Profesyonel SEO Uzmanı ve E-ticaret uzmanıyım. https://yemlihatoker.com web adresim aracılığı ile SEO hakkında yanlış bilinen gerçekleri bildirmek ve SEO'yu öğrenmek isteyen herkese yardımcı olmaya çalışıyorum.
ek çok kişi için bir işletim sisteminin kurulumu oldukça zor bir işmiş gibi görünebilir. İster inanın ister inanmayın ama Linux mümkün olan en kolay işletim sistemi yükleme süreçlerinden birisini sunuyor diyebiliriz. Hatta Linux dağıtımlarından pek çoğu canlı dağıtım adı verilen imkanı da kullanıcılarına sağlıyor – canlı dağıtımlar sistemi bir CD/DVD veya bir USB bellek aracılığıyla kullanabilmek anlamına geliyor. Bu sayede bilgisayarınızın harddiski üzerinde herhangi bir değişiklik yapmanıza da gerek kalmıyor. Tüm işlevleri Linux kurulumunu yapmadan dahi uygulayabiliyorsunuz. Linux’u canlı versiyonu ile deneyerek onu kullanmaya devam etmek isteyip istemediğinize pek tabi karar verebilirsiniz. Daha sonra yükleme ikonuna tıklayarak basit yükleme şablonu ile işlemi bitirmeniz de söz konusu.
Kurulum Süreci
Linux’ta kurulum sihirbazı oldukça basit şekilde kurulum sürecini adım adım geçmenize olanak sağlıyor.
Hazırlık: Öncelikle bilgisayarınızın gerekli sistem gereksinimlerine sahip olduğundan emin olun. Eğer bilgisayarınızı son birkaç yıl içerisinde aldıysanız herhangi bir sistem sorunu yaşamayacaksınızdır. Bu aşamada size üçüncü parti yazılımların da (MP3 oynatıcı, video kodekler vb.) kurulup kurulmayacağı sorulur.
Kablosuz ayarları: Eğer kurulumu bir laptopa yapıyorsanız bu durumda ağa bağlanmanız ve yazılım güncellemelerini bu şekilde elde etmeniz gerekebilir. Disk bölümlendirme: Bu adımda işletim sisteminizin nereye yükleneceğine karar vermeniz gerekiyor. Linux’u başka bir işletim sistemi ile birlikte mi kuracaksınız, tüm diski mi kullanacaksınız veya geçmişte kurduğunuz bir Linux yüklemesini mi güncelleyeceksiniz?
Son olarak yükleme türünü seçerek şimdi yükle seçeneği ile Linux kurulumunu tamamlayabilirsiniz. Bu süreçte seçimini yapmanız gereken diğer şeyler arasında:
Konum: Konumunuzu haritadan seçebilirsiniz. Bu sayede bulunduğunuz saat dilimi ayarlanacaktır.
Klavye düzeni: Sistemin klavye düzenini seçersiniz.
Kullanıcı ayarları: Bu aşamada ise kullanıcı adı ve parola seçimi yapmanız gerekmekte.
Linux’un her türden kullanıcıların ilgisini çekebilecek ve onlar için kullanışlı olacak farklı versiyonları mevcuttur. Yeni kullanıcılardan deneyimli kullanıcılara kadar, Linux’un kasasında ihtiyaçlarınızla örtüşecek bir tat bulabiliyorsunuz. Linux’un bu versiyonlarına “dağıtım” adı verilmekte. Linux’un neredeyse tüm dağıtımlarını ücretsiz şekilde indirmek mümkündür. Bu dağıtımları bir USB veya DVD diske koyarak bilgisayarınıza yüklemeniz mümkündür (veya diğer türde cihazlara).
En popüler Linux dağıtımlarından bazıları Ubuntu, Linux Mint, Arch Linux, Deepin, Fedora, Debian, openSUSE’dir.
Her bir dağıtımın birbirine göre farklı bir avantajı vardır. Bazıları oldukça modern ara yüzleri nedeniyle tercih edilirken (Ubuntu Unity gibi), diğerleri daha geleneksel masaüstü ortamlarına da sahip olabilmektedir (openSUSE KDE gibi). Tercih edebileceğiniz dağıtımı seçmek için en iyi 100 dağıtım listelerine göz gezdirebilirsiniz.
Ayrıca server açısından da sıkça tercih edilen dağıtımlar bulunmakta. Bunlara örnek olarak Red Hat Enterprise, Ubuntu Server, CentOS, SUSE Enterprise örnek gösterilebilir.
Yukarıda bahsettiğimiz server dağıtımlarından bazıları ücretsiz olarak temin edilebilirken bazıları ise belirli bir ücret karşılığında alınabilmektedir. Ücretli olanlar beraberinde destek alma imkanını da getiriyorlar diyebiliriz.
Hangi Dağıtımı Seçmeliyim?
Hangi Linux dağıtımını seçeceğiniz aşağıdaki basit üç soruda yatmakta. Bu sorulara vereceğiniz cevaba göre seçeceğiniz dağıtımın hangisi olması gerektiği de netleşecektir:
Ne seviyede bir bilgisayar kullanıcısısınız?
Modern bir masaüstü görünümümü yoksa standart bir görünüm mü tercih edersiniz?
Server mı yoksa masaüstü mü?
Eğer bilgisayar kullanma becerileriniz göreli olarak basitse, yeni kullanan kişilerin tercih ettiği türden bir dağıtım seçmenizde fayda vardır. Bunlara örnek olarak Linux Mint, Ubuntu veya Deepin gösterilebilir. Eğer yeteneklerinizin bunun daha ötesindeyse bu durumda Debian veya Fedora tercihi daha doğru bir seçim olabilir.
Bu sorunun pek çok kişi tarafından oldukça yaygın şekilde sorulan bir soru olduğunu söyleyebiliriz. Neden ihtiyacı karşılayan bir işletim sistemini tercih etmektense tümüyle farklı bir sistemi öğrenme zahmetine girmeleri gerektiğini insanların öğrenmek istediklerini söyleyebiliriz. Bu soruya başka bir soruyla cevap vermek mümkün. Mevcut kullandığınız işletim sisteminiz ihtiyacınızı karşılamaya tümüyle yetiyor mu? yoksa düzenli olarak virüslerle, zararlı yazılımlarla, yavaşlama sorunlarıyla, çakılmalarla, masraflı tamirlerle ve lisans ücretleriyle mi uğraşmanız gerekiyor?
Eğer yukarıda bahsettiğimiz sorunlarla uğraşıyorsanız ve düzenli olarak sahip olduğunuz verileri kaybetmekten korkuyor veya bilgisayarınızı düzenli olarak bakımlara götürmek durumunda kalıyorsanız, Linux aradığınız ve ihtiyaç duyduğunuz platform olabilir. Linux dünyadaki en güvenilir bilgisayar ekosistemini oluşturacak şekilde gelişim gösterdi. Bu güvenilirliği sıfır başlangıç masrafıyla birleştirdiğinizde mükemmel masaüstü platformu çözümüne de ulaşmış oluyorsunuz.
Burada sıfır başlangıç masrafından kastımız ise Linux’un ücretsiz şekilde indirilip kurulabileceği anlamına geliyor. Buna ek olarak Linux üzerinde çalışan çok sayıda yazılımı da ücretsiz şekilde indirip kullanabiliyorsunuz. Linux’u istediğiniz kadar fazla bilgisayara kurabiliyor yazılım lisansına bir lira dahi ödemeden faydalanabiliyorsunuz.
Bir Linux serverla Windows Server 2012 arasındaki fiyat farkına bakalım. Windows Server 2012’nin sadece yazılım ücreti tek başına 1,200 dolara kadar çıkabiliyor. Bu lisans içerisinde Müşteri Erişim Lisansını da barındırmıyor. Ayrıca veri tabanları, bir web server ve mail server gibi yazılımlar için de ayrı olarak ücret ödemeniz gerekmekte. Linux serverda ise bunların tümü ücretsiz ve kurulumu kolay.
Eğer bir sistem yöneticisi iseniz, bu durumda Linux ile çalışmak hayallerinizin gerçeğe dönüşmesini sağlayacak. Serverlara günlük olarak bakıcılık yapmanıza gerek kalmayacak. Hatta Linux’u bir kere kurduktan sonra uzun bir süre bakım yapmaya dahi ihtiyaç duymayacaksınız. Ayrıca servislerden birisinin tekrar başlatılması gerektiğinde diğer servisler bundan etkilenmeyecekler ve çalışmaya devam edecekler.
Akıllı telefonlardan arabalara, süper bilgisayarlardan ev sistemlerine, Linux işletim sistemi her yerde kullanılıyor.
90’lı yılların ortalarından bu yana etrafta olan Linux, pek çok endüstriden ve pek çok kıtadan kendisine bir kullanıcı kitlesi oluşturdu. Konu hakkında bilgisi olanlar Linux’un hemen hemen her yerde kullanıldığını biliyorlar. Telefonlarınızda, arabalarınızda, buzdolabınızda ve daha pek çok yerde kullanılmakta. İnternetin büyük kısmını Linux çalıştırırken, bu işletim sistemini kullanan süper-bilgisayarlar büyük buluşlara imza atmaya yardımcı oluyorlar. Fakat Linux masa üstülerinde, serverlarda ve dünya çapındaki tüm gömülü sistemlerde kullanılmadan önce de en güvenilir, güvenli ve endişe gerektirmeyen türden bir işletim sistemiydi. Linux’un diğer işletim sistemlerinden bir diğer farkı ise açık kaynak kodlu olması – yani ücretsiz bir şekilde ulaşılarak üzerinde farklı kişilerin geliştirmeler yapabilmesi ve dağıtım adı verilen işletim sistemlerini piyasaya sürebilmesidir. Dağıtımların bazıları ücretliyken bazıları ise ücretsiz şekilde erişilebilirdir. Bunlara örnek olarak Ubuntu, Fedora, openSUSE, Linux Mint gibi dağıtımları gösterebiliriz.
Nedir?
Aynı Windows Xp, Mac OS X, Windows 8 – 10 gibi Linux da bir işletim sistemidir. Bir işletim sistemi ise masaüstü bilgisayarınızda veya laptopunuzdaki donanımla bağlantıyı sağlayan ve yöneten sisteme verilen addır. Bir işletim sistemi olmadan bilgisayarınıza çeşitli yazılımları kurmanız ve kullanmanız mümkün olmazdı. Linux işletim sistemi aşağıdaki parçalardan oluşmaktadır:
Bootloader: Linux’ın bu bileşeni bilgisayarınızın başlatılması sürecinden sorumludur. Pek çok kullanıcı için bu süreç işletim sisteminin açılışına kadar geçen ekranlar olarak görülmektedir.
Kernel: Bu tam olarak Linux adı verilen bölümdür diyebiliriz. Kernel sistemin temelidir ve işlemci, hafıza ve diğer cihazların yönetilmesini sağlar. Kernel işletim sisteminin en alt seviyesidir.
Daemons: Bu servisler arka plan servislerdir (yazdırma, ses, düzenleme vb.).
Shell: Daha önce Linux komut satırından bahsedildiğini duymuşsunuzdur. Burası Shell adı verilen bölümdür ve bilgisayarı komutlarla yönetebileceğiniz bölgedir. Linux’un bu özelliği en az bir kere kullanıcıları korkutarak ondan uzaklaşmaya yol açan bölümü olarak da bilinir. Bununla birlikte artık bu durum söz konusu olmadığını söyleyebiliriz. Modern Linux masaüstlerinde, komut satırını kullanma zorunluluğu artık kalmamıştır.
Grafik server: Monitörünüzdeki grafiklerin gösterilmesini sağlayan alt sistemdir.
Masaüstü: Bu bölüm kullanıcıların etkileşime geçme imkanı buldukları bölümdür. Pek çok farklı masaüstü yapısının varlığından bahsetmek mümkündür. Bunlara örnek olarak GNOME, KDE, XFCE verilebilir.
Diğer uygulamalar: Masaüstü kullanmak isteyebileceğiniz tüm uygulamaları bünyesinde barındırmaz. Aynı Windows ve Mac’de olduğu gibi Linux için de indirebileceğiniz ve yükleyebileceğiniz pek çok yazılımı mevcuttur.
Anneler günü yaklaşıyor. Evet 10 mayıs pazar günü Anneler günü. Anneler bizim için en değerli varlıklardır. Bizi bütün hatalarımıza rağmen karşılıksız seven annelerimize her zaman değer vermeliyiz. Hiç bir zaman onlardan sevgimizi dikkatimizi eksik etmemeliyiz. Onlara söyleyeceğimiz “Seni Seviyorum” kelimesi bile eminim onlar için hediyedir. Ama bu onlara özel olan Anneler gününde küçük bir hediyeyle onları özel hissettirmek, sevindirmek isteyenlere değişik hediye önerileri sunuyoruz.
Anneler günü için Anne şiiri.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşcesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Annemize özel bestelenmiş şarkı
Annemiz gönlümüzden geçenleri yazabileceğimiz kristal saat
Saç boyaları, içeriğindeki kimyasal maddelerden dolayı, saç köklerine, saç tellerine ve saç derisine zarar verir. Zamanla saçların yıpranmasına ve dökülmesine neden olur.
Doğal saç boyası; saça güzel bir renk verirken aynı zamanda saçı korur ve yıpranıp dökülmesini de önler.
Saça doğal bir renk veren ve canlı, parlak görünmesini sağlayan doğal saç boyası tarifi ile, saçlarınızı istediğiniz renge boyayabilirsiniz.
Doğal kestane rengi saç boyası yapımı
Gerekli malzemeler
4 yemek kaşığı kına, 1 çay kaşığı tarçın, yarım su bardağı ceviz yaprağı suyu, yarım çay bardağı siyah çay, yarım limon, yarım su bardağı hibiskus suyu, 1 çay kaşığı kahve.
Boyanın hazırlanışı
Cam veya porselen bir kabın içerisine, tüm malzemeler konularak, tahta bir kaşık yardımı ile iyice ezilir ve karıştırılır. Saçlar, tutam tutam ayrılarak, her tarafa eşit şekilde sürülür. Tüm saçlar boyandıktan sonra, streç filmle sarılarak saat bekletilir. Saçlar, bekleme süresinin ardından ılık su ile yıkanarak boyadan arındırılır.
Doğal sarı saç boyası yapımı
Gerekli malzemeler
1 su bardağı kurutulmuş papatya (kendiniz kurutabileceğiniz gibi, aktarlardan da bulabilirsiniz), 1 su bardağı su.
Boyanın yapımı
Su, bir tencerenin içine konularak kaynatılır ve kaynayan suyun içine papatyalar ilave edilerek demlenmesi sağlanır. Yaklaşık 20 dakika demlenen papatyalar, tel süzgeç yardımı ile süzülür. Papatya suyu, saçlara eşit miktarda sürülür. Daha iyi etki etmesi için, özellikle güneşte kuruyana kadar beklenir. Papatya suyunu, hafta da bir kere saçlarınıza sürerseniz, doğal ve pırıl pırıl parlayan sarı saçlara sahip olursunuz.
Doğal kahverengi saç boyası yapımı
Gerekli malzemeler
1 su bardağı karanfil, 1 su bardağı ada çayı, bir miktar kına, 1 s bardağı su.
Boyanın hazırlanışı
Bir tencerenin içine su konularak kaynatılır ve kaynayan suyun içine adaçayı ilave edilir. Yaklaşık yarım saat, demlenmesi için bekletilir. Başka bir tencereye tekrar su konularak kaynatılır ve içine karanfil ilave edilerek, yaklaşık yarım saat demlenmesi için bekletilir. Bekleme süresinin ardından, adaçayı ve karanfiller süzülerek, suları tek bir kapta birleştirilir. Boya kıvamı alıncaya kadar, içine yavaş yavaş kına ilave edilir.
Hazırlanan boya, saça eşit miktarda sürülür ve 1 saat bekletilir. Saçlar, ılık su ile yıkanarak, boyadan arındırılır. Bu saç boyasını, ayda 1 defa yaparak, muhteşem kahverengi doğal saçlara sahip olabilirsiniz.
Siyah saç boyası yapımı
Gerekli malzemeler
1 fincan siyah çay, fincan ada çayı.
Boyanın hazırlanışı
Bir tencereye su konularak kaynatılır ve kaynayan suyun içine siyah çay ve ada çayı ilave edilerek, yaklaşık 20 dakika demlemesi için beklenir.
Bekleme süresinin ardından, çaylar süzülerek, saç diplerinden başlayarak tüm saç boylarına eşit miktarda sürülür. Yaklaşık bir saat bekledikten sonra, ılık su ile yıkanır ve istenilen rengin elde edilmesi için birkaç defa tekrarlanması gerekir.
Yazın gelmesiyle birlikte etekler daha çok tercih edilmeye başladı. Bu sezonda hem uzun hem de kısa etekler tercih edilmektedir. Renk seçimine geldikte ise geniş renk yelpazesinden size uygun olanı seçmekte özgürsünüz.
Siyah kalem etek-59,99 TL
Siyah beyaz çizgili etek-99,99 TL
Çiçekli mini etek-49,99 TL
Kısa deri etek-69,99 TL
Uzun siyah etek- 99,99 TL
Turkuaz uzun etek-89,99 TL
Genç etek-39,99 TL
Bu ve daha fazla etek modellerine aşağıdaki linkten ulaşa bilirsiniz.
Avizeler bildiğiniz gibi normal lambalardan farklı olarak çok daha fazla lambaları bir arada tutan daha gösterişli veya renkli çalışan ürünlerdir.
Avize alımı yapan kişiler genellikle aydınlatmadan daha çok ev tasarımına uygun bir dekor malzemesi amacı ile alım yapmaktadır. Buna göre de farklı görsel güzellikleri olan birçok model avize vardır. Bazı modeller klasik, bazıları modern veya bazıları da daha sade görünümde olan avizeler vardır.
Avizelerde tasarımına göre de farklı fiyatta birçok model ürün vardır. Sizler için Türkiye’nin önde gelen avize satış sitelerinden farklı fiyatta avize modelleri seçtik.
İlk sitemiz ünlü koçtaş mağazalar zincirinin online satış sitesinden
2017 yılında uzun saç modelleri hem ünlüler tarafından hem de güzelliğine önem veren bayanlar tarafından tercih ediliyor. Uzun saç modelleri hem dalgalı hem düz kesimlerde kullanılıyor. Son dönemin gündemde olan boya şekli ombre uzun saçlarda daha şık ve trend duruyor. Aşağıda uzun saç modelleri resimlerini inceleye bilirsiniz. Kesim ve boya yaptırmadan önce mutlaka yüz şeklinize göre karar verin. Yani yuvarlak bir yüze çok güzel yakışan bir kesim oval bir yüzde hiç de güzel durmaya bilir. O yüzden saç kesiminizi profesyonel stilistlere yaptırmanızda fayda var. Ve ya bir sonraki yazımızda yüz şekillerine göre saç kesimlerinde bahsedeceğiz. Yazılarımızı takipte kalın. Güzel ve şık olun!!!
Siyah göz makyajı oldukça ilgi çekici ve hoş bir görünüm sağlayan bir makyaj türü. Özellikle açık tenli olan insanlar da oldukça güzel durmaktadır.
Siyah göz makyajı özellikle koyu olarak tercik edilmelidir. Göz kapaklarının üst kısmına koyu bir şekilde uygulanmalıdır. Göz kapaklarının üst kısmına uygulanan makyaj dışarıya taşırılmamalı ve dolu dolu kapağın üzerinde kalmalıdır. Bunun yanında üst kısma kaşlara doğru olan kısıma ise kapakların aksine daha açık yani gölgeli göz makyajı şeklinde uygulanmalıdır. Gölge kısmı kaşlara doğru gidildikçe siyah tonlardan gri tonlara dönülerek uygulanmalıdır. Bunun sebebi göze daha büyük bir aydınlık sağlamak ve bir bütün yakalamak için bu şekilde uygulanmalıdır. Siyah makyaj özellikle de gözlerde oldukça iddialı bir renktir. Bunun için tonlar ve uygulanma şekli mutlaka doğru şekilde yapılmalıdır. Bunların aksine arap göz makyajı ise yine göz kapakları üzerine orta koyulukta uygulanmalıdır. Ancak gölgenin aksine kaşlara doğru yine renk açılmalıdır. Fakat kapakların üzerinde yana doğru kedi göz olarak da tabir edilen şekilde koyu tonlarda uygulanmalı, kaşlara doğru ise yine açık tonlar ile tamamlanmalıdır.
Bu makyaj türü daha çok özel günlerde, özel davetlerde, şık gece kıyafetleri eşliğinde uygulanmalıdır. Bu makyaj daha çok buna uygun olan ve ağır davetleri taşıyabilen makyaj şeklidir. Bunun yanında siyah makyaj ve sade gölgeler ise normal günlük hayatta da uygulanabilir ve oldukça hoş görüntü sağlanabilir.
Birçok erkek için uzun saç modelleri adeta bir hayal. Erkeklerin askerlik sonrası tıraşsız rahat yaşamlarında her zaman uzun saç modellerini denediğini biliyoruz. En çok da hangi şekilde saçlarımı uzatmalıyım, bana yakışır mı? soruları kafaları karıştırıyor. Sadece biraz cesaret sözü yeterli değil aslında. Zira saçların uzaması oldukça zaman alıyor ve birazda sabır gerekli.
Geçtiğimiz yıl küt ve eşit boydaki uzun saç modelleri revaçtaydı. Bu yılın trendleri arasında asimetrik kesimler ve dağınık modeller ön planda olacak. Asimetrik kesimli dağınık saçların, günlük olarak kullanılması biraz zor olabilir. Ancak toplanacak kadar uzatıldıysa biraz saç köpüğü ve saçınız ile aynı renkteki lastik toka işinizi görebilir.
