İnme denildiği zaman, “ Bir anda bayılma ve fiziksel olarak özellikle yüz bölgesinde değişmeler algılanır.” İnme, fiziksel olarak değişmelerle beraber, yüz bölgesinde ciddi hasarlar bırakır. Konuşma zorlukları, Çene ve ağız yamukluğu, gözlerin bozulması gibi birçok rahatsızlığı beraberinde getiren İnme yüzünden, bazı insanlar çok ciddi zararlar görmektedir. Kronik olarak İnme aniden gelir ve daha önce siz bu rahatsızlığa önlem alamazsınız. İnme anını pek kavramak mümkün değildir. Ancak vücut olarak büyük bir değişim ve bu değişimle beraber kendini hızlı bir şekilde gösteren düşmelere kadar giden sıkıntılar yaşanır. Bu tarz durumlarda, insanlar ne yapacaklarını bilmedikleri için zarar görürler. Daha önce bilinçli olmak hayat kurtaracağı gibi, fiziksel olarak zarar görmelerden de sizi kurtarır.
İnmeye Neden Olan Durumlar
İnme çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişim gösterir. Ancak ani olduğu için insanların yapacakları pek bir şey kalmaz. İşte, bu tip durumlarda İnmeye neden olan rahatsızlık durumunun tam anlamıyla algılanmasını sağlamak gerekir. Ani bir şekilde başlayan Mide bulanmaları ve bir anda kusmak . Denge kayıpları ve bulanmalarla beraber yürüyemez duruma geldiğini zaman korkmaya başlayın. Çünkü ani bir şekilde İnmeye yakalanabilirsiniz. Bu tarz durumlarda size yardımcı olacak birileri olmayabilir. Yapmanız gereken sakinleşmeniz ve derin bir şekilde nefes almanız. İnme konusunda ne yazık ki! Bilgi sahibi olunamıyor. İşte bunun için önceden bilinçlenmek en mantıklı yol.
İnme Olayı beyinde meydana gelen bazı travmalara bağlı olarak yaşanabilir. Aşırı baş ağrısı duyuyor ve bunu sürekli askıya alıyorsanız bence düşünün. Çünkü bazı baş ağrılarının altında kesinlikle başka etmenler yatar. Sizinde başınıza bu tarz bir olay gelebilir. Orta yaşlı insanlarda biraz daha fazla risk taşımaktadır. Çünkü İnme ani gelir ve kişi üzerinde aşırı derece de değişim bırakabilir. Başınıza Aşırı bir şekilde İnme gelirse hemen uzmanlara başvurmanız gerekir. Bazı insanlar Geçici nöbetleri ve bayılmaları da İnmeyle karıştırabiliyor. Oysa İnme geldiği zaman fiziksel olarak gerçekten büyük bir rahatsızlık söz konusu oluyor. İnmeden Korunma yolları elbette vardır. Ancak bunun için uzmanlardan yardım almak da gerekiyor.
İnme insanın bilincini direkt olarak etkiler. O sırada insan aklından şüphe dahi edebilir. Bilinç kaybı yaşanmasıyla beraber fiziksel olarak meydana gelen değişimleri kişi algılayamaz. Ancak surat kısmında ve kol kısımlarında uyuşmalar meydana gelir. Sık sık veya durup dururken Yüz bölgesinde uyuşmalar meydana geliyorsa İnmeden şüphe edin. Ruhsal çöküntülerden de şüphelenmeniz gerekir. Çünkü, Kişinin ruhsal bozukluklar yaşaması, bazı şeyleri sürekli kafasına takması ve sinirlenmesi de İnmeyi tetikler. Sinirsel damarların uyuşması ve bunun başa vurmasıyla beraber İnme kendini gösterir. Eğer hafife alır ve Doktorunuzdan yardım istemezseniz bu durum giderek gelişir. Gelişim göstermesiyle beraber İnme yüzünden insanın başı ciddi tehlikelere girer. Böyle olması durumunda, daha büyük acılar ve yüz bölgesinde özellikle büyük değişmeler yaşanır.
Bebeklerde Kulak İltihabı
Kulak İltihabı oluşmasında çeşitli etkenler vardır. Yetişkinler kulağın hassas olduğunu ve sert cisimlerle beraber kesinlikle temas edilmemesi gerektiğini bilirler. Ancak çocuklar bunu bilmez ve İltihap oluşmalarından sonra da belirtemezler. Anne ve babaların bebeklerde meydana gelecek olan Kulakla ilgili sorunları kesinlikle çözmeleri ve bu husus da uzmanlara başvurmaları gerekir. Bebeklerin kulakları yetişkinlere oranla çok daha hassas ve kırılgan olur. Ufak bir su kaçması dahi buna neden olur. Eğer kulağın içerisine kaçacak bir su yada bebeklerin elle temas etmeleri durumunda dahi iltihap oluşması sağlanır. Bebekler 3 yaşına kadar vücutlarını tanırlar. Yani fiziksel olarak ellerini, burunlarını, gözlerini ve kulaklarının ne işe yaradığını, bunların neden kendilerinde olduğuna dair bilgi sahibi olmak isterler.
Kulak Zarı oldukça küçük ve yine oldukça tehlikeli olabilecek derece de rahatsızlık bırakabilir. Bu tarz durumların yaşanmaması için kulak zarına çok hafif hamlelerle yaklaşın. Yetişkinlerde sorunlar pek görülmez. Yada biraz fazla darbe yaşansa da yine de o kadar etki etmez ama Bebeklerin kemik yapıları yeni oluşma evresinde olduğundan asıl risk o zaman başlar. Zaten uzmanların da belirttiği gibi; “ Kulak tıkanmalarının veya bebeklerdeki kulak duymamazlığın ana nedenleri arasında o yaşlarda zarın yok olması ve gelişmemesine bağlı nedenlerden ötürü olduğu söylenir. “ sizde bebeğinizin kendi eliyle kulağıyla çok aşır neşir olmasını ve banyo yaptırırken direkt kulağa gelme temasının önüne geçmelisiniz. Aksi taktir de büyük sıkıntılar sizi bekler.
Kulak İltihabı zar etrafında biriken Pislikler ve bununla beraber kulak içinde aşırı madde uyarılmasıyla beraber iltihap oluşur. Sabah uyandığınız zaman kulağınızdan yastığa akıntı oluyor ve bu birkaç kez devam ediyorsa kesinlikle Uzmanlara başvuru yapın. İltihap ileri seviyelere giderse eğer baş ağrısı da yapar. Baş arınızı kesinlikle bir nedene bağlama yapmayın. Her gün düzenli olan akıntılar yüzünden bile başınız ağrıyabilir. Bebeklerde ise banyo yaptırırken özellikle çok dikkat etmek gerekir. Nedeni ise; “ Kulağa su kaçması, banyo sırasında suların sıçraması gibi etkenlere bakılarak İltihap başlaması olur.” Bu durumlara en çok dikkat etmek gerekmektedir.
Bebekler kendi başların oyuna daldıklarında elleriyle beraber rahat durmazlar. Ellerini kulaklarına götürerek oynarlar. Bu durum kulak zarlarına öyle büyük hasar bırakır ki, çocuklarda duymama sorunlarına kadar gider. Eğer bebeğinizin yastığında Akıntılar görüyorsanız hemen şüphe edin ve doktorunuza başvurmayı da unutmayın. Eğer ilerleme olursa bu sefer dediğimiz gibi duymama sorunları ve Baş ağrımasına kadar giden sorunlar meydana gelir. Kulak akıntısını engellemek içinde Hapların aksine Damlalar kullanılır. Damla kullanılması iltihabı keser ve tekrar oluşmasını engeller. Bu nedenle de direkt olarak doktorun tavsiyelerine uymanız gerekmektedir. Bebeklerinizin elleriyle beraber kulaklarını oynamasına asla izin vermeyin. Onları uyarmanız belki işe yaramaz ama gördüğünüz zaman da kesinlikle izin vermeyin. İlerleyen yaşlarında düzgün bir kulak yapısının olmasını istiyorsanız, zar kısımlarına dikkat etmelerini sağlayın.
Çalışan Kadın Olmak Gerçekten Zor mu?
Çalışan kadınlar genelde bir çok konudan şikayetçi olurlar. Hem çalışmak, hem kadın olmak, hemde evli olmak yani evin sorumluluğunu da üzerinde taşımak kadınlar için büyük bir yük gibi görünür dışarıdan. Hele birde çocuk varsa, işler daha zorlu bir hale gelir. Peki, durum gerçekten de böyle midir? Kadınlar sadece anne, ev hanımı ya da çalışan bir birey mi olmalıdır? İkisi bir arada olunca işler zorlaşır mı? Bizim cevabımız kısmen evet, kısmen hayır. Peki, nasıl?
Öncelikle çalışan kadının hayatını nasıl plânladığına bakmak lâzım. Eğer doğru bir plânlama yoksa, hem çalışmak hem de ev ile, aile ile ilgilenmek tabii ki çok zorlu bir hale gelecektir. Zira plânsız içilen su bile insana zahmettir. Yıllardır süregelen sabit bir söz vardır; “çocukta yaparım, kariyerde…” İşte, bu mantıkla hareket etmeli ve doğru bir plânlama ile kadın olarak hayatımızı şekillendirmeliyiz. Bu noktada ise sizlere bazı öneriler hazırladık.
1) Uyku Düzeniniz Dahi Plânlı Olmalı
Siz, hem çalışan yani bir iş yerine sorumlulukları olan; hem de ailesinde ki tüm bireylere karşı sorumlulukları olan önemli bir kişisiniz. Bu nedenle rastgele uyumak, fazla uyumak ya da düzensiz hareket etmek sizin için asla söz konusu olabilecek durumlar değildir. Hangi saatte yatacağınız, ne kadar uyuyacağınız, ne zaman yemek yiyeceğiniz gibi tüm unsurlar hem sizin, hem de ailenizin plânlarına göre önceden tarafınızca belirlenmiş olmalı. Böylelikle gün içerisinde “ne zaman iş, ne zaman aile ve ne zaman kişisel vakit” gibi konularda asla sorun yaşamadan daha bilinçli bir şekilde hareket etmiş, her şeye dozunda vakit ayırmış olursunuz.
2) Kendinizi Asla İkinci Plâna Atmayın
İlk maddede söylediğimiz gibi plânlayarak yaşayın. Ama asla kendinizi bir kenara bırakıp, işiniz ya da diğer unsurlar için yaşamayın. İş yapıyorsanız, onu eğlenceli hale getirin. Aileniz ile vakit geçiriyorsanız, bu durumu sizi mutlu edecek şekilde plânlayın, yapın. Ayrıca plânlarınız arasına çok sık olmasa da kendinize vakit ayırabileceğiniz zamanlar ayırın. Bu zamanlar kimi zaman 3 günde bir, kimi zaman haftada bir olabilir. Bu tür zamanlarda ise kitap okumak, 1 günlük geziler yapmak ya da sevdiğiniz farklı bir aktiviteyi yapmak sizleri fazlası ile mutlu edecektir. Böylelikle hem hayatınızı plânlamış olacak, hem de genel olarak kendinizle vakit geçirme şansına sahip olabileceksiniz.
3) Eşinizden Destek Almayı Unutmayın
Çalışan kadınların yaptığı en büyük hatalardan birisi de tamamen kendi başlarına hareket etmeleri oluyor. Oysa ki siz hayatınıza bir eş almış durumdasınız, çocuğunuzun da ailenizin de sorumluluğu sadece sizin omuzlarınızda değil. Bu şekilde düşünmez iseniz, hayatınız ve çalışan bir kadın olarak diğer durumlarınız siz istemeden zor bir noktaya gelecektir. Bu nedenle ne siz, ne de eşiniz asla bireysel hareket etmemeli. Yapılacak tüm plânlar ortaklaşa atılan adımlar ile hayata geçirilmeli. Tabii bu noktada karşılıklı uyumda büyük önem taşımaktadır. Örneğin siz eşinizin, eşiniz ise sizin iş hayatınıza saygı duymalı, plânlar bu şekilde saygılı bir anlayış ile hazırlanmalı. Ortak boşluk yaratan noktalarda ise aile içi etkileşimi sağlayacak plânlar yapılabilir. Haliyle çalışan bir kadın olmanın zorlukları ile tek başınıza baş etmek durumunda kalmaz, gerçekten sorunsuz bir plânlama sürecini eşiniz ile uyumlu bir şekilde yapma şansına sahip olursunuz. Eğer hayatınızı plânlama sürecinde eşinizi ikinci plânda tutar ve her şeyi tek başına yapma gayreti içerisinde olursanız, bu durum bir noktadan sonra özel hayatınızda da sorunların ve çatırdamaların olmasına neden olur. Buda ilişkinizde, evliliğiniz de istem dışı gelişen bir çok sorunun gün yüzüne çıkmasına olanak tanır.
4) Profesyonel Destek Almaktan Çekinmeyin
Kadınlar, iş hayatının zorluğu ve aile gibi önemli bir kavramın gerekliliği konusunda bazen boşlukta kalabilirler. Bu tür durumlarda çoğu kadının aklına bir uzman desteği almak gelmez. Oysa ki bu çok yanlıştır. Kadın olarak hem çalışıyor, hem çocuk büyütüyor, hem de eviniz ile ilgilenmek durumunda kalıyorsanız mutlak suret ile bir uzman desteği alarak büyük bir rahatlama sağlayabilirsiniz. Üstelik bu profesyonel destekler ilk aşamada sadece psikolojik olarak algılanır. Oysa ki bu algı yanlıştır… Çocuğunuz için eğitimli, yabancı dil bilen ve çocuğunuzun da yabancı dile aşina olmasını sağlayacak bir bakıcı tutmanız, eviniz için temizlik konusunda size belli günlerde yardımcı olabilecek bir kişi ile anlaşmanız hayatınızın çok daha düzenli olmasına, sizin üzerinizde ki bir çok geri planda kalan, ama önem arz eden yükün alınmasına neden olacaktır.
Haliyle daha rahat bir şekilde hayatınızı devam ettirme olanağınız olacak. Tabii her ne kadar bakıcı, temizlik gibi konularda destek alsanız da; çocuğunuz ve eviniz ile ilgilenme konusunda asla ihmalkar olmamalısınız. Nitekim bir çok çalışan kadının düştüğü hata bu noktada baş göstermektedir. Bir noktadan sonra çocuk ile ilgilenen, temizliği yapan, eve bakan birisinin olması, kadınların daha çok işe yönelmesine ya da daha rahat bir şekilde hareket etmesine neden oluyor. Buda iş, ev ve özel hayatında bazı istenmeyen sorunların görülmesine sebebiyet veriyor. Bu bağlamda alacağınız her profesyonel destek belli bir doz dahilinde olmalı, asla o işi tamamen kaplayan bir konuma gelmemeli, dengeler tarafınızca iyi sağlanmalı.
Unutmayın, ne kadar plânlı ve aileniz ile uyum içerisinde hareket eder; gerektiğinde belli sınırlar çerçevesinde profesyonel destek almaktan çekinmezseniz, çalışan bir kadın olmanın aslında çokta zor olmadığını yakinen görebilirsiniz. Aksi halde siz farkında olmadan bir çok yeni sorunlar karşılaşır, bu sorunların beraberinde yeni problemleri doğurduğunu görürsünüz. Buda istem dışı bir şekilde hem iş, hem aile, hem de diğer genel yaşantınız içerisinde sizlere kötü sonuçlar doğurur.
Anneliğe Hazırlık Sürecinde Öneriler
Annelik, hiç şüphesiz her kadının hayal ettiği ve doya doya yaşamak istediği duygulardan birisidir. Her ne kadar bazı zorlu, acılı anları olsa da anneliğin verdiği ve hiç bir şekilde dışarıdan tarif edilemeyen o duygu her şeyi unutturur kadınlara. Bizlerde bu duyguyu daha iyi bir şekilde yaşamanız ve anne olmadan önce, anneliğe daha doğru bir şekilde hazırlanmanız adına sizlere bazı öneriler hazırladık.
Araştırmayı Asla İhmal Etmeyin
Siz, anne adayı olarak büyük bir üniversite eğitimine başlıyormuş gibi hareket etmelisiniz. Zira çocuğunuz Dünyaya geldikten sonra, bakımı, ona karşı yaklaşımınız, eğitim süreçleri gibi bir çok önemli nokta sizleri bekliyor olacak. Eğer bu önemli noktaları doğru bir şekilde yönetebilirseniz, hem sizin; hem de çocuğunuz için tüm süreçler daha verimli geçecektir. Bu nedenle hiç bir zaman “ben hazırım, ben bunu biliyorum” gibi düşünceler içerisinde olmayın. Sürekli olarak araştırın ve “nasıl daha iyi bir anne olurum?” Sorusunu kendinize sorarak daha ileriye doğru gitmeye çalışın. Unutmayın, anne olmak çok özel bir duygu olduğu kadar; çok zor bir görevdir. Bu görevi en iyi şekilde yapmanız konusunda ise bir çok özel kaynak bulunmaktadır. Sizler, bu kaynakları ne kadar çok araştırır ve daha yeni kaynaklar için yer ararsanız, annelik çok daha özel, çok daha bilinçli bir süreç olarak hayatınızda yer alacaktır.
Annelik Süreçlerinde Modern Bilgileri Öncü Yapın
Anneliğe hazırlanırken büyüklerinizi elbette dinleyin. Fakat her zaman öncü bilginin modern bilgiler olduğunu asla unutmayın. Örneğin çocuğunuz Dünyaya geldikten sonra ilk yaklaşımınız nasıl olacak? Çocuğunuz ağladığında nasıl bir yaklaşım sergilemeniz gerekiyor? Tüm bu soruların cevaplarını alanında uzman olan ve gerçekten bu konularda araştırma yapmış olan kişilerden öğrenmelisiniz. Çeşitli araştırmalar sonucunda bu şekilde sorulara cevap veren kişilerden bilgi alırsanız, çok daha sağlıklı bir anneliğe hazırlık süreci geçirmiş olursunuz. Aksi halde modern bilgilere kapalı, genel bilgilerin dahilinde hareket eden bir kadın olursanız, zarar gören taraf mutlaka siz olur; annelik sürecinde bazı temel sorunlar ile karşılaşmak durumunda kalırsınız.
Annelik Kurslarına Eşinizle Katılmayı Deneyin
Annelik ile ilgili bir çok yeni kurs var ve bu kurslar eşleriniz ile birlikte katılabileceğiniz kurslar. Bu kurslar sayesinde bazı bilgileri pratik yaparak daha net bir şekilde anlamanız, eşinizin yanında olması nedeniyle yabancılık çekmemeniz ve eşinizin de size yardımcı olmasına yardımcı olacak bilgiler edinmesine olanak sağlayacak bilgiler alması gibi bir çok noktayı bu tür kurslarda tamamlamanız mümkün olacak. Üstelik bu kurslar doğum öncesinde sizlerin bebek ile olan iletişimine de büyük katkı sağlayacağı için, hayatında ilk kez doğum yapan ve kucağına bebeğini alan bir anne olarak çok ciddi bir yabancılık çekme durumunda kalmayacaksınız. Her ne kadar kurs odaklı da olsa, önceden ufak bir deneyiminiz olması sizlere büyük bir katkı sağlayacak.
Plânlama Süreçlerine Anne Olmadan Başlayın
Bu süreçler, özellikle eşiniz ile birlikte tamamlamanız gereken oldukça önemli süreçler olmaktadır. Çocuğunuz doğduktan sonra ne gibi masrafları olacak? Onu daha iyi yetiştirmek için ne gibi gereksinimlere ihtiyaç duyacaksınız? Gerek maddi, gerekse de manevi/ailevi açıdan çocuğunuza en uygun ortamı sorunsuz bir şekilde sağlayabilecek misiniz? Bu tür sorulara mutlaka anneliğe hazırlık sürecinde genel olarak cevap vermeniz, kendinizi maddi açıdan hazırlamanız lâzım. Bu tür maddi bir plânlama söz konusu olmaması halinde, bebek dünyaya geldikten sonra sahip olacağınız masraflar karşısında çok ciddi maddi buhranlar yaşamanız kaçınılmaz olacaktır. Tabii bu tür sorular sadece ön sorular olacaktır. Çocuğunuzun eğitim sürecine, okuyacağı okul ve yaşayacağınız alan konusuna kadar her noktayı daha önceden mutlaka düşünmelisiniz. Unutmayın, hem sizin daha rahat bir çocuk büyütme süreci yaşamanız; hem de çocuğunuzun daha kaliteli bir süreç içerisinde büyümesi için mutlaka böyle bir süreci göz ardı etmeden önceden hazır hale getirmelisiniz. Ancak bu şekilde geleceğe daha emin adımlar ile yürümeniz mümkün hale gelecektir.
