans merkezlerinden biridir. Aynı zamanda dünyanın en çevre dostu şehirlerinden biri olan Kopenhag, en yüksek çevre standartlarına sahiptir. Kopenhag; istikrarlı ekonomisi, zengin eğitim hizmetleri, sosyal güvenlik seviyesinin yüksekliği, modern ulaşım olanakları, sağlıklı çevresi ve daha pek çok yaşam kalitesini yükselten faktöre sahip olduğundan dünyanın en yaşanabilir şehirleri listelerinin vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiş durumdadır.
ZÜRİH – İSVİÇRE
Zürih’in tarihi ve kültürel varlıklarıyla iç içe mimarisi, çok iyi planlanmış şehir yerleşimiyle bir metropolün nasıl olması gerektiğini anlatıyor adeta.
2 milyona yaklaşan nüfusuyla İsviçre‘nin en büyük kenti olan Zürih, aynı adı taşıyan kantona da başkentlik eder. İsviçre’nin ekonomik ve kültürel merkezi olmasının yanı sıra, görece düşük nüfusuna rağmen, dünyanın en önemli ve işlek finans merkezlerinden biri. Çok sayıda finans kuruluşu ve pek çok banka devi burada konuşlanmıştır. Düşük vergi ve teşvik uygulamalarına bağlı olarak deniz aşırı şirketler merkezlerini İsviçre’de kurmayı tercih ederler. Ayrıca İsviçre’nin araştırma ve geliştirme merkezlerinin çoğu yine Zürih’te yer alır. FIFA‘nın merkezine de ev sahipliği yapan, tam anlamıyla küresel bir şehir olan Zürih; yaşam standartlarının çok yüksek oluşuyla, Avrupa‘nın en yaşanabilir ve en zengin şehirler listelerinde her daim yer alır.
MÜNİH – ALMANYA
Müthiş zenginliklere sahip Münih için Oktoberfest buzdağının sadece görünen yüzü.
Bavyera bölgesinin en büyük şehri ve başkenti olan Münih; Berlin ve Hamburg‘dan sonra Almanya‘nın en büyük üçüncü şehri, Avrupa Birliği‘ninse onikinci en büyük şehridir. Almanya’nın en önemli finansal merkezlerinden biri olan ve Frankfurt‘tan sonra en yüksek kişi başına düşen ulusal gelire sahip olan Zürih, yüksek yaşam standartlarıyla birçok göçmenin kalıcı olarak yerleşmek için tercih ettiği bir şehirdir. Almanya’nın teknoloji merkezi olarak gösterilen Münih; Siemens ve BMW gibi çok uluslu dev şirketlerin genel merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Google, Microsoft, IBM ve Intel gibi uluslararası firmaların Almanya ofisleri de yine Zürih’tedir. Her yıl Eylül ayının son haftası ile Ekim’in ilk haftası düzenlenen ve binlerce turistin ziyaret ettiği “Ekim Festivali” (Oktoberfest) adlı bira festivaline ev sahipliği yapar ki bu festival, dünyanın en büyük 10 festivalinden biridir.
HELSİNKİ – FİNLANDİYA
Helsinki içinde olmaktan büyük mutluluk duyacağınız sevimli ve aynı zamanda yaşam standartları hayli yüksek bir şehir.
Finlandiya‘nın nüfus bakımından en kalabalık şehri ve başkenti olan Helsinki ülkenin geçiş yolu olarak konumlandığından; iş, finans, moda, sağlık, eğlence, medya ve kültürel alanlarda ülkenin nabzının attığı yerdir. Rusya, Estonya, İsveç,Somali, Sırbistan, Çin, Irak ve Almanya vatandaşları 130’dan fazla ülke vatandaşına ev sahipliği yapan Helsinki, Finlandiya’nın en fazla yabancı nüfusa sahip şehri. Ayrıca Finlandiya’daki yabancı şirketlerin de %75’i yine bu şehirde yer alıyor. Doğal olarak da Helsinki, halkına başta geniş iş olanakları ve sosyal hizmetler; sağlıklı, güvenli ve yüksek standartlarda yaşam sunarak dünyanın en yaşanabilir şehirleri arasında yerini alıyor.
