Şah ve Sultan

Şah ve Sultan: Kitap Yavuz Sultan Selim dönemini etkileyici bir biçimde, harika bir üslupla anlatmış. Osmanlı Devleti’nin en asabi hükümdarı olarak bilinen Yavuz Sultan Selim ve Safevi Devleti şahı Şah İsmail’in arasında ki ilişkiyi derinlemesine ele almış. Kitap içerisinde harika bir üslupla anlatılmış tasvirler okuyucuyu kedisine hayran bırakıyor.  Kitabın bir farklı özelliği de şu ki: iki farklı kişinin ağzından yazılmış. Bir bölümü Şah İsmail’in yakınında bulunan Kamber Can tarafından bir bölümü ise Yavuz Sultan Selim’in yakınında bulunan Can Hüseyin tarafından anlatılmış.

Kitap Kamber Can’ın yanında kaldığı Babaydar’la konuşmasından itibaren başlıyor. Babaydar kamber Can’ı büyütmüş, ona sevgisini vermiş. Onun babası değilmiş bu yüzden Kamber Can ona baba yerine Babaydar diye hitap etmiş. Kamber Can sık sık ailesiyle ilgili sorular sormuş ancak hiçbir zaman yanıt alamamış.

Bir sabah Babaydar Kamber Can’la uzun uzun sohbet eder. Ona bir yıldız torbası hediye eder. Buna yıldızlarını koy ve sakın ha sakı yanından ayırma der. O günden sonra ise Kamber Can’ı Şah İsmail’in yanına götürmek için Şah İsmail’in sağ kolu olan Aka Hasan gelir.Aka Hasan Kamber Can’ı Babaydar’ın evinden alır ve Şah İsmail’e götürür. Yolda ona hep iyi davranır.Kamber Can’ın Babaydar’dan ayrılma üzüntüsünü biraz olsun azaltmak için ona hikayeler anlatır, bir ikiz kardeşi olduğunu ve kendisinin de ondan ayrı oluğunu söyler. Kamber Can aslında Aka Hasan’ı seviştir ama neden Babaydar’ın yanından aldıkları bir türlü anlamamıştır. Şah İsmail’in yanına niye getirildiğine dair kimse bir şey söylememektedir. Ona bir köle gibi davranılmadığı bir gerçektir ama bir efendide değildir.

Kamber Can yavaş yavaş saraya alışmışken bir gün aniden hadım ettirilir. Her olayda olduğu gibi bununda nedenini niçinini bilmemektedir. Bunu yapanı bilse ondan hesabını soracaktır ama kimin emir verdiğini de bilmemektedir.

Zaman böyle ilerlerken Şah İsmail halkın gözünde oldukça iyi bir yere gelmiştir. Halk ona her geçen gün daha da bağlanmıştır, ancak günler geçtikçe ülkenin dirliği bozulmaya başlamıştır. Alevi olmayan suni halk canice kaynar kazanlarda ölüme terk edilmiştir. Meydanda bir sürü kişi öldürülmüştür.  Ancak bunların hepsi halka gözlerini boyayacak bir şekilde anlatılıyordur. Şah İsmail ise tek eşli iken birden fazla eşli hayata geçmiştir. Bir çok baba eş olması için ona kızını getirirken o bunların yanında güzeller güzeli Taçlı Hatun’uda kendine eş olarak isteyip hadım ettirilen Kamber Can’ı da  ona köle tayin etmiştir. Kamber Can bu durumdan oldukça memnundur. Devletin en güzeli Taçlı Hatun’a en yakın olmak işine gelmiştir. Böylece Taçlı Hatun’u yakından tanıma fırsatı eline geçmiştir. Taçlı Hatun’un bir çocukluk aşkı vardır  ve hiçbir zaman kendisini Şah İsmail’e teslim etmez. Hatta bir gün çocukluk aşkı Ömer’in hediye ettiği inciyi Şah İsmailgizlice alıp kulağına küpe yaptırmıştır.

