2015 Porsche Cayenne Tanıtım
Dünya genelinde 579 bin satış rakamına ulaşan Cayenne, yenilenen tasarımı ve teknolojisi ile daha verimli bir sürüş vadediyor.
Cayenne S, Cayenne Turbo, Cayenne Diesel, Cayenne S Diesel ve ilk defa satışa çıkartılan Cayenne S E-Hybrid serileri ile birlikte sunulan Yeni Cayenne Ailesi, ilk bakışta daha fazla agresif dış tasarımı ile dikkatlkeri üstüne çekiyor. Komple yenilenen ön gövdesi, ızgarası, motor kapağı ve ön tamponda bulunan hava girişleri araca daha dinamik bir duruş sağlıyor. 2015 Porsche Cayenne ve Cayenne S modellerini bir önceki modellerden ayıran 4 noktalı gündüz sürüş farları, Bi-Xenon farlar, ana farların altında yer alan yeni aydınlatma sistemleri ve yenilenen ızgara dikkatleri üstüne çekiyor. Cayenne Turbo modelinde ise, bu seriden ayrı olarak daha fazla geniş ızgarası, LED ve sis farları ile göze çarpıyor. Yeni Cayenne modelinin arka lambalarına da üç boyutlu bir tasarım getirilerek daha keskin bir görünüm kazandırılmış. 2015 Porsche Cayenne’nin iç tasarımında şöför kısmındaki yapılan değişiklikler ilk başta hemen dikkatleri çekiyor. İlk kez Cayenne serisinde kullanılan Aktif Hava Kapağı sistemi sayesinde hava sürtünmesi kontrol altına alınarak, daha verimli bir sürüş elde edilebiliyor.
Menopoz Döneminde Yenilmesi Gerekenler
Menopoz Döneminde Yenilmesi Gerekenler
Özel dönemlerden biri olan menopoz kadınların doğurganlık döneminin son bulduğu ve yeni bir dönemin başladığı süreçtir. Kadınların bu süreçte mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamaları için iyi ve düzenli bir şekilde beslenmeleri gereklidir. Menopoz döneminde kadın vücudu diğer dönemlere göre daha hassas olmaktadır. Kadınlar kemik erimesine ve kalp damar hastalıklarına karşı daha savunmasız hale gelmektedir. Bundan dolayı doğru ve sağlıklı bir beslenme şeklinin olması kadınların bu dönemi daha rahat ve sağlıklı atlatmalarını sağlayacaktır.
Bu dönemde kadınların dikkat etmeleri gereken en önemli nokta yeterli ve dengeli bir beslenme düzenlerinin olmasıdır. Bu dönemde organik gıdalar tüketmek, işlenmiş ve sağlığa zarar veren diğer yiyecek gruplarından uzak durmak kanser ve benzeri hastalıkların oluşmasını en aza indirecektir. Kadın, bu özel döneminde süt ürünleri ve kırmızı et tüketimini azaltmalıdır. Fazla bir şekilde hayvansal gıdalar tüketmek vücuttaki kalsiyum miktarının artmasına neden olacaktır. Bundan dolayı bu dönemde beyaz et ağırlıklı bir beslenme programı uygulanmalıdır.
Az yağlı süt ve süt ürünleri ve haftada en az 2 defa balık yemek sağlıklı bir beslenme programının temelidir. Omega 3 ve 6 açısından oldukça zengin bir içeriğe sahip olan balık cildin yenilenmesini sağlar ve vücudun kolesterol dengesini kurar. Kemik ve saç gelişiminde de pozitif etkisi olan bu besinler vücudu dışarıdan gelebilecek enfeksiyonlara karşı korur. Menopoz döneminde ceviz, badem ve keten tohumu vücudun ihtiyaç duyacağı vitamin ve mineralleri sağlar. Az ve sık yemek ve öğün atlamamaya özen göstermek gerekir. Bulgur, çavdar ve kepek gibi kan şekerinin ani yükselmesine neden olmayan gıdalar tüketilmelidir. Bal, pirinç ve patates gibi gıdalardan uzak durulmalıdır. Çünkü bunlar kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olmaktadır. Menopoz döneminde sıvı yağ kullanımına önem verilmelidir. Yemeklerde ve salatalarda doğal oldukları için özellikle zeytinyağı, soya ve fındık yağını tercih ediniz. Tereyağı ve katı margarinlerden uzak durunuz. Tamamen yağsız besinlerde tüketmeyin. Çünkü bu seferde yağlardan alacağınız besinlerden vücudunuz mahrum kalacaktır.
Beslenme menünüzde kepek, çavdar ve posalı yiyecekler tüketmeye özen gösterin. Bu tür yiyecekler vücudun kan şekerini düzenlediği gibi sizi kabızlık probleminden de kurtaracaktır. Bu özel dönemde tuz alımınızı azaltın. Böylelikle kalp damar hastalıklarının önüne geçmiş olursunuz. Tuzun yerine doğal lezzet verici olan limon ve baharatlar tüketmeye özen gösterin. Kafeinli ve asitli içecekler yerine doğal bitki çayları tüketiniz. Menopoz döneminin olumsuz etkilerinden korunmak için bitkisel çay tüketimine ağırlık veriniz.
Lazerle Çatlak Tedavisi Nasıl Yapılır?
Lazerle Çatlak Tedavisi Nasıl Yapılır?
Estetik tedavileri arasında yeni bir uygulama olan lazerle çatlak tedavisi son zamanlarda popülerliğini gittikçe arttırmaktadır. Kolay bir uygulanma yöntemi olmasından dolayı kadınlar arasında oldukça çabuk yaygınlaşan bu yöntem ile ilgili size bazı bilgiler vermek istedik.
Sık bir şekilde kilo alıp vermeden dolayı oluştuğuna inanılan cilt çatlakları genelde hormonlar ile ilgili bir durumdur. Kilo alıp vermeler genelde hormonları etkilediğinden ciltte çatlaklar meydana gelir. Derinin altındaki kolajen yapının gerilmelerden dolayı zarar görmesi çatlak oluşmasına neden olur. Bel tarafında, bacaklarda, kollarda ve karın bölgesinde meydana gelen kötü görünümler özellikle yaza girdiğimiz şu dönemlerde bayanları oldukça zor durumda bırakmaktadır. Hamilelik döneminden sonra ve cildin kuruması gibi nedenler ciltte çatlakların oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu tür çatlakları giderecek kozmetik kremler bulunmasına rağmen cerrahi alanda lazer ile uygulama oldukça fazla rağbet görmektedir.
Lazer ile yapılan tedaviler hızlı ve etkili sonuçlar vermektedir. Bu yöntemi bu kadar popüler yapan en önemli özelliği kullanılan krem gibi yöntemlere göre etkisini çok kısa bir sürede göstermesidir. Lazerle çatlakların tedavisi birkaç seansta ve 2 – 3 saat içinde bitmektedir. Yalnız burada şunu unutmamak gerekiyor. Seansların azlığı veya çokluğu çatlakların derinliğine ve çokluğuna göre değişiklik gösterecektir. Bu yöntem özellikle hamilelik sonrası bel ve karın bölgesinde oluşan çatlakların yok edilmesinde tercih edilmektedir. Çatlaklar sadece doğum sırasında ortaya çıkmaz. Bu tekniğin kullanımının hesaplı olması, uygulanan diğer tekniklere göre daha çabuk sonuç vermesi ve özelliklede komşu dokulara sıçrama gösteren çatlakların durdurulmasını sağlaması gibi avantajları vardır. Operasyon sırasında kişi çok az bir acı ve ağrıya maruz kalmaktadır.
Tekniği uygulamaya geçmeden önce çatlaklar üzerinde bir tarama yapılır ve çatlağın ne kadar bir büyüklüğe sahip olduğu saptanır. Çatlağın tespit edildiği bölgelere lokal olarak lazer uygulaması yapılır. Bu sayede bağ dokusu uyarılır ve cildin kendisini yenilemesi sağlanır. Uygulama sırasında verdiği acı oldukça az olduğundan anestezi işlemine gerek duyulmaz. Seanslar 2 – 5 seans arasında değişir. Ufak çatlaklar 2 seans sonunda yok edilir. Büyük çaplı ve doğumdan sonra oluşan çatlakların giderilmesi için 5 seansa kadar işlem yapılabilir. Yapılan seansların aralarında 4 haftalık bir süre vardır. Lazer ile çatlak tedavisi sırasında cildin üst tarafı da tamir edildiğinden dolayı yenilenmiş cilt ortaya çıkar.
Erken aşamalarda görülen çatlaklarda ve doku hücrelerinin henüz tamamen kaybolmadığı durumlarda en etkili lazer yöntemi karbondioksit fraksiyonel lazer yöntemidir. Çatlakların renginde kırmızılık bulunuyorsa bu durumda pulse boya lazer uygulanması uygun bir seçim olacaktır. Bu yöntem cildin elastin lifi ve kolajenin yeniden biçimlenmesine yardımcı olacaktır. Çatlakların rengi beyaz ise uygulanacak yöntem ise fraksiyonel erbiyum yağ lazer uygulamasıdır. Bu yöntem oldukça fazla etkilidir. Özellikle bu teknik geç dönem çatlaklarında uygulanmaktadır. Bu yöntem bir ay aralıklar ile 3 – 4 seans sürmektedir.
Cilde Detoks Nasıl Yapılmalı?
Cilde Detoks Nasıl Yapılmalı?
Gün içerisinde hava ve yiyecekler yoluyla vücudumuza giren toksinler dışarı atılmadığı zaman cilt üzerinde olumsuz etkilere sebep olurlar. Detoks yaptırmak bu toksin maddelerinin normalden daha kısa bir sürede vücuttan atılmasını sağlayarak bize çözüm sunabilir fakat cildin sağlığı ve güzelliği için vitamin ve minerallerin doğru bir şekilde vücuda alındığı bir programı harfiyen uygulamak gerekmektedir. İşlenmiş gıdalardan ve içeceklerden uzak durmak da cilt detoksu sürecinde önem taşımaktadır.
Cilt detoksunda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan bir tanesi her gün en az 2 litre su tüketmektir. Çünkü yeterli miktarda su içilmesi toksinlerin vücuttan dışarı atılmasında en büyük yardımcıdır. Yeşil yapraklı ve taze gıdalar yemek, şeker ihtiyacını doğal yollardan olan besinlerden karşılamak ciltte bulunan toksinlerin kısa bir süre içinde vücuttan atılmasını sağlar. Tüketilen sebze ve meyvelerin farklı renklerinin olması farklı vitamin ve mineralleri içerdiğini gösterir. Bundan dolayı çeşitli renkte meyve ve sebze tüketmek daha sağlıklı ve besleyici olacaktır. Omega 3 ve omega 6 vitaminleri toksinleri vücuttan atmak için faydalıdır. Bu vitaminleri de balık, ceviz, badem, keten tohumu, fındık ve zeytinyağlı gıdalardan alabilirsiniz. Bunun yanında cildinize düzenli olarak bakım yaptırmak cildin hava almasını sağlayacaktır.
Cilde buhar banyosu yaptırmak cildin gözeneklerinin açılmasını sağlayacaktır. Gözeneklerin açılması da ciltteki kir ve toksik tabakaların atılmasına neden olacaktır. Bir kaba kaynamış su koyun ve cildinizi suyun buharına 10-15 dakika kadar tutun. Havlu yardımıyla yaptığınız bu işlem sonucunda buhar cildinize daha fazla nüfuz edecektir. Ayrıca buharın içine ekleyeceğiniz az miktardaki yeşil çay antioksidan etkisi sayesinde ciltteki toksinlerin buhar yoluyla atılmasını sağlayacaktır. Cilt detoksunun en önemli aşamalarından bir tanesi de cilde peeling yapmaktır. 1/2 çay bardağı yulaf unu ve bademi karıştırıp cildinize yaptığınız peeling sayesinde cildiniz yatışacak ve rahatlayacaktır. Cilde kaliteli nemlendirici kullanmak oldukça büyük önem taşımaktadır. Cildin kaybettiği suyu tekrar kazanması ve küçük kırışıklıkların önüne geçilmesi açısından nemlendirici önemlidir.
Cilde yapılan detoks sayesinde cilt parlak ve canlı olur. Ciltteki kan dolaşımını hızlandırarak kırışıklık ve lekelerin ortaya çıkmasını engeller. Cilt, pürüzsüz ve yumuşak bir görünüm kazanır. Ayrıca ciltteki kızarıklıklar ve siyah noktalarda ortadan kalkar.
