iPad Air 2

Apple yeni iPad Air 2 modelini dünyanın en ince tableti olarak duyurdu. Yapılan detaylı teknik analizde daha ince tablet formunun sihiri bulundu : daha küçük pil. Bu da yeni gelişmiş güç koruma teknolojisine rağmen iPad Air 2 modelinin bir önceki iPad Air gibi 10 saat pil ömrüne sahip olarak duyurulmasını açıklıyor.

Orjinal iPad Air gibi yeni iPad Air 2 de neredeyse tamir edilemez şekilde üretilmiş. Cihazı açmak için tek yol ekranı çıkarmak ancak güçlü yapıştırıcılarla iç kasaya yapıştırılmış olan ekranı zarar vermeden, çatlatmadan çıkarabilmek oldukça ustalık gerektiriyor. Lightning bağlantısı yine anakart üzerine lehimli, bu da arızalandığı zaman kolay ve ucuza değiştirilememesine yol açmakta. Güçlü yapışkanları geçip zarar vermeden pili çıkarabilmek ise neredeyse imkansız.

iPad Air 2 nin ekranını çıkarabilmek çok güç. Resimde görünen tüp ilk önce mikrodalgada ısıtılıyor ve yapıştırıcıyı eritmekte kullanılıyor. Bu sayede ekran kendini iç kasadan bırakıyor.
Pili incelendiğinde orjinal iPad Air’in 32.9 Wh luk pili yerine yeni iPad Air 2 de %17 daha az güce sahip 27.62 Wh’lık pile sahip olduğu gözlemleniyor. Bu da tamamıyla iPad Air 2 nin orjinal ürüne göre %18 daha ince olması ile karşılık geliyor. Apple yeni güç tarassufu teknolojileri ile iPad Air 2 de de bir önceki sürümü gibi 10 saatlik Wi-Fi ile webde gezinme, video seyretme, müzik dinleme gibi kullanım pil ömrü bildirmekte. Bazı endüstri testlerinde aslında pil kullanım ömrünün azaldığı tespit edilmiş durumda.

Yapılan incelemede iPhone 6 ve iPhone 6 Plus modellerinde aynı yakın alan haberleşme NFC yongası ve 2 GB Elpida RAM belleği bulundu. Her iki modeled de farklı osla da aynı isimle 8MP iSight kamerası mevcut. Ancak iPad Air 2 de farklı bir kamera donanımı aynı isimle tanıtıldı, ancak iPhone daki kamera teknik oalrak daha üstün olmasından dolayı iPad Air 2, iPhone 6 kadar iyi resim çekemeyecek. Kablosu erişim WiFi antenleri iPad Air 2’nin üst tarafına taşınmış, bu sayede çekim bir miktar güçlenecek. NFC konusu ile biraz karışık, henüz iPad Air 2 NFC / temassız ödeme konusunda bir özelliği olması duyurulmadı ancak cihaz içerisinde ilgili yonga mevcut. Belki Apple bu özelliği daha sonra açıklayacak.

iPad Air 2 anakartı : Turuncu = RAM Bellek. Kırmızı = A8X İşlemci. Yeşil = NFC modülü

Sonuç olarak, eğer Apple ın nasıl oldu da dünyanın en ince tabletini yaptığını merak ediyorsanız cevap basit, pili küçültmüş.

Ucuza Uçuşlar için www.rotaradar.com

Seyahat amacıyla uçakları tercih edenlerin azınlıkta olmadığı günümüzde; uçakla seyahat seçeneğinin giderek artması, yolculuk amacıyla doğru firmayı bulmayı oldukça önemli hale getirmektedir. İstatistikî veriler bu ihtiyaca yönelik önemli bir potansiyelin olduğunu da belirtmektedirler. Bu noktada yardım alınabilecek çok sayıda rehber internet sitesi bulunmakta. Ancak sağladığı imkânların fazlalığı ve sunduğu hizmetin yüksek kalitede olması nedeni ile www.rotaradar.com sitesi öne çıkmaktadır.

2015 yılının Ocak ayından hizmet vermeye başlayan bu internet sitesinin oldukça güçlü bir arka planı  bulunmakta. Uzman bir ekibe sahip olması ve sürekli artan anlaşmalı ulusal ve uluslar arası havayolu firmaları portföyü ile ziyaretçilerine en uygun uçak bileti fiyatı seçeneklerini sunabilmektedir.

www.rotaradar.com sitesi nasıl çalışır?

Günümüz internet çağı, kişilere bilgiye rahat ve hızlı bir şekilde ulaşma imkanını vermektedir. Kişilerin giyimden market ihtiyaçlarına, elektronik eşyalardan ev hayvanları için araç gereçlere, sağlıktan ulaşıma; her türlü bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmaları ve ihtiyaçlarını kolayca temin edebilmeleri için milyonlarca internet sitesi hizmet vermektedir. Rotaradar uçak bileti arama sitesi de kolayca uygun uçak bileti bulmak isteyen kişilere, anlık olarak portföyündeki havayolu şirketlerinin istenen tarih ve rotadaki uçak bileti fiyatlarını tek bir ekranda sunabilmektedir.

Böylece tek tek tüm havayolu şirketlerinin web sitelerini ziyaret edip uygun uçak bileti arama zahmetine girmeden, belirlenen tarih ve rotalarda uçak bileti fiyatları anlık olarak ekranınıza gelmektedir. www.rotaradar.com tarafından sunulan bu uçak bileti seçeneklerini, ister ucuzdan pahalıya ister pahalıdan ucuza ya da en kısa süreden en uzun süreye vb. şekillerde kolayca sıralayabilirsiniz. Ayrıca anlaşmalı havayollarının Rotaradar için sağlamış olduğu indirimli uçak biletlerine de site üzerinden kolayca ulaşabilirsiniz.

Rotaradar.com sitesi güvenli midir?

İnternete erişim kolaylaştıkça internet kullanımı da artmaktadır. Buna paralel olarak internet üzerinden kişileri dolandırmak isteyen kötü niyetli kişiler de artmaktadır. Bu durumlardan korunmak için güvenilir internet siteleri tercih edilmelidir. www.rotaradar.com sitesi kullanmış olduğu güvenilir alt yapısı sayesinde ziyaretçilerine anlık olarak doğru bilgiler sunmaktadır. Bilet satın almak isteyen kişileri, tercih edilen uçak bileti satışını sağlayan firmaların sitelerine güvenle yönlendirerek; üçüncü kişilerin zararlarına uğramadan güvenilir uçak bileti alım işlemi yapmanızı sağlamaktadır.

Kurumsal Makale Hizmetinde Medyatics

Makale Hizmeti Nedir?

Makale hizmeti,  kısaca site klasörü içinde veya subdominde açılacak blog kanalında belli konular üzerinde kullanıcılara detaylı bilgi veren makalelelerdir. Bu sayede e-ticaret gibi içerik anlamında detaylı bilgi veremediğiniz portallarda, konuları derinlemesine inceleme ve anlatım ortamı oluşturulmaktadır.

Makale Hizmeti Başlangıç Paketi

Bu hizmetimizde aylık 30 adet 300 kelime üzeri SEO Makalesinin yazılması ve yayına alınmasını kapsamaktadır. Hizmet fiyatı 600 TL dir. İletişim için tıklayın

Üst Düzey Makale Hizmeti

Bu hizmetimizde, aylık 60 adet 300 kelime üzeri SEO makalesinin yazımını ve yayına alınmasını kapsamaktadır. Hizmet fiyatı 1100 TL dir. İletişim için tıklayın

Profesyonel Makale Hizmeti

Bu hizmetimizde makale sayısı için müşteri ile direkt görüşme sağlayarak, alabileceği maksimum trafiği sağlamak için , gerekli raporlar sunularak anlaşma yapılmaktadır. Hizmet fiyatı anlaşmaya göre belirlenmektedir. İletişim için tıklayın

Makale Hizmetinin Faydası Nedir?

En büyük faydası sitenin içerik oranını arttırarak, arama motorlarından ( Google, Yandex, Bing ) gelecek olan organik trafiğin arttırmasıdır. Arama motorları kullanıcıların sürekli aradığı sorulara, cevap bulmak için siteleri tararlar. Eğer cevap sizde ise, sizi ön plana çıkartarak, kullanıcıyı size yönlendirmeye çalışırlar. Çünkü sorunun cevabı sizdedir.

Makale Hizmetinde Sistem Nasıl Çalışıyor?

Makale hizmetimizde belirlenmiş olan paketler vardır. Herhangi birini seçtiğinizde, seçilen adette içerikler site blog kısmına girişini sağlıyoruz. En büyük farkımız ise tüm makaleler SEO uyumlu olarak yazılmaktadır. Tüm paketlerimizde, eğer mevcut site içerisinde blog kurulumu yapılamıyorsa, ücretsiz hosting hizmetimiz birlikte subdomain adrese wordpress içerik sistemi bizim tarafımızdan kurularak, hizmet verilmektedir.

SEO Uyumlu Makale Nedir?

SEO uyumlu makale, hedef anahtar kelimelere göre tasarlanmış ve yine aranma kapasitesi olan, hedef anahtar kelime varyasyonlarından oluşturtulmuş başlıklar seçilerek, yazılan makalelerdir.

Örnek Makale Başlık Seçimi :

Yukarıda Elbise kelimesinin Ahrefs raporunu görmekteyiz. Kelimenin Aylık 93.000 aranması olduğu görülüyor.

Bizim burada yapacağımız ise kelime ile alakalı olan kelime fikirlerini bulmak. ( All Keyword İdeas)

Yukarıdaki tabloda Elbise kelimesinin tüm varyasyon aranması olan kelimeler gözüküyor. Rapora göre 89.581 adet bağlantılı varyasyon kelime bulunuyor. Peki burada blog içerik başlıklarımızı nasıl bulacağız?

Mevcut listedeki kelimeleri minimum 5 kelime ve maksimum 7 kelime arası olan hedef anahtar kelimeleri filtreliyoruz. Burada çok fazla kelimemiz olduğu, farklı rakamlarda kullanarak, listemizi çoğalta biliyoruz.

Yukarıda görüldüğü gibi filtreleme ile anahtar kelime fikirlerimiz 15.708’e düştü. Bu listeye de manüel kontrol ederek, sadece aranma kapasitesi olan, başlıklar ile alakalı SEO makaleleri oluşturuyoruz. 1 Yıl içinde yüzlerce veya da binlerce direkt aranma kapasitesine sahip başlıklarda içeriklerimiz oluyor. Bu çalışmanın organik trafiğe nasıl etki edeceğini biraz sizin hayalinize, biraz da bizim teknik verilerimize bırakıyoruz.

Hizmeti satın almak için tıklayın

E-Yaygın Giriş – E-Yaygın Kurs İşlemleri

e-yaygın Nedir?

e-YAYGIN Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünce geliştirilmiş olan bir otomasyon sistemidir. Bu otomasyon sistemi sayesinde genel müdürlüğe bağlı olan mesleki eğitim merkezleri, halk eğitimi merkezeri, turizm eğitim merkezleri ve olgunlaşma enstitülülerince bünyelerinde devam ettirilmekte olan tüm eğitim, faaliyet ve kurslara bağlı tüm etkinliklerin online ortamda takip edilerek işlemlerin yapılmasını sağlamaktadır.

MEBBİS Girişi 

e-Devlet Girişi

Sistemin internet ortamında olmasında kaynaklı, tüm ülke genelindeki farklı öğrenim ve yaş grubundaki tüm kişileri bünyesine alarak, bilgi ve becerilerini geliştirmeleri çok kolay hale getirilmiştir.

Vatandaş Olarak E-Yaygın Sistemine Kayıt Olabilir Miyim?

e-yaygın.meb.gov.tr adresine girerek üye olmanız gerekmektedir. Sonrasında istediğiniz kurslara ön kayıt yaptırıp kurs aça talebinde bulunabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Ne Yapmalıyım?

İster kursiyer olun ya da kursiyer adayı olun, e-yaygın.meb.gov.tr sistemi üzerinde? Şifremi Unuttum? Ekranından yeni şifrenizi alabilirsiniz.

Yetkili bir kullanıcı iseniz Kullanıcı Yöneticinize müracaatta bulunabilirsiniz.

Kurslara Nasıl Başvuru yapabilirim?

e-yaygın.meb.gov.tr sistemi üzerinden üye olarak istediğiniz kurslara ön kayıt yaptırıp kurs açma talebinde bulunabilirsiniz. Halk Eğitimi Merkezi, Olgunlaşma Enstitüleri ve Turizm Eğitim Merkezlerine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.

E-Yaygın Kursu İşlemleri

E-yaygın otomasyon sistemi kurs işlemleri detayları için PDF belgesine tıklayabilirsiniz.

E-yaygın Kurs İşlemleri PDF

2023 Yılı En Çok Kursiyer Kaydedilen Kurs Listesi

Sosyal Uyum Ve Yaşam 145.973
Aile Okulu (Veliler İçin) 135.928
Madde Bağımlılığı Farkındalık Eğitimi 66.134
Gıda ve Su Sektöründe Çalışanlar İçin Hijyen Eğitimi 56.247
Aile Okulu (Muhtarlara Yönelik) 41.563
Trafik Öğreniyorum 33.951
Yetişkinler İçin Kuran-I Kerim (Elif-Be) Okuma 21.058
İşimiz Temiz Projesi Yiyecek İçecek Sektöründeki Mikro İşletmeler İçin Hijyen Eğitimi 20.753
Kuran-ı Kerim (Elifba) Okuma 19.554
Ailede İlk Yardım 17.828


2023 Yılı En Çok Açılan Kurs Listesi

Aile Okulu (Veliler İçin) 5.285
Sosyal Uyum Ve Yaşam 2.815
Gıda ve Su Sektöründe Çalışanlar İçin Hijyen Eğitimi 1.879
Yetişkinler İçin Kuran-I Kerim (Elif-Be) Okuma 1.618
Kuran-ı Kerim (Elifba) Okuma 1.422
Madde Bağımlılığı Farkındalık Eğitimi 1.333
Yetişkinler İçin Kuran-ı Kerimi Tecvidli Okuma 1.301
Trafik Öğreniyorum 1.254
Yetişkinler I. Kademe Okuma Yazma Öğretimi Ve Temel Eğitim Programı 1.188
Aile Okulu (Muhtarlara Yönelik) 996

ÖĞRETMEN VE USTA ÖĞRETİCİLERİN E-YAYGIN SİSTEMİ ÜZERİNDE YAPMAKLA YÜKÜMLÜ / YETKİLİ OLDUĞU GÖREVLERİ

  • Otomasyon sistemi nedir?
  • MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ e-yaygın sistemi MADDE 69 (1) Merkezlerin iş ve işlemleri, düzenlenen kurslarda birlik ve beraberlik sağlanması amacıyla veri tabanı üzerinden Bakanlıkça hazırlanan e-yaygın sistemi ortamında yürütülür. (2) Kursiyer aday kayıt, kurs açma ve kapatma onayları, kurs bitirme belgeleri ve öğrenim belgeleri, yaygın eğitim istatistikleri ve Bakanlıkça belirlenen diğer iş ve işlemler sistem ortamı üzerinden yürütülür. (3) e-yaygın sistemi ortamında yapılan iş ve işlemler çıktıları alınarak onaylanır ve saklanabilir.
  • Hayat Boyu Öğrenme / Yaygın Eğitim Kurumları Kurs ve Kursiyer İşlemlerinin yürütüldüğü geniş veri tabanlı bir İnternet sitesi olan E-Yaygın ana ekranı aşağıdaki gibi olup, adresinden Kurum yetkilisi tarafından tanımlanan Kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapılabilir.
  • Giriş; Kullanıcı Adı, Şifre ve Doğrulama Kodu ile sağlanabilir.
  • Açılan ekranda Sol üstte yer alan Kurum İşlemleri seçilir..
  • Sırası ile Kurs işlemleri / Kurs Kursiyer İşlemleri seçilerek Devam Devamsızlık ve Not İşlemlerine başlanabilir..
  • İşlem yapabileceğiniz aktif olan kurslar ekrana gelmektedir. Veri girişi yapılmak istenen kursun İşlemler bölümü seçilir..
  • Usta Öğretici Devam/ Devamsızlık girişi ile Her bir Modülün Not girişini bu ekrandan yapabilir.
  • Örneğin 8 Numarada yer alan IŞIL SU, Pazartesi, 3 saatlik dersin kaç saatinde devamsız ise ilgili kısma o kadar saat işlenir. Devam işlenmez.
  • Solda not girişi yapılmayı bekleyen 7 modül bulunmaktadır. Her bir Modüle Uygulama veya varsa Pratik notu girilmelidir.
  • Devam/Devamsızlık girişleri ile Not girişleri yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bunlar ; 1- Devamlı öğrenci için herhangi bir değer girilmeyecek ancak yine de Kaydet butonuna basılacaktır. 2- Kursiyerin devamsızlıktan kalması kurs süresinin 1/5 ini devamsız geçirmesi ile gerçekleşecektir. 3- Kursiyer sayısı 8 in altına düşen kurslar Öğrenci Yetersizliğinden ötürü Ek Onaya düşmektedir. Bu durumlarda zaten yapılması gereken Usta Öğreticinin önceden gelip dilekçe ile kursuyla ilgili durumu kuruma bildirmelidir. Uzun süreli bir kurs bitimine kısa süre 8 in altına indiyse dilekçe alınarak ek onayla kursun bitirilmesi sağlanabilir 4- Not girişi yapılırken Kişi Logosu üzerinde yıldız işareti bulunanlar o modülden muaftırlar. Not girişleri aktif değildir.
  • Devamsızlık ve Not girişleri ardından mutlaka Kurs Sonu İstatistikleri kontrol edilmelidir.
  • Kurs tamamlandığında, kurs defterindeki yoklama durumuna göre devam kursiyerlerin deva durumları kontrol edilmelidir. Modül değerlendirme formuna göre not girişleri kontrol edilmelidir. Belge alacaklar ile devamsız ve başarısız kursiyer sayıları kontrol edilecektir. Bütün bular yapıldıktan sonra KURS DEFTERİ, SINAV BELGELERİ VE MODÜL DEĞERLENDİRME FORMU ilgili müdür yardımcısına teslim edilecektir. Halk eğitimi merkezi yetkilisiyle birlikte e-yaygın sisteminden tekrar kontroller yapıldıktan sonra doğru olduğuna karar verilince KURS SONU ONAYI yetkili tarafından yapılacaktır. BELGE verilecek bir kurs ise BELGE DEFTERİ yetkili tarafından çıkarılıp Usta Öğretici kendine ait kısmı imzalayarak işlemlerini tamamlamış olacaktır.
  • Kursu tamamlandığında, Kendisi OĞRETİCİ ANKETİNİ Kursiyerlerine KURSİYER ANKETİNİ doldurtmalıdır.
  • Kursu tamamlandığında, Kendisi OĞRETİCİ ANKETİNİ Kursiyerlerine KURSİYER ANKETİNİ doldurtmalıdır.
  • Öğreticiler KURS SONU ÖĞRETMEN/USTA ÖĞRETİCİ ANKETİNİ dolduracaklardır.
  • Kursiyerler KURS SONU KURSİYER ANKETİNİ dolduracaklardır.
  • HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MODÜLER KURS PROGRAMLARININ OKUNMASI ( HEMFOET ) (HEM Foundation of Occupational Evolution Training HEM Mesleki Eğitim Gelişim Programı)
  • tarihi itibari ile 3092 adet olan hem foet kursları Yaygın Eğitim Kurumlarının açacakları kursların temelidir.
  • Solda Futbol alanında açılabilecek kurslar belirtilmiştir. Farklı yaş gruplarına ayrılan kursların Öğreticilerinde aranan Nitelikler de farklılık göstermektedir.
  • Futbol yaş grubuna yönelik kursu incelediğimizde; 1-Programa giriş koşullarında dikkat edilecek üç husus vardır. Yaş kriteri,kursiyerin sağlık raporu ve velisinin izni. 2- Eğitici Nitelikleri kısmında ise Son dönem seminerine katılmış olmak ve TFF Grassroots C Lisans sahibi olmak aranan şartlardandır.
  • Görüldüğü üzere; Futbol Yaş grubu kursu ile yaş grubu kursu arasında yaş kriterinden başka bir farklılık yoktur..
  • Spor alanında Badminton kursunu inceleyelim; 1- Giriş koşullarında en dikkat çeken husus, kursiyerlerin güncel lisanslarının olması şartıdır. 2- Eğitici Nitelikleri kısmında ise neredeyse tüm spor alanlarında istenen Güncel Vizeli İlgili Federasyon Antrenörlüğü dür.
  • İşkur vb. kurum ve kuruluşlarla yapılan istihdam garantili kurslar ayrı tutulmak kaydı ile; tarihli ve sayılı Bakanlık onayı ile güncellenmiş tamamlanmayan kurs programlarında yer alan istihdam alanları başlığı
  • uygulamadan kaldırılmıştır. Bir kursun açılmasında esas olan Eğitici Niteliğidir.
  • Solda spor alanı eğitimlerin değerlendirilmesi örneği yer almaktadır. Değerlendirmenin teorik ve uygulamalı olmak üzere iki kısmı mevcut olup, tüm öğrenim faaliyetleri değerlendirilmelidir.
  • KURS DEFTERİ ONAYLATILMASI / İŞLENMESİ
  • Kurs defteri Kursun süresine göre yeterli sayfadan oluşmasına dikkat edilerek seçilmelidir.
  • Ders defterleri onaylanması ve işlenmesinde şu hususlara dikkat edilmelidir; 1- İlk sayfadan başlanarak tüm sayfaların dış köşeleri numaralandırılıp iki sayfa ortası mühürlenir. İlgili yerler doldurulur.
  • Ders defterinin son sayfasında; Kaç sayfadan ibaret olduğu Kurum Müdürü / müdür Yardımcısı tarafından onaylanır.
  • Devam/Devamsızlık takibi yapılacak olan sayfalara öğrenci listesi İşlenir. Hafta sonları ve Resmi tatil günleri x ile işaretlenir. Kursiyerin geldiği günler + gelmediği günler y Raporlu olduğu günler R İzinli olduğu günler i yazılır.
  • Modül Planda yer alan konu kazanımları ilgili saatlere işlenir ve her bir ders tamamlandıktan sonra imzalanır veya paraflanır.
  • Kurs Planları konular ve kazanımlar dikkate alınarak yapılacak. Planlarda yakından uzağa, somuttan soyuta ilkelerinden hareketle örnekler; yakın çevreden ve anlaşılabilir bir dil ile modüllerin çerçevesine uygun şekilde hazırlanacak. Planlarda öngörülen bütün tatiller işlenerek doğru zaman planlamasına dikkat edilmelidir. Planlarda uygulanacak yöntemler, kullanılacak araç-gereçler mutlaka ve uygulanabilir nitelikte işlenecek. Dersler zümre kararları ve kurs planlaması çerçevesinde işlenecek
  • meb.gov.tr, canikhem.meb.k12.tr Web sitelerindeki duyuru ve haberleri sürekli takip eder. Emeklilik, çocuk, evlenme, boşanma, sağlık raporu, derslerde meydana gelen kaza/olayları kurum müdürlüğüne veya ilgili müdür yardımcısına derhal bildirecek. Dersliğini kurum standartları, hijyen, isg (ilkardım, yangın vb.) göre düzenler. Ayrıca sınıf düzenleme kurallarına uyar( Pano, bayrak, masa, sandalye, sıra düzeni vs.) Kurslarında kullandığı makine ve malzemeleri doğru ve zarar vermeden kullanır ve kullanılmasını sağlar. Bakımını yaptırır. Ölçme değerlendirmeleri modüllerde belirlenen hedef kazanımlara göre her modül için yapar ve değerlendirmelerde adil ve olur. Verilen nöbet görevlerini yaparlar Kurumun duyurularını dikkate alır, toplantı ve eğitimlere mutlaka katılır. Saha çalışması çerçevesinde düzenlenen tanıtım faaliyetlerine etkin katılımda bulunur Meslek Kurslarında mutlaka alanıyla ilgili sergi, diğer alanlarda yarışma, gösteri benzeri faaliyetler düzenler. Kurumdan temin ettiği makineleri kurs sonunda teslim eder.