Bu modelin moda olmasının sebebi olarak, rahatlık ve özgürlük temasının revaçta olması gösterilebilir. Erkek saç modelleri arasında özellikle uzun modeller, ünlü kişiliklerin tarz olarak saç modellerini değiştirmesi sonucunda, ortaya çıkardıkları saç modası akımının bir yansıması olarak değerlendirebiliriz. Bayanlar içinde aynı durum geçerlidir ancak, yeni modellere bayanlar daha çabuk adapte olurlar. Erkeklerin benimsedikleri ve kendilerine yakıştırdıkları asimetrik kesim, kıvırcık, dalgalı ve düz uzun saç modellerini moda gereği kolay kolay değiştirmiyorlar. Bu yüzden uzun saçların erkek usulü korunması için bazı öneriler vermekte fayda var. Uzun saç modelleri erkek kuaförlerinde kolayca uygulatabileceğiniz, koruyucu ve besleyici saç maskeleri ile korunabilir. Artık saçlar uzun ve jöleye elveda. Daha çok saç köpüğü ile şekillendirme uygun olacaktır.
Hearthstone pek çok strateji severin oynadığı başarılı bir kart oyunu oyun tamamen çevrimiçi olunca rakipleri yenmek onlara üstün gelmek hepimizin hedefi oluyor.Burada amacımız ise sizlere oyunda çok yüksek sayıda deste açma zorunluluğunda kalmadan (ki bu oyuna para vermeden çok zor ) sizleri en azından rank 15 yada 10 lara getirebilecek desteleri vermek ve oynanışlarını açıklamak.
Clasic Priest
Oyunda priest ile deste yapmaya çalıştığınızda size öneri olarak 3 hazır deste öneriri.Burada basit priest destesi sizi legend bile yapabilecek başarılı bir destedir.İnternette bunu kanıtlayan pek çok oyuncuda oldu.Destemizin temeli shadow word death kartıyla büyük tehlike içeren kartları yok edip olabildiğince kart çekip masada kontrolü sağlamak.Destede isterseniz küçük oynamalar yapabilirsiniz ama core dediğimiz destenin ana yapısını bozmadan oynayıp öğrendikçe legend olmasa bile herkesin rank 15’e kadar gidebileceğini düşünüyorum.
Zoolock
Warlock’ destelerinin hayvanat bahçesine dönmüş haline Zoolock diyoruz neden böyle diyorsanız çok basit çünkü 1-2 ve nadiren 3 mana kartları içeren destemizde işe yarar kart nerdeyse yok gibi bu desteyi oluştururken olabildiğince ucuz ve yararlı kartları alın mesela 1-1 divineshield içeren yada dire alpha wolf gibi diğer minyonları güçlendiren soulfire gibi 4 vurup elimizden kart alan kartlar tamamen bu deste için.Özellikle soulfire ve power overwhelming sizin vazgeçilmezleriniz çünkü soulfire elinizden bir kartı atıyor kötü yanı var evet ama attığı kart büyük ihtimal zaten işinize yaramayacak çöp kartlar olacak yada power overwhelming’i düşünelim gelecek tur güçlendirdiğimiz minyon yok oluyor ama destenizde ucuz summon 1-1 boar yada summon 1-1 murloc gibi özelliği olan kartlar olduğunda bu 1-1 leri güçlendirip yok etmek kimseyi üzmez.Bir diğer gerekli kartınızda doomguard doomguard charge ‘a sahip anında saldırabilir ama elinizden 2 kart götürür.Bunu oynamak için 2 yönteminiz var ya elinizdeki bütün ucuz kartları bir önceki el oynayın yada elinizde bekletip rakibin canı çok azken son vuruş için kullanın .
Argent Squire × 2
Bilefin Tidehunter × 2
Dire Wolf Alpha × 1
Knife Juggler × 2
Earthen Ring Farseer × 2
Defender of Argus × 2
Frostwolf Warlord × 2
Bu 2 deste diğer çoğu desteğe göre ucuz ve başarılı diyebiliriz.Peki neden diğer sınıflarda böyle deste yok diyorsanız diğer sınıflarda başarılı olmanız daha çok legendary ve epic kartlara bağlı.Örneğin shield slam warriorların zırhına göre hasar vuran bir epic kartı çok güçlü bir kart ama çoğu ücretsiz oyuncunun ulaşması zor bir kart.Yada ragnaros firelord oyunda en iyi kartlardan birisi çoğu destenizde yer bulabilecek bu kart legendary olduğu için senelerce hiç elinize geçmeyebilir.Eğer hızlı rank yükselmek istiyorsanız bu 2 destede ustalaşmanız sizin için en iyisi olacaktır.Bir dahaki yazımızda görüşmek üzere
Afrika Cephesinin başlangıcı İtalyanın 2.Dünya Savaşına katılmasıyla başlasada İtalya cephede hiçbir başarı gösteremeden Almanyadan yardım isteyince tarih bu cepheyi Almanya geldikten sonra gerçek bir cephe olarak kabul ediyor diyebiliriz.
1941-1942
Rommel’in Hitlerin emriyle Afrikaya gönderilmesiyle cephe başladı diyebiliriz.Her savaşta ingilizlere yenik düşen İtalyanları toplayan Rommel 30 Bin’e yakın sayısıyla kendi getirdiği kolordusuyla beraber cepheyi yeniden düzene sokar.Ancak durum hayla çok zayıftır.İngilizler 2.5 kat sayı üstünlüğüne sahipken denizden yeterince erzak alamayan alman kolordusunu gene çok az sayıda uçak desteklemektedir.Rommel bu durumu çevirmek için Tankların arkasına metal parçalar takar bütün orduyla İngilizlerin üstüne yürümeye başladığında tankların çıkardığı toz metallerle beraber o kadar yükselmiştir ki ingiliz ordusu çoğu bölgede sayı üstünlüğünün Rommel’de olduğunu zannedip savaşmadan geriye kaçar.Belirli pozisyonlarla yeniden savunmalar kurulsada Rommel’in ilerleyişine kimse engel olamayacaktır.El Alamein’e ulaşmadan önce yapılan Gazala Muharebesi ise bunun örneklerinden biriydi diyebiliriz.80 Bin kişilik mihver kuvvetlerinin 30bini Alman 50 Bini İtalyan iken 175 Bin İngiliz Askerini deşip geçeceklerdir.Libyanın büyük bölümünü kaybetmiş İtalya Rommel’in gelmesinin hemen ardından Mısır’a kadar ilerlemiştir.Ancak Mısır’ın El Alamein kentine yapılan saldırı başarısız olur ve ilerleme durur.Rommelin birliklerinin sadece 30bin kişi olduğunu gören İngiliz Komutanları 120 bin kişilik sayısıyla hayrete düşmüştür.Cephede üstünlük Rommelde olsa bile bu üstünlüğü almanın ne kadar zor şartlarda olduğundan bahsetmezsek haksızlık etmiş oluruz.Sorunlardan birisi Malta adasını ele geçirememiş olmamasıdır.İtalyanların yüzünden İtalyadan gelen her türlü erzak Malta adasından çıkabilecek İngiliz Donanmasıyla karşılaşma tehlikesiyle yüzleşmektedir.Bazen erzak gemileri vururken bazen geç gelir.Bu sorunun dışında birde aşırı sıcaklar başlamıştır.Tanklar bazen o kadar ısınır ki yumurtaları pişirmek için tank mürettebatları tankların motorunu kullanmaya başlar.Hava desteği ise çoğu zaman nerdeyse mümkün bile değildir.Az sayıda bulunan Alman Hava Kuvvetleri ya İngilizlerle çatışmak zorunda kalır yada Kum Fırtınaları yüzünden görevini yerine getiremez…
1943
41 Yılından sonra cephede savaşlar olsada durum pek değişmeyecektir.Rommel az sayısına rağmen üstün taraf olunca Amerikan Ordusu burayada adım atar.Rommel bu durumdan sonra bölgeden geri çekilme hazırlıklarına başlamıştır.Rommel geri çekilmeye hazırlanırken doğum gününde Hitler hediye gönderince keşke bu hediye yerine 1 Tümen Asker göndermiş olsaydı demiştir.İngilizler ise hayla Rommel korkusundan tedbirli davranıp üstüne yürümemiştir.Amerikan kolordusunun yaptığı saldırıyı kendi birlikleriin kaybının 6 katı olarak ödeterek Tunus’a kadar geri çekilir.Tunusta bir savunma hattı kurarak bütün birlikler geri çekilene kadar dayanmayı başarmış ve ordusunu güvenli bir şekilde kurtarmıştır.
Bu cephede iki ülke arasında çok fazla savaş oldu tarihe kazınan bu büyük savaşların hangi tarafın nasıl kazandığını bu büyük cephede nelerin yaşandığından bahsedeceğiz.
Moskova Meydan Muharabesi
Alman ordusu uzun süre boyunca yenilgisiz bir şekilde ilerlemişti.Hatta Stalin Almanları oyalamak için milyonlarca askerini bilerek feda etmesine rağmen ilerleyişe engel olamamıştı.Moskovaya çok kısa bir mesafe kala Alman ordusu bir karar konusunda ikiye bölünür.Stalinin geride bıraktığı 1.5 milyon Rus askerinin etrafı çevrilmiştir.Alman ordusu onları orada tutup yok etmeden moskovanın çabucak düşürülmesi gerektiğini düşünürken Hitler’in onlarla aynı fikirde olmaması yüzünden ordu geriye dönünce Moskovadaki savunma güçlendirilir.Alman ordusu yeniden gelip saldırıyı denediğinde ise savaşı kaybedecektir.
Stalingrad Kuşatması
Alman ordusu Moskova ve Leningradda başarılı olamayınca bu sefer gözünü güney’e diker.Ukraynanın fethinden beri fazla ilerleme göstermeyen güney ordular birliği Stalingrad’a doğru ilerlemeye başlar.Hedef ise kafkasyayı ele geçirip baküdeki petrol’e sahip olmaktır.Bu hareketin başlangıcı 1942 tarihini buluyor.Ki buda Almanyanın doğu cephesindeki erzak sıkıntısının başladığı dönem diyebiliriz.Operasyon sırasında çoğu birliğin gerek az petrol gerek az mermi yüzünden hareketleri kısıtlanmıştır ama Alman ordusu buna rağmen 2.5 kat sayı üstünlüğüne sahip rus ordusunu geri itmeyi başarıyordur.Rusya direk bir muharebede Almanları yenemeyeceğini anlayınca durumu şu şekilde çevirirler.Almanyanın güney ordular birliğinde Roman ve Bulgar Askerlerde vardır.Alman ordusu şehri ele geçirirken onların görevi kanatları korumaktır.Çok büyük bir orduyu şehirin dışında tutan Stalin Stalingrad şehri düşer düşmez Alman ordusu içerde kalmışken Roman ve Bulgar hatlarını geçip şehri çevirir ve Alman 6.Ordusu içerde kuşatılmış bir şekilde kalır.Buradaki bu kuşatma Almanyayı nerdeyse savaşı o an kaybetme noktasına getirmiştir.
Rostov Savunması
Güney Ordular Birliği Sovyetlere tamamen kaybetmek üzereyken Manstein geri çekilen birlikleri toplayarak Rostovda bir savunma hazırlar.Bu savunmada Alman ordusu çok büyük başarılar gösterir.Örnek vermek gerekirse 30 Tanklık bir Alman Tümeni 3 gün boyunca 600’Den Fazla Tanka sahip Rus Tümenini tek başına tutmuştur.Bu cephedeki başarılı savunma Alman ordusunun tamamen yok olmasını engeller.Eğer burada savaş kaybedilseydi büyük ihtimal 2.Dünya Savaşı 1943’te biterdi.
Kursk Muharebesi
Cephedeki son büyük savaş Kursk muharebesi diyebiliriz.Alman ordusunun erzak sıkıntısı en yükseğe ulaşmışken 1943 yılında yapılan bu savaş SSCB’nin üstünlüğü tamamen almasını sağladı.Aslında cephede 2 taraf yakın güçlere sahipti Sovyet ordusu 1.5 kat yüksek sayısıyla cepheyi dengede tutarken Alman saldırıları yüzünden birkaç bölgede yarıklar açılmıştı ancak İngiltere ve Amerika İtalyaya çıkartma yapınca Hitler saldırının durdurulmasını emretti.Kazanılabilecek bu savaş böylece kaybedildi.Bu savaştan sonra Alman ordusu bu cephede sovyetleri yavaşlatma taktiğine geçmeye başladı.Yollara patlayıcılar döşenerek köprüler havaya uçurularak Almanyanın yeni teknoloji devlerine zaman kazandırmak (Ağır Tanklar) üretilmesini sağlayıp cephede üstünlüğünü yeniden geri almak planlanıyordu.
Pardus bir Linux dağıtımıdır. Diğer Linux dağıtımlarına Ubuntu, Fedora, openSUSE örnek gösterilebilir. Pardus da bu dağıtımlar gibi bir Linux işletim sistemi dağıtımıdır. Pardus’un bizler için en önemli özelliği Türkiye’de TÜBİTAK tarafından geliştirilmiş olması ve günümüzde Pardus Topluluk Sürümü olarak ücretsiz şekilde kullanılabilir olmasıdır. Türkçe olması sayesinde pek çok kişi bu ücretsiz işletim sisteminden faydalanabilir. Bu dağıtımın ilk sürümü 2005 yılında yayınlanırken geliştirme sürecine de 2003 yılında başlanmıştır.
Pardus ismi Anadolu Parsının bilimsel isminden gelmektedir. 2011.2 sürümüne kadar bu dağıtım başka herhangi bir Linux dağıtımını temel almadan geliştirilirken, daha sonra Debian dağıtımı temel alınmaya karar verilmiş ve bu yönde değişiklik yapılmıştır. Debian tabanına geçiş değişikliğine karar verilmesinin ardından geliştirilmekte olan PİSİ, ÇOMAR, YALI, Müdür ve Kaptan gibi dağıtımın işlevlerini görmeye yönelik projeler de terk edilmiştir. Bu büyüklü küçüklü projelerin sırasıyla şu işlevleri görmeleri hedeflenmekteydi; Paket yönetim sistemi, yapılandırma yöneticisi, kurulum aracı, açılış sistemi ve ilk ayar sihirbazı. Pardus günümüzde her ne kadar TÜBİTAK eliyle geliştirilmiyor olsa da, açık kaynak kod geliştirme toplulukları tarafından kişisel kullanıma yönelik sürümü geliştirilmeye devam etmektedir.
Pardus Sistem Gereksinimleri ve Neden Pardus?
Pardus sistem gereksinimleri oldukça temeldir. En az 800 Mhz bir işlemci, 4 GB sabit disk alanı, 256 MB RAM ile bu işletim sistemini kurup kullanabilirsiniz. Bu değerlerden bir miktar üstte değerlere sahip olmanız ise önerilmektedir.
Pardus kullanımında en önemli artı sistemin Türkçe olmasıdır. Bunun haricinde diğer Linux dağıtımlarının sahip olduğu tüm ekstra özelliklere sahiptir diyebiliriz. Pardus sistemine sahip olduğunuzda virüs, bilgisayarın takılması, çakılma benzeri sorunlarla karşılaşmazsınız. Üstelik kişisel kullanımı ücretsiz olduğu için yıllık lisans ücretleriyle uğraşmanıza da gerek kalmaz.
İlk olarak windows 10 tarih oluyor haberimizle başlayalım.
Önceki Windows sürümlerine benzer şekilde, Windows 10’un da tarihin çöplüğüne atılması bekleniyordu. Ancak bu gelişmenin ne zaman uygulamaya geçeceği bugüne kadar bir sır niteliğindeydi. Geçtiğimiz günlerde Microsoft yetkilileri tarafından yapılan açıklama ile birlikte bu sır da açığa çıkmış oldu. Üstelik açıklamada bir tarih bile verildi.
Microsoft, yaptığı açıklamada Windows 10 sürümünün, yani diğer adıyla sürüm 1607’nin, resmi güncelleme olanağına 9 Mayıs 2017 tarihinden itibaren destek vermeyeceğini ilan etti. Uzmanlar bu tarihin, yüksek ihtimalle Windows 10’un güncellemeleri toplu şekilde alabileceği son tarih olacağı görüşünde birleşti. Bu tarihten sonra ise Windows 10 sistemine herhangi bir güncelleme, güvenlik güncellemeleri de dahil olmak üzere, sunulmayacak.
Microsoft, daha önce uyguladığı şekilde, Windows 10 sürümü kullanıcılarını, sistemlerini güncel hale getirmeleri konusunda teşvik ediyor. Kullanıcının yeni Windows sürümünü yüklemeleri için ise, Microsoft’un internet sitesinden download sayfasına ulaşmak ve “Hemen Güncelleştirin” butonuna tıklamak yeterli. Microsoft son dönemde Windows 10 sürümü için oyun desteği vermeye başlamış ve bu durum yeni sürümün henüz gündemde olmadığı yorumlarına yol açmıştı.
Pardus nedir?
Pardus linux işletim sistemi , TÜBİTAK ULAKBİM tarafından büyütme ve geliştirme çalışmaları devam ettirilen bir GNU/Linux dağıtımı ve açık kaynak yazılım ( özgür yazılım ) yaygınlaştırma projesidir.
Linux nedir?
Linux, bilindiği üzere İnternet üzerinde ilgili ve meraklı birçok gönüllü kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir. Daha fazla bilgi için wiki sayfası.
Açık kaynak nedir?
Açık kaynak bir bilgisayar yazılımının makina diline dönüştürülüp kullanımından önceki, programcılar tarafından okunur, anlaşılır, yeni amaçlara uygun değiştirilebilir halinin gizli tutulmayıp, açık halinde kamuyla paylaşılıyor olmasına verilen isimdir. Daha fazla bilgi için wikipedia sayfası.
Özgür yazılım nedir?
Özgür yazılım (İngilizcesi free software), kullanıcısına çalıştırma, kopyalama, dağıtma, inceleme, değiştirme ve geliştirme özgürlükleri tanıyan yazılım türüdür. Özgür yazılım ile kastedilen özgürlük, yazılımın kullanım hakları ile ilgilidir, ekonomik boyutu ile değil. Özgür yazılımlar çoğunlukla ücretsiz olsalar da ücretsiz olmak zorunda değildirler. İngilizce sözlükler “free” kelimesi için yirmiye yakın anlam sıralar. Bunlardan sadece bir tanesi “bedava” iken geri kalanları özgürlük ve sınırlamaların olmaması (freedom) kavramlarına atıfta bulunur. Dana fazla bilgi için wikipedia sayfasındaki ilgili makale ve linkeleri okunabilir.
Her açık kaynak yazılım özgür yazılım mıdır?
Bir yazılımın açık kaynaklı yazılım olması, özgür yazılım olması veya özgür lisanslanmış olması anlamına gelmez. FSF (tr. Özgür Yazılım Vakfı) tanımına göre özgür yazılım, aşağıdaki dört özgürlüğü sağlayan yazılımdır:
Herhangi bir amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü (0 numaralı özgürlük).
Her ne istiyorsanız onu yaptırmak için programın nasıl çalıştığını ögrenmek ve onu değiştirme özgürlüğü (1 numaralı özgürlük). Yazılımın kaynak koduna ulaşmak, bu iş için önkoşuldur.
Kopyaları dağıtma özgürlüğü. Böylece komşunuza yardım edebilirsiniz (2 numaralı özgürlük).
Tüm toplumun yarar sağlayabileceği şekilde programı geliştirme ve geliştirdiklerinizi (ve genel olarak değiştirilmiş sürümlerini) yayınlama özgürlüğü (3 numaralı özgürlük). Kaynak koduna erişmek, bunun için bir önkoşuldur.
Bir Linux dağıtımı (kısaca dağıtım); Linux çekirdeği, GNU araçları ve bir masaüstü ortamının bir araya gelmesiyle, bu birlikteliği sürdürülebilir şekilde yönetecek bir yapılandırma araçları seti, yazılım güncelleme araçları vb. ile oluşturularak tam teşekküllü bir işletim sistemi haline gelen uygulamalar bütününü ifade eder. Daha fazla bilgi için wiki sayfası.
Pardus Debian tabanlı mıdır?
Evet, Pardus birçok GNU/Linux dağıtımı gibi Debian tabanlıdır. Örneğin Ubuntu, Mint, Deepin gibi çok kullanılan Linux dağıtımları Debian tabanlıdır. Debian tabanlı tüm dağıtımların listelerine https://www.debian.org/misc/children-distros adresinden veya https://distrowatch.com/search.php?basedon=Debian adresinden erişilebilir. Tüm bu sistemler Debian paket altyapısını kullanmaktadırlar. Ayrıca debian tabanlı olsun veya olmasın tüm dağıtımlar ortak olarak Linux çekirdeği içermektedir.
Pardus neden Debian tabanlı olarak geliştirilmeye devam etmektedir?
Pardus’un Debian tabanlı olarak geliştirilmesinin nedenleri şu şekilde sıralanabilir:
Müşteri isteği: Pardus Projesi TÜBİTAK ULAKBİM bünyesine taşındığında Debian tabanlı bir dağıtım olarak devam etmesi yönünde bazı kamu kurumlarından istekler gelmiştir. Bu istekler ve isterler doğrultusunda Pardus Debian tabanına geçiş yapmıştır.
Güncel teknolojiler ile eşzamanlı ve eşgüdümlü olabilme yeteneği: Pisi paket sistemini kullanan Pardus, ilk geliştirildiğinde GNU/Linux dünyasına bir çok yenilik getirmiş ve bir çok şeyin daha iyi yapılabileceğini dünyaya göstermiştir ancak; açık kaynak yazılımın doğası gereği bu geliştirmeler diğer projeler tarafından incelenmiş ve muadilleri de eşlenik sistemlere (örn: apt, sysV ve ağ yönetimi) de yansıtılmış ve Pisi temelli Pardus bu alanda görevini fazlası ile yerine getirmiştir. Dünyadaki gelişmeler ve Pardus’un Debian tabanlı olmasının sağladığı avantajları nedir? sorusunda da belirtilen maddeler de göz önünde alındığında, dünya açık kaynak geliştirme camiası ile daha entegre ve eşgüdüm içerisinde bir Pardus hem ülkemizin yazılım geliştirme hem de teknoloji üretme konusunda yeteneklerini arttırmaktadır.
Pardus’un diğer dağıtımlardan farkı nedir?