2015 Şortlu Bikini Modelleri
2015 Şortlu Bikini Modelleri
Modanın etkisini her türlü giyecek ve aksesuarda görmemiz mümkün. Hal böyle olunca da moda rüzgârı kendisini mayo ve bikini modellerinde de göstermeye başladı. Modanın geniş etkisi sayesinde vitrin camlarını süsleyen bikini modelleri daha cesur ve etkileyici olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle de bikini altları cesur ve iddialı tasarımları ile bazı kadınlarda rahatsızlık uyandıracak tasarımlar ile yaza merhaba diyorlar. Bu tür durumdan rahatsızlık duyan bayanların imdadına yine modanın yeni tasarımları yetişiyor. Bayanlar şortlu bikini modellerini tercih ederek bu soruna kendilerince bir çözüm bulmuşa benziyorlar.
Şortlu bikinilerin sunduğu avantajlar kadınların yüzünü oldukça fazla güldürmektedir. Örnek vermemiz gerekirse; giyitsilerin kesim şekillerinden kaynaklanan cilt problemleri ortadan kalkıyor. Bunun yanında şortlu bikiniler suyun içinde kadına daha rahat etme olanağı sunuyor. Şortlu bikinin en büyük avantajı ise eşler arasında ortaya çıkan kıskançlık krizlerini bitirmesidir. Bundan dolayı şortlu veya etekli bikiniler neden daha çok neden tercih edildiği ortaya çıkmaktadır. Bu talebi gören moda tasarımcıları da bayanların bu isteklerini karşılamak için yeni tasarımlarını piyasaya sürüyorlar.
Şortlu bikini modellerinde renk seçeneği oldukça fazladır. Beyaz, pembe, farklı tonlarda olanlar ve etnik desenler ile süslü bikiniler bayanları bekliyor. Bu tür bikiniler basen bölgesinin daha zarif ve orantılı görünmesini sağlıyor. Şortlu bikinileri straplez üstler ile giyerek daha şık bir görünüm elde edebilirsiniz. Bu giyimlerinizi hasır şapkalar ile kombinleyerek harika görünüm sunabilirsiniz. Ayrıca şortlu bikiniler yaz ayı boyunca iç çamaşırı olarak da ayrı bir kullanım alanı sunmaktadır.
Meme Estetiği
Memeler, bebeğin belli bir gelişim aşamasına kadar besin ihtiyacını karşılamak üzere süt üretmekten sorumlu yapılar olmasından ziyade kadının dış güzelliği açısından da oldukça önemlidir. Dolgun ve dik memeler dış görünüş açısından kadınları daha mutlu ederken, küçük ve sarkmış memelerden kadınlar utanç duyabilir. Memelerin büyüklüğü veya şekli vücuttaki hormonal değişikliklerden, adet dönemlerinden, doğumsal olaylardan, aşırı kilo alıp vermeden ve zamanla yaşlanma etkilerine bağlı olarak değişebilir. Özellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha sık rastlanan meme kanseri nedeniyle kadınlar memelerinin bir kısmını ve ya tamamını tedavi amacıyla kaybedebilirler. Jinekomasti (erkeklerde meme dokusunun normalden fazla büyümesi) nedeni ile erkeklerde psikolojik bunalıma girebilir veya sosyal sorunlar yaşayabilirler.
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanları bu tip sorunlar için kişiye özel tedavi seçenekleri sunmaktadır. Memelerin aşırı büyüklüğü, küçüklüğü, memelerin yokluğu, meme dikleştirilmesi ve doğumsal kaynaklı meme deformiteleri (şekil bozukluklarında) gibi birçok estetik ameliyatlar yapılmaktadır. Plastik Cerrahi operasyonları arasında memeye ilişkin operasyonlar en sık kullanılanıdır. Amerikan Estetik ve Plastik Cerrahi Derneğinin(ASAPS) 2009 yılı verilerine göre 524 bin kadın meme operasyonu geçirmiş.(Meme büyültme, küçültme veya dikleştirme). Yine 2009 yılı verilerine göre 86 bin kadına kanser tedavisi sorası meme onarımı ve dış görünüşü için cerrahi işlem uygulanmıştır. Kullanılan yöntemler iyi sonuçlar verdikçe bu sayılar gittikçe artmaktadır.
Meme Estetiği Ameliyatları hem duygusal hem psikolojik açıdan oldukça önemli bir deneyimdir. Meme Estetiği yaptırmaya karar veren kadınlar için en önemlisi güvenebileceği ve isteklerini rahatça anlatabileceği bir Plastik Cerrah bulmaktır. Cerrah sizin isteklerinize göre size en uygun cerrahi işlemi açıklayarak, işlemin risklerini ve işlem sonrası olabilecek sorunlar hakkında size bilgi verecektir. İşlem öncesi ve sonrasında cerrahınıza korkularınızı ve endişelerinizi rahatça konuşabiliyor olmanız sizin için son derece önemlidir.
Meme Büyütme
Kadınlar; dişiliğin ve anneliğin sembolü olan memelerin küçük olması ile cinsel çekicilik arasında ilişki kurarlar ve memelerinin görünüşünden dolayı üzüntü duyarlar. Özellikle genç kızlar memelerinin görüntüsü yüzünden diğer kız arkadaşlarının yanından oldukça rahatsız olurlar. 1962 yılında silikon jel protezlerin ortaya çıkmasından sonra ABD’de sen sık yapılan ameliyat meme büyütme operasyonları olmuştur. İlerleyen yıllarda protezlerin yapı ve şekillerinde yapılan yeni gelişmeler sonucu, tüm dünyada en sık yapılan estetik ameliyatlar arasında yerini alıştır. 2010 yılında ABD verilerine göre 296 bin kadın meme büyütme ameliyatı olmuştur. Bu sayı 2000 yılına oranla %39 artmıştır. İtalya’da yapılan bir araştırmaya göre meme büyütme operasyonu konusunda erkeklerin eşlerine olan desteklerinin yüksek(%96) olduğu gözlenmiştir. Hastalara verilen anket sonuçlarına göre cerrahi girişimler arasında meme büyütme operasyonları hasta memnuniyetinin en yüksek olduğu operasyonlar olmuştur.
Memelerinin küçük olması veya küçük olduğu algısı, iki meme arasındaki boyut farkı, doğum ve emzirme olaylarından sonra memede gelişen değişiklikler nedeniyle kadınlar meme büyütme ameliyatları için plastik cerrahına başvurular. Aşırı kilo kaybı, doğumlar ve yaşlanmaya bağlı meme hacim ve şekli bozulduğu için kadınlar memelerinin içinin boşaldığını düşünerek daha dik ve dolgun memelere sahip olmak isterler. Meme büyütme ameliyatlarında amaç sadece memeyi büyütmek değil aynı zamanda estetik bir görünüm kazandırmaktır. Ameliyat sırasında hastaya yerleştirilecek protezin seçiminde hastanın istekleri de göz önünde bulundurularak meme dokusunun yapısı, vücut ve göğüs kafesinin şekli, cildin elastikiyeti gibi faktörler etkilidir. Yeni üretilen meme protezlerinde aynı hacimde ama farklı şekil ve büyüklükte protezler üretildiği için bütün vücut yapılarına uygun silikon protezler bulunmaktadır. Operasyon sonrasında hastalar hem vücuduna uygun orantıda memelere sahip olur hem de psikolojik anlamda kendisini tatmin etmiş mutlu bir birey olur.
Kimlere meme büyütme ameliyatı yapılır?
1-Göğüs yapısı, bel ve kalça oranları dikkate alındığında hastanın memeleri orantısal olarak küçük kalıyorsa veya küçük kaldığı algısına kapılıp bundan rahatsızlık duyuyorsa
2-İç çamaşırı ve bikini üst ve alt parçaları seçerken vücuda uyumsuzluk söz konusu ise
3-Emzirme sonrası memeler dolgunluğunu kaybetmiş veya küçülmüşse.
4-Aşırı kilo alıp verme durumlarında meme şekil ve boyutu değiştiyse
5-Bir meme diğer memeye göre simetrik değilse( biri diğerinden daha küçükse)
Bu gibi durumlarda meme küçültme ameliyatıyla aynı anda hem meme dikleştirme hem içine protez yerleştirilerek büyütme gibi işlemlerde yapılabilir.
Hangi yaşlarda yapılır?
Meme gelişimi 18 yaşında tamamlandığı için meme büyütme ameliyatı yaptırmak isteyen genç bireyler için alt sınır 18’dir. Acil ve özel müdahale gerektiren durumlar dışında 18 yaşın altındakilere protezle meme büyütme ameliyatı yapılmaz.
Meme Büyütme Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Meme dokusunun altına veya daha derinde kalan kasın altına hastanın (istekleri de değerlendirilerek) vücut ve göğüs yapısına uygun seçilen protez yerleştirilir. Böylece kıvam, yuvarlaklık ve büyüklük olarak hastanın istediği daha hoş görünümlü ve estetik bir meme elde edilmiş olur. Protez meme dokusunun hangi tabakasında olursa olsun hastanın meme başı altında en orta noktası ya da en çıkıntılı noktası yer alır. İki meme arasında simetri farkı varsa iki memeye de farklı boyut ve şekillerde protez konulabilir. Memeler hem sarkık hem küçükse aynı ameliyatta hem protez takılıp hem dikleştirm(mastopeksi) işlemi yapılabilir.
Kaç çeşit protez vardır?
Protezler balona benzer yapıdadırlar ve farklı tip, şekil ve boyutları vardır. Dış ince çeperinde katı silikon içinde ise akışkanlığı az olan yumuşak jel silikon bulunur. Dış çeperde zamanla bir hasar gelişse bile iç zardaki jel silikon çok az akışkan olduğu için dışarı karşı sızma olma riski en azdır. Dış çeper ince olmasına rağmen ameliyat sonrası yapılan normal ve orta dereceli masajlardan etkilenmeyecek kadar dayanıklıdır. Protezin kendiliğinden yırtılması çok nadir bir durumdur ancak araç içi trafik kazalarında, yüksekten düşme, kesici-delici alet yaralanmalarında veya şiddetli darbeler sonrası yırtılabilir. Bazı protezlerin içi boştur(serum fizyolojik ile doldurulabilir) ancak meme dokusunun kıvamına jel protezler daha yakın olduğu için pek tercih edilmezler. Meme protezleri yuvarlak ve anatomik(damla) olarak ikiye ayrılırlar. Hastanın memesinin şekline ve boyutuna göre ikisinden biri seçilir ancak göğüs bölgesinde bir dolgunluk istendiği için yuvarlak protezler daha çok tercih edilmektedir. Protezlerin yüzeyi pürtüklü ve düz olanları da vardır. Hangisinin tercih edileceği ameliyat sırasında protezin yerleştirileceği derinliğe göre değişir.
Her protezin taban çapları ve yükseklikleri farklıdır. Bunun seçimi ise meme çıkıntılığı(projeksiyonu) ile ilgilidir. Aynı taban çapına sahip protezlerin yükseklikleri ve hacimleri farklı olabilir. Yani hastanın isteği doğrultusunda cildin elastikiyeti ve meme dokusunun kalınlığı da göz önüne alınarak aynı göğüs yapısına farklı hacimlerde protezler takılabilir.
Meme protezlerinin riskleri var mı? Kanser yapar mı?
Meme protezleri 1960’lı yıllardan beri kullanılmaya başlanmış ve 1990 lı yıllarda meme protezi takılan kadınlara yönelik birçok araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaların sonucuna göre;
1-Meme protezlerinin kanser yapıcı hiçbir etkisine rastlanmamış ayrıca kanser tedavisine de engel olmadığı kanıtlanmıştır.
2-Romatolojik(otoimmun) hastalıklara sebep olduğuna dair kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.
3-Mamaografi ve manyetik rezonans(MRI) tetkiklerine olumsuz bir etkisi olmadığı gözlenmiştir.
4-Emziren anneler herhangi bir sıkıntı yaşamaz.
1992 yılından 2006 yılına kadar ABD’de silikon jel protezi kullanımına kısıtlama getirilmiş o tarihler arasında yapılan ameliyatlarda protezin içine serum fizyolojik konularak meme estetiği operasyonlarına devam edilmiştir. Türkiye ve İtalya’da ise hiçbir zaman kısıtlamaya yapılmamıştır. Tıbbi silikon kateterlerin dış kaplamasında veya sondalarda ‘pace maker’ kullanılmaktadır. Hatta bazı sıvı içeceklerin içerisinde de vardır.