Mebbis Öğretmen Girişi – Mebbis Giriş Ekranı – Meb.gov.tr

Rengarenk Uçan Balonlar

Uçan balonlar küçük büyük herkesi mutlu eder pozitif enerji verir. Doğum günü partilerinin baş tacı olan helyumlu balonlar ile sizde partinizi renklendirin.

Balonlar çeşitli şekillerde çeşitli renklerde ve büyüklüklerde olmaktadır. Uçan balonların normal balonlara göre farkı içindeki bulunan gazdır. Normal balonlar hava yani oksijen, ile doldurulduğunda uçmazlar.  Balonların havada kalması için helyum gazı ile doldurulmuş olması gerekmektedir. Helyum gazının özelliği ise soluduğumuz havadan çok daha hafif bir gaz olmasıdır. Bu sayede balonlarımız havadan daha hafif olduğu için uçabilir.

Helyumla dolu uçan balonları eğlence sektörünün neredeyse her alanında kullanabiliriz. Nişan, kına, 1 yaş partisi, sünnet, doğum günü partileri ve aklınıza gelebilecek her türlü etkinlik süslemesinde uçan balonlara yer bulabilirsiniz. Partinizi süslerken ilk vermeniz gereken karar hangi tür balon kullanacağınızdır. Uçan balon farklı türlerde ve şekillerde çeşitleri bulunmaktadır.

Uçan balon seçimini balonun kullanım yerine göre vermelisiniz. Sıradan, arka plan süslemesi yapacaksanız baskılı balonlar, pastel , sedefli  ve puantiyeli balonlar gibi uçan balonları tercih etmelisiniz. Eğer biraz daha gösterişli bir arka plan süsü istiyorum derseniz sedefli uçan balonlar ve şeffaf tüylü uçan balonlar ise kesinlikle sizin tercihiniz olacaktır. Bu balonlar bağlanma yerlerine göre eğlencenizi, özel gününüzü gerçekleştireceğiniz alanda estetik açıdan göze hitap eden çok güzel süslemelere dönüşebilir.

Partinizin konseptine veya amacına göre ise her zaman lisanslı uçan balonları veya kalp şeklinde uçan balonları da tercih etmek sizlerin elinde. Kutlayacağınız parti herhangi bir takım veya herhangi bir filmin, masalın konsepti ise ihtiyacınıza uygun lisanslı uçan balonları ucanbalonfiyati.com sitemizde bulabilirsiniz. Veya romantik bir akşam yemeği için masanızın yanında uçuşan kalp şeklinde uçan balonları tercih edebilirsiniz.

Eğer süslemenizle bir mesaj vermek istiyorsanız ise tercihiniz kesinlikle folyo uçan balonlardan yana olmalıdır. “İyi Ki Doğdun”, “Nice Senelere”, “Benimle Evlenir Misin?”, “Maşallah” gibi ihtiyacınıza uygun yazıları harf folyo uçan balonlar ile kolaylıkla yazabilirsiniz. Rengarenk canlı folyo renklerden oluşacak olan bu uçan mesajlar kesinlikle sıradan bir duvar süsünü veya pankartını dikkat çekme konusunda geçecektir. Vermek istediğiniz mesajı daha ilginç bir şekilde vermenize imkan tanıyacaktır. Yıl dünümü, yaş günü partileri ve bunun gibi şirket yıl dönümü gibi partilerde rakam folyo uçan balonlar ı tercih edebilirsiniz.

Harf ve rakam folyo balon ile harika konseptler yapabilirsiniz.

Uçan balonların son yıllarda artan diğer bir kullanımı ise bebek cinsiyeti belirleme partileridir. İçlerine mavi veya pembe konfetilerin doldurulduğu uçan balonlar havada patlatılarak bebeğin cinsiyeti belirlenir. Mutlu çiftin ve en yakınlarının üstüne yağan konfetiler böylece aileye yeni katılacak üyenin uzun ve mutlu hayatının ilk adımı olabilir.

Tabi ki de bütün bu saydığımız balon türleri ve çeşitlerini sitemizde bulabilirsiniz. Sadece birkaç tıklama ile ihtiyaç duyabileceğiniz bütün balon gereksinimlerinizi sipariş verebilirsiniz. Siparişlerinizi de Parti Dükkanım kalite garantisi ile de vereceğinizi unutmayın. Sedefli uçan balonlardan puantiyeli uçan balonlara, rakam folyo balonlardan harf folyo balonlara, renk renk şekil şekil her balon sitemizde ve mağazamızda siz değerli müşterilerimizi bekliyor.

Kaan Karahan – Belki Zamanla Parçasını Dinleyin

Müzik klibi ilk reklamı çıktığı anda inanılmaz bir ilgi gördü ve kısa zamanda 500.000’den fazla izlenmeye ulaşan Kaan Karahan‘ın söylediği Belki Zamanla parçasının detaylarını sizler için derledik. Ayrıca Kaan Karahan‘a ait birde foto galeri eklemeyi unutmadık. Müzik klibini çok severek dinleyeceğinizi umuyoruz.

Kaan Karahan Kimdir ?

Kaan Karahan‘ı Behind the House grubundan tanıyabilirsiniz. Kendisi grubun söz yazarlığını ve vokalistliğini yapmıştır. İlk single parçaları olan Madness klibini dinlemek isteyenler tıklayabilir.   Grup ilk olarak 2014’te kurulmuştur. İlkokuldan lise bitimine kadar beraber okuyup, beraber müzik aletlerini öğrenmişlerdir. İlk single çalışmaları Madness ise Aralık 2015 tarihinde piyasaya sürülmüştür.

2019 Şubat ayında ise yine söz Kaan Karahan‘a ait müzik Cenk Eşgin’e ait olan Belki Zamanla single parçaları piyasaya çıkmıştır.

Kaan Karahan‘ın ILS Vision Music etiketi ile yayınlanan “Belki Zamanla” isimli tekli çalışması YouTube ve Tüm Dijital Platformlarda yayında.

Belki Zamanla Parçasını Dinleyin

Fizy: https://fizy.in/flAgk

Spotify: http://smarturl.it/belkizamanla/spotify

Apple Music: http://smarturl.it/belkizamanla/apple…

iTunes: http://smarturl.it/belkizamanla/itunes

Amazon: http://smarturl.it/belkizamanla/amazo…

Söz: Kaan Karahan Müzik: Cenk Eşgin Prodüktör: Harun Tekin & Ozan Tügen Yönetmen: Tunahan Emre Bilgin

Kaan Karahan & Cenk Eşgin – Belki Zamanla Parçasının Sözleri

Yapayalnız da kalsam dönmem
Uzun gecelerden sonra
Seni tanımadan her şey çok basitti
Kaç kere düşüp kalksam da
Özlemekten de yorulsam

Belki zamanla unutur
Tüm hayallerden korkanlar
Kimi sevdiğini, vazgeçtiğini
Kırık kalpler ve hayatlar

Belki zamanla unutur
Tüm sırtından vurulanlar
Onu sevdiğini, geri geldiğini
Kırık kalp tekrar kırılmaz

Yapayalnız da kalsam dönmem
Sabahları zor olsa da
Senden önce hayat çok basitti
Kaç kere düşüp kalksam da
Özlemekten yorulmam

Binali Yıldırım – İstanbul Belediye Başkanı Adayı Maltepe Projeleri

D-100 trafiği rahatlatmak için Maltepe’ye tünel geliyor!

Göztepe-Bostancı tüneli 10.2 km

Anadolu yakasımda Göztepe’den doğuya doğru, Göztepe Bostancı Tüneli ile D-100 karayolu ve sahil yolu arasında kesintisiz bir tünel oluşturarak D-100 karayolunun yoğun olan kesiminin rahatlaması sağlanacak. Bu tünel Maltepe trafiğini rahatlatacak.

İlçemize Dev Teknepark

Şu anda İstanbul’da 445 teknelik teknepark bulunmakta. Gelecek 5 yıl içerisinde hedeflenen sayı 2680. Bu projelerden en geniş kapsamlı olanıysa Maltepe sınırları içerisinde yapılacak. İstanbul’da tekne ve yatçılığın gelişmesi amacıyla 1200 tekne kapasiteli teknepark oluşturulacak.

MALTEPE’DE 28 FARKLI NOKTADA 6517 ARAÇLIK OTOPARK İLE PARK SORUNUNU ÇÖZECEĞİZ

  • Küçükyalı Serap Caddesi 295 araçlık zemin altı otopark
  • Fener Sokak 250 araçlık zemin altı otopark
  • Sanayiciler Caddesi 250 araçlık zemin altı otopark
  • Cevizler Mahallesi özel eğitim kampüsü 532 araçlık kapalı otopark
  • Hacılar Caddesi 250 araçlık katlı otopark
  • İsmet İnönü Caddesi 100 araçlık otopark
  • Bülbül Sokak 250 araçlık zemin altı otopark
  • Çam sokak 300 araçlık zemin altı otopark
  • Hanımeli Caddesi 200 araçlık katlı otopark
  • Emre Sokak 150 araçlık zemin altı otopark
  • Fil Yokuşu Sokak 200 araçlık zemin altı otopark
  • Cumhur Sokak 300 araçlık zemin altı otopark
  • Petrol Sokak 200 araçlık zemin altı otopark
  • Ataman Caddesi 150 araçlık zemin altı otopark
  • Yeşiltepe Sokak 250 araçlık zemin altı otopark
  • Saldıray Sokak 150 araçlık zemin altı otopark
  • Turgut Reis Sokak 200 araçlık zemin altı otopark
  • Atatürk Caddesi 200 araçlık zemin altı otopark
  • Gürbüzler Sokak 150 araçlık zemin altı otopark
  • Sakar çıkmazı 300 araçlık zemin altı otopark
  • Kırlangıç Sokak 120 araçlık zemin altı otoparkı
  • Sağlışılar Sokak 430 araçlık zemin altı otopark
  • Çilek Sokak 190 araçlık zemin altı otopark
  • Aslanbey Caddesi 300 araçlık zemin altı otopark
  • Şehit Taner-Kader Sokak arası 250 araçlık zemin altı otopark
  • Zuhal Caddesi 150 araçlık zemin altı otopark
  • İkinci ilkokul Caddesi 150 araçlık zemin altı otopark
  • Narlıdere Caddesi 250 araçlık zemin altı otopark

Trafiğin sıkıştığı 8 farklı noktada yeni kavşak ve yol düzenlemeleri

  • Esenkent Mahallesi Bağlantısı için Yol Projesi
  • Mopaş Kavşağı Üstgeçit Yol ve Kavşak Projesi
  • Bağdat Caddesi (idealtepe Mevkii) Yol ve Kavşak Projesi
  • Maltepe ve Sancaktepe İlçeleri, Başıbüyük-Samandıra Arası Yol ve Kavşak Peojesi
  • Maltepe ve Sancaktepe İlçeleri, Maltepe Caddesi – Samandıra Caddesi Kesişimi Kavşak ve Köprü Projesi
  • Selanik Caddesi – Tugay Yolu Caddesi Arası İmar Yolu Üzeri Dere Geçiş Köprüsü Ön Projesi
  • Bağdat Caddesi (Cumhuriyet Cami önü) Yol ve Kavşak Projesi
  • Karacabey Kavşağı – Kiptaş Konutları Arası Yol Projesi

YEŞİL İSTANBUL

MALTEPE KOLİDORU

Altıntepe, Başıbüyük, Büyükbakkalköy, Bostancı ve İdealtepe Mahalleleri birbirine bağlanıyor

Maltepe sahil; Orhangazi Şehir Parkı ve Bostancı Gösteri Merkezinden başlayan koridor yoğun orman ve askeri alanlar boyunca ilerleyerek Sancaktepe koridoru ve Maltepe Üniversitesi Marmara Eğitim Köyü ile birleşmektedir. 20 km uzunluğa sahip bu koridor (1milyon 869bin 345m2 alan) yaya ve bisikletlilere kesintisiz ulaşım sağlıyor. Bu koridor Maltepe ilçesinde 5 mahalleyi birbirine bağlayarak ilçeye ilave 1 milyon 122 bin 228 m2 yeşil alan kazandırıyor.

MALTEPE-SANCAKTEPE KORİDORU

Kesintisiz 40 km yeşil koridor

Bu koridor Maltepe sahilinden başlayarak Çekmeköy ilçesi Alemdağ kışlası ve Pendik Ömerli Barajı ile sınırlanıyor. 40 km uzunluğa sahip yeşil koridorla (8milyon 096 bin 320 m2 alan) yayalar ve bisikletliler kesintisiz bir ulaşımı deneyimliyor. Maltepe ilçesinde Yalı, Cevizli, Esenkent, Büyükbakkalköy, Kuzudere Devlet Ormanı; Kartal ilçesinde Uğur Mumcu, Orhantepe, Aydos Devlet Ormanı, Sancaktepe ilçesi Fatih, Akpınar, Osmangazi, Eyüpsultan, Mimar Sinan, Hilal, Yenidoğan, Abdurrahmangazi-Paşaköy, Mevlana, Kemal Türkler mahallelerinden, Çekmeköy ilçesinde ise Soğukpınar, Askeri Bölge ile Aydınlar mahallelerinden geçiyor. Bu hat ile İstanbul 3 milyon 976 bin 667 m2 yeşil alan kazanıyor.

Bu koridor Kartal, Maltepe, Sancaktepe ve Çekmeköy ilçelerine can verecek

D-100 trafiği rahatlatmak için Maltepe’ye tünel geliyor!

Herkese nefes olacak

2023 İstanbul vizyonumuz kapsamında 3.6 milyar TL’lik bir yatırımla 16 milyon metrekarelik devasa bir alan içinde beş Millet Bahçesi’nin daha yapımını gerçekleştireceğiz. Bu beş yeni Millet Bahçesi’nden birisi de Maltepe Millet Bahçesi olacak. Maltepe Millet Bahçesi’yle Maltepeli vatandaşlarımız nefes alacak; ihtiyaç duydukları doğal yeşil ortamlara kavuşacaklar. Aileleri ve sevdikleriyle keyifle bu eşsiz şehirde yaşamanın tadını çıkartacaklar. Millet Bahçelerinin Yeşil Ağ sistemine entegre edilmesiyle birlikte “Yemyeşil İstanbul” projesi gerçeğe dönüştürülecek. Millet bahçeleri yalnızca doğanın ve yeşilin içinde huzur bulunan ortamlar olarak değil aynı zamanda deprem ve benzeri doğal afetlerde İstanbullular için bir toplanma alanı olarak da hizmet verecekler.

Maltepe için devasa bir bölge parkı kuracağız

Maltepe’de eşsiz bir gençlik merkezi

İçerisinde ekolojik Pazar, permakültür eğitim merkezi, kafeler, konaklama birimleri, idari birimler, paintball sahası, konferans salonu, atlı spor kulübü, kapalı yüzme havuzu, gençlik merkezi, spor salonu ve otoparkları bulunan muazzam bir kompleksi Maltepelilerin hizmetine sunacağız. Maltepeliler toplamda 5 milyon 245 bin 93 m2’lik bir alanda eğlenceli vakit geçirebilecek.

Maltepe Festival Alanı ve İstiklal Açık Hava Müzesi

Maltepeli çocuklarımız, gençlerimiz ve yetişkinlerimiz için eğlenceli bir mekan inşa ediyoruz. İçerisinde Fatih Sultan Mehmed’in şahlanan atının üzerinde İstanbul’a yöneldiği heykeli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz” anıtı; Osmanlı Sultanlarının, tarihteki Türk Devletlerinin Kurucuları, Seyit Onbaşı, Nene Hatun, Ömer Halisdemir, Mevlana hoşgörü ve isimsiz kahramanlar heykelleri, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar, Kurtuluş Savaşı, Kıbrıs, Fırat Kalkanı, Afrin Şehitleri, isimsiz kahraman anıtları, bayrağımız altında 16 Türk Devleti Bayrakları; farkındalık ekranları; oturma ve seyir alanları bulunan Açık Hava müzesi ile tarihimizi, kültürümüzü, milli değerlerimizi yad edebilecekler. Aynı zamanda festival alanında düzenlenecek etkinliklerle keyifli vakit geçirebilecekler.

MÜHSİN YAZICIOĞLU GENÇLİK MERKEZİ

7/24 Gençlerimizin hizmetindeyiz

Maltepeli gençlerimizi çok seviyoruz. Onlar için çok şey yapmaya hazırız. Onlara kendilerini geliştirebilecekleri, kültür ve sanat faaliyetleriyle ilgilenerek sosyalleşebilecekleri bir Gençlik Merkezi Inşa edeceğiz. Muhsin Yazıcıoğlu Gençlik Merkezinde gençlerimizin zararlı alışkanlıklarından uzak vakit geçirebilmeleri için 7/24 hizmet vereceğiz.

Maltepe Millet Kıraathanesi

Maltepeli vatandaşlarımızı 7/24 hizmet veren kütüphanelerimizle buluşturarak kıraathane kültürümüzü canlandıracağız. Sesli çalışma alanları kafeteryalarıyla Maltepe’de yeni dönemin buluşma mekanları Millet Kıraathaneleri olacak. Söyleşi ve konferans salonlarıyla yaşam merkezlerimiz AVM’ler değil kütüphaneler olacak.

Piri Reis Seyir Terası ve Açık Hava Müzesi

Piri Reis Seyir Terası ve Açık Hava Müzesi’yle alternatif buluşma ve kaynaşma alanları sunacağız. Maltepeli vatandaşlarımızın sosyalleşmesini, yeni ve farklı tipte sosyal alanlara kavuşmasını sağlayacağız. Vatandaşlarımıza Seyir Teras’ında emsalsiz bir seyir keyfi sunacağız. Aynı zamanda açık hava müzesi olarak değerlendirilecek bu komplekste vatandaşların aileleriyle ve dostlarıyla kültür ve sanat faaliyetlerine kendi ilçelerinde temas edebilmelerine olanak sağlayacağız.

HİDAYET TÜRKOĞLU ÇOK AMAÇLI SPOR TESİSİ

Maltepe’ye kurulacak olan Hidayet Türkoğlu spor Tesisi’yle Maltepe basketbol, voleybol ve yüzme sporlarında bir marka haline gelecek. İçerisinde maltepespor ve Maltepe Amatör Spor kulüpleri Birliği’nin merkezlerinin de bulunacağı çok fonksiyonlu tesis, Maltepe’yi sağlıklı yarınlara taşıyacak.

Çocuklar sporla uğraşacak, sporla büyüyecek

Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutacak sportif faaliyetleri destekliyoruz. Onları kötülükten korumak için en güzel yolun sporla uğraşmak olduğunu biliyoruz. Bu sebeple Maltepe’yi sportif bir yapıya kavuşturuyoruz. Çocuklarımızın sağlıklı birey olarak yetişmelerinde, sporun ne denli önemli olduğunu biliyoruz. Bu sebeple Maltepe’deki ilk ve ortaokullarla liselere spor salonları inşa edeceğiz.

Spor salonu yapacağımız liselerden bazıları
  • Maltepe Osmangazi Kız İmam Hatip Ortaokulu
  • Prof. Dr. Bekir Topaloğlu İmam Hatip Ortaokulu
  • Handan Hayrettin Yelkikanat Anadolu Mesleki Teknik Anadolu Lisesi
  • Prof. Dr. Abdullah Türkoğlu Ortaokulu
  • Albay Niyazi Esen ilkokulu
  • Gülsuyu İlköğretim Okulu
  • Gülsuyu İmam Hatip Ortaokulu ve Gülsuyu Ortaokulu (ilköğretim Okulu)
  • Maltepe Başıbüyük Yılmaz Mızrak Ortaokulu
  • Maltepe Osmangazi Kız İmam Hatip Lisesi
  • Atatürk İlkokulu

Maltepe Spor ve Maltepe Amatör Spor Kulüpler Birliği Tesisleri

Maltepe Su Sporları Parkı

Maltepeli vatandaşlarımız için sosyal faaliyet alanlarını geliştireceğiz. Bölgede yenileme ve düzenleme çalışmaları yapacağız. Maltepemiz kano kürek ve yelken sporları icra edilebilecek Su Sporları Parkı’na kavuşacak. Böylece Maltepeliler ilçe sınırları içerisinde ulaşılabilir çok sayıda spor salonunda sportif faaliyetleriyle uğraşabilecekler.

39 İlçede Dene-Yap ve Çocuk Atölyeleri

İstanbul’un her ilçesine, ortak geleceğimizin adam olacak çocuklarına, Dene-Yap Atölyeleriyle bilim ve teknik becerilerini keşfedebileceği merkezler kuracağız. Aynı zamanda çocuklarımızın diğer yeteneklerini ortaya çıkartabilmek için atölyeleri kurulacak.

300 mahalleye 955 kreş

Kadınların iş gücüne katılımını arttırmak, çalışan anne babaların çocuklarına kaliteleri bir eğitim, okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak ve daha parlak bir gelecek için Büyükada’da kreş projemiz hayata geçecek.

Oyuncak Kütüphaneleri

Çocuklar sosyalleşsin, oyuncaklar paylaşılsın, eğitsel oyuncaklara her çocuk ulaşsın diye oyuncak kütüphaneleri kuruyoruz.

Evde Bakım Hizmetleri

Evinde yalnız yaşayan İstanbullu bize emanet. Ev temizliğinden, sağlık kontrolüne kadar evinde yalnız yaşayan her İstanbullunun bakım sorumluluğu bize ait olacak. Büyükşehir Belediyesi’nin evde bakım hizmetleri hastalardan, yaşlılara tüm ihtiyaç sahiplerine ulaşacak.

Aktif Yaşlanma

Yaşlı veya yaşlılık sürecinde olan emekli, çalışan, çalışmayan, ev hanımlarına hem gelir sağlayacak hem de eğitim ve sosyalleşme imkanı sunacak bir sistem hazırladık. İkinci Bahar var. “Eğitim al, çalış, buluş etkinliklerine katıl.” Sanat, zanaat, spor elçiliği, eğitim ve etkinlik imkanları sunulacak.

Yaşlı Atölyeleri

Yaşlısına bakan vefalı İstanbulluların yükünü hafifletiyoruz. “İşin çıktığında; sorumlusu olduğun yaşlıyı bırak, kendine zaman ayır.” 39 İlçede kurulacak merkezlerde gün içi kurslar, dinletiler, sağlık kontrolleri, ahşap boyama, tesbih, ebru gibi imkanlar sağlanacak.

Huzurlu Yaşam Evleri

Yalnız kalmış yaşlılarımız için tesislerimizi artırıyoruz. Fizik tedavi rehabilitasyon, radyoloji, laboratuvar, acil gibi hizmetler bu merkezlerde yatılı hastalarımız için servis verecek.

KADINLARIN İSTİHDAMINA DESTEK PROJESI

Binlerce kadın ev işlerinde gündelik çalışıyor veya iş arıyor. Binlerce aile ise evinde güvenilir yardımcı arıyor. Eğiteceğimiz binlerce kadın yardımcı çalışan çocuklu ailelerle elele olacak. Anneler açacağımız kreşlere çocuklarını güvenle emanet ederek iş gücüne katılabilecek.

EBEVEYNLİK OKULU

Büyükşehir yanınızda olacak!

İstanbul’da her yıl 260 bin çocuk dünyaya geliyor. Şehrimizin yeni üyeleri için onlar dünyaya gelmeden bu heyecanı aileleriyle paylaşıyoruz. Anneliğe hazırlık; babalık heyecanını bastırmak için, gebelik sürecinde ve doğum sonrasında eğitim programlarımızla o mutlu günlere birlikte hazırlanacağız.

Piri Reis Seyir Terası ve Açık Hava Müzesi’yle alternatif buluşma ve kaynaşma alanları sunacağız. Maltepeli vatandaşlarımızın sosyalleşmesini, yeni ve farklı tipte sosyal alanlara kavuşmasını sağlayacağız. Vatandaşlarımıza Seyir Teras’ında emsalsiz bir seyir keyfi sunacağız. Aynı zamanda açık hava müzesi olarak değerlendirilecek bu komplekste vatandaşların aileleriyle ve dostlarıyla kültür ve sanat faaliyetlerine kendi ilçelerinde temas edebilmelerine olanak sağlayacağız.

DAYANIKLI İSTANBUL

KENTSEL DAYANIKLILIK

İstanbullu’nun Sorunlarla Baş Edebilme Gücü

KENTSEL DÖNÜŞÜM 3 ANA SORUNA 9 ÇÖZÜM

İSTANBUL’U KORUYACAĞIZ

İLÇE BAZINDA KENTSEL DÖNÜŞÜM STRATEJİ BELGESİ HAZIRLANACAK

KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMALARINDA KULLANILACAK YÖNTEMLERİ STANDART HALE GETİRECEĞİZ

DEĞER ARTIŞI ADİL VE DENGELİ DAĞITILARAK, BELEDİYE’NİN HAKEM OLMASINI SAĞLAYACAĞIZ

SEL, DEPREM, ÇEVRE KİRLİLİĞİ GİBİ TÜM AFETLERE HAZIRLIKLI OLACAĞIZ

TARİH VE KÜLTÜREL DEĞERLERİN KORUNMASINA ÖNEM VERECEĞİZ

Faizsiz dayanıklı konut edinme modeli

KİPTAŞ eliyle altın günü gibi grub ve/veya bireysel başvurularıyla ilk ev sahibi olandan sona kalanlar arasında taksit miktarlarında ayarlama yaparak faizsiz konut edinme yöntemi geliştireceğiz. Bu projeyle hem deprem gibi afetlere karşı dayanıklı konut sahibi olma fırsatı sağlayacağız, hem de komşuluk ilişkilerini güçlendirip, imece geleneğimizi de bu çağda tekrar sağlayacağız.

Bina İzleme ve Hasar Takip Sistemi

Afete duyarlı bir kent için risk tehdidi taşıyan binalara kuracağımız izleme hasar takip sistemiyle binaların deprem zemin ilişkilerini, dayanıklılıklarını ve depremde nasıl bir tepki oluşturacaklarını takip ediceğiz. Buna göre yıkılma tehdidi olmayan binalarda güçlendirme kredilerini vatandaşa aktif şekilde kullandırıp depreme hazırlıklı olacağız. Ayrıca afet durumlarında hızlı ve etkin iletişini bugünden sağlayacağız.

AKILLI İSTANBUL

SOKAK HAYVANLARINA KABİN

Sahipsiz hayvanlarına yaşadıkları mahallede aşılama ve tedavi ihtiyaçlarının giderilmesi, hayvan sahiplenmenin özendirilmesi amacıyla Vetbüs hayvan tedavi ünitesi sayıları artırılacak. Vetnet programıyla bu hayvan dostlarımıza ait veriler tek bir envanter altında toplanacak. Ayrıca vatandaşlarımızın sahipli hayvanlarının aşı takvimlerini takip edebileceği, hayvanlar hakkında bilgilendirmelerin yapılabileceği, yerinde rehabilitasyon hizmetleri kapsamında hizmet veren Vetbüs ve Vetkabin araçlarımız akıllı telefonlar üzerinden takip edilebilecek.

Hafriyat Takip Sistemi

Harfiyat taşımacılığının güvenli şekilde ve şehir içinde sadece izin verilen güzergahlarda yapılmasına yönelik kontrol sistemini hayata geçireceğiz. Hafriyat artık İstanbul’un sorunu olmaktan çıkacak.

Hastalara Anlık Takip

Evde bakım hizmeti alan yaşlılar, engelliler ve özellikle de Alzheimer hastalarına bir mobil uygulama üzerinden takip edilebilecek akıllı saatler temin edilecek. Bu saatler sayesinde hastaların sağlık durumları ve acil durumlar anlık olarak takip edilirken hastaların kaybolma ihtimali ortadan kalkacak.

Evinizin içi gibi Aydınlık Bir İstanbul

Akıllı Aydınlatma Sistemi’yle yol, sokak ve parklarımızın aydınlatılmasını merkezden nesnelerin internet teknolojisiyle yöneteceğiz. Bu sayede anlık müdahale ile güvenlik seviyesi artacak maliyetler azalacak enerjiden tasarruf sağlayacağız.

Tüm Su Sayaçları Akıllanacak

İstanbul’daki bütün su sayaçları ücretsiz şekilde akıllı sayaçlarla değiştirilecek. Uzaktan anlık kapatılıp açılabilecek. Okuma bedeli düşeceğinden faturalar de düşecek. Bu sistemle kaçak kullanımlar önlenecek.

Akıllı Şehir Mobilyaları ile Herkesin Hayatı Kolaylaşacak

İstanbul’un tüm meydan ve parklarında şehir mobilyalarıyla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırıp yaşam kalitesini arttıracağız. Akıllı banklarda şarj üniteleri olacak. Akıllı pergolalar enerji üretecek. Ayrıca akıllı duraklar sayesinde otobüsün durağa kaç dakika sonra geleceği belli olacak.

Akıllı Altyapı ile Sistem Arıza Vermeden Anında Müdahale Edeceğiz

Akıllı şebeke kapsamında İstanbul’um 33.467 km kanal, yağmur suyu ve içme suyu hatları kamera sistemleri ile izlenecek. Sistemde arıza vermeye yakın hatlar online takip edilecek olup vatandaş mağdur olmadan sisteme müdahale edilecektir.

www.binaliyildirim.com.tr

Tüm Detaylar İçin Tıklayınız.

Binali Yıldırım – İstanbul Belediye Başkanı Adayı Adalar Projeleri

İstanbul’un gözbebeği Adalar’a ELEKTRİKLİ FAYTON

Adalar elektrikli-çevreci faytonlara, atlar özgürlüklerine kavuşacak.

İstanbul’un tarihsel, kültürel ve coğrafi açıdan ayrılmaz bir parçası olan Adalar’ın en önemli sorunlarından birini faytonlar oluşturuyor. Coğrafi koşullar nedeniyle özel araç trafiğinin yasak olduğu ilçede, turistik amaçlı kullanılan faytonların oluşturduğu trafik ve bu faytonlarda kullanılan atların doğal olmayan ölüm oranlarının yüksekliği başta hayvanseverler olmak üzere pek çok Adalının tepkisini çekiyor. İlçede halihazırda 227’si Büyükada’da, 30’u Heybeliada’da ve 21’i Burgazada’da olmak üzere toplam 278 adet fayton bulunmaktadır. Yoğun fayton trafiği, fayton araçlarının ve atların bakımsızlığı ve işletme hataları, çevre kirliliği, faytoncular ile Ada sakinleri arasında gerilime yol açıyor ve giderek sosyal bir soruna dönüşüyor.

Adalar Belediyesi sınırları içinde ticari işletme unvanıyla fayton olarak kullanılan araçların bir kısmı elektrikli, çevreci ve güvenli araçlara dönüştürülecek. Bu yolla hem İstanbul’un gözbebeği Adalar’ın tarihsel ve doğal yapışıma zarar vermeyecek, çevreyi kirletmeyecek bir çağdaş ulaşım yöntemini ilçeye getirmiş ve yaygınlaştırmış olacağız hem de hayvan severlerin tepkisine yol açan atlara yönelik kötü muamele ve bakımsızlığın önüne geçmiş olacağız. Adalılar, yeni dönemde çok daha temiz, çevreci, tarihi ve kültürel yapıyı koruyan mekânsal özgünlüğe dikkat eden bir anlayışı iş başında görecekler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yönetiminde, sınırlı sayıda “Nostaljik Fayton” da ada sokaklarında olacak.

Daha Güvenli Adalar Trafiği İçin

Bahar ve yaz mevsimlerinde günübirlik ziyaretçilerin özellikle hafta sonları yoğunluk ve artış gösterdiği Adalar’da bu dönemde bisiklet, fayton ve yaya trafiğinin adeta iç içe geçtiğini biliyoruz. Bu durum çok sayıda kazaya da neden oluyor. Hem adalı kardeşlerimiz, hemşerilerimizin esenlik içinde ilçelerinde dolaşabilmelerini sağlamak hem de turistik nedenlerle Adalar’a gelip bisiklete binen vatandaşlarımızı trafik yoğunluğunu arttırmadan daha güvenli ve ayrılmış bisiklet yollarına yönlendirmek için gerçekleştireceğimiz bisiklet yolları hayata geçecek.

İstanbullu denizin tadını çıkarsın, toplı taşımada denizi de kullansın, trafik rahatlasın diye, deniz ulaşımı ücretsiz olucak. Toplu taşımanın herhangi bir yerinde İstanbul Kart’la yapılacak deniz yolculuğı ücretsiz olucak. Bu vesileyle günlük deniz ulaşımını ilk etapta 750 bin, beş sene içerisindeyse 1 milyon yolcuya çıkartacağız. Böylece trafikten günlük 82 bin araç çekilmiş olacak.

Adalar Bakırköy hattı geliyor

Optimize edilmiş yolcu motorlarıyla Adalar’a kesintisiz ulaşım gerçekleştirilecek. Her türlü hava ve deniz koşullarında kullanılabilecek küçük kapasiteli yolcu gemileriyle İstanbullulara hizmet edeceğiz. Mevcut 51 hattımıza 14 yeni hat ekleyeceğiz.

YEŞİL İSTANBUL

Adaların Sahil ve Meydanları Yenileniyor,

Adalılara yakışan bir şehircilik anlayışı geliyor!

Büyükada, Heybeliada, Kınalıada ve Burgazada’da “Yemyeşil İstanbul” Projesi çerçevesinde Adaların en büyük ihtiyaç ve beklentilerinden olan, daha temiz, daha düzenli ve çağdaş kamusal kıyı şeritleri ile şehir meydanları düzenlemelerini gerçekleştireceğiz. Büyükada için bir başka projemiz sahil ve meydan düzenlemesidir. Büyükada meydanı ve çerçevesinde, içinde çocuk oyun alanı, festival, spor, sergi ve konser gibi etkinlikler için kullanılacak çok amaçlı meydan ile bağlantılı cadde ve sokakların düzenlenmesi gerçekleştirilecektir. Proje alanı: 14 bin 520 metrekare olacaktır.

Heybelliada’ya Sahil ve Meydan Düzenlemesi Geliyor

Adalar ilçemizin en önemli yerleşim alanlarından birisi de Heybeliada. Heybeliada’da gerçekleştireceğimiz sahil ve meydan yenileme projelerinin içinde çocuk oyun alanı, hediyelik eşya satış yeri, sosyal toplanma alanları, meydan düzenlemesi, cadde-sokak düzenlemesi bulunan 11 bin 40 metrekarelik alanın ihya edilmesidir.

Heybelliada’ya Sahil ve Meydan Düzenlemesi Geliyor

Adalar ilçemizin en önemli yerleşim alanlarından birisi de Heybeliada. Heybeliada’da gerçekleştireceğimiz sahil ve meydan yenileme projelerinin içinde çocuk oyun alanı, hediyelik eşya satış yeri, sosyal toplanma alanları, meydan düzenlemesi, cadde-sokak düzenlemesi bulunan 11 bin 40 metrekarelik alanın ihya edilmesidir.

Heybelliada’ya Sahil ve Meydan Düzenlemesi Geliyor

Adalar ilçemizin en önemli yerleşim alanlarından birisi de Heybeliada. Heybeliada’da gerçekleştireceğimiz sahil ve meydan yenileme projelerinin içinde çocuk oyun alanı, hediyelik eşya satış yeri, sosyal toplanma alanları, meydan düzenlemesi, cadde-sokak düzenlemesi bulunan 11 bin 40 metrekarelik alanın ihya edilmesidir.

Kınalı sınırları içinde bütün adalı gençlerimizin kullanımına açık olacak biçimde 5 bin metrekarelik bir kamp alanı yapacağız.

Adalar’a Halk Plajı Geliyor

Büyükada Aya Nikola Plajı

Adalar halkına açık plaj haline getirilmesi projesidir. Soyunma kabinleri, can kurtaran gözetleme kulesi, kafeterya şeklinde fonksiyonlar bulunacaktır. Projelerden ilki Büyükada’nın Maden Mahallesinde yer alan aynı zamanda turistik bir çekim merkezi olan Aya Nikola’nın kıyı düzenlemesidir.

Adalar halkına açık plaj haline getirilmesi projesidir. Soyunma kabinleri, can kurtaran gözetleme kulesi, kafeterya şeklinde fonksiyonlar bulunacaktır. Projelerden ilki Büyükada’nın Maden Mahallesinde yer alan aynı zamanda turistik bir çekim merkezi olan Aya Nikola’nın kıyı düzenlemesidir.

Heybeliada Halk Plajı

Heybeliada’da halk plajı içerisinde ada sakinlerine hizmet edecek fonksiyonlar yer alacaktır.

YAŞAYAN İSTANBUL

Büyükada’nın Tarihi Taş Mektep’i Yeniden Doğacak

Taş Mektep Metruk Halinden Kurtarılacak.

150 yılı aşan tarihiyle Adalar ilçemizin en önemli kültür varlıklarından biri olan Tarihi Taş Mektep’i mevcut metruk halinden çıkarıp, aslına uygun biçimde yenileyecek ve bir sosyal tesis olarak bütün adalı hemşerilerimizin hizmetine sunacağız. Tarihi binanın zemin katı sosyal tesis üst katı ise müze olarak değerlendirilecek.

DİNAMİK İSTANBUL

Her Yaştan Adalı Gençlerimiz İçim Yeni Spor Kompleksi Açıyoruz.

Adalar Büyükada Maden Mahallesi Spor Tesisi

Tesislerden meydanlara, sahillerden parklara, yeşil ağ koridorlarından şehir teraslarına kadar, şehrin her noktasına sporu taşıyacağız. İstanbullunun hayatına yüzlerce yeni spor tesisinden 961 mahallenin de katılacağı mahalle liglerine kadar yüzlerce proje değecek. Büyükada’nın Maden Mahallesinde, toplam 4 bin 643 metrekarelik inşaat alanında gerçekleştireceğimiz spor kompleksiyle 150 kişilik tribün, 230 kişilik konferans salonu, basketbol sahası ve stüdyo ders salonunun bulunacağı yepyeni bir spor merkezini hayata geçireceğiz.

HERKES İÇİN İSTANBUL

39 İlçede Dene-Yap ve Çocuk Atölyeleri

İstanbul’un her ilçesine, ortak geleceğimizin adam olacak çocuklarına, Dene-Yap Atölyeleriyle bilim ve teknik becerilerini keşfedebileceği merkezler kuracağız. Aynı zamanda çocuklarımızın diğer yeteneklerini ortaya çıkartabilmek için atölyeleri kurulacak.

300 mahalleye 955 kreş

Kadınların iş gücüne katılımını arttırmak, çalışan anne babaların çocuklarına kaliteleri bir eğitim, okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak ve daha parlak bir gelecek için Büyükada’da kreş projemiz hayata geçecek.

Oyuncak Kütüphaneleri

Çocuklar sosyalleşsin, oyuncaklar paylaşılsın, eğitsel oyuncaklara her çocuk ulaşsın diye oyuncak kütüphaneleri kuruyoruz.

Evde Bakım Hizmetleri

Evinde yalnız yaşayan İstanbullu bize emanet. Ev temizliğinden, sağlık kontrolüne kadar evinde yalnız yaşayan her İstanbullunun bakım sorumluluğu bize ait olacak. Büyükşehir Belediyesi’nin evde bakım hizmetleri hastalardan, yaşlılara tüm ihtiyaç sahiplerine ulaşacak.

Aktif Yaşlanma

Yaşlı veya yaşlılık sürecinde olan emekli, çalışan, çalışmayan, ev hanımlarına hem gelir sağlayacak hem de eğitim ve sosyalleşme imkanı sunacak bir sistem hazırladık. İkinci Bahar var. “Eğitim al, çalış, buluş etkinliklerine katıl.” Sanat, zanaat, spor elçiliği, eğitim ve etkinlik imkanları sunulacak.

Yaşlı Atölyeleri

Yaşlısına bakan vefalı İstanbulluların yükünü hafifletiyoruz. “İşin çıktığında; sorumlusu olduğun yaşlıyı bırak, kendine zaman ayır.” 39 İlçede kurulacak merkezlerde gün içi kurslar, dinletiler, sağlık kontrolleri, ahşap boyama, tesbih, ebru gibi imkanlar sağlanacak.

Huzurlu Yaşam Evleri

Yalnız kalmış yaşlılarımız için tesislerimizi artırıyoruz. Fizik tedavi rehabilitasyon, radyoloji, laboratuvar, acil gibi hizmetler bu merkezlerde yatılı hastalarımız için servis verecek.

KADINLARIN İSTİHDAMINA DESTEK PROJESI

Binlerce kadın ev işlerinde gündelik çalışıyor veya iş arıyor. Binlerce aile ise evinde güvenilir yardımcı arıyor. Eğiteceğimiz binlerce kadın yardımcı çalışan çocuklu ailelerle elele olacak. Anneler açacağımız kreşlere çocuklarını güvenle emanet ederek iş gücüne katılabilecek.

EBEVEYNLİK OKULU

Büyükşehir yanınızda olacak!

İstanbul’da her yıl 260 bin çocuk dünyaya geliyor. Şehrimizin yeni üyeleri için onlar dünyaya gelmeden bu heyecanı aileleriyle paylaşıyoruz. Anneliğe hazırlık; babalık heyecanını bastırmak için, gebelik sürecinde ve doğum sonrasında eğitim programlarımızla o mutlu günlere birlikte hazırlanacağız.

Şehrin engelleri kalkıcak

İstanbul’da yaklaşık 200.000 engeli olan vatandaşımızı sokaklara, meydanlara, çalışma alanlarına çağıracağız.
İstanbul’daki tüm kaldırımları, yaya yollarını, parkları, kavşakları evrensel tasarım standartlarına uygun olarak yenileyeceğiz.
Yaşlı, çocuk, sağlıklı, engelli olan herkesi hareket edebilmesini sağlayacağız. İstanbul için tüm sokakları analiz ederek mekansal engelleri kaldıracağız.

AKILLI İSTANBUL

SOKAK HAYVANLARINA KABİN

Sahipsiz hayvanlarına yaşadıkları mahallede aşılama ve tedavi ihtiyaçlarının giderilmesi, hayvan sahiplenmenin özendirilmesi amacıyla Vetbüs hayvan tedavi ünitesi sayıları artırılacak. Vetnet programıyla bu hayvan dostlarımıza ait veriler tek bir envanter altında toplanacak. Ayrıca vatandaşlarımızın sahipli hayvanlarının aşı takvimlerini takip edebileceği, hayvanlar hakkında bilgilendirmelerin yapılabileceği, yerinde rehabilitasyon hizmetleri kapsamında hizmet veren Vetbüs ve Vetkabin araçlarımız akıllı telefonlar üzerinden takip edilebilecek.

Hafriyat Takip Sistemi

Harfiyat taşımacılığının güvenli şekilde ve şehir içinde sadece izin verilen güzergahlarda yapılmasına yönelik kontrol sistemini hayata geçireceğiz. Hafriyat artık İstanbul’un sorunu olmaktan çıkacak.

Hastalara Anlık Takip

Evde bakım hizmeti alan yaşlılar, engelliler ve özellikle de Alzheimer hastalarına bir mobil uygulama üzerinden takip edilebilecek akıllı saatler temin edilecek. Bu saatler sayesinde hastaların sağlık durumları ve acil durumlar anlık olarak takip edilirken hastaların kaybolma ihtimali ortadan kalkacak.

Evinizin içi gibi Aydınlık Bir İstanbul

Akıllı Aydınlatma Sistemi’yle yol, sokak ve parklarımızın aydınlatılmasını merkezden nesnelerin internet teknolojisiyle yöneteceğiz. Bu sayede anlık müdahale ile güvenlik seviyesi artacak maliyetler azalacak enerjiden tasarruf sağlayacağız.

Tüm Su Sayaçları Akıllanacak

İstanbul’daki bütün su sayaçları ücretsiz şekilde akıllı sayaçlarla değiştirilecek. Uzaktan anlık kapatılıp açılabilecek. Okuma bedeli düşeceğinden faturalar de düşecek. Bu sistemle kaçak kullanımlar önlenecek.

Akıllı Şehir Mobilyaları ile Herkesin Hayatı Kolaylaşacak

İstanbul’un tüm meydan ve parklarında şehir mobilyalarıyla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırıp yaşam kalitesini arttıracağız. Akıllı banklarda şarj üniteleri olacak. Akıllı pergolalar enerji üretecek. Ayrıca akıllı duraklar sayesinde otobüsün durağa kaç dakika sonra geleceği belli olacak.

Akıllı Altyapı ile Sistem Arıza Vermeden Anında Müdahale Edeceğiz

Akıllı şebeke kapsamında İstanbul’um 33.467 km kanal, yağmur suyu ve içme suyu hatları kamera sistemleri ile izlenecek. Sistemde arıza vermeye yakın hatlar online takip edilecek olup vatandaş mağdur olmadan sisteme müdahale edilecektir. www.binaliyildirim.com.tr

Google SEO – Google için arama optimizasyonu

Önce SEO‘nun ne olduğu hakkında bilgi verelim. SEO internet üzerinde mevcut yada yapılacak olan sitenizin daha çok ziyaretçi/müşteri tarafından görünmesini sağlamak üzere, arama motorlarının özellikle de Google’ın sitenizi en iyi ve tam olarak sizin hedef kitlenizi kapsayacak şekilde arama sonuçlarında yer almasını sağlamak için uygulanan işlemler ve prensiplere verilen kısa isimdir.

Neden SEO’ya uygun bir sitem olmalıdır ?

Günümüz dünyasında en büyük şirketlerden küçük kobi’lere kadar her firma bugünün ve geleceğin ticaret ve tanıtım mecrası olan internette daha sağlam yer edinme peşindedirler. İnternet artık gerçek biri ticari ortamdır.
İnternette SEO uyumlu bir sitenizin varlığının neden önemli olduğuna gelir isek ;
• Internete girenlerin % 80’i ürün bilgisi öğrenmek, fiyat karşılaştırması veya doğrudan satış için girmektedir.
• Arama Motoru kullanımı internet kullanımının % 70’inden fazladır
• Örneğin ; Almanya’da neredeyse pazarlama konusunda Google %90  payla ilk sırada gelmektedir.
• Ülkemizde de gelişmekte olan internet pazarı elbette ki daha erken bu alana yatırım yapanların olacaktır.
• İnternet diğer mecralara göre daha düşük maliyetler ile iş yapabilme imkanı sağlamaktadır.
• Web siteniz 24 saat açıktır. İşyeriniz kapalı olsa da müşteriniz sizi bulup hizmet ve ürünlerinizi inceleyebilir.

SEO’nun etksi ne oranda olacaktır ?

Sağda göreceğiniz ekran görüntüsündeki renk haritası, google ziyaretçilerinin gelen sonuçlarda ekranda tıkladıkları noktaların yoğunluklarına göre oluşturulmuş bir “heat map” dir. Görüldüğü üzere bir ürün/hizmet arayanların çoğu, ekranın sağ üst köşesi, sol orta kenar  ve sol üst köşe arasındaki üçgenin içerisindeki sonuçları tercih etmektedir. Özellikle de sol üstten yaklaşık 5-6. sıradaki sonuca kadar olan seçenekler yoğun olarak ziyaret edilmektedir.

SEO uyumlu ve SEO çalışması yapılmış bir site ile arama sonuçlarında ilk sıralarda olmak, yerinizi edindikten sonra hiçbir maliyeti olmayan bir tanıtım ve ticaret imkanı sağlamaktadır. Sadece sizinde rekabet eden rakiplerinize karşı yerinizi korumak için belirli aralıklarla düşük yoğunluklu bir SEO ek çalışması ile bu avantajınızı sürdürebilirsiniz.

Ne kadar başarılı bir SEO uyumlu site sahibi olmalıyım ve bunu etkileyen ana faktörler nelerdir ?

Sitenizin istenen sıralama değeri elbette ki birinci sırada olmaktır. Ancak bu hiçbir site için tüm içerdiği kelimelerde birinci sırada olamayacağı gerçeğini düşündüğümüzde ancak kısmen mümkündür. Yani bir site belli kelimelerde yüksek SEO başarısına sahipken başka kelimelerde aynı oranda başarılı olamayacaktır. Başka sitelerin bazı kelimelerin arama sonuçlarında sitenizin üstünde yer alması doğaldır.

İşte bu nedenle “benim sitem 1. sırada” yada “ilk sayfada bile değilim” gibi sözler yarım ifadelerdir ve çok da anlamlı bir bilgi oldukları söylenemez. Zira sıra bilgisi ancak aranan kelime bilgisi ile birlikte bir anlam ifade etmektedir. Ki bu bile tek başına tam bir bilgi değildir.  Örneğin google.com dan yapılan aramalar ile google.com.tr den yapılan aramaların sonuçları farklıdır ve yine google artık her arama sonucunu arayan kişiye göre optimize etmekte daha önce tıkladığınız, beğendiğiniz site sonuçlarda varsa sırasını yükseltmektedir.

İşte bu nedenlerle SEO denilen uygulamada en önemli adım hedef kelimelerin belirlenmesidir.

Sağda yer alan resimde ; Arama sonuçları ekranının hangi bölümlerine daha çok
ilgi gösterildiği kare kutular haline gösterilmiştir.

Arama sonuçlarını gören ziyaretçinin sonuçlara ilgisi ve incelemesi çok hızlı
sonuçlanmakta ve yanda belirtilen oranlarda ilgi toplanması gerçekleşmektedir.

Siteniz için doğru anahtar kelimeleri belirleyerek bu kelimelere hedeflenmiş özel
bir site ve popülerlik örgüsü ile yeşil alana ve yukarıdaki “heat map” teki yoğun kırmızı
alana sitenizi sokmanız özellikle ülkemizde çoğu rakibinizin farkında olmadığı
SEO’nun önemli nedeniyle nispeten kolaydır. Bu süreci erken yaşayan siteler ileride
aynı hedefe koşacak sitelere oranla çok daha kolay üst sıralara çıkacaktır.

https://yemlihatoker.com SEO alanında başlangıç durum analizleri , hedef belirleme, yol haritasının oluşturulması gibi konularda oluşturduğu kriter kalıpları ile sistematik hale getirilmiş derin bilgisi ve, yüzlerce site  üzerinde test ederek biriktirdiği tecrübesi ile iddialıdır.

Ayrıca yenilikleri takip edip uygulayan öncü bir firma olarak sadece siz müşterilerine değil sektöründeki diğer SEO firmalarına da danışmanlık hizmeti vermektedir.

Şimdi sizlere bizimle çalışmanızın ilk aşamasında hazırlanan ve size sunularak yol haritasının altyapısını oluşturan web sitenizin şu anki durumu ve buna ilişkin yorum ve yapılabilecekleri içeren raporumuzun bir örneğini göstermek istiyoruz.

Rakip analizi için tıklayınız

Spacecraft Uzay Savaş Oyunu Oynayın

 

Savaş, her ne kadar iç açıcı bir eylem olmasa da savaş oyunları çok seviliyor ve insanlar tarafından merakla takip ediliyor. Yeni bir savaş oyunu çıktığında insanlar oynama isteği duyuyor. Bu gibi durumlarda ne kadar kaliteli savaş oyunları ortaya çıkarsa insanlar o kadar çok eğleniyor ve kendini geliştiriyor. Her alanda, her kategoride olduğu gibi savaş oyunları kategorisinde de kendinizi geliştirebilirsiniz.

Savaş oyunları kategorisindeki yüzlerce zevkli savaş oyunundan kendi zevkleriniz açısından uygun olanı seçerek oynama imkânına sahipsiniz. Üstelik bunu öncü ve kaliteli oyun firmaları arasında olan kolayoyun.com farkı ile yapabilirsiniz. Kolayoyun.com ekibi savaş oyunları kategorisindeki oyunları insanların ne kadar gerçekçi oyunlar istediğini ve bu alanda nasıl oyunlara hasret kalındığı bilinci ile hareket ediyor. İnsanların oyun oynama süreleri ve oyun istekleri ile doğru orantılı olarak hangi oyunlardan etkilendiğini, ne tür yenilikler istediğini kolaylıkla öğrenebilirsiniz. Bu durum sadece savaş oyunları kategorisi için geçerli bir durum değil. Tüm kategorilerdeki oyunlar bu mantıkla çıkarılır ve oyun severlerin zevklerine hitaben gerekirse yeni özellikler kısa sürede eklenir. Bu tür oyunlar yetişkinler ve gençler açısından pek fazla sakınca içermemektedir. Ancak çocuklar konusunda o kadar da emin değilim.

Çocuklar bu alandaki oyunları oynayarak kendilerine olumsuz etki edebilecek davranışları örnek alabilirler. Örnek alınacak şeyler değildir ancak çocukların aklı henüz bir şeylere ermediği için bu normal bir şeymiş gibi görünür. İnsanlar için de bu böyledir. Savaş oyunlarının olumsuz etkileri aslında her yaştan insana tesir eder ancak insanların olgun tutumları onları ele geçirmesine izin vermez. Bu yüzden oyunların etkisinde kalmadan kendimize sadece eğlence kısmından pay çıkartıp bu yönde benliğimizi korumamız gerekiyor.

Savaş oyunlarının zararlı etkileri olduğu gibi yararlı etkileri de mevcuttur. İnsanlar savaş oyunlarını oynayarak sinirlendikleri birisine olan öfkesini çıkartabilir veya yorgun ve stresli geçen bir günün ardından bu tür oyunları oynayarak biraz olsun rahatlayabilir, stres atabilir. Bu yüzden insanların oyunlardan kendilerine bir pay çıkartma eğilimi yok edilmeli hatta bir daha dile bile getirilmemelidir. Oyunlar sadece eğlenmek içindir!
Size motor oyunları oynama şansını sunan kolay oyun sitesinde yerinizi alın.

Roller Rider – Araba Yarışı Oyunu Oynayın

Roller Rider oyunu, yüzlerce ayakla zıplamanıza, dar izleri yukarı ve aşağı doğru çığlık atmanıza ve rakiplerinizi patlatmanıza meydan okuyor.  Yarış, Versus, Time Trial, Duvar Yok ve Pick-Up Etkinlikleri içeren 100 Mücadele mevcuttur. Çoklu karakter rakipleri ve yükseltmeleri ile Ustalaşmak için maceraya hazır olun.

Vazgeçilmez temel zevklerinizi silkeleyen sıcacık araba oyunları ile bugünden yarına araba zevkleriniz değişecek. Tertemiz araba oyunu kategorilerdeki oyunlar; “erkek oyunları” ve “kız oyunları” olarak bir genellemeye tutuluyor ve bu oyunlar ikiye ayrılıyor. Ancak araba oyunları hem erkek hem de kızların oynayabileceği eğlenceli oyunlardan oluşmaktadır. Şüphesiz ki arabalar hem erkeklerin hem de kızların hayalidir. Bu yüzden onları bir genelleme içerisinde tutmak ve aykırı davranışları engellemek yanlış olur.

Araba oyunları her cinsiyetten kullanıcıya sahip olduğu gibi her yaştan oyun severe de sahiptir. Oyun severlerin en çok tercih ettikleri oyunlar araba oyunları kategorisinde yer almaktadır. Büyük küçük herkesin ilgi odağı olan ve genelde oynama hissi uyandıran bu oyunlar her insanın dikkatini kolayca çekebilecek nitelikte. Tabii ki çocuklar ve gençler bu oyunları oynayacaklar ancak bağımlılık yapacak düzeye gelmeden kendilerine bir sınır belirlemek zorunda kalacaklar. Araba oyunları eğlenceli olmasını oyunların akıcı olmasına ve kaliteli görüntü sergilemesiyle açıklayabiliriz. Zaten kalitesi bakımından da tartışılmayacak nitelikteki bu oyunlar her yaştan kişinin ilgisini çeker. Araba oyunları sadece normal araba yarışlarından ibaret değildir. Bu alanın da kendine özgü birçok alt kategorisi vardır. Araba modifiyeli oyunları da bu kategorinin en asil üyelerindendir. Tabii ki bu tür araba oyunlarını ozgurlukicin.com ayrıcalığı ile oynamak gurur verici bir konudur.

Oyunların yapılış aşamalarından tutun da oynama aşamasına gelene kadar ne tür işlemlerden geçtiğini bilmiyoruz. Tıpkı bir fabrikanın üretim alanı gibi işleyen ve yapılış aşamaları zorluklarla geçen oyunların oyun severler tarafından beğenilmesi ve oynanması üreticiye verilebilecek en güzel hediyedir. Araba modifiyeli oyunlarının yanı sıra araba ile ilgili aklınıza gelebilecek tüm oyunları nerede bulurum? Nerede oynarım diye düşünmeyin. Girin ozgurlukicin.com’a onlarca kategoriden dilediğinizi seçin. Araba oyunları bu kategorideki her yaşa hitap eden oyunlar arasında yer alıyor. Araba oyunlarını oynamak herhangi belirli bir kesime özgü bir şey değildir. Bunları zaten tek bir alana mal etmek de oldukça yanlış olur. Araba oyunlarının en zevklilerini ortaya çıkaran da zaten bu tür ayrımların olmadığı oyun firmalarıdır. Haydi, ozgurlukicin.com ile eğlencenin tadına varmaya! Benzer oyunların tamamını ücretsiz ve eğlencenin en doruk noktasında oynamaya başlamak için www.ozgurlukicin.com  adresine gitmenizde fayda var.

Türkiye – Avrupa ve Dünya Haritaları

Sizler için hazırladığımız Türkiye, Avrupa ve Dünya haritalarını yüksek çözünürlükte, Tif formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Tüm haritalar harita.gov.tr resmi kaynaklardır.

Türkiye Fiziki Haritası

İndirmek İçin Alttaki Boyutlara Tıklayınız.

Türkiye Havalimanları Haritası

İndirmek İçin Alttaki Boyutlara Tıklayınız.

 

Dünya Fiziki Haritası

İndirmek İçin Alttaki Boyutlara Tıklayınız.

Dünya Siyasi Haritası

İndirmek İçin Alttaki Boyutlara Tıklayınız.

Afrika ve Avrupa Siyasi Haritası

İndirmek İçin Alttaki Boyutlara Tıklayınız.

Avrupa Fiziki Haritası

İndirmek İçin Alttaki Boyutlara Tıklayınız.

Özgürlük için Harita İndir

Harita, kullanıcılarının tek başlarına veya grup olarak kendi haritalarını yaratarak üzerinde işaretlemeler yapmalarına, bu işaretleri fotoğraflarla görselleştirmelerine ve linklerle web sayfalarına bağlamalarına olanak sağlayan, web tabanlı bir haritalardır.

Etkileşimli harita nedir?

Etkileşimli haritalar, haritanın yaratıcısının ve yaratıcısının onayladığı kullanıcıların üzerinde işaretlemeler yapabildikleri haritalardır. Eğer üzerinde kendiniz ve grup elemanlarının işaretleme yapabildikleri bir harita yaratmak istiyorsanız bu tipi seçin. Etkileşimli haritalarda 1 – 10 işaret tipi seçebilirsiniz.

Ziyaretçi haritası nedir?

Ziyaretçi haritaları, bir web sayfasının ziyaretçilerinin dünya üzerindeki yerlerini gösteren haritalardır. Bu haritalar, ziyaretçilerin IP numaralarının lokasyon bilgisine çevrilmesiyle otomatik olarak üretilmektedirler. Bu nedenle üstlerinde elle işaretleme yapılmaz, işaretler IP nuaralarına göre otomatik olarak yerleştirilir. Ziyaretçilerini görmek istediğiniz sayfa veya sayfalara sizin için üreteceğimiz HTML resim komutunu yerleştirmeniz yeterlidir. Bu resim her görüntülendiğinde, görüntüleyen kimse haritada işaretlenecektir. Ziyaretçi haritalarında 1 adet işaret tipi vardır, o da ziyaretçilerin yerlerini gösteren işarettir.

İşaret tipi sayısı nedir?

Harita üzerinde işaretlemeler yaparken, işaretlerinizi tiplerine göre gruplamak ve bunları farklı renklerle göstermek istersiniz. Örneğin bir yerleşim merkezinin haritasını hazırlıyorsanız, eğlence yerlerini farklı bir renk işaret ile, konaklama yerlerini farklı renkte bir işaretle göstermeyi tercih edersiniz. Haritanız yaratılırken kaç farklı tip işaret kullanmak istediğinizi “işaret tipi sayısı” ile belirleyiniz. Belirttiğiniz bu sayıya göre her bir işaret için renk seçebileceğiniz ve işaret grubunu adlandırabileceğiniz yeni alanlar açılacaktır. Etkileşimli haritalarda 1 – 10 işaret tipi yaratabilir, bu sayıyı dilediğiniz zaman ihtiyacınıza göre değiştirebilirsiniz. Ziyaretçi haritalarında 1 adet işaret tipi vardır, o da ziyaretçilerin yerlerini gösteren işarettir.

Standard haritalar ihtiyaçlarımı karşılamıyor. Bana özel tasarlanmış haritalarım olabilir mi?

Evet. Sizin için özel haritalar yaratmamız için bizimle iletişime geçin ve gereksinimlerinizi anlatın.

Yarattığım haritaları kendi web sayfalarımda nasıl kullanabilirim?

Aktarma işlemi ile haritaları web sayfalarının içine bir fotoğraf yerleştirir gibi yerleştirebilirsiniz. Bunun için, herhangi bir harita görüntülenirken, sayfanın üst tarafındaki “bilgi” sekmesine tıklayın. Bu sayfanın sonunda, haritayı web sayfanıza aktarmak için gerekli kodu göreceksiniz.

KolayHarita servisleri ücresiz mi?

Evet. Standard hizmetleri ücretsiz olarak kullanabilirsiniz. Özel çözümler için ücret talep edilebilir. Özel taleplerinizi iletmek için iletişim formunu kullanabilirsiniz.

Siteme aktardığım haritaların altında “KolayHarita.com” bağlantısı görünüyor. Bu linki kaldırabilir miyim?

Ücretsiz kullanımda bu linki kaldırmanız kullanım şartlarına aykırıdır. Ancak ücretli kullanıma geçerek bu linki kaldırabilir, haritanızı sitenize 100% entegre edebilirsiniz. Detaylar için bizimle iletişime geçin.

Profesyonel olarak internet çözümleri üretmekteyim. Müşterilerimi KolayHarita’dan nasıl yararlandırabilirim?

Kendiniz için olduğu gibi, müşterileriniz için de harita çözümleri üretebilirsiniz. Firmaların şubelerini, referanslarını, müşterilerini, bayilerini, site ziyaretçilerini, vb. gösteren haritalar ile müşterilerinizin web sitelerini zenginleştirebilirsiniz. Profesyonel kullanım için servis ücreti ödemenizi gerektirmektedir. KolayHarita müşterilerinize tamamen görünmez olacaktır. Harita servisinin bedelini kendiniz belirleyip, müşterilerinize dilediğiniz gibi yansıtabilirsiniz. Detaylar için bizimle iletişime geçin.

Google Harita Anahtarı (Maps API Key) nedir? Nasıl elde edebilirim?

Google harita anahtarı sadece haritanızı kendi sitenize taşımak istediğinizde gereklidir. KolayHarita uygulaması altyapı olarak Google’ın sunduğu programlama arayüzünü ve harita görüntülerini kullanmaktadır. Bu nedenle, Google Maps API kullanım şartları geçerlidir. Bu şartlara göre, haritanın kullanıldığı her web sitesi için farklı bir Google Harita Anahtarı yaratılmalı ve kullanılmalıdır. Dolayısıyla, haritanızı web sitenize taşımak istediğinizde, kendi siteniz için bir Harita Anahtarı yaratmanız gerekmektedir. Anahtarınızı bu adresten elde edebilirsiniz. Sayfanın sonundaki Google’ın şartlarını kabul etiiğinizi belirten “I have read and agree with the API terms and conditions” cümlesinin yanındaki kutucuğu işaretleyin ve hemen altındaki alana web sitenizin adresini “http://www.benimsitem.com” şeklinde yazın. “Generate API Key” butonuna bastığınızda varsa Google hesabınıza login olmanız, yoksa yaratmanız istenecektir. Gmail veya Google Groups hesabınız varsa, bu bilgilerle giriş yapabilirsiniz. Yoksa, “Create an account now” linkine tıklayarak yeni bir hesap yaratmanız gerekecektir. Hesap bilgilerinizle login olduğunuzda sayfanın yukarı kısmında çerçeve içinde uzun ve anlamsız görünen bir karakter dizisi göreceksiniz. Sitenizin Harita Anahtarı budur. Bu anahtarı eksiksizce kopyalayarak harita aktarma formundaki ilgili alana yapıştırın.

Gib – Gib Borç Ödeme – Gib MTV Ödeme

 

Vergi borçlarınızın bilgisine hemen ulaşmak isteyenlerin ilk sıralamasında olan 189 ile tanışmadıysanız o halde artık geç kalmayın. Bu benzersiz iletişim hattı ile artık geçmiş vergi borcu tespitleriniz zor olmayacak.

189 borç sorgulama hattı ile eski vergi birikimlerinize son verecek aynı zamanda araç, emlak, konut ve arsa vergilerinizin tespitini yapabileceksiniz. Sorgusunu yaptığınız vergi borçlarınızın faiz işleriyle uğraşıp gecikeme bedeli olarak yüksek ücret ödemeye son vereceğiniz bu hizmet ile gelin sizde sizin için geç olmadan tanışın. Unutmayın her konuda sorgulama yapmak demek 189 demek.

Bir önceki yazımız olan Vergi Sorgulama başlıklı makalemizde araç vergi borcu, konut vergi borcu ve vergi borcu bilgilendirme hakkında bilgiler verilmektedir.

Vergi borcunuzu ister cepten ister ivd.gib.gov.tr adresinden Kredi kartı/Banka kartı ile 7/24 ödeyebilirsiniz.

VERGİ BORCU HESAPLAMA BİLGİ ALIMI 189

Devlete olan yıllık verginizin ne kadar olduğunu ve son ödeme tarihinin ne zaman olduğunu bilmiyor musunuz? O halde bu bilgiyi almak için vergi dairelerine gidip sıra alıp beklemenize gerek yok. Çünkü artık 189 var. Bu bilgi almada kolaylık saplayan vergi sorgulama işlemlerinizi ve daha birçok sorgulama hizmetini ayağınız kadar getiren hat sayesinden zaman kaybı yaşamaya son verebilirsiniz.

Türkiye’nin her yerinden yapacağınız aramalar ile bizlere dilediğiniz saatte gece gündüz hafta içi hafta sonu demeden arama yapabilirsiniz. Sizde daha fazla gecikmeden vergi borçlarınızı dilediğiniz hatlardan rama yaparak sorgulayın.

Bir önceki yazımız olan VERGİ BORCU TAKİPTE 189 başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

VERGİ BORCU TAKİPTE 189

Vergi borç sorgulamalarınızda sizde bizimle birlikte hareket edip anında bilgiye ulaşma kolaylığı yaşamak ister misiniz? O halde hemen 189 vergi borç sorgulama servisini arayın. Bu dev servis hizmeti ile sizde dilediğiniz noktadan dilediğiniz gün ve saatte bizlere ulaşarak vergi borç bilgisi alabilir geçmiş yıllara ait unuttuğunuz vergileriniz var mı yok rahatlıkla öğrenebilirsiniz.

189 vergi borcu öğrenme ile ev, arsa ve araç vergi borcu takipleriniz rahatlıkla yapabilirsiniz. Bunun için çağrı merkezi çalışanlarımıza vergi numaranızı ve t.c kimlik numaranızı belirtmeniz yeterli olacaktır.

Gecikmiş vergi borçlarının yüklü ödemesi altında ezilmiş ve bir daha böyle bir durumla karşı karşıya kalmak istemiyorsanız işte sizlere yardımcı olabilecek mükemmel bir çözüm 189.

189 vergi borcu sorgulama ile geçmiş yıllara ait vergi borcu tespitleri yapmak ve yen, vergi borçlarınızın yıllık oranları ile en son ödeme tarihlerini öğrenmek çok kolay. Sadece bir telefon üzerinden yapacağınız tüm aramalarda rahatlıkla arsa, araç,ev,emlak vergi sorgulaması yapabilirsiniz.

GİB VERGİ BORÇ BİLGİ HATTI 189

Devlete ait yıllık vergi bilgilerinizin sorgulamasını vergi dairesi üzerinden saatlerce bekleyerek yapmak yerine gelin 189 hattı üzerinden telefonla dilediğiniz noktadan yapın.

Gelir İdaresi Başkanlığı gib.gov.tr üzerinden sahip olacağınız her bilgiyi tek telefonla bizlere arama yaparak daha kısa yoldan öğrenmek istiyorsanız hemen 189 vergi borcu öğrenme hattını arayın.

Bu dev hizmet hattı ile aynı anda pek çok bilgiye sahip olabilecek yıllık vergi oranlarının hesaplamalarınızdan sıyrılabileceksiniz. Sizde tüm operatör ve sabit hatlardan bizlere ulaşarak şahıs mülklerinizin vergisini anında öğrenebileceksiniz.

Gib İletişim Bilgileri ve Adresler

Merkez Birimler


Dikmen Hizmet Binası

Adres Gelir İdaresi Başkanlığı Devlet Mahallesi Merasim Cad. No:9/1 06450 Çankaya / ANKARA
Tel +90 312 415 30 00
+90 312 415 29 00
Faks  +90 312 415 28 21-22

Ek Hizmet Binası

Adres Yeni Ziraat Mahallesi Etlik Cad. No: 16 06110
Dışkapı / ANKARA
Tel +90 312 302 17 00
Faks +90 312 302 15 39

Ek Hizmet Binası (Eğitim Merkezi – OECD Ankara Çok Taraflı Vergi Merkezi)

Adres 25 Mart Mahallesi İstiklal Caddesi No:7  06200
Yenimahalle -ANKARA
Tel +90 312 387 33 45 (PBX)
Faks  +90 312 387 33 75

Diğer Yapılabilecek e-İşlem Linkleri

Çöldeki İzler / Tracks (2013) Film Eleştirisi

Robyn Davidson’ın, “Bazı gezginler her yerde kendilerini evinde hisseder, bazıları içinse hiçbir yer ev değildir. Ben de onlardan biriydim,” şeklinde film adına oldukça anlamlı -ve giderek de daha çok anlam kazanacak- bir cümlesiyle açılış yapan film, ilk önce 1975 yılının Orta Avustralya’sına götürüyor bizi; Avustralya Çölü’nü Alice Springs’den başlayıp Hint Okyanusu’na kadar yürüyerek geçmeyi planlayan Robyn’in macerasının başladığı noktaya…

Yaklaşık 3000 kilometrelik yolu yürüyerek geçmeyi düşünen Robyn için ‘deli’ diyeceksinizdir, niye böyle bir şey yaptığını anlamlandıramayacaksınızdır muhtemelen. Ama çok geçmeden de yanıldığınızı fark edeceksiniz. Bu yolculuğun bir maceradan ziyade bir şeylerin başarılmasını veya ispatlanmasını hedeflediğini söylüyor Robyn. Peki ya nedir bu şeyler? Geçmişin yaralarını sarabilmek mi, yoksa o alabildiğine boşluğun içinde, çölün sonsuz saflığında kafasını dinleme ihtiyacı mı, veya hiçbiri değil de, bir kadının da azminin ne kadar kuvvetli olabileceğini göstermek gibi tamamen farklı bir düşünce mi?

Aralara serpiştirilen ‘hatıralar’dan da yola çıkarak Robyn’in yolculuğuna herkesin kendi bakış açısından farklı yorumlar getireceği düşünüldüğünde bu sorunun cevabını izleyiciye bırakmak en doğrusu olacaktır. Bu evrensellik, romanın bir lütfu mu bilmiyorum ama öyleyse de John Curran’ın bunu filme yansıtmaktaki başarısı göz ardı edilemez. Evet, belki bazı noktalarda hikayenin derinliği tam olarak seyircinin içine işleyemiyor, sonuçta bir romandan uyarlandığından mıdır bilinmez, bir takım eksiklikler varmış gibi geliyor, ufak tefek kopukluklar oluşuyor, ana karaktere fazla yüklenildiğinden yan karakterler biraz geri planda kalıyor vs… Ama tüm bu küçük detayların yanı sıra yönetmenin, izlerken ve hatta izledikten sonra da üzerinde düşünülecek, tartışılacak türden bir çalışma çıkaramadığını söylersek de büyük bir haksızlık etmiş oluruz. Zira bahsettiğimiz evrensellik filmin bütününe layıkıyla yayılmış durumda.

Ayrıca bir maceranın içindeki olmazsa olmazlardan, birer tutam romantizm ile mizah da işin içine girince filmin seyri oldukça keyifli bir hal alıyor. Robyn’in, sadece dört devesi Dookie, Zeleika, Goliath ve Bub ile çok sevdiği siyah köpeği Diggity’yi yanına alarak çıktığı macerada belli başlı ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için National Geographic’in yolculuğuna sponsor olmasını istemesi üzerine yanına zoraki bir şekilde katılan fotoğrafçı Rick’e gönlünü kaptırması, her ne kadar biraz ani gelişip yapay görünse de hikayeye hoş bir soluk katıyor. Üstüne Aborjinler’in de olaya dahil olmasıyla birlikte filmin mizahi yönü gayet iyi dengeleniyor.

Öte yandan filmde en çok göze çarpan ayrıntılardan biri, karakter ile seyirci arasındaki bağın bir türlü kurulamaması. Bu tarz filmlerde genellikle kahramanımızla birlikte biz de onun tattığı duyguları tadarız, onunla birlikte adeta macerasına eşlik ederiz. Robyn’e baktığımızda ise o yalnızca anlatıcı, biz de dinleyiciyiz.

Yalnız bu noktada oyuncudan kaynaklanan bir durum olduğu düşünülmesin. Bilakis Mia Wasikowska son derece iyi bir performans çıkarıyor, gerçek Robyn’e olan benzerliğiyle de ayriyeten dikkat çekiyor. Bana sorarsanız en fazla filmin belgesel tadında oluşu bunda etkili. Amma velakin filmi belgesel edasıyla izlediğimiz takdirde bu soğukluğu bir kusur olarak değerlendirmek de yanlış olur. Hatta bu düşünceyi destekler nitelikteki, kamerasını büyük bir ustalıkla kullanan Mandy Walker’ın elinden çıkan muhteşem görüntüleri ve itinayla seçilmiş harikulade müzikleri hesaba kattığımızda filme olumlu yansıdığını dahi söyleyebilirim.

Ara sıra özellikle yerlilerin bulunduğu sahnelerde alttan alttan sosyal ve kültürel mesajlara da yer veren Çöldeki İzler, üzerinde durduğu insani ve felsefi konuların yanında bu yaklaşımıyla da merak uyandırıyor. Benzerine pek sık rastlayamayacağımız türden, görülmeyi de kesinlikle hak eden bir yapım.

Çöldeki İzler / Tracks

Vizyon Tarihi: 18 Temmuz 2014
Yapımı: 2013 – Avustralya
Tür: Biyografi
Süre: 110 Dak.
Yönetmen: John Curran
Oyuncular: Mia Wasikowska, Emma Booth, Rainer Bock, Adam Driver, Jessica Tovey
Senaryo: Marion Nelson, Robyn Davidson
Yapımcı: Iain Canning, Emile Sherman

Son Sözler

76%İYİ

John Curran’ın, Robyn Davidson’ın kendi anılarından aktardığı aynı adlı otobiyografik romanından uyarladığı Çöldeki İzler, maceraperest bir kadının Avustralya Çölü’nü Alice Springs’den başlayarak Hint Okyanusu’na kadar dört devesi ve çok sevdiği köpeği Diggity ile birlikte geçme macerasını anlatıyor. Robyn özel olarak belirtiyor ki bu yolculuk bir maceradan ziyade bir şeylerin başarılmasını veya ispatlanmasını hedefliyor. Peki nedir bunlar? İşte, her zihniyetin farklı yorumlayacağı bu sorunun cevabı da biz izleyicilere kalıyor. Filmin bu evrensel alt metni bir hayli dikkat çekerken bir takım ufak tefek eksiklikler de ara sıra göze çarpabiliyor. Lakin filmi belgesel havasında izlediğiniz takdirde uzun müddet hafızalardan çıkmayacak şekilde özgün ve hoş bir seyirlik olduğu gerçeğini de hiçbir şey değiştirmiyor.

İnsan Avı / A Most Wanted Man (2014) Film Eleştirisi

Silahlı çatışmalar değil, gerçekler konuşuyor

Usta İngiliz casusluk romanları yazarı John le Carré, bir dönem İngiltere’nin gizli haberalma servisi olan MI6’de (Askeri İstihbarat Bölüm 6) görev aldığı için oradan edindiği tecrübeleri de hikayelerine yansıtarak türün içinde ayrı bir yer edinmiştir. İlk olarak 1965’te The Spy Who Came in from the Cold adlı eserini Martin Ritt sinemaya uyarladıktan sonra günümüze kadar romanları gerek sinemada gerek televizyonda defalarca karşımıza çıkmıştı. En taze olarak da 2011’de Tinker Tailor Soldier Spy’ı izlemiştik. Şimdi ise üç yıllık aranın ardından en son yazdığı romanlarından biri olan A Most Wanted Man, Anton Corbijn yönetmenliğinde beyaz perdedeki yerini alıyor. Zamanında konsolos olarak bulunduğu Hamburg’u öyküsüne mekan seçen John le Carré, romanı yazarken de Almanya’da yaşayan Murat Kurnaz’ın hikayesinden ilham almış.

Guantanamo’da haksız yere Taliban damgası yiyerek tutuklu kalan ve işkence gören Murat Kurnaz’ın o süreç boyunca yaşadıklarını anlattığı Hayatımın Beş Yılı adlı kitabı John le Carré’ye A Most Wanted Man’i yazarken yol göstermiş bir nevi. Film, Rus bir baba ile Çeçen bir annenin oğlu olan Issa Karpov’un Rusya’da maruz kaldığı işkencelerden canını kurtardıktan sonra Hamburg’a yasa dışı yollardan giriş yapmasıyla başlıyor. 11 Eylül travmasının ardından herhangi sakallı bir Müslüman’ın terörist olabileceği düşüncesiyle hareket edildiği için dış görünüşü yüzünden Karpov da çabucak bir istihbarat biriminin dikkatini çekiyor ve birimin başındaki Günther Bachmann tarafından direk gizli takibe alınıyor. Ardından iyi kalpli bir Türk anne-oğulun evine sığınıyor. Orada Melik ve annesi Leyla onu Tanrı misafiri olarak kabul ediyor ve Melik, Issa’nın Hamburg’a gelme sebebinin babasından kalan ciddi miktardaki paraya ulaşmak olduğunu öğrenince avukat arkadaşı Annabel ile tanıştırıyor.

İşinde son derece deneyimli ve çok da zeki bir ajan Günther Bachmann. Polislerden Issa’ya dokunmamalarını istiyor çünkü Issa’nın yüklü miktardaki bir paranın peşinde olduğunu biliyor ve onun parasıyla da bazı Müslüman yardım kuruluşları üzerinden para alışverişi yapan Dr. Abdullah’a, Dr. Abdullah’la da İslami terör örgütlerinin başına ulaşmayı hedefliyor. Yani kendi deyişiyle baraküda yakalamak için küçük balığa, köpek balığı yakalamak için ise baraküdaya ihtiyacı var. Aslında oldukça vicdani, insancıl ve akıllıca bir plan yapan ve bunu uygulamaya koymak için başta CIA’den olmak üzere tüm gerekli izinleri de sağlayan Günther’in gözden kaçırdığı önemli ayrıntı ise, bu devirde onun yaptığı planların ancak bir yere kadar işleyebileceği, o noktadan sonra kontrolün daha üst birimlere geçerek işin insancıl boyutunun umursanmayacağı ve kısaca dünyayı daha güvenli bir yer yaparken vicdana yer verilmeyeceği…

Zaten kullandığı arabadan, gittiği bardan, takındığı tavırlardan ve duruşundan anlaşıldığı üzere Günther, pek bu devrin adamı gibi değil, ayrıca diğer casusluk hikayelerindeki gibi bir ajan da hiç değil. Jason Bourne, Ethan Hunt ve James Bond gibi popüler, havalı ajanların aksine normal insana çok daha yakın bir karakter Günther. Film de keza aynı şekilde; alıştığımız tarzda, arabalı kovalamacaların, patlama-çatlamaların ve silahlı çatışmaların bolca yer aldığı aksiyon üzerine kurulmuş bir casusluk hikayesi anlatmıyor. Aksine -hemen hemen her John le Carré uyarlamasında olduğu gibi- gerçekçi ve düşündürücü bir yapıya sahip. Birçok farklı noktaya değinerek çarpıcı mesajlar veren, ciddi, sarsıcı, gerilimli, hüzünlü ve hayli etkileyici bir film duruyor perdede. Üstelik hiçbir şekilde komplike bir hal almayıp Avustralyalı senarist Andrew Bovell’ın rahat anlatımıyla kafalarda soru işareti bırakmayarak gayet anlaşılabilir bir formda ilerliyor.

Bu noktada filmin sürükleyici özelliğine şüphesiz her biri birbirinden kaliteli oyuncuların da büyük katkısı dokunuyor. Bilhassa da henüz yedi ay önce, genç yaşında talihsiz ve zamansız bir biçimde kaybettiğimiz usta aktör Philip Seymour Hoffman’ın ayakta alkışlanacak cinsten enfes performansına değinmek gerekiyor. Bitkin ve çökmüş vaziyette, tam da Günther Bachmann gibi bir ajan karakterine cuk oturan Hoffman, tüm filmi sırtlamayı başarıyor. Üzücü olan ise bu, kendisini son kez başrolde izlediğimiz film…

Ayrıca Hoffman’a film boyunca eşlik eden Rachel McAdams, Willem Dafoe, Robin Wright, Grigoriy Dobrygin ve Daniel Brühl de gayet etkili performanslar çıkarıyor. Kısa rollerde izlediğimiz yerli oyuncularımız Derya Alabora ve Tamer Yiğit de göründükleri sahnelerde üzerlerine düşeni fazlasıyla yerine getiriyorlar.

Öte yandan Kontrol ve Centilmen filmleriyle tanıdığımız Hollandalı yönetmen Anton Corbijn’in aynı zamanda fotoğrafçı da olduğunu göz önünde bulundurursak Benoît Delhomme’un müthiş sinematografisinde onun da bir miktar payı olduğunu görebiliriz. Hikayenin ruhunu harikulade yansıtan, adeta birer fotoğraf gibi duran, genellikle gri ve soluk tonlardaki görüntüler filmi enfes bir şekilde tamamlıyor.

Buraya kadar kusursuz ilerleyen filmin bazı ufak tefek açıkları da var maalesef. En basitinden senaryodaki tahmin edilebilir noktalar filmin ritmini az da olsa düşürebiliyor. Olaylar çok hızlı geliştiği için bir iki yerde seyirci filmden kopabiliyor. Ayrıca Issa ile Annabel’in arasındaki ilişki de böyle bir filmin içinde sırıtacak kadar klişe kalıyor. Amma velakin bu tarz küçük teferruatlar, siz filmi merakla ve dikkatle izlerken kaybolup gidiyor.

İnsan Avı / A Most Wanted Man

Vizyon Tarihi: 05 Eylül 2014
Yapımı: 2013 – Almanya, ABD, İngiltere
Tür: Gerilim
Süre: 121 Dak.
Yönetmen: Anton Corbijn
Oyuncular: Rachel McAdams, Willem Dafoe, Philip Seymour Hoffman, Derya Alabora, Robin Wright
Senaryo: Andrew Bovell
Yapımcı: Stephen Cornwell, Tessa Ross

Son Sözler

80% ÇOK İYİ

John le Carré’ın romanından Anton Corbijn yönetmenliğinde sinemaya uyarlanan A Most Wanted Man, etkileyici ve kapsamlı hikayesiyle dikkat çekerken alıştığımızın oldukça dışında bir casusluk filmi izlettiriyor. Silahlı çatışmaların yerine gerçekçiliğe önem veren film, baştan sona gizem ve gerilim unsurlarını ayakta tutarak seyirciyi kendine bağlamayı başarıyor. Ayrıca dramatik bir hava da estiriyor, birçok mesaja yer veriyor ve en önemlisi de komplikeleşmeden derdini yalın bir dille anlattığı için seyri hayli rahat ve keyifli oluyor. Zaten sadece, kısa süre önce zamansızca vefat eden Philip Seymour Hoffman’ı son başrolünde bir kez daha ustalığını konuştururken görmek için bile izlenecek bir film duruyor karşımızda.

  • Yönetmen 78 %
  • Oyuncular 83 %
  • Teknik 80 %
  • Müzik 77 %
  • Senaryo 80 %

Karabasan / The Babadook (2014) Film Eleştirisi

Korku türünde, sadece Amerikan değil, dünya sineması içinde de zaman geçtikçe özgünlükten yoksun eserler üretilmeye başlandı. Hele ki ‘perili ev’ ve ‘musallat ruh’ temalarının ise iyice suyu çıkarıldı. Zaten artık seyirciler de herhangi bir lunaparktaki korku tünelinden alacakları, iki çığlık atıp yerinde zıplama hazzını tatmin etmek üzere salonları doldurur hale geldiler. Anlayacağınız, James Wan imzalı Insidious ve The Conjuring (hep aynı örneği verdiğimin farkındayım!) tarzında istisnaları saymazsak, yıl içinde kolay tüketildiği gibi görmezden de gelinebilen o kadar fazla yapım geçip gidiyor ki artık tek tük iyi sayılabilecekleri bile ayırt etmek zorlaşıyor. Neyse ki ta Avustralya’dan çıkıp gelen The Babadook, düşük mü düşük bütçesine rağmen o kadar gişe canavarının içinde, adını duyurmayı bir şekilde başarıyor ve korku sinemasına geleceği hayli parlak bir kadın yönetmen kazandırıyor.

