Evet sevgili okuyucular. Bugün sizlere ülkemizin kanayan yarası Suriyelilerden ve kendi ülkemizde nasıl 2. sınıf vatandaş muamelesi gördüğümüzden bahsedeceğim
Haziran ayının başlarında bir tanıdığımı tedavi ettirmek için Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdüm. Muayeneden sonra Dr, “muayene ücretini yatırıp gelin, ondan sonra reçete yazayım” dedi. Ben, ‘Dr. Bey bu adam yoksul ve kimsesiz. Siz reçetesini yazın, ilaçlarını da ben alayım’ deyince yüzüme bile bakmadı, “gidin parayı yatırın” karşılığını verdi. İsteği yerine getirdim.
            ***
Aradan bir süre geçti. Aynı hastanede çalışan bir tanıdığımla sohbet ederken şunları anlattı:
“Suriyeli çok hasta var. Her şey bedava olunca bıktırıyorlar. Ahlakımızı bozacaklar. Bir bayan kadın doğumda yatarken, Suriyeli kadının birisi kendisine, “eşine söyle de beni ikinci eş olarak alsın”demiş.
Hastanedeki Suriyeli kadınların yüzde 70, 80’i kadın doğumda, …”
Hastane bunları neye göre bedava muayene ediyor, ilacı nasıl bedava alıyorlar diye sordum. “Mülki amirlerin verdiği belge ile” dedi.
Benim götürdüğüm hasta Türkiye’de askerlik yaptı, Bağ Kur’lu olarak devlet bütçesine epeyce para ödedi, sonra bir hastalık nedeniyle primlerini tamamlayamadı, sosyal güvenceye kavuşamadı.
Türkiye’de, TC’ne ve Türk halkına zarar vermeyen, yurttaşlık görevini yapan bir Türk, TC’nin Dr. ve Sağlık Bakanlığı’ndan karşılıksız yararlanamıyor ama devletine başkaldırmış veya ülkesinden gelmek zorunda kalmış yüz binlerce Suriyeli karşılıksız yararlanıyor. Ben bunu şöyle yorumluyorum:
Türkiye’de Türkler ikinci sınıf insan yerine konurken, yabancılar birinci sınıf insan yerine konuyor. 
            ***
15 gün kadar önce Konya’nın Arapoğlu yokuşunu gezdim. Baktım, Suriyeli mülteciler telefon, berber, yemek dükkânı gibi çok sayıda işyeri açmışlar.
Birkaçının dükkânına girdim, hal hatır sordum. Bu arada duvarlara baktım, hiç birisinde “Vergi Levhası” yok.
Türkiye’de Türkler vergi levhasız işyeri işletsinler bakalım başlarına ne gelir. Evvel Allah maliyeciler analarından doğduğuna pişman ederler.
Bu farklılığın da hükmünü verelim:
Türkiye’de Türkler parya, Suriyeliler efendidir.
            ***
İçişleri eski bakanlarından birisi, altın kaçakçısı, kara para aklayıcısı İranlı Rıza’nın “ayağını öpmeye” kalkmıştı. Bugüne kadar bir bakanın bir Türk’ün önünde eğildiği görülmedi, açlıktan baklava çalan çocuklarımız yıllarca hapishanelerde yattı.
TC’nin birikimleri satılırken yabancıların bizden avantajlı olduklarını biliniyor.
Türk kadınlarının doğumları için özel kanunlar çıkarılırken;
Doğum yapacak yabancı kadınların çocuklarının Türk vatandaşı olabilmeleri için özel kanun çıkarıldığını,
Irak ve Suriyeli katillerin Türkiye’nin imkânlarından yararlanmada Türklerden daha avantajlı olduklarını da biliyoruz. 
Bunları da özetleyelim:
Türkiye’de Türkler ahmak, avanak, Nazi suçlusu, sağmal, ırgat, paslı teneke yerine konurlarken yabancılar efendi, suçsuz, ağa, paşa oluyorlar, alın terimizi yiyorlar, tapularımızın sahibi oluyorlar.
            ***
Yazımızı Türkiye’nin Türklerine bir iki soru sorarak bitirelim:
Türkiye’nin Türkleri, nasılsınız, iyimi siniz?
Tekmelenmek, ezilmek, horlanmak, sağılmak güzel mi?
Uyanmak gibi bir niyetiniz var mı, varsa ne zaman?

Önceki İçerikYaz Tatilinde Egzersiz
Sonraki İçerikJapon Çocukları mı Türk Çocukları mı?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz