Kaş Ekimi Nedir ve Nasıl Yapılır ?

Kaş, yüz güzelliğini ön plana çıkaran olmazsa olmaz bir yapıdır. Kaşlarda yapılacak en ufak bir değişiklik kendisi hemen göstermektedir. Özellikle kadınların daha çok ilgilendiği konu olan kaş bakımı günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte yerini bambaşka bir alana bırakmaktadır. Bu alan ” kaş ekimi “dir.

Çeşitli rahatsızlıklar ve yanlış hamleler sonucunda kaşlarınızın kontrolünü kaybedebilirsiniz.. Bu rahatsızlıklar egzama ve saç kıran olmakla beraber yanlış hamle sınıfına kaş alımı ve doğru uygulanmayan kaş bakımını koyabiliriz. Peki, sağlığını kaybettiğimiz kaşlarımız hep öyle mi kalacak yoksa bunun bir çözümü var mıdır ? Elbette.

Bazı kaynaklara göre kaş ekimi, ilk kez 2. Dünya Savaşı’ndan önce Japonya’da yapılmıştır. O tarihten bu yana fazla bilinmese de uygulanan bu teknik son günlerde kadınların dikkatini fazlasıyla çekmektedir. Kaş ekimi tedavisi aslında yabancı olmadığımız bir yöntem, saç ekimi yöntemi ile yapılmaktadır. FUE yönteminde ekim işlemi, başın arka kısmından alınan kıl kökleri ile yapılmaktadır.

Ekim Sonrası Süreç ve Kaşların Çıkışı

Ekim işleminden sonra gün ve gün kaşlarınızda değişiklik hissedeceksiniz. Bu süreçte cilt yapınız ve cildinizin tepkisi olayın gidişatını değiştirmektedir. Örnek vermek gerekirse ekim işleminden sonra 15. gün ile 6 hafta arasında kaşlarınız tamamen dökülebilir veya hiç zarar görmeyebilir.Bu durum sadece geçici bir süreçtir. Yani dökülse dahi yenileri gelmektedir. Kaşlarınızın son hali hakkında bilgi almak isterseniz size rehber olacak tarih ekin sonrası 12 – 15. gündür.

Kaşların çıkma süresi, üzerinde genel konuşulduğunda ikna etmeye yönelik laflarla süslenmektedir. Kaşların ne zaman tam olarak doğal görünüme ulaşacağı tamamen sizin cildinizle alakalı bir durumdur fakat gözlemlere göre kaşların çıkış süresi 3 – 4 ayı bulmakta doğal görünüme ulaşması ise 1 yılı bulmaktadır.

Bayan Babet Modelleri

Ayakkabıların kadınlar için önemi tartışılmaz. Düz ayakkabılar, topuklu ayakkabılar, sandaletler, babetler, … Seçenek o kadar geniş ki…

Bunlar arasında hem düz, hem spor, hem şık, hem de rahat olması yönüyle en geniş fonksiyona sahip ayakkabılar da şüphesiz babetler. Özellikle hamile bayanların çok kullandığı modeller arasındadır babetler. Bel ve sırt ağrısı gibi sorunları olan bayanlar için de babetler tavsiye edilir. Topuklu ayakkabılar ayağın ortopedik yapısına uygun değildir ve bel, sırt ağrılarına neden olmaktadır. bu nedenle bu gibi sorun yaşayanlar için hem rahatlığı, hem şıklığı, hem de düz olmasıyla babetler çok uygun ayakkabılardır.

Babetler yaz aylarına uygun ayakkabılardır. Ayakları güzel bayanlar için en çok tercih edilen burnu açık babetlerdir. Bunlar için de taşla detaylandırılan, rengarenk çiçeklerle süslenen modeller vardır. Spor ayakkabılar arasında da babet modeller yer almaktadır. Fermuarlı babet modelleri son derece şık ve moderndir. Bağcıklı babet modelleri de farklı bir alternatiftir klasik ayakkabı görünümlü, köşeli burna sahip babet modelleri de mevcuttur. Bunlar düz model olabileceği gibi bağcık detayı ile de tasarlanabilir. Yine parmak detaylarını gösteren babet modelleri de son derece şık ve zarif görünmektedir.

Bunun dışında baharın renklerine hitaben renk renk, irili ufaklı çiçek baskıları olan babet modelleri de en çok rastlanan babet modellerindendir. Renk olarak da kontrast renkler babetlerde çok fazla kullanılmaktadır. En çok tercih edilen renklerin başında siyah, beyaz, mavi, yeşil, sarı, kahverengi ve tonları bulunmaktadır.

Beyaz Kadın Ayakkabı Modelleri

Ayakkabılar kadınların en sevdiği aksesuarlardandır. Alışverişte akla ilk gelen aksesuarlardır. Nerdeyse her kadında onlarca çift ayakkabı bulunmaktadır.

Renk renk ve model model ayakkabılar bulunması da aslında bu durumu haklı çıkarmaktadır bir bakıma. Ayakkabı olarak genelde nude tonlar tercih edilir. Onun dışında siyah ayakkabısı olmayan kadın yoktur. Yine kırmızı tonlarındaki ayakkabılar çok tercih edilir. Ancak beyaza gelince durum biraz değişir. Ayakkabı temiz tutulması en zor aksesuarlardandır. Sonuçta yerdeki her şeyle ilk temas eden ayakkabılardır. Beyaz renk de temiz tutulması en zor renktir. İş böyle olunca beyaz ayakkabı pek kullanılmaz.

Günlük hayata pek uygun değildir beyaz ayakkabılar. Özel günler genelde beyaz ayakkabılar için idealdir. Bu özel günlerin başında da şüphesiz düğün gelir.

Gelinler genelde gelinlik altına beyaz ve tonlarında ayakkabı seçerler. Dantel işlemeli, tül işlemeli romantik beyaz ayakkabılar yanında taş detaylı cesur modeller de bulunmaktadır. Beyaz ayakkabılarda üzerine işlenen detayı göstermek zordur. Çünkü dikkati ilk çeken renk olmaktadır. Bu nedenle beyaz ayakkabılarda detaylara dikkat çekmek için kontrast oluşturma modası vardır son zamanlarda. Çok zıt renkler olmasa da beyazın üzerinde fark edilebilecek doğal tonlar ya da sarı işlemeler kullanılabilmektedir.

Yine kısa etekler altına diz kapağına kadar gelecek bağcıklar yardımıyla da hareket kazanan ve dikkat çeken beyaz ayakkabı modelleri bulunmaktadır. Her ne kadar zor bir renk olsa da doğru model ve kombinle beyaz ayakkabılar çok şık görünmektedir.

Validebağ’da Son Dakika Gelişmeleri

İstanbul’un gözde ilçelerinden Üsküdar’da Velidebağ korusuna yapılacağı iddia edilen cami inşaatının üzerine bölgedeki halk tepkiler göstermişti. İnşaat yapımının durdurulmasına yönelik İstanbul 7.İdari Mahkemesi’nin kararı ile bir sürelik duraksayan inşaat itiraz üzerine tekrar yürürlüğe girdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş gün içerisinde yaptığı açıklamalarda konuya değinerek söz konusu caminin Velidebağ korusunun dışında olduğunu ifade etti. Mahkemenin verdiği yürütme kararının iptali üzerine cami yapımına devam edilmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz günlerde Üsküdar Belediyesi ile tepki gösteren halk arasında istişareler yapıldı. Koru alanında gece nöbetleri tutan tepkili halk polisin geri çekileceği bilgisi üzerine daha sonradan bölgeden ayrıldı. Koru alanının yakınında bulunan site yönetiminin şikayeti üzerine açılan davada durdurma kararı alınan cami inşaatı kararında son verilen kararla birlikte yasalar çerçevesinde bir inşaat alanın devam etmesi planlanıyor.

İnşaatın durdurulmasına yönelik ilk tepkiler bundan birkaç gün önce gelmiş ve tepki gösterenler içerisinde bir vatandaşın söylediği sözlerde dikkat çekmişti. Ayrıca bölgeye habercilik yapmak için gelen sarıklı ve cübbeli bir haberciyle bölgedeki vatandaşlar arasında gelişen diyalog ilginç sahnelere neden olmuştu.

AIDS Hakkında Bilmeniz Gerekenler

AIDS veya Türkçe anlamı ile Vücut bağışıklık sistemi virüsü, vücudumuzun hastalıklara ve dış etkenlere karşı koruyan bağışıklık sistemini etkisiz hale getiren bir hastalıktır. Bağışık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten önce saatler içinde yendiği hastalıkları artık vücudun yenememesidir.

AIDS’in Nedeni ve Bulaşma Yolları

Hastalığa neden olan virüs; Human immüno-deficiency virüs Tip 1’dir. 600 derecedeki ısıya 30 dakika ayrıca da alkole, antibiyotiklere ve ultraviyoleden zarar görmez. Son yıllarda bilim adamların araştırması sonucu ayrıca AIDS’e HIV-2 virüsünün de neden olduğu saptanmıştır. Ayrıca bebeğe de plasenta ve sütle anneden bulaşabilir. Genellikle vücuda bulaştıktan sonra ortaya çıkma süresi 3 ay ile 4 yıl arasında değişmektedir. Çok nadir de olsa 10 yıl boyunca vücutta olmasına rağmen hastalığa neden olmamış AIDS vakaları da vardır.

AIDS’in bulaşma yolları;

Kan yolu,
Cinsel ilişki,
Anne sütü ve annenin AIDS olması,
Jilet, tırnak makası, enjektör gibi şeylerin ortak kullanımı

AIDS hastalığının risk grupları

Homoseksüeller
Uyuşturucu bağımlıları
İlaç bağımlıları
Hayat kadınları
Biseksüeller
AIDS’li kişi ile cinsel temasta bulunanlar

AIDS’in belirtileri

AIDS kuşkusuz en ağır seyreden hastalıkların en başında gelir. Genellikle kaçınılmaz son ölümdür. Virüs ilk önce bağışıklık sistemi hücrelerine zarar verir ve bağışıklık sistemi yetmezliğine neden olur. Bu yüzden fırsattan yararlanan bazı hastalıklar kişiyi ölüme götürür.