VANCOUVER – KANADA
Kanada’nın incisi Vancouver, geniş iş olanakları ve yüksek yaşam kalitesiyle yeni ve dört dörtlük bir hayat isteyenlere göz kırpıyor.
Kanada‘nın Britanya Kolombiyası bölgesinde yer alan Vancouver; Batı Kanada‘nın en büyük, ülke genelininse üçüncü büyük metropol şehridir. Farklı farklı uluslardan 5 milyon civarında insanın yaşadığı bu kozmopolit şehir; Hollywood ve New York‘un ardından Amerika‘nın üçüncü büyük film üretim merkezidir. Kanada’nın en büyük endüstri merkezi olan şehir aynı zamanda Kanada’nın en büyük ticari limanına sahiptir. Son yıllarda yazılım geliştirme, biyoteknoloji, havacılık, video oyun geliştirme, animasyon stüdyoları, televizyon ve film endüstrisi alanlarında da önemli bir merkez haline gelmiş olan Vancouver vatandaşlarına dünyada ulaşılabilmiş en yüksek standartlarda yaşama olanağı sunuyor.
STOCKHOLM – İSVEÇ
“Kuzeyin Venedik’i” olarak anılan Stockholm’ün her yıl yüzbinlerce turist tarafından ziyaret ediliyor olması tesadüf değil.
İsveç‘in başkenti Stockholm, 2 milyonu aşan nüfusuyla İsveç’in en büyük şehri. Stockholm, 13. yy.dan beri İskandinavya‘nın kültür, siyaset, medya ve ekonomi merkezi olma özelliğini koruyor. Coğrafi yerleşim açısından adalara ve kanallara yayılmış olduğu için “Kuzeyin Venediği” olarak anılan Stockholm; yapıları, parkları, tarihi ve kültürel merkezleri, yeşil alanları ve eğitim merkezleriyle oldukça ileri bir Avrupa şehri. Her yıl 1 milyondan fazla turist tarafından ziyaret ediliyor olması boşuna değil.
SİDNEY – AVUSTRALYA
Dünyanın en büyük doğal limanına sahip olan Sidney, hemen her açıdan hayranlık uyandırıyor.
Avustralya‘daki en eski yerleşim birimlerinden biri olan Sidney; ülkenin başkenti olmamasına rağmen başta ekonomi olmak üzere her açıdan ülkenin merkezi konumunda. Gerek Avustralya’nın gerekse Okyanusya kıtasının en kalabalık şehri olan Sidney; tarihsel ve kültürel yapıları, dünyanın en büyük doğal limanı sayılan Sidney Limanı ve hayranlık uyandıran sahilleriyle gidilebilecek en güzel turistik şehirlerden biri olarak kabul ediliyor. Haliyle turizm şehrin önemli gelir kalemlerinden biri ama finansal merkez olmasından kaynaklanan pazar ekonomisi Sidney’i farklı endekslere ve araştırmalara göre ekonomik açından en iyi durumda olan ilk 20 küresel şehir arasına sokuyor. Sidney aynı zamanda dünyanın en pahalı ama işçi ücretlerinin de en yüksek olduğu şehirlerden biri.
MELBOURNE – AVUSTRALYA
Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri listesindeki bir diğer Avustralya şehri Melbourne rüya gibi…
Avustralya‘nın Victoria eyaletinin başkenti ve 4 milyonu aşkın nüfusuyla ülkenin ikinci en kalabalık şehri olan Melbourne; gerek Avustralya, gerek Avrupa gerekse Dünya ekonomisi açısından çok önemli bir finans merkezidir. Avustralya’nın en büyük üç şirketine ev sahipliği yapmaktadır: Telstra, BHP Billiton ve National Australia Bank. Avustralya Ticaret Konseyi, Avustralya Sendika Konseyi ve Avustralya Menkul Kıymetler Borsası‘nda işlem gören şirketlerin çoğunluğu Melbourne’da bulunmaktadır. Melbourne ayrıca 2011’de The Economist dergisinin yayınladığı Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri listesinde kültürel zenginlikler, iklim koşulları, asgari standartlarda yaşama maliyeti, sağlık olanakları, suç oranları ve güvenlik gibi sosyal koşullar göz önünde bulundurularak ilk sırada gösterilmiş.
