Akadlar – Kuruluş ve Yıkılış

Birçoklarına göre tarih, yazı ile başlar…. Yazıyı bulanlar ise Mezopotamya’nın kadim uygarlığı olan Sümerlerdir…

Dünya’nın bilinen en eski uygarlıklarından olan Sümerler, Mezopotamya’nın güneyinde tarımla uğraşmakta ve etrafı surlarla çevrili şehirlerde hayatlarını idame ettirmekteydiler.

Merkezi devlet kavramı olmadığı için şehir devletleri düzeyinde yapılanmış olan bu topluluğun belli başlı yerleşim yerleri Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur’dur.

Bölgeye hayat veren Fırat ve Dicle nehirleri arasında giderek gelişen Sümerler,

bölgede yaşayan birçok farklı kavimden daha öne çıkmış ve sonraki medeni oluşumların temelini atmıştır.

Bugünkü Irak’ın güneyinde Sümer uygarlığı varlık gösterirken Sami kökenli olduğu düşünülen Akadlar, artan nüfuslarının ve aralarında yaşadıkların problemlerin etkisiyle ana yaşam alanları olan Arabistan Yarımadasından ayrıldılar.

İlk büyük Sami göçü dediğimiz bu olayla MÖ. 3000-2850 yılları arasında Fırat nehrinin batısındaki çöl bölgesine gelip Sümer toplumu ile komşu oldular.

Sümer şehir devletleri o dönemlerde kendi aralarındaki hâkimiyet mücadeleleri sebebiyle yıpranmışlardı.

Dış müdahalelere açık duruma gelen şehirler birbirleriyle savaşırken güçlerini haddinden fazla harcadılar.

Oluşan bu boşluktan yeni komşuları Akadlar nasiplendi.

Akadlar başlarda Sümerlerin bağ ve bahçelerinde çalıştılar ve krallara asker olarak hizmet ettiler.

Fırat kıyılarından Mezopamya’ya bu şekilde giriş yapmaya başlayan Akadlı göçmenler, yabancı ve nüfus bakımında az oldukları için başta yeni geldikleri bu topraklarda siyasi bir varlık gösteremediler.

Zamanla, Sami kökenli göçmenler sayıca arttılar ve bölgede kayda değer bir nüfuz oluşturdular.

Aynı zamanda artan nüfusla beraber bu iki toplum arasında kültür alışverişi de üst düzeye çıktı ve kaynaşan kültürlerin yansıması; sanat, mimari ve günlük hayat gibi alanlarda kendini gösterdi.

Dışarından gelen bu yabancı insanların sayılarının artmasıyla Güney Mezopotamya’nın kuzey kısımlarında Sami dilini konuşan Akadlar çoğunluk haline geldi.

Akadlar böylece Sümerlerin kuzeyinde yaşayan bir toplum kimliğini kazandılar.

Buraya yerleşmekle beraber göçlerini devam ettiren topluluk, Mezopotamya’nın kuzey kısımlarına da yayıldı…

Karışıklığın ve savaşın hüküm sürdüğü Er Sülaleleri Devri’nin sonuna doğru

Sümer kent kültürünü benimsemiş olan Akadlar artık bulundukları şehirlerin krallıkları dahi olmaya başladı.

Bölge kuzeyinde Akadlar varlıklarını sağlamlaştırırken güneyde ise MÖ. 2358–2334 yılları arasında Umma kralı Lugalzagesi adından söz ettiriyordu.

Umma Kralı, Uruk kralı Urukagina’yı tahtından indirip Mezopotamya’da Uruk dâhil pek çok Sümer kentinin yönetimini ele geçirdi. Uruk’u da kendisine başkent yaptı.

Güçlü yayılması sayesinde ilk kez merkezi krallık kavramını insanlık tarihine sokan Lugalzagesi, tarihin unutulmayacak isimleri arasına böylece girdi.

Sümer toplumunu birleştiren kral, kuzey komşuları üzerinde de yoğun baskı kurdu

ve pek çoğuna boyun eğdirdi. Onun baskısı altında olan Akad şehit devletlerinden birisi de Kiş’ti. Akadların egemenliklerini ilk kurduğu bu kenti Ur-Zababa yönetmekteydi.

Lugalzagesi’nin kendisine er ya da geç saldıracağını bilen kral, bu musibeti def etmek için askerlerinin başına Sargon’u getirdi.

Sargon’un gerçek adı bilinmemekle beraber doğumu hakkında pek çok efsane de mevcuttur.

Yetim olan Sargon; küçük yaşlarda kralın sarayına girip şarabdarlığını yapmış, sonrasında ise komutanlığa kadar yükselmişti.

Büyük Sümer Kralı, Kiş’i almaya geldiğinde Sami ordusunun başında işte bu komutan vardı…

Zeki ve becerikli bir asker olan Sargon yapılan savaşta rakibini çok büyük bir yenilgiye uğrattı.

Bu şok edici zaferden sonra savunmada kalmak yerine ilerlemeyi dercin eden Sargon, ardındaki orduyla tüm Sümer şehir devletlerine tek tek boyun eğdirdi.

Basra körfezine dek ayak basılmadık yer bırakmadı.

Antik tabletlere göre o ve askerleri kılıçlarını Basra’nın suyunda yıkamışlardı.

Güney Sümer ülkesini tamamen ele geçiren Sargon, efendisine olan bağlılığını bozup aldığı topraklarda krallığını ilan etti.

Böylece MÖ. 2334 yılında Akad Krallığı kurulmuş oldu.

Savaş sonrası yıkılan şehirleri tekrardan ayağa kaldıran Sargon, kısa süre sonra Kiş’i ve diğer Sami şehirlerini de ele geçirdi.

Agade(Akkad) şehrini inşa ettirip kendisine başkent olarak seçti.

Böylelikle o, kuzeyin Samileri ile güneyin Sümerlerini tek bir idare altında birleştirdi.

Sümer uygarlığının fikri altyapısından aldığı ilhamla merkeze bağlı kuvvetli bir devlet kurmak isten Sargon, hâkimiyeti altındaki yerleri yerel hanedanlara değil kendisine bağlı valilere verdi.

Ayrıca sürekli yanında olan ve onun asıl gücünü teşkil eden 5.400 kişilik prototip bir düzenli askeri birlik oluşturdu.

Günlük dilde Akadca kullanmanın yanında Sümer dilinin de pek çok alanda varlığını sürdürmesini sağladı.

Kral, mabetler yapıp tanrıları hoşnut etmek için binlerce kurban sunmayı da ihmal etmedi.

O çağlarda devlet lideri aynı zamanda halkın dini lideri de sayıldığı için bu tarz konular çok önemliydi.

Şarru-kenu yani Sargon adını tahta geçtikten sonra aldığını bildiğimiz yeni kral, sadece yüksek kültür alanının siyasal anlamda birleştirmekle yetinmedi. Daha da genişleme arzusundaydı.

Önce ekonomik ilişkilerin sağlam olduğu Elam diyarına yürüdü.

Elam’ın güçlü kentleri Awan ve Warasha’yı yenip onlarla saldırmazlık anlaşması yaptı. Susa’yı ise direk eyaleti yaptı. Buradan elde edilen kıymetli taş ve maden artık Akad diyarına akacaktı.

Aynı zamanda İndus ırmağı civarından gelen kervanların ekonomik karı da artık Akadlarındı.

Doğunun ardından batıya da ilerleyen kral, Fırat ve Dicle’nin önemini bildiğinden

bu nehirlerin yukarı kısımlarındaki şehir ve ticaret noktalarını alarak Kuzey Suriye’ye girdi.

Buradaki kavimlere boyun eğdirip Amanoslara ve Toros Dağları’na kadar vardı.

Toroslardaki gümüş ile Amanoslardaki sedir ağaçları Akad’ın zenginliğini birkaç kat daha arttırdı.

Uzun bir saltanat süren Sargon, Akdeniz’e dayanmanın yanında rivayetlere göre Girit ve Kıbrıs’a dahi gitmişti.

Bu rivayetlerin doğruluğu bilinmese de ufak bir donanması olduğu bilinen Kral,

Basra körfezinin kıyılara yakın olan adalarını deniz seferleri ile aldı.

Ticaretin kilit rolünü kavrayıp Anadolu’ya Akadlı tüccarları yolladı. Sargon, fetihleri ve yaptıklarıyla bir çığır açtı. Kendisinden önce hiç kimse böyle büyük bir işe kalkışmamış,

bu denli geniş topraklara ve farklı milletlere hükmetmemişti. O, tarihin ilk imparatoruydu….

Akkad orduları merkezden çok uzak bölgelere sefer yapabilmişti

ama o çağlarda buraları uzun süre kontrol altında tutabilmek imkânsızdı.

34’dan fazla savaşa katıldığı söylenen “Savaşın Kralı” Sargon’un yaşlanması da eklenince sorunların başlaması kaçınılmaz oldu.

Kendisini eleştirenler artmış, isyan alevi tüm imparatorluğu sarmıştı.

Üzerine kıtlık da eklenince iş çığırından çıktı ve düzen bozuldu.

Tam o sıralarda 56 yıl hüküm sürmüş olan Sargon, bir suikast sonucu öldürüldü.

Arkasında ise büyük ama yönetilmesi çok zor olan bir imparatorluk bıraktı…

MÖ 2284’te tahta Sargon’un büyük oğlu Rimuş geçti.

O sırada devlet çok zor bir durumdaydı.

Her yerde isyan çıkmıştı. Valiler, yerel beyler, halk farklı sebeplerle isyan etmişti.

Kimse Akad yönetimini istemiyor, herkes eski düzelene dönmek istiyordu.

İsyanların artık baş edilemez olması üzerine, kardeşi Maniştuşu’yu doğu ve kuzeydeki isyanları bastırmakla görevlendirdi. Kendisi ise batı ve güneyle ilgilendi.

O, zorlanmasına rağmen babasının mirasını parçalanmaktan kurtardı.

Rimuş krallığının 8.yılında kardeşinin içinde bulunduğu bir suikastla öldürüldü.

Yerineyse onu öldürten küçük kardeşi Maniştuşu geçti.

Eski çağ devletlerinde her taht değişimi beraberinde büyük isyanlar getirirdi.

Bu yazısız kural, Maniştuşu başa geçerken de değişmedi.

Zaten kaynayan kazan iyice fokurdamaya başladı.

Güneyde Sümerler, Doğuda Elamlılar, Kuzeyde Asurlular,

Batı da Kuzey Suriye’nin yerel şehirleri isyan bayrağını ardı ardına çekti.

Kral, 15 yıllık hükümranlığında babasının ve ağabeyinin devletinin parçalanmaması için çırpındı durdu.

Rimuş ve Maniştuşu babaları gibi parlak krallar olamadılar ama dağılmanın önüne geçtiler.

Bu ikisinin devri bitince MÖ 2260 civarında başa Sargon’un torunu Naram-Sin geçti….

Her zaman olduğu gibi iktidar değişince büyük isyanlar tekrar patlak verdi.

Kral Naram-Sin’in ifadesiyle tüm ülke ona karşı başkaldırmıştı.

Sümer şehir kralları Kiş’te toplanıp isyan ettiler.

Benzer şekilde Elamlılar da bağımsızlığa meyletti.

Kuzey Suriye’deki yerel hanedanlar da kaosu fırsatı çevirmek için kolları sıvadı.

Ülkesi elinden kayıp giden Naram-Sin dedesinin projesini tekrar diriltip daha da ötesine geçmek istiyordu.

90 bin kişi olduğu söylenen ordusuyla sayılamayacak kadar sefer yaptı.

İlk iş Sümerlere kudretini tekrar hatırlattı.

Ardından Kuzey Suriye’de elden çıkan yerleri aldı ve üzerine Elba Krallığı’nı yenip kendisine bağladı.

Oradan dönen kral çok çetin savaşlar sonrasında Elamlıları da yenmeyi başardı.

Dört iklimin kralı unvanını kullanmaya başlayan Naram-Sin,

dağ toplumu Lullubilerin üzerine sefer düzenleyip, onları ağır bir yenilgiye uğrattı ve topraklarını kendisine bağladı.

Durmak bilmeyen Kral uzun hükümranlığında Kenan diyarlarını da kendisine bağlamayı bildi…. Şanına şan ününe ün katan Naram, ülkesine zirveleri yaşatmaktaydı…

Antik çağın en kudretli ve popüler liderlerinden Naram-sin’in, dedesi Sargon’dan farklı bir özelliği vardı.

O da kibirdi!…. Zenginliğin ve zaferin tadıyla mest olan ulu kral bir noktadan sonra kendisini tanrı ilan etti.

Ölümsüz olduğunu ve asla yenilemeyeceğini tüm dünyaya duyurdu.

“Ben tanrıyım” diyen Naram-sin kendisini tanrı gibi resmettirmekten de geri durmadı.

Kral, kendisini bir ilah ilan etmekle yetinmeyip

Sümer dininin önemli tanrılarından Enlil’in Nippur’daki mabedini de yıkıp

Sümerlilere hakaretin en büyüğünü yaptı.

Son faaliyeti halkın gözünde Adage’nin Laneti denilen sonun başlangıcına yol açacaktı…

Uzun yıllar hüküm süren ve ülkesini şimdiye dek kimsenin görmediği kadar büyüten ve geliştiren Naram, elleriyle kurduğu imparatorluğun çöküşünü de bizzat gözleri ile gördü.

O dönemlerde yaşanan çok geniş çaplı bir kıtlık, devletin sonunu getirdi

Uzmanlar tarafından neredeyse bir iklim değişikliği sayılan bu doğal afet ortamında binlerce insan susuzluktan ve açlıktan helak olurcasına hayatını kaybetti. Binlercesi de çevre bölgelere akın akın göç etti.

Tüm zenginliğini ve insan gücünü kaybeden Naram-sin, son yıllarında üzerine yamalı elbiseler giyecek kadar fakirleşti.

Krallığın ise kıtlıktan dolayı iç ve dış tehlikelere karşı koyacak gücü kalmamıştı.

Otoritenin azalması ile beraber bağlı halklar da birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Özellikle güneyde Sümerlerin 3. Ur Hanedanı ile tekrar yükselişi, yıkılışın sebeplerinden oldu.

Son büyük darbe ise Zagros Dağları’ndan aşağılara –Mezopotamya’ya- inen Gutiler oldu.

Kökeni tartışmalı olan Gutiler, Akad ana vatanına ağır baskılar yapınca krallık iyice çözüldü.

Naram-Sin’in sonu bilinmese de ondan sonra yerine MÖ 2223-2217 arasında oğlu Şar-Kali-Şarri geçti.

Devlet Mezopotamya’nın dışındaki topraklarını kaybetmiş olduğu için yeni lider,

sadece “Akad Kralı” unvanını kullanmakla yetindi. Babasından kalan sorunlar içerisinde ayakta durmaya çalışan Şar-Kali-Şarri; uzun yıllar Elamlılar, Sümerler ve Gutilerle savaşmak zorunda kaldı.

Hepsini bir şekilde bertaraf ederek belli bir süre daha krallığın varlığını korumayı başardı.

Onun M.Ö. 2195 civarı ölümü ise devleti iyice kargaşaya sürükledi.

Ülke belli bir dönem başsız kaldı.

Ardından sırasıyla başa gelen Elulu, Dudu ve Şu-Turul;

Orta Babilonya’da ufak bir krallık olarak 45 yıl kadar daha tutundular.

Fakat güneyden gelen Sümer baskısına ve doğudan gelen Guti akınlarına daha fazla dayanamadılar.

Gutiler son Akad kralı Şu-Turul’u Agede’de sıkıştırıp onun hayatına ve krallığına son verdiler. En nihayetinde MÖ 2150 civarında, insanlığın ilk imparatorluğu bu şekilde tarih sahnesindeki görevini tamamladı ve yok olup gitti…

Babür İmparatorluğu

Babürlerin Hindistan’da inşa etmiş oldukları Taç Mahal İslam’ın dünyada en çok bilinen anıtlarından birisidir. Hindistan’ı sonsuza kadar değiştiren Babürlerin ortaya çıkarmış oldukları bu eser aşk uğruna inşa edilmiştir.

Babür İmparatorluğu‘nun hükümdarı Babür Cengiz Han ve Timur’dan etkilenerek Hindistan’a gelir. Babür hindistanı alarak bir hanedanlık kurmuştur. Babür Hindistan’a yerleşmesine rağmen burayı sevmemektedir. Yinede buraya orta Asya’ya benzer yapılar kurarak kalıcı olmayı hedeflemiştir. Babürlerin Hindistan’da yaptıkları en önemli eserlerden birisi Hümayun Türbesi’dir. Bu türbe o dönemde inşa edilmiş en büyük türbedir. Babürler Hindistan’da kalıcı olduklarını simgeleyen daha birçok eser ortaya koymuşturlar.

Hindistan’da Babürlü güçleri bir araya getirerek Babür İmparatorluğu‘nu ortaya çıkaran kişi Ekber  Şah’tır. Büyükbabası gibi Babürlerin sınırlarını genişletmeye devam etmiştir. Ekber Şah bu bölgede yeni bir şehir inşa etmiştir.  Bu şehirde yapılan yapılarda sadece Hint kültürü değil atları olan Moğolların da etkisi görülmektedir.

Bu dönemde Hindistan’daki Babürler suni Müslüman iken nüfusun %90’ı Hinduizm dinine bağlıdır. Babürler burada gerçekleştirdikleri Tasavvuf inancı ile her dinden insanı bir arada yaşamasını sağlamışlardır. Ekber Şah tüm dinlerin bir arada yaşanabileceği bir ortam yaratmaya çalışmıştır. Aynı zamanda dinler arasında evliliğe de teşvik ederek insanlar arasında bir etkileşim oluşturmaya çalışmıştır. Babürler hiyerarşik bir toplumu kontrol etmektedirler. Bunun izlerini Agra kalesi gibi yerlerde görebilmekteyiz.

Babürler imparatorluğu bünyesinden bulunan halkına eşit davranarak imparatorluklarını güçlendirmişlerdir. Ekber Şah’ın torunu Şah Cihan döneminde Babür imparatorluğu sadece altın çağına girmekle kalmadı ve dünyanın da dikkatini çekmeyi sağlamışlardır. Şah Cihan ataları gibi Hindistan’da kendi izlerini bırakmak istiyordu. Agra kalesinde büyükbabasının yapıtına eklemeler yaptı. Onun döneminde Hindistan oldukça zengin ve lüks bir hayat yaşamaktaydı.

Şah Cihan imparatorluğunun başkentini Agra’dan Delhi’ye taşımıştır. Burada da eserlerin yapımına devam edilmiştir. Bunlardan en önemlileri ise Cuma Mescidi ve Kızıl Kale eserleridir. Bu dönemde Delhi şehri dünyanın en büyük ve en ihtişamlı şehri olarak durmaktaydı.

Şah Cihan en önemli ve en çok ses getiren eserini ise Agra nehri kıyısına yaptırmıştır. Tac Mahal’i on dördüncü çocuğunu doğururken ölen eşi Mümtaz Mahal uğruna yaptırmıştır. Şah Cihan’a göre burası hayalindeki cennetin bir tasviriydi ve burada her şey simetrik olarak inşa edilmiştir. Bu yapıt hem Şah Cihan’ın hem de Babürlerin zirvesinin simgesidir. Aynı zamanda Türk İslam mimarisinin en önemli eserlerinden birisidir.

Tatilde Çocuklarla Birlikte Eğlenceli Aktiviteler

Okul zamanında ödevler ve sınavlar ile yorulan çocuğunuza tatil boyunca eğlenceli bir seçim yaratarak onu mutlu etmek için Flyzone adresini ziyaret edebilirsiniz. Tatilde çocuklarınız ile beraber eğlenceli aktivitelere yer vermenin avantajını elde edeceğiniz alanda farklı uygulama içeriklerini de görme şansınız bulunuyor.

Tatil zamanının değerlendirmenin en güzel yolunu sunan Flyzone aynı zamanda etkinlikler ve aktivitelere de yer veriyor. Her yaşa uygun olan alanların bulunduğu eğlence merkezinde keyifli ve eğlenceli bir gün geçirmeniz mümkün.

Flyzone Eğlence Merkezi Aktiviteleri

Flyzone eğlence merkezi birçok farklı aktivitenin yer aldığı geniş bir alana sahiptir. Spor aktivitelerinin en eğlenceli şeklini sizlere sunan Flyzone adresi aynı zamanda yerçekimsiz alan ile havalara uçmanıza yardımcı oluyor. Farklı parkur çalışmalarının bulunduğu alanda her yaş grubu için değişen seçimleri görebilirsiniz. Çocuğunuzun tatil döneminde ona keyif alırken ayrıca eğlenceli bir gün geçirmesini de sağlamak için eğlence merkezini hemen ziyaret edebilirsiniz. Sadece çocuğunuzu değil yetişkinlere özel olan alanlardan da yararlanarak kendiniz içinde özel bir gün yaratma şansına sahip olabilirsiniz. Aktivitelerin yanı sıra etkinliklerinde bulunduğu Flyzone eğlence merkezinde trambolinden parkurlara kadar birçok alanda hoş zaman geçirerek güzel bir gün geçirebilirsiniz.

Flyzone Eğlence Merkezinde Doğum Günü Etkinliği

Flyzone eğlence merkezi parkurları, trambolin ve yerçekimsiz alanları ile dikkat çekerken aynı zamanda tatil dönemine denk gelen doğum günü etkinlikleri içinde fırsat sunuyor. Çocuğunuzun doğum gününü sadece beş dakikanızı ayırarak yapmanıza imkân sunan Flyzone eğlence merkezine belirlediğiniz gün ve saat için randevu oluşturarak sizde bu avantajları elde edebilirsiniz.

Doğum gününü arkadaşları ile eğlenceli bir alanda kutlamasını sağlarken sizde bu eğlenceye dahil olabilirsiniz. Hemen rezervasyon işleminizi gerçekleştirerek çocuğunuzun doğum gününü etkinlik ile kutlamanın ayrıcalığına sahip olabilirsiniz. Sadece doğum günleri değil daha birçok farklı kutlama içinde de flyzone eğlence merkezinin kapısını çalarak bu etkinlik için rezervasyon işleminizi kolaylıkla yapabilirsiniz. Sizde hem eğlence hem de aktiviteleri bir arada yaşamak isteyenlerden iseniz Flyzone tarafından sunulan fırsatı yakalayabilirsiniz.

Flyzone Eğlence Merkezinde Havalara Uçun

Flyzone İstanbul eğlence merkezi birçok farklı aktiviteye ve etkinliğe yer vermenin yanı sıra yer çekimsiz alan uygulaması ile sizi havalara uçuruyor. Eğlenceli ve keyifli zaman geçirmenizi sağlayan alanda güvenlik açısından önlemlerde bulunuyor.

Siz de tatil zamanını çocuklarınız ile beraber geçirirken eğlenceye yer açmak isterseniz hemen Flyzone eğlence merkezini ziyaret edebilirsiniz. Birbirinden güzle ve değişik olan parkurların yer aldığı alanda her yaş grubuna özel uygulamaları görebilirsiniz.

Tatilleri değerlendirmenin en ideal olan yanını sunan Flyzone adresinde çocuklarınız eğlenceli zaman geçirirken sizde kafe alanında sıcak kahvenizi yudumlayarak dinlenebilirsiniz. Flyzone adresinden ya da müşteri temsilcisinden aklınıza takılan tüm soruların yanıtlarını da hemen alabilirsiniz.

 

 

 

Kredi Notu Yükseltme

Bankacılık sektörü bilindiği üzere paradan para kazanma mantığı ile işler. Haliyle bankaların vermiş olduğu kredi ve kredi kartı gibi hizmetlerde bankaların kazanım elde ettikleri ürünlerdir. Bu nedenle kredi ürünlerinin müşteriler tarafından kullanımında bankaların dikkat ettikleri en önemli kriter kredi notudur. Eğer kredi ürününe başvuran kişinin kredi notu düşük seviyede ise bankalar muhtemelen başvuruyu olumsuz olarak sonuçlandırır. Bu nedenle kredi notu yükseltme konusu birçok kişinin aklına takılan bir husustur.

Kredi notunun düşük olduğunu öğrenen birey ilk olarak bunun nedenini araştırmalıdır. Eğer daha önce bankalarla kredi konusunda herhangi bir teması olmadığı için düşük bir nota sahipse bunu kısa sürede yükseltmeye başlayabilir.

Lakin bankalar daha önceden sorun yaşadığı için kredi notu düşükse bu kredi notunu yükseltme süreci biraz uzun sürebilir.

Kredi Notu Nasıl Öğrenilir?

Kredi notunu öğrenmenin birçok yolu bulunuyor. Bunlardan ilki findeks aracılığıyla öğrenmekdir. Bu hizmetin alımı telefonla SMS bilgilendirmesi şeklinde yada internet aracılığıyla olsa da ücretli bir bilgilendirmedir.

İkinci ve ücretsiz olan bir yol ise banka hesabının bulunduğu şubeye giderek müşteri temsilcisi aracılığı ile öğrenmektir. Bankaların kullanmış olduğu ekranda çıkan kredi notu bu sayede ücretsiz olarak öğrenilebilir.

Banka şubesine gitmenin bir diğer avantajı da kredi notunu öğrenmenin yanı sıra kredi süreci ile alakalı da doğrudan bilgi alabilme imkanıdır. Yine kredi notu düşük olan kişiler burada banka müşteri temsilcisinden kredi notunu yükseltme için gerekli tavsiyeleri alabilir.

Kredi Notu Nasıl Yükseltilir?

Banka ile daha önceden sorun yaşayan ya da hiç ilişkiye girmemiş olan müşterilerin genellikle kredi notları düşük olduğu için tekrar bir kredi başvurusunda banka tarafından ret cevabı alıyorlar. Bu durumda da kredi notunu yükseltme konusu büyük önem taşıyor.

Kredi notunu yükseltme için en önemli ayrıntı mutlaka tekrar düzenli ödemeler yapılan bir kredi kartı sahibi olmaktır. Eğer daha önceden bulunan ve halen aktif olan bir kredi kartı varsa sorun yok. Lakin bulunmuyorsa düşük limitli bir kredi kartı çıkarmak gerekiyor. Bunun içinde aktif hesabın olduğu bankanın tercih edilmesi kartın kısa sürede çıkması için önemlidir.

Kredi kartı basıldıktan sonra mümkün olduğunca alışverişlerde kredi kartı kullanılmalı ve hesap kesim tarihi ile son ödeme tarihi baz alınarak düzgün bir şekilde ödemeler yapılmalıdır. Ödemeler düzgün bir şekilde yapılırsa kredi notu yükselmeye başlar.

Kişi eğer kara listedeyse de aynı süreç geçerlidir. Unutulmamalı ki geçmişte bankalarla sorun yaşanmışsa tekrar ilişkilerin düzgün bir şekilde kurulması yani kredi notunun yükselmesi uzun zaman alır. Bu da bankaya yapılan kredi başvurusunun olumsuz olarak sonuçlanmasına neden olabilir.

Kredi Başvuru Süreci Nasıl Yürütülür? – Kredi Notu Yükseltme

Kredi başvuru süreci şubelerden doğrudan yada internet, mobil veya telefon bankacılığı ile yapılabilir. İnternetten Enuygun.com gibi kredi alanında uzman sitelerden kredi hesaplaması yaparak hangi bankanın ne kadar faizi olduğunu ve hangi vadede aylık ne kadar taksit ödeyeceğinizi hesaplayabilirsiniz. Eğer ilk defa bir kredi kullanımı olacaksa bankanın şubesine başvurmak daha sağlıklıdır. Zira burada yapılan görüşmelerde müşterinin aklına takılan tüm sorular karşı karşıya cevaplandırılabilir.

Yine ek olarak bankanın müşterisini doğrudan görmesi de kredi başvuru sürecini olumlu olarak etkileyecek konulardan birisidir.

Her halükarda hangi kredi türüne başvurulacağı belirlenmeli ve ilgili kredi için istenen evraklar mutlaka hazırlanmalıdır. Kesin bir şekilde T.C kimlik kartı ve maaş bordrosu yada gelir belgesi kredi başvurularında olmazsa olmaz evraktır.

Bu iki evrağa ek olarak kredi türüne göre de harici evraklar istenebilir. Bu durumda bankanın istediği evraklarla başvurunun yapılması doğrudan ret yeme ihtimalini ortadan kaldırır ve başvuru sürecinin sağlıklı bir şekilde başlamasını sağlar.

Daha sonra kredi notu, gelir seviyesi ve teminat gibi bankanın isteyeceği bazı şartların yerine getirilmesi durumunda onaylanan bir kredi mesai saatleri içinde kullanılabilir.

Kesinlikle unutulmamalıdır ki hiç kimse taksitlerini ödeyemeyeceği bir kredi borcunun altına girmemelidir. Bu nedenle taksit sayısı ve kredi tutarını belirlerken bu durumları da göz önünde bulundurmak daha yararlı olur.

Kazakça Çeviri ve Tercüme

Kazakça çeviri ve tercüme hizmetimiz, Türkiye ve Kazakistan’ın ortak tarih ve kökenleri, mevcut ilişkileri ve gelişmekte olan ilişkileri bağlamında yoğun talep görmektedir.

Okeanos Tercüme, deneyimli Kazakça tercümanlarıyla müşterilerinin bireysel ve kurumsal Kazakça tercüme taleplerini karşılamaktadır.

Ortak köklere ve değerlere sahip iki ülke:Kazakistan ve Türkiye

Türkiye ve Kazakistan arasında ortak tarih, köken ve kültürel bağlara dayanan gelişmiş bir siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler ağı bulunmaktadır.  Kazakistan-Türkiye temasları kardeşlik, tarihsel bağlar ve kültürel miras, oluşan karşılıklı güven ve saygı çerçevesinde ilerlemektedir. İki ülke arasında ticari, ekonomik ve sosyal alanlarda birçok işbirliği gerçekleştirilmektedir. Söz konusu durum Kazakça tercüme taleplerindeki fazlalığın en büyük açıklamasıdır.

Ekonomik ve Ticari İlişkiler Bağlamında Artan Tercüme Talepleri

Kazakistan, Türk özel sektörünün Orta Asya’da dış ticaretler ve yatırımlar açısından en büyük iş hacmine sahip ülkedir.  Kazakistan ile ithalatımızı petrol, doğal gaz, demir çelik dışında kalan hammaddesi (bakır ve alaşımlar) oluşturmaktadır. İhracat alanında tekstil ve hazır giyim, gıda ürünleri vb. ön planda yer almaktadır. Kazakistan’da telekomünikasyon, otel işletmeciliği, ilaç ve temizlik malzemeleri alanında faaliyet gösteren birçok Türk firması bulunmaktadır. Türkiye’de Kazakistan yatırımlarında bankacılık, finans vb. alanlarda artış gözlemlenmektedir. Söz konusu ekonomik ve ticari ilişkiler bağlamında birçok alanda Kazakça çeviri talebi ortaya çıkmaktadır.

Tüm Terminolojilerde Kazakça Çeviri ve Tercüme Hizmeti

Okeanos Tercüme, alanlarında uzman ve deneyimli Kazakça tercüman kadrosuyla birçok alanda profesyonel Kazakça çeviri hizmetini müşterileriyle buluşturmaktadır.Teknik, hukuk, akademik, tıbbi, ticari, finansal vb. birçok alanda Kazakça tercüme hizmeti sağlanmaktadır.

Hukuk alanında deneyim ve bilgi sahibi Kazakça tercümanlarca sözleşmeler, vekaletnameler, toplantı tutanakları, mahkeme evrakları, evlilik ve boşanma evrakları vb. çevrilmektedir. Okeanos’un prensipleri doğrultusunda tercüme işlemi gerçekleştirilen tüm belgeler kontrole tabi tutulmaktadır.

Ticaret alanında ticari sözleşmeler, yazışmalar, faturalar, dış ticaret evrakları, şirket evrakları vb. için Kazakça ticari tercüme hizmeti sunulmaktadır. Ticari terimlere hakim ve ekonomi ve ticaret alanındaki gelişmeleri yakından takip eden tercümanlarımızca profesyonel hizmet sağlanmaktadır.

Teknik terminolojide kullanım kılavuzları, AT uygunluk beyanı, katalog, broşür, ürün içeriği vb. için Kazakça teknik çeviri işlemi gerçekleştirilmektedir. Çeşitli teknik alanlarda tecrübesi deneyimi bulunan tercümanlarımızca terminolojik olarak doğru ve güvenilir tercüme hizmeti müşterilerle buluşmaktadır.

Akademik alanda tez, ödev, makale vb. belgeler tercüme edilirken, sağlık alanında tıbbi raporlar, tahlil sonuçları vb. tercüme edilir. İlgili terminolojilerde uzman tercümanlarımızla tam, doğru ve güvenilir hizmet sunulmaktadır.

Kazakça Yeminli Tercüme Taleplerinizde Kaliteli ve Güvenilir Hizmet

İki ülke arası ticari ilişkiler, öğrenci değişim programları, vatandaşlık, ikamet ve çalışma izni başvuruları Kazakça yeminli tercüme hizmeti gerektirmektedir. Aynı zamanda evlilik ve boşanma işlemleri, mahkeme işlemleri gibi süreçler için Kazakça yeminli tercüme yapılmalıdır.

Okeanos Tercüme, uzun yılların deneyimine ve bilgi birikimine sahip Kazakça yeminli tercümanlarıyla ilgili işlemleriniz için birçok belgenin Kazakça yeminli tercüme işlemini gerçekleştirmektedir. Doğum belgesi, diploma, nüfus kayıt örneği, sabıka kaydı, diploma, transkript vb. birçok evrak tercüme edilmektedir. Akabinde Kazakça yeminli tercüman tarafından kaşelenmekte ve imzalanmaktadır. İlgili evrak için noter tasdiki şart koşuluyorsa, evrak için ona göre düzenleme yapılmaktadır.

Uygun Kazakça Tercüme Fiyatlarıyla Profesyonel Hizmet Anlayışı

Okeanos Tercüme, Kazakça tercüme fiyatlarını karakter sayısı üzerinden belirlemektedir. Resmi evraklar için belgeye dayalı ve sayfa sayısı hesaba katılarak fiyat değerlendirilmesi yapılmaktadır. Okeanos, müşterileri için her daim uygun ve indirimli fiyatlar üzerinden teklif vermektedir. Uygun fiyatlar eşliğinde ise profesyonel Kazakça tercüme hizmeti sağlar.

Kazakça çeviri ve tercüme hizmetlerimiz hakkında www.okeanostercume.com.tr adresinden bilgi alabilirsiniz. Aynı zamanda info@okeanostercume.com.tr adresine e-posta gönderebilirsiniz. 0553 910 31 32 veya 0212 221 45 21 numaralı hatlardan kurumsal müşteri temsilcilerimizle iletişime geçebilirsiniz.

Google translate Türkçe Kazakça çeviri için tıklayınız: https://translate.google.com/?hl=tr&sl=tr&tl=kk&op=translate

Cevirice.com link: https://www.cevirce.com/kazakca-turkce-ceviri

Dil Ceviri

Dil ceviri amaçlı profesyonel bir ekipten oluşan Okeanos Tercüme Bürosu, çeviri hizmetlerinde kaliteyi hedeflemiş olup, müşterilerine doğru zamanda, uygun fiyatla, kaliteli çeviri hizmeti sunmaktadır. Gizliliği temel prensip olarak kabul eden tercüme bürosu, bu konuda ilkeli hareket ederek müşteri bilgilerini hiçbir koşulda çalışanları dışında 3. kişilerle paylaşmaz.

https://translate.google.com/?hl=tr

https://ceviri.yandex.com.tr/

 

Kurulduğu günden bugüne müşterilerine verdiği tercüme hizmeti kaliteli, hızlı ve güvenilir bulunmasına rağmen daha kaliteli bir tercüme bürosu yaratmak için mücadelesini kendisiyle yarışarak sürdürmektedir.

Kendinize dost bir tercüme bürosu arıyorsanız, Şirketimiz sizin için elinden gelen tüm olanakları ihtiyaçlarınız doğrultusunda kullanacaktır.

Her dilde mükemmel tercüme

Tercüme sürecinin başında yapılan genel araştırma, çeviride kullanılacak dilin belirlenmesinde ve çeviriyi gerçekleştirilecek tercüman seçiminde doğru karar alınmasını sağlayarak işin en başında kontrollü ilerlemesini sağlar. Tercüme bürosu bu yöntemle tamamladığı çeviriyi sıkı bir kontrolden geçirmek suretiyle sektörel terimleri denetler ve teslime hazır hale getirir. Bu uygulama her dide yapılarak tüm dillerde standart bir kalite sağlanır.

Elbette her dilde mükemmel çeviri için son derece deneyimli ve uzman bir tercüman kadrosu oluşturmak tercüme bürosu için büyük bir avantaj sağlar.

Kuruluşumuz, tercüman kadrosunu oluşturmakta da son derece titiz ve prensipli davranmakta, bu doğrultuda her dildeki en iyi tercümanları çalışma koşullarını cazip kılarak ekibine dahil etmektedir.

İhtiyaçlarınıza hızlı çözüm, uygun fiyat

Müşterilerin tercüme bürosu ararken dikkat ettikleri konuların başında, çeviri için ödeyeceği paranın miktarı gelmekte ve şirketimiz bu bilinçle oluşturduğu liste fiyatlarıyla sektörün en iddialı kuruluşları arasında yer almaktadır. Bu alanda tercüme büroları arasında rekabet oluşturarak müşterilerine en uygun bütçeyi sunmaya özen gösteren Gümüş Tercüme Bürosu, disiplinli ve çağdaş yöntemlerle tercüman kadrosundan en yüksek verimi alarak bunu müşterilerine bir avantaj olarak sunmaktadır.

 

Günümüz şartlarında her projenin inanılmaz bir süratle geliştirilmesi tercüme büroları için de bu hızda hareket etmeyi mecbur hale getirdi. Dinamik bir kadro ve sistemli çalışmalarla gerçekleştirilen bu hizmet yarışına en hızlı tercüme bürosu olarak dahil olan bu kuruluşun sizin için sağlayacağı olanakları değerlendirmek için bir telefon açmanız yeterli…

Türkiye’de Bilim ve Üniversiteler

Günümüz Türkiye’sine baktığımızda bilim ve teknoloji gibi konularda sıkıtılar olduğunu görebiliriz. Özellikle beyin göçlerini ve o kadar büyük genç nüfus potansiyeline rağmen hala daha eğitim seviyesinin istenilen yere gelememesi gibi konuları görebiliriz. Baktığımızda memleketin üniversitelerinin bilime ve öğrenmeye aç insanlarla dolu olduğunu görüyoruz. Peki o halde niçin bilimde çok çok gerideyiz?

Öncelikle Üniversitelere bakmak gerekiyor. Bugünün Türkiye’sine baktığımızda kalitesini dünyaya ispat etmiş bir tane bile üniversite bulunmamaktadır. Ayrıca YÖK denilen tüm üniversiteleri kontrol eden bir kuruluş bulunmaktadır. YÖK denen kuruluş her türlü bilimsel çalışmanın önündeki en büyük engellerden bir tanesidir. Üniversitelerin her türlü faaliyeti YÖK tarafından denetim altındadır. Rektörlerin seçimi cumhurbaşkanlarının iki dudağı arasındadır. Yani kendi istemediği rektör isterse oyların tamamını alsın seçilemez. Sonra üniversitelerde hem şehri – akraba zihniyeti yani kayırma düzeni maalesef devam etmektedir. Hem de en yoğun bir biçimde. Eğer senin Ankara’da veya Üniversite içinde bir tanıdığın yoksa senin hiçbir şekilde önün açık değildir. Her engel senin önünde dağ gibidir. Sana o dağı aştırmamak için her şeyi yaptıran “dayıoğulları” mevcuttur.

Ayrıca İntialci hocalar da mevcuttur ki bunlar gerçek mana da başa beladır. Kendileri bilimsel makale yazmayıp sağdan soldan çalan tiplerdir. Genelde yabancı makaleleri Türkçeye çevirip çevirip yayınlarlar. Hal böyle olunca hocaların dahi kalitesi sıfırdır. Bu tarz hocalara gelirsek aslında çok çeşitli versiyonları mevcuttur. Örneğin birçoğu asistanlarını çeşitli işlerini yaptırtarak bilimden, öğrenmeden soğuturlar. Mesela pek çoğu kendi bilimleri yerine çanta taşıtma ve dadılık gibi dallarda uzmanlaştırırlar asistanlarını. Haliyle ya bilimden soğur üniversiteden ayrılırlar ya da yurtdışına kapak atmanın peşinde koşarlar.

Ya öğrencisine sırf gıcık olduğu için onun önüne daima taş koyan öğretim elemanlarına ne demeli? Bunların ortak bir özelliği vardır. İdeolojisine veya sadece evet sadece tipine gıcık oldukları öğrencilere yapmadıklarını bırakmazlar. Bu öğrenciler için sadece sınıfın ortasında öğretmeni bozması ya da yetersizliklerini açığa vurmaları hoca tarafından damgalanmak için yeterlidir. O öğrenciler için artık o hocanın dersinden geçmek bir hayalden ibarettir.

Peki ya üniversiteleri sadece meslek okulu olarak gören hükümetlere ne demeli? Onlara göre üniversiteler sadece meslek okuludur ve pek tercih edilmeyen bölümler ise sadece hazine için bir külfettir. Zaten kendi politikaları bu bölümleri tercih edilmeyen bölümler halinde getirmiştir ve bunlar bunu asla kabul etmezler. Bu memlekette bu tarz politikalar yüzünden temel bilimleri icra etmek artık sadece mesleklerini korumaya çalışan üstatlar gibi bir şey haline gelmiştir. Çünkü Temel bilimler mezunları sadece ayak işlerini yapar hale getirilmişlerdir ve mecburen iş için devlet kapısına yönlendirilmektedirler. Ama devlet kapısı da sadece sınavla almaktadır. Ve ömürlerini bilim için çürütmüş bu insanların kaderi bir tane lise mezununun ağzından çıkacak lafa bakmaktadır. Bu da 2000 tl maaş için bunca sene eğitim görmüş insanların harcaması demektir.

Temel bilimler bölümleri bir lisede öğretmenlik için bir kapı demek değildir. Temel bilimler,bugün dünyaca ünlü birçok bilim insanını yetiştirmiş bir bilimler topluluğudur. Haliyle bunca sene bir lisede fizik veya kimya öğretmek için okumuyorlar. Bir çoğu bir Einstein veya bir Bohr , Bir Curie olma hayaliyle o bölümlere geliyor. Ama sonuç belli. Herkes kaderine küsüyor.

Kısace meseleye gelirsek, Bu memleket üniversitelerine değer vermiyor. Sen nitelikli bilim insanları yetiştirmedikten sonra senin istediğin kadar son model deneyler yapma imkanın olsun hiçbir işe yaramaz . Asıl mesele bilimin gelişmesi için memlekette kendini feda edebilecek idealist hoca ve öğrencilerde. Mesele üniversiteleri meslek okulu olarak değil bilim yuvası olarak görecek idarecilerde. Mesele temel bilimler öğrencilerini 2000 tl maaşla çalıştırack öğretmen olarak değilde birer potansiyel bilim insanı olarak görecek veya tanımlayacak zihniyet üzerine. Unutmamak gerek temel bilimler olmazsa hiçbir meslek olmaz…

3 Boyutlu Yazıcılar

Günümüzde 3D yazıcılar fiyatları oldukça ucuzladı ve kabiliyetleri oldukça artmıştır. Bu
nedenle çoğu eve bile girmiştir. Şimdi 3D yazıcılar nedir ne işe yarar nasıl çalışırlar
gibi sorulara cevap vereceğiz.

3D ÜRETİM NEDİR?

3 Boyutlu üretim, masa imalat ya da İngilizce çevirisiyle katkısal üretim olarak
bilinmektedir. Kolay ve hızlı bir şekilde protatiplendirme yöntemiyle 3 boyutlu
bilgisayar objeleri 3 boyutlu olarak gerçek bir nesneye çevirir ve bunu 3 boyurlu STL
formatına çevirerek 3D yazıcıya gönderir. 3 boyutlu yazıcı ise bu formatı katmanlar
halinde işleyerek gerçek objelere dönüştürür.

3 BOYUTLU YAZICI TEKNOLOJİLERİ

3 Boyutlu yazıcılar işlevlerine göre bir çok teknoloji kullanmaktadırlar ve bunlar
birbirinden farklılık göstermektedir. Bu teknolojinin farklı olmasının temel sebebi
katman oluşturma şekillerinin farklı olmasıdır. En çok kulanınlan teknolojileri SLS,
FDM ve Stereolithograhpy olarak sıralanırlar.

3 BOYUTLU YAZICILARIN ÇALIŞMA MEKANİZMASI

3 Boyutlu yazıcı teknoloji olarak birçok teknolojiyi bir arada da barınmaktadır. Bunlar
arasında bileşimli yığma teknolojisi, lazer sintirleme teknolojisi ve polimer kurleme
gibi teknolojiler sayılabilir. Çok farklı bir tasarıma sahip olan FDM tekniği ile çalışan
yazıcı türü bu sektörde en çok kulanılan modeldir. Bu teknikle 3 boyutlu cisim 2
boyutlu katmanlar halinde yığılarak 3 boyutlu cisimler oluşturulur. Bu ürünü elde
etme yolu günümüzde oldukça kolayır. Sadece 3 eksenli bir cnc makine ve kontrol
kartı sayesinde 3 boyutlu cisimler kolaylıkla yazdırılabilir. FDM yazılım prosesi ile işe
başlamasıyla, STL tekniğindeki modelleri katmanlara ayırır ve katmanları üst üste inşa
eder daha sonra bu katmanları 3 eksenli CNC kotrollü makinaya gönderir.
Termoplastik malzemeler yazım işleminde kullanımı fazladır. Kullanıma uygun olmaları
ve uygun sıcaklıkta eritilebildikleri için kullanıma oldukça uygundurlar. Termoplastik
malzeme uygun şekilde eritirilerek üst üste yığılır ve bu şekilde üretim tamamlanmış
olur. Bu teknik günümüzde en hızlı ve en yaygın olarak kullanılır.

3 BOYUTLU YAZICILAR TARİHİ

Neredeyse bilgisayar kadar eski bir tarihe sahiptirler. 1970’ler sonunda bilim insanları
tarafından araştırmalara başlanmıştır. 1980 ve daha sonrasında CNC makinalarında
gelişmesiyle CNC tezgahında kullanılmaya başlandı ancak olddukça zor ve maliyetli bir
iştir.

3 BOYUTLU YAZICILARIN TEMEL AMACI

3 Boyutlu yazıcılar genellikle bir nesne seri üretim işlemi gerçekleşmeden önce demo
modellerin yazıcıdan çıkarılması sağlanarak ürün seri işleme girmeden hataları
kusurları kapatılmasına yardımcı olmaktadırlar. Bu işlem hem maliyeti ucuz
olduğundan hemde nesnemizle tıpa tıp aynı cismi oluşturduğu için daha önceden
üründeki soruları algılamamıza büyük yardım sağlar bu sayede seri üretimden sonra
oluşacak milyonlarca liralık hatalar önceden saptanabilmektedir. Ayrıca 3D yazıcılar
çok karmaşık cisimleri bile kusursuz üretebilmektedir.

Son yıllarda bu tür yazıcıların fiyatları oldukça düşmüştür. Şuan fiyatları 1500 -2000
Amerikan Doları arasındadır. Ayrıca son günlerde medyada yer alan 3 boyutlu
cihazlarla silah yapıldığına dair haberler gerçekliği kesinlikle yoktur. Evlerde kullanılan
3 boyutlu yazıcılar plastik malzemeler kullandığı için zaten bu olanaksızdır. Ancak
malzeme olarak metali kullanan 3 boyutlu yazıcılar için mümkün olabilmektedir. Bu
yazıcıların fiyatları ise milyon dolarlardır yani evde kulanılan 3 boyutlu yazıcılarla silah
yapımı mümkün değildir. Ayrıca geçtiğimiz günlerde şuan proje aşamasında olan bir
model hazırlandı. Bu modelde Ay’a 3 boyutlu yazıcılarla bir üs yapılması fikriydi şuan
hala proje aşamasında olmasına karşın böyle bir proje gerçekleşebilir. Ayrıca bir
önemli proje yapay organ yapımıda vardır. Bu proje şuan sadece yapay damar
üretimi olarak kullanılıyor ancak ileride belkide bu yöntemle tüm organlar
üretilebilecek kim bilebilir ki …

Türkiye’de E- Ticaret

Genel anlamda teknolojik gelişimlerin baş göstermesi; teknoloji ile iş birliği içerisinde sürdürülen pek çok faaliyet kolunda da ileri düzeyde bir gelişim meydana getirdi. İnternet kavramının yaşantımızda yer edinmesi ile birlikte E-Ticaret sistemi başlı başına bir sektör olarak ilerleme kaydetti. Oldukça geniş kitlelere erişim sağlayan bu sistem;

bazı ülkelerde temel sektörlerden biri haline gelmeyi başardı. Global ekonomide seyreden durgunluğa karşın E-Ticaret sektörü yükseliş grafiğine ivme katarak gelişim göstermeye devam ediyor.

E-Ticaret sektörünün lokal ya da global anlamda gelişim gösterebilmesine etkide bulunan pek çok etmen bulunmakta. Bu etmenlere verilebilecek ilk örnek mevcut nüfus yoğunluğudur. Lojistik anlamında gelinen ilerleme, internet kullanımının niceliği ve kullanılan ödeme sistemlerinin çeşitliliği de E-Ticaret için oldukça önemli noktalardır. Bu anlamda Türkiye E-Ticaret sektörü için oldukça verimli bir lokalizasyondur.

Nüfus yoğunluğunun önemli bir bölümünü genç nüfusun oluşturmakta olduğu ülkemizde; gelişim gösterenteknolojilere adapte olabilme süreçleri oldukça kısa zaman dilimlerinde tamamlanmaktadır. Ülkemiz; 20 milyoninternet abonesi, 53 milyon internet kullanıcısı ile Avrupa’nın 6. İnternet nüfuslu ülkesi. Ayrıca E-Ticaret için temel noktalardan biri olan bankacılık ve lojistik gibi işlemler açısından gelişmiş bir seviyeyi temsil etmekte olan Türkiye; bu anlamda pek çok ülkeden bir adım öne çıkmaktadır. Örneğin Romanya ve Polonya gibi ülkelerde kredi kartı kullanımı güvenli bulunmadığından ötürü yaygınlıkla kullanılmıyor. Bu durum E-Ticaret sistemleri için altyapısal bir sorun meydana getirmekte.
E-Ticaret kavramı ülkemiz açısından olduğu kadar global anlamda da hızla gelişim göstermiş olan bir sektör olsa da henüz yayılım göstermiş olan yeni bir olgudur. Bu kavramın içerisinde yer almakta olan farklı tanımlamalar yer almasından dolayı sektörsel hacmin hesaplanabilmesi açısından bazı zorluklar ile karşılaşılabilinmektedir.

2013 senesinde TÜBİSAD tarafından açıklanan raporda E-Ticaret sektörünün hacmi; 14.0 milyar TL olarak hesaplanmıştır. E-Ticaret sistemi ülkemizde 2009 senesinde aşmış olduğu 10 milyar TL barajı ile ivme kazanmaya başlamıştır. Sektörle alakalı olarak elde edilmekte olan veriler; Türkiye’nin tek resmi E-Ticaret verisi olan BKM ( Bankalararası
Kart Merkezi) tarafından temin edilmektedir.

Hızlı kilo vermek için yapılan diyetler yararlı mı?

İnsanlara hızlı kilo verdireceğini belirten, hatta hızlıca kiloları verdirdiğini vaat eden bir sürü diyet programın bulmak mümkün.  Fakat hızlı kilo vermek hem oldukça zor bir iş ve demir gibi bir irade isteyen olay. Üstüne üstlük hızlı kilo vermenizi sağlayan bazı diyetler de sağlığınızı oldukça olumsuz yönde etkiliyorlar.

Kilo verme hızınızı arttırmaya çalışmak ve çok kısa sürede istediğiniz kiloda olmayı istiyorsanız her şeyden önce beyninizde bu işi bitirmelisiniz. İnanmak başarmanın yarısıdır derler. Onun için zayıflayacağınızı önce kendi zihninize kabul ettirin. Bu fikre alıştıktan sonra zayıflamak için yapamayacağınız şey kalmıyor.
İştahınızı azaltmanız, her gün aldığınız bazı ürünlere artık hayatınızda yer vermemeniz, düzenli bir şekilde egzersiz yapmanız ve tüm bunları da hiçbir şekilde aksatmamanız gerekmekte. Tabi burada beslenme düzeniniz ve alışkanlıklarınızda büyük rol oynamakta. Bunlar size her ne kadar yapılması çok güç şeyler olarak gelse de merak etmeyin, hepsi aslında çok basit.

Vücudunuz organların normal fonksiyonlarını yerine getirmesi için her gün belirli miktarlarda enerjiye ihtiyaç duymaktadır. İhtiyaç duyulan bu enerjiye de metabolizma adı verilmektedir. Her insanın metabolizma hızı farklıdır ve bu metabolizma hızı yaş, cinsiyet ve kilo başta olmak üzere farklı etkenlere bağlı olarak bireyden bireye değişiklik göstermektedir. Metabolizma hızının dinlenir vaziyetteyken yaktığınız kalori miktarını görürsünüz.

Bu duruma örnek vermek gerekirse metabolizma hızınız 1800 diyelim. Mevcut kilonuzu korumak ve sabitlemek için tüm gün olduğunuz yerde otursanız bile bu miktarda kalori almanız gerekmektedir. Basitçe 1800 kalorinin altında bir enerji alımı gerçekleştirirseniz kilo vermeye, bu miktarın üzerinde enerji alımını gerçekleştirirseniz de kilo almaya başlarsınız. Durum aslında oldukça açık ve net.

Hızlı kilo vermek adına yapılan diyetlerin getirdiği birkaç sorun var elbette. Mesela çok az kalori alımı gerçekleştirerek kilo vermeye çalışırsanız yaşayacağınız ilk sorun halsizlik olacaktır. Yani diyete başladığınızın 2-3 gün sonra gündelik işlerinizi yapacak enerjiyi kendinizde bulamazsınız. Eğer vücudunuz halsizlikle başa çıkabilecek kadar kuvvetliyse bu sefer de yetersiz beslenme gibi bir sorunla karşılaşırsınız.

Çok az kalori alımı gerçekleştirdiğiniz ürünlerden gelen vitaminler, mineraller ve diğer besin öğeleri vücudunuzun ihtiyaç duyduğu miktarın altında kalmaktadır. Bu da haliyle yeni sorunlar doğurur. Eğer yetersiz beslenme durumunu uzun süre devam ettirirseniz de halsizlikle beraber dişlerinizde ve kemiklerinizde zayıflamalar görülebilir. Baş dönmeleri yaşayabilir, bağışıklık sisteminizin zayıfladığına şahit olabilirsiniz. Ayrıca cildinizin kuruması, saçlarınızın dökülmesinin artış göstermesi, diş etlerinizde şişmeler ve kanamalar yaşamanız, kaslarınızın zayıflaması gibi bir sürü ciddi sorun da kendini gösterir.

Tüm bunların yanında çok az kalori alımı gerçekleştirilerek yapılan şok diyetler de metabolizma hızınızı yavaşlatır ve bir süre sonra da ne kadar az kalori alırsanız alın kilo vermemeye başlarsınız. Yani bu durum kilo verme hızınızı da yavaşlatır. Çünkü vücudunuz artık daha az enerjiye ihtiyaç duymaya başlamıştır. İşte bir anda kilo verilen diyetlerden sonra verdiğiniz kiloların kat kat geri gelmesinin asıl sebebi budur. Eskiden size kilo aldırmayan beslenme şekilleriniz yaptığınız şok diyetlerle yavaşlayan metabolizma hızınıza bağlı olarak artık kilo almanızı sağlayacaktır.

Elbette bu durum için alabileceğiniz tedbirler bulunmaktadır. Mesela şekeri ve nişastalı ürünleri beslenme listenizden çıkarın. Beslenme düzeninizi tekrardan bir gözden geçirin. Öğünlerinizi atlamamaya çalışın. Daha fazla lif tüketmeye çalışın. Bol bol egzersiz yapın. Bol bol su için. Uykunuzu düzenli bir hale getirin.

Eğer bu ve bu tarz ufak ama etkili detayları hayatınızda uygularsanız siz de gayet sağlıklı bir şekilde kilo verebilirsiniz. Ama tabi ki de her şeyden önce bunu zihninizde kabullenmeniz önemli.

RAHAT DOĞUM İÇİN ÖNERİLER

1- Rahat bir doğum için yapılması gereken hamileliğe hazır olmaktır. Hem psikolojik anlamda hemde fiziksel olarak hamileliğe hazır olmak doğum için oldukça önemlidir. Fizyolojik olarak hamile kalmadan önce kilonuz oldukça büyük önem taşımaktadır. Kilonun çok fazla veya çok az olması durumunda denge sağlamak doğumu kolay hale getirecektir. Psikolojik olarak ise kötü deneyimlerden ve korkulardan kendini arınmalısınız. Aksi takdirde doğum başlayana kadar olan 9 aylık süreçte stres ve gerginlik söz konusu haline gelecektir.
2- Hamilelik başladığı andan itibaren beslenme çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki siz ne tüketiyorsanız bebeğiniz de sizinle aynı yemeği paylaşmakta. Doğal ve kaliteli beslenmek gerekmektedir. Bu noktada anne adaylarının yaptığı en büyük hata iki kişilik yemektir. Kesinlikle yanlıştır. Önemli olan sağlıklı beslenmedir. Aksi takdirde aşırı kilo problemi yaşayarak doğumda zorlanmanız kaçınılmazdır.
3- Doğum konusunu asla son dakikaya bırakılmamalıdır.  Doğum planı çok önemlidir. Gerekli hazırlıklar erkenden yapılmalı ve doğum tercihi belirlenmelidir. Bu durum sizde rahat hareket etmeyi ve güven içinde son anları atlatmanızı sağlayacaktır.
4- Bilinçli gebe olun. Gerekli durumlarda gebelik kurslarına katılın. Doğuma hazırlık kursları içinizde var olan doğum korkusunu yenmenizi sağlayacaktır.
5- İstediğiniz kadar bağırın. Bağırmak içinizi boşaltacak ve rahatlamanızı sağlayacaktır. Ayrıca çığlıklarınız bir nebze olsun sancının dinmesine yardımcı niteliktedir.
6- Doğum sırasında yanınızda mutlaka su bulundurun. Gerek bağırmaktan gerekse stresten dolayı ağzınız kuruyacak ve susuz kalacaksınız. Bu duruma engel olmak için doğumdan önce emzikli su şişenizi hazırlayın.
7- Doktorunuzla birlikte ona güvenerek doğum planı oluşturun. Güvendiğiniz bir doktor eşliğinde doğum yapmak , kendinizi sizi tanıyan birinin ellerine bırakmak içinizi rahatlatacaktır.
8- 3. aya girilmesinden itibaren bedeninizi egzersizlerle doğuma hazırlamak çok önemlidir. Doğru nefes alma tekniklerini öğrenin ve tamamen hareketsiz kalmamaya özen gösterin. Kas yapınızın erimesine müsade etmeyin. Kısa mesafeli yürüyüşler yapın. Zihin yorgunluğunuzu gidermek amacıyla yoga bile yapabilirsiniz.
9- Rahat bir doğum geçirmek için rahatlamayı ve gevşemeyi öğrenin. Doğum anında rahim kası aktif olarak çalışır fakat diğer kasların gereksiz enerji tüketmemesi gerekmektedir. Bu sebepten doğumda gevşeme rahat doğum için en önemli faktörlerden biridir
10- Bebeğin ve annenin sağlıklı bir doğum tecrübesi yaşaması adına doğru nefes alıp verme çok önemlidir. Özellikle uzun ve derin nefes alıp verme teknikleri rahat doğumun anahtarı niteliğindedir. Ayrıca bu nefesler bir yandan bebeğinize yeterli oksijenin iletilmesini sağlarken diğer taraftan da rahatlamanızı ve kasılmaları daha rahat karşılamanızı sağlayacaktır.
11- Doğumun (tıbbi herhangi bir engel yoksa) kendiliğinden başlaması en doğrusudur. Çünkü kendiliğinden başlayan doğumlar anne ve bebeğin hazır olduğunun en sağlıklı garantisidir. İstatistiklere göre sorunsuz ve kolay doğum kendiliğinden başlayan doğumlardır.
12- Doğum anında yanınızda olan kişinin sakın ve soğuk kanlı olması da çok önemlidir. Çünkü doğum anında panik ve gerginlik sizide büyük oranda etkileyecek ve gerilmenize neden olacaktır. Sizi rahatlatan ve gevşemenizi sağlayan güvendiğiniz birini seçmeye özen gösterin.
13- Doğuma kesinlikle kalabalık gitmeyin. Çevrenizdeki yakınların sabırsızlığı doğumu ve sağlık personelini negatif yönde etkileyecektir.
14- Mümkünse doğum anında bebek kalp atışlarının izlenmesi için kullanılan makineye( tıbbi bir gerekliği yoksa) sürekli bağlı kalmayın. Çünkü bu sizi kısıtlayacaktır ve bir sorun olduğu hissine kapılırsınız. Bu durum sizi gerginleştirir ve sinirli olmanıza yol açar.
15- Doğum sırasında zamana saygı duyarak aceleci olmayın. Çünkü her doğum birbirinden farklıdır. Bu soruna çözüm olarak kısa sürede ve rahat bir doğum tecrübesi kazanmak için pozitif düşünmeye çalışın.
16- Ikınma esnasında mümkünse ayakta ve dik pozisyonları tercih etmeye özen gösterin. Yer çekiminin kolaylaştırıcı etkisi sayesinde daha rahat bir doğum geçireceksiniz.
17- Doğum normal diğer doğumlara göre daha doğal ve sağlıklıdır. Dolayısıyla tıbbi sorun olmadığı sürece tercihinizi normal doğumdan yana kullanın. Sezeryen son çare olsun.

PANİK ATAK NEDİR , BELİRTİLERİ , TEDAVİSİ

PANİK ATAK NEDİR?

Panik atak psikolojik bir rahatsızlıktır ve ölüm korkusuyla beraber endişeyi içinde barındır.  Panik atak nöbetler şeklinde görülür. Bu nöbetlerin nedeni aniden bastıran ölüm korkusudur. Hasta öleceğini ve sıklıkla  kalbinde bir sorun olduğunu( kalp krizi geçireceğini) düşünür. 10 dakika içerisinde şiddetlenen atakların etkisiyle hastalar hemen doktora başvurur. Ataklar yaklaşık olarak 25-35 dakika içerisinde şiddetini kaybeder. Hemen sonrasında hastalar kendini çok yorgun ve bitkin hissederek herhangi bir şey yapmak istemez. Asla yanlız kalamayan panik atak hastaları yanlarında güvendikleri biri olmadan hiç bir işe kalkışmaz hatta bazı zamanlarda yanlız uyuyamazlar.

PANİK ATAk BELİRTİLERİ NELERDİR?

Panik atak hastalığın bir çok belirtisi bulunmaktadır. Bunlardan en az 4 tanesinin bulunduğu durumlarda panik ataklı olma ihtimali yüksektir.
  • Kalp atışlarında hızlanma ve çarpıntı,
  • Üşüme veya ateş basmasıyla birlikte gelen yoğun terleme
  • Titreme nöbetleri
  • Nefes almada zorluk, boğulma korkusu ve tıkanma,
  • Baş dönmesine bağlı olarak bayılacağı düşüncesi
  • Karın ağrısı, bulantı ve strese dayalı mide problemleri
  • Nefesde kesiklik ve bunun etkisiyle nefessiz kalma korkusu
  • Göğüsde ağrı ve sıkışma
  • Algı bozukluğu ve kendini tanımada güçlük
  • Depresyom
  • Çevrenin gerçek olmadığını düşünmesi
  • Ölüm korkusu
  • Delirip başkasına zarar vereceği endişesi
  • Vücudun bazı bölgelerinde uyuşma ve  karıncalanma.

PANİK ATAK OLUŞUMUNUN NEDENLERİ

Panik atak hastalığının belirlenmiş bir nedeni yoktur. Ancak şuan için beyindeki kimyasal maddelerden veya beynin fonksiyonunu yitirmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Stresli hayat süren insanlarda panik atağın tetiklendiği tespit edilmiştir.Bunun dışında  panik atak hastalığının ortaya çıkma nedenleri :(Kesin değil ancak ihtimali yüksek)
  1. Epilepsi ve akciğer- kalp hastalıkları,
  2. Vitamin yetersizliği ve aşırı kafeinli besinlerin tüketilmesi,
  3. Tiroid bezindeki bazı sorunlar ve aşırı adrenalin salgılanması,
  4. Kan şekeri düşüş, kansızlık ve beyinde meydana gelen tümör,
  5. Uzun süreli kullanılan ilaçların yan etkisi
  6. Depresyon ve sinirsel bozukluklar,
  7. Uyuşturucu madde kullanımı ve bu maddenin aniden kesilmesi sonucu ortaya çıkabilmektedir.

PANİK ATAK HASTALIĞININ TEDAVİSİ 

İlk olarak hastaya muayene ve testler yapılır. Hastayı rahatlatmak adına kalp- damar veya solunum rahatsızlığı olup olmadığı araştırılarak hem sağlık kontrolü hemde psikolojik tedavinin ilk aşaması tamamlanmış olur.
Bunun dışında tedavi için depresyonu engelleyen (antidepresan) ilaçları kullanılmaktadır. Ek olarak yatıştırıcı, gevşetici, sakinleştiriciler de uygun görülebilir. İlaç il kullanılmaya başlandığında bazı sorunlar meydana gelmiş olsada , bunlar zamanla azalır. Dikkat edilmesi gereken nokta ilacı bırakmamaktır. Çünkü hastalık geçmiş olsa bile tekrarlamaması adına bir süre daha ilaca devam edilmelidir.

ATAK SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

Öncelikle hasta bir yere oturtulmalı veya uzanması sağlanmalıdır. Hastaya sürekli bunun atak olduğu ve korkulacak bir şey olmadığı söylenmelidir(Hasta sizseniz bunu kendi kendinize atak geçene kadar tekrar edin). Ayrıca kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımı panik atak hastaları için kesinlikle yasaktır.

CİLDİN GÜNLÜK BAKIMI

Derimiz bir organımızdır ve en büyük organımızdır. Cildimiz diğer organlarımız gibi sağlığına dikkat etmemiz gerekir. Cildimiz vücumuzu sararak bir çok görevi üstlenir. Sağlığımızla ilgili görevinin yanında dış görüntümüzde de büyük etkisi vardır. Yüzümüz, ellerimiz, boynumuz bizim yaşımızla ilgili ipucu verir. Yaşımızı saklamak için cildimize iyi bakmamız gerekir.

Cilt bakımı el yıkamak gibi hayatımızın içinde olmalıdır. Ellerimiz, ayaklarımız kirlendiğinde yıkıyorsak yüzümüzü de bazı ürünlerle temizlemeliyiz. Cildimiz hücrelerden oluşur ve gözenekler vardır. Gün boyunca uçuşan tozlar bu gözeneklere dolar. Eğer bu tozlar temizlenmezse bu tozlar siyah noktalar haline gelir. Siyah noktalar gözle görülebilir hale gelir ve görüntü kirliliği oluşturur. Eğer siyah noktalar temizlenmezse bu sefer burada bakteriler oluşmaya başlar.Bu bakteriler iltihap oluşturmaya başladığında akne oluşumuyla karşı karışıyayız demektir. Cildin günlük temizliğinin yapılmaması daha büyük cilt problemleriyle uğraşmamıza neden olur.

Cilt temizlilğinde sabun kullananlarımız vardır. Bu hareket çok doğru bir hareket değildir. Cildimizin bir ph değeri vardır ve sabunlar bu ph değerini bozabilir. Cildin nemini azaltacaktır ve kurumasına neen olacaktır. Bu da alerjik bir cilde zemin hazırlar. Cildimiz kızarabilir, pul pul dökülebilir.

Cildin günlük temizliğinde cildimize uygun kozmetik ürünlerini kullanmalıyız. Cilt temizliğinde temizleme jeli yada sütü, peeeling, tonik ve nemlendirici krem kullanılır. Peeling uygulamasını günlük yapmayabilirsiniz. Haftada bir yada iki kere yapabilirsiniz. İlkönce cildinizi temizleme jeliyle temizleyin. Eğer kuru bir cildiniz varsa temizleme jeli yerine temizleme sütü ve köpüğü kullanmalısınız. Kuru ciltlerin nemini koruması için bu ayrıntıya dikkat etmek gerekir. Cilt bakımınızda mutlaka size ait sünger olsun. Bu süngerleri ılık suya batırıp cildinizi silin. Peeling uygulaması yapacaksanız peeling ürünlerinden satın almalısınız. Mineral bakımından zengin olan ürünleri tercih etmeliyiz. Elimizi ıslatalım ve biraz peeling ürünü alıp cildimizi yavaş yavaş ovmalıyız. Gözeneklerimiz açılacak ve kan dolaşımı sağlanacaktır. Peeling işleminden sonra tonik sürmelisiniz. Bir parça pamuğun üstüne biraz tonik damlatın ve cildinizi temizleyin. Tonik cildinize ferahlık sağlayacaktır. Genişleyen gözenekleri sıkıştıracaktır. Son olarak cilt tipinize uygun nemlendirici sürmelisiniz. Kremlerinizi sürerken çenenizden alnınıza doğru sürün. Bu uygulamayı gece uykudan önce yaparsanız daha doğru olacaktır. Uykudan önce hücre yenilemesi başlar. Bu da cildimizin yenilenmesine yardımcı olacaktır.

Exxen.com Açıldı

Acun Ilıcalı‘nın sahibi olduğu Acun Medya tarafından kurulan Exxen.com yayın hayatına başladı. Reklamlı ve reklamsız üyelik seçenekleri sunulan platformda birçok diziyi güncel olarak izleyebilirsiniz. Exxen.com hakkında merak ettiğiniz tüm soruları cevaplayamaya çalıştık. Detayları aşağıda bulabilirsiniz.

Exxen nedir?

Acun Medya bünyesinde kurulan ve “Türkiye’nin dijital platformu” sloganıyla yola çıkan EXXEN, üyelerin istedikleri zaman, istedikleri yerde, istedikleri cihazla, birbirinden benzersiz içerikleri izlemelerini sağlayan dijital bir platformdur. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxen-nedir/

Exxen ücreti nasıl ödenir?

Exxen.com üzerinden üyeliğinizi oluşturduktan sonra kredi kartı veya banka kartınla ödemeni gerçekleştirebilirsin. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxen-ucreti-nasil-odenir/

exxen.com
exxen.com üyelik paketleri

Exxen’de yıllık üyelik var mı?

rklmvr üyeliğimizde reklamlı olarak yayınlanan içeriklerimiz yıllık 99.90₺ üzerinden ücretlendirilir.

rklmyk üyeliğimizde reklamsız olarak yayınlanan içeriklerimiz yıllık 199.90₺ üzerinden ücretlendirilir. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxende-yillik-uyelik-var-mi/

Exxen’de “Akıllı İşaretler” var mı?

Exxen içerikleri yayınlanmadan önce “Akıllı İşaretler”i görebilir ve içeriklerin hangi kullanıcılara hitap ettiğini öğrenebilirsin. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxende/

Exxen neden çalışmıyor?

Exxen çalışmıyorsa internet bağlantınla ilgili bir sorun yaşanıyor olabilir. Cihazın ilgili bir sorun olabilir ya da Exxen uygulaman veya hesabınla ilgili bir sorun olabilir.

Exxen içeriklerini izlemeye devam edebilmek için ekranda herhangi bir hata kodu veya hata mesajı olup olmadığını kontrol edin. Eğer varsa bu hata kodunu ya da mesajını yardım merkezinde aratın. Sorununuz devam ediyorsa bizimle canlı yardımdan iletişime geçebilirsin. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxen-neden-calismiyor/

exxen.com

Exxen uygulamasını nereden indirebilirim?

Exxen uygulamasını mobil cihazınızdaki Apple Store’dan Exxen yazıp aratarak indirebilirsin. Google Play Store’da çok yakında! https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxen-uygulamasini-indirme/

Exxen’deki içerikleri telefonuma indirebilir miyim?

Exxen uygulaması üzerinden üyeliğinle giriş yaptığında rklmyk üyeliğin aktifse, Exxen’deki içerikleri telefonuna indirebilirsin. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/dizi-ve-filmleri-bulma-ve-indirme/

Exxen’de hangi tip üyelikler var?

rklmvr üyeliğimizde reklamlı olarak yayınlanan içeriklerimiz aylık 9.90₺ üzerinden ücretlendirilir.

rklmyk üyeliğimizde reklamsız olarak yayınlanan içeriklerimiz aylık 19.90₺ üzerinden ücretlendirilir.

rklmvr üyeliğimiz yıllık 99.90₺ üzerinden ücretlendirilir.

rklmyk üyeliğimiz yıllık 199.90₺ üzerinden ücretlendirilir. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/planlar-ve-ucretler/

exxen.com

E-posta adresim iznim olmadan değiştirilmiş. Ne yapmalıyım?

Exxen’de kullandığın e-posta adresinin iznin olmadan değiştirildiğini düşünüyorsan, bizimle hemen canlı yardımdan iletişime geçebilirsin. Exxen’de güvenliğini çok önemsiyoruz. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/e-posta-adresim-iznim-olmadan-degistirilmis/

E-posta adresimi nasıl güncellerim?

exxen.com üzerinden giriş yaptıktan sonra, hesabım bölümündeki e-posta satırından adresini güncelleyebilirsin. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/e-posta-guncellemek/

Ödeme yöntemimi güncellemek istiyorum. Ne yapmalıyım?

Güncel ödeme yönteminizi değiştirmek için hesabım bölümündeki, ödeme yöntemleri kısmından var olan kart numaranızı güncelleyebilir ve Exxen içeriklerini sorunsuz bir şekilde izlemeye devam edebilirsiniz. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/odeme-yontemini-guncelle/

Exxen’e içerik(dizi, program veya format) isteğinde bulunmak istiyorum. Ne yapmalıyım?

Exxen’deki birbirinden benzersiz içeriklere ek olarak farklı türde içerikler görmek istiyorsan bize info@exxen.com adresi üzerinden ulaşabilirsin. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/dizi-veya-film-isteginde-bulunun/

Exxen oturum açma bilgilerimi veya parolamı unuttum. Ne yapmalıyım?

Üye girişi ekranında bulunan “Şifremi Unuttum” linkine tıkladıktan sonra Exxen aboneliği başlattığın e-mail adresini yazarak, şifre sıfırlama bağlantısının e-mail adresine gönderilmesini sağlayabilirsin. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxen-oturum-acma-bilgilerimi-veya-parolami-unuttum/

Exxen uygulamasını uygulama mağazalarında bulamıyorum. Ne yapmalıyım?

Cihazınızın yazılımının son sürümde olduğundan emin olun. Apple Store’da uygulamayı Exxen şeklinde arattığınızdan emin olun. İnternet bağlantınızı kontrol edin. Yine de Exxen uygulamasını bulamadıysan bizimle canlı yardımdan iletişime geçebilirsin. Google Play Store’da çok yakında! https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxen-uygulamasini-uygulama-magazalarinda-bulamiyorum/

“Bu uygulama cihazınız ile uyumlu değil.” hatası aldım. Ne yapmalıyım?

Exxen uygulamasını kullanmak için cihazının en son sürümde olması gerekmekte. Cihazının güncel sürümünü yükledikten sonra tekrar giriş yapın. https://yardim-exxen.ortusdesk.com/exxen-mesaji-bu-uygulama-cihaziniz-ile-uyumlu-degil/

exxen com üye girişi

Okulistik

Öğrencilerin başarısı için Okulistik’te her şey var.

Okulistik, Konuları daha iyi öğrenebilecekleri interaktif konu anlatımları, öğretmen videoları, etkinlikler, soru çözümleri, konu testleri, hazırlık ve online değerlendirme sınavları, elektronik kitaplar ve daha birçok içerik…

Hepsi Okulistik’te –  Okulistik giriş için tıklayınız: https://www.okulistik.com/anasayfa/giris-yap.html

Veliler kolayca takip edebiliyor

Çocuğunuzun başarısına katkıda bulunun.

Okulistik üyesi öğrencilerin anne babaları ücretsiz olarak Okulistik Veli Üyesi olabilirler. Veli üyesi olarak çocuğunuzun derslerdeki katılım ve başarımlarını takip edebilir, başarısına katkıda bulunabilirsiniz.

Okulistik Veli Üyeliği ücretsiz

Öğretmenler için zengin içerik

Okulistik üyesi öğretmenlerin işleri kolaylaşır.

Okulistik en iyi ders işleme, ölçme değerlendirme ve öğrencilerin gelişimlerini takip etme araçlarıyla donatılmıştır. Siz de Okulistik’e üye olun, işinizi kolaylaştırın.

Okulistik Öğretmen Üyeliği ücretsizdir.

Sizden Gelenler

Öğrencilerimizin başarısı için çalışmaya devam ediyoruz. Sizin memnuniyetiniz bizim gururumuz.

Okulistik çağrı merkezi görüşme kayıtlarından derlenmiştir.

Konu Anlatımı

Ders tekrarı mı yapmak istiyorsun?

Okulistik’te temel derslerinle ilgili bütün konu anlatımları var. Bütün konu anlatımları etkileşimli yani interaktif. Hem dersleri izle hem etkinlikleri yap. Sonunda da katılım ve başarımını gör.

Video Konu Anlatımı

Dersi bir de özel öğretmenin anlatsın mı?

Okulistik’teki öğretmenler konuyu en iyi şekilde öğrenmen için en güzel örnekleri sunar, en iyi etkinlikleri yapar.

Etkinlikler

Bir konuyla ilgili etkinlik mi yapmak istiyorsun?

Okulistik’te her konuyla ilgili birçok interaktif etkinlik ve çalışma kâğıdı var. Etkinlikleri ya da çalışma kâğıtlarını aç, çözümleri bul, başarını artır.

Konu Testleri

Bir konuyu ne kadar öğrendiğini bilmek mi istiyorsun?

Okulistik’te her konuyla ilgili konu testleri var. Konu testlerine katıl, başarını ölç. Eksik olduğun konuları gör.

Çözümlü Soru

Sınavlarda karşılaşacağın soruların nasıl çözüldüğünü görmek mi istiyorsun?

Okulistik’te her konuyla ilgili birçok soru çözümü videosu var. Soru çözümlerini izle, hem konuyu daha iyi anla hem de soruların nasıl çözüleceğini öğren.

Ödevler

Okulistik’te şimdi hazır ödevler var. Öğretmenler kolayca çıktısını alabilir ve öğrencilerine dağıtabilir.

E-kitap

Yardımcı kitaplara mı ihtiyacın var?

Okulistik’te her dersle ilgili birçok yardımcı kitap var. İstediğin kitabı seç, istediğin kadar oku.

Ünite Testleri

Okulistik’te sadece konu testleri değil ünite testleri de var. Ünitenin tamamını kapsayan testlere katıl, bütün konularla ilgili genel düzeyini değerlendir.

Sınavlar

Genel değerlendirme sınavlarına katılmak mı istiyorsun?

Okulistik’te her yıl altı hazırlık, altı değerlendirme sınavı var. Sınavlara katıl, hangi derslerin hangi konularında eksiklerin olduğunu gör. Türkiye geneli, il geneli, okul geneli ve şube geneline göre durumunu izle.

AB SÜRECİNDE MİLAT DÖNEMİNE GİRİYORUZ

AB; kendi varlığı ve yarınları için çok önemli bir karar aşamasına geldi. Ya bize “evet” deyip yarınlarının daha güvenli ve istikrarlı olabilmesine; veya “hayır” deyip tüm dünya önünde güvensiz ve kimliksiz bir geleceğine karar verecek. Gelen sinyaller olumlu, ancak aykırı ve çatlak sesler de yok değil. Avusturya’nın Hırvatistan takıntısı, Almanların Hıristiyan Demokratları, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesiminin “kendilerini tanıma ve kabullenme” komplekslerini bir kenara koyacak olursak genel çerçeve; AB’nin Türkiye’yi rahatlıkla kabul edeceği yönünde. Zira AB biliyor ki,Türkiyesiz bir istikrar, güven söz konusu olamaz. 70 milyonluk genç ve dinamik bir nüfusuyla, dünyanın en güçlü ve donanımlı ordusuyla, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya, Türki Cumhuriyetler ve diğer stratejik ve jeopolitik bölgelere olan yakınlığı ve münasebetiyle Türkiye; onlar için vazgeçilmezdir, kaçınılmazdır. İster istemez Türkiye, onlar için her türlü güven ortamının, istikrarın sigortasıdır, garantisidir. Bölgesel barış ve güvenin temini açısından Türkiye, yine ayrıcalıklı durum ve konumunu her zaman muhafaza etmektedir. Bu gerçekleri değil AB, tüm dünya biliyor. İşte o nedenle AB; kesinlikle Türkiye gibi bir ülke ve toplumdan vazgeçemez. Aykırı ve çatlak sesler her zaman ve her yerde olur. Önemli olan genel çerçeve ve kanaatlerdir.

Türkiye, uzun zamandır AB ile ilgili dengeli ve ılımlı tavrını sürdürüyor. Değişen dünya dengeleri içerisinde giderek önemli bir konuma ulaşan Ankara, uluslar arası dengelerin yeniden şekillenip oluşmasında da söz sahibi olma gayretinde. Bir yandan AB ile olan diyalogları, beri taraftan da ABD ve diğer dünya ulusları ile olan ilişkileri, Ankara’ ya ayrıcalıklı bir önem atfediyor. Bu önem artarak devam eden küreselleşme eğilim ve yönelimleriyle birleşince, uluslar arası arenada ve balanslarda Türkiye’ yi bir denge unsuru olmaya itiyor.Bu haliyle Türkiye, dünyanın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Şüphesiz onu bu duruma taşıyan salt jeopolitik ve jeostratejik pozisyonu değil tabii ki. Mensubu olduğu uygarlık değerlerinin de bunda payı azımsanmayacak kadar büyüktür.

Jeopolitik ve jeostratejik duruş ve konumunu bir tarafa koyacak olursak, burada öne çıkan daha önemli bir unsur olan uygarlık değerleri, uluslar arası ilişkilerde belirleyici faktörleri oluşturuyor.