Lenf bezlerinden anormallik: Hastanın lenf bezleri şiş sert ve ağrılıdır. Şişlik en az 2 aydır mevcuttur. Sebebi HIV virüsünün lenf bezlerine saldırmasıdır.
Ateş: Hastalığın başında ateş çok yüksek değildir fakat belirli miktarda normalden fazla ateş sürekli vardır. Bunun sebebi bu güçlü virüs karşısında bağışıklık sisteminin çeşitli şeyler deneyerek onu ortadan kaldırmayı denemesidir fakat her deneme maalesef sonuçsuz kalmaktadır.
Devamlı öksürük: Öksürüğün sebebi hava ile vücuda giren mikropların akciğer enfeksiyonu oluşturmalarıdır. AIDS olmadan önce bağışıklık sistemimiz çok güçlü olduğu için hava ile alınan mikroplar hastalığa neden olamamaktadır ama AIDS olduktan sonra alınan hava bile hastayı hasta edebilir.
Diğer belirtiler: Diğer belirtiler arasında, sebepsiz ve uzun süreli kanamalar, kalıcı halsizlik, iyileşmeyen ishal ve hafıza kaybı vardır.

AIDS’in tanısı

AİDS’in erken tanısı ile hasta yakınlarına bulaşmasının önlenmesi çok önemlidir. AİDS Eliza kan testi ile ortaya çıkmaktadır.

 

AIDS’in komplikasyonları

AIDS’in en önemli komplikasyonu ölümdür. Diğer komplikasyonlar ise, böbrek yetmezliği, akciğer ödemi vb. şeylerdir.

AİDS’ten korunma

Cinsel ilişki ile olan bulaşmaya karşı koruma: AIDS’te en sık bulaşma Cinsel ilişki ile olduğu için bu yoldan korunma en önemli korunma yöntemidir. İlk olarak tek eşli yaşayarak HIV’den kesinlikle uzak durulabilir. Cinsel ilişki esnasında da prezervatif ile AIDS’ten korunulabilir. Fakat koruyucu prezervatif bazı özelliklere sahip olmalıdır bunlar; Lateks olması, doğru şekilde ve ilişki boyunca kullanılması, yırtık veya delik olmamasıdır.

 

Kan ile bulaşmaya karşı korunma: 1980’li yıllardan beri alınan kan HIV testinden geçmektedir fakat hastalık kuluçka döneminde ise maalesef AIDS görünmemektedir. Korunma yöntemleri için de, uyuşturucu bağımlıklarından kurtulma, ortak enjektör kullanmama ve bağımlılık tedavisi yer alır. Ayrıca bulaşma ihtimali olan jilet gibi malzemeler de ortak kullanılmamalıdır.

 

AIDS’in tedavisi

AIDS’in tedavisi henüz maalesef bulunamamıştır. Fakat bulunan bazı Anti-HIV ilaçlar vardır bunlar da HIV’n hücrelere geçişini yavaşlatarak hastanın ömrünü uzatmaktadır.

DOĞAL KIRIŞIKLIK MASKESİ

Her kadının korkulu rüyasıdır cildinde oluşan kırışıklıklar öyle ki bu kırışıklıklar bazen kadınlarda takıntı durumu oluşturarak kadınların sosyal hayatını da mahvetmektedir. Öyle ki erkekler de kadınların yüzünde oluşan kırışıklıkları itici bulmakta ve bu durumun bakımsızlık edeni ile ortaya çıktığını söylemektedir. Ancak bu kırışıklıklar artık sadece estetik ameliyatlar ile değil doğal bitkiler ile de yok edilmektedir. İşte kırışıklıklara etki eden en güzel cilt maskesini sizlerle paylaşacağız:

2 fincan suyun içerisine 2 çorba kaşığı keten tohumunu koyup tohumlar kaynayana kadar kaynatıp püre haline getirin. Yüzünüzde kırmızı kılcal damarlar yoksa eğer, bu püreyi dayana bileceğiniz bir şekilde yüzünüze sürün ve 20 dk kadar bekleyip yıkayın. Eğer ki yüzünüzde belirgin damarlar ve kırmızılıklar var ise maskenizi soğuduktan sonra yüzünüze uygulayın ve yine 20 dk bekleyip yıkayın.

Yüzünüzü her sabah önce ilik sonra soğuk su ile yıkayıp ardından da nemlendirici sürmeniz yine kırışıklıklarınızı azaltacaktır.

 

Güzel Uyanmak

Güzel Uyanmak

Hepimizin bildiği gibi uykunun insan hayatında önemli bir yeri vardır. Uykunun insan
vücudunu dinlendirmesinin yanında pek çok faydası vardır. Bu yüzden bir uyku düzeniniz
olmalıdır. Çünkü uyku düzenimiz cildimiz için de önemli rol oynar. Daha sağlıklı ve genç bir
cilde sahip olmak istiyorsanız uykunuza çok dikkat etmelisiniz. Uyumadan önce yüzünüzde
makyaj var ise o makyajı mutlaka çıkarmalısınız. Makyaj olmasa bile yüzünüzü yıkamalı,
peeling yapmalı, toniklemeli ve nemlendirmelisiniz. Yani cildinizi en iyi şekilde temizleyip,
bakımını yapmalısınız. Çünkü gece olunca cildiniz kendini yenilemeye çalışır. Bu nedenle
yüzünüzdeki yağı, bakteriyi temizlemeniz gerekir. Sırtüstü yatmak en iyi uyuma şeklidir.
Yüzünüz yastığa değmez ve bu sayede kırışıklar oluşmaz. Yastık seçiminde de hassas
olmalısınız. İpek yastık kullanmayı tercih etmelisiniz. Bu sayede saçlarınız kırılmaz ve
yüzünüzde kırışıklıklar oluşmaz. Cilt mevsimlerden çok çabuk etkilenir. Bu yüzden
mevsimlere göre cildinizi nemlendirmelisiniz. Sıcak havalarda hafif nemlendiriciler
kullanmanız büyük yarar sağlar. Kışın ise cildinizi nemlendirmek oldukça önemlidir. Gece
kreminize damlattığınız birkaç damla yağ işe yarar. Böylece kış boyunca cildiniz extra
nemlenmiş olur. Ayrıca cildinizi ısıtıcıların yarattığı kuruluktan da koruyacaktır. Bir hava
nemlendiricisi de kullanabilirsiniz. Cildinizin nem kaybetmesini önleyecektir. Daha öncede
söylediğimiz gibi uykuya dikkat etmeniz, uykusuz kalmamanız gerekir. Uykusuzluk cildinizin
yorgun, solgun görünmesine neden olur. Bu yüzden iyi bir gece uykusu oldukça önemlidir.

Alternatif Tıp Lokman Hekim’in Mirası

Alternatif tıp doğal bitkilerle yapılan ilaçları kapsar. Bunun en iyi açıklaması Lokman Hekim tarafından yapılmıştır.
Kainat eczanesi diye adlandırılan tıp bilimindeki adı alternatif olan bir bölümdür. Bundan asırlar önceye dayanan
bitkilerin dili insandaki yeri,Kozmolojimizi tanıyabileceğimiz alternatif tıp dalında insanları tedavi etmenin
yöntemleri aranır, bilinir.
Lokman hekim ölüme de çare arar. Belki de bulur.Ancak Lokman\’da ölümlüdür. Tıp aslında bunlarla uğraşmaz
daha çok kişilerin yatkınlıkları doğrultusunda düzenleme yaparlar.

İNSAN VÜCUDU NEYE YATKIN İSE BU ONUN TEDAVİ YOLUDUR.
ALTERNATİF TIP İLE İLGİLİ EN DOĞRU BİLGİ İNSANIN DİLİ İLE SÖYLEDİĞİ ANLATTIĞI ŞEYLERDİR.

Bunlar
dilden dile uygulanarak günümüze kadar ulaşan bilgilerdir. Alternatif tıp bugün en iyi bağışıklık sistemimizde
kullanılan bir tıptır. İnsanların alternatif tıpı doğru algılaması gerekir. Her şeyi uygulamamalı yada doğru düzgün
bir şekilde uygulamalıdır.Bitkilerin çok fazla etkileri olabilir. Çünkü iksirler bile bitkilerden elde edilir.Mide
rahatsızlığı olan kişilere kekik çayı hafif gıdalar önerilir. Ancak bilinçli tüketici bunları usulüyle kullanır.

Peygamberimizin sağlık ile ilgili düşünceleri şöyledir:

1. Sulu bal: Balı sulandırarak aşırı etkisini bünyeye göre ayarlar.
2. Trit kebabı: Evde atılacak ekmekleri değerlendirmek için hayvanın boyun etinden kebap yer.Boyun en fazla
sinirin olduğu yerdir. Bu insan beyninin dalgalarını düzenleyen bir besin yeme yoludur.
3. O iki defa ısıtılan yemeği yemez. Çünkü 2. kez ısıtılan yemekte besin değerleri ölür.Bu da mide ye zararlıdır.
4. Birde sofradan tam doymadan kalmak bu da bir duyumdur. Kişiler bunu kendilerine bir düşünce edinirken ilke
olarak kullanır.
Bundan yıllar önce hastalıkların tedavi yöntemleri alternatif tıp ile bilinirdi. Ancak günümüzde daha alternatif
yollar vardır.

Bilim

Bilim sonu olmayan bir büyü gibidir. Kendi içerisinde tutarlı her zaman soru sorup çözümünü de barındıran kurallar bütünüdür.

Bilim teoride insanlığa faydalıdır ve durmadan kendini yeniler ancak pratikte de böyle midir tartışılır. Rönesans ve reform öncesi din ne kadar etkili ise bilim de şu anda kitleleri etkileyecek boyuttadır. Çünkü tıp, elektronik, haberleşme, fizik, mühendislik gibi birçok alanda ilerleme son hızla devam etmektedir. Bilim bilindiği kadarıyla Mezopotamya bölgesinde hatta Mısırlılar tarafından ilk olarak ele alınmıştır. Sonrasında ise birçok millet tarafından ele alınıp işlenip bu günlere kadar gelinmiştir. Evreni, insanları dünyayı anlama çabasıyla doğan sonra da gelişip bu günlere kadar gelebilen bir alandır.