SON ADIM: Hangi Hastane? Hangi Doktor?
Günümüzde hâlâ daha bir çok kadın sabit bir doktor ile entegreli olarak anneliğe, doğuma hazırlanmıyor. Rastgele doktorların müsaitliğine göre hareket ediyorlar, hastane seçmeden akışa göre ilerliyorlar. Oysa ki bu çok yanlıştır. Daha ilk günlerde sizin sabit bir doktor, hastane seçmeniz ve bu doktor ile tamamen entegreli bir şekilde doğum anını beklemeniz gerekmektedir. Bu şekilde doğum anı geldiğinde sizi bilen, tanıyan bir doktor ile doğum yapmış olacak; herhangi bir sorun yaşamadan anneliğe daha bilinçli bir adım atma şansına sahip olacaksınız. Şunu da unutmayınız, doktorunuz doğum sonrasında da sizlere en ufak noktada dahi yardımcı olacak birisidir. Ciddi bir sorunda ya da merak ettiğiniz bir konuda mutlaka doktorunuzu arayabilmeli ve ondan geçmişe dayalı bilgiler dahilinde destek almalısınız. Böylelikle doğum sonrası süreçte çok daha rahat bir şekilde ilerlemiş olacak, size büyük bir katkı sağlayacaktır.
Aile İçerisinde İletişim Neden Önemlidir?
Okula başladığımız ilk günlerden itibaren bize öğretilen temel bir konu vardır. Bu konu, ailenin toplumun temeli olduğudur. Ailede meydana gelen sorunlar, çocukları ve bir noktadan sonra ise toplumu etkiler. Zira çocuklar ailede yetişmeye başlar ve doğru bir yetişme süreci yaşayamaz ise topluma yeterince verimli bir birey olarak adım atamaz. Haliyle aile içerisinde doğru bir etkileşim olması çok daha büyük bir önem taşıyor.
Yapılan bir çok araştırma, ailede ki iletişimin sadece ebeveynler arasında söz konusu olduğunu gösteriyor. Çocuklar, bir çok ailede geri plânda yer alıyor ve sadece büyükler kararlar alıyor, görüşmeler sağlıyor. Çocukların ise tüm bu görüşmeler sonrasında alınan kararlara uyum sağlaması bekleniyor. Yani, anne ve babalar düşünür; yapar… Çocuklar ise uyum sağlar şeklinde bir durum söz konusu oluyor ki bu çok yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü anne ve babaların daha temelde bu şekilde hareket etmesi, çocukların ailelerin de pasif bir şekilde büyümesine neden oluyor. Söz hakkı tanınmamış çocuklar, fikirleri alınmadan sadece yönlendirilmiş çocuklar büyüdükleri ve topluma adım attıkları dönemlerde de geri planda kalıyorlar. Oysa ki bizim anne ve baba olarak görevimiz çocuklarımızı toplumda aktif, faydalı bir birey olmaları konusunda hazırlamaktır.
Onları Dinleyin, Görüşlerine Saygı Duyun
Çocuklarınızı mutlaka dinleyin ve onların sizlere söylediklerini dikkate alın. Eğer siz onları dinler ve kararlarınızı bu doğrultuda alırsanız, daha aile içerisinde çocuklarınızın hayata daha doğru bir şekilde adım atmalarını sağlarsınız. Zira aile içerisinde ufak yaşlarda söz hakkı olan çocuklar; ileri seviyede de hayatına daha etkin bir şekilde devam etme şansına sahip olur. Eğer siz bu konuda çocuklarınızı geri plâna atar ve yeterince dikkate almaz iseniz bir çok farklı sorun ile karşılaşmaları çocukların kaçınılmaz olacaktır. Nitekim bir çocuk için en kötü durum hayat içerisinde yeterince aktif bir role sahip olamaması durumudur.
Aile İçi İletişimi Ön Plâna Çıkarın
Herkes haftanın her gününde farklı etkinlikler içerisinde yer alıyor. Çocuklar okula gidiyor, büyükler işlerine gidiyor derken sürekli bir karşılıklı işler söz konusu oluyor. Siz bu yoğunluk içerisinde belli günler ve dönemler içerisinde bir araya gelirseniz, daha net bir şekilde sorunları, duyguları, düşünceleri bir arada toplama şansına sahip olursunuz. Örneğin haftanın sadece bir gününü pizza günü ilân edin. Bu gün, belirlenen saatte herkes bir arada olsun ve herhangi bir sorun varsa dile getirilsin, herhangi bir istenmeyen durum var ise muhabbeti dönsün, herkes duygu ve düşüncelerini net bir şekilde ifade edebilsin. Bu şekilde her bireyin aile içerisinde söz hakkı olması, düşüncelerini herkes bir arada iken söylemesi, demokrasi kavramının da daha aile içerisinde iken çocuklara aşılanmış olmasına olanak tanıyacaktır. Haliyle çocuklar daha aile içerisinde alışmış oldukları bu kavramı hayatlarının her aşamasında etkili bir şekilde dile getirme şansına sahip olabilecekler.
Şunu asla unutmamalısınız ki aile içerisinde ki sorunlar bir çok farklı problemi doğurur. Bu problemlerin en temelinde ise her zaman iletişim sorunu vardır. Örneğin evinizi taşıyacaksınızdır ve yeterince iyi bir etkileşim sonucu karar almak yerine, büyükler olarak karar vererek hareket ederseniz, çocuklar ciddi sorunlar yaşarlar. Çevrelerinden, okullarından uzaklaşırlar. Bu uzaklaşma ise beraberinde daha farklı sıkıntıları, çocukların bir anda hayatları değiştiği için daha farklı sorunlar yaşamalarına sebep olan zamanlara gitmelerine neden olur. Hayatı bir anda değişen ve bu değişimden haberi dahi olmayan bir çocuk ise yeterince verimli olamaz. Zira toplumda bir çok olumsuz olay, çocukların bu şekilde habersiz bir şekilde anne ve babalar tarafından yönetilmeleri nedeni ile yaşanmaktadır.
Ailede Herkes Sorunlarını İfade Edebilsin
Genelde anne ve babalar birbirlerine karşı net olarak açık olamazlar. Kimisi karısından, kimisi kocasından çekinir. Çocuklar ise çoğunlukla anne ve babalardan çekinirler. Onlarda bir yanlış olabilir ya da aile içerisin de bazı sorunlar olabilir; fakat hiç bir çocuk bu şekilde gördüğü sorunları net bir şekilde ailelerine ifade edemezler, çünkü bu durumdan fazlası ile korkarlar. Biz, bu tür durumlara karşı aile içerisinde herkesin şeffaf olması gerektiğine inanıyoruz. Eğer yeterince şeffaf olunursa, çocuklar ailelerine karşı daha net bir şekilde kendilerini ifade ederler ve güven içerisinde sorunsuz bir şekilde etkileşim söz konusu olabilir.
Çocuklarınız sizin hakkınızda bazen olumsuz görüşler bildirebilir ya da eşiniz sizde olumsuz bir hareket görebilir ve bunu dile getirebilir. Siz, bu tür durumlarda var olan olumsuz geri bildirimi düzeltmek için hareket etmek yerine, daha farklı sorunlar yaratacak şekilde şiddet içerikli ya da olumsuz bir tepki verirseniz bir daha bu şekilde bir geri bildirim, iletişim odaklı çözüm elde edemezsiniz. Haliyle aile içerisinde herkes kendi sorunları ile boğuşmak durumunda kalır, buda bir çok farklı problemi beraberinde getirir. Oysa ki mühim olan aile içerisinde herkesin kendisini ifade etmesi, birbirini analiz ederek sorunları kısa süre içerisinde çözüme kavuşturmasıdır.
Hayatını Değiştirmek İsteyen Kadınlara Öneriler
Bir sabah uyandınız ve hayatınızı değiştirmek, düzene koymak istiyorsunuz. Fakat tam olarak ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. O halde gelin sizlere neler yapabileceğiniz ve ne gibi konulara dikkat edebileceğiniz konusunda bazı bilgiler verelim. Sizlerde bir kadın olarak hayatınızı değiştirmek, kendinizi yenilemek için aşağıda ki temel maddelere dikkat ederek doğru adımlar atabilirsiniz.
1) Kendinizi tanımaya başlayın. Fotoğraf çekmeyi mi seversiniz, gezmeyi mi? Kıyafet konusunda zevkleriniz nelerdir? Kendinizi tanırsanız, daha doğru hobiler tercih eder ve hayattan çok daha net bir şekilde zevk almanızı sağlayacak uğraşlar içerisin de yer alırsınız. Ayrıca kendini tanıyan bir kadının her alanda giyim seçimleri de daha özel ve dikkat çekici, şık olur.
2) Günün en az yarım saatini kendinize ayırın ve hiç bir şey yapmayın. Evet, hiç bir şey yapmayın. Çünkü tüm gün mutlaka bir şeyler yapıyorsunuz ve bir şeyler işe meşgul oluyorsunuz. Bu yarım saat içerisinde uyumayın bile… Sadece gözlerinizi kapatın ve dinlenin. O an aklınıza ne geliyorsa onu düşünün ve kafanız rahat bir şekilde ilerlesin. Bu şekilde kafanız rahat olursa o yarım saat gerçekten sizi çok fazla dinlendirmiş olur.
3) Geleceğe yönelik plânlar yapın ve bunları bir kenara yazın. Ne istiyorsanız yazın ve asla “hayal” deyip geçmeyin “olmaz” demeyin. Zira doğru plânlar ve bunların not edilmesi, çok önceden bu plânlar için çalışılmaya başlanması sizlere büyük bir katkı sağlayacak, doğru bir heyecan peşinde ilerlemenize yardımcı olacaktır.
4) Her gün yürüyüş yapın, bazı günler koşun. Aklınızdan her şeyi atmak ve tüm işlere, strese rağmen sadece 20 dakika dahi koşmak, yürümek sizlere büyük katkı sağlayacaktır. Böylelikle kafanızda ki her şeyi bir kenara koymanız ve sadece yürüyerek, koşarak günün 20 dakikasında kendinizi özgür hissetmeniz sizlere büyük fayda sağlayacaktır.
5) Gün içerisinde su içmeyi ve meyve tüketmeyi asla ihmal etmeyin. Zira meyve ve su bir kadının kendisini yenilemesi konusunda çok önemlidir. Özellikle de su hem kilo, hem de genel sağlık konusunda sizlere büyük faydalar sağlamaktadır.
6) Hayatınızın her noktasına yeni dokunuşlar da bulunun. Örneğin çalışma ofisiniz ya da evinizde ki çalışma odanız sıkıcı bir çalışma odası olmaktan çıksın, sadece iş ile ilgili unsular olmasın. Güzel, size hoş görünen unsurları bu tür alanlarda farklı noktalara koyun. Böylelikle hayatınızın her noktasında olduğu gibi, iş hayatınızda da size uygun materyaller bulunur. Böylelikle rahat bir ortamda, pozitif enerjiye sahip bir ortamda çalışmanız mümkün hale gelecektir.
7) Gülmek hayatınız için çok önemli bir konudur. Gülmeyi, pozitif bir enerjiye sahip olmayı asla ihmal etmeyin. Mutlaka her türlü aşamada gülün ve en kısa süre içerisinde tüm sorunlar ile gülerek baş etmeyi öğrenin. Ne kadar gülen ve pozitif yaşayan bir kadın olursanız, hem hayatınızı hem de kendinizi yenilemeniz kısa süre içerisin de hızla mümkün hale gelecektir.
8) Sevmediğiniz ve sevdiğiniz her şeyi bir kenara not alın. Bir yanda sevdikleriniz ve hayatınızda yer alanlar, diğer yanda sevmedikleriniz ve hayatınızda yer alanlar bulunsun. Bu şekilde hayatınızı çok daha rahat bir çizgi içerisinde kontrol altında tutmanız, neleri hayatınıza katıp neleri çıkaracağınız konusunda da bilinçli bir şekilde hareket etmeniz mümkün olacaktır. Aksi halde bir çok sorun ile ister istemez hayatınız da yer aldığı için uzunca bir süre baş başa yaşamak söz konusu olacaktır ki buda bir çok yeni sorunun temelini hazırlama konusunda etkili bir durum olarak yer alacaktır.
9) Çevrenizi doğru bir şekilde şekillendirmeye gayret gösterin. Eğer çevrenizi doğru, bilinçli bir şekilde şekillendirme şansına sahip olursanız hayatınızın da kısa süre içerisin de değiştiğini görebilirsiniz. Zira hayatınızın en temel noktası çevrenizdir. Eğer çevreniz yeterince bilinçli, size uygun ise; hayatınız içerisin de ki her adımda bu şekilde doğru bir yapıda ilerleyecektir.
Tabii tüm bu maddelerin yanı sıra hayatınızda ki en temel unsurun sizin kararınız olduğunu unutmayın. Siz ne kadar kararlı olursanız, hayatınızı da o kadar rahat bir şekilde yenilemeniz mümkün hale gelecektir. Eğer siz istekli olursanız ve bu konuda net bir şekilde adım atabilirseniz, sorun yaşamadan hayatınızı daha net bir çizgide yenileme şansına sahip olursunuz.
Kadınların Yaşamında Kişisel Bakım
Günümüzde kişisel bakımını yeterince doğru ve bilinçli bir şekilde yapan kadın sayısı oldukça az. Zira bir çok kadın, belli dönemlere ve yaşadığı olaylara göre hareket ediyor. Bu şekilde dönemsel ve olay bazlı hareket etmesi ise, yeterince doğru, yeterince düzenli bir kişisel bakım yapmasını önlüyor. Oysa ki kişisel bakım ancak doğru ve düzenli bir şekilde yapılması halinde etkilidir. Bu nedenle kişisel bakımı önemli noktaları ve dikkat edilmesi gereken noktaları şeklinde iki başlık altında ele alacağız.
1) Kişisel Bakımda Önemli Noktalar
Siz, kişisel bakımı diğer insanlar için yapmamalısınız. Kendi genel sağlığınız, güzelliğiniz ve rahatlığınız için kişisel bakım yapmalısınız. Nitekim bu şekilde daha sağlıklı, daha rahat ve güzelliği her açıdan daha çok gün yüzüne çıkmış bir kadın olabilirsiniz. Aksi halde gün içerisinde yeterince rahat edemeyen, kişisel bakıma önem vermediği için gün yüzüne çıkan ufak sağlık problemleri ile uğraşmak zorunda olan bir kadın olmaktan öteye gidemezsiniz. Ayrıca şunu da bilmeniz gerekir ki, bir kadın ne kadar temiz ve bakımlı olursa; psikolojik açıdan da kendisini o kadar rahat hisseder. Böylelikle genel yaşantısı başta olmak üzere, özel hayatı ve iş hayatında dahi daha verimli, daha rahat hareket edebilen bir kadın haline dönüşebilir.
2) Doğru Kişisel Bakım İçin Öneriler
a) Öncelikle kendinize ait bir kişisel bakım malzeme düzeniniz olmalı. Yüz bölgesi için hangi ürünleri kullanacaksınız? Makyaj için tercih ettiğiniz ve makyaj sonrası temizliği için tercih ettiğiniz ürünler neler? Hangi markaları kullanacaksınız? Vücudunuzun diğer noktaları için ne gibi bakımlar gerekli? Vücudunuz yağlı mı, yoksa kuru mu? Tüm bu sorulara cevap vermeli, gerekirse bir uzman desteği almalı ve bu sorulara karşı elde edeceğiniz cevaplara göre bir kişisel bakım plânlaması yapmalısınız. Bu sayede düzenli bir sisteminiz olacaktır.
b) Asla aşırı bakıma önem vermeyin. Zira mühim olan aşırı değil, düzenli ve vücudun ihtiyacı doğrultusunda istikrarlı bakım yapmaktır. Aksi halde vücudunuz aşırı dış ürünlere maruz kalacağı için fayda sağlamak yerine olumsuz tepkiler verebilecektir.
c) İstenmeyen tüyler en çok dikkat etmeniz gereken konular arasında yer almalıdır. Özellikle de vajinal bölgede meydana gelen istenmeyen tüyler, bir çok sağlık sorununa hem sizin, hem de partneriniz için sebebiyet verebilir. Bu nedenle tüm vücudunuz için düzenli olarak istenmeyen tüylerden kurtulmaya yardımcı bakımlar uygulamalısınız.
d) Özellikle çalışan kadınlar başta olmak üzere, kişisel bakımı sadece makyaj ve dış görünüş olarak algılamamalısınız. Zira günlük düzenli duş almak dahi bu noktada önemli bir detaydır. İnce noktalar, sizin daha bakımlı ve sağlıklı olmanıza neden olacaktır.
3) Kokunuz sizin en temel imzanızdır. Bu nedenle vücudunuza uygun bir parfümünüz her zaman olmalı ve bu parfümü düzenli olarak kullanmalısınız. Herhangi bir toplumsal grup içerisinde kokunuzla dahi tanınır, ter ve benzeri kokular yerine çok daha etkili bir imza bırakırsınız. Bu noktada asla ucuz ve markası, içeriği belli olmayan parfümler kullanmamalısınız. Pahalı olabilir fakat daha az kullanılır, daha etkilidir bir parfüm. Bu nedenle mühim olan tek unsurun fiyat değil, parfümün markası; içeriği ve size uygun olup olmadığı olduğu konusunu asla aklınızdan çıkarmayın.
Unutmayın, kadın olarak temel ve ince detaylara dikkat etmeli; kişisel bakımınızı düzenli olarak yapmalısınız. Sevgiliniz olduğunda ya da belli vücut hatlarınızın görünme ihtimalinin olduğu durumlarda sadece kişisel bakım uygulamanız yanlış olacaktır. Siz, sadece dış görünüş için değil; genel olarak bakımlı olmak, sağlıklı olmak için kişisel hayatınızda bakıma en doğru seviyede yer vermelisiniz.
Kadın Sağlığında Erken Teşhis ve Bilgi
Kadın sağlığı, oldukça kapsamlı bir konudur ve yeterince dikkatli olunmaz ise bir çok sağlık sorunu ile karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle kadınların doğru bir şekilde kontrol yaptırması ve önceden bir çok önemli kadınsal sağlık sorununa karşı önlem alması büyük önem taşıyor. Eğer yeterince dikkatli ve bilinçli olunmaz ise, özellikle orta yaş ve sonrasında önemli problemler söz konusu olabilir hayatınızda.
1) Düzenli Doktor Kontrolleri İhmal Edilmemelidir
Bir kadın olarak doktorlar hayatınızda her zaman olmalıdır. Bir çok farklı dönemde ve yılın belli günlerinde mutlaka doktorunuza danışmalı, genel bir muayene sürecinden geçmelisiniz. Böylelikle herhangi bir sorun olması halinde bu sorun daha başlamadan saptanabilir ve kısa süre içerisinde çözüm elde etmek adına adımlar atılabilir. Doktorunuz, sizin vücut yapınızı ve gelişmelerini anlık olarak takip edebileceği için, herhangi bir sorun olması halinde ya da sorun olma ihtimali olması durumunda sizlere önceden uyarı yapabilir. Bu uyarılar sayesinde ise daha rahat adımlar atabilir, vücudunuzu daha net tanıyan biri olarak bir çok kadınsal sağlık sorununa karşı önceden önleyici çözümler elde etmiş olabilirsiniz.
2) “Bir şey olmaz.” Deyip Geçmeyin!
Bir çok kadın, herhangi bir tedavi sürecinden önce ya da herhangi bir tanı öncesinde “bir şey olmaz” gibi oldukça tehlikeli bir yaklaşım içerisinde olmaktadır. Eğer bu tür bir mantığa sahipseniz, bir çok sağlık sorununa açıksınız demektir. Sizin için mühim olan nokta her zaman “bir baktıralım” mantığı olmalıdır. Bu şekilde hareket ederseniz, çoğu soruna ilk maddede bahsettiğimiz gibi önceden çözüm bulmanız mümkün olabilir. Unutmayın her şeyin en temel noktası erken teşhistir. Erken teşhis olmaz ise bir çok sağlık sorunu normalden daha fazla hasar verebilir size.
3) Araştırmaya ve Öğrenmeye Açık Olun
Kadın olarak ne gibi sorunlar ile karşı karşıya kalabilirsiniz? Hangi kadınsal sağlık sorunlarının belirtileri nelerdir? Kendinizde ne gibi bulgular görürseniz neler yapmalısınız? Temel kadınsal sağlık sorunları hakkında yeterince araştırma yapar, sürekli olarak kendinizi ve kadın olarak başınıza gelebilecek sorunları bilirseniz, daha bilinçli bir şekilde adım atar, herhangi bir sorun karşısında nasıl adımlar atabileceğinizi daha net bir şekilde bilirsiniz. İnternet bu konuda bir kadın için çok büyük bir mecra olmaktadır. Zira doğru bir araştırma ile internet sayesinde bir çok kadın hastalıkları ve kadınlara özgü sağlık sorunları hakkında bilinçlenmek mümkün hale gelmektedir. Bu konuda daha rahat bir adım atmak istiyorsanız sağlık kuruluşlarına da başvurabilirsiniz. Sağlık kurumları kadınlar ile ilgili önemli sağlık sorunları hakkında güncel olarak bilgi vermekte, sürekli olarak kadınları bu konuda daha bilinçli bir konuma taşımak adına çalışmalarına devlet katkısı ile devam etmektedir. Sizler tüm bu imkânları değerlendirerek kadınsal sağlık sorunlarına uzun bir süre önceden hazırlıklı olabilirsiniz.
4) Her Aşamada Daha Dikkatli Olun
Kadınsal sağlık sorunları, hayatınızın bir çok aşamasında atacağınız yanlış bir adım ile hayatınızda söz konusu olabilir. Bu nedenle hayatınızın her noktasında dikkatli ve bilinçli olmaya gayret göstermelisiniz. Örneğin genel hayatınızda hijyene önem verirken, cinsel hayatınızda da bilinçli ve dikkatli olmalısınız. Zira cinsel yaşamda da, genel yaşamda da bir çok farklı sağlık sorunu ile karşılaşmak mümkün durumda olmaktadır. Eğer siz yeterince doğru bir şekilde hareket ederseniz, cinsel hayatınız başta olmak üzere hayatınızın her noktasında daha sağlıklı daha hijyenik bir kadın olma şansını elde edebilirsiniz. Tek bir noktaya odaklanırsanız, ister istemez farklı bölgelerde meydana gelen sağlık sorunları ile uğraşmak durumunda kalabilirsiniz.
Bakım ve Makyaj Ürünlerinde Doğallık
Kadınlar için makyaj yapmak ve bakımlı olmak hayatın en temel konularından birisidir. Fakat bu konuda bilinçsiz bir şekilde hareket etmek, beraberinde bir çok sorunun söz konusu olmasına neden olacaktır. İlk olarak makyaj ve bakım malzemelerinde yer alan kimyasal unsurların vücuda bir noktadan sonra zarar vermesi kaçınılmaz olacaktır. Bu tür sorunlar ise ancak doğallık ile aşılabilecektir.
Doğru ve Doğal Makyaj, Bakım
Öncelikle makyajı tamamen doğru bir şekilde yapmalısınız. Zira makyaj sürekli olarak yapılması gereken bir unsur değildir. Makyaj ancak belli durumlarda yapılması gereken bir konudur. Öyle ki iş hayatında her gün kapsamlı bir şekilde makyaj yapmak zorunda değilsiniz. Makyajı günlük düzen içerisinde hafif bir şekilde yapabilirsiniz. Eğer toplantı ve özel bir iş düzeni gibi bir konu var ise ancak daha detaylı bir makyaj yapabilirsiniz. Eğer siz sürekli olarak detaylı ve kapsamlı bir makyaj yaparsanız, bu durum bir noktadan sonra vücutta sorunların oluşmasına neden olacaktır.
Bir diğer konu ise makyajın doğal bir şekilde yapılmasıdır. Peki, nedir bu doğallık? Doğallık, doğru ürünlerin tercih edilmesidir. Örneğin ruj ve benzeri unsurların uzunca bir süre ciltte kalmasına neden olan malzemeler yerine daha kısa süre içerisinde ihtiyacınıza çözüm sunabilecek olan doğal içerikli makyaj malzemelerini kullanmanız büyük bir fayda sağlayacaktır. Bu tür unsurlar cildin zedelenmesi konusunda da sizlere faydalı olacaktır. Cildin bir noktadan sonra zedelenmesi ise daha farklı cilt sorunlarının ve hatta bir noktadan sonra cilt kanseri gibi daha ciddi problemlerin oluşmasına neden olacaktır.
Makyajın Doğru Zamanda Temizlenmesi
Makyaj, sürekli olarak ya da uzunca bir süre ciltte kalırsa ister istemez cildin zarar görmesine neden olacaktır. Bu nedenle cilt üzerinde yer alan makyajın en kısa süre içerisin de çıkarılması büyük önem taşıyacaktır. Örneğin sabah bir iş toplantısı için makyaj yaptı iseniz, bu makyajın en kısa süre içerisin de vücuttan silinmesine dikkat etmelisiniz. Toplantı biter bitmez, ilk işiniz mutlak suret ile o makyajın ciltten temizlenmesi olmalıdır. Böylelikle ciltte makyaj malzemelerinin uzun süre kalmasını önlemiş olursunuz. Temizlik aşamasında ise doğal ürünler ile cildi temizlemeniz büyük önem sağlayacaktır sizlere. Aksi halde çeşitli problemleri kimyasal temizlik unsurları ile yeniden yaşamanız kaçınılmaz olacaktır.
Eğer sürekli olarak makyaj yapan biri iseniz, gün içerisinde yüzünüzü bol bol yıkamanız gerekir. Bol su ile yapacağınız aralıklı yüz temizlikleri en kısa süre içerisinde sizlere fayda sağlayacak, yüzünüzün herhangi bir sorun yaşamasını önleyecektir.
Erkekleri Biraz Övmek Gerekiyor
Erkekleri Biraz Övmek Gerekiyor
Her erkek onu sevdiğinizi hissetmek ister. Bu nedenle de kadın olarak sizin bazı ufak hareketler ile sevdiğinizi ona hissettirmeniz oldukça önemlidir ilişki için. Zira sevildiğini bilen ve bunu hisseden erkek, size karşı çok daha farklı, çok daha sevgi dolu bir şekilde yaklaşacaktır. Buda ilişkinin daha önemli bir noktaya çıkmasını sağlayacaktır.
Peki, erkekleri nasıl övebilirsiniz? Öyle direk “sen yakışıklısın, seni seviyorum” demek pek doğru olmayacaktır. Dilerseniz bu konuda önerilerimizi dinleyebilirsiniz. Zira 5 madde ile sizlere bu konuda nasıl hareket edebileceğinizi izah etmeye çalıştık.
1) Tavsiyelerine Kulak Verin
Herhangi bir alışveriş esnasında, dekorasyon yaparken ya da diğer konularda… Tek başınıza hareket etmek yerine ona da fikirlerini sorun ve bu fikirleri uygulamaya dökün. Bu şekilde onu sevdiğinizi net olarak hissettirmiş ve ona değer verdiğinizi göstermiş olursunuz.
2) Sorunlarda Ona Ulaşın
Hayatınızın herhangi bir noktasında sorun olduğunda ya da evinizde ufak bir arıza yaşandığında ona gidin, destek isteyin. Bu isteğiniz ve onun çözüm odaklı çalışması sizin ona verdiğiniz değerin yanı sıra, güveni de iki katına çıkaracaktır.
3) Kıskanmayı İhmal Etmeyin
Son olarak kıskandığınızı, onu sahiplendiğinizi mutlaka hissettirin. Zira onu kıskanmanız ve onun bunu bilmesi mutlaka pohpohlama konusunda etkili olacaktır. Haliyle erkek olarak size karşı daha etkili, daha özel bir bakış açısı ile yaklaşacaktır.
4) Ara Ara Onu Sevdiğinizi Farklı Alanlarda Hissettirin
Gün içerisinde mutlaka sevginizi farklı şekillerde ona hissettirin. Arada mesaj atabilirsiniz, bazen farklı anlarda onu ziyaret edebilirsiniz, bazı dönemlerde ufak sürprizler yapabilirsiniz. Zira tüm gün ondan uzak kalmanız ve iletişim sağlamamanız bağların zayıflamasına neden olacaktır.
5) Geleceğe Yönelik Düşündüğünüzü Hissettirin
Anlık yaşamak yerine uzun vadeli düşündüğünüzü hissettirin. Eğer ana bağlı kalırsanız ve uzun vadeli plânlar yapmaz, bu plânları ise ona hissettirmez iseniz onunda size karşı yaklaşımı geçici olacaktır. Aksi durumda ise ona uzun vadeli düşündüğünüzü hissettirmeniz halinde onun size karşı olan yaklaşımları ise her açıdan daha etkili ve sevgi dolu bir hale gelecektir. Buda daha özel bir ilişki yaşamanıza mutlaka yardımcı olacaktır her açıdan.
Kendi Modanızı Kendiniz Yaratabilirsiniz
Kendi Modanızı Kendiniz Yaratabilirsiniz
Moda kavramı sadece belli kesimler tarafından belirlenen çizgide gitmek demek değildir. Moda, insanın tamamen kendine göre yaratabileceği çok geniş bir kavramdır. Her yıl belli renkler ve çizgiler moda olsa da, siz kendi dünyanızda tamamen size yakışan bir moda çizgisini oluşturabilir, tamamen bu çizgide giyinebilirsiniz. Hatta bu şekilde daha şık, daha dikkat çeken bir kadın dahi olabilirsiniz.
Günümüzde moda dünyası çok geniş ve gelişmiş bir durumdadır. Bir çok farklı alanda moda ile ilgili gelişmeler yaşanmakta, sürekli olarak yeni üretimler tamamen o yılın, o dönemin modasına göre insanlara sunulmaktadır. Biz, tüm bunların dışında kalmanızı ve o gün, o an isteğinize göre kendi modanızı şekillendirmenizi öneriyoruz. Bu şekilde daha etkili bir sürece sahip olmanız da mümkün olacaktır. Bu süreç, çevrenizde daha dikkat çeken bir kadın olmanıza yardımcı olan, her giydiği ile akıllara kazınabilen ve konuşulan birine dönüşmenizi sağlayacaktır. Bizlerinde bu konuda sizlere hazırladığı bir kaç ufak önerisi var. Bu öneriler ile daha dikkatli adımlar atabilirsiniz.
Kendi Modanızı Yaratmanıza Yardımcı Öneriler
1) Ne zaman ne giyeceğinizi iyi seçmelisiniz. Modadan bağımsız kalmanız, iş hayatıyla sokak yaşamında aynı kıyafetleri giymeniz gerektiği anlamına gelmez.
2) Kendi modanız, o yıl belirlenen sabit renklerden bağımsız olabilir. Fakat uyumsuz renkleri farklı olmak adına sürekli bir arada kullanmak ise sizi rüküş yapabilir.
3) Moda demek, farklı olmak demek illâ pahalı markaları seçmeniz anlamına gelmez. Bu nedenle ufak farklılıklar, yeni kumaşlar ile dahi hem daha ucuz, hem daha şık giysiler elde edebilirsiniz.
4) Kendi modanızı sadece giysi konusunda değil, saçlarınız ve makyajınız konusunda da göstermeniz, hissettirmeniz lâzım. Ancak bu şekilde hem farklı, hem de şık ve uyumlu bir görünüm elde etmeniz kısa süre içerisin de mümkün hale gelebilecektir.
5) Rahatlık ön plânda olsun… İş hayatı gibi önemli durumlar dışında önceliğiniz sizin rahatlığınız olsun. Kasılmak, zorlamak ve sevmediğiniz parçaları sırf güzel görünmek için giymek sizi daha rüküş yapabilir. Unutmayın, kendi modanız; öncelikle sizi şık ve rahat göstermelidir. Asla dışarısı için moda konusunda hareket etmemelisiniz.
Eski Sevgili Nasıl Unutulur?
Eski Sevgili Nasıl Unutulur?
Herkesin hayatında daha önceden yaşadığı aşklar elbette vardır. Bu aşkların bazıları zaman içerisinde kendiliğinden unutulurken, bazıları bir türlü unutulmaz. Yeni bir sevgili buluruz, hayatımızı daha farklı bir noktaya taşırız fakat eski bir aşk sürekli olarak kafamızı tırmalar. Peki, bu tür durumlarda ne yapabiliriz? O eski sevgiliyi nasıl unutabiliriz?
1) Bir Kenara Geçin ve Sakinleşin
İnsan, eski sevgilisini ve onunla yaşadığı anıları düşünürken mutlaka heyecanlanır. Bu nedenle biraz kenara çekilin ve sakin bir şekilde farklı konuları düşünmeye gayret gösterin. Özetle sakin bir ortamda kafanızı dağıtmaya çalışın. Böylelikle beyninizin düşünce yönünü değiştirme şansınız söz konusu olabilecek.
2) “Eskide Kaldı ve Bitti”
Bu mantığı mutlaka zaman içerisinde beyninizde hissedin. Zira bu mantığı kavrayamaz, sürekli olarak eski anılara giderseniz; var olan ilişkinizin de zarar görmesine neden olursunuz. Unutmayın, o sizi unuttu ve kendine yeni bir hayat kurdu.
3) Anlık Dikkat Değişimleri İyi Gelecek
Bazı anlar, durumlar onu hatırlamanıza neden olabilir. Bu tür anlarda mutlaka anlık olarak düşüncenizi değiştirmeye gayret gösterin. Farklı nesneleri, konuları ya da olayları hemen düşünün. Eğer bu şekilde rahatlıkla düşüncelerinizi yönlendiremiyor iseniz hemen kendinize farklı bir uğraş bulun.
EGZERSİZ VE HOBİ YOLLARI
Yukarıda ki 3 temel madde ile gerekli çözümü elde edemiyorsanız, kendinize günlük egzersiz süreleri belirleyin ve o sürelerde egzersiz yaparak vücudunuzu yorun. Ya da sizi meşgul edecek yeni hobiler bulun, bu hobiler ile vaktinizi daha farklı bir şekilde değerlendirme yoluna gidin. Bu şekilde beyniniz meşgul olacak ve onu düşünmeyecektir.
Hızlı Saç Uzatma Yöntemleri
Genelde saçları uzatmak için kozmetik ürünler seçiliyor. Fakat saçın kırılmasına neden olabilir bu kozmetik ürünler. Saçlarınızı uzatmak için uygulayabileceğiniz birkaç önerimiz var..
* Saçlarınızı yıkarken suyun sıcaklığını sürekli olarak değiştirin. Bir çeşit sauna sonrası soğuk banyo gibi düşenebilirsiniz. Saunadan çıkınca yaptığımız soğuk duş kan dolaşımımızı nasıl hızlandırıyorsa, saçlarımız da ani sıcaklık değişiminden dolayı ölü hücreleri atar ve yeniler. Böyle daha çabuk ve daha sağlıklı uzar.
* Saçlarınızı yıkarken hafif dokunuşlarla saç köklerinize masaj yapın.
* Fındık, avakado ve balığın içindeki yağlar, saç derinizin ve saçlarınızın beslenmesini sağlar. Haftada ortalama 2 posiyon balık yemek sağlığınız ve saçlarınız için oldukça yararlıdır.
* Çok fazla sıcak ortamlardan uzak durun. Böyle ortamlar saçın ve saç derisinin kurumasına neden olur.
* 1.5 – 2 ay ara ile saç uçlarınızı kestirin. Sağlıklı şekilde saçlarınızı uzatmak için oldukça yararlı bir işlemdir.
* Uzmanların tavsiyesi ise, saçlarımızı haftada ortalama 2-3 kez yıkamak.
HAARP Nedir?
HAARP Nedir?
Amerika Birleşik Devletleri tarafından iyonosfer’in davranışlarını ve özelliklerini araştırmak amacı ile Alaska’dan devam ettirilen projedir. İlk defa Amerikalı bilim adamı olan Nikola Tesla tarafından ortaya atılmış bir fikir olmak ile birlikte çoğu ülkede projenin hayata geçirilebilmesi için kampanyalar yapılmıştır. Çünkü Haarp projesi yapay deprem silahı vve iklimi kontrol edebilme iddialarından dolayı tartışmalı bir konu haline gelmiştir.
Haarp, Pentagon’un kontrolündedir ve Amerika Birleşik Devletleri ordusuna hizmet vermektedir. Alaskada şuan 180 adet yüksek frekansta sinyal yayımlayabilen anten vardır.
Uçaklar için çok tehlikeli olan elektromanyetik dalgalar yüzünden Haarp tesislerinde uçak kontrol sistemi vardır. HAARP kelimesinin anlamı ise Amerika Birleşik Devletlerinin çok gizli askeri projelerinden “High Frequency Activite Auroral Research Program” isminin harflerinden oluşmaktadır. İsminden de anlaşılacağı gibi yüksek frekanslarla alakalı bir projedir. 6 yıldan beri Gakona askeri üssü yakınlarında Amerika Birleşik Devletleri Hava ve Deniz kuvvetlerince alaska’da gerçekleştiriliyor. Projenin resmi amacı iyonosfer’de araştırma yapmak. ARCO, RAYTHEON ve E-Sistemleri bu projenin gerçekleştirilmesinde büyük rol üstlendi.
HAARP’ın Özellikleri
1- Atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirebilir.
2- Denizaltılar ile iletişimi çok daha kolay bir hale getirebilir.
3- Radar sistemlerini son derece geliştirebilir.
4- Amerika Birleşik Devletleri ordusu dışındaki tüm haberleşmeyi kesebilir.
5- Toprağın altıda çok derinlere kadar inceleme yapabilir.
6- Petrol ve mineral gibi doğal yakıtların tespitini yapabilir.
7- Her türlü saldırıları ve uçakları havada imha edebilir.
8- İklimlerle oynayabilir.
9- Kutupları Eritir veya yerini değiştirebilir.
10- Enerji alanları ile oynamalar yaparak insan beyinlerini kontrol altına alabilir.
11- Depremler yaratabilir.
12- Ozon tabakasını değiştirebilir.
13- Termonükleer patlamalar yapabilir.
Sporun Çocuklar Üzerindeki Etkisi
Çocuklarınızın daha sağlıklı, öz güveni yüksek, disiplinli ve daha aktif olmasının sırrı spor.
Günümüz çocuklarının teknolojinin hergün geliştiği teknolojik aletlere bağlı olduklarını görebiliriz. Çocuklarımız üzerinde bedensel aktiviteyi sınırlayan bu durum ileriki yaşamlarınıda olumsuz yönde etkileyebiliyor. Türkiye’de her 10 çocuktan 2’si spor yaparken kalan 8 i fiziksel aktiviteden oldukça uzak bu istatistikler Türk milletinin spora olan ilgisizliğini görmemiz mümkün kılıyor. Esas görev burada çocuklarını spora teşvik etmek için ailelere düşüyor. Bu yüzden uzmanlar önce çocuklarımızı dinlemenin, kulak vermenin doğru olduğunu söylüyor. Çocuğumuzun isteyerek ve severek yapacağı spor onun tüm hayatı boyunca spora devam etmesini sağlayabilir. Çocuklarımızın sporla birlikte neden daha sağlıklı bireyler olduklarına gelecek olursak;
Sağlıklı ve Güçlü Beden
Sağlıklı ve güçlü vücudun temeli spor yapmaktır. Erken yaşlarda yapılmaya başlanan spor, kemikleri güçlendirir, yağ hücrelerinin gereksiz yerlerinin büyümesini engeller ve kasları en doğru şekilde geliştirir.
Kendini Tanıma
Spor yapan çocuklar vücutlarını çok iyi tanır, vücudun yeteneklerini ve eğilimlerini keşfederler. Hangi spora daha yatkın gibi soruların cevaplarını çok daha kolay bulabilir.
Elastik Vücut
Jimnastik ve benzeri sporlar özellikle çocukların elastik ve esnek bir bedene sahip oolmasını sağlar. İleriki yaşlarda bu esneklik istediği sporun çok daha kolay bir şekilde yapılmasını sağlar.
Düzgün beslenmeyi gerektirir
Sağlıklı olmanın başlıca kuralları; spor ve düzgün beslenmedir. Genç yaşta spor yapanlar için beslenme kesinlikle önemlidir. Doğal besinlerin daha fazla tüketildiği meyve,sebze ve et, tahıl dengesini koruyarak ve paketli gıdalardan uzak durarak beslenen bedenler daha sağlıklı olur.
Bağışıklık Güçlenir
Çocukların en sık hastalandığına okul çağındaki birbirleriyle etkileşiminden görürüz. Spor ile birlikte güçlü bir bağışıklığa sahip olmak için yukarıda bahsettiğimiz beslenme kuralına dikkat etmektir.
Kalp ve damarları korur
Düzenli olarak spor yapan çocukların kalp çalışmalarıda düzenli olur ve ileriki yaşamlarında kalp-damar rahatsızlığına yakalanmaları oldukça düşüktür.
Omurga bozuklukları engellenebilir
Erken yaşta yapılan spor kifoz ve sikolyoz ve benzeri gibi omurga bozukluklarını engeller. Omurga bozukluklarının engellemenin en temel kuralı; Sağlam ve iyi bir duruştur, spor çocuklara bunu kazandırır.
Kilo Kontrolü
Spor yapan her birey kilolarını kontrol altında tutmak zorundadır. Düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile böylesine bir sıkıntı ile karşılaşma oranı çok düşüktür. Çocuklukta yapılan spor obeziteyide engeller.
Sağlıklı ve iyi bir psikoloji
Vücut sağlığının yanı sıra spor, psikolojik olarak da gençler ve çocuklar üzerinde artı yönleri vardır. Sosyal, disiplinli ve öz güvenli sağlam olan çocuklar psikolojik olarak daha güçlüdür. Grup içerisinde yapılan spor ve kendisine gerçekleştirebilme imkanı veren spor aktiviteleri çocuklara sağlıklı bir psikoloji katar.
Eleştirilerle Baş Etmenin Yolları
Sabah uyandınız. Gün içerisinde yapmayı düşündüğünüz çok fazla planınız var. İşte tam bu anda en yakındakinden veya en uzaktakinden gelebilir eleştiri. Kendinizi başarısız hatta suçlanmış bile hissedebilirsiniz. Size göre önemsenmeyecek kadar küçük bir hata olabilir. Fakat bir kere eleştiri aldıktan sonra günlerce belkide haftalarca bunu düşünürsünüz.
Eleştiriyi kendi yararınıza kullanmak ve onunla baş etmek için birkaç önerimiz var.
Eleştiriyi Dinleyin
Gelen eleştiriyi karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışarak tepki vermeden dinleyin. Böylece kendinizi geliştirme fırsatı ve yep yeni bakış açısı kazanmış olursunuz.
Savunmaya Geçmeyin
Karşıdaki birey size yardım etmek istiyor da olabilir hemen savunma yapmayın. Küçük bir sorumluluk almak ve karşınızdakini reddetmek yerine söylediğini değişitirmek sizi daha ileriye taşıyacaktır.
Tepkinizi Erteleyin
Eleştiri sırasında sert bir tepki yerine biraz ertelemeye odaklanın. Bulunduğunuz mekandan ayrılmak, derin nefes almak ve kısa bir mola vermek daha düzgün ve sağlıklı karar vermenizi sağlar.
Kendi Hatalarınızı Kabullenin
Bir hatadan kaynaklanan bir eleştiri varsa ortada bu hatayı kabullenmenin sonucunda ne olabileceğini bir düşünün. Reddetmek çok kısa sürelide olsa bir rahatlama ve daha sonrasında sizin sıkıntı yaşamanıza olanak sağlarken hatayı kabul etmek bu eleştiriyi takdire çevirmenizi sağlayabilir.
Başarısız olmanın zevkine varın
Her konuda eleştirilere mağruz kalabilir belki başarısız bile olabilirsiniz. Öğrenme sürecinin en önemli parçası hata yapmaktır. Bunun zevkini çıkarın.
Yatak odası takımı modelleri 2015
Yatak odası takımı evli çiftler için mühim(önemli) bir tercihtir. İster yeni evlensin isterse yatak odası takımı eskimiş yenilemeyi düşünen çiftler olsun hemen hemen hepsi yatak odasına koyacakları oda takımları için ön araştırma yaparlar.
Evli çiftler yatak odası takımı seçerken genellikle nelere dikkat ediliyor?
Yatak odası takımını ilk defa alacak olanlar ya da önceden almışlar ve yenilemeyi düşünenler geldiklerinde ilk dikkat ettikleri “yatak odası takımlarında bu sene hangi modeller moda ”dır. Her sene farklı dizaynlar moda olabilmektedir. Bazen bir stil üst üste birden çok yıl tercih edilir olmaktadır. Bu tamamen insanların yatak odası takımından beklentilerinden kaynaklanmaktadır. O sene moda olanın gelecek senede moda olarak kalmasında firmaların etkileri olduğu gibi alıp kullanan ve de memnun kalan kullanıcılar etkendir. Bir dönem kare yataklar moda idi. İnsanlar kare yatak alıyordu. Bir dönem yeni evlenen çiftler arasında yuvarlak yataklar rağbet gördü. Şimdilerde ise eskiye dönüş tekrar başladı. Dikdörtgen boyutlarında yataklar tercih ediliyor.
“Yatak odası takımı modelleri 2015” dersek eğer ne söylemek istersiniz? Her sene farklı farklı şeyler ürünün sunumunda ön plana çıkarılmaktadır. Moda birazda kişilere göre farklılık göstermektedir. Klasik takımlar her zaman için geçerliliğini korumaktadır. Ayrıca fonksiyonel, kullanımı kolay, gardrop, çekmece, yatak, kullanılan malzemenin cinsi, yatak odası takımı seçiminde öncelik olmalı.
Yatak odası seçimi nasıl yapılmalı
Yatak odası evli çiftler için çok önem arz eden konuların başındadır. Haliyle o odanın dizayn edilmesi, döşenmesi de çok önem arz etmektedir. Mobilya seçimi özelliklede yatak odası seçimi düğün hazırlıklarına başlandığı andan itibaren hem gelin tarafının hem de damat tarafının kafasını meşgul eden konuların başında gelmektedir.
Bu şekilde olmasının nedenleri farklı farklıdır. En önemli nedeni ise evin diğer malzemelerinin yatak odasını seçiminden sonra şekillenecek olmasıdır.
Yatak odası takımı nasıl seçilmeli?
Dikkat edilecek ilk ve en önemli konu her iki taraf hem damat hem de gelinin ortak kanaati sonucunda karar verilmelidir. Bir tarafın istediği ama diğer tarafın tasvip etmediği bir seçim evlilik açısından sakıncalıdır. Yatak odasının rengine, modeline, vb her şeyine eşler birlikte karar vermelidir.
Yatak odası seçiminde dikkat edilecek hususlardan diğer bir konu ise; yatak odasının ölçüleri olacaktır. Odanın büyüklüğü, küçüklüğü alınacak yatak odasının seçiminde önemli bir kriter olarak duracaktır. Yatak odası takımları her zevke hitap etsin diye her çeşit ve büyüklükte üretilmektedir. Bu nedenle odamıza koyduğumuzda ne odamızı tamamen dolduracak şekilde büyük olmalıdır. Nede oda da bir köşede emanet gibi duruyormuş gibi küçük olmalıdır. Burada şöyle bir soru akla gelebilir “gün gelir bu evden taşınırız” böyle bir durum olabilir. Eğer taşınma olasılığı varsa standartları göz önünde bulundurarak yatak odası takımını ona göre seçmeliyiz.
Yatak odası seçiminde dikkat edilecek hususlardan olmazsa olmazlardan birisi ise, “nasıl bir yatak odası istiyoruz” dur. Yatak odası üreten firmalar her zevke hitap eden ürün tasarlayıp ürettikleri için yatak odası satan firmalarda çeşit çoktur. Alış verişinizi oldu bittiye getirmemelisiniz. Öncesinde araştırma yapmak hangi model klasik mi, modern mi olacak bu tip soruları önceden halletmenizi sağlayacaktır. Bu aşamada karar vermeniz gereken ise estetik, şık ve kullanışlı modelleri tercih etmenizdir. Aldığınız ürün içinize sinmeli. “İyi ki bunu almışız” diyebilmeliyiz. İçinize sinmeyen bir ürünü sırf “şık ve ağır duruyor” diye almanız ilerde sizi “keşke” girdabına itecektir. O nedenle içinizin sindiği model ve renkleri tercih edip kararınızı öyle vermelisiniz.
Yatak odası takımı neden önemli
Yatak odası evli çiftler için mahremiyetinin yanı sıra dinlenme yeri, günün yorgunluğunun atıldığı yer, yeni güne dinç ve dinlenmiş başlama noktasıdır.
Yatak odası içindeki her şey ile orayı kullanan için ferah, rahat ve huzur vermelidir. Bu yatağından perdesine, aynasından, şifonyerine kadar her şeyi ile olmalıdır. İşte bu noktada yatak odasının içini dolduran yatak odası takımı ön plana çıkmaktadır. Yatak odası takımının birkaç noktada irdelemek gerekmektedir.
Yatak odası takımı seçimi hangi konularda önemlidir?
Sağlık: Sağlık açısından çok önemlidir. Gece yatılıp sabah yorgun olarak kalkılan yataktan hiç kimse hoşlanmaz. O nedenle yatağın sizi dinlendirmesi, rahatlatması, günün yorgunluğunu alması gerekmektedir. Bunun içinde yatak kısmının kaliteli ve sağlığı destekleyici olanlarından seçilmiş olması gerekir. Yatak odalarında üzerinde durulması gereken en önemli ürün yataktır. Yatak, yorgan, yastık seçimi çok önemlidir. Seçim yapılırken alerji, koku, nem, yapmayan, bakteri barındırmayan ürünlerin olmasına azami önem verilmelidir.
Psikoloji: Bir diğer konu ise yatak odası takımının renginin oda rengi ile uyum içerisinde olmasıdır. Duvar mobilya uyumu insanın psikolojisi üzerinde olumlu etkilerinin olduğunun tespit edilmiş olması dolayısıyla uyumlu renk seçilmelidir. İnsanı dinlendiren ve rahatlatan renk tonları tercih edilmelidir. Bazı renklerin insanların tavır davranışları üzerinde etkili olduğu kanıtlanmıştır. Örneğin kırmızı rengin enerjisi yüksektir. Sıcak bir renktir. Tutku ve heyecan uyandırır. Sarı renk ise umut aşılamaktadır. Güneş rengi olduğu için insanları hep maceraya çağırır. Bazen kasveti çağrıştırdığı algılanabilmektedir. O neden yatak odalarında kullanılması önerilmez. Onun yerine turuncu rengin tonları kullanılabilir. Turuncuyu da tek başına değil de kombine şeklinde kullanmak daha akıllıca olacaktır.
Kalite: Bir başka konu ise mobilyalarda kullanılan ağaç malzemesinin, kullanılan boyanın, kullanılan aksesuarların sağlık açısından zararsız olanlarından seçilmiş olması önem arz etmektedir. Marka olsun, ya da bu yılın modası olsun diye kaliteden ödün vermemek gerekir. Kalitesine güvenerek alınan bir ürün sizin kullanımınıza bağlı olarak uzun yıllar kullanılabilecektir.
Son olarak yatak odası ne kadar önemli ise yatak odası takımı seçimi de o derece önemlidir. Her zaman ihtiyaca cevap veren ürünler tercih edilmelidir.
Venedik: Dünyanın Yüzen Şehrine Hoş Geldiniz…
Venedik: Dünyanın Yüzen Şehrine Hoş Geldiniz…
Venedik adının 10. yüzyıldan geldiği düşünülmektedir. Burada ilk yerleşim izleri 5. ve 6. yüzyıllara kadar gitmektedir. Roma İmparatorluğunun yıkılmasından sonra şehre barbar akınları olmuştur. Bu akınlar şehrin tarihindeki dönüm noktalarından biri sayılır. Kentin, şehir yaşamının Bizans dönemine rastladığı düşünülmektedir. Seyyahların dolaşırken buraya da uğrayarak lagünün üstünde küçük koloniler oluşturduğu düşünülmektedir. Zamanla burada bulunan koloniler büyüyerek şehir oluşumuna katkıda bulunmuşlardır. Şehri özgün ve ayrı kılan en önemli özelliği sular üzerine kurulmuş olmasıdır. Tahtalar Slovenya’dan getirilmiştir ve suda çürümemektedir. Yıllarca kullanılabilir. Bütün bunlara rağmen Venedik şehri gün gittikçe batmaktadır.
Dünyada ki en ilginç şehirlerden bir tanesi olan Venedik, bir lagün üstünde bulunmaktadır. Farklı belediyelerden oluşan büyük bir şehirdir. Su üstünde yüzen bu şehrin gondolları, kanalları ve romantik turları bütün dünyaca tanınmaktadır. Venedik’te araç trafiğine rastlayamazsınız çünkü şehirde her türlü ulaşım, kanallar yoluyla olmaktadır. Şehrin özel olmasında ki en önemli durum budur. Venedik’i Venedik yapan eserler 15 ve 16. yüzyıllarda yapılmıştır. Özelliklede Rönesans dönemi eserlerin etkileri şehrin her yerinde görülmektedir.
Gezilecek Yerler
Venedik şehri gezilecek yerler arasında dünyanın en güzel ve en turistik şehirlerinin başında gelmektedir. Şehrin sahip olduğu doğal güzelliklere merkezde yer alan köprüler, meydanlar, dini yapılar ve müzelerde eklenince her yıl milyonlarca turistin akınına uğramaktadır.
San Marco Meydanı
Dünya genelinde en güzel meydanlardan bir tanesi olarak bilinmektedir. Meydanda lüks kafeler ve markalar sizi bekliyor. Meydan, güvercinleri ile ün salmıştır. Güvercinler Kıbrıslı tüccarlar tarafından buraya hediye edilmiştir. Meydanda dikkat çeken en önemli yapılardan bir tanesi Dükler Sarayı ve San Marco Bazilikasıdır ve bunun biraz ilerisinde de saat kulesi bulunmaktadır. San Marco Meydanı Venedik Şehri’nin en alçak noktalarından biri sayılmaktadır. Bunun sonucu olarak özellikle Ekim ve Mart aylarında meydana gelen yüksek su dalgalarından dolayı ulaşım mümkün olmayabiliyor.
Tarihte değişik olaylara tanıklık etmiş bir meydan olan San Marco Meydanı’nda günümüzde çeşitli festivalleri, protestoları ve güvercinleri izleyebilirsiniz. Meydan, ilk olarak manastır bahçesi olarak düşünülmüştür ama daha sonra şehir dini ve politik bir merkez haline gelmiştir. Bu meydanda geçmiş ile bugün bir aradadır. Tarihi eserlerin yanında şık restoranlar, kafeler, oteller, banka ve dükkânları yan yana görebilirsiniz. Ünlü moda markalarını bu meydanda görmek sıradan olaylardan biridir.
San Marco Bazilikası
Venedik’te en çok ziyaret edilen ve dikkat çeken turistik yerlerden bir tanesidir. Bu büyük kilise bir Yunan haç binası üzerine yapılmıştır. Farklı ölçülerde beş tane kubbesi vardır ve kaliteli mozaiklerden yapılmıştır. Mozaikler altın yaldızlı Bizans mozaikleri olduğun için burası “ Altınlar Kilisesi “ olarak da bilinmektedir.
Burası 9. yüzyılda St. Mark Tapınağı olarak yapılmıştır. Burada Pala d’Oro, altın heykeller, harika cam ve eserleri büyük bir hayranlıkla seyredebilirsiniz. Bu eserler Venedik şehrinin mimari alanda ki muhteşemini ve gücünü gösterir. Yapı, Bizans mimarisinin en ünlü eserleri arasında yerini almıştır. Bazilikanın dış kısmı 3 bölümden oluşur. Alt kısımda beş kemerli mermer sütunlar varken, üst kısımda ilahiyat ve kardinal heykelleri ile savaşçı azizlerin heykelleri vardır. Orta kapının üst tarafında romanesk kabartılar görülür. Bazilika’ya çıkarak Venedik’in eşsiz manzarasını doyasıya seyredebilirsiniz.
Bazilika’nın içine girebilmek için uygun bir şekilde giyinmeniz gerekmektedir. Büyük çantalar veya sırt çantaları ile içeri girmenize izin verilmez. Video ve fotoğraf çekmek yasaktır. Ziyaret süresi 10 dakikadır.
Aziz Mark’ın Çan Kulesi
Venedik Şehri’nin en güzel yapılarındandır. Çan kulesinin yüksekliği 97 metredir. Buradan şehrin manzarasını ve San Marco Bazilikası’nın kubbelerini görebilirsiniz. Çan kulesinin yapımı 9. yüzyıla dayanmaktadır. Yapıldıktan sonra birkaç kez tekrar tamirden geçmiştir. Kule, 1902 yılında hiçbir neden yokken birden çökmüştür ama hemen ardından orijinal şeklinde tekrar inşa edilmiştir. İlk zamanlarda deniz ve atış kulesi olarak hizmet vermiştir. Bu yapıda da biraz eğiklik görülmektedir ama gerekli önlemler alınmıştır. San Marco Meydanı’nın köşesinde ve San Marco Bazilikası’nın yakınında olan çan kulesi 98,6 metre yüksekliğindedir. Şimdiki durumu 1912 yılında yapılan son halidir.
Büyük Kanal
Venedik Şehri’nde su trafiğinin yapıldığı ana hattır. Kanal, şehri S şeklinde sarmaktadır. Uzunluğu 3.800 metreyi bulan kanalın genişliği etrafındaki yapılar ve doğal koşullara göre 30 – 90 metre arasında değişmektedir. Derinlik ise aşağı yukarı 5 metreyi bulmaktadır. 13 – 18. yüzyıllarda yapılan kanalın etrafında 170 tane bina yer almaktadır. Bu binaların birçoğu Venedik’in zengin aileleri tarafından yaptırılmıştır. Kanalda trafik özel botlar, su otobüsleri, su taksileri veya bildiğimiz Venedik gondolları ile sağlanmaktadır. Bu ulaşım araçlarından en çok tercih edileni ise romantik bir hava veren gondollardır.
Nehrin üzerinde bulunan üç köprüde yaya trafiği bulunmaktadır. Bu tarihi köprülerin yanına bir de Calatrava adında bir köprü daha yapılmıştır. 15. yüzyılda mimari tarzda Gotik etkisi görülmektedir. Bu mimari tarza en güzel örnek Altın Ev’i gösterebiliriz. Bu dönemde renkler parlak, sütunlar ve arklar incedir. 16. ve 17. yüzyıla gelindiği zaman mimari eserlerde Barok stili etkisi görülmektedir. Bu dönemde oldukça fazla bina yapılmıştır. 18. yüzyıla gelindiği zaman bina yapımına son verilmiştir.
Rialto Köprüsü
Şehrin en ünlü köprüsü olan Rialto Köprüsü 16. yüzyılda Venedik’te düzenlenen bir yarışmada eski köprü yerine yapılmıştır. Köprü, 1591 yılında hizmete girmiştir. Uzun bir süre büyük kanal üstündeki yaya geçidi ile ulaşımın sağlandığı tek nokta olmuştur. Yapıldığı zaman köprü ticaret amaçlı kullanılmıştır. Köprü “ Venedik’in Arka Salonu “ olarak da bilinmektedir. Şehrin kalbinde bulunan köprü San Polo ile San Marco’yu birbirine bağlamaktadır. Venedik’in dört büyük köprüsünden sadece bir tanesidir.
Ahlar Köprüsü
Venedik’te bulunan ünlü köprülerden bir diğeridir. Köprünün bu isimle anılmasının sebebi ise; eski dönemlerde duruşmanın ardından mahkûm edilenlerin bu köprüden geçerek hapishaneye gitmesinden kaynaklanmasıdır. Köprüye bu ismi ünlü İngiliz şair Lord Byron vermiştir. Mahkûmların bu köprüden son bir kez geçerken iç geçirmeleri köprünün bu ismi almasına sebep olmuştur. Bunun yanında köprüde yer alan pencerelerden de küçük bir alan görülebilmektedir. Yerel bir söylentiye göre köprünün altında güneşin altında öpüşen çiftlerin aşklarının ölümsüz olduğu düşünülmektedir.
Venedik Şehri’nin en ünlü noktalarından birinde bulunan köprü, ülkenin kuzey bölümde yer alır. Yapımında beyaz kalker kullanılmıştır. Köprünün alt kısmında pencereler yer alır. Köprünün yapım tarihi 1602 olarak bilinmektedir.
Fondaco dei Turchi
Bizans stilinde yapılan ve şehrin en eski saraylarındadır. 13. yüzyılda yapılan saray ilk zamanlarda ileri gelen insanların ağırlandığı bir mekânmış. 18. ve 19. yüzyıllar arasında Venedik’te bulunan Osmanlı kişilerine ev sahipliği yapmıştır. Ondan sonra Türk tüccarlar ve Almanlar için ev, ambar ve pazar yeri olarak kullanılmıştır. 19. yüzyıl ortalarında saray oldukça kötü bir durumdayken 1860 – 1880 yılları arasında tekrar tamir edilmiştir. Tarih boyunca çeşitli şekillerde kullanılan saray günümüzde Doğa Tarihi Müzesi olarak kullanılmaktadır.
Palazzo Ducale
Venedik’in en çok ziyaret çeken saraylarından biri olan Palazzo Ducale Gotik mimari stiliyle inşa edilmiştir. Venedik Cumhuriyeti’nin yüksek yetkilisi Doge’nin oturduğu evdir. Saray ilk olarak 9. yüzyılda inşa edilmiştir. Hükümetin yönetimi bu yerden olmuştur. Saray, çıkan yangınlardan dolayı birçok defalar tamirattan geçmek zorunda kalmıştır.
Saray, 1923 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Turistlerin en çok ziyaret ettiği noktalardan bir tanesidir. Gotik mimariye en güzel örnek Kâğıt Kapısı’dır. 15. yüzyılda yapılmıştır. Böyle bir adın verilmesinde ki amaç Doge’un emirlerinin buraya asıldığının düşünülmesinden kaynaklanır. Burada ziyaret sırasında Altın Merdiveni de görebilirsiniz. Düklerin odalarında ki sergiler gezilebilir. Gelen elçilerin kabul edildiği salon, önemli kararların alındığı yer ve toplantıların yapıldığı odayı ziyaret edebilirsiniz.
Santa Maria della Salute
Meryem Ana’ya ithaf edilen bu yapı 17. yüzyılda yapılmıştır. Venedik halkının üçte birinin vebadan dolayı öldüğü dönemde yapılan bu yapıya “ Veba Kiliseleri “ adı verilmiştir. 1630 yılında meydana gelen veba salgınından Venedik halkı çok kötü bir şekilde etkilenir. Bu olay üzerine Venedik Cumhuriyeti bir karar alarak bir kilise yapar ve bu kiliseyi Meryem Ana’ya ithaf eder. Kilise Barok mimari tarzında yapılmıştır.
Kilise, sekizgen şeklinde yapılmıştır ve inşa edilirken Aziz Mary’nin kaynak işaretleri temel alınmıştır. Santa Maria della Salute, Roma Katolik kilisesidir ve diğer ismi olan “ Salute “ adıyla bilinir. Kilise, büyük kanal ile San Marco bazilikası arasında bulunur. Kilise, şehrin simgelerin olan bir yapıdır. Ünlü ressam Tiziano’nun eserleri olan “ Kilisenin Doktorları ve Evangelistler “, David ve Goliath “, “ Abraham ve Isaac “ ve “Petecost “ çalışmalarını da görebilirsiniz.
Ca’d’Oro
- yüzyılda yapılan bu saray Gotik stilindedir. Sarayın bir zamanlar ön yüzünün altın kaplama ile kaplı olmasından dolayı buraya Altın Ev adı verilmiştir. Sarayda Bizans’a ait resim, heykel ve bronz işlerini görebilirsiniz. Sarayın birkaç balkonu da bulunmaktadır. Balkonların yer işlemelerinde kullanılan mozaikleri görebilirsiniz. 1428 – 1430 yılları arasında Contarini ailesi için yapılmıştır.
Frari Santa Maria Gloriosa Bazilikası
Kilise genel olarak Frari olarak bilinir. Venedik’in en büyük kiliselerinden biridir ve konumu küçük bazilikadır. 1250’de Fransiskanlara bir kilise yapmaları için toprak garanti edilmesine rağmen yapı 1338 yılına kadar tamamlanamamıştır. Bundan dolayı kilisenin yapımı bir yüzyıldan fazla zaman sürmüştür. Kilisenin çan kulesi San Marco’nun çanından sonra gelen ikinci uzun çan kulesidir.
Güzel bir yapı olan kilise tuğladan yapılmıştır ve Gotik mimari stili kullanılmıştır. Diğer kiliselerde olduğu gibi dış kısım oldukça düz yapılmıştır. İç kısım ise geç ortaçağ kilise tarzını yansıtmaktadır. Bu kilise bir cemaat kilisesidir.
Santa Maria dei Miracoli
Venedik Rönesans döneminden kalma bir kilise “ Mermer Kilise “ olarak da bilinmektedir. Mermerleri renklidir. Duş duvarında sütunlar kullanılmıştır ve yarı dairesel bir eğriliğe sahiptir. Dış yüzünde kullanılan dairesellik Milano’da bulunan Donato Bramante’nin kiliselerini anımsatmaktadır. İç mekânı oldukça ihtişamlı olan kilise, günümüzde düğünlerin yapıldığı bir mekândır.
Dükler Sarayı
900 yıl boyunca imparatorluğun ana merkezi olmuştur. Bu saray 9. yüzyılda Bizans stilinde şato olarak inşa edilmiştir. 500 yıl aradan sonra Gotik stili yeniden yapılmıştır. Sarayın dış tarafı beyaz ve açık pembe bezeler ile süslenmiştir. Yapıda oldukça fazla kemer bulunmaktadır. Yapının iç mekânında konsey toplantı salonları, düklere ait özel odalar ve mahkeme salonları bulunmaktadır. Yapı günümüzde birçok sergiye ev sahipliği yapmaktadır. 1603 yılında Barok tarzında yapılan bir taş köprü ile hapishaneye bağlanmaktadır. Bu köprünün ismi “ Ahlar Köprüsü “ olarak bilinir. Bunun yanında “ Son Nefes Köprüsü “ ve “ İç Çekiş Köprüsü “ olarak da bilinmektedir.
Gallerie dell’Accademia
Venedik’te bulunan ünlü bir sanat galerisidir.1750 yılında Accademia Köprüsü’nün altında kurulan bu yapının yapılış amacı şehri Floransa, Milano ve Bologna gibi resim sanat yeri haline getirmektir. Venedik Senatosu tarafından kurulan bu okul ressamlık, heykeltıraşlık ve mimarlık alanında hizmet veriyordu. Galeri içinde Venedikli ressamların 18. nci yüzyıla kadar olan eserleri sergilenmektedir.
Fenice Tiyatrosu
Venedik’te bulunan ve Avrupa’nın en önemli opera ve tiyatro binalarından biridir. Opera binasının ismi Feniks kuşundan gelmektedir. Tiyatro, 1792 yılında açıldıktan sonra birkaç kez yangın felaketi geçirmiştir. Bu ünlü tiyatro binası opera eserleri, tiyatro oyunları, baleler ve klasik müzik konserlerinin verildiği tiyatro binası olmuştur.1832 yılında çıkan bir yangında tiyatro binası tamamıyla kül oldu ve orijinaline sadık kalınarak tekrar inşa edildi. 1844 yılında ünlü İtalyan opera bestecisi Verdi’nin bazı opera eserleri burada temsil edildi. Tiyatro, 1996 yılında bir kundaklama olayından sonra tamamen yanıp kül olmuştur ama tekrar yapılmıştır.
Museo Correr
- ve 16. yüzyıla ait resim ve heykeller ile 18. yüzyıla ait tarihi objelerin sergilendiği müze Venedik şehrinde gezebileceğiniz en güzel yerlerden biridir. Müze, Venedik tarihine ithaf edilmiştir. Bunların yanında müze içinde eski olan kadın ayakkabıları koleksiyonunu ve 16. yüzyıla ait şehir haritalarını da burada görebilirsiniz. Müzenin yeri San Marco Meydanın da’dır.
Scuola Grande di San Rocco
San Rocco Kilisesi’nin yanında bulunmaktadır. Rönesans’tan kalma bir başyapıttır. Burada Tintoretto’nun elliden fazla eseri sergilenmektedir. Buradaki çalışmalar veba hastalığı ile mücadele eden San Rocco adına yapılmıştır. Eserler 1550 yılında yapılmıştır ve 23 yılda tamamlandığından hepsi ayrı bir başyapıttır. En önemli eser arasında ise “ Hz. İsa’nın Çarmıha Gerilmesi “ gelmektedir.
Ne Zaman Gidilir?
Venedik şehrinin havası ile ilgili kesin herhangi bir şey söylemek gerçekten zor bir durumdur. Çünkü yağmur şehrin hava durumunda oldukça etkili olan bir olaydır. Şehre en çok yağmur yağan zamanı kestirmek oldukça zordur. Yalnız yaz aylarında ve onu takip eden dönemlerde yağış oldukça fazladır. Yağışlardan dolayı şehrin su seviyesi de olumsuz bir şekilde etkilendiğinden gezi zamanı da bu durumdan etkilenmektedir. Kış dönemlerinde Venedik şehrinin altından geçen suyun miktarı artar. Bu durum Kasım – Mart dönemlerinde oldukça yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Yaz aylarının sıcaklık dereceleri genel olarak 25 derece olmaktadır. İlkbahar ve sonbahar dönemleri ılıman geçer ama kış aylarında oldukça soğuk günler olabilmektedir.
Venedik şehrini ziyaret etmek için her mevsim uygun olsa da en iyi ziyaret zamanı kış dönemi olarak bilinmektedir. Kış ayları en kuru geçen dönemdir. Bunun yanında turist yoğunluğu az olduğundan şehri rahatça gezebilirsiniz. Ocak ayı gezi için en çok tercih edilen bir aydır. Bu ayda hem hava şartları çok idealdir hem de turist yoğunluğu fazla değildir. Venedik şehrinde bütün yıl boyunca düzenlenen festival ve organizasyonlar bulunur. Şehri ziyaret etmek için en pahalı dönem yaz dönemidir. Ayrıca yaz aylarının oldukça sıcak olması ve konaklama yapılacak otellerde klima olmaması yaz dönemini olumsuz etkilemektedir.
Şehrin çok kalabalık olduğu, karnaval, festival ve yağışların arttığı zamanlar gezi için oldukça kötü zamanlardır. Yanınızda yağış için giysiler olsa bile yine de yağıştan nasibinizi alırsınız. Bunun yanında sivrisinek ısırmalarından enfeksiyonda kapma olasılığınız vardır. İklimin fazla soğuk ve sıcak olmadığı ilkbahar ve sonbahar ayları gezi için en uygun dönemler olarak bilinir. Kasım – Ocak ayları arasında geldiğiniz zaman şehirde sadece siz varmışsınız gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Kış aylarında yağmur ve soğuyun yanında siste görülmektedir. Hava koşulları gün içinde değişiklikler gösterdiğinden yanınızda devamlı yedek giysiler bulundurmanız iyi olacaktır.
Venedik’e yapılacak olan geziler şehirde düzenlenen sosyal etkinlik ve kültürel aktiviteler ile de yakından ilgilidir. Şubat ayı sonu ile Mart ayı başlarında düzenlenen karnavallar turistlerin en çok ilgisini çeken olaylardır. Yalnız kalabalık yerleri istemiyorsanız bu dönemi es geçebilirsiniz. Yaz aylarında düzenlenen Venedik Film Festivali de oldukça fazla turist çekmektedir.
Konaklama
Venedik şehri insanın hayatında mutlaka bir kere olsun görmesi gereken muhteşem şehirlerden biridir. Farklı bir deneyim ve tatil istiyorsanız şehir içi ulaşımın teknelerle yapıldığı bu şehre mutlaka gitmelisiniz. Bu şehirde rüya gibi bir tatil yapabilirsiniz ama konaklama konusunda maalesef size iyi haberler veremeyeceğiz. Özellikle otel fiyatları oldukça yüksektir. Gezi sezonunda buraya gelmek gibi bir düşünceniz var ise rezervasyonunuzu erken yaptırmanızda fayda vardır. Yalnız erken rezervasyon yaptırsanız bile yine de pahalı bir tatil sizi bekliyor olacaktır. Venedik de merkeze uzak olan otellerin fiyatları biraz daha makuldür. Bu tür otellerin yakınlarında genelde tren istasyonları vardır. Ulaşım sorununuzu böyle çözebilirsiniz.
Neler Yapılır?
Venedik şehri sular üstüne kurulmuş muhteşem bir şehirdir. Bir lagün içinde 188 adacıktan oluşmuştur. Şehir, karaya dar bir yollar bağlanır ve 170 kanal ile bu kanalların birbirine bağlandığı 400 köprü vardır. Venedik şehrine ayak basınca yapılması gereken ilk şey gondol gezintisidir. Gondol geziniz sırasında 3800 metre uzunluğunda olan Büyük Kanal’dan geçersiniz. Kanalın her iki tarafında 12. ve 18. yüzyıldan kalma binalar vardır. San Marco Meydanı ülkenin en büyük meydanı olma özelliğine sahiptir. Şehrin mutlaka labirent sokaklarını dolaşmanızı tavsiye ederiz. Eğer şehirde 3 – 4 günlük bir zaman geçirecekseniz Burano ve Murano adalarına günü birlik gidebilirsiniz. Alışveriş yapmak ve fotoğraf çekmek için bu şehir bir cennettir. Tarih boyunca bir ticaret merkezi olan Venedik’te birçok müze ve tarihi mekân görülmeye değer. Dünyada ki en büyük Venedik sanat koleksiyonuna sahip olan Gallerie Dell’Accademia gerçekten görülmesi gereken bir yerdir.
Venedik şehri tam anlamıyla bir festivaller şehridir. Dünyaca ünlü olan Venedik Karnavalı Şubat ayı sonlarında kutlanmaktadır. Karnaval, 800 yıl önce kutlanmaya başlanılmıştır. Karnavalda kişiler maske takmaktadır. Maske takarak kişiler kimliklerini ve sosyal statülerini gizlemektedir. Böylelikle maske sayesinde kişiler birbirleri ile hiçbir engel olmadan kaynaşmaktadır. Nisan ayında San Marco Festivali kutlanır. Bu festivalde erkekler eşlerine ve sevgililerine çiçek alır. Mayıs ayının başlarında ortaçağ esintileri taşıyan ve geleneksel tiyatro ile müzik gösterilerinin yapıldığı festival bulunur. Yine Mayıs ayında 3000’den fazla insanın katıldığı kürek yarışları yapılır. Cellore bölgesinde Mayıs ayı içinde yerel şarap festivali düzenlenir. Haziran ayının 3. pazarında Carole bölgesinde geleneksel yelken yarışları düzenlenir.
Yemek
Venedik mutfağında hem İtalyan mutfağı yemeklerini hem de bu güne kadar etkilendiği yerlere ait yemekleri tadabilirsiniz. Yalnız Venedik şehrinin yemek kültürü ve kalitesi açısından daha az ve kötü olduğu kanısı vardır. Örnek vermek gerekirse; İtalyan pizzasının en kötü yapıldığı yer olarak Venedik şehri görülmektedir. Şehir, tarihi ve kültürel açıdan ne kadar zengin bir koleksiyon sunsa da yemek kültürü açısından fakir kalmaktadır.
Venedik mutfağında yemeklerde ağırlık balık ve sebzedir. Genellikle mevsim ürünleri kullanıldığı için yemekler lezzetli ve sağlıklıdır. İtalyanların milli yemeği olmuş olan makarnanın burada değişik şekillerini tadabilirsiniz. Balık ve deniz ürünleri ana yemeklerini oluşturmaktadır. Venedik şehrinde öğlen yemeği genel olarak ayakta yenilmektedir. Fiyatlarda oldukça fazla fark olduğundan kişiler yemekleri alıp çıkma seçeneğini tercih etmektedirler. Akşam yemeği özel olarak, kabul edilir. Akşam yemeği yenmeden önce kişiler “ Bacari “ adı verilen bir saatte buluşurlar ve akşam yemeğine kadar bir şeyler içerler. Bu akşam yemeğine bir giriş olarak kabul edilir. Venedik şehrinde yemek yemeğe karar verdiğiniz zaman menüde bulunan ağırlıklara lütfen dikkat ediniz. Şehirde Türk restoranı bulunmamaktadır.
Venedik şehri mutfağının yöresel yemeklerine gelirsek şehir birçok ünlü lezzete ev sahipliği yapmaktadır. Kuzey İtalya, Avusturya ve Slav ülkelerinin yemeklerini burada tadabilirsiniz. Sardalye balığının soğan, üzüm ve fıstıkla birlikte pişirildiği yemeği Sardee in Saor en ünlü yemekleri arasında yer almaktadır. Risotto da şehrin bir diğer ünlü yemeği arasındadır. Ana yemekler arasında şunları sayabiliriz. Pirinç ve bezelyeden yapılana Risi e Bisi, fasulye ve makarnadan oluşan Pasta e Fasioi, haşlanmış istiridyenin limon ve zeytinyağı ile süslendiği yemek Scampi alla Veneziana, soğanlı ciğer yemeği Fegato alla Veneziana, maydanoz ve zeytinyağı ile balığın pişirildiği yemek Bacala Mantecato, yengeç kızartması olan Moteche yemeklerini sayabiliriz. Tatlılardan; yumurta, şeker ve üzüm içerikli olan Pincia unlu mamulü, Tiramisu, kızartılmış küçük donutlar olan Frittella alla Veneziane şehrin yerel tatlısı arasında bulunmaktadır.
Alışveriş
Venedik şehri diğer Avrupa şehirleri içerinde alışverişte farklı seçenekler sunmaktadır. İtalya’nın birçok ülkesinde olduğu gibi bu şehirde de tasarım markasını ve ürünlerini bulabilirsiniz. Giyim ürünlerinin çeşitliliği arasında hediyelik eşya çeşitliliği de alışverişi zevkli kılmaktadır. Hediyelik eşyalar arasında göze çarpan ilk ürünler gondol temalı hediyelikler ile porselen maskelerdir. Şehirde vergi iadesi yoktur. Venedik şehrinde KDV, %21’dir ve satışlar dâhil olarak yapılır. Venedik şehrinde alışveriş yapacaksanız bazı konulara dikkat etmenizde fayda vardır. Örneğin; deri, giyim ve aksesuar almaya karar verdiyseniz bu ürünlerin fiyatlarının Roma ve Floransa şehirlerinden daha yüksek olabileceğini sakın unutmayın.