Safevi devletinde günler böyle geçerken Osmanlı devletinde ise Yavuz Sultan Selim Amasya’da şehzadelik yapmaktadır. Babası Şah İsmail’in yaptığı bir çok şeye tepkisiz kalırken o bu duruma çok kızmaktadır. Bunların görmezlikten gelinemeyecek şeyler olduğunu düşünmektedir. Babasına Şah İsmail’e saldırmaları gerektiğiyle ilgili haber göndermiştir ancak karşılığında babasından ters tepki almıştır. Babasının bu olay karşısında tepkisiz kaldığını gören Yavuz Sultan Selim ise Şah İsmail’i yakından görmek için Safevi Devleti’ne gitmeye karar vermiştir. Yanında yoldaş olarak bir tek can dostu Hüseyin vardır.

Safevi Devleti’ne bir derviş olarak gizlice giren Yavuz Sultan Selim ve Hüseyin’i beklemedikleri bir sürpriz karşılar. Hüseyin’in yıllar önce ayrıldığı ikiz kardeşi Şah İsmail’in sağ kolu Aka Hasan’dır. Onları gören Safevi devleti askerleri Hüseyin’i Aka Hasan sanıp yanlarına koşmaya başlayınca Yavuz Sultan Selim tedirgin olmuştur ancak bir aksilik çıkmamıştır. Aka Hasan olayları kontrol altına almak için Hüseyin’in yanına gitmiştir ancak Yavuz Sultan Selim bir şekilde Şah İsmail’in karşısına çıkıp onla satranç oynamıştır. O Sırada ise Şah İsmail’in yanında eşleri ve yakın dostları da vardır. Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i çok yakından tanıma fırsatı bulmuştur ve onu satrançta yenmiştir. Aka Hasan ve Can Hüseyin ise perde arkasından iki lideri izlemektedir. İki ikiz kardeş ve iki ayrı lider. Eğer birisi kılıcına davranacak olsa kim kime dost kim kime düşman belli olmayan bir ortamda Can Hüseyin’in içi kan ağlamaktadır.

Ertesi gün ise Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i yakından görüp amacına ulaştığı için Amasya’ya dönmeye karar verir. Can Hüseyin Aka Hasan’a hiçbir şey söylemeden geri dönmek zorunda kalır ve bunun pişmanlığını günlerce yaşar…

Yavuz Sultan Selim’in Safevi Devletine yaptığı bu gizli gezi duyulduğunda babası çok kızar. Bu fevri hareketi karşısında tahtını şehzade Ahmet’e bırakmaya kalkar ve Yavuz Sultan Selim babasıyla tartışır. Onu iterek düşürür ve babası ‘ Oğul beni zebun ettin, inşallah şir-pençeler elinde can veresin!’diyerek beddua eder. Şir pençe ise aslan pençesi demektir.

Yavuz Sultan Selim’in babası Sultan Beyazid öldüğünde Yavuz Sultan Selim kardeşlerini mağlup ederek tahta geçmiştir ve ilk işi Safevi Devleti’ne sefer düzenlemek için hazırlıklara başlamak olmuştur.Bunu duyan Şah İsmail ise önceleri kendine güvenirken sonra karış karış kaçacak toprak aramıştır. Günlerce kaçmıştır. Bu süre içerisinde Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i arayıp ona mektuplar yazıp mesajlar göndermiştir. Aralarında geçen diyologlar, ilginç hediyeler bunun sadece askeri bir savaş değil aynı zamanda iki büyük liderin zeka savaşı olduğunuda göstermiştir.

Bir gün Yavuz Sultan Selim’e Şah İsmail tarafından hediye sandığıyla birlikte bir mektup gelmiştir. Mektupta her zaman ki gibi bir dörtlük yazmaktadır ve sandığın dibinde insan pisliği vardır. Buna karşılık olarak Yavuz Sultan Selim bir dörtlük, bir sandık dolusu bal göndermiştir ve şöyle demiştir ‘ Biz soframızda ne yersek, onu armağan ederiz.’

Yavuz Sultan Selim başkaldıran alevileri Şah İsmail ise sunni halkı öldürmüştür günlerce. Bu duruma dur demenin zamanı geldiğinde Şah İsmail ne olacaksa olsun deyip Yavuz Sultan Selim’in karşısına Çaldıran’da karşısına çıkmıştır. Çaldıran Savaşı’nda kim kime dost kim kime düşman belli değildir. Can Hüseyin ise hayatı boyunca bedelini ödeyemeyeceği bir hata yapmıştır. Elinde ki silahla, uzaktan seçemediği birisini vurmuştur ve o kişi ikiz kardeşi Aka Hasan’dır. Kardeşini vurmanın bedeli olarak ise Aka Hasan olmaya karar vermiştir. Yani aralarında ki benzerlikten dolayı kimse onu tanımayacağı için Aka Hasan olarak Şah İsmail’in yanında yerini almıştır.

Çaldıran Savaşında Şah İsmail mağlup edilmiştir ve Şah İsmail savaştan eşi Gülizar Begüm ile oğlunu alıp kaçmıştır. Bu ise Taçlı Hatun için bir yıkım demektir. Çünkü Şah İsmail onu savaşın ortasında bırakıp karısıyla birlikte kaçmıştır. Savaş sonunda tüm kadınlar intihar ederken Taçlı Hatun hadım ettirilen köle Kamber Can için hayatta kalmıştır.

Savaştan sonra İstanbul’a getirilen ganimetler, köleler ve kadınlar en iyi şekilde muhafaza edilmiştir. Yavuz Sultan Selim ise Safevi Devleti’nin başkenti Tebriz’e bir vali atayıp İstanbul’a gelmiştir. Şah İsmail’in eşlerinden birisi olduğunu anladığı Taçlı Hatun’u gören Yavuz Sultan Selim Taçlı Hatun’dan etkilenmiştir fakat düşmanının salyasının bulaştığı bir kadına el sürmeyeceği için Taçlı hatun’u bir başkasıyla evlendirmiştir. Ancak kocasıda onun bir emanet olduğunu bildiği için Taçlı Hatun’a el sürmemiştir.

Şah İsmail ise Taçlı Hatun’un hasretiyle yanıp tutuşurken onu Yavuz Sultan Selim’e yar etmektense öldürmeye karar vermiştir. Bunun içinde Hüseyin’i görevlendirmiştir. Ancak Hüseyin İstanbul’a geldiğinde öğrenir ki Yavuz Sultan Selimçıktığı bir sefer sırasında sırtında çıkan aslan pençesi denilen bir çıbanı sıktırdığı için vefat etmiştir. Bu durum karşısında Taçlı Hatun’u öldürmekten vazgeçip Tebriz’e dönmüştür.

Kocası ve gizliden gizliye oşlandığı Yavuz Sultan Selim’in ölümüyle yıkılan Taçlı Hatun yataklara düşmüştür. Yanında ise yine Kamber Can vardır. Kamber Can ise Taçlı’nın aşkıyla eriyip biterken Taçlı son nefesinde Kamber can’a aşkını itiraf eder ve o gün Kamber Can’ın en mutlu günüdür.

Taçlı öldükten sonra yıldız kesesinden ayrılmak isteyen Kamber Can kesenin içinde bir mektup bulur. Bu mektubu Babaydar yazmıştır ve onun ailesini açıklamaktadır. Kamber Can aslında Şah İsmail’in öz be öz yeğenidir. Bu durum karşısında Kamber Can öz amcası Şah İsmail’den biz kez daha nefret eder. Çünkü onu sırf taht kavgası çıkmaması için hadım ettirdiğini anlar. Hak ettiğini alamadığını anlar. Kalan günlerini Taçlı’nın mezarı başında geçirir. Bir gün o mezarın başında bir derviş görür ve nedensiz yere o dervişe her şeyini anlatır. İlgi çekici yanı şu ki; o derviş Taçlı’nın çocukluk aşkı Ömer’dir…

[poll id=”2″]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here