Bebeklerde 0-3 ay Gelişim Süreci

Bebeklerde gelişim süreci  4 bölüm olarak incelenmektedir.

1-MOTOR GELİŞİMİ

Bebeğinizi karnından tutularak havada tutulduğunda küçük başı öne düşer.

Beşikten kaldırmaya çalıştığınızda başını desteklemezseniz gevşek kalır ve düşer.

Yüzüstü bıraktığınızda başını sağa ya da sola çevirebilir.

Kol ve bacaklarında ani hareketler ve duruş değişiklikleri gösterebilir.

Avuçlarında ve elinin tamamında yakalama refleksleri görülebilir.

Oturur konuma geçirilmeye  çalışıldığında boyun kasları tam gelişmediği için başı belirgin bir biçimde geride kalır.

2-ALGISAL GELİŞİMİ

Bebeğiniz görme alanı içindeki parlak cisimleri fark edebilir.

Dört basit tad olan tatlı,ekşi,acı,tuzluları algılamaya başlar.

Duyduğu seslere tepki verebilir ve ses duyduğunda başını sese doğru çevirebilir.

Kendi sesini diğer duyduğu seslerden ayırt edebilir.

1-2 haftalık bebeğiniz sizin ten kokunuzu diğer kokulardan ayırt edebilir.

3. haftadan itibaren sizi emerken yüzünüzü incelemeye başlar.

2. ayında sizin yüzünüzü diğer yüzlerden ayırır.

Yavaş hareket ettirdiğiniz bir nesneyi takip eder.

3. ayında objelerin nerede olduğu ile değil ne olduğu ile ilgilenir.

Yüzü önünde kendi elleri ve parmaklarıyla oynamaya başlar.

Bebeğinizle konuştuğunuzda bazen de kendi kendine zevkle sesler çıkarır.

Sesin kaynağını bulmak için başını sağa sola çevirir.

3-DİL GELİŞİMİ

Bebeğiniz kısa ve derin soluklar alması demesi konuşmanın temelini oluşturması demektir.

Bebeğiniz ağlama sırasında sesler çıkararak çene ve dil hareketlerini tekrarlayarak ses ve solunum düzenleme becerisi kazanır.

Bebeğiniz rahat ve hoşnut olduğu zamanlarda kumru gibi sesler çıkarır.

4-SOSYAL  GELİŞİMİ

Bebeğinizin yüz ifadesi belirsiz ve anlamsızdır.

Bebeğinizin 5-6 haftalıkken sosyal gülümseme ve tepki biçimindeki sesli ifadeleri gelişir.

Bebeğiniz 3. aya doğru yemek,banyo, uyku gibi faaliyetleri fark eder ve tepki verir.

Bebeklerde 3-6 ay Gelişim Süreci

1-MOTOR GELİŞİMİ

Bebeğiniz sırtüstü konumdayken minik ayaklarına bakmak için başını kaldırabilir.

Bebeğiniz sert bir zeminde ayakta tutulduğunda ağırlığını ayaklarına verip etkin bir biçimde aşağı-yukarı zıplar.

Bebeğiniz sırtüstü konumdan yüzüstü duruma,yüzüstü durumdan da sırtüstü duruma geçebilir.

Bebeğinizi destekle oturtabilir ve oturttuğunuzda çevresine bakmak için başını bir yandan öbür yana çevirebilir.

Bebeğiniz bacaklarını birbiri ardına hareket ettirebilir ve güçlü tekmeler atabilir.

2-ALGISAL GELİŞİM

Bebeğinizin gözleri artık birlikte hareket eder.

Bebeğiniz 15-30 cm yakınlığındaki nesnelere dikkatle bakmaya başlar ve aynı zamanda onları tutmak için ellerini uzatır.

Bebeğiniz 3 m uzağında olan topların yuvarlanışını izler.

Bebeğiniz ona seslenen sesin kime ait olduğunu bulabilir.

Bebeğiniz siz odada bir şeyler ile ilgilenirken size anlamlı bir ilgi ve dikkatle yaptıklarınızı izler.

Bebeğiniz avuçlarıyla kavrarken bütün elini kullanır.

Bebeğinizin eline oyuncak verdiğinizde bir elinden diğer eline geçirebilir.

3-DİL GELİŞİMİ

Bebeğiniz şarkımsı sesler ya da tek ve iki heceli ifadelerle hoş ve uyumlu sesler çıkarır.

Bebeğiniz kendi kendine neşe çığlıkları atmaya başlar.

“ba ba” “de de” gibi iki sesli sözcükleri ayırt eder.

4-SOSYAL GELİŞİMİ

Bebeğiniz her yakalayıp eline aldığı her şeyi ağzına götürür.

Bebeğinize çıngırak verdiğinizde hemen elini uzatır ve ses çıkarması için sallamaya başlar.

Bebeğiniz çevresindekilere yakınlık davranır ama zaman zaman özellikle annesi olmadığında hafif bir utangaçlık ve endişe gösterebilir.

Bebeklerde 6-9 ay Gelişim Süreci

1-MOTOR GELİŞİMİ

Bebeğiniz artık desteksiz olarak 10-15 dk oturabilir.

Bazı bebekler bu dönemlerde emeklemeye başlar.

Bebeğiniz dengesini yitirmeden önünde duran oyuncağını almak için ona doğru eğilebilir.

Bebeğiniz o sevimli vücudu ile yerde yuvarlanarak bir yandan diğer yana döndürerek ya da kıvrıla kıvrıla ilerler.

Bebeğiniz desteği tutarak ayağa kalkabilir.

2-ALGISAL GELİŞİM

Bebeğiniz çevresindeki insanlara,nesnelere olup biten her şeye görsel açıdan büyük ilgi duyar.

Bebeğinizin oyuncağının bir bölümünü gizlemiş olsanız bile oyuncağını bulabilir.

Bebeğiniz oyuncağını durduğu yerden alabilir ama kendiliğinden  yere koyamaz.

Bazı bebekler işaret parmağını kullanarak daha uzaktaki nesneleri size gösterebilir.

3-DİL GELİŞİMİ

Bebeğiniz tek heceli sözcükleri sıkça kullanmaya başlar.

Bebeğiniz komik sesler çıkararak büyükleri taklit edebilir.

Bebeğiniz ona hayır ve güle güle dediğinizde yüzünüze bakarak sizi anlar.

Bebeğiniz sizin ilginizi çekmek için bağırabilir.

“baba”,”dede”,”anne” gibi heceleri birleştirebilir.

4-SOSYAL GELİŞİMİ

Bebeğiniz sesli oyuncaklarını sallayarak veya bir yere vurarak zil çalma eylemini taklit eder.

Bebeğiniz kızdığında ya da herhangi bir şeyi istemediğinde hoşnutsuzluğunu belirten sesler ya da hareketler yapabilir.

Bebeğiniz tanımadığı kişiler ve sizin aranızda belirgin bir biçimde ayrım yapar.

5-BİLİŞSEL GELİŞİMİ

Bebeğiniz amaçlı eylemlere geçmeye başlarlar, engelleri kaldırmak ya da yolunu değiştirmek gibi

Bebeğiniz saklamış olduğunuz nesneleri aramaya başlar.

Bebeğiniz nesnenin sürekliliğini anlar.

Bebeklerde 9-12 ay Gelişim Süreci

1-MOTOR GELİŞİMİ

Bebeğiniz artık uzun süreli yerde oturabilir.

Bebeğiniz desteksiz tek başına yürüyebilir.

Bebeğiniz evinizdeki koltuğunuz gibi nesnelere tutunarak ayağa kalkıp tekrar oturabilir.

Bebeğiniz emekleyebilir ya da kalçası üzerinde kendini sürükleyerek ilerleyebilir.

Bebeğiniz oturur pozisyondan yatar pozisyona ya da yatar pozisyondan oturur pozisyona geçebilir.

Bebeğiniz yerde uzun süre artık oturabilir.

2-DİL GELİŞİMİ

Bebeğinizin çıkarttığı seslerin sayı ve çeşitlerinde gelişme görülür.

Bebeğiniz gerçek sözcüklerin yerine sembolleri kullanır. Örneğin çaydanlık için gaganlık, kedi için pisi pisi,araba için düt gibi.

3-ALGISAL GELİŞİMİ

Bebeğiniz ondan istediğiniz nesneleri size verebilir. Örneğin topu,tv kumandası,biberonu gibi.

Bebeğiniz sizin konuşurken kullandığınız sözcükleri anladığını belli eder.

Bebeğiniz ona ismi ile hitap ettiğinizde ismini bilir ve seslenilen yöne döner.

Bebeğiniz ellerini serbestçe kullanabilir.

Bebeğiniz oyuncaklarını bilerek atar veya düşürebilir ve yere düşüşlerine bakar.

Bebeğiniz ilgisinin çeken şeyleri işaret parmağıyla bu diye gösterip ister.

Bebeğiniz belirli mesafelerden kendisine doğru gelen tanıdığı kişileri seçebilir.

4-SOSYAL GELİŞİMİ

Bebeğiniz “güle güle” anlamında elini sallayabilir.

Bebeğiniz “merhaba”anlamında sizinle tokalaşabilir.

Bebeğiniz tanıdığı kişilere sevgi gösterir.

Bebeğiniz gösterildiğinde küplerini ya da oyuncaklarını kutunun içine koyup çıkarabilir.

Bebeğiniz onu giydirirken size yardımcı olmak adına kolunu ve bacağını uzatır.

Bebeğiniz kendi kaşığını,kendi biberonunu tutabilir.

5-BİLİŞSEL GELİŞİMİ

Bebeğiniz yeni şeyleri keşfeder.

Bebeğiniz kendi yemek yeme denemelerine girişir.

 

Komşu Komşunun Külüne Artık Muhtaç Değil mi?

Komşu Komşunun Külüne Artık Muhtaç Değil mi?