Venedik’te birçok mağaza cumartesi günleri ile pazartesi sabahı kapalıdır. Turistlerin daha yoğun olduğu yerlerde bulunan mağazalar haftanın her günü açıktırlar. Venedik’ten alabileceğiniz hediyelik eşyalar arasında ünlü Venedik maskeleri ilk sırada yer almaktadır. Çeşitli boylarda ve farklı boyutlarda olan bu maskelere turistler tarafından oldukça ilgi duyulmaktadır. En güzel antika eşyaları buradan alabilirsiniz. Buradan alabileceğiniz diğer bir güzel hediye ise camdan yapılmış biblolardır. Ayakkabı, giyim, kemer, çanta, cüzdan, ev eşyaları, kitaplar, profesyonel ve amatör sanatçıların yaptığı resim ve portreler, özgün ve modern çizgilerin yansıtıldığı takılar, karnavallarda kullanılan renkli elbise, kostüm, aksesuar ve maskeler alabileceğiniz hediyelik eşyalardır.
Eğlence
Venedik’te gece eğlenceye gideriz derseniz orada bir dakika durmanız gerekecek çünkü Venedik’te gece hayatı yoktur. Özellikle de San Marco yakının da hiç gece hayatı aramayın. Öğrencilerin toplanıp bir şeyler içtikleri Campo Santa Margherita diye bir meydan vardır. Bunların dışında ufak tefek barlar var ama gidilecek tek mekân olarak San Marco’nun yanında yer alan Hard Rock Cafe’yi söyleyebiliriz. Burada yemek yiyip, içki içip sohbet edebilirsiniz. Gazino tarzı eğlenceleri seviyorsanız o zaman Venedik Gazinosu’na gidebilirsiniz.
Ulaşım
Venedik’te ulaşım denildiği zaman akla ilk gelen gondollar olmaktadır. Venedik şehri bir lagün üzerinde bulunduğundan şehir içi ulaşım daha çok suyolları ile olmaktadır. Venedik’e ister şehir dışından isterseniz de ülke dışından gelin şehre vardıktan sonra yürümeniz veya en yakın su otobüsüne ya da taksisine binmeniz gerekmektedir. Venedik şehir içi ulaşımda fazla bir seçenek sunmuyor.
Şehre birçok havayolu şirketinin uçak seferleri vardır. Uçuşlar Venedik Marco Polo Havaalanı üzerinden gerçekleştirilmektedir. Marco Polo Havaalanı şehre 8 kilometre uzaklıkta ve kuzeyde kalmaktadır. Tren istasyonuna olan uzaklığı ise 12 kilometredir. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım ise deniz otobüsleri, otobüsler ve taksiler ile yapılmaktadır.
Tren ile ulaşım ülke içinde en sık kullanılan en rahat bir ulaşım aracıdır. Venedik’e ülke içinden olmak üzere birçok şehirden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Yolculuklar 2 – 4 saat arasında değişmektedir. Venedik, kanal şehri olarak bilindiği için şehir içinde ulaşım araçları konusunda fazla bir alternatif bulunmuyor. Şehrin 170 kanalı ve 400 köprüsü olmasına rağmen ulaşımda bazen sorunlar yaşanmaktadır. Şehir yapısından dolayı merkezde otobüs, taksi ve araba gibi ulaşım araçları bulunmaz. Şehir merkezinde bir yere gidecekseniz yürümeye hazırlıklı olmalısınız. Gideceğiniz yer biraz uzak ise o zaman su botları ile su taksilerini kullanabilirsiniz.
Prag: Tarih Kokan Bir Şehir
Ülkenin en büyük şehri olan Prag, Çek Cumhuriyeti’nin başkentidir. Kurulduğu günden bu yana tarih ve kültür merkezi olmuştur. Bunun etkilerini görmek için şehri gezmeniz yeterlidir. Şehrin tam ortasından Vltava Nehri geçer. Şehir köprüleri, kanalları, mimari eserleri ve ortaçağ esintilerini yansıtan eserleri ile kocaman bir tarihi mirası bünyesinde barındırmaktadır. Diğer Avrupa ülkelerinden tren ile kolay bir şekilde ulaşılan bir şehir olan Prag, gezilerde tercih edilen bir kenttir.
Kentin kuruluşunun 9. yüzyıla dayandığı bilinse de yerleşimin daha önceki zamanlara uzadığı bilinmektedir. Prag şehrinin diğer bir adı “ Altın Kent “ olarak bilinir. Bu Avrupa kenti tarih boyunca dünya savaşları, komünizm ve yönetim sorunları ile baş etmiştir. Son olay ise 20. yüzyılda meydana gelen Çekoslavakya’dan ayrılma olayıdır. Şehir, tarih, bilim, kültür ve sanat açısından oldukça zengindir. Bu zenginliği şehrin her yerinde görebilmeniz mümkündür.
Gezilecek Yerler
Şehir, birçok tarihi esere ev sahipliği yapmaktadır. Köprüler, kanallar, gizemli havası, mimari eserleri ve ortaçağdan kalma eserleri ile gezi meraklılarına oldukça fazla alternatif sunmaktadır.
Prag Kalesi
Bu yapı dünyadaki en büyük kaledir. Kalenin içinde Bohemia Krallarının, Kutsal Roma İmparatorları, Çekoslovakya ve Çek Cumhuriyeti devlet başkanlarının çalışma odaları yer almaktadır. Kalenin içinde bulunan gizli bir odada Bohemian Mücevleri bulunmaktadır. Kalenin kurulduğu alan yaklaşık olarak 70.000 metrekarelik bir alandır. Uzunluğu 570 metre ve genişliği ise 130 metredir. Kale, birçok yıkım ve yangın geçirmiştir ama bu durum onun mimari açıdan daha da gelişmesine neden olmuştur. Prag Kalesi’nin içinde Saint Vitus Katedrali, bir tane manastır, oldukça fazla kule ve sarayın kanatları bulunmaktadır. 9. yüzyılda Prag Kalesi’nin üstünde bir kale yapılmıştır. Kale, daha sonra genişletilmiştir. Kalenin çevresinde küçük bir birlik meydana gelmiştir. Bu yer günümüzde Lesser Town olarak bilinmektedir. 1. Dünya Savaşından sonra kale Çekoslovakya Hükümeti olarak hizmet vermiştir. Günümüzde kale, Çek Cumhuriyeti başkanının ikametgâhı olarak kullanılmaktadır.
Kale, şehir içinde küçük bir şehri düşündürmektedir. Kalenin içinde oldukça fazla sokak ve 3 tane avlu vardır. İlk avluda asker değişimi töreni izlenebilir. Kalenin giriş kapısı büyük bir aslan ve kartal heykelleri ile süslenmiştir. Birinci avluyu ikinci avluya bağlayan bölümden geçerken kutsal haç şapeli ile bir çeşme vardır. Sol tarafta Rönesans ve Barok resimlerinin yer aldığı bir müze bulunur. Kalenin diğer tarafında başkan yaşamaktadır. Kalenin 3. ve son avlusunda ise Saint Vitus Katedrali bulunmaktadır. Avlunun içinde 14. yüzyıldan kalma bir St. Geoge Heykeli ile 17 metre uzunluğunda olan bir granit bir obelisk bulunmaktadır. Prag Kalesi Vltava Nehri’nin sol tarafında kalır ve tüm şehre tepeden bakar.
Old Town Meydanı
Prag’ın en merkezi yerinde yer alan meydan 10. yüzyıldan bu yana varlığını sürdürmektedir. Meydanın çevresinde birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Astronomik Saat, Nicholas Kilisesi, Tyn Kilisesi ve birçok ev, saray bunlardan sadece bir kaçıdır. Meydanın tarih içinde birkaç tane ismi olmuştur. İsimlerinin en eskisi Büyük Meydandır. 13. yüzyılda ki ismi Old Market, ondan sonra ki ismi Old Town Place ve en son olarak da Large Old Town isimleri ile anılmıştır. Şimdi ki ismini ise 19. yüzyılda almıştır.
Wenceslas Square ve Charles Bridge arasında bulunan meydan, özellikle yaz aylarında turistler ile dolup taşmaktadır. Şehirde bir yer ziyaret edilmek istenildiği zaman bu meydana göre tarif edilir. Şehirde ki birçok tramvay hattı bu meydana yakın yerlerden geçmektedir. Meydan da yer alan Jan Hus Anıtı en çok ziyaret çeken bölümlerden biridir. Bu anıt yakılarak ölen bir din adamına ithaf edilmiştir. Özgürlük adına dikilen Marian Sütunu da bu meydanda bulunmaktadır.
Old Town Meydanı’nın etrafındaki evlerin inşası 12 ve 13. yüzyıllara kadar dayanmaktadır. Binaların bazıları hala Gotik ve Roman özelliklerini korumaktadır. Taç giydirme gibi güzel olayların yanında idam gibi sonu acı ile biten olaylarda bu meydanda yaşanmıştır. Bu idamlardan bir tanesi de Prag vatandaşlarının liderinin 1422 yılında idam edilmesidir. Çek tarihindeki bir dönüm noktası olan olay ise İmparator Matthias’a karşı gelen 27 liderin bu meydanda idam edilmesidir. Old Town Belediyesi’nde göze çarpan 27 tane hac bu acı idam olayının sembolüdür.
Charles Bridge
Prag şehrinin en ünlü köprüsüdür. Vltava Nehri üzerinde bulunan köprü 14. ve 15. yüzyıllarda inşa edilmiştir. Şehrin en eski köprüsü olan Charles Bridge Gotik tarzında yapılmıştır ve 16 tane sütuna sahiptir. Özellikle gece yürüyüşleri için harika bir yerdir.
Köprünün yer aldığı yerde 10. yüzyılda tahtadan bir köprü varmış. Sellerden etkilenen köprü o zamanın kralı tarafından taş bir köprü ile değiştirilmiştir ve Judith Bridge adı verilmiştir. Yalnız köprü bir sel felaketinde yıkılmıştır. Bunun üzerine köprü 14. yüzyılda IV. Charles tarafından yaptırılmıştır.
Köprünün uzunluğu 515 metre ve genişliği de 9,5 metreyi bulmaktadır. Birçok kez sel baskınlarından zarar görmüştür. Köprünün çıkışlarında kuleler bulunmaktadır. Köprünün üzerinde IV. Charles, IV. Wenceslas, St. Procopius, St Sigismund ve St. Vitus’a ait heykeller bulunmaktadır. Avrupa’nın en güzel Gotik kulesidir. Lesser Town bölümünde iki tane kule yer almaktadır. Köprünün üzerinde bulunan heykeller fotoğraflara ve resimlere ilham kaynağı olmuştur. Köprü üzerinde bulunan heykel sayısı 30 adettir.
Astronomik Saat
Ortaçağdan kalan bu astronomik saat Prag Old Town Meydanında bulunmaktadır. Saatin üstündeki dilimler 12 burcun sembolleri göstermektedir. Bu özelliğinden dolayı saat oldukça fazla turist çekmektedir. Astronomik saatin yüzünde pencereler ve havari figürleri göze çarpar. Havari figürleri tahtadan yapılmıştır. Havari figürleri her saat başı pencerede göründüğü zaman bazı heykellerde hareket etmeye başlar. Saat üzerinde bulunan astronomik çizim ortaçağın evren hakkındaki görüşünü yansıtmaktadır. Merkezde dünya vardır. Saatin mavi tarafı gökyüzünü sembolize eder. Kahverengi bölüm gökyüzünün altında kalan yerdir. Saatin üstünde Latince kelimeler bulunur. Gökyüzündeki yıldızları temsil etmesi için Zodiac halkası vardır ve hareketini ona göre yapar. Yanlarda iki bölüm bulunur. Bunlar güneş ve ay’ı temsil eder. Saatin üstünde 3 adet halka vardır. Halkalardan ilki çek zamanını, ikincisi Avrupa zamanını ve sonuncusu da Babil zamanını göstermektedir.
Saatin astronomik özelliği dışında onu özel yapan bir diğer özelliği ise animasyonudur. Saat üstünde 4 adet figür bulunmaktadır. Elinde aynası olan figür; kibir ve kendini beğenmeyi simgeler. Elinde altın kesesi olan Yahudi; açgözlülüğü ve faizciliği ifade eder. İskelet figürü; gelecek olan ölümü ve mandolin çalan Osmanlı figürü ise; keyif ve eğlenceyi simgelemektedir.
St. Vitus Katedrali
Şehrin en önemli ve en büyük kiliselerinden bir tanesidir. Katedral, Prag Kalesi içinde bulunmaktadır. Burada eski Prag krallarının mezarları yer almaktadır. Bunun yanında Çek Kraliyet ailesinin olan bazı mücevher ve hazinelerde burada saklanmaktadır.
Katedral, iki bölümden oluşur. Gotik tarzını taşıyan doğu bölümünde 14. ve 15. yüzyıl yapımı olan bir kule yer almaktadır. Batı bölümü ise neo gotik tarzında 19. ve 20. yüzyıllarda yapılmıştır ve iki tane kulesi bulunmaktadır. Katedralin inşası 14. yüzyılda başlamıştır ve ancak 19. yüzyılda bitirilebilmiştir. Katedralin ölçüleri 124*64 metredir. Ana kulenin yüksekliği 96,5 metreyi bulur. Ön tarafta bulunan kulelerin yüksekliği ise 82 metreyi bulmaktadır. Gotik mimarisinin en güzel örneklerinden olan katedral, Prag şehrinin simgelerindendir.
Wenceslas Meydanı
Şehrin ana meydanlarından bir tanesidir. Meydan, birçok tarihi olaya tanıklık etmiştir. Gösteri, kutlama ve kamu toplantılarının adresidir. Meydan, UNESCO dünya tarihi mirası listesindedir. Wenceslas Meydanı ortaçağ zamanında at pazarı olarak kullanılmıştır. Şimdiki adına 19. yüzyılda kavuşmuştur. Uzunluğu 750 metre, genişliği ise 60 metredir. Bir üniversite öğrencisi 1969 yılında Varşova Paktını protesto etmek için kendisini bu meydan da yakmıştır. Çekoslavakya’da komünist rejimin bitmesine neden olan Kadife Devrimine ev sahipliği yapmıştır.
Dans Eden Ev
Prag’da bulunan bir ofis binasıdır. Bu binayı o kadar ünlü kılan ise mimarisidir. Bina dans eden iki insan şeklinde yapılmıştır. Ünlü dansçı çift Fred ve Ginger tasvir edilmiştir. Bina Kadife Devriminden sonra yapılan dansı da sembolize etmektedir. Dans eden evin mimarisi oldukça moderndir. Yapı, Vltava Nehri’nin kıyısında yer alır. İnşaat malzemesi olarak çoğunluk olarak cam malzemesi kullanılmıştır. Yapının sadece son katı ziyaret için açıktır.
Tyn Church
Şehrin en bilinen kilisesidir. Gotik tarzda olan kilise 14. yüzyılda yapılmaya başlanmıştır. Kilisenin dış mimarisi gotik tarzı taşısa da iç mimarisinde barok etkileri göze çarpar. Kilise kulelerinin yüksekliği 80 metredir. Protestan kilisesidir.
Powder Tower
Prag’ın en eski yapılarından biri olan Powder Tower eski şehir kapılarından bir tanesidir ve gotik tarzlı bir kuledir. Şehrin simgelerinden bir tanesidir. Old Town’da bulunur. Şehirde bulunan on üç kapıdan bir tanesidir. Şehrin büyümesi ile kuleye duyulan ihtiyaç azalmıştır ve kule 17. yüzyılda barut deposu olarak hizmet vermiştir.
St. Nicholas Church ( Lesser Town )
Prag şehrinin en önemli barok kilisesi olan St. Nicholas Kilisesi, Lesser Town’da bulunur. Kilisenin içi oldukça zengin bir tasarıma sahiptir. O zamanlar ünlü olan sanatçıların çalışmaları olan freskler ve heykeller gerçekten muhteşemdir. Kilisenin kule yüksekliği 70 metredir ve kutsal üçlü denilen bir freskle kaplanmıştır. Kubbenin altında kalan sütunlarda heykeller vardır. Avrupa’nın en iyi barok tarzında yapılmış binalarından bir tanesidir.
St. Geoges’s Bazilika
Prag’daki en eski bazilikadan birisidir. 920 yılında I.Vratislaus tarafından yaptırılmıştır. Bu bazilika Aziz Geoge’a ithaf edilmiştir. 973 yılında bazilikaya eklemeler olduğundan genişlemiştir. Bazilika, günümüzde 19. yüzyıl Bohem Sanat Galerisi’ne ev sahipliği görevini üstlenmiştir.
St. Nicholas Church ( Old Town )
Old Town’da yer alan bu kilisenin freskleri, demir işçiliği ve iç tasarımı gerçekten görülmeye değer. Barok tarzında inşa edilen kilise Avrupa’daki en güzel barok stilini yansıtan bir yapıdır. Kilisenin tavan kısmında St. Nicholas ve St. Benedict’in hayatından sahnelere yer verilmiş olan bir avize vardır. Güney taraf azizlerin resimleri ile süslenmiştir. Kilise yalancı mermer ile süslendiği için halk buna Düğün Pastası adını vermiştir. Mihrabın üstünde St. Nicholas’ın bakır heykeli vardır. Muhteşem kubbesinin yüksekliği 18 metredir. Vaaz verilen kürsü melekler ve melek çocuklar ile süslenmiştir. Kilise yaz aylarında birçok konsere de ev sahipliği yapmaktadır.
Karl Meydanı
Gezilmesi gereken en önemli meydanlardan biri olan Karl Meydanı, New Town’da bulunmaktadır. Kapladığı 70.000 metrekarelik alan ile Avrupa’nın en büyük meydanıdır. Meydanın kuruluşunda ki asıl amaç şehre bir hayvan pazarı kazandırmaktı ama daha sonra bu işlevi dışında kullanımı olmuştur. Meydan, günümüzde oldukça merkezi bir yerde bulunmaktadır. Metro ve tramvay hattı buradan geçtiği için önemli bir konumdadır.
Ne Zaman Gidilir?
Çek Cumhuriyeti’nin başkenti olan şehirde dört mevsimi bir arada yaşabilirsiniz. Gezi için en çok talep alan dönemler ilkbahar ve sonbahar dönemleridir. Bu zamanlarda hava koşulları ılımandır. Yaz günleri genel olarak güneşlidir ama yağmurlu günlerde olabilmektedir. En uzun, en karlı ve soğuk geçen dönem ise kış dönemidir. Yağmur, yılın her döneminde olabilmektedir. Şehirde yaz dönemi genellikle Haziran – Eylül ayının ortasına kadar sürmektedir. Şehirde sıcaklık ortalamaları genellikle 20 – 27 derece arasında değişmektedir. Hava oldukça değişken olduğundan sıcaklık bazen 30 – 35 dereceyi bulur hatta yağmur dahi yağabilir. Havanın değişkenliğinden dolayı yanınızda daima bir şemsiye bulundurmanız iyi olacaktır.
Kasım – Mayıs ortası dönemi şehirde kış dönemi olarak bilinir. Kışın hava soğuk, karlı ve bazı zamanlarda buzlu geçer. İlk karın düşmesi genellikle Kasım ayında olur ve kış devam ettiği sürece sıcaklık ortalaması – 5 dereceyi gösterir. Mart ayının ilk yarısı soğuk geçer ama ikinci yarısı kışa oranla daha ılıman geçer. Yalnız bu ayda da kar olma ihtimalini gözden çıkarmayın. Kış döneminde günlerde kısadır. Yılbaşı zamanında şehirde kar olması Prag’a turistleri çeken ayrı bir noktadır.
Şehri gezmek için en uygun zaman olarak ilkbahar ve sonbahar dönemleri olduğu düşünülmektedir. İkisi arasında bir tercih yapmak gerekirse o zaman tavsiye edilen en uygun dönem ilkbahar zamanıdır. Nisan ayı sonlarında çiçekler açarak, etraf bir renk cümbüşüne bürünür. Sonbahar dönemini tercih edeceksiniz en uygun aylar Eylül ve Ekim aylarıdır. Noel, yılbaşı ve paskalya dönemlerinde şehir oldukça kalabalık olmaktadır. Bu zamanlarda özellikle Prag’a yakın ülkeler olan İtalya ve Almanya’dan oldukça fazla ziyaretçi gelmektedir.
Şehri ziyaret etmek için yaz dönemini tercih etmek isterseniz o zaman Temmuz ve Ağustos aylarının uygun olduğunu söyleyebiliriz. Ağustos ayında yoğunluk oldukça fazladır. Yalnız bu dönemlerde konaklama fiyatlarında artışlar olmaktadır. Ocak – Şubat veya Kasım – Aralık dönemini seçerseniz havanın her an size sürpriz yapacağını göz önüne almanız gerekmektedir.