1991′de NIDA’dan (Avustralya Ulusal Drama Sanatları Enstitüsü) sahne sanatları bölümünden mezun olan fakat aktrisliğin yanında çocukluk hayalini gerçekleştirmek için senaristliğe ve yönetmenliğe de ilk kez 2005′de Monster adlı bir kısa filmle soyunan Jennifer Kent, ilk uzun metrajında ise bu festivalleri dolaşıp yoğun ilgi gören kısa filminden yararlanmayı seçiyor. Monster’daki, bir annenin evine musallat olan kötü ruh fikrini alıp çok daha incelikli bir hikayeye oturtuyor. Bir huzurevinde çalışan Amelia, kocasını, hamileyken kendisini doğuma yetiştirmeye çalıştığı vakit geçirdikleri bir kaza sonucu kaybetmiş. Olayın üstünden yaklaşık yedi yıl geçmesine rağmen hala bu trajediden kendini kurtaramayan Amelia, sorunlu oğlu Samuel ve şirin köpeğiyle büyükçe bir evde tek başına yaşıyor. Samuel, geceleri okudukları masallardan çok fazla etkilenen, hayal dünyası geniş olduğu için sosyal hayatta zorluklar çeken bir çocuk. Bir gece Samuel’in seçtiği “Mister Babadook” isimli bir kitabı okumalarıyla da bu durum iyice kötüleşiyor.

Ürkünç resimler ve tekerlemelerle dolu kitap, anne-oğlun hayatını yavaş yavaş bir kabusa dönüştürmeye başlıyor. Kitabı yok etmeye çalıştıkları sürece işler daha da sarpa sarıyor. Etrafta dolaşmaya başlayan gölgeler ve sesler gittikçe evi esir alıyor, kapılar kendiliğinden açılıp kapanıyor vs. Buraya kadar hikaye kulağa son derece tanıdık geliyor ama Babadook’un aileye dehşet saçan kötücül bir yaratıktan ziyade çok daha boyutlu bir şeyi simgelediği ortaya çıktıkça işler değişiyor. Babadook aslında Amelia ile Samuel’in acılarını yansıtıyor, yalnız bilhassa da Amelia’nın zihninden ve kalbinden besleniyor. Bir süre sonra geceleri uyuyamayıp kullandığı sakinleştiricilerle dünyadan kopmaya başlayan Amelia’nın, içine atıp durduğu üzüntü ve sıkıntılar kendisini sarıyor, buna inanmak istemeyip karşı koydukça da ‘canavarı’ kuvvetlendiriyor. Öyle ki kendi oğlunu bile öldürme isteğiyle çırpınacağı bir raddeye varıyor. Mühim olan soru ise, Amelia korkularıyla başa çıkabilecek ve onları kontrol edebilecek mi?

Bu noktada, bize maksadının ve hedefinin ne olduğunun açıklanmadığı Babadook’un gerçek olmadığını, sadece Ameila’nın bilinç altında yaşayıp onun hayallerinden ibaret olduğunu savunabiliriz. Çünkü Amelia, oğlunun davranış problemleriyle uğraşmaktan o kadar bitkin düşmüş ki kendi ruhsal sorunlarını göremez hale gelmiş. Zaten bir yerden sonra neyin hayal, neyin gerçek olduğunu seyirci de seçemiyor ancak oturup düşündüğümüz takdirde böyle bir karara ulaşmak çok da zor olmuyor. Fakat yine de filmin bu yönünün herkes için farklı bir anlam doğurabileceğini unutmamak gerekiyor. Zira Kent, Babadook’un ne olduğunu bize bırakmayı uygun görmüş. Ayrıca şunun da altını çizmiş, her ne kadar film korku türüne hizmet etse de bir sevgi hikayesi duruyor ortada. Nihayetinde anne sevgisinin gücüne karşı koyulamayacağı mesajı veriliyor ve perdedekinin safi korkutma amacı gütmediği, esasında çarpıcı, yoğun bir dram işlendiği anlaşılıyor.

Bu sebeple filme giden bir kısım izleyici kitlesi tarafından yeterince korkunç görülmeyeceğini belirtmekte fayda var. The Babadook, Kent’in de belirttiği üzere alışılmışın oldukça dışında, anlayan seyirciye birçok şey ifade edebilecek bir derinliğe sahip, ziyadesiyle özgün bir çalışma. Tabii burada Kent’in azımsanmayacak düzeydeki cesaretini ayakta alkışlamak lazım; henüz ilk uzun metrajında aynı alt metne sahip ama dram materyallerini öne çıkaran bir filmle kendini garantiye almak yerine riske girip dramı korkuyla harmanlayarak orijinal bir kimlik kazanıyor, doğrusu şapkayı hak ediyor!

Öte yandan Kent, oyuncu seçimlerinde de profesyonelce davranıyor. Amelia gibi zor bir karaktere, NIDA’da birlikte okuduğu arkadaşı Essie Davis’i gözünü kırpmadan yerleştiriyor ve Davis de rolünün hakkını veren harikulade bir performans çıkarıyor. Altı yaşındaki Samuel için ise Noah Wiseman’ı ilk görüşte beğenerek role oturtuyor ve böylece müthiş bir çocuk oyuncu keşfediyor.

Tüm bunların yanı sıra şüphesiz Kent’in en büyük ilham kaynağı olan, 1920′lerin başında ortaya çıkan Alman dışavurumculuğu, özellikle filmin soluk atmosferi, karanlık dekorları ve tedirgin edici ışık-gölge kullanımlarıyla anılıyor. Polonyalı görüntü yönetmeni Radek Ladczuk’un enfes sinematografisi, ürkütücü bir ev ortamı yaratmaya fazlasıyla yeterken o cansız görüntüler de filmin havasını mükemmel yakalıyor. Ayrıca Kent, hayranlık duyduğu eski korku filmlerine de -en belirgin biçimde Amelia’ya izleterek- saygısını sunuyor. Tüm bu esin kaynaklarını toplayıp kendi bakış açısıyla yorumlayarak da modern ve tamamen orijinal bir eser çıkartıyor. Hollywood’un ucuz klişelerinin ise (anne ile çocuğu koruyacak bir baba figürü eklemek ve olayları dinsel açıklamalarla donatmak gibi) birine bile yer vermiyor. Netice itibariyle de seyirciyi değişik yollardan etkileyen, derin öyküsüyle kafa kurcalayan, hayli ilginç ve değerli bir psikolojik korku sunuyor.

Karabasan / The Babadook

Vizyon Tarihi: 15 Ağustos 2014
Yapımı: 2014 – Avustralya
Tür: Dram, Gerilim, Korku
Süre: 92 Dak.
Yönetmen: Jennifer Kent
Oyuncular: Essie Davis, Adam Morgan, Craig Behenna, Daniel Henshall, Hayley Mcelhinney
Senaryo: Jennifer Kent
Yapımcı: Kristina Ceyton, Julie Byrne

Son Sözler

79% Çok İYİ

Aslen oyuncu olan ve ilk uzun metrajına soyunan Jennifer Kent, The Babadook’da 2005 yapımı kısa filmi Monster’ı taslak olarak ele alıyor. Hikayenin ana şablonunu koruyarak çok daha derinlikli bir işe girişiyor. Sorunlu oğlu Samuel’in doğduğu gün dul kalan Amelia, aradan yedi yıl geçmesine rağmen yaşadığı trajediyi üzerinden atamayan, üzüntülerini baskılayıp ruhsal sorunlarını göremeyen bir anne. İkilinin hayatı ise, bir gece “Mister Babadook” isimli kitabı okumalarıyla kabusa dönüşüyor. Böyle, bilindik duran hikaye, anne-oğlun evlerini ele geçirdiğini düşündükleri Babadook adındaki varlığın, kötücül bir canavardan çok, ikisinin kesişen acılarının bir çeşit yansıması olduğu açığa çıktıkça çok daha kapsamlı ve özgün bir hal alıyor. Damakta ayrıca bir psikolojik dram tadı bırakan filmin amacının da izleyiciyi korkutmaktan ziyade farklı yönden etkilemek ve düşündürmek olduğu anlaşılıyor.

  • Yönetmen 84 %
  • Oyuncular 80 %
  • Teknik 83 %
  • Müzik 65 %
  • Senaryo 82 %

Snowpiercer (2013) Kar Küreyici Filmi İzleyin

Lokomotifi kontrol eden dünyayı da kontrol eder!

Düşlerimizde cennet misali muazzam bir yer olarak hayal ettiğimiz gelecek, geçmişten beri bilim kurgu sinemasında daha çok karamsar bir bakış açısıyla karşımıza çıkar ve genellikle insanoğlunun kendi sonunu nasıl getireceğine dair çeşitli felaket tellallıkları yapılır. Bu çok da uzak olmayan gelecek tasvirlerinde en basitinden, ya teknoloji insanlığı esir alır, ya salgın halinde yayılan virüsler dünyadaki yaşamı siler, ya da küresel ısınma gibi çeşitli doğal afetler neslimizi tüketir. Tüm bu kendi sonumuzu hazırladığımız kötücül senaryoların -özellikle son dönemde karşımıza çıkanları ele alırsak- aslında şu an içinde bulunduğumuz zamanlarda yaşanan bazı olayların daha ileriki yıllarda nasıl bir şekle bürüneceğini göstermesi gibi de bir ortak yönü bulunur.

İşte tek kelimeyle kendine hayran bıraktıran Snowpiercer da günümüzün gittikçe sarpa saran dünyasının incelikli ve sert bir alegorisini yapıyor bir bakıma. Küresel ısınmayı engellemek amacıyla atmosferin üst katmanına yayılan CW7 isimli bir yapay soğutucu materyali, küresel sıcaklığı düşürüp gezegeni tekrar yaşanabilir hale getirmesi beklenirken dozu iyi ayarlanamadığından dünya buzlar altında kalmıştır. Tüm yaşamın yer yüzünden silindiği bu buzul çağında hayatta kalan az sayıdaki bir grup insan da durmaksızın giden yüksek teknoloji ürünü bir trenin içinde yeni dünyayı kurmuştur. En ön bölümde zenginlerin, arada orta sınıfın ve kuyrukta da alt tabakadan çıkma yoksulların barındığı, yani insanların toplumsal sınıflandırmaya tabi tutulduğu trende kapitalist bir düzen hakimdir, ayrımcılık ve eşitsizlik boy göstermektedir.

Garibanlar arka kısımda gün ışığına bile ulaşamadan, kendi pisliklerinde yatıp, içinde ne olduğunu, neyle yapıldığını bilmek istemeyeceğiniz protein çubuğu adındaki zıkkımlarla yaşamlarını sürdürürken trenin ucunda herkesin keyfi yerindedir, millet diskolarda, partilerde eğlenip, lezzetli yemekler yiyip hayatın tadını çıkarmaktadır. Lakin on yedi yıldır süren bu ‘ebedi düzenin’ artık bozulma vakti, ya da filmin bir bölümünde kendini ‘şapka’ya, fakirleri ‘ayakkabı’ya benzeten ve “ben kafa için varım, siz ise ayaklar için” diyen Mason’ın tabiriyle ‘ayakkabının kafaya çıkma’ zamanı gelmiştir. Herkesin güvendiği ve sevdiği biri olan Curtis’in liderliğinde, daha önce denenmiş ve başarısız olmuş isyanların aksine bu sefer çok daha büyük çaplı bir ayaklanma yaşanacaktır. Amaç ise tüm vagonları geçip trenin burnuna, kutsal ve gizemli lokomotife, ilahi Wilford’a ulaşmaktır. Çünkü “lokomotifi kontrol eden dünyayı kontrol eder!”

Çocukluğundan bu yana trenlere düşkün olan ve büyüyünce trenlerde yaşamayı düşleyen Wilford’un en büyük hayali dünyadaki demiryollarının hepsini tek bir hat üzerinde bağlayan olağanüstü şatafatlı bir tren icat etmekmiş. Ama tabii insanın doğasında var her şeye hükmetme arzusu; bir nevi olacakları öngören ve seçkin bir azınlığı bu tren ile kurtaran Wilford’un da, aslında en başından beri istediği şey tüm insanlığı kontrol ederek yeni dünyanın tanrısı konumuna gelmekmiş meğer. İnsanlar ona tapıyor, ilahi görüyor, kutsal sayıyor… Yalnız bir şey var ki o bir diktatör, adalete yer vermiyor ve bu yüzden de her an yıkılmaya mahkum.

Diğer taraftan da film size, Wilford’un bu yoksul halkı, hizmet etmeleri için kullanmadıktan sonra ne diye treninde barındırdığını, onları aşağılayıp, tehdit edip, yine de öldürmeyip neden rezil vaziyette yaşamalarına izin verdiğini sordurtuyor. Parçaların tek tek yerine oturduğu vurucu ve sarsıcı son bölümde bu sorunun da yanıtı geliyor neyse ki…

Güney Koreli sinemacı, The Host ve Mother filmleriyle tanıdığımız Bong Joon-ho’nun ilk kez Hollywood ile çalıştığı filminde özgünlüğünden bir şey kaybetmeyip hatta bu işbirliğini lehine çevirerek usta yönetmenler kategorisine yükselmeyi başarması kanımca kuvvetli bir alkışı hak ediyor. Trendeki hiyerarşik yapılanma, dünyamızın şu anki düzeninin bir çeşit yansıması olduğu için de yönetmenin dillendirdikleri ayriyeten değer kazanıyor. Filmin yönelttiği toplumsal mesajların ve kapitalist sisteme getirdiği eleştirilerin anlamı da böylece büyüyor. Bu noktada filmin bu gerçekçi kurgusunun yanında Bong’un en önde gelen dayanağı da filmi uyarladığı post-apokaliptik hikayenin güçlü ve zengin içeriği. Jacques Lob ile Jean-Mark Rochette’in yarattığı, ilki 1982 yılında basılan ve kuvvetli bir politik alt metne sahip olan Le Transperceneige adlı çizgi romandaki üslubun, filmin böylesi ağır bir konuyu, izleyiciyi boğmayacak şekilde işleyebilmesinde ciddi bir katkısının dokunduğuna şüphe yok.

Tabii Bong’un bu enfes kıyamet sonrası atmosferini yaratırken türünün birçok kült örneğinden ilham aldığını da görüyoruz. Fakat buradaki en çok dikkat gerektiren nokta, tüm bu esin kaynaklarının filme aşılanmadan önce Bong’un süzgecinden geçerek ortaya tamamen yeni bir şey olarak çıkmaları. Yani Snowpiercer’ı tüm tanıdıklığına rağmen orijinal bir iş olarak değerlendirmemizin altında da Bong’un imzası yatıyor. Oluşturduğu bol detaylı distopik evren, çoğunlukla tek mekanda sıkışmış olsa da seyirciyi ele geçirmeyi çok iyi biliyor. Dört tarafı çelik yığınıyla kaplı upuzun bir kutunun içindeki insanların hissettirdiği klostrofobi sezgisi filmin her köşesine sinmiş vaziyette, harikulade kamera açıları ve renk paletleri de bunu fazlasıyla desteklemekte. Kimi anlarda dozu kaçan ama bu sayede de filmi hafifleten kanlı baltalı ve biraz da silah patırtılı aksiyon sahneleri ise mükemmel kotarılmış.

Ayrıca birbirinden iyi, fevkalade oyunculukların da filme gözle görülenden dahi fazla yardımı dokunduğunu unutmamak gerekiyor. Tilda Swinton’ın vasat bir oyunculukla kolaylıkla karikatürize bir şekle bürünebilecek Mason karakterinde hafızalardan çıkmayacak performansı, Chris Evans’ın Kaptan Amerika kostümleriyle uçup kaçtıktan sonra buraya gelip, üstelik başrolde yer alıp herkesin ağzını açık bıraktıran oyunu ve Ed Harris ile John Hurt’ın her zamanki müthiş duruşları en öne çıkanlar sadece. Bunların yanında Jamie Bell, Alison Pill, Octavia Spencer ve Bong’un müdavimleri Ah-sung Ko ile Kang-ho Song da adlarından söz edilmeyi fazlasıyla hak ediyorlar.

En nihayetinde toparlayınca Snowpiercer, son yıllarda karşılaştığımız post-apokaliptik ve distopik eserler arasında en önemlilerin başında geliyor. Şimdiden bir sürü tartışmaya yol açan, ‘umut dolu’ finali ise kanımca filmin üzerinde daha çok düşünülmesi ve kafa yorulması gerektiğinin başlıca göstergesi. Evet filmin en ufak bir açığından bile bahsetmedik ama zaten, bir film sınırlı şekilde piyasaya sürülmüş olmasına rağmen tüm dünyaya adını duyurup kendini beğendirmeyi başarıyorsa bu kadar övgüyü en başından hak etmiştir bence.

Snowpiercer

Vizyon Tarihi: Belirsiz
Yapımı: 2013 – ABD, GüneyKore, Fransa, Çek Cumhuriyeti
Tür: Bilim Kurgu, Dram
Süre: 109 Dak.
Yönetmen: Joon-ho Bong
Oyuncular: Chris Evans, Ed Harris, John Hurt, Tilda Swinton, Jamie Bell
Senaryo: Joon-ho Bong, Kelly Masterson
Yapımcı: Park Chan-Wook, Tae-sung Jeong

Günah Şehri: Uğruna Öldürülecek Kadın / Sin City: A Dame to Kill For

Günümüzde fena halde revaçta olan Marvel ve DC Comics’lerin sinema macerası aslında bundan dokuz yıl önce de yaygındı ve farklı şeyler yapmak gene büyük bir risk taşıyordu. Çizgi roman üstadı Frank Miller’ın meşhur serisi Sin City’yi de, Hollywood kalıplarına uydurmadan özgün ruhunu koruyarak piyasaya sürmek, takdir edersiniz ki pek kolay iş değildi. Miller, henüz daha genç ve tecrübesiz zamanlarındaki Robert Rodriguez’i de yanına alıp Quentin Tarantino’yu yardımcılığa oturtarak bu projeye dalmış ve belki de hiç beklemediği kadar büyük bir yankı uyandırmıştı. Sin City, son derece orijinal bir kalemden çıkmış, cinselliği, şiddeti ve kanı esirgemeyip daha çok yetişkinlere hitap eden çizgi romanı, “R rated” damgasını göze alarak olduğu gibi perdeye yansıtan oldukça ilginç bir üsluba sahipti ve kimisinin nefret edeceği, kimisinin ise zevkten bayılacağı bir havası vardı. Nitekim kısa sürede kendi hayran kitlesini de elde etmişti fakat nedense devam filmi ta dokuz yıl sonra geldi.

Akla ilk gelen soru belli; ikinci bölüm niçin bu kadar gecikti? Belki de Miller ile Rodriguez’in farklı projelerde yer almalarından dolayıdır, gerçi kendileri de cevaplayamadıktan sonra kim bilir? Önemli olan aradan geçen dokuz yılın devam filmine yarayıp yaramadığı. Doğrusunu söylemek gerekirse de dört dörtlük vaziyetteki ilk filmin mirasından beslenen ve üzerine fazla bir şey katmaksızın sadece gelişmiş teknolojinin nimetlerinden faydalanarak aynı tadı yakalamaya çalışıp bunu da başaran bir yapım duruyor karşımızda. Zaten neyse ki Miller ve Rodriguez, kült filmler arasına katılan eserlerine yakışacak bir devam filmi çekecek kapasitede bir yönetmen ikilisi. Yalnız diğer taraftan da tek tek değerlendirildiklerinde yönetmenlik becerilerinden bir parça kuşku duymamak da elde değil. Sin City’den bu yana geçen zamanda, teki The Spirit ile beklenmedik derecede büyük bir hayal kırıklığı yaşatırken diğeri de Machete gibi ortalamayı ancak tutturabilen B tipi filmlerle kariyerini sürdürmüştü. Yani ayrıldıklarında ortakken yakaladıkları başarıdan eser yoktu ve sanki adeta birbirlerinin tamamlayıcısı gibiydiler.

Bunu kendileri de anlamış olacak ki, en nihayetinde tekrar bir araya gelme kararını almışlar. Dokuz yıllık duraklama döneminden sonra Miller-Rodriguez ikilisi Quentin Tarantino’nun eksiğini hiçbir şekilde hissettirmeyerek hikayeyi kaldığı yerden devam ettiriyorlar. İlk filmdeki gibi yine sert, güçlü ve sevdikleri/korudukları kadınlar uğruna ölebilecek/öldürebilecek üç erkeğin birbiriyle kısmen paralel ilerleyen ve bir şekilde bağlanan öykülerine tanık oluyoruz. Film ilkine kıyasla daha derli toplu bir açılış yapıyor, ilerleyen sürelerde en sık karşılaşacağımız Marv karakteriyle ve onun dış ses anlatımıyla yola koyuluyor. İlk hikaye, hileci kumarbaz Johnny’nin Marcie adındaki bir striptizciyi şans meleği diye yanına alıp şehrin en tehlikeli adamı Senatör Roark’ı pokerde göz göre göre kızdırarak başına açtığı büyük belaya odaklanıyor. İkinci hikayede, ilk filmden tanıdığımız, tek aşkı Hartigan’ın ölümünü hala sindirememiş, üzüntüsü taze ve öcünü almakta kararlı dansçı Nancy ve onu koruyan iyi yürekli dev adam Marv ile karşılaşıyoruz. Hemen peşinden gelen üçüncü hikaye ise filmin ana hikayesi…

Geçirdiği ameliyat sonrası yüzü ve görünümü baştan aşağı değişmiş bir şekilde karşımıza çıkan Dwight McCarthy’nin etrafında şekillenen bölümde kendisini, hayatında sıfırdan temiz bir sayfa açmak için uğraşırken görüyoruz. Ne var ki, işler umduğu gibi gitmiyor ve geçmişte acı bir şekilde kalbini kırıp onu terk eden, üzerine de Damien Lord adında milyarder bir adam ile evlenen büyük aşkı Ava’nın, kocasını şikayet ederek yardıma muhtaç zavallı ayaklarında kapısını çalmasıyla kendini tekrar tehlikenin ortasında buluyor. Ava’nın baştan çıkarıcı güzelliği karşısında Basin şehrinde kimseye güvenilmeyeceğini unutan Dwight, hazır kıç tekmeleyecek birilerini arayan Marv’dan da yardım isteyerek Ava’nın uğruna öldürmek ve ölmek üzere kolları sıvıyor. Bu esnada Old Town’daki eski dostu Gail’e de uğramayı ihmal etmiyor. Anlayacağınız, ilk filmin neredeyse aynısı bir olay örgüsü ve benzer hikayeler var yine. Üçünün kesişim noktası Kadie’s Club, hepsinin -uzaktan ya da yakından- ortak hedefi de Roark.

Hikayesine bakıldığında, zaten kara film janrının gerektirdiği, aşk, ihanet, intikam, suç, para, femme fatale, tuhaf tiplemeler ve kasvetli mekanlar gibi hemen hemen her türlü temayı kullanan Sin City’nin alıştığımız çizgi romanlardan ayrışıp uçuk bir film noir havasına bürünmesindeki en etkili unsur da, şüphesiz Miller’ın yarattığı alternatif kabus dünya. Amerika kıtasına yerleştirilmiş bu hayali şehirde, adından da anlaşılacağı üzere aklınıza gelebilecek her türlü günah gece gündüz demeden işleniyor, sokaklar katil ve aşağılık insanlarla kaynıyor. Öldürerek hayatta kalınan bu şehir, tam anlamıyla cehennem gibi. Yalnız asıl dikkat gerektiren nokta ise bu cehennemin yansıtıldığı görseller. Miller-Rodriguez ikilisi, siyah beyaz çizgi romanın karelerini direk olarak alıp bilgisayarda şekillendirerek daha önce eşine rastlanmamış bir atmosfer yaratmışlardı. Bir bakıma çizgi romanı canlandırarak tamamen yeşil perde önünde, stüdyoda çekilmiş görüntülerin animasyonluğuyla filme tarif edilemez bir orijinalite kazandırmışlardı. Şimdi de gelişmiş teknolojiyle bunu bir tık daha ileri götürüyorlar.

Ayrıca bunun yanı sıra, siyah beyaz görüntülerdeki renklendirme numaralarının filme kazandırdığı estetik de gene fazlasıyla dikkat çekiyor. Bir bakıyorsunuz Ava’nın gözleri yeşil, pardesüsü mavi oluyor, Marcie komple renkleniyor veya Gail ile Nancy’nin dudakları kırmızı rujla kaplanıyor. Lakin dikkatinizi çektiği üzere -bazı kan efektleri ve model arabalar hariç- ilk filmde de olduğu gibi yine daha da cezbedici görünüp ön plana çıkmaları adına en çok femme fatale modeli, yani çekici, seksi ve ölümcül kadınlar renklendiriliyor. Buradan kadınların Sin City’nin en renkli karakterleri olduğu da anlaşılıyor.

Öte yandan A Dame to Kill For’un tüm teknik detayların yanı sıra ilk filmden üstün geldiği tek tük noktalardan biri ise iyice genişleyen yıldızlar geçidi. Haklı olarak rolü arttırılan Mickey Rourke, güzelliğiyle dikkatleri üzerine çeken Jessica Alba, olmazsa olmazlardan Rosario Dawson ve hayalet olarak görünse de varlığı yeten Bruce Willis’in yanına katılan, Josh Brolin (ameliyatlı Dwight), Jamie Chung (Miho karakterinde Devon Aoki yerine), Joseph Gordon-Levitt (Johnny), Dennis Haysbert (yeni Manute) ve filmin en gözde karakteri olup femme fatale tabirine cuk oturan Ava Lord’u harikulade bir performansla canlandıran Eva Green kadronun kuvvetlenmesine fazlasıyla yetiyorlar.

Uzun lafın kısası, A Dame to Kill For, pek bir yenilik getirmeyip ilk filmin gücüyle ayakta durduğu için tek başına değerli bir yapım olmaktan uzak. Fakat büyük ölçüde ilk filmin tadını yakalamayı başarıp devam filmi olarak bekleneni verdiği için seriyi ve çizgi roman sevenleri gayet memnun edecek bir iş olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Günah Şehri: Uğruna Öldürülecek Kadın / Sin City: A Dame to Kill For

Vizyon Tarihi: 22 Ağustos 2014
Yapımı: 2014 – ABD
Tür: Aksiyon, Gerilim, Suç
Süre: 102 Dak.
Yönetmen: Robert Rodriguez, Frank Miller
Oyuncular: Bruce Willis, Jessica Alba, Joseph Gordon-Levitt, Eva Green, Mickey Rourke
Senaryo: Robert Rodriguez, Frank Miller, William Monahan
Yapımcı: Robert Rodriguez, Frank Miller

Son Sözler

69% Fena Değil

Frank Miller’ın, Robert Rodriguez ile birlikte aynı adlı meşhur neo-noir tarzı çizgi romanından perdeye aktardığı Sin City, kendi türünün içinde eşine rastlanmayan bir örnek olarak kısa sürede kült filmler arasına girmişti. Dokuz yıl sonra gelen devam filminde de, tekrar koltuğa oturan şapka fetişisti yönetmen ikilisi herhangi bir yeniliğe gitmeden ilkinin desteğiyle ayakta durabilecek bir iş çıkarmayı seçiyorlar. Neyse ki ilk filmin tadını büyük ölçüde vermeyi başarıyorlar. Adeta çizgi roman karelerini canlandırırmışçasına yarattıkları enfes görsellik ve renk oyunları yine filmin estetik açıdan en büyük dayanağı oluyor. Lakin bazı eksikler de yok değil, mesela hikaye anlatış biçimi ve olaylar neredeyse birebir şekilde taşındığı için bazı sahnelerin aşırı benzerliği biraz göze batabiliyor. Ama en nihayetinde seriyi sevenleri, yine de gayet tatmin edici bir devam filmi bekliyor.

  • Yönetmen 70 %
  • Oyuncular 72 %
  • Teknik 80 %
  • Müzik 68 %
  • Senaryo 57 %

Lucy İzlemek İsteyenlere – Film Eleştirisi

Bir zamanlar, Nikita ve Léon: Sevginin Gücü (hatta 5. Element ve Derinlik Sarhoşluğu’nu da dahil edebiliriz) gibi unutulmaz yapımlarla şanını yüceltip önemli yönetmenler kategorisine giren fakat sonrasında daha çok yapımcılık ile senaristlik kulvarına geçiş yaparak git gide değerini yitiren hafif çılgın Fransız sinemacı Luc Besson, son yıllardaki işleriyle de piyasa yönetmenlerinin arasından çıkıp kolay kolay eski saygınlığını geri kazanamayacağını kanıtlıyordu. Kendisi, son zamanlarda Hollywood’a yazdığı ısmarlama senaryolarla seri üretimlerin arkasında yer almayı iyice alışkanlık haline getirmiş ve yönetmenlik koltuğuna geçtiğinde de Arthur ile Minimoylar gibi vasat altı işlere imza atmaya başlamıştı. Geçen yılki kara mizah denemesi Malavita: Belalı Tanık’ta zar zor vasatı bulan Besson, ilk bakışta iddialı duran yeni projesiyle ise bir miktar hayal kırıklığı yaşatsa da neyse ki bu seviyeyi koruyabiliyor.

Besson, Lucy ile belki de son birkaç yıldır karaladığı çerçöp içinde ilk defa ana fikri ilginç bir hikaye yazıyor. Normal bir insanın beyninin yalnızca %10’unu kullanabildiğini savunan tezleri ele alıyor ve diyor ki, %100’üne ulaşırsak ne olur? Fikrinin bilimsel bir desteği olmadığını kendi de belirtiyor ama yine de bunu ciddiye almakta ısrar ediyor nedense? Bol aksiyonun yanında çok önemli sorular da soruyor ve kendi içinde tutarsız bir hal alınca film, insan neye dikkat edeceğini şaşırıyor. Scarlett Johansson’un, Under the Skin’deki Laura’sı ile Marvel’daki Black Widow’ının karması bir karakterde tüm çekiciliğiyle kötü adamları bir güzel haklayıp uçup kaçtığı ve Fransız sokaklarının yerle bir olduğu yani temponun tavan yaptığı seyir zevki yüksek sahnelere mi odaklanalım, yoksa Discovery Science’dan fırlamış evrenin doğuşuyla ilgili meselelerle kafa yorup bize yaşamın verildikten sonra onu nasıl kullandığımızı falan eleştirel bir şekilde düşünmeye mi çalışalım? Ben ilkini seçiyorum…

Meşhur Besson usûlü kadın karakterlerden biri Lucy de, başlangıçta sıradan ve hayli narin olup giderek güç kazanan ve tek kişilik dev kadroya dönüşen dişi kahramanlarından. Yalnız Lucy diğer Besson kızlarından bin kat daha yetenekli ve adeta bir mutanta benziyor. En azından Besson şunu düşünmüş (!), Lucy’yi direk anasının karnından süper insan olarak doğurtmuyor ve ilk etapta onun saf insan modeliyle de tanıştırıyor seyirciyi. Açılışta Tayvan’ın başkenti Taipei’de okuyan Lucy’yi, henüz birlikteliği çok taze olan, kirli işlere bulaşmış erkek arkadaşıyla birlikte bir otelin önünde, ne idüğü belirsiz bir çantayı sevgilisinin yoğun rızası üzerine otelde bekleyen Mr. Jang’e teslim edip etmeyeceğini tartışırken buluyoruz. Sonunda kaybeden Lucy oluyor ve otele girip çantayı Mr. Jang’e ulaştırmak zorunda kalıyor. Bunun üzerine çantanın içinden çıkan uyuşturucu ve dil uyuşmazlığından doğan anlaşmazlıklar derken, Lucy birden karnına yerleştirilmiş bir paket uyuşturucu ile birlikte Mr. Jang’in kuryesi oluveriyor.

Ardından da karnındaki paketin patlaması üzerine vücuduna sızan, hamile bir kadının rahmindeki bebeğin kemik gelişimine yarayan, fazlası ise vücuda atom bombası etkisi yaratan CPH4 maddesinden üretilen yeni model sentetik uyuşturucu ona doğaüstü yetenekler kazandırıyor. Zaten bu andan itibaren Lucy’nin sergilediği türlü numaralarla vakit öldürmeye başlıyorsunuz ve filmin ucuz bir aksiyondan öteye gidemeyeceğini de anlıyorsunuz. Beyin kapasitesi arttıkça, iletişim aygıtlarının içine girmekten zihin okumaya kadar her türlü kabiliyeti kazanan Lucy’yi giderek daha da kuvvetlenen bir süper kahraman olarak kabul ediyor ve yardım aldığı alık polislerle birlikte şehrin ortasında Uzak Doğulu mafya adamlarının hakkından gelişini zevkle izlemeye bakıyorsunuz. Aksi halde kafanızı işin ciddiyetine takar, filmin varoluşsal ve evrimsel konuları nasıl ahmakça ele alıp öylesine harcadığını düşünürseniz filmden nefret etmeniz bile mümkün.

Aslında film üzerinde düşünülmeyi pek hak etmediğinden burada biraz da kendi kendinize işkence etmiş olursunuz. Ama yine de insan aklına getirmeden edemiyor, filmin hayal gücünün sınırlarını zorlayabilecek müthiş çarpıcı, hakiki ve orijinal diyemesek de çekici bir bilim-kurgu eseri olabilecekken izle-unut tadında bir çerezlik olarak kalmasına çaresiz üzülüyorsunuz. Benzerlerine dönüp baktığımızda (çok uzaklaşıp Akıl Oyunları gibi yapıtlarla kıyaslamaya gerek yok) henüz üç yıl önce izlediğimiz Neil Burger imzalı Limitless mesela, Lucy’nin aksine en azından kendi içinde bir çelişkiye uğramamayı başarıyordu. Besson ise, inandırıcılıktan yoksun hikayesinin temelinde ‘tek geçerli ölçek zamandır’ demeye çalışıyor ama bunu diyebilmek için ıkınıyor resmen, aralara belgesel görüntüleri serpiştirmekten tutun evrim teorisini karıştırmaya kadar her yolu kazıyor ama mantıklı bir çıkış kapısı bir türlü bulamadığından boğulup gidiyor.

Tabii bir de tüm bilimsel mevzuların açıklanması için -çok lazımmış gibi- esas öyküye paralel eklenmiş bir profesör de eksik değil. Bir yanda Lucy, vücuduna sızan madde yüzünden can çekişip insanüstü bir varlığa dönüşürken diğer yanda da Professor Norman tarafından beynin yüzdelik kullanımıyla ilgili teoriler sunuluyor. Tahmin edersiniz ki ikisi bir noktada buluşuyor ve nihayetinde Norman, Lucy’yi yani sözüm ona evrenin sırrını bir USB olarak cebine atıyor.

Elbette Norman rolünde izlediğimiz kişi, profesör bozuntusu, bilge adam tiplemelerinin vazgeçilmezi Morgan Freeman’in ta kendisi ve bana kalırsa şu son oyunuyla da artık bu rolleri geri çevirmesinin zamanının geldiğini gösteriyor. Scarlett Johansson ise kamera açıları yüzünden her ne kadar seksiliğini sergilemeye fırsat bulamayıp Black Widow’daki performansını yakalayamasa da filmi hareketlendirmeye yetiyor. Güney Kore’nin büyük aktörü Min-sik Choi de beklendiği gibi bir kurtarıcılık sağlayamayıp harcanmış izlenimi yaratıyor.

Kısaca, Lucy beyninin yüzde 100’ünü kullanırken Besson kendisininkinin yüzde 10’unu bile kullanmak istemiyor ve güzel bir konuyu ucuzca harcıyor. Ortaya da, beyninizin yüzde 1’ini dahi kullanmadan izleyebileceğiniz vasat bir seyirlik çıkıyor.

Lucy

Vizyon Tarihi: 08 Ağustos 2014
Yapımı: 2014 – ABD , Fransa
Tür: Aksiyon, Gerilim
Süre: 90 Dak.
Yönetmen: Luc Besson
Oyuncular: Morgan Freeman, Scarlett Johansson, Min-sik Choi, Analeigh Tipton, Mason Lee
Senaryo: Luc Besson
Yapımcı: Luc Besson, Christopher Lambert

İzmir Web Tasarım

Kendinizi ve işinizi en iyi şekilde yansıtmanın en iyi yolu özgün bir biçimde hazırlanmış web tasarımı olmaktadır. Günümüzde kişilerin ve firmaların kendilerini tanıtmanın ve yaptıkları işi sunmalarının en iyi yolu web siteleri olmaktadır. Sizler için en gelişmiş ve en özel kullanımı kolay olan paneller hazırlamaktayız.

Sunduğumuz Hizmetler

Sizler için en gelişmiş Kurumsal web tasarımını hazırlamaktayız. Aynı zamanda hazırladığımız web sitesi SEO uyumlu hazırlanarak sizleri aramalar da üst sıralara çıkarmada yardımcı olacaktır. Sizler için rakiplerinizden daha ilgi çekici bir siteye sahip olmanızı sağlamaktayız. Tecrübeli ve profesyonel ekibimiz ile İzmir web tasarım olarak sizlere en iyi hizmeti sunmaya çalışmaktayız. Ekibimizin tecrübeli olması sayesinde rakipleriniz ve hedef kitleniz hakkında detaylı araştırmalar sonucunda size en uygun web tasarımını hazırlamaktayız. Ticaretinizi dijital ortamlara taşımak istiyorsanız bunu sizin için en iyi şekilde hazırlamaktayız. Dijital platformlar da ticaret oldukça geliştiği için bu platformlara ticaretinizi taşımanıza yardımcı oluyoruz. Böylelikle reklamlarınız ve gelirinizin artmasına da olanak sağlıyoruz.

Web Tasarımının Önemi

Web tasarımına sahip olan kişinin sayfayı yönetmesinin oldukça kolay olması gerekmektedir. Karmaşık tasarımlar içerisinde kaybolmak yerine sizler için özel olarak tasarlanan ve kullanımı oldukça kolay olan web tasarımını hazırlamaktayız. Aynı şekilde sitenizi ziyaret eden kullanıcılar içinde sitenin tasarımı oldukça önemlidir. Sitenin karmaşık olması kullanıcılar içinde sorun yaratmaktadır. Bu sorunu profesyonel web sitesi hazırlayan ekibimiz ortadan kaldırmaktadır. Sitenin hem göz alıcı hem de kullanıcılar için özel olmasını sağlamaktayız. Böylelikle sizi tercih eden kullanıcılarınız da kullanım kolaylığı sayesinde sitenizi tercih etmeye devam etmektedir.

Neden Bizi Tercih Etmelisiniz?

Sunduğumuz kaliteli hizmetin yanında sizlere en uygun web tasarımını yaratmaktayız. Sizin için gerekli araştırmaları yaparak hazırlamış olduğumuz web sitesi tasarımımız ile fark yaratmanızı sağlıyoruz. SEO uyumlu çalışmalarımız sayesinde arama motorlarında rakiplerinizden üst sıralarda yer almanızı sağlıyoruz. Müşterilerimize sunduğumuz hizmetler sayesinde İzmir web tasarım firmaları arasından fark yaratıyoruz. Yaptığımız işleri referans bölümünden inceleyebilirsiniz. Böylece kullanıcıların aklında kalan ve kullanım kolaylığı olan web sitesi örneklerimize de göz atmış olabilirsiniz.

Güneşin Doğduğu Yer

Cengiz Han önderliğindeki Moğollar orta Asya’dan doğuya doğru gelerek büyük bir istilanın adımlarını atmışlardır. Bu bölgede bulunan İslam imparatorluğunun da yıkımını hazırlamıştırlar. Maveraünnehir bölgesinde bulunan Buhara şehri bu dönemde İslamiyet’in önemli merkezlerinden biridir. Burada inşa edilen Kalyan minaresi en önemli İslami yapılardan biridir. Cengiz Han 1220 yılında Moğol kabilelerini birleştirerek orta Asya bölgesine doğru hareket etmeye başlamıştır. Cengiz Han bir şehre saldırmadan önce onlara teslim olmaları durumunda burada yaşayan halka zarar vermeyeceklerini aksi takdirde bütün halkı katledeceğini bildirirdi. Bu taktikle bir şehri fethettiğinde bir sonraki şehir sonunu görebildiği için teslim olmayı seçebiliyordu. Buhara şehri de teslim olmayı reddetmiştir. Bunu şehrin çevresini kaplayan yirmi metre yükseklikteki surlara güvenerek yapmışlardır. Ancak Moğol ordusu Buhara şehrini ele geçirerek buradaki halkı katletmişlerdir. Burada yaşayan bütün zenginlerin mallarına el koyulmuş ve şehir yakılmıştır.

Moğol istilası İslam dünyasında giderek bir yıkımı meydana getirmekteydi. Cengiz Han doğu ile batı arasındaki ticareti sağlamayı düşünüyordu. Cengiz Han’ın ölümüyle birlikte imparatorluk her biri ayrı bir bölgeyi kontrol eden dört oğlu tarafından yönetilmeye başlanıldı. İslam dünyasına göre Moğol istilası durdurulamaz bir haldeydi. Bu oğullarından birinin yönettiği ilhanlı hanlığı İslamiyet’i kabul ederek 14.yy’da Anadolu’yu istila ettiler. Ahlat şehrinde Selçuklu Türkleri, ilhanlılar ve Uygurlar bir arada yaşadıkları yapılan kazılarda görülmektedir. Selçuklular ve İlhanlılar İslamiyet’i kabul ederken Uygurlar ise Budist olarak bu bölgede yaşamışlardır. 14.yy’da orta Asya’da bulunan Çağatay Hanlığından çıkan Büyük Timur Sadece Moğol sancağı altında değil aynı zamanda İslam adı altında da mücadele edecektir. Timur’un amacı Cengiz Han’ın oluşturduğu Moğol imparatorluğunu tekrar bir araya getirerek sınırlarını daha da genişletmektir. Timur da Cengiz Han gibi şehirleri acımasızca fethetmeye başlamıştır. Timur Cengiz Han’dan farklı olarak İslam bilim ve kültürünün etkisi altında kalmıştır. Timur zamanında İslam bilim ve kültürü de yükselişe geçmiştir. Timur Semerkant şehrini imparatorluğunun başkenti olarak ilan etti ve bu şehri imparatorluğuna yakışır bir şekilde yapıtlar ile süsledi. Timur sadece büyük bir hükümdar değil aynı zamanda büyük bir Müslüman liderdir. Semerkant şehri de onun döneminde İslam’ın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Timur’un torunlarından Ulubey’in yapmış olduğu gözlem evi ile astronomik gözlemler yapmışlardır. Bu astronomik düzen ile yıldızların koordinatları ve büyüklükleri hakkında bilgiler elde etmişleridir. Greenwich meridyeninin bulunmasından yaklaşık 400 yıl önce Ulubey burada inşa ettiği gözlem evini bir meridyen üzerinde inşa ederek Greenwich meridyeninin bulunmasına katkıda bulunmuştur.

Batıya Doğru Akan Nehir – Kitap Değerlendirme

Avrupa’da batı medeniyeti kavramı ilk olarak yunanlılarla başlamış olup daha sonrada Romalılar tarafından geliştirilmiştir. Roma imparatorluğunun çöküşüyle batı medeniyeti karanlık bir çağa girmiştir. Daha sonra Rönesans döneminde batı medeniyeti tekrar gelişmeye başlamıştır.

Avrupa’daki orta çağ gezginlerinin İslam bilimini keşfetmesiyle Rönesans’ın ilk temelleri atılmıştır. Bu dönemde doğudan akan medeniyet nehri batıya ulaşmıştır. Halep’te bulunan Emevi Cami’sinde bulunan bilim ve astronomik araçlar Müslümanların dini ve bilimi sorunsuzca bir araya getirerek çalışmalar yaptığını ortaya koymaktadır. Orta çağda İslam dünyasında namaz vakitlerini belirlemek için basit araçlardan daha karmaşık teknolojik araçlar ürettikleri görülmektedir. Dini merkezlerde aynı zamanda bilim ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapılmasına olanak sağlamışlardır. Müslümanlar İslamiyet’in doğuşuyla beraber yedi yüz yıl boyunca dünyanın bilimsel anlamda liderleri olmuştur. Tıp, astronomi ve mimari alanlarda da bir çok adım atmışlardır. Ortadoğu’da bu dönem İslamiyet’in altın çağı olarak bilinirken, batı daha gelişiminin ilk zamanlarındaydı. Bu dönemde Avrupa’da bilgi kaynağı yönünden eksiklikler bulunmaktaydı. Haçlı seferleriyle beraber bazı araştırmacılar Arap bölgesindeki bilimi öğrenmek amacıyla gelmişti. Bu insanlardan biri de Adelard’tır. Adelard İslam bölgesinde gördüğü dönemin astronomi alanındaki en önemli yapıtı plan Usturlab’ı yazdığı bir risale ile İngilizlere anlatmıştır.

Batı uygarlığı İslam imparatorluğu elinde bulunan Sicilya bölgesine gelerek burada İslam bilim ve kültürüyle ilk kez uzun bir süreli birlikteliği sağlamıştır. Sicilya bölgesinde İslam biliminin batıya ilk olarak aktarıldığının örnekleri mevcuttur. Bunlardan biri de bu dönemde oluşturulmuş olan dünya haritasıdır. Batı ve doğu arasında yapılan savaşlar iki uygarlık arasında bilgi ve kültür akışını sağlamaktaydı. Haçlılar Sicilya bölgesinden sonra ispanya’yı da alarak İslam bilim ve kültürüyle daha yakın bir etkileşim içine girmiştir. Toledo’da Arap eserlerinin Latinceye çevrildiği büyük bir merkez bulunmaktaydı. Toledo’da unutulmuş olan Yunan eserlerinin yanı sıra İslam biliminin eserleri de artık batıya taşınmaktaydı. Bunun etkisi çok hızlı bir şekilde görülmeye başlanıldı.  Yakın bir tarihe kadar karanlık çağda bulunan batı toplumları artık kendilerine yeni bir kültür inşa ediyordu. Bu da Avrupa’nın yeniden doğuşunda İslam imparatorluğunun etkisini gözler önüne sürmektedir. Bu dönemde Avrupa’da yapılan eserlerde İslam biliminin ve matematiğinin etkisi görülmektedir. Aristotales’in eserleri bu dönemde kurulan üniversitelerde okutulmaya başlanıldı. Ancak bu eserleri insanların anlamalarını sağlayacak hale getiren kişi İbn-i Rüşd’tür. Aristotales’in eserlerini yorumlayarak batıya sunmuştur. Floransa şehri dünyanın merkezinin doğudan batıyakaymasında ve Avrupa uygarlığının olgunlaştığı aynı zamanda batının orta çağdan çıkmasını sağlayan yeni fikirlerin ortaya çıktığı bir yerdir.

Orta çağda yaşayan Avrupa’daki bilim adamları Müslüman bilimciler ve filozoflardan gördükleri şeyleri modern dünyayı şekillendirecek bir hale getirdiler.

Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail

Şah ve Sultan: Kitap Yavuz Sultan Selim dönemini etkileyici bir biçimde, harika bir üslupla anlatmış. Osmanlı Devleti’nin en asabi hükümdarı olarak bilinen Yavuz Sultan Selim ve Safevi Devleti şahı Şah İsmail’in arasında ki ilişkiyi derinlemesine ele almış. Kitap içerisinde harika bir üslupla anlatılmış tasvirler okuyucuyu kedisine hayran bırakıyor.  Kitabın bir farklı özelliği de şu ki: iki farklı kişinin ağzından yazılmış. Bir bölümü Şah İsmail’in yakınında bulunan Kamber Can tarafından bir bölümü ise Yavuz Sultan Selim’in yakınında bulunan Can Hüseyin tarafından anlatılmış.

Kitap Kamber Can’ın yanında kaldığı Babaydar’la konuşmasından itibaren başlıyor. Babaydar kamber Can’ı büyütmüş, ona sevgisini vermiş. Onun babası değilmiş bu yüzden Kamber Can ona baba yerine Babaydar diye hitap etmiş. Kamber Can sık sık ailesiyle ilgili sorular sormuş ancak hiçbir zaman yanıt alamamış.

Bir sabah Babaydar Kamber Can’la uzun uzun sohbet eder. Ona bir yıldız torbası hediye eder. Buna yıldızlarını koy ve sakın ha sakı yanından ayırma der. O günden sonra ise Kamber Can’ı Şah İsmail’in yanına götürmek için Şah İsmail’in sağ kolu olan Aka Hasan gelir.Aka Hasan Kamber Can’ı Babaydar’ın evinden alır ve Şah İsmail’e götürür. Yolda ona hep iyi davranır.Kamber Can’ın Babaydar’dan ayrılma üzüntüsünü biraz olsun azaltmak için ona hikayeler anlatır, bir ikiz kardeşi olduğunu ve kendisinin de ondan ayrı oluğunu söyler. Kamber Can aslında Aka Hasan’ı seviştir ama neden Babaydar’ın yanından aldıkları bir türlü anlamamıştır. Şah İsmail’in yanına niye getirildiğine dair kimse bir şey söylememektedir. Ona bir köle gibi davranılmadığı bir gerçektir ama bir efendide değildir.

Kamber Can yavaş yavaş saraya alışmışken bir gün aniden hadım ettirilir. Her olayda olduğu gibi bununda nedenini niçinini bilmemektedir. Bunu yapanı bilse ondan hesabını soracaktır ama kimin emir verdiğini de bilmemektedir.

Zaman böyle ilerlerken Şah İsmail halkın gözünde oldukça iyi bir yere gelmiştir. Halk ona her geçen gün daha da bağlanmıştır, ancak günler geçtikçe ülkenin dirliği bozulmaya başlamıştır. Alevi olmayan suni halk canice kaynar kazanlarda ölüme terk edilmiştir. Meydanda bir sürü kişi öldürülmüştür.  Ancak bunların hepsi halka gözlerini boyayacak bir şekilde anlatılıyordur. Şah İsmail ise tek eşli iken birden fazla eşli hayata geçmiştir. Bir çok baba eş olması için ona kızını getirirken o bunların yanında güzeller güzeli Taçlı Hatun’uda kendine eş olarak isteyip hadım ettirilen Kamber Can’ı da  ona köle tayin etmiştir. Kamber Can bu durumdan oldukça memnundur. Devletin en güzeli Taçlı Hatun’a en yakın olmak işine gelmiştir. Böylece Taçlı Hatun’u yakından tanıma fırsatı eline geçmiştir. Taçlı Hatun’un bir çocukluk aşkı vardır  ve hiçbir zaman kendisini Şah İsmail’e teslim etmez. Hatta bir gün çocukluk aşkı Ömer’in hediye ettiği inciyi Şah İsmailgizlice alıp kulağına küpe yaptırmıştır.

Safevi devletinde günler böyle geçerken Osmanlı devletinde ise Yavuz Sultan Selim Amasya’da şehzadelik yapmaktadır. Babası Şah İsmail’in yaptığı bir çok şeye tepkisiz kalırken o bu duruma çok kızmaktadır. Bunların görmezlikten gelinemeyecek şeyler olduğunu düşünmektedir. Babasına Şah İsmail’e saldırmaları gerektiğiyle ilgili haber göndermiştir ancak karşılığında babasından ters tepki almıştır. Babasının bu olay karşısında tepkisiz kaldığını gören Yavuz Sultan Selim ise Şah İsmail’i yakından görmek için Safevi Devleti’ne gitmeye karar vermiştir. Yanında yoldaş olarak bir tek can dostu Hüseyin vardır.

Safevi Devleti’ne bir derviş olarak gizlice giren Yavuz Sultan Selim ve Hüseyin’i beklemedikleri bir sürpriz karşılar. Hüseyin’in yıllar önce ayrıldığı ikiz kardeşi Şah İsmail’in sağ kolu Aka Hasan’dır. Onları gören Safevi devleti askerleri Hüseyin’i Aka Hasan sanıp yanlarına koşmaya başlayınca Yavuz Sultan Selim tedirgin olmuştur ancak bir aksilik çıkmamıştır. Aka Hasan olayları kontrol altına almak için Hüseyin’in yanına gitmiştir ancak Yavuz Sultan Selim bir şekilde Şah İsmail’in karşısına çıkıp onla satranç oynamıştır. O Sırada ise Şah İsmail’in yanında eşleri ve yakın dostları da vardır. Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i çok yakından tanıma fırsatı bulmuştur ve onu satrançta yenmiştir. Aka Hasan ve Can Hüseyin ise perde arkasından iki lideri izlemektedir. İki ikiz kardeş ve iki ayrı lider. Eğer birisi kılıcına davranacak olsa kim kime dost kim kime düşman belli olmayan bir ortamda Can Hüseyin’in içi kan ağlamaktadır.

Ertesi gün ise Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i yakından görüp amacına ulaştığı için Amasya’ya dönmeye karar verir. Can Hüseyin Aka Hasan’a hiçbir şey söylemeden geri dönmek zorunda kalır ve bunun pişmanlığını günlerce yaşar…

Yavuz Sultan Selim’in Safevi Devletine yaptığı bu gizli gezi duyulduğunda babası çok kızar. Bu fevri hareketi karşısında tahtını şehzade Ahmet’e bırakmaya kalkar ve Yavuz Sultan Selim babasıyla tartışır. Onu iterek düşürür ve babası ‘ Oğul beni zebun ettin, inşallah şir-pençeler elinde can veresin!’diyerek beddua eder. Şir pençe ise aslan pençesi demektir.

Yavuz Sultan Selim’in babası Sultan Beyazid öldüğünde Yavuz Sultan Selim kardeşlerini mağlup ederek tahta geçmiştir ve ilk işi Safevi Devleti’ne sefer düzenlemek için hazırlıklara başlamak olmuştur.Bunu duyan Şah İsmail ise önceleri kendine güvenirken sonra karış karış kaçacak toprak aramıştır. Günlerce kaçmıştır. Bu süre içerisinde Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i arayıp ona mektuplar yazıp mesajlar göndermiştir. Aralarında geçen diyologlar, ilginç hediyeler bunun sadece askeri bir savaş değil aynı zamanda iki büyük liderin zeka savaşı olduğunuda göstermiştir.

Bir gün Yavuz Sultan Selim’e Şah İsmail tarafından hediye sandığıyla birlikte bir mektup gelmiştir. Mektupta her zaman ki gibi bir dörtlük yazmaktadır ve sandığın dibinde insan pisliği vardır. Buna karşılık olarak Yavuz Sultan Selim bir dörtlük, bir sandık dolusu bal göndermiştir ve şöyle demiştir ‘ Biz soframızda ne yersek, onu armağan ederiz.’

Yavuz Sultan Selim başkaldıran alevileri Şah İsmail ise sunni halkı öldürmüştür günlerce. Bu duruma dur demenin zamanı geldiğinde Şah İsmail ne olacaksa olsun deyip Yavuz Sultan Selim’in karşısına Çaldıran’da karşısına çıkmıştır. Çaldıran Savaşı’nda kim kime dost kim kime düşman belli değildir. Can Hüseyin ise hayatı boyunca bedelini ödeyemeyeceği bir hata yapmıştır. Elinde ki silahla, uzaktan seçemediği birisini vurmuştur ve o kişi ikiz kardeşi Aka Hasan’dır. Kardeşini vurmanın bedeli olarak ise Aka Hasan olmaya karar vermiştir. Yani aralarında ki benzerlikten dolayı kimse onu tanımayacağı için Aka Hasan olarak Şah İsmail’in yanında yerini almıştır.

Çaldıran Savaşında Şah İsmail mağlup edilmiştir ve Şah İsmail savaştan eşi Gülizar Begüm ile oğlunu alıp kaçmıştır. Bu ise Taçlı Hatun için bir yıkım demektir. Çünkü Şah İsmail onu savaşın ortasında bırakıp karısıyla birlikte kaçmıştır. Savaş sonunda tüm kadınlar intihar ederken Taçlı Hatun hadım ettirilen köle Kamber Can için hayatta kalmıştır.

Savaştan sonra İstanbul’a getirilen ganimetler, köleler ve kadınlar en iyi şekilde muhafaza edilmiştir. Yavuz Sultan Selim ise Safevi Devleti’nin başkenti Tebriz’e bir vali atayıp İstanbul’a gelmiştir. Şah İsmail’in eşlerinden birisi olduğunu anladığı Taçlı Hatun’u gören Yavuz Sultan Selim Taçlı Hatun’dan etkilenmiştir fakat düşmanının salyasının bulaştığı bir kadına el sürmeyeceği için Taçlı hatun’u bir başkasıyla evlendirmiştir. Ancak kocasıda onun bir emanet olduğunu bildiği için Taçlı Hatun’a el sürmemiştir.

Şah İsmail ise Taçlı Hatun’un hasretiyle yanıp tutuşurken onu Yavuz Sultan Selim’e yar etmektense öldürmeye karar vermiştir. Bunun içinde Hüseyin’i görevlendirmiştir. Ancak Hüseyin İstanbul’a geldiğinde öğrenir ki Yavuz Sultan Selimçıktığı bir sefer sırasında sırtında çıkan aslan pençesi denilen bir çıbanı sıktırdığı için vefat etmiştir. Bu durum karşısında Taçlı Hatun’u öldürmekten vazgeçip Tebriz’e dönmüştür.

Kocası ve gizliden gizliye oşlandığı Yavuz Sultan Selim’in ölümüyle yıkılan Taçlı Hatun yataklara düşmüştür. Yanında ise yine Kamber Can vardır. Kamber Can ise Taçlı’nın aşkıyla eriyip biterken Taçlı son nefesinde Kamber can’a aşkını itiraf eder ve o gün Kamber Can’ın en mutlu günüdür.

Taçlı öldükten sonra yıldız kesesinden ayrılmak isteyen Kamber Can kesenin içinde bir mektup bulur. Bu mektubu Babaydar yazmıştır ve onun ailesini açıklamaktadır. Kamber Can aslında Şah İsmail’in öz be öz yeğenidir. Bu durum karşısında Kamber Can öz amcası Şah İsmail’den biz kez daha nefret eder. Çünkü onu sırf taht kavgası çıkmaması için hadım ettirdiğini anlar. Hak ettiğini alamadığını anlar. Kalan günlerini Taçlı’nın mezarı başında geçirir. Bir gün o mezarın başında bir derviş görür ve nedensiz yere o dervişe her şeyini anlatır. İlgi çekici yanı şu ki; o derviş Taçlı’nın çocukluk aşkı Ömer’dir…

[poll id=”2″]

Atom Bombası – Hiroşima – Nagazaki

Atom bombasıyla ilgili ilk çalışmalar Robert J. Oppenheimer Öncülüğündeki bil grup bilim adamı tarafından 1942 yılının sonlarında başladı. ABD, Kanada ve İngiltere tarafından organize edilen çalışmalar “Manhattan Projesi” olarak adlandırıldı. Nazi Almanyası’ndan kaçan bilim adamlarının katkılarıyla gelişen bu proje, yüzyılın en acımasız buluşunu ortaya koydu. Bu beyin takımında öne çıkan bilim adamları çalışmanın öncüsü Robert Oppenheimer İtalyan bilim adamı Enrico Fermi ve Macar asıllı Leo Szilard’dır. Enrico Fermi, atom bombasının babası olarak anılır.

Başkan Roosevelt atom bombasının derhal yapılmasını talimatını verdikten sonra çalışmalar hızlandırıldı.  Bu projede çalışan bilim adamları çalışmaları en yakınlarından bile saklamışlardı. ABD hükumeti bu konuda tam bir gizlilik ilkesini esas edinmişti. Çalışmalar devam ederken Başkan Roosevelt beyin kanaması geçirerek öldü ve yerine Truman geçti. Bundan sonraki gizli çalışmalar başkan Truman’ın kontrolünde gerçekleşti. Üç yıl süren çalışmalar New Mexico eyaletinin Los Alamos bölgesinde yürütüldü. ilk atom bombası denemesi 16 Temmuz 1945 günü Meksika sınırına yakın bir çöl olan Alamogordo’da gerçekleştirildi. Bu patlamanın şiddeti tahmin edilenin çok üzerinde olmuş ve yaklaşık 20 bin ton dinamitin patlamasına eş değer bir etki görülmüştür.

Atom bombasının İçeriği

Atom bombasında biri doğal, diğeri yapay olan iki tür malzeme kullanılır. Bunlardan doğal olanı uranyum, yapay olanı ise plütonyumdur. Bomba, merkezde uranyum ve plütonyumdan oluşan bir öze sahiptir. Nükleer patlamanın oluşabilmesi için bu özün kritik kütleden büyük olması şarttır. Bu esnada kritik kütlenin üzerindeki maddenin kendiliğinden patlama olasılığı vardır. Bu yüzden patlayıcı madde özü, bombaya çeşitli parçalar halinde yerleştirilir. Bomba ateşleneceği zaman bu parçaların bir araya gelip bir küre Oluşturması gerekmektedir. Bu çeşitli parçaların küre şeklinde birleşmesini sağlamak için Trinitrotoluen yani bildiğimiz TNT, dinamit maddesi kullanılır. Önce TNT patlatılarak, nükleer kütle bir araya gelir ve böylece asıl patlama gerçekleşir.

Hiroşima Atom Bombası – Ağustos 1945: Felaket günü

6 Ağustos 1945, dünya tarihi açısından önemli bir gündür. Bu tarihte dünyadaki en büyük insan katliamlarından birisi yaşanmıştır. 6 Ağustos 1944′ te sekizi çeyrek geçe Hiroşima‘daki ırmağın en geniş kolunun iki yakasını birbirine bağlayan köprünün üzerine, Enola Gay isimli bombardıman uçağı atom bombası bıraktı. Yaklaşık 51 saniye sonra Little Boy, yani tarihteki ilk atom bombası, patlamış oldu. Bomba 600 metre yükseklikteyken hedefine 200 metreden az bir uzaklıkta patladı. Görgü şahitlerinin ifadelerine gere patlama ilk olarak gözleri kör eden bir ışıkla kendini belli etti. Hemen arkasından gelen yaklaşık 300 bin derecelik ısı yaklaşık 3 km çapındaki birçok şeyin yanmasını sağladı. Daha sonra patlamanın etkisiyle başlayan ve saatte 1800 km hızla esen alev rüzgarı çevredeki her şeyi yakıp, yıktı.

İnsanlarda korkunç yanma vakalarına neden oldu. Çevredeki fabrikaları, iş yerlerini ve evleri yıktı, binlerce insanın ölümüne sebep oldu. X ışınları kan damarlarındaki akyuvarları yok ederek, insanlarda ağır anemi krizine yol açtı. Tüm bunlar yaşanırken asıl kalıcı hasarı oluşturacak yağmur birkaç dakika sonra başladı. Yağmurla beraber tüm radyoaktif serpinti bölgeye inmiş oldu. Sadece saniyelerle ölçülebilen çok kısa bir zaman dilimi içerisinde Hiroşima kenti, korkunç bir felakete sahne oldu. Ortaya çıkan ölü ve yaralı sayısı ise dehşet vericiydi. Tek bir bomba yaklaşık 78 bin kişinin ölümüne, 14 bin kişinin kaybolmasına, 40 bin kişinin ağır ve hafif olarak yaralanmasına neden oldu.

9 Ağustos 1945 günü ikinci atom bombası Nagazaki‘ye atıldı. Burada yaşayan halk daha önceden uyarıldığı için ölümler Hiroşima‘ya oranla daha az oldu. İkinci bomba da yaklaşk 36 bin kişinin hayatını kaybetmesine, 40 bin kişinin de yaralanmasına yol açtı. ikinci bombardımandan sonra imparator Hirohito, 14 Ağustos 1945’te teslim oldu.

Hiroşima ve Nagazaki‘de radyasyondan kaynaklanan ölümler 15 Ağustos 1945’den sonra da devam etti. Kaybolan yakınlarını harabeler içinde arayan ve gönüllü olarak kurtarma çalışmalarına katılan birçok kişi farkında olmadan yüksek miktarda radyasyon aldı. Radyasyondan kaynaklanan ölümler çök ciddi boyutlarda ulaştı. Sivil korunmasız halkı ve özellikle çocukları etkileyen bu olay, atom bombasının insanlık için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu ortaya koydu.

Nükleer Silahlanma

II. Dünya Savaşı’nın sonunda Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları nükleer silahların yıkıcı gücünü tüm gerçekliğiyle ortaya koydu. Little Boy ve Fat Man düştükleri Hiroşima ve Nagazaki’de yüz binden fazla insanın ölümüne neden oldu. Bu saldırı üzerine Japonya savaştan koşulsuz olarak geri çekildi. Nükleer silahların, devletlerin sistemde daha fazla söz sahibi olmaları açısından ne kadar büyük önem taşıdığı anlaşıldı. Bu tarihten sonra ABD artık nükleer silah gücüyle dünyada söz sahibiydi.

Nükleer silahlar diplomasi alanında önemli bir koz sebebiydi. I I . Dünya Savaşı sonunda dengeler yeniden kurulurken kapitalist sistem yani ABD kazanmıştı. Potsdam Konferansında sonuç ABD lehineydi. Sovyet Rusya ise çok ağır şartları kabul etti. 17 Temmuz 1945 günü, ki aynı zamanda Potsdam Konferansının başladığı gündür, ABD New Mexico’da ilk nükleer silah denemesini yaptı. Bu durum iki kutuplu sistemde güç dengesini belirleyen unsurun nükleer silahlar olmasına neden oldu. Bu gücü ABD başkanı Tru man anılarında şöyle özetlemiştir: “Şimdi artık sadece savaşı temelden değiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda tarihin ve uygarlığın da seyrini değiştirecek bir silaha sahiptik. ”

1945-1949 yılları arasında ABD’nin nükleer silahlar alanındaki üstünlüğü tartışılmazdı. ilk vuruş yeteneği ABD’nin elindeydi. İlk vuruş yeteneği, bir tarafın Yapacağı büyük bir saldırıyla, karşı tarafın ikinci vuruş kapasitesini yok ederek savaşın kazanılması anlamına gelir. Bu amaçla, karşı tarafın nükleer silahları hedef alınır. Ancak bu sırada Rusya da nükleer silah üretmek için çalışmalarına hızla devam ediyordu. 1949 yılında SSCB ilk nükleer silah denemesini yaptı. Ancak ABD bu yarışı daha da ileri götürerek 1952’de hidrojen bombası yaptı.

Exit mobile version