DigiKam

DigiKam 1.0

Merhaba sevgili dostlar, bu yazıda sizlerle, KDE 4 ile yenilenen ve geliştirilen fotoğraf yönetim yazılımı DigiKam 1.0 izlenimlerimi paylaşacağım. Bildiğiniz üzere KDE 3.5 ile birlikte de kullanılan DigiKam, KDE 4’ün o benzersiz güzelliğinde yeniden hayat bulmuş. KDE 4 ile birlikte kullanabileceğiniz DigiKam 1.0 sayesinde, bilgisayarınızda, taşınabilir depolama aygıtınızda ya da fotoğraf makinenizde bulunan resimleri depolamak, resimleri etiketlemek ve onları daha da güzelleştirmek artık çok kolay.

Eğer DigiKam’ı daha önce kullanmadıysanız, bu yazıdan sonra en azından bir kere deneyeceğinizi ve kendisinden bir daha kopamayacağınıza eminim.

Öncelikle, Pardus 2009 ile gelecek olan DigiKam 1.0, kullandığım en sorunsuz sürüm diyebilirim. Bu sürümde birçok hata düzeltilmiş ve yenilikler eklenmiş. DigiKam 1.0’ı ilk başlattığınızda sizi karşılayacak sihirbazla DigiKam’ın temel ayarlarını kolayca yapabiliyoruz. Yeni koleksiyonlar eklemek ve diğer ayarları yapmak için de çok şık bir ayar yöneticisi, yeni DigiKam ile sizi bekliyor.

DigiKam 1.0’ın ayarlarını kurcaladıktan ve albümlerinizi oluşturduktan sonra, albümlerinizi rahatlıkla görüntüleyebilir, resimleri dizinlere veya zaman çizgisine göre sıralayabilirsiniz. Sağda bulunan araç çubuğuyla resimleriniz hakkında bilgiler alabilir, onları etiketleyebilir, beğeninizi belirtmek için resimlere yıldız verebilirsiniz. İstediğiniz resim üzerine tıklayarak resmin büyük halini kolayca görebilir; menülerde yer alan düzenle seçeneğiyle resimlerinizle ilgili değişiklikleri hızla yapabilir; kameranız, taşınabilir disk ve belleğinizden resimlerinizi rahatlıkla aktarabilirsiniz.

Menülerdeki Düzenle seçeneği sayesinde birçok profesyonel ayarın, çok kolay bir şekilde birkaç tıklamayla yapılabildiğini sizler de fark edeceksiniz. Gelişmiş DigiKam resim düzenleyicisi sayesinde resimlerinizden birer sanat eseri oluşturmanız hiç de zor değil.

İşte size basit ama etkili sonuç veren birkaç süs ve filtre örneği. Siz de süs ve filtreler ile resimlerinizi değiştirmeye çekinmeyin, kurcalayacağınız ayarlar siz onaylamadan ve kaydetmeden resminiz üzerine yazılmıyor.

Çerçeve Süsü

Resimlerinize DigiKam içinde bulunan çerçevelerden istediğiniz birini ekleyebilir, çerçevenin boyutlarını kolayca düzenleyebilirsiniz.

Metin Süsü

Resimlerinizi üzerilerine yazacağınız notlarla daha kolay hatırlanır yapmak istiyorsanız, tek yapmanız gereken, DigiKam resim düzenleyicisiyle resminize metin yerleştirmek. Süsle menüsünde yer alan bu özelliği seçtiğinizde, sağda açılacak bölüm sayesinde istediğini metni, resminiz üzerine kolayca yerleştirebilirsiniz.

Doku Süsü

Düzenleyicinin Süsle menüsünde bulunan Metin uygula seçeneği ile resimlerinize onlarca doku arasından seçtiğiniz dokuyu uygulamak çok kolay. Kabarma seçeneği ile dokunun belirginliğini de ayarlayabilirsiniz.

Bozulma Efekti

Düzenleyicinin Efektler menüsünde bulunan bozulma efektleri ile eğlenceli resimler elde edebilirsiniz. İstediğiniz bozulma türünü seçin, resim üzerinde yer alan dikey/yatay kılavuz çizgilerini kaydırarak bozulma yönünü seçin, son olarak da yineleme ve seviye ayarları ile eğlenceli fotoğraflara sahip olun.

Siyah&Beyaz

Renk menüsünde bulunan Siyah&Beyaz seçeneğiyle resminizi, eski resimlere dönüştürebilir, Siyah&Beyaz resimlerden oluşan bir albüme yapabilirsiniz.

Renk Efektleri

Renk menüsünde bulunan bu seçenek ile resimlerinize şık renk efektleri ekleyebilirsiniz. Süs ve efektlerden de bahsettiğimize göre yazımızı burada bitirebiliriz diyorum. Ama bitirmeden önce de şunu eklemezsem olmayacak; Pardus 2009 ile gelecek olan son sürüm DigiKam 1.0, dışarı fotoğraf aktarma yeteneği ve eklenecek yeni efektleriyle sizi etkilemeye devam edecek. Pardus 2009 ve DigiKam’ı beklediğinize değecek.

Mutlu kalın, Pardus kullanın.

Battle Tanks Oyunu

Küçüklüğümde atari salonlarına pek gittiğim söylenemez. Ailem kötü şeylere alışmamam için beni bu tarz mekânlara yollamazdı. Çoğu arkadaşım harçlıklarını atari salonlarında bitirirken ben derslerime çalışırdım (aferin bana). Arada tek tük gittiğim zamanlarda ise oynamayı becerebildiğim BTanks gibi oyunları oynardım. Helikopterlere ve tanklara daha o yaşta hayran olmuştum.

Bir oyun seçmek için paket yöneticisini açtım. Ne kadar çok oyun var! Listeyi yavaş yavaş aşağıya kaydırırken karşıma BTanks çıktı. Eski heyecanım bir anda canlanıverdi. Oyunu hemen indirdim ve oynamaya başladım. Gözüme ilk çarpan çizimleri oldu. Menü tasarımı bir yerden tanıdık gelse de çizimler profesyonel işiymiş gibi duruyordu. Müzikleri ücretsiz dağıtılan bir oyun için epey iyi durumda, üstüne oynanabilirliği de eklenince oyuna kendinizi kaptırıveriyorsunuz. Şimdi oyunun özelliklerine göz atalım:

Multiplayer: Geliştiriciler bizlere çok oyunculu oynama olanağı vermişler. LAN bağlantısı, İnternet üzerinden oynama, ekranı ikiye bölme ve ayrıca karışık mod ile oynamak mümkün. Karışık modu kullanırken sunucuda ekran bölünerek iki kişi oynarken diğerleri LAN üzerinden oyuna bağlanabiliyor.

Platform bağımsız: Dergimizi takip eden ve Pardus dışı dağıtımları kullanan okuyucularımızda bu oyunu oynayabilirler. Ben Pardus üzerinde oynamanızı tavsiye ederim ;).

Ücretsiz ve Açık Kaynak: Evet, oyun tamamen özgür. GPL lisansı ile dağıtılıyor. İsterseniz kaynak kodlara göz atabilir ve C++ üzerindeki ustalığınızı konuşturarak oyunu geliştirebilirsiniz.

Eski Bir Tat…

Oyunun geliştiricileri, arcade türü oyunları benden daha çok seviyorlarmış. Sizlere arcade oyunlarının en güzel yanlarını sunmayı vaat ediyorlar.

Bu genel özelliklerin yanında oyun içinde üç çeşit tanka, dört çeşit cephaneye, altı çeşit rokete, 13 çoklu oyuncu haritasına ve daha birçok özelliğe sahip oluyorsunuz. Oyun gamepad ve klavyeyle oynanabiliyor. Oyun sırasında tankınızı yön tuşlarıyla hareket ettiriyorsunuz. Ateş etmek içinse sol “Ctrl” tuşunu kullanabilirsiniz. Aracınıza uygun özel silahları aldığınız takdirde bu silahları da sol “Shift” tuşu ile ateşleyebilirsiniz.

İlk başlarda haritayı öğrenmeye çalıştıktan sonra zaman geçtikçe özel silahları toplamaya dikkat edin. Sağ üst köşedeki haritayı kontrol ederek düşmanlarınızın yerini belirleyin. Kalabalık gruplara saldırmamaya dikkat edin. Tehlikeye düşmeden yakaladığınız yalnız düşmanları haklayın. Kalabalık mekanlardan olabildiğince hızlı uzaklaşın zira kimin kimi vurduğu belli olmuyor. Eğer aracınız yok olursa F1 tuşuyla içerisinden çıkabiliyorsunuz. Bazı yerlerde bu durum için özel araçlar oluyor, isterseniz onlara binebilirsiniz. Arcade türü oyunları sevenler mutlaka bu oyunu denemeli.

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

KNemo

Uzunca bir süredir Pardus kullanıyorum ve yavaş yavaş tanımaya başlıyorum. Tabii bu işi hızlandırmak için bir kullanım kılavuzu olmadığından çoğu şey el yordamıyla oldu. Geçenlerde Pisi’yi kurcalarken KNemo diye bir paket gördüm. Küçükken okuduğum bir romanda Kaptan Nemo diye bir karakter vardı, sanırım Denizler Altında 20.000 Fersah adlı bir çocuk romanıydı, birden sempatimi uyandırdı.

Kuralım bakalım neymiş? Ağ yöneticisi diyor, sanırım İnternet ile ilgili. İndirince Programlar menüsünde İnternet sekmesine yerleşmiş, demek doğru düşünmüşüm. Çalıştırınca karşımıza yapılandırma modülü çıkıyor, demek ayarları buradan yapıyoruz.

En üstteki ağ arayüzlerini izlemek için KNemo kullan kutusunu tıklayınca, masaüstünün alt sağ tarafında üç işaret eklendi. Aygıtlar sekmesini görüyoruz hemen, solda alt alta dört isim ağ araçlarımızı gösteriyor. Bunların davranış biçimleri ve simgelerini tek tek ayarlayabiliyoruz. Burada wlan0 kablosuz ağlar için kullanılıyor, üstteki boşluğa istediğimiz takma adı yazabiliriz, burada kablosuz yazmışım ben, ayrıca alttaki simge setlerinden de uygun olanı seçiyoruz, böylece atamalarımızı yaptık.

Yukarıdaki takma isim ne işe yarıyor? Sağ alttaki simgenin üzerine imlecimizi getirince takma isim beliriyor, isim yazmamışsak boş bir kutucuk çıkıyor, karışıklığı önlemekte fayda var değil mi?

İpucu sekmesinde sol sütundakilerden lazım olanı sağ sütuna taşırsak alt sağdaki simgelerin yanına bu bilgiler de eklenir, artık keyfinize kalmış, vazgeçerseniz sağdan sola taşırsınız, kaybolur.

Çeşitli sekmesinde ses ayarları yapılıyor, tuşa basınca bir sürü ses arasından bildirim seslerini deneyerek bulabilirsiniz, eğlenceli bir şey! Ha, bu arada, bu uygulama ağa bağlı olup olmadığınızı görsel ve işitsel olarak size bildirmeye yarıyor, onu söylemeyi unuttuk! Trafik Çizicisi dediği şey ağdan aldığımız ve gönderdiğimiz verilerin grafik olarak gösterilmesini sağlıyor, buradan sütunların rengini ayarlamak mümkün.

İşte bazı ayarlarını yaptık. Bunları kaydedip çıkıyoruz ve masaüstündeyiz. Sağ altta ikonlarımız işlerini yapmaya başladı. Bunların üzerine sağ tıklayınca iki önemli komut hazır, isterseniz ayarları değiştirebilir ya da Trafik İzleyicisi’ni başlatabiliriz. Bakalım trafik nasılmış? Trafik İzleyici böyle bir pencere işte. Renklerden biri gelen, diğeriyse giden trafiği izliyor. Pencereyi kenarlarından çekiştirerek büyütüp küçültebiliriz, sadece üstünde isim olarak gerçek adı çıkıyor, takma adı burada çıkmıyor.

Eh, yeterince karıştırdım, benden bu kadar.

Daha fazlasını isteyen dostlar biraz da kendileri karıştırsın, haydi kolay gelsin, sağlıcakla…

Savage: The Battle For Newerth Oyunu

Vahşi çağlarda, uygarlığın çöküşünün ardından bir lider meydana çıkacak; uygarlığın yeniden kurulması için. Tartışmasız insan egemenliğinin hüküm sürdüğü günler artık geride kaldı. Büyük çarpışmalar yaşanmış, hissedebiliyorum.

Ölüm dansı ve savaş davulları çalmaya başladı, duyabiliyorum…

Çok uzun zaman önce, sadece en güçlülerin, en dayanıklıların ve en şanslıların hayatta kalabildiği o zor zamanlarda, göçebe insanlar ayakta kalabilmek için hiç durmaksızın mücadele ettiler. Doğadaki tüm yaratıklar ise, insafsız insan elinin doğaya dokunuşunun, insanların doğayı talan etmesinin ve doğal kaynakların umarsızca sömürülmesinin cefasını çektiler.

Ophelia. Jaraziah’ın genç kız kardeşi. Gün geçtikçe yaşadığı toplumdan biraz daha farklı olduğunu düşünmeye başlayan genç bir kız. Zamanla sahip olduğu özel bir yeteneği olduğunu fark etti; yaratıklarla iletişim kurabilmek. İlk zamanlarında zorlanmıştı ama zamanla bu konuda kendini geliştirebildi. Yaşadığı toplumdaki kimselerin karşılaşması halinde korkup kaçacağı ya da gözünü kırpmadan kanını akıtacağı yaratıklara şefkatle yaklaştı ve içinde insan korkusu taşıyan hırçın yaratıklara bile sevgi göstermesini bildi. Aradığı barışı ve huzuru insanlardan uzakta, el değmemiş bölgelerde, evcilleştirilmemiş yaratıkların arasında buldu. Kendi insanlarına olan nefreti ise ruhunu zehirledi ve insanlığa ait iyi izleri de kaybetti.

Bir gece, ansızın nefret beslediği insanlardan uzaklaşmak için evinden kaçtı; iletişim kurabildiği ve ona yardım edebilecek birçok hayvanın rehberliğiyle insanların ayak basmadığı topraklara doğru kaçtı.

Ophelia’nın kaçışının üzerinden on yıl geçmiştir. İnsanoğlu, Ophelia’nın erkek kardeşi Jaraziah’ın önderliğinde hız kesmeden gelişmeye, ilerlemeye adamıştır kendini. Ancak, bölge sınırlarından rahatsız edici haberler gelmektedir; bu topraklar üzerinde yaşam süren birçok yaratık, insanoğluna karşı kuvvetlerini birleştiriyorlardı. Yeni bir kavim, esrarengiz ve güçlü bir liderin önderliğinde hareket ediyordu. Kimi yaratıklar, insanoğlunun yabancısı olmadığı yaratıklardı. Ancak, insanoğlu bazılarıyla ilk kez yüz yüze gelecekti; öncekilerden daha tuhaf, daha akıllı ve daha ölümcül. Bu yeni ırk, insanlarla savaşmanın yeni yollarını geliştirmiş heybetli bir savaşçı topluluğuydu. Gelen diğer bir haber ise; bu yeni ırkın daha önce eşi benzeri görülmemiş teknikler geliştirdiğiydi. Newerth topraklarında sadece alimlerin tasvir edebildiği bu teknik “büyücülük” olarak adlandırılırdı.

Yaratıklar artık sık sık sınırlardan içeri sızmakta, tecrit edilmiş yerleşim birimlerine saldırılar düzenlemekte ve hemen hemen her saldırdıkları yerleşim biriminin tamamını yerle bir etmekteydiler. Sağ kalanlar ise şahit oldukları vahşeti ve bu yaratıklara liderlik eden kraliçeyi anlatıyorlardı. Bu kraliçe, uzun yıllar önce basit bir yerleşim bölgesinde bir gece ansızın kaybolan, sırra kadem basan Ophelia’nın ta kendisidir. İnsanlar ve yaratıklar arasında amansız savaş, aynı zamanda iki kardeşin arasındaki son bulmaz çatışmanın da bir yansımasıydı.

Yukarıda okuduğunuz hikâye, Newerth’te hiç bitmeyen savaşların altında yatan sebebin aslında ta kendisi. Eğer okuduğunuz bu hikâyenin ardından siz de benim gibi senaryosu iyi yazılmış sağlam bir RPG (ki yazının ilerleyen bölümlerinde “rol yapma oyunları”ndan bu şekilde bahsedeceğim) bekliyorsanız, bu oyunun o oyun olmadığını söylemeliyim. Ancak bana inanın ki oynamaktan oldukça keyif aldığım bir oyunu anlatmaktayım sizlere. Evet, tek kişilik bir senaryosu ne yazık ki yok ama çok oyunculu olarak oynanan bir oyun için gerçekten başarılı bir yapım. Hem Linux, hem Mac OS X hem de Windows sürümlerinin olması da aynı zamanda dünya üzerinde oynayan birçok oyucusu olduğu anlamına geliyor.

İlk kez 2001 senesinde duyurusu yapılan ve 2003’te oyuncu beğenisine sunulan oyunumuzun, 2006 senesinde ise tamamen ücretsiz bir sürümü tekrardan oyunculara sunuldu ve o günden bugüne halen birçok oyuncusu var. Benim burada tanıttığım sürüm ise SFE, yani Savage Full Enhancement olarak isimlendirilen,oyunun hayranlarından oluşan bir topluluk tarafından oyunun içeriğinin genişletildiği bir paket. Ne gibi bir ek içerik sağlandığını ilerleyen satırlarda anlatacağım.

Farklı Oyun Türlerinin Başarılı Harmanı

Savage – The Battle for Newerth için hem RPG (Rol Yapma Oyunu),hem FPS, hem de RTS (Gerçek Zamanlı Taktik) ögeleri barındıran ve bana sorarsanız bunların yeterince başarılı bir biçimde harmanlanabildiği bir oyun denilebilir. Hemen örneklendirmek gerekirse, takımınızın Commander’ı (yani takım kumandanı) olursanız, oyun bir anda RTS’ye dönüşüyor; Warcraft III ve benzeri birçok oyunda olduğu gibi doğal kaynakların peşine düşüyorsunuz, bu kaynakları idareli bir biçimde kullanıyorsunuz, gerekli birimleri üreterek ve geliştirerek güçlenmeye ve üssünüzü düşmana karşı ayakta tutmaya çalışıyorsunuz. Oraya buraya maden çıkarmaya gönderdiğiniz işçilerin yanında diğer oyuncuları da görüyor ve onlara ne yapmaları gerektiği ile ilgili basit talimatlar veriyorsunuz. Bu talimatlara uyup uymamak oyuncunun inisiyatifinde. Diğer oyuncular ise, kumandanın tercihleri doğrultusunda geliştirilen silahların ve teknolojilerin kısıtlı bir kısmını yanına alarak savaş naraları atabilirsiniz.

Savaşa Hazırlıklı Başlamalısınız

Söz bir şeyleri satın almaya gelmişken, bunun altında yapılabileceğini ve nasıl altın kazanılabileceğinden birazcık da olsa bahsetmek gerekir. Üssünüzün civarını gezerseniz kesilebilecek sürüyle hayvan göreceksiniz. Bu hayvanları öldürdüğünüz vakit üstlerinden bazı durumlarda altın kesesi düşürüyorlar. Evet, ne yazık ki balık tutarak kazanamıyoruz, her şey yakıp yıkmayla, kesip biçmekle sonlanıyor bu dünyada. Hayvanları kesmenin haricinde, işçiler gibi madenleri kazar ve bunu üssünüzün en temel binasına bırakırsanız (ki yazının ilerleyen kısmında binalardan da bahsedeceğim) sizin de cebinize cüzi bir miktar bırakılıyor. Tabi yaratıkları keserken ya da madenden taş, altın çıkarırken para kazanmanın yanında tecrübe puanı (Xp, yani “experience”) da ediniyorsunuz. Bu tecrübe puanları aslında Quake gibi iyi bilinen FPS oyunlarında frag kavramından yani öldürdüğünüz oyuncu sayısından biraz farklı. Hiçbir oyuncu öldürmeseniz dahi, azıcık da olsa tecrübe puanı ediniyorsunuz ve doğal olarak da en çok tecrübe puanını düşman oyuncuları haklayarak kazanıyoruz. Ancak, düşmanı kesmektense takımına destek çıkıp; üssünüzün gelişimi için binaların inşasına işçilerle beraber siz de katılıyorsanız, sadece oyuncu keserek puan kazanan birinin yanında sizin de hakkınız yenmemeli. Bu sebeple son derece adil bir puanlama sistemi düşünülmüş.