Konaklama
Prag’da konaklamak için herhangi bir sıkıntı yaşamazsınız. Devletin etkisi kalktıktan sonra ülkenin turizmi özel sermaye ile oldukça fazla canlandı. Otel inşaatları ve büyük turizm kompleksleri oldukça göz doldurmaktadır. Eski dönemlerden kalan devlet kurumları tekrar tamirden geçirilerek günümüzde otel ve pansiyon olarak hizmet vermektedir. Ayrıca eskilerin yanında yeniden yapılan oteller ve konaklama yerleri de bulunmaktadır. Günümüzde Prag şehrinin hemen her yanında pansiyonlar, oteller ve butik oteller bulmak mümkündür.
Yemek
Prag mutfağı herkesin damak tadına uygun yemekler sunabilmektedir. Yemekler genellikle doyurucu öğünler şeklinde servis edilmektedir. Şehir uzun bir zaman Avusturya – Macaristan egemenliğinde bulunduğundan mutfağı oldukça fazla çeşit içermektedir. Kahvaltıda genellikle kızarmış ekmek ve reçel verilmektedir. Ama bazen daha zengin seçenek sunan yerlerde olabilmektedir. Prag şehrinde öğle yemeği ana öğün olarak kabul edilmektedir. Yemekte, tavuk, domuz eti, patates ve diğer sebzelerden yapılmış yemekler verilir. Buraya özgü olan ve dumplings adı verilen bir hamur çeşidi de öğlen yemeklerinde tercih edilen yiyeceklerdendir.
Akşam yemeğinde yemeğe genellikle Prag jambonu ile başlanır. Jambon tek başına servis edildiği gibi sandviç arasında konularak da peynir ya da ona benzer ürünler ile de servis yapılabilmektedir. Akşam yemeklerini çorba çeşitleri renklendirir. En meşhur çorba çeşitlerinden birisi patatesli ve mantarlı yapan çorbalarıdır. Bunun yanında et ve hamur işi de yenmektedir. Prag mutfağında ana yemeklerde et, tavuk ve domuz eti kullanımı başta gelmektedir. Balık ve deniz ürünlerinin tüketimi azdır. Ana yemekler arasında et gulaş, krema ve sostan yapılan hamur işli fileto et, kızartılmış domuz dilimi, kızartılmış peynir, kızartılmış tavuk patates yemeği, domates sosu ile yapılmış biber dolmasını sayılabilir.
Aperatif yemeklere örnek vermek gerekirse; haşlanmış ve ızgara patates, patates püresi ve kızartması, pilav, patates salatası ve lahanayı sayabiliriz. Şehrin tatlılarına gelirsek; reçelli, meyveli, kremalı ya da yemişli krep, ballı kek, elma dolgulu kurabiye ve dondurmayı tavsiye edebiliriz. İçeceklerden ise; bira, portakal suyu, elma ve armut suyu, kahve meşhur içecekler arasında bulunmaktadır. Ülkenin milli içkisi olan Becherovka ise daha çok tek başına içilmektedir. Şehrin yöresel yemekleri arasında en ünlüsü ızgara ördektir.
Alışveriş
Prag şehrinde hem eski hem modern ürünleri bir arada bulma imkânınız vardır. Prag’da bulunan mağazaların kendilerine ait bir tarzları vardır. Alışverişe ve hediyelik eşyalara meraklı bir kimse iseniz şehre özgü olan kristal ürünler hem çok çeşitlidir hem de çok fazladır. Bunun yanında tahtadan yapılmış oyuncaklar, seramik ve tekstil ürünleri de alabileceğiniz diğer hediye seçenekleridir. Antika ürünlerden de alabilirsiniz.
Son zamanlarda moda tasarımı konusunda da kendinden söz ettiren Prag, giyim ürünleri alma açısından da uygundur. Şehirde birçok mağaza 10:00 – 18:00 / 19:00 saatleri arasında açıktır. Alışverişlerde Çek kronu kullanılmaktadır. Birçok yerde Euro da kabul edilmektedir. Şehirde döviz bozdururken her zamankinden daha fazla dikkat etmenizi tavsiye ederiz. Şehirde alışverişlerde kredi kartı kullanımı pek yaygın olmasa da yine de kullanılmaktadır. Fiyatlar diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında oldukça uygundur. Prag Şehri’nin en ünlü hediyelik eşyalarının başında lal taşı, kristaller ve Prag şehrini simgeleyen kupalar gelmektedir. Bu hediyelikler dışında t-shirtler, kupa, antika ürünler, ülkeye ait ünlü bir içki olan Becherovka, giyim ürünleri, şarap, bira, kuklalar, klasik müzik eserleri ve buna benzer birçok eşyalar alabilirsiniz.
Prag şehri fazla büyük olmadığı için alışveriş yapılacak yerlerde birbirine yakın yerlerdedir. Özelliklede şehre ait hediyelik eşya almak isterseniz size Old Town Meydanı ve çevresindeki sokakları tavsiye ederiz. Bunun yanında Wenceslas Meydanı da alışveriş yapmayı sevenler için uygun bir yerdir. Gezebileceğiniz sokak pazarları az olsa da en ünlü sokak pazarlarının başında Havelske Trziste, Prag Bit Pazarı ve Prazska Trznice Pazarlarını sayabiliriz. Sokak pazarlarının yerine alışveriş merkezlerini tercih etmek isterseniz o zaman size Arkady Pankrac ve Cerna Ruze gibi alışveriş merkezlerini tavsiye edebiliriz.
Eğlence
Prag gece hayatı oldukça hareketli geçmektedir. Gece kulüplerinin sayısı fazla değildir. Pub tarzı yerler daha fazla yer almaktadır. Bunun da en önemli nedeni pubların sosyal yaşamda daha fazla yer tutmasıdır. Prag gece hayatının en ilginç özelliği birbirini hiç tanımayan insanların bir grupmuş gibi oturmalarıdır. Çok kalabalık mekânlarda boş olan yerlere sormak şartıyla oturabilirsiniz.
Gece hayatında dikkati çeken bir diğer nokta ise seyyar şarap satıcılarının olmasıdır. Belirli noktalarda satış yapan bu kişilerden şarap alıp banklarda veya yeşil alanlarda şarap içen çok insana rastlayabilirsiniz. En çok eğlence yerinin bulunduğu bölge Eski Şehir’dir.
Ulaşım
Prag şehri gerek uluslar arası gerekse ülke ve şehir içi ulaşımda birçok kolaylık ve alternatif sunmaktadır. Avrupa’nın merkezi yerinde bulunduğundan çevredeki birçok ülkeden buraya doğrudan tren ile ulaşma imkânı vardır. Almanya ve İtalya’dan Prag’a tren ile ulaşım oldukça kolaydır. Doğu Avrupa’nın en çok turist çeken şehirlerinden biri olan Prag’a hemen hemen bütün büyük havayolu şirketlerinin uçuşları bulunmaktadır. Uçuşlar ülkenin ana havalimanı olan Vaclav Havel Havalimanı üzerinden gerçekleşmektedir.
Havalimanı merkeze 18 kilometre uzaklıktadır ve 2 tane terminale sahiptir. Havalimanı, her gün yaklaşık olarak 250 uçuşa olanak vermektedir. Havalimanından şehir içine ulaşım ise çeşitli yollar ile yapılmaktadır. Şehir merkezine ulaşmak için en ekonomik yol otobüslerdir. Bunun dışında özel araçlar ile de ulaşım mümkündür.
Prag’a demiryolu ile ulaşım mümkündür. Başta Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere demir yolu ağı oldukça sık kullanılan bir ulaşım ağıdır. Çeklerin hızlı trenleri yok ama tren yolculukları oldukça sık tercih edilmektedir. Prag, şehir içi ulaşımda da size birçok alternatif sunmaktadır. Şehir, metro, tramvay ve otobüsü ulaşım hatları ile Avrupa’nın en iyi işleyen ulaşım ağına sahiptir. Bu ulaşım sistemi sayesinde şehrin en uzak noktalarına kadar gidebilirsiniz. Prag’da birçok önemli nokta bir yürüyüş mesafesi uzaklıkta olduğundan şehri yürüyerek gezme olanağınız bulunmaktadır.
Kaynak : https://blog.biletbayi.com/prag-gezilecek-yerler.html
Madrid: Boğa Güreşinin Doğum Yeri…
Madrid: Boğa Güreşinin Doğum Yeri…
İspanya’nın en büyük kenti ve aynı zamanda ülkenin başkentidir. Ayrıca kent Comunidad de Madrid olarak bilinen topluluğunda başkenti olarak bilinmektedir. Madrid, denildiği zaman akla ilk olarak kültür ve sanat gelmektedir. Bunun yanında şehir gece yaşamı ile de ün salmıştır. Avrupa’nın en dinamik şehirleri arasında yer almaktadır. Eski ve yeni kültür ve sanat eserlerini bünyesinde barındıran şehirde modern gökdelenlerde dikkat çekmektedir. Şehrin gezilecek ve görülecek yerleri genellikle merkezde ya da merkeze yakın yerlerdedir.
Şehrin tarihi kökleri oldukça geçmişe dayanmaktadır. Geçmişi tarih öncesi dönemlere dayansa da Romalılar döneminden sonra şehir ile ilgili bilgiler kesinlik kazanmıştır. Madrid şehri 16. ve 17. yüzyılda aristokrasi ve zenginliğin ön planda oldu dönemler yaşamıştır. Şehir, monarşi dönemlerini görmüştür. Sivil savaşlar şehri olumsuz etkilese de kısa bir sürede toplanmasını bilmiştir. 18. yüzyıl şehrin mimari açıdan altın çağı olmuştur.
Gezilecek Yerler
Gezilecek yerler listesinde en başta birbirinden güzel meydanlar gelmektedir. Şehirde hiç sıkılmadan eğlenceli vakit geçireceğiniz meydanlar, müze, tarihi yapılar ve park alanları bulunmaktadır. Ayrıca farklı bir eğlence ve heyecan arıyorsanız boğa güreşlerini izleyebileceğiniz Las Ventas ve dünyaca ünlü spor kulübü Real Madrid’in stadyumu olan Santiago Barnebau gibi yerlere de gidebilirsiniz.
Palacio Real
Madrid’in en güzel ve en büyük yapılarından olan bir saraydır. Saray Plaza de Oriente’nin yanındadır. Batı Avrupa’nın en büyük sarayı olan eser 1734 yılında meydana gelen yangından dolayı zarar gören Alcazar’ın üzerine kurulmuştur. Sarayın çevresinde Sabatini ve Campo Del Moro parkları bulunmaktadır.
Palacio Real’de mobilya, halı, resim, seramik ve Tiepolo’ya ait önemli sanat eserlerini ve fresk çalışmalarını görme imkânınız vardır. Bunun yanında Velazquez, Goya, Giordano ve Mengs’un gibi sanatçılarının da çalışmaları burada yer almaktadır. Bu çalışmaların varlığı sarayı Avrupa’nın en çok ziyaret edilen en önemli saraylarından bir tanesi yapmaktadır. Resmi kutlamalar ve resepsiyonlar hariç saray yılın aşağı yukarı her günü açıktır.
Puerta del Sol
Şehrin en ünlü ve en eski merkezi meydanıdır. Madrid şehir kapılarından bir tanesinin bulunduğu alana yapıldığı için adını buradan almıştır. Meydan yarı daire şeklindedir. Meydan, Madrid’in en işlek noktalarından birindedir. Bütün yolların ulaşım noktaları buradadır. Festival ve politik olayların düzenlendiği yerdir. Turistlerin uğrak, yerli halkın buluşma noktasıdır. Sokak sanatçılarını burada izleme imkânınız vardır. III. Kral Charles’ın at üstündeki heykeli meydanın tam ortasında yer almaktadır.
Meydanın güney kısmında Real Casa De Correos adlı yapıya ait bir saat kulesi yer alır. Postanenin bir parçası olarak 18. yüzyılda yapılmıştır. Yeni yılda kutlamalar yapıldığı zaman geri sayım bu saatle yapılır. Meydanda 3 tane önemli heykel bulunmaktadır. Bu heykellerden en ünlüsü Ayı ve Çilek Ağacı Heykelidir. Bu heykel meydandaki orijinal yerine 2009 yılında yerleştirilmiştir. Şehrin simgelerindendir. Bu heykelin dışındaki diğer heykeller ise Diana ve Venüs’ü simgelemektedir. Meydan, kafeler, bar, restoran ve mağazalar açısından oldukça zengin bir mekândır.
Plaza Mayor
Şehrin ana meydanlarından bir tanesidir. Meydan, şehir merkezinde bulunur. Merkezi bir noktada bulunan meydana yürüyerek ulaşabilirsiniz. Habsburg döneminde yapılan meydan 129 metre uzunluğunda ve 94 metre genişliğini bulmaktadır. Meydanın çevresinde bulunan 3 katlı binanın 137 tane olan balkonu bu meydana bakar.
III. Felipe zamanında açılan meydanda ayrıca Felipeni’nde heykelini görebilirsiniz. Meydan, üçgen şeklindedir. Çıkan yangından hasar gören meydana 1853 yılında en son şekli verilmiştir. Plaza Mayor Meydanı, zaman içinde birçok isimler ile anılmıştır. İspanyol Sivil Savaşının olduğu dönemlerde meydanda idamlar, yargılama, taç giydirme törenleri ve boğa güreşleri gibi olaylar gerçekleşmiştir. Günümüzde meydan 3 katlı binalar ile çevrilidir. Evlerin balkonları meydana bakmaktadır.
Almudena Katedrali
- yüzyıla yakın bir zamanda yapımı biten katedral, Palacio Real’e bakar. Modern bir mimari göze çarpar. Papa tarafından vakfedilen tek katedral olma özelliğine sahiptir. Mimari bakımdan oldukça çeşitlilik gösterir. Katedralin dış tarafında neo klasik mimari özellikler görülürken iç kısmında gotik tarzından esinlenmiştir. Bunun yanında katedralde Roma esintilerini de çok açık bir şekilde görebilirsiniz. Giriş bölümü granit ve mermerden yapılmıştır ve iki tane kulesi vardır. Katedral, tipik kiliselerin aksine doğu batı yönünde değil de kuzey güney yönündedir. Katedralin ikinci girişinde bronzdan yapılmış bir heykel vardır. Bu heykelde Hz. Meryem tasvir edilmektedir.
Prado Müzesi
Dünyanın en ünlü sanat galerilerinden biri olan müzede Velazquez, Goya, Raphael, Rubens ve Bosch gibi ünlü sanatçıların eserleri sergilenmektedir. Müzenin bulunduğu bina 18. yüzyıl neoklasik mimari özellikler taşımaktadır. Müze, adını bulunduğu yerden almaktadır. Yapıldığı dönemde o zamanın ispanya kraliçesi Paris’te bulunan Louvre Müzesi’nden etkilendiğinden böyle bir sanat eseri yapılmasını istemiştir. Müzede modern ve eski sanat eserlerini bir arada görebilirsiniz.
Müzenin içinde eser çeşitliliği oldukça fazladır. Müzedeki en ünlü çalışma ünlü sanatçı Valezquez’ e ait olan “ Las Meninas “ eseridir. Bu eserde Prenses Margarita, iki yardımcısı ve ressamın kendiside bulunmaktadır. Sanatçının diğer bir değerli eseri ise Bacchus’un Zaferi adlı çalışmasıdır. Bu resimde ise şarap tanrısı ve onunla birlikte birkaç sarhoş resmedilmiştir.
Müzede bulunan diğer bir ünlü isim ise Goya’dır. Sanatçının Çıplak Maja çalışması yaşadığı dönemde suçlanmasına sebep olmuştur. Bu eserlerin yanında Bosch’un Hazlar Bahçesi ile Rubens’in Zeus’un kızlarını resmettiği Üç Nezaket isimli eserler görülmeye değer eserlerdir.
Plaza de Cibeles
Şehirde ki en ünlü meydanlardan biridir. Madrid şehrinin sembollerinden kabul edilmektedir. Meydanın tam ortasında 1782 yapımı olan Kibele Çeşmesi yer almaktadır. Kibele ismi Roma doğa tanrıçasından gelmektedir. Kibele, iki aslan tarafından çekilen bir araç üzerinde gösterilmiştir. Çeşme, III. Charles döneminde yapılmıştır.
Meydana karşıdan baktığınız zaman dört bir köşesinin 18. ve 20. yüzyıl sanat eserleri ile dolu olduğunu görürsünüz. Ayrıca bu meydanda bulunan Kibele Saray’da görülmesi gereken bir diğer güzel yerdir. Alba Dükü tarafından 1777 yılında inşa edilmiştir. Sarayın çevresi Fransız tarzı bir bahçe ile çevrilmiştir. Plaza De Cibeles’te dikkat çeken diğer bir eser ise İspanya Banka Binası eski adı ise Dük Sarayı olan yapıdır. Bu eserlerin yanında 1873 yılında barok mimari tarzda inşa edilen Linares Sarayı’nda gezebilirsiniz.
Las Ventas
Madrid’de bulunan ve boğa güreşlerinin yapıldığı bir güreş alanıdır. Burası boğa güreşi alanının doğum yeridir ve 1931 yılında inşa edilmiştir. Bu alan ispanya’da boğa güreşinin evi olarak bilinmektedir. Güreş alanı Fas tarzında yapılmıştır ve seramik ağırlıklıdır. Oturulacak yerler on bölüme ayrılmıştır. Ödeyeceğiniz ücret arenaya yakınlığınıza göre fark edecektir. Boğa güreşi sezonu Mart ayında başlayarak Aralık ayının sonuna kadar devam etmektedir.
Las Ventas boğa güreşi alanı Madrid’in doğu kısmında bulunur. Burada boğa güreşlerinin yanında Rock konserleri ve politik olaylarda düzenlenir. Boğa güreşlerinin izlenmesi için en uygun zaman Mayıs ve Haziran ayları dönemidir. Çünkü bu dönemlerde San Isidro Festivali düzenlenmektedir. Bundan dolayı en iyi yarışları ve matadorları izleme imkânınız olacaktır. Boğa güreşlerini 20 gün boyunca sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar izleyebilirsiniz.
Reina Sofia
Madrid’de bulunan bir hastanenin 1992 yılında yenilerek müzeye dönüştürülmesi ile yapılmıştır. Günümüzde bu binada modern sanat eserleri sergilenmektedir. Bu eserler buraya Prado yakınından gelmiştir. Binanın 2 katı geçici sergiler için kullanılmaktadır. Kalan diğer 2 katı ise soyut pop ve minimal sanat hareketleri ile kalıcı sergilerin yapıldığı yerlerdir.
Müzede sergilenen en ünlü eserlerden bir tanesi ise ünlü sanatçı Picasso’ya ait olan “ Guernica” adlı çalışmadır. Diğer ünlü eserler arasında Picasso’nun “ Mavili Kadın “,Miro’ya Ait “ 3. Portre “, Dali’nin eseri olan “ Cadaques’deki Manzaralar “, Jose Solana’nın “ Kafe Del Pombo’daki Toplanma “ adlı eserlerini sayabiliriz. Bu sanat eserlerinin yanında müzede bir de 20. yüzyıla ait sanat ve arşivleri üstüne yazılmış kitapların olduğu kütüphane bulunmaktadır. Kütüphanede 10.000 cilt kitap yer alır.
St. Francisco Bazilikası
Madrid’in merkezinde yer alan bazilika neo klasik tarzında yapılmıştır. Bazilika, San Isidro Kilisesinden dahi büyüktür. Bazilikanın kubbesi 33 metre çapındadır. Avrupa’nın 3. büyük kubbesine sahiptir. Bazilikanın, 7 adet oyma kapısı bulunmaktadır. Yalnız bazilikanın en etkileyici bölümü kiliseye ait olan üç şapeldir. Yapının içinde çok değerli sanat eserleri yer almaktadır. Ünlü sanatçı Goya’ya ait olan ve kendisi ile San Bernardino’yu tasvir eden çalışması buradadır. Ayrıca sanatçı birçok resimlerinde bu kiliseye yer vermiştir. Ricardo Bellever ve Mariano Benlliure’ye ait olan heykel çalışmaları da bazilika içinde yer almaktadır.
Zafer Takı
İspanya Sivil Savaşı’nda Franco’nun kazandığı zaferi kutlamak anısına dikilen Tak, 40 metre yüksekliğindedir. Tak üzerinde Latince zafer temalı çalışmalar bulunmaktadır. Takı’n en üstünde Minerva tarafından sürülen bir araç heykeli bulunmaktadır.
Descalzas Reales Manastırı
Şehrin merkezinde kurulmuş bir manastırdır. Yapımı 16. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Manastır, kadınlar manastırı olarak kullanılmıştır. Birçok kadının istenmeyen evliliklerinden kaçıp saklandığı bir yer olarak kullanılmıştır. Manastırın içinde sanat değeri yüksek eserler bulunmaktadır. Ünlü sanatçılardan Tiziano Sanches Coello ve Luini’nin eserlerini bu manastırda görebilirsiniz.
Ne Zaman Gidilir
Şehir, kış aylarında genellikle serin olmasına rağmen burada dondurucu soğuklara rastlanılmaz. Kar yağışı bütün kış boyunca olur aman sürekli değildir. Temmuz ve Ağustos aylarında sıcak havanın etkisini görebilirsiniz. Ağustos ayı Madrid şehri için sessiz ve sakin geçen bir aydır. Çünkü bu ayda birçok yer hem kapalıdır hem de buranın yerlileri tatile giderler.
Madrid’i gezmek için en uygun zaman genellikle ilkbahar ve sonbahar dönemleridir. Mayıs ve Ekim aylarında da gezi için uygun olan şehirde kalabalık bir ortam bulunmaz ve hava durumu da uygun olur. Madrid’e kısa bir süreliğine gitmeyi düşünüyorsanız hafta sonlarının çok kalabalık olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz. Şehir’e özellikle müzeleri ve galerileri gezmek için geliyorsanız hafta başı bu tür yerlerin kapalı olduğunu bilmenizde fayda vardır.
Madrid şehri hemen hemen her mevsim gezmeye uygun bir kenttir. Kış ayları kuru ve soğuk geçer. Kuzeyden ezen rüzgârlar gece sıcaklıklarının düşmesinde etkilidir. İspanya’nın diğer şehirlerine oranla Madrid’in kış ayları ılıman geçer. Bahar ayının gelmesi Mart ayında hissedilmeye başlanır. Gezmek için Nisan ayı oldukça uygun bir zamandır. Sonbahar aylarında hava ne çok sıcaktır ne de çok soğuktur. Bu hava Ekim ayının sonuna kadar böyle devam eder.
Konaklama
Avrupa’nın en çok tercih edilen turistik şehirlerinden biri olan Madrid, ucuz ve ekonomik konaklama yapmak isteyen kişilere değişik seçenekler sunmaktadır. Merkezi yerde konaklayarak gezmek istediğiniz yerlere yürüyerek ulaşmak isterseniz size tavsiyemiz Grand Via bölgesinde bulunan otellerdir. Burası merkezidir ve astronomik fiyatlı oteller yoktur. Tam tersi şehir konaklama bakımından oldukça uygundur.
Eğer lüks otellerde kalmak isterseniz lüks otellerde bulunmaktadır. Yalnız size küçük bir uyarımız var. Madrid’e gitmeden önce mutlaka otel rezervasyonunuzu önceden yaptırın. Çünkü birçok otelin doluluk oranı % 100 olmaktadır.
Yemek
Akdeniz mutfağının zengin çeşitlerini Madrid mutfağında bulabilirsiniz. Madrid mutfağında bölgede yetişen doğal ürünlerin yanında balık ve deniz ürünleri yemekleri de oldukça fazladır. Hatta Madrid’de deniz ürünleri yemekleri deniz kıyısında olan yerlerden daha fazladır. Öğle yemeği ana öğün olarak görülmektedir. Öğle yemeğinde özellikle ispanya’nın ünlü mezeleri tapas oldukça fazla rağbet görmektedir.
İspanya yemekleri denildiği zaman akla ilk gelen tapas’tır. Akşam yemeğinde hafif yemekler yenir. Bu yemeğin dışında şehirde birçok restoranda çeşitli yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Ana yemeklere örnek; sebze ve et yahnisi olan Cocido Madrileno’yu, sarımsak ve baharatla çeşitlendirilen domuz eti yemeği Oreja a la Plancha, kızartılmış kuzu eti Gallinejas, kızatılmış mürekkep balığı olan Bocadillo de Calamares ve bir domuz eti çeşidi olan Cured Ham’ı sayabiliriz. Tatlılara örnek vermek istersek; bir tür meyveli çörek olan Bunuelos Rellenos, azizler gününe özel olan acıbadem kurabiyesi Huesos de Santo, kızartılmış ekmekle yapılan Torrijas tatlısını verebiliriz. İçeceklere vereceğimiz örnekler arasında yerel içkilerden olan Anasonlu Likör oldukça fazla tüketilmektedir. Bunun yanında alkolde içermeyen yerel içkilerde tüketilmektedir.
Eğlence
Madrid, gece hayatı oldukça renkli olan bir şehirdir. Flâmenko gösterilerinden, beatler, tekno müzik ve diğer müzikleri yapan birçok kulübe burada rastlayabilirsiniz. Eğlence saatinin başlangıcı 01.00’den sonradır. Şehirde sokaklar gece yarısından sonra renklenmeye başlıyor. Madrid halkı akşam yemeklerini oldukça geç yemektedirler. Bundan dolayı şehirde kulüpler gibi restoranlarda sabaha kadar açık kalmaktadır.
Öğrenci kesiminin eğlence için gittiği mekânlar genellikle Malsa̴̴na bölgesinde yer almaktadır. Eğlencenin yoğun olarak yer aldığı diğer mekânlar ise Plaza Santa Ana ve La Latina’dır. Rock konserleri ise Palacio Vistalegre ve La Peineta stadyumunda verilmektedir.
Alışveriş
Alışveriş denildiği zaman akla ilk gelen tasarımcıların ürettiği moda parçalardır. Özellikle son zamanlarda ülke moda tasarım merkezlerinden biri olma yolunda oldukça fazla yol kat etmiştir. Bunun yanında alışveriş yaparken el emeği ürünler, seramik ürün çeşitleri, deri, takı ve aksesuar çeşitlerini de bulabilirsiniz.
Şehide 3 adet alışveriş bölgesi bulunur. Mağazaların açık kalma süreleri yaz aylarında daha uzundur. Cumartesi günleri çalışma saatleri konusunda sıkı uygulamalar bulunmaktadır. Pazar günleri tatil günüdür. Şehir merkezinde bulunan küçük dükkânlar her gün ve tatil günlerinde de açıktır. Şehir alışveriş konusunda oldukça fazla seçenekler sunmaktadır.
Madrid’de hediyelik eşya almak isterseniz çoğunluğa yakın dükkânlar Puerta del Sol ve Plaza Mayor’da bulunur. Buralarda her bütçeye uygun hediyelik eşyalar vardır. Sevdiklerinize alabileceğiniz hediyelik eşyalar arasında Toro diye bilinen İspanyol boğasını alabilirsiniz. Plastik deriye birçok farklı malzemede yapılmaktadır. Ondan başka değişik figürlerin yer aldığı el yapımı yelpazeler, şehrin yapılarının olduğu biblolar, futbol ile ilgili anahtarlıklar, t – shirtler, boğa güreşini simgeleyen posterler, deri ceketler, kanvas tablolar, Toledo çeliği kullanılarak yapılan kılıçlar, pul çeşitleri, antika eşyalar, özellikle erkek modasında öncü olan İspanya’da kendinize ve bütçenize uygun giysileri ceketler, eldiven, cüzdan, kemer, ayakkabı ve çantalar, takı ve mücevher alabilirsiniz.
Ulaşım
Madrid’de ulaşım, uluslar arası, ülke içerisinde ve şehir içinde birçok alternatif sunmaktadır. Ülkenin merkezinde bulunan bu güzel şehre, ülke dışından ulaşmak için en çok tercih edilen ulaşım yolu hava yoludur. Madrid iyi planmış ve iyi işleyen bir toplu taşıma sistemine sahiptir. Hava yolu ile gelecekler için Barajas ve Madrid Havaalanları bulunmaktadır. Havaalanından şehir merkezine ulaşmak içinde birden fazla ulaşım seçeneğiniz vardır. 100’den fazla hava yolu şirketinin Madrid’e ulaşımı bulunmaktadır. Madrid’de bulunduğunuz sıralarda Barcelona’ya gitmek isterseniz yüksek hızlı AVE trenlerine binebilirsiniz.
Barajas uluslararası hava limanı şehir merkezine 13 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Havaalanının 4 adet terminali bulunmaktadır. Terminaller birbirlerine metro ağı ile bağlanmıştır. Şehir merkezine gitmek için Aerocity ya da Aresmobile gibi özel araç sistemlerini seçebileceğiniz gibi otobüs, taksi ya da metroya binmeyi de tercih edebilirsiniz.
Bir Avrupa kenti olan Madrid’de ulaşım genelde zor değildir. Metro, otobüs, tren, taksi ve bisiklet şehir ulaşımında oldukça yaygın kullanılan ulaşım araçlarıdır. Hızlı, konforlu ve ucuz bir ulaşım istiyorsanız metroyu seçebilirsiniz. Avrupa’nın ikinci uzun metro sistemine sahip olan şehir, Londra’dan sonra en gelişmiş metro ağına sahiptir. Şehrin uzak noktalarına gitmek isterseniz tren hattını kullanabilirsiniz. Madrid içi ulaşımda özel araba tavsiye edilmemektedir. Trafiğin yoğun olduğu saatler ve park yeri probleminin olması araba seçeneğini arkaya atıyor.
Kışın soğuk algınlığında İçilebilecek çaylar
Bağışıklık sistemine etkili çaylar
Ekinezya – Biraz sızlama hissi ile birlikte hoş bir çiçek çayıdır. Ekinezya bitkisi yaygın bir bağışıklık tonik olarak ve soğuk algınlığı rahatlama sağlamak için Batılı bitkisel ilaç olarak kullanılabilen bir bitkidir.Son günlerde çok sık adı medyada geçen bir bitki türüdür. Kuzey Amerika’da yetişen bu bitki gayet sağlıklıdır. Kullanım alanları çok farklı olmasına rağmen anal (ağız yolu) olarak alınmaktadır.
ZEYTİN YAPRAĞI – Zeytin ürünleri birçok Avrupa ülkesinde halkın ilacı olarak yaygın kullanılmaktadır. Zeytin yaprağı çayı da insan refahını artırmak için genel doğal tonik olarak kullanılır.
KUŞBURNU – meyveli, C vitamini yüksek bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan bilindik ama sıra dışı bir bitki türüdür. Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarında bitkisel tedavi olarak kullanılmaktadır.
ZENCEFİL – Sindirim sistemini kısmen yada duruma göre tamamen yatıştırır bir ısınma etkisi yaparak mideyi rahatlatır. Bu bitki baharatlı bir çay gurubu arasında yer almaktadır. Geleneksel olarka hazımsızlık, bulantı için kullanılan ve kan dolaşımını da uyarması yönünde şifa kaynağıdır.
STRES VE KAYGI TELAŞ Çayları
LICORICE – (Halk arasında Mean Kökü) Tatlı, yumuşak ve rahatlatıcı meyan çayı. Meyan kökü yaygın boğaz ağrısını yatıştırmaya, sindirim şikâyetlerini azaltmaya ya da tamamen bitirmeye yönelik kullanılan bitkisel tedavi yöntemlerinden biridir. Adrenalin desteği sağlayıcı bir bitki olması bitki bilimcileri tarafından tezlerde belirtilmiştir.
Tulsi – Hindistan kökenli bir bitkidir. Stres ve anksiyete bozukluğu tedavisinde Hindistan’da binlerce yıldır kullanılmaktadır. Son günlerde ülkemizde kullanımı bir hayli artmıştır.
Meyveli Çaylar
Meyveli çaylar hafif ve canlandırıcı etkiye sahip vitaminler ile desteklenmektedir. Her zaman yapay aromalı veya tatlandırılmış olan Meyve çayı içmek sağlıklı değildir. Meyveli çaylar arasında ebegümeci, Frenk üzümü, portakal ve limon içerir.
Kendi başlarına pek tadı yok gibi olsa da antioksidanları yüksek olan Yeşil ve beyaz çaylar genellikle meyve kabuğu veya çilek aromaları ile tatlandırılarak yeni bir ürün elde edilir.
Çayları birbirine çok fazla karıştırmamaya dikkat ederseniz güzel bir aroma ile tadını güzelleştirebileceğiniz bir tutku haline getirebilirsiniz.
Ülser Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?
Ülser Hastalığı ve Ülser Tedavisi
Dünya’ da en sık karşılaşılan hastalıklar arasında yer alan Ülser, sindirim sistemi kökenli bir rahatsızlıktır. Mide ya da 12 parmak bağırsağı gibi organlara tutunarak doku kaybına yol çan bakterilerin sebep olduğu ülser, tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Ülserde organlarda yaşanan ve yaralar olarak izlenen doku kaydına midenin asit dengesinin bozulması neden olmaktadır. Ülser neden olmaktadır, ülserin sebepleri nelerdir? ÜlsereHelicobacter pylori adlı bakteri sebebiyet verir ancak bu bakterinin vücutta yerleşme yolları ya da ülserin tam sebebi kesin olarak öğrenilebilmiş değildir. Genel kanı, ülser hastalığını obezite, sağlıksız beslenme, işlenmemiş ya da hazır gıdaların aşırı tüketimi, stres gibi faktörlerin tetiklediği yönündedir.
Ülser Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?
Ülser, zaman zaman belirti vermeden sinsi şekilde ilerleyip, oldukça ciddi yaralar oluştuğunda açık belirtilerini veren bir hastalık da olabilmektedir. Ancak çoğu vakada hastalık, en baştan belirtilerini verir ve bu karakteristik belirtilerin en başta geleni mide yanmasıdır. Zaman zaman bayat ya da tam işlenmemiş, yabancı gıdaların da yol açabileceği mide yanmalarının asksine ülser kökenli yanmalar, uzun sürmekte, günlere yayılmakta ve hastayı son derece rahatsız etmektedir. Hastanın uykusuzluk ve uzun vadede kronik yorgunluk yaşamasına da yol açan mide yanlarında hastalar, geçici yöntemlerle yanma hissini bir süre bastırmakta ve doktora gitmeyi geciktirmekte bu süreçte de midede doku kaybı artmaktadır.
Ülser belirtileri arasında açlık hissedilmediği halde midede kaşınma da yaşanabilmekte, hasta sık aralıklara acıkabilmekte, ayrıca ülserin 12 parmak bağırsağına da yayıldığı durumlarda günlük boşaltım, düzenli şekilde gerçekleşmemekte, kabızlık sorunu özellikle görülebilmektedir.
Ülser Tedavisi Nasıl Olmaktadır?
Ülser, tedavisi çoğu vakada ilaçla olmaktadır. Hastanın genel sağlık durumu, bir başka hastalığının olup olmadığı, dokularda yaşanan kaybın oranı gibi durumlar göz önünde tutularak, doktor tarafından ilaç tedavisi hazırlanmaktadır. Tedavide midenin asit dengesini düzenleyen, dokulardaki yaraları iyileştiren ve antibiyotik içeren ilaçlar kullanılabilmektedir.
Ülser tedavisinde hastanın dikkat etmesi gereken bazı kurallar da tedavinin bir parçasıdır. Hastalar, kesinlikle sigara ve alkolü bırakmalı ya da tedavi sürecinde kesinlikle kullanmamalı, eğer bunu yapamıyorlarsa sigara alol tüketimini en aza indirmeyi başarmalıdır. Ayrıca ülser hastaları, tedavi süreçlerinde beslenme düzenlerine dikkat etmeli, yabancı gıdalar tüketmemeli, zeytinyağı tercih etmeli, bol su içmeli, ağır ve fazla yemekten kaçınmalı, asiti içeceklerle çok sıcak yemek ve içecekler tüketmemeye dikkat etmelidirler.
Portakallı Fındıklı Islak Kurabiye
Portakallı Fındıklı Islak Kurabiye nasıl yapılır ?
Merhaba ben Sylwia. Sizlere yeni bir lezzet sunuyorum . Portakallı fındıklı ıslak kurabiye yapacağız. Harika bir lezzet.
Peki yaparken neler kullanacağız ?
Şerbeti için;
- 1 çay bardağı portakal suyu
- 1 çay bardağı su
- 1 çay bardağı şeker
kurabiye hamuru için;
- 125 gr margarin ya da tereyağı
- 1 çay bardağı sıvı yağ
- 1 yumurta
- 1 çay bardağı pudra şekeri
- 1 paket kabartma tozu ve vanilya
- 1 portakalın kabuğu
- yarım su bardağı toz fındık ya da
- aldığı kadar un
süslemek için;
- Hindistan cevizi
Peki sylwia bunu nasıl yapacağız ?
Öncelikle şerbeti kaynatıp soğuması için bir kenarda bekletiyoruz. Hamuru yoğuracağımız kaba un hariç diğer malzemeleri koyup iyice karıştırıyoruz ve azar azar unu ilave ederek yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elimizde yuvarlıyoruz yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizip önceden ısıtılmış 175 derecede 15 dk (altı kızarana kadar) pişiriyoruz. Fırından çıktıktan 5 dk sonra önce şerbete daha sonra Hindistan cevizine bulayıp servis ediyoruz. Afiyet olsun 🙂
Parmaklarınızı yememeye dikkat edin 🙂
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
Meyveli Yaş Pasta
Şerbeti Meyveli Yaş Pasta Yapımı
Yeni bir lezzetle sizlerleyim. Harika tadıyla yaş pasta yapacağız.
Bize lazım olanları şöyle sıralayalım .
Keki için;
- 4 yumurta
- 1 çay bardağından az toz şeker
- 3 buçuk yemek kaşığı un
- 3 yemek kaşığı nişasta
- 2 yemek kaşığı kakao
- 1 yemek kaşığı sıcak su
- 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
Şerbeti için;
- 1 çay bardağı toz şeker
- 2 su bardağı su
- 1 küçük kase frambuaz püresi (dondurulmuş)
Labne kreması için;
- 1 paket tuzsuz labne peyniri (400-500 gr)
- 1 paket krem şanti (pakete göre hazırlayın, dilerseniz süslemek için ayırabilirsiniz)
Jölesi için;
- 2 buçuk su bardağı su
- 1 çay bardağı toz şeker
- 1 küçük kase karışık kırmızı meyve (dondurulmuş kullandım)
- 2 yemek kaşığı nişasta (tepeleme)
Peki nasıl yapacağız ?
Küçük bir kasede un, nişasta, kabartma tozu ve kakao elekten geçirilir. Ayrı bir kaba yumurtalar ve toz şeker köpük köpük olana kadar mikser ile çırpmaya devam ederken su eklenir. Daha sonra unlu karışımı yavaş yavaş ekleyin, birden hepsini dökerseniz köpükler söner ve kekiniz kabarmaz (bu aşamada spatula kullanılır). Yağlanmış borcama dökülür, önceden ısıtılmış 180 derede pişirilir. Şerbeti için bütün malzemeler bir tencereye alınır, kaynamaya başladıktan sonra 10 dakika pişirilir. Soğumuş kekin üzerine sıcak şerbet dökülür. Labne kremalı malzemeleri bir kaba alınır ve iyice çırpılır, soğumuş şerbetli kekin üzerine dökülür. Jölesi için, bütün malzemeler küçük bir tencereye alınarak koyulaşana kadar pişirilir. Kekin üstüne ılımış olan jöle dökülür. Bir gece dolapta dinlendikten sonra servis edilir. Vaktiniz yoksa en az 3-4 saat dolapta bekletilir. Dilediğiniz gibi süslenir. Afiyet bereketli olsun inşAllah 🙂
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