Pardus, TÜBİTAK ULAKBİM tarafından, öncelikle kamu kurumlarının ihtiyaç ve öncelikleri göz önüne alınarak, geliştirilen bir GNU/Linux dağıtımıdır. Pardus GNU/Linux dağıtımı, yine aynı isimdeki Pardus ekosisteminin işletim sistemi bileşenidir. Diğer bileşenler genel olarak Pardus alt projeleri olarak anılabilir ve projelersayfasından detaylı olarak incelenebilirler. Teknik açıdan incelendiğinde, Pardus’un diğer dağıtımlardan paket seçimi ve özelleştirmeler dışında bir farkı yoktur ancak; nihai ürün ve kullanışlılık açısından bakıldığında Türkçe konusunda diğer dağıtımlardan daha ileride, Pardus alt projeleri ve kullanıcıların ihtiyaç duyabileceği diğer paketleri de içeren, Türkiye içerisinde ve özellikle kamu kurumlarında daha rahat kullanılabilecek şekilde özelleştirilmiş ve Türkiye’deki kullanıcı alışkanlıkları ve ihtiyaçlarına daha uygun bir dağıtımdır.
Pardus’un Debian tabanlı olmasının sağladığı avantajlar nelerdir?
Pardus’un Debian tabanlı olmasının sağladığı avantajlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Geniş paket seçimi: Debian paket deposunda 80.000 den fazla paket bulunmaktadır. Bu paketler Pardus tarafından da kullanılmakta ve kullanıcılara rahatça kurup kullanabilecekleri son derece geniş bir yazılım kataloğu sunmaktadır.
Güvenilirlik ve güvenlik: Debian yıllar içerisinde güvenlik ve güvenilirlik konusunda kendisini kanıtlamıştır. Yeterince güvenilir olmadan sürüm çıkartmama ve güvenlik sorunlarını 24 saat içerisinde çözen bir ekibe sahip olması gibi diğer GNU/Linux dağıtımlarından ayıran belirgin bazı özelliklere sahiptir. Özellikle sunucu dünyasında Debian “kur, ayarla ve unut” şeklinde kullanılabilmesi ile ünlenmiştir.
Uluslararası teknolojiler ile eşzaman ve eşgüdüm olanağı: Açık ve özgür yazılım topluluklar tarafından geliştirilmekte, fikir ve teknolojiler paylaşılıp beraber geliştirildikçe daha sağlıklı ve yetenekli olmaktadır. Dünyanın en yaygın ve en büyük dağıtımlarından biri ile beraber çalışmak ve geliştirme yapmak, Pardus’u hem teknoloji hem de yetenekler açısından dünya ile eşdeğer bir konumda tutmakta, hem de Pardus’un geliştirdikleri ile Linux dünyasına geri katkı yapabilmesinin önünü açmaktadır.
Yetenekli geliştirme araçları ve paket yönetim sistemi: Debian tarafından geliştirilmiş olan .deb paket yapısı şu anda dünya üzerindeki en gelişmiş yazılım paketleme ve dağıtım sistemlerinden bir tanesidir ve sistem üzerinde çalışacak yazılımların geliştirilmesini ve dağıtılmasını oldukça kolaylaştırmaktadır. Bu yazılım ve paket ekosisteminin etrafında bulunan diğer geliştirme araçları da Debian ve GNU/Linux üzerinde yazılım geliştirme ve paketleme süreçlerini oldukça kısaltmaktadır. Bir önceki madde ile birleştirildiğinde bu herkes için daha kaliteli bir dağıtımın daha kolay üretilebileceği anlamına gelmektedir.
Pardus öğrenmek için ne yapmalıyım?
Eğitim ve konferans duyurularımızı takip edebilir, kurum yetkilisi iseniz kurumunuz için eğitim başvurusu yapabilir, eğitim belgelerimizi inceleyebilir ve forumumuza katılabilirsiniz.
Pardus Sertifikasyon nedir?
Pardus/Linux alanında yetkilendirilmeyi isteyen isteklinin bilgi, beceri ve deneyimini ölçen ve TSE tarafından kişinin belirlenen düzeyde akreditesini sağlayan standartları belirlemektedir. Pardus Kullanıcı Düzey 1 (PK1), Pardus Kullanıcı Düzey 2 (PK1), Pardus Eğitmen (PKE), Pardus Sistem Yöneticisi 1 (PSY1), Pardus Sistem Yöneticisi 2(PSY2) olmak üzere beş farklı seviyede yetkilendirmeyi kapsamaktadır. PK1, PK2 ve PSY1 yetkilendirmesi için teorik sınav; PK2 ve PSY2 için ise teorik sınav ve pratik uygulama yaptırılmaktadır. Sınavlar TSE’nin belirleyeceği tarihlerde gerçekleştirilmekte olup, ayrıntılı bilgiye TSE’den ulaşılabilmektedir.
Pardus öğrenmek için eğitim almak istiyorum, nereden alabilirim?
Eğitim sayfamızdan gerekli bilgileri alabilir ve kurumunuz adına başvuru yapabilirsiniz.
Mevcut işletim sistemimi silmeden Pardus’u deneyebilir miyim?
Pardus ‘u ikinci bir işletim sistemi olarak, mevcut işletim sisteminizin yanına kurabilirsiniz. Bu şekilde kurulum yapıldığında bilgisayar açılışında size hangi işletim sistemi ile devam etmek istediğiniz sorulacaktır. Kurulumla ilgili destek almak için forumlarımızı kullanabilirsiniz.
Pardus ücretli midir?
Pardus ‘u ücretsiz olarak Sürümler sayfamızdan edinebilirsiniz.
Pardus geliştirilmeye devam edecek mi?
Pardus, TÜBİTAK tarafından geliştirilmeye devam etmektedir.
Kurum olarak Pardus’a geçmek istiyoruz, nereden başlamalıyız?
Pardus dönüşümü ile ilgili daha fazla bilgi almak ve başvuru yapmak için Dönüşüm sayfamızı inceleyebilirsiniz
Pardus kurumsal çözüm ortağı olmak istiyoruz, ne yapmalıyız?
Pardus çözüm ortaklığı için iletişim formumuzu kullanarak bize ulaşabilirsiniz.
Pardus konusunda teknik destek almak istiyoruz, nereye başvurmalıyız?
Pardus konusunda teknik destek almak için 444 5 773 numaralı telefondan çağrı merkezimize ulaşabilir, forumlarımızda diğer kullanıcılarımıza da danışabilirsiniz.
Açık kaynak yazılımlar nasıl lisanslanır?
Açık kaynak yazılımların lisanslamaları çeşitlilik göstermekte olup, en popüler kullanılan lisanslar GPL (GNU Genel Kamu Lisansı) ve LGPL (GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı) olmaktadır. GPL lisansı ile özet olarak kullanıcılara tanımlanan “dört özgürlük” şu şekildedir:
Özgürlük 0: Programı sınırsız kullanma özgürlüğü.
Özgürlük 1: Programın nasıl çalıştığını inceleme ve amaçlara uygun değiştirme özgürlüğü.
Apple‘ın son tanıtılan iPhone’u kırmızı renkte çıktı, ancak Çin’de kırmızı değil. IPhone 7 ve 7 Plus’ın özel sürümü 40’dan fazla ülkede satışa sunuluyor ancak Çin biraz farklı yaklaşıyor bu konuya. Neden olduğuna yazımızda değineceğim. Kırmızı’nın Anlamı Ne?
Aslında Red (kırmızı), Aids’le savaşmak isteyen bir yardım kuruluşu ve başlangıçta U2 müzisyeni Bono ve aktivist Bobby Shriver tarafından kuruldu. Bu kurum, HIV / Aids Küresel Fonu’na aktarılması için belirli miktarlarda hibe desteği vermektedir. Ve bu kuruluş HIV’in bulaşmasını önlemek amacıyla hastalara test ve tedavilerinde yardım etmektedir. Bu bilgiye ek şundan da bahsetmek gerekir ki Apple, Küresel Fon’un dünyadaki en büyük kurumsal bağışçısıdır. Özel üretim cihazlar ile Apple Red ile uzun süredir devam eden ortaklığını kutlamakta ve satışların bir kısmını Afrika’daki kurtarma faaliyetlerine aktarmaktadır. Ancak Apple’ın Çince sitelerinde bu üründen veya neden bu üründen neden bahsedilmediğiyle ilgili bilgi verilmemiştir. Bu durum, çoğu kişiyi şaşkın bırakmıştır.
İnternet kullanıcıları, Apple’ın Çin’deki açılış sayfasında ürünlerini farklı ifadelerle tanıttığını fark etmişlerdir. Mandarin’den tercüme edildiğinde, Apple, Red ürünlerini “şimdi kırmızı” olarak tanıtırken Tayvan’daki sitelerinde sadece “ürün” olarak bahsetmiştir. Bazı analistler bu durumu, dünyanın en kalabalık ulusunda iş yapmak isteyen Batılı markalara müdahale eden bir başka Çin siyaseti örneği olarak düşünüyorlar. Bu konuda Apple suskunluğunu korumaktadır.
Peki, neden farklı isim?
Bir olasılık olarak şunu diyebiliriz, Apple’ın verdiği mesajında dikkatli davranmasıyla ilgili çünkü Çin’de HIV/Aids homoseksüellikle alakalı bir tabu niteliğindedir. Çin’de ilk HIV vakası 1989’da kaydedildi. 2000’e gelindiğinde hastalık Çin’in çoğunda bulundu ve yayılmaya devam edince hükümet sorunu yalanlamaya devam etti. Ve hala günümüzde Aids hastalarına karşı sergilenen ayrımcılık yaygın bir durumdur. Başka tartışmalı konular var mı?
Evet, farklı konularda da tartışmalar sürmektedir. Şu sıralar en konuşulan konu ise Dalai Lama. Bu yılın başlarında Red’in Instagram sayfası, Çin’in tehlikeli bir ayrılıkçı olarak tasvir ettiği Tibet’in manevi lideri Dalai Lama’nın bir resmini yayınladı. Bu durum, çoğu insanların gönderilerin nasıl trollendiği ile ilgili bir şeyler işaret etmesine yol açmıştır.
Çin’de “Red” nasıl olacak?
Apple, Çin’de son zamanlarda çok güçlükle karşılaşmıştır ki bu da, RediPhone‘ları bir ürün yerine bir renk seçeneği olarak sunmasının nedenlerinden biri olabilir. Geçen yıl Apple’ın çevrimiçi film ve kitap hizmetleri Çin’de kapatıldı. Çin yetkililerinden gelen başka istekler doğrultusunda da New York Times uygulamasını Çince App Store’dan çekmiştir. Ancak kırmızı iPhone’un satışları tatmin edici seviyelerde çünkü kırmızı renk Çin kültüründe en hayırlı, en şanslı renk olarak kabul edilir ve bir itibar göstergesi olarak kabul edilir.
Küresel ısınma tanımını yazarsak, atmosfere salınan gazların sebep olduğu sanılan sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıllar içinde kara, deniz ve havada belirlenen ortalama sıcaklık ve soğuklukta görülen yükselmeye verilen addır. Peki, en önemli etkenler nelerdir? İnsanlar ve onun yaptığı sanayi, teknoloji vs. birçok şeyden gelen havayı ve atmosferi tamamen öldüren bilgisizliği mi? Yoksa bencilliği mi? Yazımızda buna detaylı bir şekilde anlatacağız.