Samuel Huntington’ un ısrarla ağzına doladığı “(crisis of civilations) medeniyetler çatışması”, uygar Batının değerler manzumesinde olanca ağırlığını hissettiriyor.Aidiyetimiz olan uygarlık ile, entegre olacağımız uygarlık arasında var olan ve uzun geçmişe dayanan kopukluk ve ilgisizlik bir çırpıda giderilmeye çalışılıyor.Küçük bir arıza gibi görülen uygarlık sorunu, aslına bakılırsa çıkmazların ve açmazların başını çekip çeviren bir sorun olmaya aday. Medeniyetler çatışmasını savunan kesimlerin ellerindeki ipuçları, daha önce gerçekleşmiş kötümser tarihi realitelere yaslanır.Uygarlıkların bir uzlaşma içerisinde olduğunu öne sürenlerin gerekçeleri de, tarihi olayları iyi niyet temelinde ele alarak, ayrılıkları bir zenginlik olarak görmeye dayanır.İki temel düşünüş arasındaki fark; tarihe bakış açısında yatıyor. Hoşgörü ve diyalog unsurunu içeren uzlaşmacı yaklaşım, çatışmalardan uzak kalmayı yeğlerken, diğer görüş ise farklılıkları derinleştirmektedir.

Tüm dünyada genel geçerliği olan evrensel değer ve referans çerçeveleri, uygarlıkların müşterek buluşma noktaları olarak telakki edilebilir.Bunda tüm taraf ve kesimler hemfikir.Kızıl kıyametlerin koptuğu noktalar, taraflar arasında uçurumlar oluşturan ayrıcalıklı noktalardır.Yerel ve kültürel yapıdan kaynaklanan bu kırmızı çizgiler, ulusların çekingen taraflarını oluşturuyor. Bir yerde onların yumuşak karnı da diyebiliriz, bu noktalara.

AB, bir uygarlık projesi olarak, çok renkliliği ve kültürel zenginliği kabul eder niteliktedir.Tek tip bir medeniyet yaratma amacı gütmez. Toplumların hassasiyetlerine saygı çerçevesinde, onları diğer Batı toplumlarıyla kaynaştırıp, bütünleştirmeyi hedefliyor. Bu entegrasyonu gerçekleştirirken de, gönüllülük esasına riayet eder. Zira demokrasilerde zorlama değil, genel kabuller esastır ve geçerlidir.Kimse kimseye zorla bir şeyler kazandırma kaygısını taşımıyor.

Ulusal kaygıların da devreye girişiyle AB entegrasyonu hepten bir açmaza sürükleniyor.Zaman zaman AB karşıtı kesimlerin yüksek perdeden dillendikleri kaygılar, genelde eski alışkanlıklarımızla yakından ilgilidir.Söz konusu kaygıların giderilmesi de zaman alacağa benzer. Alışık olmadığımız şeylerin rutinleşerek yaşamımıza katmamız isteniyor bizden.İlk etapta zor gibi görünüyor.Yıllanmış alışkanlıklarımızı terk etmemiz arzulanıyor. Oysa zorluk, onu yapmada değil, onu benimseyip özümsemededir. İnsanlar genelde kabullendikleri şeyleri, yapmak üzere harekete geçerler.Kabullenmedikleri şeyler onlar için yabancılık arz eder. Ve bu ayrıksılar dışlanmayla karşı karşıya kalır.Uyumu güçleştirecek asıl açmaz buradadır.

YENİ NESİL: ROBOT İNSANLAR
Esra benim en küçük kardeşim, on yedi yaşında. Geçenlerde balkonda otururken bir soru sordum ona: Sen hiç ağaca çıktın mı? Sorumu anlamsız buldu. Fakat yine de cevapladı. “Hayır abla…” Peki, sen hiç odunla, çamurla oynadın mı? Yağmurda yürüdün mü? Mahalle de koşturdun mu? Arkadaşlarınla kaç kere evcilik oynadın? Seksek oynadın mı hiç? Hangi oyunları bilirsin? İsim-Hayvan-Şehir oynadın mı hiç? Adile Naşit diye birini biliyor musun? Ben sordukça soruyordum. O her soruma aynı cevabı veriyordu. “Hayır abla…”
Ve sonra öğrencilerim geldi aklıma. Onlarda bu söylediklerimin hiçbirini yapmıyorlar. Okul-dershane-etüt merkezi-özel ders…. Bunlar arasında sıkışıp kalıyorlar. Veli seminerlerinde velilerime kıyas yapmayı yasaklarken şimdi ben bir kıyas yapacağım. Hangi nesil daha şanslı?
Ne bileyim Kemal Sunanımız vardı mesela…. Zeki Mürenimiz, sanat güneşimiz. Ya Yeşilçam değerlerine ne demeli… Hangi birinin adını yazayım… O filmler bir başka güzeldi. Selvi Boylum Al Yazmalım filminden daha güzel bir film yapıldı mı? Tek bir kanal vardı. Gündüzleri bütün çocuklar Susam Sokağını izlerdik. Kurabiye canavarı, Edi-Büdü… “Dağdan bir kız gelir döne döne…” Susam sokağını eleştiriyorlar. Daha güzeli varmış gibi… Daha iyisini yapmış gibi… Bizim çizgi filmlerimiz daha bir güzeldi sanki… Şirinler, Tazmanya canavarı… Ya Atlı Karıncayı hatırlayan var mı ?
Televizyonumuz siyah-beyaz gösteriyordu. Başka dünyalar siyah-beyaz… Renkli televizyonun ilk alındığı günü hatırlıyorum. Nasıl da heyecanlanmıştık. Ya ilk otomatik çamaşır makinesine ne demeli? Çamaşır yıkadığında bitene kadar karşısında izlemiştik. İlk elektrikli süpürge alındığında onu oyuncak olarak kullanıyorduk. Annem yokken açıp birbirimize tutuyorduk. Eteklerimizi içine çekmesi karşısında kahkahalara boğuluyorduk… Evet, ne güzel tatlardı bunlar. Çeşit çeşit oyuncaklarımız yoktu… Genelde kendi oyuncağımızı kendimiz yapıyorduk. Kendi oyunumuzu kendimiz kuruyorduk. Ben çocukken her mahallede ip oynayan kızlar vardı. Her sokakta seksek oyunu için tebeşir ile çizilirdi. Bütün erkekler maç yapardı, kavga yapardı. Şimdi hiçbir sokakta ne oyunlar var ne de çocuk sesi. Şimdi ki çocuklar bilgisayar, televizyon ve adını bile bilmediğim bir takım oyunlar peşinde…
Oyuncak bebeklerimize elbiseler dikerdik. Annem eski kullanılmayan kumaşları bana verirdi. Çeşit çeşit elbise dikerdim. Evet, 8-9 yaşlarında. Şimdi çocuklara iğne vermiyorlar. Eline batarmış. Zaten şimdi ki çocukların oyuncak bebeklerinin kıyafetlerini de satıyorlar. Mesela çok fazla kıyafetimiz olmazdı. Çok fazla alışveriş yapmazdık biz. Fakat her bayramda mutlaka bir şey alınırdı. Biz genelde arife günü çıkardık alışverişe. Aldığımız eteği yatağımızda başucumuza koyar. Sabaha kadar heyecandan uyuyamazdık. Biz baklavayı, tulumbayı genelde sadece bayramda yerdik. Ya o şeker toplamak yok mu? Arkadaşlarla yarış yapardık “En çok şekeri ben toplayacağım yarışı” Dilediğimiz kadar yiyorduk. Mahallede koşuyor, ağaçlara çıkıyorduk. Kilo problemimiz yoktu bizim. Şimdi öğrencilerim diyet programında… Okul kantininin en lüks yiyeceği simit ayrandı. Hamburger girmemişti daha içimize. O simit ayranın tadı nerede şimdi? Ya şimdi ki çocuklar; simit ve ayranın tadını bilirler mi acaba? Okul bahçesinde yerdik. Alamayan arkadaşlara yarısını verirdik… Ya şimdi ?
Bizim psikolojimiz hiç bozulmazdı. Bozulsa bile birini döver ya da birinden dayak yer bir şekilde o psikolojimizi düzeltirdik. Annelerimiz her gün ev işini bitirir. Evlerin bahçesinde otururdu. El birliğiyle güzel sofralar kurulurdu. Gözlemeler, pastalar. Kimin evinde ne varsa ve ne yapabiliyorsa. Mahallede bir düğün olduğunda herkes el birliğiyle yardım ederdi. Biri öldüğünde camide sela verildiğinde herkes koşarak o eve gider elinden geleni yapardı. Ya şimdi? Ölen o komşuyu tanımıyoruz bile?
Gazozun içine leblebi koydunuz mu hiç? Kitabımı okuyan öğrencilerim bunu denemişler… Acaba benim bulduğum o tadı bulabilmişler mi? Sokak dondurmaları, belki çok hijyenik değildi fakat şimdi satılan bütün dondurmalardan daha güzeldi. Elif teyzenin bahçesinde yetiştirip sattığı kayısı daha güzeldi… Şimdi ki çocuklar Elif teyzenin kayısını yiyemeyecek… Bahçeyi sulardık. Kuyudan su çekerdik. Şimdi ki çocuklardan kaç tanesi kuyudan su çekti. Bahçe sulamak gideceğin çok psikologdan daha yararlıydı. Kocaman bir ceviz ağacımız vardı. Çatının üstüne çıkar ceviz toplardım. Ellerim leke olurdu. Ceviz lekesini bilmez yeni nesil… çatıya çıkmayı bilmez… Şimdi ki çocuklar merdiven boşluğunda büyüyor. Apartmanların ortasında sıkışıyor umutları. Koşamıyorlar, kavga edemiyorlar, bağıramıyorlar…. Şimdi ki çocukların tek eğlencesi internet, cep telefonu… Babaları akşam gelince televizyon izliyor, anneleri çalışıyorsa şayet ya ev işi yapıyor ya da… Çocuk her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyor. Ve yalnızlaştıkça sağlıksızlaşıyor. Geçen yıllarda bir öğrencimin bir cümlesi geldi aklıma.14 yaşındaydı, anne ve babası çalışıyordu. Ekonomik durumları son derece iyiydi. “Annem bir kez olsun benim için yemek yapsın. Hep hazır yemekten bıktım diyordu.” Onun böyle bir soruna takılacağını hiç düşünmemiştim.
Bu konuları kimle paylaşsam “zaman” diyorlar. Biz yapı olarak böyleyiz işte. Hep başka bir nesle de başka birinde ararız suçu. Çocukluktan veriliyor bu bize. Mesela çocukken düştün ve ağlamaya başladın. Baban gelir…”Oğlum burası mı acıttı seni gel dövelim” der ve yeri tekmelemeye başlar. Böyle bir durumda çocuk susar. Nasıl bir duygudur. Geçenlerde yeğenim tepsiye takılıp düştü. Babası geldi aynı şeyi yaptı… Şimdi suçu zamana, yeni nesle atmak çok doğru gelmiyor bana. En azından birkaç saatliğine evde ki televizyon, bilgisayar her şeyi kapatıp, çocuklarını başına toplayıp onlarla sohbet edebilirsin. Oyun oynayabilirsin. Mesela bu akşam yapsana “İsim-Hayvan-Şehir” oynayın hep beraber. Çok zevkli olacak inan. Sonra her sabah kalktığında evdekilere “Günaydın” diyebilirsin. Komşularına, iş arkadaşlarına selam verebilirsin. Hatırlarını sorabilirsin. Büyüklerini ziyarete gidebilirsin. Halanı, teyzeni, amcanı… En son ne zaman gördün? Bir de en korkuncu var. İş güç geçim derdine düşüp kendi ana-babasını, kardeşlerini unutanlar. Hangi nesil daha şanslı? Bunun kararını siz vereceksiniz. Ve fakat şunu unutmayalım.
Ne kadar çağdaşlaşırsak çağdaşlaşalım bazı değerlerin unutulmaması gerekir.İç dünyamızın sağlığı haftalık alınan terapi seansları ile düzelmez. Gerçek ihtiyacımız olan şey, elimizde mümkün bulunan şeydir. Yani ona sahip olmak için bir koşula ihtiyacımız yok unutmayın. Çocuklarımıza sevgimizi onlara en marka cep telefonu alarak göstermeyelim. Çocuğumuzun robotlaşmasına izin vermeyelim. Onlarda bizim gibi çocukluk yaşasınlar… Koşsunlar, Düşsünler, Kavga etsinler, Üstlerini kirletsinler, Ağaca çıksınlar…. Aksi takdirde gelecek nesilden çok şey beklemeye hakkımız yok !
Sevgilerle….

Eğitimhane Giriş – Ders Eğitimhane

Eğitim-öğretim hayatının her dönemi, hem öğrenciler hem de veliler için bir yardım kılavuzu gerektiriyor. Bilmediği konular hakkında bilgi almak, merak ettiklerini öğrenmek içinse öğrencilerin başvurduğu ilk adreslerden birisi, egitimhane.com oluyor. Peki, egitimhane.com’da neler bulabilirsiniz? Egitimhane.com‘a nasıl kayıt olunur?

Egitimhane’ye nasıl kayıt olunur?

Eğitim alanıyla ilgili son gelişmeleri takip etmek, çeşitli sınıfların ders ve ödevleriyle ilgili bilgi almak için kullanabileceğiniz eğitimhane.coma’a üye olmak oldukça basit. Öncelikle kullandığınız tarayıcıdan www.egitimhane.com adresini tıklayın. Açılan ekranın sağ üst köşesinde yer alan Üye Ol butonuna tıklayın. Karşınıza çıkan Üyelik Sözleşmesini okuyup onaylayın. Bu noktadan sonra sitenin ve sistemin sizden istediği bigileri girmek durumundasınız. Kullanıcı adı, şifre ve e-posta bilgilerinin yanı sıra cinsiyet ve doğum tarihi gibi soruları cevaplamanız gerekiyor. Son aşamada ise güvenlik doğrulamasını yapmalısınız. Tebrikler, artık eğitimhane.com kullanıcılarından birisiniz!

Eğitimhane.com’a Üye Olmak İçin Tıklayın

 

Eğitimhane’de neler var?

Öğretmen, öğrenci ve velilerin başvurduğu önemli kaynaklardan biri olan eğitimhane.com, 3 ana başlığa ayrılıyor.

Bunlardan ilki Dosyalar başlığı…

  • burada 1’den 12. sınıfa kadar ilgili tüm derslerin başlık ve içeriklerini
  • okul öncesi ve özel eğitim dosyalarını
  • idareciler için toplanan verileri
  • çeşitli eğitim kaynaklarına
  • belirli gün-haftalarla ilgili pek çok detaya ulaşabilirsiniz
  • ayrıca öğrenci kulüpleri
  • seminer bilgileri
  • rehberlik
  • genel program
  • KPSS eğitimi ile ilgili de dökümanlara Dosyalar başlığından ulaşabilir, cihazınıza indirebilirsiniz.

Eğitimhane Forumu

Eğitimhane.com’un bahsedeceğimiz ikinci ana başlığı ise Forum‘dur.

Burada tıklanan son 100 konu öncelikli olarak çıkacak. Çeşitli konularda açılan başlıklara tıklayarak, yazılan yorumları görebilir hatta siz de konu ile ilgili görüş bildirebilirsiniz. Okuyacağınız zengin içeriklerin size büyük fayda sağlayacağı yadsınamaz bir gerçek…

Sitede karşılaşacağınız üçüncü ana başlık ise Haberler’den oluşuyor.

Öğretmenleri, okulları, öğrenci ve velileri ilgilendiren her konu burada paylaşılıyor. Sistem kullanıcıları ise haberlerin altındaki bölümde arzu ederse yorum yazabilir. Böylelikle haberle ilişkili olarak bireyler değerlendirmelerini aynı ortamda bildirebiliyor.

Egitimhane.Com’da bulunan içeriğin tüm hakları Egitimhane.Com’a aittir. Bu içerik, sadece kişisel kullanım içindir, izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanamaz. Başka yerde kaynak gösterilmeden ve ilgili yere link verilmeden yayınlanamaz.

Daha detaylı bilgi almak için sonhaber.org.tr‘yi ziyaret edebilirsiniz.

Yükselen Burç Hesaplama

Yükselen burç hesaplama Rezzan Kiraz

Yükselen burç hesaplama, bireyin doğduğu saat ve doğum tarihi kullanılarak yapılan bir hesaplamadır. Doğduğumuz tarih burcumuzu gösterirken doğduğumuz saat ile beraber tarihimiz yükselen burcumuzu gösterir. Rezzan Kiraz, ünlü yükselen burç hesaplaması ile doğru yükselen burcunuzu hesaplayarak burcunuza göre yükselen burcunuzun nasıl şekillendiğini, aşk, ihtiras kıskançlık ve diğer tüm konularda karakterinizin yükselen burcunuza göre nasıl şekillendiği ile ilgili bize bilgiler verir. Yükselen burç hesaplama Rezzan Kiraz ünlü bir hesaplama biçimi olarak bilinir. Yükselen burç hesaplama konusunda Rezzan Kiraz çok başarılı olduğu gibi, aynı zamanda çeşitli internet sitelerinden de yükselen burç hesaplamanızı otomatik olarak yapabilirsiniz. Örneğin bir internet sitesinde doğum tarihinizin ve saatinizin sorulması ile bir tık ile hangi yükselen burcuna sahip olduğunuzu bulabileceğiniz bir program bulunmaktadır. Bu tarz programlar hem birçok internet sitesinde bulunmaktadır hem de sizin de yükselen burç tablosu aracılığı ile programsız olarak öğrenebileceğiniz bilgiler olarak bilinmektedir. Bunun dışında ünlü astrologlardan, falcılardan veya Rezzan Kiraz gibi medyatik isimlerden de randevu alarak yükselen burcunuzun ne olduğunu öğrenebilirsiniz. Örneğin gündüz 6.00 ile 6.15 arasında doğan kişilerin yükselen burcu Oğlak olmaktadır.

 

Yükselen Burç Özellikleri Nelerdir?

Burçlarımız genel olarak karakterimizin nasıl şekillenmiş olduğunu ve genel olarak hayata bakış açımızı anlatırken yükselen burçlar ise gündelik hayatta spontane durumlarda nasıl tavır alıp nasıl davrandığımızı, aşk, başarı ve mutluluk hallerine nasıl tepki verdiğinizi anlatmaktadır. Yani yükselen burcunuz gündelik hayat özelliklerinizi yönetir. Yükselen burç özellikleri nelerdir diye soranlar dikkat, yükselen burç özelliklerinin genel burç özellikleri ile çatıştığı zamanlarda genel olarak genel burcun özellikleri baskın olmak durumundadır. Yani hem yükselen burç hem de ana burç, genel olarak etkilidir. Eğer yükselen burcunuzun sizi nasıl etkilediğini öğrenmek istiyorsanız yapmanız gereken şey internette kendi burcunuzu ve yükselen burcunuzu belirterek bir çift halinde aramak ve araştırma yapmaktır.

Yükselen Burç Tablosu

Yükselen burç tablosu bir sütunda genel burç bir sütunda ise doğum saati olmak üzere oluşacak yükselen burç aralıklarını gösteren tablodur. Bu burç aralıklarında satırda doğum saatleri aralıkları sütunda olduğunu düşünürsek satır ve sütunun çakıştığı yeri bularak oradaki yeri yükselen burcunuz olarak kabul edebilirsiniz. Yükselen burcunuz ana burcunuz ile çakışarak sizin genel karakterinizi ve gündelik hayatınızda nasıl davrandığınızı belirlemektedir. Örneğin başak burcunda olan bir kişi eğer sabah dokuzu on gece doğmuş ise yükselen burcu terazi’dir. Ve bir başak burcundaki kişinin yükseleninin terazi olması ile bir aslan burcundaki bireyin yükseleninin terazi olması birbiri ile birebir aynı iki şey değildir. Çünkü ana burcumuz da yükselen burcumuzun hayatımızı ve gündelik tavırlarımızı nasıl değiştireceğini etkilemektedir. Yani ortada çift taraflı bir etki söz konusudur.Oğlak burcu erkekleri nasıl kadınlardan hoşlanır

Oğlak burcu erkeği farklı bir karaktere sahiptir. Oğlak burcu erkeğini belirli bir kalıba sokmak ya da klasik erkeklere benzetmek oldukça zordur. Kendine özgü davranışları vardır. Bundan dolayı oğlak burcu erkeğinin hoşlandığı kadın profili her zaman merak konusu olmuştur. Yazımızı daha fazla uzatmadan oğlak burcunun hoşlandığı kadın tipinden bahsedelim.

Düzenli olun

Oğlak erkeğinin burç yorumunda düzen vardır. Oğlak burcu erkekleri evi dağıtan erkeklere benzemez. Oğlak erkekleri düzeni sever. Bu yüzden oğlak erkeği düzeni seven kadınlardan hoşlanır. Çünkü oğlak erkeği sevdiği insanında düzenli ve tertipli olmasını ister.

Açık konuşun

Oğlak burcu erkeği kendisiyle her konuyu açık ve net bir şekilde konuşan kadınlardan hoşlanır. Çünkü onların doğasında sır, gizlilik pek yoktur. Olan biten her şeyi laf kalabalığı yapmadan bir çırpıda anlatan kadınları severler. O yüzden oğlak erkeğini tavlamak istiyorsanız lafı dolandırmadan açık konuşmak gerekir.

Zeki kadınlar olun

Oğlak erkeği zeki kadınlardan hoşlanır. Zeka oğlak burcu erkeği için kadının üzerinde duran önemli süslerden biridir. Çünkü oğlak burcu erkekleri astroloji biliminin en çalışkan ve zeki olanıdır. Bu yüzden yanlarında onun kadar zeki olan bir kadın ile evlenmek isterler. Ama hatırlatmalıyım ki oğlak burcu erkekleri kendinden zeki olan insanlara karşı nefret etme eylemindedirler. Bu yüzden zeki olsanız bile oğlak burcu erkeği ile yarışa girmemeye dikkat edilmemelidir.

 

Güven verin

Oğlak burcu erkekleri dışarıdan bakıldığında özgüven sahibi kişilerdir. Ancak iç dünyasında genelde yalnızlık hissi vardır. Bu yüzden yalnızlığını paylaşacak birine ihtiyacı vardır. Tam bu noktada oğlak burcu erkeğine güven veren bir kadının varlığına ihtiyaç duyar. Güven veren bir kadına rastladıklarında onu severler ve onlara içini açarlar.

 

Onu Tanıyın

Oğlak burcu erkeklerinin muzdarip olduğu konulardan birisi ise on kimsenin anlamaması ve tanımamasıdır. Bu durumdan dolayı oğlak burcunu derinden etkilemek isteyen kadınlar onu anlamalı ve tanımak gayret göstermelidir. Zaten oğlak burcu erkeği gayret gösterildiğini görünce sizden hoşlanacaktır.

Oğlak burcu erkeğinin hoşlandığı kadınlardan bahsettik. Oğlak erkeğinin hoşlandığı kadınlardan olmak istiyorsanız bahsettiğimiz konulara dikkat edip onları uygularsanız emin olun oğlak burcu erkeği sizden hoşlanacaktır.

Akrep için mutluluk yolda

 

 

Sosyal ilişkilerinde gelişme yaşayan Akrep ise ikili ilişkilerde mutlu olacak. Aktif dönemdeki Oğlak, bugünlerden eskisinden fazla başarıyı düşünüyor. Çevresine saldırgan davranan İkizler, sinirlerine hakim olmayı öğreniyor.

Sağlık yönünden iyi bir gündesiniz büyük veya küçük ama bir mal edinmek için gayret gösterebilirsiniz. Bugün sosyal hırslarınız ön plana çıkacak. Başarıyla ekip çalışmalarına katılabilirsiniz. Mektubunuz var.İşvereniniz veya resmi daireler ya da eğitmenlerinizle olan ilişkilerinizde olumlu gelişmeler olacaktır, akşama doğru genel bir mutluluk havasında olacaksınız. Yaratıcılığınıza sınır tanımadığınız bir dönemdesiniz.Asi ve saldırgan davranabilirsiniz öğlen saatlerinde sinirlilik ve iç huzursuzluğu görülebilir, eğer isterseniz ruhsal gerginlikleri atlatma isteğiniz size yardımcı olacak. Sinirlerinize hakim olmanın yollarını arayın.Bir çok işin üstesinden gelebilecek gücünüz var ve kendi başına iş yapma isteğiniz yoğun. Kararlılık ve amacınızın bilincinde olmanız size başarı getirecektir, bu günlerde mesleğinizde ilerleme gözüküyor.Çevreniz ve tanıdıklarınız tarafından sevileceksiniz. Kadınlarla bugün iyi ilişkiler içinde olacaksınız ve aynı zamanda da arkadaşlık duygularınız güçlenecek ama gizemli bir aşk ilişkisine girebilirsiniz.Düşünceleriniz her zamankinden daha sağlıklı, bu gün plan yapma ve yapabilme gücüne sahipsiniz, organizasyon kabiliyetiniz iyi. Gerçekçi yaklaşımlarınız sile bugün her şeyi satabilirsiniz.Bugün düşünsel ve davranışsal değişimler gözlenecek, dağınıklık, yüzeysellik güvenilmezlik ve saygısız davranışlar oluşabilir. Hatta size bugün yalancı ve inkarcı diyebilirler. Borsada düşük kazanç olacak.Bugün düşünsel ve davranışsal değişimler gözlenecek, dağınıklık, yüzeysellik güvenilmezlik ve saygısız davranışlar oluşabilir. Hatta size bugün yalancı ve inkarcı diyebilirler. Borsada düşük kazanç olacak.Bugün aşık ve mutlusunuz, cana yakın olacak ve çekici özellikleriniz ön planda çıkacaktır. Kendinizi çevrenize veya insanlara sevdirebilirsiniz ve de gerekli kişilerle uyumlu ilişkiler kurabilirsiniz.Faal olma arzunuz eskisinden daha çoğalacağından başarı hırsına kapılabilirsiniz. Okulla veya resmi yerlerle ve işverenle olan ilişkilerinizde başarı ya da en azından ılımlılık gözüküyor. Şahitlik yapabilirsiniz.Nedense rahat yaşama isteği bu dönemde iyice ortaya çıkacak ve size bazı sorunlar yaratacaktır. Bir konuda başarısızlık ve ihtilaflar sizi yıldırmasın öte yandan bir haber mutluluk hislerinizi yoğunlaştıracak.İlişkilerinizi ve sosyal konumunuzu gözden geçirmeniz için iyi bir gün. Kural ve kanunlara karşı gelme fikri aniden doğabilir veya bir olay sizi kızdırabilir. Evlilikte ihtilaf ve uyumsuzluk gözükebilir, para harcamayın.

Burç Tarihleri için linke tıklayarak geçiş yapabilirsiniz.

GÜL SUYUNUN FAYDALARI

Gül suyu antiseptik ve antibakteriyel özelliği olan doğal cir güzellik kaynağıdır. Yaygın olarak kozmetik sanayide kullanılır. Bununla beraber bir çok iç hastalığının tedavisinde de kullanıma uygundur. Uzun yıllar boyunca özellikle cilt bakımı için kullanılan gül suyu enfeksiyonel cilt hastalıkların tedavisinde de çözüm niteliğindedir. Bu bağlamda gül suyunun cilde faydaları :
  • Gül suyu cilt kızarıklıklarını gidererek cildin renk tonunu sabitler.
  • Antibakteriyel ve antiseptik olmasından dolayı iltehap giderici etkisi bulunmaktadır.
  • Ciltte birikmiş ölü deriyi temizleyerek gözeneklerin açılmasını sağlar.
  • Gül suyu mat ve sönük olan cildi yağlandırmadan doğal parlaklık kazandırır.
  • Ciltte rahatlamayı sağlayarak stres faktörünü en aza indirger. Dolayısıyla rahat bir uyku uyunmasını sağlar.Çünkü gül suyu bir çok esansiyel yağ içermektedir.
  • Doğal ve hoş kokusundan dolayı dikkat dağınıklığını giderir ve enerji verir.
  • Günün sonunda pamukla uygulanan gül suyu cildin gün içinde maruz kaldığı kirden ve yağdan arındırır.
  • Pamuk yardımıyla gözde bekletildiğinde göz yorgunluğunu alır ve göz nezlesine karşı koruma sağlar.
  • Cilt kuruluğunu gidererek nemlenme sağlar.
  • Akne oluşumunu engeller ve var olan aknelerin giderilmesi sağlar.
  • Göz altında oluşum gösteren morlukların ve şişkinliklerin en aza indirgenmesini sağlar.
  • Yaşlanmanın etkisiyle meydana gelen sarkma ve kırıkların oluşumunu geciktirerek cildin elastik yapısını korumada etkilidir.Çünkü içerisinde bol miktarda A ve E yağı mevcuttur.
  • Cildin PH dengesini korur.
  • Alerjik reaksiyonlara karşı cili korur.
  • Güneş yanıklarına uygulandığında yanma hissini azaltır ve yanıkları tedavi eder.
  • Masaj yaparak cilde uygulandığı takdirde selülit oluşumunu engeller ve var olan selülitlerin tedavisinde etkili sonuç verir.
  • Kan dolaşımı açısından hızlandırıcı etkisi vardır.
  • Özellikle hassas cilt yapısına hücreleri kuvvetlendirerek destek olur.
Gül suyu sadece cilt için kullanılan bir ürün değildir. Gül yapraklarının kaynatılarak içilmesi de bir çok rahatsızlığa iyi gelecektir. Gül suyunun diğer faydaları :
  • Boğaz ağrıların dindirir. Öksürüğü keser.
  • Ağızda gargara yapıldığında ağız kokusunu keser ve diş yapısını kuvvetlendirir.
  • Mide problemlerine karşı (ülser gibi) tedavi edicidir.
  • Sindirim sisteminin çalışmasında ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde etkilidir.
  • İdrar söktürücü etkisi vardır.
  • Adet düzensizliği olan kadınlarda kanamanın düzene girmesini sağlar.
Kozmetik amaçlı üretilen gül suyu kesinlikle tüketilmemelidir. Eğer gül suyu tüketmeyi düşünüyorsanız gül suyu yapraklarını evde kendiniz kaynatarak çay halinde tüketmelisiniz. Bunun dışında kozmetik amaçlı üretilen gül suyunu pamuk yardımıyla cilde uygulamalı ve işlem bittikten sonra durulama işlemi uygulamamalısınız.

Türkçenin İngilizcesi

Bu yazımızda Türçenin inglizcesi aramasını yapan kullanıcılar için, Türkçe’yi ingilizceye çevirme amaçları için detaylı bilgiler vereceğiz.

 

İngilizce Sözlük www.ingilizcesi.com

 

İlk olarak Türkçe’nin ingilizcesi, Turkish dir.

Aşağıdaki tabloda 200 farklı Türkçe kelimenin ingilizcesi Google Translate kullanılarak verilmiştir.

200  Adet Türkçe Kelimenin İngilizce Çevirisi

nasılsın ingilizcesi how are you doing
ayların ingilizcesi of the months
iş ingilizcesi business
ilker kaleli ingilizcesi İlker Kaleli
rica ederim ingilizcesi You’re welcome
renklerin ingilizcesi your colors
hukuk ingilizcesi law
burçların ingilizcesi your zodiac signs
saatin ingilizcesi your watch
ingilizcesi english
amerikan ingilizcesi American
yok ingilizcesi no
günlerin ingilizcesi your days
silginin ingilizcesi your eraser
yüksek lisans ingilizcesi graduate
makasın ingilizcesi your scissors
hayvanların ingilizcesi your animals
annenin ingilizcesi your mother’s
morun ingilizcesi purple
derslerin ingilizcesi your lessons
işletme bölümü ingilizcesi business department
avustralya ingilizcesi Australia
kalemtraş ingilizcesi sharpener
ülkelerin ingilizcesi of countries
kaplumbağa ingilizcesi tortoise
balon ingilizcesi balloon
masanın ingilizcesi your table
bisikletin ingilizcesi your bike
elmanın ingilizcesi of apple
filin ingilizcesi your elephant
yeşil pasaport ingilizcesi green passport
ingiliz ingilizcesi British
afiyet olsun ingilizcesi enjoy your meal
ingilizcesi türkçesi english turkish
el ingilizcesi hand
turizm ingilizcesi tourism
ip atlamak ingilizcesi jump rope
karpuzun ingilizcesi your watermelon
kasım ingilizcesi November
aylar ingilizcesi months
patlıcan ingilizcesi eggplant
silgi ingilizcesi eraser
matematik ingilizcesi maths
günaydın ingilizcesi Good Morning
sonbahar ingilizcesi autumn
kuşun ingilizcesi your bird
cetvel ingilizcesi ruler
at ingilizcesi horse
almanya nın ingilizcesi of germany
baykuş ingilizcesi owl
haziran ingilizcesi June
kuş ingilizcesi bird
satranç ingilizcesi chess
türkçe ingilizcesi Turkish
konuşma ingilizcesi talk
iyi akşamlar ingilizcesi Good evening
havacılık ingilizcesi aviation
ekim ingilizcesi October
2 ingilizcesi 2nd
uğur böceği ingilizcesi ladybug
iyi geceler ingilizcesi Goodnight
kaplan ingilizcesi Tiger
doktor öğretim üyesi ingilizcesi doctor lecturer
kalemin ingilizcesi of the pen
kahverengi ingilizcesi Brown
dolabın ingilizcesi your closet
sandalyenin ingilizcesi of the chair
zürafanın ingilizcesi your giraffe
ev ingilizcesi home
sincap ingilizcesi squirrel
yunanistan ın ingilizcesi of greece
televizyon ingilizcesi television
mülakat ingilizcesi interview
merhaba nın ingilizcesi hello you
dolap ingilizcesi cabinet
türkçe nin ingilizcesi of Turkish
sayıların ingilizcesi your numbers
doktora ingilizcesi doctorate
bin ingilizcesi thousand
mevsimlerin ingilizcesi your seasons
körebe ingilizcesi blind
pasta ingilizcesi cake
tecavüz ingilizcesi rape
ingiltere nin ingilizcesi of england
meyvelerin ingilizcesi your fruits
hayat devam ediyor ingilizcesi life goes on
peynirin ingilizcesi the cheese
dilin ingilizcesi your language
ingiltere ingilizcesi England
ayının ingilizcesi of the bear
armutun ingilizcesi your pear
12 ingilizcesi 12
evin ingilizcesi your house
kitap ingilizcesi book
saat ingilizcesi hour
papağan ingilizcesi parrot
babanın ingilizcesi your father
öğretmen ingilizcesi teacher
aslanın ingilizcesi your lion
muhasebe ingilizcesi accounting
sonbaharın ingilizcesi your autumn
gökkuşağı ingilizcesi rainbow
grinin ingilizcesi of gray
tureng ingilizcesi tureng
kitabın ingilizcesi your book
beyazın ingilizcesi of white
aralık ingilizcesi December
bilgisayar ingilizcesi computer
zürafa ingilizcesi giraffe
ailenin ingilizcesi your family
seyahat ingilizcesi travel
denizcilik ingilizcesi marine
armut ingilizcesi pear
günaydının ingilizcesi good morning
koltuk ingilizcesi armchair
bayrakların ingilizcesi your flags
kraliçe ingilizcesi queen
5 ingilizcesi 5
gorilin ingilizcesi gorilla
mutlunun ingilizcesi your happy
hesap makinesi ingilizcesi calculator
süpersin ingilizcesi you are super
tavşanın ingilizcesi nedir what is your rabbit
sana aşığım ingilizcesi I am in love with you
senin ingilizcesi your
kelimesinin ingilizcesi of the word
is ingilizcesi business
kahverenginin ingilizcesi of brown
at ın ingilizcesi horse’s
prensesin ingilizcesi your princess
huzur ingilizcesi serenity
benim sevgilim ingilizcesi my darling
arkadaş ingilizcesi friend
kitap okumak ingilizcesi reading books
hoşbulduk ingilizcesi We’re [I’m] glad to be here
sen nerelisin ingilizcesi where are you from
kabin memuru ingilizcesi flight attendant
ay ingilizcesi ne demek what does the moon mean
ukrayna nın ingilizcesi ukrainian
haber ingilizcesi news
lütfen ingilizcesi Please
mısır ingilizcesi Egypt
üç ingilizcesi three
doç dr ingilizcesi Associate Professor
yaşlı ingilizcesi old
savaş ingilizcesi war
türkiye nin ingilizcesi Turkey’s
anlamadım ingilizcesi I did not understand
halkla ilişkiler ingilizcesi public relations
kalem ingilizcesi pen
huzurum ingilizcesi my peace
temmuz ingilizcesi July
pilot ingilizcesi pilot
dedenin ingilizcesi your grandfather
saatin ingilizcesi nedir what is your watch
amerikan ingilizcesi çeviri american translation
iş ingilizcesi pdf business pdf
zebra ingilizcesi zebra
uçurtma ingilizcesi Kite
uygulama ingilizcesi application
sıcak ingilizcesi hot
yılanın ingilizcesi your snake
geminin ingilizcesi of the ship
eldivenin ingilizcesi your glove
kahvenin ingilizcesi your coffee
dilin ingilizcesi nedir what is your language
mahallenin ingilizcesi your neighborhood
koşmanın ingilizcesi of running
kapının ingilizcesi door
görüşmek üzere ingilizcesi See you
aşk ingilizcesi love
can ingilizcesi Bell
kaplumbağanın ingilizcesi nedir what is your turtle
çayın ingilizcesi tea
iyi günler ingilizcesi have a nice day
amerikan ingilizcesi öğrenin learn american
avm ingilizcesi mall
saklambacın ingilizcesi hide agent
pandanın ingilizcesi panda
bilgisayarın ingilizcesi of your computer
beden eğitimi ingilizcesi physical education
şeftalinin ingilizcesi of peach
caminin ingilizcesi of the mosque
olmak yada olmamak ingilizcesi to be or not to be
13 ingilizcesi thirteen
bokun ingilizcesi your shit
insanın ingilizcesi of man
cennet annelerin ayakları altındadır ingilizcesi Paradise is under the feet of mothers
parmağın ingilizcesi your finger
beyaz ın ingilizcesi white in
umrumda değil ingilizcesi I do not care
aslan ingilizcesi Lion
bebeğim ingilizcesi my baby
önemli değil ingilizcesi it does not matter
muhteşem ingilizcesi spectacular
okulun ingilizcesi nedir what is your school
çantanın ingilizcesi nedir what is your bag
bitanem ingilizcesi sweetheart
dikdörtgen ingilizcesi rectangle
burunun ingilizcesi your nose

Yeminli tercümanlarımız sizin için hayati öneme sahip belgeleri, tezleri, ihale evrakını, sözleşmeleri, ticari yazışmaları, vize başvuru belgelerini tercüme eder ve gerekirse bu evrakları Noter kanalıyla tasdik ettirerek belgelerinizin tüm dünyada geçerli ve yasal belgeler olmasını sağlar. İstenmesi halinde, apostil ve Dışişleri Bakanlığı tasdiki de büromuzca yapılır.

DİL İNSAN, YAZI MEDENİYET, TERCÜME HOŞGÖRÜDÜR

tercümanHer gün milyonlarca insan bir yerden bir yere gitmek, bir ürün satın almak, bir ihtiyacını gidermek, bir kuruma başvurmak, eğitim almak, aldığını ve gördüğünü anlamak, yeni insanlar ve yerler tanımak, kısaca hayatta kalmak için belge ve bilgiye ihtiyaç duyar…

Belgenin bilginin olmadığı yerde medeniyetten ve hoşgörüden söz edilemez.

NOTER ONAYLI YEMİNLİ TERCÜME

Dünyanın herhangi bir yerinde Türkçe tercüman aradığınızda, Rehberlik veya Danışmanlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğunda, Okeanostercume.com.tr’nin güçlü altyapısı ve sinerjisi ile müşterilerine her dilde tercüme, çeviri, rehberlik, danışmanlık ve lokalizasyon hizmetleri sundu ve sunmaya devam ediyor.

200 ÜLKEDE YEMİNLİ TERCÜMAN

Dünya giderek küçülüyor ve ekonomi her geçen gün daha global hale geliyor. Ancak her “köy”de farklı milletler, ayrı lisanlar gizlenmiş.

 

Çeviri Sanattır

 

Dünya her geçen gün kendi alanlarında uzman insanların başka alanlarda uzman insanlarla işbirliği halinde yeni atılımlar yaptığına tanık oluyor. Böyle bir ortamda, kendi mesleklerinde uzman kişiler bir birbirinden farklı uzmanlık alanlarına sahip kişi ve işletmelere hizmet vermek için bir araya gelmektedirler.

Bizim sitemiz de böyle bir ihtiyaçtan doğmuş, tercüme işine yıllarını vermiş, teknik donanıma sahip yeminli tercüman arkadaşları bir çatı altında toplamayı hedeflemektedir.

Başta İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere her dilde noter yeminli tercüme, ardıl ve eşanlı çeviri, web sitesi ve yazılım lokalizasyonu, yurtdışı refakat ve yazışma taleplerinizi profesyonel yeminli tercümanlar eliyle ve en güncel yazılımlar kullanılarak yapılması konusunda çözüm ortağınız oluyoruz.

 

YAZILI TERCÜMELER

İşletme İle İlgili  ve Hukuki Metinler: Mahkeme kararları, sözleşmeler, resmi belgeler, mevzuat, patentler, faturalar, irsaliyeler, yatırım teşvik belgeleri, faaliyet raporları, tapu belgeleri.

Teknik Metinler: Araçlar, dayanıklı tüketim malları, bilgisayarlar ve diğer teknolojik cihazlar için bakım kılavuzları, eğitim dokümanları, kataloglar, ihale şartnameleri.
Yazılımlar: Bilgisayar programları, yazılımlar, CD ve elektronik yayınlar.
Web Sayfaları: İnternet sayfaları, dokümanlar, e-postalar.
Makaleler: Teknik ve bilimsel konulu makaleler.

    SÖZLÜ TERCÜMELER

Ardıl Tercüme: Toplantılar, iş görüşmeleri, montajlar, TV ve radyo programları, turizm rehberliği, resmi açılışlar, mahkeme duruşmaları, nikah çevirileri, noterde sözlü çeviriler (vekalet, kefalet, muvafakatname vb.), iş sözleşmeleri.

Eşzamanlı/Eşanlı (Simultane) Tercüme: Bilimsel toplantılar, eğitim programları, televizyon ve radyo programları v.b.

    ÇEVİRİ KONTROLLERİ
Elinizdeki metinlerin tercüme redaksiyonları.

  ÖZEL DİL EĞİTİM DERSLERİ
Eğitimci tercümanlarımız tarafından kurumlara toplu eğitim ve özel eğitim programları.

Finansal Tercüme çalışmalarımızdan bazıları:

  • Banka Raporları
  • Makro ekonomik anket çevirisi
  • Öz sermaye araştırma çevirisi
  • Hisse bilgileri
  • Kar ve zarar raporlar
  • Sigorta Poliçeleri
  • Ticari Sözleşmeler
  • Resmi ve Sicil Gazeteleri
  • Fatura çevirisi
  • Strateji belgeleri
  • Yıllık raporlar
  • Prospektüsler
  • Faaliyet Raporları
  • Bilançolar
  • Teklifler
  • Bankacılık & Finans Evrakları
  • İhale Evrakları
  • Uluslararası Taahhütler
  • Raporlar
  • Toplantı Tutanakları
  • İmza Sirkülerleri
  • Vekaletnameler
  • Faturalar
  • Şirket Tanıtım Evrakları

Finansal tercüme çalışmalarımız hakkında detaylı bilgi almak ve avantajlı fiyat fırsatlarından yararlanmak için bizi arayabilirsiniz.

 

Sözlü tercüme dil grubu

Konferans Çevirmeninin Dil Grubu

Çoğu durumda konferans çevirmenleri, pasif dillerinden aktif dillerine çeviri işlemini gerçekleştirmektedir. Ana dilleri çevirmenlerin aktif dilleri olarak tanımlanmakta ve kimi zaman da A-dili olarak da adlandırılmaktadır.

Bazı çevirmenler ise kendi ana dillerini dışında bir dilde üstün yeteneklere sahip olup diğer konuştuğu dillerden bu dile çeviri işlemini gerçekleştirebilmektedir. Bu da onların ikinci bir aktif dile sahip oldukları anlamına gelmektedir. Kendi ana dilinden ikinci bir aktif dile çeviri yapabilen bir çevirmen aslında “retour” denilen işlemi gerçekleştirmiş olur. Retour diline sahip olan kimi çevirmenler bu dil için simültane yönteminden ziyade yalnızca ardıl çeviri işlemini gerçekleştirmektedirler.

Az sayıdaki çevirmen ise sahip olduğu tüm dillerden ikinci aktif diline çeviri işini gerçekleştirebilmektedir. Bu çevirmenlere “second full booth” ikinci kabin yakıştırması da yapılmaktadır. Çok az sayıdaki kimi çevirmen ise 2 den fazla aktif dile sahiptir.

Pasif diller, çevirmenin kusursuz olarak anladığı ve çoğu zaman da belirli ölçülerde konuştuğu ancak bu dilde çalışmak için yeterli seviyede olmadığı dillere verilen addır.

AIIC, Uluslar arası Konferans Çevirmenleri Birliği bu diller için aşağıda verilen şu tanımları kullanmaktadır:

Aktif diller:

A: Çevirmenin sahip olduğu tüm dillerden bu dile ve bu dilden tüm sahip olduğu diğer dillere, simültane, ardıl ve kabin yöntemleri kullanılarak çeviri işlemini gerçekleştirdikleri ve çevirmenin ana dili (ya da ana dile eş değer diğer bir dil) olarak konuştuğu dillerdir. Bütün üyelerin en az bir “A” dili olmalı ancak bu sayı birden fazla da olabilmektedir.

B: Çevirmenin ana dili dışında konuştuğu dildir. Çevirmen bu dilde kusursuz hakimiyete sahiptir ve sahip olduğu diğer dillerden bu dile ve bu dilden diğer dillere çeviri işlemini gerçekleştirebilmektedir. Kimi çevirmenler “B” diline aşağıdaki çeviri türlerinden yalnızca birini kullanarak çeviri işlemini gerçekleştirmektedirler.

Pasif Diller:

C: Çevirmenin tam kapasite anlayabildiği ve bu dilden diğer dillere çeviri yapabildiği dillere denir.

Türkçenin ingilizcesi

Osman Gazi’nin Rüyası

Moğol istilası ile Anadolu’da bulunan Selçuklu devleti de parçalanmış ve beylik denilen küçük devletler kurulmuştur. Aydın oğlu Mehmet Bey ege bölgesinde kurduğu beyliğinin başkentini Birgi’de inşa etti. Mehmet Bey burada bilim adamlarını toplayarak yeni eserler yazdırdı ve bazı klasik eserleri de Türkçeye çevrilmesini sağladı. Yine bu bölgeye yakın bir alanda bulunan Osmanlılar beyliği söğüt yaylasında kurulmuştur. Osmanlıların ilk başkenti Bursa’dır.

14.yy’da Osmanlılar beyliği Anadolu’da hızla yayılıyordu. Osman Gazi Şeyh Edebali’nin evinde gördüğü rüyasında göbeğinden dev bir ağacın büyüdüğünü görür. Şeyh Edebali de bu ağacın onun sülalesini temsil ettiğini ve gelecekte neler olacağına işaret ettiğini söyler. Osman Gazi daha sonra Şeyh Edebali’nin kızı ile evlenir ve Osmanlı hanedanlığının tohumlarını eker.

14.yy’dan sonra Osmanlılar Anadolu’da egemen bir devlet olmuşlardır ve burada kalıcı yapılar inşa etmişlerdir. Yaptıkları eserler ile burada kalıcı olduklarını göstermişlerdir. Daha sonrasında sınırlarını batıya doğru genişleterek Edirne’yi almışlar ve burayı başken olarak ilan etmişlerdir. Osmanlıların bu ilerleyişi Bizans ve Kostantinopolis üzerindeki baskısının artmasını sağlamıştır.

Osman Gazi ile başlayan büyük Osmanlı rüyası varisi İkinci Mehmet tarafından gerçeğe dönüştürüldü. İkinci Mehmet henüz 21 yaşında iken 1453’te İstanbul’u kuşatır. 53 günlük bir kuşatmanın ardından 29 Mayıs 1453’te İstanbul’ şehri fethedilmiştir. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet kutsal bilgelik kilisesi olarak adlandırılan Ayasofya Camiine giderek burayı İslami bir merkez haline getirmiştir. Sultan Mehmet şehre camiler yaptırarak Osmanlının yeni başkenti haline getirdi. Bu dönemde inşa edilen kapalı Pazar günümüzde bile dünyanın en büyük kapalı pazarı haline gelmiştir.

Osmanlılar hem batıya hem de doğuya doğru ilerlemeye ve sınırlarını genişletmeye devam etti. Giderek büyüyen bu imparatorluk tek bir merkez olan İstanbul’dan yönetilmekteydi. O dönemde inşa edilen Topkapı Sarayı ile Osmanlı imparatorluğunun yönetimi bu sarayda yapılmaya başlanıldı. Sarayda bulunan haremde kadınlar yetiştiriliyor ve saraydaki erkeklerle evlendiriliyordu. Haremdeki kadınlar yönetimde giderek söz sahibi olmaya başladılar.

Roma İmparatorluğu

Haritaya baktığımızda çizmenin ortasında bulunan bu kent tarihin gördüğü üç imparatorluktan ilkine yani Roma İmparatorluğu‘na merkez olmuştur. Veya kendilerinin deyimiyle Senatus populusque Romanus (Roma Halkı ve Senatosu). Diğer iki imparatorluk ise Osmanlı ve İngiltere imparatorluklarıdır.

Benim aksime bu üç imparatorluktan ilk sıraya İskender imparatorluğunu koyanlar olabilir. Roma’dan önce Makedonyalı İskender’in Doğu’ya yaptığı genişleme Ortadoğu’nun dar geçitlerinde ve büyük kültüründe sıkışarak başladığı yere geri dönmüş lakin Roma’nın ortaya koyduğu medeniyet yüzlerce yıldır toplumların hayatını ve uluslararası politikayı değiştirecek kudrette olmuştur. Roma’nın bu medeniyeti ortaya koymasından da öte bir gerçek var ki oda kurduğu medeniyetin hala ayakta olması ve muhtemelen dünya döndükçe yaşayacak olmasıdır.

Peki, nedir Roma İmparatorluğu’nun bu etkisi? Veya Roma denince akla ne geliyor? Çocuklara bu soruyla gitsem hiç şüphesiz Asterix ve Oburix’in mücadelelerini söylerlerdi. Yetişkinlere gitsek beyaz perdeye yansıyanların etkisiyle Ceasar ve Cleopatra’yı, Kartacalı Hannibalı, Gladyatörü veya son günlerin gözdesi olan Spartacus’u söylerler.

Benim Roma’yı tanımlamada kullanacağım ilk şey Roma yollarıdır. Kendi dönemlerin de şehirlerarasında bir atlı arabanın geçebileceği büyüklükte olan yolları inşa etmişlerdir. Daha o çağda Roma’dan İstanbul’a ulaşan bir yolun varlığı; ticarete, ulaşıma ve güvenliğe büyük katkı sağlamıştır. Ama devlet için asıl önemli olan şey yolun ulaştığı yere devlet memurlarının ve askerlerinin de ulaşmasıdır. Buda devletin oradan vergi toplaması demektir. Ayrıca herhangi bir isyan belirtisinde yollar sayesinde hızlıca asker sevkiyatı yapılır ve isyan hareketi bastırılırdı.

Roma’yı tanıyacağımız bir diğer unsur da lejyonlardır. Roma bozkırın evlatlarının atları altında çiğnenene kadar bu askeri sistem döneminin en iyi sistemiydi ve Roma’yı mutlak zafere ulaştırıyordu. Roma bu sistemle sınırlarını Doğu Anadolu, Suriye, bütün Akdeniz Havzası, İspanya, Galya, Orta Avrupa ve İngiltere’ye kadar genişletmiştir. Ve bu sistemle “Roma Barışı” adıyla markalaşan Pax Romanya’yı sağlamıştır. Sağlanan bu barışla Roma vatandaşı olmak cazip bir hale gelmiştir. Vatandaşınsa vergi yani para demek olduğunu herkesçe malumdur.

Tanımlamada kullanacağım bir diğer unsursa su’ dur. Tarih boyunca su medeniyetin ölçüsü sayılmıştır. Suyu bulunduğu yerde kullanmak kolaydır. Bunu ilk çağda insanlar nehir kenarlarına yerleşerek yapmışlardır. Bu durumun bir üst seviyesi kanallarla suyun yönünü değiştirerek suyu köye, şehre veya nerde kullanılacaksa oraya getirmektir. Bunu da çoğu medeniyet yapmıştır. Ancak kanallarla taşınan suyun buharlaşma sorunu vardır. İşte Roma burada devreye girmektedir. İstanbul’da ir semtin adı olan “maslak” Roma’da suyun buharlaşmasının engellemek için yeraltında kanallarla suyun taşındığı sistemin adıdır. (Unutmayalım ki İstanbul’un bir diğer adı Nova Roma yani Yeni Roma’dır.) işte bu sistem Roma’yı en iyisi yapmaktadır.

Roma’yı tanımlayacağım son unsur ise gladyatör oyunları ve bunun Nova Roma(İstanbul)’daki karşılığı olan at arabaları yarışlarıdır. Roma her aman muhteşem ve bir numara değildi. Yenilgilerin, hastalıkların, açlığın ve kıtlığın her devlet gibi Roma’yı da vurduğu zamanlar vardı. Gladyatör oyunlar burada devreye giriyorlardı. Halkı gündelik hayatın sıkıntısından uzaklaştıracak ve halkın düşünmesini engelleyecek yani uyutulmasını sağlamak için biçilmiş kaftandı Gladyatör oyunları. Oyunlar sayesinde toplumsal hafıza belirli aralıklarla silinecek ve halk yönetimi sorgulamayacaktı. Nitekim öle de oldu.

Başlangıçta da belirttiğim gibi Roma’nın ortaya koyduğu medeniyet ve metotlar günümüzde de hala kullanılıyor. Yolu ele alalım; devlet bir yere varlığını hissettirmek istiyorsa yolunu açar, askerini ve memurunu gönderir ve düzenini oraya yerleştirir. Günümüzde bunun adı Demokrasi ve Medeniye(!) götürmek olsa da Roma’nın sistemi devam etmektedir.

Günümüzde iyi bir askeri sistem demek sözü dinlenen bir devlet ve Pax’ı sağlayacak devlet demektir. Pax Ottomana dağıldıktan sonra aynı düzeni Pax Amerikan’la sağlamaya çalışan Amerika her ne kadar eline yüzüne bulaştırsa da metot devam etmektedir.

Asıl üzerinde durmak istediğim konu Gladyatör oyunlarıdır. Günümüz devletleri de halkını uyutmak için çeşitli yöntemler bulmuştur. Bunların başında izleyen insanlar gördüğü lüks hayata özendiren ve kapitalizmin ekmeğine yağ süren TV dizileri var. Diğer bir uyutma ilacı ise; evlilikten modaya, ses yarışmasından magazin dünyasına uzanan TV şovlarıdır. Bu şovlar en az diziler kadar kapitalizmi kutsamakla beraber toplumumuzun ahlak anlayışını da yıkmaktadırlar. Son günlerde bizi öyle bir hale getirdiler ki; Ahmet Bey’le Perihan Hanımın evliliği kızımızınkinden değerli oldu. Ünlü topçuyla ünlü popçunun yaptıklarını izlemek oğlumuzun yediği haltları hoş görmemize neden oldu.

Günümüzde kullanılan uyutma ilaçlarının en büyüğü ve hiç şüphesiz en büyük kitleye ulaşanı futboldur. Günümüz gladyatörleri futbolcular ve arenaları futbol statlarıdır. Nasıl ki Roma’da Collegyum, Doğu Roma’da (İstanbul) Hipodrom var, Türkiye’de TT Arena, İngiltere’de Old Trafford, İspanya’da Santiago Bernabeu inşa edildi ve kitleler uyutuldu.

Bu konuda içinde bulunduğum ülkede gözlemlediğim şeyler daha yerinde ve doğru olacaktır. Ülkemdeki şehit haberlerinin futbol maçı ve oyuncu transferleri kadar değerli olmadığını kanatıyor. Bir kulübün başkanı yaptığı şeyler dolayısıyla içeri düşmüş ve bunu protesto etmek isteyen taraftarın polisle çatıştığı haberini duymak ayrı bir acı olsa gerek. Ülkemde herkesçe malum iki takımın derbisinin olduğu hafta sonu üç şehit verdik, üç ocağa ateş düştü ama halkımızın umursadığı tek şey futboldu.

Vatan savunmasında o askerlerin yüzde biri kadar etkili olmayan bir futbolcunun cenazesine ise yöneticilerimiz dâhil binlerce insan katıldı.

Derbinin olduğu akşam şampiyon olamayan takımın taraftarları dükkânları taşlamış, kaldırımları sökmüş, polisimize saldırmış ve polis otolarını yakmışlardır. Taraftarların bu olaylarıyla Roma’nın ne alakası var diyenler Nova Roma(İstanbul)’daki 532 tarihli Nika isyanından isyanından haberi yok demektir. Biraz bahsedeyim: Şehir valisi dönemin ünlü taraftar grupları olan maviler ve yeşillerden bir kaç kişi tutuklamıştır. Buna sinirlenen taraftar grupları birleşerek İstanbul’u yakıp yıkmışlardır. Şehir binalarının çoğu harap olmuştur. Bunlar arasında; Ayasofya, Aya İrini, hamamlar ve saray kapısı vardır. İki olay arasında benzerlik gerçekten ilginç.

Bütün bunlardan sonra diyebiliriz ki Roma İmparatorluğu yıkılmış ancak metotları ve medeniyeti devam etmiştir. Yukarda zikrettiklerimiz harici de; yargı, mimarlık vs. konularında da Roma’nın rolü büyüktür ancak diğerlerini açıklamak önemlidir diye düşünüyorum. 1453 Mayısında yıkılan Doğu Roma’dan günümüze 550 yılı aşkın bir süre geçti ancak 21. yy ’da dahi Roma İmparatorluğu devletleri ve toplumları etkilemeye devam ediyor.

10 En İyi Film – Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken Filmler

10 en iyi film listesi, ölmeden önce izle. Fimlerin konusu, Fragmanı, IMDB puanları hakkında her şey.

 1) THE SHAWSHANK REDEMPTION (ESARETİN BEDELİ) – 1994

Bazı insanların izlediğinde ders çıkarması gereken, ibret alınacak bir başyapıt. Yıllardır zirvede yerini korumayı başaran, unutulmaz bir film.

Fragman İzle

Genç ve zengin bir adam olan Dufresne, sevdiği kadını öldürmekten suçlanarak ömür boyu hapis cezası alacaktır. Gittiği hapishane ise, her türlü suçu işlemiş kötü adamların olduğu ve hala suç işlenen bir yerdir. Dufresne ise, hayata bağlılığı ve inancından dolayı, güleryüzlü tutumundan asla vazgeçmeyecektir. Bu tutumu hapishanedeki kötü adamların bakış açısını da değiştirecektir.

Filmi Netflix’ten İzlemek İsterseniz: Esaretin Bedeli İzle

IMDb Puanı: 9.3

 

 2) FORREST GUMP – 1994

Unutulmaz başyapıtların arasında yer alan Forrest Gump, zeka seviyesi 75 olan bir adamın hayatını anlatıyor. Zeka seviyesinden dolayı, devlet okullarına girmekte bile zorlanan Forrest Gump, bir süre içinde aklın almayacağı başarılara imza atar.

Fragman İzle

Zekası ne kadar düşük olursa olsun, fiziksel yönden son derece sağlam olan Forrest Gump, zamanla gelişecek olay zinciri ile izleyiciyi hayal edemeyeceği bir dünyaya götürüyor.

IMDb Puanı: 8.8

Filmi Netflix’ten İzlemek İsterseniz: Forrest Gump İzle 

 

 3) SAVING PRIVATE RYAN (ER RYAN’I KURTARMAK) – 1998

  Aksiyon, macera ve dram kategorisinde izleyebileceğiniz, muhteşem ve unutulmaz filmlerin başında gelen Er Ryan’ı Kurtarmak, 1998 yapımı başyapıtlardan biri.

Fragman İzle

Filmin yönetmen koltuğuna oturan isim Steven Spielberg, senaristi ve yazarı ise Robert Rodat’dır. Filmin unutulmaz başrol oyuncularından bazıları ise, Tom Hanks, Tom Sizemore ve Matt Damon’dur.

Filmi Netflixten İzle: Er Ryan’ı Kurtarmak

5 farklı dalda oscar ödülüne layık görülen filmde, İkinci Dünya Savaşı döneminde, üç erkek çocuğunu kaybeden bir anne, bu kayıplardan dolayı derinden etkilenmiştir. Savaşa giden dördüncü erkek çocuğu için, dua etmekten başka şansı yoktur. Çocuklarını kaybeden bu annenin durumunu öğrenen Başkan, ne pahasına olursa olsun James Ryan’ı sağ salim annesine getirmek için, bir görev başlatır. 8 kişilik bir ekipten oluşan grup, Er Ryan’ı kurtarmak adına görevlendirilmiştir. Yorucu savaş ortamının arasında kalan grubun başı, hem James Ryan’ı bu savaş ortamından çekip çıkarma, hem de ekibini bu zorlu görevden sağ bir şekilde kurtarma düşüncesiyle başbaşa kalır.

IMDb Puanı: 8.6

 

 4) THE GREEN MILE (YEŞİL YOL) – 1999 – 10 En İyi Film

Unutulmaz filmlerin başında gelen Yeşil Yol’da, bir hapishane gardiyanı Paul Edgecomb’un görevi, idam edilecek olan mahkumların hücrelerinden alınarak, elektrikli sandalyenin olduğu ölüm odasına kadar, 1 millik yeşil yol adı verilen yoldan getirmektir.

Fragman İzle

Edgecomb yıllardır birçok idam mahkumunu bu yoldan nakletmiştir. Ancak hiç birisi gardiyan Edgecomb’u, John Coffey kadar etkilememiştir. Coffey, iki küçük kızı öldürmekten dolayı idama mahkum edilmiştir. Ürkütücü görünüme sahip olan Coffey, görüntüsünün aksine fazlasıyla duygusal ve anlaması zor biridir. Bu adam bazı doğa üstü güçlere sahiptir ve Edgecomb onunla yakınlık kurdukça, beklenmedik zamanlarda inanılmaz mucizelerin gerçekleşebileceğine inanmaya başlayacaktır.

IMDb Puanı: 8.5

 

 5)FIGHT CLUB (DÖVÜŞ KULÜBÜ) – 1999

  Chuck Palahniuk tarafından yazılan aynı adlı romanın sinemaya uyarlaması olan kült filmdir. David Fincher tarafılan yönetilen filmde, Brad Pitt, Helena Bonham Carter ve Edward Norton rol almıştır. Fight Club’te filmi anlatanın, tek düze yaşamına ortak olan kronik uykusuzluk sorunu ile hayatı çekilmez bir hal almuştır. Ailesi ve yakın arkadaşları olmayan anlatıcı, bir doktorun tavsiyesi üzerine, kanserli hastaların oluşturduğu terapi grubuna katılır. Bu toplantılarda, Marla ile tanışan anlatıcı, Marla’nın da hasta olmadığını öğrenecektir. Anlatıcı’nın bir yolculuk sonrasında evi yanar ve yolculukta tanıştığı sabun satıcısı Tyler bu durumda arayabileceği tek kişidir.

Fragman İzle

Buluşan ikili birkaç biranın ardından kavgaya tutuşur ve kahramınımız Tyler’ı kendine vurması için kışkırtır. Aralarında gelişen bu kavga Anlatıcı’nın hayatının değişmesine neden olacaktır. Anlatıcı bir süre sonra, Tyler’a taşınır. Tyler’ın kurduğu bir dövüş kulübünde, kulüpte olacakların sayısının 50 kişiyi aşmaması kaydıyla, genç erkekler birbirleriyle dövüşecektir. Popüler hale gelmesi fazla zaman almayan kulüp, durumu günç geçtikçe içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır.

IMDb Puanı: 8.9

 

 6) SHUTTER ISLAND (ZİNDAN ADASI) – 2010

  Yakın zaman başyapıtlarından biri olan Zindan Adası’nda, Massachussets sahili açıklarında bulunan bir adada, suç işleyen akıl hastaları tedavi edilmektedir.

Fragman İzle

Bu hastanede bulunan tehlikeli bir katilin, esrarengiz şekilde kaybolması üzerine, kayboluşunu araştırmak ve soruşturmak için, Teddy Daniels ve Chuck Aule adlı iki polis görevlendirilir. Bu görev iki polis içinde, baş döndürücü bir hikaye haline gelecektir.

IMDb Puanı: 8.1

 

 7) A BEAUTIFUL MIND (AKIL OYUNLARI) – 2001

  John Forbes Nash Jr., genç yaşta geliştirdiği kuramları ile, matematik dünyasının en önemli ismi haline gelir. Fakat bencilliği ve aşırı güveni nedeniyle, kısa süre içerisinde kişisel problemleri ortaya çıkacaktır.

Fragman İzle

Bu problemler ile baş edemeyen Nash, dahilik ve delilik arasında bulunan ince çizgide, deliliğe doğru sürüklenmeye başlar.

IMDb Puanı: 8.2

 

 8) MY NAME IS KHAN (BENİM ADIM KHAN) – 2010 -10 En İyi Film

Rızvan, çocukluğunu annesiyle birlikte, ıssız bir yerde geçiren bir müslümandır. Annesi ölünce Amerika’ya kardeşinin yanına giden Rızvan Khan, orada tanıştığı Mandira adında dul ve Hindu bir kadınla evlilik yapar. Khan aynı zamanda Asperger sendromu hastasıdır. Otizm rahatsızlığının bir çeşidi olan bu hastalık, ömür boyu süren, sosyal etkileşim ve iletişimi engellemeye başlayan, sınırlı davranışlara yol açan ve beyin gelişiminin engellenmesine sebep olan bir hastalıktır.

My Name İs Khan Fragman İzle

Mandira ile Khan evlendikten sonra yaşanan, 11 Eylül saldırılarının ardından faşist kesimler Mandira’nın oğlunu döverek öldürürler. Oğlunun öldürülme sebebi ise, Mandira evlendikten sonra, Khan soyadını almış olmalarıdır.

IMDb Puanı: 8.0

 

 9) SCHINDLER’S LIST (SCHINDLER’İN LİSTESİ) – 1993

2. Dünya Savaşı Dönemindeki Nazi Almanya’sında girişimci bir Alman olan Oskar Schindler, askeriye için metal kap üreten bir fabrika kurmuştur. Bu fabrika için sermayeyi ve iş gücünü ise, Yahudiler üzerinden sağlamaktadır.

Fragman İzle

İlerleyen dönemlerde Yahudiler’in gördüğü baskıya sessiz kalamayan Shindler, onları kurtarmak için bir liste yapacaktır.

IMDb Puanı: 8.9

 

 10) PERFUME: THE STORY OF A MURDERER (KOKU: BİR KATİLİN HİKAYESİ) – 2006

18. Yüzyılda Fransa’da geçen filmde, Jean- Baptiste Greenouille, balık satan bir kadının oğlu olarak tezgah arkasındaki çöplerin arasında dünyaya gelir. Annesi onun da, diğer çocukları gibi öleceğini düşünerek, çöplerin arasına atar. Ancak Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür.

Koku Bir Katilin Hikayesi – Fragman İzle

Jean’in güçlü bir koku alma yeteneği vardır ve bunu çok geçmeden farkeder. Gençlik döneminde bir tabakhanede işe başlayan Jean, bir gün şehire iner. Şehirde güzel ve genç bir kızın kokusunu duyar ve büyüsüne kapılarak onu takip etmeye başlar. Bir süre sonra kıza ulaşır ve kız korkudan çığlık atar. Çevre duymasın diye Jean, hemen kızın ağzını elleriyle kapadır. İşte bu durum kızın ölümüyle sonuçlanacaktır. Jean ölen kızın heryerini koklar ve ölüm ile güzelliğin kokusunu içine çeker.

Bir süre sonra bir koku imparatorluğu olan Giuseppe Baldini, Jean’ın koku alma özelliğini keşfeder ve Jean’ın en zor kokuyu gözleri önünde kısa sürede hazırlaması ile onu bünyesine çalışmaya alır. Bundan sonra Jean’ın tek hedefi herşeyin kokusunu esir edebilmek olacaktır. İnsanların kokusu da buna dahildir.

IMDb Puanı: 7.5

 

 

Aliye Berger

Aliye Berger, 24 Aralık 1903 yılında Şakir Paşa’nın altıncı ve sonuncu evladı olarak İstanbul şehrinde Büyükada’da hayata gözlerini açmıştır. Babası Girit ve Atina’da sefirlik ve valilik yapan Mehmet Şakir Paşa, annesi Giritli Sare İsmet Hanım, amcası Abdülhamit II devri sadrazamı Cevat Şakir Paşa, dedesi Şurayı Askeri Dairesi Reisi Miralay Mustafa Asım Bey’dir. Ressam Fahrelnisa Zeid (doğum yılı 1901) ablası ve Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı (doğum yılı 1890) abisidir. Diğer ablalarının adları; Hakkiye ve Ayşe Suad’dır.

Aliye Berger Eğitimi

Aliye Berger, ilkokul eğitimine 1909 – 1912 yıllarında Büyükada mahalle mektebinde başladı. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı’na kadar Notre Dame de Sion’a devam etti. Okul savaş nedeniyle kapatılınca İstanbul’da Fransızca öğrenim yapan Madame Braggiotti’nin okuluna gitti. Bu arada, resim, müzik dersleri aldı. Aliye’nin öğrenim serüveni 17 yaşında Fransız Büyükelçiliği’nde sınava girip diplomasını almasıyla tamamlandı. Aliye Berger genç yaşlarında Voltaire, August Strindberg, Henrik Ibsen ve Dostoyevski gibi yazarlardan etkilenir, yazar olmak ister.

Berger’in gençlik yıllarında keman çaldığı, hiç resim yapmadığı bilinir. Kendisinin anlattığına göre çocukluk ve gençlik yıllarında üç kez resimle ilgilenir. Resme karşı ilk sevgisini babasının kitaplarını karıştırırken Çin resimlerini gördüğünde duyar. Ağabeyi Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın İtalya’dan gelirken getirdiği çıplak kadın resimlerini gördüğünde resim sanatı ikinci kez ilgisini çeker. Babası Şakir Paşa bu resimleri gördüğünde çok kızar, köşkün her yerinden kaldırır. Aliye Berger çocukluk yıllarında gizlice tavan arasına çıkarak bu resimleri seyreder. Üçüncü kez ilgisi ise 17-18 yaşlarında iken ablası Fahrelnisa Zeid, Büyükada’daki evlerinin bahçesinde resim yaparken bayılınca boyaları ve tuvali bahçede bırakıp içeriye götürülünce açığa çıkar.

Aliye Berger, ablasının içeriye taşınması üzerine onun palet, fırça ve boyalarıyla baş başa bahçede kalmıştı. Böyle bir anda, içinde resme karşı bir kıpırdanma olmasına karşın, ressamlığa başlaması; Karl Berger’ in ölümünden sonra, kaybının acısına dayanamadığını gören ablası Fahrelnisa Zeid’ın onu alarak Avrupa’ya götürmesiyle başlar.

1920 yılında Halife II. Abdülmecid Efendi’nin çağrısıyla İstanbul’a gelip, saray mensuplarına müzik hocalığı yapan Macar keman virtüözü Karl Berger’den keman dersleri almaya başlayan Aliye hocasına aşık olur. 1924 yılında Aliye Berger 21 yaşında iken hocası Karl Berger ise otuzlu yaşlarındadır. Karl Berger, işinde isim yapmış, yakışıklı ve felsefeye meraklı oluşuyla öğrencilerini etkileyen bir yapıya sahiptir. Çok geçmeden Aliye de bu etki alanına girer ve hocasına aşık olur. Çapkın olan Karl Berger’in başka ilişkileri de vardır; bunu bilen ve Aliye’nin durumunu fark eden ablaları Hakkiye ve Ayşe Hanım, Aliye’yi uyarırlar. Ancak Aliye ablalarına “Berger benimle evlenecek!” diyerek rest çeker.
“Bize müzik dersi vermek için gelirdi. Birinci görüşümde değilse, ikinci görüşümde vuruldum ona. Yıldırım çarpmışa döndüm. Ve iyiye, güzele doğru değiştim. Hırçındım, uysal oldum. İçime dönüktüm, dünyaya açıldım. Brahms (Johannes Brahms), Beethoven (Ludwig van Beethoven), Bach’ı (Johann Sebastian Bach )onunla yeniden keşfettim. Dostoyevski’de, Ibsen’de, Strindberg’de yeni anlamlar buldum onunla.”

Ailesi haklı çıkar ve Karl Berger Aliye’den uzaklaşmaya başlar, adı bir başka kadınla anılır. Bunu fark eden Aliye, bir gece elinde tabancayla Karl Berger’in bulunduğu eve gider ve kapıyı açan kişiye silah çeker, kurşun hizmetliyi (bazı kaynaklarda kadını ya da annesini gibi farklı kişileri) yaralar. Aliye 35 gün hapis cezasına çarptırılır, ancak doktor raporlarına göre suç asabiyetle işlenmiştir ve ailenin de sicili göz önüne alınarak Aliye serbest bırakılır. Bu olay, onun Karl’a olan sevgisi karşısında yapabileceklerinin sınırsızlığını gösterir. Aliye Berger, dindar annesine karşı bir müddet gizli de olsa Karl Berger ile birlikte yaşar. Yirmi üç yıllık beraberlik ne yazık ki Karl Berger’in ölümünden 6-7 ay kadar önce resmileşir. Karl Berger 1947 yılında ülkesine konser vermek için Ada iskelesine giderken sokakta kalp krizi geçirerek ölür.

Beraberlikleri boyunca eşiyle felsefe okuyan, ev dekorasyonu ile ilgilenip eşine kıyafetler diken Aliye Berger resimle ilgili değildir. Ancak Karl Berger’in ölümünden sonra yaşadığı acıyı unutmak için, 1947 yılında Londra’da ablası Fahrelnisa Zeid’in yanına gider, burada gravürle tanışır ve hüzünlü anılarını metal plakalar üzerinde kazır. John Buckland Wright’ın atölyesinde eğitim alır. Wright, Yeni Zelanda’da kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçı olarak Londra ve Paris’te çalışmış özgün baskı alanında ismini duyurmuştur. Aliye Berger, Wright’ın atölyesinde resim ve heykel çalışmaları yapar. Heykelden ziyade gravür çalışmalarındaki başarılı uygulamaları, sanatçıyı gravüre yönlendirir. Çeşitli desen ve yağlıboya çalışmaları da mevcuttur.

1951 yılında döndüğü İstanbul’da 140 parça gravürden oluşan, sanat çevrelerinin dikkatini çeken ilk kişisel sergisini açtı.

O yıllarda Türkiye’de gravür çok yaygın değildir. Geçimi için manzaralar, tebrik kartları çalışır, ancak küçük gravürler zor satılır, halk siyah-beyaza alışkın değildir. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın da yaşadığı Narmanlı Han’a yerleşir.

Gravür kazma sürecinde, her zaman hayatında yer etmiş acıları, sevinçleri, anıları ve yaşamından kesitleri ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Küçük-büyük boyutlu gravürler, Berger’in iç dünyasını, yaşamını yansıtır. Kimi zaman fantastik kimi zaman gerçekçi bir yaklaşımla ele aldığı gravürlerinde, dışavurumcu bir anlatımı açığa çıkarmaktadır.

1954 yılında AICA (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Birliği) Kongresi nedeniyle Yapı Kredi Bankası’nın düzenlediği Türkiye’de İş ve İstihsal konulu resim yarışmasında birinciliği Aliye Berger’in “Güneşin Doğuşu” adlı resmi kazandı.

Aliye Berger’in gravürlerinin yaygınlaşmasında Ferit Edgü’nün payı vardır. Edgü, Füreya Koral arşivindeki gravür kalıplarını tekrar bastırır ve bu baskılar, gravürlerin tanınmasında önemli rol oynar.

Aliye Berger desen ve yağlı boya resimler yaptıysa da çoğunlukla oyma baskı tekniğinde, siyah-beyazın ara tonlarında yapıtlar verdi. Aliye Berger, gravürlerini sadece kağıt üzerine basmaz. Tülbent, zımpara kağıtları ve kasap kağıtları gibi farklı malzemeler üzerinde de dener. Bu yönüyle, sanatçının özgün ve serbest bir anlatım dili yakalama çabasında olduğunu söylemek mümkündür. Basılı malzemeler kullanarak, farklı dokular üzerindeki gravürün etkisini görmeye çalışır. Aliye Berger, bu gravür kalıpların üzerinde deneysel çalışmalar yaptığı için kendine özgü bir anlatım dili oluşturmuştur. Kendi ifadesiyle de “Öylesine ki, kazıdığım her gravürü, bir baskıdan, öbür baskıya küçük değişikliklerle geçirdim. Birbirinin aynı, belki hiçbir gravürüm yoktur” der. bazı gravürlerinde, loş ortam ve solmuş çiçekler görülürken, bazılarında canlı çiçekler, Büyükada’dan manzaralar, deniz kıyısı ve aydınlık bir atmosfer vardır. Yaşamının her dönemini gravürlere yansıtmıştır. Ölüm-yaşam gravürlerinin çoğunda görülür.

Yaşamı boyunca dünyanın çeşitli kentlerinde on iki özel sergi açtı, kırk sekiz karma sergiye katıldı.

Aliye Berger, 9 Ağustos 1974 tarihinde İstanbul, Büyükada’da 71 yaşında hayatını kaybetti.

Ölümünden sonra yapıtları çeşitli defalar sergilenmiştir. En büyükleri, 16 Ekim- 1 Kasım 1975 tarihleri arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde düzenlenen sergi ile Yapı Kredi Bankası’nın 11 Şubat-6 Mart 1988 tarihleri arasında düzenlediği sergidir. Sanatçının İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde dört, Albertina Müzesi’nde de üç yapıtı sergilenmektedir.

Kontaktör Uygulamaları Nelerdir?

Kontaktörler ve rölelerin bazen birbirlerinin yerine kullanılabileceği kabul edilir. Bununla birlikte, kontaktör kullanılmasını gerektiren bir uygulamada röle kullanmak kötü sonuçlara sebep olabilir. Çünkü her ikisi de yük kontrolü ve anahtarlaması için kullanılan ve elektrikle kontrol edilen anahtarlar olmasına rağmen, kontaktörleri 10A veya daha üstündeki yükler için kullanmak için uygunken , röleleri 10 amperden daha küçük değerlerde kullanmak daha uygundur.

Kontaktörler ve Rölelerin farkları nelerdir?

Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) tarafından röle şu şekilde tanımlanır; “Bir devredeki kontakların, aynı devrede veya bir/birden fazla bağlı devredeki değişikliklerle kontrol edildiği sistemdir”.

Kontaktörlerin tanımı ise şu şekildedir: “Bir elektrik devresini normal koşullar altında açma  ve kapamaya yarayan sistemdir.”

 

Röleler Kontaktörler
Kısmen daha küçük boyuttadır. Rölelere göre daha büyük boyuttadır.
Daha düşük akım şiddetli devrelerde kullanılır. Hem düşük hem yüksek akımlı devrelerde kullanılır.
Öncelikle şunlar için kullanılır:

 

·       Kontrol ve otomasyon devreleri

·       Koruma devreleri

·       Küçük elektronik devrelerin açılıp kapanması

Genellikle devreyi açıp kapama için kullanılır:

·       Motorlar

·       Kondansatörler

·       Aydınlatma

 

Minimum iki NA/NK kontağından oluşur.

 

3 fazlı güç kontağından oluşur. Bazı durumlarda yardımcı kontaklar da mevcuttur.

 

 

Kontaktörlerin İşlevselliği Nelerdir?

Elektrik akımı, bir cihaza kontaktörlerin kontakları üzerinden ulaşır. Kontaktörlerin ana işlevi, bir elektrik devresini açmak veya kapatmaktır.  Kontaktör, çalıştığı ana üniteden çıkartılarak devre dışı bırakılabilir. Akan elektrik kaynağının olmaması da bağlantıyı yok eder ve manyetik alanı da ortadan kaldırır.

Kontaktör Uygulamaları

3 fazlı uygulamalar kontaktör için, tek fazlı uygulamlar  ise röleler için uygundur. Röleler 250 volta (AC) kadar, kontaktörler ise 1000 volta kadar olan uygulamalar için dayanıklıdır.

Ayrıca koruma aradığınız sistemin görevini de anlamak çok önemlidir.  Aşırı yükün meydana gelebileceği durumlarda ki bu durumda devrenin enerjisinin kesilmemesi insanları ve/veya cihazı riske atabilir, kontaktörler üstün başarı gösterir. Röleler bu korumayı sağlayamaz. Bununla birlikte kontaktör kullanımının ekstra  güvenliği garanti etmediği düşük güçlü uygulamalarda, rölelerin kullanılması maliyetleri azaltabilir.

Kontaktörler aynı zamanda genellikle yüksek akımlı motorları, kondansatörleri ve aydınlatma sistemlerini anahtarlamak için kullanılır. Kontaktörler, normalde kapalı durumda çalışabilmeleri için yardımcı kontaklarla da donatılabilir. Kontaktörler, enerjinin verilmiş veya kesilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, bu konfigürasyonda anahtarlamayı gerçekleşecektir.

Özet

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, aşırı yük durumunun meydana gelme olasılığı bulunan yüksek güçlü devrelerde kontaktör tercih edilmelidir. Özellikle, devreyi enerjinin altında bırakmak, bireyler veya ekipmanlar için tehlikeli ortam oluşturacaksa bu durum geçerlidir.

Öte yandan, kontaktöre yalnızca düşük güçlü devrelerin açılması amacı ile ihtiyaç duyduğunuz durumlarda,  kontaktörün aşırı çalışması muhtemeldir. Bu gibi durumlar röle kullanmak dah doğru olacaktır. Özetle, gereksinimlerinize, uygulamanıza ve tabii ki bütçenize göre karar vermeniz gerekir.

Cihazlarınızın daha iyi korunmasını ve kontaktörlerinizin ömrünün uzun olmasını istiyorsanız, uygulamanızı ve ihtiyaçlarınızı değerlendirebilecek ve tercih edilebilir çözümler önerebilecek bir elektrik uzmanıyla görüşmeyi unutmayın.

Exit mobile version