BERLİN – ALMANYA
Almanya’nın ve Avrupa’nın göz bebeği Berlin’de yaşamak bir ayrıcalık.
Almanya‘nın başkenti ve en büyük şehri olan Berlin aynı zamanda bir eyalet-şehir konumunda. 1961’den 1990’a kadar (Komünist) Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmış olan şehri ikiye bölen Berlin Duvarı‘na sonradan “Utanç Duvarı” adı verildi. Duvarın yıkılmasının ardından gerek Berlin gerekse Almanya büyük bir kalkınma sürecine girdi. Bugün Berlin tüm dünya uluslarının imrendiği; kültür, politika, medya ve bilim alanlarında öncülük eden küresel dünya şehirlerinden biri. Berlin ekonomisi büyük ölçüde yüksek teknoloji temelli hizmet sektörüne dayanıyor ve nüfusun yarıya yakını bu sektörde istihdam ediliyor. Son dönemde yapılan yatırımlar şehrin geleceğinde özellikle bilişim sektörünün ağırlık kazanacağını gösteriyor. Teknoloji, elektrtonik, yazılım ve video oyunu geliştirme alanlarından elde edilen gelirlerin hızla arttığı görülüyor. Bunun yanında Berlin; ilaç endüstrisi, biyomedikal mühendislik, biyoteknoloji, inşaat, film, reklamcılık, moda, gösteri sanatları, yayımcılık ve yayıncılık alanlarında da bir hayli gelişmiş durumda. Der Spiegel, Die Zeit, MTV Europe, VIVA, N24, Deutsche Welle, ZDF ve RTL gibi büyük medya şirketlerinin merkezlerine ya da ofislerine ev sahipliği yapan şehir geniş iş olanaklarının yanında, yüksek yaşam standartlarıyla da dünyanın en yaşanabilir şehirleri sıralamalarında üst sıralardaki yerini korumaya devam ediyor.
VİYANA – AVUSTURYA
Viyana, halkına dünyanın en yüksek refah seviyesini sunuyor.
Avusturya‘nın başkenti Viyana, ülkenin 9 şehrinden yüz ölçümü bakımından en küçüğü olmasına rağmen 2 milyonu aşan nüfusuyla en kalabalık şehri. Yüzyıllar boyu Habsburg hanedanının yerleşim yeri olan Viyana, coğrafi konumu ve çoğu imparatorluğa yıllarca başkentlik yapmış olmasından dolayı, gerek mimari gerekse kültürel açıdan Avrupa’nın en zengin şehirlerinden biri. Avusturya’nın ekonomi, kültür ve politika merkezi olan bu köklü şehir; bugün Birleşmiş Milletler‘in resmi 4 merkez temsilciliğinden birine; OPEC, AGİT ve Uluslararası Atom Enerjisi Örgütü gibi önemli kurum ve kuruluşların ise merkez ofislerine ev sahipliği yapıyor. Viyana; Birleşmiş Milletler (UN) tarafından 2013 yılında ortaya konan dünyanın en yüksek refahına sahip şehirleri sıralamasında da birinci olmuş.
TOKYO – JAPONYA
Ve Tokyo… Dünyanın en yaşanabilir şehri!