Sanayi Devrimi’nden de bilindiği gibi, dünyamızda iklim değişikliğinin ilk kırılma noktasını yaşadık. Buhar motorlarının keşfiyle, mühendisler daha fazla hammadde, insan gücü veya başka faktörler arayışına girdiler. Yaşanabilir dünya. Fakat “yaşanabilir dünya” fikri yüzyıllar geçtikçe tüm dünyada ciddi bir soruna neden oldu. Bir araba monte edilmeden veya bir mühendislik yapısı (karayolları, köprüler, gökdelenler) yapılmadan önce tahmin edebiliyorlar ise, mühendisler çizimleri olan yer değiştirmelerin bazı hesaplamaları gibi bir fizibilite raporu elde ederler. Fakat 1. Sanayi Devrimi başladığında, bilim adamları ve mühendisler, teorik bilgilerin ne anlama geldiğine dair hiçbir fikri yoktu. İlk icatlar doğal dünyadaki gözlem tecrübelerinden geldi. Fakat tek bir şeyi kaçırdılar ve yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünya yaratmanın en önemli unsuru oldu. Buna “doğanın saygısı” denir.
Bu soruna bir bilim adamının bakış açısı olarak yaklaşırsak, daha fazla enerji ürettiğimizin farkına varırız ve bu durum her yıl daha fazla ısınmaya neden olur. Bu, fosil yakıtlardan enerji ürettiğimizi, yeşil alanları yıktığımızı, tarımda kimyasallar ve sentetik gübreler kullandığımız anlamına geliyor. Diğer sorun, dünyanın en çok kullanılan malzemesi “su”, ikincisi somut… Bu noktadan itibaren somut üretimde kullanılan su doğal döngüye katılamaz. Bütün bu sorunları bir arada düşünürsek, kutuplardan buzulların erimesiyle dünyanın bize biraz su temin ettiğini söyleyebiliriz. Biyolojiden bildiğimiz gibi, enzimler zayıf su miktarı altında reaksiyona neden olamazlar. Dolayısı ile, kesin sonuç, yeryüzündeki kimyasal reaksiyonların zayıf su miktarlarıyla sorun yaşadığı ve doğanın bu sorunun kendiliğinden giderilmeye çalışılması olduğu
Yeni fiziksel ve matematiksel teorilerin yardımıyla iklim üzerindeki bu değişimlerin neden ortaya çıktığına dair bir ifade yapabiliriz. Termodinamik kurallar için toprak daha sıcak olur, icat ettiğimiz sistemler fiziksel bir iş yapıyor ve bir kayıp olarak ısı üretiyor. Demografik koşullar nedeniyle kimyasal elementlerin doğal yüzdesi azalıyor ve bu vakaların geri kalanı dünyada yaşanamayan bir yer haline geliyor.
Meteoroloji konusunda faaliyet gösteren bilim insanları, dünyanın birkaç noktasına yerleştirilen istasyonlardan gözlem sonuçlarını alıyor. Bu sonuçlar yaklaşık olarak 50 yıl kaydedildi. Dolayısıyla bu verilerin yardımıyla iklim değişikliğinin yıllar içinde dünyayı nasıl etkilediğini tahmin edebiliriz.
Bu doküman, küresel ısınmanın ve iklim değişikliklerinin dünyayı önceden bilgi olarak nasıl etkilediğini anlamak için yazılmıştır. Bir hata varsa lütfen bize bildirin. Dolayısıyla doğru olanla düzenleyebiliriz.
Bilgisayar dünyasında saati 7 Dolarlık DDoS saldırısı pek çok firmaya milyon dolar kaybettiriyor. Karaborsa üzerinde DDoS saldırılarının düzenlenmesiyle ilgili olarak sunulan hizmet seviyesi yasal işlerde karşılaşacağınız durum pek de farklı gözükmüyor. Tek fark, sağlayıcı ile müşteri arasında doğrudan bağlantı bulunmaması. Hizmet sağlayıcılar, kayıt işleminden sonra müşterilerin ihtiyaç duymuş oldukları hizmeti seçip ödeme yapabilecekleri ve daha sonra gerçekleştirilen saldırıyla ilgili olarak rapor alabilecekleri, kullanışı oldukça kolay bir adres sunuyor. Bazı koşullarda, her bir saldırı için bonus puanlar veya ödüller alınan müşteri sadakat programları bile yer alıyor.
Müşterilerin maliyetlerini etkileyebilecek çeşitli faktörler bulunuyor. Bunlardan bir tanesi saldırıların kaynağı ve tipi olarak görünüyor. Örnek vermek gerekirse, popüler nesnelerin interneti (IoT) cihazından yapılacak bir botnetle saldırı gerçekleştirmek, sunuculardan yapılan bir botnet saldırısı yapmakta çok daha uygun fiyatlı gözüküyor. Bu anlamda, saldırı hizmetleri sunabilen tüm sağlayıcılar bu tür detayları veremiyor. Bir diğer öne çıkan faktörlerden bir tanesi saldırının (saniyeler, saatler ve günler baz alınarak ölçülen) süresi ve konumudur. Genel olarak İngilizce dilini kullanan internet adreslerine düzenlenen DDoS saldırıları, Rusça dilini kullanabilen benzer adreslere düzenlenenlere göre daha pahalı oluyor.
Maliyeti etkileyen büyük konular arasında ise kurbanın tipi de bulunuyor. Devlete ait olan internet adreslerine saldırmak yüksek risk barındırmasından dolayı ve DDos çözümleriyle korunan kaynaklara saldırmak daha zor olmasından dolayı, bu tür hedeflere düzenlenmiş olan saldırıların maliyeti daha yüksek oluyor. Örnek vermek gerekirse, DDoS korumasına sahip bulunmayan bir siteye saldırının maliyeti ise 50 ile 100 dolar arasında değişim gösteriyorken, korumaya sahip olan internet adreslerine saldırının maliyeti ise 400 dolar ve daha fazlasına mal ediliyor.
Bunun anlamı bir DDoS saldırısının maliyeti 300 saniyelik bir saldırı yapıldığında yaklaşık olarak 5 dolardan, 24 saatlik bir saldırı yapıldığında ise 400 dolara varacak kadar değişkenlik gösteriyor. Ortalama 1 saatlik saldırı işinin maliyeti 25 dolar civarında bulunuyor. Uzmanlar, 1000 bilgisayarlık bulut tabanlı yapılacak bir botnet saldırısının tahmini olarak saatte 7 dolara mal olduğunu hesapladı. Bu da siber saldırı yapan suçluların DDoS saldırılarıyla saat içinde 18 dolar kar elde ettikleri anlamına geliyor.
Fakat siber suçluların bu saldırıda daha fazla kar elde edebilecekleri farklı bir senaryo daha yer alıyor. DDoS saldırısı yapacakları hedeften, saldırının oluşmaması ya da başlamış olan bir saldırının durdurulması için fidye istenebiliyor. Fidye, binlerce dolar değeri bulunan bir bitcoin olabilir. Yani tek bir saldırının karlılık oranı yüzde 95’i aşabiliyor. Genel olarak şantajı yapanların bir saldırı başlatabilecek herhangi bir kaynağa dahi ihtiyacı bulunmuyor. Bazı durumlarda tehdit bile yeterli oluyor.
“Siber suçlular botnetleri daha iyi bir şekilde organize edebilmek için yeni ve ucuz yollar arıyor. Aynı zamanda güvenlik çözümlerinin kolay bir şekilde tespit edip durduramayacağı, daha zekice hazırlanan saldırı senaryoları peşindeler” açıklamasını yapan uzmanlar internete bağlı korunmasız yer alan sunucular, bilgisayarlar ve nesnelerin interneti cihazları bulunuyor. Pek çok şirket DDoS saldırılarını engellemek adına yatırım yapmamayı düşündükçe, DDoS saldırı uygulamasının karlılığının, karmaşıklığının ve sıklıklarının devamlı olarak artacağını düşünüyor.
Bazı zamanlarda siber suçlular DDoS saldırıları ile beraber bu saldırılara karşı koruma satmaktan da çekinmiyor. Pek çok bilişim uzmanı, suçluların sunduğu hizmetleri kullanmayı bilgisayar kullanıcılarına tavsiye etmiyor.
Dünyayı daha yaşanılır hale getirmek ve mekanların insanlara hizmet edecek şekle gelmesini sağlamak amacıyla, tasarımcılar tasarımlarını gerçekleştirmektedir. Bir iç mimar, iç mekanların düzeni ve biçimlenişi için çalışırken, şehir planlama uzmanları kentlerin daha rahat nasıl kullanılabileceği üzerine kafa yormaktadır. Mimarlar yapıların ve yapılaşmanın çevre ile uyumunu araştırırken doğa dostu malzemeler ile insana uyumlu tasarımlar gerçekleştirir. Peyzaj mimarları ise, yapı ve insan arasındaki bağı, doğadaki ürünler ile sağlar ve yeşillendirme çalışmalarını yürütür. Tüm bu tasarım işleri ve süreçleri içerisinde ortak bir payda mevcuttur; evrensel tasarım. Peki ne demektir evrensel tasarım?
EVRENSEL TASARIM HİÇBİR İNSANI AYRI TUTMAZ
Evrensel tasarım, hiçbir insanı ayırmaksızın herkes için hizmet sunan, herkes için estetik kaygılar oluşturan ve herkes için kullanılabilir olan demektir. Buradaki herkes kısmında aslında evrensel tasarımı en çok ilgilendiren konu engellilerdir. Fiziksel engeli olan bir bireyin de müze gezebilmesi, görme engelli birisinin de tiyatroya gidebilmesi ve işitme engelli bir bireyin de konserde yer alabilmesini sağlayacak pek çok tasarım unsuru mevcuttur. Yani engelliler için de dünyayı diğer insanlar ile eşit şekilde yaşanacak hale getirmek mümkündür. Burada önemli olan nokta; bu tasarım unsurlarını, yaptığı tasarımlara eklemeyi ihmal etmeyecek tasarımcıların var olabilmesidir. Günümüzde çok şık, ihtişamlı ve ilgi çekici mekanlar tasarlanmaktadır. Ancak bir rampa girişi olmaması ya da asansör eklenmemesi bile, tasarımın ne kadar eksik olduğunu gözler önüne serer. Farkındalık yaratmak adına da unutulmaması gereken evrensel tasarım kriterleri, hiçbir insanı toplumdan dışlamamayı da vurgulayacak özellikler taşır.
TASARIMLARDA ENGELLİLER İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Elbette, tasarımda engelliler adına yapılabilecek sayısız çalışma ve fikir bulunabilir. En temel olan fikirlere bakacak olursak;
merdivenlerin yanında doğru eğim ile rampaların yapılması,
yüksek binalarda asansör sistemlerinin dahil edilmesi,
görme engelliler için kabartmalı harfler ile yönlendirme ve açıklama tabelaların eklenmesi,
işitme engelli bireyler için her mekanda sesli yönlendirme ve açıklamaların dahil edilmesi veya ışık ile yönlendirmelerin sağlanması,
şehrin her noktasında zeminde yönlendirici malzemelerin kullanılması,
renkler ve desenler ile bir yeri ifade etme biçiminin kullanılması ve daha birçok seçenek sayılabilir.
Genel anlamda engelliler için tasarım oluşturulurken en çok malzeme farklılıklarından faydalanılmaktadır. Dokunarak algılama yetenekleri çok gelişmiş olan bu insanlara hayatı daha kolay hale getirirken, kendilerini de toplum içerisinde yeterli hissedebilmeleri sağlanacaktır. Doğru tasarım, her bireyi düşünerek ve her bireyi yaşama dahil ederek mümkün olacaktır. Hem toplumun hem de tasarımcıların bu anlamda bilinçlenmesi de şarttır.
Günümüzde ingilizce öğrenmek artık bir lüks olmaktan öte, bir zorunluluk, bir ihtiyaç haline dönüştü. İnternet çağında yaşadığımız bu dönemde de bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik internet siteleri ve mobil uygulamalar kurslara binlerce lira vermek istemeyenlere alternatif oldu. İşte 7’den 70’e ingilizce öğrenmek isteyen herkesi ihya edecek 5 internet sitesi.
İngilizce öğrenenler arasında yaygın bir inanış vardır; grammar önemli değil, kelime bilsen konuşursun. Ama o iş öyle olmuyor işte. Grammar yoksa, ingilizce de yok. Grammarly ile ingilizce öğrenmeniz de kolaylaşacak. Google Chrome eklentisini kurarak yazdığınız cümlelerdeki grammar hatalarını otomatik olarak düzelterek yanlışlarınızı görme imkanı sağlıyor. Aynı zamanda masa üstüne de indirebildiğiniz siteye yazdığınız makaleleri yükleyerek, yazılarını kontrol etme şansınız var. Grammarly ile daha doğru makaleler yazacaksınız.
Duolingo kullanabileceğiniz en kapsamlı, eğlenceli ve faydalı sitelerden biridir. Ücretsiz olmasına şaşırmakla birlikte, ücretsiz olmaya devam etmesi için totemler yaptıracak kalitede. Temel seviyeden başlayarak hem kelime hem de grammar öğreten Duolingo’nun ileri seviye kullanıcılar için test ile basit konuları geçme imkanı vermesi de artısı. En büyük avantajlarından biri de mobil uygulamasının son derece kullanışlı olması. Günde 5 ile 20 dakikanızı ayırarak son derece etkili bir çalışma imkanı yakalayabilirsiniz.
Duolingo kadar kaliteli olmasına rağmen Busuu’nun Duolingo’ya göre eksisi belli bir seviyeden sonra ücretli olması. Grammar ve kelime bilgisini öğrenebileceğiniz, fazlasıyla alıştırmalar yapabileceğiniz Busuu’nun en güzel yönlerinden biri diğer insanlarla etkileşim halinde olmanız. Yani siz bir ingilizce cümle yazıp, ingilizcesi sizden daha iyi olan birilerinden bu cümleyi düzeltmesini isteyebiliyorsunuz, aynı şeyi siz de Türkçe öğrenmek isteyen biri için yapabilirsiniz. Sosyal açıdan çok daha verimli olan Busuu da son derece etkili ve verimli bir site, Duolingo gibi Busuu’nun da mobil uygulaması mevcut.
Grammar kadar değerli bir başka konu da şüphesizki kelime bilgisi. Bütün zamanları bilmenize rağmen kelime bilmeden derdinizi anlatmanız mümkün değil. İyi ingilizce konuşsanız bile yazma alıştırmaları yapmadığınız zaman kelimelerin nasıl yazıldığını unutmanız mümkündür. 750 Words özellikle yazarak öğrenenler için muazzam bir site. Son derece basit bir mantık üzerine kurulu olan sitede her gün 750 kelime yazmanız gerekiyor. Ertesi gün sıfırdan başlayıp 750 kelime daha. Böylece kelimelerin hafızanızda kalması çok daha kolay olacaktır.
Grammar dedik, vocabulary dedik, sırada listening var elbette. İngilizcenin bir diğer önemli hususu da dinleme. Kulak alışkanlığı edinmek, ingilizce kelimeleri tanımak ve anlamak adına çok önemli bir alışkanlık. Voscreen de sizi bu konuda uzmanlaştırmak için yapılmış bir site. Ünlü dizi ve filmlerin çok kısa bölümlerini dinleterek size seçenekler sunuyor, siz de dinlediğiniz sahnede ne söylendiğini bulmaya çalışıyorsunuz. Voscreen de etkili ve mobil uygulaması olan kullanmanılması gereken sitelerden biri.
İskoçya dünya yemek kültürü açısından zengin alternatifler sunan ender ülkelerden biri. Sebzeden et yemeklerine, deniz ürünlerinden av etlerine kadar bol çeşitlilikler sunan her tür ürün İskoçya’da özel lezzetlere dönüştürülüyor. Yiyecek kültürünün bu ülkede önemli bir yer tutması karşısında içecek sektöründe de bira, şarap, viski markalarıyla iddialı bir ülke olduğunu kanıtlıyor. Bundan ötürü İskoçya dünya mutfak kültüründe çok ayrı bir değere sahiptir. İskoçyalılar bu kadar zengin bir mutfağa sahip olmasına karşın restoran ve ev mutfaklarında da özellikle tercihte bulunduğu yiyecek olan kahvaltıyı çok önemser. Kahvaltılık menüleri sınırlı sayıda ürünlerle kalmaz. Sosis çeşitlerinden marmelatlara, mantardan meyvelere, baldan kızarmış ekmek çeşitlerine varan bezenmiş kahvaltı sofraları İskoçya mutfaklarından çıkıyor. İskoçya’nın geçmiş tarihinde mevcut halkın yüzde 80’i fakir tabakayı oluşturduğundan günün 3 öğününü kahvaltılık yemekle geçirerek en çok tüketilen İskoç yumurtası ve yulaflı lapalar önemli besinleri sahneye çıkarmıştır.
Haggis En Ünlü Yemek
İskoçya’nın en meşhur yemeğinin ne olduğunu soranlara verilen cevap Haggis’tir. Haggis yeni doğmuş kuzudan çıkarılan ciğer ve kalp vb. sakatat denilen iç organlardan yapılan bir yemektir. Haggis yapımında bu organlar uzun süre pişirilir. Yağları sıyrılır ve kıyma halinde çekilir. Kıyma haline getirilen karışıma çeşitli baharat, kuyruk yağı, taze sebze ve salça ilavesi yapılır. Harmanlanan bu karışım kuzu işkembesinin içine doldurulur. Kuzu işkembesi yaklaşık 3 saat kadar ocakta pişirilmeye bırakılır. Haggis servise sunum anında işkembeden ayrılarak sunulur.
Kahvaltılık ve Atıştırmalıkların Gözdesi İskoç Yumurtası
İskoçya mutfaklarının diğer gözde menülerinden biri de İskoç Yumurtasıdır. İskoç yumurtasının ana malzemeleri ekmek kırıntısı, un, tuz, sosis ve zeytinyağından oluşur. Yumurtalar sıcak suda haşlanır. Haşlanma süresi yaklaşık 20-25 dakikadır. Haşlanma süresinden sonra soğuk suya tutulur. Haşlanmış yumurtalar kabuğundan çıkarılır. Sosisler az bir zamanda haşlanır ve ortadan ikiye uzunlamasına kesilir. Yumurtalar da aynı şekilde uzunlamasına kesilir. İkiye ayrılmış sosisler kesilen yumurta boyunda tekrar kesilerek üzerine yerleştirilir. İskoç yumurtasının farklı yeme çeşitleri bulunuyor. Bunlardan birisi tarif edilen yumurtaların sandviç arasına konularak tüketilmektedir. Diğeri ise birkaç yumurta bir kabın içinde çırpılır. Sosisli yumurtalar unun içine batırılır, sırayla çırpılan yumurtaların ve ekmek kırıntılarına bulanarak bir tava içinde kızmış zeytinyağının içine atılarak kızartılır. Kızarmış yumurtalar yağdan alınarak süzülür ve sıcak olarak yenmeye hazır hale getirilir.
Bisküvisiyle Damaklarda Hayranlık Yaratıyor
İskoçya’nın diğer geleneksel lezzetlerinden biri de bisküvidir. Yoğun tereyağı katılarak içine pirinç unu ilavesiyle yumuşak ve ağızlarda dağılan özelliğiyle beş çaylarının en tercihte bulunulan ikramlarından biri olmasıyla dikkat çeker. Bisküvinin ana malzemeleri tereyağı, un, pirinç unu, tuz ve vanilya özünden oluşur. Pişirilen bisküvilerin üzerine bir miktar pudra şekeri gezdirilerek servise sunulur. Bisküvi yapımı oldukça pratik ve zaman kaybına sebebiyet vermiyor. Bir kabın içine tereyağı ve toz şeker konularak iyice çırpılır. Çırpılan karışıma pirinç unu, un, tuz ve vanilya özü ilave edilerek yoğrulur. Yoğurma işlemi kulak memesi yumuşaklığına geldiğinde bırakılır. Pişirilecek fırın tepsisi tabanına yağlı kâğıt kaplanır. Hazırlanan karışım tepsinin ortasına konarak tepsinin kenarlarına doğru yaydırılır. Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 1 saat süreyle pişirilir. Pişirilen bisküvi fırından alınarak kenara alınır. 1 saat serin bir ortamda dinlendirmeye alınır. Soğumuş olan bisküviler bıçakla kare şeklinde kesilir. Üzerine pudra şekeri serpilerek servise sunulur. İskoçyalılar bu bisküvi üzerine eritilmiş çikolata sosu gezdirerek tüketmektedir.
Yeni bir yıl demek, yeni SEO spekülasyonları ve yeni trendleri de demek. Her ne kadar arama motoru optimizasyonu tekniklerinin geçmişten gelen ve devam eden bileşenleri geçerliliklerini sürdürse de, yeni bir yılda her zaman yeni trendlerin varlığından bahsetmek de mümkün.
İnsanların SEO forumları ve sosyal medya gruplarında en yaygın şekilde sorduğu sorular arasında “SEO’da bu yıl yeni neler var?” sorusu geliyor. Sürekli olarak değişim gösteren bu alan şimdiye kadar hiçbir zaman yerinde saymadı diyebiliriz. Aşağıda 2017’de üzerinde durulması gereken sekiz trendi görüyoruz.
HTTPS artık bir seçenek değil
HTTPS(Hypertext Transfer Protocol Secure) kullanıcıların bilgisayarları ile web siteniz arasındaki bilgi akışının güvenli hale gelmesini sağlıyor. Günümüz kullanıcıları artık eskisine oranla internette güvenliklerine çok daha fazla önem veriyor. Artık onlar için bir web sitesine girdiklerinde güvenlikten daha önemli olan başka bir şey yok diyebiliriz. HTTPS’e geçiş oldukça düşük maliyetli bir işlem olduğu gibi, Google bu parametrenin bir sıralama sinyali olduğunu da doğruladı.
Uzun-tipte içerikler arama motorlarında daha başarılı olarak değerlendirilmeye devam edecek.
Uzun-tipte olarak belirttiğimiz içerikler yani 2,000 kelime üzerindeki içeriklerin arama sonuçlarında daha iyi performans gösterdiği pek çok defa gözlendi. Pek çok pazarlamacının birkaç yıl önce uygulamaya başladığı bu yaklaşım organik olarak sıralamalara girmek ve ziyaretçilerini, satışa ve kazanca dönüştürmek isteyen firmalar için halen daha “gözde-seçim” olma özelliğini sürdürüyor.
Sosyal medya referans trafik açısından daha büyük bir altın madeni olmaya başlayacak.
Sosyal medyada günlük olarak ne kadar aktivite ve etkileşim olduğunu bir düşünün. Ürünler ve servisler sosyal medyada keşfediliyor, kullanıcılar bir ürün hakkında desteğe ihtiyaçları olduğunda sosyal medyaya yöneliyorlar ve markalar bu platformlarda düzenli olarak aktif konumlarını koruyorlar – sosyal medya şüphesiz referans trafik için kaliteli bir kaynak.
Sesli aramalar daha da yaygınlaşacak
Google Home ve Echo by Amazon kullanıcılarına hemen hemen tüm aramaları parmaklarını dahi kıpırdatmadan yapmaları için olanak sağlıyor. Kafanızdaki tüm sorulara bu cihazları evlerinizde kullanarak cevap bulabileceğiniz gibi, yurtdışında şimdilerde bu araçlarla pizza siparişi dahi vermek mümkün hale geldi. Her ne kadar bu yıl ülkemizde bu teknolojiler yaygınlaşmayacak olsa da, dünyada bu konuda da önemli gelişmeler bekleniyor diyebiliriz.
Google Hızlandırılmış Mobil Sayfalara (ing, AMP), daha büyük önem verecek
Google’ın AMP’ye ne kadar düşkün olduğu bir sır değil. AMP sayesinde web sayfaları anında yükleniyor ve daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlanıyor. İşte konu hakkında doğrudan AMP’den gelen bir açıklama: “AMP statik içeriğe sahip web sayfalarının hızlı okunması için kullanılabilecek bir yoldur. İçerisinde üç bölüm bulunur: AMP HTML, güvenilir performans için birkaç sınırlamaya sahip olduğu gibi, temel HTML’in ötesinde içerikler üretmek için bazı eklere de sahiptir. AMP JS kütüphanesi AMP HTML sayfalarının hızlı şekilde render edilmesini sağladığı gibi, Google AMP Cahce de ön belleğe alınmış AMP HTML sayfaları için kullanılır.”
Kullanıcı deneyimi – UX (user experience), adım adım fayda sağlamaya devam edecek
Kullanıcı deneyimini arttırmanın SEO stratejisine yönelik doğrudan etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Ziyaretçileriniz sitenizde daha uzun süre kalırlar ve daha fazla içerikle etkileşime girerler. Bu sayede de hemen çıkma oranlarınız düşer. Bu durum ayrıca sitenize yönelik dönüşüm oranlarını da arttırmaya katkı sağlar. Sosyal alanlarda beğeniler ve paylaşımlar da getirir.
Mobil-öncelikli stratejiler bir ihtiyaç halini aldı
Mobil cihazlardan giderek artan trafik nedeniyle, web sitesi sahipleri sayfalarının tasarımını gerek tasarım gerekse de kullanıcılara yöneltilen teklifler açısından mobil öncelikli olacak şekilde düzenlemeye başladılar. Bu noktada iyi olan şeyin mobil trafik oranlarının yükselişte olması olduğunu söyleyebiliriz. Tabi ki, bazı sektörlerde mobil trafik yüzdesi hiçbir zaman masaüstü trafiğinin yerini alabilir konuma gelemeyecek. Yine de böylesi firmalar için mobil dostu uygulamaları da bulundurmak da bir hayli önemli.
Linkler harika içeriklerin yan ürünleri olmaya devam edecekler
Linkler halen daha geçerliliklerini koruyorlar – halen daha önemli sıralama sinyalleri olarak görüldüklerini söyleyebiliriz. Onları nasıl sürekli hale getirebileceğinizi düşünmektense, ürettiğiniz kaliteli içeriklerle insanların paylaşımını ve daha siz sormadan dahi link vermesini sağlayabilirsiniz. Infografikler ve detaylı durum çalışmaları ve raporları, standart blog postlarından daha iyi performans gösterme eğilimindedirler. Bu tür içerikler düzenli olarak link akışı sağlamanız için anahtar içeriklerdir ve pek çok web sitesinin bu sayede sıralamalarda kat ettikleri gelişimleri görmek de mümkün.
Bulunduğunuz konum bilgisini içine alan arama türlerinde sıralamalardaki rekabetin her geçen gün artış gösterdiğini fark etmişsinizdir. Ayrıca sıralamalarda önemli bir yer edinmek her geçen gün daha yüksek getiri anlamına geldiği gibi, giderek zorlaşıyor da.
Sonuç olarak, yerel SEO hemen hemen her alandan firmalar için önemli bir olgu halini aldı diyebiliriz.
Kullanıcıların yüzde 80’e yakını lokal bilgiler bulmak üzere arama motorlarına yöneliyorlar. Olumlu müşteri yorumlarını geliştirerek ve bölgeye göre anahtar kelime bakımından zengin, alakalı ve kullanıcıları hedefleyen içerikler üreterek, firmalar görünürlük rakamlarını kasalarını boşaltmadan arttırabilirler.
Firmalar yerel SEO’dan faydalanırken bir yandan da firma değerlerine önemli katkı da sağlayabilirler. Aşağıda yerel SEO’dan faydalanarak pazarlama süreçlerine büyük katkı sağlayabilecek dört farklı sektörden bahsetmeye çalıştık.
Su tesisatçılar ve elektrikçiler
Bu alanlarda hizmet veren firmalar için yerel SEO büyük bir öneme sahip, çünkü gerek su tesisatçıları gerekse de elektrikçiler genelde kendi yerel bölgelerinden çok uzaklara hizmet veren firmalar değiller.
Ayrıca bu tip hizmetlere ihtiyaç duyan kişiler de hizmetlere mümkün olan en kısa sürede erişmek istiyor: eğer evinize geldiğinizde borularınızdan birisinden sızdırma olduğunu gördüyseniz, bir tesisatçının mümkün olan en kısa sürede sorunu çözmesini istersiniz.
Daha önce böyle bir durumla karşılaştınız mı? – umarız başınıza böyle bir problem gelmemiştir – günümüzde böylesi bir durumla karşılaşan kişilerin eskiden olduğu gibi sarı sayfaları açarak tesisatçı bulmaya çalışması pek olası değil. Bunun yerine artık Google kullanılıyor diyebiliriz. Google’a bir tesisatçı bulmak için giren kişilerse, arama terimleri olarak “tesisat İstanbul Pendik” veya “en yakındaki elektrikçi” türü terimler girebilirler.
Etkili bir yerel SEO çalışmasının en büyük getirisi kullanıcılara hiçbir maliyeti olmadan onları siteye yönlendiriyor olmasıdır. Bu sayede bu kullanıcılara karşı sitenizi çeşitli yönleriyle hazır hale getirebilirsiniz. Onlardan geri dönüşler ve verdiğiniz hizmetlere dair yorumlar talep edebilirsiniz; bunlar sağladığınız hizmetleri belirli bir alan içerisinde pazarlamanın en iyi yolları arasında gelir.
Bu etkiyi yerel bir SEO stratejisi kurarak arttırabilirsiniz. Bu noktada bu alanın halen daha kullanılmayı bekleyen bir kaynak olarak durduğunu ve firmaların bu alandan faydalanmaları gerektiğini söyleyebiliriz.
Unutmayın ki, Google kullanıcılara değer katan içeriklere büyük önem veriyor. Söz konusu sektörlerde çalışan kişilerin online kimlikleri içerisinde temel bilgilerini ve tecrübelerini müşterilerine aktarmaları ve ürünlerini sadece satmaya yönelik çaba göstermemeleri gerekmektedir.
Başarılı pek çok tesisatçı web sitesinin içerisinde faydalı bilgiler ve kullanışlı öneriler yer aldığını ve verilen bilgiler sayesinde kullanıcıların hizmeti satın alırken de tercih haline geldiğini söyleyebiliriz. Bu tür web sitelerinin Google’da üst sıralarda yer aldığını görmek sizi şaşırtmayacaktır.
Yasal Hizmetler
Avukatları ve benzeri yasal hizmetleri veren uzmanları içine alan sektörün yerel SEO’da her geçen gün daha geniş yer buluyor olması bir hayli doğal diyebiliriz. İlk olarak bu tür kişilerin ofisleri genelde belirli bir yerle sınırlıdır. İkinci olaraksa, verdikleri hizmetlerin büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz. O bölgede yaşayan kişiler için bölgesinde iyi bir diş hekimi veya iyi bir avukat bulmanın önemini söylememize gerek yok.
Daha da önemlisi avukatların hizmetlerinin çok büyük talep görüyor olması. Bu nedenle de orijinal ve belirli hedefleri olan içeriklerin üretiminin yerel SEO sıralamaları noktasında katkısı tartışmasız oldukça yüksek.
Bölgeye yönelik olarak avukatlık firmasının ne tür hizmetler sağladığına yönelik bilgiler veren siteler her geçen gün aramalarda daha da yüksek sıralamalara yükseldikleri gibi, yeni müşteriler kazanma noktasında da bir o kadar ilerleme kaydediliyor diyebiliriz.
Web sitelerine yerel olarak aranan kelimelere yönelik düzenlemeler ve eklemeler yapan bu tipte sitelerin kısa sürede gelişme gösterdiğini söyleyebiliriz.
Tamirciler
Tesisatçı firmaları gibi, tamirci hizmetlerinin de acil durumlarda en yaygın şekilde aranan hizmetler olduklarını söyleyebiliriz. İşte tam da bu yüzden yerel aramalar yerel hizmetler için büyük öneme sahip.
Arama tamircilerinden, bilgisayar tamircilerine her türlü tamir ve bakım atölyesinin yerel SEO çalışmasıyla elde edeceği büyük getiriler var.
Tamir atölyelerinin bu noktada önlerindeki en büyük engelin restoranlar gibi işletmelerde olduğu gibi çok sayıda müşteri almaması olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda elde edilen geri dönüşler de aynı oranda azalmakta. Fakat tamir üzerine hizmet veren firmaların müşterilerinden online geri dönüşler rica etmeleri de tabi ki mümkün.
Restoran ve kafeler
Restoran ve kafeler verdikleri hizmetlerin kalitesi oranında müşterilerinden olumlu online geri dönüşler alabilen firmalar. Sosyal medyada bu firmalar hakkında pek çok yorum yapılmakta ve özellikle yerel işletmeler açısından bu yorumların önemi de büyük olmakta. Bu açıdan yerel SEO çalışmalarının restoran ve kafelere arzu ettikleri online farkındalığı temin edeceğini söyleyebiliriz.
Ek olarak bu tip yerler bulundukları bölgelere de bağlı olarak yerel anlamda hizmet veren firmalardır da diyebiliriz. Bu noktada olumlu geri dönüşler elde etmek tekrar tercih edilme açısından olduğu kadar, ilk kez gelecek kişilerin ilgisini çekme açısından da bir hayli önemli.
Sonuç
Yukarıda bahsettiğimiz sektörlerin haricinde pek çok sektörün yerel SEO çalışmalarından faydalanabileceğini söyleyebiliriz. Fakat yukarıda belirttiğimiz sektörlerin bu noktada en büyük faydayı sağlayacağını da söylemek gerekiyor.