Protez nereden yerleştirilir?
Meme protezleri 3 farklı kesi seçeneklerinden biri seçilerek yerleştirilir.
1-Koltuk altından yapılan kesi yerinden
2-Meme altı kıvrımından yapılan kesi yerinden
3-Meme başı çevresindeki renkli alanın(areola) alt çevresinde yapılan kesi yerinden
Areolanın çapı, meme altı kıvrımının belirginliği, seçilen protezin çapı ve tipine göre protezin nereden yerleştirileceğine ameliyat öncesi hekim tarafından karar verilir. Meme de sarkıklık mevcutsa sarkıklığın derecesine göre areola çevresi ve ya areola altına yapılan dikine bir keşiden protez yerleştirilir. Tubular veya Tubular meme denilen durumlarda memenin aynı kesi yerlerinden protez yerleştirilir. Koltuk altı ve göbek deliği çevresindeki kesilerden serum fizyolojikle şişirilen protezler yerleştrildiği için bu kesi yerleri fazla tercih edilmez.
Protez nereye yerleştirilir?
Meme dokusunun ve cildin kalınlığına göre meme dokusu arkasına ya da kas altına protez yerleştirilir.Protezin dışarıdan hissedilememesi için meme dokusu kalınsa meme dokusunun hemen altına eğer ince yapılı ve protezi kapatamayacaksa kas dokusunun altına yerleştirilir. Bazı durumlarda ise (tubulerve tubuleroz meme) önce meme dokusuna şekil verilir daha sonra protez yerleştirilir. Eğer meme pitozu (sarkıklık) varsa önce fazla deri çıkarılır, sarkan meme dokusu yukarı taşınır ve meme başı olması gereken yere çekilir sonra yeni duruma uygun protez takılır.
Meme büyütme süt verme döneminde yapılabilir mi ?
Gebelik ve laktasyon döneminde meme büyütme operasyonu yapılmamalıdır. Süt kesildikten en az 9 ay sonra yapılabilir. Ay başı dönemlerinde ameliyat yapılabilir ancak hasta bu dönemde zorluklar yaşayabilir.
Meme Boyutlarını Nasıl Belirleyebilirim ?
Bu konuda hastanın isteklerine öncelik verilerek hekim ile birlikte karar verilir. Hastanın göğüs kafesi ve kalçasının genişliği bel kısmının darlığı istenilen meme büyüklüğü ile ilgili bize bilgi verir. Hastanın istekleri ve hekimin ölçüleri doğrultusunda ortak bir ölçüde uzlaşılır ve ameliyat günü belirlenir.
Meme Boyutları ve Hacmi İstediğim oranda Büyütülebilir mi ?
Hastalar meme boyutlarını standart olmayan firmadan firmaya göre değişen sütyen ölçüleriyle belirtirler. 80,85,90 gibi cm cinsinden ölçüler göğüs kafesinin çevresinin ölçüleridir .A, B, C, D gibi harfler de memeye ait ölçülerdir(kup hacmi). Örneğin; 85C, 85B’den daha büyüktür ve 90C de 85B’den daha büyüktür. Göğüs çevresi arttıkça kup hacmi de artar. En ideal kup hacimleri B ve C dir. Plastik Cerrahı hastanın meme tabanına, cildin elastikiyetine ve göğüs kafesinin yapısına göre en uygun protez büyüklüğünü belirler. Taban çapı aynı ancak hacmi daha büyük olan protezler de seçilebilir. Protez seçimi ne kadar büyük olursa zamanla memelerin sarkması da o oranda fazla olur. Protez seçiminde hastanın dış görünüşüne ve vücut yapısına dikkat edilmelidir. Kısa ve zayıf yapılı bir kadın için vücut orantısından büyük protezler tercih edilmemelidir. Seçilen protezler hastaların meme ve göğüs çapına uygun olmalıdır.
Ameliyat izi kalır mı ?
Protezin yerleştirildiği yere ve derinliğe göre ameliyat izleri değişiklik gösterir. Meme başı çevresindeki ve meme altı kıvrımındaki kesi izleri zamanla kaybolur ve belli olmayacak hale gelir ancak meme alt çevresindeki kesi izi meme dokusu ve kapsül kontraktürünün daha sık görülmesi nedeniyle pek tercih edilmez. Meme altına yerleştirilen protez ne kadar büyük olursa kesi alanı da o kadar uzun olur. Meme altı kıvrımındaki kesi bikininin altında kalacak şekilde kesilmiştir bu nedenle dış görünüşte herhangi bir ameliyat izi görülmez .Bazı hastaların cilt özellikleri nedeniyle kesi izi sorunları yaşayabilirler.
Doktorumun ölçüleri mi yoksa kendi istediğim meme ölçüleri mi önemli ?
Meme ameliyatı olacak hasta için her ikisi de önemlidir ve birlikte karar verilmelidir. Hasta kendi isteklerini önceden belirtmelidir. Hastaların göğüs kafesinin ve kalçalarının genişliği, belinin darlığı yapılacak yeni meme büyüklüğü hakkında bize ip uçları verir. Cerrahın yaptığı bu ölçümler hangi hacimlerde protez kullanılacağının belirlenmesi için oldukça önemlidir. Ölçümler sonunda hasta istekleri ve hekimin ölçüleri bir noktada birleşerek ortak bir karara varılır.
Ne tür anestezi gerekir ?
Meme ameliyatları yaparken hastalarımıza genel anestezi uyguluyoruz?
Doğum yapabilir miyim? Emzirmeme engel olur mu ?
Gebelik ve emzirme dönemlerinde protezlerin çıkarılması gerekmez. Doğumda veya emzirme sırasında herhangi bir zorluk yaşanmaz. Ancak gebelik ve emzirme döneminde memelerde büyüme ve sarkıklık olacaktır. Memeler bu dönemde normal değişikliklerini kaybederler.
Kilo alırsam boyutunda değişiklik olur mu ?
Meme dokusu protezden bağımsız tepki gösterir ancak kilo artışında meme boyutunda da bir miktar artış olur.
Ne zaman spor yapabilirim ? Ne zaman ağırlık kaldırabilirim ?
İlk 3 hafta kol ve göğüs hareketlerini aktif kullanacak spor faaliyetlerinden kaçınılmalı ve yürüyüş dışında spor yapılmamalıdır. Altıncı haftadan sonra ise her türlü spor faaliyetleri yapılabilir.
Ameliyat olduğum dışarıdan belli olur mu ? Bikini giyebilir miyim ?
Protezler meme dokusunun altında ya da kasın arkasında yer aldığı için dışarıdan bakıldığında belli olmaz ve elle muayene edildiğinde hemen hissedilmez. Kesi izleri bikini bölgesinin altında kaldığı için bikini giyildiğinde görülmez.
Ameliyattan sonra her zaman özel bir sütyen kullanılmak zorunda mı olacağım ?
İlk 3 hafta korse sütyen giyilmeli daha sonra hasta istediği sütyen tipini kullanmakta özgürdür.
Ameliyattan sonra dren konulur mu ?
Meme ameliyatlarından sonra dren (genel olarak) konulmaz.
Ameliyat sonrası ağrı olur mu?
Ameliyatta kas arkasına yerleştirilen protezlerde 2-3 gün süren bir ağrı olabilir. 3 günden sonra ağrı büyük oranda geçer. Bu süre içinde analjezikler(ağrı kesiciler) kullanılabilir. Kol hareketleri sırasında da meme de ağrı ve göğüs üzerinde baskı şeklinde his olur ancak 3 hafta içinde ağrı tamamen geçer. Meme dokusunun altına yerleştirilen protezlerde ise neredeyse hiç ağrı gözlenmez.
Kanama çok olur mu?
Meme ameliyatlarında görülen kanamalar çok azdır.
Simetrik olur mu?
Memelerde ameliyat öncesi göğüs kafesi şekil bozukluğu, memelerde tubuler veya tuberoz meme gibi yapısal bir şekil bozukluğu yoksa deneyimli cerrahların ellerinde simetrik bir görünüm kazanılır. Eğer bu tür sorunlar varsa göze hemen çarpmayan asimetriler olabilir.
Meme büyütmede yağ enjeksiyonlarının etkisi ne kadardır ? Dolgu maddeleri kullanılabilir mi ?
Protez takılan hastalar genellikle zayıf ve vücutlarında yeteri kadar yağ bulunmayan hastalardır.Bu nedenle meme büyütme işleminde yağ enjeksiyonlarının etkisi sınırlıdır. %70lik kısmı absorbe olur, %30luk kısmı kalır. Meme büyütme operasyonlarının en ideali protezle yapılanıdır.Kalıcı sonuç vermeyen, maliyeti ve komplikasyonları fazla olan yöntemlerde vardır. Örneğin; Macrolane gibi iri partiküllü hyaluronik asit içeren dolgu maddeleriyle yapılan meme büyütme operasyonları.
Protezin yerleşimi kasın altında mı yoksa üstünde mi daha uygun olur?
Bu konuda hastaların meme dokusu ve ciltlerinin kalınlığı belirleyici faktörlerdir. Yüzücülük gibi kol ve göğüs kaslarını aktif bir şekilde kullanan hastalar için alt kas tercih edilmeli.
Ameliyat öncesinde neler yapmak gerekir ?
Meme büyütme ameliyatı genel anestezi gerektiren bir ameliyat olduğundan anestezi için gerekli test ve tetkikler yapılmalıdır. Önceden yapılmış meme biyopsisi , genel sağlık durumu, sürekli kullandığı ve kullanmakta olduğu ilaçlar( kortizon, doğum kontrol ilaçları, antihipertansif, antidepresan, diabet ilaçları…), alerjisinin olup olmadığı sorgulanmalıdır. Tüm meme ameliyatlarında olduğu gibi meme büyütme ameliyatında da hastanın meme ultrasonu ve mamografisi istenmelidir. Hastaların ameliyattan 3 hafta öncesinden aspirin ve sigarayı kesmesi gerekir. Çünkü aspirin kanamayı arttırır, sigara ise dokulardaki kan dolaşımını bozar. Ameliyata 1 Hafta kala ise kanı sulandırabilecek ilaçlar kullanılmamalıdır. Kullanılmaması gereken bazı maddeler; Apranaks, Vermidon, Voltaren gibi analjezikler (ağrı kesiciler), Yeşil çay, Keten tohumu, Domates çekirdeği gibi bitkisel ürünler, Ginseng gibi bazı vitamin ilaçları ve her türlü zayıflama ilaçları. Ağrı kesici gerekirse Minoset ve Novalgin kullanılabilir.
Ameliyat sonrası nasıl geçer ?
Ameliyattan 4-6 saat sonra hasta yemek yiyebilir ve ayağa kalkabilir. Daha sonra hastanın durumuna göre taburcu edilebilir. Kas altına yerleştirilen protezlerde ameliyat sonrası göğüs kafesinde ağrı görülür anacak bu ağrılar birkaç gün içinde gittikçe azalacaktır. Ameliyat sonrası ilk 3 hafta özel bir korseli sütyeni olacak bunu gece ve gündüz boyunca giymesi gerekir. Hasta yatakta yatarken göğüs kısmı yüksekte yatmalı ve kalkarken kollarına güç bindirmemelidir. Ayrıca hasta bu dönemde ağır kaldırmamalıdır.
Hasta ameliyattan 3 gün sonra banyo yapabilir ve üçüncü gününde kontrole gelmelidir. İlk bir hafta araba kullanmamalı ve yürüyüş dışında spor aktivitelerinde bulunmamalıdır. Bir ay boyunca göğüs üzerine yatmamalıdır ve güneş ışığına direkt maruz kalmamalıdır. Kuvvetli öksürük kanamaya sebep olacağından hastalara derin öksürük önerilmez.
Hasta memelerinde ilk 3 hafta sanki protezler yukarıdaymış gibi hisseder ama meme dokusu yumuşamaya başlayınca protezler normal yerlerine inerler. Hasta ameliyattan 1 ay sonra meme masajlarına başlayabilir. Bir yıl içerisinde herhangi bir sorum olmazsa bir yılın sonunda hastaya meme ultrasonu ve ya mamografi çekilir.
Ameliyatın Riskleri ve Komplikasyonlar Nelerdir? Ameliyat Sonrası Sorunlar Neler Olabilir?