Ve işte dünyanın en yaşanabilir şehirleri listesinin zirvesine ulaştık. Manocle dergisinin dünyanın en yaşanabilir şehri olarak gösterdiği Tokyo, Japonya‘nın başkenti. Kelime anlamı “Doğu’nun başkenti” olan Tokyo; 600 km²’lik yüz ölçümü, 35 milyonluk nüfusuyla dünyanın en geniş metropol şehri. 2006 yılına kadar dünyanın en pahalı şehri unvanını da koruyan Tokyo halen en pahalı şehirler arasında gösteriliyor. Bu devasa metropol, aynı zamanda büyük bir küresel finans merkezi ve dünyanın en büyük yatırım bankalarıyla sigorta şirketlerinin birkaçının merkezine ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en büyük 500 küresel şirketinden 51’i Tokyo’da. Japonya’nın ulaşım, yayımcılık, elektronik ve yayıncılık endüstrilerinin merkezi de Tokyo. TripAdvisor‘un Dünya Şehir Anketi’nin (World City Survey) tam 6 kategorisinde birinci olmuş. “Hangi kategoriler?” diye soracak olursanız sıralayalım: Halkın Yardımseverliği, Gece Hayatı, Alışveriş, Yerel Ulaşım ve Sokakların Temizliği. 2020 Yaz Olimpiyatları‘na (2020 Summer Olympics) ev sahipliği yapacak olan, hemen her açıdan dünyanın en zengin şehirlerinden biri olan Tokyo’nun dünyanın en yaşanabilir şehri olarak görülmesi kesinlikle tesadüf değil!
Değişen ve gelişen teknolojiyle insanlar hobilerini ve ilgi alanlarını genişletmeye başladılar. Bunların başında ise fotoğrafçılık gelmektedir. Amatör fotoğrafçılık günden güne artan, genellikle gençlerin ilgi duyduğu hobiler arasında yer almaktadır. Gerek telefon kameraları gerekse dijital kameralarıyla insanlar bu hobilerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Peki amatör fotoğrafçılar hangi kameraları kullanmalı, nelere dikkat etmeli?
Günümüz teknolojisi bize bu konuda oldukça çeşit sunmuştur. Değişik markalardaki bu kameralar özellikleri bakımından birbirinden ayrılmıştır. DSLR fotoğraf makinelerini bizlere sunan bilim insanları kolay ve güzel görüntüler için bize imkan sağlamışlardır.
DSLR NEDİR?
Kelimenin Türkçe anlamı, lensi değiştirilebilir dijital fotoğraf makinesi demektir. Çalışma prensibi ise, lense düşen ışık ya da görüntü 45 derecelik açıyla içerisine yerleştirilmiş olan aynaya gelir ve oradan pentaprizmaya yansır. Buradan da bizim gördüğümüz görüntü oluşur. Deklanşöre dokunulduğu anda 45 derecelik açı ile ayna düz pozisyona gelir ve ışık sensörü aydınlanır. Yeteri kadar ışık gelir ise işlemci görüntüyü kayıt alır.
1-) Nikon D3100: Yeni görüntü sensörü, görüntü işletme sistemi ve kolayca fotoğraf çekmeyi sağlayan kılavuz modu ile amatör fotoğrafçılar için giriş seviyesi bir fotoğraf makinesidir. Kamera tip DSLR’dir. 14.2 MP görüntü kalitesine sahip olan bu cihaz 1080P HD video kaydı yapabilmektedir. Cihazda gövde üzerinde AF motoru bulunmamakta, bu sayede otomatik netleme görevini lens üzerinden yapabilmektesiniz. Fiyat oalrak da her keseye uygun olabilecek bir teknolojidir. 1200- 1400 TL arasında değişmektedir.
2-) Canon EOS 100D: EOS 100D, her yere götürebileceğiniz kadar küçük ve hafif olan tam özellikli, hassas bir cihazdır. Hayatınızı ölümsüzleştirmek için ideal fotoğraf makinesidir. 16 MP’lik kalitesiyle çekimleriniz daha net ve estetiktir. Bu teknolojiyle Full HD video çekimi yapabilir ve kaydırılabilir menüsü ile kolayca işlemlerinizi halledebilirsiniz. Fiyat aralığa 1200- 1600 arasındadır.
3-) Nikon D700: Hemen hemen her konuda fotoğraf çekim ihtiyaçlarını sorunsuz olarak karşılayacak bir cihz. Ama sadece ihtiyaç için kullanabilirsiniz. Yaptığınız her çekimden zevk almak istiyorsanız ve aza kanaat etmeyen biriyseniz bu cihaz size göre değildir. Diğer cihazlara göre görüntü kalitesi düşük olmakla beraber çekim hızı da yavaştır. 12.1 MP amatör fotoğrafçılık için yeterli bir kalitedir. Ancak azla yetinmeyenler için pek ideal olduğu söylenemez. 16 bit işlem kanalına sahiptir.
4-) Pentax K-50: Yüksek kalitelerde fotoğraf çekimi sağlayan K-50, tozlardan ve de hava koşullarından asla etkilenmiyor. Sağlam gövdesi yapısı ve farklı farklı renkleri dikkat çekiyor. Saniyede 6 kare ile hızlı çekim moduna sahiptir. Giriş seviyesi olmasına rağmen gayet donanımlı bir makinedir. Zorlu hava koşullarına dayanıklı olan bu alet, 120 farklı renk kombinasyonunu bzilere sunuyor. ISO 51200 süper yüksek hassasiyette fotoğraf çekimleri yapan kamerasıyla farklılık yaratmaktadır. Markaya takıntısı olmayanlar için on numara teknolojidir.
5-) Nikon D7100: Etrafınızdaki ışık bu cihaz sayesinde fotoğraf kalitenizi düşürmez. Herhangi bir ışıklı ortamda kalite düşmeden aynı güzellikte fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Amatör fotoğrafçılar için güzel bir cihaz olan D7100 pratik ve hızlı kullanımın bir arada buluşmasıdır. Bu cihazın yetersiz ışık sorunu olduğu bilinmekte ancak bu pek problem olmamaktadır. Çekmiş olduğunuz fotoğraflar bu teknoloji sayesinde hafızalardan hiç çıkmayacak. D7100 24.1 MP çekim kaltesine sahiptir.
3.2 inç LCD ekrana sahiptir ve Nikon marka ürünlerin en çok satılanı durumundadır. Yüksek yoğunluklu 51 noktalı AF sistemi üstün izleme performansı almak için dizayn edilen özne algılama ve çapraz tipli sensörleri çerçevenin ortasındaki en sık kullanılan 15 odak noktası maksimum f/8 diyaframdaki lensler ile tamamen fonksiyonel ve uyumludur. Bu, çeşitli konularda daha hızlı, daha hassas otomatik netlik anlamına gelir.
Beyaz, parlak ve düzgün görünümlü dişlere sahip olmak pek çok kişinin hayallerini süsleyen bir durumdur. Bunun için günümüze kadar birçok farklı yöntem denenmiş olsa da ne yazık ki bilinçsizce uygulanan bazı yöntemler dişlerin zarar görmesine neden olabilmektedir. Kalıcı ve dişte herhangi bir zarara yol açmayan diş beyazlatma yöntemlerinin olmazsa olmazı ise diş beyazlatma jelleridir. Diş beyazlatma solüsyonları ile uygulanan ve son derece etkili sonuçlar alınmasını sağlayan diş beyazlatma İstanbul başta olmak üzere birçok ilimizde ilgi gören uygulamalardan biridir.
Diş beyazlatıcı jeller su içerir ve diş minesine herhangi bir şekilde zarar vermeden dişlerin doğal ve sağlıklı bir beyazlığa kavuşmasında önemli bir rol oynar. Bu sayede hastalar diş hekimi muayenehanesinde ya da diş hekiminin kontrolünde evde gerçekleştirdiği uygulamalarla acısız, konforsuz ve hızlı bir şekilde beyaz dişlere kavuşma imkanından yararlanırlar.
Diş beyazlatıcı jeller su içerdiğinden diş minesinin susuz kalmasını ve çatlamalar meydana gelmesini önler. Gün içerisinde tüketilen yiyeceklerin ve içeceklerin dişlerin boşlukları arasında kalmasına bağlı olarak dişlerde renk değişimi meydana gelebilir. Bu nedenle özellikle diş beyazlatma işlemi sonucunda elde edilen beyazlığın uzun süreli olarak korunabilmesi için dişlerde renk değişikliklerine neden olan beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekir. Bu sayede dişlerde kalıcı beyazlığa ulaşılması mümkün olabilmektedir.
Güzel Gülüşlere Giden Yol Diş Beyazlatmadan Geçer
Bleaching olarak da adlandırılan diş beyazlatma, ofis tipi diş beyazlatma ve ev tipi diş beyazlatma olarak iki farklı yöntemle uygulanabilir. Ofis tipi diş beyazlatma prosedürü diş hekimi muayenehanesinde uygulanırken ev tipi diş beyazlatma prosedürü diş hekiminin kişiye özel hazırladığı plaklar ve diş beyazlatıcı jeller kullanılarak hasta tarafından ev ortamında uygulanır. Hasta özelinde hazırlanan plakların içerisine beyazlatıcı jel sıkılır. Daha sonra plaklar dişlere takılır. Ev tipi diş beyazlatma işleminden etkili sonuçların alınabilmesi için şeffaf plakları belirli bir süre takılması gerekir. Bununla birlikte ofis tipi diş beyazlatma işleminde daha kısa sürede daha etkili sonuçlar alınabilir.
İster ev tipi ister ofis tipi diş beyazlatma yöntemi uygulanacak olsun ilk adım mutlaka hastanın detaylı bir diş muayenesinden geçmesi olmalıdır. Eğer hastanın ağzında çürük ya da diş minesi çatlak olan dişler varsa öncelikle bunların tedavisi gerçekleştirilmelidir.
Diş Beyazlama Sonrası Neler Yapılmalıdır?
Diş beyazlatma uygulaması ile elde edilen sonuçların kalıcılığının sağlanabilmesi için uygulamadan sonra en az 2 hafta; dişlerde renklenmeye yol açabilecek çay, kahve, vişne suyu, kırmızı şarap gibi yiyecekler ve içecekler tüketilmemelidir. Ayrıca sigara ve her türlü tütün ürününün, aşırı salçalı yemeklerin, kırmızı renkli meyvelerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
Aynı zamanda ağız ve diş bakımı düzenli ve doğru bir şekilde uygulanmalıdır. Bunun için dişlerin düzenli olarak fırçalanması, diş ipi kullanılması ve düzenli olarak diş hekimi muayenesine gidilmesi ihmal edilmemelidir. Ofis tipi diş beyazlatma işleminin kalıcılığı 9 ila 12 ay arasında değişiklik gösterebilir. Bu süre içinde kişisel ağız bakımına gereken özen gösterilmeli, yeme içme alışkanlıklarının renklenmeye neden olmayacak yiyecekler ve içecekler tüketilecek şekilde gözden geçirilmeli ve sigara kullanılmamalıdır. Bu sayede diş beyazlatma uygulamasıyla elde edilen sonuçların kalıcılığı uzatılabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde bleaching uygulamasından sonra elde edilen beyazlığın korunmasının kişiye bağlı olduğu söylenebilir.
Bleaching Hakkında Merak Edilenler
Diş beyazlatma daha beyaz görünümlü dişlere sahip olmak isteyen kişiler tarafından sıklıkla tercih edilen bir prosedürdür. Bleaching, uygulama yapılan her hasta özelinde bembeyaz dişlere sahip olma imkanı vermese de hastanın mevcut diş renginden en az birkaç ton açık renklere kavuşmasını sağlar.
Diş renginde çeşitli nedenlere bağlı olarak sararmalar oluştuğu durumlarda diş beyazlatma yöntemine başvurulabilir. Diş beyazlatma diş minesinin iç ve dış renginin değiştirilmesi yoluyla uygulanabilir. Diş beyazlatma prosedürü dişin üzerindeki ya da içindeki kromojenlerin kimyasal olarak bozulmasına neden olur. Diş beyazlatma işleminde kullanılan diş beyazlatma jellerinde en sık hidrojen peroksit olarak bilinen bir etken madde kullanılır. Dişe yayılan hidrojen peroksit kararsız serbest radikaller üretme amacıyla parçalanan oksitleyici bir madde haline gelir. Söz konusu serbest radikaller diş minesinde bulunan organik tuzlar arasında bulunan boşluklarda organik pigment moleküllerine bağlanarak daha az pigmentli bileşenler oluşmasına neden olur. Bu küçük moleküller daha az ışığı yansıtma özellikleri sayesinde beyazlama etkisi sağlar. Uygulanan diş beyazlatma yönteminin başarılı sonuçlar verebilmesi için hasta özelinde diş renklenmesinin türü, yoğunluğu ve yeri doğru bir şekilde tespit edilmelidir.
Dişlerin daha hızlı bir şekilde beyazlamasını sağlayan ofis tipi diş beyazlatma oldukça etkili bir yöntemdir. Bu yöntemde ev tipi diş beyazlatmaya oranla çok daha güçlü diş beyazlatıcı solüsyonlar kullanılır. Ayrıca dişlerin beyazlatılması sürecinin hızlandırılması ve yoğunlaştırılması için ısı, ışık veya her ikisinin kombinasyonu kullanılabilir. Ayrıca blog bölümünde paylaşılan, diş beyazlatma dişe zarar verir mi gibi içeriklerimiz için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Ofis tipi ve ev tipi diş beyazlatma yönteminin yanı sıra beyazlatıcı diş macunlarının, beyazlatıcı jellerin, şeritlerin ve benzeri beyazlatıcı ürünlerin kullanımı da tercih edilebilir.
Altın, savaşlar ve krizler zamanlarında güvenli liman olarak asırlık rolünü oynuyor ve dünyanın her yerinden insanlar birikiyor.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, petrol ve gazdan buğday ve metallere kadar her şeyin fiyatını hızla artırdı. Enflasyon korkularını ateşledi ve küresel büyümeyi tehdit etti. Bu, perakende yatırımcıları Viyana ve Singapur’dan New York’a kadar her yerde, pandemi sırasında ulaşılan rekora yakın, ons başına 2.070,44 dolara yükselen altının her zamanki güvenli limanına yönlendiriyor.
Altın fiyatlarında yılın başından bu yana görülen yaklaşık %10’luk artış, Philoro Edelmetalle GmbH’nin kurucusu Rudolf Brenner gibi altın külçe tüccarları için bir nimete dönüşüyor ve Almanca konuşulan Avrupa’daki mağazalarında artık uzun alıcı kuyrukları var. hiçbir azalma belirtisi göstermeyen çatışmaya devam ediliyor.
Satışları normal seviyesinin üç katına çıkan Brenner, “Ukrayna’da kriz başladığında büyük siparişler gördük” dedi. “İnsanlar her şeyi satın alıyor.”
Benzer hikayeler dünyanın dört bir yanındaki altın bayilerinden çıkıyor. New York’taki Empire Gold Buyers’ın CEO’su Gene Furman, müşterilerinin saat ve mücevher gibi lüks ürünler ticareti yapan %30’unun nakit yerine külçe altın istediğini söylüyor. Singapur’daki Silver Bullion Pte Ltd.’nin kurucusu Gregor Gregersen, Rusya’nın işgalini takip eden ilk haftada altın ve gümüş satışlarının %235 arttığını gördü ve talep o zamandan beri sadece artışa geçti.
Gregersen, “Yatırımcılar, Ukrayna’daki savaşla ilgili en kötü senaryo doğrultusunda düşünüyor ve Singapur gibi güvenli bir yargı bölgesinde fiziksel güvenli liman varlıkları satın almayı ihtiyatlı buluyorlar” dedi.
Artan talep, özellikle batı ülkelerinde fiziksel metal alımı için zaten güçlü bir yılın ardından geliyor. Dünya Altın Konseyi’ne göre, külçe ve madeni paralara olan talep, 2021’de neredeyse on yılın en yüksek seviyesi olan 1.124 tona ulaştı. Bu, kurumsal yatırımcıların fazla düşmediği bir zamanda fiyatları desteklemeye yardımcı oldu.
Fiziksel altın için mevcut yaygara, perakende yatırımcıların metalin favori versiyonlarında kazançlarını artırmak için zaten yüksek primlere neden oluyor, bu da kıtlıklarının bir işareti. Ellerini bir onsluk bir bara almak için, alıcıların spot fiyatın 100 dolara kadar çıkması gerekebilir.
Fiziki külçe komisyonculuğu Goldcore’da primler yaklaşık %25 arttı ve CEO’su Stephen Flood’a göre daha da artması bekleniyor. Ona göre, ana itici güç, ödeme sistemini “siyasallaştıran ve silahlandıran” Rusya’ya yönelik mali yaptırımlarla ilgili endişelerden kaynaklıdır.
Flood, “Metalin elinizin altında olması nihai yedekleme planıdır,” dedi. “Herkes ve anneleri şimdi değerli metallere bakıyor.”
Ama bu tek yönlü bir yol değil. Birçoğu, 2020 yazından bu yana bu kadar yüksek olmayan fiyatlardan yararlanmak için külçelerini, madeni paralarını ve mücevherlerini bayilere geri getiriyor. O zamanlar, karantinalar hafifledikçe ve insanlar altın mağazalarına akın ettiğinden faaliyetlerde ani bir artış yaşandı.
Yine de, Londra’nın tarihi Hatton Garden mücevher mahallesinde J Blundell & Sons’u işleten Ash Kundra’ya göre, şu anda satıcılardan daha fazla altın alıcısı var. Bunu perakende yatırımcılar arasındaki çok daha korkulu ortama bağlıyor.
“2020’de aldığımın yaklaşık %60’ını satın alıyorum” dedi. “Şimdi daha çok satıyorum.”
(Eddie Spence, Yvonne Yue Li ve Ranjeetha Pakiam tarafından bildiriliyor).
Reuters, Dosya paylaşım hizmeti LimeWire’ın insanların NFT’leri satın alabilecekleri bir yer olarak geri döndüğünü yazıyor . 2011 yılında, program yasadışı müzik dağıttığı için müzik endüstrisinden gelen baskının artması üzerine hizmet kapılarını kapatmıştı.
LimeWire’ın yeni versiyonu da yine müziğe odaklanıyor. Site, insanların müzik için dijital tapu satın almalarına izin vermelidir. Şirket, müzik endüstrisi ve diğer şeylerin yanı sıra şarkı ve demo satabilen sanatçılarla ortak olacağını söylüyor.
LimeWire’ın artık Avusturyalı kardeşler Paul ve Julian Zehetmayr tarafından yönetilen yepyeni bir ekibi var. Geçen yıl markanın fikri mülkiyetini satın aldılar. Yeni ekibin Avusturya’daki çalışanlarına ek olarak Almanya ve Birleşik Krallık’ta da çalışanları var.
Kardeşler, gelirin yüzde 90’ını sanatçılara ödemek istediklerini söylüyor. İkili Reuters’e verdiği demeçte , “LimeWire müzik akışının temelini hemen hemen attı” dedi . “Müzik endüstrisine katkıda bulunan bir şeye dönüştürebileceğimiz küçük bir internet tarihi parçası.” Kardeşlerin hedefi ilk yıl bir milyon kullanıcı çekmek.
2000 yılında kurulan LimeWire, insanların yasadışı olarak müzik, film ve dizi paylaşımı yaptığı en büyük programlardan biri haline geldi. Örneğin, dünya çapında 50 milyon kişi her ay bir MP3 veya avi dosyası indirdi.
2006 yılında, LimeWire plak şirketleri tarafından dava edildi. Program, müzik satışlarındaki düşüşten sorumlu tutuldu. Beş yıl sonra, LimeWire kapılarını kapatmak zorunda kalmıştı.