Bir sunucuya bağlandığımızda bir takım seçmemiz isteniliyor. İstersek insanların (humans) takımına, istersek de yaratıkların (beasts) takımına katılabiliyoruz. İnternet üzerinden kurulan sunucularda istenilirse iki taraf da aynı ırktan olabiliyor (insanların insanlara saldırmasından bahsediyorum) ya da birbirine düşman dört takım olabiliyor. Bir sunucuda en fazla 64 oyuncu oynayabiliyor ki bu epey iyi bir oyuncu sayısı. Açıkçası, oyunda kumandan olmaktansa er meydanına çıkmayı daha çok sevdiğimden ve er meydanını sona bırakmak istediğimden, öncelikle oyunun RTS yönünü biraz anlatayım.

Bir Orduyu Yönetmek Tecrübe İster

Nasıl mı? Şöyle ki; idareli doğal kaynak kullanımı, eldeki sınırlı miktardaki doğal kaynakla üssünüzü savunma, askerlerinizin ihtiyaç duyacağı teknolojileri olabildiğince hızlı bir biçimde araştırma ve kullanıma açılabilmesi. Bir de üssün düzenli bir biçimde kurulması şart. Oynadığım bazı oyunlarda düzensiz kumandanlar yüzünden bir binanın öteki tarafına gidebilmem için üssümüzün yarısını yürümem gerekti.

Her iki ırkın da yapılarının ve birimlerinin isimleri ve görünüşleri değişse de aslında birbirlerinin aynısı sayılırlar. Bunu bilmekte fayda var. Öncelikle insanların üs gelişimine bakacak olursak, Garrison (Garnizon), Guard Tower (Savunma Kulesi) ve bir iki birim haricinde altından çok Kırmızı Taş’lara (Red Stone) ihtiyacınız olacak. Oyun alanında altın madeninden çok kızıl taş madenlerine rastlayacaksınız. Zaten bu madenleri elinizde bulundurmak için karşı takımla büyük mücadele halinde olacaksınız. Herhangi bir madene rastladığınız vakit hemen yanına bir Garrison inşa etmek zorundasınız. Hem maden buraya toplanabilsin hem de oyuncularımız öldükten sonra er meydanına buradan dâhil olabilsin, boşu boşuna yol tepmekle zaman kaybetmesin.

Üssünüzün en temel binası, hiç şüphesiz ki Stronghold (bir anlamda “kale” denilebilir). Sadece bir kere inşa edilebilen bu binanın yıkılması durumunda yenilmiş oluyoruz. Bu binadan İşçi (Worker) üretebiliyoruz.

Yeterince doğal kaynak edindikten sonra binaların kapasitelerini genişletebiliyoruz. Örneğin, oyunun başlangıcında birinci seviyede olan Stronghold, üçüncü seviyeye kadar kapasiteleri yükseltilebiliyor. Üçüncü seviyeye ulaşan bir Stronghold ile oyuncular daha gelişmiş oyuncu sınıflarıyla oyuna dâhil olabiliyorlar, oyuncu sınıflarına da daha sonra değineceğim.

İhtiyaç duyacağımız inşalar

Stronghold (Kale), en önemli inşamız demiştik. Buradan işçi üretebilir, Savage (Barbar) ve Legionnaire (Lejyoner) savaşçı sınıfının eğitimini yapabiliriz. Ölen oyuncular bu inşalardan tekrardan oyuna dahil olabilirler (ki buna “spawn” da denilir). Aynı zamanda oyuncular çarpışmadan bol ganimetle (yani altın toplayarak geldiğinizde) döndüğünde buradan yeni silahları satın alabilirler.

Garrison’dan (Garnizon) da bahsetmiştik; doğal kaynaklar burada toplanıyor ve oyuncular bu noktalardan oyuna dâhil olabiliyorlar. Tıpkı Stronghold’da olduğu gibi buradan da silah temin edebilirsiniz.

Arsenal (cephanelik), silah teknolojilerinin geliştirildiği yer. Burada geliştirilen ve kullanabileceğimiz silahlara da biraz sonra değineceğim.

Research Center (Araştırma Merkezi), silahlar haricindeki eşyaların, yani can paketlerinin ya da bombaların araştırıldığı bina.

Siege Workshop (Kuşatma Araçları İmalathanesi), Ballista’nın (büyük ok atabilen mancınık) ve Catapult’un (büyük taş atabilen mancınık) araştırma – geliştirme merkezi.

Electrical Factorium, elektrikli saldırı ve savunma teknolojisinin kullanımı için ihtiyaç duyacağınız bina.

Chemical Factorium, kimyevi saldırı ve savunma teknolojisinin kullanımı için ihtiyaç duyacağınız bina.

Magnetic Factorium, manyetik saldırı ve savunma teknolojisinin kullanımı için ihtiyaç duyacağınız bina. Bu ve önceki iki fabrikanın bize sağladığı teknolojiler, savaşçılara ikinci ve üçüncü seviye güçlü silahlar sağlamakta.

Monastery (Manastır), Chaplain’in (bir çeşit papaz) ve onun İyileştirme (Heal) ve Diriltme (Revive) yeteneklerinin araştırıldığı bir inşa.

Guard Tower (Savunma Kuleleri), üssümüze akın eden düşman birimlerini geri püskürtmek için inşa etmemiz gereken kuleler. Daha sonra Mortar Tower, Shield Tower ya da Shock Tower olarak geliştirilmeleri mümkün.

Şimdi ise yaratıkların üs gelişimine göz atalım.

Lair (insanların “ağıl” ya da “in” olarak isimlendirdikleri bu yapılar, Yaratıklar için daha çok “tapınak” gibi yerler oluyor), yaratıkların en önemli yapılarından biri ve insanların Stronghole inşasıyla aynı amaca hizmet ediyor. Ölen oyuncular burada yeniden hayat buluyor ya da gelip buradan gerekli malzemeleri satın alabiliyor. Ayrıca tıpkı insanların birimi olan Stronghole’daki gibi, Sub-Lair’ın eksikliği halinde doğal kaynaklar burada toplanıyor.

Sub-Lair ise yaratıkların doğal kaynaklarını topladıkları yapı. Buradan ölen oyuncular tekrardan oyuna dâhil olabilir ya da savaş malzemelerini satın alabilirler. İkinci seviyeye yükseltildiğinde Stalker, üçüncü seviyeye yükseltildiğinde de Predator birimlerinin keşfi buradan yapılabiliyor.

Nexus, birinci sınıf saldırı yeteneklerinin araştırılıp geliştirildiği yapı. İnsanlarda bu kategoride yay kullanıyorken, yaratıklar zehirli pençeler kullanıyor.

Arcana olarak adlandırılan yapıda, savaşta kullanılabilecek sihirli malzemeler ve özel yetenekler keşfediliyor.

Charm Shrine (bir çeşit mabet), xx ve Behemonth isimli birimlerin araştırıldığı ve eğitiminin yapıldığı birim. Bu yapı için insanların Siege Workshop olarak bildiğimiz inşalarının bir dengi denilebilir.

Strata Shrine, hava büyülerinin araştırıldığı bir yapı. Frosts Bolts, Tempest ve Lightning büyüleri bu yapının kurulmasıyla araştırılabilir ve kullanılabilir hale geliyor.

Fire Shrine, ateş büyülerinin araştırıldığı bir yapı. Ember, Blaze ve Fireball büyüleri de burada araştırılıyor.

Entropy Shrine isimli yapıda da Chaos Bolt, Surge ve Rupture büyüleri burada araştırılıyorken, Gateway (açılan büyülü geçitler) büyüsü de buradan yapılıyor.

Buradaki büyüler daha çok doğal enerji üzerine kurulu.

Sanctuary olarak bilinen yapının özelliği ise savaşçıların ihtiyaç duyacakları kalkanların burada araştırılması. Aynı zamanda Shaman (Şaman) sınıfı ve şamanların kullanabildiği Resurrection / Revive (yani dirilteme) büyüsü de burada keşfediliyor.

Spire ise yaratıkların savunma yapıları. Bu yapı aslında bir ağaç ve büyü gücüyle düşmanları üssümüzden uzak tutuyor. Üç değişik şekilde geliştirilmesi mümkün. Healing Spire yakınındaki yapıları ve birimleri iyileştirirken Flame Spire da düşmana ateş toplarıyla karşılık verir.

Ve Savaşçılarımızı Tanıma Vakti

Bir kumandanın neler bilmesi gerektiği kısmını geçtikten sonra, artık savaşçı birimlere ve bu birimlerin kullanabildiği silahlara geldi sıra. İnsanlardan başlayacak olursak eğer, bu ırkı seçen bir oyuncunun seçebileceği altı değişik savaşçı sınıfı var. Tabii ki oyunun başlarında sadece bir tanesini seçebiliyor, daha sonrasında da kumandanınız tamamlayabildiği araştırmalar ve sizin paranız doğrultusunda seçebileceğiniz sınıfları seçebiliyorsunuz.

Örneğin ilk savaşçı sınıfı olan Nomad’lar (Göçebeler), en basit savaşçı birimidir ve 250 yaşam puanına (Health) sahiptirler. Bu birimle oynayabilmek için bir ücret ödenmesi gerekmiyor.

Ardından Savage (Barbar) sınıfı gelir. Eskiden savaşçı kabilelerinin birer üyesi olan bu barbarlar, yetenekli savaşçılardır ve 400 yaşam puanına sahiptirler. Bu savaşçıyı seçebilmek için Stronghold’daki araştırmaların yapılması gerekir. Bu birimle oynamanın bedeli 2500 altın.

Legionnaire (Lejyoner) sınıfı ise birliğin kalbidir. Genç yaştan itibaren savaş için eğitilen bu iri cüsseli birimler 550 yaşam puanına sahipler. Bu savaşçının seçebilmesi için de Savage’da olduğu gibi; Stronghold’daki araştırmaların yapılması gerekir. Bu birimle oynamanın bedeli 4.000 altın.

Chaplain (Rahip) sınıfı iyileştirme ve diriltme yeteneğine sahip birimlerdir. 300 yaşam puanına sahiptir. Bu birimin seçilebilir olması için Monastery kurulmalıdır. Bu birimle oynamanın bedeli 1.500 altın.

Balista’lar için çok büyük oklar atabilen mancınıklar diyebiliriz. Uzun menzile ve iyi bir hasar gücüne sahip olan bu birim 1.000 yaşam puanına sahiptir. Balista ile aynı kategoriye alabileceğimiz Catapult ise daha da ağır hasar vermekte ve 3.000 yaşam puanına sahip. Balista’nın bedeli 4.000 altın iken Catapult’un bedeli 7.500 altındır.

İnsanların kullanabildiği dört adet silah var ve bu silahların tesirleri de birinci seviyeden üçüncü ve son seviyeye doğru artıyor. Birinci seviye silahların hepsi ücretsizken seviyeleri arttıkça sahip olmanız için ödeyeceğiniz bedel de artıyor. Silahlardan bahsedecek olursak;

Hunting Bow (Avcılık Yayı) herhangi bir araştırma – geliştirmeye gerek kalmadan, oyunun ilk saniyelerinden itibaren ücretsiz sahip olabileceğiniz temel bir silah. Bunun bir üst seviyesi olan Crossbow (Arbalet veya Tatar Yayı) ise daha etkili bir silah ve bedeli 100 altın. Üçüncü ve son seviye yay olan Marksman’s Bow (Nişancı Yayı) ise ufak dürbünüyle çok uzun bir görüş alanına sahip, çok iyi bir hasar puanına sahip ve bedeli 1.250 altın. İnanın, buna değiyor.

Scattergun (Kısa Namlulu Av Tüfeği) ise barut ve manyetiğin bir arada kullanıldığı silahlardan ilki. Ufak metal parçalarını düşmanımızın suratına yaptırmayı hedefleyen bu silah, uzun menzilde neredeyse hiç etkili değil ama kısa menzilde epey ölümcül. İkinci seviye silahımız Repeater (ki bu silah için “Küçük Mitralyöz” dersek bence yanlış olmaz) ise Scattergun’dan daha etkili ancak kesin bir yöne doğru ateş edebildiği söylenemez ve 250 altın. Bu sınıfın son örneği Coil Rifle (Misket Tüfeği) ise çok ağır hasar verebiliyor ve bedeli 500 altın.

Discharger, ateş tuşuna basılı tuttuğunuz süre içerisinde bir miktar akımı depoluyor ve depoladığı bu akımı bir anda karşınızdakinin –isabet ettirebilirseniz tabi– suratına suratına salıveriyor. Eğer isabet ettirebilirseniz, ölümcüldür.

Ettiremezseniz, şansınız pek de yerinde olmayabilir. İkinci silahımız Flux Gun ise tetiği çektiğimiz an içindeki yüksek gerilimiyle karşımızdakini kızartıyor ve bunun bedeli 250 altın. Pulse Cannon ise etkili enerji topu silahı ve bedeli 500 altın.

Incinerator, bir çeşit alev silahı ve sadece yakın menzildekilere etki edebiliyor. İkinci seviye silah olan Mortar ise düştüğü yerde patlayan kimyasal bombalar atan bir silah. Launcher da uzun menzilli bir roket atar olarak anlatılabilir.

İnsanların savaşçı sınıfları ve malzemelerinden sonra sıra Yaratıklara geldi. Behemoth haricindeki tüm savaşçı birimleri normalden daha hızlı koşarken dört ayak üzerinde koşuyorlar.

Scavenger (Leş Yiyici), yaratıkların en basit savaşçı sınıfı ve 250 yaşam puanına sahip. Bu savaşçı türünün soyu köpeklere dayanıyor.

Stalker (İz Sürebilen Avcı) ise öldürme konusunda çok yetenekli bir kedigil. 400 yaşam puanı var ve bu savaşçı sınıfıyla oynayabilmek için 2.500 altın gerekiyor.

Predator (Yırtıcı Hayvan), iri cüsseli ve dayanıklı olan bu savaşçı sınıfının kökeni kadim ayı ırkına dayanır. Evrim geçiren ve iki ayak üstünde de yürüyebilen ayıdan bozma bu savaşçıların 550 yaşam puanı var ve bedelleri 4.500 altın.

Shaman (Şaman) sınıfı ise Orphelia tarafından gizemli büyüler konusunda eğitilen bir savaşçı sınıfı. İyileştirme, diriltme yeteneğine sahip ve 250 yaşam puanı olan bu savaşçıların bedeli 1.500 altın.

Summoner, fiziksel bir yeteneği olmasa da çok güçlü büyü yeteneğine sahip bir sınıftır. 330 yaşam puanı vardır ve 5.500 altın gerektirir.

Behemoth, oyun içerisinde oynanabilir en büyük cüsseli yaratıktır. Ortalama bir binadan daha yüksek ebatlara sahip olan bu sevimsiz şeyin kökeni fillere dayanır (lütfen nasıl olabileceğine dair mantıklı bir yanıt aramayın). Ağaçları kökünden sökebilen ve hantal olan bu çirkin şeyin 4.250 yaşam puanı vardır ve 7.500 altın değerindedir. Vereceğiniz her altına da değecektir, inanın.

Savaşçı sınıflarından sonra şimdi de kullanılan silahlara ve büyülere geldi sıra.

Venomous, oyuna başlar başlamaz sahip olduğunuz bir yetenek. Zehirli pençelerle düşmanının vücudunu parçalamanın yanı sıra onları zehirliyor da.

Carnivorous yeteneği de düşmana her vuruşunuzda yaşam puanınızın biraz da olsa artmasını sağlıyor.

Chaos Bolt, Surge ve Rupture büyüleri Entropy Shrine’ı inşa etmemiz halinde kullanabildiklerimiz. Chaos Bolt oldukça düşük hasar gücü olan bir büyüyken, Surge tam anlamıyla hedeflediğimiz noktayı vurabildiğimiz bir büyü. Rupture de tam hedeflenen noktadan ziyade daha çok çevreyi etkileyen bir büyü ama aralarındaki en etkilisi.

Frost Bolts, kristalize buz parçacıkları ile karşımızdakini etkileyebileceğimiz bir büyü. Tempest ile hedefe karşınızdakine ufak bir yıldırım şoku yaşatırken Lightning ile gökten şimşekler indirerek düşmanımızı kızartabiliriz.

Ateş büyülerinden Ember ise oldukça zayıf bir ateş topu büyüsüyken, Blaze büyüsüyle aynı etkiye sahip ama seri bir şekilde ateş topları atabiliyoruz. Fireball içinse gerçekten etkili bir ateş topu büyüsü denilebilir.

Savaşın Son Bulmadığı Topraklarda Gün Batımını İzlemek Güzeldir

Her iki ırkın da inşa ettiği yapılardan, kullandığı silahlardan bahsettik. Sıra oyunun teknik özelliklerinden bahsetmeye geldi. Oyunun görsel yeteneklerinden bahsedecek olursak eğer, Silverback isimli bu grafik motoru gerçekten başarılı. Yeterince hızlı bir donanımda, tüm görsel detayları en dibe vurduğunuzda inanın gözleriniz kamaşıyor. Gerçekten! Hatta öyle ki, oyunda batmakta olan güneş gerçekten gözünüzü kamaştırıyor ve o parlaklığın içerisinden seçmekte zorlandığınız siyah bir cisim size saplandığı vakit, bunun bir ok olduğunu ve öldüğünüzü ancak anlayabiliyorsunuz. Linux üzerinde bu görsel kaliteye sahip oyunlar epey ender. Kaldı ki, Nvidia GeForce FX 5200 ekran kartıyla detayları kısarsanız, belki göz kamaştırıcı değildi ama gene de tatminkâr bir görsel kalitede bu oyunu oynayabildim.

Kurulum

Oyuna nasıl kavuşacağınıza gelirsek, yapacaklarınızı sırasıyla belirtelim.

  • İlk olarak buradan 151 MB boyutundaki .*tar.gz dosyası indirilir ve arşiv dosyası ev dizini altında uygun bir klasör altına açılır.
  • Ardından buradan indireceğimiz yama dosyası, az önce oyunu arşiv dosyasından çıkardığımız dizine çıkarılır ve aynı isimdeki dosyaların üzerine kopyalanır.
  • Oyunun bulunduğu klasördeki silverback.bin dosyasına çalıştırma izni verilir (konsoldan chmod +rwx silverback.bin komutuyla yapılabilir)
  • Son olarak, konsoldan verilecek olan ./savage.sh komutuyla oyuna girebilirsiniz.

Herkese iyi oyunlar dilerim.

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

PyQt Dersleri – 1

Atölye bölümümüzün açılmasıyla beraber yayınlamaya başlayacağımız PyQt dersleri yazı dizisinde, Qt görsel arayüz kitaplığının Python ile kullanılabilmesini sağlayan PyQt4 ile kolay ve hızlı bir şekilde görsel arayüze sahip yazılım geliştirmeyi öğreneceksiniz. Dersleri daha iyi anlayabilmek için, öncelikle İnternet’te kolayca bulabileceğiniz Python dili ve nesne yönelimli programlama hakkındaki kaynakları okumanız faydalı olacaktır.

Neden PyQt?

Çoğu programlama dilinde, aylar önce kendi ellerinizle yazdığınız bir koda tekrar baktığınızda kodun ne yaptığını anlamakta güçlük çekersiniz. Python’da ise bu durum farklıdır. Python’un sadeliği sayesinde kodun ne yaptığını anlamak epey kolaylaşır ve bu sayede büyük projelerde kodun yönetimi kolaylaşır. Qt arayüz kitaplığının tutarlılığı, zengin belgelendirmesi ve her platformda göze hoş görünen uygulamalar oluşturmayı sağlaması, projelerimde bu kitaplığı kullanmamdaki en büyük etken olmuştur. Qt, grafik arayüz kitaplıklarının yanında pek çok yardımcı kitaplık ve araç da içermektedir. Qt ile birlikte gelen modüllerin bazıları ve araçlar aşağıda verilmiştir:

  • QtCore -> Grafik arayüze ihtiyaç duymayan temel bileşenler
  • QtGui -> Grafik arayüz
  • QtNetwork -> Ağ ve İnternet
  • QtSql -> Veritabanlarıyla bilgi alışverişi
  • QtOpenGL -> OpenGL kullanarak grafik kartıyla hızlandırılan uygulamalar için
  • QtScript -> Uygulamanıza kolayca betik desteği kazandırır
  • QtSvg -> SVG dosyalarını görüntüler
  • QtXml -> XML dosyalarını işlemede kullanılır
  • Designer -> Grafik arayüz tasarımı
  • Assistant -> Qt Belgeleri arasında dolaşmak için
  • Linguist -> Çeviri işleri için

Buradaki modüllere ek olarak 2008 yazında çıkacak olan Qt’nin 4.4 sürümü Phonon ve Webkit modüllerine de sahip olacak. Phonon ile video dosyalarını görüntüleyip sesleri çalabilmeniz mümkün olduğu gibi, Webkit sayesinde standartlara en uyumlu web sayfası görüntüleme motoru da elinizin altında olacak. Bütün bu modüllerin platform bağımsız çalışacağını düşünürsek, Qt’nin bu alanda yeni bir çağ başlattığını görebiliriz.

Kurulum

Pardus kullanıyorsanız, Paket Yöneticisi’nden PyQt4 assistant-qt4 designer-qt4 ve linguist-qt4 paketlerini kurarak tam bir PyQt4 geliştirme ortamına sahip olabilirsiniz. Aynı paketler diğer dağıtımlarda da python-qt4 adıyla yer alıyor. Diğer işletim sistemleri içinse kurulum dosyalarını buradan indirebilirsiniz: http://www.riverbankcomputing.co.uk/pyqt/download.php

Şimdi PyQt4 ile gelen araçları kısaca inceleyelim:

Designer

Daha önce de belirtildiği gibi Designer, grafik arayüzleri tasarlamak için kullanılıyor. İlerleyen bölümlerde designer ile neler yapılabileceğini ayrıntılı olarak işleyeceğiz.

Assistant

Tüm Qt belgelendirmesine bu aracı kullanarak erişebilirsiniz. Assistant, ne kadar tecrübeli olursanız olun, geliştirme süreci boyunca sürekli olarak açık kalması gereken bir yardımcıdır. Normalde C++ geliştiricileri için hazırlanmış olan Assistant, programınızı Python ile yazsanız bile çok faydalıdır.

Linguist

Yüzünü pek sık görmeyeceğiniz bu araç, çok dil destekli olarak geliştirdiğiniz yazılımları İngilizce dışında dillere çeviren kişilere kolaylık sağlıyor.

İlk Uygulama: Merhaba Dünya

Bu bölümde, hiçbir işe yaramayan, sadece “Merhaba Dünya” başlıklı bir ana pencereden oluşan bir PyQt4 uygulamasını inceleyeceğiz.

Örneği çalıştırmak istiyorsanız sevdiğiniz bir metin düzenleyicisini kullanarak aşağıdaki kodları merhaba.py adlı bir dosyaya kaydedin:

#!/usr/bin/python
# -*- coding: utf-8 -*-

import sys
from PyQt4 import QtGui

def main():
    app = QtGui.QApplication(sys.argv)

    mainWindow = QtGui.QMainWindow()
    mainWindow.setWindowTitle(u"Merhaba Dünya")
    mainWindow.show()

    return app.exec_()

if __name__ == "__main__": main()

Bu arada, programınızı yazarken bazı geleneklere sadık kalmanızı öneririm. Bunlara uyduğunuz takdirde kodunuz her düzenleyicide aynı şekilde görünecektir, böylece farklı bir düzenleyici kullanmanız gerektiğinde güçlük çekmeyeceksiniz. Metin düzenleyicinizde; tab karakteri yerine boşluk kullanarak, sekme genişliğini 4 boşluğa çevirerek, Python girinti kipini kullanarak ya da bunlara benzer isimdeki ayarları yaparak programınızı Python geleneklerine daha uygun yazabilirsiniz.

Şimdi programdaki satırları tek tek inceleyelim:

#!/usr/bin/python

Bu satır Python betiğimizin kolayca çalıştırılabilmesine ve diğer programlar tarafından Python betiği olarak tanınmasına yarıyor.

# -*- coding: utf-8 -*-

Bu satırda ise programımızın pek çok dilin karakter setinin bir arada kullanılmasını destekleyen UTF-8 karakter kodlamasını kullanacağını belirtiyoruz.

import sys

Burada Python’un standart sys modülünü yüklüyoruz. Qt4 programımıza konsoldan verilen parametreleri gönderebilmek için bu modüldeki argv’yi kullanacağız.

from PyQt4 import QtGui

Grafik arayüzü olan bir program yapacağımız için QtGui modülünü yüklüyoruz.

def main():

Bu satır Python yorumlayıcısına ana fonksiyonumuzu tanımlayacağımızı belirtiyor.

app = QtGui.QApplication(sys.argv)

Arayüzü olan her Qt uygulamasının olmazsa olmaz bileşeni QApplication nesnesidir. Bu satırda app adında bir QApplication nesnesi oluşturuyoruz ve buna konsoldan gelen parametreleri veriyoruz. Kullanıcılar, konsoldan verilen parametrelerle uygulamanızın kullandığı tema gibi bazı özellikleri değiştirebilirler. QApplication ve diğer tüm Qt sınıfları ile ilgili ayrıntılı bilgiyi Assistant’tan alabilirsiniz.

mainWindow = QtGui.QMainWindow()

Ana penceremiz burada oluşturuluyor.

mainWindow.setWindowTitle(u"Merhaba Dünya")
mainWindow.show()

Burada ise ana penceremizin başlığı Merhaba Dünya yapılıyor ve ardından pencere gösteriliyor. Buradaki u”Merhaba Dünya”da olduğu gibi karakter dizilerinin başında u karakterini kullanarak İngilizce’de olmayan karakterlerin düzgün görünmesini sağlayabilirsiniz.

return app.exec_()

Grafik arayüzlü programlar, arayüzlerini sunabilmek için sürekli çalışır durumda olup işlemciyi meşgul ederler. Bu satır, programımızın çalışır durumda kalmasını sağlayan döngüyü başlatıyor.

if __name__ == "__main__":
    main()

Bu satırlar ise Python betiği çalıştırılmak istendiğinde main() fonksiyonunun çalışmasını sağlıyor.

Şimdi gelelim çalıştırmaya… PyQt programımızı çalıştırmak için çeşitli yöntemler mevcuttur:

  • Konsolda python merhaba.py komutunu kullanabilirsiniz.
  • merhaba.py’yi sağ tıklayınca gelen menüde Birlikte aç > Diğer‘i seçip çalıştırılacak programın adı yerine pythonyazabilirsiniz.
  • Kullandığınız masaüstünün özelliklerini kullanarak bir başlatıcı oluşturabilir ve komut olarak python merhaba.pyverebilirsiniz. Böylece sadece bu başlatıcıyı tıklayarak programınızı çalıştırabilirsiniz.

Daha karmaşık bir örnek

Bu örneğimizde, metin dosyalarını açıp düzenleyerek kaydetmeye yarayan bir metin düzenleyicisi yapacağız.

Arayüzün hazırlanması

Designer’da Dosya menüsünden Yeni’yi tıklayarak bir Main Window oluşturalım. Ana penceremize Dosya, Yardım menülerini ve QTextEdit parçacığını ekleyelim. Dosya menüsünün altına Yeni, Aç, Kaydet, Çıkış; Yardım menüsünün altına da Düzenleyici Hakkında ve Qt Hakkında eylemlerini ekleyelim. Eklediğimiz QTextEdit parçacığının ekran görüntüsündeki gibi tüm pencereyi kaplaması için, parçacığı seçtikten sonra Form menüsünden Izgara içerisine yerleştir‘i seçelim. Son olarak da ana penceremizi seçip Özellik düzenleyicisinden windowTitle‘ı Düzenleyici olarak değiştirelim ve dosyayı mainwindow.ui adıyla kaydedelim.

Kodların yazılması

Öncelikle ana penceremizi hayata geçirecek kodları, daha sonra ise programı oluşturacak kodları yazalım. Qt Designer ile hazırladığımız ui dosyasını PyQt uygulamasında kullanabilmek için çeşitli yöntemler mevcuttur:

  • PyQt4’ün uic modülü kullanılarak .ui dosyası program açıldıktan sonra yorumlanabilir. Bu yöntem kısmen yavaş olmakla beraber sağladığı tek kolaylık projedeki dosya sayısını azaltmaktır.
  • PyQt4 ile birlikte gelen pyuic4 aracını kullanarak pyuic4 mainwindow.ui -o ui_mainwindow.py komutuyla .ui dosyasını ui_mainwindow.py adındaki bir Python betiğine dönüştürebilirsiniz. Dönüşüm işlemi, program çalışması sırasında gerçekleşmediği için bu yöntem çok daha hızlıdır. Bu yöntemde oluşturduğunuz python betiğini üç farklı yaklaşımla programınızda kullanabilirsiniz: basit yaklaşım, tek miraslı yaklaşım, çok miraslı yaklaşım. Yaklaşımlar hakkındaki ayrıntılı bilgiyi Assistant’ta Home > Qt Designer Manual > Using Forms and Components bölümünden edinebilirsiniz.

Bu örneğimizde, kodu göze en hoş görünen ve düzenleme yapması en kolay yaklaşım olan, çok miraslı yaklaşımı kullanacağız. Çok miraslı yaklaşımda, oluşturduğumuz bir sınıfta hem pyuic4’ün ui dosyamızdan oluşturduğu sınıfı, hem de Qt’nin bir sınıfını miras alan yeni bir sınıf oluştururuz. Sonuç olarak mainwindow.py dosyamızın ilk hali şöyle olacaktır:

#!/usr/bin/python
# -*- coding: utf-8 -*-

from PyQt4 import QtGui
from ui_mainwindow import Ui_MainWindow

class MainWindow(QtGui.QMainWindow, Ui_MainWindow):
    def __init__(self):
        QtGui.QMainWindow.__init__(self)
        self.setupUi(self)

Kodları satır satır inceleyelim:

class MainWindow(QtGui.QMainWindow, Ui_MainWindow):

Bu satırda MainWindow adında bir sınıf oluşturuyor ve bu sınıfı oluştururken Qt’nin QMainWindow sınıfını ve ui dosyamızdan pyuic4 ile oluşturduğumuz Ui_MainWindow sınıfımızı miras alıyoruz.

def __init__(self):
    QtGui.QMainWindow.__init__(self)
    self.setupUi(self)

Bu satırlar MainWindow sınıfımızdan yeni bir nesne oluşturulduğunda çalışacaktır. Öncelikle QMainWindow’un kendi oluşturucusunu çağırıyor ve ardından Ui_MainWindow‘un içindeki setupUi‘yi çağırarak ana pencerenin istediğimiz hale gelmesini sağlıyoruz.

Bu kodları kullanan bir main.py dosyası ise tıpkı ilk örneğimizdeki gibi olacaktır:

#!/usr/bin/python
# -*- coding: utf-8 -*-

import sys
from PyQt4 import QtGui
from mainwindow import MainWindow

def main():
    app = QtGui.QApplication(sys.argv)

    mainWindow = MainWindow()
    mainWindow.show()

    return app.exec_()

if __name__ == "__main__":
    main()

Bu şekilde yazdığımız programı çalıştırmak için python main.py komutunu vermemiz yeterli olacaktır. Programı bu haliyle çalıştırdığınızda göreceğiniz gibi sadece Designer’da hazırladığımız pencereyi oluşturduk ve gösterdik. Pencereye işlev katmak için mainwindow.py dosyasını aşağıdaki gibi düzenlemeliyiz:

#!/usr/bin/python
# -*- coding: utf-8 -*-

from PyQt4 import QtCore
from PyQt4 import QtGui
from ui_mainwindow import Ui_MainWindow

class MainWindow(QtGui.QMainWindow, Ui_MainWindow):
    def __init__(self):
        QtGui.QMainWindow.__init__(self)
        self.setupUi(self)
        self.fileName = None

    @QtCore.pyqtSignature("bool")
    def on_actionYeni_triggered(self):
        self.fileName = unicode(QtGui.QFileDialog.getSaveFileName(self, u"Düzenlenecek dosyayı seçin", ".", u"Metin dosyaları (*.txt)"))
        file = open(self.fileName, 'w')
        file.write(self.textEdit.toPlainText())
        file.close()
        self.actionKaydet.setEnabled(True)
        self.textEdit.setEnabled(True)
        self.statusBar().showMessage(QtCore.QString(u"%1 dosyası oluşturuldu").arg(self.fileName))

    @QtCore.pyqtSignature("bool")
    def on_actionA_triggered(self):
        self.fileName = unicode(QtGui.QFileDialog.getOpenFileName(self, u"Düzenlenecek dosyayı seçin", ".", u"Metin dosyaları (*.txt)"))
        file = open(self.fileName, 'r')
        self.textEdit.setText(unicode(file.read()))
        file.close()
        self.actionKaydet.setEnabled(True)
        self.textEdit.setEnabled(True)
        self.statusBar().showMessage(QtCore.QString(u"%1 açıldı").arg(self.fileName))

    @QtCore.pyqtSignature("bool")
    def on_actionKaydet_triggered(self):
        if self.fileName is None:
            self.fileName = unicode(QtGui.QFileDialog.getSaveFileName(self, u"Düzenlenecek dosyayı seçin", ".", u"Metin dosyaları (*.txt)"))
            file = open(self.fileName, 'w')
            file.write(self.textEdit.toPlainText())
            file.close()
            self.statusBar().showMessage(QtCore.QString(u"%1 kaydedildi").arg(self.fileName))

    @QtCore.pyqtSignature("bool")
    def on_action_k_triggered(self):
        self.close()

    @QtCore.pyqtSignature("bool")
    def on_actionD_zenleyici_Hakk_nda_triggered(self):
        QtGui.QMessageBox.about(self, u"Düzenleyici Hakkında", u"Metin dosyalarınızı düzenler.")

    @QtCore.pyqtSignature("bool")
    def on_actionQt_Hakk_nda_triggered(self):
        QtGui.QMessageBox.aboutQt(self)

Bu şekilde yazdığımız zaman Qt’nin autoconnect özelliği sayesinde metodlarımız otomatik olarak sinyallere bağlanacak ve dolayısıyla menüden bir eylemi tıkladığımızda bu dosyadaki ilgili metodumuz çalışacaktır. Sinyal kavramından kısaca bahsetmek gerekirse; grafik arayüzü kullanırken yaptığımız her işlem (fareyi kımıldatmak, bir yere tıklamak, klavyedeki bir tuşa basmak) bir sinyal yayar ve eğer bu sinyali bir kod parçasına bağlamışsak, sinyal her yayıldığında bağladığımız kod parçası çalışır. PyQt’de her nesnenin kendine özgü sinyalleri bulunur. Bunların ne olduğunu ve sinyal kavramı hakkındaki detaylı açıklamayı yine Assistant’tan okuyabilirsiniz. Autoconnect’in düzgün çalışması için metodun başına, sinyalin gönderdiği parametrenin türünü @QtCore.pyqtSignature(“parametrenintürü”) şeklinde belirtmelisiniz. Bunun hemen altına def on_sinyalgönderennesne_sinyalinadı(self): yazarak sinyal geldiğinde ne yapılacağını belirtiriz. Eğer bağlayacağımız sinyal birden fazla parametre gönderiyorsa, bunları virgülle ayırarak belirtebiliriz.

Dikkat ederseniz bu örnekteki programımızda dosyayı açarken ve kaydederken bu işlemlerin başarılı olup olmadığını kontrol etmedik. Dosya işlemlerinde Qt’nin mis gibi QFile sınıfı dururken Python’un dosya fonksiyonlarını kullandık. Üstüne üstlük bir de arayüz metinlerini Türkçe yaparak programımızın diğer dillere çevrilmesini engelledik. Tabi ki burada böyle göstermemin nedeni örneğin küçük boyutlu kalabilmesiydi. Siz, gerçek hayatta kullanılacak programlarda bu hataları yapmamaya dikkat edin. Bunlara rağmen metin düzenleyicimiz, QTextEdit kullandığımız için geri alma, kopyalama ve yapıştırma gibi işlemlere doğuştan sahip olacaktır.

Bir sonraki konumuz programımıza dil desteğinin ve simgelerin nasıl ekleneceği olacak. Görüşmek üzere.

OpenCity Oyunu

Günlük koşuşturmanın içerisinde okul, iş derken arada kaybolduğunuzu, artık Pardus’u sadece çalışma amaçlı kullandığınızı mı fark ettiniz? “Evet” dediğinizi duyar gibiyim. Artık buna dur demenin vakti geldi. Hemen şimdi paket yöneticinizi açın ve Pardus’un tam size göre geniş oyun yelpazesinden bir oyun seçin. Elbette, herkesin oyun tercihleri farklı.

Eğer “Ben simülasyon seviyorum ve kendi şehrimi kendim kurmak istiyorum.” diyorsanız, OpenCity tam size göre. Oyunu kurduktan sonra Pardus menüsünden Programlar->Oyunlar yoluyla ulaşabilirsiniz. OpenCity ilk bakışta biraz karışık bir oyun olarak gözükse de, alışma evrelerinden sonra tadına varacağınızdan ve tutkunu olacağınızdan eminim.

Genel kullanım

Oyunu ilk açtığınızda karşınıza yeşil büyük bir alan geliyor. Altında ise sırasıyla mevcut paranız, nüfusunuz ve tarih yer alıyor. Bina, yol ve benzeri yapıları inşa etmek için kullanılan ve sağ tıklamayla kolayca ulaşılabilen bir menü var. Ana menü sayabilecek bu menüde inşa edilecek ev, fabrika, yol gibi yapılara ait seçeneklere ulaşıp, oyunun genelini bu menü sayesinde yönetiyoruz. Haydi şehrimizi kurmaya başlayalım.

Yol inşaatı

Her şeyden önce temel olarak yolları yapmanız ve şehrinizin nasıl bir yapıya sahip olacağını planlamanız gerekiyor. Başlamak için sağ tıklayarak menüyü açıp yol simgesine tıklayın. Daha sonra tıklayıp sürüklemek suretiyle yolları kurmaya başlayabilirsiniz. Ancak uyarmalıyım ki; oyuna ilk başladığınızda şehrinizi küçük bir şehir olarak düşünün, çünkü elinizde kısıtlı bir miktarda para olacak.

Bölgelere Ayırma

Bu oyun sayesinde şehir kurup geliştirmenin hiç kolay olmadığını öğreneceğiz. Bu tür oyunlarda oyuncu kafasında bir plan çizer ve ona göre ilerler. OpenCity bu planlama kısmına yardımcı olmak için büyük bir yardımcı sistem sunuyor. Bilmemiz gereken bir diğer temel değer de bölgeler. Üç adet farklı bölge tipi var;

  • Yeşil: Yerleşim bölgesi
  • Mavi: Ticari bölge
  • Sarı: Endüstriyel bölge

Bölge menüsüne ulaşmak için ana menüdeki yeşil renkteki eve tıklamamız yeterli. Bölge menüsünde üç bölgeye ait seçenekler ve ana menüye dönüş düğmesi bulunuyor. Küçük bir ipucu olarak; başlangıçta yerleşkeleri ve ticari bölgeleri eşit, endüstri bölgelerini biraz daha büyük alanlar olarak seçin. Yukarıda basit bir yerleşim plan örneği var.

Elektrik sağlama

Şehrinizi hayata geçirmek için gereken bir diğer işlem ise şehre elektrik sağlamak. İki adet elektrik kaynağı mevcut; Nükleer bir reaktör ve kömür santrali. Ana menüden sarı düğmeye tıkladığınızda üç adet düğme görüyorsunuz. Santraller haricinde elektrik direği seçeneği de mevcut. Ne yazık ki bu santraller her yere kurulmuyor. Eğer altında kırmızı bir alan oluşuyorsa o bölge santral için uygun değil anlamına geliyor. Altında yeşil renk oluşturan uygun bir bölge bulmanız gerekiyor.

Bu santrallerden de elektrik taşımak tabii ki elektrik direklerinin işi. Eğer kurduğunuz endüstriyel alanla santraller arasındaki iletişimi direkler sayesinde sağlarsınız bütün şehrinize elektrik verilmiş oluyor. Her bölgeye ayrıca elektrik götürmenize gerek yok. Buradaki ipucu da şu; elektrik direkleri yolların üzerinden geçemiyor, bu nedenle iyi bir planlama yapmalısınız.

Durum Paneli

Alt panelde bölge planlamanıza göre şehir hakkında çeşitli bilgiler olduğunu göreceksiniz. Buradaki dört çubuk şehrin soldan sağa yerleşim, ticari, endüstri ve güç seviyelerini gösteriyor. Onun yanında sırasıyla Oynat / Durdur düğmesi ve menüden en son bastığınız seçenek bulunuyor. Yukarda da bahsettiğim gibi daha sonra para, nüfus ve tarih geliyor. Seviye çubukları şehirdeki gelişme oranı hakkında bazı fikirler veriyor. İyi bir şehir için hepsini aynı seviyede tutmak önemli. En sağdaki pembe çubuk ise güç seviyesini gösteriyor. Şehir ne kadar güce gereksinim duyuyorsa, seviye o kadar düşüyor. Eğer bu değer sıfıra ulaşırsa şehre elektrik verilemiyor ve yeni bir santral kurmanın zamanının geldiğini anlıyoruz.

Para, Para, Para !

Oyundaki en temel değer para. Peki, OpenCity de bir şehri kurarken dikkat etmemiz gereken en önemli unsur olan para nasıl kazanılıyor? Pek çok gideriniz olmasına rağmen oyundaki temel para vergilerden geliyor. Her ayın sonunda hesaplanan vergiler yıllık olarak hesabınıza yatıyor. Bu yüzden tarih kutusunu iyi takip etmeyi unutmayın. Oyunun başlangıcında para saklamak akıllıca olabilir çünkü zaman geçtikçe elinizde olan parayı ne kadar çok harcarsanız, o kadar çok kazanacaksınız.


Oczen’ler

“OpenCity” ve “citizen”in birleşmesinden gelen bu kelime OpenCity sakinlerine verilen takma isim. Tahmin edebileceğiniz gibi ne kadar “oczen” olursa şehir o kadar büyüyor ve gelişiyor.

Çıkış menüsü

Son olarak bilmemiz gereken bir başka menü de çıkış menüsü. ‘Esc’ tuşuna bastığımızda karşınıza gelecek bu menüde oyuna en baştan başlamak için “Yeni Oyun” seçeneği, “Kaydet ve Yükle” seçeneği ile “Oyundan Çıkış” seçeneği mevcut. Eğer şehrinizi kaybetmek istemiyorsanız, kaydetmeyi unutmayın.

Farklı bir oyun zevkine alternatif olan OpenCity, oyuncuyu kendisine bağlayabilecek türden bir oyun. Bu tarz oyunlardan hoşlanan Pardus kullanıcıları bu oyunu denediklerinde eminim memnun kalacaklar. Benden ufak bir uyarı; OpenCity oynarken günlük yaşamınızı aksatmayın!

Herkese iyi oyunlar, Pardus dolu günler…

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

Pardus 2009 Alpha Yayınlandı

Pardus 2009 öncesinde ilk kamuya açık deneme sürümü olan Pardus 2009 Alfa, bu akşam yayınlandı.

Bu deneme sürümümüze her zaman olduğu gibi Pardus FTP sunucularından, ftp://ftp.pardus.org.tr/pub/pardus/kurulan/2009-Alpha/ adresini kullanarak ulaşabilirsiniz.

Sorunsuz bir kurulum için lütfen dosyaları indirdikten sonra dosya özetlerini kontrol etmeyi unutmayın, CD’lerinizi kaliteli CD’ler üzerine, DAO modunda ve en fazla 16x hızında yazdığınızdan emin olun.

 

Alfa’da Ne Yenilikler Var?

Pardus 2009 Alfa ile beraber kullanıcılarımızı yepyeni bir masaüstü anlayışı bekliyor. En son KDE kararlı sürümü ile birleştirilmiş Pardus araçları, yeni donanım tanıma sistemi, gelişmiş sürücü desteği, yeni nesil dosya sistemi EXT4, depolarımızdaki yazılımların en güncel sürümleri,

  • KDE masaüstü ortamı 4.2.3
  • Linux çekirdeği 2.6.30_rc7
  • OpenOffice.org ofis araçları 3.1rc6
  • Mozilla Firefox İnternet tarayıcı 3.5beta4
  • Gimp grafik işleme yazılımı 2.6.6
  • Xorg 1.6.2pre
  • Python 2.6.2
  • GCC 4.3.3
  • GLIBC 2.9

ve daha pek çok yenilik Pardus 2009 sürümünde kullanıcılarımızla buluşuyor.

Tüm bu değişiklikler ile gelişirken her zamanki temel özelliklerini de ihmal etmiyor : tüm masaüstünde Türkçe yazım denetimi, İnternet araçları, ofis yazılımları, çokluortam (resim, müzik, video vb) oynatıcıları ve sayısız yazılım ile kullanıcılarının tüm gereksinimlerini karşılayacak tek bir CD olarak geliyor.

Sürümün bilinen hataları

  • CD’den kurulum sırasında paket kurulum işleminin başlaması uzun sürüyor
  • Kaptan Türkçe kurulum yapılsa bile İngilizce açılıyor

Son olarak, bu sürümün ilk deneme sürümü olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Alfa sürümleri, nihai sürüm hazırlıkları yapılırken sürüm testlerinin daha çok kullanıcı tarafından yapılabilmesi için hazırlanmaktadır. Sistem kararlılığı bozulabilir, veri kaybı yaşanabilir. Çok hızlı ilerleyen gelişme süreci içerisinde çok fazla güncelleme yapılabilir. Deneme sürümlerini incelemek istiyorsanız lütfen önemli verilerinizin yedeğini alınız ve sık sık güncelleme yapılacağını unutmayınız.

Testlerinizde karşılaştığınız hataları ve iyileştirme isteklerinizi her zamanki gibi hata takip sistemimize bekliyoruz.

Pardus 2009 Yaklaşıyor

Geçtiğimiz haftalarda Pardus 2009 sürümü ile ilgili olarak geliştiricilerin kullanımına sunulan temel sürümün ardından yapılan çalışmalar, Pardus 2009’un alfa sürümünün ilgili kullanıcılara sunulmadan önce bir aşamaya gelmesiyle sonuçlandı. Pre-alfa 3 olarak isimlendirilen bu sürüm, geçtiğimiz günlerde Pardus 2009 Sürüm Yöneticisi olan Onur KÜÇÜK tarafından duyuruldu.Bu sürümün geçen diğer geliştirme sürümlerinden farkı, yeni dosya sistemi olan ext4 desteği ve KDE4 masaüstü yöneticisinin Pardus 2009 ile beraber çalışabilir hale gelmesi oldu.

Bu yeni pre-alfa sürümü ve Pardus 2009 ile ilgili yürütülen çalışmalarla ilgili olarak, Pardus 2009 Sürüm Yöneticisi Onur KÜÇÜK sorularımızı yanıtladı.

Sevgili Onur KÜÇÜK ile yaptığımız bu röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

(…)

Öİ: Özellikle geçtiğimiz birkaç haftada depoda son derece büyük değişiklikler oldu. Yeni bileşen yapısıyla ilgili bizi biraz aydınlatman mümkün mü? Bu yapının değişmesi, paket yöneticisi arayüzünde kullanıcıları etkileyecek mi?

Eski bileşen yapımız hazırlandığı sırada depoda bulunan paketlere göre hazırlanmıştı. O zamandan beri depomuzun boyutu yaklaşık olarak 5 katına çıktı. Pek çok alanda yeni yazılımlar, sürücüler, masaüstü ortamlarının depoya girmesi ile daha gelişmiş bir bileşen yapısına ihtiyaç duyduk.

Yeni bileşen yapımız eski yapıya kıyasla çok daha fazla alt bileşene bölünmüş durumda, bu sayede ihtiyaç duyduğunuz bir alanda hangi yazılımları kullanabileceğiniz bulmak artık çok daha kolay olacak. Örneğin yeni yapıyla kızılötesi aygıtlarınızı hangi programlar ile kullanabileceğinizi bulmak için Donanım > Kızılötesi yolunu takip etmeniz yeterli olacak.

Yeni bileşen yapısı Paket Yöneticisi aracımızda da iyileştirmeler yapmamıza olanak verdi. Paket Yöneticisi yeni bileşen yapısıyla uygulamaları ve kitaplıkları çok daha kolay ayırt edebilecek. Böylelikle Pardus 2009’da daha kullanışlı ve daha hızlı çalışan arayüzlü bir Paket Yöneticisi aracımız olacak.

Öİ: Son pre-alfa sürümü ile birlikte KDE ailesini 2009 sürümü üstünde görme şansına eriştik. Bu noktadan sonra artık ince işlere mi giriyoruz yoksa bir süre daha “yapılacak kapsamlı işler” listesi var mı kafanda?

Son prealfa ile geliştiricilerin yeni sürümü günlük hayatlarında kullanabilecekleri aşamaya geldik. Pardus 2009’un omurgası hazır hale geldi diyebiliriz, ancak önümüzde Pardus’u Pardus yapan teknolojilerimizle ilgili yorucu bir maraton bizi bekliyor.

Önceki sürümlerimizde sunduğumuz Pardus araçlarının 2009 yapısına ve KDE4 ‘e uyarlanması, bu yeni sistemlerin sunduğu olanaklardan faydalanılarak hem görsel hem de işlevsel anlamda iyileştirilmesi öncelikli hedefimiz. Ayrıca yeni sürümle beraber hayata geçirmeyi planladığımız yeni teknolojilerimiz için de çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Her zamanki gibi daha hızlı, daha kararlı ve daha yetenekli bir Pardus sürümü kullanıcılarımızı bekliyor.

Öİ: Pre-alfa sürümü sürekli güncellemeler ve hata düzeltmeleri alıyor. Sürümün en azından bir alfa kararlığına erişmesinden ve duyurulmadan önce hala sadece geliştiriciler için olduğunu söyleyebilir miyiz?

Pre-alfa sürümü kararlılık açısından epey iyi durumda. Ancak şu zamana kadar temel geliştirme araçlarımız ve altyapımız öncelikli hedefimiz olduğu için son kullanıcıların günlük hayatlarında ihtiyaç duyabileceği pek çok yazılım ve sürücü henüz hazır değil. Bu sebeple bu sürüm sadece geliştiricilerin kullanımı için hazır diyebiliriz.

Öİ: 2009 sürümünde özellikle KDE paketlerinin isimlendirilmesinde gösterdiğin hassasiyeti, sürümün 2008’den güncellenerek geçilebilecek bir sürüm olma yolunda ilerlediğinin göstergesi sayabilir miyiz?

Daha önce geliştirici toplantısında aldığımız karar doğrultusunda, 2008 sürümünden 2009 sürümüne rahat güncelleme konusuna hassasiyetle yaklaşıyorum. Henüz 2009 deposu tamamlanmadığı için bu konuda kesin bir şey söylemek güç, ancak şu anki gidişat 2008 sürümünden 2009 sürümüne rahat geçiş olanağı sunabileceğimizin sinyallerini veriyor.

Öİ: Özellikle son birkaç haftada pek çok paket depoya taşındı. 2008 deposunun 2009 deposuna aktarılması çalışmaları hakkında planladığın hızı yakalayabildin mi?

2008 deposunun 2009 deposuna aktarılması tahminimden de hızlı gidiyor. Geliştiricilerin önünde ana sürüm değişikliklerinde yaşanan “paketlerin yeni sürümleri” sıkıntılarının yanında SVN depomuzun yapısının değişikliği, yeni bileşen yapısı, KDE3 ve KDE4 araçlarının aynı depo içerisinde bir arada olması, yeni derleme sistemi özellikleri gibi pek çok yeni zorluk da bulunuyor.

Bu kadar zorluğa rağmen Pre-alpha 2 sürümünün duyurulmasından itibaren geçen üç hafta içerisinde Pardus geliştiricileri 1.000’den fazla paketi 2009 deposu için hazırladılar, test ettiler, sayısız hata düzeltmesi ve iyileştirme yaptılar. Bütün geliştiricilerimize teşekkür ediyorum, ellerinize sağlık :).

Hex-a-hop Oyunu

Hex-a-hop, suyun üzerinde altıgen döşemeler üzerinde oynanan, zaman sınırı olmayan bir zekâ oyunu. Amaç, yerdeki yeşil döşemeleri yok etmek. Döşemelerin üzerindeki oyunun karakteri küçük bir kız. Oyun klavye ile oynanabilse de fareyle oynamak daha kolay ve rahat.

Gri Altıgen: Karakterin üzerinde durduğu karodur. Oyun genelde bu tür karonun üzeride biter. Bu karo yok olmaz.

Yeşil Altıgen: Yok etmemiz gereken karo. Karakter bu karonun üzerine geldiğinde karo çatlar, karodan ayrıldığındaysa karo yok olur.

Tramplen Altıgen:
 Karakteri bir karo üzerinde zıplatarak daha ileri gitmesini sağlar.

Turkuaz altıgen: Bu karoları yok etmeniz gerekmez. Karakteri üzerine getirdiğinizde Yeşil altıgene dönüşüyor. Dönüştüğü zaman yok etmemiz gerekiyor.

Yüksek Karolar: 
Karakter bu karolara çıkamaz. Normal karolar tükendiğinde bu karolar normal boyutuna iniyor.

Lazer Altıgen: Bu karonun üzerine geldiğinde lazer ışını göndererek önündeki engelleri yok eder.

Kırmızı Altıgen: Bu altıgenin üzerine geldiğinizde saat yönüne doğru bir kere döner.

Buz Altıgen:
 Buz altıgenler karakteri üzerinde kaydırır. Üzerinde duramazsınız. Kaydığınız yere dikkat etmeniz gerekiyor.

Anti Buz: İlerleyen bölümlerde karşınıza çıkan anti-buz. Anti-buz altıgenleri Turkuaz altıgenlere dönüştürüyor.

Sandal: Su üzerinde karşıdan karşıya geçmek için kullanılır. Yönetimi yoktur. Karşısına bir engel çıkıncaya kadar ilerler.

 Asansör: Yüksek karolara çıkmak için kullanılır. Yukarda olan asansöre bindiğinizde asansör aşağı iner.

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

Katkı contrib deposu ekleme

2009da Katkı Deposu Ekleme

Bildiğiniz üzere Pardus ile yeni programları bilgisayarımıza yüklemek ve onları güncellemek için, şu ana kadar sahip olduğumuz bilgisayar deneyiminin bir adım ötesine geçmiş ve PiSi arayüzü ile özgür yazılımın seçkin ve kullanışlı örneklerini hiçbir ücret ödemeden, tam sürüm olarak, tek bir arayüz ekranı kullanarak bilgisayarımıza yükleme şansına sahip olmuştuk.

Aslında Pardus 2011’de katkı deposu kalkmış olsa bile hâlâ 2009 sürümünde varlığına devam ediyor. Bu yazımızdaysa, arayüze yeni paketler eklemek amacıyla Katkı (contrib) deposunu, eğer Kaptan ile eklemediyseniz, PiSi’ye nasıl ekleneceğini adım adım anlatmaya çalışacağız.

 

İlk adım: Katkı (Contrib) deposu nedir?

Katkı deposunun işlevi ve bu depoya girecek paketlerin neden bu depoya girdiği, özellikle geliştiriciler düzeyinde tartışılabilecek bir konu olsa da, ne olduğunu ayrıntılara fazla girmeden anlatalım.

Katkı Deposu (contributor repository ya da kısa adıyla contrib), Resmi depoya çeşitli nedenlerle dâhil edilmemiş ve bakımı ağırlıklı olarak topluluk üyeleri tarafından üstlenilen kararlı paketlerin toplandığı depoya verilen isimdir.

Bu paketlerin depoya girmeme sebebi, henüz çeviri işlerinin tamamlanmaması olabileceği gibi, depo politikaları da olabilir.

 

İkinci adım: PiSi arayüzünü çalıştırmak

Bu adımda öncelikle PiSi’nin arayüz ekranını çalıştıracağız.

Bunu yapmanın dört yolu var;

  • Pardus menüsünde Programlar > Sistem bölümündeki, Paket Yöneticisi seçeneğine tıklayarak,

  • Eğer, KAPTAN masaüstünüzü yapılandırırken PiSi’nin sistem çekmecesine yerleşmesini onayladıysanız simgesine bir kere tıklayarak,

  • Gelişmiş KickOff stili menü kullanıyorsanız, Uygulamalar Sekmesinde bulunan, Sistem bölümünden,

 

  • Gelişmiş Lancelot stili menü kullanıyorsanız Uygulamalar Sekmesinde bulunan, Sistem bölümünden,

PiSi arayüzünü çalıştırmanız mümkün.

Arayüzün nasıl kullanılacağı bir başka ilk adım yazısının konusu olduğundan biz yapmamız gereken işleme sadık kalıp depo eklemeye devam edelim.

PiSi ekranı açıkken Ayarlar menüsünü açın ve Paket Yöneticisi Uygulamasını Yapılandır düğmesine basın.

Karşınıza Ayarlar ekranı açılacak ve Depolar sekmesi hemen önünüzde olacak.

 

Adım 3: Katkı (Contrib) Deposunu Eklemek

Depolar sekmesi açıkken, listede karşınızda kurulumla beraber paket deposu olarak eklenmiş olan, resmi deponun adresini göreceksiniz.

Bu aşamada Yeni Depo Ekle tuşuna basmalısınız.

Açılan minik pencerede depo adına istediğiniz bir ismi girebilirsiniz. Bir karışıklık yaşamamak için ben buraya Contrib ismini girmeyi uygun buluyorum.

Depo adresi olarak deponun indeksini gösteren belgenin adresini girmeniz yeterli. Bu özel belge PiSi’nin yorumlayacağı bir şekilde yazılmış olup, hangi paketin, hangi sekmede, hangi bilgileri içereceğini gösteren bir kaynak belgedir.

Pardus 2009 Contrib deposu için bu adres;

  • http://paketler.pardus.org.tr/contrib-2009/pisi-index.xml.bz2

şeklindedir.

Önemli Not: Sisteminize kullanmış olduğunuz Pardus sürümünden farklı bir sürümün Katkı deposunu eklerseniz, paketleri kuramayabilir, kurduğunuz paketler veya Pardus çalışmayabilir.

Bu iki alanı doldurduktan sonra Tamam düğmesine basın. Listede Resmi Depo’nun yanı sıra yeni eklediğiniz deponun da olduğunu göreceksiniz.

Ayarları kapatmak için tamam tuşuna basın.

Pisi yaptığınız değişiklikleri uygulamak için depoya bağlanacak. Veritabanını bilgisayarınızda bulunan veritabanı ile eşleyerek size arayüzde eklenen yeni paketleri sergileyecektir.

Bu işlemin bitmesi ile beraber artık Katkı deposunu sisteminize eklemiş ve başarı ile görüntülemiş olacaksınız.

 

Alternatif Yöntem: Konsol ile Ekleme

Eğer konsol kullanarak işlerinizi halletmeyi, görsel arayüz kullanarak halletmekten daha pratik buluyorsanız; “sudo pisi ar depo_adı  http://paketler.pardus.org.tr/contrib-2009/pisi-index.xml.bz2” komutunu tırnaklar olmadan ve “depo_adı” yerine istediğiniz depo adını yazarak kullanabilir, katkı deposunu saniyeler içinde sisteminize ekleyebilirsiniz.

 

Adım 4: Adımlamadan Koşmaya

Artık tüm paketler elinizin altında olduğuna göre size düşen paketleri incelemek ve beğendiğiniz paketleri bilgisayarınıza kurarak hayatınıza kattıkları kolaylıkların tadını çıkarmak.

Öğrenirken denemekten ve tekrar denemekten çekinmeyin.

Bol Pardus’lu günler…

FooBillard Oyunu

Foobillard başta Linux için tasarlanmış bir OpenGL oyunu olup, gerçekçi fizik yapısı ve dikkate değer görselliği ile bir simülasyonu andırıyor. Karambol, snooker gibi oyun çeşitleri ve yapay zekâ oyuncuyla da epey takdir toplayacağına eminim.

Sırası gelmişken oyun geliştiricilerinin usta bilardo oyuncularından oyunun fiziki yapısı ile ilgili görüşlerini beklediklerini belirtmekte yarar var. Kırmızı-mavi üç boyut desteği ve toplardaki yansımalar dikkate değer özelliklerden bazıları. Kırmızı-mavi renkli özel bir gözlük ile oyundan keyif alacağınız ise tamamen ayrı bir konu.

İstesem de İnternet’e giremediğim bir gece yeniden keşfettiğim bir oyunu sizlerle paylaşmak istedim.

Öncelikle birkaç ayar yapmalıyız. Oyunu başlattığımızda “Esc” ile ana menüyü, ardından “options” ile ayarlar menüsünü açıyoruz. Bence sisteminizin kaldırabileceği bütün ayarları sonuna kadar zorlamalısınız.

Oyuna dalıp gitmeden ayarlarımıza devam ediyoruz. Ana menüden “restart game”, ardından “single match” ile oyuncu ayarlarına ulaşıyoruz.

Sırası ile oyuncu ismi, ardından “AI” yapay zekâ ya da “human” insan olarak oyuncu profilini ayarlıyoruz. Bu ayarlarla ıstaka biçimindeki centilmen bir oyun arkadaşımız meydana geliyor.

Oyun kullanımı tam benlik, sadece fareyi kullanabilirsiniz. Farenin sol tuşunu basılı tutarak ve elbette yardımcı çizgiyi de gözeterek vuruş doğrultusunu ayarlayabilirsiniz. Farenizin tekerleğini çevirerek vuruş gücünüzü arttırıp azaltabilirsiniz. Farenizin tekerleğiyle tıkladığınız an top harekete geçiyor. Rakibinizi harika kamera açılarıyla takip edebilmek içinse farenin sol tuşunu basılı tutarak hareket ettirmeniz yeterli.

Istaka topunun yerini değiştirmek isterseniz Shift tuşu basılı tutularak fare yardımıyla, vuruş noktasının yerini değiştirmek isterseniz Shift+sağ fare tuşu ile dilediğiniz ayarları yapabilirsiniz.

Seçtiğiniz oyuna girebilmek için tekrar ana menüye dönüp “resume” yolunu takip etmelisiniz.

Turnuva karşılaşmalarını başlatmak için boşluk tuşuna bastığınızda hızlı birkaç maçtan sonra sizin maçınız başlıyor.

Birkaç özelliği daha açmak gerekirse;

Sol fare tuşu zaten ıstaka topu merkezli görüş açısını değiştiriyordu, sağ fare tuşu ile de ileri geri görüş açınızı değiştirebilirsiniz.  Daha fazla görsellik için Ctrl+sağ fare tuşu ile perspektif ayarları yapabilir, R tuşu ile de yansımaları açıp kapatabilirsiniz.

Training modu denen alıştırma oyununda ise Tab tuşu ile ıstaka topunu değiştirebilir, U tuşu ile en son yapılan hareketi geri alabilirsiniz.

“İyi de oyunu hiç oynamadım” diyenlere öncelikle yapay zekâ oyuncuyu takip etmelerini ve aşağıdaki bilgileri gözden geçirmelerini tavsiye ederim.

“8 top” oyunu

Açılışta cebe düşürdüğünüz ilk top grubu ile oyuna devam etmelisiniz. Vuruş esnasında ıstaka topu ilk olarak kendi grubunuzdaki bir topa isabet etmeli ve isabet eden topu cebe düşürmeli ya da banda göndermelisiniz.

Hedef toplarınız bitmeden ıstaka topu ilk olarak siyah topa değerse faul yapmış olursunuz ve vuruş hakkı diğer oyuncuya geçer. Bu durumda diğer oyuncu ıstaka topunun yerini değiştirerek oyuna devam edebilir.

Hedef toplarınız bittiğinde sekiz numaralı siyah topu da cebe soktuğunuzda oyunu kazanırsınız.

Sekiz numaralı topu cebe sokarken faul yaparsanız, hedef toplarınızdan sonuncusu ile birlikte sekiz numaralı topu da cebe sokarsanız, sekiz numaralı topu nizami bir hedef  olmadığında cebe sokarsanız ya da art arda üç kez faul yaparsanız oyunu kaybedersiniz.

“9 top” oyunu

Oyunun amacı, açılıştan sonra bir numaralı toptan başlayarak sırayla gitmek ve en son dokuz numaralı topu sokarak oyunu bitirmektir. Buradaki önemli nokta sıradaki topu gördükten sonra başka bir topu sokma hakkı olmasıdır. Örneğin sıra iki numaralı toptayken, oyuncu beyaz topla önce iki numaralı topu görüp daha sonra dokuz numaralı topu sokarak oyunu kazanabilir. Bu durum bütün toplar için geçerlidir.

“Snooker” oyunu

Amaç bütün topları ya da rakibinden daha çok topu kurallara uygun olarak ceplere sokmak ve daha yüksek puan yapmak. Topların puanları: kırmızı-1, sarı-2, yeşil-3, kahverengi-4, mavi-5, pembe-6, siyah-7.

Oyun kuralları biraz karışık, açıkçası yapay zekâ rakibimizi takip ederek öğrenmekte fayda var.

“Karambol” oyunu

Istakayla vuruş yaptığımız topun bantlardan gelmesi gerekmeksizin diğer toplara değmesi ile sayı alınıyor. Eğer bilgisayara karşı oynuyorsak Amerikan seri denen bir durumda (üç topun bandın hemen yanında bir araya gelmesi) ardı ardına alınabilecek sayılarla keyifli oyun oynanabileceğini söyleyebilirim.

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

Hedgewars

Oyunumuz, küçük şirin kirpilerden oluşan takımların birbirine karşı olan amansız savaşlarını konu alıyor. Yalnız bu savaşlarda top ve tüfeğin yanı sıra beyzbol sopası, kamçı, patlayan doğum günü pastası, UFO gibi hiç de sıradan olmayan silahlar kullanılıyor. Ayrıca savaşlar alışık olmadığınız peynir tabağı, küvet, şato gibi yerlerde, bazen de paraşütle atlayan koyunların üzerinde geçiyor. Yine de daha önce Worms oynadıysanız bu oyun size tanıdık gelebilir.Özgür yazılım olması sayesinde oyunun pek çok dilde gönüllüler tarafından hazırlanmış çevirisi bulunuyor. Hatta Türkçe çevirisini ben hazırladım ve 0.9.10 sürümünden itibaren görebileceksiniz. Sesleri de Türkçe yaptık mı, demeyin keyfimize…

Hadi Kirpi Takımı Kuralım

İsterseniz oyuna hiç takım kurmadan “Yerel Oyun” ve “Basit Oyun” düğmelerini kullanarak başlayabilirsiniz. Bu şekilde başlarsanız kirpilerinizle bilgisayarın yönettiği meyveler takımına karşı oynarsınız. Oyunu öğrenirken takımların pek önemi olmasa da ilerde diğer insanlarla oynarken takımınızın kendine has bir tarzı olmasını isteyeceksiniz.

Takımınızı kurarken kirpilerinize isim verip şapka takabilir, konuşma biçimlerini seçebilirsiniz. Bunun için oyunun menüsünden ayarlara girip “Yeni Takım” düğmesine tıklayın. Çıkan ekranda takım elemanlarının isimlerini, şapkalarını ve diğer özelliklerini istediğiniz gibi seçin. Eğer takımla siz oynayacaksanız takım türünü “İnsan” yapmayı unutmayın, yoksa takımınızı bilgisayar yönetecektir.

Çok Oyunculu Mod

Sıra tabanlı oyunlar, doğası gereği tek bilgisayar üzerinde çok kişiyle oynanabilir. Sırası gelen kişi oturup hamlelerini yapar ve yerini sıradaki oyuncuya bırakır. Hedgewars’ı bu şekilde oynamak için öncelikle ayarlardan herkese yetecek kadar takım oluşturun. Ardından “Yerel Oyun” ve “Çok Oyunculu” düğmelerine tıklayın. Artık savaşa hangi takımların kaç kirpiyle katılacağını ve hangi silahların kullanılacağını seçip başlatabilirsiniz.

Oyunun İnternet üzerinden oynanan çok oyunculu modunun başarılı olduğunu söyleyebilirim. İnternet’e bağlıysanız ilk ekranda “Ağ Oyunu” düğmesine tıklayıp ardından “Resmi sunucuya bağlan” düğmesine tıklayın. Gelen ekranda listedeki odalardan birine tıklayıp katılabilir ya da yukarıdaki bölüme oda ismini yazarak kendiniz bir oda oluşturabilirsiniz. Oyunun başlayabilmesi için odadaki herkesin “hazırım” anlamına gelen sağ alttaki ampul simgeli düğmeye tıklaması gerekiyor. Daha sonra odayı oluşturan kişi oyunu başlatabilir. Oyunu başlatmadan önce dikkat etmeniz gereken bir şey de oyunculara dağıttığınız kirpi sayıları olmalı. Genellikle kirpilerin herkese eşit dağıtılması tercih edilir. Bir haritada olabilecek en fazla kirpi sayısı sınırlı olduğundan dolayı çok oyuncu varken herkese üçer adet kirpi vermeniz gerekebilir, aksi takdirde sonradan gelenler oyuna katılamayacaktır. Oyunu başlatmadan önce son olarak takım renklerini kontrol etmelisiniz. Aynı renkte olan takımların puanları birleştirilecektir.

Nasıl Oynanır?

Sıra sizin kirpilerinizden birine geldiğinde üzerinde yeşil bir ok çıkacak ve “emredersiniz komutanım” gibi bir şeyler söyleyecektir. Bu durumda yön tuşlarını kullanarak seçili kirpinizi yürütebilir, enter ve backspace tuşlarına basarak ileri-geri zıplatabilirsiniz. Boşluk tuşuna basılı tutup ekranda beliren gösterge istediğiniz hız seviyesine geldiğinde bırakarak da seçili silahınızı istediğiniz hızda kullanabilirsiniz. Silah değiştirmek için farenin sağ tuşuna basarak silah menüsünü açabilirsiniz. Kirpi değiştirmek içinse silah menüsünden “Kirpi Değiştir”i seçip klavyenizdeki TAB tuşuna basmalısınız. Değiştirme işareti istediğiniz kirpinin üzerine geldiğinde yön tuşlarından birine basarak kirpiyi kontrol etmeye başlayabilirsiniz. Kirpiniz bir silah kullandıktan ya da hasar aldıktan sonra turu bitecek ve oynama şansı sıradaki kirpiye geçecektir. Birincil amacımız karşı takımın kirpilerini suya atmak ya da sağlığını sıfıra düşürmektir. Bunun dışında silahlar sonraki turda daha çok hasar verebilmek için kirpileri birbirine yaklaştırmak amacıyla da kullanılabilir.

Her yeni sürümde sayısı artan bu silahları tek tek açıklamak uzun süreceğinden, şimdilik temel silahlardan bahsedeyim, diğerlerini oynarken zaten göreceksiniz. Bazuka, oyundaki en temel silahtır. Rüzgârdan etkilenir ve ne kadar hızlı atarsanız o kadar uzağa gider. Bilgisayarın çok iyi kullanabildiği nadir silahlardan biri olduğu için başlarda bunu bol bol göreceksiniz. Rüzgârın ne yöne hangi şiddette estiğini sağ alttaki rüzgâr göstergesinden izleyebilir ya da haritada yağan nesnelerin yönüne bakarak tahmin edebilirsiniz. El bombaları rüzgârdan etkilenmediği için tercih edilebilir. Bunları alıp klavyedeki 1’den 5’e kadar olan tuşlara basarak zamanlayıcıyı ayarladıktan sonra fırlatıyorsunuz. Zamanlayıcı 0’a ulaştığında patlıyor. Halatla bir yere tutunurken el bombasını bırakmak istiyorsanız silahlardan bomba türünü seçip enter tuşuna basabilirsiniz. Bu şekilde bombayı bırakıp halatla olay mahallinden kolayca uzaklaşabilirsiniz.

Görseller

Oyundaki başarılı görseller için hepimizin Hedgewars grafik ekibine ve elbet Finn Brice’a (Tiyuri) büyük bir teşekkür borcu var. Kendisi bütün görselleri sıfırdan tasarlamış ve oyuna yerleştirmiş. Daha sonra gelen görseller ve haritalar da onun belirlediği kurallara uygun olarak çizilmiş.

Görseller, patlama ve yanma efektleri, ekran kartının hızlandırması sayesinde akıcı ve doğal görünüyorlar. Oyun sizde yavaş çalışıyorsa büyük ihtimalle ekran kartınızın 3B hızlandırma desteği çalışmıyordur. Bu durumda Pardus’un Görüntü Yöneticisi’ni açıp orada önerilen işlemleri yapmanızı tavsiye ederim.

Ses ve Müzik

Oyunda takımlara özgü seslendirmeler, harita temasına has müzikler bulunuyor. İşitsel ögeler, görsel ögelerde olduğu gibi yetenekli kişilerin ellerinden çıkmışa benziyor. Oyunun kendine has temasını bu sesler tamamlıyor.

Sonuç

Hedgewars, herkesin sevebileceği şirinlikte grafikleri ve sesleri ile gönüllerinizi fethedecek. İnternet’ten oynarken saatlerce  başından kalkamayacaksınız. Ben uyarımı yaptım, gerisi size kalmış.

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

Pardus Tanıtım Günleri

Özgür ve açık kaynak işletim sistemimiz Pardus için Atılım Üniversitesi’nin katkılarıyla başlatılan 1. Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri, Ankara’da bulunan neredeyse tüm üniversitelerden gençlerin desteğiyle gerçekleşiyor. Etkinlikte Pardus’a dair tüm bilgileri gençler birebir Pardusgeliştiricileri ve topluluk yöneticilerinden edinebilecekler.

Özgür yazılım ve Pardus konusunda aydınlatıcı olacak bu konferanslar zincirinin ilkini Özgürlükiçin.com‘dan tanıdığınız Akın ÖMEROĞLU verecek. Konferans konusu olarak “Özgürlükiçin OOXML’e Karşı!” başlığını seçen Özgürlükiçinyöneticileri, dünyada 25 Mart’ta kutlanılan “Document Freedom Day” kutlamasını da yapacak. “Document Freedom Day” hakkında bilgi için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.

Son oturumda Linux Kullanıcıları Derneği onursal başkanı Mustafa AKGÜL ve Atılım Üniversitesi öğretim üyelerinden Ziya KARAKAYA beraber bir açık kaynak söyleşisi yapacaklar. Ardından Pardus göç ortaklarından Portakal Teknoloji Yazılım Şirketi genel müdürü Bora GÜNGÖREN, “Sanallaştırma” başlıklı bir sunumla sahneye çıkacak.

Konferansların son zincirinde Pardus gelişticileri bizlerle olacaklar. Pardus geliştiricilerinden Gökmen GÖKSEL ve Gökçen ERASLAN katılımcılara “Nasıl Pardus Geliştiricisi Olunur?” başlıklı bir sunum yapacaklar. Daha teknik soruların cevap bulacağı bu konferansta gençler, geliştiricileri ve Pardus’u daha yakından tanıyacak.

Konferanslar sonunda bütün katılımcılara katılım belgesi ve Pardus etiketleri verilecek. Atılım Üniversitesi’ne ulaşımda zorluk olmaması için ODTÜTOBB ETÜGazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi‘nden saat 11:15’de Atılım Üniversitesi‘ne gitmek üzere servisler kaldırılacak.

Ankara’daki üniversitelerden ODTÜ, TOBB ETÜ, Gazi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Atılım Üniversitesi’nin desteğiyle yapılan Birinci Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri’ne gelecek sene ikincisiyle devam edilecek. 26 Mart 2009 Perşembe günü yapılacak olan bu seneki bu güzel konferanslar dizisine Atılım Üniversitesi evsahipliği yapıyor. İnternet’ten kayıt olmak için bu adresi ziyaret edebilirsiniz. Kayıtlar 26 Mart’a kadar açık olacak.

Birinci Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri’ne herkesi bekliyoruz!

Etkinlik Programı

  • Tarih: 26 Mart 2009
  • Zaman: 12:00 – 18:00
  • Yer: Atılım Üniversitesi Cevdet Kösemen Konferans Salonu
  • 12:00 -12:15 Açılış konuşması
  • 12:15 -13:30 Özgürlükiçin OOXML’e karşı! (Akın Ömeroğlu )
  • 13:45 -15:00 Açık Kaynak Yansımaları (Mustafa Akgül ve Ziya Karakaya)
  • 15:15 -16:30 Sanallaştırma (Bora Güngören)
  • 16:45 -18:00 Nasıl Pardus Geliştiricisi Olunur? (Gökçen Eraslan ve Gökmen Göksel)

Blender

Blender

Bana mutluluğun resmini çizebilir misin?

Blender ile mutluluğun resmini çizebilir misiniz bilmem ama çizebilecekleriniz hayal gücünüzle sınırlıdır desek abartmış olmayız. Aslında bu köşenin amacı size Blender öğretmek değil, daha çok özgür yazılıma geçme konusunda sizi yüreklendirmek. Zira bir program ne kadar geniş kullanıcı kitlesine ulaşırsa gelişimi de o denli ivme kazanacaktır.

Şimdi gelelim Blender’ın ne olduğuna; kısa tanımıyla Blender, geniş kullanım alanına sahip, üç boyutlu modelleme ve animasyon uygulamasıdır. Yazı içinde görselleri yer alan yer alan çizgi filmlerin hepsi Blender ile hazırlandı.

Eğer kafanızda Blender’ın 3D Max kadar becerikli olup olmadığına dair hâlâ soru işaretleri varsa, www.blender.org sitesindeki Galeri bölümünden Blender ile yapılmış örnek çalışmaları görebilirsiniz. Arşiv (Archive) bölümünden yapılan tüm çalışmalara ulaşmanız mümkün. Özellikle Blender ile yapılmış animasyon filmlerini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Benim de birinci elden deneyimleme fırsatı bulduğum gibi, Blender’ın pencere sistemi özellikle daha önceden 3D Max ve benzeri programlara aşina olanlar için bir hayli karmaşık gelebilir. Bu yüzden gelin ilk olarak Blender’ın pencere yapısını tanımakla işe başlayalım.

Blender Pencere Sistemi:

Blender’ı açtığınızda karşınıza üç ana bölüme ayrılmış bir pencere sistemi çıkar:

  • Yukarıda, Kullanıcı Seçenekleri Penceresinin başlık kısmı olan ana menü
  • Geniş bir 3B penceresi
  • Ve en altta düğmelerin bulunduğu pencere.

Bu pencereler istenirse daha alt bölümlere ayrılabilirler. Başlangıç olarak birkaç ana bileşeni tanıyarak işe başlayabiliriz.

Pencere Türü (Window Type): Pencere türünü değiştirmenizi sağlayan sol üst köşedeki açılır menü. Örneğin, 3B görünüm penceresini görmek istiyorsanız,pencere tipine tıklayıp 3B görünüm (3D View) seçmeniz yeterli. Bu açılır menü sayesinde tek bir pencereyi birçok pencere gibi kullanabilirsiniz. Pencereler arasında geçiş yaptığınızda yukarıdaki menünün de pencere türüne göre değiştiğini göreceksiniz. Bu menüler o pencere tipiyle kullanılacak menülerdir. Bunu 3D Studio Max’teki pencere geçişinin gelişmiş hali gibi düşünebilirsiniz.

Ana Menü (Main Top Menu): Kullanıcı Seçenekleri (User Preferences) penceresiyle ilişkili olan menüdür. Fareyi ana menünün bulunduğu Kullanıcı Seçenekleri başlığının alt sınırına getirdiğinizde imleç yukarı-aşağı ok halini alacaktır. Sol fare tuşuna tıklayıp aşağı doğru sürükleyerek seçeneklerin olduğu kısmı görebilirsiniz.

Ekran Düzeni (Current Screen): Standart olarak, Blender önceden ayarlanmış birkaç farklı ekran düzeniyle gelir. Daha farklı ayarlara ihtiyaç duyarsanız, kendinize yeni bir tane oluşturup isimlendirebilirsiniz.

Geçerli Sahne (Current Scene): Çoklu sahne özelliğine sahip olmak, size çalışmanızı organize edilmiş şablonlara ayırma imkânı sunar.

Kaynak Bilgisi (Resource Information): Size program ve sistem kaynakları hakkında bilgi verir. Sahnedeki noktaların, yüzeylerin ve nesnelerin kaç tane olduğu ve ne kadar hafıza tükettiği gibi bilgileri gösterir. Makinenizin sınırlarını zorlayıp zorlamadığınızı görmek için güzel bir özellik değil mi sizce de?

3B Dönüşüm Aracı (3D Transform Manipulator): Nesneleri dönüştürmek, çevirmek, taşımak ve boyutlandırmak gibi işlere yarayan yardımcı bir araç. Yine bu işlemleri klavye kısayolları ile de yapmanız mümkün (g/r/s). Ctrl + Boşluk bu işlevleri barındıran açılır menüyü gösterir. Dönüşüm aracını araç çubuğundaki el simgesine tıklayarak aktif ya da pasif hale getirebilirsiniz. Yine bu simgenin sağ tarafında bulunan üç simge; çevirme, döndürme, boyutlandırma düğmeleridir. Shift + Sol Fare Tuşu (SFT) her bir aracı aynı anda seçebilmenizi sağlar.

3B İmleç (3D Cursor): Çoklu fonksiyona sahiptir. Örneğin, yeni nesnelerin ilk defa oluşturulduklarında nerede belireceklerini ya da döndürme ekseninin nerede olacağını gösterebilir.

Küp (Cube Mesh): İlk kurulduğunda Blender, sahnenin tam ortasına oturmuş bir küp nesnesi ile başlar. Zamanla canınız sıkılırsa bu başlangıç seçeneğini değiştirmek isteyebilirsiniz. Yapmanız gereken Blender’ı istediğiniz gibi ayarlayıp Ctrl+U ile varsayılan olarak kaydetmek. Bundan sonra Blender’ı her açtığınızda kaydettiğiniz haliyle açılacaktır.

Işık (Light): Yeni kurulan bir Blender standart olarak sahnenin ortasına yakın bir yerlere konuşlandırılmış bir ışık kaynağıyla açılır. Işık nesnesi üç boyutla uğraşanlara pek de yabancı gelmeyecektir.

Kamera (Camera): Normal koşullar altında Blender sahnenin ortasına yakın bir yerde konuşlanmış bir kamera ile açılır. Bu kamera da yine 3D Max gibi program kullananlara tanıdık gelecektir.

• Aktif Nesne (Currently selected object): Bu kısım o an seçili olan nesnenin ismini gösterir. Karmaşık çizimlerde, siz de benim gibi seçtiğiniz nesneden emin olamadığınız durumlarla sık sık karşılaşıyorsanız bu özellik size bir hayli yardımcı olacaktır.

Panel Grup Yönetimi (Editing Panel Group): Alt kısımdaki pencere gruplanmış panelleri gösterir. İçerik Düğmeleri (Context Buttons) diye adlandırılan kısım size hangi panel grubunun görüntüleneceğini seçme olanağı sağlar. Bazı düğmeler alt-grup ya da grup seçiminin sağındaki Alt-İçerik Düğmeleri ( Sub-Context Buttons) diye adlandırılan ilave düğmeleri aktif hale getirir.

Geçerli Kare (Current frame): Blender bir modelleme ve animasyon uygulamasıdır. Dolayısıyla film karesi mantığını kullanarak nesneleri hareketlendirebilmenizi sağlar. Bu kısım o an hangi kare üzerinde çalışıldığını gösterir.

Gölgelendirme (Viewport shading): Blender 3B görüntüleri OpenGL kullanarak oluşturur. Blender gölgelendirme listesinden etkileşimli gölge tipini seçerek nesneleri gölgelendirebilirsiniz. Eğer güçlü bir ekran kartınız varsa daha gerçekçi görüntü için dokulu gölgelendirmeyi de seçebilirsiniz.

Döndürme/Boyutlandırma Eksen Noktası (Rotation/Scaling Pivot point): Dönme ya da boyutlandırma işleminin nerede cereyan edeceğini belirleyebilmenizi sağlar. Örneğin, bu eksen noktasını nesnenin merkezi olarak belirlerseniz nesne kendi etrafında dönecektir. Ancak eksen noktasını sahnenin farklı bir yerinde, farklı bir nokta olarak belirlerseniz, güneşin etrafında dönen dünya misali, nesne o belirlediğiniz nokta etrafında dönecektir.

Paneller (Panels): Birbiriyle ilişkili kontrol ve düğmeleri organize etmenize ve gruplandırmanıza yardımcı olur. Seçilen nesnenin türüne göre bazı paneller görünür ya da kaybolur.

Katmanlar (Layers): Katmanlar  bilgisayar destekli çizimin vazgeçilmez ögeleridir. Katmanlar sayesinde modelleme ve hareketlendirme çok kolaylaşır. Özellikle karmaşık sahnelerde katmanlar nesneleri yönetmekte size çok yardımcı olur. Blender katmanları, nesneleri fonksiyonlarına göre ayırmanıza yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Örneğin, bir katman bir su ögesi içerirken diğer katman ağaçları içerebilir ya da başka bir katman kamera ve ışıkları içerebilir.

3B Pencere Başlığı (3D Window header): Blender’daki tüm pencereler bir başlığa sahiptir. 3B pencere başlığı ise haliyle 3B penceresinin başlığıdır.

Sanırım ilk yazı için bu kadarı yeterli. Zaten başta da söylediğim gibi bu yazının size Blender öğretmek gibi bir iddiası yok. Doğal olarak siz; “Benim bir an önce Blender’a bodoslama dalmam gerek” diyebilirsiniz.

İşte size iki önemli Blender sitesi:

Hayata, sistemin dışından bakabilmeniz dileğiyle. Özgür kalın…

Tremulous İpuçları

Her şey aslında Quake II için geliştirilen Gloom ile başladı. Ardından Half-Life için geliştirilen Natural Selection, Gloom’dan çok daha gelişmiş bir modifikasyon olarak karşımıza çıktı. Tremulous için de, insanların ve yaratıkların birbiriyle olan mücadelesini konu alan bu iki modifikasyonun Quake III: Arena sürümü diyebiliriz.

Quake camiası içerisinde Tremulous adı ilk defa 2004 senesinin son aylarında duyuldu. Oyunumuz o zamanlar sadece Quake III: Arena için basit bir modifikasyondu. Ardından, 2005 senesinde, id Software’ın kurucularından John Carmack, “id Tech 3” olarak adlandırılan ve Quake III: Arena için geliştirilen grafik motorunun GNU Genel Kamu Lisansı (GPLv2) altında dağıtılacağını duyurdu. Bu, Quake III: Arena için hazırlanan tüm modifikasyonlar için bağımsızlık demekti. O tarihten bu yana oldukça gelişim gösteren ve bir çok hatasından arınan Tremulous, artık Quake III: Arena’ya gereksinim duymayan ve hem Windows hem de Linux için sürümleri bulunan ve her iki platformda oyunu oynayan oyuncuların aynı sunucularda karşılıklı oynayabildikleri bir oyun. Lafı daha da uzatmadan, oyunun gelişim sürecini de bir tarafa bırakıp, artık içeriği hakkında konuşmaya başlayalım derim.

Tremulous Nedir?

Tremulous için, içinde taktik (strateji) unsurları barındıran bir FPS (First Person Shooter) diyebiliriz. Oyunda iki oynanabilir ırk bulunmakta; Humans (çok sayıda donanım taşıyan insanlar) ve Aliens (evrim geçirebilen yaratıklar). Her iki ırkın teknolojileri ve görünüşleri farklı olsa da aslında ortak bir amaçları var; öncelikli olarak kendi üssünü ayakta tutabilmek ve geliştirmek, ardından da karşı tarafın üssünü yerle bir etmek. Oyunda hangi ırkı seçerseniz seçin, üssünüzü genişletebilmeniz mümkün. Örneğin az önceki çarpışmadan sağ çıkan ve sağlığı iyi olmayan bir oyuncuyu iyileştirebilecek bir birimden tutun da, o çarpışmada takım arkadaşı kadar şanslı olamayan bir oyuncuyu tekrardan diriltecek birime kadar veya az önce iki Dragoon’u yere seren oyuncunun elde ettiği kredilerle kendine Pulse Rifle ve gıcır gıcır bir Battlesuit almasına yarayan birime kadar birçok birim mevcut.

Oyunun Gelişimi

Oyuna başladığınız anda bütün silahlara ve teknolojiye erişemiyoruz. Oyunda “Stage” olarak adlandırılan üç seviye ve bunlar her iki tarafın oyuncularının birbirlerini öldürmesiyle atlanabilen seviyeler. İlk seviyede olabilecek en kısıtlı imkânlarla karşı tarafla çarpışıyorsunuz. İkinci seviyede insanlar Pulse Rifle, Grenade, Helmet, Jet Pack gibi güzelliklerle karşılaşıyorken yaratıklarsa evrim geçirerek Advanced Basilisk’e ya da Advanced Basilisk’e dönüşebiliyorlar. Son seviyede ise insanlar Flamethrower, Lucifer Cannon ve Battlesuit’e kavuşurken yaratıklar da Advanced Dragoon ve Tyrant’a dönüşebiliyorlar.

Oyuna yeni başlayanların ilk olarak tercih edecekleri tarafın “Humans” olduğunu düşünerek, öncelikle Humans’ı ve özelliklerini anlatmayı tercih ediyorum. Askerlerin görünüşleri birbirine benzer ve onları birbirlerinden ayıran fark ise kullandıkları teçhizattır. Her taktik oyununda üssünüzü ayakta tutan bir karakter olduğu gibi, Tremulous’ta da bu rolü oynayan oyuncuların ellerine Advanced Construction Kit (Gelişmiş İnşa Takımı) tutuşturulur, yaratıkların kafasını ezmek isteyenlerin eline ise Rifle (Tüfek) verilir. Bina inşa etmekten canı sıkılan ya da yaratıkları ezmeyi umarken yaratıklarca ezilen bir oyuncu, dilediği vakit Armoury’nin (cephane alıp bıraktığınız birim) yanında geçerken dilediklerini alabilirler. Şimdi ise detaylıca bir inceleyelim.

İnsan Yapıları:

Reactor (Reaktör): İnsanların üslerini ayakta tutabilmeleri için öncelikle bu binanın kesinlikle yok olmaması lazım. Bu binadan sadece bir tane inşa edilebiliyor. Yaratıkların amacı bu binayı yok etmek ve sizi saf dışı bırakmak. Bu durumda üssünüzü savunmak durumunda kalıyorsunuz ki, çoğu haritada üssünüze giriş yapılabilecek birden fazla nokta olduğundan iyi bir savunma taktiği kurmanız ve savunma yapıları inşa etmeniz gerekiyor.

Machine Gun Turret (Mini Taretler): Bu ufak taretlerden üssümüze oldukça sık inşa etmemiz gerekebilir. Zira en temel savunma yapılarımız olsa da iki Tyrant’a karşı bir tanesi pek bir dayanıksız kalıyor.

Tesla Generator: Yaratık kızartıcı! Yüksek bir akım ile yaratıkları kızartmaya yarayan bu cihaz, Tesla Coil’in insan boyuna küçültülmüş hali olarak da tarif edilebilir.

Telenode: Bir yaratık tarafından harcanmamızın ardından dirilmemizi (yani “spawn” olmamızı) sağlayan yapı.

Defense Computer (Savunma Bilgisayarı): Machine Gun Turret’lar ve Tesla Generator’ların inşa edilebilmesi ve etkinleşmesi için gereken bir yapı.

Repeater: Bu minik cihazlar ise Reactor’den uzak noktalara bir yapı inşa edeceğimiz vakit bize gerekli enerjiyi sağlayan ufak yapılar.

Armory (Cephanelik): Gerek bina inşa etmemize yarayan araç gereçleri, gerekse böcekleri yok etmemiz için gereken her türlü cephaneyi ve zırhı edinebiliriz.

Silahlar:

Hazır bahsetmişken, cephaneliğe bir göz atmakta fayda var. Silahların isimlerinin yanında satın alabilmeniz için ne kadar krediye ihtiyaç duyacağınız ve kaçıncı Stage’lerde çıktığı yazılı.

Construction Kit (Ücretsiz / Stage 1): İnsanların yapı inşa etmesine yarayan araçtır. Bu araç ile yeni yapılar inşa edebilir, hasar almış yapıları tamir edebilir ya da zaten inşa edilmiş bir yapıyı kaldırabilirsiniz. Aynı anda hem Construction Kit hem de silah taşıyamazsınız ancak Amoury’e gidip bu silahı satabilir ve yerine bir silah alabilirsiniz.

Advanced Construction Kit (Ücretsiz / Stage 2): Bu araç ile inşa edebileceğiniz yapı seçenekleri artar.

Blaster (Ücretsiz / Stage 1): İnsanlarda her oyuncuya standart olarak sunulan bir silah. Cephane kullanmaz ve zayıf bir ateş gücü vardır.

Rifle (Ücretsiz / Stage 1): İnsanların bir diğer standart saldırı silahı. Hedefini tutturmakta pek zorlanmayacağınız her şarjörde 30 mermi ve 6 şarjör kullanabileceğiniz bir silah.

Pain Saw (100 Kredi / Stage 1): İnsanlardaki uzun menzilli bütün silahlar arasında yakın çatışmalar için kullanılabilecek bir silah. Cephane derdi yok, karşınızdakini kızartma yapabilecek güzel bir testere.

Shotgun (150 Kredi / Stage 1): İşte her FPS’nin şaşmaz silahı pompalı tüfek! Tek şarjöre sekiz mermi alabiliyoruz ve yanımızda sadece üç şarjör alabiliyoruz. Özellikle yakın çarpışmalarda oldukça etkili.

Las Gun (250 Kredi / Stage 1): Rifle’a benzer ama ondan kesinlikle daha güçlü ancak daha yavaş bir silah. Mermi kullanmadığı için enerjisi azaldığında Reactor’den veya Repeater’lardan enerjisini doldurabilirsiniz.

Chaingun (400 Kredi / Stage 1): Karşınızdakine ağır hasar veren ama nişan almakta zorlanabileceğiniz, Battlesuit (birazdan bahsedeceğim!) giymediğiniz sürece geri tepmesiyle sadece duvarları vurabileceğiniz, özellikle Tyrant’lara karşı oldukça etkili bir silah.

Pulse Rifle (400 Kredi / Stage 2): Oldukaç etkili bir lazer silahı. Las Gun gibi Reactor’den veya Repeater’lardan şarj edebilirsiniz.

Grenade (200 Kredi / Stage 2): El bombası, özellikle karşı tarafın üssüne atmak veya kalabalık bir çarpışmada ortaya atmak oldukça eğlenceli. Dikkat edin, kendi takım arkadaşlarınız da parçalara ayrılmasın.

Flamethrower (450 Kredi / Stage 3):Karşınıza çıkan herkesi kızartabileceğiniz, dikkatsiz davranırsanız kendinizi de kızartabileceğiniz bir silah.

Lucifer Cannon (600 Kredi / Stage 3): Oldukça etkili olan bu silah enerji topları atıyor ve bu gücünün yanında ne yazık ki oldukça hantal.

Zırhlar:

Light Armour (70 Kredi / Stage 1): Gövdenizin ve bacaklarınızın üstüne giydiğiniz hafif zırh.

Helmet (90 Kredi / Stage 2): Başlık. Aynı zamanda dost ve düşman birimlerinin konumlarını gösterir.

Battery Pack (100 Kredi / Stage 1): Cephane kapasitenizi attırmaya yarar. Jet Pack ile beraber kullanılamaz.

Jet Pack (120 Kredi / Stage 2): Hareket kabiliyeti düşük ama harita sınırları boyunca uçmanıza yarayan faydalı bir araç.

Battlesuit (400 Kredi / Stage 3): İnsanların giyinip kuşanabileceği en iyi zırh. Koruma seviyesi oldukça yüksek olan bu zırhı kuşandığınızda, ne yazık ki diğer zırh parçalarını kullanamıyorsunuz.

Şimdi de biraz Aliens’dan bahsedelim. Humans’ın teknolojilerinden oldukça farklı bir teknolojiye sahipler. Bu yaratıkların saldırı şekilleri, evrim geçirip dönüştükleri yaratığa göre değişiklik gösteriyor. Yapılarının hepsi organik olan bu yaratıkların üslerini ayakta tutan sınıf ise Granger ve Advanced Granger. Bazı yaratıklar oldukça yükseğe zıplayabilirken, bazıları da duvarlara tırmanabiliyor. Ama en korkutucu olan yaratık kesinlikle boyutlarıyla beraber Tyrant! Overmind olduğu sürece güvenli her noktada evrim geçirebilirler.

Yaratıkların Yapıları:

Overmind: Yaratıklarımız için de en önemli olan yapı. Sadece bir tane üretilebiliyor. Yok olması halinde tüm yaratıklar yenilmiş kabul ediliyor.

Acide Tube: Üssümüzü savunmamız için bunlardan oldukça sık yapmamız gerekir. Düşman birim yaklaştığında zehirli bir sıvı salgılayan bu yapı, aynı zamanda yok edildikten iki saniye sonra patlayarak yakınlarındaki düşman birimlere de zarar veriyor.

Egg (Yumurta): ölümümüzün ardından yeniden doğduğumuz ve oyuna dahil olduğumuz yapı.

Barricade: Dar alanlara koyulması halinde insanları sinirden kudurtacak, saç baş yoldurtacak bir yapı. İnsanlara engel olmakla kalmıyor, onların görüş alanlarını kısmen de olsa kapatıyor.

Booster: Bu yapıya dokunan herhangi bir yaratık, sınırlı bir süre için dokunduğu veya saldırdığı tüm düşman birimlerini aynı zamanda zehirleyebiliyor ve zehirlenen düşmanın canı bir süre için sürekli düşüyor.

Hive: Yüzlerce böcekçiğe ev sahipliği yapar ve bir insan yaklaştığında bu küçük yaratıklar insanlara saldırır.

Yaratık Türleri:

Daha önceden de bahsettiğim gibi, insanlar değişik silah ve zırhlarla daha da güçlü birer asker oluyorken, yaratıklarda daha da güçlenmenin yolu evrim geçirmek ve bir üst sınıfa yükselmek. Her sınıfın kendine ait avantajları mevcut. Sınıfların isimlerinin yanında gereken evrim puanı (E.P.) ve kaçıncı Stage’lerde geçilebildiği yazılı.

Granger (0 E.P. / Stage 1): Yaratıklarda yapıları oluşturan sınıf.

Advanced Granger (0 E.P. / Stage 1): Daha gelmişmiş olan bu sınıf, aynı zamanda eski yapıları yenileyebiliyor ve duvarlara tırmanabiliyor. Böylece Acide Tube, Egg ve Hive gibi yapıları tavana da yapabiliyor.

Dretch (0 E.P. / Stage 1): En basit saldırı sınıfı. Duvarlardan tırmanabilir ve düşmana hasar vermesi için dokunması yeterlidir. Düşmanınızın sürekli kafasına zıplamak ve duvarlara tırmanıp kaçmak, acemi bir askeri çıldırtırken sizi eğlendirecektir.

Basilisk (1 E.P. / Stage 1): İnsanlarla yakın temasa geçtiğinde onların hareket kabiliyetini engeller. Eğer saldırdığınız düşman Battlesuit kullanmıyorsa bir süre bunun etkisinde kalacaktır. Bu sınıf aynı zamanda duvarlara da tırmanabilmekte.

Advanced Basilisk (2 E.P. / Stage 2): Basilisk’in yeteneklerine ek olarak zehirli gaz salgılayan bu yaratık, düşmanı Battlesuit kullanmadığı sürece zehirleyebilir ve düşmanın sağlığını kısa bir boyunca düşürebilir.

Marauder (2 E.P. / Stage 1): Duvarlardan yüksek mesafeli sıçrayışlar yaparak düşmanın kafasına binebilen ve anında kaçabilen bir sınıf.

Advanced Marauder (3 E.P. / Stage 2): Marauder’ın yeteneklerine ek olarak şimşek saldırısı yapabilir. Oldukça etkili bir saldırı yöntemidir.

Dragoon (3 E.P. / Stage 1):Düşmanını ısırarak yaralayan bu sınıf, aynı zamanda mürekkebe benzer bir sıvıyla da saldırabilir ve düşmanını zehirleyebilir.

Advanced Dragoon (3 E.P. / Stage 1): Dargoon’un  yeteneklerine ek olarak “Shoot Barb” saldırısına sahiptir.

Tyrant (5 E.P. / Stage 3):Yaratıkların en üst saldırı sınıfıdır.Düşmanlarını pençeleriyle parçalayan bu sınıf, aynı zamanda düşmanlarının üstünden geçerek onları çiğneyebilmekte. Tyrant’lar birbirlerine yakın durdukları sürece normalden daha hızlı bir biçimde iyileşirler.

Oyun, her iki taraf için de kesinlikle bir takım oyunu. Birbirinden farklı iki tarafın olduğu ve birçok FPS’den farklı bir oyun. Tremulous’u sisteminize nasıl kurulacağına gelince, Paket Yöneticisi’ni açmanız ve oyunlar sekmesine bir göz atmamız yeterli olacaktır. Eğer daha fazla harita indirmek isterseniz, bu adrese göz atmanızı tavsiye ederim. Oyunu internetten düşük ping değerleriyle oynanabileceğiniz bir çok sunucu mevcut.

Henüz bir Türkiye sunucusu yok, ancak ilgi görmesi halinde birilerinin açacağından eminim. Natural Selection’ı iki yıl boyunca sıkılmadan oynadıktan sonra açık kaynak bir alternatifiyle karşılaşınca (üstelik çok da iyi bir alternatif olunca), bu oyunu da bırakamaz oldum. Her gün en az yarım saatimi verdiğim bu oyunu FPS oyuncularının denemesini kesinlikle tavsiye ediyorum.

Herkese iyi oyunlar…

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

TCDD Bilet Satış & Rezervasyon Sistemi’ni Firefox ile çalıştırmak

Bildiğiniz gibi birçok devlet sitesi Firefoxta düzgün çalışmamakta. TCDD Bilet Satış & Rezervasyon Sistemi de bunlardan biri.

Sistemdeki sorunu 20 Şubat 2009 tarihinde site üzerinden yetkililere bildirdim. Bugün (6 Mart 2009) konu ile ilgili iki adet cevap geldi. İlkinde mesajın ilgili birime iletildiği, ikincisinde -sanırım ilgili birimden gelen cevapta- ise şu yazıyordu;

MİYS formu ile ilgili değişiklik sadece form sayfasını değiştirerek
yapılamamaktadır, MİYS sisteminin tamamen değişmesi gerekmektedir yanıtı
alınmıştır. Kısa vadede bu şekilde bir çözüm planlanmamıştır.

Ancak sorun dedikleri gibi büyük değildi, bu işten kaçmaktan başka bir şey değildi. İki css düzeltmesi ile sistemin Firefoxta düzgün çalışması sağlanıyordu.

Çözümü firebug ile uygulayıp ekran görüntülerini aldıktan sonra yetkililere göndermek üzere bir belge hazırladım ve belgeyi yetkililere gönderdim. Umarım bu sefer iki css düzeltmesi yapabilirler ve sorun çözülür; Firefox kullananlar TCDDden bilet almak için Internet Explorer aramak zorunda kalmaz. Aslında şu anda da aramanıza gerek yok, yazının devamında Firefox ile nasıl sorunu aşacağınızı yazacağım.

TCDD-Firefox sorununa geçici çözüm;

Kesin çözüm

Bu konuyu twitterda da yazdım ve sevgili Uğur Çetin çözümü uygulayan bir Greasemonkey* betiği yazmış. TCDD bu sorunu çözene kadar bu betiği kullanarak sistemi sorunsuz bir şekilde kullanabilirsiniz.

  1. Greasemonkey eklentisi kurulu değilse buradan kurun.
  2. TCDDFix greasemonkey betiğini buradan kurun.
  3. Herşey hazır. Sisteme gitmek için buraya tıklayın ve işleminizi yapın.

TCDD-Firefox sorununa kesin çözüm; TCDDdeki yetkili kişilerin bu belgeyi okuyup sorunu çözmeleri.

Teşekkürler betiği yazan Uğur Çetine gitsin.

* Greasemonkey ilgili siteye javascript ile müdahele edebilmenizi sağlayan bir Firefox eklentisi.

Sonradan gelen edit;

TCDDden cevap geldi;

Sayın Berberoğlu,
Aşağıda da yer alan 2. elmekte sözü geçen tüm sistemin değişmesi hususu
sadece Müşteri İlişkileri Yönetim Sistemi (MİYS) formu düzenlemesi için
ilgili firmadan aldığımız cevaptır.
Online Bilet Satışı ve Yer Rezervasyonu uygulamasında menu.css dosyasında
yapılacak değişiklik ile ilgili öneriniz incelenmektedir. İlginize
teşekkür ederiz.

Umarım yakın zamanda sorunu düzeltirler.

Battle For Wesnoth Oyunu

Pardus depolarında kurulabilir yüzlerce oyun paketi var ancak çok azının incelemesi yapılabilmiş durumda. Depodaki oyun sayısı fazla olunca hangisini incelemeliyim diye İnternet’te “Top Linux Game” araması sonucunda Battle for Wesnoth dikkatimi çekti. İnternet’te karşılaştığım Linux oyunları listelerinde sürekli en üstünde yer alıyordu. Tamamen stratejiye dayalı World Of Warcraft gibi orta dünya konulu unsurlar içeriyor. Satranç tarzı sıra temelli bir RPG (Role Playing Game) oyunu. Satrancı ve stratejiyi seviyorsanız Battle for Wesnoth kesinlikle denemeniz gereken bir oyun.

Günlük sıkıntılarınızdan kurtulmak için eğlenceli bir oyun arıyorsanız, Battle for Wesnoth size gerçekten ilaç gibi gelecektir. Özellikle sıra temelli strateji oyun türünü sevenler bir kez oynadıktan sonra kopamayacaklar. Sürekli güncellenen ve yeni eklentilerle zenginleşen çok oyunculu da oynayabileceğiniz bir strateji oyunu.Tamamen ücretsiz, açık kaynak kodlu, Türkçe ara birim ve içeriğe sahip bir oyundur. Ücretsiz olmasına karşın gerçekten sürekleyici bir senaryo, oynanışa ve 2D (İki Boyutlu) grafiklere sahiptir. 2D’nin ruhundan kopamayanların denemesi gereken bir oyun Battle for Wesnoth.

Battle for Wesnoth, öğrenmesi kolay fakat hayli dikkat isteyen, basit ve eğlenceli bir oynanışa sahiptir. Oyun güçlü yapay zekaya ve ilginç senaryolara sahip kampanyalar içerir. Hem senaryo modunda ya da rastgele oyun kurarak tek kişilik hem de online olarak oynanabiliyor. Her karakterin seviye atlaması var ve buna göre özellikleri gelişiyor.46 dile çevirisi yapılan oyunun Türkçe çeviri durumu %99. Bir başka deyişle, oyun tamamen Türkçe. Eğitim kısmından oyunu oynayarak kolayca öğrenip, tüm dünyadan oyuncularla oynayabilirsiniz.

Askerlerinizi alıp deneyimli kahramanlara dönüştürün ve büyük bir ordu yapın. İlerleyen bölümlerde, en zorlu savaşçılarınızı geri çağırın ve zorlu düşmanların karşısına kahramanlarınızla çıkın. Birimlerinizi geniş uzmanlar listesinin içinden seçin, doğru arazide her pozisyonda doğru seviyede bir güç seçin.

Wesnoth’ta birçok farklı hikaye yer almaktadır. Savaşın ve tekrar Wesnoth’un tahtını ele geçirin. Genç liderin yerine geçin, hiç uyumayan ön saflara yollayın. Kardeşinizi rehin alan, hain bir Nectomanser tarafından ayağa kaldırılan ölümsüz savaşçıların büyük ordusunun hakkından gelin. Kurtulan bir grup “elf”e efsanevi görevlerinde yeni bir yaşam alanı bulmaları için yol gösterin.

200’den fazla birim. 16 ırk. 6 büyük birlik. Yüzlerce yıllık tarih. World of Wesnoth çok geniş ve sadece sizin yaratıcılığınızla sınırlı bir oyun. Kendi yarattığınız birimler yapın, kendi haritanızı oluşturun, kendi senaryonuzu yazın ve hatta bir nefeste bitecek kampanyalar (seferler) oluşturun. Sekiz arkadaşınızla savaşabilir ya da yabancılarla efsanevi çoklu oyunculu fantezi savaşlar yapabilirsiniz.

Oyun içinde indirilip kolayca yüklenebilen düzinelerce ek kampanya yapmış olan hareketli bir kampanya yazarları topluluğuna sahiptir. İstekli kampanya ve senaryo yazarları, Wesnoth harita editörü ve Wesnoth’un betik dilini kullanarak kendi kampanyalarını kolay bir şekilde oluşturabilirler.

Tek bir bilgisayardan sırayla ya da ağ üzerinden arkadaşlara karşı olduğu gibi İnternet üzerinden oyuncuların takım arkadaşı ve rakip bulabileceği çok oyunculu sunucuda da oynamak mümkün.

İpuçları

  • Oyuna hâkim olabilmek için ilk önce kesinlikle eğitim bölümlerini oynayın ve kuralları öğrenin.
  • Senaryoları oynarken, bir önceki senaryodaki tecrübeli birimlerinizi “Çağır” seçeneğiyle çağırabilirsiniz.
  • Köylere hâkim olmak ve hemen para kazanmak istiyorsanız hızlı birimleri (atlı birlikler, deniz adamları, yarasalar, ruhlar) ilk önce yapın.
  • Saldırmadan önce hasar tespitinizi iyice saptayın; birimleri, özel güçleri olan birimleri, gün durumunu, savaştığınız toprağın durumu (birimden birime değişir) ve savunma gücünü dikkate alın. Batlle for Wesnoth oynarken saldırı her zaman en iyi strateji olmayabilir!
  • Yaralı durumdaysanız, karşı birimlerin hareket kabiliyetlerini (farenizi birimin üstüne getirerek öğrenebilirsiniz) dikkate alın.
  • Ağır saldırıya gidiyorsanız, can doldurmak için büyücünüzü yanınızda götürün.

Oyunun kontrolü için genel olarak fare yeterli olsa da; klavyenizden N tuşuyla oynama hakkı olan adamlarınızı sırasıyla bilgisayara gösterebilir, boşluk (space) tuşuyla hareket haklarını geçiştirebilir, ok tuşlarıyla haritanın görünümünü kaydırabilirsiniz.

İyi oyunlar!

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

Test Takımı Aşka Geldi!

Pardus Test Takımı, Pardus kullanıcılarına daha kararlı ve sorunsuz bir bilgisayar deneyimi sunmak için çalışmalarına devam ediyor. Kurulduğu günden bu yana gönülden desteklediğimiz Pardus Test Takımı ile ilgili geçtiğimiz günlerde bir aktif katılım çağrısı yapmıştık. Pardus’a katkı vermek isteyen kullanıcılarımız bu çağrıya kayıtsız kalmadı ve test takımına bu hafta içinde 16 yeni kullanıcı katıldı. Bu katılımların artması, hem test sürelerinin kısalması hem de çok daha fazla donanım üzerinde çok daha fazla kişi tarafından yapılan testler sayesinde güncellemelerin daha kararlı olması anlamına geliyor.

Pardus Test Takımı, bugün kararlı depoya giren güncellemeler ile ilgili geçtiğimiz günlerde yoğun bir çalışma yaptı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü tamamlanan testler neticesinde paketler kararlı depoya girmeden önce bulunan bazı hatalar ile ilgili hata kayıtları açıldı ve takiplerine başlandı. Bu konuda biraz bilgi vermek gerekirse,

  • Gift ve Gift ağları ile bu ağları kullanmamızı sağlayan grafik arayüz olan Apollon paketinin bugüne kadar paketlerin inşa dosyalarına eklenmemiş bir bağımlılığı olduğu, Test Takımı tarafından keşfedildi. Bind Tools bağımlılığının yazılmaması nedeniyle, kararlı depoda bulunan Apollon grafik arayüzü ile gift ağları paketleri, Bind Tools’un kurulu olmadığı sistemlerde çalışmayacaktı. Bu hatanın düzeltilmesiyle Apollon ve diğer paketlerin depoya kırık olarak girmesinin önüne geçildi.
  • NTFS disklerin otomatik olarak sisteme bağlanmasını engelleyebilen bir hata, test ekibi üyelerinden Mustafa Kılıçtarafından tespit edildi ve Pardus hata bildirim sisteminde 8521 numaralı hata olarak raporlandı.
  • Bilgisayara bağlı CD-Rom ve DVD-Romların /dev dizini altında yer alan ilgili klasörlere bağlarının oluşmasını engelleyen ve bilinen ama raporlanmayan bir udev hatası test ekibi üyeleri tarafından fark edildi ve 8520 sayılı hata olarak Pardus hata bildirim sistemine bildirildi. Bu hata nedeniyle Amarok, MPlayer gibi bazı çok kullanılan programlar, öntanımlı ayarlarıyla bilgisayarın CD ya da DVD okuyucusunda bulunan veriye erişemiyorlar.

Yoğun bir haftayı bu şekilde geride bırakan Test Takımı, şimdiden bir sonraki güncelleme testi için hazırlıklarına başladı. Eğer siz de Pardus’un oluşumuna katkı vermek istiyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, hemen bu adresteyer alan formu doldurun ve psts _at_ pardus.org.tr adresine yollayarak gün geçtikçe büyüyen ve Pardus için çok önemli bir süreci yürüten Test Takımı’na katılın. Özgürlükİçin forumlarında da test süreçleri ile ilgili fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

Özgürlükİçin olarak test ekibine yeni katılan üyelere şimdiden bol testli günler diliyor ve Pardus’a yaptıkları katkı için teşekkür ediyoruz.

Unutmayın. Özgürlük için… Pardus’u test edin!

KDE Ekibinden Destek Çağrısı

2007, 2008 derken artık Pardus 2009’u beklemeye başladık… Pardus 2009 hakkında az da olsa bilgi edinmiş olanlar bilir; Pardus 2009, birçoğumuzun vazgeçilmezi olan KDE Masaüstü Ortamı’nın 4.2 sürümü ile gelecek. KDE 4.2’nin beta sürümlerini şimdilik Pardus 2008’in test deposundan takip edebiliyoruz.

Beta sürümlerini deneme şansı olanların da çok iyi bildiği gibi KDE 4.2, KDE 3 serisinden ve hatta KDE 4.0 serisinden epey farklı ve birçok yenilik getiriyor. Tabii bu yenilikler de yerelleştirme ekiplerine yeni çeviri eksikleri olarak yansıyor. Tüm yerelleştirme ekipleri gibi KDE Türkiye Yerelleştirme Ekibi de bu büyük KDE sürümü için kalan kısa zaman diliminde (yaklaşık 1 ay) çok sıkı çalışarak eksiklerini kapatmaya çabalıyor.

Yerelleştirme ekibimiz çeviriler konusunda kötü denilemeyecek bir noktada. İletilerin yaklaşık yüzde 85’i çevrilmiş durumda ve SVN deposuna en çok gönderim yapan ekipler arasında da ilk 10 arasına girdik.

Tüm bu iyi haberlere karşın hâlâ çok eksiğimiz var… Bu haber yayına hazırlandığı sırada 2.731 bulanık, 16.468 çevrilmemiş ileti mevcuttu. Yoğun bir çalışmayla çevrilmiş ileti oranını kolaylıkla yüzde 90’lar oranına yükseltebiliriz.

Aslında bu haberi okuyanların arasında ekibe katılmak isteyip de neyi nasıl yapacağını bilemeyen birçok çevirmen adayı olduğunu biliyoruz :). Eğer kendinizi bu büyük sürüm için çeviri yapma konusunda istekli hissediyorsanız, yerellestirme@kde.org.trturkce@pardus.org.tr listelerine ya da doğrudan çeviri koordinatörüne bir e-posta göndererek sürece dâhil olabilirsiniz.

KDE 4.2’de daha iyi Türkçe desteği için haydi pamuk parmaklar klavyeye! :)…

TeamSpeak Oyunu

Online oyunlarda kendi ekip arkadaşlarınızla sesli iletişim kurabilmeniz için hazırlanmış programlar vardır. Bunların başında da TeamSpeak ve Ventrillo gelir. Bu yazıda tamamen ücretsiz olarak kullanılabilen TeamSpeak programını anlatacağım…

Bildiğiniz üzere Urban Terror içindeki “CTF” modu bir takım oyunudur ve bir takım ne kadar organize ve eşzamanlı hareket ederse o kadar başarılı sonuçlar elde eder. Takımın iletişiminin kuvvetli olması ve sürekliliği çok önemlidir. Bu nedenle sesli iletişim, dolayısıyla TeamSpeak tarzı programlar ön plana çıkıyor.

Kurulum

TeamSpeak’i Contrib deposundan edinebilirsiniz. Kurulumu tamamladıktan sonra programı çalıştırın. Karşınıza bağlantı ekranı çıkacak. Biz “connection > quick connect” seçeneğine tıklıyoruz.

Şimdi karşımıza solda görülen, ortadan ikiye ayrılmış ekran gelecek:

Burada “server adress” kısmına, bağlanmak istediğimiz sunucunun IP ve port numaralarını girebiliriz. Resimde gördüğünüz IP ve port numaraları, ücretsiz bir TeamSpeak sunucusuna ait. Bir başka deyişle, bunu siz de kullanabilirsiniz. Arzu ederseniz İnternet’ten başka ücretsiz sunuculara da ulaşabilirsiniz.

“Nickname” kısmına TeamSpeak’de görüneceğimiz adı yazıyoruz. “Login name” ve “password” kısımları boş kalabilir. O kısımları parolalı sunuculara girmek için kullanacaksınız. Örnekte gözüken sunucu, parolalı bir sunucu değildir.

Sunucuya bağlandığınızda ise kanal listesinin solda ve kullanıcıların isimlerinin başında yuvarlak yeşil noktalar bulunduğu bir ekranla karşılaşacağız. Herhangi bir kanala çift tıklayarak girebilirsiniz.

Bazı kanallar parolalı olabilir ve sizden parola ister. Biz ufak bir ayar yapmak için “settings > sound input/output setings” kısmına gireceğiz.

Bir sonraki kısımda sesimizi karşı tarafa iletmek için kullanacağımız tuşu ayarlayacağız. Burada “Voice send method” kısmında “push to talk” seçeneğinin işaretli olmasına dikkat edin. Ardından aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi set tuşuna tıklıyoruz. Ekranda bizden bir tuşa basmamız istenecektir. Klavyede hangi tuşa basarsanız o artık sizin konuşma tuşunuzdur.

Konuşma için ayarladığımız tuşa her basışımızda ismimizin yanındaki yeşil daire yanacak bıraktığımızda ise sönecek. Tuşa bastığımızda, bulunduğumuz odadakiler bizi duyabilecek.

Tavsiyeler

TeamSpeak kullanırken benim tavsiyem mikrofonlu kulaklık kullanmanızdır. Hoparlör ve mikrofon ikilisi yankı yapabiliyor.

Ayrıca sıkça karşılaşılan problemler için lütfen aşağıdakilere dikkat edin:

  1. Mikrofonunuzun çalışır durumda olduğundan emin olun.
  2. Mikrofonunuzun doğru yere takılı olduğundan emin olun.
  3. İşletim sisteminizin ayarlarından mikrofonun aktif edildiğine emin olun.

ateş ve su oynamak için tıklayın

ateş ve su-2 oynamak için tıklayın

ateş ve su-3 oynamak için tıklayın

ateş ve su-4 oynamak için tıklayın

ateş ve su-5 oynamak için tıklayın

Kdenlive

Kdenlive, temel video işlemlerinden yarı-profesyonel uygulamalara kadar pek çok konuda ihtiyacı karşılamak için geliştirilen, özgür, çizgisel olmayan video düzenleme yazılımıdır. Yeteneklerini Ffmpeg, MLT video çatısı, Gimp, Audacity, Synfig 2D gibi diğer özgür yazılımlardan alır. Güçlüdür, kuvvetlidir, hamarattır ve en önemlisi özgürdür. Klasik bir video düzenleme yazılımından bekleyeceğiniz her özelliğe fazlasıyla sahiptir…

2002 yılında Jason Wood tarafından başlatılan Kdenlive projesi şu an küçük bir geliştirici grubu tarafından sürdürülmektedir. Kdenlive’ın kullanabileceğiniz en yeni sürümü ise 0.7’dir. İngilizce, Fransızca, Hollandaca, Türkçe, Portekizce, İspanyolca, İtalyanca, Macarca ve Katalanca dillerinde kullanılabilir.

Kdenlive ile neler yapabilirim?

Videolarınızı, kesip, birleştirip, seslendirebilir ya da videolarınıza geçiş ve ses efektleri ekleyebilirsiniz. Videoların biçimlerini değiştirme ve yazı ekleme gibi her türlü düzenlemeyi yapabilir ayrıca fotoğraflarınızda bazı temel Gimp filtrelerini kullanabilir ve onlardan sesli klipler oluşturabilirsiniz.

İşin güzel yanı bu işlemleri yaparken sizden profesyonel olmanız beklenmez. Yazılımın web sayfasında şu şekilde bahsediliyor: “Düşündük ki; Kdenlive ileri düzey kullanıcılar kadar amatör kullanıcılar tarafından da kullanılmalı. Yazılımın kullanılırlığı yılların tecrübesi ve kullanıcılarımızın geri bildirimlerinin bir neticesidir.”.

İleri düzey kullanıcıları da düşünen geliştiriciler gayet başarılı video ve ses efektlerinin yanında Gimp ve Audacity gibi güçlü özgür yazılım projelerinin özelliklerini Kdenlive içinde kullanma imkânı sunarak yazılımın gücüne güç katmıştır.

Ben özellikle “blue screen” efektini çok beğendim. Seçtiğiniz rengi videoda saydamlaştırıyor, böylece örneğin filminize istediğiniz arka planı ekleyebiliyorsunuz.

Grafik Arayüz

Grafik arayüz dört ana bölümden oluşuyor. Üstte klasik menü (dosya aç, düzenle, görünüm, video kesme araçları, … vs.), solda proje ağacı ve efektler, sağda yapılan değişiklikleri izlemek için izleyici ve alt bölümde ise çoklu parça zaman çizgisi bulunuyor.

Üst menü: Dosya, düzen, görünüm, proje, zaman çizgisi, izleyici, mizanpaj, pencereler, ayarlar, yardım menüleri ve kesme araçları yer alır.

Proje ağacı ve efektler:
Proje çalışmasının en önemli bölümüdür. Dört sekmeden oluşur.

  • Proje ağacı: Çalışmanızda kullanacağınız video, ses ve resim dosyalarının bulunacağı bölümdür. Gerekli belgeleri dosya>aç ile ekleyebileceğiniz gibi fare ile de sürükleyip bırakabilirsiniz.
  • Geçiş: Resim klipleri arasındaki geçiş şekillerinin belirlendiği bölümdür. Dört ana bölüm altında dallanan çok sayıda geçiş efekti bulunuyor.
  • Efekt listesi: Resim ve videolarınıza ekleyebileceğiniz çok sayıda efektin bulunduğu bölümdür.
  • Efekt yığını: Efekt listesinden seçilenlerin depolandığı bölümdür. Seçilen efekte ait ayar ve özellikleri içerir.

İzleyici: Her türlü izleme olayının yapıldığı bölümdür. Zaman çizgisi, klip, yakalama olmak üzere üç sekmeden oluşur.

  • Zaman çizgisi izleyici: Zaman çizgisinde yer alan düzenlenmiş filmin ön izlemesinin yapıldığı yerdir.
  • Klip izleyici: Klipleri önizleme, belli bölümlerini seçip zaman çizgisine ekleme için kullanılır.
  • Yakalama izleyici: Kamera, web kamerası, tv kartı gibi bir kaynaktan videoyu yakalamaya izin verir.

Zaman Çizgisi: Grafik arayüzün en alt bölümünde yer alır. Projenizin görsel sunumunun oluşturulduğu, kliplerin başlangıç, bitiş, geçiş, efekt gibi eklemelerinin yapıldığı yerdir. Zaman çizgisi çoklu ize sahiptir. Böylece birden fazla video, resim ve ses kliplerini projenize ekleyebilirsiniz.

Video düzenlemek

Kdenlive video yakalama ve düzenlemeden sunuma kadar tam bir çözüm sunar. Bir filmi dört adımda düzenleyebilirsiniz.

Adım 1. Video aktarma: Kablo ile DV veya HDV kameranızdan, USB bellekten, sabit diskinizden veya masaüstünüzü kaydederek yazılıma videonuzu aktarabilirsiniz.

Adım 2. Proje Ağacı: Kdenlive çalışmada kullanacağınız resim, müzik ve videolarınızı proje ağacında toplar. Buradaki her bir belgeyi klip izleyici ile izleyebilirsiniz.

Adım 3. Zaman çizgisine sürükle bırak: İstediğiniz filmi oluşturmak için tek yapmanız gereken proje ağacında yer alan videolarınızı fare ile zaman çizgisine sürükleyip bırakmaktır. Zaman çizgisinde yer alan kılavuz ve işaretler size yardımcı olur. Zaman çizgisine eklediğiniz görüntü ve ses dosyalarına, efekt listesinden istediğiniz efekti fareyle iki kere tıklayarak ekleyebilirsiniz. İhtiyacınızı karşılayacak pek çok efektin bu listede yer aldığını da burada belirtelim.

Adım 4. Videoyu yayınlamak: Düzenleme olayı bittiğinde filminizi Ffmpeg tarafından desteklenen herhangi bir dosya biçiminde (MPEG, AVI, CV, Flash, MOV, … ) yayınlayabilirsiniz. Kdenlive filmlerinizi Dailymotion, Vimeo ve Youtube gibi web sayfalarında yayınlayabileceğiniz dosya biçimlerine de çevirebilir.

Ses ve görüntü desteği

Desteklediği bazı dosya biçimleri:

  • Görüntü: MiniDV, HDV, AVCHD, huffyuv, Snow, Dirac, MPEG2, MPEG4, MP4, AVI, Real video, Flash, xVid, Quicktime, OGG, …
  • Ses: Sıkıştırılmamış PCM, AC3, MP2, MP3, Vorbis, WAV, …
  • Resim: PNG, JPEG, XCF (Gimp dosya biçimi), EXR, TIFF, SVG, GIF (hareketsiz), …

Sözün özü

Resimlerinizden filmler oluşturmak ya da var olan filmleriniz üstünde düzenleme yapmak istiyorsanız, Kdenlive size her konuda yardımcı olacaktır. Yazılım, zengin efekt ve geçiş listesi, desteklediği dosya biçimleri, farklı kaynaklardan görüntü yakalama özelliği ve kolay arayüzüyle kullanıcısına tam bir çözüm sunar.

Kaliteyi özgürce kullanmak isteyenlere tavsiyemizdir..

Xfce’de Çokluortam

Bir taraftan Pardus’ta Xfce ile ilgili PolicyKit sıkıntısı ve dolaylı olarak paket yöneticisi, ağ programcığı, servis yöneticisi gibi Tasma modüllerinin çalışmama sorunları giderilirken; diğer taraftan Xfce için ağ yöneticisi (Wicd), CD yazdırma programı (Xfburn), müzik çalar (Listen), -henüz kararlı olmadığı için depoya giremeyen- İnternet tarayıcısı (Midori) ve benzeri uygulama alternatifleri paketlendi.

Özgürlükİçin.com’u takip edenler, Xfce’nin 4.6 sürümünün kararlı sürümünün çıkmasına az bir süre kaldığını; bununla beraber, daha şimdiden kararlı olmayan sürümlerinin paketlenip tekrar tekrar denendiğini bilirler. Kullanıcılar, Xfce 4.6’nin çıkışıyla beraber güç yöneticisi gibi yeni yardımcı araçlar; altyapı araçlarının yenilenmesi ve Xfce’ye has ayar arayüzlerinin Glade ile tekrar tasarlanması gibi bir dizi değişiklikle karşılaşacaklar.

Tüm bu güzel haberlerin yanında, bu makalemde Xfce’de çokluortam ve İnternet için neleri tercih edebileceğiniz  konusunda sizlere bölüm bölüm önerilerde bulunacağım.

Resim Görüntüleyici:

Ristretto Xfce bünyesinde geliştirilen Ristretto, son derece hafif ve birkaç  küçük numarası ile beraber sadece amacına hizmet eden, küçük boyutlarda resim göstericidir. Düzenle > Tercihler kısmından slayt gösterisini, davranışları, bellek kullanımı ve benzeri ayarları yapılandırabilirsiniz.

Çoklu Ortam Oynatıcı: Gnome MPlayer

Aslında Xfce’nin Xfmedia adında bir çokluortam aracı mevcut; fakat hem gelişimi durmuş durumda, hem de çokluortam dosyalarını oynatırken çeşitli sorunlarla karşılaşılmakta. Bunun yerine tercih edilebilecek en iyi çokluortam oynatıcısı ise Gnome MPlayer.

Mozilla Firefox’unuzun görüntü oynatıcı eklentisinin bağımlılığı olması sebebiyle, Pardus’ta yüklü olarak gelen Gnome MPlayer, bir çokluortam oynatıcısından bekleyebileceğiniz pek çok şeyi barındırıyor. Benim en çok sevdiğim özellik, altyazıların renklerini, büyüklüklerini ve yazı tiplerini rahatça değiştirebiliyor olmam. Minimal yapısı nedeniyle, programın ayarları arasında kaybolmanız pek mümkün değil.

Müzik Çalar: Listen

Aralarında Dive Into Python kitabının yazarı olan Mark Pilgrim’in de yer aldığı bir ekipçe geliştirilen Listen isimli müzik çaların arayüzü, yeni kullanacak olanlar için biraz ürkütücü olabilir; fakat zamanla o arayüzün neden o şekilde tasarlandığı konusunda fikir edinmeye başlayıp, “İyi ki burası böyleymiş!” diye arayüz tasarımına aşina olmaya başlıyorsunuz.

Amarok’ta olduğu gibi, Audioscrobbler, podcast, webradio, şarkı sözlerine göz atma ve dinlediğiniz grubun Wikipedia sayfasını ziyaret etme gibi birçok özelliğe sahip Listen’in en büyük avantajı, bunca karmaşık özelliklere rağmen sisteminizde az yer kaplıyor olması. Diğer taraftan, ana pencerede dynamic özelliğini devreye soktuğunuzda, Listen dinlediğiniz şarkıların dinlenme oranlarını belleğinde tutup, sıklıkla dinlediğiniz şarkıların tarzına, grubuna ya da benzer kriterlere göre benzer şarkıları çalma listesine ekleyip sırasıyla çalmaya başlıyor. Açıkçası bu benim için pek şaşırtıcı bir özellik, melankolik zamanlarınızda açtığınız tek bir Anathema şarkısının hemen arkasına, –eğer arşivinizde varsa– Pain Of Salvation yapıştırıyor ve kendinizi fena halde efkâr basmış buluyorsunuz. Bu da şarkı etiketlemenin bir güzelliği olsa gerek.

Bu arada, QuodLibet isminde, Xfce’nin JuK’u niteliğinde, Listen’den daha basit bir müzik çalar uygulaması daha var. Xfce masaüstü yöneticili Fedora özel dağıtımında öntanımlı Xfce müzik çalar olarak QuodLibet’in yüklü geldiğine dikkati çekmek isterim.

MPD İstemcisi: Xfmpc

Müzikçaların masaüstü yöneticisinden bağımsız çalışmasını isteyen, ağ ortamından yayın yapmak gibi marifetlere ilgi duyan dinleyici kitleler için MPD, vazgeçilmez bir müzik sunucusudur; ama bunu kullanabilmek için bir de arayüz istemcisine ihtiyaç duyarız.

Tabi ki Xfce kullanan MPD tutkunu geliştirici arkadaşımız Mike Massonnet de kolları sıvamış, Xfce için son derece basit ve hâlâ gelişme aşamasında olan bir MPD istemcisi yazmış. “Sadeliğin böylesi!” diyebilmek için Xfmpc güzel bir örnek. MPD hakkında daha ayrıntılı bilgi için, PardusWiki’yi ziyaret edin.

Ses Dosyaları İçin Etiket Düzenleyici: Easy Tag

Ses dosyalarının etiketlerini düzenlemek için, biçilmiş kaftan niteliğinde Easy Tag adlı uygulamayı kullanabilirsiniz. Artist, albüm, başlık, tür gibi temel etiketlerin yanında, lisans tipi, yorum, bağlantı adresi ve kimin tarafından ses dosyası biçiminin değiştirildiği gibi ayrıntılı etiketler de girilebiliyor. Bunun yanında, bir grubun tüm şarkılarının Artist etiketini tek bir seferde değiştirmek ve buna benzer marifetleri de yok değil.

Easy Tag dışında, QuodLibet ile bütünleşik halde gelen Ex Falso isminde bir başka etiket düzenleyici uygulamamız da depoda yerini almıştır. Ex Falso’yu kullanmak için QuodLibet’i kurmanız yeterli. Uygulamayı QuodLibet içerisinden kullanabilmenin yanında, sadece Ex Falso’yu çalıştırabilmeniz de mümkün.

CD / DVD Yazıcı: Xfburn

Çokluortam uygulaması kategorisinde pek yer almasa da, ses CD’si oluşturmak için bir CD / DVD yazma uygulamasına ihtiyacımız olacaktır. Xfburn’un yeni kararlı sürümü daha yeni güncellendi ve artık kolayca ses CD’si oluşturmayı da destekliyor. Üstelik arayüzü yeni sürümde Türkçeleştirildi.

Ana uygulama penceresinde yer alan “Yeni Müzik CD’si” düğmesine tıkladıktan sonra, geriye yapmanız gereken tek bir şey kalıyor, o da CD’ye yazdırmak istediğiniz ses dosyalarını aşağı sürükleyip “Yazmaya Başla” düğmesine tıklamak.

Ses Kaydedici: Audacity

Müzisyen arkadaşların enstrümanlarının veya kendi sesini kaydedebileceği bir uygulama olarak Audacity kesinlikle denemeye değer. Fakat biliyorsunuz ki, Pardus 2008 sürümüyle beraber PulseAudio ses sürücüsünü kullanmaya başladı ve bazı yazılımlar henüz PulseAudio desteğini sağlayamamış bulunmakta. Yine de küçük bir zahmetle bu uygulamaları kullanmanız mümkün. İster konsoldan “killall pulseaudio” diyerek, ister xfce4-taskmanager’dan pulseaudio servisini öldürerek Audacity’i kullanmayı tekrar deneyin. Tabi bundan önce xfce4-mixer ile mikrofonunuzu açmayı unutmuyorsunuz!

Audacity benzeri olarak Jokosher da katkı depomuzda bulunmaktadır, bunu da unutmadan söyleyelim. Diğer taraftan, biraz daha ciddi kayıtlar ve çalışmalar içinse, Server Acim’in Özgürlükİçin.com için yazdığı Rosegarden makalesine mutlaka göz atmanızı öneririm.

Masaüstü Görüntü Kaydedicisi: Gtk-Recordmydesktop

Bazen kendi masaüstünüzde yaptığınız bir çalışmayı görüntü olarak kaydetmek, daha sonra YouTube, Vimeo gibi sitelere göndererek, bunları arkadaşlarınızla paylaşmak isteyebilirsiniz.Örneğin Pardus ve Xfce’de Compiz ile ilgili çektiğim görüntü,Gtk-Recordmydesktop kullanılarak elde edildi, şuradan izleyerek Gtk-Recordmydesktop’un hüneri hakkında azıcık da olsa fikir edinebilirsiniz.

Anlık Görüntü Yakalayıcı: Xfce4 Screenshooter

Xfce’de çoklu ortam uygulamaları yazımızı, basit ve hoş bir panel eklentisiyle bitirelim. KDE’deki Ksnapshot uygulamasının Xfce’deki karşılığı, xfce4-screenshooter-plugin. Panele yerleşen  düğmesine tıklayarak ekran görüntüsünü alıp size kaydetme bilgilerini soran, basit ve pratik görüntü yakalayıcı için fazla söylenecek bir şey sanırım yok.Ama bununla ilgili bir sürpriz duymak isterseniz, hemen belirtelim. Xfce’nin yeni sürümünde (4.6) ekran görüntüsü almak, Print tuşuna basmak kadar basit olacak, yine bu uygulamacık sayesinde.

Evet arkadaşlar, makalemiz burada sona eriyor; ama Xfce’de kullanılabilecek uygulamalar saymakla bitmiyor. Ayrıca, Xfce’de KDE ve Gnome gibi diğer masaüstü yöneticilerindeki araçları rahatlıkla kullanabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Bu makale, sadece belli başlıklar altında uygulama önerilerinden ve önerilen uygulamaların kısaca açıklamalarıyla resimlerine değinmekten ibaret.

Bol Xfce’li günler…

Neden Canis aureus?

Bu akşam çıkması beklenen Pardus 2008.2 güncelleme sürümüne adını veren Canis aureus‘u tanıyor musunuz?

Canidae (köpekgiller) familyası içinde çok özel bir konuma sahip olan Canis aureus (Altın çakal), Anadolu’nun yaşam alanları tehdit altında olan memelilerinden biri.

Kurt ile çok yakın akraba olan bu çakal türü, Anadolu’nun neredeyse tamamına yayılmış durumdadır. Anadolu’nun dışında, Balkanlar, Kuzey Afrika, Arabistan, İran ve Hindistan Yarımadası’na yaşamaktadır.

Canis aureus iyi bir koşucudur. Hafif bir vücuda, uzun ve güçlü bacaklara sahiptir, böylece uzun mesafeleri rahatlıkla aşabilir. Altın çakallar küçük aile sürüleri içinde ya da bir çift olarak yaşarlar. Daima kendilerine ait, büyüklüğü 3 kilometrekareye kadar varan bir bölgeleri vardır.

Canis aureus ömür boyu süren bir “evlilik” içerisinde yaşar. Üreme zamanları ekim ayındadır. 60 gün süren bir gebelikten sonra, dişinin arayıp içine yerleştiği bir mağaranın içinde 6-9 yavru dünyaya gelir. Bu yavrular ilk üç gün tamamen kör olurlar ve ilk üç hafta sırf süt ile beslenirler. Anne ve baba çakallar yavrularına götürdükleri gıdaları kendi midelerinde taşır, mağaraya vardıklarında tekrar ağızlarından çıkarırlar.

Yeni duvarkâğıdımızın öyküsü

Türkiye’de sulak ve sazlık alanların giderek küçülmesi ve yerleşime açılmasıyla yaşam alanları daralan Altın çakallar, bilinçsiz çiftçi ve avcılar tarafından da sık sık hedef olarak görülmektedir.

Tarımsal alanlara zarar vermeyen ve kürkü bir değer taşımayan Canis aureus, yakın bir gelecekte Türkiye’de nesli tehlike altında memeliler arasına katılabilir. Pardus 2008.2 Canis aureus sürümüne adını veren Altın çakalın Pardus masaüstünde yer alan fotoğrafı, Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gökhan CORAL tarafından çekildi. Göksu Deltası’nda çekilen bu karenin hikâyesini CORAL şöyle anlatıyor:

Doğa fotoğrafçısıyım. Özellikle de kuşları fotoğraflamak için çoğunlukla önemli bir sulak alanımız olan Silifke Göksu Deltası’na giderim.

Kuş fotoğrafı çekmek çok zahmetli bir o kadar da pahalı bir iş. İyi bir fotoğraf çekebilmeniz için çok iyi kamufle olmanız gerekli. Altın çakal fotoğrafını aslında kuş fotoğrafı çekmek için kamuflaj altında yattığım bir hafta sonu gezisinde çektim. O sıralar başımın üstünde bir Kızılbacak (Tringa totanus) uçmaktaydı. Birden önümdeki sazların arasından onu gördüm. 20 – 25 metre ötemdeydi. Yaklaşık bir köpek büyüklüğünde olduğundan önce onu köpek sandım. Ama değildi. Deklanşöre davrandım. Bu sıçrama anını ve bir iki güzel fotoğrafını daha çekmeyi başardım. Çok hassas kulakları olduğundan deklanşör sesini algıladı ve bana doğru baktı, ama üzerimde kamuflaj ağı olduğundan iyi seçemedi sanırım. Benim için unutulmaz bir deneyimdi, umarım tekrar karşılaşırım.

Özgürlükİçin Nereye Koşuyor?

aşta Pardus olmak üzere ülkemizin özgür yazılım ve Linux ekosisteminin oluşmasına önemli katkılarda bulunan, 6 bini aşan kayıtlı kullanıcısıyla her geçen gün biraz daha büyüyen Özgürlükİçin’in Google PageRank’i “8” oldu!

Bugün herkesin ismini İnternet ile özdeşleştirdiği Google’ın, web sayfalarının değerlerini “0” ile “10” arasında bir derecelendirmeye tâbi tuttuğu PageRank sistemi, İnternet sitelerinin değerini belirlemede tek başına olmasa da, önemli ölçütlerden biri.

Google’ın site sıralamasında kullandığı algoritmanın sitenize verdiği değeri gösteren PageRank sisteminde, Türkiye’nin çok az sayıda sitesi 8 seviyesine ulaşmış durumda. Dünyada sadece Google ana sayfasının 10 tam puanı aldığı PageRank sisteminde, ülkemizde 9 puan alan web siteleri sadece birkaç üniversite ile sınırlı.

Yıllardır yayında, hatta bazı büyük holdinglerin bir parçası olarak faaliyet gösteren haber portalları ise genelde 7 ve aşağısı PageRank değerlerine sahip. Hürriyet, NTVMSNBC, HaberTürk gibi Türkiye’nin önde gelen haber portallarının 7 PageRank değerine sahip olduğu düşünüldüğünde, “www.ozgurlukicin.com”un 8 PageRank değerine ulaşması, bizleri açıkçası mutlu ediyor. Henüz yolun çok başında olan Özgürlükİçin, sizlerin desteğiyle eminiz daha da büyüyecek.

Şimdi sıra geldi, bu vesileyle etmek istediğimiz birkaç teşekküre…

Elbette bu başarı, başta TÜBİTAK UEKAE ve proje yönetimi olmak üzere; “Özgürlükİçin”in kodlarını yazanların; forum ve diğer bileşenleriyle üyelerine yardımcı olan üyelerinin; paket tanıtımı, oyun incelemesi, nasıl belgesi hazırlayan siz katkıcılarının; ve son olarak da üyelerini topluluk süreçlerine katarken böyle bir haberi yine onlara emanet eden yöneticilerinindir…

Hepinize teşekkür ediyoruz!

Exit mobile version