Yara iyileşmede gecikme, enfeksiyon kapma riski, protez çevresinde’ seroma’ denilen sıvı birikimi ve kanama çok nadir görülen komplikasyonlardandır. Meme protezi ameliyatı olan bireylerde uzun dönemde kapsül kontraktürü, asimetrik görünüm ve estetik gibi sorunlar görülebilir. Ameliyatta kullanılan protezleri üreten firmalar ürünlerinin yapısal bütünlüğünün bozulamayacağı konusunda garantileri vardır ancak sınırsız bir kullanım zamanı da vermezler. Protez patlaması ve ya silikon jel kaçaklarına ise pek rastlanmaz.
Meme Operasyonlarında kullanılan tıbbi silikonlar insan vücudunun hemen reddetmediği ancak uzun süreli kullanımda vücudun tepki gösterdiği bir maddedir. Zaman ilerledikçe protezde sertleşme ve ya daralmalar görülebilir. Bu sertleşmelerin ve daralmaların sebebi hastalara yerleştirilen protezlerin etrafına kapsül adı verilen bir zarın oluşması ve bu zarın zaman ilerledikçe kalınlaşmasıdır. Eğer zar ince ise herhangi bir problem oluşturmaz, orta kalınlıkta ise memelerde hafif bir sertlik ve meme tabanında gerginlik hissedilir. Nadir olarak bu zar fazla kalınlaşırsa vücut protezi sıkıştırıp hapsetmeye veya protezi vücuttan dışarı atmaya çalışır. Bu durumda memelerde fark edilen bir asimetrik görünüm ve sertlik görülür. Zar oluşumuna neden olan bu kapsül meme bölgesine uygulanan masajlarla dağıtılmaya çalışılır gerekirse ek bir ameliyat ile bu kapsül giderilir. Ancak yeni üretilen protezlerde kapsül olma oranları oldukça düşüktür. Meme altı kıvrımı kesilerinden girildiğinde ve pürtüklü yüzeyli protez kullanıldığında kapsül oluşumunun daha az görüldüğüne dair araştırmalar mevcuttur.
Protez takılan hastalarda karşılaşılan bir diğer sorunlar ise asimetriler, takılan protezin dışarıdan görünmesi , hastaların beklediği gibi sonuç vermemesi ve memelerin doğal görünmemesinin vermiş olduğu rahatsızlıklar sayılabilir.
Meme de Duyu Kaybı olur Mu?
Ameliyat sonrasında hastalarda duyu veya his kaybı olmaz ancak bazı hastalarda meme başında hassasiyet veya dikiş bölgelerinde his azalması gibi şikayetler görülebilir. Bu şikayetler geçicidir ve uzun süre devam etmez.
Daha Sonra Protezimi Çıkartabilir miyim ?
Memenize takılan protezleri istediğiniz zaman çıkarttırabilirsiniz.
Ameliyat Süresi Ne Kadar?
Memeye başka herhangi bir cerrahi girişimde bulunulmayacaksa ameliyat 1-1.5 saat sürer. Ancak meme sarkıklığı veya tuberoz/tubuler gibi memenin şekil ve yapı bozukluğu da düzeltilecekse işlem 3 saate kadar sürebilir.
Memede doğumsal şekil bozukluklarında da protez konuluyor mu ?
Doğuştan memenin olmadığı (Poland sendromu) veya tuberoz/tubuler meme gibi doğumsal ve gelişimsel anomalilerde protezle meme yapılır ancak bir takım cerrahi işlemler de eklenebilir.
Kas altı Protezde Kolda Güç Kaybı Kaybı Olur Mu?
Ameliyat sonrası kolda güç kaybı görülmez ancak kol gücünü kullanarak spor yapanlarda protez aşağı doğru itilebileceği için bu tür bireylerde kas altı protezi tercih edilmemelidir.
Protez mamografiyi olumsuz etkiler mi?
Ameliyatta kullanılan protezleri üreten firmalar ürünlerinin yapısal bütünlüğünün bozulamayacağı konusunda garantileri vardır ancak sınırsız bir kullanım zamanı da vermezler. Protez patlaması ve ya silikon jel kaçaklarına ise pek rastlanmaz.
Meme Operasyonlarında kullanılan tıbbi silikonlar insan vücudunun hemen reddetmediği ancak uzun süreli kullanımda vücudun tepki gösterdiği bir maddedir. Zaman ilerledikçe protezde sertleşme ve ya daralmalar görülebilir. Bu sertleşmelerin ve daralmaların sebebi hastalara yerleştirilen protezlerin etrafına kapsül adı verilen bir zarın oluşması ve bu zarın zaman ilerledikçe kalınlaşmasıdır. Eğer zar ince ise herhangi bir problem oluşturmaz, orta kalınlıkta ise memelerde hafif bir sertlik ve meme tabanında gerginlik hissedilir. Nadir olarak bu zar fazla kalınlaşırsa vücut protezi sıkıştırıp hapsetmeye veya protezi vücuttan dışarı atmaya çalışır. Bu durumda memelerde fark edilen bir asimetrik görünüm ve sertlik görülür. Zar oluşumuna neden olan bu kapsül meme bölgesine uygulanan masajlarla dağıtılmaya çalışılır gerekirse ek bir ameliyat ile bu kapsül giderilir. Ancak yeni üretilen protezlerde kapsül olma oranları oldukça düşüktür. Meme altı kıvrımı kesilerinden girildiğinde ve pürtüklü yüzeyli protez kullanıldığında kapsül oluşumunun daha az görüldüğüne dair araştırmalar mevcuttur.
Protez patlayabilir mi?
Memeye takılan protezlerin üstüne direkt gelen şiddetli bir darbe olmadığı sürece patlamazlar. Herhangi bir şekilde yırtılan yada patlayan protezler ultrason ve ya magnetik resonans tetkiki ile saptanarak patlamış protez çıkarılarak yerine yenisi takılır.
Çocuklarda Depresyon
Çocuğunuz sizce yalnızca üzgün mü, yoksa depresyonda olabilir mi?
Çocuklarda görülen depresyon, tıpkı erişkin bireylerde olduğu gibi bir tek etkene bağlı olmadan, çevresel etkenler, genetik etkenler, kimyasal etkenler olarak ortaya çıkabiliyor.
Bizlere burada düşen en büyük görev, çocuğumuz üzgün mü yoksa depresyonda mı onun ayrımına varmaktır. Çocuklarda görülen problem üzüntü ise net olarak bir vaka ile bağlantısı vardır. Fakat depresyon söz konusu olduğu durumlarda herhangi bir stres, üzüntü vakası olmadığı halde, çocuk sürekli sinirli, tedirgin, kasvetli ruh hali ve çevresinde gelişen olaylara karşı ilgisizdir.
Çoğu çocuğun hayat şartları çok zor olabiliyor. Bu yüzden depresif ve üzgün bir ruh haline bürünebiliyor. Yoksulluk, aile içi şiddete maruz kalma veya şiddete tanık olma, anne babanın boşanması çocuklarda depresyon sorunu için yeterli sebepler olabiliyor. Hayat şartlarındaki bu tür zorluklar karşısında yetişkinler bile psikolojik rahatsızlıklar yasabilirken, daha savunmasız olan çocuklarımızın depresyon geçirmesi daha sık karşılaşılan bir durum.
Özellikle günümüzde yüklü eğitim programları, ardı arkası kesilmeyen sınav maratonları, bir çok çocuğumuz için kaldıramayacağı bir yüke dönüşüp, çocuklarda depresyon problemi ile bizleri karşı karşıya bırakıyor. Aşırı disiplin ile yetiştirilen çocuklar, baskı altında yaşayan çocuklar bir süre sonra depresyon belirtileri göstermeye başlıyor. Aileler bu durumu fark ettiklerinde çocuklar üzerindeki baskıyı, disiplini, azalttıklarında çocukların depresyon belirtilerinde gerileme olduğu görülmüştür.
Çocuklardaki depresyon belirtileri dikkate alınmadığında daha büyük vakalarla karşı karşıya kalınabiliyor. Bu sebeple çocuğumuzda normalin üstünde tepkiler gözlemlediğimiz de tedbirli davranmaya başlamalıyız. Çocuklar dikkat çekici şekilde aşırı tedirgin, sürekli bir huzursuzluk hali, ani öfke patlamaları, her şeye karşı çok sabırsız olmaları, her şeyden çok çabuk sıkılma ve dikkatini kaybetme gibi tavırlar, önceden karşı çıkmadığı kurallara aşırı tepki vererek karşı çıkmak gibi tavırlar sergilemeye başladığında, çocuklarda depresyon riski aklınıza gelmeli. Zira bu durumu akabinde kaygı bozuklukları takip edebilir.
Özellikle en ciddi çocuklarda depresyon vakalarından biri de gizli maskelenmiş depresyondur. Genelde okul öncesi çocuklarda görülen bu gizli depresyon vakası, genelde çocuğun anne yada babası gibi veya çocuğun bakımıyla sorumlu olan kişi gibi bireyler veya bireylerden birinin yaşadığı ve çocuğa yansıttığı ruhsal sıkıntılardan kaynaklanabilir. Çocuğun hayatında, sağlığında eskiye nazaran değişen hiçbir konu olmamasına rağmen, çocuk da birden bire gelişen depresyon belirtileri için çocuğun uzun süre vakit geçirdiği ve bakımını sağlayan anne, baba, diğer aile bireyleri, bakıcı gibi bireylerin ruhsal sıkıntılarını gözlemlemek gerekir. Zira birçok çocuk bu şekilde doktora götürüldüğünde çocuğa temel bakım veren kişi ya da kişilerin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çocuklarda depresyonun belirtileri net olarak şu şekilde kendini gösterir:
Şaşırtıcı kızgınlık ve huysuzluklar
Sürekli umutsuz konuşmalar ve tavırlar
A sosyal tavırlar sergilemek
Hayır cevabına, reddedilmeye karşı aşırı hırçın tavır ve sözler
Birden bire gelişen iştah artışı veya iştah azalması
Ya çok fazla uyuma ya da uykusuzluk çekme
Aşırı hassasiyet haliyle ağlama nöbetleri geçirmek ve hiç vermediği tepkiler vererek bağırarak kendini ifade etme çabası
Konsantrasyon eksikliği
Enerji eksikliği akabinde sürekli yorgunluk ve halsizlik şikayetleri
Tıbbi tedavileri yapılan mide ağrısı, baş ağrısı, kusma gibi hastalıkların hala devam ediyor olması
Kendini değersiz hissetmesi ve her şeyde kendini suçlaması
Ölüm veya intihar gibi konulardan çok sık bahsetmesi
Sonuç itibariyle, çocuklarda depresyon kesinlikle önemsenmesi gereken çok ciddi bir sorundur. Çocuktur normaldir, çocuktur geçer gibi yaklaşımlardan tamamen uzak durmak ve hekim yardımlarına başvurmak gerekir. Hekim kontrolünde yapılan tedavi ile çocuklarda depresyon sebepleri tespit edilip, çocuğa uygun tedavi yöntemine geçilmelidir. Çocuklukta fark edilen ve tedavi edilen depresyon, ileriki yaşlarda bireyin daha zor günler yaşamasını önlemekte çok önemlidir.
Milföy hamurundan sosisli parmak börek
Hem kolay börek tarifi arıyorsanız, hem milföy böreği arıyorsanız bu tarif tam size göre. Ben bu milföy böreği sık sık yapıyorum. Zira hem çok pratik bir börek hem de sunumu çok güzel. Milföy hamurlarının bir basından iki santim bırakıyorsun geri kalanını keskin bir bıçakla parmak gibi 4-5 tane kesi atıyorsunuz ve sosisi içine sarıyorsunuz işte bu kadar. Milföyü böyle kesip sarınca sunumu çok güzel oluyor. Şimdi geçelim bu kolay börek tarifine.
Malzemeler:
1 paket milföy hamuru
1 paket parmak sosis
1 tane yumurta
Üzerine sürmek için az miktarda tere yağ
Tarifi:
Öncelikle mutfak tezgahına bütün milföy hamurlarını yan yana sıralayın.
Her bir parçayı basında bir parmak boşluk kalacak şekilde aşağıya doğru yan yana 4-5 şerit halinde kesik atın.
Sosisleri kızartın veya haşlayın.
Hazır olan sosislerin her birini her bir milföy hamuruna koyun ve sosisleri milföy hamuruna sarın.
Üzerine bir adet yumurtanın sarısını sürün ve yağlanmış fırın tepsisine milföy böreklerini sıralayın.
Fırını 170 dereceye ayarlayın ve sosisli milföy börekleri iyice kızarana kadar pişirin.
Pişen milföy böreklerini fırından çıkarın ve hemen üzerine bıçağın ucuyla çok az tere yağ sürerek, börekleri hem tatlandırın hem de yumuşamasını sağlayın.
Sabah kahvaltısı, beş çayları için ikram edilebilecek olan sosisli milföy börek artık hazır.
Afiyet olsun.
Hamileyken Grip Olma
Kadın Hastalıkları Doğum uzmanı olan Kağan Kocatepe’de sorarak hamile dönemlerinde kadınların grip vakası ile karşılaşmaları anında bilinmesi gerekenleri en ince ayrıntısına kadar öğrenmiş bulunuyoruz. Genelde anne adayları grip olmakta ve hastalığa yakalanmaktan oldukça çok korkmakta ve böyle bir durumda hamilelik evresi içerisinde karşılaşmamak adına dikkatli davranmaktadır. Özellikle en son ülkemizde meydana gelen kuş gribi vakasında birçok istenmeyen sorunlar yaşandığından dolayı anne adayları tekrardan böyle bir durum ile karşılaşmaktan son derece çekinmektedir. Her ne kadar bu tür vaka ile karşılaşan anneler ilaç içse de bir türlü böyle bir sorundan kurtulamamaktadır. Her ne kadar anne adayları gribe yakalanmamak adına dikkatli olsa da kimi zaman hiçbir kaçış da olmayabiliyor. Böyle durumlar da yapılması gerekenleri bilmek ve cevabını da öğrenmek gerekir.
Grip Hafife Alınmaz
Her yıl toplumumuzda meydana gelen ve salgın olarak insanlara bulaşan grip hafife alınmamalıdır. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezinde yapılan araştırmalar da her yıl gribe yakalanan insan sayısında epey bir artış söz konusudur. Ayrıca 20 den fazla kişi her gün gribe yakalanmakta ve ölümcül sonuçlar ile de karşı karşıya kalmaktadır. Üstelik hastalığın ana düşmanı grip salgını tetikleyerek insanlar arasında yayılmasına da neden olmaktadır. Bu yüzden dolayı basit bir kuş gribi olmayan gribe karşı dikkatli olunması gerekir. Genelde gribe yakalanan kişiler de aşırı titreme, gözlerin yaşarması, vücut kırgınlığı, burun akıntısı, kuru öksürük ve burun tıkanıklıkları oldukça sık yaşanmaktadır. Em vücut sistemi hem de solunum sisteminde ki yakınmalar atağa kalkarak kısa zaman içerisinde vücutta ateş meydana gelerek kuru öksürük sinyalleri de ortaya çıkmaktadır.
Gribin en kötü yanı ise daha büyük bir tehlikeyi teşkil eden zatureye kadar sürükleyebiliyor olmasıdır. Bu yüzden hem solonum hem de dolaşım sistemlerinde bir takım değişiklikler meydana gelebileceği için özellikle hamile dönemlerin anneler daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Grip, özellikle anne adayları üzerinde oldukça tehlikeli olduğu gibi bebek sağlığını da doğrudan etkileyebilecek bir zararlı yanı da bulunmaktadır.
Hamilelik Risk Altında Olabilir
Grip hamile bayanlar üzerinde daha baskın ve etkili olduğu için bayanların hamileliği risk altına girebilmektedir. Özellikle hamileliğin altıncı ayında kalp ve akciğer sorunlarının sıklıkla yaşanmasından dolayı anne adaylarının hastaneye yatması da kaçınılmaz bir durum olarak ön plana çıkmaktadır. Üstelik hamileliğin daha ileriki safhasında ise risk faktörü daha da artış göstermeye başlıyor. Hastaneye yatma evrimleri daha çok 37-42 haftalık hamile bayanlar da fazlası ile görülse de doğum sonrası bu tür hastalığı geçiren bayanlar da ise bu durumun 5 kat daha fazla olarak görüldüğünü söylemek mümkün. Astımı olan hamile bayanlar da hastaneye yatma durumu ile ne yazık ki karşı karşıya.
Grip Bebeğe Zarar Verir Mi?
Virüs daha çok bebeğe doğru ataklanan bir salgın hastalık olmadığı için bebekler için çok büyük bir tehdit oluşturmamaktadır. Fakat ateşin 39 dereceyi geçmesi ve gribinde ağır seyretmesi sonucu bebeği bir takım sorunlar bekleyebilir. Bu sebeple burada önemli olan husus ise yüksek ateşin kontrol altında tutulması gerektiğidir. Böyle bir durum ile karşı karşıya kalan anne adayları hemen hiçbir vakit kaybı ile karşı karşıya kalmadan bir an önce doktora görünmesi gerekmektedir. Ayrıca çoğu nezle belli bir zaman sonucunda hem sinüzite hem de öksürüğe dönüşebildiği için böyle durumlar da hamile olan bayanlar uzman bir doktora da görünerek doktor önerisi vasıtası ile ilaç kullanma eylemini de gerçekleştirebilir. Fakat doktora başvurulmadan kesinlikle ilaç kullanılmaması gerekir Aksi durumda birçok tehlike de yaşanmış olabilir.
Hamile Bayanlara Grip Aşısı Yapılabilir Mi?
Grip aşıları canlı virüs içermediğinden dolayı hamile olan bayanlara kullanılabilir. Anne adayları ve bebek için grip aşısı yaptırmak herhangi bir zararı ortaya çıkarmamaktadır. Fakat hamile bayanların dikkat durması gereken konulardan birisi de ne kadar ilaç alımında aşırıya kaçmak yanlış olsa da aynı şekilde grip aşısında da benzer bir durum yaşanmaktadır. Bu sebeple grip aşısının sık sık yaptırılması riskli bir durum olabilir. Böyle bir durumu en iyi doktor bileceği için mutlaka doktor kontrolünde olmanız gerekir. Doktorun onayı geldiği vakit grip aşısını yaptırabilirsiniz. Ayrıca annelerin grip aşısı yaptırabilmeleri için de bebeklere herhangi bir risk barındıramamasından dolayı bebek gelişimini beklemesi de gerekmektedir. İlk üç ay bebek gelişiminin yaşanması ve oldukça büyük önem arz etmesinden dolayı bu üç ay içerisinde düşük olma sorunları da yaşanılan durumlar arasındadır. Bebeğin gelişimi tamamlandığı andan itibaren anne adayları gönül rahatlığı ile grip aşısını yaptırabilir. Genelde grip aşısı gribe karşı korunmada son derece etkili olduğundan dolayı anne adaylarının da başvurmasına neden oluyor. Ayrıca yumurta alerjisi sorunu olan anne adaylarının grip aşısından uzak durmaları gerekir. Bununla beraber emziren anneler de risk faktöründen uzaklaşmak adına grip aşısı yaptırabilmektedir.
Tedavi Aşaması İçin Doktor Kontrolü
Her ne kadar gri vakasına yakalanmamak adına çeşitli önlemler alınsa da kimi zaman gribe karşı müdahale edilemeyerek yakalanma durumu söz konusu olabiliyor. Günlük yaşamlarını zehir ederek kötü bir şekilde geçirmesine neden olan grip, anne adaylarını hem endişelenmekte hem de reel yaşantısının da aynı zaman da olumsuz bir şekilde geçmesine neden olmaktadır. Genel de bu tür dönemler de hamile olan bayanlar ilaç kullanımının bebeğe fazlası ile zarar vereceğini düşündüklerinden dolayı ilaç kullanımını istememekte ve grip vakası ile karşı karşıya kalabilmektedir. İlk grip belirtilerini anladığınız andan itibaren hiçbir şekilde vakit kaybına uğramadan hemen bir doktora görünmeniz de yarar olacaktır. Yapılan muayene sonrasında grip seviyesinin aşağılara çekilmesi adına ilaç verilebilir. Böyle durumlar da anne adaylarının mümkün olduğunca dinlenmeleri ve beslenmelerine de dikkat etmeleri gerekir. Özellikle uyku düzeni üzerinde önemle durmaları gerekmektedir.
Doğal Yöntemler İle Önlem
Hamile ve grip olan bayanlar ilaç kullanımı yerine doğal yöntemlerle de gribin olumsuz etkilerini hafifletebilir. Her ne kadar ilaç kullanımına başvurmayan bayanlar gribin daha hafif seyretmesi adına istirahat etmeleri gerektiğinin bilincinde olsalar da evde yapabileceğiniz doğal yöntemler yardımı ile gribin olumsuz etkilerinden kısa bir zaman dilimi içerisinde kurtulmanızda imkânsız bir durum olmayacaktır.
Grip daha çok burun tıkanıklarının da yaşanmasına neden olacağı için, burun tıkanıklığını gidermek adına burun damlası satın almak yerine bir tatlı kaşığı tuzun yarım litre su içerisinde çözülmesini sağladıktan sonra burun tıkanıklığının giderilebilmesi adına kullanabilirsiniz. Bu sayede fizyolojik hazırlanmanızın da önceye oranla daha hızlı bir şekilde gerçekleştiğini de görebileceksiniz. Fakat hazırlamış olduğunuz bu karışımı burun tıkanıklıklarını gidermek adına pipet yardımı ile burnun en iç kısmına bırakarak tıkanıklığın doğal yöntemler ile ortadan kalkmasını sağlayabilirsiniz. Öksürüğünüz için ise ılık ballı süt son derece faydalı olacaktır. Ayrıca ılık limon ya da elma suları da öksürüğe oldukça iyi gelmektedir.
Boğaz ağrısı çekiyor iseniz doktorunuzun vermiş olduğu tabletleri kullanmaktan ziyade adaçaylarını içerebilirsiniz.
Grip Belirtileri Nelerdir?
Gribe yakalanan kişiler de daha çok kas ağrıları, burun akıntısı, burun tıkanıklıkları, soluk almada aşırı derece de güçlük çekilmesi, titreme, ateş, şiddetli bir şekilde meydana gelen baş ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik, gribin meydana gelmesine neden olan faktörlerin arasında yer almaktadır. Grip olduğunuzu rahatlıkla kestirebilmeniz adına gribin bu tür belirtilerini yaşamaya başladığınız an grip olduğunuzun sinyalleri de verilecektir. Böyle durum da mutlaka vakit kaybının yaşanmaması gerekir. Belirtileri fark eden kişiler gribin daha da çoğalmaması ve büyümemesi adına mutlaka bir doktor kontrolünde olunması da fayda bulunmaktadır. Bu sayede gribin büyümesi de en iyi şekilde engellenmiş olacaktır.
Gripten Nasıl Korunuruz?
Hastalığa yakalanmadan önce tedbirlerin alınması hastalığa yakalanma riskini de kolay yoldan önlemiş olacaktır. Özellikle hamile bayanlar gribe yakalanmamak adına önceden gerekli tedbirlerini en iyi şekilde alması gerekir. Bu sebeple aşağıda vermiş olduğumuz bilgiler ışığında gribe yakalanmamak adına gerekli tüm önlemleri de almaya başlayabilirsiniz.
Gribi mart ve kasım aylarında azaltmak son derece mümkün olduğundan dolayı daha çok kalabalık ortamlardan çok sakin ortamları tercih etmelisiniz. Ayrıca çevrenizde bulunan kişiler ile yakın temasta bulunmamaya da mutlaka dikkat etmeniz gerekir. Vücut direncinizi yukarılara tırmandırmak adına bol su ve c vitamini tüketin. Genelde burun akıntısı su kaybına neden olacağından dolayı yanınızda mutlaka su, portakal ya da greyfurt sularını bulundurmalısınız. Ev ortamınızı havalandırmalı fakat hamileliğin ilk üç ayı bitmediyse grip aşısına başvurabilirsiniz.
Yüksek Risk Grubu İçerisinde Yer Alan Kişiler,
Ateşin bir türlü düşmemesi durumlarında mutlaka doktora başvurmaları gerekir. Ayrıca soluk alıp vermede zorlanma, kızarıklık ve deri de döküntüler oluşması, kulak ağrıları gibi durumlar gribin şiddetki geçmesine neden olur.
Sezaryan Hangi Zaman Gerekli?
Genelde anne adayları için kafa karıştıran ve içinden çıkılmaz bir hale dönüşen durumlardan birisi de nasıl doğum yapacaklarıdır. Doğum konusunda endişeye düşen ve son derece karmaşık duygular yaşayan anneler daha çok risk içermeyen durumlar da sezaryene başvurması gerekir. Art Tıp Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Op. Dr. Senai Aksoy, bu konuda anne adaylarının son derece ihtiyaç duymuş olduğu bilgiler için açıklama yapmıştır. Hangi durumlar yapılıp yapılmadığı konusunda merak edilen soruları cevaplamıştır.
Normal Doğum Hangi Durumlar da Başvurulmamalı?
Normal doğum yapmak isteyen kişileri yakından ilgilendiren konu da normal doğuma başvurulup bulunmamasıdır. Bebeğin ters gelmesi, anne karnı içerisinde bebeğin yan pozisyonda olması, plasentanın ön kısım içerisinde yer alması, Kordonun bebeğin başında olması gibi durumlar da normal doğum daha riskli bir duruma dönüşeceğinden dolayı tercih edilmemesi gerekir.
Ayrıca tüm bunların yanı sıra bebek suyunun azalması, üçüz ve ya ikiz gebelikte bebeğin ilk poposunun ön kısımda bulunması normal doğumu tehlikeye sürükleyen sorunların başında yer alabilir. Anne kemik yapısının dar olmasından dolayı da çoğu zaman normal doğuma başvurulmamaktadır. Tüm bunların yanı sıra aynı zaman da Bel fıtıkları ve yüksek tansiyon durumlarında da tercih edilmemesi gerekir.
Sezaryenin Riskleri Var Mıdır?
Sezaryen doğumun bir takım tehlikeleri de söz konusu olabilmektedir. Bu sorunların başında sezaryen ile doğan bebekler de solunum yollarında bir takım sorunlar yaşanmasıdır. Daha çok bu esnada bebek solup alıp vermede zorluk yaşayabilir. Bebek anne karnı içerisinde yer alan sıvının içinde bulunduğundan dolayı doğal olarak istediği havayı teneffüs edemediğinden dolayı doğum sonrasında soluk alıp vermede güç durumlar meydana gelmektedir. Normal durumda normal doğum esnasında aynı durum söz konusu olmamaktadır. Çünkü vajinadan bebek geçerken sıvıyı da dışarıya doğru atmaktadır. Fakat sezaryen de böyle bir durum söz konusu olmadığından dolayı normal doğuma oranla sezaryenin bir takım sorunlar yaşatan yanları da bulunmaktadır. Böyle durumda her ne kadar geçici bir durumu da arz etse bebekler yoğun bir takip altına alınmaktadır.
Üstelik sezaryen sonrası anneler yemeklerini bile yemekte zor durumda kalabilmektedir. Ağrı sonrası anneler bebeklerini yeteri kadar besleyememektedir. Bebeğin yeteri kadar beslenememesi de sarılık sorunlarını da beraberinde getirmektedir.
Normal Doğum Neden Korkutuyor?
Normal doğum yaptırmak için ilk öncellikle anne adaylarının karalı olması gerekir. Genelde bazı anne adayları toplumun korkutması ya da ter etkiler vermesinden dolayı normal doğumdan fazlası ile tedirgin olmalarına neden olmaktadır. Genelde hamile kadınlar çevresinde ne yazık ki bu durum sıklıkla yaşanmaktadır. Hatta bazı bayanların doğum hikâyelerini anlatırken aşırı korkutma eylemini gerçekleştirmesi bayanların da korkmasına neden olmaktadır. Ayrıca tanımadıkları kişilerin bile anne adaylarını normal doğumdan korkutacak sözler söylemesi normal doğuma karşı endişelerinde fazlası ile artmasına bir anlam da neden olmaktadır.
Bundan böyle korkularınızı azaltmaya yardımcı olacak olan ağrısız doğum ile bu tür korkularınızı hayatınızdan çıkarmış olacaksınız. Bu sayede bayanlar rahat bir doğum yapmaktadır.
Epidural Ne demektir? Nasıl Yapılır?
Epidural analjezi, ağrısız şekilde uygulanan, sinirlerin omurilikten çıktığı yerlere uygulanan bir yöntem çeşididir. Epidural analjezi sayesinde artık normal doğum anında yaşanan ağrılar yok olmakla birlikte doğum sırasında bayanların rahat olmaları ve rahat doğum yapmalarını da sağlamaktadır. Uygulama ise doğumun başında bel bölgesine kadar Epidural analjezi yapılmakta ve bu sayede bayanlar alt kısımlarını doğum esnasında hissetmemektedir. Ayrıca rahim ağzı açılıncaya kadar beklenmekte ve bu esnada ağrı kesici verilmektedir.
Bu esnada monitörden gözlem yapılarak ıkınma yapması söylenmektedir. Ayrıca ağrılar da monitörden gözlemlenmekte doğum anı an be an takip altına alınmaktadır. Bu sayede anneler doğum esnasında herhangi bir sorun ile karşı karşıya kalmadan rahat bir şekilde normal doğumlarını yapmaktadır.
Normal Doğumun Önemi ve Avantajları
Normal doğumun sezaryene oranla bir takım avantajları da bulunmaktadır. Bu avantajlarının başında normal doğum esnasına bebeğe herhangi bir anestezinin uygulanmamış olması normal doğumun önemini bir kes daha görmenize yol açıyor. Tüm bunların yanı sıra bebek doğum sırasında ciğerlerin de olan sıvıyı atmaktadır. Anne ağrı ile burun buruna gelmediğinden dolayı bebeğini hemen rahatlıkla emzirebilmektedir. Bebeğin beslenmesini de sağladığı için ileri de herhangi bir sarılık vakasının da önlenmesini bir bakıma sağlamış oluyor.
Ayrıca doğumdan 24 saat sonra doğum yapan annenin taburcu olarak normal yaşantısına tekrardan geri dönmesi bu tür doğumun en büyük avantajlarından birisi olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca normal doğum yapan kadınlar kilo verme sorunu yaşamadan da çok kısa bir zaman dilimi içerisinde kilo kaybı ile karşı karşıya kalabilmektedir.
Zebra kek
Kek tarifleri içinde baş tacı bir tarif olan zebra kek tarifi ile karşınızdayız bugün. Zebra kek yapılışı diğer kek tariflerine göre biraz zahmetli gibi olsa da birkaç kez yaptığınız da eliniz alışıyor. Güzel kek elde etmek için en önemli adım kabaran kek elde etmektir. Kekin kabarması için kesinlikle yapmanız gereken en önemli püf noktası, şeker ve yumurtaları köpük köpük olup kabarana kadar çırpmaktır. Şimdi geçelim zebra kek malzemeleri ve tarifine.
Zebra Kek Malzemeleri :
4 tane yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvıyağ
2,5 su bardağı un
1 paket hamur kabartma tozu
1 paket şekerli vanilya
2 yemek kaşığı kakao
Zebra kek tarifi:
Geniş bir kabın içine yumurtaları ve toz şekeri koyup, mikserle köpük köpük olup, bembeyaz bir renk elde edene kadar iyice çırpın
Üzerine sıvı yağ ile sütü dökün ve 1 dakika boyunca çırpın.
Böylece bütün sıvı kek malzemeleri karışmış oldu.
Şimdi üzerine unu ilave edin ve tekrar çırpın. Un topaklanmadan iyice karışmış olsun.
Son olarak vanilya ile kabartma tozunu da katıp, son kez çırpın.
Elde ettiğiniz kek harcının yarısını ayrı bir kabın içine boşaltın.
Kabın birindeki kek harcına kakao dökün ve iyice çırpın.
Orta boy bir kek tepsisine veya borcam tepsiye bir çorba kepçesi sade kek harcı dökün, üzerine bir kepçe kakaolu kek harcı dökün.
Bu şekilde sırayla sade ve kakaolu kek harçlarını üst üste dökerek harcı bitirin.
Hazır olan zebra kek tepsisini 180 derecelik 5 dakika önceden ısıttığınız fırına sürün ve yarım saat pişirin.
Yarım saat sonra fırının kapağını açın ve kürdan ile kekin pişip pişmediğini kontrol edin.
Pişen zebra keki fırından çıkarın ve soğuduktan sonra dilimleyerek servis edin.
Afiyet olsun.
Bebeklerde Gaz Sancısı
Bebeklerde Gaz Sancısı Sürekli Olur Mu?
Gaz sancısı yaşayan bebeklerde daha arkası kesilmeyen ağlamalar meydana gelmektedir. Daha çok herhangi bir sorun teşkil etmeyen sağlıklı bebekler de görülme sıklığı 2-3 haftadan 4 aya kadar süregelen bir dönemi kapsar iken, gaz sancısını sürekli olarak yaşayan bebekler de ise görülme oranlarının %17.30 Aralığına kadar uzandığını söylemek mümkün. Sıklıkla ağlayan ve bir türlü susmak bilmeyen bebeklerinden aşırı derece de endişelenen aileler de bebeklerin de ki bu tür sorunların kısa zaman da çözülmesi adına bir hekime başvurmaktadır. Genelde İnfantil kolik bebekler de meydana gelen bu tür rahatsızlığın altında yatan sebeplerden birisi de organik faktörlerdir. Üstelik sigara içen annelerin yavrularında ise bu durum iki kat daha fazla sık tekrarlanmasına neden olabilmektedir. Sigara içen, sabırsız ve bazı konularda da deneyim sahibi olmayan annelerin bebeklerinde gaz sancısı daha çok görülmektedir.
Gaz Sancısının Sebepleri Nelerdir?
Anne ve babaların oldukça zorlu bir süreçten geçmesine neden olan rahatsızlıklardan birisi de bebeklerde yaşanan gaz sancılarıdır. Gaz sancısı seyirli bir hastalık vakalarından birisi olduğu için iyileşme yönü de kimi zaman yaşanabilmektedir. Genelde bebeklerde meydana gelen bu hastalığın baş nedenlerinden birisi de sindirimsel durumların yaşanmasıdır. İnfantil kolik olan bebekler de serum motilin seviyesi daha yüksek olduğundan dolayı rahatsızlığında sık sık seyretmesi de mümkün oluyor. Motilin daha çok mide boşalması, sindirim sıkışması, bağırsak hareketliliğini hızlandırma gibi birçok fonksiyonları atağa kaldırdığından dolayı bebeklerin çoğunda gaz sancısı görülmektedir. Annelerin hamilelik dönemleri evresinde ya da doğum sonrasında inek sütünü tüketmesi aynı zaman da bağırsak geçirgenliğininde belli bir oranlarda artmasına neden olur. Annelerin yiyecek tüketimi sırasında daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Aksi durumda bebeklerinde istemedikleri gaz sancısının yaşanmasına neden olabilirler. Genelde annelerin en çok tükettiği ve gaz sancısına neden olan unsurların başında fındık, soya, kahve, çikolata gibi ürünler yer almaktadır.
İnteraksiyonel Teoriler ve Bebek sağlığı: Gaz sıkışması her ne kadar sindirime bağlı faktörlerden ortaya çıksa da sindirim haricinde bir takım sorunlara bağlı olarak da meydana gelebilme durumu söz konusudur. Ağlama şeklinin bebeklerde daha uzun soluklu olması gaz sancısının çoğu zaman yaşanmasına da neden olur. Aşırı ağlama bebeğin bünyesini olumsuz yönde etkilemesinin yanı sıra anne ve babaların yaşamış oldukları kavga tartışma, huzursuzluklar ve bebekle ilgilenememe de öne çıkan bir diğer faktörler arasında yer almaktadır. Ayrıca doğum sonrası bir takım sorunlarında ortaya çıkması anneden kaynaklı durumların yaşanmasına ve bebeklerde ki gaz sancısının artmasına neden olacaktır. Annenin sağlık durumunun riske girmesi ve uygunsuz çevre gaz sancısını tetiklemektedir.
Merkezi sinir Sistemi ile Gaz Sancısı: Sindirim sisteminin yanı sıra merkezi sinir sistemin de bebeklerin düz kaslarını kasmaları kolik ile karşı karşıya kalmalarına neden olacaktır. Bu durum belli aralıklar eşliğinde sıçrama ve belli bir ritim eşliğinde tekrarlanmasına da neden olur. Ritmik sallanması ise daha çok 3.aydan itibaren başlamaktadır. Ayrıca bağırsaklarda ki melatonin yetersizliği de kolik rahatsızlığının yinelenmesine neden olur. Kolik 3 ayın sonunda ortadan kaybolmaktadır.
Gaz Sancısı Nasıl Olur? Nasıl Kendini Belli Eder?