Gelişen mimari, yaşanılan başkalaşmalar, fikir ayrılıkları ve daha bir sürüsü insan ilişkilerinde
eski tadı vermez oldu artık. Hakim olan düşünce hep ‘Kimse bana dokunmasın, hayatıma
karışmasın, ben de kimseye karışmayayım.’ Oldu ve yoldan geçen her insan sinirli her insan
düşünceli ve birbirine merhaba demekten aciz oldu. Bugün çekinmeden bir komşunuza gidip
1 bardak süt isteyebilir misiniz? Acaba benim hakkımda ne düşünür, beni yargılar mı, beni
tersler mi diye düşünmez misiniz? Dahası siz gideceğiniz komşunun aslında o size gelince
düşüneceklerinizi düşünmesinden korkmaz mısınız?
Tüm bu soruların yanıtları kendi kişisel ilişkilerinizde gizlidir. Ah o eskiler diyip klişe bir cümle
tamamlamak elbette ki istemem ancak yeri gelince 1 ekmeğin yarısını paylaşan insanlara ne
oldu? Kim ve neyi düşünerek bu kadar çıkar düşkünü bir hale gelindi? Yargılama kavramı aynı
bina içindeki insanlara da mı bulaştı? Hep görünmez duvarlar örülmeye başlandı. Kim kimi ne
amaçla kolluyor, kim kime ne amaçla 1 bardak su veriyor hep bunun altında bir şey
aranmaya başlandı. Dostluklar hep uzaklarda aranmaya ve küreselleşmek istenirken aslında
daha da yobaz bir hale gelindi. Kapı komşumuza günaydın demek halini hatırını sormak bu
kadar zor olmamalıydı. Teknoloji alanında gelişirken sosyal alanında bu kadar yozlaşmak
acizlikten öte değildir. İki arkadaş bir araya geldiğinde ilk önce nasılsın demeyi unuttu ve
bunun yerine hadi bir selfie çekelim de instagrama atalım demeye başladı. O fotoğrafla
gerçek dostlara sahip olduğunuza kalpten inanıyor musunuz?
Kendinizi sorgulamaya başlarken bugün ne giysem ya da twitter’a ne yazsam diye
düşünmeyin. Ben nerede hata yapıyorum da bu kadar yalnızlığa itildim diyin. Kimseyi yalnız
olmadığınıza inandırmak zorunda değilsiniz ancak kendinizi yalnız olmadığınıza
inandırmalısınız. Buna inandırırken de kendinizi asla kandırmamalısınız. Bugün kendinize bir
iyilik yaparak şu an evdeyseniz bir kalıp kek yapın ve komşunuza ikram edin. Göreceksiniz ki
sizin kadar onun da buna ihtiyacı olacaktır. Başınız sıkıştığında çalacak bir kapınız olduğunu
bilin. Hayatta her şeyin de karşılıklı olmadığını da. Beklentilerinizi alçak tutmadıkça bir şeyler
elde edemezsiniz. Yalnızlığınızı paylaşmayı öğrenin.
Yaşlı insanlar hep anlatır durur önceden şöyle yapardık böyle yapardık diye, anlatırken bile
içleri heyecan dolar. Onları dinlerken bizler hayal edemediğimiz için sıkılır ve anlam
veremeyiz. Anlattıkları olaylarda hep bir dostları bir komşuları dahil olur işin içine. Eskiden var
olan ‘komşuluk’ kavramını bilmeyen biz hor görürüz bu hikayeleri. Abartı bile gelir hatta.
Anneannemiz başlar anlatmaya… Bir gün çok işim vardı yetişemiyordum da komşum yardıma
yetişti diye. Nasıl olurda bir komşu başka bir komşunun işini halleder ki diye geçer içimizden.
Sosyal ağlarda tanımadığımız insanları benimseyip onları takip ettiğimizi unutur ‘olur mu
anneanne sende abartıyorsun biraz’ diye cevabı yapıştırırız. Bilmiyoruzdur çünkü o
samimiyetin ne olduğunu. Soğuk dört duvarlardan başka komşuluk eden yoktur bize.
Sizce de insanlık körelmedi mi? Duygu düşünce hassaslığı hep mantıkla yer değiştirmedi mi?
Mantığa uygun hareket etmek elbette önemli. Peki ya kalp? Hisler ne olacak hiç düşündünüz
mü? Sorular sorular sorular… Hep cevabını bildiğimiz ama asla sesli olarak dillendirmediğimiz
sorular. Gelin bu gidişata bir son verelim ve herkes kalbinin içini süpürsün ve insanlık
tertemiz olsun. Eskinin yeri elbette dolmaz ama yeniden bir düzen kuralım. Olmayacak bi şeyi
değil dostluğu tutalım.

İlişkilerde Empati

İlişkilerde Empati

İnsanoğlunun en derin açığı,anlaşılmak,sevilme ihtiyacı ve saygı duyulan biri olabilmektir.
Empati temelde insanın kendisini karşısındakinin yerine koyabilmesi anlamına gelen bir
kavramdır.Kişi kendisini, karşısındakini anlamaya yöneltmişse,onun duygu ve düşüncelerini de
anlamaya ve onun gözünden bakabilmenin nasıl olduğunu anlamaya başlamış demektir.
İnsanların birbiriyle empati kurabilmasi için öncelikle birbirlerini dinlemeleri gerekmektedir.Oysa
günümüzün hızlı tempolu yaşamında,söylenilenleri dinlemek,karşımızdakinin konuşmasını
bitirdikten sonra ona cevap vermek olarak değerlendirilmektedir.İnsanlar karşıdaki kişi
konuşurken onu dinlemek yerine,onun konuşması bittikten sonra vereceği cevabı hazırlamakla
meşgul olmaktadır.Bu durum dinlemek değil sadece duymak anlamına gelmektedir.
Herkes konuşmak,dinlenmek,sevilmek,şefkat görmek istemektedir.Ancak buna sahip olmanın
yolu öncelikle karşıdakinin görüşünü anlamak,o kişinin söyleyeceklerine önem vermek,o kişiye
herşeyden önce insan olarak özen gösterdiğinizi hissettirmekten geçmektedir.Dünyaya o kişinin
bakış açısından bakmaya çalışmak,yani empati kurmak o kişiyle bağlarınızı derinleştirerek güvene
dayalı bir ilişki oluşturmanızı sağlayacaktır.Karşılıklı olarak birbirini dinlemeyi başaran çiftlerin
güvene,saygıya ve samimiyete dayalı sağlam temelli ilişkiler kuracakları açıktır. Empati,aşk,iş,
arkadaş veya aile bağlarında sağlıklı ve sağlam temeller oluşturan bir davranış ve anlayış
biçimidir.Belki sık sık rastalanılan bir cümle de olsa \’\’Beni eleştirme,beni anlamaya çalış,
benim ayakkabılarımı giyerek,benim yürüdüğüm yollardan yürü\’\’ demek empatiyi bir doğru
iletişim becerisi olarak tanımlamak yerinde olur.
Durum aşk ilişkilerinde de aynıdır.Kişiler birbirlerine aşık olup,sevseler de eğer birbirlerini
dinleme ve anlama yeteneği geliştiremiyorlarsa,ilişkiler sona doğru daha çabuk gitmeye
mahkum olmaktadırlar.Elbetteki kadın ve erkeklerin,düşünme şekli,çözüm yolları farklı olacaktır.
İşte empati kurmanın devreye girdiği yer de tam burası olmaktadır.Kişiler karşısındakinin
güçlü olan duygularını dikkatle değerlendirmelidir.Sevgi,neşe,nefret,hayal kırıklıkları,acı çekme
gibi.Kişinin yaşadığı durumla baş edebilme gücüne saygı gösterdiğinizi belirtmek,onunla bağ
kurmanızı sağlar.Sonra bu konuyu birlikte çözümleyebileceğinizi,hatta neler yapabilceğiniz
konusunda detekleyici konuşmak,kişinin üzerinde güven ve rahatlama oluşturacaktır.Tabi ki tüm
bu söylenenleri yapabilmenin yolu iyi dinlemekten geçmektir.En derin sevgiler,en yoğun duygular,
güzel ilişkiler ve bitmez denilen evlilikler,dinleme ve empati eksikliğinden kaybedilmeye
mahkumdurlar.
Empati kurmanın yapı taşları,dinlemeyi bilmek,saygı göstermeyi bilmek,hoşgörü sahibi olmayı
başarabilmek,dinlerken düşünmeyi başarabilmektir.Empati sevgiyi doğuran ve geliştiren en güzel
iletişim yoludur.

Hayatımızı Kolaylaştıran Pratik Bilgiler

Hayatımızı Kolaylaştıran Pratik Bilgiler

Çoğumuz zaman zaman çözüm üretmekte tıkandığımız anlar yaşarız.Hayatımızı kolaylaştıracak,
zamandan tasarruf etmemizi sağlayacak bilgiler ararız.Bu bilgilerden bazılarının sizlere yardımcı
olmasını dileriz.
Zamanla evdeki kapı,pencere yada çekmeceler açılıp kapanırken zorlanır.Bu durumda zorlanan
bölgelere vazelin sürmeyi deneyin.Kayganlaşıp,kolayca kapanacaktır.
Bir miktar suyun içine atacağınız yumurtalar,dibe çökerse tazedir.
Un paketi yada torbanızın içine defne yaprağı koyarak böceklenmesini önleyebilirsiniz.
Gözlük vidanız sık sık çıkıyorsa,vidalayacağınız deliğe renksiz oje damlattıktan sonra vidalayın.
Evde mobilyaların yeri değiştikten sonra halı üzerinde iz kalır.Bu izleri yok etmek için,üzerlerine
buz sürün.Eridikten sonra süpürün.
Evde sık sık birşeyler kırılır.Cam kırıkları çok küçük oldukları için tam olarak
temizlenemeyebilir.
Islak pamuk yardımıyla tüm ufak parçaları toplayabilirsiniz.
Fermuarlı giyeceklerinizi yıkarken,fermuarlarını kapatmayı ihmal etmeyin ve öyle yıkayın.
Fermuarların bozulmasını önlersiniz.
Bez ayakkabıların temizlenmesi zordur.Bir yastık kılıfının içine koyacağınız ayakkabılarınızı
çamaşır makinesinde rahatlıkla yıkayıp,tertemiz yapabilirsiniz.
Kot pantolonunuzun ömrünü uzatmak istiyorsanız;bol tuzlu suda oniki saat kadar
bekletin.Tersini
çevirdikten sonra 30 C de yıkayın.Hassas program da olabilir.Yüzünü çevirerek belinden asın.
Asla güneş ışığında kurutmayın.Gölgede kurutmak en uygun şekildir.
Gömlek ütüleyeceğiniz zaman,mutlaka düğmeleri ilikli olarak ütüleyin.Ancak düğmelerin üzerine
ütü sürmeyin.Daha rahat ütüleyeceksiniz.
Kışın radyatörlerinizin arka kısımlarına aluminyum folyo ile kaplayın.Sıcaklığı oda içine
yansıtırsınız.
Pamuklu giyeceklerin çekmemesi için,ilk aldığınız gece soğuk suda beklettikten sonra yıkayın.
Dirsekleriniz ve topuklarınızın sertleşmesini önlemek için limon dilimiyle ovuşturun.
Yeni tavanızın içinde bir miktar sirke kaynatırsanız daha sonra yapacağınız kızartmalarda
yapışma olmadığını göreceksiniz.
Fırında patates yapmadan önce 10 dk kadar haşlayın ve çatal yardımıyla delin.Çok rahat
piştiğini
göreceksiniz.
Ahşap eşya temizliği yaparken,birkaç damla sirke ve zeytinyağı ile ovarsanız,hem temiz hem
parlak olacaklardır.
Sertleşmiş etler için,sıvıyağ­sirke karışımı içinde bekletin.
Elbisenize sakız yapıştığında,bir naylon torbaya koyun ve buzlukta 1 saat bekletin.Rahatça
çıktığını göreceksiniz.
Yaptığınız böreğin daha lezzetli olmasını istiyorsanız,hazırladıktan sonra buzdolabında en az 1
saat
bekletin ve öyle pişirin.
Naftalin kullanmak istemeyenler,onun yerine limon kabuğu yada karanfil kullanabilirler.
Kızartma yağının içine birkaç dal maydanoz koyarsanız evinize kötü kızartma kokusu
sinmeyecektir.

Wimbledon’da Zafer Serena Williams’ın

Wimbledon’da Zafer Serena Williams’ın

135 yıldır düzenlenen ve dünyanın en prestijli tenis turnuvası olma özelliğini taşıyan Wimbledon tenis
turnuvasında kadınlarda Serena Williams şampiyonluğa ulaştı. Finalde İspanyol rakibi Garbine
Muguruza’yı 6-4 ve 6-2’lik setlerle 2-0 yenmeyi başaran dünya 1 numarası böylece kariyerinin 21.
grand slam zaferini yaşayarak Alman tenisçi Steffi Graff’a ait olan grand slam kazanma rekoruna bir
adım daha yaklaştı.
Maça tutuk başlayan Serena Williams biraz da Steffi Graf’ın rekoruna yaklaşma şansının yarattığı
stresle ilk setin ortalarına dek servisini oyuna sokmakta zorlandı. Rakibine servisini kırdırarak ilk sete
başlayan Williams ritmini ancak ilk setin ortalarında yakaladı. Muguruza karşısında 4-2 yenik düştüğü
ilk sette altıncı oyundan itibaren ilk servislerini oyuna daha yüzdeli sokmaya başlayan Williams üst
üste 4 oyun alarak seti 6-4 kazanmayı başardı. İkinci settte yakaladığı ritmi kaybetmeyen Amerikalı
tenisçi rakibinin oyunun içine sokmadan seti 6-2 maçı da 2-0 kazanarak Wimbledon turnuvasında
altıncı kez mutlu sona ulaştı.
33 yaşındaki tenisçi için Wimbledon zaferi büyük anlam içeriyor. Keza iki sene içinde profesyonel
tenis kariyerini sonlandıracağını açıklayan Serena bu yıl Fransa açığın ardından Wimbledon’da da
zafere ulaşarak Graff’a ait grand slam kazanma rekorunu kırmaya sadece bir adım uzaklıkta. Etkili
servisleri ve atletik yetenekleriyle kadın tenisinin gördüğü en dominant oyuncuların başında gelen
Serena Williams ilerleyen yaşına rağmen formundan bir şey kaybetmedi. Şayet bu yıl ağustos ayında
düzenlenecek Amerika açık turnuvasını da kazanırsa bir yılda dört grand slami de kazanarak ulaşılması
zor bir rekora sahip olacak.

EVİNİZDE BULUNMASI GEREKEN 6 ROMANTİK KOMEDİ FİLMİ

EVİNİZDE BULUNMASI GEREKEN 6 ROMANTİK KOMEDİ FİLMİ

1-FORREST GUMP
Evinizde bulunması gereken filmler arasında Forrest Gump ilk sırayı almalı. Oldukça etkili bir senaryoya sahip olan film bir çok dalda oskar ödülü almış bir film. İzlerken hiç sıkılmayacağınız ve eğlenerek izleyeceğiniz akıcı bir film. Tom Hanks in baş rolünü oynadığı film sinemada izleyiciler ve eleştirmen tarafından oldukça beğenildi.
Filmin kısa tanıtımı 
Film 1950-1970 yılları arasında geçen bir hikayeyi anlatmaktadır.Forrest Gump düşük IQ seviyesine sahip biridir. Oldukça şanslı olan Forrest aralarında Elvis Presley, Kennedy, Nixon’ın da bulunduğu tarihsel kişilerle tamamen tesadüf eseri tanışır. Bunun dışında Forrest  Vietnam savaşına ve Amerikan yakın tarihinin önemli olaylarına bizzat şahitlik eder. Farkında olmadan yaptığı bir çok şey önemli sonuçlar doğurur. Ayrıca Jenny isimli bir kıza aşık olan Forrest yıllarca aşkını dilinden düşürmez ve zaman zaman Jenny ile karşılaşarak onu görmenin mutluluğunu yaşar.
2-50 İLK ÖPÜCÜK
Başarılı komedi oyuncusu Adam Sandler ve Drew Barrymora baş rollerini paylaştığı film aşkın pes etmeyen yönünü vurguluyor. Farklı bir senaryoya sahip olan film diğer romantik komedi filmleri arasından ustaca sıyrılmayı başardı. İzlerken filmin büyüsüne kapılmamak elde değil. Başarılı performans sergileyen ünlü oyuncular en iyi ikili ödülüne sahip olarak izleyicilerin büyük beğenisini kazandılar.
Filmin kısa tanıtımı
Henry ve Lucy ilk karşılaştıkları andan itibaren birbirlerinden hoşlanmaya başlar. Fakat Lucy geçirdiği bir kaza sonucu bir sonraki günü hatırlayamayıp her güne kaza sabahı gibi uyanmaktadır. İşte tam bu noktada film başlar. Hennryin aşka dair gösterdiği çaba izlemeye değer bir hal almakta.
3-BENJAMİN BUTTON IN TUHAF HİKAYESİ 
Brad Pitt in başrolünü oynadığı ,akıllara zarar verecek kadar etkili ve farklı bir senaryoya sahip olan bu film bir çok dalda oskara layık görüldü. Filmde herhangi bir kusur bulmak mümkün değil. İzleyenlerin asla pişmanlık duymayacağı bu film 86 yıllık bir dönemi içeriyor.
Filmin kısa tanıtımı
86 yaşındaki birinin özelliklerine sahip olan Benjamin doğarken annesini kaybetmiş babasıda bu çirkin ve hasta bebeği bir huzur evinin kapısına bırakmıştır. Huzur evinde bebeği olmayan Qeenie ona sahip çıkmış ve öz oğlu gibi sevmiştir. Filmin enteresan olduğu nokta benjamin günden güne gençleşmektedir. Oldukça etkileyici ve farklı bir yaşamı olan Benjaminin hikayesi minik bir bebek olarak son bulur.
4-AŞKIN 500 GÜNÜ
Zooey Deschanel ve Joseph Gordon ın başrollerini paylaştığı 2009 yapımı  bir romantik komedi filmidir. Bir çok eleştirmen tarafından övgüyle bahsedilen film büyük kazançlar elde ederek hit filmler arasında yerini aldı. Film arşivinizde kesinllikle bulunması gereken bu film sizi asla sıkmayacak.
Filmin kısa tanıtımı
Summer aşkın gerçek olduğuna inanmayan bir kadındır.Tom ise Summer a aşık olmuştur. Summer Tom un hayatından tamamen çıkınca Tom eski günleri hatırlar. Çünkü Summer Tom için oldukça  farklıdır ve hayatının geri kalanını Summer la beraber geçirmek istiyordur.
5-AŞK DOKTORU
Will Smit her filminde olduğu gibi bu filmdede oldukça etkileyici bir oyunculuk sergilemiş. Filmin konusu romantik komedi filmlerinden biraz farklı. Akıcı ve sıkılmadan izleyeceğiniz bu film 2005 yılında  vizyona girdi.
Filmin kısa tanıtımı
Aşk doktoru Alex kendini her yerde göstermeyen ve kadınlar hakkında uzman biridir. Bu konuda erkeklerin kadınlarla flört etmesine yardımcı olacak taktikler verir. Ancak son müşterisi Albert biraz farklıdır. Hem Albert in aşkı hemde Alex in aşkının birlikte yaşadığı bu film evinizde bulunması gereken filmler arasında. İyi seyirler.
6-TEKLİF
Sandra Bullock ve Ryan Reynols un başrolleri paylaştığı bu film alışılmış senaryolarla benzer özellikler gösteriyor. Ancak bu filmin ayrı bir tadı var. Sizi hem güldürecek hemde duygusallaştırcak olan teklif 2009 yılı yapımı.
Filmin kısa tanıtımı
Margaret bir kitap editörüdür ve sınır dışı edilmemesi için asistanı Andrew evlenmek zorundadır. Evliliğe mecbur olan Andrew işiyle tehdit edilmektedir. Andrew ve Margaret aileye evliliklerini bildir ve büyük annenin doğum gününü kutlamak amacıyla Alaskaya seyahat ederler. Ancak evlilik kararına sınır müfettişi inanmamıştır ve peşlerindedir.

 

NBA’de Yaz Döneminin Hızlı takımı San Antonio Spurs

NBA’de Yaz Döneminin Hızlı takımı San Antonio Spurs

NBA’de biten sezonun ardından birçok takım gelecek yıl iddialı bir kadro kurup şampiyonluğa ulaşmak
adına yaz döneminde serbest oyuncu piyasasından yıldız isimleri kadrosuna kattı ve halen katmanın
uğraşını veriyor. Geçtiğimiz yılın şampiyonu San Antonio Spurs bu anlamda yazı en verimli geçiren
takımların başında geliyor.
Aslında sezon ortasında gelecek yıl için takımda birçok oyuncunun geleceği belirsizdi. All-star pivot
Tim Duncan sezon ortasında emekli olacağını açıklamış, Arjantinli yıldız Emmanuel Ginobili’nin
kariyerini sonlandıracağına dair dedikodular ortalıkta dolaşmakta ve Spurs’un yaz döneminde yeniden
yapılanma sürecine gireceği konuşulmaktaydı. Ama her şey temmuz ayında değişti. 3 Temmuz günü
önümüzdeki yıl da basketbol oynayacağını açıklayan Tim Duncan’ın kararının ardından Ginobili de
kariyerine devam edeceğini açıkladı. Akabinde 2014 sezonu finalleri MVP’si Kawhi Leonard’ın biten
sözleşmesini 90 milyon$ karşılığında uzatıp iki numara Danny Green’i kadroda tutmayı başaran Spurs
Brezilyalı pivot Thago Splitter’i Atalanta Hawks’a yollayıp yeterli salary cap boşluğu açan kulüp daha
sonra serbest oyuncu piyasasının gözde ismi LaMarcus Aldrige’le 4 yıl için 80 milyon$ karşılığında
anlaşarak NBA şampiyonluğu için gayet iddialı bir kadro oluşturdu. Bu transferler dışında geçtiğimiz
yıl euroleague takımlarından Kızılyıldız forması giyen Boban Marjanovic’i kadrosuna katan Texas
ekibinin tek kaybı oyun kurucu rotasyonunda üçüncü oyuncu konumunda olan Kanadalı Cory Joseph
oldu. Oyuncuyu Toronto Raptors’a yollayan Spurs onun boşluğunu Kings’den Ray McCollum ile
doldurdu. Ayrıca Aldrige’ın takıma katılmasının ardından Pacers ile kontratı sona eren tecrübeli dört
numara David West’le de anlaşan Spurs, Duncan’ın devam kararının ardından serbest oyuncu
piyasasında adından en çok söz ettiren takım oldu.
Kâğıt üzerinde oldukça iyi bir kadro oluşturan ekip zaten gerek basketbol kalitesi olarak oldukça iyi bir
düzeydeydi. NBA genelinde topu en iyi paylaşan takımların başında gelen Spurs’un yapılan akılcı
hamleler sayesinde en azından önümüzdeki sezon da en tepeye oynayacağı kesin gibi. Takımın tek
eksiği olarak göze çarpansa atletizm. Bu eksiği oyuncuların tecrübeleri, takım kimyası ve oyuncuların
ortaya koyduğu basketbol aklıyla kapatan ekip şimdiden Duncan’ın olası veda sezonunda
şampiyonluğun önemli adayı durumunda.

RUJ SÜRMENİN PÜF NOKTALARI

RUJ SÜRMENİN PÜF NOKTALARI

Makyaj yapmak, kadınlar için günlük rutin yapıalcak işler arasındadır. Nasıl saçımızı taramadan dışarı çıkmıyorsak makyaj yapmadan da kolay kolay dışarı çıkmayız. Makyaj yapmanın bir tekniği vardır ve bu tekniği bilmeyenler görüntülerini olumsuza çekerler. Daha çekici görünmek için yapılan makyaj, korkulu rüyanız haline gelebilir.
Makyaj yaparken makyajın alt yapısını iyi hazırlamak gerekir. Fonfötenler alt yapı oluşturmada bize yardımcı olan gizli kahramanlardır. Cilt problemi olan bayanlar makyaj yapmadan önce mutlaka fondötenle ciltlerini kusursuzlaştırmalıyız. Fonföten uygulamasından sonra pdra sürmeliyiz. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi cildin fotoğraflarda yada videoda parlamasını önlemek, ikincisi ise yapılan makyajın kalıcılığını uzatmak. Makyajda gölgelendirme ve aydınlatma işlemi de yapabiliriz. Alın, burun, çene kısmına tenimizden bir ton açık föndöten uygulaması yaparak aydınlatma işlemini tamamlamış oluruz. Gölgelendirmede ise şakaklara, elmacık kemiği altlarına, ve çene köşelerine kendi ten rengimizden bir ton koyu fondöten uygulaması yaparız. Alt zemini oluşturduktan sonra da makyajı yapmaya geçeriz. Göz makyajı ve kaş düzeltme işlemi yapılır. Göz yapısına uygun göz makyajı yapmaya dikkat edin. Kaşlarımızı kaş kalemiyle yada toz farla düzeltebiliriz. Daha sonra dudağa geçeriz.
Dudak makyajında dudağımızın yapısını iyi bilmemiz gerekiyor. Dudağımız küçükse yada alt dudak ile üst dudak arasında farklılık varsa bunu bazı makyaj teknikleriyle düzeltebiliriz. İlkönce dudağımızı fondötenle kapatmalıyız. Bunun amacı dudak hattını silmektir. Dudağımızı fondötenlediğimizden sonra dudağımıza pudra süreriz. Yapmamız gereken şey dudağımızın çizgisini kendimizin şekillendirmesidir. Kullanacağımız rujun bir ton koyusu bir kalemle dudaklarımıza kontür işlemi yapmalıyız. Var olan çizginin hemen dışından  dudağımızı kontürlemeliyiz. Bu şekilde dudağımız olduğundan daha dolgun gözükecektir. Dudağımızın iki birleşme noktalarını bu kalemle dolduralım. Bu uygulama dudağımızı daha büyük gösterir. Rujumuzu çizdiğimiz kontüden taşırmadan sürelim. Ruhumuz çizdiğimiz kontürü kapatmamalıdır. Daha sonra bir peçete yardımıyla rujun fazlalığını alalım. Pudra uygulaması yapalım. Rujunuz mat bir görünüm alacaktır. Eğer siz daha parlayan vecanlı bir ruj görüntüsü seviyorsanız son olarak parlatıcı yada aynı renkte bir ruj uygulamasını yapabilirsiniz. Allığınızı da sürdüğünüzde makyajınız bitmiş olacaktır. Görüntünüzle birçok kişiyi kendinize hayran bırakabilirsiniz. Artık daha çekicisiniz.

DeepWeb ve DarkWeb nedir?

DeepWeb ve DarkWeb nedir?

Bilgisayarla ve internetle arası biraz iyi olan herkes DeepWeb kavramını şuradan ya da buradan bir
şekilde duymuştur. Kelime anlamı “Derin İnternet” olan DeepWeb hakkında araştırma yapmak
isterseniz sizi pek çok korkunç görsel, “DeepWeb’in hayatını nasıl mahvettiğini” anlatan yazılar ve
“orasının” ne kadar korkunç bir yer olduğunu anlatan, bol gerilim müziği ile bezenmiş videolar
karşılayacaktır.

Peki, aslında nedir bu DeepWeb?

DeepWeb, Google, Yahoo, Mozilla, Yandex, Explorer vb. gibi günlük hayatta kullandığımız arama
motorları tarafından indexlenmeyen, yalnızca Tor Browser gibi tarayıcılar ile ulaşılabilecek olan ve
“asdfghjklujmnhytgb.onion” gibi akılda tutulması imkansız olan ve genelde .onion olan uzantılara
sahip olan içerikleri barındıran internet bölümüne denir. Öyle ki bizim yalnızca internetin yüzde 4’ünü
kullandığımız ve DeepWeb’in asıl internetin yüzde 96’sını oluşturduğunu iddia eden efsanevi bir
anlatım vardır. Doğruluğunu teyit etmek ise imkansıza yakındır.
Sanıldığı gibi DeepWeb’e girmek başlı başına suç değildir ki Tor Browser kullanmak da yasaldır. Yani
internette sık sık söylendiği gibi DeepWeb’e girdiğiniz gibi kapınıza polis dayanmaz. Ama…
Buraya kocaman bir ama yazmak zorundayız. Şöyle ki: Söylediğimiz gibi, her ne kadar DeepWeb’e
girmek başlı başına bir suç olmasa da “DarkWeb” olarak adlandırılan ve DeepWeb’in karanlık yüzü
olan “Karanlık İnternet”, DeepWeb’de ciddi bir yer kapladığı için, isteyerek ya da istemeyerek başınızı
derde sokma ihtimaliniz yüksektir.
DarkWeb neler mi içerir?
En basitinden parayla sizin için hırsızlık yapacağını söyleyen kişilerin ilanları, hırsızlık videoları, web
siteleri üzerinden uyuşturucu satışları, silah satışları, çalınan malların satışları, kiralık katil ilanları vb.
gibi içerikler barındırır. Psikolojinizi bozacak derecede çirkinleştiği yerlerde ise çocuk pornoları, ceset
pornoları, işkence ve tecavüz pornoları (önce tecavüze uğrayan daha sonra işkence ile öldürülen genç
kızların ve çocukların videoları), işkence görüntüleri ve cinayet görüntüleri içerir. Ayrıca evsiz ve
kimsesiz insanlar üzerinde (bazen küçücük bebeklerin üzerinde) sipariş üzerine yapılan deneylerin
görüntüleri de mevcuttur. Görüntüler, insanları insan olduğu için kendisine lanet ettirebilecek kadar
vahimdir.
Tüm bunların yanı sıra, devlet sırları, Hitler’e ait olduğu söylenen görüntüler, uzaylı görüntüleri
olduğu iddia edilen videolar ve onların üzerinde yapılan deneyler yer almaktadır.
Somut bir örnek vermek gerekirse: Bu günlerde yaptığı her açıklama ile gündemi sarsan ve
devletlerce kırmızı bültenle aranan Jullian Assenge’in, yayınladığı WikiLeaks belgelerini DeepWeb’ten
aldığı söylenir.
DeepWeb’te alışverişler ise Bitcoin ile yapılır. Bitcoin sanal bir paradır ve her ne kadar “takibi
imkansız” şeklinde lanse edilse de tamamen anonim değildir. Yine de kullanıcının tespit edilmesi daha
zordur. Bir Bitcoin’in piyasa değeri ise günümüzde 867 lira ile ifade edilmektedir.
“Peki, madem her türlü pislik, görüntüleri ile burada, polisler ne yapıyor?” diyebilirsiniz. DeepWeb ile
ilgili bir diğer çok bilinen özellik de için de çok fazla polis ve istihbaratçının olduğudur. Zaten
DeepWeb’de ilgilenmemeniz gereken şeylerle ilgilenmeye başladığınızda polisin kapınıza dayanma
ihtimalinin yüksek olmasının sebebi de budur.
DarkWeb’de illegal olan içerikler ile ilgilendiğiniz takdirde çekinmeniz gerekenler yalnızca polisler de
değildir. Unutmayın DeepWeb’de herhangi bir suç görüntüsü yayınlayanlar ya da açıkça uyuşturucu
satanlar, kendilerini “uzman polislerden” dahi uzun süreler koruyabilecek kadar bu işte
profesyonelleşmiş olan kişilerdir. Zaten bilişim dünyasında işlenen suçların zanlılarının nadiren
yakalanabiliyor olmasının temel nedeni budur: İşlerinde son derece uzman olmaları. Eğer uzman
olmazlarsa zaten bu işi yapamazlar.
Daha net anlatmak adına örnek vermek gerekirse DeepWeb de suç içeren içerikleri yayınlayan birisini
yakalamak, öfke cinayeti işlemiş olan herhangi bir katili değil, ne yaptığını kesinlikle bilen özel eğitimli
bir seri katili yakalamaya çalışmak gibidir.
Eh, bu işi bu kadar iyi bilen insanların arasında internetten bulacağınız birkaç ip ve kimlik saklama
numarasının sizi gerektiği gibi korumasını beklemek, bir hayal olacaktır.
Demek istediğim şeye örnek vermek gerekirse, siz hiçbir illegal siteye girmediğinizi düşünerek içiniz
rahat bir şekilde DeepWeb’den çıkarken birileri çoktan sizin tüm bilgilerinize ulaşmış ve kimliğinizi
satılan kimlik bilgileri arasına eklemiş olabilir.
Biliyoruz, bu yazı da dahil pek çok anlatım sizin DeepWeb’e göz atma merakınızı tetikliyor. Ancak bir
kez olsun merakınızı unutmanızı ve yeterince şey öğrendiğinize karar verip günlük internet trafiğinize
devam etmenizi öneririz. Kendi iyiliğiniz, en azından akıl rahatlığınız için…
Google, Yahoo, Explorer, Firefox gibi tarayıcıların bu içerikleri indexlemekten kaçınmasının bir sebebi
var, öyle değil mi?

Gerçek Arkadaş İlişkileri

Gerçek Arkadaş İlişkileri

Arkadaş denilince akla, yarenlik, yoldaşlık, sır ortağı, sırtını dayayabileceğin kocaman bir dağ gelir. Bundan iyisi var mıdır? Birincil ebeveynlerinin bilmediği sırlarını arkadaşlar bilir mesela. Ya da sevgilinin görmesini istemediğin en kaba hallerini bilen yine arkadaşlardır. Arkadaşlara ne kadar kardeş gözüyle baksak ta aslında kardeşten daha yakındırlar. Bizden birileridir onlar, elimizde tuttuğumuz aynadırlar. İlkokulda beraber ceza alır, lisede bazen aynı kişiye sevdalanır, sırf dostluğumuz bozulmasın, üzülmesinler diye hoşlandığımız kişilere içimiz yansa da yaklaşma taktikleri verir, sınavlarda kopya heyecanı yaşar, üniversite hazırlık testlerini çözmek için toplanır bilgisayar oyunu oynar, bunaltan hayata meydan okur beraber ilk içki deneyimini yaşar, kötü günlerinde teselli eder, en önemli sınavımıza arkadaşımız hasta diye girmez hep yanında kalırız. Çocukluk arkadaşlarımızdan bazıları hala yanımızdadır. Kimileri sadece anılarda… Bazılarını kızarak anar, bazılarına övgüler bağışlarız. İlkleri paylaştığımız kişileri yıllar sonra resim albümlerimizde gördüğümüzde kimi zaman gelir hatırlamayız bile. Bir zamanlar sonsuza kadar kardeşlik sözü verdiğimiz kişiler kendi yansımamızın içine hapsolup kalmıştırlar.
Adalet terazimizde, hayatımızdan çıkıp giden arkadaşlar daima hatalı olan taraftırlar. Bize yapılmış mutlaka bir kabahat, iftira bulunmaktadır. Hem onlar bir hata yapmamış olsalar yanımızda olurlardı öyle değil mi? Zira onları kendimizden uzaklaştıran asla bizler değiliz.
Adalet terazinizin hiç sizi kayırdığını düşündünüz mü? Ne de olsa size çalışan bir terazi. Daima sizin çıkarlarınızı düşünecektir. Ya karşı tarafın terazisi de onu haklı buluyorsa? Ki muhtemelen bu böyledir. Ne yapacaksınız? Kendi terazinizin doğruluğunu nasıl kanıtlayacaksınız? Eminim kanıtlama çabaları da anlamsız kalacaktır çünkü karşı tarafta mutlaka haklı nedenler bulacaktır. Arkadaşlarımızla ilişkilerimiz gerçeklik düzeyinde başlasa da, ütopik düzeyde devam etmektedir. Zaman geçtikçe ve kendimizi daha yakın hissettikçe gerçeklik düzeyinden çıkar ütopik evrene geçeriz. Onların her anımızda yanımızda olması bize büyük bir güvence ve kötü geçen günlerin ardından sinirimizi boşaltma garantisi verir. Açıkçası sadece bize katlanmalarını bekleriz. Bazı anlar gelir sanki arkadaşlık sözleşmemizde değişmez hükmündeki maddeymiş gibi bize katlanmaları gereksiniminin doğal olduğunu düşünürüz. Çoğu kez bu ve benzeri düşündüğümüz için resim albümlerimizdeki ismini hatırlayamadığımız kişi listemiz fazladır. Çünkü tek taraflı düşünüyoruz. Oysaki onlar, bizim hedef tahtamız oldukları için değil, yansımamız oldukları için yanımızdalar. Böyle durumları yaşamamak için öncelikle empati kurmalı, başta kendimizi olmak üzere dostlarımızı dönüştürmeli, hayali sözleşmemizdeki olmaması gereken dominant maddeleri değiştirmeliyiz. Bunu yaparak hem arkadaşlarımızı hem de kendimizi birbirimize yeniden kazandırmış olur, yapay arkadaşlığımızı kalıcılaştırmış oluruz.
Empati kurduğumuzda yanlış anlaşılmalar ortadan kalkacak, cümlelerimize eskiden olsak diye başlayacağız. Örneğin; eskiden olsak, mutlu bir anımızı paylaşmak için aradığımız arkadaşımız telefonlarımıza yanıt vermeyince muhtemelen bizi önemsemediğini veya ilgi odağı olmaktan çıktığımızı düşünürdük. Şimdi ise, önemli bir işi olabileceğini, kendi hayatıyla ile ilgili çeşitli sebeplerden dolayı yanıtlayamama olasılığının olduğunu veya sadece sonra aramamız gerektiğini düşünür üzerinde durmayız. Bana göre, gerçek arkadaş ilişkileri tüm bu küçük problemlerin çok daha üstündedir. Her lüzumsuz günümüzde yanımızda olandan çok bizi eleştiren, dönüştüren, topluma ve benliğimize kazandıran kişiler gerçek arkadaşlardır. Ve bu kurduğumuz ilişkiler gerçek arkadaş ilişkileridir.

 

Duygusal Egolarımız

Duygusal Egolarımız

İnsanlığın geçmişi milyarlarca yıl öncesine dayanır. Sözcük kavramını bilmeyen insanlardan çok çeşitli
dil kavramlarının çıkması tam anlamıyla değişimin somut göstergesidir. Var olmuş ve var olacak olan
her şey gibi insanlarda değişir ve gelişir. İnsanlar gelişir gelişmesine fakat şu da bir gerçektir ki,
insanlar gelişirken duyguları da bir o kadar zayıflamaktadır. Bunun temel nedeni de kendini
unutmasıdır.
Eskiden iletişim kurabilmede en önemli unsur olan duygular, şimdiler de birçok insanın bilmediği
veya görmediği bir olgu haline gelmiştir. Kelimeler, duygularımızı katılaştırmış olabilir mi? Duyguların
yok olduğuna inanan biri değilim. İnsanlığın var oluşundan bu yana içgüdüsel dürtülerimiz her zaman
benliğimizin içindeydi. Ben hamurumuzda olan bir maddenin yok olacağına inanmayanlardanım.
Kelimeler vasıtasıyla duygularımızın dönüştüğü ve değiştiği fikrine yatkınım. Bu durumu örneklerle
daha anlaşılır hale getirmek istiyorum. Uzun metrajlı belgesellerde izlediğimiz üzere, ilk insanlar
konuşma yetisini kazanmadan önce bile sevmeyi ve sevişmeyi biliyorlardı. Çocuklarına bakmayı ve
korumayı da biliyorlardı. Bu hareketler av avcı ilişkisi içerisinde ki içgüdüden ziyade tamamen
duygusal bağlarımızdı. Aynı zamanda birçok gizli öğretiye tanıklık etmiş kişilerin düşünce yoluyla
konuşabildiklerini de bilmekteyiz. Günümüzde bu durumlar filmlere konu olsa da, gerçekliğini hepimiz
biliyor, kendimiz kullanamadığımız için reddediyoruz. Geçmişte bütün iletişim şekilleri duygusal
bağlarla gerçekleşirken günümüzde bu tam tersi bir hal almıştır. Hayatımıza para girdiğinden beri
duygularımızın pek bir önemi kalmamıştır. Bu durumu kadın ve erkek üzerinden gideceğim
örneklerimle açıklayacağım.

Klasik Kadının Duygusal Çizelgesi;

Günümüzdeki klasik kadın, aile baskısı nedeniyle ilkokul sıralarından, son anlarına kadar çoğunlukla
hemcinslerinin dışında biriyle iletişim kurmaz, okulunu bitirdiği andan itibaren çeyiz hazırlıklarına
başlar, ailesinin uygun gördüğü bir erkek ile evlenir. Karşısındaki erkekle duygusal bir iletişimi
olmadan kendisini onun himayesi altında bulur ve bu duruma katlanmak zorunluluğunda olduğunu
hisseder. Çocuklarıyla ilgilenip, hayatının sonlanacağı günü bekler. Buradan çıkartacağımız duygusal
çizelgeler şunlardır. Zamanla kadına toplum kendi belirlediği bir rolün kostümlerini giydirmeyi
başarmışlardır. Dolayısıyla doğan her kız çocuğu, bu role uygun yaşamayı öğrenerek büyüdüğü için,
belirlendiği rol dışındaki duyguların hiçbirini bilmez. Kadının bildiği tek duygu anneliğin hissettirdiği
saf duygudur. Bunların dışındaki duygular, hamurunda olsa da bilmez. Severek evlenen kadınların bile
küçümsenmeyecek kadar fazla olan kısmı hayatını belirlenen bu role göre yaşar ama farkındalığı
olmaz. Kadına kendi içinde var olan duygular öğretilmemiş, en ufak bir farkındalıkta hor görülmüş,
öğrenmemesi içinde elinden gelen yapılmıştır. Sonuç olarak kadın olan insan duygularını erk yapının
içerisinde saklamaktadır.

Klasik Erkeğin Duygusal Çizelgesi;

Klasik Erkek, doğduğu günden beri her zaman baskın olması gerektiği duygularıyla yetiştirilmiştir.
Baskınlık, sertlik, yönetme ve idare etme zorunluluğu erkeklerin duygularını içlerine hapsetmiştir.
Erkeklere ağlamayı neden ayıp karşıladıklarını sorduklarınızda, tümüne yakın çoğunluk öyle olması
gerektiğini söyler durur. Ama geçerli bir neden hiçbiri gösteremez. Ağlamanın kendilerini zayıf
göstereceği öğretilerek, duygularının çıkış noktasındaki hassas çizgiyi silmeyi başarmışlardır. Bu
yüzden erkekler sert ve daima çalışmakla yükümlüdürler. Bunlarda toplumun belirlediği rollerin
kostümüdür. Kadınlar gibi erkeklerde belirlenen kostümleri giyerler. En içler acısı durum ise, bu
kostümleri sabırsızlıkla doğacak çocuklarına hazırlamalarıdır.
Kadınında erkeğinde düşlediği tek şey, maddi kaynakların yeterliliğidir. Aralarındaki iletişimin ve
duygunun yeterliliği önem arz etmemektedir. Hayvanlarda dikkatimi çeken bir durumu yazmadan
edemeyeceğim. Aslanların dişisinin veya erkeğinin ne kadar yırtıcı olduklarını biliriz. Ama aynı
zamanda da yavruları için ne kadar duygusal olduklarını da. Ailesi ile arasındaki duygusal bağları
belgesellerin baş konusu olmuştur. Aslanlar, hem yırtıcı hem duygusal olabiliyorsa insanlar neden
hem çalışan hem de duygulara sahip bireyler olamıyor? Üstelik düşünebilen en muhteşem
yaratıklarken… İnsanlık büyüyor ama duygusal yönümüz kayboluyor. Gerçek duygularımızı bulmak
için yola koyulmalıyız.

Sanat için Sanat

Sanat için Sanat

Geçmişten günümüze kadar süren bir tartışmadır, sanatın toplum için mi yoksa sanat için mi olduğu. Bu
durum günümüzde hala tartışılmaktadır. Tarihi çok eskiye dayanan sanat, bütün toplumlarda farklı
yapıtlarla oluşum kazanmıştır. Burada önemli olan sanatın ne için ve neden yapıldığıdır. Sanatçı aşık olur,
aşık olduğu kişiye ise şiirle, türküyle, resimle aşkını dile getirir. Bu anlatımların içerisinde toplum yoktur.
Sanatçı tamamen özgün ruh haliyle duygularını sevgisiyle birleştirip ortaya koymuştur. Bir resmi
yaptıktan sonra bu eseri günümüzün galerilerine veya eski toplumlarda alışveriş için tek adres olan pazar
yerlerinde satışa sunarsak, yaptığımız sanatı satmış oluruz. Bir eserimizi satarsak, toplum anladığı gibi
yorumlayabilir, belki de yapılış amacımızın çok dışında yanlış anlaşılma ve yorumlamalar olabilmektedir.
Yanlış anlaşılmalara sanatçının gözünden bakalım.

Toplumdaki Sanatçı

Sanat toplumda çok geniş bir alana yayılır. Yemek yaptığımızda bile onu bir sanat eserine çevirebilirsiniz.
Duygu, his, düşünceden oluşan hamur her zaman gerçek tadı verir. Resim yapan bireyi ela alalım.
Ressam doğada bir resim yapmak ister, elinde bir fırça önünde bir tuval ve karşısında doğa manzarası
vardır. Kuşların muhteşem sesleri, bin bir çeşit çiçekler, şekilli değişik meyve ağaçları vardır. Baktığımızda
her şey yerli yerindedir. Fakat bu sanatı yapacak sanatçı yok ise oradaki güzel duran dağ, kokulu çiçekler,
öten kuşlar kendilerine güzellerdir. Doğa yürüyüşüne çıkan farklı iki insana, gördüğü manzarayı
yorumlamasını isterseniz, kişilerden biri dağ ve taş gördüğünü söyleyip geçiştirirken, bir diğeri ise dağın
kıvrımlarını fark edip, bir nesneye bile benzetebilir. Kimi sevdasına benzetebilir, kimisi sevdalısına. Dağ
aynı dağ ise, çiçek aynı çiçek ise neden insanlar farklı yorumlamaktadırlar? Doğayı farklı yorumlayan bu
iki insanı tuvalin önüne koyarsak kim daha güzel resim yapar? Ya da ikisinin de ortaya koyacağı resimler
sanat eseri midir? Hangisi sanatçıdır? Ortada sanatçı var mıdır? Birisi baktığı en ufak noktayı binlerce
cümleyle anlatan, diğeri ise baktığında somut şeyler dışında bir şey göremeyen yorumlayamayan
kişilerdir. Herkes resim yapabilir. Kimisi resmetmek istediği doğaya, yıllardır çocuk bekleyen anne ve
babaların, bebeklerine baktığı aşktaki duyguyla bakarken, kimisi bir şey göremez. Sanatçı doğaya aşktır,
aslında her şeye aşıktır. Aşka duyduğu hislerin kelimelere dökülmüş halidir fırça darbeleri. Sanatçı
sanatıyla iç içedir. Herhangi bir nesneyi istediği gibi yansıtabilmektedir tuvallerine. Toplum da, aşkını dile
getirebilen, kendinden de bir şeyler bulduklarını düşündükleri sanatçıları sevmektedir. Bu sanatçıların
eserlerini beğenmektedirler. Kendilerini içinde bulmadıkları hiçbir şeyi kolayca sevemez toplum. Buda bir
çok sanat eserinin anlanmamasına ve sanatçı unvanı verilmemesine neden olmaktadır. Sanat, illa
toplumun beğenmek zorunda olduğu bir şey değildir. Bir kişinin el emeğiyle yapılmış, kendince çeşitli
duyguları ifade edebilen her şeydir sanat.

Para İçin Toplumun İsteklerinde Kaybolan Sanat

Bazı insanlar sadece para kazanmak için resim yapmakta, şarkı söylemektedirler. Asıl amaçları toplumun
istediği biri olmaktır. Toplumun istediği biri oldukları zaman iyi gelir elde edebileceğini bilen, sanatçı
ruhundan çok ticaretçi ruhlu kişiler olabilmektedir. Böyle insanların ne çizdikleri, ne yazdıklarının bir
önemi yoktur. Onları yansıtıp yansıtmamalarının da önemi yoktur. Toplumdaki geniş kitleyi yansıtmaları
yeterlidir. Bu düşünceye sahip insanlarda, toplumun istediklerini yaptıkları için güzel eserler ortaya
koyabilmektedirler. Ben toplum için yapılan sanata sanat değildir demiyorum. Sadece bu durumun
sanata ağır geldiğini savunuyorum. Böyle olmaması gerektiğini savunuyorum. Sanatın en içten
duyguların ürünü olarak dışavurumunu seviyorum. Aksi halde muhasebe kayıtlarını girmekle, bir şarkı
sözü karalamak arasındaki farkı göremez oluyorum. Muhasebe yapmak büyük emek gerektiren, herkesin
harcı olmayan bir iştir. Fakat sanat statüsünde değildir. Tek amacı para kazanmak olan kişinin toplum
adına bir şeyler karalaması, sanat eseri olsa da sevdiğim ve yapılması gereken bir yöntem olduğunu
düşünmüyorum. Şunu da belirtmeliyim ki, sanatını tamamen kendi istediği gibi yapan, bilginin
toplumdan saklanmasına inanmadığı için toplumla paylaşan insanlara saygım sonsuzdur. İki durumdaki
sanatçı bana göre birbirinden çok farklıdır. Ama bu farkı ayırmak ne kadar kolaydır orası bilinmez.
Sanatın sanatçıya et ve kemik olması için, sanatın sanat için yapılması gerektir. O zaman gerçek olan
sanatçı ortaya çıkacaktır. Sanat her zaman sanat içindir ve sanat için kalması gerekir. Ancak bu şekilde
kalırsa, sanat ölümsüzleşir.

Exit mobile version