Komşu Komşunun Külüne Artık Muhtaç Değil mi?

Gelişen mimari, yaşanılan başkalaşmalar, fikir ayrılıkları ve daha bir sürüsü insan ilişkilerinde
eski tadı vermez oldu artık. Hakim olan düşünce hep ‘Kimse bana dokunmasın, hayatıma
karışmasın, ben de kimseye karışmayayım.’ Oldu ve yoldan geçen her insan sinirli her insan
düşünceli ve birbirine merhaba demekten aciz oldu. Bugün çekinmeden bir komşunuza gidip
1 bardak süt isteyebilir misiniz? Acaba benim hakkımda ne düşünür, beni yargılar mı, beni
tersler mi diye düşünmez misiniz? Dahası siz gideceğiniz komşunun aslında o size gelince
düşüneceklerinizi düşünmesinden korkmaz mısınız?
Tüm bu soruların yanıtları kendi kişisel ilişkilerinizde gizlidir. Ah o eskiler diyip klişe bir cümle
tamamlamak elbette ki istemem ancak yeri gelince 1 ekmeğin yarısını paylaşan insanlara ne
oldu? Kim ve neyi düşünerek bu kadar çıkar düşkünü bir hale gelindi? Yargılama kavramı aynı
bina içindeki insanlara da mı bulaştı? Hep görünmez duvarlar örülmeye başlandı. Kim kimi ne
amaçla kolluyor, kim kime ne amaçla 1 bardak su veriyor hep bunun altında bir şey
aranmaya başlandı. Dostluklar hep uzaklarda aranmaya ve küreselleşmek istenirken aslında
daha da yobaz bir hale gelindi. Kapı komşumuza günaydın demek halini hatırını sormak bu
kadar zor olmamalıydı. Teknoloji alanında gelişirken sosyal alanında bu kadar yozlaşmak
acizlikten öte değildir. İki arkadaş bir araya geldiğinde ilk önce nasılsın demeyi unuttu ve
bunun yerine hadi bir selfie çekelim de instagrama atalım demeye başladı. O fotoğrafla
gerçek dostlara sahip olduğunuza kalpten inanıyor musunuz?
Kendinizi sorgulamaya başlarken bugün ne giysem ya da twitter’a ne yazsam diye
düşünmeyin. Ben nerede hata yapıyorum da bu kadar yalnızlığa itildim diyin. Kimseyi yalnız
olmadığınıza inandırmak zorunda değilsiniz ancak kendinizi yalnız olmadığınıza
inandırmalısınız. Buna inandırırken de kendinizi asla kandırmamalısınız. Bugün kendinize bir
iyilik yaparak şu an evdeyseniz bir kalıp kek yapın ve komşunuza ikram edin. Göreceksiniz ki
sizin kadar onun da buna ihtiyacı olacaktır. Başınız sıkıştığında çalacak bir kapınız olduğunu
bilin. Hayatta her şeyin de karşılıklı olmadığını da. Beklentilerinizi alçak tutmadıkça bir şeyler
elde edemezsiniz. Yalnızlığınızı paylaşmayı öğrenin.
Yaşlı insanlar hep anlatır durur önceden şöyle yapardık böyle yapardık diye, anlatırken bile
içleri heyecan dolar. Onları dinlerken bizler hayal edemediğimiz için sıkılır ve anlam
veremeyiz. Anlattıkları olaylarda hep bir dostları bir komşuları dahil olur işin içine. Eskiden var
olan ‘komşuluk’ kavramını bilmeyen biz hor görürüz bu hikayeleri. Abartı bile gelir hatta.
Anneannemiz başlar anlatmaya… Bir gün çok işim vardı yetişemiyordum da komşum yardıma
yetişti diye. Nasıl olurda bir komşu başka bir komşunun işini halleder ki diye geçer içimizden.
Sosyal ağlarda tanımadığımız insanları benimseyip onları takip ettiğimizi unutur ‘olur mu
anneanne sende abartıyorsun biraz’ diye cevabı yapıştırırız. Bilmiyoruzdur çünkü o
samimiyetin ne olduğunu. Soğuk dört duvarlardan başka komşuluk eden yoktur bize.
Sizce de insanlık körelmedi mi? Duygu düşünce hassaslığı hep mantıkla yer değiştirmedi mi?
Mantığa uygun hareket etmek elbette önemli. Peki ya kalp? Hisler ne olacak hiç düşündünüz
mü? Sorular sorular sorular… Hep cevabını bildiğimiz ama asla sesli olarak dillendirmediğimiz
sorular. Gelin bu gidişata bir son verelim ve herkes kalbinin içini süpürsün ve insanlık
tertemiz olsun. Eskinin yeri elbette dolmaz ama yeniden bir düzen kuralım. Olmayacak bi şeyi
değil dostluğu tutalım.

Önceki İçerikÖstrojen Hormonu
Sonraki İçerikBitkisel Çaylar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz