Kadın erkek herkesin vazgeçilmez giyeceklerinden biridir kazaklar. Hem desen ve renk olarak birçok alternatifi olan hem de soğuktan korunmakta etkili olan şık parçalardandır kazaklar. Sadece bayanlar için değil erkekler için de çok tercih edilen parçalardandır v yaka kazaklar. Klasik kazaklar dışında salaş modelleriyle de hem sokak modasına uygun, hem spor hem de şık bir görünüm kazanmak mümkündür. Bu kazaklar içinde en çok tercih edileni de kuşkusuz v yaka kazaklardır. V yaka kazakların klasik ve şık bir havası vardır. V yaka kazaklar tek giyilebileceği gibi gömleğin üstüne de giyilebilir. 2 farklı kullanım şekli olması da bu kazakları daha tercih edilir hale getirmektedir.
Gömlek üstüne salaş v yaka kazak kombin edilerek rahat ve sokak modasına uygun bir görüntü kazanılabileceği gibi yine gömlek üstüne klasik bir v yaka kazak kombin edilirse daha resmi bir görüntü elde etmek de mümkündür. Bu tarz gömlek üstüne v yaka kazaklar giymek iş hayatında da çok kullanılan bir modeldir. Kırmızı, bordo, lacivert, siyah, gri, kahve tonları, mavi tonları, pembe gibi renkler bu kazaklar da en çok tercih edilen renklerdir. Yine saç örgüsü modeli, gevşek örgüler de bu kazaklarda en çok kullanılan modellerdir. Yine yakası farklı renkle işlemelerle süslenmiş modeller de çok tercih edilir. Ünlü markaların bile gömleklerin üstü için özel olarak tasarladıkları v yaka kazaklar bulunmaktadır.
Malum soğuklar geldi. Cildimizi soğuklara karşı korumalıyız. Aşırı sıcakların ne kadar ciltte rahatsızlığa yol açtığını biliyorsak, aşırı soğuklarda rahatsızlıklara neden olabilir. Cildimize doğru bakımı yapabilmemiz için öncelikle cildimizi tanımamız gerekmektedir.
Kış ayların da vücudumuz ısı kaybetmemek için kan dolaşımını yavaşlatır. Bundan dolayı ter bezlerimiz ve yağ bezlerimiz daha yavaş çalışır. Kan dolaşımı yavaşladığında, cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması zorlaşır. Cilt kurumaya ve yağ kaybetmeye başlar. Aynı zaman da hassaslaşır, kendini koruyamaz hale gelir. Kaşınır ve kızarmaya başlar. Çatlamalar başlar ve cildimiz pullu bir görünüme bürünür. Cilt üzerinin sürekli örtülü olması nedeni ile yağ bezinden kaynaklanan rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olur. Cildimiz kuruduğundan neme ihtiyacı olmaktadır. Bu yüzden kremli sabunlar kullanabilirsiniz. Aynı zaman da nemlendirici de kullanılmalıdır.
Sert sabunlar, cilt kuruluğunu arttıran faktörlerden biridir.. Bununla birlikte, pH değeri yüksek olan kimyasallar da cilt kuruluğunun nedenleri arasında yer almaktadır. Cilt kuruluğunun nedenlerinden bir başkası da, elbette, deterjanlar ile çok fazla temas halinde olmaktır. Özellikle de banyodan sonra cildi nemlendirecek losyonlar kullanılmalıdır. Kışın özellikle de en çok kuruyan ve çatlayan yerlerden biri dudaklarımızdır. Gece yatmadan önce mutlaka nemlendirilmelidir. Dışarı çıkmadan önce de rujunuzun altına çok hafif bir dudak balmı sürebilirsiniz. Bu dudaklarınızın hem çatlamasını hem de güzel görünümünü koruyacaktır. Evde bakım yaparken özellikle , bakım yaptıktan sonra yüzünüzü ilk etapta ılık su ile sona doğru da soğuk su ile yıkamalısınız. Bu cildinize şok etkisi yaratır ve kan dolaşımını hızlandırır. Kullanacağınız nemlendiricinin bitkisel protein ve peptid içeriğinin biraz fazla olmasını öneririz. Eğer cildiniz çok yağlı ise nemlendiricileri dışarı çıkmadan hemen uygulamak yerine 2-3 saat önceden uygulamanızı tavsiye ederiz..
Cildimiz gerek estetiksel gerek sağlıksal olarak bizim için çok önemlidir. Bu yüzden onu korumak bizim elimizde..
Bazen şık bir elbise giymek ve şık saç modelleri yapmak yetmeyebilir. Şık elbiseleri tamamlayan şeyler ayakkabı, çanta, aksesuar ve makyaj gibi detaylardır. Bu detaylardan biri vasat olursa bütün uğraşlarınız boşa gidebilir ve siz de demode bir görüntüye sahip olabilirsiniz. Bu yüzden giydiğiniz şeylere uygun detaylar yakalamanız gerekiyor. Bu yazımızda abiye çanta modellerine yer vereceğiz. Ayakkabı, makyaj, aksesuar kadar önemli bir detay olan çanta seçimi de şıklığınız için önemli bir yer tutmaktadır. Bir kıyafete göre kol çantası mı el çantası mı takmanız gerekiyor bunları bilmeniz gerekmektedir. Örneğin uzun bir abiye elbise modeli tercih ettiyseniz mutlaka el çantası kullanmalısınız ve elbisenizin modeline göre bu el çantası iri veya minik olmalıdır.
Balık model elbiselere iri ve geniş el çantaları tercih etmek gerekirken; daha salaş abiye modellere minik çantalar tercih etmelisiniz. Eğer kısa elbise modelleri tercih ediyorsanız, ince zincirli kol çantaları da tercih edebilirsiniz. Şekil bakımından temel olarak dikkat etmeniz gereken noktalar bunlar. Şimdi de gelelim renk seçimine! Renk seçimi olarak kıyafetinize uygunluğu kesinlikle aynı renk çanta olarak düşünmeyin. Yani eğer elbisem siyahsa çantam ayakkabım da siyah olmalı yanılgısına düşmeyin. Diyelim siyah bir abiye elbise giydiniz; kesinlikle kemik rengi veya kırmızı gibi farklı ve zıt bir renkle kombin yapmalısınız. Böylelikle sadece elbiseniz ön plana çıkmaz ayakkabı ve çantanız da kendini gösterir. Aksesuarlarınızla çantanız uyumlu renklerde olabilir; bu da ayrı bir şıklık verebilir. Desenli abiye bir elbise giydiyseniz, desensiz düz renk bir çanta kullanmalısınız. Düz desensiz elbiselere de çizgili veya yeni sezon çiçek desenli çantalar tercih edebilirsiniz
Örgü modeller saçlarda da çantalarda da hiçbir zaman eskimeyen bir modaya sahip ve yerini hiçbir şeye bırakmıyor. Bazen şık durmadığını düşündüğünüz bir elbiseyi bile örgü çanta bir modelle kombinlediğinizde ilginç bir şekilde harika bir şıklık elde edebiliyorsunuz. Örgünün her zaman farklı bir asaleti ve zarif bir şıklığı olduğunu birçok modacı da kabullenmiş durumda ve kendi tercihlerine de bakıldığında birçok ünlü modacı ve modayı takip eden sanatçının da örgü modellerden vazgeçmediğini görmekteyiz. Bu yüzden örgü çantalar arasında çekici bir renk olan yeşil örgü çanta modelleriyle kıyafetlerinizi renklendirebilir; eğlenceli bir şıklık yakalayabilirsiniz. Kısa saplı, elinizde tutacağınız veya kolunuzun hemen altına takabileceğiniz tatlı yeşil renkte bu modeller bu sene de zarifliğinden dolayı tercih sebebi olmaya devam ediyor.
Kendiniz de örebileceğiniz özgün modeller yanında, vitrinlerde de sıkça rastlayacağınız örgü çanta modelleriyle siz de şıklığınıza şıklık katabilirsiniz. Yeni trend olmaya başlayan kalın boncuklarla kaplanmış çanta sapları daha da güzel bir görüntü vermekte ve retro modasında yine yerini almaktadır. Bu boncukların renginde bileklikler veya kolyeler takarak siz de hareketli bir görünüme kavuşabilirsiniz. Böyle hareketli aksesuarlar kullanırken sade bir elbise tercih etmeye dikkat etmelisiniz. Örneğin yeşil renk çantayla açık kahverengi, sarı, açık gri gibi renklerde sade elbiseler veya bluzler tercih etmelisiniz. Açık renk kotlarla da çok şık duran yeşil renkli örgü çanta modelleri bu yıl moda olan ürünler arasında yerini aldı bile!
Özellikle kış aylarında, jeanliriniz kombinlemek oldukça zordur, özellikle de kadınsanız…
Bu yazımızda sizlere jeanlerinizi kış aylarına özel kombinleyebileceğiniz taktiklere değineceğiz. Kış mevsimleri kadınların sıkı sıkıya giyindikleri bu sebepten ötürü zor kombinler oluşturdukları bir aylardır. Bu aylarda, kolay kombinlenebildikleri için, hanımların çoğu kalın taytları tercih eder. Çok az hanım ise, kendi zevkine güvenir ve jeanler ile kıyafetlerini kombinler.
Eğer, güvendiğiniz bir kombin zevkiniz yoksa bu yazı tam size göre. Öncelikle mavi jeanleri ele alalım. Bu jeanlerinizin üzerine mavi ceketler çok iyi gidebileceği gibi, siyah montlarınızın üzerine atacağınız siyah atkılarla da iyi kombinlenecektir. Ayrıca, mavi jeanleri kışın zorlu soğuğuna karşı ayaklarınızı koruyan siyah botlar ile de uyumlu olacaktır. Tam uyum açısından, iç pamuk yünleri dışarıya dönük botları tercih edin.
Siz, beyaz ve tonlarında olan jeanleri tercih ediyorsanız, bunlar da kırmızı ve tonları montlar ile oldukça şık duracaktır. Ayrıca, kahve rengi botlar da beyaz jeanlerinizin altında oldukça şık duracaktır. Beyaz jeanler mavilere göre biraz daha zor kombinlenmesi sebebiyle, renk uyumunu bu jeanler ile yakalamanız çok önemlidir. Hangi rengin hangisine uyguğu hakkında bilgi sahibini Google’a uyumlu renkler yazarak aratabilirsiniz.
Bayanların en kolay kombinlendiği siyah jeanlere gelelim. Bu jeanlerin altına, ister siyah botlar giyin, ister kahve tonlarında olan botları giyin yakışacaktır. Siyah jeanlerin üzerine de siyah ceketler en ideal kombin örneğini oluşturabileceği gibi, siyah ceketlerin içine, özellikle hanımların beyaz gömlek tercih etmeleri çok seksi duracaktır. Siyah jeanlerin üzerine kahve deri ceketler de ayrıca şıklık katacaktır. Kahve deri ceketinizin içerisine hafif dekolte beyaz bir tişört giyerseniz ve önünüzü hafif açarsanız, gecenin yada günün en şık bayanı siz olabilirsiniz.
Her yaştan kadına hitap eden renkleriyle fırfırlı etek modelleri geçmişten çıkıp geliyor. Retro modellerin her ortama adapte olduğu bu dönemde fırfırlı etekler de moda olmaya devam edecek. Rengarenk veya simsiyah modelleriyle fırfırlı etekler şıklığınıza şıklık katacak. Günlük zamanlarda da davetlere, organizasyonlara gideceğiniz zamanlarda da hareketlerinizde size çok daha ışıltılı bir hava katacak fırfırlı modeller çok tercih edileceğe benziyor. Dolabınızın bir köşesine sıkıştırıp giyinmeyi bıraktığınız bir eteğiniz varsa mutlaka onu, o delikten çıkarın ve ütüleyip giyilecek bir hale getirin. Ya da mağaza vitrinlerine şöyle bir göz atıp kendinize en uygun fırfırlı eteği edinin. Siz de bu modadan geri kalmayın. Özellikle dans gecelerinde, hareketli organizasyonlarda mutlaka tercih edilecek bu modellerle dansınız daha güzel, yürüyüşünüz daha kıpır kıpır olacak.
Bu modeli çocuksu bulan bayanlar yeni fırfırlı modelleri görünce dayanamayıp mutlaka bir tane alacaklardır. Ne varsa geçmişlerin modasında var ve geçmişte moda olup bu dönemde dalga geçilen modeller tekrar moda olmaya devam ediyor. Platform topuklu ayakkabılarla ve zarf çantalarla kombinleyebileceğiniz bu etekler sadece mini modellerle karşımıza çıkmıyor. Ayaklara kadar uzanan uzun fırfırlı etekler de var ve bunların bayanlara verdiği şıklık da ayrı. Eğer uzun bir modeli tercih edecekseniz mutlaka altına ince topuklu bir ayakkabı seçmelisiniz ve eteğinizin uzunun yerlere sürünmesinden çekinmemelisiniz. Arka kısmı biraz kuyruklu gibi gelen fırfırlı etek modelleri katılacağınız davetlerde göz kamaştıracak. Kalça bölgesiyle barışamayan kadınlar için pek uygun olmayan uzun modeller yerine kısa modeller tercih edilmeli ve koyu renk çoraplar ve kalın topuklu ayakkabılarla şık kombinler yapılabilmektedir.
Yaz ve kış her mevsimde, gideceğiniz yere uygun abiye elbiselere ihtiyacınız oluyordur. Abiye elbiseler her kişinin zevkine uygun şekilde tasarlanmış, vitrinlerde sizleri bekliyor. Kış ayında bir davete katılmanız gerekli ve bütün abiye elbiseleriniz yaz aylarında giyinmeye uygun öyle mi? Sakın telaşlanmayın, hemen çıkın ve vitrinlere bir göz gezdirin. Hemen gözünüze kadife görünümlü, parlak, taşlı abiye elbiseler ilişecektir. Kış aylarının vazgeçilmezi kadife abiye elbiselerle siz de şıklığınızı tamamlayabilirsiniz. Bu tarz elbiselerle tüylü kabarık ceketler giyinebilir; uzun abiye çizmelerle vamp bir görüntü elde edebilirsiniz. Daha rahat hareket etmenizi sağlayan bu yumuşacık modeller dar kesim, vücudunuzu saran modelleriyle ön plana çıkıyor.
Benim vücudum dar kıyafetler giyinmeye uygun değil diyorsanız; sizin için üst bölgesi dar, eteklere doğru bollaşan modeller de mevcut. Bunlardan birini edinip siz de mükemmel bir şıklık yakalayabilirsiniz. Kışlık modeller dışında yaz ayları veya baharda giyinebileceğiniz çok şık abiye elbiseler de var elbette. Bu sene kalın askılı az degajeli abiye elbiseler daha çok tercih edilecek. Straplez modeller artık demode olmaya başladı ve vitrinlerden yavaş yavaş kalkarak, yerini kalın askılı, daha asil görünümlü modellere bıraktı. Yine straplez giyinmeyi tercih eden, şık olmak isteyen kadınlar için de göğüs bölgesi taşlarla veya fırfırlı çiçeklerle kaplı, dolgun görünümde modellerle güzelliğiniz ön plana çıkarabilirsiniz. Straplez yakalı abiye modeller giyiniyorsanız mutlaka boynunuzda bir kolye bulunmalı, bağrınız bomboş bir görünümde olmamalıdır. Tek bir tane taşı olan ince zincirli kolyelerle zarif bir şıklık yakalayabilir; gittiğiniz yerlerin en güzeli olmaya devam edebilirsiniz.
Bayanlar için saçlar oldukça önemlidir. Saçların hep doğal ve hoş görünmesini isteyen bayanlar saçlarını her gün yıkamakla hata mı ediyor?
Saçlarımız bizi yansıtan birer parçalarımızdır. Onlara sürekli bakım yaptırırız, saçlarımıza özel ilgi uygulayarak onlar için ne gerekiryosa yaparız. Ayrıca saçların temiz olması bir bayan için çok önemlidir. Çünkü temiz saç, temiz vücut, hijyenik saçlar ve hoş görünüş demektir.
Bayanların çoğu saç bakımına özen gösterir fakat iş hayatındaki bayanlar için bu durum daha abartılıdır. İş yaşamının ve şehrin getirdiği günlük olaylar, saçların her gün yıkanmasını mecbur kılıyormuş gibidir. Trafikte saçlara sinen egzoz kokuları, iş arkadaşlarının sebebi ile maruz kalınan farklı kokular… Tüm bu nedenler bayanların saçlarını her gün yıkamak istemesi için yeterli nedenlerdir.
Mecbur hissetseler ve saçlarını her gün yıkamaya alışsalar bile bayanlar bu düşüncelerini bir kenara bırakmalı. Çünkü saçların her gün yıkanması demek onların yıpranması ve vitamin kaybetmeleri demektir. Yani saç dipleriniz günlük olarak yağlanıyorsa bu durumdan şikayet etmeyin, bırakın saçlarınız bir gün daha yağını alarak yeteri vitamini sağlasın. Böylece daha canlı ve sağlıklı saçlara sahip olabilirsiniz.
Saçlarınızın sağlığı için tabi ki yalnız bunlar yeterli değildir. Kullandığınız ve içeriğini bilmediğiniz şampuanlar ya da saç kremleri de saçlarınızın yıpranmasına neden olur. Bu durumları da düşünerek saçlarınız için uygun şampuanları kullanın.
Temiz görünmesini istediğiniz için her gün yıkadığınız saçlarınız ilerleyen zamanlarda yıpranacak ve doğal görünümlerini kaybedecektir. Ayrıca saçları şekillendirecek saç maşaları, saç düzleştiricileri, fön makineleri de saçların kolay yıpranmasına neden olur. Saçlarınızın sağlığı için saç serumları gibi ilaçları da kullanmamalısınız. Bunlar saçların yıpranmasını daha da hızlandırarak zamanla güçsüzleşsen saçlara neden olur.
Tırnaklarının bakımlı olması kadınlar için çok önemlidir. Çünkü kadınlar için elleri oldukça önemlidir. Ellerimize sürekli bakım yaparız. Onları kremleriz. Çok soğuk ya da çok sıcakta bırakmayız. Kısacası ellerimiz ve doğal olarak tırnaklarımız bizim için çok önemlidir. Peki tırnak bakımımız nasıl olmalı?
Öncelikle kadınların en çok şikayet ettiği tırnak problemine bakalım. Elbette binbir zahmetle uzattığınız tırnaklarınızın kırılması. Bunun için çok basit çözümler vardır. Öncelikle en pratik olanı ve her gün yapacağınız karbonatlı sudur. 1 bardak ılık suyun içine 1 kaşık karbonat atılır ve eler 10 dk bu suyun içinde bekletilir. Günlük bir bakımdır. Tırnakların kırılmaması için çeşitli bitkisel yağlardan da faydalanabilirsiniz.
Tırnaklarınız çok fazla sararıyorsa ,asetonu sık sık kullanmayın çünkü fazla aseton kullanımı tırnaklarda sararmaya yol açar. Yani ojenizi sık sık değiştirmeyin. Tırnaklarınızın sertleşmesi için hafta da 2 kere limonla ovmanız gerekmektedir. Tırnaklarınızın kırılmasın da ki diğer büyük etken de tırnak kesimidir. Tırnaklarınızı küt kesmemelisiniz. Tırnaklarınız sağlıklı büyümesi için, aynı zamanda kırılmalarını önlemek için bol bol su içmeniz gerektiğini unutmayınız. Tırnaklarınızı kısaltmak için tırnak makası kullanmamalısınız. Bunun yerine tırnaklarınızı törpüleyerek kısaltmalısınız. Ev temizliği yaparken, bulaşık yıkarken de tırnaklarınızı korumanız gerekmektedir. Bunun için temizlik yaparken sürekli eldiven takmalısınız. Sararan tırnaklarınız beyazlatmak istiyorsanız;
Diş macunu ile; Çok az diş macununu kullanmadığınız bir fırçaya (mercimek tanesi kadar) sürüp 1-2 dk fırçalayın bunu her gün yaparsanız 1 hafta sonunda beyazladığını göreceksiniz.
Karbonat ile; 1 paket karbonat ile yarım limonu karıştırıp macun haline getirin ve diş fırçası yardımı ile 1-2 dakika fırçalayın. Macunu hafta da 1 kere yapmanız yeterli olacaktır.
Tırnaklarınızın çabuk uzamasını istiyorsanız;
4 yemek kaşığı sirkeyi 1 tatlı kaşığı tuz ile karıştırıp tırnaklarınızı 5-10 dk içinde bekletin. Hafta da 1- 2 kere uygulayabilirsiniz.
Ayrıca tırnaklarınızın hava alması gerekmektedir. Arada bir oje sürmeyerek birkaç gün tırnaklarınız havalandırabilirsiniz. Ve tırnaklarınızı gün sonunda nemlendirmek hem tırnağın sağlıklı olmasını hem de sararmasını önleyecektir..
Gözler yüzün en dikkat çekici bölgelerinden biri. İri ve çekici gözlere sahip olmak birçok bayanın hayalidir. Ama maalesef ki her bayan iri gözlere sahip değildir. Peki, iri gözlere sahip olmanız mümkün mü? Tabi ki de evet. Birkaç tüyo ile hem iri hem de etkileyici gözlere sahip olmanız mümkün.
Gözaltların da morluklarınız varsa bunları açık tonlarında kapatıcılarla boyarsanız gözleriniz iri görünüz. Özellikle ilk olarak kaşlarınıza ve gözlerinize uygun göz makyajı yapmaya özen göstermelisiniz. Eğer açık tenli ve sarışınsanız, karamel, kahve, gri ve krem renkleri ile yapacağınız göz makyajı sayesinde gözleriniz daha iri görünebilir. Esmer iseniz rahatlıkla koyu tonlar kullanabilirsiniz. Ayrıca buğulu göz makyajı da sizin makyaj seçimleriniz arasında olabilir. Kızlar size lila veya siyah gibi renklerle iri gözler elde edebilirsiniz. Siyah kalemlerin göz üzerindeki etkisi gözleri küçültmeye yönelik olduğunu hepimiz biliriz. Bu yüzden tercihiniz beyaz kalem kullanmaktan yana olsun. Gözleri iri göstermek için yapılan makyaj kalem, far ve aydınlatıcılardır. Göz altılarına sürülen beyaz kalem; gözdeki beyazlığı daha çok ortaya çıkarttığı için gözler iri görünür. Gerektiğinden fazla rimel sürmekte gözlerin küçülmesine sebep olur. Eyeliner süreceğiniz zaman gözünüzün tamamına değil ortadan başlayarak dışarı doğru sürerseniz gözleriniz iri görünür.
İri gözler isteyen bayanlar kalın kaş yapısını tercih etmemelidirler. Kalın kaşlar gözleri küçük gösterir. Gözaltına makyaj yaparak gözleri iri gösterebilirsiniz .
Bebek gibi cilde sahip olmak her bayanın arzusu . Bebek gibi cilde sahip olmak sanıldığı kada rzor değil. Herkes tarafından imrenmek , canlı bir cilt gerekenler kesinlikle her sabah ve her akşam yüzünüzü yıkayın .Cilt temizliğinizi asla ihmal etmeyin. Günde birkaç dakikanızı ayırarak cildinizde onarımlar yapmak sizin elinizde .
Ciltlerin kusurlu olmasında başında dengeli beslenmemek, güneş ışınlarına fazlasıyla maruz kalmak , nemlendirici kullanmayı ihmal etmek , yatmadan önce makyaj temizliğine önem göstermemek , gün içinde yeteri kadar su içmemek gelir. Size bebeksi bir cilt için maske tarifleri verebilirim.
Siyah nokta sorunu için maske ;
Malzemeler ;
—yarım limon suyu
—2 çorba kaşığı yoğurt
Yapılışı ;
Malzemeleri karıştırıp yüzümüze sürüyoruz . 15 dakika bekletin . Sivilcelerin ve siyah noktaların . giderilmesini sağlar.
Yüz için nemlendirici maske ;
Malzemeler ;
1 yumurta sarısı
Bir miktar süt
Yapılışı ;
İkisini karıştırıp yüzünüze sürün .Üzerine ince bir bezle örterek 10 dakika bekletin. Ardandan peçete havlu ile silerek temizleyin .Daha sonra ılık ve soğuk su ile yıkayın.
Cildinizi çay şekeri ile ovalayarak yeni pürüzsüz ve pırıl pırıl olmasını sağlayabilirsiniz.
Elma sirkesi ve limon birleşimi ile yüzünüzde çok güzel sonuçlar elde edebilirsiniz.
Ballı yüz maskesi
Sadece bal kullanarak yapabileceğiniz maskeyi yüzünüze sürmeden önce gözeneklerinizin açılması için temiz bir havlu sıcak suya batırıp yüzünüzü koyun .Sonra ballı maskenizi yüzünüze sürün.20¬¬-30 dakika bekletip yüzünüzü soğuk su ile yıkayınız .
Saç dökülmesi herkesin önemli sorunlarından biridir. Hemen Hemen herkeste görülen bu sorun oldukça rahatsız edicidir. Saç Neden Dökülür?
Bazı dökülmeler hormonlara bağlı olarak,adetten hemen önceki günler de, menapoz dönemlerinde, Hamilelik sonlandıktan 5-6 ay sonrasın da görülebilir. Ayrıca mevsim değişiklikleri, ateşli hastalıklar yüzünden, stres durumlarında, Bazı hastalıklarda örneğin guatr hastalıklarında, kan eksikliğinde, bazı ilaçların kullanımında, demir eksikliğine veya vitamin ya da folik asit eksikliğine bağlı olan kansızlık durumlarında da saç dökülmesi görülebilir. Saçınız çokça döküldüğü zaman tavsiyemiz doktora başvurmanızdır. Çünkü saç dökülmelerinin nedeni
sağlıksal problemler de olabilir.
Saç Dökülmesine Karşı Çözümler
Saçınızı her gün yıkamamanız da fayda var. Saçları sık yıkamak saç dengesini bozar. Saçlar daha fazla yağlanır.
B6, B12, C, E ve biyotin vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır ve demir gibi aminoasitleri almak da çok önemlidir. Bu aminoasitleri barındıran meyveleri veya sebzeleri bol bol tüketmelisiniz. Stresten uzak durulmalıdır.
Bir tutam lavantayı kaynamakta olan suya ilave ediniz. Yaklaşık 5 dakika yüksek sıcaklıkta demleyiniz. Demleme tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz ve ılıkken süzünüz.
Saçlarınız temiz ise demlediğiniz lavanta suyu ile saçlarınızı yıkayınız ve yarım saat bekleyiniz. Yarım saat sonra sadece suyla durulayınız.
Saç Dökülmesini Önlemek İçin
1 Rendelenmiş soğan
2 Tatlı kaşığı hint yağı
2 Tatlı kaşığı çörek otu yağı
1 Çay kaşığı çam terebentin
Haftada 1 gün saç diplerine sürüp,streç filmle sarıp yarım saat kadar bekleyin.Yıkarken arıtıp soğuğa yakın ılık suyla yıkayın.
Saçlarınız için ayrıca ısırgan otu ve bal da oldukça faydalıdır. Zeytinyağı ve yumurtayı da karıştırarak hafta da bir saçlarınız da yarım saat bekletip yıkadıktan sonra faydasını göreceksiniz.
Ama önce doktora başvurmanızı öneririz. Çünkü saç dökülmesinin altın da sağlıksal sorunlar da yatabilir..
Badem Yağı eskiden beri insanlar için her alanda kullanılan bir yağ olmuştur. Badem yağının en çok bilinen faydası saça olan faydasıdır. Saç güçlendirici, kırık oluşumunu engelleyici, besleyici, koruyucu ve nemlendirici olarak saç bakımında kullanılmaktadır. Badem özellikle Yunanistan, İran, İtalya, Fas, Portekiz, İspanya, Suriye, Türkiye ve ABD’de yetişir. Badem yağı, badem çekirdeğinin soğuk pres yöntemi ile sıkılmasından elde edilir, soluk sarı renkli, hafif kokulu bir yağdır.
Badem Yağının Faydaları Nelerdir?
Kabızlık giderici özelliği sahiptir. Badem yağı hamilelik dönemin de uygulanırsa doğumdan sonra çatlaklar oluşmaz.
Bazı enstrümanların bakımında da kullanılır. Kuru ve çatlamış cilde çok faydası olur. Kırışıklıkları giderir. Saç dökülmelerini önler. Karın, bel, basen ve kalça bölümünde ki çatlakları giderir. Saçı onarır, nemlendirir ve bakım yapar. Neredeyse bütün kozmetik ürünlerinde de badem yağı kullanılır. Aynı zaman da kaş, kirpik ve sakal bakımında da kullanılır.
Badem yağını cildinize kullanırken fazla kullanmamaya özen gösteriniz. Kullanım esnasında masaj yaparak uygulayınız. Kaşlarınıza 1-2 damla olarak sürebilirsiniz, kirpiklerde ise boş bir rimel kutusuna koymanız daha kolay kullanım sunacaktır. Ayrıca kaş ve kirpik bakımında daha iyi sonuç almak için hint yağı ile birlikte uygulayabilirsiniz.
Badem yağını saç uçlarınıza uyguladığınızda minimum 2 saat bekletmelisiniz, badem yağını parmaklarınızla saç uçlarınıza nazikçe uygulayınız. Bu kullanım tekniğinde yağı azar azar bölgesel olarak uygulayınız, çok fazla sürmemeye özen gösteriniz. Çok fazla yağ kullanmamalısınız çünkü çıkarması zor olacaktır. Ayrıca badem yağının tüylenme yaptığını unutmamalısınız. Bu yüzden vücudunuzda nerede kullanacağınızı iyibelirlemelisiniz. Saçın normalden daha yavaş uzamasına ve saç derisinin aşırı kurumasına neden olan egzama, cilt mantarı gibi rahatsızlıkların olumsuz etkilerine karşı badem yağını kullanabilirsiniz.
Badem Yağının Cilde Faydaları nelerdir?
Badem yağı yüksek miktarda aromaterapi içeren ve kozmetik ürünlerinde yaygın olarak kullanılan bademin soğuk pres yöntemine tabi tutulması sonucu elde edilen doğal bir yağdır. Özellikle bebek bakım ürünlerinde(bebek yağı) kullanılır.
Cilt sağlığı için oldukça önemli olan A ve B vitaminlerini yapısında barındır. Cilt tipi (kuru , yağlı , karma) ayırt etmeden kullanılma özelliğine sahiptir. Özellikle kuru cildin nemlenmesine yardımcı olan badem yağı bunun dışında ciltte meydana gelen tahrişi giderir ve antioksidan etkisiyle iltehabı yok eder. Düzenli kullanılan badem yağı yumuşak , pürüzsüz ve kadifemsi bir cilt için mucize niteliğindedir. Bunun dışında badem yağı dudaklarda meydana gelen çatlaklıkları gidererek ve cilt döküntülerinin önüne geçmektedir.
Göz altı morluklarının giderilmesi içinde oldukça uygun bir üründür. Yatmadan önce pamuk yardımıyla göz altına uygulanan badem yağı düzenli kullanımda etkili sonuçlar verecektir. Cilt yapısındaki kolojen yapıyı diri ve genç tutarak erken yaşlanma belirtilerinin (kırışıklık ve sarkma) önüne geçerek genç ve sağlıklı bir cilt sunar.
Badem yağı ölü hücrelerden cildi arındırarak cildin nefes almasını sağlar. Dolayısıyla ciltte meydana gelen pürüzlü yapıyı yok eder ve siyah nokta oluşumunu engeller. Ayrıca cildin renk tonunu sabitleyerek kızarıklıkların geçmesinde de yardımcı niteliktedir.
Badem yağı cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmaya uygundur. Özellikle egzama ve sedef hastalığının yatıştırılmasında oldukça etkilidir. Bunun dışında cilt iltihaplarına, kaşıntı ve kızarıklıklara karşı kullanılan badem yağı oldukça büyük etki gösterecektir. Badem yağına ek olarak lavanta yağı ile karıştırılıp cilde uygulandığı takdirde daha fazla etkisini gösterecektir.
Badem yağı kışın soğuğundan ve yazın güneş etkisinden cildi korur. Kışın kuruyan cildi nemlendirir , yazın ise güneşin zararlı ışıklarına karşı koruma sağlayarak leke oluşumunun önüne geçer. Ayrıca yaz kış dudaklara uygulanan badem yağı çatlakları önleyecek var olan çatlaklara uygulandığında ise çabuk iyileşme sağlanmasına yardımcı olacaktır.
Badem yağı emilimi çok hızlı olduğu için cildin her bölgesine ve ayaklara uygulanabilir. Özellikle çatlayan ve matlaşan ayak topukları için mucize niteliğindedir. Düzenli ve masaj yaparak uygulandığında ilk kullanımdan itibaren yumuşaklık hissedilecektir.
Son olarak badem yağının makyaj çıkarma özelliği bulunmaktadır. Bir yandan cildi arındırırken bir yandan da nemlenme sağlar. Hem temizleyen hemde doğal koruma sağlayan badem yağı kimyasal içermediği için makyaj temizleme ürünlerinin yerine kullanılması oldukça akılcı bir çözüm olacaktır.
Badem Yağının Saç Sağlığına Faydaları nelerdir ?
Badem yağı cilde fayda sağladığı gibi saç içinde oldukça sağlıklı ve faydalı bir üründür. Saçların doğal parlaklığını ve sağlıklı bir görünüm kazanmasını sağlamaktadır. Bunun dışında saç yapısına zarar vermeden sağlıklı bir şekilde uzama sağlarken saç dökülme probleminin de önüne geçecektir. Çünkü badem yağı saç köklerini besler ve güçlendirir.
Özellikle kuru saçlar için tercih edilen badem yağı , zeytin yağı ile karıştırılarak daha etkili sonuçlar almak mümkündür.Düzenli olarak saça uygulanan badem yağı bol miktarda esansiyel yağlar içerdiği için 3-4 haftada farkı görmenizi sağlayacaktır. Önemli olan uygulama yaptıktan sonra saç diplerini iyi durulamaktır. Bunun dışında saç şekillendirme işlemi uygulamadan önce saç uçlarına bir miktar badem yağı sürülmesi kırık oluşumunu engeller ve ısıya karşı saçları daha dayanıklı hale getirerek yumuşak saçlar elde etmenizi sağlar.
Son olarak badem yağı saç diplerine uygulandığı takdirde saç mantarlarının oluşumunu engeller. Saç derisinin sağlıklı olmasını sağlar. Kepek oluşumunada çare niteliğindedir. Yine saç diplerine uygulanan badem yağı ılık su ile yıkanmalıdır. Aşırı sıcak su saç derisini hassaslaştır.
Badem Yağının Kalp Sağlığına Faydaları nelerdir ?
Badem yağı kalp sağlığını korumaya yardımcı nitelikte olan folik asit, doymamış yağlar, protein ve potasyum bünyesinde bolca barındırmaktadır. Düzenli ve günlük yemeklere ve tatlılara bir miktar badem yağı kullanılması kalp sağlığının korunması açısından birçok fayda sağlayacaktır. Yanlız dikkat edilmesi gereken nokta badem yağı alırken kozmetik amaçlı olanını almamaktır. Bu ürünler besin ve gıda gurubuna girmediği için kişinin sağlığına zarar verir. Tüketime uygun badem yağı kullanılmalıdır.
Badem yağının Tansiyona ve Kolesterole Faydaları nelerdir ?
Badem yağı kan basıncı düzenlenmesinde oldukça etkili olmaktadır. Bunun yanı sıra kolesterol seviyesinin dengede kalmasını sağlayan sodyum ve potasyum açısından oldukça zengindir.
Badem Yağının Bağışıklık ve Sindirim Sistemi İçin Faydaları nelerdir ?
Düzenli olarak tüketilen badem yağı özellikle enfeksiyon hastalıklarına karşı bağışıklık sisteminin güçlenmesinde büyük rol oynar. Bağırsakları çok iyi çalıştırmasından dolayı badem yağının müshil özelliği bulunmaktadır.Dolayısıyla kabızlık problemi ve obezite için oldukça uygun bir üründür. Sindirim sistemi ve metabolik olayları hızlandırmasından dolayı zayıflamaya yardımcı olacaktır.
Badem Yağının Sinir Sistemi Ve Bellek Sağlığına Faydaları nelerdir ?
Badem yağı adına yapılan birçok bilimsel araştırma sonucunda badem yapısının sinir sistemi ve bellek üzerinde çok etkili olduğunu ortaya çıkmıştır. Düzenli olarak günde bir bardak süte birkaç damla badem yağı damlatarak tüketilmesi sinir sistemi sağlığınızı koruyacak olmasının yanında bellek fonksiyonlarının gelişiminde de büyük katkısı bulunmaktadır. Çünkü badem yağının içeriğinde Omega 3 bulunmaktadır.
Badem yağının Kan Akışına ve Kemik Gelişimine Katkıları nelerdir ?
Bir çok yerde masaj yağı olarak kullanılan badem yağı vücuda masaj yapılarak uygulanması sonucunda kan dolaşımını hızlandırır ve bu işlem özellikle bebekler için sağlıklı kemik ve iskelet yapısının oluşmasına yardımcı niteliktedir. Anneler bebeklerine hafif masaj yöntemleri ile uyguladıkları takdirde bebeklerinin hem cilt yapısını hemde kemik yapısını kuvvetlendirecektir.
Badem Yağı Kas Ağrılarına Faydaları nelerdir ?
Gergin ve ağrılı kasların üstüne masaj yaparak uygulanan badem yağı anında arıyı kesecek bunun yanında stres alarak rahatlama ve gevşeme sağlamanıza yardımcı olacaktır.
Potasyum ve çinko açısından oldukça zengin olan badem yağı tırnak sağlığı için de eşsiz bir besin kaynağı niteliğindedir. Özellikle güçsüz ve kırılma eğilimi çok fazla olan tırnaklara uygulandığı takdirde bu problem yaklaşık 4 hafta sonra ortadan kalkacaktır.
Son olarak badem yağı kirpiklerin sağlıklı ve güçlü uzamasını sağlar.
Kadınlarda dudak dolgunluğu geçmişten günümüze kadar büyük ilgi görmüştür.Bunların yanı sıra dolgun dudaklar güzelliğin işareti ve çekiciliği temsil eder.Dudak dolgunlaş tırmanın tek yolu estetik ameliyatlar değildir.Günümüzde doğal yollar ile de bunu gerçekleştirmek mümkün olmaktadır.Doğal olarak neler yapılabilineceğini göreceğiz.Masaj uygulamaya başlamadan önce ellerin temizliğine özen gösterilmelidir.Dudaklara uygulanan su sıcaklıkların da farklılık yaratarak masaja başlamış oluruz .Önce ılık su daha sonra sıcak su ile ovalayarak işlemi başlatmış olursunuz.
Dudakları hareket ettirerek kasları çalıştırmak üzere yapılan egzersizlerle kısa bir süre içinde hissedilir bir dolgunlaşma olduğunu fark edebiliriz.Bitki karışımları ile de dolgunlaştırma işlemi yapılır.Bir miktar bal ve zeytin yağını karıştırarak yumuşak uçlu bir diş fırçasıyla dudağa sürülür bu yöntemde dudak dudak dolgunlaştırma işlemi yapılan yöntemlerdendir.Yulaf maskesi de uygulanmaktadır. Bu tarif için ise bir tutam yulaf ve yumurta sarısı gerekli malzemelerdir. Bu karışım hafta da 2 kez uygulanarak kullanılır.Zencefil maskesi de bir tercih olarak kullanılır.Karım için gerekli olan malzemeler ; bir cay kaşığı kadar vazelin, 1/2 cay kaşığı bal mumu, göz kararı ile zencefil , 2 damla nane ekstresi, bir miktar pul biber ağzı kapanabilir bir kapta birleştirilir. Bir süre kadar bekletildikten sonra dudaklara uygulanılır. İstenilen sıklıkla da uygulanılabilir bir tariftir. E vitamini de dudak dolgunlaştırma da gözlemlenen bir tercihtir.Bir kapsül E vitamini, 5 damla tarçın yaprağı yağı,5 yemek kaşığı zeytinyağı karıştırılıp 3 dakika bekletildikten sonra uygulanır.Uzun süre bekletilir. bu karışımda istenilen sıklıkla uygulanabilir.
Argan Nedir ?
Argan, Afrika kıtasında yer alan Fas’ta yetişen bir ağaç türüdür. Zeytin ağacına benzerliği ile bilinir. Boyları 10-15 metre arasında değişen argan ağacının ömrü yaklaşık 200 yıl kadardır. Sadece Fas’ta yetişir. Meyvesi şekil olarak bademe benzer. Sert kabukludur. Argan ağacı dikenli bir ağaçtır. Meyveleri Haziran-Temmuz ayında toplanmaya başlar. Ülkemizde yetişmediği için bilinirliği azdır. Fakat neredeyse bütün kozmetik ürünlerin de kullanılır. Bu ağaca aynı zamanda ‘Hayat Ağacı’ da denir.
Argan Yağı Nedir?
Argan yağı argan ağacının meyvelerinden elde dilen bir yağdır. ilk önce kavrulma ardından ise öğütme işlemlerinden geçer. Öğütme işleminin ardından, çekirdeklerin iç kısımlarından kahverengi bir madde çıkar ve bu madde hamur gibidir. Hamur kıvamındaki bu maddeye su katılır ve yoğrulma işlemi başlar. Hamur suyla beraber yoğrulurken, argan yağı ortaya çıkar. Bu yağa aynı zamanda ‘Sıvı Altın’ da deniyor.
Argan Yağının Faydaları Nelerdir?
Dünya’da sadece bir yerde yetiştiği için çok önemli olan bu ağaç UNESCO Tarafından korumaya alınmıştır. Özellikle kadınlar için oldukça önemlidir. Kırışıklık giderici olan bu yağ kadınlar için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Ayrıca saçlara da oldukça faydalıdır. Saçları nemlendirir. Korur ve kırıklar için onarıcı etki gösterir. Son zamanlar da kaşlar ve kirpikler için de kullanılmaya başlanmıştır.
Emilimi oldukça yüksek olduğundan, krem gibi kullanılabilir. Vücut için, el ve ayakların bakımı için, saçlar için, tırnak bakımı için, yüzünüz için oldukça faydalıdır. Yüzünüzde ki kırışıklıkları giderir. Vücudunuz ve saçınız için bakım terapisi, tırnaklarınızın da daha sağlıklı olabilmesi için argan yağı oldukça faydalıdır. Yaşlandırmayı geciktirici özelliği de olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz.
Göz altı kırışıklıklarında etkilidir. Hamilelik çatlaklarının önlenmesinde de faydalıdır.
Kadınların ve erkeklerin vazgeçilmezi kotlar..
Çok sevdiğimiz kotlar maalesef bir süre sonra eskiyor ve biz onları atmak zorunda kalıyoruz.Neden sevdiğimiz kotları atmak zorunda kalalım ki ? Kotlarımızı değerlendirmek yerine neden onlardan vazgeçiyoruz? peki kotlarımızdan neler yapabiliriz?
Çantalar, masa örtüleri ,bileklikler, yatak örtüleri, etekler, tutacaklar, koltuk döşemeleri, mutfak önlüğü, terlikler, elbiseler, yastık kılıfları, abajur kaplama, küpeler, kolyeler ve daha neler neler..
Evinizin hemen hemen her köşesinde kullanabileceğiniz kotlarımızla dekoratif harikalar yaratabilirsiniz.
Çeşit çeşit çantalarınızla herkes size bakacak.Tüm gözler üzeriniz de olacak.Evinizde ki hava dilden dile dolaşacak.
Üstelik tasarruflu ve zahmetsiz.. Sadece kot pantolonlarınızı değil bütün pantolonlarınızı değerlendirebileceğinizi unutmayın.
Mutfağınız da önlük şeklinde , kavanoz kaplamaları olarak yada tutacak olarak rahatça kullanabilirsiniz.
Oturma odanızda koltuk kaplaması şeklin de , yemek masası örtüsü olarak hatta fotoğraf çerçevesi kaplaması olarak bile mükemmel bir dekorasyon yapabilirsiniz.
Yatak odanız da yatak örtüsü ve daha birçok şey de..
Çok sevdiğiniz anı defterinizi veya günlüğünüzü dahi kotlarınızla kaplayabilirsiniz.
Örneğin kotun üst kısmını biraz kısaca kestikten sonra altına her yerden bulabileceğiniz güpürleri dikerek mükemmel bir kot eteğe sahip olabilirsiniz.
Veya çeşit çeşit renklerde kotlarınızı kare şeklinde kesip diktikten sonra dikilen yerlere yeterli büyüklükte boncuklar dikerseniz çok şık bir yatak örtüsüne sahip olabilirsiniz.
Yine kotlarınızdan yatağınız için yastıklar bile yapabilirsiniz.
Çalışma masanız da çok sevdiğiniz eski kotunuzu görmek istemez miydiniz? Kalemliklerinizi eski kotlarınızdan arda kalan parçalarla kaplayarak yeni bir kalemliğe sahip olabilirsiniz.
Ya da kotunuzu hiç bozmadan , eskidiğini düşündüğünüz kotunuz iç tarafına renkli danteller de dikerek yeni bir kota sahip olabilirsiniz..
Bunlar önerilerimiz..
Ne yapmak istiyorsanız yapmanız mümkün.Gerisi zevkinize kalmış..
Kolay gelsin ..
Pastane poğaçası elle yapılacaksa, unu, mahlebi, şekeri ve tuzu geniş bir kaba alıp yaş maya ya da kuru mayayı alıp, suyu, yağı ve yumurtayı ilave ettikten sonra 7-8 dakika yoğurun. Hamur ilk etapta ele yapışan bir ayarda olsa da daha sonra kulak memesi kıvamına gelecektir. Yoğurulan hamur üzeri kapatılarak ılık bir yerde 1 saat bekletilir. Yeterince unlanan tezgâha hamur alınarak 1-2 dakika yoğrulur ve 12 eşit bezeye ayrılır. Bezeler el ayasıyla düzleştirilerek üzerlerine malzeme konur. Daha sonra beze kapatılır. Bezenin ucunda hafif bir çıkıntı oluşacaktır. Bezler iyice yağlanmış tepsiye konarak, 30 dakika ılık bir yerde bekletilir. Tekrar mayalayıp kabarmalarını sağlayın. Şekerle çırpılmış yumurta karışımını poğaçaların üstlerine sürülür.(bu karışım poğaçaların daha güzel kızarmasını sağlar)Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında üstleri kızarıncaya kadar pişirilir.
Kadını kadın yapan şey şüphesiz karşı konulamaz güzelliğidir. Bu güzellik adına zamanımızın çoğu ayna karşısında geçerken doğal güzellikten vazgeçen kişilerin yaptığı yanlışları yapmaktan çekiniriz.
Güzelliğin en temeline indiğimizde her şeyin doğru ve doğal beslenme olduğunu görmekteyiz ve hatta kullandığımız araç gereçlerde de doğal besinlerin özlerinin olduğunu biliriz. Peki tükettiğimiz besinlerde ciddi derecede güzellik iksiri var ise biz neden salonlara ve kremlere bu kadar para harcıyoruz ki ?
Yapılan araştırmalara göre bakım kremleri kullanmak yerine tüketilen bazı besinlerin güzellik iksiri görevi gördüğü kanıtlanmıştır. Bu besinleri tüketmemiz saçlarımızı ve cildimizi güçlendirmemizi sağlıyor. Sürekli tüketilmesi durumda ise cildi güzelliştirdiği görülmektedir.
Bu yazımızda cildinizi daha güzel kılan besinlerden bahsederken aynı zamanda cüzdanlarımızında rahatlamasını sağlayacağız.
Cilt güzelliği isteyen bayanların ihtiyacı olan besinler nelerdir ?
– Papatya
Bünyesinde bulundurduğu minareller ve amino asit sayesinde cildinize nem, size mutluluk katmaktadır. Beyindeki mutluluk hormonunu etkilemesi sebebiyle mutluluk papatyada saklı diyebiliriz.
– Salatalık
Salatalığın cilde etkisi bir tarafa dursun karaciğeri ve böbrekleri çalıştırması ve kanı temizlediğini biliyor muydunuz? Kanı temizlediği için Cilde de etkisi çok fazladır. Cildimizi hep hayal ettiğimiz o kusursuz görünümüne kavuşturur. İçerdiği nem cilde yumuşatıcı bir etki sağlar. Özellikle salatalık kabuğu soyulup cilde konulduğunda tam olarak bir tonik etkisi yaratır.
– Limon
Limon cilt için aşırı olmayan ph ve asit değerine sahiptir.
Ciltte oluşan cilt hastalıkları için faydalıdır.Sivilcelere ve siyah noktalara iyi gelir.Tedavi sürecini hızlandırır. Aynı zaman da ciltte ki kahverengi lekeleri azaltır.Ciltte doğal bir parlaklık yakalamanızı sağlar. Limon aynı zaman da siyah noktalara ve kırışıklığa da iyi gelir. cildiniz çok hassa ise limonu çok az su ile de karıştırıp kullanabilirsiniz.
Doğal güzelliğinizi yakalamak için çözümü doğa da aramanız gerekir unutmayınız..
Kolay gelsin..
Eskişehir Üniversitesi’nin estetik cerrahi alanında uzman ismi, Prof. Dr. Yakup Karabağlı’nın bir gençlik yöntemi olarak uygulanan botoks uygulamalarının kimi zaman ters teptiğini vurguladı.
Yakup Karabağlı, özellikle son yıllarda uygulama alanında büyük artış gözlemlenen botoks veya dolgu gibi işlemlerin, bazı kliniklerde alanında uzman olmayan kimseler tarafından amatör olarak yapıldığını, yapan kişinin ne kadar enjekte edeceğinden bile habersiz olduğunu, bunun sonucunda bu yerlerde yapılan gençleştirme uygulamalarının sadece %10 kadarlık kısmında sonucun olumlu olduğunu ve geri kalan yüzdelik dilimin olumsuz sonuçla karşılaştığını vurguladı. Hatta, bazı yerlerde yapılan botoks uygulamalarında öyle ters sonuçlar doğuyormuş ki bu sonucu uzmanlar bile düzeltemiyormuş.
Yanlış botoks uygulamalarının başında ise, şaşkın şekli alan yüz ifadeleri yer alıyor. Buna ek olarak ikinci sırada görülen bir sorun da kaşlardaki orantısızlık. Özellikle ucuz kliniklerde yaptırılan bu uygulamalar sonucu ortaya çıkan bu sorunlar 5 yada 6 aylık sürelerde kendiliğinden iyleşse de bu süre zarfında bireylerin karşılaştığı sosyal çöküntüler büyük psikolojik buhranlara sebep olmakta. Bu tarz kliniklerde yapılan yanlış uygulamaların tek kötü yanı bunlarla da sınırlı kalmıyor. Bazı kliniklerde özellikle dolgu yapımı sırasında kullanılan malzemelerde, kimliği belli olmayan yağların kullanıldığı ve buna paralel olarak, dolgunun uygulandığı bölgelerde enfeksiyonel belirtilerin ortaya çıktığını ve bu enfeksiyonel belirtilerin hiçbir şekilde önüne geçilemediği, Prof. Dr. Yakup Karabağlı’nın açıklamaları arasında yer alıyor.
Modern klinikler de yapılan dolgu yada botoks uygulamaları pahalı olsa da, bu yerler öncelikli tercihiniz olmalı. Yukarıda belirttiğimiz, enfeksiyonlar sonucu ciltlerinizde çürümeler oluşabilir. Daha da ileriye giden enfeksiyonel belirtiler citti hastalıklara ilerletebilir vücudunuzu. Tüm bunların önüne geçmek için, güzelleşmeyi ucuza aramamalısınız, bu bir lükstür ve her lüks pahalıya mal olmaktadır.
“Yumurta yumurtadır.” demeyin, zira köylerde yetiştirilen tavuklar natural beslendikleri amacıyla yumurtaları da etleri de daha besleyicidir. Üretim çiftliklerinde yetişen tavuklardan çok yumurta almak amacıyla tavuklar kimyasallarla şişiriliyor. Üretim çiftliklerinde natural gıdalarla yetişen tavuklardan elde edilen, marketlerde satılan natural besi yumurtaları da var. Bu yumurtalar başkalerine göre biraz daha pahalıdır. Köy yumurtası bulabilmek zor olmasından insanımız bu organik yumurtaları tüketmeyi daha çok tercih ediyor. Piyasada üstüne birkaç tutam saman serpiştirilerek seri üretimle elde edilen tavuk yumurtaları insanlara köy yumurtası diye satılıyor. Artık kurulan köy pazarlarına sızmış ,iyi niyetli ve dürüst satıcıların ismini kirleten insanlar da var. İnanın üstünde seri numarası olan yumurtaların altına biraz saman koyarak köy yumurtası diye satanını gördüm.
Yumurta bilhassa A, D, E ve B grubu vitaminleri mühim oranda içerir. Protein, vitamin ve mineral yönünden varlıklıdır ve her bireyin bedenine lüzumlu olan enerjiyi verir. Genellikle çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi yönünden her gün bir yumurta yemeleri önerilmektedir. Yumurtanın içersindeki kolin maddesi beynin gelişiminde mühim rol oynamaktadır. Hem de yumurtanın bünyesinde tespit edilen losin amino asit, yağ yakmak amacıyla yardımınıza koşuyor. Kahvaltıda haşlama yumurta Yemeniz zayıflamanıza yardımcı oluyor. Çoğu diyetisyen sabah kahvaltısında yenmesini ve gün boyu gereksiniminiz olan enerjinin yumurta ile alınmasını ideal görüyor. Tabi aldığınız ve yediğiniz yumurtanın tam manasıyla beneninize yarar dayanıklıasını istiyorsanız gıda sayısal sayısal değeri yüksek ve taze yumurta yemelisiniz. Peki bu karışıklığın içersinde biz köy yumurtası ve üretim çiftliklerinde elde edilen natural besi yumurtasını başka seri üretim yumurtalardan nasıl ayıracağız? Sizleri bu hususta biraz aydınlatmak istiyorum.
Çoğumuz “Nerde eski köy yumurtaları,etinin tadına doyum olmayan köy tavukları…” diyor. Artık kent içerisinde köy yumurtalarına ulaşmak zorlaştı. İnsanlar günden güne kısa yoldan çok para kazanma çabası içersinde olduklarından aldığınız yumurtanın aslında köy yumurtası olup olmadığını fakat eve döndüğünüzde anlayabiliyorsunuz. Ama yumurta alırken kabuğunun dayanıklı olup olmadığına ilgi ederseniz yanılma oranınızı düşürmüş olursunuz. Yumurtayı kırdığınızda yada haşladığınızda pis kokmuyorsa, su dolu bir kaba koyduğunuzda su da yüzmüyorsa, yumurtayı haşladığınızda kabuğunun altında rengarenk bir görüntü oluşmuyorsa,yumurtayı kırdığınızda sarısı dağılmıyorsa kandırılmadığınızı anlayabilirsiniz. Bu şartları gerçekleştiren yumurta taze ve gıda sayısal sayısal değeri yüksek bir köy yumurtasıdır.Diğer yumurtaların tazeliğinin tespitinde de bu yöntemleri kullanabilirsiniz.
Doğal Besi Yumurtaları
İçinde hiçbir kimyasal madde bulunmayan yemlerle ve natural ortamlar yaratılarak beslenen aynı vakitte natural döllenme yöntemleri ile üremesi sağlanan tavuklardan elde edilen yumurtalar natural besi yumurtalarıdır. Peki bu yumurtaları alırken nelere ilgi etmeliyiz?
“Türk Besin Kodeksi Yumurta ve Yumurta Ürünleri Tebliği”, yumurtanın üretiminden kullanımına kadar geride bıraktığımız süreçteki bütün aşamalarının standartlarını belirtmekte ilaveten “A sınıfı” yumurtaların işletme ve kümes numarasının yumurta kabuğu üstüne damgalanması, bu yumurtaların ağırlık ve özellik katagorilerinin etiketlerinde ürün adı ile aynı yüzde olması lüzumluliğini yapımcı firmaların bu kurallara muhakkak uyması lüzumluliğini vurgulamaktadır. Etikette ilaveten, son tüketim tarihinin de belirtilmiş olması gerekiyor. Bu koşullarda yetişmeyen tavukların yumurtaları kırıldığında, sarısı dağılıverir.
Doğal Besi Yumurtasını Seri Üretim Yumurtalarından Nasıl Ayırt Edeceğiz?
Doğal besi yumurtası ile başka üretim yumurtalar aynı ırk tavuklar kullanılarak üretildikleri amacıyla yumurta kabuğu rengi ve yapısı yönünden birbirine çok benzerler. Yetişme şartları bambaşka olan bu tavukların yumurtalarını fakat tadarak ayırt edebilirsiniz. Doğal besi yumurtasının çok daha lezzetli olduğunu göreceksiniz.
Hangi tür yumurta alırsanız alın, serin yerde muhafaza edilmiş olmasına, çatlak ve kırık olmamasına, kabuğunun sertliğine ve dayanıklılığına ilaveten kendi karton kutusunda olmasına ilgi etmeyi unutmayın!
Genellikle tropik bölgelerde yetişen, yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Ve bu ağaçta tespit edilen yeşil dikenli bir meyve olan tarçın elmasının, oluşturulan incelemeler sonucunda, kanser hücrelerini öldürdüğü belirlenmiştir. Hatta incelemelere göre, kemoterapi ilaçlarına oranla 10.000 kat daha tesirli bir natural ilaç bulunduğu, üstelik kemoterapinin meydana getirdiği yan tesirsin hiç birini göstermediği belirlenmiştir. Kemoterapi ilaçları bilindiği gibi, kanserli hücrelerle beraber vücuttaki sıhhatli hücrelere de zarar sunarak ciddi hasarlara sebep olmaktadırlar.
Graviola bitkisi adı da verdiği tarçın elmasında tespit edilen sitotoksik bileşenlerin kanser hücrelerine karşı ölümcül tesir gösterdiği fakat sıhhatli hücrelere hiç zarar vermediği rapor edilmiştir.
Amerika’ da bir ilaç firmasında doğrulusunda oluşturulan testlerde aşağı yukarı 20 analiz laboratuvarı 1970’li yıllardan beri graviola ve kanser temasını araştırmışlardır. Sonuçlar aslında de şaşırtıcıdır. graviola dan elde edilen bileşenlerin;
– Kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatmada ve durdurmada sık sık sarfedilen kemoterapi ilaçlarından 10,000 kat daha tesirli bulunduğu,
– Meme kanseri, kolon kanseri, pankreas kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri dahil 12 tür kanser tarzında tarçın elmasında (Graviola) tespit edilen bileşenlerin sadece kanser hücrelerini amaç alarak yok ettiği,
– Kemoterapi de bulunduğu gibi sıhhatli hücrelere hiçbir zarar vermediği, ve seçici olarak sadece kanser hücrelerini amaç aldığı,
Yapılan pek çok çalışma ile kanıtlanmıştır.
2011 yılında, graviola bitkisinin meme kanseri üzerindeki tesirsini inceleyen bir çalışma yapılmış ve Beslenme ve Kanser (Nutrition and Cancer) dergisinde yayınlanmıştır. Araştırmacılar, graviola meyve ekstraktının (Gravioladan elde edilen bileşenlerin) meme kanserine sebep olan genleri tesirsiz duruma getirdiğini belirlenmişlerdir.
Yapılan çalışmalar, graviola ekstraktlarının kadınlarda meme kanserine karşı koruyucu bir tesir sağladığını ve kanser hücrelerini öldürdüğünü meydana koymuştur.
Sonuç olarak mucize yaratan bu ağacın meyvesini tükettiğimizde;
– Kanser gibi ölümcül tesirlerden korunarak bağışıklık sistemimiz güçlenecek
– Enerjimiz artacak
– Kemoterapi esnasında meydana gelen saç dökülmesi, kilo kaybı, mide bulantısı gibi pek çok yan tesirsi yaşamadan, kanser hücrelerinden natural ve güvenilir yöntemlerle korunabileceğiz.
Kendimizi çok daha sıhhatli ve kuvvetli hissedeceğiz!
SSL Nedir? Nasıl Çalışır?
“Secure Sockets Layer” kısaltması olarak adlandırılan SSL ,Sunucu ile istemci arasındaki iletişimin şifrelenmiş şekilde yapılabilmesine imkân veren standartlaşmış bir teknolojidir.
En süregelen kullanım şekli, internet ortamında, Sunucu ile tarayıcı(Internet Explorer gibi..) arasındaki iletişimin şifrenlenmesi şeklindedir.
SSL, standart bir algoritmadır.Milyonlarca internet sitesinde güvenilir veri iletişimi amacıyla kullanılmaktadır.
SSL fonksiyonun çalışabilmesi amacıyla sunucu doğrultusunda bir anahtar ve istemci doğrultusunda çalışacak bir sertifikaya gereksinim duyulmaktadır.Üzellikleri
– Mesajların şifrelenmesi ve deşifre edilmesindeki emniyet ve saklılığı sağlar
– Mesajı gönderenin ve mesajı alanın doğru yerler olduğunu garanti eder
– İletilen dokümanların tarih ve süresini doğrular
– Doküman arşivi oluşturulmasını kolaylaştırır
Sertifikasyon Kurumu
Dijital sertifikaların verilmesi ve yönetilmesini sağlayan kurumdur. Dijital sertifikalar bu kurumların saklı anahtarıyla imzalanır.
SSL Nasıl Çalışır ?
SSL Public Key/Private Key adı verdiği anahtarların tüketimine dayalı bir şifreleme yöntemi…
SSL çalışma mantığını şu şekilde açıklayalım:
SSL şifrelemesinde 2 adet anahtar kullanılır. Bu anahtarlar, dijital olarak kodlanmış yazılımdan diğer bir şey değil!… Ve bir anahtarın kilitlediği veriyi, yalnızca öteki açabiliyor.
Anahtarlarınızı yarattıktan sonra (ki bu prosedür tamamiyle otomatiktir, yapmanız gereken özel bir şey yoktur.), anahtarlardan biri (private key) sizde kalır. Diğer anahtar (public key) ise, bağlantı kurmak dilediğiniz şahıslara gönderilir.
Size dışarıdan mesaj göndermek isteyen kişi, public key ile göndermek istediği mesajı emniyet altına alır ve size gönderir. Artık o bilgi, size ulaşırken yolda alıkonsa bile, şifrenin çözülebilmesi amacıyla sizde kalan private key gerekecektir. Kullanılan SSL yönteminin karmaşıklığına göre (40 bit, 128 bit) şifre birinin eline geçse bile, bu bilginin halledilmesi çok ileri tekniklerle dahi çok uzun vakit alacaktır.
Sonuç olarak SSL iki bilgisayar arasındaki bilginin diğer şahıslar doğrulusunda görüntülenmeden, direkt olarak iletişimde olan iki bilgisayar arasında ve güvenilir bir şekilde iletilmesini sağlar.
Blade V7 Lite, ideal fiyatlı telefonlar arasında ilgi çekmeyi başarabilecek modeller arasında bulunuyor. Marshmallow ile gelmesi mühim bir ayrıntıyken, telefonun 682 TL’ye bulunabileceği verisini de verelim. Evet, yaptığımız araştırmalarda telefonun çok performanslı çalışmadığını söyleyebiliriz. Genellikle grafik kuvveti pek memnun edici olmayabilir. Fakat tasarımı, parmak izi okuyucusu, genişletilebilir depolama alanı, arka kamerada pro modu ve ön kamerada flaşı gibi bilhassari de artı hanesinde bulunduruyor. Bu anlamda ideal fiyata bir akıllı telefon alabilmek isteyenlerin alış veriş listesinde incelenecek telefonlar arasında bulundurulması gerekli.
Kimler Almalı
500 – 750 TL arasında telefon satın alabilmek isteyen kullanıcıların, Blade V7 Lite’ı da gözden geçirmeleri gerekliliğini düşünüyoruz.
Samsung Galaxy Note 4
Nokia Lumia 830
Sony Xperia Z3
Apple iPhone 6
ZTE’nin amirali Axon 7’den sonra bu kez de ideal fiyatlı Blade V7 Lite elimizde.
ZTE, ülkemizde kısa bir vakit evvelceye kadar operatör telefonu olarak bilinirken, bu bilinirliğini bundan sonra kendi markası üzerinden büyütmeye karar sunarak iyi bir atılım yapmış ve yeni akıllı telefon modellerini ülkemizdeki kullanıcılarla buluşturmuştu. Bunların en başarılı örneği şüphesiz kısa vakit evvelce incelediğimiz Axon 7 iken, bu defa da elimizde daha ideal fiyatı ve gösterişsiz bilhassariyle ilgi çeken bir model var.
Blade V7 Lite, bilhassa ideal fiyatı ve şık tasarımıyla ilgi çeken bir model. Elbette telefonun detaylarına ineceğiz, ama ilk etapta söze bu ikisinden bahsederek başlayalım.
Blade V7 Lite’i şu anda piyasada 682 TL fiyattan bulabiliyorsunuz. Bu anlamda yakın vakitte incelediğimiz TP-Link Neffos C5 ile yakın seyreden telefon, ilaveten Turkcell T70, Türk Telekom K8, Casper E1 ve Lenovo A7000 gibi modellerle de aynı potada. Burada yer alan her modelin birbirine göre artıları eksileri var; elimizdeki Blade V7 Lite’ın da öyle.
Blade V7 Lite, tasarımıyla çok şık görünüyor. Elimizdeki modeliyle önden baktığınızda beyaz rengi bizlere yayınlayan telefon, arka yüzde metalik gümüş yüzeyi getiriyor. Tasarımıyla gerektiğince beğenimizi kazanan telefon, arka yüzde barındırdığı parmak izi sensörüyle de yakın rakiplerine göre fark yaratıyor.
Telefonun etrafında alt kenarda microUSB yuvası, üst kenarda kulaklık girişi yer alıyor. Sağ kenarda SIM kart ve microSD kart slotunu sahip olan telefonun arka kapağı açılmıyor. Yine burada güç butonu, başka kenarda da ses butonları konumlandırılmış.
Telefonun gerisinde alt kenarda hoparlörler yer alıyor. Hazır yeri gelmişken hoparlörlerin de ortalama ses sunduğunu söyleyelim. Öte yandan kutu bünyesinde bir kulaklık seti de sahip olan Blade V7 Lite, böylelikle ekstra bir kulaklık satın almanızı engelliyor.
Ekran ve bilhassar
Blade V7 Lite’ın ekranı 5.0 inç boyutunda. IPS LCD panelden meydana gelen ekran, gövdeye oranlandığında yüzde 68.3 orantısında kalıyor. Bu da fena bir rakam değil.
Ekran çözünürlüğü 720×1280 piksel, yani HD. 294 ppi piksel yoğunluğunda olan ekran, segmentine ideal olarak ortalama parlaklık sunuyor. Ekran genel olarak güzel görünüyor. Eğe renk tonlarından memnun kalmazsanız, ekran ayarlarından erişebileceğiniz MiraVision adlı program ile değişik renk tonlarına geçiş yapabiliyorsunuz. Bu güzel bir özellik.
Telefonda Android 6.0 Marshmallow görüyoruz ki bu güzel haber. Bu segmentte yer alan pek çok rakibi Android 5.0’la gelir iken Blade V7 Lite, Marshmallow’la geliyor. Kendine özel bir arabirimi olan telefon rahat kullanılıyor. İsterseniz arabirimi üçüncü parti programlarla özelleştirmeniz kuşkusuz mümkün.
Arabirimin performansına az sonra geleceğiz, ama evvelce teknik kadrodan bahsedelim. Blade V7 Lite’ın kalbinde MediaTek MT6735P prosedürcü var. 4 çekirdekli bu prosedürcü 1.0 GHz frekansında çalışıyor. Evet, kolayçe anlaşılabileceği gibi pek kuvvetli bir prosedürcü değil, bunu esasen telefonu kullanırken biz de sık sık gözlemleme talihi bulduk. Fakat bu kategoride genelde benzer prosedürcüler kullanılıyor, onu da söylemek lazım. Yine de belki 1.3 GHz’lik Mediatek MT6735’le işler değişebilirdii…
Telefonun dahili kapasitesi 16 GB. RAM srandardı ise 2 GB olarak tutulmuş. Bu arada depolama alanını microSD kart yolu ile 256 GB daha arttırabilmek sevindirici. Böylece genelde giriş segmentinde karşımıza çıkan depolama problemini bu telefonla yaşamıyorsunuz.
Telefonun grafik prosedürcüsi olarak Mali T720’yi görüyoruz. Bu grafik prosedürcüyle Epic Citadel testlinde HD çözünürlükte 20 FPS ama alabilen telefon, grafik programlarında pek iyi olmadığını bize işaret ediyor. Peki, telefonun başka neticeleri nasıl?
Performans
Blade V7 Lite’tan aldığımız test neticelerina bakalım. AnTuTu Benchmark testinde 23699 puan toplayan telefon, bununla Turkcell T70’i geride bırakırken, Casper VIA E1 ve TP-Link C5’in gerisinde kalıyor. Bu neticesi CPU Prime Benchmark’ta da devam ettiren telefon, burada 3978 puan almayı başarıyor.
Grafik noktasına geldiğimizde esasen az evvelce de söylediğimiz gibi 20 FPS’ler srandardınde netice alan telefon 3DMark Benchmark neticelerinde da bunun aynısı bir tablo getiriyor bizlere. Ice Storm testinden 3083 puan alan telefon, Extreme modda 1893, Unlimited’te ise 3103 puan ama toplayabiliyor. Bu puanlarla pek çok eski model telefonun bile gerisine düşen Blade V7 Lite, bizlere işaret ediyor ki bir oyun telefonu değil. Bunu FIFA 16 oynamaya kalktığınızda da telefon size işaret ediyor esasen. O amaçla bu telefonla daha çok grafik ağırlığı olmayan, Candy Crush gibi kolay oyunlar oynayabileceğinizi söyleyebiliriz.
Geekbench 3’e geldiğimizde, tek çekirdekte 397 puan alabilen telefon, çoklu çekirdekte de 1127 puan topluyor. Bunlarla tekrar Turkcell T70 ve Sony Xperia E3 tadında netice yapan telefon, pil performansında da bize 10 saat 47 dakikalık netice verdi. 2500 mah’lik bir bataryaya sahip bulunduğunu belirtelim. Düşük güç tüketen prosedürcünin karşılığını pil performansında aldığınız gerçek. O amaçla bu telefonla günü rahat çıkartabileceğinizi söyleyebiliriz.
Telefonun parmak izi sensöründen de bahsedelim. Çift kademeli olarak çalışan parmak izi sensörü, süratli bir şekilde parmağınızı tanıyor. Parmağınızı tanımak amacıyla değişik açılardan da kolayçe parmağınızı algılayabilen sensör, evet mükemmel çalışmıyor belki, ama daha evvelce incelediğimiz Türk Telekom TT175’ten daha iyi bir performans getiriyor. Kısacası parmak isi sensörü konusu ile ilgili bu telefondan endişeniz olmasın.
Son olarak telefonu kullanırken çok sayıda program açık bulunduğu noktalarda arabirimde ağırlaşmalar görebiliyorsunuz. Bunun verisini de verelim ve kameralara geçelim.
Kameralar
Blade V7 Lite’ın arka kamerası 13 megapiksel çözünürlüğünde. LED flaşla desteklenen kamera, otofokus, HDR ve panorama gibi bilhassarin sahibi. Arka kamerada oto mod ve pro mod bulunuyor. Bunlardan pro moda geçerek daha güzel kareler yakalamak amacıyla odak uzunluğu, beyaz dengesi gibi birtakım noktalara araya girmek edebiliyorsunuz. Güzel kareler yakalayabilen kamera, segmentine ideal neticeler üretiyor. Öte yandan arka kamerada 30 kare 1080p video kayıt olanağı da mevcut.
Ön kamerada da 8 megapiksellik lens getiren telefon, burada tekrar değişik olarak flaş getirmesiyle ilgi çekiyor. Ön kamerada flaş sahip olan telefonları daha evvelce de gördük kuşkusuz, ama bu segmentte çok sık karşımıza çıkmıyorlar. O amaçla Blade V7 Lite bu anlamda da mühim bir aygıt oluyor.
Evet, derhal derhal ayrıntılıca bütün noktalara değindikten sonra bundan sonra araştırmamizi yavaş yavaş sonlandırabiliriz. Telefonun gördüğümüz bütün artılarını, eksilerini ve getirdiği yenilikleri sizlere iletmeye çalıştık. Ancak şunları da söylemeden geçmeyelim:
Note 7’yi, yakın boyutları, teknik kadro ve performansıyla en yakın rakibi olabilecek olan Galaxy S7 edge ile kıyaslayacak olursak, açıkçası iki telefon arasında en mühim farkın S Pen bulunduğu açık. Yani şayet S Pen’e gereksiniminiz yoksa S7 edge, illa S Pen diyorsanız da Note 7’yi tercih edebilirsiniz.
Bir başka söyleyebileceğimiz söz ise şüphesiz Apple’ın iPhone 6S Plus modeliyle ilgili. Apple, bundan sonra dünyanın en iyi telefonunu yapmıyor, hem de bu çizgisinden gittikçe uzaklaşıyor. Evet, iPhone 6S Plus’la gerektiğince kullanımı kolay bir ekosistem sunuyor, ilaveten Mac kullanıcıları amacıyla kuşkusuz kusursuz bir eküri. Ancak geri kalan kullanıcılar amacıyla söyleyebileceğimiz Note 7 daha iyi bir telefon modeli. Genellikle çift kıyaslamada kamera hususunda. Tabii ki bu düşüncemiz iPhone 7’ler geldikten sonra değişebilir. Ancak o vakte kadar Note 7 bizden pek çok hususta tam puan aldı diyebiliriz. Fiyat noktasında ise araştırmanın başında fikirlerimizi aktarmıştık, ancak tekrar edecek olursak, açıkçası pahalı. Fiyatı daha düşer mi bilinmez, ancak şu an Note 7’yi piyasada 3484 TL’ye bulabiliyorsunuz. Bu noktada, seçim her vakit bulunduğu gibi tekrar size kalmış.
Kimler Almalı
Bir akıllı telefondan her anlamda üst seviye yarar sağlamak ve ek olarak S Pen’e sahip olmak isteyenler şu an amacıyla Samsung Galaxy Note 7’i satın almayı kolaylıkla düşünebilir.
Bu araştırmayi okumadan, videodaki test neticelerini görmeden Samsung Galaxy Note 7 almayı düşünmeyin!
Uzun vakittir bu kadar konuşulan bir telefon modeli olmadı. Üzerine çok şey yazıldı, çok şey çizildi. Sızıntılarla geride bıraktığımız çok büyükte bir senenin sonrasında sonucunda Note 7 gün yüzüne çıktı ve New York’ta düzenlenen etkinliğin derhal sonrasında da elimize geçti. Bir hayli özel bir telefon ve fiyatının da gerektiğince yüksek bulunduğu düşünüldüğünde, böylesi özel bir ürünü açıkçası bütün detaylarıyla irdelemek gerekiyordu. O amaçla telefon elimize vardığı andan itibaren bu yazıyı hazırlamak amacıyla biraz bekledik ki sizlere her vakit bulunduğu gibi en doğru bulguyu verebilelim. Çok uzun ve ayrıntılı bir araştırma olacak, o amaçla kendinize bir fincan kahve ya da çay alsanız iyi ederseniz.
Fiyat hususu ve bilinmesi gerekli olanlar
Kim ne derse desin, bilhassa son birkaç senede Samsung sadece akıllı telefon piyasası amacıyla değil, bütün alanlarda, yani genel olarak teknoloji amacıyla büyük katkıda bulunuyor. Bu konudaki bütün gelişmeleri de esasen sizlereCHIP Online üzerinden haberlerimizle iletiyoruz. Konumuz dahilinde konuşacak olursak, Samsung akıllı telefonları amacıyla büyük atılımlarda bulundu. Zaman içersinde kendi işlemcisini üretip geliştirerek amiral gemilerinde yer vermeye ve bu alanda Qualcomm’a baş tutmaya, amiral gemisi statüsündeki telefonların çok tartışılan tasarımlarını elden geçirerek her bireyin beğenisini kazanmaya ve öte yandan eleştiri alan noktalarından da ders çıkartmaya başladı. Sonunda da açıkçası sadece birkaç nokta dahilinde eleştirebileceğimiz amiral gemileri üretmeyi başardı. Tıpkı elimizdeki Note 7 gibi.
Şimdi Note 7 bize neler sunuyor, ne gibi yenilikler getiriyor, Note 5’e göre farkları neler bunlara geçeceğiz, ama en zor konuyu en başta aradan çıkartalım. Note 7 ilk lanse edildiğinde ön sipariş fiyatı 3999 TL olarak belirlenmişti hatırlarsanız. Sonra aradan sadece birkaç gün geçmesinden derhal sonra fiyatı bir anda aşağı yukarı 3600 TL’ye kadar gerilemişti. Bu, birkaç gün evvelceye kadar da böyleydi, ama şu an telefonu 3484 TL’ye Samsung Türkiye Garantili olarak edinebiliyorsunuz, bunun verisini verelim.
Peki, bu kadar para bir telefona verilir mi? Burada seçim sizin, yani kullanıcının kuşkusuz. Fakat açıkçası son vakitlerde çıkan her yeni amiral gemisi telefonla birlikte fiyatlar aldı başsını gidiyor. Elbette işin vergi ebatı da var; yalnız, bir telefonun tanıtılmasının üzerinden daha 1 ay geçmeden, aşağı yukarı 400 – 500 TL gibi fiyat oynaması da açıkçası pek normal değil. Bunu sadece Note 7 amacıyla söylemek doğru değil. Benzer hareketi LG G5’te de görmüştük. O amaçla bu tip amiral gemisi akıllı telefonları bir hevesle satın almadan evvelce bir vakit bmafsalak en doğrusu diyerek bu konuyu burada noktalayalım ve telefonun fiyatını bir hayli pahalı bulduğumuzun altını çizelim.
Yine bu mevzuya dair mühim bir mafsala daha yapacak olursak, Samsung yetkililerinin açıklamasına göre Note 7’nin yanısıra Gear VR’ın yeni sürümünün bedava olarak verileceği bilgi kapasitesi de mevcut. Yani telefonu sipariş edecekseniz, satın alım adımında bu “küçük” detayı atlamayın. Bu arada yeni Gear VR’ın lenslerinin selef modele göre daha geniş olduğunu ve 101 derecelik görüş açısı sunduğunu da söyleyelim. Ve tekrar şunu da söylemek lazım: Samsung, Note 7’nin Türkiye tanıtımı sırasında, Gear VR ile lig maçlarının izlenebileceği verisini de paylaştı. Buna göre kullanıcılar maçları, statta VIP tribünde Gear VR üzerinden sanal dünyada izleyebilecek; gelişen vakitle ise, izleyiciler statta istedikleri noktadan etraflarına bakabilme ihtimaline da sahip olabilecekler.
Bu arada belki aranızda hala Note 6’ya ne oldu diye merak edenler vardır, onları da merakta bırakmayalım.
Samsung, Note isimlendirme siyasetini gözden geçirerek amiral gemisi statüsünde S7’i yakalayabilmesi amacıyla bu Note modelini, Note 7 diye çıkarttı. Misal, şimdi sırada Galaxy S8 var, onu takiben de Note 8’i göreceğiz. İsim hususu bundan ibaret.
Elbette Note 7’nin kutusundan neler çıktığı da çok mühim. Eğer halen kutu açılış videomuzu izlemediyseniz, telefonun yanısıra varlıklı bir kutu içeriği getirdiğini söyleyebiliriz. Güzel ses veren ve kaliteli tasarıma sahip kulak içi kulaklıklarla gelen Note 7, ilaveten kulaklık amacıyla ek silikon başlık da sunuyor. USB konektör ile telefona klavye / fare bağlayabiliyor ya da kuşkusuz USB bellekleri de bu yolla kullanabiliyorsunuz. Hem de kutuda yer alan bir çevirici adaptör de mevcut. microUSB’yi USB Type-C’ye çeviren bu adaptörle eski telefon şarj aletlerinizi de kullanmanız mümkün. Kutu bünyesinde son olarak S Pen amacıyla ayarlanabilir uçların bulunduğunu da söyleyelim.
Şimdi yavaş yavaş Note 7’deki ilk ilgi çeken yenilikleri kabaca gözden geçirelim, sonrasında da detaylarına girelim.
Note 7’nin mühim yenilikleri
Samsung, Note 7 modelinde Note 5’e kıyasla büyük ölçüde fark koyuyor. Hem de birtakım noktalarda da lüzum S ailesine, lüzumse de başka rakip telefon modellerine karşı yenilik kazandırıyor. Bunlardan en muhimi şüphesiz Note 7’de bir iris tarayıcının, yani retina tarama düzeneğinin bulunması. Bir öteki ise, Note 7’nin ekranının şu an bütün telefonlar arasında ilk kezCorning Gorilla Glass 5’le korunması.
Note 5’te olmayan özelliklerden en ilgi çekenleri ise şüphesiz microSD kart desteği sunması ve suya karşı korumanın telefonda yer alması oluyor. Peki, Note 5 kullanıcıları Note 7’ye terfi etmeli mi? Bu bozukluğun yanıtı gerçekte sizin ne istediğinizle ilgili biraz. Misal, kullandığınız Note 5’e rastgele bir zarar gelmediyse, Note 7’e geçmek amacıyla bizce çok büyük sebep yok. Ancak Note’u Note yapan en mühim özellik olan S Pen kalem ucunun inceltilmesi ve yeni özelliklerin kazandırılması ilginizi çekecekse, depolama kısmı size yetmiyorsa ve telefonun suya karşı sağlam olmasını istiyorsanız, o durumda Note 7 sizin kaleminiz diye yekten söyleyebiliriz. Elbette işlemci, kamera ve ekrana yönelik güncellemeler de söz konusu.
Hazır yeri gelmişken Samsung yetkililerinin, esasen halihazırda Note kullanıcılarının yüzde 65’i kadarının bir ileri modele terfi ettiği verisini paylaştığını da iletelim ve şimdi Note 7’nin dizayn detaylarına geçelim.
Tasarım
Note serisinin ebatları ve sundukları itibariyle yeni bir kategori yaratan Samsung, bilhassa Note 5’le dizayn manasında Note 4’e kıyasla büyük sıçrama gerçekleştirmişti. Şimdi bunun üstüne bazı güncellemeler daha getiren Samsung, daha evvelce Note edge modelinde tek doğrultulu denediği kavisi, Note 7’de bundan sonra ekranın her iki kenarına da yerleştirmiş. Bu noktada bir parantez açalım ve Samsung’un kavis konusu ile ilgili gerektiğince ciddi düşündüğünü belirtelim. Bu hamlesiyle de bu açıkça meydana çıkmışken, Samsung doğrulusunda gelen haberler, Galaxy S8’in de ilaveten bir edge modelinin olmayacağı, sadece tek model ve kavisli ekranlı olarak kullanıcılarla buluşacağı yönünde. Elbette bunların ne derece doğru olduğunu kısa vakitte öğrenemeyeceğiz.
Note 7’nin çift yönüne da yerleştirilen kavisler, S7 edge’den de aşina olduğumuz üzere sadece ön yüzde değil, arka yüze de yansımış durumda. Böylece telefonu elinizde dolaştırırken tamamiyle yuvarlatılmış hatlarıyla iyi bir dokunma hissi verdiğine tanık oluyorsunuz.
Note 7’nin ekran kavislerinin S7 edge’deki kadar derin olmadığını da belirtmek lazım. Yani ekranda daha derin bir kavis arıyorsanız hala tek alternatif S7 edge. Bunun sebebi, Note’ta S Pen’in kullanım alanının daraltılmak istenmemesi. Yani kullanılabilirlik amacıyla Samsung böylesi bir karar almış. Fakat şu da bir gerçek ki, derin kavislerle açıkçası S7 edge’in çok daha çarpıcı göründüğünü söylemek lazım. En azından bizim görüşümüz bu yönde.
Şu an halihazırda 3 renkle ülkemizde kullananlara yayılan Note 7, elimizdeki rengiyle kara gövdeye sahip. Hem de telefonun gümüş ve altın renk alternatifleri de mevcut. Ön siparişlerde kara renkli modelin yoğunluk gördüğünü öğrenmiş olsak da, açıkçası bizim en beğendiğimiz rengin altın renkli alternatif olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan telefonun bir de gerektiğince ilgi çeken Corel Blue adlı canlı mavi renkli modeli de mevcut. O modelin de eylül ayında Türkiye’de bulunabileceğini öğrendiğimizi de söyleyelim.
Note 7, ebat ve ağırlık konusu ile ilgili kağıt üstünde Note 5’le büyük fark getirmiyor. Telefonun kalınlığı 7.9 mm, ağırlığı ise 169 gram. Bu değerler Note 5’te 7.6 mm ve 171 gramdı. Note 7 daha hafifken, ilaveten ne kadar 0.3 mm kalın olsa da, hem ön hem arka yüzeydeki kavisli kenarlarla çok daha ince gözüküyor ve elinizde tuttuğunuzda öyle hissettiriyor.
Hem ekran hem arka cam yüzeyin Gorilla Glass 5’le korunduğunu da söyleyelim ve telefonun etrafında ne var ne yok ona bir bakalım. Telefonun üst kenarında SIM kart ve microSD kart çekmecesi yer alıyor. Alt kısımda da kulaklık, USB Type-C portu ve hoparlör yan yana konumlandırılmış. Telefon sağ kenarında güç tuşu, sol kenarında da ses butonları mevcut. Yine son olarak S Pen’in de telefonun sağ alt köşesine yerleştirildiğini söyleyelim.
Telefonun dizayn aşamasını atlamadan evvelce son olarak Note 7’nin en mühim bilhassarinden biri olan, gövdenin suya karşı sağlam yapıda tasarlandığını da belirtelim. Tıpkı S7 ve S7 edge gibi IP68 standardında suya ve toza karşı sağlam olan gövde, telefonu 1.5 metreye kadar 30 dakika süre ile suya karşı korumalı kılıyor. Buradaki su tatlı su, onu da belirtmekte yarar var.
Ekran
Evet, gelelim şimdi Note 7’nin ekran detaylarına. Daha sonra da işletim sistemine değineceğiz.
Note 7’nin ekranı, gerçekte kağıt üstünde Note 5’le muadil. Burada en büyük fark Gorilla Glass 5 seviyesindeki koruma. Onun dışında ekran tekrar Super AMOLED, tekrar 2K çözünürlük sunuyor bizlere ve 518 ppi piksel yoğunluğuna sahip. Ekranın esasen ne derece güzel görüntü verdiğini Note 5’ten de biliyoruz.
Ancak Note 7’nin mobil HDR ile uyumlu olması, HDR içeriklerin kapılarını açıyor. HDR ya da başka adıyla Yüksek Dinamik Aralık’la beraber çok daha doygun renklere erişebiliyorsunuz. Amazon Prime ya da Netflix üyelikleriyle bu tür içeriklere erişmenizin olası bulunduğu verisini de verelim.
Note 7’nin ekranına dair mühim bir başka bilgi ise, ekran – beden oranının tam yüzde 78 olması. Bu durumuyla Note 5’in yüzde 75.9’luk ve S7 edge’in yüzde 76.1’lik ekran – beden oranından daha geniş bir alan yayınlayan Note 7, ilaveten iPhone 6s Plus’ın yüzde 67.7’lik oranını da farkla geride bırakıyor diyebiliriz.
Ekranın genel kullanım performansıyla rastgele bir sorun yaşamayacağınızı söyleyebiliriz. Renkler, karşıtlık ve beyaz dengesi fazlasıyla başarılı. Video içerikleri, oyun ve genel kullanım sonucunda biz gayet memnun kaldık. Hem de dış kullanımlarda, güneş altındayken de ekran parlaklığının görüşünüzü olumlu etkileyecek revizede bulunduğunu da söylemek lazım. Ekrana parlaklığına dair ayarı siz de manüel olarak yapabiliyorsunuz kuşkusuz. Hem de ekran ayarları evresinde görebileceğiniz mavi ışık filtresi ile göz yorgunluğunuzu da azaltmanız olası.
İşletim sistemi
Evet, Note 7’nin işletim sistemi Android 6.0.1. Kuşkusuz Note 7, Android 7.0 güncellemesi de alacak.
Marshmalllow’la birlikte TouzhWiz arayüzünü tekrar bizlere getiren telefon, burada bize son olarak S7 ve S7 edge gördüğümüz yenilikleri de kuşkusuz getiriyor. Peki, nedir bunlar? Onlardan bahsedeceğiz ancak Note 7 özelinde, bir işletim sistemine dair getirilen bir emniyet özelliğinden konuşmak lüzum önce. Arayüzde bundan sonra karşımıza bir Güvenli Klasör çıkıyor. Bu klasör, bankacılık uygulamalarınızı, kontaklarınızı, mühim mesajlarınızı, dosyalarınızı ve şüphesiz fotoğraf ile videolarınızı tutabileceğiniz bir klasör. Peki, bu klasörü nasıl koruyoruz? Evet, şimdi Note 7’nin iris tarayıcısından bahsedebiliriz. Daha sonra da işletim sisteminde yayılan kullanımı kolay seçeneklere bakacağız.
İris tarayıcı ve parmak izi sensörü
Note 7’yle birlikte Samsung yeni bir emniyet sistemine geçiş yaptı: İris tarayıcı. Bu emniyet çeşidini daha evvelce Microsoft Lumia 950 ve 950 XLmodellerinde görmüştük hatırlarsanız. Şimdi benzer sistem bizlere Note 7’de de sunuluyor.
Tıpkı parmak izi sensörü gibi iris tarayıcıyı da emniyet ayarları kısmından ayarlayabiliyorsunuz. İlk yapmanız gereken bir pin oluşturmak, sonrasında da irisinizi tanıtmak. Bunun amacıyla telefon sizden ekrandaki bir çift daireye bakmanızı istiyor. Gözlerinizi ufak yuvarlaklara denk getirip biraz da açınca, Note 7 bundan sonra resmen sizin gözünüz oluyor diyebiliriz.
Bu işlemin sonrasında telefonu bundan sonra gözünüzle, bir bakışınızla açabiliyorsunuz. Parmak izi sensörüne göre daha güvenilir bir yol olan ve değişik bir pratiklik gerçekleştiren bu özelliğin yanı sıra kuşkusuz ilaveten parmak izi tanımlamanız da mümkün. Yani telefona hem iris hem parmak izini aynı anda tanımlayabiliyor ve ikisinden birini kullanarak kilitleri açabiliyorsunuz. Bu kilitlere, az evvelce bahsetmiş olduğumuz Güvenli Klasör de dahil kuşkusuz.
Peki, iris tarayıcı nasıl çalışıyor? Note 7’i kullandığımız vakit vakitsince değişik ışık koşulları altında, gece ve gündüz değişik biçimlerde iris tarayıcıyı kullandık. Genel değerlendirmemiz olumlu yönde. Hem de numaralı gözlük kullansanız da, gözünüzde güneş gözlüğü olsa da, tarayıcının gözünüzü algıladığını söyleyelim. O amaçla tarayıcıyı sevdik. Ancak açıkçası söylememiz gereken birkaç şey yok değil.
İlk olarak sürat yönünden Lumia 950 modelleriyle kıyaslayacak olursak, Lumia’daki tarayıcının daha süratli çalıştığını söyleyebiliriz. Bir öteki ise, bazı durumlarda tarayıcıya bakmanız yetmiyor, gözlerinizi açmanız gerekiyor. Neyse ki bu çok tekrarlanmıyor, ancak tekrar de bu konunun üstünde durulması gerektiği kanaatindeyiz. Muhtemelen bir ileri telefon modelinde, tarayıcı daha ilerlemiş olarak karşımıza çıkacak. O amaçla bu haliyle, parmak izi okuyucu bizce iris tarayıcıya pratiklik manasına tercih edilecektir diyebiliriz.
Son söylememiz gereken şey ise, telefonu kullandığımız bütün vakit vakitsince, sadece 3 kez göz tarayıcının algılamadığı ve pin sorduğuna tanık olduğumuz. Bu sayı da bir istisna olarak kayıtlara geçsin.
Bu arada parmak izi okuyucuyu da atlamayalım kuşkusuz. Parmak izi sensörü son olarak S7 ve S7 edge’de gördüğümüz gibi çalışmaya devam ediyor. Farklı açılardan gayet süratli biçimde kilit açabiliyor. Telefonun alt tarafındaki ana fiziksel düğmeye yerleştirilen sensör, tekrar çift kademeli olarak sunulmuş. Yani parmağınızla kilidi açmak amacıyla aynı anda tuşa basmanız gerekiyor. Veya evvelce basıp sonra parmağınızı da yaslayabilirsiniz. Seçim sizin, ancak HTC 10 ve başka pek çok rakipte gördüğümüz tek kademeli sensörlerden sonra açıkçası bu biraz zAhmetli. Samsung, belki bir ileri modelde bu tuşu kaldırıp buraya bir dokunmatik alan açarak tek kademeli sensöre geçiş yapar.
Edge ekran
Evet, şimdi işletim sistemine dönelim ve arayüzde dolaşmaya ilk etapta edge ekranından başlayalım. Edge ekranının tüketimi tıpkı S7 edge’de bıraktığımız gibi. Ancak değişik olarak makalelıma yeni eklemeler yapılmış. Yani edge ekranları arasında bundan sonra indirebileceğiniz değişik alanlar da mevcut. Bunlar arasında ücretli ve bedava alternatifler yer alıyor. Misal, bedava olarak veri tüketimi, hava durumu, haberler gibi alanlar bulunurken, ücretli alternatifler arasındaysa Twitter, Instagram, multimedya, alarm, yer imleri, Skype ve daha pek çok alternatif yer alıyor. Hem de normalde 5 şahsa kadar seçebildiğiniz Edge Kişileri’ni, arttırabileceğiniz değişik arayüzler de mevcut. Yani edge ekranı eskisine nazaran çok daha aktif biçimde kullanılmaya sonucunda başlayacak ki, bu üstünlük S7 edge kullanıcıları amacıyla de geçerli elbette.
Edge ekranını tekrar S7 edge’deki gibi çift sütun durumunda buluyoruz. Hem de tekrar dilediğiniz kenarlardan birine yerleştirmeniz mümkün. Bu alternatifleri ve daha çoğunu edge ekranı ayarlarından yapılandırabilirsiniz.
Tema alternatifleri ve Uygulama Taşı çekmecesi
Note 7’de, S7’lerle birlikte gelen tüketimi kolay bir özellik yer alıyor. Ekranlarda yer alan simgeleri toplu olarak değişik bir ekran üstüne alabilmek dilediğinizde, bu prosedürü bundan sonra programları tek tek tutup taşıma yöntemiyle yapmanıza lüzum yok. Genellikle telefona ilk kurulurken sorun yaratan bu ikon taşıma olayı, Uygulama Taşı çekmecesiyle rahatlatılıyor. Peki, nasıl kullanılıyor? Uygulamaya basılı tutup seçtiğinizde üst barda meydana çıkan “Uygulamaları Taşı” çekmecesine bırakıyor ve aynı metodu taşımak dilediğiniz bütün uygulamalar amacıyla yapıyorsunuz. Ardından da bütün bu programları yeni ekrana sürükleyip yerleştirebiliyorsunuz; hepsi bu kadar.
Note 7, çok sayıda özelleştirmede bulunabileceğiniz bir telefon. Telefonun ilişkisini tamamiyle değiştirebileceğiniz gibi, arka plan, simgeler ve makale çeşitleri gibi özel noktalara da ayrı ayrı müdahalede bulunabiliyorsunuz.
Ancak genel TouzhWiz arayüzünde S7’lerden sonra çok büyük bir yenilik gördük desek yalan söylemiş oluruz. Genel hatlarıyla esasen rahat görünen ve kesintisiz çalışan arabirim, yeni arayüzüne kavuşmak amacıyla şimdilerde Android 7.0’ı bekliyor diyebiliriz.
Always-on ekran
Daha evvelce LG G5 ve S7 edge’de gördüğümüz Always-on ekran özelliği, Note 7’de de karşımıza çıkıyor. Bu konuyla alakalı bilgi kapasitesi olmayanlar amacıyla bu özelliğin, ekran kilidini her defasında açmanıza gerek bırakmayacak ölçüde kullanımı kolay bir çözüm olduğunu kısaca söyleyebiliriz. Telefonunuza gelen bildirimleri kapalı ekran üstüne taşıyan Always-on özelliği, böylelikle telefonu uyandırmadan bildirimler ve saat gibi verilere erişmenizi sağlıyor. Bu sayede telefonu uyandırdığınızda tüketilecek olan pilden tasarruf ediyorsunuz. Ancak kuşkusuz bu özelliğin de bir bedeli var.
Ekranın her vakit açık olmasının kuşkusuz batarya doğrultusunda bir karşılığı var. Örneğin biz Note 7’i kullandığımız vakit içersinde akşam saatlerinden sabaha kadar ortalama yüzde 8’lik bir payı tükettiğini gördük. Bu hesabı 24 saatlik vakit dilimine vurabilirsiniz. S7 edge’de bu özelliğin bataryadaki karşılığı yüzde 20 kayıptı mesela.
Ancak tek seçeneğiniz bu değil. Daha az pil tüketmek ve bilhassa geceleri parlayan telefon ışığına maruz kalmadan saat ve birkaç bildirimi görmek amacıyla Gece Saati uygulamasını da kullanabiliyorsunuz. Hem S7 edge hem Note 7’de bu özelliği Always-on’a göre daha çok kullandığımızı da bu noktada belirtelim.
Game Launcher
Evet, işletim sistemi ve arayüze dair son durağımız, tekrar S7’lerde de lüzumtiğince beğendiğimiz bir diğer özellik olan Game Launcher olacak. Game Launcher birimi ile oyunlarınız amacıyla bir klasör oluşturmanız ve hepsini burada toplamanıza lüzum yok. Game Launcher bunu halihazırda yapıyor. Elbette bu birimin tek sağladığı fayda bu değil. Bu sadece ufak bir detayı.
Game Launcher, oyun içersinde sıksık bir köşede bir sembol durumunda duruyor. Bu sembolye tıklayarak açılan menü üzerinden bir dizi seçeneğe erişebiliyorsunuz. Bunlar arasında en muhimi şüphesiz kayıt seçeneği. Bu alternatif yoluyla, oynadığınız oyunun videosunu kaydedebiliyorsunuz. Video niteliğini ise ayarlardan, çözünürlük ve Bit sürati şeklinde ayarlamanız mümkün. Bu alternatifte kuşkusuz video üstüne mikrofon kaydı da yapabiliyor ya da sadece oyun içi sesleri kayda alabiliyorsunuz. Bu özellik şüphesiz YouTuberlar amacıyla biçilmiş kaftan.
Game Launcher ile yayılan diğer alternatifler arasında ise, ekran fotoğrafı, oyunu küçült ve tuşları kitle yer alıyor. Genellikle tuşları kilitlemek önemli. Zira bu yolla oyunlarda kazara geri butonuna basarak çıkmanız engelleniyor.
Game Launcher’ın bir diğer konuşulması lüzumen üstünlüğü ise, batarya ömrüne dair. Yani oyun oynamaktan, bataryanın tükenmemesi amacıyla kaçınmanıza lüzum yok. Game Launcher’daki güç tasarrufu kısmından kara süratini 60 ila 30 FPS arasında değiştirebilir ve oyunun çözünürlüğüne el atabilirsiniz.
S Pen
Evet, şimdi sırada S Pen var. Note’u Note yapan en mühim özellik olan S Pen, yeni modelde de yenilenerek karşımıza çıkıyor. Yakın ekran boyutlarıyla S7 edge’den en büyük farkı S Pen’le yaratan Note 7, bundan sonra çok daha ince ve daha titiz bir kaleme sahip.
Note 5’te 1.6 mm olan S Pen kalınlığı, Note 7’de 0.7 mm’ye kadar indirgenmiş. Bu sayede çok daha ince çalışabilmeniz olası. Kutu bünyesinde ayarlanabilir uçları da getiren telefon, böylelikle bir vakit sonra eskiyen ucu değiştirme olanağı da sunuyor elbette. S Pen’in tasarımına dair bir başka detaysa, Note 5’te kolaylıkla ters takılabilen kalem, Note 7’de bundan sonra yuvadan içeriye ters takılamıyor. Fakat çok iterseniz, o başka. Kasıtlı haller dışında, bundan sonra kazara kalemi ters takma probleminin da bu şekilde önüne geçişmiş.
S Pen’le gelen menüde tekrar bizlere kullanımı kolay özellikler sunuluyor. Bunlardan ilk alternatif Not Oluştur. Not Oluştur menüsüyle klavye, kalem, fırça ile ekrana not alabiliyor, görüntü ve ses menüleriyle de notunuza görüntü ve ses ekleyebiliyorsunuz.
Akıllı Seçim menüsü ise, o an ekrandaki görüntüden değişik biçimlerde kalemle görüntü almanızı sağlıyor. Burada ilgi çeken asıl nokta, GIF Animasyon kısmı. GIF Animasyon’u seçerek oynayan bir videodan GIF kaydı yapabiliyorsunuz. İsterseniz bunun üstüne tekrar notlar almanız olası. Kaydettiğiniz bu GIF’i tekrar sosyal medya ya da mesajlaşma yazılımları üzerinden paylaşmanız da öyle.
Yeni gelen özelliklerden biri Çeviri kısmı. Bu özellik ile çok çok sayıda dilden, kaleminizin ucunu kullanarak sözcük çevirisi yapabilmeniz olası. İnternette dolaşırken ya da seyahatleriniz esnasında çevrenizde görüldüğü tabelalardaki yabancı terimleri sadece kaleminizin ucuyla işaret ederek Türkçe’ye çevirmenizi olası kılıyor bu özellik.
Toplamda 6 haneye kadar program kısmı yayınlayan S Pen menüsüne, dilerseniz kullanacağınız değişik programların kısayollarını eklemeniz de olası.
Elbette çizim yetenekleri olan kullanıcılar S Pen’i daha keyifli işler amacıyla de kullanabilirler, ancak bizim açıkçası en beğendiğimiz özellik kapalı ekrana not alma özelliği oldu. Note 5’te olan bu özellik, Note 7’de biraz daha ilerlemiş olarak karşımıza çıkıyor. Ekran kapalıyken kalemi çekip çıkarttığınızda boş ekrana kısa vakitde not alabiliyorsunuz. Burada yeni eklenen özellik ise not alabileceğiniz sayfa adedinin arttırılmış olması oldu. 4 ekrana kadar not alabiliyorsunuz. Toplantıda ya da kısa vakitde not almanız gerektiğinde, bu özellik çok işe yarıyor doğrusu.
S Pen’e ait gerektiğince mühim bir başka özellikse, kalemin suda da çalışıyorolması. Bu sayede su sıçramalarında, ekran ıslakken, yağmurlu havalarda da kolaylıkla çalışan S Pen, şayet istenirse telefonla su altında çizimyapılmasına da izin veriyor.
Teknik kadro ve test sonuçları
Evet, bundan sonra geldik Note 7’nin teknik detaylarına ve lüzum test tablolarında lüzumse kullanım noktasında bize ne tür performans sunduğuna. Hemen söyleyelim, Note 7 teknik altyapı noktasında S7 edge’le eşdeğer. Fakat kuşkusuz Note 5’e kıyasla farklar var.
İki değişik prosedürcü opsiyonuyla gelen Note 7, ülkemizde Samsung’un kendi Exynos tabanlı prosedürcüleriyle yer alıyor. Bir öteki ise Snapdragon 820’li model. Her iki Note 7 versiyonunu araştırma talihi bulduğumuzu da belirtelim. Bunun sonucunda şunu söyleyebiliriz ki, performans manasında bir şey kaybetmiyoruz. İkisi arasında kağıt üzerindeki farklar, gerçek kullanım noktasından daha büyük. O sebeple endişeniz olmasın. Öte yandan performans noktasında Note 7’nin S7 ve S7 edge ile yakın neticeler gösterdiğini de söyleyebiliriz.
Note 7’de yer alan Exynos 8890 prosedürcüsi, şu an Samsung’un kullanımdaki en kuvvetli mobil prosedürcüsi statüsünde. Exynos 8890, 8 çekirdekten oluşuyor ve 14 nm mimarisine dayanıyor. 4’er çekirdekli iki yongadan meydana gelen Exynos 8890, selef modellere göre büyük bir fark yapıyor. Mimaride yer alan yonga setlerinden biri 4 çekirdekli ve 2.3 GHz frekansında çalışan Mongoose iken, bir öteki tekrar 4 çekirdekli ve 1.6 GHz frekansında çalışan Cortex-A53 yonga seti.
Telefonun RAM hanesinde 4 GB hafıza kapasitesini görüyoruz. Burada Note 5’e kıyasla bir fark yok. Fakat depolama kısmı konusu ile ilgili Samsung, Note 7’de daha eli açık davranıyor. Tek depolama alternatifi olarak 64 GB dahili hafızayla gelen Note 7, ilaveten microSD kart yolu ile 256 GB daha hatırlamayı arttırma olanağı tanıyor. Elbette buna ek olarak Samsung Cloud’un 15 GB bedava depolama kısmı sunduğunu da ek etmek lazım.
Grafik hanesinde de Mali-T880 MP12’yi gördüğümüz Note 7’nin oyun performansı da şaşırtıcı ki esasen az sonra size bunu canlı canlı da göstereceğiz. Teknik kadroyu kabaca tanıdıktan sonra bu kadroyla Note 5’e kıyasla prosedür kuvveti manasında yüzde 31, grafik kuvveti olarak da yüzde 58’lik bir artış getirdiği söylenen Note 7’nin, sentetik test neticelerının kıyaslamaları nasıl, şimdi gelin beraber bakalım.
Performans
Note 7, ön görü edilebileceği gibi gayet kesintisiz çalışan bir telefon ki bir amiralden de esasen bu beklenir. S7 edge’le aldığımız benzer performansı Note 7’de de gördük. Uzunca bir süredir kullandığımız telefon, henüz bizi rastgele bir performans kayıbı gibi olumsuzlukla karşılaştırmadı. Bunda kuşkusuz telefonun belirli Aralıklarla otomatik optimizasyonunun da katkısı var. Genellikle oyunlarla çok alakalıyseniz, ardından şişen belleği otomatik olarak optimize eden telefon, bu sayede performansın düşmesini engelliyor. Hem de Cihaz Bakımı evresinden RAM, depolama, pil ve güvenlikle alakalı optimizasyonu kendiniz de tek tıklamayla yapabiliyorsunuz.
Şimdi yavaş yavaş telefonun oyun performansına geleceğiz, ancak evvel şunu derhal belirtmek gerekiyor: Samsung, Note 7 ile beraberVulkan API desteği sunuyor. Bu da şüphesiz daha performanslı oyun oynama olanağı getiriyor.
Genellikle geniş ekranlı telefonları en az film izlemek kadar oyun oynamak amacıyla de kullandığımız gerçek. Burada Samsung’un sunmuş olduğu Vulkan desteği ile HearthStone, Asphalt 8: Airborne, Star Wars, SIM City ve Need for Speed gibi halihazırda Vulkan destekli oyunları tam performansıyla oynamak mümkün. Hem de Samsung’un açıklamasına göre, bu sene içersinde 11 oyun daha Vulkan destekli olarak kullananlara sunulacak. Peki, elimizdeki Note 7, bizim oyun sürecimizde nasıl bir performans sergiledi. Note 7’nin nasıl bir oyun performansı verdiğini derhal yukarıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Note 7’nin oyun performansına da baktıktan sonra derhal telefonun ısısına dair bulguyu de verelim. Telefonun prosedürcü ısısı 59 – 60 dereceleri görebiliyor. Bunun kasa dışına yansıması ise çok az bir ılıntı biçiminde. Yani telefonun sıcaklıkla alakalı bir bozukluğu olmadığını kolaylıkla söyleyebiliriz.
Şimdi öte yandan işin multimedya evresinde kuşkusuz ses performansı da mühim. Telefonun ses performansı konusu ile alakalı tekrar fark yok. Tek doğrultulu sarfedilen hoparlör, yüksek ses çıkış gücüne sahip ancak bir ZTE Axon 7’den ya da HTC 10’dan duyduğumuz ses niteliğini bize sunmuyor. Bu hususta bundan sonra Samsung’un çift doğrultulu hoparlörlere geçmesi gerekliliğini düşünüyoruz.
Pil performansı
Evet, Note 7’de tasarlanan bir başka noktalardan biri de batarya kapasitesi oluyor. Note 5’e kıyasla artış gösteren batarya, Note 7’de karşımıza 3500 mAh olarak çıkıyor. S7 edge’de sarfedilen 3600 mAh’lik bataryadan daha dar olan bu alan, test sonuçlarına da onun takipçisi olduğunu bizlere işaret ediyor esasen.
Note 7’nin pil performansını genel kullanım noktasında beğendiğimizi söyleyebiliriz. İnternette dolaştığımız, mesaj gönderip aldığımız, müzik dinlediğimiz, Google Maps amacıyla GPS’in ve ilaveten internete açık bulunduğu senaryoda 1,5 günü gördük. Elbette her özel telefona yaptığımız gibi yine90 dakikalık Full HD video testini Note 7 amacıyla de uyguladık. 90 dakika sonucunda yüzde 12 değer kaybeden Note 7, bu anlamda S7 ve S7 edge’den daha iyi bir grafik çizdi. Zira S7 edge yüzde 14’lük değer kaybetmişken, S7 ise bu test neticesinde yüzde 16’lık dilimi harcamıştı.
Aralıksız internet gezinti performansıyla 9 saat 27 dakika kullanım yayınlayan pil, tam kapasiteye ise aşağı yukarı 1 saat 42 dakika içersinde ulaşabiliyor. Bunun 30 – 40 dakikalık vakitsinde bataryanın yarısını doldurabildiğinizi de söyleyelim.
Peki, pil ömrünü uzatmak amacıyla ek seçeneklerimiz yok mu? Elbette var. Pil ayarları kısmından güç koruma modlarını aktifleştirebiliyorsunuz. Note 7’de orta ve maksimum düzeyde pil tasarruf modları sunulmuş. Bunlardan birini seçerek ne kadar ek vakit kazanabileceğinizi de anlık olarak görebiliyorsunuz.
Bataryaya dair son olarak Note 7’nin kablosuz şarj özelliği sunduğunu da söyleyelim ve bundan sonra kameralara bakalım.
Kamera
Note 7’de, şu an pazarın en başarılı kameranın sahibi olan Galaxy S7 veGalaxy S7 edge’deki kameralar yer alıyor. Hemen kısaca teknik detaylarından bahsedip ardından performans notlarına geçelim.
Note 7’de arka yüzde 12 MP Dual Pixel duyarga yer alıyor. F1,7 diyafram açıklığına sahip olan bu lens, 1.4 mikron piksel boyutu, optik imaj sabitleme ve tekrar S7 ile aynı duyarga boyutunu sunuyor. Oto HDR, otofokus, panorama gibi alternatifler halihazırda mevcut. Hem de tekrar geniş seçenekli kamera arayüzü bizlere sunulmuş. Genellikle burada yer alan profesyonel mod ile telefonun kamerasından had safhada yararlanmanız mümkün. Arka kamerayla ilaveten 4K da dahil olmak üzere 60 karede Full HD video kaydı yapabiliyorsunuz.
Ön kamera ise tekrar 5 MP olarak karşımıza çıkıyor. Burada da f/1.7 diyafram açıklığı gelirken, ön kamerada, HTC 10’da olduğu gibi bir optik imaj sabitleyici yok. Bu anlamda ön kamerayla çekilen videoların biraz sallantılı olduğunu söyleyebiliriz ki biz de bunu testimiz esnasında gördük.
Note 7’nin çektiği fotoğraflar amacıyla çok konuşmaya lüzum yok açıkçası. S7 edge’de de gördüğümüz gibi başarılı kareler yakalayabiliyor kamera. Çok seçici davranacak olursak gece çekim performansında ilerleme gösterilse iyi olurmuş diye düşünebiliriz. Sanırız bunun amacıyla de Note 8’i bekleyeceğiz.
Note 7’nin video niteliği ile ilgili birkaç söz söyleyecek olursak, bilhassa 4K performansında gündüz harika netice verdiğini söyleyebiliriz. Aynı şey Full HD performans amacıyla de geçerli. Fakat gece çekimlerinde Full HD kayıtta titremelerle karşılaştık. Bunun önüne 4K kayıt noktasında bir nebze de olsun geçilebiliyor, onu da belirtelim.
Telefonun ön kamerası da iyi işler çıkarıyor. Her ne kadar görünümlü görüşmelerde hareket halindeyken titremelerden kendini pek kurtaramasa da görüntü niteliği çoksıyla başarılı.
Şimdi sizlerle Note 7 ile çektiğimiz birtakım fotoğrafları paylaşalım.