Genelde gaz sancısı ile karşı karşıya kalan bebekler aşırı bir ağlama eylemin de bulunmaktadır. Ayrıca karnını çekme, kusma, iştahsızlık, kabızlık, kakalarını sık sık yapması gibi durumlar gaz sancısının yaşandığının sinyalleri arasında yer almaktadır. Bu esnada her ne kadar bebeği susturmak oldukça zor olsa da 2-3 saatin ardından bebeklerde ki ağlama kesilmekte ve bebeğin sakinleştiğini görebileceksiniz. Ağlama esnasında yemek yemez iken sancısının kesilmesinin ardından tekrardan normal yaşantısına geri dönecektir. 4.ayın sonundan itibaren ise yaşanılan gaz sancısında bir azalma ve yavaş yavaş yok olma durumu meydana gelecektir. Bu ayın ardından bebeklerde ki ağlama da ortadan kaybolmakta ve gaz sancısı sorunları ile pek fazla karşılaşılmamış olacaktır.
Nasıl Önlenir?
Gaz sancısını bebeğinizin çekmesini istemiyor iseniz mutlaka yediklerinize dikkat etmeniz gerekecektir. Çünkü yediğiniz yemekler gaz sancısını tetikleyebilmektedir. Ayrıca baharatlı yemekler, sigara, kahve i asitli içecek, kahve ve deniz mahsullerinden de mümkün olduğunca uzak durmanız gerekecektir. Ayrıca bebeklerinizi emzirme sırasında daha dik pozisyon halindeyken emzirmeniz gaz sancısının önüne geçebilecektir. Bebeğin beslenmesi normal düzeyde olmalıdır. Az ya da çık beslenmesi kolik rahatsızlığına neden olabilir. Ayrıca kolik hastalığına yakalanmadan önlemin alınması için beslenme sonrası parmak uçlarınız ile sırtını ovalayabilirsiniz. Göğüste bebeğinizi çok tutmamaya mümkün olduğunca dikkat etmeniz gerekecektir. Alacağı sütün miktarı bebeğinize yetecek kadar olmalıdır. Çünkü besin ve süt alerjileri bebeklerde çok rastlanılan bir durum olduğundan dolayı dikkat edilmelidir. Anne beslenme sırasında daha çok süt ürünlerinden uzak durması bebeklerin normal bir yaşam sürmesine de yardımcı olacaktır.
Gaz Sancısı Anında Ne yapılmalı?
Sancı ile boğuşan bebek hemen beslenmelidir. Beslenmenin kısa aralıklı olmasının ardından bebek kusma eğilimi içerisine girecektir. Ağlaması uzun süreli olan bebekler kucaklar da mutlaka sakinleştirilmelidir. Kucağınızda bulunan bebeği çok fazla sarsmadan hafifçe sallamanız biraz sakinleşmesine de yardımcı olacaktır. Ayrıca işitsel ve dokutsal uyarılar vasıtası ile bebeğinizi sakinleştirmeniz de sizin açınızdan son derece basit olacaktır.
Gaz sancısı anında bebeğinizin karnı yere yatacak şekilde olmalıdır. Bacak ve kol üzerine yatırmak bebeğinizi daha da sakinleştirerek rahatlamasına da bir anlamda yardımcı olacaktır. Ayrıca ağlamanın kesilmesi adına ağzına emzikte vermeniz iyi bir yol olabilir. Hekime gittiğiniz anda mutlaka bebeğinizde yaşanan bu tür davranışları bir hekime bildirmeniz gerekmektedir. Bebeği rahatlatmak için kendi haline bırakılması yanlış bir yola başvurmanıza da aynı zaman da neden olacaktır. Ayrıca sıkı beslemek ve kucakta dolaştırılarak gezdirilen bebek tüm yaşamış olduğu ağrı ve sorunları unutarak daha fazla rahatlamış olacaktır. Ses çıkaran oyuncaklar, bebeğinizi sallamanız ve arabası ile gezdirmeniz bir nebze de olsa bebeğinizin rahatlamasına da en iyi şekilde yardımcı olacaktır. Fakat şunu da belirtmemiz de yarar var. Genelde gazın giderilmesi adına bebeğinize vermiş olduğunuz ilaçlar tam tersi bit etki yapmaya neden olabilir. Bu yüzde böyle bir durumdan mümkün olduğunca kaçınılması gerekir. Gaz sancısı yaşayan bebek ağlamaya oldukça mehilli olduğundan dolayı daha çok sakin ortam içerisinde kalmasında yarar olacaktır. Fakat kimi bebeklerde ise ilgi ön safhada olduğu için benimle ilgilen diyerek ağlamaya başlayacaktır.
Gaz Sancısını Yok Etmek İçin Yapılan Yanlışlar
Genelde birçok anne ve baba bir takım hatalar yapabilmektedir. Genel itibariyle beslenme şekli gaz sancısını yok etmekten çok daha da fazla arttırmaktadır. Bebeğinizi aşırı ya da çok beslemek yapılan hatalar içerisinde yer alacaktır. Ayrıca annenin yememesi gerektiği yemekleri tüketmesi, gerginlik, bebek ağlamalarına sert şekilde yanıtlar vermek, ilaç kullanımının dozunun arttırılması, çok sık hekime gidilmesi, bebeğin yakınmalarının geçeceğini düşünmeyerek sık sık beslenme, ilaç ve hekim kontrolüne başvurması, çevre faktörleri, alttan kaynaklanan sorunları arka plana atma yapılan hataların başında yer almaktadır. Bu yüzden bu tür yanlışlar yapılması gaz sancısının yaşanmasına ve bir türlüde önlenememesine neden olacaktır. Yemek, ilaç, hekim ve çevre faktörleri konusunda annelerin daha duyarlı ve bir o kadar da dikkatli olması gerekir.
Gaz Sancısın da Hekime Başvurulmalı Mı?
Genelde gaz sancısı yaşayan bebeklerde ağlama evresi daha uzun soluklu olduğundan dolayı anne ve babaların endişelenmesine neden olur. Sürekli kusma, sık sık ağlama ve ağlama şiddetinin artması, bebeklerde meydana gelen beslenme konusunda ki isteksizlik, karın şişliğinin yaşanması, ciltte egzama görülmesi ve kilo alımında da belli oranda duraklama görülmesi kolik rahatsızlığının etkenleri arasında yer almaktadır. Ayrıca kanlı kaka yapan bebeğinizin bu tür tepkilerini gördüğünüz vakit mutlaka bir hekime başvurmanız da oldukça fayda olacaktır. Bu sayede bebeğiniz rahatlamış ve hekim tarafından yapılan uygulamalar da daha etkili sonuç vermiş olacaktır.
Bitki çayları ve şurup yeteri kadar olumlu sonuçları ortaya çıkarmadığında dolayı mutlaka bu tür ürünleri kullanırken de doktora sormalı ve bilinçli bir şekilde bebeğinize vermelisiniz. Çünkü bu tür spazmı etkileyen ilaçlar bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir.
Sülük Tedavisi Nelere iyi Gelir? Kendimiz uygulayabilir miyiz?
Sülük Tedavisi Nelere iyi Gelir? Kendimiz uygulayabilir miyiz?
Sülük tedavisi birçok dolaşım sistemi hastalığına iyi gelmektedir. Atardamar ve toplardamar tıkanıklığı ve eklem romatizması, varis gibi sorunlarda oldukça etkilidir.
Felç, egzama, sedef, göz tansiyonu, baş ağrısı, yanık vakaları, geçmeyen yaralar, kangren, ameliyat izleri gibi çeşitli hastalıklarda da kullanılmakta.
Sülük tedavisi ortopedi, rekonstrüktif cerrahisi kapsamında kangren başlangıcı olan kopmuş organ tamirinde hemen hemen bütün dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Yılda en az bir kere yapılan sülük tedavisi, o yıl içerisinde herhangi bir enfeksiyon ve diğer bazı hastalıklara karşı koruyucu etkisini göstermektedir.
Sülük Tedavisi Nasıl Yapılıyor?
Tıbbi amaç için kullanılacak olan sülüklerin çenelerinde 60 ve 100 arasında diş bulunur. Ortalama yarım saat sürecek olan bir sülük tedavisinde kendi ağırlığının 5 ve 10 katı kadar kan emer. Sadece kanı emerek tedavi etmezler. Sülükler kanı emerken vücuda salgı verirler. Sıvının içinde 100 den çok bioaktif madde vardır. Kanın pıhtılaşmasını önleyici, oluşan pıhtı durumunu çözme, ağrıları kesmede, kas gevşetici, stres giderici ve bağışıklık sistemini düzenleyici özelliği bulunmakta.
Öncelikle sülük tedavisinin uygulanacağı kişinin kesinlikle kansızlık problemi olmaması gerekir. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, aktif kanaması olan hastalar, bir ay içinde mide kanaması veya bağırsak kanaması geçirenler, diyaliz hastaları, hamileler, emzikli anneler, şeker hastaları, kalp yetmezliği olan hastalar ve herhangi bir ameliyat öncesinde sülük tedavisi uygulamak sakıncalıdır.
Sülük Tedavisi Zararlımı?
Sülüklerin sterilize edilmiş olmaları şarttır. Uygulanacak yerin temiz olması ve sülüklerin sterilize edilmiş olmaları hiçbir enfeksiyona neden olmaz. Sülükler bir hastaya uygulandıktan sonra kesinlikle başka bir hastada kullanılmamalı ve hemen imha edilmelidir. Aksi takdirde kan yoluyla herhangi bir hastalık bulaşabilir. Sülük tedavisi yapıldıktan sonra yan etki olarak uygulama yapılan bölgede lokal kaşıntı oluşabilir. Kaşıntının geçmesi için sadece soğuk uygulamak yeterli olacaktır. Kaşıntı dışında başak bir yan etkisi yoktur.
Parlak Cildin 8 Sırrı
Parlak Cildin 8 Sırrı
1- Cildinizin kendini toplayabilmesi için ona biraz zaman tanıyın. Cildiniz makyaj, güneş, soğuk hava, kullanılan diğer kozmetik ürünler’ den dolayı oldukça yorulur. Yeni yeni kırışıklar belirir. Bu nedenle cildinizi biraz dinlendirmekte fayda var. Sıkıntıdan ve stresten uzak durun. Pürüzsüz, canlı, parlak bir cilt için bu şart. Cildinizin dinlenmesi ve temizlenmesi için maske yapın. Cildinize maske uyguladıktan sonra üzerine tülbent kapatın ve sıcak kompres uygulayın.
2- Cildinizi buharla destekleyin Hafif buharla yüzünüze sauna uygulayın, hoş kokulu esanslar ekleyebilirsiniz, özellikle de papatya. Haftalık uyguladığınız buhar banyosu, ciltte leke oluşmasını engeller. Cilt dokusunun yenilenmesine etki eder. Gözenekler açılır. Cilt biriken kirden arınır. Cildinize buhar uyguladıktan sonra kağıt havlu ile kurulayın ve gece kullandığınız kremi uygulayın.
3– Cildiniz için bazı özel formüllü ürünler vardır. Bu ürünlerden yardım alınabilir. Cildinizi güneşin etkilerinden mutlaka koruyun. Lekelerin oluşmasını bu şekilde engellemiş olursunuz. Yağ ve yoğun nemlendirme özelliği olan ürünler kullanırsanız cildinizi destekleyecektir.
4- Cildinize masaj yapın: yüz kaslarının daha iyi çalışabilmesi, daha parlak ve sıkı görünmesine masaj yaparak yardımcı olursunuz.
5– Doğadan faydalanın: Bol bol ılık su için. Ilık su içmek metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlar. Bu da cildin daha parlak ve sıkı olmasını sağlar. İçtiğiniz suya taze bir zencefil ekleyerek suyun gücünü arttırabilirsiniz.
6– Egzersiz yapın: öncelikle toprak üzerinde yapılırsa daha faydalı olur. Çıplak ayak toprağa basın, ayaklarınızı omuz hizasında açın, bu şekilde sağ tarafa eğilin, omurga düz olacak, başınızı yukarıya doğru çevirin. Sağ el ile sağ ayağınızın bileğini tutun. Sol elinizi de yukarıya kaldırın.. Daha sonra aynı işlemi sol taraf için de uygulayın.
7- Cildinizde ufak hileler yapın: Sağlıklı görülen bir ciltte dahi, az da olsa problemler vardır. Mesela burun kenarlarında kızarma, genişlemiş gözenekler, göz altı morlukları ve halkalar gibi, bu tip sorunlar için pürüzsüz görünüm sağlayan kremler, ciltteki ince kırışıkların ve geniş gözeneklerin kapatılmasını sağlar.
8- Makyaj yaparken özel fondöten kullanın: nude fondöten kullanarak ciltteki sorunlu bölgeleri kamufle edebilirsiniz. Sıvı bir formda olduğundan, cildin rahatlıkla nefes almasını sağlar. Doğal parlak ve canlı bir cilt oluşur.
Dövme Modelleri
Bu sezon farklı modelleri ile dikkat çeken dövme modelleri içerisinde erkek dövme modelleri ve bayan dövme modelleri dikkatleri çekmekte. Farklı desenlere ve renklere sahip moda dövme modelleri ile siz de yeniliklere açık olabilirsiniz. Dövme modelleri ve anlamları özellikle araştırılması gereken önemli bir detaydır. Siz de yaptıracağınız dövmeleri araştırıp pişman olmamak için kalıcı olarak yaptırabilirsiniz.
2015 dövme modelleri ile bir çok farklı yerinize yeni tasarımlı dövme şekillerini yaptırabilirsiniz. Son yıllarda moda olan dövme modelleri bayanlar tarafından genellikle çiçek dövmeleri, melek dövmeleri ve yıldız dövmeleri şeklinde yer alıyor. Erkeklerde ise daha çok kol dövme modelleri ve omuz dövme modelleri kullanılmakta. Sırt dövme modelleri de en gözde dövme çeşitleri arasındadır.
Dövme Modelleri
En Şık Bvlgari Yüzük Modelleri
En Şık Bvlgari Yüzük Modellerini paylaşacağım sizler için. Eşinize yılbaşı hediye almak mı istiyorsunuz? Yılbaşında partnerinize alınacak en iyi hediyelerin başında gelen Bvlgari alyans modelleri, ve bvlgari yüzük modelleri ve pırlantalar ve, ve, ve, daha anlatamacağım bir sürü ışıl ışık yüzükler ve pırlantalar.
Hem kendini tarz hisseden bayanlar için hemde beyaz altın olarak bvlgari modelleri hem erkeklerin hemde bayanların ilgisini çekmektedir. Söz veya nişan yapmak için kullanacak yüzüklerin başında gelen Bvlgari ile hayallerinize merhaba demenin zamanı gelmedi mi?
bvlgari yüzük, bvlgari yüzük modelleri, bulgari yüzük, bulgari, bvlgari yüzük modelleri, bvlgari yüzük modelleri ve fiyatları, bvlgari yüzükleri bvlgari yüzük fiyatları, bvlgari alyans, bvlgari alyans fiyatları, moda bvlgari yüzük modelleri, 2015 bvlgari yüzük modelleri, Bvlgari
En Şık Bvlgari Yüzük Modelleri
Avize Modelleri
Avize Modelleri evinizin dekorunu tamamen değiştiren bir çok farklı tasarımla sizlerin beğenisine sunulmaktadır. Özellikle 2015 yeni model avizeler evinizin şıklığını ikiye katlayacak. Bu yıl evini dekore edenler yaşadı denilebilir. Ayrıca yılbaşı hediyesi olarak salon için avize bakabilirsiniz. Farklı tasarımlarda ki avizeler içerisinde avize mumlu modelleri ve tekzen avizeler de bulunmaktadır. Avize modelleri ve fiyatları kullanılan malzemelere ve yapılan işçiliğe göre farklılık ve değişim göstermektedir.
2015 avize modelleri ve fiyatları konusunda online satış yapan mağazalardan fikir edinebilirsiniz. Bu yılın moda renklerinde öncelikle avize çeşitleri de gittikçe renkleniyor. Her oda için ayrı ayrı kullanılacak avize modelleri ile siz de odalarda ki düzeni değiştirebilirsiniz. Özellikle modern avize modelleri bu yıl gençlerin ve evini yeni kuran çiftlerin en fazla göze çarpan aksesuarları arasında olacak. Gelin hep birlikte bu senenin en moda avize modellerini inceleyelim.
Avize Modelleri
Tesettür Pardesü Modelleri
Tesettür Pardesü Modelleri bu yıl oldukça farklı modelleri ve tasarımları içerisinde barındırmaktadır. Kışlık bayan pardesü içerisinde renk olarak koyu tonlar ve kalın kumaşlar kullanılmaktadır. Kışın soğuktan koruyan pardesü modelleri genel olarak kapalı bayanların tercih ettiği giyim ürünleri içerisinde yer almaktadır. Moda kışlık pardesü için foto galerimizi hemen inceleyebilirsiniz. Kışlık pardesü modelleri farklı markaların farklı tasarımları ile yapılmaktadır.
pardesü, tesettür pardesüler, Pardesü model, Pardesü Resimleri, teseddur pardesü, tesettür pardesü, en ucuz güzel tesettür pardesüler
Tesettür pardesüler olarak düğmeli modeller, kuşaklı modeller ve fermuarlı modeller kullanılmakta. Pardesü fiyatları konusunda ise çeşitli sitelerin online satış yapan bölümlerinden bilgi edinebilirsiniz.
Tesettür Pardesü Modelleri
Yeni Örgü Patik Modelleri
Yeni Örgü Patik Modelleri ile kışın soğuk günlerinde ev içerisinde ve dışarıda ayaklarınızı sıcacık tutabilirsiniz. Patik modelleri hem bebekler hem de kadınlar tarafından kullanılmaktadır. Kendiniz evde kolay patik modelleri öğrenerek yeni modelleri yapabilirsiniz. Püsküllü patik bu sezonda en fazla kullanılan modeller arasında yer almaktadır. Yeni moda patik modelleri olarak renkli ipler ve çeşitli motifleri kullanabiliriz.
Bot patik modelleri çeşitlerinde en fazla terlikler, patikler ve babetler kullanılmaktadır. Ev içerisinde eşofman veya kıyafetleriniz ile bu patik modellerini rahatlıkla giyebilirsiniz. Bot patik yapılışı ise biraz emek isteyen bir iştir. Yeni patik örnekleri üzerinde süsleme yapmak için boncuklar, ponponlar ve çiçek motifleri gibi özgün tasarımlar kullanılabilir.
Yeni Örgü Patik Modelleri
Kır Düğünü Elbise Modelleri
Kır Düğünü Elbise Modelleri genellikle yaz aylarında yapılan düğünler, nişanlar ve çeşitli organizasyonlarda giyilmektedir. Havuz başı partilerinde ve açık hava eğlencelerinde de bu tarz kır düğünü için elbise modelleri giyilebilmektedir. Kır düğünü elbiseleri bir çok farklı modelde ve desende olmaktadır. Kır düğünü kıyafetleri olarak straplez modeller, askılı modeller ve tek omuz modeller kullanılabilmektedir.
Kır nişanı için kıyafet şekilleri ile siz de tarzınızı ortaya koyabilirsiniz. Kır düğünü abiye modelleri üzerinde bu sezonda en fazla çiçek desenleri kullanılmıştır. Siz de birbirinden farklı modelde ki kır düğünü kıyafet modellerini tek tek inceleyerek arasından seçim yapabilirsiniz.
Kır Düğünü Elbise Modelleri
En Kolay Saç Modelleri
En Kolay Saç Modelleri günlük hayatta bayanlar için oldukça önemli olan saçlar arasında gelmektedir. En Kolay Topuz Saç Modelleri denildiğinde bayanların günlük hayatta kullandığı modeller gelmektedir. Kolay Topuz Modelleri daha çok özel günlerde zarif kıyafetler üzerinde kullanılmaktadır. Kolay Saç Örgü Modelleri örgüler içerisinde en şık tasarımlarda yer almaktadır.
En Kolay Saç Modelleri, En Kolay Topuz Saç Modelleri, Kolay Topuz Modelleri, Kolay Saç Örgü Modelleri, Pratik Saç Toplama Modelleri
Günlük hayatta Pratik Saç Toplama Modelleri ile siz de farklı ve güzel bir görünüme kavuşabilirsiniz. Bu yılın modası kolay saçlar sayesinde kısa sürede istediğiniz saç şekline sahip olabilirsiniz.
En Kolay Saç Modelleri Resimleri
En Yeni Erkek Saç Modelleri
En Yeni Erkek Saç Modelleri ile siz de sokaklarda ve mekanlarda dilediğiniz özgüven ve imaj ile gezebilirsiniz. 2015 Erkek Saç Modelleri içerisinde en çok dikkat çeken ve kullanılan modeller kuşkusuz bu yılın En Yeni Erkek Saç Stilleri arasında olan üst kısmı uzun bırakılmış saç modelidir.
En Yeni Erkek Saç Modelleri, 2015 Erkek Saç Modelleri, En Yeni Erkek Saç Stilleri, Erkek Saç Kesimleri, Erkek İçin Saç Modelleri
Erkek Saç Kesimleri daha çok uzman ellere teslim edilerek yapılmalıdır. Yoksa sonu hüsranla biten saç modeli ile karşılaşabilirsiniz. Erkek İçin Saç Modelleri denildiğinde kısa modeller akla gelebilir. Aynı zamanda saçlarını uzun veya omuz hizasında kullanmak isteyen erkeklerde bu tarzda ki modelleri günlük yaşamda en güzel şekilde kullanabilir.
En yeni erkek saç stilleri ile siz de girdiğiniz ortamlarda farklılık yaratabilirsiniz. Özellikle iş yerinize giderken her gün aynı saçı yapmaktan ve kullanmaktan sıkılan erkekler için en güzel saç modellerini derleyip galerimizde hazırladık.
En Yeni Erkek Saç Modelleri
Murat Boz Fotoğrafları
Murat Boz Fotoğrafları içerisinde en güzel resimleri sizlere özel foto galerimizde paylaşıyoruz. Murat Boz Resimleri ile siz de onun geçmişten bu güne dek değişimini görebilirsiniz. Murat Boz Fotoları genç kızların oldukça beğenisini kazanmaktadır. Murat Boz Sakal Modelleri ise erkeklerin en çok aradığı ve örnek aldığı modeller arasındadır.
Murat Boz Fotoğrafları, Murat Boz Resimleri, Murat Boz Fotoları, Murat Boz Sakal Modelleri, Murat Boz Şarkıları
Murat Boz Şarkıları ise her sezon oldukça tutulan parçalardır. 2015 yılında Gülşen ile yaptığı İltimas şarkısı yazın en popüler şarkıları arasına girmiştir. Murat Boz pozları en güzel kıyafetleri ve tarzı ile sizlerle.
Murat Boz Foto Galeri
2015 Bahçıvan Pantolon Modelleri
2015 Bahçıvan Pantolon Modelleri, bu sezon bayan giyimde vitrinlerde göreceğimiz özel modeller arasında. Bahçıvan Pantolon genellikle hamile bayanların severek giydiği modellerden de oluşmaktadır. Bayan Bahçıvan Pantolon hem kot kumaşları, kadife kumaşları hem de keten modelleri ile her sezon kullanılmaktadır.
2015 Bahçıvan Pantolon Modelleri, Bahçıvan Pantolon, Bayan Bahçıvan Pantolon, Bayan Bahçıvan Modelleri, Kot Bahçıvan Pantolon Modelleri, Bahçıvan Pantolon Fiyatları
Bayan Bahçıvan Modelleri hanımlar tarafından yazın özellikle sık bir şekilde kullanılmaktadır. Şort bahçıvanlar yaz aylarında rahatlıkla giyilebilir. Kot Bahçıvan Pantolon Modellerin de renk olarak açık mavi tonları ve gri tonları tercih edilmektedir. Bahçıvan Pantolon Fiyatları ise bir çok markaya göre değişmektedir. Özellikle kumaş kalitesi ve marka seçimleri kot bahçıvanlarda önemlidir.
2015 Bahçıvan Pantolon Modelleri
Tığ İşi Yelek Modelleri ve Örnekleri
Tığ İşi Yelek Modelleri ve Örnekleri sizlerin beklediği kadar güzel motiflerden elde edilerek yapılmıştır. Tığ İşi Yelek Modelleri daha çok kıyafetlerin üzerine sıcak tutması için giyilmektedir. Tığ İşi Yelek Örnekleri ile siz de gömlek üzerine ve kot pantolon üzerine giyerek yeni bir kombin deneyebilirsiniz.
Tığ İşi Yelek Modelleri ve Örnekleri, Tığ İşi Yelek Modelleri, Tığ İşi Yelek Örnekleri, Tığ İşi Yelek Modelleri Anlatımlı, Tığ İşi Bayan Yelek Modelleri
Tığ İşi Yelek Modelleri Anlatımlı olarak bir çok sitede yer almaktadır. Direk resimler üzerinden de motifleri örnek alarak siz de yepyeni tasarımlar ortaya çıkarabilirsiniz. Tığ İşi Bayan Yelek Modelleri bu sezon en favori renkleri ve modelleri ile foto galerimizde yer alıyor.
