Hepimizin aklındaki temel soru: “Genç kalmak veya Yaşlanmayı tersine çevirmek mümkün mü?” Aslına bakarsanız yanıt;  “Evet, mümkün!”
Vücudumuz kendini tamir mekanizması ile doğar, nasıl bugün sağlıklı olan bir hücre 6 ay içinde daha zayıf veya kötü huylu bir hal alabiliyorsa(Dejenerasyon); kötü huylu bir hücrenin de ortadan kaldırılarak yerine sağlıklı hücre konması da bir o kadar olasıdır. İşte bu mekanizmanın adı Rejenerarsyon’dur veya bizim bildiğimiz ismiyle “anti-aging”. Tamir ve yenileme mekanizmalarının doğru çalışabilmesi için; vücudumuz doğru enerji ve besine ihtiyaç duyar.
Fakat birçok davranış şekli ve alınan besin, hücrelerde Dejenerasyona neden olur; bizim aralarında çok iyi bildiğimiz ve tercihen uzak durabileceğimiz besinleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:
Sigara
Alkol
Şeker, tuz ve yapay tatlandırıcılar(özellikle aspartam)
Beyaz un
Kimyasal içeren veya kimyasal olarak işlem görmüş yiyecek ve içecekler: çay, kahve, kola, asitli içecekler, çikolata, konserve-şarküteri-mevsim dışı gıdalar, renklendirici veya Monosodium glutamat veya florid içeren veya derin dondurucuda uzun süre kalmış veya mikro dalga ile ısıtılış gıdalar
Yüksek karbohidratlı beslenme
Margarin veya benzeri çok işlem görmüş yağ türevleri ve kızartmalar
Genetik olarak oynanmış hayvan veya bitkilerden elde edilen; süt ve ürünleri, soya ve ürünleri, yumurta, et(Ör: domuz)
Deniz ürünlerinin ağır metal içeren veya kabuklu olanları
Ağır metal içeren veya ağır metale maruz kalan gıdalar (alüminyum pişirme kapları)
Peki Anti-Aging sağlayıp bizi gençleştiren, hücrelerimizi koruyan veya daha iyi hale dönüşüm sağlayan gıdalar ve davranışlar yok mu? Elbette var.
Doğru, yeterli ve soğuk olmayan alkali su tüketimi
Çiğ gıdalar; ıslanmış ve filizlenmiş hububat ve bakliyat
Yeşil lifli sebzeler
Mercimek
Fasülye (özellikle kuru olanları 8 saat ıslattıktan sonra kullanmanızı öneririm)
Kabuklu pirinç(yine yaklaşık bir gün suda bekletin)
Organik süzme keçi yoğurt ve peyniri
Organik zeytinyağı (pişirmeyin), keten tohumu yağı, az miktarda balık yağı, susam ve ayçiçeği yağı(bu yağları günlük yağ ihtiyacının yalnızca bir çorba kaşığı olduğunu hatırlayarak abartmadan tüketmenizi öneririm)
Arı poleni(tabii polen alerjiniz yoksa)
Kelt deniz tuzu(az miktarda)
Deniz yosunu ve spiruluna,
Çim suyu, aloevera
Arpa filizi
Antioxidanlar (özellikle CoEnzim Q10, C ve E vitamini, Piknogenol,Zencefil ve zerdeçal)
Sabah erken saatlerin güneşi (D vitamini) Gentle sunlight (vitamin D)
Orta tempo yapılan hafif egzersiz
Tabii ki iyi bir gece uykusu
Tabi bu maddeler arasında son üçünü birleştirirseniz eminim siz de aynı sonuca varırsınız; akşam erken yatıp ertesi sabah erkenden kalkıp yapacağınız hafif bir yürüyüş en doğru davranış modellerinden biri olacaktır.

GENÇ KALMANIZI SAĞLAYAN 10 ALIŞKANLIK

Düşündüğünüzde Anti-Aging tarzını hayatımıza yerleştirmek için 10 basit alışkanlık edinmek yeterli:
1.Daha fazla su için. Unutmayın ki su hayat kaynağıdır ve vücudumuzun % 50 ila 60’ı sudan oluşur. Susuz kalmanın belirtilerini hatırlatarak kendinizi takip etmenize yardımcı olayım; baş ağrısı, enerji düşüklüğü, yorgunluk, eklem ve kas ağrıları. Günlük yalnızca 8 bardak su içerek sağlık ve enerjinizde büyük bir ilerleme sağlayabilirsiniz. Eğer susuz kalırsanız hem organlarınız hem cildiniz daha hızlı yaşlanacaktır.  Yaşlandıkça susama mekanizmasının bozulduğunu, çay-kahve gibi içeceklerin susamayı azalttığını ama aynı zamanda susuzluğu arttırdığını unutmayın ve susamayı beklemeksizin su içme alışkanlığını geliştirin.
2.Günlük en az 6 öğün yapın. 3 ara ve 3 ana öğün. Çoğu insan sabah kahvaltısı yapmaz ve öğlen yemeğini ise geçiştirir akşamsa geç yenen ağır bir akşam yemeği ile sonuçlanır. Gün boyu kalori azaltmak için yapılan bu davranış ne yazık ki yavaşlamış bir metabolizma ile tartıda kendini gösterir. Daha da kötü olan yeterli ve gerekli besini alamayan vücut daha fazla stres hormonları salgılayarak yaşlanmanızı hızlandırır. Metabolizma aldığı kadar yakma
3.alışkanlığı olan bir makineye benzer, az öğün yapmak metabolizmayı yavaşlatır. Yavaşlayan metabolizma ise kilo almanıza neden olur. Böylesine bir beslenme yalnızca kilo almanıza değil, aynı zamanda kas ve kemik gibi sağlık dokuların azalmasına ve yağ ve ödem dokusunun ise artmasına neden olur.  Vücudunuzun sizin aleyhinize değil, sizin için çalışmasını sağlayabilirsiniz. Kural çok basit; gün boyunca 3 saatten fazla aç kalmayın. Akşamın ana öğün olması genel alışkanlığınız da olsa bunu değiştirebilirsiniz; unutmayın bu kolay olmayacaktır ve bir günde olmayabilir, sabırlı olun.
4.Sağlıklı ve genç kalmanızı sağlayan bir beslenme liften zengin olmalıdır. Günlük beslenmenizin % 60 civarının meyve, sebzeler, tam buğday, çavdar ve tahıl ürünleri, kabuklu pirinç gibi çok lifli işlenmemiş karbonhidratlardan oluşmasına dikkat edin. Yalnızca 1 çorba kaşığı civarı ve beslenmenizin en fazla %20 sini geçmeyen bitkisel işlenmemiş yağ ve %15 oranında da protein olmazsa olmazlar. Ancak unutmayın protein denince her ne kadar aklımıza hayvansal gıdalar gelse de; bizi kemik erimesi ve sağlık sorunlarından koruyan esas proteinler; baklagiller, işlenmemiş soya ve ürünleridir. Hayvansal ürünlerden en sağlıklı olanlarsa organik süzme keçi sütü, yoğurdu ve peyniri, yumurta beyazı ve organik köy tavuğudur. Bu lif miktarını ayarlayabilmenin en kolay yolu, 2 ara öğünde az şekerli mevsim meyvesi, sabah kahvaltısında ise işlenmemiş tahıl gevrekleri tercih etmek.
5.Zararlı olduğunu çok iyi bildiğiniz sigara, çay-kahve, alkol ve benzeri kimyasallardan uzak durun. Unutmayın bu grup hem iç organlarınızı hem cildinizi tahrip ederek erken yaşlandırır. Bu ürünlerin fazlaca tüketilmesi; kemik erimesini hızlandırır, özellikle sigara erken menapoz, akcaiğer-karaciğer-kalp hastalıklarında ve kanser türlerinde artmış risk ile de ilişkilidir. Çay ve kahvenin içindeki kafein ve tein merkez sinir sistemi ve sindirim sistemini olumsuz etkiler, daha sinirli, gergin ve stresli olmanıza neden olur, idrar söktürücü etkileri ile kaliteli suyun vücuttan uzaklaşmasına neden olur. Cildiniz de organlarınız da erken yaşlanır, yaşıtlarınızdan çok daha erken yaşanırsınız.
6.Katkılı, boyalı, işlem görmüş gıdalardan uzak durun. Özellikle konserve gıda, şarküteri ürünler, beyaz un, beyaz şeker, tuz, asitli içecekler ve tatlandırıcılar. Hormonlu ve mevsim dışı gıdalar da tıpkı kimyasal katkılı gıdalar gibi bir çok toksin oluşturarak cildinize ve iç organlarınıza zarar verir.
7.Güneşten kaçının. Güneş ultraviole etkisi ile cildimize en çok zarar veren, kollojen üretimini bozarak daha erken kırışmamıza ve cildimizde düzensiz lekeler oluşmasına neden olur. Sabah evden çıkmadan yarım saat önce 30 spf içeren güneş koruyucunuzu sürün ve gün içinde dışarıda olmak zorunda kalırsanız 4 saate bir güneş koruyucunuzu yenileyin; böylece güneşin zararlı etkilerini azaltabilirsiniz. Unutmayın o çok sevdiğiniz güneş, cildiniz ve organlarınız için en az sigara kadar zararlı olabilir.
8.Sabah erken kalkın ve akşam en geç saat 12’de uyuyarak en az 7 saat uyku için zaman ayırın. İyi uyunmuş bir gecenin sabahında iyi hissettiğimiz kesin ama iyi bir uyku gerçekten de güzellik uykusudur ve en iyi anti-aging alışkanlıklarından biridir. Uykuda hücrelerin tamir mekanizmaları çalışır. Günlük stres kortisol ve norepinefrin salınımı ile yüzümüz ve organlarımızı yaşlandırır. Bu nedenle bu kötü nörotransmiterlerin vücudumuzdan uzaklaştırılması için iyi bir uyku şarttır. Uyku sırasında gençlik hormonu, ayrıca cilt ve savunma sisteminizi güçlendiren melatonin salınır. Geç saatlerde alınan alkol sisteminize uyarıcı norepinefrin gönderir ve bu da erken saatlerde uyanmanıza neden olur. Yatmadan önce yenen yiyeceklerin gençlik hormonunun salınmasına engel olduğunu unutmayın. Kafein ve tein içeren ürünlerden uzak durmanız gerektiğini ise sanırım hatırlatmama gerek yok.
9.Dünya sağlık örgütünün en önemli öğüdünü dinleyin ve açık havada günlük 1 saat orta tempo yürüyüş yapın. Bu hem ihtiyacınız olan temiz oksijeni almanıza yardımcı olur hem de aerobik egzersiz endorfin, diğer adıyla mutluluk hormonu salınmanıza neden olur. Egzersizin kaslarınızı güçlendirip cildinizi gerginleştirdiğini unutmayın.
10.Kendiniz için en doğru antioksidanları seçin. Antioxidanlarınızı öncelikle taze meyve ve sebze gibi besinlerle alın. Bununla birlikte ailenizde kalp hastalığı varsa Coenzim Q10 kullanmanızı, ailenizde erken yaşlanma varsa Piknogenol kullanmanızı, ailenizde kanser varsa zencefil ve zerdeçal tüketmenizi, sık hasta oluyorsanız Resveratrol (üzüm çekirdeği ekstresi) kullanmanızı, kış mevsiminde Viatmin C, baharlarda ise E vitamini almanızı öneririm.
11.Hayatınızın her aşamasında yanınızda olacak bir doktorla çalışın. Hem doğru antioksidanı seçmenize, hem doğru egzersizi hem de doğru beslenme planını sizin için özel olarak hazırlayacak bir doktor kesinlikle en önemli ihtiyacınızdır. Unutmayın tek başına yapılan zayıflama süreçlerinde bir beden incelmenin kişiyi 4 yaş daha yaşlı gösterdiği 200 kadından oluşan ikizlerle yapılmış bir çalışmada ispatlanmış. Kilo kaybetmenin doğru süreçlerle uygulandığında bizi yani hem cildimizi, hem organlarımızı gençleştirir. Bu süreçlerde yanınızda bir doktor olursa hem kilo kaybeder hem daha genç görünebilirsiniz.  Bazen hepimiz bize doğruları hatırlatacak birine ihtiyaç duyarız, öyle olmasa hiçbirimiz çocuklarımızı ateşten uzak tutmak için uyarmazdık. Doğru olduğunu bildiğiniz konuları karşılıklı sorumluluk duyduğunuz bir doktordan duymanızı tavsiye ederim. Görüşmek üzere sevgili okuyucular…
Önceki İçerikHaftada 1 Beden İncelmek İster Misiniz?
Sonraki İçerikMiyom Neden Olur ?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz